Yozgat Çandır

Yozgat Çandır

Çandır, bağlı bulunduğu Yozgat iline 119  km uzaklıktadır. Çandır, Boğazlıyan arası uzaklık: 29 km. Çandır, Çayıralan arası uzaklık: 15 km.

TARİHİ

İlçenin bulunduğu bölgenin tarihi hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Ancak bölgede bulunan kalıntılara göre, buranın bir zamanlar Bizans döneminde bir yerleşim yeri olduğu tahmin edilmektedir. Daha sonra ise, Selçuklular ve Dulkadiroğlu Beyliği yörede hakimiyet kurmuştur.

Çandır, 1930 yılında Belediye, 1948 yılında Bucak ve 1990 yılında ilçe olmuştur. Çandır isminin kaynağı nedir? Çandır ilçesinin isminin kaynağı “Candır” yani “cana yakın, güzel, değerli” kelimesinden türetilmiş ve “Çandır” olmuştur.

Yozgat Çandır

GENEL

İlçe İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümündedir. İlçe merkezi düz bir alana kurulmuştur. Çevresi yüksekliği fazla olmayan tepelerle çevrilidir. Bu tepeler, dere ve çaylarla parçalanarak platolar oluşmuştur. Denizden yükseklik 1225 metredir. En önemli yükselti Gevencik dağıdır. (1608 metre) Bölgede iki akarsu bulunur.

Bunlar: Mera çayı ve Kozan çayıdır. Bu iki çay, ilçede birleşir ve ilçenin batısında bulunan “Uzunlu barajı” na dökülür. Yörede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Bitki örtüsü olarak bozkırlar hakimdir. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yurtdışında da önemli oranda işçi bulunmaktadır.

Yozgat Çandır

GEZİLECEK YERLER

ŞAHRUH BEY

İlçede, Şahruh bey tarafından yaptırılan birkaç yapı bulunuyor. Bu yüzden, kendisi hakkında kısa bilgi vermek uygundur.

Dulkadiroğlunun son hükümdarı Alauddevle Bozkurt Bey (1479-1515) in oğludur. 1485-1490 yılları arasında yapılan Osmanlı-Memlük savaşında Osmanlı tarafını tutan amcası Şah Budak tarafından, 1489 yılında yapılan bir baskın sonucunda esir edilmiş ve gözlerine mil çekilmiştir.

Ancak mil çekilmesi görmesine engel olmamıştır. Şahruh Bey’in ölmekten kurtulmasının sebebi ise: Şah Budak, sonrasında Alaüddevle Bey yani Şahruh’un babası ile karşılaşır ve yenilir, kaçar. Şahruh Bey’in, babasının bu parlak zaferi nedeniyle ölümden kurtulduğu tahmin edilmektedir. Daha sonra Kırşehir Beyi olan Şahruh Bey, yörede birçok sanat eseri yaptırmıştır.

Yozgat Çandır Şahruhbey Camii

ŞAHRUH BEY MESCİDİ

İlçe merkezinde, Boğazlıyan-Çandır yolunun kenarındadır. Burası günümüzde “Merkez Camisi” olarak geçer. Mescit: Şahruh Bey tarafından yaptırılmıştır. Yaptırıldığında iki minarelidir. Günümüzde: mescitten sadece batıda bulunan bir minaresi kalmıştır. Mescidin yerine ise, başka bir cami yapılmıştır. Orijinal minare: yuvarlak gövdeli ve kare kaidelidir.

Minare, diğer Dulkadiroğulları minarelerinde olduğu gibi, oldukça kısa bir gövdeye sahiptir. Şerefeye kadar olan kısmı tuğladandır. Yuvarlak, kısa gövdeden iki sıra halinde silmeyle şerefe altlığına geçilmektedir. Şerefe korkulukları ve pabuçluk, çokgen düzgün kesme taştan örülmüştür.

Yozgat Çandır Kümbeti

ÇANDIR KÜMBEDİ (ŞAH SULTAN HATUN TÜRBESİ)

Şah Sultan Hatun: Dulkadiroğulları Beyliği döneminde, Dulkadirli Şehsuvar Bey (1467-1473)in kızı ve Dulkadir Hükümdarı Alaüddevle Bey’in oğullarından Şahruh Beyin eşidir. Babası ve amcasının hükümdar olmaları nedeniyle, saraylarda yetişmiştir. Burada bulunan zarif abide türbe, kendisini çok sevdiği anlaşılan Şahruh Bey’in eseridir.

İçeride bulunan lahdin yanlarında bulunan ifadelere göre, türbe: Şahruhun karısı Şah Sultan’a aittir ve türbe, kocası Şahruh Bey tarafından karısının ölümünden 8-9 yıl sonra yaptırılmıştır. Yani muhtemelen 1500’lü yıllarda yaptırılmıştır. Yapı: Anadolu’da bulunan eyvanlı türbeler içinde en önemli örneklerden birisidir. Çünkü altında kriptası vardır.

Yozgat Çandır Kümbeti

Sade ve düzgün çerçeveli kriptaya: 3 basamaklı bir merdivenle inilir. Kapı çerçevesi, mermer profillidir. Üstü taş kemerli profillerle sivri şekilde sonlanmıştır. Kubbenin ortasında armut veya damla şeklinde sarkıtılmış kilit taşı bulunur. Gövde kısmı, düzgün kesme taştan yapılmıştır. Üzeri piramidal külahla örtülmüştür. Gerek türbede, gerekse eyvan kısmında kullanılan açık kahve ve gri renkteki taşlarla yapılan örgü sistemi, türbenin estetik değerini arttırır.

Birçok mezarlık içinde, çevresi duvarla çevrilerek ayrılan türbe, zarar görmeden günümüze kadar ulaşmıştır. Türbenin içinde, Şah Sultan’ın sembolik lahdi vardır.

Yozgat Sorgun gezi yazısı hakkındaki yazım için Sorgun

Samsun Çarşamba

Samsun Çarşamba

Karadeniz sahil otoyolu üzerinde bulunan bu şirin ilçemiz, her ne kadar deniz kıyısında olmasa da, Karadeniz’in her türlü özelliklerini taşıyor.

Samsun Çarşamba

ULAŞIM

Karadeniz Sahil Yolu: ilçeden geçmektedir. Çarşamba-Samsun arası uzaklık; 36 km. dir. Çarşamba-Ordu arası uzaklık: 112 km. Çarşamba’nın hemen yanı başındaki Terme ile arasındaki uzaklık ise: 21 km.

Karadeniz bölgesinin en önemli hava alanlarından biri olan: Çarşamba Havaalanı, burada bulunuyor. Daha doğrusu ilçenin yakınlarında. İlçeye 17 km. Samsun’a ise 19 km. uzaklıkta. Bu hava alanından, her gün düzenli uçak seferleri yapılmaktadır.

Samsun Çarşamba

TARİHİ

Çarşamba ve yakın çevresinde: MÖ.4000 yılından günümüze uzanan bir yerleşimin varlığından söz edilmektedir. Bu tarihi süreçte: bölgede, Hitit ve Frigya egemenlikleri görülür. Ayrıca: Çarşamba ovasında, MÖ.8.yüzyılda, kadın savaşçılar (Amazonlar)ın varlığı hakkında çeşitli görüşler bulunmaktadır.

MÖ.6.yüzyılda; bölgede Persler görülür. Daha sonra:MÖ.63 yılında, Roma imparatorluğu, bölgedeki hakimiyeti ele geçirir. Takip eden dönemde; yöredeki egemenlik, Bizanslılar tarafından sürdürülür.

1071 Malazgirt Savaşından sonra, Anadolu’ya göç eden Porsukoğulları, Çarşamba’ya gelip yerleşirler ve daha sonra, bulundukları yere :Porsuk köyü adını verirler. 1370 yılında; halen bugün ilçenin bulunduğu yerde; büyük bir panayır kurulurmuş.

Bu panayır: Çarşamba günleri kurulduğundan “Çarşamba Pazarı” olarak anılır. Çarşamba ilçesinin ismi de, buradan gelmektedir.

Anadolu Selçuklu Devletinin dağılmasından sonra: Çarşamba yöresinde, Taceddinoğulları Beyliği hüküm sürmeye başlar.

1428 yılında, Osmanlı imparatorluğu, bölgeyi ele geçirir.

Birinci Dünya Savaşından sonra; 1920 yılında, Ankara hükümeti tarafından görevlendirilen Osman Ağa: Rumlar ve Ermeniler tarafından oluşturulan ve dağlarda yerleşik çeteleri imha eder. Bölgede asayiş ve emniyet sağlanınca, Çarşamba’ya yerleşim için göçler başlar.

Samsun Çarşamba

GENEL

Samsun Çarşamba Hasan Uğurlu Barajı

İlçe; Yeşilırmak’ın Çarşamba ovasına çıktığı yer yakınında, ırmağın iki yakasında kurulmuştur. Daha önceki sel olaylarına önlem olarak: Yeşilırmak üzerine, Çarşamba’ya varmadan hemen önce iki baraj yapılmış. (Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu Barajları. Hasan Uğurlu. Suat ve Hasan Uğurlu çifti, bu barajın projesi aşamasında çalışan mühendis bir çift.

Bir çalışma sonrası, kendi evlerine dönerken, trafik kazası geçirip vefat ediyorlar. Aynı yerde, 2 farklı baraj çalışması tamamlandıktan sonra, barajlara, bu çiftin isimleri veriliyor. )

Yeşilırmak’ın denize yakın kısımlarında: delta gölleri oluşmuştur. Sahilde bulunan bu göller: Dumanlı gölü, Akarcık gölü, Akmaz gölü, Kocagöl’dür. Göllerin çevresi, sazlık ve bataklıklarla çevrilidir.

İlçede, tipik Orta Karadeniz iklimi hüküm sürer. Yazları serin, kışlar ılık ve yağışlıdır. Deniz etkisiyle, yaz ve kış ayları arasında, çok büyük sıcaklık farkları görülmez. Az kar yağar.

Türkiye mısır üretiminin büyük kısmı: Çarşamba’dan sağlanmaktadır. Ayrıca, ilçede büyük miktarda tütün yetiştirilmektedir.

Şeker Fabrikasının açılmasıyla, şeker pancarı üretimi de artmıştır. 3 fındık kırma fabrikası bulunuyor. Bunlarda işlenen fındıklar: Almanya, Amerika, Suudi Arabistan, Hollanda, Belçika, İsviçre gibi ülkelere ihraç ediliyor.

Rusya’dan gelen Botaş’a ait Mavi Akım doğalgaz hattı: ülkemizde, Çarşamba’nın Demirliköy Durusu mevkiinde, denizden karaya çıkmaktadır.

Çarşamba: deniz kıyısında olan bir yerleşim yeri değil. Ama elbette Karadeniz kıyısına çok yakın olması nedeniyle, denize girmek isterseniz, Civa burnu istikametinde, ilçe merkezine 10-12 km. uzaklıktaki, ince kumlu plajlarda denize girmek mümkündür.

ÇARŞAMBA VE SELLER

Kayıtlara geçen ilk sel: 11.06.1930 tarihinde, şiddetli yağışlar sonucu Yeşilırmak taşar ve kasabaya dolan sular, tuz pazarından başlayarak, Demirciler caddesini takip eder ve Kanarya sahasına ilerler. Şiddetle ilerleyen sular, köprüyü yıkar, denize yakın köyler, günlerce su altında kalır.

Takip eden tarihi süreçte: 1931, 1948, 1951 ve son olarak 1999 yılında, seller bölgede yine şiddetle hüküm sürer.

ÇARŞAMBA’YI SEL ALDI TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

Ahmet; Abdal deresinin kıyısında yerleşmiş, yoksul köy ailelerinden birinin oğludur. Melek ise: onun kalbine hükmeden, köyün güzel kızı. Ahmet ve Melek: baharla birlikte, yüzük takıp nişanlanırlar. Ancak: yapraklar sararmaya başlayınca, Ahmet askere gider. Melek ise, gözyaşlarıyla baş başa kalır.

Bu arada: köyün ağasının oğlu Mehmet; Melek’e göz koyar. Melek bu yakınlaşmayı kabul etmez, ancak Ağaoğlu Mehmet, adamlarıyla birlikte, Melek’i dağa kaçırır.

Kötü haber, askerdeki Ahmet’e ulaşır. Ahmet: hemen yollara düşer, dağ tepe demeden gece gündüz, Melek’i arar. Bu sırada: yağmur başlar, şimşek şimşek içinden çıkar, gökyüzü çatırdar. Işınlar, Çarşamba ovasını renkten renge sokar. Sanki tufan ikinci kez yaşanıyordu.

Yağmur: Yeşilırmak’ı boğar. Çarşamba ovası kaynayarak, akan bir göle dönüşür. Canik dağlarından aşağılara doğru bir çığ gibi önüne kattığı her şeyi sürükler.

Evler, insanlar, bebek beşikleri, hayvanlar, kağnılar, ağaçlar. Büyük-küçük kayıklar çaltı burnuna doğru sürüklenir.

Sonunda yağmur duruverir. Yeşil çarşamba üzerine, güneş parlar. Sular, günbegün çekilir. Çekildikçe hayat yeniden kurulmaya başlanır. Yaralar sarılır, evler onarılır, abdal deresinin Yeşilırmak’a katılmak üzere döküldüğü yamacın başında: ahali, toplanmaya başlar.

Derenin eğimle indiği yamacın dibinde, büyük bir kaya parçası vardır. O kayanın üstünde ise, iki kişi vardır. Ahmet ve Melek. El ele tutuşmuşlar, sırtüstü öylece yatmaktadırlar.

Hüzün; yerini göz yaşına bırakır. O büyük kaya parçası; yedi yerinden yarılır. Ve her birinden, bir servi boyu su fışkırmaya başlar. Bu durum, bu hazin aşka; doğanın döktüğü gözyaşları olarak düşünülür.

Ahali, şaşkınlığının ardından dualar okumaya başlarlar, yıllardır can alan, insanların acısını dile getiren dizeler ağızlarından dökülür. İşte: Çarşambayı sel aldı türküsü, o anda oluşan mırıltılardan doğmuştur.

Yedi yerinden su fışkıran kayanın olduğu yerde, bir su değirmeni kurulur. Ve o yöre, o günden  sonra, Değirmenbaşı olarak anılır.

Çınar ağaçlarının gölgelediği değirmenin, 7 taşı vardır. Yedi oluğuna su veren set üzerinden, 7 kez yürümek, sağ ve sol omuz üzerinde, yedişer kez su atmak: uğur sayılır. Hıdırellez döneminde, bu adet tekrarlanır.

 

NE YENİR

TİRİT

Kaz eti, pirinç ve yufka ile yapılır. Çarşamba’nın en önemli yemeklerinden biri olarak öne çıkar.

KEŞKEK

Çarşamba’da genellikle düğünlerde yapılan bir yiyecektir. Buğday, tavuk ya da kuzu eti ve tereyağı ile yapılır. Yapımı oldukça zordur. Hazmı çok ağırdır.

KIVRATMA

Fındık ve yufka ile yapılan bir tatlı çeşididir. Bayramlarda yapılır.

BÜRYAN

Genellikle, düğünlerde yapılan sulu et yemeği türüdür.

MISIR ÇORBASI

Tane mısırdan yapılan, yoğurtla karıştırılarak tüketilen bir yemektir.

KARMAÇ

Mısır ekmeğinden yapılır.

LEPSİ

Bir tür Gürcü yemeğidir. Tavuktan ve cevizden yapılır.

CIZLAMA

Buğday unundan yapılır.

POOT

Mısır unu ve tereyağı ile yapılır.

BALCAN TURŞUSU

Patlıcandan yapılmış, çok güzel bir turşu çeşididir.

 

NE SATIN ALINIR

Mevsiminde gitti iseniz, Çarşamba’dan fındık almayı sakın unutmayın. Taze veya kuru fındık, buradan alınabilecek en güzel hediyeliktir.

Samsun Çarşamba

GEZİLECEK YERLER

Samsun Çarşamba Yeni Köprü

YENİ KÖPRÜ

Cumhuriyet döneminde: 1931 yılında yapılmıştır. Cumhuriyet tarihinin ilk köprülerinden biridir. Köprünün, betonarme 12 ayağı vardır. Gözlerin arası 7 metre, orta ayakların arası ise 12 metredir. Uzunluğu: 274 metredir. Günümüzde köprü araç trafiğine kapalı, yalnızca yayalar tarafından kullanılıyor.

Samsun Çarşamba Adapark

Samsun Çarşamba Adapark Gezi Treni

 

ADAPARK

Karadeniz bölgesinin en büyük rekreasyon alanı. Yeşilırmak kıyısında, 300 dönümlük bir arazi üzerinde kurulmuş sosyal bir alan. Burada: yürüyüş yolları, spor tesisleri, tarihi Çarşamba Evi, göl restoran, yarı olimpik kapalı yüzme havuzu ve saunası, kafeteryaları, kır düğün alanları, çocuk oyun olanları bulunmaktadır.

Parkın en orijinal etkinliği: gezi treni. 3 vagondan oluşan gezi treni: gidiş-geliş 6 km. lik parkurda, 25-30  dakika süresince dolaşıyor.

göğceli camisi.1
Samsun Çarşamba Göğceli Camisi

GÖĞCELİ CAMİSİ

Çay mahallesindedir. Cami: Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. Duvarları: balta ile çıkarılmış, kalın ve uzun kalaslardan ibarettir. Çivisiz bir cami.

1206 yılında yapılmıştır. Giriş revakları: 1335 yılında onarılmıştır. Ancak: kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Evet: cami tek katlı bir yapı. Duvarlarda: tek parça olarak kullanılan kalaslar, yaklaşık 15 cm. kalınlığında, 50 cm. eninde ve yaklaşık 12-20 metre uzunluğundadır. Ahşap yapı: taşınabilir özelliğe sahiptir.

Alttaki derinlik: yapının hava almasını nemi ve çürümeyi önlemek için açılmıştır. Çivi: yalnızca direk başlarının kirişlere bağlantısında kullanılmıştır.

Yapı: dıştan 18 x 22 metre ölçülerindedir. Kapalı alan: 254 metrekaredir. Açık alan ise: 140 metrekaredir. Caminin çevresindeki mezarlık: garipler mezarlığı olarak bilinir. Aynı zamanda: Kökçeli mezarlığı olarak da bilinir.

Yapı; 1986 yılında Sit alanı olarak koruma altına alınmıştır.

Samsun Çarşamba Rıdvan Bey Camisi

RIDVAN BEY CAMİSİ

1201 yılında, mescit şeklinde yapılmış. Kurucusu: Erbaalı Rıdvan Bey. Yeşilırmak’ta kaybolan kızının naşı, Çarşamba’da bulununca, bir hatıra olmak üzere, bu mescidi yaptırır. Süleyman Paşa döneminde cami büyütüldü. Cami: 1939-1943 depremlerinden sonra, halk tarafından tamir edilmiş.

ANIT ÇINAR AĞACI

Kirazlıçay mahallesi, Değirmenbaşı caddesindedir. Değirmenbaşı’ndaki meşhur değirmenin, su olukları üzerinde bulunan bu çınar ağacının altında, Arap Dede isimli zatın mezarının bulunduğuna inanılmaktadır.

Samsun Bafra

 

Samsun Bafra

Nüfusu 150.000 geçmesine rağmen, Samsun’a çok yakın olması nedeniyle il yapılmayan, büyük bir ilçe. Bu hali ile, Karadeniz’in en büyük ilçesidir. En büyük özelliklerinden biri de: ilçe  girişinde mezarlık, çıkışında ise cezaevi bulunmasıdır.

ULAŞIM

İl merkezi olan Samsun’a uzaklığı: 51 km. dir. 26 km. batısında ise, Yakakent ilçesi bulunmaktadır. Bağlantı Samsun veya Sinop üzerinden gelen, Karadeniz sahil yolu üzerindendir.

TARİH

İlçenin tarihi, MÖ. 5000 yıllarına kadar uzanıyor. Bafra isminin kökeni: Kızılırmak’ın denize açıldığı yerde; MÖ. 521 yıllarında Fenikeliler zamanında, ticaret gemilerinin yanaştığı koylarda bulunan: ticaret evlerine “Bafira” ismi veriliyormuş ve bu isim, değişime uğrayarak, günümüze “Bafra” olarak ulaşmış. Yani: Bafra isminin, muhtemelen 350 yıldır kullanıldığı düşünülüyor.

İkiztepede yapılan kazılarda: kalkolitik döneme ait yerleşim izlerine rastlanmıştır. Burası: yaklaşık 2300 yıl boyunca, sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Eski Tunç Çağı, Hitit dönemi kültürlerinin izlerini taşıyan, çok sayıda eser ve kalıntı bulunmuştur. Helenistik döneme ait de, bir mezar bulunmuştur.

Bölge: MÖ.47 yılında, Roma egemenliğine girer. 13.yüzyıl başında ise, Anadolu Selçukluları görülür. 1214 yılında, Konya hükümdarı İzzettin Keykavus, bazı Türkmen aşiretlerini bölgeye yerleştirir. 1243 yılında, Moğol istilaları sonucu, Selçuklu Devletinin yıkılması üzerine, bölgede, küçük bir Türk beyliği olan, Bafra Beyliği kurulur. 1460 yılında, Osmanlılar bölgede egemenliği ele geçirirler.

1876 Osmanlı-Rus savaşında, Kırım’dan Bafra’ya çok sayıda, Tatar gelir. 1912 Balkan Savaşları sonrasında ise, Kosova’dan gelen Arnavut göçmenlerin büyük bölümü, Bafra ve çevresine yerleştirilirler. Halen, Kosova kültürünü ve ana dilleri olan Arnavutçayı yaşatmaktadırlar. Arnavut göçmenlerinin Bafra’da tarım ve bahçecilik kültürünün gelişmesine katkıları büyüktür.

Cumhuriyetin ilanından sonra ise, karşılıklı mübadele sonucu: bölgedeki azınlıklar, buradan ayrılırlar.

Samsun Bafra

GENEL

İlçe, Karadeniz kıyısına 20 km. uzaklıktadır. Denizden yükseklik ise, yalnızca 20 metre. Kızılırmak nehrinin biriktirdiği, alüvyon ovası üzerine kurulmuştur. Kızılırmak’ın denize yakın kısımlarında: arazinin düz olması nedeniyle, birçok göl oluşmuştur. Batıdaki göl: Karaboğaz gölü, doğudaki göl ise: Balık gölüdür. Ancak, ormanlık alanlarda göze çarpıyor.

Bafra’nın en büyük ve Türkiye’nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak, dağları derin bir vadi ile geçerek, ovaya ulaşıyor. Bafra ovası, tamamen Kızılırmak nehri tarafından oluşturuluyor. Irmağın denize yakın bölümlerinde, biraz önce söylediğim gibi, birçok göl oluşmuş.

İlçeye en fazla yağış, Kasım ayında, en az yağış ise, Mayıs ayında düşer. Yıllık ortalama yağış miktarı, 700 mm. civarındadır. Yağmurlu gün sayısı, yılda 100 gündür.

KARPUZ FESTİVALİ

İlçenin, Bengü köyünde düzenleniyor. 1994 yılından bu yana sürdürülen etkinlikler, her yıl yalnızca 10 Temmuz günü ve bir gün süreli olarak yapılıyor.

Samsun Bafra Altınkaya Barajı ve Hidroelektrik Santralı

ALTINKAYA BARAJI VE HİDRO ELEKTRİK SANTRALI

İlçe merkezinin 35 km. güneybatısında, Kızılırmak üzerindedir. Temelden: 195 metre yüksekliktedir. 1987 yılında su tutulmaya başlanmış olup, 1988 yılı ocak ayından itibaren, elektrik üretimine başlanmıştır.

DERBENT BARAJI

Baraj gölü ve çevresindeki ağaçlık alanlar, görülmeye değer güzellikler sunuyor. Piknik yapmak ve dinlenmek amacı ile gidilebilecek yerler. Burada, ayrıca olta ile balık avcılığı yapmak ta mümkün.

Barajdaki diğer turistik aktiviteler: alabalık tesisleri, otel, motel işletmeleri, ev pansiyonculuğu, göl safarisi, olta balıkçılığı. Ayrıca: burada su altı dalış ve şınolker ile balık avcılığı da yapmak mümkün.

KIZILIRMAK

Türkiye’nin en uzun akarsuyudur. Uzunluğu: 1151 km. dir. Irmak: Bafra’nın batısında kollara ayrılır ve Bafra burnundan Karadeniz’e dökülür. Bafra yakınlarında yapılan ölçümlere göre: genişliği 46 metre, derinliği: 1.30 metredir. Saniyede: 21 metreküp su taşır. Akış hızı ise, saatte: 4-6 km. arasındadır.

BAFRA OVASI

Kızılırmak nehri, Bafra Burnundan Karadeniz’e dökülürken, ardında geniş ve alüvyonlu topraklar bırakır. Burası: Türkiye’nin en verimli ovalarından birisidir. DSİ tarafından yaptırılan sulama kanalları ile, ovanın çorak olan kuzey kısımları sulanır. Bu yerlerde, ayrıca hayvancılıkta yapılmaktadır.

BAFRA SELE-SEPET ŞENLİKLERİ

Ramazan ayının 15. gecesi: Bafra’da şenlikler yapılır ve bu şenliklerde özellikle çocukların eğlencesi ön plana çıkar. Bu şenliklere: sele-sepet şenlikleri denir. Bu gece boyunca: büyüklerle küçükler kaynaşır, çocuklar sevindirilir, onlara izzet-ikramda bulunulur.

Eğlenmeleri, gülmeleri için, bir gün önceden hazırlıklar yapılır. Herkes çocuğuna, halk arasında sele-sepet denilen fenerlerden alır. Daha sonra, evlerine ziyarete gelecek küçük misafirler için: şeker, bozuk para veya meyve bulundururlar.

İftar vakti yaklaştığında: çocuklar, guruplar halinde kümelenirler. Küçükten büyüğe doğru, boy sırasına girerler. Bir anda, ilçenin bütün sokakları: bu küçüklerin, ellerindeki fenerlerin ışığı ile aydınlanır.

NE YENİR

Bafra pidesi. Özellikle: Bafra ilçesinde, Turan Ustanın yerinde, Bafra pidesi yemenizi öneriyorum. Bafra pidesinin: kapalı kıymalı ve açık pastırmalı yumurtalı çeşidini mutlaka deneyin.

Diğer çeşitleri sonradan ortaya çıkmış. Köfte de deneyebilirsiniz. Buraya has, güzel köfte yapılıyor. Bunun dışında, eğer yazın buraya uğrarsanız: dondurma denemenizi öneririm.

Özellikle: Ballıbabada yemelisiniz. Gençlik caddesinin sonundadır. Sade dondurmasının sarımtrak bir rengi var.

NE SATIN ALINIR

Bafra lokumu çok meşhur, mutlaka öneriyorum. Kaymaklı lokum: yuvarlak lokumun içinden 1 parmak kalınlığında taze kaymak geçiyor. Üzeri pudra şekerli. Çabuk bozuluyor, aldığınızda çabuk tüketmeniz gerekiyor. Tadı muhteşem.

Aynı zamanda, kokulu lokum.

Samsun Bafra

GEZİLECEK YERLER

LİMAN GÖLÜ

İlçeye, 20 km. uzaklıktadır. Bazı kollarda denize açılır. Bu kolların uzunluğu, bazı yerlerde 2 km. bulur. Gölde: kefal ve sazan balık üretimi yapılmaktadır. Gölün güneyinde: Balık gölü, kuzeyinde ise, Karaboğaz gölü bulunmaktadır.

Karadeniz’e en yakın göl olarak dikkati çekiyor. Su bir miktar tuzlu olduğundan, deniz balıkları da bu gölde bulunabiliyor.

Samsun Bafra İkiztepe

İKİZTEPE

1971 yılından  sonra, İkiztepe köyü bölgesinde bulunan İkiz Tepe ve çevresinde yapılan arkeolojik araştırmalarda: 58 höyük, 5 düz yerleşim yeri, 25 antik çağ ve sonrasına ait kalıntı, 49 tümülüs, 5 kaya mezar, 1 kale, 1 köprü bulunmuş.

İkiztepe: MÖ. 5000 yıllarından buyana, sürekli yerleşim yeri olarak kullanılmış. Hititler: Anadolu’ya gelip, Kızılırmak nehrinin geniş kıvrımı içine yerleştikten sonra, Hattuşaş bölgesini kendilerine başkent yaparlar.

Daha sonra: yeni yerleştikleri yer ile, buradaki yerleştikleri merkez arasındaki bağlantıyı sağlamak için: büyük ve düzgün yollar ve bir takım kaleler yaparlar. Bu yolların en büyüğü ise: Orta Anadolu’yu, Samsun’a bağlayan yoldur.

Ana yol: Kavak ilçesinden itibaren, bugünkü asfalt şasenin geçtiği tabii vadiyi izlemiştir. Çünkü: söz konusu vadinin her iki yakasında, belirli uzaklıklarda sıralanan höyük ve yamaç yerleşimleri vardır.

Ayrıca: Hititlilerin en büyük kentlerinden olan Kültepe’de yapılan kazılarda ortaya çıkarılan tabletlerde: Kızılırmak kıyısında bulunan Zalpuwa (Zalpa) isimli bir şehirden sıkça söz edilmektedir.

Bunun üzerine: başta da söylediğim gibi: 1971-1975 yılları arasında, Bafra ilçesi bölgesinde, toprak üstü kazılarına başlanır. Bafra ilçesinin, 7 km. uzağında bulunan İkiztepe köyünde: Zalpa şehrinin bulunduğu tahmin edilir.

Bu kazı çalışmaları sırasında: yaklaşık 8000 dolayında, tarihi kalıntı ortaya çıkarılır. Bunlar arasında: Dramos mezarı, dönemin modern silah ve tekstil atolyeleri ile mezarlıklar bulunur.

Ayrıca: beyin ameliyatı yapıldığına dair izler bulunan kafatasları bulunması: buranın çok gelişmiş bir medeniyet bölgesi olduğunu işaret etmektedir.

Burada o kadar çok tarih var ki, şaşıracaksınız. Örneğin: Eski Anadolu’da bulunan mezarlıklardan en büyüğü burada. İkiztepe ören yerindeki en yüksek tepe: İlk Tunç Çağına ait.

Yani: MÖ.2300-2100 yıllarına ait. Bu mezarlıkta: 623 mezar taşı bulunmuş. Buradan çıkarılan, 690 iskelet üzerinde yapılan antropolojik araştırmalarda: ölüm yaşları ve cinsiyetleri belirlenmiş. Ayrıca, iskeletlerden, 8 tanesinde, bilinçli beyin ameliyatları yapıldığına dair izler görülmüş.

Ameliyat yapılanlardan bazılarının ameliyattan hemen sonra öldüğü, bazılarının ise 10 yıla varan sürelerle, yaşamlarını sürdürdükleri öğrenilmiş. Bu gerçekten muhteşem bir uygarlığın belirtisi.

Bu en yüksek tepe: daha sonraki Helenistik dönemde (MÖ.330-30) bir Tümülüs yani yığma mezar olarak kullanılmış. Kesme taştan imal edilmiş olan Tümülüs anıt mezarında: iki mezar odası ve girişinde uzunluğu 10 metreye ulaşan, giriş koridoru bulunuyor.

Evet, bu anıt mezar aslına uygun olarak restore edilmiş ve ziyarete açık. Girmeli ve görmelisiniz.

İkiztepe; yaşandığı dönemlerde, Kızılırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü yerde kurulmuş. Ama tabii günümüzde, nehrin getirdiği alüvyonlar nedeniyle: kıyı kesimi dolmuş ve şu an bölge, denizden 7 km ve nehirden ise 2 km. daha uzaklıktadır.

Yine, buradaki uygarlığın ulaştığı medeniyet seviyesini görmek açısından: buluntular yani silah, alet, takı ve semboller incelendiğinde, burada yaşayan halkın, madencilik sanatının gelişmesinde büyük rol oynadıklarını görmemek mümkün değil.

Madeni eşyalarda: bakır ve arsenik karışımı kullanılmış. Bakır: Merzifon ve arsenik ise, Gümüşhacıköy yöresinden getirilmiş olmalı. Arsenikli bakırdan yapılmış olarak bulunan, 1000 civarındaki kalıntı, Anadolu’da bulunan en önemli koleksiyonlardan birini oluşturuyor.

Evet, İkiztepe’de bulunan, 6000 civarındaki kalıntı (pişmiş toprak, kemik, boynuz, taş ve maden eser): günümüzde, Samsun Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Bölge ise, Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmış.

ALİ KALE BÖLGESİ

Burası: Belediye tarafından oluşturulmuş bir yer. Tesisler bünyesinde: Oteller, Moteller, Bafra’nın ünlü pidesinin sunulduğu ve kahvaltı hizmeti veren Restoranlar, Çay ocakları, gezinti alanları var. Yani, bir anlamda, hoşça vakit geçirilebilecek bir bölge.

Samsun Bafra Alibey Çeşmesi

ALİBEY ÇEŞMESİ

Cumhuriyet meydanında, Kaykakamlık binası bahçesinin yanında. 1751 yılında yapıldığı belirlenmiş. Bafra’nın en eski çeşmesi. Sütun başları, motiflerle süslenmiş, Gotik tarz andırıyor. Çeşme: arkasındaki duvara dayalıdır.

İki yanındaki iki sütun ve bunları birleştiren yuvarlak bir kemer içinde, ayna taşı ve yalak taşından meydana gelmiştir. Gerek Kaymakamlık ve gerekse Cumhuriyet Meydanına bakan yüzünde, Lale Devrini andıran birer kitabe bulunmaktadır.

KADI ÇEŞMESİ

Tekel caddesi, Alaçam caddesi ve Bulvar yolunun kesiştiği yerdedir. 1778 yılında, Kadı Ali Efendi tarafından yaptırılmıştır. Sade bir yapı stili olmasına rağmen, söylentilerle meşhur olmuş bir çeşmedir. Bu çeşme: su içenlere uğur getireceğine inanılıyor. Ayrıca: bu çeşmeden su içenlerin, Bafra’yı çok sevip, buradan ayrılamayacakları söylenir.

ASARKALE

Kızılırmak vadisindedir. İlçenin 30 km. güneybatısında, Altınkaya barajı yakınındadır.

Burada: sur kalıntıları, sarnıç kuyuları ve eski hapishane, kapalı çarşı olduğu sanılan bir galeri ve merdivenler görebilirsiniz. Yapılış tarihinin, MÖ.1000 yılı olduğu düşünülüyor. Yani: 3000 yıl öncesinden günümüze kalmış.

Buraya giderseniz, kale ile bağlantılı ve günümüze kadar ayakta kalabilen, gözetleme kuleleri görebilirsiniz. Helenistik döneme ait olan kale: korunma amacı ile yapılmıştır. Burada bulunan yontma taştan heykelcikler, yine Samsun Arkeoloji Müzesinden sergileniyor.

Anakayaya oyularak yapılmış, üç adet mezarın da aynı döneme ait olduğu sanılmaktadır. Bunların: Paflagonlara ait olduğu sanılıyor. MÖ.700 yılına tarihleniyor.

Samsun Bafra Deniz Feneri

DENİZ FENERİ

1923 yılında yapılmıştır. Günümüzde, halen aktif olarak çalışmaktadır.

Samsun Bafra Balık Gölleri

BALIK GÖLLERİ

İlçenin 20 km. kuzey batısında, Kızılırmak’ın iki yakasında bulunuyor. Türkiye’nin en lezzetli sazan balıkları, burada avlanmaktadır. Göl, Kızılırmak deltası üzerinde bulunur ve toplam 33 parçadan oluşmaktadır. Özellikle: Yeşilyazı, Koşuköyü, Emenli, Harız gölleri büyük bir alanı kaplamaktadır.

Toplam alanı: 8000 hektardır. Kuş gözlemciliği açısından, çok önemli bir potansiyele sahiptir.

Samsun Bafra Beylik Köyü Höyüğü

BEYLİK KÖYÜ HÖYÜĞÜ

Tepecik köyü sınırları içindedir. Höyük eteğinde, bir de pınar var. MÖ.3000 yıllarından başlayarak, günümüze kadar olan tarihi sürece ait eserler ve de özellikle, Friglere ait boyalı çanak-çömlek parçaları bulunur.

Samsun Bafra Büyük Cami-Cami-i Kebir

BÜYÜK CAMİ (CAMİ-İ KEBİR)

İlçenin en eski tarihi eseridir. Buradaki ilk cami yapısı: İsfendiyaroğullarına mensup Emir Mirza tarafından yaptırılmıştır. Aynı yerde, 1670 yılında, Ayşe Hatun tarafından bugünkü cami yaptırılmıştır. Ayşe Hatun, Osmanlı Sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa’nın kızıdır.

Evliya Çelebi’nin, 300 yıl öncesi yazdığı meşhur Seyahatnamesinde sözünü ettiği, iki camiden birisidir. Bitişiğindeki kabristanda: 100-150 yıl önce ölmüş, meşhur alimlerin bazılarının mezarları bulunmaktadır.

Samsun Bafra Çetinkaya Köprüsü

ÇETİNKAYA KÖPRÜSÜ

Cumhuriyet döneminin ilk ve büyük eserlerinden biridir. Samsun-Sinop karayolu üzerindedir. Kızılırmak üzerindeki geçişleri: 1937 yılından önce, 650 metre uzunluğunda, ahşap bir köprü sağlıyormuş. 1937 yılından sonra, bu yeni köprü hizmete açılmış.

O zamanki: Ulaştırma Bakanının adına izafeten, ismi “Ali Çetinkaya Köprüsü” olmuş. Bafra’nın en eski yapılarındandır. Köprü: 7 kemerli ve 250 metre uzunluğundadır. Yeni evlenen çiftleri, uğurlu dur diye, bu köprüden geçiriyorlar.

Samsun Bafra Kuş Cenneti

KUŞ CENNETİ

Kızılırmak deltasındadır. Karadeniz kıyılarında, tabii özelliklerini koruyabilmiş, en büyük, güzel ve ender, sulak alanlardan biridir. Ülkemizde, toplam 420 kuş türünün bulunduğu belirlenmiş ve bunlardan, 316 kuş türünün, Bafra’da barındığı tespit edilmiştir.

Bölgede üreyen kuş türlerinin sayısı ise, 140’dır. Sulak alanda, kış boyunca her yıl en az 100 bin su kuşu, burada barınmaktadır.

Evet, burası Türkiye’nin en önemli kuş alanlarından birisidir. Dünya ölçeğinde nesli tehlikede olan kuş türlerinden: tepeli pelikan, dik kuyruk, bıldırcın klavuzu gibi türler, bölgede görülmektedir.

Göç döneminde ise: aladoğan, arı şahini, balık kartalı, kara çaylak, çayır delicesi ve bozkır delicesi gibi yırtıcılara da rastlanmaktadır.

YEŞİLYAZI KÖYÜ

Bafra yöresine denize girmek isterseniz, burayı tercih etmelisiniz. Buranın sahilinin kumu çok güzel, aslında deniz hemen derinleşmesiyle, biraz tehlikeli de olsa, malum Karadeniz, denize girmek için iyi bir yüzücü ve dikkatli bulunmak şart.

Samsun Vezirköprü