İlçe D-100 Devlet Karayolu TEM Anadolu otoyolu ve Bilecik-Eskişehir yolu üzerindedir. Erenler, Sakarya arası uzaklık: 6 km. Erenler, Kocaeli arası uzaklık: 49 km.
TARİHİ
Günümüzde Sakarya şehrinin merkezini teşkil eden Ada nahiyesi, bir zamanlar bir merkezdir. Her hafta kurulan pazara, çevreden ve göçebe aşiretlerden halk gelir, mahsullerinin satar, insanlar arasında sosyal ve kültürel alışveriş olurdu. Nahiye, zamanla yavaş yavaş canlı bir merkez haline gelmiştir.
Bunun çevresinde de aşiretler tarafından yeni yeni yerleşim yerleri, köyler kurulmuştur. Ada nahiyesinin fethi sırasında şehit düşenlerin gömüldüğü bir tepe bu tepede bir tekke vardır.
Ayrıca, yine bu mevkide “Sakarbaba” isimli bir türbe bulunmaktadır. Bu yüzden, bu mevkiye “Erenler” ismiyle anılan bir yerleşik düzen kurulur. 1911 yılında köy olur. 14 Mayıs 1921 tarihinde Yunan işgali olunca Erenler halkı köyü terk ederler.
Uzunköprü’den geçerek Hendek istikametinde Kargalı hanbaba mevkiine sığınırlar. Yunanlılar 21 Haziran 1921 tarihinde Erenler köyünü yağmalayıp ateşe vererek terk ederler.
1964 yılında ise Erenlerde Belediye teşkilatı kurulur. 2008 yılında ise, Erenler ilçe statüsü kazanır. 1999 yılında Erenler, Gölcük depreminde zarar görmüştür. Ancak kısa bir süre sonra kasaba büyümesini sürdürür.
Sakarya Erenler
GENEL
Sakarya il merkezinin biraz doğusunda bulunur. Sakarya nehri, ilçenin içinden akar. Yerleşimin ortalama rakımı 32 metredir.
Sakarya Erenler
GEZİLECEK YERLER
Erenler ilçesinin gezilecek ve görülecek yerlerini Sakarya il merkeziyle değerlendirmek gerekir. Bu yüzden, Sakarya il merkezine ait tanıtım yazısına bakmalısınız.
Burdur Altınyayla; İlçe Fethiye-Denizli karayolu üzerindedir. Altınyayla ilçesi, il merkezi Burdur’a 125 km uzaklıktadır. Altınyayla, Antalya arası 144 km. Altınyayla, Fethiye arası 90 km. Altınyayla, Denizli arası 120 km. dir.
TARİHİ
Yörede MÖ 3 binli yıllardan itibaren Anadolu’da hüküm sürmüş olan birçok uygarlık hakimiyet kurmuştur. Bölgenin eski ismi “Dirmil” dir.
Cybria, Bubon, Balbura üçgeni arasında kalan bölgenin, Üç Meşe denen yerin kuzeyindeki yerli halkın “Gavur Beşiği” dediği alan, Dirmil’in çok eskiden itibaren bir yaşam alanı olarak kullanıldığının kanıtıdır. İlçe toprakları, Batı Torosların geçit vermez dağlarıyla ve yükse platolarıyla kapalı olduğundan, uzun yıllar göçerlerin yurdu olmuştur. 1839 yılında Tefenni kazasının kurulmasıyla, yöre aynı kazaya bağlı olarak idare edilmeye başlanmıştır. Bu tarihlerde, Dirmil, yoğun göç alarak kalabalık bir merkez haline gelmiştir. Tarihi süreç içinde, ilçe özellikle tarım ve hayvancılık alanında birçok meslek erbabı yetiştirmiştir. Birinci Dünya Savaşında, bölgede herhangi bir işgal görülmez. Ancak 1911-1922 yılları arasında, Dirmil kazasından savaşlara katılan birçok insan şehit ya da gazi olmuştur. Çanakkale savaşlarında ve Yemen de her sülaleden en az bir kişi savaşmış ve çoğu da geri dönmemiştir. İlçe 1990 yılında “Altınyayla” ismini almıştır.
Burdur Altınyayla
GENEL
Yüzey şekilleri açısından karmaşık bir özellik gösterir. İlçe merkezinin rakımı 1250 metredir. Güney batıda Maşta ve Pırnaz köyleri arasında kalan Boncuk dağı, yörenin en yüksek dağıdır ve 1600 metre yüksekliktedir. Eğim son derece yüksek olduğundan dağa tırmanmak oldukça zordur. İlçe toprakları akarsular bakımından zengindir. Bölgedeki akarsular, farklı su yollarından akarak Akdeniz ve Ege denizine dökülür. Akarsu rejimleri, iklime bağlı olarak düzensizdir. Bazı akarsular yazın kurumaktadır. Yöre, kaynak suları bakımından da oldukça zengindir. Özellikle Esmerpınar denen yer, yaz döneminde insanların içme suyu temin ettikleri başlıca yerlerden birisidir.
Yörede Akdeniz iklimi hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.
Burdur Altınyayla
GELENEKSEL ALTIN SİPSİ, YAĞLI GÜREŞLERİ, KÜLTÜR MANTARI VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ
Her yıl Temmuz ayında yapılır. Kırkpınar güreşlerini takip eden hafta yapılan Dirmil güreşleri, 23 yıldır geleneksel olarak sürdürülmektedir. Kırkpınar yağlı güreşlerinden bir hafta sonra yapıldığı için tam anlamıyla Kırkpınar’ın rövanşı olan Altınyayla Güreşleri hem çok sayıda güreşçinin müsabakasına sahne olur, hem de Ege bölgesi yoğunlukta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında gelen sporseverlere güzel bir gün yaşatıyor.
Burdur Altınyayla Sipsi
SİPSİ
Sipsi, ülkemizin değişik yörelerinde kullanılan bir tür nefesli çalgıdır. Sipsi: ova ve derelerde yetişen su kamışından imal edilir. En önemli kısmı “Cuk Cuk” adı verilen ağız kısmıdır. Dirmil sipsisi, gerek kullanılan malzeme ve gerekse büyük ustaların vermiş oldukları ses tonu nedeniyle, diğerlerinden farklıdır. Curayla kullanıldığında muhteşem bir ikili olur.
Burdur Altınyayla Sipsi Anıtı
Sipsi Anıtı
Teke yöresinin simgelerinden olan yöresel müzik aleti sipsi, ana vatanı Altınyayla ilçesinde, ilçe meydanına konulan dev “Sipsi” kaidesiyle ölümsüzleştirildi.
Burdur Altınyayla Mehmet Tuğrul Meslek Yüksekokulu
ALTINYAYLA MEHMET TUĞRUL MESLEK YÜKSEK OKULU
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesine bağlıdır. 2015 yılında kurulmuştur. İlçe merkezine 1 km uzaklıkta, Altınyayla-Burdur karayolu üzerindedir. Binanın yapımı, hayırsever Mehmet Tuğrul tarafından sağlanmıştır. Bina tamamlandıktan sonra, eğitim binası ve arazisi Mehmet Akif Ersoy Üniversitesine devredilmiştir.
Burdur Altınyayla
GEZİLECEK YERLER
Altınyayla ilçesinde tarihi ve turistik yerler maalesef kısıtlı, tarihi birkaç yer var ama o yerler hakkında bilgiye ulaşamadığım için yazmadım, sonuçta tarihi ve turistik bir yeri görmeye gittiğimizde elbette ora ile ilgili bilgi sahibi olmak, gezip gördüğümüz yerleri daha anlamlı kılıyor, bilgi olmayınca da elbette anlamsız.
BALLIK ARDICI
Ballık (Maşta) köyü Marş Beli mahallesindedir. Köy ilçe merkezine 24 km uzaklıktadır. Karanlıkdere kanyonuna doğru giderken, 3 km sonra sağ tarafta, meyilli ve terk edilmiş bir tarladadır. Ağaca verilen isim “Ballık Ardıcı” dır. Gövde çapı 2 metre, çevresi 6.10 metredir. Boyu 10 metreden fazladır. Ağacın yaşının 1200 yıllık olduğu düşünülmektedir. Ballık köyü halkı bu ağacı sevmekte ve korumaktadır.
Burdur Altınyayla Tabiat Anıtı Sedir Ağacı
TABİAT ANITI SEDİR AĞACI
Ballık köyü yakınlarında, yaklaşık 4 km uzunluğundaki karanlık dere kanyonunun “Batı Toros” olarak bilinir, bölgede Türkiye’nin en kaliteli sedir ağaçları yetişmektedir. Bunlardan, karanlık dere kanyonu girişindeki sedir ağacı 1996 yılında “Tabiat Anıtı” olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Sedir ağaçları, Lübnan, Himalaya ve Kıbrıs bölgelerinde bulunur, iğne yaprakları genellikle dört köşedir ve yatay kesitlerinde bitişik iki adet reçine kanalı bulunur. Boyları 40 metreye, çapları ise 3 metreye kadar ulaşabilir. Buradaki sedir ağacının uzunluğu 49 metredir. Çevresi 7.22 metredir.
Hizan, Bitlis arası uzaklık: 77 km. Hizan, Tatvan arası uzaklık: 49 km.
TARİHİ
1071 yılındaki Malazgirt zaferinden sonra bölgeye Selçuklu Beyliklerinden Dilmaçoğulları yerleşmiştir. Bunların merkezi Nevs-i Hizan’dır. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı hakimiyetine alınır. Bu dönemlerde yörenin ismi “Erzent” dir.
1514 yılından sonra Azarbaycandan gelen Murtaza Bey, bölgede bir beylik kurar ve nispeten bağımsız yaşamaya başlar. Ölünce yerine oğlu Abdal Bey geçer. Daha sonra ise, Beyliğin başına Mir Şerafettin geçer. Bu beylik, 19’ncu yüzyılın ikinci yarısına kadar bölgede hüküm sürer.
1913 yılında bölge Rus işgaline uğrar. Bu işgal sırasında, Rusların desteğini alan Ermeniler, bölgede tam bir vahşet yaşatırlar, birçok insan katledilir. 1914 yılında Ruslar bölgeden çekilir. 1919 yılında ilçe yapılarak Bitlis şehrine bağlanır. 1929 yılında Bucak yapılır. 1936 yılında ise yeniden ilçe yapılarak Bitlis iline bağlanmıştır.
Hizan isminin Nevs-i Hizan isminden geldiği bilinmektedir.
GENEL
Bölge: Van gölünün güneyinde sarp bir yerdedir. Yerleşimin yüzde 90 bölümü dağlıktır. Yörede tipik karasal iklim hakimdir.
HİZAN FINDIĞI
Ülkemizde Karadeniz bölgesinden sonra en çok fındık üretimi Hizan yöresinde yapılır. Çünkü yörede fındık üretimi için uygun iklim koşulları vardır. Hizan fındığının yüksek yağ oranı ilgi çeker.
HİZAN KARAKOVA N BALI
Yörede organik karakovan balı üretilmektedir. Ülkemizde mevcut kovan sayısının yüzde 40 bölümü, Hizan yöresinde bulunmaktadır. Hizan yöresinde 2450 metre rakımlı yüksek dağ ve yaylalarda üretilen balın tadı ve aroması oldukça farklı ve güzeldir. Nem oranını dengelemek iin söğüt dallarından yapılan, etrafı tezek veya çamurla sıvanan özel kovanlarda elde edilen, prolin değeri yüksek karakovan balı, meşakkatli bir sürecin ardından satışa sunuluyor.
Hizanda üretilen bal: yapılan bal yarışmalarında sürekli dereceye girmekte, dünya birinciliği ve dünya ikinciliği bulunmaktadır.
GEZİLECEK YERLER
GİRİ SERGİNCİ KÖŞKÜ
Mir Şerafettin bölgede iki tane köşk yaptırır. Bu köşklerden en önemlisi günümüzde Serin Tepe’de bulunan Giri Serginci köşküdür. Yapı 336 odalıdır. Mir Şerafettin’in her gece, odalardan birinde kaldığı anlatılır. (Bu köşk günümüzde var mı yok mu bilmiyorum, sadece adını duydum, köşk hakkında herhangi bir yerde varlığına ait bir kayıt da bulamadım, sadece birkaç satır yazılı anlatım var, köşk günümüzde var mı yok mu bilen varsa yorum bırakması rica olunur.)
Hizan yöresinde, başkaca tarihi veya turistik yer bulunmuyor.