Bingöl Genç

Bingöl Genç

Genç, Bingöl arası uzaklık: 52 km. Genç, Lice arası uzaklık: 55 km.

TARİHİ

İlçenin eski ismi “Darahini” dir. Bu kelimenin anlamı “Ağaçlı çeşme” demektir. Söylentilere göre, ilçe merkezinde bulunan çeşmeye Dara adında, zamanın bir kadın hükümdarının ismi verilmiştir.

Dara adı, çeşme anlamına gelen Hini kelimesiyle birleşmiş ve Darahini adını almıştır. Yerleşim yeri: 1881 yılında Bitlis iline bağlanmıştır. 1924-1927 yılları arasında il merkezi olmuştur. 1927-1936 yılları arasında Elazığ iline bağlı bir ilçe olur. 1936 yılında Bingöl il olunca Bingöl iline bağlanır.

GENEL

İlçe, Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümündedir. Dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Bu dağların büyük kısmı ormanlarla kaplıdır. Orman örtüsü bakımından Bingöl ilinin en zengin ilçesidir. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 1125 metredir. Yörede yükselti faktörü nedeniyle yazları sıcak ve kışları soğuk geçen bir iklim tipi hakimdir. Genç ilçesi, Doğu Anadolu kırık fay kuşağı üzerindedir. Bu yüzden sık sık küçük çaplı depremler olmaktadır.

Bingöl Genç Meslek Yüksek Okulu

GENÇ MESLEK YÜKSEKOKULU

Bingöl Üniversitesine bağlıdır. 2011 yılında kurulmuş ve 2015 yılından itibaren Genç ilçesinde eğitime başlamıştır. Okulda halen aktif 380 civarında öğrenci bulunmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Bingöl Genç Kral Kızı Kalesi

KRAL KIZI KALESİ (DANO-HİNİ)

İlçe sınırları içinde, Diyarbakır çayı ile Kosper çayının birleştiği yerde, bir tepe üstündedir.

Söylenenlere göre, kale, Pers kralı Dano tarafından, kızı için yaptırılmıştır. Genç ilçesi, eski ismini bu kaleden almıştır. Kalenin asıl ismi “Darahini” yani “Dara’nın çeşmesi” demektir. Buraya “Keynekler” denilmektedir. Günümüzde yıkıntı durumundadır.

Bingöl Karlıova Hakkındaki gezi yazım için  Karlıova

 

Erzurum Olur

Erzurum Olur

Olur, Erzurum arası uzaklık: 161 km. Olur, Yusufeli arası uzaklık: 78 km. Olur, Oltu arası uzaklık: 46 km. Olur, Artvin arası uzaklık: 124 km. Olur, Kars arası uzaklık: 154 km.

TARİHİ

Bölgede bulunan gözetleme kuleleri, kaleler ve kiliseler, yörede çok eski dönemlerden bu yana yerleşim olduğunu kanıtlamaktadır.

Yörenin tarihi süreçte bilinen ilk ismi “Tavusker” dir. Bu isim tarihi kaynaklara göre Kafkasya’da Derbent kesimlerinde yaşayan Saka-İskit Türk boylarından biri olan Ta-Ok’lardan gelmektedir. Bu isim tahminlere göre MS 350 yılında kullanılıyordu.

Olur ismi ise, yörede yapılan Lor peynirinden gelir. Olura gelen devlet büyüklerine, bu lezzetli Lor peynirinden ikram edilirdi ve bu yüzden ilçenin ismi Olor yani Olur olarak belirlenmiştir.

Yerleşim yeri bölgesi, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının ardından, Berlin antlaşması ile savaş tazminatı olarak Ruslara bırakılmıştır. Rus işgali altında geçen 40 yıllık sürenin ardından, 1917 yılında Rus birlikleri işgal ettikleri yerleri ve silahlarını Ermenilere bırakarak geri çekilirler. Ermeniler bu dönemde yörede vahşi bir şekilde gerek mal ve gerekse can olarak katliam yaparlar. Bu vahşet bir süre sonra 28 Mart 1918 tarihinde biter. Her yıl 28 Mart tarihi Ermeni zulmünden kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

Olur, 1958 yılına kadar Oltu ilçesinin bir nahiyesi iken, aynı yıl Oltu’dan ayrılarak İlçe olmuştur.

Erzurum Olur

GENEL

İlçe Doğu Anadolu bölgesinin kuzey doğusunda yer alır. İlçenin kuzey ve güney istikametinde, sıra dağlar ve bu dağları kesen derin vadiler bulunur. Kuzeyde ise platolar vardır. Ortalama rakım 1327 metredir. Çoruh nehrinin bir kolu olan Oltu çayı ilçe sınırlarından geçer. İklim bakımından Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş bölgesidir. Yüksek kesimlerde iklim oldukça serttir ve yoğun kar yağışı görülür. İlçe merkezi ve güney kesimlerde ise iklim daha ılımandır. Yağışlar yağmur şeklinde görülür.

 

NE YENİR

Olur yöresinin meşhur pekmezi “Karnavas pekmezi” denemelisiniz.

Erzurum Olur Karnavas Bezi

KARNAVAS BEZİ

İlçe merkezine bağlı Karnavas mahallesinde dokunan şal, muhteşem güzelliktedir. Karnavas bezi, bir tür pamuklu dokumadır. Genelde kadınların dış örtü bezi olarak kullanılır. Ancak dekorasyon amaçlı örtüler ve mefruşat ürünü olarak da kullanılır. Yöre halkının ifadesine göre, yaklaşık olarak 250 yıldan beri dokunmaktadır. Daha önceleri el tezgahlarında dokunan Karnavas bezi, zamanla sanayi tipi tezgahların çıkmasıyla üretimine bir süre ara vermiştir. Günümüze kalan birkaç dokumacının gayretiyle gelebilmiştir. Evet, bu yörede karnavas bezi ürünlerini görünüz, hatta Karnavas bezi şallarının yurt dışına dahi ihraç edilecek güzellikte olduğunu göreceksiniz.

Erzurum Olur

GEZİLECEK YERLER

 

AŞAĞI KARACASU KALESİ

İlçe merkezine bağlı Karacasu Mahallesi sınırları içerisinde, yüksek bir dağın tepesindedir. Küçük boyutlu ve kare planlı olan kale, moloz ve kırma taşlardan inşa edilmiştir. Kalenin dört duvarının büyük bölümü temel seviyesine kadar yıkılmıştır. Sur duvarı temel izlerinden seçilebilmektedir. Kalenin biri sağlam, diğeri büyük oranda yıkılmış iki burcu günümüze gelebilmiştir. Kesin yapım tarihi bilinmemektedir.

Erzurum Olur Koç Heykelleri

KOÇ HEYKELLERİ

İlçe merkezine bağlı 5 köyde koç heykelleri bulunmaktadır. Bu köyler: Ilıkkaynak, Yaylabaşı, Uzunharman, Ekinlik ve Taşgeçit köyleridir. Bu koç heykelleri: Orta Asya Türk kültürünün Anadolu’ya uzanan kültür halkasındaki eserlerden sadece birkaçıdır. Bu koç heykellerinin içinde dikkati çekenler: Yaylabaşı köyünde ve Uzunharman köyünde olanlardır. Yaylabaşı köyündeki heykelde “Çift başlı kartal” kabartması vardır. Uzunharman köyündeki heykelde isi “Aslan” kabartması bulunur. Heykellerin hangi dönemde yapıldıkları bilinmiyor. Ama muhtemelen Karakoyunlu veya Akkoyunlu döneminden kalmadır.

Erzurum Olur Köprübaşı Gözetleme Kulesi

KÖPRÜBAŞI GÖZETLEME KULESİ

Kule: Ardahan-Olur-Artvin yolunun Olur yol ayrımında, 8 km uzaklıktaki Köprübaşı köyündedir. Buradan Olur’a ayrılan yolun 500 metre uzağında bir tepe üzerindedir. Gözetleme kulesi, Ortaçağ döneminde bu vadiyi denetleyen bir ileri karakol görevi görmüştür. Bölgedeki bütün gözetleme kulelerinin her biri, bir diğerini görebilecek şekilde hakim tepeler üzerine yapılmıştır.

Erzurum Olur Kaplıcalar

KAPLICALAR

Olur Kaplıcaları, ilçe merkezine 9 km uzaklıktadır. Kaplıcalara: Ilıkkaynak ve Sarıbaşak köylerinden geçip, Uzun harman-Yayla başı köy güzergahı takip edilerek ulaşılır.

Erzurum Olur Kaplıcalar

Ilıkkaynak mahallesinde, kaynak suyu yer üstünde buz gibi akarken, yar altındaki sıcaklığı eksi 40 dereceyi geçiyor. Kaplıca sularının iyi geldiği söylenen hastalıklar: romatizmal hastalıklardır.

Erzurum Olur Keçili Kale-Vank kalesi

KEÇİLİ KALE (VANK KALESİ)

İlçe merkezine bağlı Keçili Köyü Vatan Mevkii Vank Tepesinin üst noktasında kuruludur. Köye 12 km uzaklıktaki “Çataksu” köyünden gidilmektedir. Üç yandan kayalarla çevrili kalenin şekli, araziye uydurulmuş üçgen biçimdedir. Halk arasında “Vank Kalesi” olarak isimlendirilir. Vank kelimesinin anlamı “kilise” demektir. Kalenin kitabesi yoktur. Hangi dönemde ve ne zaman yapıldığı belli değildir. Kale, moloz ve kırma taşlardan yapılmıştır.

Kale surlarının kuzey-batı ve güney surları yıkılmıştır. Günümüze; kale duvarlarının bir kısmı ile kale burcu sağlam gelmiştir. Ayakta kalan kısımlarda da tahribatlar mevcuttur. Girişi batıdan sağlanan kale, kareye yakın bir plana sahiptir. Kale içerisinde ana kayaya oyulmuş bir su sarnıcı ile temel seviyeye kadar yıkılmış küçük ebatlı iki kompleks yapı vardır. Hangi dönemde yapıldığı kesin olarak bilinmeyen kalenin, mimari yapısı ve seramik buluntular ışığında Orta Çağdan kalma olduğu tahmin edilmektedir. Kale günümüzde büyük oranda tahrip olmuştur.

Üç yandan kayalarla çevrili kalenin şekli, araziye uydurulmuş üçgen biçimdedir.

Erzurum Olur Vank Kilisesi

Vank Kilisesi

Ayrıca kale yakınlarında Rum-Pontus devleti zamanında onarımlar geçirmiş bir de kilise bulunur. Kilise iki katlıdır. Birinci katında Hıristiyanlığın çevrede yayılışı sırasında, sert kalkerden yapılmış yüz kişilik bir salon bulunur. Salon, kayanın oyulması ile yapılmıştır. İçine 4 sütun yerleştirilerek tavana destek verilmiştir. Sonraki tarihlerde de, kaya oyma kilisenin üzerine kesme taştan ve kiremitli harçtan, bazilika tipte ikinci kat yapılmıştır.

Bazilikanın ortası kubbelidir. Sonraları çeşitli onarımlar geçiren yapıda üzeri çeşitli bitki motifleriyle dekore edilmiş sütun, kapı ve pencere süslemeleri, kilisenin sanat değerini arttırır. Ayrıca Hıristiyanlıkla ilgili çeşitli fresk türü resimler, iç duvarları süslemektedir. Kilisenin çevresinde Hıristiyanlıkla ilgili çeşitli yapılar da yapılmış ve burası bir manastır halini almıştır.

PERTUS ÖREN YERİ

İlçe merkezinin 17 km güneybatısında bulunan Eğlek köyündedir. Köyün güneydoğusunda “Pertus” denen tepe üzerindedir. Pertus şehrinin Rum-Pontus kralı Dikran tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Ören yeri, günümüzde tam bir harabedir, sadece yapıların temelleri görülmektedir.

Erzurum Olur Beğendik Gözetleme Kulesi

BEĞENDİK GÖZETLEME KULESİ

İlçe merkezine 30 km uzaklıktaki Beğendik köyündedir. Gözetleme kulesi, Trabzon Rum Pontus döneminden kalmadır.

ÇATAKSU KÖYÜ TAVUSKER CAMİİ VE KÜLLİYESİ

İlçe merkezine 40 km uzaklıktaki Çataksu (eski ismi Tavusker) köyü Çukur Mahallededir. Buraya Tahta Camii de denir. 12 ve 13’ncü yüzyıllarda: Tavusker mevkiinde Ahılkelek ve Ahıska asıllı Türk Beylerinin oturdukları bilinmektedir. Külliye: bu beyler tarafından, 17’nci yüzyılda yaptırılmıştır. Külliyede: saray, hamam, türbe ve cami bulunur.

Saray

1940’lı yıllarda yıkılmıştır.

Hamam

Sarayın 100 metre ilerisinde bulunmaktadır. Yanında bulunan derenin zaman zaman taşması nedeniyle, o da yıkılmıştır.

Erzurum Olur Çataksu köyü Tavusker Camii ve Külliyesi

Türbe

Caminin 25 metre kadar uzağındadır. Dört yanı açık, altı kesme taş, üstü tuğla kemerler üzerine kubbe ile örtülmüştür. Ortasında: Hamşoğullarından bir kadına ait mezar vardır.

Erzurum Olur Çataksu köyü Tavusker Camii ve Külliyesi

Cami

Cami: çoğunlukla ahşap malzemeden yapılmıştır. Birçok onarım geçirerek günümüze kadar gelmiştir. Dışarıdan basit görünen ve duvar aralarında yer yer ahşap kirişlerin bulunduğu caminin orijinal pencere şebekeleri de ahşaptır. Ahşap boyama ile süslü tavanı, ahşap direkleri, ahşap mihrabı, ahşap müezzin mahfili ile muhteşem bir yapıdır. Kemer içerisinde kitabesi vardır. Kitabeye göre: cami 1671 yılında Derviş Mehmet isimli bir kişi tarafından yaptırılmıştır.

Erzurum Olur Çataksu köyü Tavusker Camii ve Külliyesi

Cami, kare planlıdır. Beden duvarları moloz taştan yapılmıştır. Duvar aralarında hatıllar bulunur. Caminin yanları açık son cemaat yeri, dışta 6 tane direklidir. İç kısımda ise cami duvarları tarafından taşınmaktadır. Son cemaat yerinin batı tarafında saç malzemeli minare uzanır. Camiye giriş sivri kemer içerisine alınmış bir kapıdan sağlanır. Mihrap kısmı ahşaptır. Mihrap, mahfil, ahşap direkler ve tavanın orta kısmında, kök boyadan bitkisel ve geometrik süslemeler yapılmıştır. Camide halen ibadet yapılmaktadır.

Erzurum Olur Yıldızkaya Mağarası-Kivi Mağarası

YILDIZKAYA (KİVİ) MAĞARASI

İlçe merkezine 45 km uzaklıktadır. Bu yolun 30 km bölümü asfalt ve kalan 18 km bölümü ise stabilizedir. Yıldızkaya köyünün 2 km kuzeydoğusundadır. Mağara, yüksek dağ ve kayalıklar altında bulunur. Mağaraya köyden yürüyerek gidiliyor.

Giriş kapısının genişliği, yaklaşık 1.5-2 metredir. Mağaranın giriş kapısı denizden 1700 metre yüksekliktedir. Yüksekliği 0.75 metredir. Mağaranın, 3-4 futbol sahası büyüklüğünde olduğu tahmin ediliyor.

Mağaranın uzunluğu yaklaşık 140 metre ve en geniş yerindeki genişliği ise 43 metredir. Tavan yüksekliği yer yer değişmekle birlikte, güveçlik diye adlandırılan kesinde 40 metreyi geçer.

Erzurum Olur Yıldızkaya Mağarası-Kivi Mağarası

Mağaranın içinde, kalsiyum karbonatça zengin suların, mağara tavanından sızarak içindeki kirecin tavanda birikmesiyle oluşan sarkıtlar, damlayarak tabanda birikmesiyle oluşan dikitler dikkat çekiyor.

Girişten hemen sonra, mağara bir balon gibi genişleyerek ana galeriye geçilir. Bu galerinin uzunluğu 135 metre, genişliği ise 53 metredir. Mağara, giriş kısmından itibaren hızla alçalır. Ana galerinin orta kesimine gelindiğinde tavan yüksekliği 40 metreyi bulur. Bu kesim, tavandan düşen bloklar yüzenden yeniden oluşmaya başlayan kalın dikitler nedeniyle, yöre halkı tarafından güveçlik olarak adlandırılır. Güveçlik olarak adlandırılan sahanın güneyinde, tünel biçimli bir geçitle ikinci salona geçilir. Burası ana galeriye göre daha küçüktür. Mağaranın ulaşılabilir başka salonu olmamasına rağmen burası yöre halkı tarafından odalar şeklinde adlandırılır. Bu salon damlataşları yönünden oldukça zengin olup, güney kesimde yaklaşık doğu-batı yönünde uzanan bir çatlak boyunca sızan sular, damlataşlarından bir perde oluşturmaya başlamıştır. Perdenin gelişimi batıya doğru zayıflamakta önce sütunlara, sonra da sarkıt ve dikitlere geçmektedir. Ancak mağarada çobanlar zaman zaman ateş yaktığı için, sarkıt ve dikitlerin siyahlaştığı görülüyor. Yine mağarada bulanan bazı dikitler, bazı kişiler tarafından kırılmıştır. Salonun kuzey duvarı boyunca sızan sular, burada renkli travertenler oluşturur. Ayrıca, salonun diğer kenarı üzerinde bayrak şekilleri, mağara çiçekleri ve mağara incileri oluşmuştur. Odalar adlı salonun perde ile güney duvar arasında kalan kesimde, küçük bir su birikintisi oluşmuştur. Mağaranın içindeki su çok lezzetli ve buz gibidir. Bununla birlikte mağara içinde belirgin bir su hareketi yoktur. Mağaranın fazla suları buradaki çatlaklardan daha derinlere sızmaktadır. Burası mağaranın en derin yerini oluşturmakta ve girişten eksi 55 metre derinde yer almaktadır.

Yine mağara içinde, dağın yaklaşık 500 metre tepesine kadar çıkan havalandırma bacası vardır. Bu bacadan yoğun bir hava akımı hareketi gözleniyor. Buraya köylülerce yelin gözesi denilmektedir. Bu havalandırma arazinin doğal yapısından kaynaklanmaktadır ve içeride nefes almayı oldukça kolaylaştırmaktadır. Umarım mağara bir gün ışıklandırılır ve ziyarete açılır. Çünkü içerideki oluşumlar oldukça ilginç.

Erzurum tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Bingöl Solhan

Bingöl Solhan

 

İlçe, İstanbul-İran transit yolu üzerindedir. Solhan, Bingöl arası uzaklık: 57 km. Solhan, Muş arası uzaklık: 58 km.

TARİHİ

Yerleşim yerinin önceki ismi Beglon’dur. Çünkü günümüzdeki yerleşimin 2 km batısında bulanan Mezgeft denen yerde yönetici olarak Beglon isimli bir bey bulunmaktadır. Yörenin ismi bu beyin ismine izafeten Beglon olmuş, 1932 yılında ise Solhan olarak değiştirilmiştir.

1473 yılında Otlukbeli savaşı sonucunda Uzun Hasan’ın yenilgisiyle bölge Osmanlı hakimiyetine girer. 1864 yılında Erzurum’a bağlanır. 1’nci Dünya savaşında Rus işgali görülür ve 1929 yılında Muş iline ve 1935 yılında ise Bingöl iline bağlanır. 1936 yılında ilçe olur.

Bingöl Solhan

 

GENEL

Yerleşim yeri, Doğu Anadolu bölgesinde, yüksek yaylalarda kuruludur. Rakımı ortalama 1395 metredir. Bölge topraklarının büyük bölümü engebelidir. Yörede yaşayanların başlıca ekonomik etkinliği tarım ve hayvancılıktır. Bölgedeki en önemli akarsu Murat nehridir.

İlçe arazilerinin yarısı çayır ve meralardan oluşur. Bu yüzden hayvancılık yaygındır. Bölgede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve sert geçer. Kışın yoğun kar yağar.

Bingöl Solhan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu

 

SOLHAN SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU

Bingöl Üniversitene bağlıdır. 2012 yılında açılmış ve 2016 yılında Solhan ilçesinde faaliyet göstermeye başlamıştır. 3 program ve 5 bölüm vardır.

Bingöl Solhan

 

GEZİLECEK YERLER

 

CANKURTARAN TEPESİ-KALESİ

İlçede bulunan Yatılı Bölge Okulunun bahçesindeki tepe, Cankurtaran Tepesidir. İlçenin güney sınırındadır. Doğu batı yönünde 100 metre kadar uzanan doğal kayalık üzerindedir. Günümüze iyi durumunda kalmamış olan mimarlık kalıntıları, doğudan batıya doğru yükselen taşlar üzerinde kurulmuştur. Orta Demir çağına ait olan taştan duvarlar bulunmaktadır. İri taştan yapılmış duvar kalıntıları ise doğu etektedir.

Bingöl Solhan Zağ Mağaraları

 

ZAĞ MAĞARALARI

Bingöl-Solhan-Muş karayolunun 18’nci kilometresinde, Gökçeli-Kuşburnu köy yolu üzerindedir.

Bingöl Solhan Zağ Mağaraları

Sarp bir kayalıkta bulunan mağaralar, Murat nehri kıyısındadır. Murat nehrine bakan tarafı, yerden 200-300 metre yüksekliktedir. Kayaların insan eliyle oyulmasıyla yapılmıştır. Mağaralar: 5’nci yüzyıl başlarına, Erken Hıristiyanlık dönemlerine tarihlenir. Muhtemelen bu dönemlerde, Roma imparatorluğunun baskısından kaçan, Hıristiyanlık inancına sahip topluluklar tarafından gizli yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Mağara, üç kat üzerinden kurulmuştur. Her bir katında da 28 oda vardır. Katlar arası geçiş yuvarlak bacalarla, odadan odaya geçişler ise kapılarla sağlanır.

Bingöl Solhan Zağ Mağaraları

Birinci katta zahire deposu olarak kullanıldığı sanılan kuyular, alt katta oturma odaları, en üstta iki haremlik odası vardır. Mağara odalarının bir kısmı günlük yaşam alanı, bir kısmı mutfak, kiler ve depo, bir kısmı ise ibadet alanı olarak kullanılmıştır. Mağara zaman içinde hasar görmüşse de şu anda 17 odası hala yapısını korumaktadır.

Bingöl Solhan Yüzen Ada

 

YÜZEN ADA

İlçe merkezine bağlı Hazarşah köyü Aksakal göl mezrasındadır. İlçe merkezine 27 km uzaklıktadır. Yüzen ada: Bingöl-Solhan kara yolundan 4.5 km uzaklıktadır.

Bingöl Solhan Yüzen Ada

Burada bulunan göl: üç tarafı dağlarla çevrili, düz arazi üzerinde bulunan bir krater gölüdür. Gölün derinliği 50 metreden fazladır. Yaz ve kış aylarında, su seviyesi aynı kalmaktadır. Göl suyu tatlı ve berraktır. Gölün çevresi yeşil alan ve meşe ağaçlarıyla kaplıdır. Gölün ortasında, hareket eden tamamen doğal bir oluşum olan ve birbirinden bağımsız 3 ada vardır. Bu adalar, kıyıya çekilip üzerine binildiğinde sal gibi her tarafa ağır ağır hareket ederler.

Bingöl Solhan Yüzen Ada

Adanın üstünde birkaç tane bodur dişbudak ağacı vardır. Ada üzerinde bulunan otların kökleri: sarılıcı olmaları nedeniyle, toprak tamamen bitki kökleri ile kaynaşmış ve yapışmıştır.

Bingöl Solhan Şeref Meydanı Şehitlik Anıtı

 

ŞEREF MEYDANI ŞEHİTLİK ANITI

Bingöl-Solhan kara yolunun 38’nci kilometresindedir. Yolun kuzeyinde yamaç üzerine kurulmuştur. 1916 yılında Rus Muharebeleri esnasında ölen şehitlerin anısına dikilmiştir. Yolun kenarından merdivenlerle anıtın bulunduğu alana çıkılır.

Alan takriben 50 x 50 metre boyutlarındadır. Alandan anıtın kaidesine dört basamaklı bir merdivenle çıkılır. Kaide kısmının önünde, iki bayrak gönderi vardır.

Kaide kısmı betondan yapılmıştır. Kenarlar demir korkuluklarla çevrilmiştir. Kaide kısmı takriben 5 x 5 metre boyutlarındadır. Kaidenin ortasında dikdörtgen biçimli üstü sütunlu anıt vardır. Anıtın takribi yüksekliği 6 metredir. Genişliği ise 1.5 metredir.

Anıt betonla yapılmıştır. Üstü mermerle kaplanmıştır. Anıtın her iki tarafında da tanıtıcı levhalar vardır. Batı yönündeki levhanın üstünde 1916 Rus Muharebelerinin krokisi bulunmaktadır. Doğu yönündeki levhanın üstünde ise “ 1914 yılında yurdumuza taarruz eden Rus kuvvetleri, şiddetli muharebelerden sonra Masala Deresi-Karabaş Deresi hattına kadar ilerlediler.

Bu bölgeler başlangıçta milis kuvvetlerimiz ve müfrezelerimiz tarafından savunuldu. Ruslar 3 kolordu kadar kuvveti, bu bölgeye yığdılar. Bunun üzerine, Türk birlikleri, Çanakkale’de serbest kalan tümenleri buraya getirdiler. 1916 yılının Temmuzundan Eylül ayına kadar büyük kuvvetler kıyasıya savaştılar.

Bu muharebeler Oğnut Meydan Muharebesi olarak tarihe geçmiştir. Ruslar yiğit askerlerimiz sayesinde, bu bölgeyi aşamadılar. Muharabeler sırasında 16’nci Kolordu Komutanı olan Mustafa Kemal Atatürk de şimdi Şeref Meydanı olarak adlandırılan bu bölgede, ağaçların arasına çadır kurarak muharebeleri idare etmiştir.”

Son bir not: bir rivayete göre “1’nci Dünya Savaşında, Rus birlikleri, Bingöl’ün Solhan ilçesi yakınlarında “Eşek Meydanı” denilen düzlüğe kadar ilerlemişlerdir. Milis kuvvetlerinin üstün gayreti sonucu Rus birlikleri geri çekilmek zorunda kalırlar.

Bu galibiyetten sonra Eşek Meydanının ismi “Şeref Meydanı” olarak değiştirilir. Savaş bittikten sonra, düzlükte kalan Rusların cesetlerine, kartallar saldırır, bu sırada kartalların kıyasıya mücadelesi başlar.

Bu durumu görenler, kartalların figür ve hareketlerinden etkilenip, bu durumu bir oyuna “Kartal Oyunu” na yansıtırlar. Evet, yörede oldukça ünlü olan Kartal Oyununun ortala çıkması böyledir.

 

KALEKÖY

İlçe merkezine 42 km uzaklıktadır. Kaleköy’ün eski ismi “Ginc” dir. Murat nehri ile iç içe olan kale köyünün camisi ve tarihi kalıntıları değerlendirildiğinde, geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı anlaşılır. Ancak, Murat nehri üzerinde yapılan baraj nedeniyle bu köy ve köydeki tarihi eserler sular altında kalacaktır.

Tarihi Cami

Rivayete göre, Selçuklular döneminde yörede hüküm süren yerel beyliklerden Sividi Beylerinden Mir Muhammed tarafından yaptırılmıştır. Düzgün kesme taşlarla ve yerel özellikte inşa edilmiş, daha sonra eklemeler yapılmıştır.

Cami mimarisi orijinal olup, zaman zaman onarım görmüştür. Hemen bitişiğinde yer alan tek magazinli ve tonoz kemer girişli bir yapı kalıntısı ve buna bitişik olarak doğu yönünde devam eden yapı kalıntıları, bunların cami ile birlikte bir külliye olabileceğini düşündürür.

Yine bu yapı kalıntılarının hemen bitişiğinde, İslami dönem mezarlığı bulunmaktadır. Cami, günümüzde ibadete açıktır.

Bingöl şehri tanıtım yazısı.

Muş şehri tanıtım yazısı.