Kapadokya bölgesi gezisine, bulunduğunuz yere göre; bölgedeki gezi planında belirttiğim ve sizin bulunduğunuz yere en yakın noktadan başlamanız mümkün. Ben; Ankara’dan hareket edildiğinde, bölgeye nasıl ulaşacağınızı, geziye nereden başlayacağınızı ve mevcut zamanınıza göre, nerelere gidebileceğinizi; anlatacağım. Siz; kendi tercihlerinize göre, gezi rotanızı ayarlayabilirsiniz.
Gezime başlama noktası olarak, Kapadokya’da; en uzak yer olan Derinkuyu-Kaymaklı yeraltı şehirlerini hedefliyorum.
Evet; Ankara’dan; (Ankara-Nevşehir arası uzaklık, 280 km.) Mamak-Elmadağ-Yahşihan ve Kırıkkale’ye geldiğinizde, güneye yönelerek Keskin-Akpınar-Kırşehir-Mucur-(Kayseri kara yolundan ayrılıyorsunuz)-Hacıbektaş (Arzu ederseniz, Hacıbektaş İlçesi ve Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi gezilebilir) -Gülşehir-Nevşehir-Derinkuyu.
Önce Derinkuyu yeraltı şehri gezilebilir ve sonra aynı yoldan geri dönüldüğünde, Kaymaklı yeraltı şehri görülebilir. Nevşehir-Kaymaklı arası uzaklık, 21 km.
Kaymaklı yeraltı şehri gezildikten sonra; Nevşehir ve Göreme-Avanos yolunu takip edilir; yol üzerinde; Uçhisar.
Nevşehir Kapadokya Gezi Planı: ; Ürgüp ile Nevşehir’in tam ortasında. Nevşehir merkezine: yaklaşık 10 km. uzaklıkta. Evet; Uçhisar’da görmek gereken yerler gezilir. Uçhisar’dan Avcılar köyüne gelinirken, sağdaki seyirlik noktasından muhteşem manzara izlenebilir. Burada, en yüksek ve en geniş gövdeli peri bacaları var. Uzaktan bakıldığında, bu sivri külahlı yapılar, çok hoş bir görünüm oluşturuyor. Uçhisar-Avanos arası: 10 km.
Sonra aynı yol takiben: Göreme. Nevşehir-Göreme arası uzaklık, 11 km. Göreme’ de; özellikle Göreme Açık Hava Müzesinde geziyoruz ve aynı yolu takiben; Çavuşin. Çavuşin gezildikten sonra, güneye, ara yoldan gidilir; önce Paşabağ ve sonra Zelve görülmeli. Zelve’den sonra ise; Avanos. Evet; Avanos’ta gerekiyor ise, gece kalınabilir. Nevşehir-Avanos arası uzaklık; 18 km.
Avanos’tan sonra; hedef: Ürgüp. Nevşehir-Ürgüp arası uzaklık, 20 km. Ürgüp gezildikten sonra, Nevşehir kara yolunu takiben gidilir; solda Ortahisar. Ürgüp-Ortahisar arası mesafe, yaklaşık 1 km.
Evet; Ortahisar’ı geziyoruz. Sonra, yine Nevşehir kara yoluna çıkılıp, Nevşehir istikametinde ilerleniyor. Nevşehir’den sonra; Gülşehir-Hacıbektaş yolu takip edilerek, Kayseri-Ankara kara yoluna çıkılır ve Ankara istikametinde yola devam edilir.
Sonuç olarak: ülkemizin en büyük turizm alanlarından birisi, mutlaka gezip görülmeli, uygun bir iklimde, bence mutlaka gidin ve bu güzellikleri doya doya geni görün.
Nevşehir denilince, gerek kişilerin ve gerekse Nevşehir kamu kurumlarının aklına hemen Kapadokya bölgesi geliyor. Nevşehir şehir merkeziyle ilgili, tarihi, özellikleri, gezilecek yerler hatta ve hatta şehir merkezinde bir müze var, bu müze ile ilgili bilgi alabileceğiniz çok kaynak yok.
Peki, Nevşehir şehir merkezine gitmek, gezmek ve tanımak isterseniz, hayır, şehir merkezine gitmeyin, Kapadokya’ya gidin gibi bir hava yaratılmış. Kapadokya’nın doğal ve tarihi güzellikleri ve özellikleri elbette söz konusu bile edilemeyecek üst düzeydedir, ama niye Nevşehir şehir merkezinde kısa bir mola vermeyelim?
Nevşehir
ULAŞIM
Nevşehir-Ankara arasındaki uzaklık: 277 km. Nevşehir-Kayseri arasındaki uzaklık: 81 km. Nevşehir-Niğde arasındaki uzaklık: 82 km. Nevşehir-Aksaray arasındaki uzaklık: 75 km. Nevşehir-İstanbul arasındaki uzaklık: 730 km. Nevşehir-Konya arasındaki uzaklık: 223 km. Nevşehir-Antalya arasındaki uzaklık: 538 km. Nevşehir-Kırşehir arasındaki uzaklık: 91 km.
TARİHİ
Yörede yapılan araştırmalarda, ilk yerleşimcilerin, MÖ. 3000’lü yıllara kadar uzandığı bilinmektedir. Ama, bu tarihi geçmiş, şehirle ilgili olmayıp, yöre ye atfedilmektedir. Yani, Kapadokya olarak bilinen büyük bir yöre. Burada: MÖ. 2000’lerde, Hitit uygarlığı yayılmaya başlar. MÖ.1150 yılına gelindiğinde ise, bu kez Asurlular görülür.
MÖ.7’nci yüzyılda ise, bu kez Persler görülür. MÖ. 333 yılında, İskender, Anadolu’nun diğer yörelerinde olduğu gibi, burada da Persleri yener ve yöreyi ele geçirir. MÖ.1’nci yüzyılda, bu kez Romalılar gelir. 1077 yılında, Malazgirt zaferi sonrasında, Türkler görülmeye başlar. 7 ve 8’nci yüzyılda ise: doğudan İran ve güneyden gelen Arap akınları, bölgeyi etkilemeye başlar.
Bölge halkı, bunları kabullenmez ve Hititlerden kalan yaklaşık 200 civarındaki yer altı şehirlerine yerleşirler. 13’ncü yüzyıla gelindiğinde, Horasan bölgesinden gelen Hacı Bektaş-ı Veli’nin etkisiyle, Türkler bölgede yerleşmeye başlarlar. 1515 yılına gelindiğinde, Yavuz Sultan Selim, bölgeyi Osmanlı toprakları arasına katar.
Evet, Hititler döneminde, şehir yerleşimi Nysaa adı ile bilinir ve Kahve dağı eteklerindedir. Osmanlı döneminde ise, Nysaa isimli bu şehrin yakınlarında, Muşkara isimli bir yerleşim kurulur. Aşağıda ayrıntılı olarak söz edeceğim gibi, Damat İbrahim Paşa, Muşkara’lıdır ve bunun doğal sonucu olarak, Muşkara köyü, hızla gelişir.
Şehrin tarih içindeki isimleri: biraz öncede sözünü ettiğim gibi: Nysaa ve daha sonra ise Soandos Nisa veMuşkera olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise, burada doğan Damat İbrahim Paşa sadrazam olduğunda, Muşkera olan isim değiştirilerek, buraya, “Yenişehir” anlamına gelen “Nevşehir” ismi verilmiştir. İbrahim Paşa, Osmanlı devletinde, 130’ncu sadrazamdır.
Ürgüp kazasına bağlı, Muşkara (bugünkü Nevşehir şehrinin bulunduğu yer) yöresinde doğmuştur. Sultan III. Ahmet’in kızı Fatma Sultan ile evlenerek, Osmanlı ailesine damat olur. Döneminde: Osmanlı topraklarında üretimi geliştirecek fabrikaların kurulması ve matbaanın getirilmesi gibi hizmetlerde bulunmuştur.
Doğduğu Muşkara köyüne ise: 2 cami, 1 medrese ve imaret yaptırarak, bu bölgedeki göçebe aşiretleri, yerleşik toplum haline getirmiştir. Zaten bu yüzden, yöreye “Nevşehir” ismi yani “Yenişehir” ismi verilmiştir.
Takip eden tarihi süreçte, Rumların yoğun yerleşimi olan bu bölge, Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan nüfus mübadelesi sonucu, Rumların ayrılmasıyla, tarihi ve turistik özellikleri ön plana çıkarılmıştır.
Daha sonra, Niğde ilinin bir ilçesi iken, 1954 yılında, il statüsüne kavuşmuştur. Çünkü: 1954 yılı seçimlerinde, zamanın iktidar partisine verilen oy oranı düşüktür.
Nevşehir
GENEL
Nevşehir; Şehir, ülkemizin İç Anadolu bölgesinde, Orta Kızılırmak bölümünde kalmaktadır.
Yörenin ekonomisinde üzümün yeri büyüktür. Çünkü: dünya üzerinde, 15 bin çeşit üzüm üretilmekte ve ülkemizde ise bunun 1200 çeşidi yetiştirilmektedir. Burada üretilen üzümün büyük bölümü: yerel tüketimde kullanılıyor. Yerel tüketim derken, bir kısmı kurutuluyor, bir kısmı pestil ve pekmez yapılıyor, diğer bir kısmı ise, şarap üretiminde kullanılıyor.
Özellikle: bölgede üretilen, beyaz üzüm türü “Emir” çeşidi, şarap üretimine uygundur. Bölgede çok miktarda üretilen “Dimrit” üzümünden ise yine şarap yapılıyor, ama üretilen bu şaraplar bekletilmeye uygun olmayan ve hemen tüketilmesi gereken şarap türüdür. Bu şaraplar, genellikle yöreyi ziyaret edenlere satılıyor.
Üretim dedim, ama yalnızca üzüm değil elbette. Yörede: patates üretimi de üst düzeydedir ve üretilen patatesler gerçekten lezzetlidir ve tercih edilir.
Nevşehir Üniversitesi
NEVŞEHİR ÜNİVERSİTESİ
Nevşehir; Üniversite, Avanos yolu üzerindedir ve 2007 yılında kurulmuştur.
Üniversite bünyesindeki fakülteler: İktisadi ve İdari Bilimler, Ticaret ve Turizm Eğitim, Fen-Edebiyat, Güzel Sanatlar Fakülteleri var. Ayrıca: Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri Enstitüleri bulunuyor.
Yani: 4 fakülte, 1 yüksek okul, 3 meslek yüksek okulu, 2 enstitü ve 1 araştırma merkezi var. Üniversitenin birimleri, şehirde, 4 farklı yerleşkede bulunmaktadır. Buralarda, yaklaşık 3500 öğrenci, eğitim görüyor.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Nevşehir yöresinde, bu yörede üretimi yapılan üzümlerden elde edilen “şarap” lar öne çıkıyor. Hatta: birçok yerde, şarap satış yerlerinde, arzu ettiğiniz şarabın tadına bakarak, satın alma şansınız var.
Bunun dışında, yöresel yemek derseniz: bu kez: ayva dolması, Nevşehir tavası ve bir tür etli fasulye yemeği olan ağpakla deneyebilirsiniz. Tatlı olarak ise, ceviz, pekmez ve un ile yapılan bulama önerebilirim. Son olarak, meraklılarına, bu yörede tatmanızı önereceğim: “üzüm turşusu”
NE SATIN ALINIR
Nevşehir yöresinde: özellikle Ürgüp-Avanos gibi yörelerde: dokunan kilimler ve atölyelerde, bizzat ziyaretçilerin gözü önünde yapılan çanak-çömlekler, özellikle turistler tarafından büyük ilgi çekiyor. Şehir merkezinde: yine bu çanak-çömlek gibi çeşitli ürünlerin satıldığı yerler var. Ayrıca: yine buraya has “bez bebekler” büyük ilgi çekiyor. Tercihinize göre, satın alabilirsiniz.
Nevşehir
KONAKLAMA
Öğretmenevi Atatürk Bulvarı. 384-2132412
Polisevi Güzelyurt Mahallesi 384-2135751
Jandarma Sosyal Tesisleri Yeni Mahalle 384-2123300
Nevşehir
GEZİLECEK YERLER
Nevşehir Müzesi
NEVŞEHİR MÜZESİ
Müze, günümüzde Kültür Sitesindedir. Müzede: arkeolojik ve Etnografik eserler sergileniyor. Evet, Kapadokya bölgesinde elbette tarihi özellikleri ön hatta üst düzeye çıkan birçok yer ve eser var ama şunu unutmamalısınız ki, Kapadokya bölgesinde ele geçen, bulunan birçok tarihi eser, Nevşehir’de bulunan bu müzede sergilenmektedir. Yani, burayı bence mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Evet, müze hakkında bilgi vermeye devam ediyorum. Müzeye giriş yaptınız ve çevresinde, lahitler ve taş eserlerin bulunduğu bir yoldan ilerleyerek: ana binaya giriyorsunuz. Kapı girişinin hemen yanında, bir lahit sergileniyor. Bu lahit, kaçakçılar tarafından bulunmuş, içindeki buluntular çalınmış ve daha sonra, lahdi görenler tarafından müze müdürlüğüne haber verilmesi üzerine, yerinden alınarak, buraya getirilmiş ve sergileniyor.
Bina: 2 katlıdır. Giriş katında: tarihi geçmişten günümüze kalan: hayvan fosilleri ve bir kısım kemik kalıntılar görülüyor. Hatta, bu kalıntılar içinde deniz canlılarının kalıntıları nı da görüyorsunuz ve Kapadokya bölgesinin çok eski dönemlerde bir iç deniz olduğunu düşünüyorsunuz.
Devam edip, arkeoloji salonuna girdiğinizde ise, biraz önce sözünü ettiğim gibi, Kapadokya bölgesinde bulunan çeşitli eserler, burada sergileniyor. Burada, özellikle: Civelek mağarasından bulunmuş ve yaklaşık 10.000 yıllık geçmişi olan mutfak eşyaları ilginizi çekebilir. Bu katta, görmenizi önereceğim bir diğer buluntu: bir güneş saati. 19’ncu yüzyılda, güneşin taşın üstündeki gölgesine göre belirlenen, bir zaman ölçme objesi.
Üst katta: Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait objeler sergileniyor. Yani, burası Etnografik bölümdür. Burada görmenizi önereceğim objeler: nadide el yazması eserlerdir. Ayrıca, bir halı dokuma tezgahı var.
Nevşehir Kalesi
NEVŞEHİR KALESİ
Şehrin eski yerleşim yerinde, bir tepe üzerindedir. Niğde-Aksaray-Kayseri kara yolu, kalenin hemen yakınından geçmektedir.
Selçuklular döneminde yapılmıştır. Osmanlı döneminde ise, Damat İbrahim Paşa zamanında onarılmıştır. Daha sonraki tarihlerde de onarım göre kalede, günümüzde surları görebilirsiniz. Bu surlar: kesme ve moloz taşlar kullanılarak yapılmıştır. Ayrıca, burçlarla takviye edilen sur duvarlarında, mazgallar görülüyor.
Nevşehir Kurşunlu Camii
KURŞUNLU CAMİSİ
Şehir merkezinde, Damat İbrahim Paşa parkının içindedir.
1726 yılında: Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapan: Mehmet ağadır. Yapı: dikdörtgen bir avlu içindedir. Bu avluya: 3 kapıdan girilir. Kuzeybatıdaki kapı üzerinde: Şair Nedim’in yazdığı: bir mermer kitabe var.
Cami avlusunda: kubbeli, sekizgen ve ahşap saçaklı bir şadırvan var. Kuzeydoğu bölümünde ise, minare var. Minarenin şerefesi: barok tarzında yapılmıştır. Cami, halen ibadete açıktır. Caminin özellikle, süslemeleri görülmeye değerdir.
Bayburt: Ülkemizde, en az nüfusa sahip olan ildir. Hemen il merkezinden geçen Çoruh nehri, buraya bambaşka bir hava verir.
Gezinti derseniz, bir baştan diğer başa: yarım saat.
Turistik güzellikler derseniz: Bayburt kalesi, saat kulesi. Ama, kale de harap vaziyette.
Bayburt
ULAŞIM
Bayburt-Gümüşhane arasındaki uzaklık; 78 km. Bayburt-Erzincan arasındaki uzaklık: 135 km. Bayburt-Erzurum arasındaki uzaklık: 126 km. Bayburt-Rize arasındaki uzaklık: 250 km. Bayburt-Ankara arasındaki uzaklık: 798 km.
TARİH
Şehir, Azziler tarafından kurulmuş ve takip eden dönemlerde, Kimmerler ve İskitler tarafından ele geçirilmiştir. Daha sonraki dönemlerde ise, Medler ve Persler burada egemenliği ele geçirirler. Sonradan, İskitler gelir. Yani: Saka Türkleri. Bunlar, şehirde, 4500-5000 yıl hüküm sürerler.
MÖ. 40 yıllarında, Romalılar bölgeye gelirler. MS.705 yılında, bu kez, Emeviler görülür. 715 yılında ise, Bizanslılar. 850 yılından sonra ise, Türkler.
1054 yılında, Selçuklular, yöreyi işgal ederler. 1081 yılında, Saltuk oğulları ve Mengücek oğulları, bölgede egemen olurlar.
14’ncü yüzyıla gelindiğinde ise, bu kez, yörede Akkoyunlu devleti görülür. 1514 yılında ise, bölge Osmanlılar tarafından ele geçirilir.
1828 yılına gelindiğinde, Rus işgali görülür ve işgal, Ekim 1829 tarihinde biter. 1916 yılına gelindiğinde ise, bu kez, Ermeniler ile birlikte, Ruslar yine bölgeyi işgal ederler.
Özellikle, Ermeniler tarafından, bu dönemde büyük katliamlar yapılır ve birçok Bayburtlu öldürülür.
İşgalin bitmesinin ardından, 1917 yılında Bayburtlular şehirlerine geri dönerler.
1927 yılına kadar Erzurum iline bağlı bir ilçe olarak bulunan yöre, bu tarihte Gümüşhane’ye bağlanır. 1989 yılında ise, İl statüsü kazanır.
Şehrin isminin kaynağı hakkında söylenenler şöyle: şehrin tarihi süreç içinde kullanılan isimleri: Payberd, Payper, Baberd, Paypert. 1647 yılında, şehri ziyaret eden Evliya Çelebi: Bayburt kelimesini, “zengin” anlamına gelen “Bay” ve “belde” anlamına gelen “yurt” ile belirlemektedir.
Osmanlı döneminde ise, şehir “Bayburt” olarak isimlendirilir.
Bayburt
GENEL
Şehir, Çoruh ırmağının kıyısında kurulmuştur. Çoruh ırmağı: bölgenin en önemli su kaynağıdır. Mescit dağlarında, 3300 metre yükseklikte doğar.
Birçok başka su kaynağını da alarak, Bayburt şehrine ulaşır. Şehir merkezinde, güney-kuzey doğrultusunda ilerler ve şehir çıkışında, Değirmencik deresinin suyunu da alır ve iyice hızlanarak akımına devam ederek il sınırlarını terk eder.
Evet, Çoruh ırmağı gerçekten bu ilin sosyal hayatında çok etkin. Sesi dinlendirir, huzur verir.
Bu nehrin kıyısında otururken yenecek bir et dönerin tadını, inanın başka bir yerde zor bulursunuz. Ancak, yine de, bu güzelim ırmak, Bayburtlular tarafından çöplük olarak kullanılır.
Ellerine ne geçerse, nehre atarlar. Yani, biraz önce söyledim ya, lezzetli bir et döneri yerken, nehir üzerinden geçen pet şişeler yanında, yatak-yorgan, teneke kutular vs. görebilirsiniz.
Bayburt
İl merkezinin denizden yüksekliği: 1560 metredir.
Yörede: Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu iklimleri, birlikte görülmektedir. Bunun sonucunda; yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlı geçer. Ancak, yükseltilerin fazla olmaması nedeniyle, Doğu Anadolu’ya göre, iklim biraz daha yumuşaktır.
Şehrin ekonomisi: tarım ve hayvancılığa dayanır.
Bayburt Taşı
BAYBURT TAŞI
Yüksek kaliteli Bayburt taşı, yörede ilkel yöntemlerle çıkarılıyor. Rezervleri yüksek olsa da, ilkel yöntemlerle çıkarılma sırasında, büyük zaiyatların söz konusu olduğu söyleniyor. Bayburt yöresinde, bu taştan yapılmış, ilginç yapılar görebilirsiniz.
Bayburt Dede Korkut Uluslararası Kültür Sanat Şöleni
BAYBURT DEDE KORKUT ULUSLAR ARASI KÜLTÜR SANAT ŞÖLENİ
Dede Korkut: bütün Türk kavimlerinin atasıdır. Türk destanları ve halk hikayelerinde: Dede Korkut adına ve onun söylediklerine, sıklıkla rastlanır. Dede Korkut’un, Bayburt ve çevresinde bir dönem yaşadığına inanılıyor.
Ancak, günümüzde de, bir diğer ismi “Korkut Ata” olarak anılan şahıs: sütün Türk dünyası tarafından yakından bilinmektedir. Mezarının, aşağıda ayrıntılı anlatacağım üzere, il merkezine bağlı Masat köyünde olduğuna inanılıyor.
Her yıl: Temmuz ayının 3. haftasında, burada, uluslar arası düzeyde, Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni düzenleniyor. Bu şölen kapsamında: konserler, sergi, sempozyum, şiir yarışmaları düzenleniyor.
BAYBURT ÜNİVERSİTESİ
Üniversite, 2008 yılında kurulmuştur.
Üniversite bünyesinde: 3 fakülte ve 2 meslek yüksek okulu var. Ayrıca: Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitüleri var. Fakülteler: İktisadi-İdari Bilimler, Mühendislik ve Eğitim Fakültesidir.
Meslek Yüksek Okulları ise: Bayburt Meslek Yüksekokulu ve Bayburt Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu.
Halen, Üniversite bünyesinde: 1350 öğrenci eğitim görmekte olup, ileriki yıllarda bu sayısın 3000’in üzerine çıkacağı düşünülmektedir. Eğitim kadrosu ise: 92 akademik personelden oluşmaktadır. Ayrıca: 110 idari personel görev yapmaktadır.
Öğrenciler için, barınma imkanları düşünüldüğünde: il merkezinde, 204 kız ve 292 erkek öğrencinin barınabileceği yurtlar bulunmaktadır.
Merkezdeki kampüs: Dede Korkut Kampüsü olarak isimlendirilmektedir.
Bayburt Ne Yenir
NE YENİR
Bayburt yöresine yolunuz düşerse, mahalli lezzetleri tatmak isterseniz, öncelikle önereceklerim: ekşi lahana, yeşil mercimekten yapılan galacoş, tel helvası ve yine lahana ile yapılan, yalancı dolma. Çünkü, yörede lahana çok fazla miktarda yetiştiriliyor.
Bunlarla bitmiyor, ilaveten yöreye has lezzetler: gındırlama köyfesi ( bir diğer ismi Bayburt köftesi), kefenli kebap yani Bayburt Taskebap. Aslında, bu tas kebap, bildiğimiz tas kebabından çok da farklı değil.
NE SATIN ALINIR
Bayburt yöresinde yaşayanların el sanatları olarak, ilk sırayı: ihram alır. İhram, her ne kadar yöredeki kadınların örtünmek için kullandıkları bir eşya ise de, günümüzde ihram dokunduğunda, ortaya daha değişik ürünler çıkmaya başlamış.
Bunlar: yelek, heybe, şal, fular, yatak örtüsü, kravat gibi. Bunlardan: arzu ettiklerinizi, kendiniz ve yakınlarınız için satın alabileceğiniz yerler, Halk Eğitim Merkezi.
Bunun dışında, yöreden: el işlemeli bakır ürünler satın alabilirsiniz.
GEZİLECEK YERLER
Bayburt Ulu Cami
ULU CAMİ
1285-1295 yılları arasında, Selçuklu Sultanlarından II. Gıyasettin Mesut tarafından yaptırıldığı biliniyor. 1967 yılında büyük bir onarımdan geçirilmiştir.
Günümüzde: caminin minaresi ve asıl ibadet alanına açılan iki kapı, orijinalliğini korumaktadır. Diğer bölümler, onarımlar sırasında, orijinallikten uzaklaşmıştır. Minare: caminin kuzey doğusundadır ve kare kaide üzerine, yuvarlak gövdeli olarak yapılmıştır.
Gövde üzerinde: geometrik ve bitki motifli mozaik çiniler görülüyor. Caminin en büyük özelliği: yaklaşık 2000 kişinin aynı anda ibadet edebileceği büyüklükte yapılmış olmasıdır. Ancak, yapıldığı dönem düşünüldüğünde, bu büyüklüğün nedeni anlaşılamamaktadır.
SAAT KULESİ
İl merkezinde, Vali konağı yakınındadır.
I. Dünya savaşı yıllarında, Rus işgalinden çekilerek, Çorum yöresine sığınan Bayburtlular, işgalin ardından geri dönünce, Çorumda gördükleri saat kulesinin aynısını, Bayburt’ta: Bayburtlu ustalara yaptırılmıştır.
Bu saat kulesi, Cumhuriyetin 1’nci kuruluş yıl dönümü olan, 29 Ekim 1924 tarihinde açılmıştır. Saat aksamı ise: Almanya’dan getirilmiştir. Kulenin yüksekliği: 22 metredir. En üst bölüme çıkılmak için, yaklaşık 42 basamaklı bir merdiven var.
TAŞHAN-BEDESTEN
İl merkezinde, Ulu cami yakınlarındadır. Yapılış tarihi ve yaptıran bilinmemektedir. Mimari özellikleri: taş ve tuğlada yapılmıştır. Giriş bölümü üzerinde, bir aydınlık feneri var. Bedesten yapısının: Yavuz Sultan Selim döneminde, hapishane olarak kullanıldığı biliniyor.
Günümüzde ise, bedesten: depo olarak kullanılıyor. Çevresi dükkanlarla çevrili. İçeriye girmek isterseniz, kuzeydoğu köşesinde ana kapı var.
Bayburt Şehit Osman Türbeleri
ŞEHİT OSMAN TÜRBELERİ
İl merkezinin batısında, Şehit Osman Tepesi olarak isimlendirilen: 1685 metre yükseklikteki yerde, iki türbe var. Bunların, Saltukoğulları döneminden kaldığı sanılıyor. Ancak, kitabeleri silik olduğundan, yaptıran ve yapılış yılları bilinemiyor.
Ancak: sarı taştan yapılmış bu türbeler, taş işlemeciliği açısından görülmeye değer. Mezar taşlarının, muhtemelen 600-700 yıllık oldukları sanılıyor. Yani her iki yapının da: 13-14’ncü yüzyıllarda yapıldıkları sanılıyor.
Türbelerde: Saltukoğulları Komutanlarından, Mengücük Gazinin erkek kardeşi Osman Gazi ve kız kardeşine ait olduğu sanılıyor.
Bayburt Kalesi
BAYBURT KALESİ
Urartular tarafından yapılan kale, Romalılar döneminde, onarım görmüştür. Ama, en büyük onarım, 1200’lü yılların başında, Selçuklu Sultanı Süleyman Şahın kardeşi tarafından yaptırılmıştır.
Kale üzerinde, bu büyük onarımı belirleyen, birçok “Arapça” kitabe bulunmaktadır. Bu 20 kitabeden, 17 tanesi, Tuğrul Şah dönemine aittir.
Kalenin çevresi, 3 km. dir. En geniş kısmı: 950 metre ve en dar yeri ise, 450 metredir.
Kaleye: Çinimaçin kalesi de deniliyor. Çünkü: kale yapısının batı ve güneş dış cephelerinde, mor ve yeşil firüze çinileri kullanılmıştır.
Özellikle, bu çiniler, güneşin doğuşu sırasında, güneş ışınlarını yansıtarak, muhteşem bir renk ve ışık çeşitliliği yaratıyorlarmış. Ancak, bugün bu çinileri görmeyi düşünmeyin, çünkü tamamen tahrip edilmişler.
Kale: 1514 yılında, Osmanlılar tarafından ele geçilir.1647 yılında yöreyi ziyaret eden Evliya Çelebi: kale içinde: bir mahallede, 300 ev bulunduğunu ve ayrıca bir cami bulunduğunu yazmıştır. Ancak, özellikle, 1828 yılındaki savaşta, kale, Ruslar tarafından büyük tahribata uğratılmıştır.
Bugün, kale içinde görebileceğiniz yapılar: ambar, su depoları, hapishane, koğuşlar ve hamam var. Ayrıca, surlar üzerindeki mazgallar ve siperlikler de ilgi çekici. Ayrıca, güney batı bölümünde bir cami var.
Caminin ismi: Ebul Fetih Camisi. Tüm bunların yanında, bir de kilise görülüyor. Kilise, kale içinde, hakim bir noktada. Kilise de, özellikle yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.
BENT HAMAMI
Bayburt kalesi eteklerinde, Çoruh ırmağına yakın bir yerdedir. Muhtemelen 16’ncı yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Yapının dış bölümü, çeşitli onarımlar nedeniyle orijinalliğinden uzaklaşmış olsa da, iç bölümü yani iç yapısı orijinaldir. İlginizi çekebilir.
Bayburt Bey Böyrek Türbesi
BEY BÖYREK TÜRBESİ
İl merkezinin 2 km. doğusunda, Erenli köyündedir. Peki, Bey Böyrek kimdir? Bu şahıs, Dede Korkut hikayelerinde adı geçen önemli bir kişidir. Günümüzde, burası, halk tarafından ziyaret yeri olarak değerlendiriliyor. Türbenin bulunduğu tepe, şehir merkezinden de görülebiliyor.
KIRKPINAR KÖYÜ-ŞİFALI YILANLAR
İl merkezine 22 km. uzaklıktadır.
Köyün eski ismi: Çıpkınıs. Cumhuriyet döneminden sonra ise, Kırkpınar olarak değiştirilmiştir. Köyün özelliği: Mayıs ayında çıkan yılanlar. Hatta: köy, bu nedenle “Yılanlı” ismiyle de anılıyor.
Gelelim, belki okurken biraz ürkeceğimiz bu yılanlar konusuna: Mayıs-Haziran aylarında, bu yılanlar toprak altından ve de özellikle köy girişinde bulunan Kırkpınar dağında ortaya çıkıyorlar.
Ancak, bu doktor yılanların: Behçet, yılancık, egzama, sedef gibi bir kısım hastalıkların tedavisinde iyi geldiği söyleniyor. Köye gelenler ve durumu bilenler: yılanları, vücutlarının rahatsız bölgelerine koyarak, rahatsızlıklarının tedavi edileceğine inanıyorlar.
Köy halkı: bu yılanlı tedaviyi ekonomik bir getiriye dönüştürmüş. Köye gelen ve yılanlardan şifa arayan ziyaretçiler, köy halkı tarafından, küçük bir ücret karşılığında, yılanlı tedaviye alınıyorlar.
Burada, her yıl Mayıs ayı içinde, Şifalı Yayınlar Festivali düzenleniyor. Bu festival sırasında, özellikle tedavi için, gerek yurt dışı ve gerekse yurt içinden birçok ziyaretçi bölgeye geliyor.
Bayburt Korgan Köprüsü
KORGAN KÖPRÜSÜ
İl merkezine bağlı Akşar beldesindedir. Yani: Bayburt-Gümüşhane kara yolunun 25’nci km. dedir.
Tarihi ipek yolu üzerinde bulunması ile önem kazanmaktadır. Halk arasında: Meliğin Köprüsü olarak da isimlendirilir.
Köprünün: 13-14’ncü yüzyıllarda yapıldığı düşünülüyor. Klasik Osmanlı dönemi köprülerine büyük benzerlik göstermektedir. Uzunluğu: 43 metre, genişliği ise 4 metredir. İki gözlüdür.
Kemerler ve korkuluklar sarı taştan, diğer kısımlar ise moloz taştan yapılmışlardır. Kemer yüksekliği: su yüzeyinden yaklaşık 5 metredir. Günümüzde de kullanılmaktadır.
Bayburt Aslan Dağı-Vilayet Ormanı
ASLAN DAĞI-VİLAYET ORMANI
Burada görebilecekleriniz: Orman evi, gölet, yarı olimpik yüzme havuzu, mesire alanı, çocuk oyun alanı, suni bir şelale, kamelyalar, hayvan barınakları, yürüme parkuru.
Ayrıca: 1996 yılında, yöreye çok miktarda ağaç dikilerek, yeşillendirme çalışmaları yapılmıştır.
SARUHAN KALESİ
İl merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıkta, Saruhan köyündedir. Kitabesi bulunmadığından, hangi yıl ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Ancak, büyük ihtimalle, Trabzon imparatoru Mithridates tarafından, savunma ve gözetleme amacıyla yaptırıldığı sanılıyor.
Bayburt Dede Korkut Türbesi
DEDE KORKUT TÜRBESİ
İl merkezine, 39 km. uzaklıkta, Masat köyündedir.
Mimari özellikleri düşünüldüğünde, çok eski dönemlerde yapıldığı belirlenmiştir. Halk arasında: “Ali Baba” yani “Büyük Baba” türbesi olarak bilinir. Ancak, buranın en büyük özelliği ve önem kazanan yanı, Dede Korkuta ait olduğunun düşünülmesidir.
Bilindiği gibi, Dede Korkut, Türk dünyası için önemli bir kişiliktir. Türbe yapısı üzerinde: 718 rakamı görülmektedir ve bu yapılış yılı olarak değerlendirilmektedir.
KOP DAĞI VE KAYAK SPORLARI TURİZM MERKEZİ
İl merkezine, yaklaşık 40 km. uzaklıktadır. Bayburt-Erzurum kara yolu üzerindedir.
Burası: Bakanlar Kurulu tarafından, 1991 yılında, Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Ancak, Turizm Bakanlığı tarafından henüz tam olarak yatırımlar yapılmamıştır.
Bölge, özellikle kayak sporları için çok uygun. Çünkü, kış mevsimi, burada uzun ve yoğun geçiyor. Yılın, yaklaşık 8 ayında, kar var. Dolayısıyla kayak yapma imkanı oluyor. Ayrıca: 1250 metre uzunluğunda ve 70 adet askılı teleksi tesisi var.
Kayak pistleri ise: 3000 metrelik zirveden başlıyor. Konaklama derseniz: yaklaşık 100 yataklı bir kayak evi, konaklama için hizmet veriyor.