Edirne Enez

Edirne Enez


Trakya’nın en uç köşelerinden biri. Ama: yine de, İstanbul’a yakın olması büyük avantaj. Tertemiz deniz, sessiz ve sakin huzur dolu bir ortam arayanlar için ideal.

ULAŞIM

Enez’i: Keşan ve Edirne’ye bağlayan asfalt karayolunun uzunluğu: 180 km. dir. Yani: Enez’e ulaşmanın tek yolu: Keşan üzerindendir. Enez ilçesine vardıktan sonra, 8 km. mesafeden sonra sahil yerleşimleri başlıyor.

Enez-Keşan arasındaki uzaklık: 60 km. dir. Enez-İpsala arası uzaklık: 21 km. Enez-İstanbul arası uzaklık: 285 km. dir. Bu yol: otobüs ile yaklaşık 4.5 saat sürüyor.

Edirne Enez

 

GENEL

Meriç nehrinin denize döküldüğü yerde kurulan Ainos (Enez), iki limanlı bir şehir olarak tarihi süreçte ün kazanmıştır. Ancak: önceleri deniz kenarında olan şehir, Meriç Nehrinin alüvyon sürüklemesi sonucunda kıyıdan uzaklaşmış, şu anda 4 km. içeride kalmıştır. Meriç nehrinin Ege Denizine döküldüğü yerde, güneyi Ege Denizi, doğusu çam ormanları ve hemen önü, lagün göller ile çevrili. Kuzeyinde Hasarlı Dağı ile çevrilmiş şirin bir ilçe.

Edirne Enez

SAHİL ŞERİDİ

Enez’in, 30 km. deniz kıyısında, sahil şeridi bulunmaktadır. Bu sahil şeridi, uzun yıllar boyunca yasak bölge kapsamına alınmış ve bu yüzden, buralarda turizm ve yerleşim gelişmemiştir. Ancak: askeri yasak bölge kapsamından çıkarılması konusunda, Genelkurmay Başkanlığının olumlu görüş bildirdi ve Bakanlar Kurulu bu yönde karar aldı. Sahil bölgesi: hızla büyümekte, yabancılara da açılmasıyla büyük ilgi görmekte.

LİMANI

Edirne Enez

600 yat kapasiteli limanı var.

İKLİM

Enez’de: yazlar kurak, bahar ayları yağışlı geçer. Kışları ise soğuktur. Sahil kesiminde, kısmi olarak Akdeniz ikliminin özellikleri görülür. Yüzünüzü okşayan ılık meltem rüzgarı, mevsim yaz bile olsa, akşama doğru, sertleşerek, üşümenize etken olabilir.

Edirne Enez

YAZLIK KONUT

Enez merkezindeki 4040 konuttan, 3000 kadarı yazlık olarak kullanılan konutlardır.

SOSYAL TESİSLER

Enez’de: sahilde, İstanbul Üniversitesi ve Trakya Üniversitesine ait dinlenme tesisleri bulunuyor.

Edirne Enez Büyük Evren

BÜYÜK EVREN

Keşan-Enez yolu üzerinde, Keşan’a 45 km. uzaklıktadır. Büyükevren beldesinin içinden sola girilerek, sahil yerleşim bölgesine varılır. Burada: bahçeli dubleks yazlık evler var ve kiralanabiliyor. Ancak: evler, sahile bir hayli uzak. Yani: denize girmek istediğinizde, bir süre yürümeniz gerekiyor.

Sahil ve yazlık siteler arasında, sazlık/bataklık bir bölge var. Bu nedenle: sivrisinekler tam bir bela. Gerek evlerde yaşarken ve gerekse dışarıda herhangi bir aktivite halinde, bu sivrisinekler maalesef çok büyük eksi. Sahili: Ege denizine bakıyor.

Saroz körfezinin uzantısı. Sahil: kum. Evet, sonuç olarak, Enez tatilini Büyük Evren yöresinde geçirmek isteyenler için sanırım bu anlattıklarım iyi bir yönlendirme olur.

VAKIF

Enez sahilleri arasındaki büyük yerleşim bölgelerinden biridir. Müstakil evler ve sitelerin yanında, bazı kamu işletmelerinin de tesisleri bulunur. Keşan-Enez yoluna girildikten 40 km. sonra, Abdürrahim Köyü hemen girişinden sola dönülerek, 5 km. sonra Vakıf sahiline ulaşılır.

SULTANİÇE

Keşan’dan Enez’e doğru giderken, 40 km. sonra Büyükevren beldesini geçince, sola Gülçavuş ve Sultaniçe tabelalarından girip, 5 km. sonra Gülçavuş köyüne, 3 km. sonra da Sultaniçe köyüne varılır. Yazlık yerleşim bölgesi için 2 km. daha gitmek gerekir. Sonra, yazlıkların olduğu bölgeye varılır.

SAROZ KÖRFEZİ

Gelibolu ve Edirne arasında yer alan körfezdir.

Ünlü deniz bilgini Kaptan Custo tarafından yapılan bilimsel araştırmalara göre: dünyada, kendini temizleme özelliği olan 6 körfezden biri imiş. Yılda üç defa ve aynı zamanda olmak üzere, Şubat-Nisan ve Temmuz aylarının 15 veya 18’nci günü başlayıp, 25 veya 28’nci günü biten, körfezin kendi kendini temizlemesi işleminde: tabandan soğuk su ve yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar, körfezin içine atılan tüm atık ve artık maddeleri temizliyor.

Körfezde: 144 çeşit balık, 78 tür deniz bitkisi ve 34 tür sünger var. Su altı zenginlikleri ile dolu ve sualtı etkinlikleriyle ilgilenenler için, oldukça önemli bir bölge. Ayrıca: dünya da, windsurf sporuna uygun, 3 denizden birisi olarak kabul ediliyor.

Yani: Ege denizinin en temiz bölgesinde, tarih ve doğa ile iç içe, huzurlu bir tatil yeri.

Büyük Kemikli Burnu

Saroz körfezinde dalgaların bir oya gibi işlediği kayalar çok ilginç görüntüler oluşturur. Kemikli Burnundaki lagün gölü ise geçmişte tuzla olarak kullanılıyordu. Günümüzde balık çiftliği olan gölde kuğu, yaban ördeği, kaz ve flamingo gibi kuş türlerine de rastlanıyor.

Edirne Enez Gala Gölü

 

GALA GÖLÜ

Manyas gölünden sonra, Türkiye’deki en büyük kuş barınma alanıdır. Burada, bolca yılan balığı yakalanıyor ve bu balıklar İtalya’ya satılıyormuş. Enez’e yaklaşık 10 km. uzaklıkta bulunan bir doğal cennet. Doğa aşığı iseniz, mutlaka, buradaki kuşların güzelliğini görüp seslerini dinlemelisiniz.

Kuş çeşitlerinin büyük çoğunluğunu, bir arada görmek için ideal aylar: ilkbaharda Nisan, Mayıs ve sonbaharda ise Eylül ve Ekim. Kuşların, göç zamanı olan bu mevsimlerde, tam bir görsel şölene tanık olabilirsiniz. Temmuz-Ağustos aylarında gidildiğinde bile, yirminin üzerinde kuş türünü görmek mümkün. Bazı yerlerde, gölün üzerini kaplayan sazlıkların arasındaki çiçeklerin içinden, aniden havalanan bir ak balıkçıl veya karabatak görebilirsiniz.

Gölün içinde kuşlara eşlik eden bir başka güzellikte: inekler. Krem renkli inekler, arkalarında uzanıp giden büyük sazlıkların önünde, pelikan ve kuğular ile birlikte, suyun içinde yan yana duruyorlar. Bu güzel görüntü, tam bir tablo tadında.

ALTINKUM PLAJI

50 metre genişliğinde ve 4 km. uzunluğundadır.

AV TURİZMİ

İlçe, av turizmi bakımından da önemlidir. Zengin balık çeşitlerine sahip Enez’e, İtalyan avcılık dergileri bile yer vermektedir. Balıkçılık, özellikle Sultaniçe ve Vakıfköylülerin uzmanlık alanı olarak gösterilir. Ayrıca: deniz ve göllerin birbirine karışması nedeniyle, hem tuzlu hem de tatlı su balıkçılığı gelişmiştir. Meriç nehri ve Gala gölünde: yılan balıkları yakalanmaktadır.

Bu balıklar: kılçıksız ve yağlı etiyle rağbet görmektedir. Enez’i dünyaya tanıtan bir başka balık ise: Üzmene Kefali. Deniz ve bataklık arasında kalan, Üzmene Gölünde yakalanan bu kefal türünün, bembeyaz eti, ızgara için ideal sayılıyor.

NE YENİR

Ahmet’in yerinde veya Emre Restoranda balık yenir. Ama: kefal veya yılan balığı yemelisiniz. Balıklar çok taze ve fiyatlar uygun.

FESTİVAL

Enez’de her yıl Temmuz ayı içinde düzenlenen bir “Av ve Balık Festivali” var. 3 gün süren bu festivale, komşu ülkelerden de birçok konuk katılıyor.

TARİHİ

Enez’in kurulduğu yerde, antik çağda kurulan şehir olan: Ainos’un ilk sakinlerinin kimler olduğu kesin olarak bilinemiyor. Ancak, eskiçağ kaynaklarında, Ainos’un yerinde, önceleri Trak kabilelerinin yerleşik oldukları görülüyor.

MÖ. 7’nci yüzyılda, İzmir’in kuzeyinde, Aiolia bölgesinde yaşayan Aioller tarafından buranın iskan edildiği, daha sonra ise Mytileneliler ve Kymeliler tarafından, bir koloni olarak kurulmuş olduğu öğrenilmektedir.

Edirne Enez Tarihi

 

Gerçekten: Enez ve çevresinde yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen maddi kalıntılar, bu tarihi bilgileri doğrulamaktadır. MÖ.6’ncı yüzyılın sonlarında, Pers kralı Darius’un; 513 tarihinde yaptığı İskit seferinden sonra, Trakya ve dolayısıyla Enez, Pers imparatorluğunun hakimiyeti altına girer. MÖ. 478/477 yıllarında, Atik-Delos Deniz Birliğine katılır.

Şehir, Pers Kral Barışı ile, MÖ. 386 yılında, bağımsızlığına kavuşur. Helenistik çağda, Ptolemayosların hakimiyetinde kalır ve MÖ.190 yılında, Romalılar, Trakya’yı ele geçirince, yeniden bağımsızlığına kavuşur.

Edirne Enez Tarihi

 

Bizans çağında, Prenslik merkezi olan Enez, Orta Çağda, Cenovalılar tarafından işgal edilir. 1456 yılında ise, Fatih Sultan Mehmet’in kaptanı Has Yunus Bey tarafından zaptedilir ve Osmanlı Devletine katılır.

Edirne Enez

GEZİLECEK YERLER

Edirne Enez Sahil Kervansarayı (Osmanlı Kervansarayı)

SAHİL KERVANSARAYI (OSMANLI KERVANSARAYI)

Aslında bir Osmanlı Kervansarayı ama 1’nci Dünya Savaşı sırasında, İngilizler tarafından kışla olarak kullanılmış ve “İngiliz Kışlası” da deniliyor. Burası: Enez’in plajı olarak bilinir ve Enez’e takriben 7 km. uzaklıkta ve Gümrük denilen yerdedir.

Karadeniz’deki Burgaz şehrinden, güneye giden ticaret yolu, yukarı Meriç vadisine vardıktan sonra, ya kara yolundan ya da Meriç Nehri ile Enez’de, Ege denizine ulaşır. Bu yol: Karadeniz, İstanbul Boğazı, Marmara ve Çanakkale’den dolaşan, deniz yolundan çok daha kısadır. Ayrıca, Karadeniz ile Ege Denizi arasında, ticari yönden, daha emin bir bağlantı olmaktadır.

Gümrük adıyla bilinen yerdeki bu sahil kervansarayı: Osmanlı devrinde yoğunlaşan ticari hayatın değişim merkezi olarak inşa edilmiştir. Devrin bütün özelliklerini taşıyan bu yapı: 16’ncı yüzyıl Osmanlı Mimarisinde inşa edilmiş, diğer sahil kervansarayları içinde önemli bir yere sahiptir.

Yapıya ait herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Kıyıya dik olarak, uzun dikdörtgen şeklindeki plan konumu ile kervansaray mimarisinde tek örnek olarak görülür. Dik konumu, denizden gelecek saldırılara karşı korunmasını sağlamak için düşünülmüştür. Dar cephesi, dıştan dışa 10.60 m. uzun cephesi ise, 106.75 m. ölçüsündedir. Bugün yer yer ağaçlı bir tarla içinde kalmış olan yapı, uzaktan ince, uzun bir siluet olarak görülür, fakat yaklaştıkça hacim olarak belirir.

Yapının içine girildiğinde: itinalı bir işçilik göstermesi ve mimari bölümlerinin harika olduğu görülür. Kuzey ve güney duvarlarında, karşılıklı iki taç kapı bulunur.

Dış görünüşüyle de, cepheleriyle de, tam bir mimari bütünlüğü sahip olan yapı, iki katlı ve çift meyilli ahşap örtülü çatıya sahip olarak düşünülmektedir. Yapının tümünde, kesme ve moloz taş ile tuğla hatıllar kullanılmıştır.

Yapının yaklaşık olarak yüksekliği: 8.50 metre kadar olup, bugünkü durumuyla zeminden 3.50 metre yükseklik, zemin katına 2.70 metre de ahşap tabanlı kata aittir. Dış duvar kalınlığı: 0.90 m. olan yapının, dış köşelerinde, oldukça muntazam kesme taş kullanılmış olup, doğu ve batı cephede, tuğlaların dışa taşkın bir şekilde sıralanmasıyla, korniş meydana getirilmiştir.

Böylece, cephelerdeki çok sayıda pencerelerin ve doğu cephesi hariç, diğer cephelerde bulunan taç kapıların hatlarını tuğla hatıllar ve korniş dengelemektedir. Bu ise, Osmanlı devri kervansaraylarında görülen gelişmiş cephe mimarisinin bu yapıda da ortaya konulduğunu gösterir. Yanının günümüze ulaşmayan taç kapılarının, kemerli bir açıklığa sahip taç kapılar olduğu anlaşılıyor.

Edirne Enez Deveci Hanı

DEVECİ HANI

Bu yapının kitabesi olmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Günümüze iyi bir durumda gelen bu kervansaray dikdörtgen planlıdır.

Taş ve moloz taştan yapılmış yapının üzeri, kırma bir çatı ile kapatılmıştır. Kervansarayın içerisindeki bölümleri birbirinden ayıran duvarların kenarlarında, yüksek sekiler de yolcuların oturdukları, ortadaki geniş alanda da hayvanların bulundurulduğu açıkça görülmektedir.

Edirne Enez Fatih Camii (Enez Ayasofyası)

FATİH CAMİİ (ENEZ AYASOFYASI)

Enez kalesi içindedir. Haç planlı bir Roma kilisesinden camiye çevrilmiştir. Günümüzde yıkık durumdadır.

HAS YUNUS KAPTAN PAŞA TÜRBESİ

Enez ilçe merkezi dışında, Bizans ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen mezarlığın ortasında bulunmaktadır. Has Yunus Kaptan Paşa; ilk Türk deniz kumandanlarından olup, Fatih Sultan Mehmet tarafından idam ettirilmiştir. Hakkında: kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. İspanyol ve Katalonyalı olduğu hakkında iddialar ortaya atılmışsa da, bunların hiçbiri kesinlik kazanmamıştır.

Türbe: Bizans döneminde yapılmış küçük bir şapeldir. Kapalı, Yunan haçı planındaki bu şapelin üstünü, 1.65 m. yüksekliğinde, dört pencereli bir kubbe örtmektedir. Haçın kollarının üzeri, beşik tonozlarla örtülüdür. Doğusunda yarım yuvarlak, dışarıya taşkın ve yarım kubbeli bir apsisi bulunur. Şapel, türbeye dönüştürüldükten sonra, giriş kapısı örtülmüş ve yan duvardan yeni bir kapı açılmıştır.

Edirne Enez Kalesi

ENEZ KALESİ

Kale: Akropol tepesinin çevresinde kuruludur. Akropol tepesi: denizden 25 metre yükseklikte, miyosen bir kalker alt yapılı kaya üzerinde. Tepenin çevresinde: yaklaşık uzunluğu 740 metre olan bir sur bulunuyor. Bu sur: biçimleri ve planları farklı, 15 kule ile desteklenmiş.

Sur duvarları: yer yer 3 metre genişliğe yaklaşmakta, yükseklikleri ise: 25 metreyi bulmakta. Surun günümüzde toprak altında kalan kesimlerinde de: duvar kalıntıları görülüyor. Ama: bunlar, daha önceki dönemlere (arkaik ve Helenistik) uzanıyor.

Kaleye giriş; iki kapıdan sağlanıyor. Kapılardan biri doğu ve diğeri ise kuzey taraftaki surlarda. Doğu kapısı: 3 metre genişliğinde, tonozlu, biri altıgen kareye yakın planlı kule ile desteklenmiş.

Kalenin içinde: akropol bölümü: üzerine kurulu olduğu kaya: düzeltilerek değişik biçim ve ölçülerde, mekanlar oluşturulmuş. Kaya içine oyulmuş: mahzenler, dikdörtgen biçimli odalar ve değişik işlevli mimari kalıntılar var. Burada: çoğunluğu elle biçimlendirilmiş, koyu gri renkli keramik kalıntılar bulunmuş.

Genellikle: geniş ağızlı örneklerden oluşan bu çömlek gurubu, Aiolların, Enez’de yurtlanmalarından önce burada yaşayan yerli halk tarafından yaygın olarak kullanılmış. Bazı uzmanlar tarafından, Aiol keramiği adı verilen bu çömlek gurubunun kökeni konusu henüz tartışmalı.

Edirne Enez Kalesi

 

Kale içinde: arkaik çağda, mimariye çok önem verildiği ve bu alanda şaheserler yaratıldığını kanıtlayan çok amaçlı, büyük mekanlar bulunmuş. Ortaya çıkarılan kalıntılardan anlaşıldığına göre: bu döneme ait dini yapıların duvarları veya çatı saçakları, ön yüzleri değişik renkli motiflerle süslü, pişmiş toprak levhalarla kaplıymış. Evet: kale yapısını gezebilirsiniz. Surlar gerçekten tüm görkemiyle günümüzde ayakta durmakta.

Edirne Enez Kalesi Nekropol

NEKROPOL

Enez’de, günümüzde spor tesisleri ile Taşaltı Gölü arasında, doğu-batı yönünde uzanan taş döşemeli bir yol var. Bir kolu doğuya, Keşan yönünde uzanan bu yolun diğer kolu ise, kuzeye yönelerek, Enez’in yaklaşık 35 km. kuzeyinden geçen ve doğu-batı yönünde uzanan “Via Egnatia” ile birleşiyor.

Eski çağda, Enez’e ulaşan tek karayolu bu yol imiş. Bu yol: Taşaltı yamacı boyunca uzanan mezarların ve mezar anıtlarının önünden geçerek, şehrin içine giriyor.

Edirne Enez Kalesi Nekropol

 

Mezarlıklar; eski çağ kentlerinde, genellikle kentin girişinde ve yolun yanında olurdu. Böylece, kente gelenler, görkemli anıt ve mezarları görür ve selamlarlardı.

Edirne Enez Kalesi Nekropol

 

Evet: Taşaltı yamacı: dikey eğimli, yaklaşık 30 metre yüksekliğinde. Nekropol; bu yamacın en alt kesiminde, kuzey-güney yönünde uzanıyor. Ön sırasında: görkemli anıtlar, podyumlu lahitler, doğuya bakan ön yüzlerinde mermer kabartmalar bulunan lahitler var.

Bu güzel eserler arasında: en ilgi çekici olanı: 4 basamaklı bir kaide üzerinde yükselen anıt gözünüze çarpacak. Yapımında kullanılan mimari teknikler ve süsleme öğeleri olan aslan ayaklar ile, stilize sarmal dal motifler, anıtta Helenistik çağın kendine özgü karakteristik özelliklerini yansıtıyor.

Nekropol’un kuzey kısmında: 2.10 x 2.40 metre ve üst kısmı ise 1.70 x 2.00 metre boyutlarında yapılmış, başka bir anıt var. Yukarı doğru orantılı olarak daralan anıtın, yüksekliği 2.30 metre.

Dış yüzü üzerinde, in situ olarak ele geçen kalıntılardan anlaşıldığına göre, anıt: renkli ince mermer levhalarla kaplanmıştı. Anıtı oluşturan blok taşların bağlantısı, harç yerine kurşun kenetler kullanılarak yapılmış.

Evet: burada, birçok görkemli anıt ve lahitler var. Lahitler: yerli kalker taşından yapılmış olup, üzerlerini semendar biçimli iki veya üç taş kapak kapatmaktadır. Lahitlerin içinde, genellikle bir, seyrek olarak da iki iskelet bulunmaktadır.

Kiremit mezarlar ise: yanlarda ikişer olmak üzere, karşılıklı yerleştirilmiş dört kiremitten oluşur. Bu mezarların içinde: lahitlerde olduğu gibi, bir veya iki kişi gömülmüş. Kiremitlerin üzerinde, üretildikleri atölyenin amblemi görülüyor.

ROMA VİLLASI

Kale dışındaki en önemli antik kalıntılardandır. Gazi Ömer Bey mahallesinde bulunmaktadır. Bu alanda: yapılaşma bulunduğundan, antik yapının tümü açığa çıkarılamamıştır. Villanın tabanı: irili-ufaklı renkli taşcıklardan oluşturulmuş, değişik kompozisyonlarından oluşan mozaik ile kaplıdır. Mozaik taban üzerinde, bronz heykelcikler ve çok sayıda sikke ve değişik çömlekler bulunmuştur.

Bu buluntular, villanın zengin bir Enezliye ait olduğunu göstermekle birlikte, Roma döneminde, Enez’in Sosyo-ekonomik yapısını ve halkın yaşam tarzını yansıtması açısından önem taşıyor.

Edirne Enez Kalesi Antik Cadde

ANTİK CADDE

Şehir merkezinde, Bekir Ağa Caddesinin kenarındaki boş alanda: Helenistik ve Roma dönemlerinde, antik Ainos kentinin önemli caddelerinden biri ortaya çıkmıştır. Bugünkü, toprak düzeyinin 2.15 metre altında bulunan cadde, kuzey-güney yönünde uzanmaktadır. Cadde, büyük blok taşlarla, balık sırtı biçiminde döşenmiştir.

KİLLİK TEPE

Killik adıyla bilinen alan, Enez’in ikinci yüksek tepisidir. Enes Belediyesi tarafından, kiliğin güneyinde yapılan yol genişletme çalışmaları sırasında, MÖ.6 ve 5’nci yüzyıllara tarihlenen, kırık vaziyette, çok miktarda, çömlek parçaları toplu olarak ortaya çıkarılmıştır.

Yapılan kazı çalışmaları sonucunda: 1.50 metre derinliğinde olan kil dinlendirme havuzları ortaya çıkarılmıştır. Havuz tabanının: 0.40 metre kalınlıktaki bölümü, tamamen saflaştırılmış kil içermektedir. Bu kil havuzunun, en geç MÖ.4’ncü yüzyıla ait olduğu tespit edilmiştir. Enez’de gelişmiş bir çömlekçiliğin varlığı, böylece kanıtlanmıştır.

Keşan tanıtımı.

İpsala tanıtımı.

Edirne tanıtımı.

 

Çanakkale Asos Behramkale

Çanakkale Asos Behramkale

Asos: daha çok İstanbul ve yakın çevresinden ziyaretçileri yoğun olan bir yer. Burada: sizi, sessiz bir ortam, harika tarihi güzellikler, deniz bekliyor. Deniz deyince, Asos merkezde, denize girme imkanı yok, yakın çevredeki otel ve pansiyonların önünden girilebilir ama yine de, buranın denizi, soğuk, yani Asos’a giderken, tamamen denize girme özlemi ile gitmemek gerek.

Ben: son olarak, Asos-Behramkale bölgesine, Temmuz 2018 tarihinde gittim ve bu gezideki güncel notlarımı, buradaki yazıda sizlerle paylaşıyorum. Öncelikle şunu bilmek gerekir: yörenin eski ismi “Asos” iken, yeni ismi Behramkale’dir. Yani, ayrı bir Asos veya ayrı bir Behramkale aramamak gerekir.

Çanakkale Asos Behramkale

 

ULAŞIM

Çanakkale’den çıkıp, İzmir yolunu takiben güneye inerken, yaklaşık 1 saat sonra, Assos-Behram Kalesi tabelasını göreceksiniz, sonra tabelanın gösterdiği yoldan yaklaşık 20-25 dakika ilerledikten sonra, Asos’a varacaksınız.

Ayrıca; Balıkesir-Edremit ve batıya giden yolu takiben, Akçay-Küçükkuyu üzerinden de, Asos- Behram Kalesine ulaşabilirsiniz. İstanbul’a toplam 380 km. ve İzmir’e ise 290 km. uzaklıkta.  Akçay yöresinden, buraya ulaşmak isterseniz belli bir süre sonra ana kara yolundan ayrılarak, ara yollara girmeniz gerekiyor, ama sonuç olarak yol çok sıkıntılı değil.

Çanakkale Asos Behramkale

 

TARİHİ SÜREÇ

Ünlü Coğrafyacı Strabon’a göre; Assos, MÖ.2 bin yıllarında, Lelegler tarafından kurulmuş. Kentin ismi Assa olup, Luvi dilinde yerleşim anlamına gelir. Kentin gelişmesi, Midilli Adasından gelen göçmenlerin buraya yerleşmesinden sonra olmuş. MÖ.560 yıllarında, Lidyalılar bölgeyi ele geçirdiklerinde, Assos, Edremit Körfezinin kuzeyindeki en önemli ve güçlü kentlerden biri imiş. Denizden 283 metre yükseklikteki tepeye, zamanla, Athena Tapınağı ve tepenin eteklerinde ise bir tiyatro kurulur.

MÖ.546 yılında, Persler, Ege bölgesini ele geçirirler ve Assos Pers sınırları içine girer. MÖ.387 yılında, Pers yanlısı bir yönetici olan Eubolos, kentin yönetimini ele geçirir. Kentin ondan sonraki hakimi ise, azatlı kölesi ve mirascısı Hermias’tır. Hermias felsefe eğitimi görmüştür.

Ünlü felsefeci Platonun öğrencisi olmuş ve mantık biliminin kurucusu Aristotales’in arkadaşıdır. Aristotales, Hermias’ın çağrısı üzerine, Assos’a gelir. Hermiasın kuzeni Pyhias ile evlenir. İşte, Assos, ünlü Filozof Aristotalesin burada evlenmesine neden olacak güzellikte, saklı bir cennet.

Asos’ta 3 yıl kalan Aristotales, Gymnasıon’da dersler verir. Burası, bir felsefe okulu gibi kullanılır. Eflatun ve Sokrates de, bir zaman, burada dersler verirler. Doğrusu, Asos, felsefe dersi almak için çok uygun bir yer. Çünkü, limanın çok romantik ve değişik bir atmosferi var.

Büyük İskender’in, Persleri Anadolu dan çıkarmasından sonra, Assos çok gelişir, kent imar edilir. MÖ.241 yılında ise, Bergama Krallığının egemenliği altına girer. Daha sonra ise, Roma devletinin Asya eyaletlerinin bir parçası olur.
14’ncü yüzyılda, Sultan Murat Hüdavendigar zamanında, kent, Osmanlı topraklarına katılır ve Behram Kalesi adını alır.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Asos’ta ilk kazılar, 1881-1883 yılları arasında Amerikalı araştırmacılar tarafından yapılır. Daha sonra uzunca bir süre ara verilen kazılara, 1980 yıllarında, Türk arkeolog ve araştırmacılar tarafından yeniden başlanır. Sonuçta, yılların emeğiyle, antik tiyatro ortaya çıkarılır.

GEZİLECEK YERLER

Behramkale bölgesine ulaştığınızda: aracınızı burada park edebilirsiniz. Park ücreti: 5 TL. Sonra, yukarı doğru tırmanmaya başlayın, antik bölgeye ulaşıyorsunuz. Antik bölgeye yani Akropolis bölgesine giriş ücreti: 8 TL.

Ama, müze kart geçerli. Hatta, Müze kartı olmayanlar için, burada çok kısa bir süre beklemenin sonucunda, Müze Kartı çıkartılıyor. Giriş kapısındaki görevlilerin, özellikle çok kibar olduklarını ifade etmek istiyorum.

Çanakkale Asos Behramkale

 

Evet, biraz önce söylediğim gibi, arabanızı park ettikten sonra, yaklaşık 10-15 dakikalık bir yürüyüş yapmanız gerekiyor. Yokuş yukarı ama keyifli bir yürüyüş, çünkü, yol boyu tahta tezgahlar üzerinde birçok satıcı, gerek yöresel ürünler ve gerekse el işi ürünlerini sergileyip satışa sunmuşlar.

Bunlardan hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz. Ama, özellikle: buraya özgü küçük örgü heybeler ve gerek limon kekiği ve gerekse doğal kekik, mutlaka almanızı öneririm. Çünkü, buraya has bir lezzet. Doğal kekik: 3 su bardağı 10 TL. iken, daha ağır olan (az kullanılması gereken) limon kekiği ise, 2 su bardağı 10 TL. den satılıyor.

Antik bölgeye vardığınızda, Akropolis bölgesine girmeden önce, hemen solda bulunan tarihi camiyi gezmenizi ve görmenizi öneriyorum. Burası: Alaattin camisidir. Özellikle, kapı bölümüne dikkatinizi çekmek istiyorum.

Caminin önündeki boşluk, ahşap yürüyüş yolu yapılarak gayet düzenli hale getirilmiş, muhteşem bir manzara ziyaretçileri bekliyor. Tuvalet ihtiyacı için, hemen burada bulunan ve 1 TL. karşılığında kullanılan ve yöre köylüleri tarafından işletilen tuvaletler çok temiz.

Çanakkale Asos Behramkale  Hüdavendigar Camii

Çanakkale Asos Behramkale  Hüdavendigar Camii

 

HÜDAVENDİGAR CAMİİ

Bir tepenin üzerinde, 14’ncü yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Osmanlı dönemine ait tipik bir yapı. Caminin giriş kapısı yakınında, Skamantos Kralı tarafından onarımı yaptırılan Carnellus Şehrinin kilisesinin bulunduğu ve kilisenin kapısına yazdırdığı yazıtın günümüze kadar ulaştığı ( yalnızca üzerindeki haç işaretinin iki kanadı kırılmış) görülebilmekte. Caminin iç süslemelerindeki kadırga resimleri de, cami mimarisinde alışılmış değil, Mutlaka görülmeli.

Evet, bu ilginç camiyi gezdikten sonra, giriş kapısından girerek, Akropolis bölgesine giriyoruz.

Çanakkale Asos Behramkale Akropolis

 

 

Buraya girdiğinizde, sağ bölümden yukarıya doğru ilerlemenizi öneriyorum. Sağ bölümden gezmeye başlayınca, karşınıza önce bir yapı kalıntısı çıkıyor.

Artemis Tapınağı

 

Sonra devam ettiğinizde, on metre sonra Artemis tapınağının sonradan yapılmış bir betimlemesi (camekan içinde) görülüyor. Minyatür, camekan içindeki, o dönemin izlerini yansıtıyor. Ziyaretçiler için güzel bir sunu. Bu arada çevrenizdeki muhteşem manzarayı izlemek durumunda kalıyorsunuz ki, gerçekten çok büyük ve geniş bir alan rahatlıkla izlenebiliyor.

Ben, bu girişten sonra, Asos antik kentiyle ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Denize ve karaya hakim bir volkan konisi tepe üzerine kurulmuş Akropol, yaklaşık 3 km. uzunluğunda, çevresindeki surların 6’ncı yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Surların uzunluğu 4 km. En son dönem surları, 4’ncü yüzyıla ait. Bunların onarılarak Roma döneminde de kullanıldığı sanılıyor. Günümüzde ise, surların büyük bölümü ayakta ve iyi durumda.

En yüksek noktada, Athena Tapınağı var. Tepenin eteklerinde ise tiyatro. Kentin güneybatı yönündeki konut alanlarında yapılan kazılarda Hıristiyan mahallesi bulunmuş. Bölgede gezerken, kafanızı ufka kaldırdığınızda, deniz yüzeyinde, hemen karşınızdaki Midilli adasının muhteşem görüntüsünü görebilirsiniz. Tepeden, güneye denize doğru teraslar iniyor.

Bugünkü köy ise, kuzeye doğru yerleşmiş. Türkler bölgeye geldiklerinde, güneye doğru yerleşim durmuş. Bunun, korsanlardan korunmak için olduğu düşünülüyor. Oysa antik dönemde, kent denize bakıyor da ve Egenin ünlü imbat rüzgarını alıyordu.

Kette, zor işlenen ama dayanıklı bir taş kullanılmış. Bu taşa, antik yazarlar ” insan yiyen taş ” ismini vermişler. Mezarlıklarda kullanılan lahitler ise çok değerli imiş. Bunların değeri, lahitlerin yapımında kullanılan şap imiş.

Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı

Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı

Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı

 

ATHENA TAPINAĞI

Athena, mistik dönemde, üretici zekanın ve savaşların tanrıçası. Ülkeyi saldırılardan korurmuş. Bir başka özelliği ise, şehir tanrıçası ve uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısı imiş. Mitolojide, kadınlara dokumayı öğreten tanrıça olarak geçiyor. Dokumanın bu yörede, bu kadar önem kazanmasının nedenlerinden biri olarak da belki düşünülebilir.

Athena adına, antik çağda şehirlerde tapınaklar yaptırılmış. Assos şehrinde ise, Athena adına yaptırılan bir tapınak var ve akropolün en yüksek yerine, 236 rakımlı tepeye yapılmış. MÖ.525 yılında yapıldığı tahmin ediliyor. Asos un en önemli tarihi yapısı. Yapının önemi, mimari özelliklerinden kaynaklanıyor. Anadolu da, arkaik çağda yapılmış ve kabartma firizlere sahip tek örnek yapı.

Dorik üslupla olmasına karşın, İyon üslubunun özelliği olan çatı altı firizleri var. Bu anlamda, mimaride, birden fazla medeniyetten etkilenildiği söylenebilir. Yanlarda 13 er, ön ve arkada ise 6 şar sütunla çevrili, pepiteros planında. İki basamaklı platform, günümüze kadar ulaşabilmiş. Batı kanadı, 1.20 metre yüksekliğini hala korumakta.

Kazı çalışmalarında sağlam kalmış sütunlardan çıkarılan kalıplar ile, yeni sütunlar dökülmüş ve böylece tapınağın bir bölüm sütunu ayağa kaldırılmış.

Tapınağa ait bazı sütun parçaları ise, Berlin müzesinde sergilenmekte. Tapınağın kabartmaları ise: Paris, Bostan (1881 yılında kaçırılmış) ve İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Dorik başlıklar, sütun kaideleri ve öbür mimarı kalıntılar ise, çevrede görülmekte.

Çanakkale Asos Behramkale

Çanakkale Asos Behramkale

 

Bu muhteşem tapınağa mutlaka çıkın ve Ege denizinin manzarasını seyredin. Özellikle, buradan gün batımı bir harika, sakın kaçırmayın.

Evet, buranın en önemli kalıntısı, Artemis Tapınağı. Bu tapınağı da gördükten sonra, çıkış kapısına doğru ilerliyoruz Tapınağın tepenin en üst noktasında bulunması ve çevreye hakimiyeti muhteşem.

Çıkış kapısından çıkıyoruz ve geldiğimiz yoldan aşağıya doğru ilerleyerek aracımızın bulunduğu otopark bölgesine ulaşıyoruz. Aracımızı aldıktan sonraki hedefimiz, bu kez “Liman” bölgesidir. Yalnız, daha önceki gelişlerimde de şahit olduğum üzere, limana inen yol çok korkunç, dar ve virajlı, burada aşırı dikkat göstermeniz gerekiyor.

Limana inen bu yolda ilerlerken, solunuzda yine bir kısım antik kalıntı göreceksiniz, bir süre mola verip bunları da izleyebilirsiniz.

Çanakkale Asos Behramkale Tiyatro

 

TİYATRO

1985 yılından bu yana, tiyatroda, arkeolojik çalışmalar sürdürülmekte. Tiyatronun tarih içinde, deprem gördüğü ve çöktüğü tespit edilmiş. Devrilmiş duvarları yeni baştan örülmüş. İki yandan tonozları varmış, tonozlardan biri yeni üretilen taşlarla ayağa kaldırılmış. Yeni çalışmalar ile, oturma sıralarındaki eksiklikler tamamlanmış. 10 yıl öncesinde tanınmayacak bir durumda olan tiyatro, günümüzde, bilimsel kazı ve restorasyonlar sonucu gün ışığına çıkarılmış. 4000 seyirci kapasiteli.

Harabe yapı, bir zamanlar taş ocağı olarak kullanılmış ve taşları, bölgedeki diğer yapılarda bolca kullanılmış. Sahne binasının yanından giden, 2000 yıllık bozulmamış bir cadde ortaya çıkarılmış, görülebiliyor.

Çanakkale Asos Behramkale Batı Nekropolü-Mezarlık

 

BATI NEKROPOLÜ-MEZARLIK

Mezarlık, MÖ.7’nci yüzyıldan, 2’nci yüzyıla kadar, 900 yıl kullanılmış. En eski gömüler, yakılan cesedin küllerinin çömleklere konulup, ağzı kapatılarak gömülmesi şeklinde imiş. Sonradan daha büyük küplere, ölü, ana karnında gibi konularak gömülür olmuş. Dönemin inancına göre, ölü geri gelmesin diye. küpün ağzı taş ile kapatılıyormuş. Ölen erkek ise, geri gelme ihtimaline karşın, eşi, tanınmamak için, bir süre peçe ile dolaşıyormuş.

Günümüzde, batı dünyasındaki cenazelerde, kadınların tül-peçe takmasının kökeninde, bu dönemdeki inanç olabilir mi?
Küp gömülere, ölü için hediyeler konuluyormuş. Türkiye’deki defin avcılarının mezar kazmaya meraklı olmaları ve çok sayıda ” bir küp dolusu altın ” bulma öyküsünün altında, bu kültürün bulunduğu anlaşılıyor.

Daha sonraki mezar tipleri, lahitler. Yüzeye yakın bulunan lahitlerin hepsi, daha önce defineciler tarafından soyulmuş. Ancak, altlardaki lahitlerde iskelet kalıntıları ve ölü hediyeleri bulunabilmiş. Bu buluntuların en değerlisi ise, MÖ.4’ncü yüzyıla tarihlenen, pişmiş topraktan yapılma bir kadınlar orkestrası heykelciği. Hiçbir müzede, benzer bir örneğini bulunmamakta imiş.

Yolda aracımızla ilerlemeye devam ediyoruz ve biraz sonra, Liman bölgesine ulaşacağız. Burada, yani liman bölgesi içindeki otopark sıkıntılı, benden size öneri, liman bölgesine varmaya yakın, yolun sağ bölümüne aracınızı boş bulduğunuz bir yere park edin ve liman bölgesine yürüyerek inin, çünkü liman bölgesi içindeki otopark küçük ve sıkıntılı, büyük olasılıkla yer bulamayacaksınız.

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

 

ASSOS İSKELESİ

Assos kentinin limanında, iki mendirek var. Bunlardan biri günümüzde onarılmış ve kullanılıyor. Limanda çoğu otel ve motel, geçen yüzyılda yapılmış taş yapılar. Bölgede yeni bina yapılmasına izin verilmiyor. Doğal olarak, mevcut taş yapılar yani otel olarak kullanılan taş yapılar, çok otantik görüntüler sunuyor.

Ama, buranın en ilgi çeken yanı: hemen denizin kıyısındaki restoranlar. Bu restoranlarda bir şeyler yerken, denize biraz ekmek kırıntısı attığınızda, birçok balığın toplandığını görebiliyorsunuz. Ayrıca: yine mendirek bölgesinde küçük bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Ama, burada en büyük önerim, hemen sol yanda, Asos otelin yanındaki dondurmacıdan dondurma almanız, bu muhteşem lezzeti mutlaka tatmanızı öneriyorum. Restoranlarda yemek yemek, elbette ekonomik güç ile orantılı ama mutlaka dondurma yemelisiniz.

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

      

SONUÇ

Assos’a yıl boyunca her mevsimde gidilebilir. Zaten kış tatillerinde de dolup taşıyor. Ama asla gürültülü-patırtılı bir yer değil. Bu huzur ortamı, sessiz. Athena Tapınağından mutlaka gün batımını görün. Ayrıca limanda, yine balığınızı yerden, gün batımını izlemenin keyfini tadın. Kısa bir zaman ayırdığınızda, Assos’tan mutlu bir şekilde ayrılmanız mümkün.

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Gelibolu tanıtımı ve şehitliklerle ilgili yazım için.

Çanakkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Altınoluk tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Çanakkale Gezi Planı

Çanakkale Gezi Planı

Çanakkale’nin başlıca şehirlerimize uzaklıkları şöyle: Ankara’ya 653 km., İstanbul’a 320 km. ve İzmir’e ise: 325 km.

GEZİ PLANI

Çanakkale için bir gezi planı düşünüyorsanız, bence: bu plan içinde: Gelibolu, Truva, Asos, Behramkale mutlaka olmalı. Ayrıca. şehir içindeki arkeoloji müzesini de görmelisiniz diyorum. Bunun dışında: mutlaka bu güzel ilimizde gezilecek yerler vardır. Ama; benim daha önce görüp, tavsiye edebileceğim yerler bunlar. Tercih sizin.

Evet: herhangi bir şekilde Çanakkale’ye ulaştığınızda, mutlaka bir tam gününüzü, Gelibolu yarımadasına, Tarihi Milli Parka ayırmalısınız.

İkinci bir gününüzde ise; sabah yarım günü, Truva antik kenti kalıntılarında, ikinci günün öğleden sonraki bölümünü ise; Behramkale ve Asos kalıntılarında değerlendirebilirsiniz.

Bu arada; Çanakkale içindeki arkeoloji müzesine, 2 veya 3 saat ayırmayı sakın ama sakın unutmayın.

Konaklama için; genelde, Asos tarafındaki oteller tercih edilebilir. Veya, Çanakkale içindeki otellerde olabilir. Gelibolu yarımadasında kalabileceğiniz bir konaklama tesisi yok. Belki, Gelibolu içindeki bir otelde kalabilirsiniz.

Evet; Çanakkale gezisi için tavsiye edebileceğim bir plan.

Otobüs ile gurup halinde gidecekseniz, gece yolculuk ve sabah doğruca Gelibolu Tarihi Milli Parkına inin, akşama kadar orada gezin ve sonra, akşam Asos tarafından bir otele geçin. Park alanında şehitlikler bölgesi ve Çanakkale savaşında kullanılan diğer yerleri görebilirsiniz. Buralar ile ilgili ayrıntılı gezi yazılarının bağlantıları şunlardır.

Çanakkale şehitliklerin tanıtımı ve gezilmesiyle ilgili yazım için.

Çanakkale savaşının geçtiği yerlerle (tabyalar, kaleler vb.) ilgili yazım için. 

Evet devam edelim.

Geceleme Asos tarafındaki bir otelde yapılabilir. Ertesi gün; sabah Asos ve Behramkale gezilir ve sonra, Truva antik kenti görülür, sonra Çanakkale arkeoloji müzesi ve Çanakkale şehir içi görülür ve yine geri dönüş yoluna çıkılabilir.

Asos-Behramkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Bunun dışında; zamanınız varsa, Gelibolu’nun içinde dolaşın, bu güzel ilçemizi keşfedin.

Gelibolu tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Çanakkale’de: Ezine istikametinde şehir çıkışında; orman içinde çok güzel dinlenme yerleri var, hatta restoranlar mevcut, buralarda yemek ve özellikle balık yiyebilirsiniz.

Çanakkale şehir merkezi tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Yine bu yol üzerinde, orman içinde bulunan, Çanakkale savaşı hatırası topları görebilirsiniz. Güneye indiğinizde, Küçükkuyu, Altınoluk, Edremit ve Kuzeye çıktığınızda ise, Lapseki’de muhteşem güzellikler sizi bekliyor olacak. Biga tarafına giderseniz, deniz kıyısındaki Karabiga’ya uğramadan sakın geçmeyin.

Karabiga’da; deniz kıyısındaki restoranlarda mutlaka balık yemeli ve kıyıda, iskelede gezmelisiniz. Yolunuz Gönen’e kadar uzarsa, kesinlikle termal kaplıcalara girin. Buradan geçerseniz, meşhur gönen pirincinden almayı unutmayın.

Güzel ülkem, gezmek için o kadar çok güzellik var ki, yeter ki zamanınız ve imkanınız olsun.
İyi yolculuklar.