Tekirdağ Hayrabolu

Tekirdağ Hayrabolu

Bir ucundan, diğer ucuna, yürüyerek 20 dakikada gidilebilen, küçük bir yer. Ama, Tekirdağ limanına yakın olması nedeniyle, yakın zamanda birçok fabrikanın kurulduğu ve kurulması düşünülen, bunun sonucunda ekonomik hayatı yoğunlaşacak bir yer.

Özellikle, baştaki “h” harfi çıkarılarak, yerlileri tarafından “ayrabol” olarak okunur, söylenir ve şive edilir.

Hayrabolu

ULAŞIM

Tekirdağ-Edirne kara yolu üzerinde, oldukça merkezi bir konumdadır. Hayrabolu-Tekirdağ arası uzaklık: 52 km.

TARİHİ

Hayrabolu’nun eski adı: Chariupolis. Yani: rüzgarlı şehir. Bugünkü ismi ise, Türkler tarafından fethedilmesinden sonraki adı olan “Hanripol” kelimesinden “Hayri-bol” ve son olarak “Hayrabolu” olmuştur.

Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalarda: tarihi süreç içinde: Makedon, Hun, Avar, Peçenek, Roma, Bizans egemenlikleri ve 1368 yılında, Türkler tarafından bölgede hakimiyet kurulması.

Türk güçlerinin yoğunluğunu, Yörükler oluşturmuştur. Bu Yörük güçlerinin komutanları ise, Hayrabolu ve Çorlu yörelerinde otururlarmış. Tabii bunlarla birlikte, bölgede, çok sayıda, Yörük boyları yerleşmiştir.

1829 ve 1878 yılında Ruslar, 1912 yılında Bulgarlar ve 1914 yılında Yunanlılar, bölgeyi işgal ederler. 1922 yılında, işgal sona erdirilir.

 

HAYRABOLU KURULUŞ EFSANESİ

Söylenenlere göre: Hayrabolu’nun bulunduğu yer, antik dönemlerde: ormanlıktı. Bir gün: bu bölgenin dışında yaşayan, göçebe bir kavimin koyunları, buralarda kaybolur.

Bütün kabile, günlerce, ormanlarda koyunlarını ararlar. Bu aramalardan bitkin düşen bir çoban: böğürtlen ve diğer yemişlerin bol olduğu bir yerde oturup, biraz dinlenmek ister.

Dinlenirken, çalılıklardan topladığı yemişleri yemeye başlar. O anda, hiç beklenmeyen bir olay olur.

Çobanın üzerine oturduğu taş, döner ve güney istikametinde oturmuş olan çoban, kuzey istikametinde oturur hale gelir.

Bu durumdan çok korkan çoban, koşarak oradan uzaklaşır ve kabilesinin bulunduğu yere gider.

Durumu, yani taşın dönmesini, kabile reisi ve ailesine anlatır. Çobanın anlattıklarını dinleyenler, hep birlikte Döner Kayanın bulunduğu yere gitmeye karar verirler.

Giderler, çobanın söylediği kayayı bulurlar. Kaya, hafif yüksek bir bayırda bulunmaktadır.

Bayıra tırmandıklarında, bir bakarlar: günlerdir aradıkları koyunlarının hepsi oradadır. Bunun üzerine, kabile, bulunduğu yeri terk eder ve gelip buraya, bayırın bulunduğu yere yerleşirler.

Evet, koyunların bulunduğu bayır, günümüzdeki Hayrabolu’nun bulunduğu yerdir.

Döner kayanın bulunduğu yer ise: Kahya Mahallesinde, mezarlıklar mevkiindeki “Döner kaya” olarak anılan yerdir.

Kaya, günümüzde toprak altında kalmış olmasına rağmen, bulunduğu mevki olarak kuzey rüzgarlarını almaktadır.

Zaten bu nedenle, Hayrabolu yöresine “Rüzgarlı şehir” de denilmektedir.

Tekirdağ Hayrabolu

GENEL

Bölgenin en verimli toprakları, Hayrabolu ilçesi sınırları içinde, Ergene havzasında, Hayrabolu deresi vadisindedir.

Hayrabolu deresinin oluşturduğu bu vadinin, güney yamacı daha diktir.

Zaten, Hayrabolu deresi, ilçe merkezinden de geçiyor ve Ergene ırmağına dökülüyor. Bu topraklar üzerinde: ayçiçeği ve buğdaya dayalı, tarımsal faaliyetler sürdürülüyor.

İklim durumu incelendiğinde, bölgede: Trakya geçiş ikliminin egemen olduğu görülür. Buna göre, kışlar oldukça yağışlı ve çok soğuk, yazlar ise az yağışlı ve sıcaktır.

Trakya’da, çoğu yörede olduğu gibi, burada da, büyük askeri tesisler var. Özellikle, tatil günlerinde, çarşıda asker kişi sayısı yoğunlaşıyor. Zaten: ilçede, internet kafe ve birahane sayısı, üst düzeyde. Her ana cadde veya ana caddeye yakın sokakta, bir internet kafe görmek mümkün.

 

AYÇİÇEK FESTİVALİ

Bu festival, Hayrabolu ilçesinde, 1991 yılından bu yana yapılmaktadır. Her yıl Ağustos ayının, 2. haftasında yapılan bu festivalde: konserler, yelkenli yarışları, fuarlar, motokros yarışları ve diğer çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

 

NE YENİR. NE İÇİLİR

Hayrabolu’da, peynir helvası. Bu tatlı: höşmerime benzen ama höşmerim değildir. Kemalpaşa tatlısından daha büyük ve tuzsuz peynirle yapılır.

Hayrabolu Meslek Yüksek Okulu

HAYRABOLU MESLEK YÜKSEK OKULU

Aydınlıkevler Mahallesi Osman Eseler Caddesindedir.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesine bağlıdır. 1993 yılında eğitim öğretim hayatına başlamıştır. 5 bölüm ve 5 programla eğitim sürdürülmektedir.

Hayrabolu Meslek Yüksek Okulu

Üniversite, Hayrabolu Meslek Yüksek Okulu için yeni bir bina yaptırmaktadır.

 

GEZİLECEK YERLER

Tekirdağ Hayrabolu  Sarsan Baba (Şair Ahmedi) Türbesi

SARSANI AHMED TÜRBESİ

Kanuni Sultan Süleyman’ın, deve kolları komutanı ve çağının büyük şairi: Melami pirlerinden Ahmed-i Serban’ın türbesi burada bulunuyor.

Şair, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşamış ve Bağdat seferine katılmıştır.

Türbe yapısı: 1527 yılında yapılmıştır.

Kaygusuz isimli bir divanı bulunmaktadır.

Bu kişi: Hayrabolu’ya yerleşmiş ve 1545 yılında ölmüştür.

Tekirdağ Hayrabolu Ulu Cami (Güzelce Hasan Bey Camii)

ULU CAMİ (GÜZELCE HASAN BEY CAMİİ)

Sultan II. Beyazıt’ın damadı Güzelce Hasan Bey tarafından, 1500 yılında yaptırılmıştır.

1877 yılında, restorasyon yapılmış olup, 1920 yılındaki depremde büyük hasar görmüştür.

1947 yılında yeniden onarım görmüştür.

Bu cami hakkında ilginç bir not var.

Amerika’daki Southern California Üniversitesinden bir heyet gelerek, cami mimarisi üzerinde çeşitli incelemeler yapmışlar ve bu incelemeler sonucunda: caminin ses ve gün ışığı alma sistemlerini çok beğenmişlerdir.

 

HACILAR KÖYÜ TÜMÜLÜSÜ

Yüksekliği: 9.5 metre ve çapı: 60 metredir.

Kaçak kazı tahribatları nedeniyle 1995 yılında Tekirdağ Arkeoloji Müzesi tarafından kurtarma kazısı yapılmıştır.

Kazılar sonucunda, Tümülüs içinde: kremasyon mezar tipi bulunmuştur.

Buna göre: ölü, yakıldığı yere gömülmüştür.

Mezar çukurunun önünde, ziyafetlerin yapıldığı ve atının yakıldığı yuvarlak bir çukur daha bulunmuştur.

Gömülen kişi, mezarda bulunan kılıç, mızrak ve kalkanından anlaşıldığına göre, Roma  döneminde yaşamış, Traklı bir komutandır. MS.1.yüzyıla tarihlenir.

Tekirdağ Hayrabolu Paşa Camii

PAŞA CAMİ

1419 yılında yapılmıştır. Yöre halkı tarafından “Çelebi Sultan Mehmet Camisi” olarak da bilinir.

Camiyi yaptıran, Çelebi Sultan Mehmet, mimarı ise: Hacı İvaz’dır.

Cami yapısı: 1875 yılında, büyük onarım görmüştür.

Ayrıca: 2004 yılında yeniden bir onarım görmüş ve 2005 yılında ibadete açılmıştır.

 

Tekirdağ Hayrabolu Hacılar Köprüsü

HACILAR KÖYÜ KÖPRÜSÜ

1859 yılında, Vali Ahmet Ataullah Bey tarafından yaptırılmıştır.

Tekirdağ yolu üzerinde, Hayrabolu deresinin üstündedir.

Altı gözlü bir köprüdür.

Ancak, ilk yapılan orijinal köprü daha sonra yıkılmış ve 1861 yılında yeniden yapılmıştır.

Köprü: günümüzde de kullanılmaktadır.

Hayrabolu Kalesi

HAYRABOLU KALESİ-KALETEPE

Hisar Mahallesindedir.

Kale, ilçenin en yüksek noktalarından birine kurulmuş olup, bir gözetleme ve savunma noktası olarak kullanılmıştır.

Eski adı Chariupolis (Rüzgarlı Şehir) olarak bilinen Hayrabolu, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim yeriydi. Kale bu dönemlerde inşa edilmiş ve Osmanlı fethine kadar çeşitli güçlerin elinde kalmıştır.

1357 yılında Osmanlılar tarafından fetih edilen Hayrabolu, kısa süre sonra elden çıkmıştır. 1368 yılında, Sultan I Murat, burayı kalıcı olarak Osmanlı topraklarına katmıştır.

Evet, kalenin bulunduğu tepe Ergene Ovasının panoramik manzarasını sunar. Kale kalıntılarına ulaşmak için kısa bir yokuş tırmanmak gerekir. Ziyaretçiler kale kalıntıları arasında dolaşırken, ilçenin tarihine dair bir yolculuğa çıkarlar.

 

 

Hayrabolu Çelebi Sultan Mehmet Camii

ÇELEBİ SULTAN MEHMET CAMİİ

Hisar Mahallesindedir. Paşa Camisi olarak da bilinmektedir.

Cami, Çelebi Sultan tarafından 1419 tarihinde yaptırılmıştır.

Kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır.

Doğu cephesinde, 7 sütunun taşıdığı 8 kemerli revakları bulunur.

Kuzey kısımda minaresi bulunur.

Hayrabolu Çelebi Sultan Mehmet Camii haziresi

Caminin doğusunda, çok sayıda mezar taşı bulunan büyük bir haziresi vardır. Bu mezar taşlarının Kırım Geray Hanedanı mensuplarına ait olduğu hakkında, cami girişinde bilgilendirme panosu bulunuyor. Üç buçuk asır boyunca Kırım Hanlığına hükümdar veren Geray Hanedanı mensupları, 16’ncı yüzyıldan itibaren Osmanlı devleti topraklarına yerleşmeye başlamışlardır. Eski Osmanlı topraklarında Gereylardan kalan maddi izlerin büyük çoğunluğu mezar taşlarıdır.

Günümüzde hazirede, Geray Hanedanına mensup üç mezar taşı bulunmaktadır.

2024 yılında camide restorasyon çalışmaları başlamıştır.

 

 

HAYRABOLU KENT ORMANI-SEVGİ ORMANI

Aydınevler Mahallesindedir.

Ormanın içinde yürüyüş yapılabilir, piknik yapılabilir ve kuş sesleri eşliğinde dinlenebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Tekirdağ şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Edirne şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Tekirdağ Muratlı

Tekirdağ Muratlı

Muratlı, küçük bir yer. Özellikle: bir zamanlar, burada göçmenlerin yerleşmiş olmasıyla tanınıp biliniyor.

Bunun yanında: yine bölgede olduğu gibi, burada da yoğun fabrika yapılaşması var.

Bunun doğal sonucu olarak, bu fabrikalarda çalışan işçilerin yerleştiği ve yaşadığı bir yer olarak biliniyor.

Tekirdağ Muratlı

ULAŞIM

Muratlı ilçesinin bağlı bulunduğu Tekirdağ il merkezine olan uzaklığı: 23 km. dir. Muratlı-İstanbul arasındaki uzaklık: 150 km. Muratlı-Çorlu arasındaki uzaklık: 40 km. Muratlı-Lüleburgaz arasındaki uzaklık: 36 km.

TARİH

Osmanlı Sultanı I. Murat: bir sefer dönüşü, bu bölgeden geçerken, bu bölgeyi çok beğenir ve eski kara yolu köprüsü yanında, ordugah kurar.

Bu sırada: yaveri, hükümdara: “Sultanım, bu beldeyi çok beğendiniz, buraya ne isim koyalım?” der.

Bunun üzerine, Sultan Murat “Murat Eli olsun” der. Böylece, yöreye “Muratlı” ismi verilir.

Yörenin tarihi geçmişindeki diğer öne çıkan hususlar: Sultan II Beyazıt ile oğlu Yavuz Sultan Selim’in: bu topraklarda savaşmış olmalarıdır.

Ayrıca: Yavuz Sultan Selim; Edirne istikametinde ilerlerken, Muratlı ilçesinin Yukarı Yeşilsırt köyü, Ulaz mevkiinde ölmüştür.

Muratlı yöresi: küçük bir köy iken, 1870 yılında buradan demiryolu geçirilmiş ve bunun üzerine hızla gelişerek, 1910 yılında nahiye ve 1957 yılında ilçe olmuştur.

Özellikle, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, çeşitli yerlerden (Romanya, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya) getirilen göçmenler buraya yerleştirilmişlerdir.

Tekirdağ Muratlı

GENEL

Yörenin büyüklüğü yani yüz ölçümü: 408 km. karedir.
İlçe arazilerinin büyük bölümü: sulanabilir durumdadır. Bunun sonucu olarak toprakların büyük bölümü, tarıma elverişlidir.

Ama, orman yapısı, yok gibidir. Bölgenin iklim özellikleri düşünülürse: karasal bir iklim yapısına bağlı olarak, kış aylarının soğuk ve yağışlı, yaz aylarının ise sıcak ve kurak geçtiği görülür.

NE YENİR/NE İÇİLİR

Buraya yolunuz düşerse “Tekirdağ köftesi” yemenizi öneririm.

Tekirdağ Muratlı

GEZİLECEK YERLER

Muratlı Tren İstasyonu

MURATLI TREN İSTASYONU

İlçe merkezindeki istasyon binası: 1870 yılında, Avrupa-İstanbul demir yolu yapımı sırasında Avusturyalılar tarafından inşa edilmiştir. 1937 yılına kadar Fransız demiryolu şirketi tarafından işletilmiştir. Aynı yıldan itibaren TCDD ye geçmiştir.

1997 yılında elektrifikasyon altyapısı yenilenerek tekrar hizmete girmiştir. 2023 yılında ise, Gar binası, Gar çay bahçesi  tadilatı, Gar lojmanları tadilatı ve çevre düzenlemesi yapılmış, aslına uygun şekilde restore edilmiştir.

Muratlı İnanlı Çeşmesi

İNANLI ÇEŞMESİ

Kitabesine göre: 1914 yılında yapılmıştır. Ancak tarihi kitabesi sonradan yok olmuştur. İlçe merkezinin kuzeyinde Mesire alanının karşısındadır.

1914 yılından sonra, 1934 yılında, çeşmenin onarım gördüğü bilinmektedir.

Bu çeşmenin en büyük özelliği: suyunun, uzun yıllar boyunca Tekirdağ iline getirilerek içme suyu olarak satılmış olmasıdır.

Yılda bir defa yapılan Hıdırellez Şenlikleri burada düzenleniyor.

Muratlı Mesire Alanı

İNANLI MESİRE ALANI

2016 yılında yapılmıştır.

Mesire alanı içinde 1 tane restoran, tuvalet ve anfi tiyatro vardır. Ayrıca 29 adet bank ve oturma alanı, kiremit tozu yürüyüş yolu, 2 adet çeşme, 30 adet barbekü ocak, 2 adet çocuk oyun parkı bulunmaktadır.

 

Tekirdağ Muratlı

ATATÜRK TARAFINDAN ZİYARET EDİLEN GÖÇMEN EVİ

Burası: 1936 yılında, Büyük Önder Atatürk’ün, burada yapılan göçmen evlerini görmek üzere, bölgeyi ziyaret ettiğinde kaldığı evdir.

Ev: günümüzde demir yolu boyunca Gazi caddesi üzerinde bulunmaktadır.

Aynı yıllarda, Bulgaristan ve Romanya’dan göç ederek buraya gelenler için, Kazım Dirik paşa tarafından, buraya göçmen evleri yaptırılmıştır. Yapısından ve planından o sorumluymuş.

Bu göçmen evlerinde, Atatürk tarafından 3 Haziran 1936 tarihinde ziyaret edilen evin bahçesinde bir anıt bulunuyor.

Atatürk bugün demiryolu boyunda Gazi Caddesinde bulunan bu evi ziyaret etmiştir.

Anıtın üzerinde, şöyle bir yazı bulunmaktadır.” Ey bahtlı göçmen, Unutma, üç Haziran, Yurdun en büyük insanı, Konuk oldu evinize, Sevgi sundu hepimize. 03.06.1936 ”

Muratlı Müsellim göleti

MÜSELLİM GÖLETİ VE PİKNİK ALANI

Müsellim Mahallesinde bulunan gölet bir sulama göleti olarak yapılmıştır. Gölet kenarında piknik ve mesire alanları var ve Muratlı halkı burayı yoğun olarak piknik için  tercih etmektedir.

 

YUKARISEVİNDİKLİ ESKİ CAMİİ

Muratlı ilçesinin tek tarihi camisidir. 395 yıldır dimdik ayakta durmaktadır. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçen IV Murat döneminde inşa edilen ve ibadete açılan cami, o günden bu yana, 3 kez onarılmıştır, Kurtuluş Savaşında Bulgarlar tarafından yıkılan minaresi de Cumhuriyet döneminde tadilat görmüştür.

 

 

 

 

 

Tekirdağ Malkara

Tekirdağ Malkara

Tekirdağ ilinin en geniş yüzölçümüne sahip ilçesidir.

 

Tekirdağ Malkara

ULAŞIM

Malkara ilçesinin en önemli ulaşım yolu: Yunanistan-İpsala üzerinden gelerek, İstanbul yönüne giden, E-54 karayoludur. Malkara-Tekirdağ arasındaki uzaklık: 56 km. Malkara-Keşan arası uzaklık: 26 km. Malkara-Uzunköprü arasındaki uzaklık: 72 km. Malkara-Gelibolu arasındaki uzaklık: 100 km. Malkara-Şarköy arasındaki uzaklık: 48 km. Malkara-Hayrabolu arasındaki uzaklık: 46 km.

Tekirdağ Malkara

TARİHİ

Tarihi MÖ 5’nci yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilmektedir ve bu süreçte Traklar, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.

İlçenin adı Farsça’da “yılanlı kale” anlamına gelen “Margaar” kelimesinden türemiştir. Bu adın, bölgedeki eski kalelerle ilişkilendirildiği düşünülmektedir.

Büyük İskender: Trakya bölgesinde, 30 yıldan fazla kalan Persleri, buradan uzaklaştırınca: Malkara bölgesinde, 3 komutanını bırakır. Bunlardan: Kumardaç isimli komutan: Kumardaş tepe olarak bilinen yere, bir kale yaptırır. Sazan adlı komutan: Sazan çiftliği olarak bilinen yere bir başka kale yaptırır. Bu kaleler daha sonra, Romalılar ve Bizanslıların eline geçer.

Osmanlılar, Rumeli bölgesine girdiklerinde, Malkara, surları ile ünlü, büyük bir yerleşim yeridir. Ama, Osmanlılar tarafından tüm bölge olduğu gibi, burası da ele geçirilir. Ancak, 1360 yılında, bölge, Bizanslılar tarafından geri alınır. Ancak, Sultan I. Murat döneminde, Malkara, yeniden Osmanlıların hakimiyetine girer. Burayı: Hacı İlbey isimli bir komutan fetheder.

Malkara’nın alınmasından sonra: Anadolu’dan getirilen: Yörükler bu civara yerleştirilirler. İstanbul’un, Türkler tarafından ele geçirilmesinden sonra ise, Malkara, Balkanlara yapılacak seferler sırasında, daha da önem kazanır.

1828 yılında, Osmanlı-Rus savaşı sırasında ve Balkan Savaşlarında, Malkara en kötü günlerini yaşar. 1912 yılında, ilçe, Bulgarlar tarafından işgal edilir.

Bu işgaller, katliamlar yaratır. 8.5 ay süren işgal sonucu, şehir yağma edilmiş, yakılmış ve yıkılmıştır. 1913 tarihinde, işgal bitirilir. Ancak, 1920 yılında, bu kez Yunan işgali görülür. 1922 tarihinde, işgal sona erdirilir.

Evliya Çelebi, ünlü Seyahatnamesinde, Malkara hakkında şunları yazar: “ Malkara, 1150 haneden oluşan, kiremit örtülü evleri olan, bakımlı bir şehirdir. Ayrıca, burada: büyükler gibi çocuklarda çalışmaktadırlar.

Balı ve kaşkavalı yani kaşar peyniri ünlüdür. Bunların yanında: Tabakhaneleri yani deri imalathaneleri de ünlüdür. Malkara’nın, İstanbul’dan Selanik’e giden, eski yol üzerinde olması, konaklama yönünden önemli bir merkez olmasını sağlamıştır”

Tekirdağ Malkara

GENEL

Dünyanın en büyük metropollerinden biri olan İstanbul’a, sadece 2 saatlik bir uzaklıkta bulunmaktadır.

İlçede: yüksek dağlar ve vadiler bulunmuyor. Arazi genellikle: yarı ova özelliği gösteren platolar şeklindedir. Bölgenin iklim şartları değerlendirildiğinde: burada, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş bölgesi olduğu, kış aylarında Balkanlardan gelen soğuk ve yağışlı havaların, bölgeyi yoğun olarak etkilediği görülür.

Kış mevsimi: kuru ve dondurucu soğuklarla geçer. Yazlar ise, genellikle sıcak ve kuraktır. Diğer mevsimler ise, yağışlı geçer.

Malkara’da: her yıl geleneksel olarak “Tarım ve Süt Ürünleri Festivali” düzenleniyor. Bu festival etkinliklerinde: konserler, gösteriler ve yağlı güreşler düzenleniyor. Zamanı mı: Eylül ayının içinde yapılıyor.

Bölgenin ekonomik etkinlikleri değerlendirildiğinde: süt ürünleri ve ay çiçeği alanlarında büyük yoğunluk görülmektedir. Özellikle: burada, mandıralarda, 15 çeşit peynir ve tereyağı, kaşar üretilmektedir.

Çünkü: bölgede, günlük 300 ton süt üretilmekte ve bu sütün 280 tonu, süt fabrikalarına verilmektedir. Bu süt: kaşar peyniri ve beyaz peynir yapılarak değerlendirilmektedir.

Malkara

Özellikle

Burada sizlere çok hassas bir konu hakkında bilgi vermek istiyorum.

Şöyle ki: süt, üretilip toplandıktan çok kısa bir süre sonra, peynir fabrikalarına verilmekte ve bunun sonucunda üretilen peynirler, gerek lezzet ve gerekse hijyen bakımından çok daha güzel olmaktadır.

Çünkü: bölgenin arazi yapısı, üretilen sütün, kısa sürede, peynir fabrikalarına ulaştırılmasını sağlamaktadır.

Halbuki, ülkenin doğu bölgelerinde, üretilen süt, belli bir süre sonra yani daha uzun bir sürede, süt fabrikalarına ulaştırılmakta, bu sürede, sütün içindeki mikroorganizmalar yoğunlaşmakta ve peynir yapıldığında, gerek lezzet ve gerekse hijyen açısından, bu durum olumsuzluk yaratmaktadır.

Evet, burada üretilen peynirler gerçekten harika, mutlaka tadın ve gerekirse, kendiniz ve yakınlarınız için satın alın.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Malkara yöresinde, ekşi tarhana çorbası meşhur, tercih ederseniz, tadabilirsiniz. Bunun dışında: burada, özellikle pazarlarda muhteşem lezzetli peynirler satılıyor.

NE SATIN ALINIR

Malkara yöresinden: özellikle “kaşar” peyniri satın almalısınız.

 

GEZİLECEK YERLER

Malkara ilçesindeki gezi rotası olarak önerebileceğim: Hacırzade Camii, Gazi Ömer Bey Camii, Özel Müze, Kermeyan köyü, Kermeyan tümülüsü. Eğer zamanınız varsa: Elmalı kalesi, Yenidibek kalesi ve antik yürüyüş yollarını da düşünebilirsiniz.

Malkara Şehitlik Parkı

ŞEHİTLİK ABİDESİ VE PARKI

İlçe merkezinde, İncebey Mevkiinde Camiatik Mahallesindedir. Burası: 1912 yılında, Bulgarlar tarafından şehit edilen, 263 vatandaş için yaptırılmıştır.

Malkara Şehitlik Abidesi

Park: 1957-1960 yılları arasında Malkara Askerlik Şubesi Başkanlıının gayretleri ve cami derneğinin destekleriyle düzenlenerek, park olarak hizmete açılmıştır. 1968 yılında ise, çevresine duvarlar yapılmış, çiçek ve güllerle bezenerek, ağaçlandırılmıştır. Parkın içinde, bir de “Şehitlik Abidesi” bulunuyor.

 

ŞEHİR PARKI (KUĞULU PARK)

Gazibey Mahallesinde Künk çeşme caddesi üzerindedir.

Malkara ilçesinin ilk parkıdır. 1944 yılında yapımına başlanmış ve 1946 yılında halkın kullanımına sunulmuştur. Orta bölümde bulunan havuzda yıllarca kuğular yüzmüştür. Bu nedenle halk arasında “Kuğulu Park” olarak anılmaktadır. Zamanlar park, güller, ıhlamur ağaçları ve kuğulu havuzu ile ilçede ün kazanmıştır. Günümüzde ise özellikle akşam saatlerinde sakin bir dinlenme alanı olarak halkın ilgisini çekmektedir. Parkın içinde bir çocuk oyun alanı da bulunmaktadır.

Malkara Gazi Ömer Bey Türbesi

GAZİ ÖMER BEY TÜRBESİ

İlçe merkezinde, Gazi Ömer Bey Camiinin avlusundadır.

1488 yılında inşa edilen caminin hemen sol tarafından bulunan bu türbe, 1502 yılında tamamlanmıştır. Gazi Ömer Bey, Fatih Sultan Mehmet döneminde önemli bir akıncı beyiydi ve babası Molla Fatihi Gazi Turan Bey’in yanında yetişmiştir. Cesur bir komutan olarak tanınan Gazi Ömer Bey, 1473 yılında Otlukbeli Meydan Muharebesinde de yer almıştır.

Türbesi 8 köşeli kesme taştan inşa edilmiş olup, pencereleri mermer çerçevelerle ve demir parmaklıklarla örülmüştür. Kapısının üzerinde, Osmanlı arması yer almaktadır. Türbenin inşa tarihi, 1502 olarak kabul edilmektedir.

 

Tekirdağ Malkara Gazi Ömer Bey Camii

GAZİ ÖMER BEY CAMİ

İlçe Gazibey Mahallesindedir.

Gazi Ömer Bey tarafından, 1488 yılında yaptırılmıştır. Külliye olarak yapılan yapıdan, günümüze sadece, cami ve türbe sağlam olarak gelebilmiştir. Bunun dışında, mescit, kervansaray ve dükkanlar yok olmuştur. Cami yapısı: 1.5 metre kalınlığında, 13 metre boyunda ve düzgün kesme taşlar kullanılarak yapılmıştır.

Kare planlı, tek kubbelidir. Son cemaat yeri, üç küçük kubbe ile örtülmüştür. Mihrap: taş malzemeli ve mukarnas kavsaralıdır, palmetli süslemelerle taçlandırılmıştır. Pencereler: dıştan alçı şebekelidir ve sepet kulpu kemer şeklindedir.

Minare, batı yönündedir. Şerefeye kadar olan kısım orijinal, şerefeden yukarısı ise, yakın zaman önce onarım görmüştür.

Cami: Osmanlıların, Rumeli’de yapmış oldukları camiler arasında, en eski olarak öne çıkmaktadır.

Malkara Hacırzade İbrahim Bey Camii

HACIRZADE İBRAHİM BEY CAMİSİ

İlçe merkezinde, 14 Kasım caddesi üzerindedir.

1406 yılında, Harcerzade İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. Malkara’nın en eski camisidir.

Yapının mimarı kesin olarak bilinmemekle birlikte, cami, Osmanlı erken dönem mimarisinin örneklerinden biridir.

Tek kubbeli, mescit planında inşa edilmiştir. Yapının tamamı düzgün kesme taş malzemeden yapılmış olup, cephesinde mermer de kullanılmıştır. Caminin iç mekanında destek elemanı bulunmaz. Kubbe, Türk üçgenleriyle geçiş sağlanarak örtülmüştür. Mihrap taş malzemeli ve mukarnas kavsaralı olup, palmetli bir süsleme ile taçlandırılmıştır.

Minare: kuzey-batı köşesindedir. Şerefe altına kadar olan kısım orijinaldir. Şerefe ve üst kısmı, 1970 yılında tamir görmüştür.

Ancak, Balkan savaşlarında ve ardından gelen büyük depremde hasar görmüştür. Daha sonraki tarihlerde restore edilen cami, 1971 yılında yeniden ibadete açılmıştır.

 

ELMALI VE YENİDİBEK KALELERİ

İlçenin Elmalı ve Yenidibek köylerindedir. Her iki kalede, Osmanlı fetihleri sırasında terk edilmiş ve yakılmıştır. Ancak günümüzde bazı kalıntıları hala görülebilir.

Malkara Elmalı Köyü

Elmalı Kalesi:

Elmalı köyü yakınlarında, köyün merkezinin biraz dışında, yüksekçe bir tepe üzerindedir. Türklerin Rumeli’ye ilk geçişlerinde, burada Rumlar yaşamaktaydı. Türkler bölgeyi fethederken, kaleyi almak için “Almıl, almalı, burayı mutlaka almalıyız” şeklinde bir arzu ifade etmişlerdir. Bu istekleri gerçekleşince, kalenin yakınındaki köye “Almalı” adı verilmiş, ancak köyün adı daha sonra “Elmalı” olarak değişmiştir. Kalenin surlarının bazı bölümleri görülebilmektedir.

Malkara Yenidibek Kalesi

Yenidibek Kalesi:

Yenidibek köyü yakınlarında, köyün merkezinin dışında, yüksekçe bir tepe üzerindedir. Osmanlı fetihleri sırasında tek edilmiş ve yıkılmıştır. Ancak günümüzde bazı kalıntıları görülmektedir. Kale, stratejik bir tepeye inşa edilmiştir.

 

APRİ-APROİ

Aproi antik kenti, Kermeyan köyü yakınlarında yer alan önemli bir arkeolojik alan olup Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılarıyla dikkat çeker.

MS 46 yılında Roma İmparatoru Claudius tarafından, emekli Roma askerleri için kurulan Apri, Bizans döneminde de önemli bir yerleşim merkezi olmuştur.

Antik kent, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli yapılar ve kalıntılar bulundurur. Ancak, günümüzde bu kalıntıların çoğu toprak altındadır ve detaylı bir kazı çalışması yapılmamıştır.

Apri antik kentinin terk edilme sebepleri arasında, Osmanlı döneminde bölgeye yerleşen Germiyanlıların, kaleyi beğenmeyerek yaklaşık 1 km güneydoğusundaki yüksek sıralara yerleşmeleri ve bölgedeki büyük bir depremin etkileri sayılabilir.

 

 

Tekirdağ Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı Özel Müzesi

MALKARA EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI ÖZEL MÜZESİ

Burası özel bir müze. Müzenin bulunduğu kültür sarayı inşaat çalışmaları, Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından yapılmıştır.

Vakıf tarafından alınan karar gereği, kültür sarayının bir bölümünde oluşturulan müze, 1992 yılında hizmete açılmıştır.

Müzede: Arkeoloji ve Etnografya başlıkları altında, 1837 eser sergilenmektedir.

Tekirdağ Malkara Eğitim ve Kültür Vakfı Özel Müzesi

Sergilenen eserler: Malkara ilçesi sınırları içinde: özellikle Apri ören yerinde bulunan, Roma dönemi yerleşim alanından toparlanan, arkeolojik kalıntılar sergileniyor.

Ayrıca, bu döneme ait, kişisel eşyalar da görülebilir.

 

MARGAR-MAGALOHORA

MÖ.6.yüzyılda, Persler tarafından kurulduğu düşünülmektedir.

Çünkü: yazılı kaynaklarda, Pers kralı Kserkes zamanında, bölgede bulunan Yunan şehirleriyle yapılan savaşlar sırasında, Malkara ilçesine çok yakın olan “Gürgen Bayırı” denilen bir yerde, bir kalenin yapıldığı öğrenilmektedir.

Bu kale civarında, birçok yılan bulunduğundan, kaleye: Farsça “Margar” ve “Margaar” ismi verilmiştir.

Yani: Malkara sözü: yılanlı mağara veya yılanlı kale anlamına gelmektedir.

MÖ 4’ncü yüzyılda Büyük İskender’in bölgeyi ele geçirmesiyle Pers egemenliği sona erer. Daha sonra Galat akınlarına uğrayan yöre, İskender’in ölümünden sonra Seleukosların hakimiyetine girer.

MÖ 168’de Roma egemenliğine girmiştir. MS 395’te Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra Bizans İmparatorluğu toprakları içinde kalmıştır.

MS 4’ncü yüzyılda Gotların, Bizans döneminde de Avarlar ile Slavların istilasına uğramıştır.

7’nci yüzyılda Araplar, 8’nci yüzyılda Bulgarlar, 12’nci yüzyılda ise Peçenekler tarafından yağmalanmıştır.

11’nci yüzyılda Bizans’ın Trakya Theması sınırları içinde yer almıştır.

Malkara Kermeyan Tümülüsü

KERMEYAN TÜMÜLÜSÜ

Apri antik kenti (Kermeyan köyü civarı) sınırları içindedir. İlçe merkezine 25 km uzaklıktadır. Taşlıkdere ve Kale deresi arasındaki 200 dönümlük bir yerdedir.

Antik dönemde Apri adıyla bilinen bu yerleşim, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir konuma sahiptir. Çevredeki 3 tümülüsten biridir.

Tümülüs, kentin üst düzey yöneticilerinden birine ait  mezar yapısı olarak düşünülüyor.

Tarihsel olarak, Roma dönemine aittir. Yüksekliği yaklaşık 10 metredir. Fakat yamaçlardaki tarım arazilerinin sürülmesi nedeniyle bazı bölümleri zamanla yayvanlaşmış durumdadır.

Üstünde kaçak kazı izleri bulunmaktadır. Kermeyan köyü sınırları içinde, iki tümülüs birlikte bir gurup oluşturuyor.  Yapılan arkeolojik araştırmalarda: burada eski çağlara ait çeşitli paralar, toprak kap-kacaklar, gözyaşı şişeleri ve değişik malzemeler bulunmuştur.

Şehrin Osmanlılardan önce, Balkanlardan yöreye inen akıncılar tarafından yok edildiği veya Türklerin bölgeye gelişinden sonra, Trakya’daki büyük depremler sonucu yıkılarak yok olduğu düşünülmektedir. Ayrıntılı arkeolojik araştırmalar yapılmamıştır.