Samsun Asarcık

Samsun Asarcık

Asarcık, Samsun il merkezine 44 km uzaklıktadır. Ancak bu yol çok virajlı olması ve zor bir yol olmasıyla tanınıyor.

Buraya ulaşmak için Kavak ilçesinden geçen 73 km lik yol tercih ediliyor.

Bu yol üzerinde: tavuk üretme çiftlikleri ve kireç torbalama fabrikası vardır. Asarcık, Havza arası uzaklık: 60 km.

Samsun Asarcık

TARİHİ

Zaman içinde Çarşamba ilçesine yerleşmiş olan bir kısım Kırım Türkünün ve Kafkas Türk kavmi olan Çerkezlerin buraya yerleşmesiyle bölge hareketlenmiş ve canlanmıştır.

Bölgede bulunan mimari eserler, 16’ncı yüzyıl öncesi dönemlere aittir.

Cumhuriyet öncesinde bu yörede, yakın çevrede olduğu gibi Rumlar bulunmaktadır.

Ancak Rumlar, mübadele nedeniyle buradan ayrılmışlardır.

Rumların yaşadıkları mezralar, bölgede yaşayan Türkler tarafından Rumca isimlerle adlandırılmıştır. (Galyoslar, Moskoflar, Papazlar gibi)

Birinci Dünya Savaşı döneminde, Rumlar, çok sayıda çeteler kurarak bölgede yaşayan Türklere saldırmışlardır.

Bunun üzerine Asarcık Kuva-yi Milliye hareketi başlamıştır.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Samsunlu Topal Süriye adlı bir kişiyi Teğmen rütbesiyle bölük komutanı olarak Asarcık ve civarına gönderir.

Ayrıca Giresunlu Topal Osman da Asarcık’ta Rumlarla mücadele eder.

Savaşın ardından, mübadele nedeniyle Rumlar tarafından boşaltılan yerlere Türkler yerleştirilir.

1877-1878 Osmanlı Rus harbi sonrasında Kafkasya’dan göç ederek buraya gelen bir gurup Çerkez, günümüzde ilçe merkezinde bulunan bir köye yerleştirilirler.

Çerkezler için burada devlet tarafından birçok konut yaptırıldı.

Bu köy (Biçincik köyü) ormanlık alanın kesilmesi sonucu açılan alandan oluşur.

Kesim işi, biçmek anlamında söylendiğinden, Çerkezlerin yerleştirildiği bu köye Biçincik ismi verilmiştir.

1987 yılında Asarcık’a bazı köyler bağlanmış ve 1989 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuştur.

Biçincik merkezde bulunan Muhtarlık Binası, Asarcık Belediye binası olarak kullanılmaya başlanmıştır.

2006 yılında ise yeni Belediye Binasına taşınmıştır.

 

ATATÜRK VE ASARCIK

Kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra; yöreye gelen Atatürk’ü, Karakolda Jandarma eri olan Osmancıklı Mehmet Çetin ayağında çarıkla karşılar.

Atatürk ona “Asarcık’ta Jandarma Komutanı olup bölgedeki Rumları temizlemesini” emreder.

Mehmet Çetin, Asarcık’ta subay olur ve Kavak ilçesinin de bölük komutanı olur.

Bu bölgede, Rumlarla en iyi mücadeleyi Mehmet Çetin verir.

Ayrıca, 1954 yılında Biçincik köy meydanına 2 km uzaklıktan su getirterek bir çeşme yaptırır.

Samsun Asarcık

GENEL

Asarcık, Türkiye’nin en küçük ilçelerinden biridir.

İlçeye yaklaşırken yüksek bir tepeden bakıldığında: ağaçlarla bölünmüş geniş araziye serpiştirilmiş evler ve arazinin ortasından geçen otoyol ve kenarındaki tarihi caminin minaresi görülür.

İlçenin çevresini oluşturan köyleri, genellikle dağların eteklerine yerleşmiş durumdadır.

Dağların ve bu köylerin yerleştikleri alan “hisar” biçiminde olduğundan ilçe “Hisarcık” ismini almıştır.

Asarcık merkezi ve diğer köylerin yerleştiği alan ise, küçük düzlük ve tepeciklerden oluşur.

Zaman içinde Hisarcık ismi “Asarcık” olarak değişerek günümüze ulaşmıştır.

İlçede tipik Karadeniz iklimi görülür.

İlçe merkezinde tam ortada büyük bir süs havuzu bulunur.

Havuzun çevresinde ise restoranlar ve dükkanlar bulunur.

Çerkez Tavuğu

NE YENİR

Buraya yolunuz düşer ve yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz, ilk öneri “Çerkez tavuğu” veya “Kaz tiridi” (yufkası) olur.

Samsun Asarcık Ziret Şenlikleri

ZİRET ŞENLİKLERİ

İlçe merkezinde Akyazı mahallesi ve Emirmusa mahallesinde her yıl Kurban bayramında geleneksel Asarcık Ziret Şenlikleri yapılmaktadır.

Samsun Asarcık Panayır

PANAYIR

Her yıl Eylül ayında düzenlenen ve halkın büyük ilgi gösterdiği panayırda: at yarışları, yağlı güreş müsabakaları ve halk konserleri düzenlenir.

Samsun Asarcık Panayır

Büyük bir Pazar kurulur, çevre il ve ilçelerden büyük rağbet görür, panayır boyunca ilçede hareketlilik yaşanır.

 

GEZİLECEK YERLER

Samsun Asarcık Gökgöl Camisi

GÖKGÖL CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Akyazı köyündedir.

1767 yılında ahşap olarak yapılmıştır.

Eski Cuma camii olarak kullanılan camiye, giriş kuzeyde bulunan çift kanatlı ahşap kapıdandır.

Giriş “U” şeklinde, önceleri ahşap, sonradan tuğla malzemeyle yapılan son cemaat yerine açılır.

Caminin iç mekanında: doğu-batı doğrultusunda, ahşap çerçeveli, dikdörtgen şeklinde, iki küçük pencere son cemaat yerine açılır.

İkinci bir kapı ile, caminin ana bölümüne girilir.

Duvarlar tamamen ahşap malzemeden yapılmıştır. 

Sonraki yıllarda yapılan onarımlarda ise verniklenmiştir.

Samsun Asarcık Gökgöl Camisi

Birinci kat tavanını: mihrap eksenindeki iki direğe oturan, iki kalas taşır.

Bu kalaslar: caminin güney yönünde dış cepheye kadar uzanır.

Ahşap taşıyıcı direk, alttan yivli, üstten geometrik desenler ile şekillendirilerek, sütun görevi görür.

Bu taşıyıcı direklerin iki yanında, oyma teknikli bir rozet vardır.

Doğudaki direğin yanına denk gelen kalasın üzerinde Osmanlıca oyularak yazılmış onarım kitabesi vardır ve bunun üzerinde: 1870 tarihli ve Hacı Sofu Hasan Usta ismi yazılıdır.

Mihrabın sağında minber, solunda kürsü bulunur.

Birinci katta son cemaat yerinin solundaki ahşap merdivenle ikinci kata çıkılır.  

İkinci kata bir kapıdan girilir.

Kapı: çift kanatlı ve ahşaptır. İkinci kat: yonca şeklinde, mahfil özelliği gösterir.

Asarcık Gökgöl Camii çift kanatlı kapısı

Canimin en önemli özelliği: çift kanatlı ahşap kapılardaki sanat özelliği taşıyan el oyma işçiliktir.

Her iki katın girişindeki, çift kanatlı ahşap kapılar özenle işlenmiştir.

Birinci katta bulunan taşıyıcı direklerdeki oyma ahşap işçiliği, Türk ahşap oymacılığının tüm özellik ve güzelliğini yansıtır.

İkinci kat yonca biçimindedir ve bu değişik mimari olgu, bu camiyi, yöredeki diğer camilerden farklı kılar. Cami, kırma çatılıdır, alaturka kiremitlidir.

 

Mezarlık:

Caminin çevresinde 3-4 yüz yıllık mezarların bulunduğu kalabalık bir mezarlık vardır.

Çok geniş bir alana yapılmış olan mezarlığın yanındaki caminin ön kısmında: 1-2 dönümlük boş bir arazi üzerinde şadırvan görülür.

Bu çim alanda: her yıl Kurban Bayramının 2’nci gününde yapılan Ziret günü olarak bilinen şenlik düzenlenir.

Samsun Asarcık Koşaca Camisi

KOŞACA CAMİSİ

Cami, il merkezine bağlı Koşaca köyünde, oldukça büyük bir mezarlık içindedir.

Tamamen ahşap malzemeden ve yığma olarak yapılmıştır.

Kitabesi yoktur, bu yüzden hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmez.

Asarcık Koşaca Camii

Mimari üsluba bakılarak, 17’nci yüzyılda yapıldığı ve süslemelerin ise 18 ile 19’ncu yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Camiye, kuzeyden çift kanatlı, oldukça süslü bir kapıdan girilir.

Girişten itibaren; yapıyı “U” şeklinde dolaşan, mihrap duvarına kadar uzanan, balkon şeklinde bir çıkması olan mahfel bulunur.

 

Samsun Asarcık Koşaca Camisi

Süsleme yönünden, kendine has bir özellik taşır.

Kökboyası ile yapılmış kalem işi ve oymaların boyanması ile elde edilmiş süslemeler görülmeye değerdir.

Süsleme işini yapan Nakkaş Said Usta, Bekdemir köyü camisindeki nakışları çok beğenmiş ve kendi üslubuyla Koşaca Camisine nakşetmiştir.

Tavanın altında, dört cepheyi boydan boya dolaşan üzüm salkımlarından oluşan naturmonrtlar bulunur.

Mihrap duvarında, dikdörtgen ve dairesel çerçeveler içerisine yerleştirilmiş Kelime-i Tevhid, Allah, Muhammed ve Halife adlarının bulunduğu panolar vardır.

Samsun Asarcık Ayaklıalan Kilisesi

AYAKLIALAN KİLİSESİ

İlçe merkezine 20 km uzaklıktaki Ayaklıalan köyü tepesindedir.

650 yıllık olduğu tahmin edilen kilise, Rumlardan kalmıştır.

Yapı: yığma yapım sistemiyle inşa edilmiştir.

Malzeme olarak kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır.

Cephe bitimleri, kapı ve pencere söveleri, sütunlar ve taşıyıcı kemerler kesme taş ile yapılırken, beden duvarlarında moloz taş kullanılmıştır.

Çatı örtüsü günümüze ulaşmamıştır.

Samsun Asarcık Ayaklıalan Kilisesi
 

Tonoz örtüye sahip olduğu tahmin edilmektedir.

Doğu cephesinde üç apsis vardır. Apsislerde birer mazgal penceresi bulunur.

Batı cephesinde bulunan kapı boşluğundan iç mekana girilir.

Kapı çevresi, kademeli kesme taş söve ile süslenmiştir.

Kesme taşlar ve silmelerle belirginleştirilmiştir.

 

Samsun Asarcık Ayaklıalan Kilisesi

Kapı üzerinde, kesme taştan bir lento bulunur.

Lento üzerinde yuvarlak kemerli bir alınlık bulunur.

İç mekanda: sütunlar günümüze ulaşmadığından kesin bir bilgi yoktur.

Yan duvarlara bitişik payeler arası, kemerlerle geçilmiştir.

Kemerlerin eksenlerinde mazgal pencereler vardır.

Zemin örtüsü, kaçak kazılar nedeniyle fazlaca tahrip edilmiştir.

 

 

Samsun Ladik ile ilgili gezi yazım için  Ladik

Balıkesir Bigadiç

Balıkesir Bigadiç
 

Balıkesir Bigadiç: Bigadiç, Balıkesir il merkezine 38 km uzaklıktadır. Bigadiç, Sındırgı arası: 41 km. Bigadiç, Simav arası: 100 km.

TARİHİ

Bölge birçok uygarlık tarafından egemenlik alanı içinde dahil edilmiş, ancak özellikle Karesi Beyliği ve Osmanlılar zamanında iskan görmüştür.

Bigadiç tarihi süreç içinde birçok isim almış ve son olarak Bigadiç ismi kullanılmıştır.

Karesi Beyliği tarafından imar edilen şehir, bu beyliğin kervan yolları üzerindedir.

Ayrıca askeri amaçlar içinde kullanılıyordu.

Osmanlı zamanında bölgenin merkezi büyüyerek önemli bir kültür merkezi oldu.

Cami, han, hamam ve medrese gibi birçok eser yapıldı.

Meşrutiyet döneminde, yerli halk, mültecilerin iskan edilmesine karşı çıkınca, ilçe statüsü Padişah tarafından Balya’ya kaydırıldı ve uzun yıllar bu şekilde sürdü.

1942 yılında yaşanan deprem sonucunda şehir tamamen harap olunca daha sonra yeniden imar edildi.

1943 yılında ise İlçe merkezine dönüştürüldü.

Bigadiç

Bigadiç isminin kökeni

Bugün Bigadiç olarak bilinen yerin ilk ismi “Didi Moti He” dir. Bunun anlamı “Şans Tanrıçasının İkizi” demektir. 

Daha sonra Helen dilinde “Samanlar” anlamına gelen “Akhyra” sözcüğüne “Ous” eki eklenerek “Akhyraous” olmuştur.

Daha sonra bu isim Bizans döneminde “Bigadia” olarak kullanılır.

Bizans’ın son dönemlerinde, Bergama kralının oğlunun ismi olan “Bigados”, ilçeye verilmiş “Bigadiç” isminin kökenidir.

Bigadiç

GENEL

Simav çayının geçtiği ilçe, Bigadiç ovasının doğu kenarında kurulmuştur.

Oldukça dik meyilli sırtların batıya bakan eteklerindedir.

İlçe arazisi, Simav çayının açtığı derin ve yer yer genişleyen küçük ovacık halini almış vadi ve bu vadinin doğusunda bulunan Alaçam dağlarının batıya bakan yamaçlarında yerleşiktir.

İklim olarak: Marmara ve Ege bölgesi iklim geçiş yerindedir.

Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise zaman zaman kar yağışlı, bazen kurak geçer.

Bigadiç ovası yüksek tarım kapasitesine sahiptir.

Özellikle sebze üretimi üst seviyededir.

Hayvancılıkta ise, yumurta tavukçuluğu ve etlik tavukçuluk yapılan yüzlerce tavukhane vardır.

Merkez üssü Bigadiç olan, 1942 yılında 6.1 büyüklüğündeki deprem sonrasında, ilçede birçok bina yıkılmış veya zarar görmüştür. Yaşanan bu depremden sonra ovaya yakın mahallelerdeki evler zarar gördüğü için deprem sonrasında yeniden yapılaşmaya başlamıştır. Deprem sonrasında Fethibey, Abacı ve Servi Mahallelerinde tek katlı deprem evleri inşa edilmiştir. Günümüzde bu evlerden ancak bir kaçı kalmış, çoğunun yerine 3-4 katlı apartmanlar almıştır. 

Bigadiç 1997 yılına kadar 3 derece deprem bölgesi olarak bilinirken, bu tarihten sonra 1 derece deprem bölgesi olarak ilan edilmiştir. Yerleşmenin 1 derece deprem bölgesine dahil edilmesi neticesinde yapılaşmanın ovaya doğru yayılması engellenmeye çalışılmış ve dayanıklı binaların yapılması için gereken tedbirler alınmaya başlamıştır. 

Son olarak: 24 Ekim, 26 Ekim, 29 Ekim ve 2 Kasım 2025 tarihlerinde çeşitli büyüklükte depremler meydana gelmiştir. 

 

BOR

Dünya Bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olan Türkiye’de  bilinen Bor yatakları: Eskişehir Kırka, Kütahya Emet, Balıkesir Bigadiç ve Bursa Testelek’tir. 

Bigadiç bölgesinde, 1950 yılında bir amatör madencinin topladığı örneklerin kolemanit olduğunun anlaşılması üzerine, yörede “bor” yatakları bulunmuştur.

Aramaların başlamasıyla bölge hızla gelişmiş, Türk ve Fransız şirketleri tarafından kısa sürede 17 tane ocak açılmıştır.

Türkiye, 1955 yılında dünya Bor üretiminde yüzde 3 olan payını, 1977 yılında yüzde 39 seviyesine yükseltmiş ve günümüzde ABD’nin en büyük rakibi konumuna gelmiştir.

Çünkü Türkiye’de bilinen başlıca borat yatakları, dünya rezervinin yüzde 60-70’ine sahiptir.

Türkiye rezervinin yüzde 37’si Bigadiç bölgesindedir.

Bor mineral ve bileşikleri, dünyada birçok alanda kullanılmasına rağmen, ülkemiz içinde kullanılması kısıtlıdır.

Bigadiç Eti Bor İşletmeleri Müdürlüğü
 

ETİ BOR BİGADİÇ İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ

Müessese müdürlüğü, ilçe merkezinin 12 km kuzeydoğusunda Osmanca köyündedir.

Madencilik faaliyetlerine 1976 yılından itibaren başlayan işletme müdürlüğü, 1980 yılında konsantratör tesisin kurulmasıyla üretime geçmiştir. Öğütülmüş ürün dünyanın dört bir yanına ihraç edilmektedir. 

Cevher üretim faaliyetlerinin sürdürüldüğü burada, üretim tesislerine ilaveten idari tesisler, personel için sosyal tesisler, lojman, misafirhane ve lokal vardır. Tesislerde alanında uzman 1300’den fazla kişi çalışmaktadır. 

Tesislerde çalışanlar, ilçe ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

Bigadiç Yağcıbedir Halıları

YAĞCIBEDİR HALILARI

18’nci yüzyıldan itibaren Karesi Sancağında görülmeye başlayan yağcı Yörükleri, Ahmet Refik Paşa tarafından 1862-1864 yılları arasında Bigadiç’e yerleştirilirler.

Bu Yörükler: hayvancılık ve dokumacılıkla meşgul olurlar.

Özgün motifleriyle hali, kilim, heybe, çuval, keçe, çul ve kepenek yaparlar.

Özellikle halı dokumacılığına yönelmişlerdir.

Bigadiç yöresinde en çok Kayalıdere köyünde dokunan Yağcıbedir halılarının en büyük özelliği: renk ve desenleridir.

Desenlerde bazı değişiklik görülse de, renkler yüzlerce yıldır hemen hiç değişmemiştir.

En çok talep gören ve üretilen çeşidi yolluklardır. Bunlar çoğunlukla çift kompozisyonludur.

Çeşitli bitkiler ve bazen hayvan motifleri kullanılır.

Halıların yüzyıllardır değişmeyen renkleri: gök (lacivert), al (kırmızı), beyaz ve siyahtır.

Ancak daha önce bitkilerden elde edilen boyalar yerine, günümüzde daha çok kimyasal boyalar kullanılmaktadır.

Bigadiç Güveç
 

NE YENİR

Yöresel lezzet olarak ilk önerim “Güveç” tir.

Beldede her kasap dükkanında bir fırın vardır ve bu fırın odun közü ile kızdırılır.

Bu fırınlarda, Bigadiç’e özgü güveç pişirilir.

Toprak güveçte hazırlanan yemek oldukça lezzetlidir.

Bigadiç Höşmerim
 

Yemekten sonra tatlı düşünürseniz, tamamen koyun peynirinden yapılan höşmerim olabilir.

Bigadiç Akkayu Suyu

AKKAYA İÇME SUYU

İlçe merkezine 28 km uzaklıkta bulunan Akkaya içme suyu kaynağı, Belediye ve halkın çalışmalarıyla ilçe merkezindeki 150 yerde yapılan çeşmelerden akmaktadır. Akkaya içme suyu, ülkemizdeki memba suları arasında en tatlı olandır.

Bigadiç Helvası

BİGADİÇ HELVASI

Bigadiç’te geleneksel meslekler arasında helvacılıkda gelmektedir. Tahin helvası yanı sıra susamlı helva ve taş helva, ilçede yapılır. Tahin helvası “Bigadiç helvası” adı altında bütün çevrede  satılmaktadır.

Bigadiç Meslek Yüksek Okulu

BİGADİÇ MESLEK YÜKSEK OKULU

Çavuş Mahallesi Atatürk Caddesindedir.

Balıkesir Üniversitesine bağlı olarak Bigadiç’te 2006 yılında açılan Meslek Yüksek Okulu, 7 bölümde, 2.000 civarında öğrenci eğitim görmektedir. 

Üniversite öğrencilerinin şehrin sosyo-ekonomik yapısına önemli katkıları bulunmaktadır. 

 

 

Bigadiç

GEZİLECEK YERLER

Bigadiç Kasım paşa Camii


KASIM PAŞA CAMİSİ

İlçe Merkezinde Belediye caddesindedir.

Kanuni Sultan Süleyman vezirlerinden Cezerizade Kasım Paşa tarafından 1549 yılında yaptırılmıştır.

Tamamen kesme taşlardan yapılan cami, birkaç defa tamir olmuşsa da minaresi orijinal hali ile günümüze gelmiştir.

Bigadiç Kasım Paşa Camii

Yapıldığı dönemin tüm mimari özelliklerini yansıtan Kasım Paşa Camisinin duvarlarında 1901 tarihli levhalarda hat sanatının değişik örneklerini görmek mümkündür.

Cami, günümüze ibadete açıktır.

2021 tarihinde tescil edilerek koruma altına alınmıştır. 

 

 

Bigadiç Kasımpaşa Camii
 

Sancak:

Yakın zaman önce camide bulunan tarihi sancak, caminin kapısının kilidi kırılmış ve çalınmış, sancak daha sonra bir başka caminin bodrumunda bulunmuştur.

Tarihi sancak, Kasımpaşa camisinin minberinde asılıdır.

1908 yılında Edirne’den getirilen sancak, Bigadiçli muvazzaf askerler tarafından, aralarında para toplayarak Edirne Kız Mektebine yaptırılmıştır.

2 Mart 2013 tarihinde bu tarihi sancak, caminin kapısının kilidi kırılarak çalınmış, yaklaşık 4 aylık polis çalışması sonucunda başka bir caminin (Balıkesir’deki Fatih Camii) bodrumunda ele geçirilmiştir. 

Bigadiç Yeşilli Camii
 

YEŞİLLİ CAMİ

İlçe merkezinde: Kuyu Mahallesi Tosunpınarı Caddesindedir.  

1715 yılında Bigadiçli Çavuşzade İsmail Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Cami düzgün haç planlıdır.

Minaresi kuzeydoğuda bulunan caminin son cemaat yeri, 6 sütunludur ve caminin kuzeyindedir.

Cami, bugüne kadar üç kere onarım görmüştür. Caminin önüne ek bir imam odası yapılmış, caminin muhteşem kitabesi bu ek odanın içinde kalmıştır. Ayrıca kitabede yeşile boyanmıştır. İşte bu son restorasyonda o oda yıkılmıştır. Kitabe ortaya çıkarılmış ve temizlenmiştir. 

Bigadiç Müze ve Kültür Evi

BİGADİÇ MÜZE VE KÜLTÜR EVİ

Müzenin bulunduğu bina, 1942 yılında deprem sonrasında Tekel idaresi için yapılmıştır.

Bina yeniden düzenlenerek müze haline getirilmiş ve 2001 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Bigadiç Müze ve Kültür Evi
 

Müze iki kattan oluşmaktadır.

Birinci katta: I. Dünya savaşı şehitleri listesi, Kuvay-ı Milliye fotoğrafları, Atatürk fotoğrafları, ilk hava şehidi Yüzbaşı Fethi Bey köşesi, Bigadiç fotoğrafları ve kitapları, madenci ve marangoz malzemeleri ile bor madeni işleme aşamaları görselleri bulunur. 

İkinci katta: Arkeolojik eserler, geleneksel tarım aletleri, dokuma tezgahı ve fotoğraf makineleri koleksiyonu bulunur. 

Arkeoloji Bölümünde, ilçe merkezine 18 km uzaklıkta bulunan Ancyra antik yerleşim yerine ait kalıntılar sergileniyor.

Müzede ilaveten, toplantı salonu, seminer ve sergiler için kullanılan bir salon bulunuyor.

Bigadiç Hisarköy
 

HİSARKÖY

Hisarköy, ilçe merkezine 20 km uzaklıkta dağ yamacındadır. Yolu asfalttır.

Hisar veya Asar: kelime olarak Arapça kökenli birer kelime olup anlamı “eserler” veya “kale” demektir.

MS 200 yıllarında bölgede büyük bir deprem yaşandığı ve Hisarköy’deki kentin bu depremde önemli ölçüde zarar gördüğü ve deprem sonrası kentin büyük ölçüde boşaltıldığı düşünülmektedir.

Günümüzde, köyün çevresi antik kalıntılarla doludur.

Bigadiç Hisarköy
 

Ayrıca bir kaplıca tesisi vardır. Köy içinde: tüneller, tonozlu köprü, tiyatro ve yazılı taşlar dikkate alındığında, buranın Roma döneminde, önemli bir kaplıca merkezi olduğu tahmin edilmektedir.

Bigadiç Hisarköy Kaplıcaları
 

Hisarköy Kaplıcaları

Kaplıcanı bulunduğu bölgede yukarıda söz ettiğim gibi, Roma ve Bizans dönemlerine ait harabeler vardır.

1991 yılında İl Özel İdaresi tarafından yeni modern tesis inşa edilmiştir.

Burada bulunan kaplıca suyunun en büyük özelliği: termonineralli su olması ve selenyum ihtiva etmesidir.

98 derece çıkan jeotermal su sayesinde, Bigadiç ilçesinin merkezi ısıtma sistemi 2005 yılında hizmete girmiştir. Hisarköy’de çıkarılan sıcak su, döşenen 18 km boru hattı ile Bigadiç şehir merkezine taşınmakta ve buradaki 3.000 konut jeotermal enerjiyle ısıtılmaktadır. Bu proje, dünyanın en uzun 3’ncü jeotermal enerji projesidir. 

Kaplıca olarak kullanılan suların beş tane kaynağı vardır.

Bunlardan: kükürtlü olan su kaynağı 58 derece sıcaklıktadır.

Çelikli su kaynağındaki suyun sıcaklığı ise 75 derecedir.

Çamaşırlık suyu kaynağının su sıcaklığı 75 derecedir ve bu su, çamaşırlık denen mahalleye akar.

Bigadiç Hisarköy Kaplıcaları
 

Köyün 500 metre kuzeyinde çıkan acı suyun sıcaklığı 29 derecedir.

Yukarı çeşme mevkiinde bulunan kokar suyun sıcaklığı 50 derecedir.

Kaplıcanın suları gerek içmece ve gerekse banyo olarak kullanılır.

Banyo olarak kullanıldığında: romatizma, deri ve kadın hastalıklarının tedavisinde kullanılır.

Termal sular içildiğinde ise: mide ve bağırsak hastalıklarına, hazımsızlığa iyi gelir. Ayrıca çamur banyosu da yapılabilir.

Hera Projesi:

Bu proje ile jeotermal enerjiden sağlık ve güzellik turizminde yararlanmak amaçlanmaktadır. Hera termal tesisler ulusal ve uluslararası hizmet verecek kapasitededir. Bigadiç’in kuzey batısında şehre 2 km mesafedeki tesisler, Hera Termal Devre mülkleri ve Hera Termal otel olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. 

 

Bigadiç Kalesi

BİGADİÇ KALESİ

İlçe merkezinin doğusunda bir tepe üzerindedir. Merkezden ulaşmak gayet kolaydır. 

Kale bölgesi Sit alanıdır ve imara kapalıdır. 

Bizans döneminde, MS 6’ncı yüzyıldan kalan kale, Bizans döneminde “Achyraos” kalesi olarak da bilinir.

Oldukça fazla tahribata uğrayan kalenin dış surlarının bir kısmı sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Kalenin iç kesimi toprak altında kalmıştır. 

Kale, Yunan işgali sırasında karargah olarak kullanılmıştır.

Ziyaret için güzel bir manzara noktası oluşturur. 

 

 

Bigadiç Yörücekler Piknik Alanı
 

YÖRÜCEKLER MESİRE ALANI

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta, Simav çayı kıyısında, Yörücekler köyünün tam karşısındadır.

Burada devasa çınar ağaçları altında, 20 dönümlük geniş bir alan piknik yeri olarak düzenlenmiştir. Hafta sonu arabasına mangalını, yiyeceğini, içeceğini koyan buraya gelerek yemyeşil çınar gölgesinde su sesi, kuş cıvıltısı içinde tabiatla koyun koyuna olmanın hazzını yaşar. 

Bigadiç Millet Bahçesi

BİGADİÇ MİLLET BAHÇESİ

1071 dönümlük alanıyla, Türkiye’nin en büyük 3’ncü Millet Bahçesidir. Doğa ile iç içe vakit geçirmek isteyenler için eşsiz bir destinasyondur. Yöresel taş evler, sekiz adet gölet, paramotor uçuş pisti, meyve ve ceviz bahçeleri, yürüyüş ve bisiklet yolları, kamp ve karavan alanları bulunuyor. Ayrıca Hisarköy’den getirilen şifalı termal suların bulunduğu 16 taş ev de ziyaretçilere hizmet veriyor. 

Bigadiç Oğul Paşa Türbesi

TARİHİ OĞUL PAŞA TÜRBESİ

İskele Mahallesinde merkez mezarlığı içinde yer almaktadır. 

Bigadiç beldesindeki en önemli tarihi yapılardan birisidir. Karesioğullarından Oğul Paşa’ya aittir ve kasaba mezarlığının ortasında bulunmaktadır. 

Selçuklu kümbetleri tarzında inşa edilmiş olan türbe, 14’ncü yüzyıl sonlarında yapılmıştır. 

Oğul Paşa Türbe kapısının kenarları mermerden olup, üç küçük pencere ile aydınlatılmaktadır. 

Kendisi ve ailesine ait olmak üzere dört büyük, üç çocuk mezarı bulunmaktadır. 

Daha önceden türbenin vakfiyesi olarak 10 dönüm kadar arazinin bulunduğu, arazinin geliri ile tamiratının yapıldığı yöre insanı tarafından söylenmektedir. 

 

Bigadiç Cevizli Pİknik Alanı
 

CEVİZLİ PİKNİK ALANI

Balıkesir-Bigadiç yolu üzerinde, ilçe merkezine 3 km uzaklıktadır.

Burada: ceviz ağaçlarının gölgelediği, çok geniş bir çim alan bulunur.

Bigadiç Cevizli Piknik Alanı

Bölge Belediye tarafından piknik alanı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca çeşitli doğa etkinlikleri de yapılıyor. Doğa ile iç içe bulunan alan içerisinde, yürüyüş ve koşu parkurları bulunuyor. 

 

Bigadiç Evliya Çelebi Lonca Camii
 

EVLİYA ÇELEBİ-LONCA CAMİİ

İlçe merkezinde Orta Mahallesi Lonca Caddesindedir.

1795 yılında Bigadiç Voyvodası Seyyid Hacı Hasar Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Temeli ve minare kaidesi orijinaldir.

Kayıtlarda caminin vakfiyesi olarak Balıkesir’de bir terzi dükkanı görülmektedir.

Yapı Lonca Camii adıyla da anılıyor, yani caminin bir lonca (esnaf birliği) ya da esnaf çevresiyle ilişkili olduğu izlenimi var. 

 

Bigadiç Barak Baba Türbesi
 

BARAK BABA TÜRBESİ

İlçe merkezine 36 km uzaklıkta Topalak köyü mezarlığındadır.

Türk-İslam tarihinin ünlü simalarından olan Barak Baba: Hacı Bektaş-ı Veli’nin vasiyeti üzerine Bigadiç yöresine gelmiştir.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin halifesi olma gibi bir misyon üstlenmiştir.

Yüzlerce öğrenci yetiştirmiştir.

Geniş bir avlu içinde, Tekke ve Selçuklu dönemi mimarisi özellikleri taşıyan türbe, sekizgen kubbelidir.

Türbenin civarında, 20 civarında mezar vardır.

Bu durum, Tekke’de ölen müritlerin bu hazireye gömüldüğünü akla getiriyor.

Türbe içinde Selçuklu dönemine ait: tunç ve bakırdan keşkül tasları, uçları hayvan ağzı şeklinde alem, iki tane siyah bazalt mezar taşı, taşın üzerinde sekiz köşeli keçeden yapılma “Gülşen-i Takke” görülür. Üç tane mezar var.

Türbe dışında birkaç çeşme ve adak yeri bulunur.

Bektaşilerin Türkiye’nin birçok bölgesinden Barak Baba türbesine gelip adak adama ve adakların kellesini adak taşına atma geleneği hale devam etmektedir.

 

Bigadiç Asar Alan
 

ASAR ALAN

İlçe merkezine bağlı ve 51 km uzaklıktaki Alan köyü karşısında bulunan bir arazidir.

Alanın çevresi, Bizans dönemine ait olduğu düşünülen surlarla çevrilidir.

Tek giriş yeri, halk arasında “Demir kapı” olarak isimlendirilen, ana kayaya oyulmuş bir geçit noktasıdır.

Giriş kapısından 300 metre ileride, Bizans dönemi yapısı 3 sarnıç bulunur.

Birinci sarnıç: 7 metre derinliktedir ve içi Horasan sıvalıdır.

Taştan yapılmış olup kalınlığı 2 metredir. İkinci sarnıç: 5 metre derinliktedir. Üçüncü sarnıç: Asar’ın güney eteklerinde ve 5 metre derinliktedir. Üstü, işlemeli tuğla ile örülmüştür.

 

 

 

Sındırgı tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Balıkesir tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Siirt Eruh

Siirt Eruh

Eruh, il merkezi Siirt iline 53 km uzaklıktadır. Siirt-Şırnak karayolunun 98’nci kilometresindedir.

TARİHİ

Eruh, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

1872 tarihli Diyarbakır Salnamesinde, Siirt sancağına bağlı 4 kaza arasında Eruh da vardır.

1899 tarihli Bitlis Salnamesinde ise, Eruh, Siirt Sancağına bağlı bir kazadır.

Cumhuriyetin kuruluşuyla Eruh Siirt iline bağlı bir ilçe olmuştur.

Siirt Eruh

GENEL

İlçe dört yanı dağlarla çevrili ve engebeli bir arazide kurulmuştur.

Eruh ilçesinin rakımı 1125 metredir.

Bu konumu ilçenin ekonomisini de etkilemiştir.

Eruh halkının çoğunluğu küçükbaş hayvancılıkla uğraşır.

Ayrıca fıstık yetiştiriciliği yapılır.

İlçede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak kışlar sert ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kurak geçer.

Siirt Eruh Meslek Yüksek Okulu

ERUH MESLEK YÜKSEK OKULU

Sarıgül Mahallesi Yibo caddesindedir. 

Siirt Üniversitesi bünyesinde 2009 yılında açılmıştır. Mevcut bölümler içerisinde, 3 ayrı bölünde öğretim sürdürülmektedir. Halen Sosyal Hizmetler ve Danışmanlık programı ile Çocuk bakımı ve gençlik hizmetleri programı vardır. 

Okul bünyesinde 350 kapasiteli erkek öğrenci yurdu ve 100 öğrenci kapasiteli kız öğrenci yurdu vardır.

 
Eruh

GEZİLECEK YERLER

Eruh Kever kalesi

KEVER KALESİ

İlçenin güneyinde Kever Dağı yamacındaki 1750 metre yükseklikteki kalenin 12 ile 13’ncü yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Kaleden geriye bazı kalıntıları günümüze ulaşmıştır.

Eruh Kever Kalesi

EMİR NASREDDİN KÜLLİYESİ

İlçe merkezine bağlı Kavaközü köyünde, vadi içindedir. Külliyeyi oluşturan yapıların hiçbirinde kitabe yoktur, bu yüzden yapıldığı tarih ve yaptıran bilinmemektedir.

Ancak gerek türbe içindeki mezar taşları üzerinde bulunan tarihler ve gerekse yazılı kaynaklar ve inşaat malzemeleri, külliyenin muhtemelen 16’ncı yüzyılda inşa edildiğini gösterir. Türbedeki mezar taşlarında en erken tarih olarak 1565 tarihine rastlanmaktadır.

Külliye: cami, türbe, medrese, han, değirmen ve bir su yapısından oluşur. Moloz ve kesme taş kullanılmıştır. Cami, türbe ve medrese bir avlu çevresinde toplanmıştır. Cami ve türbe, avlunun güneyindedir.

Avlunun kuzeyinde medresenin dershane kısmı, doğusunda ise medrese odaları bulunur. Avlunun dışında güneybatı bölümünde sadece bir duvar günümüze ulaşmıştır ve buranın su yapısı yani bir hamam olduğu düşünülmektedir.

Ayrıca batıda değirmen ve yaklaşık 200 metre ileride bir han bulunur.

Siirt Eruh Üzümlü Köyü Değirmeni

ÜZÜMLÜ KÖYÜ DEĞİRMENİ

İlçe merkezine bağlı Üzümlü köyünün aşağısında akan Zarova çayının üstündeki köprünün 100 metre doğusunda Zarova deresinin hemen kenarındadır. Üzerindeki kitabeye göre, 1569 yılında Bedreddin adında biri tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde oldukça harap bir durumda olan yapının üst örtüsü yıkılmıştır. Yapı değirmen odası, su kanalı ve su kulesinden oluşur.

Siirt Eruh Gerra Han

GERRA HAN

Siirt-Eruh-Şırnak yolu üzerinde, Hesta kaplıcaları yolu üzerinde, Ormanardı mevkiinde Botan ırmağının kenarındaki yamaçtadır. Siirt’ten yaklaşık 40 km uzaklıktadır.

Eruh Gerra Han

Han, kuzey-güney doğrultusunda olup iki ayrı yapı şeklindedir. Güneydeki yapı, toprak seviyesindedir. Diğer bölüm, temel seviyesine kadar yıkılmıştır.

İki bölümde, tek sahınlı ve kapalı hanlar gurubuna girer. Han, günümüzde sağlam durumdadır. Yapıya giriş batı tarafındaki kapıdan sağlanır. Giriş kapısı, basık kemerlidir, cephelerde düzgün kesme taş kullanılmıştır.

Yapı, içten moloz taş malzeme ile örülüdür ve üzeri de sıvanmıştır. Hanın üzeri beşik tonoz örtülüdür ve dıştan düz dam şeklindedir.

Eruh Bilgili Köyü Camisi

BİLGİLİ KÖYÜ CAMİSİ

İlçe merkezine 26 km uzaklıktaki Bilgili köyü, eski Eruh olarak bilinir. Köy vadinin bitiminde ve vadiye hakim tepedeki düzlükte kurulmuştur. Cami, sağlam olup günümüzde ibadete açıktır.

Giriş kapısı üzerindeki Arapça yazılı kitabede “Fakih Mahmut” ismi okunmaktadır. Kitabede caminin inşa edildiği tarih yazılı değildir. Harim giriş kapısının üzerindeki Arapça kitabede de “Bu mescit Ömer oğlu Yusuf” tarafından yaptırılmış yazılıdır.

Yapı dıştan doğu-batı doğrultusunda enine dikdörtgen planlıdır.

İç mekana doğu cephesinde yer alan yuvarlak kemerli eyvan şeklindeki bir kapıdan girilir. Harim: kıble duvarına paralel bir sahın ile giriş veya son cemaat yeri durumundaki ikinci sahından oluşmaktadır.

Caminin duvarlarının alt kısmı düzgün kesme taştan, üst kısmı kırma taş malzemeden yapılmıştır.

Eruh Sağlarca Kaplıcası

SAĞLARCA (BİLLORİS) KAPLICASI

Siirt-Eruh yolu üzerindeki kaplıca, Botan çayı kıyısındaki mağara içinde bulunmaktadır. Eruh ilçe merkezine uzaklık 17 km dir. 

 Mağaranın genişletilmesi ve düzenlenmesi ile kaplıcadan yararlanılmaya başlanmıştır. Kaplıca havuzunu besleyen kaynağın yakınında ikinci bir kaynak daha bulunmaktadır. Bu kaynağın suyu doğrudan doğruya Botan çayına karışmaktadır. 

Vücut sıcaklığına sürekli yakın olan kaplıca suyuna girmek oldukça kolay ve rahatlatıcı bir etki gösterir. Kaplıca suyu banyo kürü olarak kullanılır. Termal su özelliğiyle (örneğin: romatizma, deri rahatsızlıklarına iyi geldiği söyleniyor) doğal şifa amaçlı ziyaret edilen bir yerdir.

Gelelim sonuca: Kaplıca tesisleri, uygun bir yerde bulunmayıp çok ilkel ve yetersizdir. Ayrıca Botan çayı suları kaynak sularına karışarak kaplıca sularını kirletmektedir. Kaplıca sahasında herhangi bir konaklama tesisi yoktur. 

 

Siirt Baykan Veysel Karani