Ordu Aybastı

Ordu Aybastı

Ünye-Akkuş-Niksar kara yolu, Karadeniz sahil yolunu, Doğu Anadolu’ya bağlayan önemli ulaşım yollarındandır. Akkuş-Ordu arası uzaklık: 125 km. Akkuş-Ünye arası uzaklık: 70 km. Akkuş-Niksar arası uzaklık: 39 km. Akkuş, Tokat arası uzaklık: 96 km.

TARİHİ

Ege kökenli Miletliler, denizci bir kavimdir ve kıyılara ağırlık vererek, bu bölgede kıyılarda Ticaret kolonileri kurmuşlardır. Sonra Persler kıyılarda Pazar siteleri kurarlar. Ardından yani Persler yenilip yok olunca MÖ 301 yılında bölgede Pontus krallığı kuruldu. Akkuş, Pontus devleti içinde dağlık ve ormanlık arazide bulunan bir köydü.

Gelelim bölgede Türk hakimiyetine. Danişmentliler, Malatya’dan Niksar’a kadar oldukça geniş bir bölgeyi ele geçirmişlerdir. Bu dönemde de Akkuş’da Türk hakimiyeti görülür. Danişment askerleri, bölgeye gelen ilk Türkler olmuştur. Danişmentlilerin yıkılmasından sonra bölgede Selçuklu hakimiyeti görülür.

1858 yılında ise, kayıtlarda bölgenin ismi “Karakuş” dur. Sivas eyaletine bağlı Canik sancağına bağlıdır. Karakuş yüzyıllar boyunca: Tokat ilinin ve iç kesimlerinin ticari mallarının kıyıya ve Ünye limanına ulaştırıldığı bir yer olarak kullanılmıştır. Yani, buradan geçen bir kervan yolu vardır.

Bu kervan yolu, Karakuş ve civarına ekonomik olarak büyük yararlar sağladı ve Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar kullanıldı. 1892-1920 yılları arasında Osmanlının son dönemlerinde Karakuş nahiye oldu. 1954 yılında Karakuş ilçe olur, ama ismi de Akkuş olarak değiştirilir.

Yine aynı yıllarda açılan Kereste fabrikası, 1990’lı yıllara kadar çalıştırılmış ve ilçe ekonomisinde büyük fayda sağlamıştır.

Ordu Aybastı

GENEL

İlçe Orta Karadeniz iç kesimlerinde bulunan Canik dağları Argan Tepesi eteklerinde kuruludur. Tokat iline yakın olduğundan, Tokat kültürü etkileri yaygındır. Arazi engebeli bir yapıya sahiptir. İlçe merkezi yüksek tepelerle çevrilidir.

Denizden yükseklik ortalama 1300 metredir. Çevresinde bulunan tepeler, orman ve çayırlık alanlarla kaplıdır. İlçe topraklarında Tif ve Karakuş ırmakları bulunur. Tif ırmağı, diğer bazı derelerle birleşir ve Yeşilırmak’a karışır.

Yörede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak her mevsim yağışlı geçer. Kışlar genellikle serttir. Yörede yaşayanların başlıca ekonomik kaynakları, tarım, hayvancılık, orman ve el sanatlarıdır. Yayla ve kış turizmi yoğundur.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse, patentli Akkuş Şeker fasulyesi almalısınız. Kendine has tadı, aroması ve kokusu vardır. Herhangi bir zirai mücadele ilacı ve suni gübre kullanılmadan yetiştirilir.

AKKUŞ KÜLTÜR, SANAT VE TURİZM FESTİVALİ

Akkuş Belediyesi tarafından organize edilir. Festival kapsamında, her yıl Kırkpınar seviyesini aratmayan yağlı güreşler yapılır, konserler ve çeşitli etkinlikler düzenlenir.

Ordu Aybastı Kar Festivali

KAR FESTİVALİ

İlçede kış turizmini geliştirmek için her yıl geleneksel olarak 1500 metre rakımlı Argan Yaylasında düzenlenir. Festivalde: kızak yarışları, kar etkinlikleri ve off-road yarışları düzenleniyor.

Ordu Aybastı

GEZİLECEK YERLER

Ordu Aybastı Küçük Kertil

KÜÇÜK KERTİL

Akkuş-Niksar kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 1.5 km uzaklıktadır. Burası bir mesire yeridir. Tamamen kayın ormanlarıyla kaplıdır ve deniz seviyesinden ortalama 125 metre yüksekliktedir. Yaz aylarında burada piknik yapılabilecek mesire yeri vardır. Kameriyeler, spor alanları, otopark ve çocuk oyun alanları bulunur.

 

BÜYÜK KERTİL

Küçükkertil’den yaklaşık 1 km daha ileridedir. Burada oldukça küçük bir tesis var. Burada da oldukça lezzetli et yiyebilirsiniz.

Ordu Aybastı Argan Yaylası

ARGAN YAYLASI

Akkuş-Niksar kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 3 km uzaklıktadır.

Rakımı ortalama 1600 metredir. Çevresi tamamen ormanlarla kaplıdır. Zirvesi ilçeye hakimdir. Havası ve suyu ile ünlüdür. Yaylada, Ağustos ayında bile kar bulunur. Ancak herhangi bir kayak merkezi kurulu değildir.

Yaylanın en büyük özelliği: kötü ve çirkin, beton yapılarla kirletilmemiş olmasıdır. Yayla, Turizm merkezi ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Yaylada, piknik yapabilirsiniz. Ayrıca trekking yani doğa yürüyüşü yapmak mümkündür.

Ordu Aybastı Anıt Kayın Ağacı

ANIT KAYIN AĞACI

İlçe merkezine bağlı 10 km uzaklıktaki Çayıralan köyündedir. Ağacın net yaşı bilinmemektedir. Ancak muhtemelen 220-320 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Yörede  “Gürgen” ağacı olarak isimlendirilir. Tepe çapı 27 metredir. Boyu 50 metredir. Çapı 1.9 metredir. Ağaç tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

 

UMUT BARAJ GÖLETİ

İlçe merkezine 13 km uzaklıktaki Karaçal köyündedir.

Göletin çevresi doğal bitki örtüsü ile çevrilidir ve bu alanda, aynı zamanda göl manzarası ile piknik yapmak mümkündür. Ancak buraya ulaşım yolu üzerinde yani, Baraj göleti yolu üzerinde, Tif çayı üzerinde alabalık tesisleri vardır. Burada üretilen alabalık oldukça lezzetlidir.

Ordu Aybastı Derviş Mehmet Türbesi

DERVİŞ MAHMET TÜRBESİ

Tuzak köyü mezarlığındadır. İlçe merkezine 19 km uzaklıktadır. Derviş Mehmet, günümüzden yaklaşık 900 yıl önce, Danişment Beyliği döneminde burayı fetheden biridir. Türbe yapısı, ahşap ve iki bölgelidir. Türbe içinde ilk girişte bir ve içeride dört sanduka vardır.

Ordu Aybastı Kevgir Kalesi

KEVGİR KALESİ

İlçe merkezine 30 km uzaklıktaki Seferli ve Alan köyü sınırları içinde, Erbaa ilçesi sınırındadır. Halk arasında kaleye “Keygür” ve “Keçi” kalesi de denilir.

Kalenin çevresi uçurum olup, savunmaya oldukça elverişlidir. Hasan Uğurlu barajına akan Tif çayı, kale topraklarını içine alacak şekilde bu bölgede “U” yapar. Kale, Tif çayından 400 metre yüksektedir.

İlçe merkezine uzaktır ve ulaşım yetersiz ve sıkıntılıdır. Kaleye doğu yönünden çıkılır. Doğu yönüne bakan kapısı, yarıya kadar toprağa gömülmüştür.

Kale, Pontus döneminde VI. Mitridat zamanında yapılmıştır.

Ordu Aybastı Kevgir Kalesi

Yapılış amacı: savunma, erzak ve silah deposudur. Kale de bir dönemler para basılan bir darphane bulunduğu tahmin ediliyor. Çünkü: kalenin çevresi uçurumlarla çevrilidir ve ayrıca surlar vardır, kaya içine oyulmuş gizli yollar, oyma odalar ve bu odalardaki potalar, burada bir darphane bulunduğu iddiasını güçlendirir.

Rivayetlere göre, kalenin içindeki yeraltı şehrinde işlenen altınlar, atlara yüklenip deniz kıyısına götürülür ve buradan gemilere yüklenerek Trabzon’a gönderilirmiş.

Kale yakınlarında MS 113 yılına tarihlenin bir Roma sikkesi bulunmuştur. Bu durum, kalenin yapılışından sonra Roma ve Bizans döneminde de kullanıldığını kanıtlamaktadır. Hatta kalenin Arap döneminde de kullanıldığı bilinmektedir. Çünkü kalede mermer kalıntılarda Arapça yazılar görülüyor.

Günümüzde kale harabe halindedir. Kale içindeki evlerin duvarlarında mermer parçaları bulunur. Bu evler harç ve tuğladan yapılmıştır. Ayrıca kale içinde: odalar, tüneller, merdivenler (bu merdivenler oldukça büyüktür, 8 kişi aynı anda merdivende yürüyebilir.), gizli bağlantılar ve yollar görülebilir.
Bu sözü edilen gizli yol: Tifi çayına doğru inmektedir ve toplam 752 basamak vardır. Bu tünelin bir başka rivayete göre, Akkuş topraklarında bulunan ve Esgeros Bank denen bir bankaya bağlandığı söylenir. Günümüzde bu tünele girilebilmektedir ancak tünelin içi oldukça serindir, yaz aylarında bile nefes verildiğinde buhar çıkar.

 

Odalar içine yapılmış potalar görebilirsiniz. Üç odada yaklaşık 75 tane pota tespit edilmiştir.

Son bir not, Kevgir kalesi, darphane derken, burada elbette definecileri çeken, efsaneler de bulunmaktadır. Pontus döneminde, burada darphane bulunduğuna inanılır. Söylenenlere göre, bu darphanede çalışan, altını işleyen işçiler, kendi aralarında anlaşarak, malzemeden çalarlar. Bunun üzerine kalede çalışan bütün işçiler bir eğlence sırasında zehirlenerek öldürülür.

Kale içindeki geniş tüneller ile altın basma potalarının bulunduğu tüneller taşla doldurularak kapatılır. Yani, kale içinde işlenmiş ve işlenmemiş halde tonlarca altın bulunduğu söylenmektedir.

Ayrıca bir de “Papazın Definesi” söylentisi var. Rivayete göre, sürgün olarak buraya gönderilen bir papaz, definesini burada toprağa gömmüştür.

Ordu Ünye hakkındaki gezi yazım için  Ünye

Ordu Ulubey

Ordu Ulubey

İlçe Ordu-Sivas karayolu kıyısında kuruludur. Ulubey, Ordu arası uzaklık: 22 km.dir. Ulubey, Gürgentepe arası uzaklık: 25 km.

TARİHİ

İlçe, önce günümüzdeki Ulubey ilçesinin güneyinde bulunan Bahaettin köyünde kurulmuştur. Gölköy’ün Şimşirlik köyünde çıkan veba salgını nedeniyle Gölköy’de oturanların, oradan ayrılarak Ulubey’e göç ettikleri söylenir. 1884 yılına kadar Bahaettin köyü merkez iken, Ordu-Sivas yolunun açılmasıyla köy yeni açılan bu yolun kenarına nakledilmiştir. Bahaettin köyüne ilk gelen Türk Beyinin ismine izafeden yeni kurulan yerleşim yerine “Ulubey” ismi verilmiştir. 1958 yılında ilçe olur.

Ordu Ulubey

GENEL

İlçe Canik dağları yamacında kurulmuştur. Köylerin ortasında kaldığı için ilçeye halk arasında “Merkez” ismi verilir. Dağlık bir yapıya sahiptir. Ortalama rakım 586 metredir. Yörede Karadeniz iklimi hakimdir. Her mevsim yağışlıdır. Yağışlar kış döneminde kar, yaz döneminde ise yağmur şeklindedir. İlçede yaşayanların büyük kısmı gerek yurt içi ve gerekse yurt dışına çalışmak için göç etmişlerdir. Bu yüzden kış mevsiminde ilçe köyleri terk edilmiş gibi boş kalır. Yaz aylarında ise, yöreye gelenler tarafından büyük bir canlılık yaşanır.

Ordu Ulubey Meslek Yüksek Okulu

ULUBEY MESLEK YÜKSEK OKULU

Ordu Üniversitesine bağlı olarak 2009-2010 öğretim yılında açılmıştır. 2020 yılında okulda 422 öğrenci eğitim görmektedir. Bugüne kadar ise 659 öğrenci mezun olmuştur.

Ordu Ulubey

GEZİLECEK YERLER

Ordu Ulubey Kadıncık Şelalesi

KADINCIK ŞELALESİ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktaki Kadıncık Köyündedir. Şelale Kadındık Köyü içinden akan dere üzerindedir.

Ordu Ulubey Kadıncık Şelalesi

410 metre rakımda bulunan şelale 10 metre yükseklikten akar. Şelalenin yanında, 200 yıllık olduğu söylenen bir değirmen vardır.

 

KIRANYAĞMUR KÖYÜ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır.

Kıranyağmur köyü çeşmesi

Çeşme 1866 yılında yapılmıştır. Üst örtüsü düz çatıdır. Taş malzeme kullanılarak yapılmıştır. Kitabe yeri günümüzde boştur. Batı cephesi hariç, diğer cephelerde yuvarlak kemerler görülür. Kemerleri, köşelerde iki sütun taşır. Sütunlar ion başlıklıdır. Üç cephede de yalak bulunur.

Ordu Ulubey Kıranyağmur Köyü Camii

Kıranyağmur  köyü camii

Taş malzeme kullanılarak yapılmıştır. Yapı kitabesine göre, 1865-1866 yılları arasında yapılmıştır. Kuzey cephede, iki girişi bulunur. Bu girişlerdeki kapılar, özgün değildir. Kuzeybatı köşede minare vardır. Minare iki şerefelidir.

 

YENİSAYACA KÖYÜ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktaki Yenisayaca Köyünün eski ismi “Fermude Sayaca” dır. 1960 yılında Yenisayaca olarak değiştirilmiştir.

Ordu Ulubey Sayacabaşı Yaylası Mesire Yeri

Sayacabaşı-Yaylabaşı Mesire yeri

Mesire alanı ilçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Mesire alanında: restoran, dağ evi ve çeşitli ihtiyaçların karşılanabileceği mekanlar bulunur. (1 bungalov ev, 3 kameriye, 1 kır gazinosu, 1 fırın ve tuvalet vardır.)

Ordu Ulubey Sayacabaşı Yaylası Merdiven

Merdiven

Kazancı Mahallesinde Bizanslılardan kalma bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Kalenin tek girişi vardır ve bu yolda sadece iki kişi yan ayna yürümek suretiyle çıkılan bir merdiven vardır. Orman içindeki merdivenin basamakları, ana kayaya oyularak yapılmıştır. Ancak bu merdivenlerden günümüze sadece 20 basamak kalmıştır. Daha önce korumaya alınmadığından kale defineciler tarafından büyük tahribata uğratılmıştır.

Ordu Ulubey Sayacabaşı Yaylası Su Kuyusu

Su kuyusu

Orman içinde, merdivene oldukça yakındır. Bazı kaynaklara göre yukarıda sözünü ettiğim kaleden günümüze kalmıştır. Ana kayaya oyularak inşa edilmiştir. Kuyunun içi su doludur, derinliği tespit edilememiştir.

KARAKOCA KÖYÜ

İlçe merkezine 9 km uzaklıktadır.

Ordu Ulubey Sarpdere Köprüsü-Kızılin Köprüsü

Sarpdere Köprüsü-Kızılin Köprüsü

Ulubey-Gölköy yolunda Sarp Deresi (Kızılin deresi) üzerindedir. Kızılin köprüsü olarak da bilinir. Karadeniz’den İç Anadolu’ya giden İpek Yolu üzerinde bulunduğu için İpek Yolu Köprüsü de denir.

Yazılı kaynaklara göre, Ordu-Sivas arasındaki ulaşımı sağlamak için 1870 yılında Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Köprünün hemen yanında 1960 yılına kadar mevcut olan bir han vardır, hanın günümüzde sadece kalıntıları görülür. İki küçük kemerli köprünün, küçük kemerinin 1970’li yıllarda yıkıldığı söylenir.

Ordu Ulubey Sarpdere Köprüsü-Kızılin Köprüsü

Taştan yapılan köprünün uzunluğu 12 metredir. Kemerli olarak tasarlanmıştır. Tek gözlü ve sivri kemerlidir. Köprü düzlemine her iki yönde de merdivenle ulaşılır. Köprünün hemen yanında, araçların geçebileceği yeni bir köprü yapılmıştır. Tarihi köprü, yaya geçişleri için kullanılmaktadır.

Köprü mevcut yol güzergahından aşağıda kaldığı için kullanılmıyorken son yapılan restorasyon sonucunda yaya trafiğine açılır.

Ordu Ulubey Karakoca Köyü Çeşmesi

Karakoca Köyü Çeşmesi

Kesme taş kullanılarak yapılmıştır. Üzerinde Osmanlıca yazılı kitabesi bulunmaktadır. Yalak bölümü, günümüzde ot ve toprakla kapatılmıştır.

 

KARDEŞLER KÖYÜ

İlçe merkezine 9 km uzaklıktadır.

Ordu Ulubey Küpkaya-Kardeşler Kanyonu

Küpkaya-Kardeşler Kanyonu

Öncelikle Küpkaya kanyonunun, bir gazetede uzman kişilerden oluşturulan bir jüri tarafından Türkiye’nin en güzel 10 kanyonundan biri olarak seçildiğini söylemek istiyorum.

Ordu Ulubey Küpkaya-Kardeşler Kanyonu

Yani, burada göreceğiniz güzellik, uzman kişiler tarafından da kanıtlandı. Gerçekten oldukça güzel bir yer, mutlaka gidip görmenizi öneririm.

Ordu Ulubey Küpkaya-Kardeşler Kanyonu

Gelelim tanıtıma: Ordu ilinin en güzel kanyonudur. Çünkü manzarası oldukça güzeldir. Kanyon doğal yapısı ve akıntılarla şekillendirilmiş kayalarıyla dikkat çeker. Suyun sıcaklığı sabittir, yaz aylarında bile suyun sıcaklığı 5 derecedir. Yaklaşık 850 metre uzunluğundadır.

Ordu Ulubey Küpkaya-Kardeşler Kanyonu

Rakımı 235 metredir. Görülmeye değer bu kanyonda kano sporu yapılmaktadır. Ayrıca alabalık tutmak ve yüzmek de mümkündür. Ayrıca kanyon yakınlarındaki Kovanlık düzünde piknik yapmak mümkündür.

Ordu Ulubey Kaya Mezarlar

Kaya Mezarları

Köyün güneyinde Küçük Çukur Mahallesi Evliya Harmanı karşısında bulunan İnönü Mevkiinde bulunan kaya kütlesinin üst kısmındadır. Kıranyağmur kaya mezarı olarak da bilinir. Kaya mezarı, yalçın bir kaya kütlesi içine oyularak yapılmıştır. Ancak kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmez. Muhtemelen Roma dönemi yapısıdır. Dikdörtgen bir niş içerisine alınmış ön cephe ve bu cephenin ortasında bulunan bir açıklıktan mezar odasına girilir. Girişi tek gözlüdür. Mezar odasında 30 cm eninde ve 10 cm derinliğinde ve 132 cm uzunluğunda, ölü çukuru bulunur. Tavanı beşik tonozludur. Mezar oldukça iyi korunarak günümüze ulaşmıştır.

Ordu Ulubey Ohtamış Şelalesi

OHTAMIŞ ŞELALESİ

İlçe merkezine 12 km uzaklıkta Ohtamış köyündedir. Karadeniz bölgesinin en büyük şelalelerinden birisidir. Şelale: üst havzadaki derelerden ve yağmur sularından beslenir. Yüksekliği 30 metre, genişliği ise 2 metredir. 90 derecelik bir eğimle dökülür. Rakımı 450 metredir. Burada: kamp yapmak ve yüzmek mümkündür.

ŞAHİN KAYASI

İlçe merkezine 16 km uzaklıkta Şahinkaya köyündedir. Burası sarp ve dik bir kayalıktır. Kayalığın üzerinde ve çevresinde, tarihi kalıntılar görülür. Bunlar: sarnıç, tünel, mağara, kaya mezarı ve kuyulardır. Kayalık, profesyonel ekipman eşliğinde dağ ve tırmanma sporu yapanların tırmanış için uygundur, bunun dışında ziyarete gidilmesi tavsiye edilmez.

Ordu Ulubey Çubuklu Kalesi

ÇUBUKLU KALESİ

İlçe merkezine 35 km uzaklıkta, Çubuklu köyündedir. Ulaşımı sorunlu değildir, Ulubey ilçe merkezini yukarıdan görmek için ziyaret edilir. Kale, sarp bir kayalığın oyulmasıyla yapılmıştır. Ancak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Ordu Ulubey Çubuklu Kalesi

Kalede çok ilginç kaya mezarları, mağara ve sarnıçlar bulunur. Ancak ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kale, 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Antik Eserler Listesine dahil edilmiştir. Kaleyi ziyaret ederseniz, çevrenin muhteşem manzarasını görebilirsiniz.

Ordu Ünye hakkındaki gezi yazım için  Ünye

Ordu İkizce

Ordu İkizce

İkizce, Ordu arası uzaklık 92 km dir. İkizce, Ünye arası uzaklık 30 km.

TARİHİ

Yörede ilk yerleşimin Rum Pontus Devleti yönetiminde olduğu bilinmektedir. Bu tarihler muhtemelen 1204-1461 yılları arasındadır. 1461 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından, yöre Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Osmanlı vezirlerinden Lala Paşa: bir seferi sırasında Eski Cami (günümüzdeki Ulu Cami) yanındaki düzlükte konaklamıştır.

Yöre halkı kendisini karşıladığında bir demet lale sunmuştur. Paşa, kendisine gösterilen bu ilgiden memnun kalmış ve yöreye “Lale” ismini vermiştir. Zamanla bu isim “Laleli” olarak kullanılmıştır. Daha sonra yerleşimin ismi “Laleli Mabeyceli” olarak kullanılmıştır. 1957 yılında yerleşimin ismi “İkizce” olarak değiştirilmiştir. 1972 yılında Belediye kurulur, 1990 tarihinde ise ilçe olur.

Ordu İkizce

GENEL

Yerleşim yeri, Akçay ırmağının iki yakasında tepelerin eteğinde kurulmuştur. İlçenin tam ortasından Akçay ırmağı geçer ve Karadeniz’e dökülür. Bundan dolayı, buraya “Dereiçi” de denilmektedir. İki yakalı olan ilçe, bir köprü ile birleşir.

Akçay ırmağı, ilkbaharda karların erimesiyle taşar, yaz döneminde ise suyu azalır. Karadeniz sahiline olan uzaklık 15 km dir. İlçenin denizden yüksekliği ortalama 130 metredir.

Ancak belde ve köylerin yükseklikleri değişmektedir. Yörede Karadeniz iklimi hakimdir, buna göre yazlar sıcak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Bitki örtüsü ormandır.

İKİZCE MESLEK YÜKSEK OKULU

2011 yılında Ordu Üniversitesine bağlı olarak kurulmuştur. Finans, Bankacılık, Sigorta, Sağlık Bakım Hizmetleri, Terapi ve Rehabilasyon bölümlerinde eğitim verilmektedir. Okul ilçe merkezine 800 metre uzaklıktadır. Ünye yönüne düzenli olarak toplu ulaşım bulunmaktadır.

Ordu İkizce

GEZİLECEK YERLER

LALELİ CAMİİ

Düzpelit Mahallesindedir. Çevresinde mezarlık bulunur.

Caminin hangi tarihte ve kimler tarafından yapıldığı belli değildir. En büyük özelliği, uzun yıllar önce yapılmış olmasına rağmen hiç yıpranmadan günümüze kadar gelmiş olmasıdır. Hiç çivi kullanılmadan yapıldığı için Çivisiz cami olarak da isimlendirilir.

Yani caminin yapımında kurtboğazı tekniği kullanılmıştır. Tamamen ahşap malzeme kullanılarak yapılmıştır. Zeminin nemli ortamından ayrılması için yani yerden gelecek nemden korunmak için, 45-50 cm yükseklikte taş bir zemin üzerine oturtulmuştur.

Türkiye’nin en eski ahşap camisidir ve yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahiptir. Çünkü 1994 yılında ağaçlar üzerinde bir inceleme yapılmış ve caminin 400-500 yıllık olabileceği söylenmiştir. Ahşap malzeme bölge iklimine dayanıklı, pelit ağacından yapılmıştır. İnşaatta kullanılan keresteler, Ünye Çatak köyü Düzpelit mahallesinden temin edilmiştir.

Caminin çift kanatlı kapısı, sanat tarihçileri açısından özel bir öneme sahiptir. Kapı çevresi kabartmaları ve kapı göbeği olarak yapılmış lale kabartması ise, oldukça dikkat çekicidir. Cami ismini bu lale motifinden alır.

Kapı üzerinde, en üstte yaşam çiçeği, üst kenarlarda ise stilize hayat ağacı motifleri ve lale figürleri bulunur. Lale ve hayat ağacı figürleri, Selçuklulardan itibaren Anadolu’da yoğun olarak kullanılmıştır. Yine içeride kadınlar mahfilini taşıyan ahşap dikmelerin başlıklarında da stilize lale motifleri bulunur.

Cami duvarlarında yelkenli resimleri ve bazı tarihler, sonradan kazınmıştır. Caminin iç dekorasyonu oldukça sadedir.

Yakın zaman önce restore edilmiştir. Bu restorasyonda: tavan, çatı ve bahçe bölümleri yeniden düzenlenmiştir. Çalışmalar sırasında hiçbir tahta yerinden oynatılmamıştır. Yani camiye tek bir çivi çakılmamıştır. Caminin büyük bölümünü oluşturan ahşap kısımlar ve kapısı, 500 yıl önceki orijinal haliyle aynen durmaktadır.

Caminin çatısında kullanılan oluklu kiremitler, Gençağa kalesinden getirilmiştir.

Caminin minaresi yoktur.

Cami önceden daha büyük inşa edilmiş, sonradan geçirdiği bir onarımla küçültülmüştür. Onarımdan artan kerestelerle yolcular için bir barınak yapılmıştır. Çünkü caminin hemen önünden geçen taş yol çevrenin bilinen en eski yoludur. Ancak bu barınak cami çevresi restore edilirken kaldırılmıştır.

Laleli camisinin dünü ve bugünü böyledir. Ancak Laleli Camisini daha iyi tanımak için, burası hakkında anlatılan bir efsaneden de söz etmek istiyorum. Evet caminin yapılmasıyla ilgili yöre halkı tarafından anlatılan efsane şöyledir.

“Yıllar önce, caminin yapılması için önce başka bir yer ayarlanır ve oraya caminin malzemeleri taşınır. Derken caminin temeli atılır ve akşam olunca herkes evine gider. Ancak ertesi günü, halk camiyi yapmaya devam etmeye gittiğinde, caminin temelinin yerinden söküldüğü ve kalasların da yerinde olmadığını görürler.

Ararlar ve sonunda camiyi temeli atılmış ve kalasları da şu anki caminin bulunduğu yerde bulurlar. Sonunda birkaç kez tekrarlanan bu olayın ardından bir keramet olduğu düşünülerek cami bugün bulunduğu yere yapılır.

Cami avlusu eski mezarlarla doludur. Bu yüzden, kurak mevsimlerde, insanlar yağmur duası için burada toplanırlar. Burada edilen duaların gerçekleştiğine inanılır.

ŞAHİNKAYA

Gazi Mahallesindedir. İlçe merkezine 3 km uzaklıktadır. Şahinkayası, sarp bir yerde, tabii bir granit kayadır. Kayanın içerisinde: insanlar tarafından yapılmış mağaralar vardır. Kaya bloğu: şahinler, akbabalar, kartallar ve kuzgunlar yaşadığı için Şahinkayası ismini almıştır.

Ordu İkizce Gençağa Kalesi

GENÇAĞA KALESİ

Karlıtepe Köyündedir.  İlçe merkezine 6.8 km uzaklıktadır. Bu yolun 2.4 km asfalt, kalan bölümü stabilizedir.

Ordu İkizce Gençağa Kalesi

Kale, 13’ncü yüzyılda Hacıemiroğulları Beyliği döneminde yapılmıştır. Evet, bence önce bu kaleye ismini veren Genç Ağa hakkında anlatılan bir efsaneden söz etmeliyiz. Toplumdaki haksızlıklara ve yapılan yanlışlara, zenginlerin fakirlere yaptığı zulümlere isyan eden genç bir ağa, yüksekçe bir tepeye çıkar ve oraya bir kale yaptırır.

Genç Ağa burayı kendisine mesken edinir, gelip geçen kervanları takip eder ve zenginlerin kervanlarını basarak (Köroğlu gibi) onlardan aldıklarını fakirlere dağıtmaya başlar ve halkın gönlünde taht kurar.

Evet yöre halkı bu olayın ardından, kaleye Genç Ağa kalesi adını vermiştir. Çok zengin ve çok sayıda askeri olan Derebeyi Genç Ağa: kale düşmanlar tarafından kuşatıldığında, bir gece 7 katır yükü altınla kaleyi terk ettiği ve katırların yorulduğu yerde, altınları gömerek düşmandan kurtulduğu söylenir.

Günümüze gelelim. Kale, bölgeye hakim bir tepe üzerindedir. Çevresi surlarla çevrilidir. Doğal kaya kütlesi üzerinde kurulmuştur.

İki bölümden oluşur. Bunlardan biri kuzeyde, diğeri güneydedir. Asıl birinci bölüm, yani Güneydeki bölüm: Ağa yani kale kumandanının yerleşim alanıdır. Yaklaşık 60 metre yükseklikte bulunan kütle, kayanın kuzeyi ve kuzeydoğusu yarıya kadar, 2 metre kalınlığında kesme taştan sur örülerek çevrilmiştir.  

Doğu ve güney yönleri, surlarla çevrilidir.

Diğer yönlerde sarp kayalar bulunduğundan sur yoktur.

Kalenin giriş kapısı: 30 metre yükseklikte olup, buraya oyma 69 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Girişte kemerli bir açıklık bulunur.

Giriş kapısının hemen solunda, bir oda vardır. Bu odanın yüksekliği 6 metre, genişliği 3 metredir. Ancak gerek bu oda ve gerekse diğer bölümlerin taşları, yöre köylüleri tarafından kendi evlerinin yapımı için alındığından, net plan görülemez. Zaten bunun sonucunda, surlarla çevrili alan düzlük ve çayırlık haline gelmiş, yapı kalıntısı kalmamıştır.  

Bu yerleşim alanından sonra, 30 metre daha ileride, sivri tepenin eteğinde 5 tane su kuyusu vardır. Bu su kuyuları, oyma kanallarla birbirine bağlanmıştır ve muhtemelen sarnıç olarak kullanıldıkları düşünülür.

Bu kuyulardan, birinci büyük kuyunun ağzı dar, dini geniştir. İçine taş atıldığında, bakır sesine benzer yankı yapar ve bu yüzden halk arasında bu kuyuya “Bakır kuyusu” denir. Tabii bir de defineci boyutu var. Defineciler çeşitli kazılar yaparak kuyunun bakırlarını almak istemişler, böylece kalenin zemin yapısını bozmuşlardır.

Kuyulardan ikinci bölüm ise, oldukça sert ve sivri kayalardan oluşur. Burada: ağzı dar, 6-7 metre genişliğinde bir kuyu bulunur. Bu kuyunun içerisinde kemikler ve kemik tozları bulunduğundan, yerli halk bu kuyuya “Kemik kuyusu” ismini vermiştir. Rivayete göre, bu kuyu bir zamanlar zindan olarak kullanılmıştır.

Ordu İkizce

Kale, 1998 yılında 1. Derece doğal ve arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Ordu İkizce Cin Değirmeni

CİN DEĞİRMENİ

Değirmen: İkizce-Devecik yolunun 17’nci kilometresindedir. İlçe merkezine 17 km uzaklıktadır.

Değirmen: Diyek Irmağı üzerindedir. Değirmen, söylenenlere göre Rumlar tarafından yapılmıştır. Yine söylenenlere göre, ilk yapılan değirmen tahta imiş, mağara içinde ağaçtan yapılan ilk değirmen, 1970’li yıllarda bir sel sonucu sürüklenerek yol olunca yerine günümüzdeki taş değirmen 3 x 4 metre ebatlarında yapılmıştır.

Gelelim değirmenin ilginç ismine; eskiden yörede ekilen mısır, buğday, arpa ve yulaf öğütülmek üzere köylüler tarafından buraya getirilirmiş, ancak kalabalık olur sıraya girilir, bazen değirmen gece de çalışırmış. Bu cin hikayeleri de bu gece çalışma nedeniyle ortaya çıkmıştır.

Ordu İkizce Cin Değirmeni

Evet burada doğa üstü varlıklarla ilgili anlatılan birçok hikaye var, bunları yazmak istemedim, çünkü anlatılanların hepsi rivayet yani gerçek olup olmadıkları meçhul bu yüzden hikayelere girmeyelim ama gerçek olan tek şey bu değirmenin isminin “Cin değirmeni” olduğudur. Bence bu hikayelerin temelinde, değirmenin oldukça ıssız bir yerde bulunuyor olmasıdır.

Ordu İkizce Keriş Köprüsü

KERİŞ KÖPRÜSÜ

Şenbolluk ve Kaynartaş mahalleleri arasında Kutluca deresi üzerindeki köprü, 1896 yılında Rumlar tarafından yapılmıştır. Köprünün uzunluğu 15 metre, genişliği 2 metredir. Köprü yapılırken Horasan harcı denen bir maddeyle, kesme taşlar, birbirine yapıştırılmıştır.

Ordu Ulubey hakkındaki gezi yazım için  Ulubey