Tunceli Çemişgezek

Tunceli Çemişgezek

Çemişgezek, Tunceli arasındaki uzaklık: 113 km. Çemişgezek, Hozat arasındaki uzaklık: 60 km. Çemişgezek, Pertek arasındaki uzaklık: 67 km. Çemişgezek, Arapkir arasındaki uzaklık: 86 km.

TARİHİ

Çemişgezek yöresinin, MÖ 4000’li yıllardan itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Selçuklular, 1200’lü yılların başında yörede yerleşmeye başlamıştır. 1518 yılında Çemişgezek, Diyarbakır iline bağlanır. 1858 yılında kaza olur ve Harput’a bağlanır. 1925 yılında Elazığ’a bağlanır. 1935 yılında Tunceli’ye bağlanır.

Peki neden Çemişgezek veya isim nereden kaynaklanıyor? İlçenin ismi, eski Bizans imparatoru Ioannes Timiskes’ten gelir. İmparator kısa boyludur, yüksek tabanlı papuç giyermiş. Bu yüzden Ermenicede “pabuçlu” anlamına gelen “Cmışkadz” lakabı takılmıştır. İmparatorun burada inşa ettirdiği kale de “Çmışkadzak” ismiyle tanınmıştır. İlçenin ismi de buradan gelmiştir.

GENEL

İlçe, nesli tükenmekte olan vaşak ve benekli semender gibi canlıların yaşadığı Tağar vadisindeki bir kayalık üzerine kurulmuştur. Yerleşimin güneyinde, Keban baraj gölü vardır. Yerleşim, Yılandağı eteklerinde kurulmuştur. Rakımı ortalama 975 metredir.

Munzur ve Murat nehri arasında kalan alandadır. İlçe merkezinden Tağar çayı geçer ve Keban baraj gölüne dökülür. Yüzey şekillerinin ekonomik faaliyetler ve özellikle tarımı sınırlandırması nedeniyle ilçe tarihi süreçte fazla genişleyememiştir.  

ÇEMİŞGEZEK DUT VE PEYNİR FESTİVALİ

Her yıl geleneksel olarak Haziran ayı sonu veya Temmuz ayı başında 2 gün süreli yapılır. Festivalde konserler düzenleniyor. Festivalde tanıtılan dut ve peynir, bu bölgede yaşayan insanların özel yeteneğidir, alın teridir, emeğidir, ekonomik değeridir. Festival etkinlikleri: Tekya çay bahçesi ve Belediye Garajında yapılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Tunceli Çemişgezek Yelmaniye Camii

YELMANİYE CAMİİ-MEDRESE CAMİİ

İlçe merkezinde, Hamamatik Mahallesindedir. Kente hakim bir tepede inşa edilmiştir. Bölgede, İslam dönemine ait en eski yapılardan birisidir. Selçuklu ve Osmanlı mimari tarzları arasında bir geçişi yansıtır.

Yapının çevresinde, bazı ek yapıların izleri görülür. Güney kısmındaki temel kalıntıları, caminin bir yapılar topluluğunun içerisinde bulunduğunu gösterir. Eski mekanların bir kısmı evler arasında kaybolmuştur.  Bu yüzden Yelmaniye Camisi olarak tanınan yapının ilk şekli bilinmez.

Yapının: Emir Taceddin Yelman bin Keykubat tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Yapılış tarihi olarak ise, Hicri 800-809 yılları arası düşünülür. İlk yapılış amacı “medrese” dir. Bu yüzden “Medrese Camii” diye de bilinir. Caminin giriş kapısı üzerinde “1404” tarihi yazılıdır.

Meyilli bir arazide bulunan camide, günümüze kadar ulaşan orijinal tek bölüm taç kapısıdır. Batıya açılan bu taç kapının taş işlemeciliği oldukça güzel ve görkemlidir. Taç kapının en dikkat çeken yerlerinden birisi de yazıtlarıdır.

Bu yazıtların biri girişin üzerinde, iki satır halinde yazılıdır. Yer yer bozulmuş olan bu yazıtın sadece küçük bir kısmı okunabilmektedir. Bu yazıtta, yapının Timur döneminde Taceddin Yalman tarafından yaptırıldığını göstermektedir. Ancak yazıtın tarih kısmı okunamamıştır. Muhtemelen 1397-1406 yılları arasında yapılmıştır.

Bu anıtsal kapının sağındaki pencere de, taç kapı ile bağlantılıdır. Bu pencere dışındaki bütün pencereler yalındır yani süslemesizdir.

Yapıdaki ikinci yazıt, sağ duvardadır. Ancak bu yazıt zamanla bozulmuş olduğundan okunamamaktadır. Bu yazıt muhtemelen mimarın adını vermektedir.

Caminin ilginç taç kapısından içeriye girilince, zeminin eğimli olması nedeniyle birkaç basamakla ana mekana çıkılır. Yapının içi de dışı gibi değişikliklere uğramıştır.

Tek kubbeli camide, mihrap çinilerle süslüdür. Mihrapta: Kur-an ayetleri, taşa kabartma olarak işlenmiş ve yeşil çinilerle süslenmiştir.

Caminin minaresi, tek şerefelidir ve süsleme unsuru yoktur.

Caminin bir de mezarlığı vardır. Bu mezarlıkta koç veya koyun şeklinde mezar taşları bulunmaktadır. Buradaki ilginç yazıt ve mezar taşının bir örneği de Belediye önündedir. Bu parça: buraya Oğuzlar köyünden getirilmiştir.

SÜLEYMANİYE CAMİİ

İlçe merkezinde, ilçenin en büyük yapısıdır. Kale mahallesindedir. Kitabesi yoktur. Caminin büyük kısmı 18’nci yüzyılda elden geçirilmiştir. Ancak caminin bu tarihten çok daha önce yapıldığı bilinmektedir. Caminin ilk yapıldığında mevcut çinili minaresi, daha sonra yapılan onarımlar sırasında tamamen bozulmuş ve sıvanmıştır. Kaynaklarda, minarenin çini kaplamalı olduğu yazılıdır.

ESKİ HAMAM

İlçe merkezinde bulunan hamamlar, büyük ölçüde yapım tarihindeki özelliklerini koruyarak günümüze ulaşmıştır. İlçenin iki büyük hamamı vardır. Bunlardan: Eski hamam (Hamam-ı Atik) olarak bilineni, üzerindeki yazıta göre “Ebul Muzaffer Han “ tarafından yaptırılmıştır. Hacı Ali Ağa tarafından 1762-1763 yılları arasında onarım yaptırılmıştır.

 

YENİ HAMAM

İlçe merkezinde bulunan Yeni Hamam: 1701-1702 tarihlerini taşımaktadır. Bayram oğlu Hacı Hüseyin isimli bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Plan bakımından, Eski Hamamın aynısıdır. Yeni Hamam, son yıllara kadar faal kalmış ve bu yüzden değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmıştır. Giriş kapısının yan yüzlerindeki bezemeler, taş işçiliğinin güzel örnekleridir.

Tunceli Çemişgezek Uzun Hasan Türbesi

UZUN HASAN TÜRBESİ

İlçenin girişinde, bir kaya üstündedir. Bu yapı, halk arasında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Türbesi olarak bilinir. Yapı: 1572-1573 tarihlerini taşır. Bu yüzden ilçenin en eski tarihli eseridir. Yapının: külah ve bazı cephelerindeki kesme taşlar düşmüştür. Ama yine de üst kısmı ve mumyalık günümüze sağlam olarak ulaşmıştır.

HAMİDİYE MEDRESESİ

İlçe merkezinde, Medrese Mahallesindedir. Mahalleye ismini veren medrese günümüzde varlığını korumaktadır. Medresenin kitabesinde, Sultan II Abdülhamit zamanında yapıldığına dair yazı bulunmaktadır. Ancak medresenin temellerinin Selçuklu dönemine ait bir medreseden kaldığı öne sürülmektedir. Çünkü arşiv belgelerinde, 1526 yılında Süleyman Bey medresesi adlı bir yapıdan söz edilmektedir.

 

ÇEMİŞGEZEK KALESİ

Kale, ilçe merkezinde Tahar çayı kenarında bir tepe üzerindedir. Kalenin yapılışı: muhtemelen 13’ncü yüzyıldan önceki bir tarihtir. Günümüzde önemli bir kısmı yıkıktır. Sadece yer yer surlardan bazı parçalar günümüze ulaşmıştır. Süleymaniye Camii yakınındaki bir sur parçası: kalenin kesme ve moloz taşlardan yapıldığını gösterir.

İN MAĞARALARI (DERVİŞ HÜCRELERİ)

İlçe merkezinin batısında, Tağar çayı vadisindedir. Vadi, doğal sit alanı niteliğindedir, bozulmamış ekolojik bir yapıya sahiptir. Vadide dağ keçilerinden, su samurlarına kadar pek çok canlı yaşamaktadır. Burayı anlatmadan önce, şunu belirtmekte yarar var. Buranın “Hierapolis Tapınağı” olduğu tahmin ediliyor.

Vadide: sarp kalker kayalarında, konut amaçlı oyulmuş 20 oda bulunmaktadır. Bunların ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. 3 kat olarak düzenlenen odalar, sıralı haldedir. Aydınlatma için yapılmış büyük pencereleri ve uzun koridorları bulunur.

Odaların derinliği 1.7 metre, genişlikleri ise 2.5 metredir. Odaların su ihtiyacının karşılanması için: kayaların arasından sızan sular, sarnıçlarda toplanır. Yukarıdaki odalara ulaşmak için, kayalara oyulmuş merdivenler bulunur.

Odaların en üstünde: zor çıkılabilen ve diğerlerine göre daha büyük olan bir oda bulunur. Bu oda “Bey odası” olarak tanımlanır.

TAĞAR KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine 4 km uzaklıkta, Tahar çayı üzerindedir. Yörede yapılan düğünlerde gelin-damat fotoğraflarında genellikle Tağar köprüsü fonda yer alır, bu yüzden çok tanınmış bir köprüdür, hatta Bosna-Hersek’de bulunan Mostar köprüsüne benzetenler de vardır.

Köprü, 1807 yılında Yusuf Ziya Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1902 yılında ise Diyarbakır Valisi Akif Paşa tarafından onarttırılmıştır. Köprü “Yusuf Ziya Paşa” köprüsü olarak da bilinir. Köprü tek gözlüdür. Aşağı Köprü ismiyle de tanınır.

ULUKALE CAMİİ

İlçe merkezine bağlı Ulukale köyündedir. İlçe merkezine 32 km uzaklıktadır. Caminin kitabesi yoktur. Muhtemelen Diyarbakır’da valilik yapan Yusuf  Paşa’nın vakfıdır ve 1793-1794 yılları arasında yaptırılmıştır.

Cami: kesme taştan yapılmıştır. İbaret bölümünün ortasında üç kalın paye bulunur. Eğimli bir arazide bulunduğundan: batı duvarına pencereler açılmıştır. Doğu duvarındaki tek pencere, yukarıdadır.

Caminin minaresi, taş kaideli, çokgen gövdeli ve tek şerefelidir. Camiden daha sonraki bir dönemde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Tunceli Pülümür hakkındaki gezi yazım için  Pülümür

Erzurum Şenkaya

Erzurum Şenkaya

Şenkaya, Erzurum arası uzaklık: 186 km. Şenkaya, Göle arası uzaklık: 46 km. Şenkaya, Olur arası uzaklık: 60 km. Şenkaya, Ardahan arası uzaklık: 90 km.

TARİHİ

Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 93 Harbinden sonra (1877-1878) savaş tazminatı olarak Ruslara bırakılmıştır. 40 yıl süren bu dönemde, çok sayıda insan bölgeden Anadolu’ya göç etmiştir. 1’nci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi ve Sarıkamış Harekatında, Şenkaya bölgesi, askeri harekat ve savaş alanı olmuştur. Sarıkamış felaketi ardından, Şenkaya ve köyleri, Ermeni çeteleri tarafından yapılan vahşet ve katliamlara sahne olur. Çok sayıda insanımız öldürülür. 1920’li yıllarda burası bir nahiyedir ve ismi “Örtülü” dür. Daha sonra Hüseyin Köycü denen kişinin katkılarıyla 1946 yılında ilçe olmuş ve ismi Şenkaya olarak değiştirilmiştir.

Erzurum Şenkaya

GENEL

Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu bölgesinin kesiştiği yerdedir. İlçe merkezi Soğanlı ve Allahüekber dağlarının eteklerine kurulmuş, çevresi orman ve dağlarla çevrilidir. Geniş mera ve çayırlık alanlar vardır. Doğu kesimi sarıçam ormanlarıyla kaplıdır. Türkiye’nin en çok okumuş insanı bulunan ilçelerinden birisidir. Yörede karasal iklim ile Doğu Karadeniz iklimi hakimdir. Burada yaşayanların başlıca ekonomik etkinlikleri tarım ve hayvancılıktır.

Erzurum Şenkaya Allahuekber Harekatı ve Şehitleri Anma Törenleri

ALLAHUEKBER HAREKATI VE ŞEHİTLERİ ANMA TÖRENLERİ

Allahuekber dağlarının yakınlarında gerçekleşen mücadeleler Sarıkamış Harekatı diye adlandırılmıştır. 25 Aralık sabahı Sarıkamış’a yürümek üzere Bardız’dan hareket edilmiştir. Daha sonra bitkin bir şekilde akşam Bardız geçidine ulaşılmıştır. Ancak Ruslar orada saldırmak için beklemekteydiler. 4 gün boyunca sarp dağlarda ilerleyen 25 bin kişilik ordu çok kayıp vermiş ve sadece 2 bin kişilik öncü kuvvet Bardız geçidine ulaşabilmiştir. Aynı günün gecesi 17 ve 29’ncu Tümenler, Soğanlı dağlarında gecelediği sırada, şiddetli tipi yüzünden yarıdan fazla kişi, burada donarak şehit olmuştur. Soğanlı mevkiinde ordunun yarısı şehit olunca Türk milletinin tarihinde acıları dinmeyecek bir kara gün yaşanmıştır.

Erzurum Şenkaya Allahuekber Harekatı ve Şehitleri Anma Törenleri

Evet, Sarıkamış Harekatının yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Şenkaya ilçesinde Gaziler köyünde her yıl program düzenlenmektedir. Bu programlara yurdun birçok yerinden büyük katılımlar olur. Etkinliklerde: Allahuekber ve Soğanlı dağlarındaki çatışma ve kış şartlarında şehit olan 40 bin asker anılır. Gaziler köyünde toplanan kalabalıklar, Türk Bayrağı ve Mehteran Takımı eşliğinde Allahuekber Şehitlik meydanına yürürler.

Erzurum Şenkaya Allahuekber Harekatı ve Şehitleri Anma Törenleri

ALLAHUEKBER ŞEHİTLİĞİ (KOSOR BOĞAZI)

2010 yılında: Sarıkamış Şehitlerinin geçiş yerleri olan: Narman ilçesinin boğaz, Oltu ilçesinin çıkışı, Şenkaya ilçesinin Kosor boğazı ve Kaynak yaylasına birer anıt yaptırıldı.

Erzurum Şenkaya Allahuekber Şehitliği (Kosor Boğazı)

Bardız köyünde ise Allahuekber Şehitleri Meydanı bulunuyor.

Erzurum Şenkaya Bardız Kilimi

BARDIZ KİLİMİ

Çok eski tarihlerden beri dokunur ve Baldız Kilimi olarak tanınır. Kompozisyonlarda: bitki motifleri ve iri güller vardır. Ayrıca: ayetler, methiyeler, kuş, geyik, aslan figürleri göze çarpar. İstar adı verilen tezgahlarda dokunur. Bu yönü ile Osmanlı Saray kilimleri ile aynı özelliği taşır. Zira dokuma tekniği ile Osmanlı kilimlerinin tek benzeridir. Kilimler, ilkbahar aylarında koyunlardan kırkılarak elde edilen yünün eğirilmesinden elde edilen yün ip ile dokunur. Evet bence buralara yolunuz düşerse, bakın, görün satın alın, oldukça güzeller. Baldız kilime, Tebriz Kapı Kültür ve Sanat Çarşısında satışa sunulmaktadır.

Erzurum Şenkaya

GEZİLECEK YERLER

Erzurum Şenkaya Bardız Aslanpaşa Camii

BARDIZ ASLANPAŞA CAMİİ

Cami, Bardız köyünde orta yerde, kalenin arkasındadır. Cami, kitabesine göre, Sert Zade Molla Ali tarafından yapılmıştır. Banisi yani yaptıran ise Hassa Silahşörlerinden bir kişidir. Yapım tarihi 1748 yılıdır. Dıştan bir avlu ile çevrili cami, kareye yakın planlı ve tek kubbelidir. Düzgün kesme taştan yapılmıştır. Üst örtü yarım küre şeklinde kurşun malzemelidir. Minare, kuzey cephenin batı köşesindedir. Minarenin kaide kısmı tamamen kesme taştan yapılmıştır. Yukarı kısmı ise tuğladır. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Rusların buraya yerleşmesi sırasında, cami kiliseye dönüştürülmüştür. Caminin kubbesinde asılı bulunan avize ve şamdanlar, Ruslardan kalmadır.

BARDIZ KALESİ

İlçe merkezine bağlı Bardız Bucağı yakınlarındaki Bardız Deresinde stratejik öneme sahip, sarp bir kayalık üzerindedir. Kitabesi yoktur. Ancak muhtemelen Orta Çağ döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde “Bardız kalesine geldiğini ve yapının El-Melik İzz-üd-din yapısı olduğundan bahsetmektedir. Kalenin ya bizzat İzz ed-Dün Saltuk ya da onun büyük veziri Firaz Akay tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde mevcut kalenin Saltukoğulları zamanında yapıldığı, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde tamirat gördüğü düşünülmektedir. Kale içten yaklaşık 150 x 75 metre boyutlarında, kare planlıdır. Kalenin sur duvarlarının büyük bir kısmı ayaktadır. Burçlar ve burçlar arasındaki kesme taştan yapılmış sur duvarları görülebilir. Sur ve burçlarda moloz ve kesme taş malzeme, iki ayrı renkte taş alternatif olarak kullanılmıştır. Giriş kapısının olduğu yani güney cephesinin sol köşesinde aşağıdan 5, yukarıdan 3 metre kadar aşağıda çıkıntı halinde, kırmızı bir taşa işlenmiş, üç halka halinde örüklü bir motif bulunmaktadır. Bu motif köydeki çeşmelerdeki motiflerin bir benzeridir. Kalenin taşları, köylüler tarafından sökülerek yapılarda devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Erzurum tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Muş Hasköy

Muş Hasköy

Hasköy, Muş arası uzaklık: 18 km. Hasköy, Güroymak arası uzaklık: 33 km.

TARİHİ

Burada ilk yerleşimciler, Osmanlı döneminde Irak ülkesinden göçerek buraya gelmiş ve yerleşmişlerdir. Yerleşimin eski ismi “Derhas” iken sonradan “Hasköy” olarak değiştirilmiştir. Yerleşim yeri 1968 yılında kasaba, 1987 yılında ise ilçe olmuştur.

GENEL

İlçe Muş ovası üzerine kuruludur. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1400 metredir. Güney bölümleri ise engebeli ve daha yüksektir. Yörede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçer. İlçede yaşayanların başlıca ekonomik etkinliği tarım ve hayvancılıktır.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse meşhur Hasköy et döneri yemelisiniz.

GEZİLECEK YERLER

Hasköy ilçesinde gezilmesini önereceğim tarihi ve turistik yer bulunmamaktadır.