Nevşehir Gülşehir

Nevşehir Gülşehir

Gülşehir, Nevşehir arası uzaklık 20 km. Gülşehir, Hacıbektaş arası uzaklık: 27 km. Gülşehir, Kırşehir arası uzaklık: 75 km.

TARİHİ

İlçenin antik dönemdeki ismi “Zoropassos” dur. Osmanlı Sadrazamı Kara vezir Mehmet Seyyid Paşa, o dönemde 30 haneli bir küçük belde olan buraya bir külliye yaptırmıştır. Ayrıca: yine Silahtar Mehmet Paşa tarafından, buraya “Gülşehir” ismi verilmiştir. Eski ismi ise “Arapsun” dur. İlçe 1954 yılında Nevşehir iline bağlanmıştır.

Nevşehir Gülşehir

GENEL

İlçe Kızılırmak’ın güney kenarındadır. Doğusunda Avanos, kuzeyinde Hacıbektaş, Batısında Kırşehir ve Aksaray, güneyinde ise Acıgöl ve Nevşehir merkez ilçesi vardır.

Nevşehir Gülşehir Meslek Yüksek Okulu

GÜLŞEHİR MESLEK YÜKSEKOKULU

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesine bağlı olarak 2009 yılında kurulmuştur. 2017-2018 yılındaki öğrenci sayısı 1100 olmuştur. Kul 2948 metre karelik kapalı alana sahiptir.

GEZİLECEK YERLER

Nevşehir Gülşehir Karavezir Külliyesi

KARAVEZİR KÜLLİYESİ

Karavezir Silahtar Seyit Mehmet Paşa, aslen Gülşehirlidir. 1735 yılında doğmuş ve küçük yaşlarda İstanbul’a giderek Saraydaki dayısı Aşçıbaşı Süleyman Ağa’nın yanında Helvahane’ye sığınmıştır.

Sonra Baltacılar Ocağına kaydedilmiş, burada gösterdiği başarı nedimeyle Hazine odası ikinci yazıcılığına tayin edilmiştir. Bu arada Abdülhamit’in dikkatini çekmiştir. Abdülhamit Padişah olunca, bir yıl sonra Silahtarlığa getirilmiş, çok zeki ve çalışkan olduğundan gerek sarayda ve gerekse dışarıda nüfus ve kudretini göstermiştir.

Silahtar Seyit Paşa, 1779 yılında Sultan Abdülhamit tarafından Sadrazam yapılır. 18 ay 17 gün süren Sadrazamlığı sırasında birçok hayırlı hizmetlerde bulunmuştur.

Evet, kısaca bir hayat hikayesinden sonra gelelim külliyeye

Külliye: cami, medrese, hamam, mektep ve 8 tane çeşmeden oluşur. Kitabelere bakıldığında cami ve çeşmenin 1779 yılında, Medresenin ise 1780 yılında yapıldığı görülür.

Nevşehir Gülşehir Karavezir Külliyesi Camii

Cami

1778-1779 yılları arasında yaptırılmıştır. Mimarı Ebubekir Veledi Halil Efendi’dir.

Kurşunlu cami olarak da bilinir. Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan cami, iki renkli kesme taştan yapılmıştır. Kare planlıdır. Ana mekanı kaplayan 11 metre çapındaki kubbe, dört kemer üzerine oturtulmuştur.

Giriş kapısı çerçevesinin üzerinde profilli barok üslupta mermer kitabe vardır. Yeşil zemin üzerine, altın yaldızla işlenmiş madalyon şeklinde I. Abdülhamid’in tuğrası bulunur. Tuğranın yan taraflarında siyah, yeşil, mavi renkte yağlı boya ile boyanmış birer demet çiçek görülür.

Duvar kalınlığı 1.45 metre ölçüsündedir. Sarı, kırmızı ve beyaz taşlardan yapılmıştır. Caminin ilk yapıldığı döneme ait küçük bir şadırvanı varken, 1895 tarihinde bu şadırvan yıkılarak bunun yerine büyük bir şadırvan yapılmıştır. Bu şadırvan da 1968 yılında dış duvarlarda yapılan onarım sırasında değiştirilerek günümüzdeki hale getirilmiştir.

Medrese

Caminin tam karşısında bulunan medrese 1778-1779 yılları arasında yapılmıştır. Mimari Ebubekir Veledi Halil Efendidir.

Medresenin giriş kapısı üzerinde kitabe vardır. Osmanlı mimarisindeki açık avlulu medreseler gurubuna girer. Medresenin 12 hücresi ve bir dershanesi vardır. Güneyindeki oldukça gösterişli mermer bir kapıdan avluya girilir.

Avlunun kuzey ve doğusundaki odalarla birlikte “L” biçimindedir. Avlunun çevresi: yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış sütunların oluşturduğu bir revakla çevrilidir. Revakların arkasındaki odaların içlerinde ocak ve dolap nişleri bulunur.

Hücrelerin üstü kubbelerle örtülmüştür. Sadece güneydeki en büyük hücre diğerlerinden farklıdır ve içinde beş adet niş vardır. Medrese; 1933-1962 yılları arasında hapishane olarak kullanılmıştır. 1962 yılından sonra ise kütüphane olarak kullanılmaya devam edilmektedir. 1960 yılında tamir ettirilmiştir.

Nevşehir Gülşehir Karavezir Külliyesi Hamam

Hamam

1778 yılında yaptırılmıştır. Mimar Ebubekir Veledi Halil Efendi’dir. Hamam: Klasik Osmanlı hamamlarında olduğu gibi üç kısımdan oluşur. Bunlar: Soyunmalık, Ilıklık, Sıcaklıktır. Yapı malzemesi olarak gri renkte kesme taş kullanılmıştır. Hamamın bozulan taşları, 1963 yılındaki onarım sırasında değiştirilmiştir. Hamam, günümüzde halen kullanılmaktadır.

Çeşmeler

Vakfiyede 8 çeşmeden söz edilir. Bunlardan günümüze gelenler: Beyler, Sipahi, Bayraktar ve Başçeşmedir. Çeşmeler yol kenarına yapılmış olup, yola bakan yüzlerde birer lüleleri vardır. Başçeşme: Külliyenin bir parçasıdır. Yan kanatlardan duvarlara bağlanır, bir meydan çeşmesi niteliğindedir. 1779 yılında yapılmıştır.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

AÇIK SARAY ÖREN YERİ

İlçe merkezine 3 km uzaklıktadır. Gülşehir-Nevşehir kara yolu üzerindedir.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

Gülşehir’in simgesi olan “mantar kaya” oluşumları burada görülebilmektedir. Bu mantar kayaların Kapadokya bölgesinde başka yerde örneği yoktur. Tüf kayalar içine oyulmuş birçok mekan bulunur.

Bunlar: ilk çağlardan kalma: çok katlı yeraltı şehirleri ve mağaralarla birlikte, Boğalı kilise, manastır, tavla (at damı), küçük saray (çok katlı yerleşim alanı), dört sütunlu manastır, beşik tonozlu yapı, 12 sütunlu kilise ve merdivenli meskendir.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

Bu mekanların birçoğu çok amaçlı mekanlardır, mutfak ve ahırları vardır. Bir kısmında ana salona göre ikincil konumda küçük bir kilise bulunur. Alanların çoğunda bugüne kadar kısmen işlemeli yüksek cepheleri vardır.

Bunlar çok katlı yapı izlenimi verseler de çoğu alan orijinalde zemin kotunda açılmış mekanlardır. Bu alanlar, yoğun olarak 10 ve 11’nci yüzyılda açılmış ve kullanılmıştır.

Ordu ile doğrudan ya da dolaylı yollardan ilişkili ve dönemin büyük arazi sahibi ailelere ev sahipliği yapmış olduğu düşünülmektedir.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

MS 960-965 yılları arasında Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas’ın orduları tarafından kullanıldığına ilişkin izler bulunmaktadır.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

Ayrıca: Roma dönemi kaya mezarları, 9 ve 10’ncu yüzyıllara tarihlenen kaya kiliseleri vardır. Bu bölgede 9 alan ve 13 bağımsız kilise tespit edilmiştir. Ancak bu kiliseler genel olarak küçük ve ikincil durumdadır.

Özellikle civarda sıkça rastlanan yemekhaneler burada yoktur. Bu kiliselerde genellikle ortada bir avlu bulunur. Böylece kaya kütlesinin üç yanına açılmıştır. Yapıların merkezlerinde ise bir veya iki büyük salon bulunur ki, bunların önemli konukların ağırlanması için kullanıldığı düşünülür.

Ayrıca Çat Vadisini de içine alan 7 km uzunluğunda bir parkur bulunmaktadır. Bu yüzden, ören yeri, günümüzde genellikle trekking için tercih ediliyor.
Nevşehir Gülşehir Hacı Bektaş-ı Veli Mescidi

HACI BEKTAŞ VELİ MESCİDİ

Açık Saray ören yerindedir.

13’ncü yüzyılda Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş Veli tarafından kullanıldığı düşünülen mescit ve içerisindeki mihrap, ilk günkü özelliğini korumaktadır. Yani orijinal şekliyle günümüze ulaşmıştır. Mescitte bulunan mihrap, o dönemin mimarisini andırmaktadır. Bu mihrap dikdörtgen bir çerçeve içine alınmıştır.

Nevşehir Gülşehir Hacı Bektaş-ı Veli Mescidi

12 nişlidir. İstiridye kabuğu tipi böyle nişler devrinin özelliği olduğu gibi, 12 imama ve Türklerin 12 boyu ile alakası olan özelliktedir. Mescidin planı karedir. Batı kesiminde yüksekçe nişler bulunur.

Nevşehir Gülşehir Aziz Jean Kilisesi

AZİZ JEAN KİLİSESİ

İlçenin girişindedir. Hemen kenarda bulunan bir peribacasının içi oyularak yapılmıştır.

Kilise apsisinde yer alan yazıya göre 25 Nisan 1212 yılına tarihlenmektedir.  Kilise 2 katlıdır.

Kilisenin alt katında: şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar bulunur. Bu kattaki kilise: tek apsisli ve haç planlıdır. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme olarak: ana kaya üzerine kırmızı boya ile çeşitli hayvan resimleri ve geometrik süslemeler ve haç tasvirleri bulunur.

Nevşehir Gülşehir Aziz Jean Kilisesi

Alt kiliseden üst kiliseye, kayaya oyulmuş merdivenlerle ulaşılıyor. Orijinal kaya oyma merdivenler yıkılmıştır, bu yüzden yenileme sırasında üst kiliseye çıkışı sağlamak için demirden merdiven yapılmıştır.

Nevşehir Gülşehir Aziz Jean Kilisesi

Kilisenin üst katında: İncil’den alınmış sahnelerle süslenmiş başka bir kilise bulunur. Üst kattaki kilise: tek apsisli ve beşik tonozludur. Ana apsisteki resimler iyi korunamamış, diğer yerlerdeki resimler iyi durumdadır. Kilise, siyah bir is tabakası ile kaplıdır.

Bunun sebebinin aydınlatma amacıyla kullanılan kandillerden çıkan istir. Ayrıca kaya bloğunda erozyon nedeniyle meydana gelen incelme sonucunda oluşan çatlak ve deliklerden sızan sular da resimlerin bir kısmını tahrip etmiştir.

Ayrıca elbette insanlar tarafından da resimlere zarar verilmiştir.

 Nevşehir Göreme hakkındaki gezi yazım için  Göreme

Nevşehir Acıgöl

Nevşehir Acıgöl

Nevşehir-Aksaray kara yolu üzerindedir. Acıgöl, Nevşehir arası uzaklık 20 km. dir. Acıgöl, Aksaray arası uzaklık: 52 km. Acıgöl, Ürgüp arası uzaklık: 43 km.

TARİHİ

İlçenin ilk ismi “Topada” dır. Sonrada “Dobada” olmuştur. 1515 yılında bu topraklar, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Acıgöl, 1952 yılında Belediyelik, 1987 yılında ise Nevşehir iline bağlı bir ilçe olmuştur.

Nevşehir Acıgöl

GENEL

İlçe merkezi Acıöz çayı etrafında kurulmuştur. İlçenin çevresinde: volkanik sönmüş yanardağlar bulunur. Bu dağlar: bir zamanlar lav ve tüf püskürtmüş ve bunlar kalın tabakalar halinde tortulaşmıştır. Bu tortulara “Maar” denir. Deniz seviyesinden yükseklik 1233 metredir. Günümüzde içinde su bulunmayan “Acıgöl” çukurluğu da aslında bir yanardağ ağzıdır. Yani bir tür volkanik göldür. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Özellikle patates üretimi yaygındır.

Nevşehir Acıgöl Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu

ACIGÖL TEKNİK BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesine bağlıdır. 2018 yılında kurulmuştur. İlk olarak Kimya ve Kimyasal İşleme Teknolojileri bölümü açılmıştır.

Nevşehir Acıgöl

GEZİLECEK YERLER

Nevşehir Acıgöl

ACIGÖL

İlçe merkezinin 3 km doğusunda, Nevşehir-Aksaray kara yolu üzerindedir.

Dünyanın en büyük krater gölüdür. Göl tabanının denizden yüksekliği 1272 metredir. Tortularla birlikte büyüklüğü 4.5 kilometre karedir. Ancak sivrisinek ürediği gerekçesiyle 1972 yılında, bir kanal açılarak gölün suyu boşaltılmıştır.

Gölün boşaltılmasının bir diğer gerekçesi de: gölü besleyen kaynak, Acıgöl ilçesinin içme suyunun karşılanması için alınmıştır ve böylece göl kurumuştur.

Günümüzde: ilkbaharda eriyen kar ve yağan yağmur sularıyla, göl kısa bir süre yükselmekte ve bir süre sonra tekrar kurumaktadır. Ayrıca, gölün kuzeydoğu yamaçlarında, kum alınması nedeniyle tahribatlar olmuştur.

Boşaltılmadan önce

Gölün derinliği 1 ile 4 metre arasındaydı. Gölde dışarıdan su girişi ve dışarıya su akışı yoktur. Yani kapalı bir havzadır. Gölün suları acı ve tuzludur. 1993 yılında tescillenerek koruma altına alınmıştır.

 

ACIGÖL YERALTI ŞEHRİ

İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesindedir.

Yeraltı şehrinin Belediye tarafından ışıklandırılması ve bakımı yapılmıştır. Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ziyaret edilir.

 

TATLARIN KASABASI

İlçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Kasaba 2017 tarihinde doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Tatların Göleti

Tatların Göleti

Burada bulunan Tatların Baraj göleti kıyısında: piknik ve mesire alanı bulunmaktadır.

Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Kale

Kale

Kasabanın güneydoğusundadır. Bu alan, 1961 yılına kadar yerleşim yeri olarak kullanılmakta iken, yine aynı yıl afet alanı ilan edilmiş ve yerleşim yeri, batı taraftaki düzlük alana taşınmıştır. Bölgede: bir yeraltı şehri ve birçok kilise bulunmaktadır.

Yeraltı şehri ziyaretçileri için: Bakanlık tarafından yürüme yolları ve tuvaletler yapılmıştır. Ayrıca iki kilise restore edilmiş, yeraltı şehri temizlenerek ziyarete açılmıştır. Vadinin yamaçlarında, 18’nci yüzyıl yapısı bir cami de restore edilmiştir.

Burada: granit kayaya oyularak yapılmış bir yapı bulunur ve bu yapı halk tarafından “kale” diye isimlendirilir. Üzerinde bir sarnıç bulunur ve buraya taş merdivenlerle inilir. Dört katlı yapının batı tarafında ise bir amfi tiyatro kalıntısı vardır.

Kilise

Kale olarak adlandırılan tepenin yamacındadır.

Kilise: iki nefli, iki apsisli, beşik tonozludur. Narteksi yıkılmıştır. Freskleri oldukça iyi korunmuştur. Apsiste: Meryem ve Çocuk İsa, Michael ve Gabriel, Konstantin ve Helena, İsa’nın cehenneme inişi, Kudüs’e giriş, İsa’nın çarmıha gerilmesi sahneleri bulunur. Ayrıca 9 aziz ve kiliseyi yaptıran kişinin portresi görülür. Zeminde koyu gri tasvirler bulunur. Bu tasvirlerde, mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır.
Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Tatların Yeraltı Şehri

Tatların Yeraltı Şehri

Kale olarak bilinen tepede bulunmaktadır.

Yeraltı şehri 1975 yılında keşfedilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Halen 2 katı temizlenerek ziyarete açılmıştır. Orijinal girişi yıkılmıştır. Yaklaşık 15 metre uzunluğundaki bir geçit yani giriş bölümünden sonra geniş bir salona ulaşılır. 

Giriş kısmı: diğer yeraltı şehirlerinde olduğu gibi, ortası delikli dev sürgü taşlarıyla kapatılmaktadır. İçeride sağ tarafta, nişin içinden aşağıya doğru oyulan ve halk tarafından “Zindan” olarak isimlendirilen bölümde, üç adet iskelet bulunmuştur.

Bu mekanda tuvalet bulunmakta olup, diğer yeraltı şehirlerinde tuvalet yoktur. Tuvalete yukarıdaki katta olduğu gibi “L” biçiminde bir koridordan gidilir. Muhtemelen kokuyu önlemek için böyle bir koridor yapılmıştır.

Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Tatların Yeraltı Şehri

Mekanın sağ tarafında ise kiler ve mutfak bulunur. Bu bölüm: Roma döneminde mezarlık ve sonrasında Bizans döneminde ise kiler olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Çünkü bu odada bulunan nişler, Roma dönemi kaya mezarlarında ölülerin yatırıldığı nişlere benzer. Ancak daha sonraki dönemde, bu nişlerin tabanları oyulmuş ve içlerine erzak konulmuştur.

Yeraltı şehrinin ikinci girişinde: ahır bulunur. Bu geniş mekan sütunlarla desteklenmiştir. Tabanında beş adet ambar bulunur. Tavan kısmında yeraltı havalandırma bacası bulunur.

Birinci büyük mekan ile ikinci büyük mekan, dar bir koridorla birbirine bağlanır. Zikzak biçimli bu koridorda tuzak ve bağlantıyı kesen sürgü taşı bulunur.

Evet, buranın özellikleri: mekanların oldukça büyük olması, erzak depolarının sayıca fazla olması ve kiliseler de yoğun bulunmasıdır. Bunlar değerlendirildiğinde, buranın bir askeri garnizon veya manastır kompleksi olduğu düşünülür. Buradaki yeraltı şehrinin en büyük özelliği, diğer yeraltı şehirlerinde görülmeyen “tuvalet” bulunmasıdır.

Nevşehir Acıgöl Hasan Dede Türbesi

HASAN DEDE TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı İnallı Yuva köyünde mezarlık içerisindedir.

Kozluca köyü ile Yuva köyü arasındaki türbede “Hasan Dede” isimli bir kişinin yattığı sanılmaktadır. Yapı: cami, mutfak ve türbeden oluşur. Bölgede Türk İslam tarihini yansıtan türbe yapısının 800-900 yıllık olduğu tahmin edilmektedir.

Yani, MS 1200 yıllarına tarihlenmektedir. Özellikle taş işçiliği dikkat çeker. Mimari tarzı da oldukça güzeldir. Türbe giriş kapısı tavanına yapılmış mermer çarkıfelek görülmeye değerdir.

Ayrıca yine Türbede Türk üçgenleri ve sandukayı çevreleyen çivit mavisi boyalı taşlar oldukça güzeldir. Türbe günümüzde oldukça harap durumdadır, sanırım bir süre sonra tamamen yok olur.

 

KURUGÖL KASABASI YERALTI ŞEHRİ

Kurugöl köyünde Tepeören Mevkiindedir. Yani kasaba merkezine 3 km uzaklıktadır.

Yeraltı bir tepenin yamacında oyulmuştur. Tepenin toprak yapısı, sıkışmış volkan püskürüğüdür. Kaç kat olduğu bilinmemektedir. Çünkü temizlenmeyen galeriler vardır. Işıklandırması da yoktur. Yeraltı şehrinin orijinal girişi kaybolmuştur.

Günümüzde batı yamacında bulunan göçüklerden içeri girilebiliyor. Yeraltı şehrinde: oturma mekanları, erzak depoları, mezarlık, mutfak ve benzeri yerler ve bunları birbirine bağlayan galeriler mevcuttur. Evet, burası turizme yönelik herhangi bir hamle yapılmayan bir yer olarak beklemektedir.

Nevşehir Acıgöl Topada Yazılı Kaya Anıtı

TOPADA YAZILI KAYA ANITI

MÖ 8’nci yüzyılda: Kapadokya bölgesinde, Kayseri-Niğde ve Nevşehir yöresinde “Tabai Krallığı” vardı. Bu döneme ait bölgenin çeşitli yerlerinde, Hitit hiyeroglif yazılı kaya anıtları vardır. Yazıtın yazıldığı yıllarda Tabal ülkesi çeşitli küçük şehir krallıkları tarafından yönetiliyordu.

Tabal krallığı, MÖ 7’nci yüzyılda İskit ve Kimmerlerin Anadolu’yu istila ederek Frigleri yok etmeleri sonucu, İskit ve Kimmerlere karışarak tarih sahnesinde yok olmuşlardır. Ardından hiyeroglif yazı da unutulmuş ve daha sonra kullanılmamıştır.

Ancak Hitit hiyeroglifleriyle yazılmış bu kaya anıtlarının en önemlisi: ilçe merkezine bağlı Ağıllı köyündedir. MÖ 738-730 yılları arasında yazıldığı düşünülmektedir.

Ana kayanın güneye ve batıya bakan yüzleri düzeltilmiştir.

Yazıtın bulunduğu kaya: 4 metre genişliktedir.

Kaya üzerine oyulmuş resimli yazı (hiyeroglif yazısı) vardır. Kitabenin büyük bölümü, kayanın güneye bakan yüzeyindedir. Bir bölümü de batı yüzündedir.

Nevşehir Acıgöl Topada Yazılı Kaya Anıtı

Metin oldukça uzundur. 8 satır ve 400 kelimeden oluşur. Yazıtın bazı bölümleri tahrip olmuştur.

Yazıtta: Kapadokya bölgesinin siyasi durumu anlatılmaktadır. Ayrıca: 3 yıl süren bir savaş anlatılmıştır. Tobal Kralı Wasusarma, kendisine düşmanca davranan sekiz krala karşı yaptığı mücadeleyi anlatmaktadır.” Yazıtın son bölümünde: nasihat, beddua ve yazıtı kayaya kazıyan kişinin adı yer almaktadır.

 Nevşehir Ürgüp hakkındaki gezi yazım için  Ürgüp

İstanbul Sultanbeyli

İstanbul Sultanbeyli

Günümüzde yörede bulunan tarihi Aydos kenti ve kalesi, Sultanbeyli çevresinde tarihi süreç boyunca yerleşim bulunduğunu kanıtlamaktadır.

İstanbul-Avrupa arasındaki ana ulaşım yolunun bu bölgeden geçtiği ve bütün askeri ve sivil ulaşımın bu bölgeden yapıldığı bilinmektedir.

Anadolu yönünde savaşa giden Bizans ordusu, bu bölgede toplanıp konaklıyordu. Osmanlı döneminde de bu özellik sürdürüldü.

Bölge, 1328 yılında Orhan Gazi komutanlarından Akça Koca, Konuralp ve Abdurrahman Gazi tarafından fetih edildi.

Aydos kalesi, İzmit (Nikomedia) şehrinden batıya doğru gidildiğinde, aradaki bölge içinde en önemli kaleydi. Kervanların yol güvenliği buradan sağlanıyordu.

Sultanbeyli arazilerinin büyük kısmı Padişah kız kardeşi Cemile Sultan’a aitti, ancak 1893 yılında bu araziler Osmanlı Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa’ya satılmıştır. Hasan Hüsnü Paşa vefat edince, oğlu Hilmi Bey tarafından araziler, 1911 yılında Belçika uyruklu Frans Flipson’a satılır. Kurtuluş savaşından sonra ise, kendisi ülkemizden ayrılmak için araziyi satışa çıkarır. Ancak arazilerin satış işlemi gerçekleşmez. Ölümünün ardından, varisleri tarafından araziler bugünkü hissedarlarına satılmıştır. 1945 yılında Bulgaristan’dan gelen göçmenler de buradaki arazinin bir kısmı istimlak edilerek yerleştirilmişlerdir.

1957 yılında burada Sultanbeyli köyü kurulur.

Eski İstanbul-Ankara karayolu köyün içinden geçmektedir.

Köyün kurulmasından sonra kalan hissedarlardan bazıları hisselerini satmaya başlarlar. Ancak Orman idaresinin tahdit koyması nedeniyle, bu satışların tapu devri yapılamamıştır. 1985-1987 yılları arasında yapılaşma faaliyetleri hız kazanır, 1987 yılında Belediye teşkilatı kurulur ve 1992 yılında ise ilçe olur.

İstanbul Sultanbeyli

GENEL

Yerleşim, İstanbul’un en yüksek dağı olan Aydos Dağı (rakımı 537 metre) ile Teferrüç Dağı arasındaki alanda kuruludur. TEM Otoyolu, ilçenin tam ortasından geçer. Denizden yükseklik 130 metredir. İlçenin üç tarafı ormanlarla çevrilidir ve bu yüzden havası oldukça temizdir. Anadolu’nun çeşitli köşelerinden gelmiş insanların barındığı bir yerdir.

İstanbulEnsis Çiçeği

İSTANBULENSİS ÇİÇEĞİ

Aydos ormanlarında görülür. 1982 yılında İngiliz Brian Mathew tarafından, dünyaya tanıtılmıştır. İsmini İstanbul şehrinden almıştır. Her yıl Şubat ayı ortalarında çiçek açarak baharı müjdeler. Toprak altında yumrusu bulunur. Bu çiğdem çiçeği, 2009 yılından bu yana “Sultanbeyli Belediyesi” tarafından amblem olarak kullanılmaktadır.

İstanbul Sultanbeyli

GEZİLECEK YERLER

 

ABDURRAHMAN GAZİ

İstanbul Sultanbeyli Belediyesi

SULTANBEYLİ BELEDİYESİ

Belediye Caddesindedir.

 

FATİH

İstanbul Sultanbeyli Gölet Parkı

GÖLET PARKI

Ramazanoğlu Sokaktadır.

Gölet parkı yaklaşık 200 dönümlük bir alana kurulmuştur. Anadolu yakasının en büyük rekreasyon alanıdır.

İstanbul Sultanbeyli Gölet Parkı

Park içinde: spor alanları, tenis kortları, yürüyüş alanları ve seyir terasları, çay bahçesi, restoranlar, süs havuzu ve su oyun alanları ile sosyal tesis, tiyatro ve piknik alanları bulunmaktadır. Parkta bulunan gösteri havuzunda lazerli muhteşem görsel gösteriler sunulmaktadır.

 

MEHMET AKİF

İstanbul Sultanbeyli Aydos Kalesi

AYDOS KALESİ

Kale Bizans döneminde inşa edilmiştir. O dönemdeki ismi “Aetos” yani “Kartal” demektir.

Orhan Gazi, kalenin fetih edilmesi için Abdurrahman Gazi, Akça Koca ve Konur Alp’i görevlendirir.

Semendra (günümüzdeki Samandıra) kalesinin ardından burayı kuşatılır ve ele geçirilir.

Kale ismini üzerinde bulunduğu “Aydos” dağından almıştır. Aydos dağının ismi Yunanca “Aetos” yani “Kartal” demektir.

Kale günümüzde 325 metre yükseklikteki bir tepe üzerinde kuruludur. Bölgeye hakim konumdadır.

İstanbul Sultanbeyli Aydos Kalesi

Kale alanında, resmi arkeolojik kazı çalışmaları tamamlanmıştır.

Kazılar sonucu ortaya çıkan mimari kalıntıların restorasyonu da yapılmıştır. Özellikle bulunan kilise kalıntısı ilgi çekmektedir.

Sur duvarlarının restorasyonu 2010-2014 yılları arasında tamamlanmıştır.

Sur içindeki mimari unsurların restorasyonu ise, 2015-2018 yılları arasında tamamlanmıştır.

İstanbul Sultanbeyli Aydos Kalesi

Kale alanı: arkeopark alanı olarak düzenlendikten sonra, kale ve çevresinde sergi salonu, restoran, seyir terasları, açık hava müzesi gibi etkinlik alanları oluşturulacak ve ziyarete açılacaktır.

 

NECİP FAZIL

İstanbul Sultanbeyli Aydos Sosyal Tesisleri

AYDOS SOSYAL TESİSLERİ

Necip Fazıl Mahallesindedir. Pazartesi günü hariç, haftanın diğer günlerinde saat 08.30 ile 23.30 arasında hizmete açıktır. Aydos ormanı eteğinde bulunan sosyal tesisler, Sultanbeyli Belediyesi tarafından yapılmıştır. Burada: açık ve kapalı oturma yerleri, mesire alanı, restoran bulunmaktadır. Günlük hizmet kapasitesi 2 bin kişidir.

 

BATTALGAZİ

İstanbul Sultanbeyli Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi

MUHSİN YAZICIOĞLU KÜLTÜR MERKEZİ

Kubbe caddesindedir. Burada her ay çeşitli kültür etkinlikleri düzenlenmektedir.

BİLİM VE TEKNOLOJİ MERKEZİ (SUBİTEM)

Kubbe caddesindedir. Burada uygulamalı bilim üniteleri bulunmaktadır. Ücretsiz çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve eğitimler verilmektedir. Hafta sonları vatandaşların ziyaretine açık merkez, hafta arasında ise randevu ile okullara hizmet vermektedir.

 İstanbul Büyükçekmece hakkındaki gezi yazım için  Büyükçekmece