Ankara Çamlıdere

 

Ankara Çamlıdere

Dört bir yanı ormanlarla kaplı ve ortasından küçük bir dere geçen şirin bir ilçemizdir.

Özellikle, günübirlik piknik yapmak isteyenler tarafından yoğun olarak tercih edilmektedir.

Ayrıca, her yıl Temmuz ayında burada “Yağlı Güreş Şenlikleri” yapılıyor.

Çam ormanları çok güzeldir ve hatta Kızılcahamam ormanlarından daha güzel olduğu söylenir.

ULAŞIM

İlçenin Ankara şehir merkezine uzaklığı: 105 km. dir. E-5 kara yolu ile otoban arasında kalıyor.

E-5 kara yoluna 10 km. ve otobana 17 km. uzaklıktadır. Çamlıdere-Kızılcahamam arasındaki uzaklık: 26 km. Çamlıdere-Gerede arasındaki uzaklık: 54 km. dir.

Ankara’dan minibüs ile buraya giderken, yol kıyısında, çeşmelerde su içen geyikleri görebilirsiniz.

Hatta, bu geyikler, zaman zaman ilçe merkezine kadar inmekte ve susuzluk-açlıklarını gidermektedirler.

Yani, burada tabiat ile iç içe değil, tamamen tabiatın içindesiniz.

Ankara Çamlıdere

TARİH

Günümüzdeki Çamlıdere yerleşim yeri, Bizans dönemi öncesinde yerleşim yeri olarak kullanılıyor iken, Bizans dönemi sonrasında kullanılmamaya başlanmış ve terk edilmiştir ve bu durum, Osmanlı dönemine kadar devam eder.

Hatta, Osmanlı döneminde, yöre hakkında tutulan kayıtlarda, burası hakkında “Issız” tabiri kullanılır.

Sonuç olarak, Selçuklular ve Osmanlı döneminde, yöre, ıssız kalır.

Ancak, Osmanlı döneminde, gazi-dervişler, Anadolu’nun ıssız kalan yörelerine yerleşmeye başlarlar.

Kurdukları küçük yerleşimler zamanla çevredeki insanların artması ile yoğunlaşır ve böylece yeni iskan sahaları ortaya çıkar.

Özellikle, Çamlıdere yöresine: Semerkant şehrinden göçerek buraya gelen Şeyh Ali ailesi yerleşir.

Yazılı kaynaklarda, 1463 yılında, Şeyh Ali ve ailesinin bu yöreye yerleştikleri görülmektedir.

Aynı dönemde, yöredeki yerleşimin adı “Kuz Viran Köyü” olarak geçer.

Zamanla, Kuz Viran Köyüne yerleşenlerin sayısı artar. Köyde, cami yaptırılır, vakıf kurulur. 1907 yılına gelindiğinde ise, Köy, Şorba nahiyesi olarak bilinir.

1928 yılında, Yabanabad kazası Şorba nahiyesine, birçok köyün bağlı olduğu, yazılı kaynaklarda görülür.

1930 yılına gelindiğinde ise, Yabanabad kazasının ismi “Kızılcahamam” olarak değiştirilir. Şeyhler yani Şorba da, bu arada, bucak yapılır.

1935 yılına gelindiğinde ise, yörenin ismi “Çamlıdere” olarak değiştirilir. 1953 yılında ilçe merkezi olur.

Ankara Çamlıdere

GENEL

İç Anadolu bölgesinin kuzeyindedir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 1175 metredir.

Çamlıdere; ormanları ve doğal güzellikleriyle tanınır ve öne çıkar. Buna bağlı olarak ormanlık ve engebeli arazi: yerleşim için çok uygun şartlar yaratmaz.

Bunun sonucu olarak, ilçe çevresinde birçok viran ve terk edilmiş köylere rastlamak mümkündür.

Yöredeki orman varlığı, bölgenin yüzde 66’sını kaplar.

Tabii göl ve akarsu bulunmamaktadır. Ancak, Ankara ilinin içme suyunu karşılamak üzere: Çamlıdere-Bayındır Barajı inşa edilmiştir.

Ankara şehrinin içme ve kullanma suyunun: yüzde 70’lik bölümü, buradan karşılanmaktadır.

Yörenin iklimi, Karadeniz ve İç Anadolu bölgesinin karasal ikliminin bir karışımıdır.

Buna bağlı olarak yazları kurak ve serin, kışlar ise kar ve yağmur yağışlıdır. Kışın Ankara’ya yağmur yağarken, burada yarım metre kar olur, Ankara’ya kar yağarken ise, buraya kurtlar indiği görülmüştür.

Yöre insanının ekonomik etkinlikleri sınırlıdır. Gerek tarımsal alanların yetersizliği ve gerekse ana yol güzergahlarının ilçeden geçmemesi, buranın ekonomik yönden gerekli kalkınmayı sağlamasını engellemiş ve buna bağlı olarak yöre insanı, ilçe dışına göçmüş ve göçmeye devam etmektedir.

İlçe insanı, Ankara ile çok sıkı bağlantılar içindedir.

Hatta, Ankara insanlarının birçoğunun burada, orman içi yayla evi yaptırdığı görülmektedir.

İlçede, her yıl, geleneksel olarak Temmuz ayı içinde “Şeyh Semerkandi Anma Günü” düzenlenmektedir.

Bu törenlerde: yağlı güreşler, Sinsin oyunları, Sünnet şöleni, müzik konserleri düzenlenmektedir.

Çamlıdere yöresinde ayrıca “Çamlıdere Aluç Dağı Festivali” düzenlenmektedir.

 

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ

1320 yılında İsfahan şehrinde doğmuş ve dini yönden üst düzey bilgi sahibi olmuştur. Hatta: Medine şehrinde, Peygamberimizin türbesinde, 7 yıl türbedarlık yaptığı söylenir.

Daha sonra, Alanya yöresine gittiği söylenir. Takiben ise, Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında, Çamlıdere yöresinde yaşadığı bilinir.

Yine, bu dönemlerde, Bursa yöresinde büyük bir çekirge istilası görülür. Her türlü önleme rağmen, bu çekirge istilası engellenemeyince, Ali Semerkandi den yardım istenir.

Semerkandi, dağdan aldığı bir miktar suyu, Bursa şehrine gönderir ve bu su, çekirge istilası olan yerlere serpildiğinde, çekirgelerin yok olduğu görülür.

Çünkü, suyun döküldüğü yerlere, sığırcık kuşları toplanır ve bu kuşlar, çekirgeleri yok ederler.

Bunun üzerine, Osmanlı padişahı, Semerkandi yi, Bursa’ya davet eder ve bir isteği olup olmadığını sorar. Bunun üzerine Semerkandi, Çamlıdere yöresi insanının çok fakir olduğunu ve askere gönderilmemesini, yöreden vergi alınmamasını ister. Bunun üzerine, Kurtuluş Savaşına kadar yöre insanı askere alınmaz.

Çekirge istilasını önleyen su ise “Çekirge suyu” olarak anılır ve halen: bu su, Çamlıdere ilçesinin kuzeyinde, Gerede ilçesinin doğusunda, Eski Pazar ilçesinin güneyindedir.

Ali Semerkandi, 1457 yılında ölür ve türbesi, Çamlıdere mezarlığının ortasındadır. Yakın geçmişte, buraya bir cami yapılmıştır.

Ankara Çamlıdere Cibilli dede

CİBİLLİ DEDE

Bir zamanlar, Çamlıdere yöresinde yaşadığı söylenen “Cibilli Dede” isimli bu şahıs, dünyanın ilk çevrecisi olarak bilinmektedir.

Bu nedenle, kendisinin heykeli, İlçe girişinde sağ tarafta dikilmiştir.

Heykelin hemen yanında geyik heykelleri var.

Çünkü: Cibilli Dede’nin, yanında devamlı tuz ve su ile dolaştığı ve geyikleri beslediği söylenmektedir.

Kendisinin 1800’lü yıllarda yaşamış ve mezarı Çamlıdere yaylasından, Kös yaylasına giderken yol üzerindedir.

Yukarıda da söz ettiğim gibi: ormanda yaşayan geyikler ve diğer hayvanlara: tuz, su ve yiyecek veren, bir doğa gönüllüsüdür.

Zaten ilçe girişinde Cibilli Dede heykelinin sonrasında geyik heykelleri ve sonrasında ilçe girişine kadar tahtadan/ahşaptan yapılmış çeşitli heykeller göreceksiniz.

Çamlıdere yöresel lezzetler

NE YENİR-NE SATIN ALINIR

Çamlıdere’de en meşhur yemekler: Kuzu kapama, Ankara tava, oğlak kebabı ve Semerkant Çamlıdere köftesidir.

Ayrıca: ilçede organik arıcılık ve bal üretimi de yaygındır. Bal ve bal ürünleri satın alabilirsiniz.

Çamlıdere

GEZİLECEK YERLER

Çamlıdere Mantar City Göleti

MANTAR CİTY GÖLETİ

Göletin ismi Mantar City Göletidir. Bu ismin verilmesinin sebebi: belli mevsimlerde ormanda mantar toplanmaktadır. Mantar ile yapılan yemekler, Çamlıdere kültüründe belli ve önemli bir yer tutar.

Çamlıdere Mantar City Göleti

DSİ ve Ankara Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle yapılmıştır. Gölet: 160 dönümlük arazi üzerine yapılmıştır.

Çamlıdere Oyun ve Oyuncak Müzesi

OYUN VE OYUNCAK MÜZESİ

Şeyh Ali Semerkandi Külliyesinin karşısındadır.

Müzede: oyuncaklar sergileniyor. Burayı ziyaret ederseniz, her yaş gurubundaki çocukların bir zamanlar oynadıkları, severek sahip oldukları oyuncakları görebilirsiniz.

Bu oyuncaklar, bir tren katarının içinde düzenlenen sergilere yerleştirilmiş, tren katarının sürücüsü ve bir de düdük çalan tren görevlisi heykelleri de bulunuyor.

El yapımı ahşap oyuncaklar yanında: tel ve demirden yapılmış oyuncaklar da sergileniyor. Ayrıca: buranın bahçesinde bir eski dönemlere ait uçak (adı Vecihi) ve bir ahşaptan yapılmış araba (06 CAN 06) sergileniyor.

Bu arada, müzede sergilenen yüzlerce oyuncağın, Belediye Başkanı tarafından uzun yıllar toplanan oyuncaklardan oluştuğu nu da söylemek gerek. Bence burayı mutlaka gezin, anılarınız canlanacaktır.

Çamlıdere Doğa ve Hayvan Müzesi

DOĞA VE HAYVAN MÜZESİ

Müze, Türkiye’de ilk ve tek müzedir.

Müzede: Çamlıdere yöresinde yaşayan veya hayvanat bahçelerinde, doğal nedenlerle ölen hayvanlar mumyalanarak sergileniyor.

Müzede: yaklaşık 100 farklı çeşit hayvan bulunuyor. Ayrıca, özel ses sistemi kullanılarak ses efektleri duyulmaktadır.

Çamlıdere Şeyh Semerkandi Müzesi

ŞEYH SEMERKANDİ MÜZESİ VE KÜLLİYESİ

Şeyh Ali Semerkandi’nin 15’nci yüzyılda, ilçeye geldiği dönemde Çamlıdere’den görüntüler izleniyor. Müze tanıtımında böyle yazılı ancak, müzeyi gezdikten sonra bu konudaki fikriniz değişecektir.

Çünkü: bence müzede sergilenen temalar, daha yeni, yani sonuçta 15’nci yüzyılda olan değil daha yeni olan temaların işlendiğini düşünüyorum.

Yöre insanının çeşitli görüntüleri bal mumu heykellerle canlandırılmıştır. Bunlar: esnaf, yoğurtçu, sokak satıcısı, sokak berberi, marangoz gibidir. Müze ortasında kır kahvesi tasvir edilmiştir.

Ziyaretçiler; burada tam ortada düzenlenen bölümde, müzede bulunan çay ocağında demlenen çayları içebiliyorlar.

Ayrıca bir de hatıra fotoğrafı çektirmek için özel bölüm düzenlenmiş. Bence buraya da girin, ilginç bir düzenleme yapılmış.

Çamlıdere Tarım Müzesi

TARIM MÜZESİ

İlçede tarımsal geçmişi yansıtan bir müze olarak hizmet veriyor. Eski usul tarım aletleri gibi öğeler sergileniyor. Bunlar; eski kara sabanlar kağnılar, el değirmenleri, körükler, düven tahtaları ve tırmık gibi o dönemde kullanılan tarım aletleridir.

 

 

Çamlıdere Terazi Müzesi

TERAZİ MÜZESİ

Burada teraziler ve Ahiliğin yaşam düzeni sergilenmektedir. Roma ve Osmanlı dönemi ve ardından Cumhuriyet dönemi terazileri sergileniyor. Müze adaletin simgesi olarak terazi ye dikkat çekiyor. Örneğin müzenin tanıtımında şöyle deniliyor. “Yerler ve gökler Adalet sayesinde ayakta durur diyen Şeyh Ali Semerkandi Hz’nin adalete ve ahiliğe verdiği önemi yaşatan terazi müzesi”

Koleksiyonda: tartı ve teraziyle ilgili yurt içi ve yurt dışından birçok örnek bulunmaktadır. En eski parçası Selçuklu dönemine tarihlenen el terazisi olan tarzı ve teraziyle ilgili yüzlerce örnek var.

 

Çamlıdere Şeyh Semerkandi Türbesi

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ TÜRBESİ

İlçe merkezindeki bu türbede: Hz. Muhammed’in manevi evladı Ömer-ül Faruk’un dördüncü soyundan gelen Şeyh Ali Semerkandi’nin naaşı bulunmaktadır.

Türbeye ulaşmak için, mezarlıklar içinden geçen bir yolu geçmek (yaklaşık 200 metre kadar) gerekiyor. Bu mezarlıklar arasında ilerledikten sonra önce: sol yanda bir zamanlar Şeyh Ali Semerkandi’nin öğrencilerine altında ders anlattığı ağaç bulunuyor. Sonra türbenin hemen önünde bir cami var.

Caminin hemen arkasında ise, büyük bir türbe var, hemen merkezde Şeyh Ali Semerkandi sandukası ve yanlarda ise, yine birçok sanduka var. Bakımlı ve temiz bir türbe.

Çamlıdere Aluçdağı Tabiat Parkı

ALUÇDAĞI TABİAT PARKI

Ankara’dan hareket ettikten sonra Kızılcahamam ilçesini geçiyorsunuz ve yaklaşık 8 km. sonra, Aluçdağı Tabiat Parkına varıyorsunuz.

Eğer Çamlıdere ilçesi merkezine uğrarsanız, buradan geçerek, ilçe merkezinden geçerek de buraya ulaşmak mümkündür, yol yönlendirme okları var.

Buranın deniz seviyesinden yüksekliği: 1450 metredir. Günübirlik ziyaretçiler için piknik masaları var. Yukarıda sözünü ettiğim “Fosil ormanı” da, bu tabiat parkı içinde bulunuyor.

Çamlıdere Fosil Ormanı

FOSİL ORMANI

Aluçdağı Tabiat Parkı içindedir.

Bir profesör, yakın geçmişte, bir rastlantı sonucu burayı bulmuştur.

Bu alanda: dünyada sayısı çok az olan, taşlaşmış: çam, meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan bir alan var. Bu alandaki ağaçlar fosilleşmiş ve günümüzden, yaklaşık 23 milyon yıl öncesinden kalmadır. Dünya üzerinde, 4 fosil ormanından birisidir.

Evet, buradaki fosil ormanı, tam anlamı ile, dünyada az bulunur bir örnektir. Ancak, bunun tanıtımı ve geleceğe yönelik olarak çeşitli koruma önlemlerinin alınması gerektiği de bir gerçektir. Buralara yolunuz düşerse, bu fosil ormanını mutlaka görmenizi öneririm.

Çünkü: özellikle “Pelitçik-Yahşihan” köyünde, silisleşerek taşlaşmış ağaçlar var ve siz, 10 ile 18 milyon yıllık bir zaman diliminde oluşan bu taşlaşmış ağaçlara dokunabiliyorsunuz.

Hatta, ağaç fosilleri o kadar güzel korunarak günümüze ulaşmıştır ki, ağaç gövdelerini canlıymış gibi görebiliyorsunuz.

Evet, burası tespit edilmeden önce, özellikle çevre köyler tarafından, bilinçsiz bir şekilde bozulmuş ve buradaki hazine değerindeki taşlar, inşaatlarda kullanılmıştır. Yani, mutlaka görün.

Çamlıdere Fosil Taşları

Fosil Taşları

Fosil ormanından çıkarılan fosil taşlar: Çamlıdere’de işlenir, içlerindeki akik ortaya çıkarılır. Yani, oldukça güzel, akik takılar üretilmektedir.

Bu akik taşları: takı tasarımı yanında spa, fizik tedavi ve kaplıca tedavilerinde de kullanılmaktadır.

Çamlıdere Çamkoru Mesire Yeri

ÇAMKORU TABİAT PARKI

Ulaşım:

Çamkoru mesire yerine Ankara üzerinden gitmek isteyenler: otoban değil, E-5 karayolunu takiben, önce Kızılcahamam ve sonrasında Çamkoru Mesire yerine ulaşabilirsiniz.

Yani, yolda Çamlıdere ilçesi tabelasını görüp geçeceksiniz ve yaklaşık 4 km sonra Tabiat Parkına ulaşılıyor.

Burada hassas bir husus var.

Tabiat parkının tam ortasında, asfalt bir yol geçiyor.

Bu yolun sağ tarafı: Tabiat parkının göl olan bölümü ve bu bölüm daha açık yani yoğun ormanlık alan değil.

Buraya giriş ücretsiz, sadece araç girişine izin verilmiyor, araçlar kapı önünde, biraz önce sözünü ettiğim asfalt yolun kenarlarına koyuluyor.

Evet, Tabiat Parkının Ankara merkeze uzaklığı yaklaşık 120 km ve yolun durumuna göre yaklaşık 1 saat 15 dakika sürüyor. Çamlıdere ilçesi girişi ile park arasındaki 4 km lik yol biraz sıkıntılı, kasisler var.

Burası, uzun yıllar Hacettepe Üniversitesi tarafından kullanılmış ve yakın bir zaman önce, Ankara Büyükşehir Belediyesine devredilmiş.

2008 yılında Türkiye’nin 23’ncü Tabiat Parkı olarak ilan edilmiştir.

Tabiat parkının denizden yüksekliği 1360 ile 1515 metre arasında değişmektedir. Bölgede Karadeniz iklimi hakimdir. Yarı kurak bir iklim görülür.

Aracı park giriş kapısına bıraktıktan sonra, yaklaşık 750 metre yürüyerek alanın ortasındaki gölete ulaşılıyor.

Çamkoru Gölet

Gölet

Hacettepe göleti deniyor. Gölette yeşil sazan ve kadife balığı bulunuyor. Göl kenarında, Hacettepe Üniversitesi Çamlıdere Göl Tesisleri bulunuyor.

Sonuç olarak: Parkın bu bölümüne giriş ücretsiz, insanlar buraya kendi imkanlarıyla piknik yapmaya geliyorlar. Yani, piknik yapmak için düzen yok. Yanınızda şezlong ve piknik malzemesi olması gerekiyor. Elbette mangal yakmak kesinlikle yasak.

 

TABİAT PARKININ KARŞI BÖLÜMÜ

Daha önce belirttiğim gibi aradan geçen asfalt bir yol var. Bu yolun hemen sol yanı, yani Park alanının kapısının tam karşısındaki bölüm daha çok tesislerin bulunduğu, düzenli piknik alanlarının bulunduğu bir yer.

Burası Sarı ve karaçam ormanlarıyla kaplı bir mesire alanı.

İçeride yeterli sayıda piknik masası, tuvalet, çeşme ve kışın soba ile ısınma ihtiyacını desteklemek için bir şömineli, iki adet ahşap barınak, otopark, tırmanma duvarı, çocuk oyun parkı, yürüyüş parkurları, çadırlı kamp alanları, karavan parkı bulunuyor.

Buraya giriş ücretli. 2025 yılı için araç giriş ücreti, 165 TL.

Burada günübirlik piknik alanı özel işletmeye devredilmiştir.

Giriş bölümündeki görevli bilet keserek içeri girmeye izin veriyor, içeride otoparka aracınızı bıraktıktan sonra piknik masalarında piknik yapabilirsiniz. Yerde ateş yakmak yasak, sadece ateş yakmaya izin verilen yerlerde mangal yakmak mümkündür.

Ayrıca: çocuklar için oyun yerleri, park alanları vardır. Tuvalet ve küçük bir market de bulunuyor.

Burası, özellikle “kampçılar” tarafından yoğun olarak tercih edilir. Özellikle, izci toplulukları tarafından tercih edilmektedir.

 

Çamlıdere Çamkoru

Ayrıca, ilkbahar sonunda, yaz başlangıcında, insanlar mantar toplamaya giderler. Kuzu göbeği mantarı ve dağ çileği çok ünlüdür.

Mesire yeri içinde, “Kızılay Kamp Alanı” bulunuyor.

Bu kampın: yaklaşık 50 yıldır burada konuşlu olduğu söyleniyor.

Çamkoru Kızılay Gençlik Kampı-İnönü Köşkü

 

Kızılay Gençlik Kampı

Mesire yerinde: Kızılay kamp alanı vardır. İsmi “Çamlıdere Çamkoru Gençlik Kampı” dır. Ayrıca: Milli Eğitim Bakanlığı İzcilik Tesisi vardır.

Tesis, uzun yıllar harap halde kaldıktan sonra tadilat yapılarak ayağa kaldırılmıştır.

Kamplar 7 günlük devreler halinde gerçekleşmektedir. Kamp bungalov barakalardan oluşmakta olup, 6 kişilik barakalarda konaklama sağlanır.

Çamkoru İnönü Köşkü

İnönü Köşkü

Atatürk’ün vasiyeti üzerine, 1938 yılında İsmet İnönü tarafından II Dünya savaşı sıralarında tedbir amaçlı olarak alternatif bir meclis binası karargah olarak yaptırılmıştır. Ancak alt ve üst salondan oluşan bu yapı, etrafı sık ormanlar olmasından kaynaklı uzun ağaçlar altındadır ve helikopterle görünmeyecek  şekilde tasarlanmıştır.

Savaşa girmeyen Türkiye, II Dünya savaşının sonrasında bina Orman Bakanlığına verilmiştir.

Önce İşçi Eğitim Kampı olmuş, sonrasında Sanatoryum Hastanesi olarak düşünülmüş, fakat doğa şartları buna izin vermemiştir. 1970’li yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı izcilik eğitim tesisi olarak hizmete giren bu bina, 2012 yılında Spor Bakanlığı bünyesinde her yıl Gençlik Kamplarına ev sahipliği yapmaktadır.

Yani, izci toplulukları tarafından burası yoğun tercih edilmektedir.

Çamkoru Çadırlı Kamp Alanı

Çadırlı kamp ve karavan:

Park alanında; çadır kurulabilir, karavan için alt yapı bulunmaktadır. Elektrik ve güvenlik hizmeti bulunmaktadır.

Park görevlileri, kamp kurmak isteyenlere uygun yerleri gösteriyorlar. Kamp yapanlar genellikle tuvaletlerin üst kısmında kamp yaparlar.

Çünkü burada: oyun parkı, voleybol sahası, masa ve çeşmeler bulunmaktadır.

Piknikçilerden uzak bir alana kurulan çadırların çevresinde, ateş yakmak için ayrılmış bölümlerde ateş yakabilirsiniz.

Çamkoru Restoran

Restoran/Kır bahçesi:

50 kişilik kapalı ve 80 kişilik açık alanda hizmet verebilen ve tuvaleti bulunan, şömineli, kaloriferli binada, uygu sistemli plazma televizyon bulunmaktadır. Restoranda gurupların isteğine bağlı ve yöresel lezzetlere göz önünde bulundurularak özel menüler oluşturulmaktadır.

 

Trekking:

Ayı deresi denen yerde yürüyüş yapılabilir. Burada 3 tane trekking rotası vardır. Ancak yolun yarısı dağ ve orman yolu, diğer yarısı ise yayla yoludur.

Yolun uzunluğu 6-7 kilometre civarındadır, yürüyüş yaklaşık 4 saat sürer.

Çamkoru Gölet

 

Geyik Üretim Alanı:

Hemen yanında, Geyik üretim alanı vardır. Ama son aldığım bilgiye göre, artık faaliyet göstermiyormuş.

Çamlıdere Benli Yaylası

BENLİ YAYLASI

İlçe merkezine 40 km uzaklıktadır.

Benli yaylası, uzun yıllar önce “Gerede” ilçesine aitmiş. Ancak, buraya yakın yerlerdeki 5 köy halkı, burayı kendi yaylaları olarak kullandıklarını söyleyip, Gerede idaresinden ayrılmışlar ve Çamkoru bölgesine bağlanmış.

Ancak, bu ayrılık o kadar kolay olmamış, önceleri küçük çatışmalar çıkmış ve zamanla çatışmalar büyümüş ve hatta: Çukurören köyü halkından “Benli Hüseyin” isimli birisi, Geredeliler tarafından vurularak öldürülmüş. Bu ölüm olayı üzerine, Geredeliler olayı büyütmek istememişler ve bölgeyi terk etmişler.

Evet, günümüzde, burası yakın çevredeki birkaç köyün ortak yaylası olarak kullanılıyor ve oldukça geniş bir yer.

Çamlıdere Benli Yaylası

2 bin metre yüksekliğe sahip Mahya Tepesinin eteklerindedir. Bitki örtüsü çeşitliliği, sulak alanları ve akarsuların oluşturduğu menderesleriyle, küçük ve büyükbaş hayvan sürülerine zengin besin kaynağı sağlıyor.

Hatta: 3 x 5 km lik ölçülere sahip olduğu söyleniyor. Yaylanın güneyinde, 2055 metre yükseklikteki “Mahya Tepesi” var.

Mahya tepesine gittiğinizde, muhteşem bir çevre manzarası görebilirsiniz.

 

 

Osmaniye Düziçi

Osmaniye Düziçi

 

Osmaniye il merkezine, 32 km. uzaklıktadır. İlçe: Adana-Gaziantep kara yoluna, 15 km. uzaklıktadır. Düziçi-Adana arası uzaklık: 125 km. dir. Düziçi-Gaziantep arası uzaklık: 110 km. Düziçi-Kahramanmaraş arası uzaklık: 110 km. dir.

TARİH

Burası: Abbasi halifesi Harun Reşit’in uç beyi olan Faraç Bey tarafından, 699 yılında kurulmuştur. Yöre: tarihi süreç içinde: Bizanslılar, Hamdaniler, Haçlılar ve Selçuklular idaresinde kalmıştır. 1516 yılında ise, Yavuz Sultan Selim tarafından, Osmanlı imparatorluğuna katılmıştır. I. Dünya Savaşından sonra, İngiliz ve Fransızlar tarafından işgal edilen yöre, 1920 yılında işgalden kurtarılmıştır.

Yörenin : Haruniye olarak anılan ismi, günümüzde “Düziçi” olarak değiştirilmiştir.

Osmaniye Düziçi

GENEL

İlçe, kendi ismini aldığı “Düziçi” ovasının kenarında kurulmuştur. Çevresi dağlarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 400 metredir.

İlçenin kuzey ve batısını: Ceyhan nehri sınırlar. Diğer önemli akarsu ise: Sabun çayıdır.

İlçe ve çevresinde, tipik Akdeniz iklimi görülüyor. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Bitki örtüsü de, makilerden oluşuyor.

Halkın büyük bölümü, geçimini: tarım ve hayvancılıktan karşılamaktadır. Okuma-yazma oranı yüksektir. İlçe merkezinde yaşayan insanların büyük bölümü, dışarıdan göçmen olarak gelmiştir.

Osmaniye Düziçi Karacaoğlan

KARACAOĞLAN

17.yüzyılda yaşamıştır. Nereli olduğu konusunda, değişik görüşler ortaya atılmaktadır. Ancak, bir kısım insan tarafından: Düziçi ilçesinin, Varsak köyünde doğduğu söylenmektedir.

Akşehirli Hoca Hamdi Efendinin anılarına göre: Karacaoğlan yetim büyür, çirkin bir kızla evlendirildiğinde, babası gibi ömür boyu askere alınma korkusuyla: genç yaşta gurbete çıkar.

İki kız kardeşini de yanına alır. Bursa ve İstanbul bölgelerine kadar gider.

Anadolu’nun çeşitli illerini gezdiği, Rumeli’ye geçtiği, Mısır ve Trablus’a gittiği sanılıyor. Yaşamının büyük bölümünü: Çukurova, Maraş, Gaziantep yörelerinde geçirmiştir.

Yani: doğum yeri olarak, buralar kabul edilmese de, bu bölgede, uzun yıllar yaşadığı kesindir.

Peki Karacaoğlan kimdir? Bilmeyenler için, kısa bilgi: Karacaoğlan, Osmanlı devletinin ekonomik bunalımlar ve iç karışıklıkların bulunduğu bir dönemde yaşamıştır.

Bu dönemde yazdığı şiirlerinde: doğup büyüdüğü göçebe toplumun gelenekleri ve içinde yaşadığı ve yurt edindiği doğa, konu edinilir.

Yaşama sevincinin kaynağı: güzele, sevgiliye ve doğaya olan tutkudur. Güzelleri, yiğitleri över, dert ortağı olarak kabul ettiği dağlara seslenir.

Şiirlerinde: açıkça isimleri geçen: Elif, Zeynep ve İsmikan isimli kadınların, sevgilileri olduğu sanılıyor.

Çok kalın ve temiz olarak kullandığı Türkçe, kendisinden sonra gelen birçok ozanı, etkilemiştir.

Osmaniye Düziçi Ne Yenir Ne İçilir

NE YENİR NE İÇİLİR

Yörede, yemeklerin en önemli malzemesi: bulgur. Bulgur ile yapılan ve tatmanızı önereceğim yiyecekler şunlar: içli köfte, mercimek köftesi, çiğ köfte, kısır.

Bu isimleri nispeten tanıyoruz. Ama, hiç tanımadığınız ve buraya özgü bir yemek türü: tırsık.

Osmaniye Düziçi

GEZİLECEK YERLER

İlçe merkezinin birkaç kilometre güneyindeki Çamiçi köyünde, iki adet Roma dönemi mezarı vardır.

İlçe merkezinin 4 km batısındaki Göller köyünde bir evde zıvanalı bir mezar steli vardır.

Bu stel: Çukurova’daki Pers hakimiyetinin bir belgesidir ve MÖ 5-4 yüzyıllara tarihlenen Arami yazıtıdır.

Yazıt, Çukurova’da çok kullanılmış olan volkanik taştan yapılmıştır.

Üzerinde Yunan ve Roma devri mezar stellerinden tanınan iki el motifinin oyularak betimlendiği görülür.

Stelin üst kenarında ortada Çukurova’da özellikle Anazarbos civarındaki mezar stellerinde çok yaygın olan yarım ay ve yıldız görülür.

Osmaniye Düziçi Haruniye Kaplıcaları

HARUNİYE KAPLICALARI

İlçe merkezinin 22 km. kuzeyinde, Kuşçu köyü sınırları içinde,  Düdül dağı eteklerindedir. Ceyhan nehri kıyısında, ağaçlarla kaplı bir alandadır. Harika bir manzaraya sahip kaplıca bölgesinde, ruhsal yönden de sağlığa kavuşmak mümkün.

Denizden yükseklik; 620 metredir. Kaplıca suyunun kullanım hakkı, Özel İdare Müdürlüğüne aittir. Özellikle “Arap ülkelerine” dönük bir kaplıca merkezi olarak öne çıkmaktadır. Konaklama olanakları değerlendirildiğinde, her ne kadar lüks olmasa da, 115 yatak bulunmaktadır. Eskiden yalnızca yazın hizmet veren kaplıca, şimdi tüm bir yıl boyunca hizmete açıktır.

Kaplıca suyunun özellikleri şöyle: suyun sıcaklığı 32 derecedir. İçinde: kalsiyum, magnezyum, sülfür, sülfat, bikarbonat bulunmaktadır. Radyoaktif özelliğe sahiptir.

Kaplıca suyunun şifalı geldiği söylenen hastalıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, deri rahatsızlıkları, sinirsel hastalıklar ve kadın hastalıkları, beslenme bozuklukları, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıkları, mide ve bağırsak hastalıkları.

Osmaniye Düziçi Harun Reşit Kalesi

HARUN REŞİT KALESİ

İlçenin kuzeydoğusunda, Kurtbeyoğlu mahallesindedir. Buraya, aynı zamanda kurtlar kalesi de deniliyor.

Kale: 699 yılında, Abbasi halifesi Harun Reşit tarafından yaptırılmıştır. Kalede bulunduğu söylenen, yer altı tünelinin: kaleden başlayarak, Harap mevkiine kadar uzandığı söyleniyor. Söylenenlere göre: tünel, insanın rahatça hareket edebileceği boyuttadır ve kalenin aşağı ile her türlü ilişkisini sağlamak için yapılmıştır.

Günümüzde kale harabe durumda ve biraz önce sözünü ettiğim tünel de yok olmuş.

Osmaniye Düziçi Berke Barajı

BERKE BARAJI

Ceyhan nehri üzerinde kurulmuştur. Gidip görülmese de, kısaca bilgi vereceğim: burası, yapım itibarıyla 201 metre yüksekliğinde olan bir baraj. Bu yükseklik oranı: burayı, Türkiye 1. ve Dünya üzerinde ise 16.yapıyor. Baraj: 2002 yılında hizmete açılmış ve elektrik üretimi başlamıştır.

Barajın arkasındaki göletin uzunluğu: 25 km. Yapıldığı boğaz itibarı ile dar ancak inanılmaz derinlikte olan, yani inanılmaz yükseklikte olan bir barajdır. Ulaşım yolu asfalt ama yine de biraz virajlı olması nedeniyle dikkatli araç kullanmak gerekiyor. Baraj bölgesine varıldıktan sonra, etkileyici bir tabiat manzarasının ardından, iki tane ürkütücü boyutta tünelle karşılaşılıyor, bu tünellerden geçtikten sonra ise muhteşem manzaralı baraj seti üzerine çıkılıyor.

Osmaniye Düziçi Sabunsuyu Köprüsü
Osmaniye Düziçi Sabunsuyu Şelalesi

SABUNSUYU KÖPRÜSÜ VE SABUNSUYU ŞELALESİ

Haruniye bölgesinde Sabun suyu deresi üzerindedir.

Köprü günümüzde kullanılmaya devam etmektedir. Tek gözlüdür, bazalt ve moloz taş kullanılarak yapılmıştır.

Sabunsuyu deresi üzerinde Düldül dağı eteklerinde ise Sabunsuyu ismi verilen bir şelale bulunuyor. Dört şelalenin bir araya gelmesiyle oluşan büyük şelale yaklaşık 10 metre yükseklikten akmaktadır. Burada piknik yapabilirsiniz. Şelalenin doğal güzelliği ve temiz suyu içinde yüzen balıklar dahi görülebiliyor. Zipline var, binebilirsiniz. Şelalenin üst kısmına çıkmayı da unutmayın. Köprüyü geçip sola döndüğünüzde şelalenin üst kısmına ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, şelalenin döküldüğü yerde suya girmek mümkündür. Yani yaz döneminde buraya giderseniz mutlaka yanınızda şort ve terlik bulunsun.

NERONİAS/İRENEPOLİS

Kommagene Kralı IV. Antiokhos, Roma’ya sadakatını göstermek için İmparator Cladius’un evlatlığı Nero adına, MÖ 51 yılında bu şehri kurmuştur. Neronias antik kendinin bir adı da İrenepolis’tir. Fakat bu ismin ne zaman ve ne sebeple konulduğu belli değildir. Roma döneminde, İrenopolis, diğer büyük şehirler arasındaki çekişmelere karışmamıştır. Neronias-İrenopolis antik kenti için yapılan yüzey araştırmaları sırasında, Harap Mahallesinde bulunan üç adet yazıtlı mezar steli, iki adet mermerden aslan başı ve onur yazıtlı bir heykel kaidesi bulunmuş ve incelenmiştir.

Osmaniye Düziçi Savranda Kalesi
Osmaniye Düziçi Savranda Kalesi

SAVRANDA KALESİ

Düziçi ilçe merkezinin 3 km kuzeydoğusunda, Kurtbeyoğlu Mahallesindedir. Kaypak köyü yolu üzerindedir. Kalecik barajının yanındadır. Kale, ortaçağ döneminde Romalılar zamanında yapılmış, 7 burçlu bir dağ kalesidir. Çevresi 800 metredir. Dikdörtgen biçimdedir.

Kale için, düzlüktür ve çam ağaçlarıyla kaplıdır. Kale meydanında: sarnıçlar ve bina kalıntıları bulunur. Surlar 10 metre yüksekliktedir. 12 burç kulesi bulunur, burçların içi boştur ve ikişer katlıdır. Kaleye giriş kapısı önünde, tabandan itibaren kayalar üzerinde oyulan merdivenler kapıya kadar gider. Kuzeye bakan surun dibinde, bir geçit Kaypak çayına kadar iner.

Osmaniye Düziçi Dumanlı Yaylası

DUMANLI YAYLASI

İlçe merkezine bağlı bu yayla, gürgen ağaçlarıyla süslenmiştir. Buraya ulaşmak için ilçe merkezinden dağlara doğru kıvrımlı yollardan ulaşılır. Sonbaharda ağaçların yaprakları sararınca çok güzel görüntüler ortaya çıkar. Unutmayan her ne kadar manzara muhteşem güzel olsa da, hem çıkış ve hem de iniş çok sorunlu, sıkıntılıdır.

DÜZİÇİ NEKROPOLÜ

İlçe merkezinde Karacaoğlan Caddesi ile Sabun suyu deresi arasındadır. Mezarlığın bulunduğu alanda halen Karacaoğlan İlköğretim Okulu ve Karacaoğlan mezarlığı vardır. Ayrıca, yine bu mezarlık alanı üzerinde 6 sivil konut bulunmaktadır. Konutların bahçesi ve meyve ağaçları vardır. Kalker kayalık bir arazi yapısı mevcuttur. Bazı mezarlar 6-7 basamaklı merdivenli girişlere sahiptir. Bazı mezarlar ise, 3 odalıdır. Kaya mezarlarında ayrıntılı araştırma yapılmamıştır.

 

 

Osmaniye Bahçe

Osmaniye Bahçe

Osmaniye-Gaziantep karayolu üzerinde, dağlara tırmanmadan önceki bir ilçemiz.

Osmaniye Bahçe

ULAŞIM

Osmaniye il merkezine, 34 km. uzaklıktadır. Bahçe-Nurdağı arasındaki uzaklık: 19 km. Bahçe-Gaziantep arasındaki uzaklık ise: 90 km.dir.

Osmaniye Bahçe

TARİH

İlçe, MÖ. 1000 yıllarında, Kargamış eyaletine bağlı bir ileri kale harabesi üzerinde kurulmuştur. Tarihi süreç içinde: çeşitli ulusların, askeri bir karakolu gibi görev yapmıştır. Sümerlerden sonra, Pers ve Roma devletleri arasındaki savaşlarda, sürekli uğrak yeri olarak kullanılmıştır.

MS. 640 yılına kadar Bizans egemenliği görülür. Bu tarihten sonra ise, Arap ve Abbasi hakimiyetleri görülüyor. Daha sonra, Halife Harun Reşit döneminde, İslam idaresine geçer. 1523 yılında ise, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılır.

1850 yılında, Kızılyer ve Bulanık adıyla, Maraş sancağına bağlı iken, Bahçe adını alır. 1878 yılında ise, Adana vilayetinin Cebel-i Bereket (şimdiki Osmaniye) sancağına bağlanır ve bugünkü ismini alır.

Osmaniye Bahçe

GENEL

İlçenin en önemli özelliği: Çukurova’yı doğuya bağlayan, Gavurdağı geçidi üzerinde bulunmasıdır.

Arazi yapısı genelde engebeli olup, rakımı 630 metredir.

İlçenin, dağlık bölgede kurulu olması, nüfus artışını engellemiştir. Küçük, şirin ve ismine uygun yeşilliklerle kaplı bir yerleşim birimidir.

İlçe, Amik-Kahramanmaraş; fay sistemine yakındır. Bu nedenle, bölge ikinci derece deprem kuşağı olarak önem arz ediyor.

Osmaniye Bahçe

GEZİLECEK YERLER

Osmaniye Bahçe Ağcabey Camii

 

AĞCABEY CAMİİ

İlçe merkezinde; Atatürk meydanındadır.

Kitabesine göre: 1809 yılında, Ağcabey isimli bir şahıs tarafından yaptırılmıştır.

Ancak, caminin gösterişli minaresi, daha önceki yıllarda yapıldığını gösteriyor.

Şöyle ki: kagir kısımlarının, Dulkadiroğulları döneminde yani 1409-1490 yıllara arasında yapılmış olması ihtimalini yükseltiyor.

Sadece minaresi orijinaldir ve güzel bir minaredir.

Osmaniye Bahçe Kümbetler

KÜMBETLER

İlçe dışında, İstasyon yakınındaki bir mezarlık içinde 2 türbe vardır.

Bu türbelerden bir tanesi Ağcabey (camiyi yaptıran kişi) ve diğeri ise ailesine aittir.

Türbelerin ikisi de kare planlı, çevresi açık ve üzeri kubbelidir.

Osmaniye Bahçe Yaşar Fettahoğlu Kale Parkı

YAŞAR FETTAHOĞLU KALE PARKI

İlçe merkezinde tepelik bir alandadır.

Buradaki kale görünümündeki park alanı: 1998 yılında Belediye tarafından yapılmıştır.

Bahçe Bahçe Kalesi

BAHÇE KALESİ

İlçe içinde, tepelik bir alandadır.

Ama, yalnızca dört duvardan ibarettir.

Kalenin duvarları, temelden 1 metre yüksekliğe kadar ayakta kalmıştır.

Yapı: 15×15  metre ölçülerinde, küçük bir garnizon kalesi durumundadır.

Duvar kalınlıkları: 90 cm. dir. Roma ve ortaçağ dönemlerinde kullanılmıştır.

 

AMANİAN KAPISI-BAHÇE GEÇİDİ

Amanos (Nur) dağları üzerinde stratejik bir geçittir.

Bu geçit, tarihsel olarak Cilicia bölgesi ile bağlantıyı sağlamış önemli bir rotadır.

Plylae Amanides (Amanos Kapıları) olarak da bilinir.

Geçitte kale ve savunma yapılarının tarih boyunca stratejik önemi olmuştur. Özellikle Orta çağ döneminde Bahçe geçidini kontrol eden kalelerden biri “Sarvandikar Kalesi” dir.

Bahçe Şifa Pınarı-Uyuzluk Mesire Alanı

ŞİFA PINARI-UYUZLUK MESİRE ALANI

Bahçe ilçe merkezinden kolaylıkla ulaşılabilir.

İlçe Belediyesi tarafından yaklaşık 3 dönümlük bir arazi, piknik alanı olarak düzenlenmiştir. Alan ücretsizdir, ziyarete açıktır.

Burada çıkan su “Uyuzluk Suyu” olarak anılır. Halk arasında bu suyun kaşıntılı deri hastalıklarına iyi geldiğine inanılır. Bu nedenle Şifa Pınarı adını almış, suyun şifa veren özelliği vurgulanmıştır.

Piknik için çok uygun bir alandır. Masa ve oturma yerleri bulunur. Yaz aylarında özellikle hafta sonları günübirlikçi ziyaretçiler tarafından yoğun olarak tercih edilir.

Kamp ve doğa yürüyüşü için de elverişli bir bölgedir.

 

 

 

Osmaniye Sumbas