Mardin Savur

Mardin Savur
 
 

Mardin Savur: Öncelikle şunu belirtmekte yarar var, ülkemizin gurur kaynağı Profesör Doktor Aziz Sancar, 1946 yılında Savur’da dünyaya gelmiştir.

ULAŞIM

Mardin il merkezine 45 km uzaklıktadır. Savur-Diyarbakır arası uzaklık: 106 km. Savur-Batman arası uzaklık: 95 km. Savur-Ş.Urfa arası uzaklık: 235 km.

Mardin Savur
 

 

TARİH

Savur’da 1’nci yüzyılda Hıristiyanlık yayılmaya başlamıştır. MS 352 yılında burada Episkoposluk bölgesi kurulmuştur.

İlk Episkopos Mor Krafus; Sasani (Pers) İmparatoru II. Şabur tarafından tutuklanıp Nusaybin’e götürüldü.

Şabur’un ikinci adamı, Mor Krafus’a inancından döndüremeyince: 3 Ocak 352 tarihinde öldürttü.

Pers istilası bölgeye çok zarar verdi. Şehri dahi boşalttırdılar. Şehit edilen Mor Krafus’un öğrencilerinden, Savur’un Mişte köyünden Aziz Mor Şmuyel, rahiplik silkesine girdiğinde, Savur’u terk etmiş ve Nusaybin ile Midyat arasındaki kırsal kesimde kalan “Bagok” dağında inzivaya devam etti.

Hmerin köyü yakınlarında bir manastır inşa etti ve 7 yılda 30 rahip topladı.

Sasanilerin istilasından bu manastır da etkilendiğinden Mor Şmuyel, manastırını terk etmek zorunda kaldı.

Manastırı terk ederken, Perslere rüşvet vermiş ve Episkopos Mor Krafus’un cesedini onlardan alabilmiştir.

Mor Şmuyel, kendi manastırını terk ettikten sonra MS 397 yılında Midyat-İdil yolu üzerinde olan ve Midyat’tan 25 km uzaklıktaki Mor Gabriel manastırının temelini atmış ve bu manastırı inşa ettikten sonra Mor Krafus’un cesedini buraya nakletmiştir.

1998 yılı itibarı ile Savur ilçesinde, demircilik yapan sadece iki Süryani ailesi vardır.

Mardin Savur
 

 

GENEL

Savur, Süryanice “Savro” kelimesinden türetilmiştir. Savro, “boyun” anlamındadır.

Arapçası da Savr olarak kullanılmaktadır. Savur ilçesi ve Savur kalesinin Mardin kalesinden daha eski olduğu tahmin edilmektedir.

İlçe dağ yamacında kurulmuştur.

Rakımı 900 metredir. İlçenin içinden Savur çayı geçmektedir.

Kuzeybatıda bulunan geniş düzlüklerde tahıl ekimi yapılır. Savur, dünyaca ünlü üzümler diyarıdır.

Ayrıca Savur’da bahçelerin birçoğunda kavak ağacı yetiştiriliyor.

Kavaklar kesilip Irak’a gönderiliyormuş.

Burada gölgelik yapımında kullanılıyormuş.

Tarlalarda yetiştirilen kavak fidanları büyütülüyor, uygun boya gelenler kesilip, soyuluyor kamyonlara yüklenerek Irak’a gönderiliyormuş.

Savur Üzümü
 

 

SAVUR ÜZÜMÜ

Bölgede mezrone üzümünden Tayfi üzümüne kadar, tadına doyum olmayan üzümler yetiştiriliyor.

Bunlar: kuru üzüm ve reçel olarak değerlendiriliyor.

Ayrıca üzüm pestili, bastik ve cevizli sucuk yapılıyor. Daha önce burada şarap fabrikası varmış, ancak fabrika şu anda kapalı durumda.

Mardin Savur
 

 

GEZİLECEK YERLER

Savur Ulu cami minaresi

SAVUR YENİ (ULU) CAMİİ:

Gazi (Kaplan) Mahallesindedir.

Minareye geçişi sağlayan açıklığın üzerindeki kitabeye göre, cami Seyyid Emir Hacı Abdullah Bey tarafından 1880 yılında yaptırılmıştır. Diğer bir kitabede ise, caminin 1912 yılında oğlu Ömer Bey tarafından tamir ettirildiği yazılıdır. 

Çeşitli dönemlerde restorasyon geçiren caminin kubbesi 2001 yılında kurşunla kaplanmıştır. Dikdörtgen bir alana konumlanan caminin yapımında kesme taş kullanılmıştır. Kuzeybatıdaki girişin alınlığında damla motifi içerisine alınmış kitabe bulunmaktadır. 

Minber ve vaaz kürsüsü geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Bazı bölümleri betonarme malzeme ile inşa edilen yapının duvar, sütun ve kubbe yüzeyleri boyanmıştır. 

Savur Gazi Mahallesi Eski Cami

GAZİ MAHALLESİ ESKİ CAMİ:

Gazi Mahallesindedir. 

Yığma tekniğiyle inşa edilen yapıda kesme ve moloz taş kullanılmıştır. Dikdörtgen bir alana oturtulan caminin, dört kitabesi bulunmaktadır. Birinci kitabe, yazı stili bakımından 13’ncü yüzyılı işaret eder. Yani en erken tarihli kitabe budur. Buna dayanarak cami, 13’ncü yüzyılda Artuklular döneminde inşa edilmiş olmalıdır. 

Savur Kültür Merkezi

KÜLTÜR MERKEZİ:

Devlet Mahallesinde Vatan caddesi üzerindedir. 

Eğimli ve dörtgen bir alana kuzey-güney doğrultusunda konumlandırılan yapı, eyvanlı ve 3 katlı olarak kesme ve düzgün kesme taş kullanılarak yığma tekniğiyle yapılmıştır. 

 

 

Savur Abdullah Bey Konağı
 

 

HACI ABDULLAH BEY KONAĞI

İlçe merkezinde Devlet Mahallesinde bulunan ve 1850 yılında inşa edilen bu yapı, en özgün, en güzel ve bozulmamış bir konak olarak önem kazanıyor.

Konak müze gibi korunmuştur.

Duvarları sura benziyor, taş ve ahşap işçiliği mükemmeldir.

Konak, özel kişiler tarafından butik otele dönüştürülmüştür. 22 odası var.

Savur Abdullah Bey Konağı
 

Konak misafirlerine geçmişin dünyasını yaşatıyor. Duvar kenarına yerleştirilmiş divanlar, salonun tasarımındaki sanat ve simetri, değerli eşyalar, zengin armağanlar konağa ayrı bir hava katmıştır.

Duvarlarda şatafatlı süslemeler, renk rent ve kat kat tavana doğru yükseliyor.

Savur Dereiçi Köyü
 

DEREİÇİ KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı bu köy, önemli bir Süryani köyüdür. İlçe merkezini Dereiçi köyüne bağlayan yol, derenin kenarından geçiyor.

Yol boyunca dutluklar ve eski su değirmenleri var.

Ülkemizde hem Protestan hem Ortodoks ve hem de Katolik kiliselerinin birlikte bulunduğu bir köydür.

Savur Dereiçi Köyü
 

Köye vardığınızda ise, taş evleri göreceksiniz.

Köyde bulunan şarap üretim tesislerinde üretilen şaraplar bir zamanlar Akdeniz ve Ege bölgesinde çok meşhurdu.

Ancak günümüzde köyün büyük kısmı bomboş.

Köy halkının çoğu Süryaniler, buradan ayrılarak İsveç’e gidip yerleşmişler.

Köyün hikayesi oldukça ilginçtir.

1960’lı yıllarda köy dışına başlayan göç hareketi, zamanlar terör ve ekonomik sebeplerle artmış ve köyün nüfusu hızla düşmüştür.

Köy bugün tamamen boş değildir.

Köy muhtarı günümüzde köyde kalan az sayıda hanenin köy dışına gitmesini önlemek için bazı ekonomik faaliyetlerde bulunmuştur.

Muhtar köyde bir şarap fabrikası yaptırıyor.

Amaç köy dışına göçü engellemek, köylüye iş imkanı sunmak ve köylünün kazanmasını sağlamaktır.

Zaten köy oldukça zengin bağların hemen dibindedir.

1992 yılında fabrikanın açılışına çok az bir süre kala, bölgenin gelişmesini engellemek isteyen terör örgütü tarafından bu süreci yönlendiren köyün muhtarı katledilir.

Muhtarın öldürülmesinin ardından köydeki kalan evlerde hızla boşalır ve köylüler köy dışına göç edip giderler.

Fabrika ve 300 dönüm üzüm bağı da sahipsiz kalmıştır.

Köyde: 3 kilise bulunuyor.

Bunlar: Mor Abay, Mor Teotuto ve Mor Şabay kiliseleridir.

Kilise bahçelerindeki mezar taşları, oldukça güzel işlenmiştir.

Ayrıca, terkedilmiş evlerin arasında yaşayan 8 hane bulunmaktadır.

Köy Süryani köyü olmasına rağmen, köyde bir cami yapılmış ve camiye bir imam atanmıştır.

Bunun üzerine, çevre köylerden buraya bazı Müslüman aileler gelerek yerleşmişlerdir.

Savur Mor Yuhanun Kilisesi
 

MOR YUHANNA KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı Dereiçi köyünün güneyindedir. Kadim Süryani Ortodoks kilisesi olarak da bilinir.

Kilise 370 yılında inşa edilmiştir. Yapımında kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır. Ancak yapının mimari özellikleri 8’nci yüzyıla tarihlenen Mor İzozoel ve Mor  Kuryakos kiliseleriyle benzerlik göstermektedir. 

Kilisenin yapılış tarzı ve kilisenin mezbah kapısında görülen motifleri, eski çağlardan kalma bir yapı olduğunu belirtmektedir.

Dikdörtgen bir alana oturtulmuş kilise, iki katlı olarak inşa edilmiştir. 

Mezarlık alanındaki mezarların ayak ve baş şahidelerinde bitkisel ve geometrik süslemeler görülür. Atriumun doğusunda bulunan şapele batıda yer alan yuvarlak kemerli girişten geçiş sağlanır. 2’nci kata doğuda yer alan merdivenden çıkılır. 2’nci kat: öğrenci odaları, misafirhane, papaz evi ve lavabolardan oluşmaktadır. 

2’nci katın kuzeyinde, altıgen kaideye oturtulmuş altı paye ile desteklenmiş üzeri dilimli kubbeli çan kulesi yer almaktadır. 

 

Kilisenin en büyük özelliği:

Bu kilise, Süryani kiliseleri arasında önemli bir olaya ev sahipliği yapmıştır.

Şöyle ki, 1782 yılında Mardin Deyrulzafaran Manastır’ı Patriki 3. Gevargis vefat eder.

Bunun üzerine, yeni patrik seçimi için Süryani Ortodoks kilisesinin tüm metropolitleri toplantıya çağırılır.

Metropolitlerden, Musul Metropoliti Matta ve Halep Metropoliti Diyonosiyos Mihayel Cevre: patrikliğe aday olduklarını açıklarlar ve Deyrulzafaran’a doğru yola çıkarlar.

Halep Metropoliti Mihayel Cevre: ilk olarak Manastıra ulaşır ve dört metropolitin onayını alarak 28 Ocak 1782 tarihinde patrik olarak takdis edilir.

Bu olay, Süryani kilisesi açısından dönüm noktası olur.

Ancak, Musul Metropoliti Matta, Deyrulzafaran’a ulaştığında durumu öğrenir ve Mihayel Cevre’nin patrikliğinin gayrimeşru olduğunu iddia eder.

İtirazı karşılık bulamayınca “Dereiçi” beldesine gelir.

Mihayel Cevre’nin patrikliğini onaylamayan diğer metropolitler de Turabdin’deki Süryani Cemaatinin liderleri, Dereiçi’ndeki Mor Yuhanna Kilisesi yani burada toplanırlar.

Burada Metropolit Matta’yı, Ocak ayında takdis edip patrikliğe yükseltirler.

Bu nedenle Mor Yuhanna kilisesi, Süryani kiliseleri arasında böyle tarihi bir olaya ev sahipliği yaptığı için önemli bir yere sahiptir.

Tarihi ibadethane yakın zaman önce restore edilmiş olup hala işlevini korumaktadır.

Savur Kalesi
 

SAVUR KALESİ

İlçenin en yüksek noktalarından birinde, bir tepede kurulmuş olan bu kale, bölgeyi tamamen kontrol altında tutabilecek bir görüş alanına sahiptir.

İnşa tarihi bilinmez. Roma döneminde yapıldığına dair değerlendirmeler mevcuttur. Kaynaklara göre, 1133 yılında Musul Emiri Zengi ve Artukoğlu zamanında kalenin kuşatıldığına dair kayıtlar vardır. 1258 yılında Moğol istilası sırasında bölgedeki hakimiyet mücadelelerinde kalenin adı geçiyor. 1515-1516 yılları arasında Mardin kalesi ve çevresiyle birlikte Osmanlı hakimiyetine geçtiği biliniyor. 

Evet, kale, dik yamaçlı tepenin üst düzlüğüne kurulmuş, dışında düzleştirilmiş bir platform yani yassı alan üzerindedir. 

Yerleşim dokusunun kent dokusuyla entegrasyonu söz konusudur. İlçe merkezinin geleneksel taş evleri, dar sokakları ve yamaç yerleşimiyle uyumlu şekilde gelişmiştir. 

Kale etrafında iki oda bulunduğu, merdiven ve yollarla erişimin güç olduğu vurgulanmıştır. 

Günümüze sadece birkaç duvar kalıntısı ulaşmıştır.

Kale mevkii, tarihi kalıntılardan ziyade geniş açılı manzarası nedeniyle ziyaret edilmektedir. Kalede ışıklandırma çalışmaları yapılmış, zirvesine Türk bayrağı dikilmiş, restorasyon ve turizme açılma hedefleri ön planda düşünülmektedir. Ayrıca seyir terası inşa edilmesi planlanmaktadır. 

Savur Başkavak Köprüsü
 

 

BAŞKAVAK KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine bağlı, eski adı Ahmedi olan Başkavak köyündeki bu köprü, Savur çayı üstünde kuruludur.

Kitabesine göre yapı, Hacı İbrahim Bey tarafından 1755 yılında yaptırılmıştır.

1861 yılında ise, Hacı İbrahim Bey’in oğlu Hacı Emir Abdullah Bey tarafından tamir ettirilmiştir.

Köprü: doğu-batı istikametinde uzanır.

Sivri kemerli, 14 gözlü ve yolu düz olan köprüler gurubuna girer.

Döşeme uzunluğu 70.50 metre, genişliği 3.10 metredir.

Köprünün orta bölümü 2.90 metre, uç kısımları ise 2.30 metre yüksekliktedir.

Yapı, 14 kemer gözlü olup, kemerler 15 ayağa oturur.

Doğudaki iki kemer gözü kısmen toprakla dolmuştur.

Kemer gözleri ortaya doğru genişlemekte ve büyümektedir.

Taşıyıcı olarak sivri kemerlerin kullanıldığı köprüde, onarımlardan kaldığı anlaşılan yuvarlak kemerlere de rastlanılmaktadır.

Köprü, 1997 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Günümüzde sağlam olup yayaların ve hayvanların geçmesi için kullanılır.

 

Savur Hisarkaya Köprüsü

HİSARKAYA KÖYÜ KÖPRÜSÜ

Köprü: Savur ilçe merkeziyle Hisarkaya köyü yolunda, Çemülhan olarak adlandırılan mevkiindedir. 

Köprünün kitabesi olmadığından ne zaman yapıldığı bilinmiyor.

Ancak muhtemelen Hacı Abdullah Bey döneminde (1880 yılı civarı) yapıldığı tahmin ediliyor.

Köprü: yapım tekniği ve malzemesi bakımından, Hacı Abdullah Bey döneminde Savur’da inşa edilen diğer eserlerle benzerlik gösterir.

Ayrıca yapı, Hacı Abdullah Bey’in onarttırdığı Başkavak köyü köprüsü ile aynı malzemeye sahiptir.

Buradan hareketle köprünün 19’ncu yüzyılın ikinci yarısında Savur Emiri Hacı Abdullah Bey tarafından yaptırıldığı söylenebilir.

Eser günümüzde sağlamdır ve kullanılmaktadır.

Köprü, doğu-batı istikametinde uzanmaktadır.

Yuvarlak kemerli, üç gözlü, yolu eğimli olan köprüler gurubuna girer.

Yapının döşeme uzunluğu 28.10 metre, genişliği 3.50 metredir.

Yüksekliği 4.30 metredir.

Günümüzde yayaların ve hayvanların geçmesi için kullanılmaktadır.

Yapı dört ayak üzerine oturur. Memba yönünde, üst kısımları yarım piramidal külahla sonlanan üçgen tabanlı selyaranlar vardır.

Bu selyaranlar günümüzde kısmen yıkılmıştır.

Üzerinde süslemesi bulunmayan yapının kemer açıklıkları ve ayakları, düzgün kesme taş, diğer kısımları ise kaba yontu taştan yapılmıştır.

Savur Hacı Ahmet Ağa Köprüsü

HACI AHMET AĞA KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine bağlı Sürgücü köyündedir.

Savur çayı üzerine kuruludur. Beş gözlü olarak tasarlanmıştır.

Yaklaşık 50 metre uzunluğunda, kesme taştan yapılmıştır.

Farklı dönemlerde tamir görerek ayakta kalmayı başarmış olan köprünün 18 ya da 19’ncu yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

 

 

 

Mardin tanıtımı.

Diyarbakır tanıtımı.

Şanlı Urfa tanıtımı.

 

Mardin Ömerli

Mardin Ömerli
 

Ömerli-Mardin arası uzaklık: 27 km. Ömerli-Batman arası uzaklık: 125 km. Ömerli-Diyarbakır arası uzaklık: 116 km. Ömerli-Ş.Urfa arası uzaklık: 212 Km.

TARİH

Ömerli’nin eski ismi olan “Mazharte” kelimesi Süryanice bir kelimedir ve içinde üzüm sıkılan 1.5 metre uzunluğunda ve 1 metre genişliğinde olan yüzeysel bir havuza verilen isimdir.

Bu tür havuzlar, bağlar içinde kayalardan oyularak yapılırdı. Buna benzer havuzları, bölgenin her tarafında görmek mümkündür.

İlçeye Mazharte isminin verilmesinin sebebinin üzüm bağlarının çokluğundan kaynaklandığı düşünülmektedir.  

Yapılan arkeolojik araştırmalara göre, ilçe merkezi ile Beşikkaya (Fafit) köyünün taş kemer ve kubbe mimarisi yönünden benzerlik vardır.

Bu mimari tarz, ilk olarak Sümerler ve Asurlular tarafından uygulanmıştır. Zaten tarihi süreçte, Ömerli’nin de içinde bulunduğu bu bölgede Asur devleti kurulmuştur.

İlçe, Cumhuriyetin ilk yıllarında Savur’a bağlı bir bucak iken, 1953 yılında ilçe olmuştur.

GENEL

Kuzey güney doğrultusunda bölünmüş derelerin çevresinde, rakımı 1100 ile 800 metre arasındaki tepeler bulunur.

Arazi, boyları 0.5 metre ile 3.5 metre arasında değişen meşe bitki örtüsüyle kaplıdır.

İlçede karasal iklim hakimdir.

Kışları sert soğuk ve kar yağışlı geçer.

Şehir, ana cadde konumunda bulunan Hürriyet Caddesi çevresinde gelişmiştir. Yaklaşık 479 adet çeşitli alanlarda iş yapan esnaf, ana cadde durumundaki Hürriyet caddesi boyunca yerleşmiştir.  Hemen her alanda tüketim malları bulunmaktadır. 

Ömerli Karfoki Üzümü

KARFOKİ ÜZÜMÜ:

Ömerli, Türkiye’de üzüm üretiminde ilk 5 il arasında yer almaktadır. Ömerli’de 23 yerli üzüm çeşidi yetiştiriliyor. Bu üzümler arasında en çok dikkat çekeni ise 2017 yılında Coğrafi İşaret Tescil Belgesi alan Karfoki üzümüdür. 

Bu üzüm türü susuz yetişir. 

Bu üzümler yaş haldeyken yeşil-sarı renkte, kurutulduğunda ise kahverengiye yakın kehribar rengindedir. Kuru üzümün çekirdekleri dışarıdan rahatlıkla görülebilir. Çabuk bozulan bir üzüm değil, tazeliğini 12-13 gün muhafaza etmektedir. 

Bağ bozumu şenlikleri yapılmaktadır. 

Ömerli Meslek Yüksek Okulu

ÖMERLİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Okul, Mardin Artuklu Üniversitesine bağlı olarak, 2014 yılında kurulmuştur. Kayaüstü yolu Yeni Mahallededir. 

Kamu ve özel sektörde çalışabilecek şekilde yetişen, hızla değişen iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgi ve becerilerle donatılmış eleman yetiştirmek üzere, Büro hizmetleri ve yönetici asistanlığı bölümü bulunmaktadır. 2025 yılında okulda 40 öğrenci eğitim görmektedir. 

 

GEZİLECEK YERLER

Ömerli Mor Cercis Kilisesi
 

 

MOR CERCİS (GEVERGİS) KİLİSESİ

Yeri ve konumu:

 

 

Kilisenin kuruluşu belli değildir.

Büyükçe bir bahçe içinde bulunan kiliseye, sivri kemer içindeki basık kemer açıklıklı bir kapıdan giriş var.

Bu giriş kapısı güneydedir.

Kapının dilimli kemeri içinde, mermer panoya işlenmiş, 7 satırlık Süryanice bir kitabe vardır.

Kitabenin sol alt köşesinde 1885 tarihi yazılıdır.

Kilise, üç nefli ve üç apsislidir. Boyuna dikdörtgen planlıdır.

Ortada dört sütuna, batıda ve doğuda kare ayaklara oturan, çapraz tonoz örtülüdür.

Neflerin batı bölümü, bir duvarla iki kat haline getirilmiştir.

Üstte mahfil bölümü var.

Kilisenin doğu cephesinde bitkisel motiflerle süslü, taş işlemeli mihrabı ilgi çeker.

Kilise, günümüzde Ömerli’de yaşayan tek Süryani aile tarafından korunmaktadır. 2002 yılında restore edilmiştir.

Ömerli Beşikkaya

GÖLLÜ-BEŞİKKAYA (FAFİT) HARABELERİ

İl merkezine 40 km ve ilçe merkezine 17 km uzaklıktaki Beşikkaya (eski adıyla Fafit) köyündedir.

Bu bölge Tarabidin olarak bilinmektedir. 

Roma’nın Sasanilerle olan doğal sınırı olduğu için burada birçok savunma amaçlı kale bulunmaktadır. 

MS 589 yılında, bu mıntıkada toplu olarak Süryani, Nasturi ve az sayıda Kildani ve Mahalmi yaşamıştır.

MS 1609 tarihinde, Patrik Sotfo zamanında Müslümanlığı kabul etmişlerdir.

Kalıntılar, Bizans döneminden kalmadır. Turabdin mevkiinde bulunan bu alanda, kale, tapınak, kaya mezarı ve ev kalıntıları var.

Bizans ve Sasaniler arasındaki hakimiyet yarışında bu bölgeye birçok gözetleme kulesi ve kale yapılmıştır.

Beşikkaya harabeleri, Bizans ve Sasaniler arasındaki sınırdır.

Kazılar esnasında, burada mozaik tabanlı evler, kuyumculuk sanayiinde kullanılan beyaz toz, Asur, Pers, Bizans, Arap ve Osmanlı dönemine ait çeşitli paralar, heykel ve heykelcikler, kilden testi ve küpler, süs eşyaları bulunmuştur.

Sümer ve Asurlular heykeltıraşlığa ve kral heykellerine önem verdikleri için, kazılarda fazlaca heykellere rastlanması, şehrin kuruluşunda Sümer ve Asur etkilerini göstermektedir.

Rivayete göre:

Kureyş kabilesinden bir kervan, Keferde denilen bu mıntıkadan geçerken, buradakilerle savaşırlar ve bir bayan ile bir erkek şehit olur.

O günden bu güne gelen bir gelenek olarak: Nisan ayı boyunca her Çarşamba komşu il ve ilçelerden gelen insanlarla köy dolup taşar.

 

 

Mardin şehri tanıtım ve gezi yazısı için. Mardin

 

Mardin Mazıdağı

Mardin Mazıdağı
 

 

Mardin Mazıdağı; Mazıdağı-Mardin arası uzaklık: 25 km. Mazıdağı-Diyarbakır arası uzaklık: 68 km. Mazıdağı-Şanlıurfa arası uzaklık: 179 km.

TARİH

Yörenin tarihi geçmişi Bizanslılara kadar gider. İlçenin eski ismi “Şamrah” dır. Kelime anlamı, Şam’a giden yol demektir.

Çünkü şehir, Diyarbakır’dan Şam’a giden kervan yolu üzerindeydi.

Yerleşim yeri ise, Çam yolu üzerindedir. İlçenin 3 km güneybatısında, sarp bir tepenin üzerinde kalıntıları bulunan Safran kalesi ve kalenin çevresindeki harabelerden anlaşıldığına göre, Bizans döneminde Diyarbakır şehrini Şam şehrine bağlayan yol üzerinde kurulu olan yörenin halkı Süryanilerdi.

Şamrah, 7’nci yüzyılda Arapların eline geçti ve Hıristiyan halkın büyük çoğunluğu Müslümanlığı seçti.

Süryani olarak kalanlar ise, 1392 yılında Timur istilasından sonra Mardin’e göç ettiler.

1514 yılında bölge Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.

İlçenin Mazıdağı ismini almasının sebebi: etrafının dağlarla çevrili olması ve bu dağların mazı ağaçlarıyla kaplı olmasıdır.

Mardin Mazıdağı
 

GENEL

İlçe merkezi, 1030-1090 metre yükseklikteki dağlar serisinin ortasında bulunan düzlükte kurulmuştur. İlçe merkezinin 17 km kuzeydoğusunda bulunan fosfat yatakları, 1976 yılında açıldığında yörede önemli bir istihdam sağlanmış, ancak 1993 yılında kapatılmış ve halen atıl durumdadır. 1937 yılında ilçe statüsü almıştır.

Mardin Mazıdağı
 

GEZİLECEK YERLER

Mazıdağı Dermetina Kalesi
 DERA METİNAN KALESİ

İlçe merkezine bağlı ve 32.8 km uzaklıktaki Gümüşkaya Mahallesindedir.

Kale, günümüzde harabe durumda olup kalenin büyük bir kısmı modern Gümüşyuva Mahallesinin altında kalmıştır.

Bu doğrultuda modern köyün de üzerinde yer aldığı tepelik alan, göz önüne alındığında, kalenin yaklaşık olarak doğu-batı yönünde 350 m, kuzey-güney yönünde ise 410 m ölçülerinde bir alanı kapladığı düşünülmektedir. 

Evet, bu kale, 150 metrelik bir tepede kurulmuş savunma üssüdür.

Deniz seviyesinden 1125 metre yüksektedir.

Mazıdağı Dermetina Kalesi

Çevresindeki doğal vadi yollarını kontrol altında tutan, çok önemli stratejik bir noktada tahkim edilmiştir. 

Kalede, 8 burçlu gözetleme kulesi vardır.

Kuzeye açılan tek kapısı bulunur. Bu kapıdan girildiğinde geniş kale meydanına varılır.

Kalenin içinde su sarnıçları, erzak ambarları ve ev kalıntıları bulunur.

Bugün harap şekilde olan kalenin gözetleme kulesi 20 metre, burçlar 15 metre ve surlar 10 metre yüksekliktedir.

Kalenin kuzeyinde, doğu-batı yönünde 27 m uzunluğunda, 2.5 m genişliğinde ve 8 m yüksekliğinde, batısında ise kuzey-güney yönünde 17.35 m uzunluğunda, 2 m genişliğinde ve 7.80 m yüksekliğinde sur duvarı yer almaktadır. 

Sur bedenin doğusunda, sur duvarı boyunca yükselen yuvarlak formlu burç bulunmaktadır.

Burç yaklaşık 25 m yüksekliğe sahip olup, üst örtüsü tahrip olmuştur. 

Anadolu’yu istila eden Timur, Mezopotamya’yı ve Karadağ’a hakim olmak, Mardin ile Diyarbakır’ın yolunu kesmek amacı ile bu kaleyi ele geçirmek istemiş, ancak zorlanmıştır. 

Çünkü savunması iyi yapılan bir kaleydi. Timur’un orduları, kaleyi ancak 20 günde ele geçirebilmiştir.

Mazıdağı Dermetinan Kalesi
 

Eskiden kalenin bulunduğu bölgede: altın ve gümüş çıkarıldığı söylenmektedir.

Hatta bu kalenin, bu gümüş madenini korumak amacıyla yapıldığı da söylenir.

Kalede ayrıca mezarlık bulunmakta olup mezarlığa ait kaya kabartmaları ile kalenin bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kalenin en dikkat çeken özelliği: Bizans döneminden kalma, kapısında iki mühür bulunan mermer bir mezarlıktır.

 

Günümüze kalan kalıntılar.

Kalenin günümüze ulaşan kalıntıları arasında, sur duvarları, burç, kilise ve mağara yer almaktadır. 

 

Bu nedenle yoğun tahribata maruz kalan kalede, ayakta kalan bazı mimari yapıların iç kısımlarına girmek mümkün değildir. 

Nitekim modern yapılaşmalarda da kaleye ait taşların devşirme olarak kullanıldıkları görülmüştür. 

 

DERA METİNAN KİLİSESİ:

İlçe merkezinin 32 km batısında bulunan Gümüşyuva (Der Metina) Mahallesindedir.

Kalenin doğusunda, Dermetina Kilisesi yer almaktadır. Günümüzde yöre halkı tarafından kalenin kısmen ayakta kalan bazı bölümlerine modern malzemeler ile eklemelerde bulunularak samanlık ya da hayvan barınağına dönüştürüldüğü saptanmıştır. 

Dikdörtgen bir alanda oturan kilisenin yapımında bazalt ve kireçtaşı kesme ve moloz taş kullanılmıştır.

 

Mazıdağı Sultan Şeyhmus Türbesi
 

SULTAN ŞEYHMUS TÜRBESİ

İlçeye bağlı 20 km uzaklıktaki Yüce köyünde, Mardin yolu üzerindedir.

Asıl ismi “Şeyh Musa Ez-Zuli’ dir. 1077-1164 yılları arasında Mardin de yaşamış ve orada vefat etmiştir.

Abdulkadir Geylani’nin öğrencisidir. Hocası onun yetişip büyük bir veli olacağını önceden müjdelemiş ve “Ey Bağdat halkı, yakında öyle biri gelecek, öyle bir güneş doğacak ki, öyle birisi daha size gelmedi” buyurdu.

O zat kimdir? denilince, Musa bin Mahin olduğunu işaret etti. Hocaların huzura geleceği zaman, Abdülkadir-i Geylani’nin gönderdikleri kimseler tarafından, çok uzaklarda karşılandı.

Geylani’nin huzuruna girince, kalkıp kucakladı. O duası kabul edilen büyük bir veli idi. Fakire dua etse zengin olur, bir kimseye bereket için dua etse, berekete kavuşurdu.

Hastaya dua etse, sıhhate kavuşurdu. İnsanlar onun himmet ve duaları ile büyük musibetlerden kurtuldular. 

Külliyede: Sultan Şeyhmus’un mezarı yanında, eğitim odaları, cami ve ruhsal hastalığı bulunan insanların iyileştirildiği odalar da bulunuyor.

Türbe, 2008 yılında restore edilmiştir.

Özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık olur. Günde ortalama 150-400 arası kurban kesilir.

Bu türbeye gidildiğinde birçok kadın görülür. İlçe merkezinde bulunan bu türbe, genellikle çocukları olmayan kadınların gidip dua ettikleri bir yer olarak bilinmektedir. İnanışa göre türbeye gelenlerin mutlaka çocuğu olur. Hatta çocuğu olduktan sonra çocuk erkek ise “Şeyhmus” ve kız ise “Sultan” ismi konur.

Türbeye gelenler arasında akıl hastalığı olanlar da yer alıyor. Türbe binası içinde ayarlanan özel odalarda kalan hastaların belli bir süre sonra sağlıklarına kavuştuğu söyleniyor. 

Son bir not olarak, Sultan Şeyhmus’un yöre tarafından en çok bilinen kerametini de anlatalım. Şeyhi Abdülkadir Geylani, Mardin’e geldiğinde ezan okunur.

Abdest zamanı geldiğinde Sultan Şeyhmus’un talebeleri etrafta su olmadığını şeyhlerine söylerler.

Sultan Şeyhmus bunun üzerine eline asasını alarak yere vurur ve tam kırk çeşme yerden birden bire bitiverir. Bu çeşmeler hala Mardin’de Şeyhan bölgesinde mevcuttur. 

Mazıdağı Pir Hattap Türbesi
 

PİR HATTAP TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı 6  km uzaklıktaki Ömürlü (Piran) köyündedir. Köyün merkezinde bulunan türbe çok güzel bir şekilde dizayn edilmiş bir parkın içinde bulunuyor.

Yanı başında bir mescit var. Ayrıca nefes alınabilecek bol yeşilli bir park ve ziyaretçiler için küçük bir otel bulunuyor. 

Pir Hattap, dini hizmetleri anlatmak için köye gelmiş ve burada vefat etmiş, buraya defnedilmiştir. Hakkında yazılı bir belge ve bilgi yoktur. Sadece bir din bilgini olduğu düşünülmektedir.

Pir ismini kullanan ilk din alimlerinden biridir. Bölge sakinleri tarafından el üstünde tutulan Pir Hattap, burada dersler vermeye devam etmiş, onlarca öğrenci yetiştirmiştir.

Pir Hattap türbesi, Ömürlü camiine bitişik vaziyettedir.

İnşa kitabesi olmayan türbenin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Yapımında düzgün kesme taş kullanılan türbe, dıştan kuzey-güney yönünde 6.5 metre, doğu-batı yönünde 10 m ölçülerindedir ve dikdörtgen planlıdır.

Girişin alınlığında Arapça yazıt bulunmaktadır. Türbede Pir Hattap ve ailesine ait üç mezar bulunmaktadır. 

Türbenin içinde, üç mezar var. Büyük olan Pir Hattap’ın mezarı, ikisi Pir Hattap’ın çocuklarına biri de eşine aittir. Mezarların hemen yanında mermer bir sütun var.

Rahatsızlıkları olan ve gece türbeye bırakılan insanların eskiden kaçmamaları ve şifa bulmaları için bu sütuna bağlandıkları söylenir. Türbede belirli bir süre gece ve gündüz ayrılmadan kalabilenlerin şifa bulduğuna inanılıyor. 

Evet, bu türbenin, özellikle Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri ziyaretçileri gelir.

 

AVRİHAN HARABELERİ KAYA KİLİSESİ

İlçe merkezine 11.6 km uzaklıktaki Yağmur (Ewrihan) Mahallesinin yaklaşık 300 metre kuzeybatısındaki Avrihan Harabelerinde yer almaktadır. 

Ana kayanın oyulması ile şekillendirilen kaya kiliseye, atriumun kuzeyinde bulunan yuvarlak kemerli giriş açıklığından geçiş sağlanır.

Tek neften oluşan kilisenin naosu, doğu-batı yönünde 6 m, kuzey-güney yönünde 6 m ölçülerindedir ve kare şeklindedir.

Düz tavanlı olan kilisenin zemini ile tavan arasındaki yükseklik 2.25 metredir. Apsisin güney duvarında kazıma tekniğiyle yapılmış haç işareti bulunmaktadır. 

 

NEVALA NOKA MEVKİİ KAYA ŞAPELİ (ŞIKEFTA KİZE)

İlçe merkezinin 7 km uzağında buluan Arıköy Mahallesinde, yaklaşık 1 km batısında, yöre halkı tarafından Nvala Noka olarak adlandırılan mevkide bulunmaktadır. 

Kayalık alanda, ana kayanın oyulmasıyla inşa edilen şapele, tahrip olmuş basamaklarla ulaşılmaktadır. Üst örtüsü tamamen yıkılan şapelde hatıl yuvaları söz konusudur. Hatıl yuvalarından hareketle şapelin üst örtüsünün, ahşap hatıllı düz dam şeklinde yapıldığı düşünülmektedir. 

Kaya şapelin giriş kısmında kaçak kazı izleri mevcuttur. 

 

HACI ABDULKERİM KASRI

İlçe merkezine 21 km uzaklıkta bulunan Arısu Mahallesindedir. 

İki katlı olarak inşa edilen kasrın yapımında bazalt kesme taş, moloz taş ve sarımsı kalker taşı kullanılmıştır. Harabe durumda olan kasrın zemin katı kısmen ayakta iken, üst katı tamamen yıkılmış ve duvarların bir kısmı ayakta kalmıştır. Zemin kata, güneyde bulunan ve büyük oranda yıkılmış olan giriş açıklığından girilir. Zemin kat dikdörtgen planlı iki mekandan oluşur. Üst kata geçiş sağlayan merdiven kalıntıları korunmamıştır. 

 

TELLİ AĞA KASRI;

İlçe merkezine 61 km uzaklıkta bulunan Kayalar Mahallesindedir. 

Dikdörtgen bir alana oturtulan iki katlı yapı, kısmen yıkık ve metruk durumdadır. Yapıya giriş, günümüzde yıkık olan ve güneyde yer alan avludan sağlanmaktadır. Yapının güneydoğu ve güneybatı cephesinde, iki adet yuvarlak ve sivri kemerli eyvan bulunur. 1’nci katı ahır olarak kullanılan yapıya giriş, dikdörtgen formlu açıklıktan sağlanmaktadır. 2’nci katı yaşam alanı olarak kullanılan yapıda çeşitli formlarda niş ve pencere açıklıkları yer almaktadır. Yapının bazı bölümleri restore edilmiştir. 

 

ZENBUR HANI;

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta bulunan Arıköy Mahallesindedir. İnşa kitabesi olmayan yapının ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Müze tescil fişinde kaya evi olarak geçen yapı, gerçekleştirilen bu envanter çalışmasında kaya han olduğu tespit edilmiştir. 

Büyük oranda tahrip olan hanın içerisi toprak ve taş yığını ile doludur. Hanın ortasında, zeminde iki bölüm bulunur. Birinci bölümün, hana gelen hayvan sahipleri tarafından konaklama amaçlı kullanıldığı, ikinci bölümün ise duvarlarında niş ve hayvan bağlama delikleri bulunmasından hareketle hayvanlara ayrılmış olduğu düşünülür. Zenbur han, sonraki dönemlerde hayvan barınağı olarak kullanılmış, günümüzde ise herhangi bir kullanımı yoktur. 

 

YAĞMUR MAHALLESİ YAZILI KAYA:

İlçe merkezine 11.60 km uzaklıktaki Yağmur Mahallesindedir. Günümüzde bir evin bahçesinde bulunan kaya kütlesi, yöre halkı tarafından Kevire Kıza Keraş (Kral Kızı Taşı) olarak adlandırılmıştır. 

Alanda yapılan araştırmalarda 5 m yüksekliğindeki kaya kütlesinin kabaca düzeltilmiş batı cephesinde çivi yazılı yazıt bulunmaktadır. 

Yazıt:0.75 m x  0.75 metre ölçülerindeki bir alana yazılmıştır. Yazıt: Akadça ve Aramice’dir. 

Ayrıca: kaya üzerinde kabartma tekniğiyle yapılmış bazı semboller ve sanki ayakta duran bir insan betimi var. Ancak günümüzde yazıtın yazılı olduğu kaya kütlesinde, parça kopması, aşınma, kararma gibi doğal etkenlerden dolayı yoğun tahribat görülmektedir.

Bu nedenle yazıtın büyük bir bölümü tahrip olmuş ve çok az kısmı korunmuştur.

Kaya kütlesi üzerinde bulunan yazıt, doğal ve beşeri etkenlere açık olduğundan silinip yok olması mümkündür. 

Yapılan araştırmalarda, ilk gözlemlere göre yazıtın MÖ 2 bin yıllarına tarihlendirilebileceği anlaşılmıştır. Muhtemelen, bu dikili taşın üzerinde belki de koruyucu tanrı veya tanrılar betimlenmiştir. Çıplak gözle görmenin mümkün olmadığı yazılar ve kabartmalar, bir takım fotoğraflama ve çizim teknikleri kullanılarak muhtemelen çözümlenebilir. 

Evet sonuç olarak, taşın neden buraya dikildiği ve üzerinde ne yazdığı gerçekten büyük bir sır. 

 

 

 

 

 

 

Mardin şehri tanıtım ve gezi yazısı için.