Antakya Payas

Antakya Payas
 

Antakya Payas: İskenderun-Adana otobanı ile Toprakkale otoyolu, ilçenin doğusundan geçer. İlçe il merkezine 82 km uzaklıktadır. Payas-Dörtyol arası 10 km dir.

Antakya Payas
 

TARİHİ:

Anadolu’yu Suriye ve Ortadoğu’ya bağlayan yol güzergahı üzerinde olması nedeniyle tarih boyunca stratejik önemini korumuş, önemli bir yerleşim yeri olmuştur.

Payas’ın ortaçağdaki adı “Baias” tır. Daha sonra “Bayyas, Bayas” kullanılmış ve son olarak Payas ismini almıştır. 622 yılında, dönemin iki büyük gücü Bizans imparatoru Herakleios ile İran Kralı II. Hüsrev savaş Payas bölgesinde savaşmışlardır.

Daha sonra Haçlı orduları görülür. Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır seferinde bölge Osmanlı topraklarına katılmıştır. Payas limanı, Osmanlının bütün doğu seferlerinde lojistik ikmal yeri olarak kullanılmıştır.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Payas hakkında şunları yazar “Payas’ın 17’nci yüzyıldaki nüfusu 8 bin civarındadır. Bölgenin dikkati çeken ürünleri turunç, üzüm ve incirdir. Yol üstündeki kervansaraylardan en önemlisi olarak Payas kervansarayını göstermiştir.

“Tüm bunlar, Payas yöresinin 17’nci yüzyılda oldukça önemli olduğunu gösterir. Payas, I. Dünya savaşında kısa süre Fransız işgaline uğrar, 1939 yılında Hatay’ın Anavatan’a katılmasıyla Payas’da Hatay’a bağlanmıştır.

İlçe, 1970’li yıllarda İskenderun Demir Çelik Fabrikası tesislerinin kurulmasıyla bir anda büyümüş ve nüfusu artmıştır. 2012 yılında bucak iken ilçe olur.

Antakya Payas
 

GENEL:

İlçe merkezi, Akdeniz kıyısında düz bir alanda kuruludur. İlçe topraklarının doğusunda Amanos dağları, güneyinde İskenderun ve batısında Akdeniz vardır. İlçenin rakımı 19 metredir.

İlçenin en önemli akarsuları: Kozludere ve Payas çayıdır. İlçe sınırlarındaki en büyük ekonomik etkinlik: İskenderun Demir ve Çelik Fabrikasının kurulu olmasıdır. Kıyı kesimlerinde ise balıkçılık etkindir.

ATATÜRK VE PAYAS:

1938 yılında sağlık sorunları had safhada olmasına rağmen, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Hatay sorununa verdiği önem nedeniyle Dörtyol ilçesine gelmiş, Hatay meselesine ilişkin istihbarat çalışmalarını, bizzat Payas kalesinde hazırlanan odasından takip etmiştir.

Hatay ve çevresi, Atatürk’ün ölümünün hemen ardından 1939 yılında Anavatan’a katılmıştır.

Antakya Payas Sahili ve Piknik alanları
 

 

PAYAS SAHİLİ VE PİKNİK ALANLARI:

Payas sahili, plajı ve piknik alanları yeni düzenlenmiştir. Kıyı boyunca mesire yerleri açılmıştır. Kullanılamayacak durumda olan plajlar tekrar halka açılmıştır. Ayrıca 4 kilometrelik bir sahil boyu yürüyüş yolu yapılmıştır. Payas kıyılarında dip akıntısı olması nedeniyle, bol balık çeşidi bulunur.

Antakya Payas Sahili
 

Payas kıyılarında: Lagos, Jumbo karides, orfoz, akya, kaya balığı, fener balığı, dil balığı, gümüş balığı, çipura, lüfer, kalkan, palamut, mezgit, kefal, levrek, istavrit ve mezgit gibi balıkların hepsi tutulur. Payas kıyılarında “dalış” da yapılabilir. Şöyle ki kıyıdan 30 metre açıkta dalış yapılmaktadır. Burada deniz derinliği 60 metreyi bulur.

Antakya Payas
 

GEZİLECEK YERLER:

 

10 YIL ANITI:

Hatay’ın Anavatan’a katıldığı 1939 yılına kadar, Payas ve Payas çayı bir sınır şehridir. 1933 yılında, Cumhuriyetin 10’ncu yılında, Payas halkı sınıra yakın bir alanda şenlikler düzenleyerek 10’ncu yıl Anıtı açılışını yapmıştır.

Buradaki anıt, ülkemizde açılan ilk 10. Yıl anıtı olarak önem kazanmaktadır. Anıt, Kervansaray ve Payas kalesinin karşısında, atıl ve harap bir vaziyette iken, bir özel işletme tarafından onarılmıştır. Kaymakamlık binasının karşısında, bir restoranın bahçesindedir.

Antakya Payas Cin Kulesi
 

CİN KULESİ:

Osmanlılar, bölgeye hakim olduktan sonra, 1568 yılında Payas bölgesinde bir tersane ve liman kurulmasına karar verirler. Açık denizden gelebilecek saldırılardan tersane ve limanın korunması için; Payas sahilinde, İstanbul’daki Kız Kulesi tarzında bir kule yaptırmaya ve içine yeteri kadar top ve sipahi askeri koymaya karar verirler.

Bunun üzerine, 1577 yılında Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi ile deniz kıyısı arasındaki hakim bir tepeye Cin kulesi yaptırılır.

Kule, Sokullu Külliyesine 650 metre uzaklıktadır. Kesme taştan, kare planlı yapılmıştır. Kule, saldırılara karşı gözetleme kulesi olarak yapılmış ve kullanılmıştır.

17’nci yüzyılda Payas yöresini gören Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde şöyle yazar “İskele kulesi yuvarlık ve sağlam bir kule olup, üzerinde kale koruyucuları gece gündüz gözcülük ederler, çünkü gümrük buradadır.”

Peki isim niye Cin kulesi; Cin kelimesinin Cenevizlilerden, burada daha önce kale yapan Cenevizlilerden geldiği düşünülmektedir.

TERSHANE:

Osmanlılar, Doğu Akdeniz’deki en büyük tersaneyi, Payas’da yaparlar. 1568 yılında yapımına başlanan tersane, Cin kule ile iskele arasında yapılmıştır. Bugün tersane yoktur, herhangi bir kalıntısı da bulunmamaktadır.

Antakya Payas Kalesi
 

PAYAS KALESİ:

Külliyenin batı kısmında kıyıdan 700 metre uzaklıktadır. Külliyeye oldukça yakındır. Payas kalesi, yörenin en değerli sanat yapısıdır. Sokullu Mehmet Paşa külliyesinin güneyinde, Osmanlılar bölgeyi ele geçirince Haçlı seferleri sırasında Cenevizlilerden kalma temel kalıntıları üzerine yeni bir kale yaparlar.

Payas, haçlılar döneminde Kudüs’e giden “mukaddes yol” üzerinde menzil yeri olarak kullanılıyordu. 1567-1571 yılları arasında yapılan kale ve hendeğine, 1568-1574 yılları arasında külliye (cami, hamam, imaret) eklenmiştir.

Sekiz kulesi bulunan mevcut kalenin çevresinde, büyük bir su hendeği bulunur. Kalenin ortasında avlu ve bu avlunun çevresinde ise alt katlarda depo ve koğuşlar vardır.

Antakya Payas Kalesi
 

Üst katlarda ise, merdivenle çıkılan kule ve burçlar bulunur. Avlu ortasında bir mescit ve kışla vardır. Vatan Şairi Namık Kemal, Kıbrıs’a sürgüne gönderildiğinde bir süre bu kalede kalmıştır.

Payas kalesi, Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından da, bölgeye yaptığı ziyaretlerde bir çalışma mekanı olarak kullanılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kale, karakol ve hapishane olarak kullanılmıştır.

 

PAYAS KALE CAMİİ

Kara Cami Mahallesindedir.

Payas Kalesinin merkezine yakın bir yerde, doğu-batı doğrultusunda, dikdörtgen bir alan üzerine kuruludur. Kesme taşlardan yapılmıştır. Kırma çatıyla örtülüdür. Caminin yekpare mekanı: iki yandaki gömme ayaklar üzerine oturan bir kemerle ikiye bölünmüştür.

Caminin doğusunda, doğu duvarı yıkılmış bir bölüm daha bulunmaktadır. Eserin kıble cephesi biri harime, diğeri batıdaki bölüme açılan iki pencere tarafından şekillendirilmiştir. Batı cephesi her bir sahına açılan birer pencere ile hareketlendirilmiştir.

Kuzey cephede harim girişi ve doğu bölüme açılan muhtemelen pencere olan bir açıklık bulunmaktadır. Harim ve doğudaki bölüm içeriden bir kapı ve pencere ile bağlantılıdır.

Girişinle aynı eksende bulunan mihrap bloğu, üç yandan tuğla sıralarından oluşan silme ile belirlenmiş olup, bunun içine yerleştirilen, yarım silindirik niş ve sivri kemerli kavsara dıştan bursa kemerli bir çerçeve ile sınırlanır.

Kalenin 1567 yılında temelden itibaren yenilendiği ve Sokullu Külliyesinin bu tarihte faaliyette bulunmadığı düşünülürse, burada çalışanların ve kale görevlilerinin cuma namazlarını kılmalarına imkan sağlamak için, bu küçük camiye minber konduğu düşünülür. Nitekim külliye tamamlandıktan sonra Payas’ta sadece Sokullu Camiinde cuma namazı kılınmıştır.

 

Antakya Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi
 

SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ:

İskenderun-Adana otoyolu üzerinde Payas ilçesindedir. Şehir merkezinden 1 km uzaklıkta, Karacami mahallesinde, denizden 700 metre içeride, düz arazide ve kalenin bitişiğindedir.

Yapı: 1574 yılında, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar başı Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Bu nadide esere, Mimar Sinan’ın mimarlık birikimlerini yansıtması açısından çok önem verilir.

Antakya Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi
 

İstanbul-Halep- Hicaz yolu üzerinde, Hac ve İpekyolu kervan yollarının kesiştiği yerde bulunan külliye, bir menzil külliyesi olarak yapılmıştır.

Külliyede: hamam, hangah (tasavvuf eğitimi verilen dershaneler) kervansaray, medrese, cami, sıbyan mektebi, arasta (çarşı), tabhane (misafirhane) ve imarethaneden oluşur.  

Genelde taş ağırlıklı malzemeyle yapılan külliyede, yer yer Suriye etkili çift renkli taş kullanılmıştır.

Antakya Payas Sokullu Mehmet Paşa Kervansarayı
 

Kervansaray:

Külliyenin en önemli yapı gurubu Kervansaraydır. Çünkü Türkiye’nin en büyük kervansarayıdır. “U” şeklindeki kervansaray, yolcuların toplu olarak dinlendikleri bir yerdir. Kervansarayın geniş bir avlusu vardır ve bu avlunun çevresinde, kubbeli odalar bulunur. Bu geniş avlu: hac kafileleri ve ticaret kervanları geldiğinde şenlenirdi.

Antakya Payas Sarı Selim Camii
 

Sarı Selim Camii:

Cami, yapıldığı tarihten bu yana ibadete açık olmasıyla ünlüdür. Caminin ön revakları: yakın bir geçmişte beton, taş ve demir kullanılmak suretiyle aslına uygun olarak onarılmıştır.

Antakya Payas Sarı Selim Camii
 

Caminin planı, ters “T” planlıdır. Mimari plandaki bu zamandan geriye dönüş, Mimar Sinan’ın genelde eskiyi tamamen terk etmeme düşüncesine uygundur.

Hangah (tasavvuf eğitimi verilen dershaneler:

Cami avlusunda, 18 hücreden meydana gelen hangah bulunur. Hangahın odacıkları, avlunun doğu, batı ve kuzey duvarları boyunca sıralanır. Hücrelerin hepsi, birer kapı ve pencere ile avluya açılır. Hepsinin içinde dolap nişleri ve ocaklar bulunur.

Bu bölümler, daha sonraki tarihlerde medrese olarak kullanılmıştır. Medreselerin kapatılmasına kadar burada eğitim sürdürülmüştür.

Antakya Payas Arasta
 

Arasta:

Külliyenin merkezindedir. Burada 48 dükkan vardır. Kuzey ve güneye açılan kapılarıyla, İpek yolu ve hac yolunun tam üstünde olacak şekilde inşa edilmiştir. Yani Arastanın içinden eski tarihi yol geçmektedir ve her iki yöne açılan büyük kapılar vardır.

Doğu duvarındaki bir taç kapı ile Kervansaraya, batı kısmındaki büyükçe bir kapı ile külliyenin yanındaki kalenin kapısına doğru açılır.

Batı kısmındaki kapılardan biri cami avlusuna açılır diğer kapı ise erkekler hamamına açılır. Arasta, dönemin en işlek kervan ve hac yolu üzerinde bulunduğu için, yapıldıktan sonra birkaç yüzyıl boyunca canlı bir ticaret hayatına şahit olmuştur.

Ancak arasta, ticaret yollarında buharlı gemilerin kullanılmaya başlanması ve Çukurova bölgesinde eşkıyalık faaliyetlerinin artması sonucu, önemini kaybetmiştir.

Antakya Payas Arasta
 

Arastanın ortasında yüksekçe bir kubbe bulunuyor. Bu kubbe, her biri ahilik teşkilatına bağlı esnafın, sabah namazından sonra altında toplanıp beraberce dua ettikleri dua kubbesidir.

Antakya Payas Arasta
 

Arasta içinden geçen kervan ve haç yolu, güney kapısından çıktıktan sonra, Payas çayına varır. Bu çay üzerinde beş gözlü, kemerli bir köprü yapılmıştır. Bu köprüye “İpek yolu köprüsü” denir. Köprü günümüze üç gözlü ve harap bir şekilde ulaşmıştır.

Tabhaneler:

Kervansarayda, Arasta duvarına bitişik kendi özel avlusuna açılan odalardan oluşan bölüme “Tabhane” denir.

Burası özel kullanım için tasarlanmış dinlenme odalarıdır. Bu odalar su sistemine dahildir.

Muhtemelen hatırı sayılır yolculara ve ailesiyle birlikte seyahat edenlere tahsis ediliyordu.

İmarethane:

Kervansarayın güney kısmındadır. Burada yoksullara ve öğrencilere yiyecek dağıtılıyordu. İmarethane: kiler, fırın, yemek yeme bölümü ve mutfaktan oluşur. İmarethanenin doğu kısmındaki kapıdan, avluya ve oradan da mahalleye geçilir.

Böylece, imarethanenin halk tarafından kolayca kullanılması sağlanmıştır. İmarethanenin mutfaklarında, yüzyıllar boyunca öğrenciler ve ihtiyaç sahipleri için kazanlarda yemek yapılmıştır.

Antakya Payas Çifte Hamam
 

Çifte Hamam:

Arastanın batıya bakan cephesindeki kapı, erkekler hamamına açılır. Kadınlar kısmına ise, dış taraftaki bir kapıdan girilir. Kadınlar hamamına giriş kapısı, günümüzde kapalıdır. Çifte hamam, klasik Osmanlı hamam mimarisi özelliklerine sahiptir.

Erkekler hamamı üç kısımdan oluşur. Soğukluk denen birinci kısmın ortasında, bir şadırvan bulunur. Bu kısmın çevresi ise soyunma odaları ile çevrilidir.

Buradan dar bir koridor ile ılıklık kısmına geçilir. Buradan da yine dar bir koridor ile cehennemlik denen sıcaklık bölümüne geçilir.

Bu kısımlarda göbek taşları bulunur. Ilıklık kısmında, sütunlara kabartma tekniğiyle işlenmiş “çift otağı arasındaki hilal” figürü, Osmanlı imparatorluğunun cihan mühürü niteliğindedir. Hamam, Cumhuriyet döneminde de kullanılmıştır.

PAYAS İSKELESİ VE TERSANESİ:

Payas iskelesi: Buharlı gemilerin kullanılmaya başlandığı döneme kadar, Sürre Alaylarının ve Hicaz’a giden hacıların kullandığı güzergahtadır. Bu iskele: deniz ticareti ve askeri güç açısından bölgeye stratejik önem kazandırmıştır.

SİNCAN YAYLASI:

Sincan yaylası, ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır.

Antakya Payas Sincan Yaylası Damlataş Mağarası
 

Damlataş Mağarası:

Amanos dağlarında, deniz seviyesinden 542 metre yüksekliktedir. ilçe merkezine uzaklığı 15 km dir. Mağaranın uzunluğu 95 metredir. 2004 yılında keşfedilmiştir.

Mağaranın yanına çıkmak için 200 basamak merdiven tırmanmak gerekiyor. İçinde sarkıt ve dikitler bulunan mağaranın muhtemelen 120 milyon yıllık olduğu tahmin ediliyor.

Antakya Payas Şifalı Meryem Ana Suyu

Şifalı Meryem Ana Suyu:

Burada bulunan suyu, yöre halkı şifalı olarak kabul etmektedir. Suyun bulunduğu alanda, bir kilise kalıntısı bulunuyor.

Söylentiye göre: Meryem Ana, pınarın bulunduğu yerde konaklamış ve vaftiz yapmıştır. Bu yüzden, burası, uzun yıllar Hıristiyanlar tarafından kutsal kabul edilerek ziyaret edilmiştir.

Antakya Payas Hünkar Zeytin Ağacı
 

HÜNKAR ZEYTİN AĞACI:

1516 yılında Payas Osmanlı topraklarına katıldığında yörede zengin zeytin bahçeleri bulunduğu bilinmektedir. Külliye yapılırken, külliye bölgesinde bulunan 15 dönümlük zeytin bahçesindeki ağaçlar kesilmiş, en yaşlı zeytin ağacı, II. Selim Camisi avlusu ortasında kalmıştır.

Bu ağaç, dönemin Padişahı II. Selim’in buyruğu ile; İslamiyet’in kutsallığı, bereketi, uğuru, erdemi ve barışın simgesi olarak kesilmemiş, olduğu yerde bırakılmıştır. Bu yüzden, ağaca “Hünkar Zeytini” ismi verilmiştir.

Cami avlusu ortasında kalan bu ağaç, dünyanın meyve veren en yaşlı zeytin ağacıdır. Ağacın boyu 10 metre, genişliği 8 metre ve gövde çapı 1 metredir. Yıllık 300 kilo civarında meyve vermektedir. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1976 yılında “Anıt Ağaç” olarak tescillenmiştir.

Hatay şehir merkezi gezi ve tanıtım yazısı için.

İskenderun gezi ve tanıtım yazısı için.

Giresun Eynesil

Giresun Eynesil

Turistik özellikleri çok öne çıkmayan Karadeniz kıyısında, güzel bir kıyı ilçesidir.

ULAŞIM

İlçe Karadeniz kıyısında olmasına rağmen iskele ve liman olmadığı için, deniz yolu ulaşımı yoktur. Karadeniz Sahil yolu ilçeden geçer. Eynesil, Giresun arası uzaklık: 72 km. Eynesil, Görele arası uzaklık: 13 km. Eynesil, Beşikdüzü arası uzaklık: 10 km. Eynesil, Trabzon arası uzaklık: 58 km.

Giresun Eynesil

TARİHİ

Eynesil ve tüm Doğu Karadeniz sahilleri, MÖ 63 yılında Roma egemenliğine girer. 1204 yılında ise, yöre, Trabzon imparatorluğu hakimiyetine girer. 1461 yılında ise Osmanlılar gelir. Yöreye gelen ilk Türk toplulukları Çepnilerdir. Günümüzde sahilde yaşayanlara, Giresun’un iç kesimlerinde yaşayanlar Çepni derler.

Cumhuriyetin ilanıyla Görele’ye bağlı bir köy olarak bulunan Eynesil, 1953 yılında ise bucak olmuştur. 1960 yılında ise ilçe olur. İlçenin isminin nereden geldiğine dair herhangi bir bilgi ve kaynak yoktur. Ancak muhtemelen Eynesil ismi “iyi nesil” kelimesinden türetilmiştir.

Paşalar bölgeye geldiklerinde burada çok iyi karşılanmışlar ve yörede yaşayan nesil için “ne iyi nesil” demişlerdir. Bir diğer söylenti, Türklerin, “İne” yahut “Eyne” isimli bir beyin öncülüğünde yöreye gelmiş olmalarıdır. Bu yüzden yöreye “İnesi” ismi verilmiş, sonra değişerek Eynesil olarak günümüze ulaşmıştır.

Giresun Eynesil

GENEL

Eynesil, Giresun ilinin bir ilçesi olarak kuzey kıyı şeridinde, Trabzon’a sınır konumdadır. Ancak kıyı şeridinde doğal sığınak yoktur. Arazi yapısı dağlıktır, bu yüzden ulaşım olumsuz etkilenir. Bitki örtüsü olarak 600 metre yüksekliğe kadar: fındık, kestane, kiraz, gürgen ve ceviz ağacı yoğundur. Yörede tipik Karadeniz iklimi hakimdir.

Bol yağış olması nedeniyle, geniş bir bitki örtüsü bulunur. Halkın geçim kaynağı tarımdır. Özellikle fındık ve çay tarımı yapılır. Balıkçılık da etkilidir. Sanayi tesisi olarak yörede çay ve fındık ile ilgili fabrikaları bulunmaktadır.

Giresun Eynesil Kamil Nalbant Meslek Yüksek Okulu

EYNESİL KAMİL NALBANT MESLEK YÜKSEK OKULU

Giresun Üniversitesine bağlıdır. 2016 yılında vefat eden Eynesilli merhun iş adamı Kamil Nalbant’ın katkılarıyla yapılmıştır. 2008 yılında eğitime başlamıştır.

Giresun Eynesil Denize girilecek yerler

DENİZE GİRİLECEK YERLER

Boztepe Altı Plajı hemen kalenin altındadır. Buraya Eynesil kale plajı da denir.

Giresun Eynesil

GEZİLECEK YERLER

MERKEZ CAMİİ

İlçe merkezindeki cami, giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre, 1904 yılında yaptırılmıştır. Sonradan, cami birtakım ilavelerle genişletilmiştir. Dikdörtgen planlıdır. Minare sonradan eklenmiştir. Sonradan eklenen mekanlar, yenilenen mahfil, minare, minber ve kürsü gibi birimler nedeniyle, özgünlüğünü kaybetmiştir. Sadece doğu ve güney cepheleri özgünlüğünü korumaktadır.

Giresun Eynesil Kalesi

EYNESİL KALESİ

İlçenin 2 km doğusunda Boztepe Mahallesindedir. MÖ 670’li yıllarda yöreye gelen Miletoslular tarafından Karadeniz kıyısında yapılan birçok ticaret kolonisinden biridir. Kale, kayalık bir yarımada üzerindedir.

Kıyı kalesidir. Kalenin ortasında bulunan duvar, kaleyi ikiye böler. Duvarın ortasında, kalenin deniz tarafında kalan kale bölümüne geçişi sağlayan, 2 metrelik bir açıklık bulunur. Kale 2001 yılında restore edilmiştir. 1978 yılında kale tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Kalede 30 metre yükseklikte deniz feneri bulunuyor. Özellikle çevreye hakim manzarası ilgi çekmektedir, bence mutlaka gidin ve görün.

Giresun Eynesil Aralık Köyü Cami ve Mezarlığı

ARALIK KÖYÜ CAMİİ VE MEZARLIĞI

İlçe merkezine bağlı 11 km uzaklıktaki Aralık köyündedir. Giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre, 1838 yılında yaptırılmıştır. Ancak kim tarafından yaptırıldığı belli değildir. Caminin girişi, kuzey cephesindendir. Atkı taşlı basit bir girişi vardır.

Caminin üstü, çinko saçla kaplı kırma çatılıdır. Sonuç, yakınına yapılan yeni bir cami nedeniyle, bu cami günümüzde kapalı ve harap haldedir. Caminin yakınında bulunan mezarlıkta, 19’ncu yüzyıldan kalma üç tane mezar taşı ilgi çeker.

Giresun Eynesil Dizgine Yaylası

DİZGİNE YAYLASI

İlçe merkezine 13 km uzaklıktaki Belen köyü sınırları içindeki yayla, sahilden 1000 metre yüksektedir. Her yıl geleneksel olanak Mayıs ayının ikinci haftasında yayla şenlikleri yapılmaktadır.

 Giresun Tirebolu hakkındaki gezi yazım için  Tirebolu

Giresun Doğankent

Giresun Doğankent

Doğankent, Giresun arası uzaklık: 77 km. Doğankent, Kürtün arası uzaklık: 23 km. Doğankent, Tirebolu arası uzaklık: 34 km.

TARİHİ

Orta Asya’dan göç eden Çepniler bu bölgeye yerleşerek ilk yerleşim yerini kurmuşlardır. 1914 yılında Ruslar tarafından ilçenin bir kısmı işgal edilmiştir. İşgal 15 Şubat 1918 tarihinde bitmiştir. Belde, 1961 yılında Harşıt ismi iptal edilmiş ve Doğankent adını almıştır.

1971’de kıyıdan kuş uçuşu 40 km kadar içeride bulunan, o dönemdeki adı ile Harşit, günümüzdeki ismi ile Doğankent ilçe merkezinde Hidroelektrik santralı kurulmuştur. Bu santralın varlığına bağlı olarak Doğankent’in önem kazanması, buradan kıyıya uzanan yolun daha işlek hale gelmesini sağlamıştır.

1990 yılında ise, İlçe statüsü kazanmıştır. Yörenin eski isimleri “Kültün-i Zir” ve “Manastır Bükü” ile “Harşıt” dir. Doğankent ismi verilmesinin sebebi ise “Doğan besleme alışkanlığı” dır.

Giresun Doğankent

GENEL

Karadeniz sahiline 30 km uzaklıkta Gümüşhane il sınırındadır. Giresun ve Gümüşhane arasında bağlantı yoludur. İlçe Harşıt Çayı vadisinde kurulmuştur. Çok sayıda akarsu vardır. İlçenin en büyük özelliklerinden birisi de dışarıya yoğun göç vermesidir. Bu kişiler bayramları ve yaz tatilinde ilçeye geri dönerler ve yaylalarda şenlikler düzenlenir, ortam hareketlenir.

Giresun Doğankent

GEZİLECEK YERLER

Giresun Doğankent Dandu Belen Kalesi

DANDU (BELEN) KALESİ

Kale: İlçe merkezine bağlı Süttaşı (eski ismi Dandu) Mahallesindedir. Mahallenin isminin kaynağı beyaz renkli granit taşlarının çokluğudur. Kale: Süttaşı Mahallesinin Belen mevkiinde bulunduğu için “Belen Kalesi” olarak da biliniyor.

Bazı kaynaklarda ise “Andon Kalesi” isim geçer. Süttaşı Mahallesinde kalenin yakınlarına kadar araba ile çıkılıyor, sonra kaleye ulaşmak için 15-20 dakikalık bir yürüyüş gerekiyor.

Kale: Harşit vadisine tepeden bakan bir yerdedir. Muhteşem bir zirve üzerine kurulmuştur. Harşit çayının kollarından birisi olan Kavraz deresini ve Doğankent ilçesiyle Dergözü köyünü görmek mümkündür. Kalenin yapılış tarihi ve yaptıranlar bilinmiyor.

Ancak bölgeye ilk yerleşenlerin Urartular olduğu bilindiğinden kalenin de bir Urartu yapısı olduğu tahmin ediliyor. Kaleyi yaptıran olarak ise kesin olmamakla birlikte “Andon” adında bir Rum olduğu rivayeti vardır.

Kalenin içinde bulunan kilisenin çanının da, “dan-dun” çalması nedeniyle kaleye “Dandu” kalesi isminin verildiği de söylenmektedir.

Evet günümüzde burada bir kaleden ziyade kale kalıntısı var. Fındık, kestane ve çam ağaçları ve diğer bitkiler, kale kalıntılarını tamamen örtmüş durumdadır. Bazı ağaçlar kesilerek belli kısım ortaya çıkarılmıştır.

Ancak resmi bir arkeolojik araştırma yapılmamıştır. Ama gerçekten olağanüstü doğasıyla görülmeye değerdir. Buraya çıkınız, tarihi kalıntılar az olsa da muhteşem manzaranın tadını çıkarınız.

Giresun Doğankent Harşit Vadisi

HARŞİT VADİSİ

Dar bir havzaya sahip olması nedeniyle Harşit çayı, Gümüşhane Merkezinden geçerken sıkışan su kanalı görüntüsünü, kendi adını verdiği “Harşit Vadisi” adı ile özdeştirir. Vadi: Tirebolu ilçesinin Körliman mevkiinden başlayıp Gümüşhane’ye kadar uzanan toplam 114 km uzunluğunda derin bir vadidir.

Karadeniz’i, İç ve Doğu Anadolu ya bağlayan en önemli bir geçiş yoludur. Tarihi süreçte Saka Türkleri, Avarlar, Bizanslılar, Romalılar, Urartular ve Cenevizliler, bölgede yaşamışlardır. Türkler, Harşit çayı vadisine 900’lü yılların başından itibaren gelirler. Türkmen boyları, bölgeye Güvende kapısından girerler.

Giresun Doğankent Harşit Vadisi

Günümüzde Güvende kapısında, Türklere ait birçok kalıntı bulunmaktadır. Bunlar: yerleşke kalıntıları, at (Cirit meydanı) sporları yapılan alan ve ibadet (Semah kıranı ve Kırklar Meydanı) yerleridir.

Diğer görülebilecek yerler: Asarkaya yaylası, Sarı Baba’nın mezarı (Şeyh Hasan Ali’nin kardeşi) da görülebilir. Ayrıca Uzun Hasan’ın eniştesi ve Şah İsmail in dedesi Şeyh Cüneyt’in mezarı da Güvende’nin güney yönünde Pinti Yaylası mezarlığındadır.

Bugünkü Güvende, ismini Güvenç Abdal’dan “Güvendi” olarak almıştır. Ancak zamanla değişerek günümüze “Güvende” olarak gelmiştir.

Giresun Doğankent Harşit Vadisi

Harşit vadisi: Kavraz’dan Yukarı Kazıkbeli’ne: Yaşamaklı yolundan Kazıkbeli’ne, Kazıkbelinden Karagöl’e, oradan da aşağıya Acısu’ya, oradan Güvende yaylasına ve Maşatalanı yaylasından Çamuralanından Aşağı Doğankent’e kadar uzanıyor.

Harşit vadisi, buranın özellikleri ve güzellikleri, başka yerde yoktur. Vadide: köyler, dereler var, derelerde alabalık tutuluyor. Çeşmeler, obalar var, yol boyunda doğal olarak yetişen ve yenen mantarlar, ısırgan otu, kekik çayı, yaban mersini, kuş burnu, kızılcıklar var.

Harşit vadisi tarihinde ilginç bir olay var. Ruslar Türkiye’yi işgal ettiklerinde, Harşit vadisine kadar geldiler, ancak burada Topal Osman ve arkadaşları büyük bir direniş göstererek Rusların vadiyi geçmesine engel oldular.

Giresun Doğankent Harşit Vadisi

Harşit vadisi ve uluslararası İran kara yolu üzerinde, 1960’lı yıllarda kurulan Hidroelektrik Santralı, her yıl Mayıs ayının son günlerinde, yaylalardaki karların erimesiyle fazlalaşan suyun tahliyesini yapıyor.

Bu anlarda ise ortaya muhteşem görüntüler çıkıyor. Her yıl sadece 15 gün görülebilen Hidroelektrik santralinin su tahliyesi ile oluşan 150 metrelik dev yapay şelale muhteşem bir görüntü sunuyor.

Şelalenin ortaya çıkmasıyla doğal bir klima oluşuyor ve 28  derecelik sıcaklık 15 derecelerde hissediliyor. Yüksek koni gibi bir tepeden neredeyse tepe zirvesine yakın bir yerden çıkan su görsel bir manzara oluşturuyor.

Evet, Harşit vadisinde 20’nci yüzyıl ortalarında araç trafiğine açılan yol, vadi yamaçlarının birbirine yakın olması nedeniyle geçit vermez bu yüzden sarp araziler günümüzde 21 tane tünelle geçilmektedir.

Giresun Doğankent Kavraz Vadisi

KAVRAZ VADİSİ

İlçe merkezine 15 km uzaklıktadır. İlçe merkezine bağlı Süttaşı Mahallesi üzerinde gidilir. Kavraz deresi yol güzergahıdır. Deniz seviyesinden yükseklik 1170 metredir.

Giresun Doğankent Kavraz Vadisi

Kavraz yolu: vadi boyunca Doğankent ilçesinden başlayarak Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Kazıkbeli yaylasına kadar uzanır.

Giresun Doğankent Çatalağaç Şadı Şelalesi

ÇATALAĞAÇ (ŞADI) ŞELALESİ

İlçe merkezine bağlı ve 5 km uzaklıktaki Çatalağaç köyündedir. (eski ismi Şadı)

Çatalağaç köyü: Doğankent-Kürtün kara yolu üzerinde Harşit vadisi Tabiat Parkı içerisindedir. Şelale: vadi içinde bulunan Eriklidere ırmağı üzerindedir. Tabiat ve tabiat olaylarının meydana getirdiği bir şelale olması nedeniyle önem kazanmaktadır.

Şelale, yaklaşık 20 metre yüksekten akar. Yanına yaklaşıldığında suyun akışının meydana getirdiği sis ve serinlik hissedilir.

Doğal güzelliği ile dikkat çeken şelale, kanyon boyunca birçok küçük şelale ve göller oluşturarak akmaktadır. Şelalenin hemen altında, 1700’lü yıllardan beri vadi boyundaki halka hizmet veren su değirmeni bulunuyor.

 Giresun Tirebolu hakkındaki gezi yazım için  Tirebolu