Öncelikle, Saklıkent denilince, burayı Antalya-Saklıkent ile karıştırmamak gerekiyor. Burada: “Saklıkent Milli Park” alanı içinde “Fethiye Saklıkent Kanyonu” bulunuyor.
Fethiye Saklıkent ulaşım, iki yönden de olabilir. Antalya üzerinden gelirseniz; karadan ve kıyıdan olmak üzere iki yol var. Karadan olan yol: Antalya-Korkuteli-Kızılcadağ istikametinde ilerleyerek gidiyorsunuz.
Yaklaşık; 150 km. sonra anayoldan, Saklıkent tabelasını görünce sapıyorsunuz ve 16 km. sonra oradasınız. Zamanınız varsa, Korkuteli’nde; çok güzel ” Et Restoran” ları var. Uğramanızı özellikle öneriyorum, muhteşem damak tadı yemekleri var.
Evet, bu yol nispeten asfalt ve rahat. Muhtemelen 2 saat civarında, bu yolu alabiliyorsunuz. Ben bu yolu kullandım ve öneriyorum. Sahil yolu çok zamanınızı alacaktır.
Saklıkent-Fethiye arası karayolu uzaklığı ise; 43 km. Fethiye’nin merkezinden kalkan dolmuşlar ile, 40 dakikada ulaşmak mümkün. Yorucu olmayan rahat bir yol.
Saklıkent Kanyonu
FETHİYE SAKLIKENT KANYONUNUN OLUŞUMU
Esençay vadisi, kuzey-güney yönünde, Akdeniz’e kadar uzanan bir çöküntü alanı. Kanyonun doğusunda, Esen çayı ile aynı yönde uzanan 3024 m. yüksekliğinde Akdağ var. Bu dağın, batı etekleri, kırık hatlar (faylar) ile kesilmiş. Bu büyük kırıklar, 2000 m. üzerinde kalındığı olan Akdağ kireç taşını parçalayarak, Saklıkent kanyonunu meydana getirmiştir.
Fethiye Saklıkent
FETHİYE SAKLIKENT MİLLİ PARKI
Fethiye Saklıkent Milli Parka giriş ücretlidir.
1996 yılında Milli Park olarak ilan edilen alan: dağlardan geçen vadiyi kapsar. İçinde: nehir akıntıları, akarsular, şelaleler ve kayalıklar vardır. Ama ana kaynak, 1000-1100 metre yükseklikte ve oldukça dik vadi yamaçları bulunan “Saklıkent Kanyonu” dur.
Park alanı içinden “Eşen Çayı” geçer. Eşen çayı kaynağını Akdağlardan alır.
Milli Parkın, alt seviyelerinde kızılçam toplulukları ve yukarılarda ise karaçam ve sedir ağaçları bulunur.
Fethiye Saklıkent
FETHİYE SAKLIKENT KANYONU
Fethiye Saklıkent Milli Parkı içindedir. Kanyona giriş ücretlidir. Kanyonun içinde ve dışında yeme-içme mekanları bulunmaktadır.
Kanyon, vahşi ve dik yapısı ile görülmeye değerdir. Burayı gezmeye giderseniz, yanınızda mayo veya şort olmalıdır, ayaklarınızda ise lastik tabanlı terlik veya deniz ayakkabısı bulunmalıdır. Çünkü kanyon içinde ilerlerken bazı yerlerde buz gibi suların içinden geçmeniz gerekir. Dizlerinize veya biraz daha fazla suya batmanız gerekecektir.
Burada; kalma yeri sıkıntılıdır. Ama, insanlar buraya genellikle, günübirlik olarak geliyorlar. Bu yüzden, restoranlar ön plandadır. Yani kalmaya gelen pek yoktur. Özellikle; Fethiyeliler, yazın sıcak günlerinde, buraya piknik yapmaya geliyorlar. Ağustos ayının 40 derece sıcaklığında, burada üşünecek ölçüde serin bir hava bulmak mümkündür.
Fethiye Saklıkent
FETHİYE SAKLIKENT KANYON ÖZELLİKLERİ
Fethiye Saklıkent kanyonun uzunluğu 18 km dir.
Ortalama derinlik ise 200 metredir. Bazı yerlerde yükseklik o kadar fazladır ki, güneş ışığı görülmez.
Eşen çayının bir kolu olan “Kocaçay” kanyonun içinde akar. Kanyonun girişindeki su debisi saniyede 14-17 metre küptür yani oldukça fazladır.
Evet, kanyondaki yürüyüş alanının toplam uzunluğu 18 km dir ve bu yolu bitirmek profesyonel almayanlar için mümkün olmaz. Zaten parkurun birçok yerinde, tehlikeli geçişler bulunuyor. Bu yüzden gidebildiğiniz kadar gidip, sonra geri dönmelisiniz.
Giriş için son bir not: kanyon içinde bazı yerlerde suların içinden ilerlemek gerekiyor, bu yüzden kanyon gezisi küçük çocuklar için pek uygun olmamaktadır.
Fethiye Saklıkent
FETHİYE SAKLIKENT KANYONDA GEZİ PLANI
Antalya-Fethiye karayolundan, Fethiye Saklıkent tabelasını gördükten sonra anayoldan sapıyorsunuz. Dar bir yoldan yaklaşık 16 km. ilerledikten sonra, Fethiye Saklıkent’e varıyorsunuz.
Ücretini ödeyerek, özel aracınızı park edebileceğiniz otopark var. Sorun yok. Burada, gayet lüks tuvalet bile yapılmış. Sonra: nehrin aktığı yerin hemen kıyısından, kayaların arasına açılmış demir parmaklıklı bir kapıdan kanyon bölgesine giriyorsunuz. ( Ücret ödemeniz gerekiyor.)
Nehrin hemen solunda, kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler var. Bu tahta iskeleler, kayalara açılan deliklere bağlanmış. İlk anda, bunlar sizi ürpertebilir.
Hani güvenlik problemi olabilir mi diye?
Buranın tek tehlikesi, birkaç yıl önce, nehrin doğduğu bölümün yukarı kısmından yani kuru bölümden, gelen ani bir sel, bu kuru bölümde yürüyüş yapan insanların güvenliği açısından tehlike yaratmış.
Yoksa, bu tahta iskeleler ile ilgili herhangi bir sorun yaşanmamış.
Ama, umarım günü geldiğinde ki çünkü bunların bölgedeki nemli ortam nedeniyle belli bir kullanım süresi vardır, bu iskeleleri yenileriyle değiştirirler.
Evet, devam ediyoruz
Bu tahta isleler üzerinden, bazen tek sıra halinde, bazen iki sıra halinde yürüyorsunuz.
Fethiye SaklıkentFethiye Saklıkent
Yaklaşık 100 m. yürüdükten sonra, Karaçay’ın, büyük bir gürültü ile patlayarak, yeryüzüne çıktığı yere geliyorsunuz.
Bu bölüm: 50-60 m. genişliğinde. Kanyonun en geniş yeridir.
Evet; burada, yani Karaçay’ın doğduğu (sol yanda) yerin hemen önünde, su sığdır. Mevsime göre, suyun yüksekliği yaklaşık 120-140 cm olabiliyor.
Zaten yağışın bol olduğu ve sel tehlikesi olduğunda, kanyon girişini ziyarete kapatıyorlar.
Akıntı hızlı ama suyun sığ olması nedeniyle, ziyaretçiler burada, nehrin karşı kıyısına, çapraz geçerek, kuru bölüme ulaşıyorlar.
Yani; suyun içine, diz ve biraz üstü seviyeye kadar girerek, karşı tarafa geçebilirsiniz.
Yalnız; su aşırı soğuk ve ayrıca, nehrin tabanı yani suyun içi, çakıllı ve mevcut kayalar kayıyor.
Yani: ayağınızda, altı kaymayan bir terlik, tokyo bulunması şart. Eyer, bunları yanınızda getirmedi iseniz, unutmayın, kanyon bölgesine girmeden önce, terlik-tokyo kiralayan birkaç yer var. Buradan temin edebilirsiniz.
Evet, burada gerçekten su çok soğuk ve nehrin tabanı kayıyor. Tedbirli olmanız şarttır.
Karşıya geçmeden, bulunduğunuz yerden, bu doğa harikası olayı seyretmekle de yetinebilirsiniz.
Ancak; nehrin karşısına geçmenizi mutlaka öneriyorum. Yine de, küçük çocuklar için uygun değildir.
Evet, nehrin karşısına geçtiniz.
Burada, nehrin kıyısında kuru bölüm vardır. Yani, nehrin doğduğu ve aktığı bölümün, üst kısmına geçtiniz. Nehir, aşağı doğru akıyor. Ama, kanyon yukarı doğru da devam ediyor. Bu bölümde, yürüyerek ilerliyorsunuz.
Eşen çayı ve Karaçay’ın birleştiği yerde bulunan çamur havuzunda, çamur banyosu yapmak mümkündür. Akdağ zirvesinden yoğrularak gelen, zengin mineral bileşimi çamurun cilde çok faydalı olduğu söyleniyor.
Çamur havuzunda 30 dakika boyunca çamura bulanan ziyaretçiler, bir süre de birbirlerine su ve çamur atma savaşı yapıyorlar, ardından Karaçay ve Eşen çayının birleştiği yerde, buz gibi suya atlayarak yıkanıyor ve vücutlarındaki çamuru temizliyorlar.
Ancak bu su aşırı soğuktur. Son bir not: çamur havuzuna girildiğinde rehberler guruba bir şaka yapıyorlar “Çamur banyosunun aslında Fethiye’nin lağım suyu ile dolu olduğunu söylüyorlar”
Evet kanyonda ilerlemeye devam ediyoruz
Burada, ilerleyince, tabandan 2-3 m. yükseklikte, incir ağaçları ile kaplı alanlar göreceksiniz.
Düzlüğün hemen arkasında ise, yamaçlardan küçük çağlayanlar, sular akıyor. Bu bölümde, kanyon yamaçlarında, birbirinden farklı yüksekliklerde 20’ye yakın irili-ufaklı mağara var. Bu mağaralarda, sağ yamaçtaki büyük mağara 150 m. uzunluğunda imiş. Sol yamaçtaki mağaraya ise, 50 m. lik bir galeriden sonra giriliyormuş. Kanyonda, fazla ilerlemenizi önermiyorum. Zaten, bazı yerler öyle dar ki, gökyüzü görünmüyor. Bazı yerlerde ise, ilerlemek için, büyük kayaların üzerinden aşmanız gerekiyor.
KANYONDA GERİ DÖNÜŞ
Aynı yoldan geri dönüyorsunuz. Çıkışta; sizi halk pazarı karşılıyor. Hemen otopark ile nehir arasındaki bölümdedir. Burada, yöreye uygun: baharat, meyve ve hediyelik eşyalar bulmanız mümkündür.
Satışlar pazarlıklıdır. Size tavsiyem: mısır inciri denilen, buraya has bir meyve var, onu tadın. Son derece güzel bir tadı var.
Ayrıca; halk pazarını gezdikten sonra; suların üzerine kurulmuş ahşap balkonlarda; sedir ve kilimlerin üzerinde mutlaka alabalık yemelisiniz. Muhteşem bir tat. Alabalığın lezzeti başka yerlerdekilere benzemiyor.
Zaten, bölgede çok miktarda alabalık çiftliği var ve özellikle soğuk sularda yetiştirilen, üretilen alabalıkların lezzetinin muhteşem olduğu söylenir. Balık sevmezseniz, çayınızı yudumlarken, gözleme yemeyi tercih edebilirsiniz.
SAKLIKENT MİLLİ PARKI VE YAKINLARINDAKİ DİĞER YERLER
Gizlikent Şelalesi
Gizlikent Şelalesi
Fethiye Saklıkent Milli Parkında, kanyonun biraz ilerisinde 1 km uzaklıktadır. Yani Saklıkent kanyonundan araba ile 5 dakika uzaklıktadır. Araçlar için otopark parası 10 TL. dir.
Ancak arabadan indikten sonra da şelaleye ulaşmak için yürüyüş gerekiyor.
100-150 basamaklı bir merdivenden aşağıya inip, yaklaşık su içinde, 300-350 metre yürüdükten sonra şelaleye ulaşılıyor. Yürünen su soğuk değil, yani yürümesi nispeten keyifli ancak uygun ayakkabı yani terlik giymelisiniz.
Yani, uzun ve zorlu bir patikadan sonra buraya ulaşabilirsiniz.
Ancak bu zorlu yürüyüşün sonunda muhteşem güzel bir tabiat harikası göreceksiniz. Şelaleye vardığınızda, şelalenin döküldüğü yerde suya girebiliyorsunuz.
Ayrıca “zipline” yapabilirsiniz.
Yalnız unutmayın: şelaleye gitmek yani bu zorlu yolculuğu yapmak için yaş durumuna dikkat etmek gerek, yüzlerce basamak çıkıp derede yürümek oldukça yorucu oluyor, küçük çocuklarla da bu yolculuğu denemeyiniz. Bu yolculuk gidiş olduğu gibi bir de aynı yoldan dönüş yani merdiven yukarı çıkış vardır.
Şelalenin girişince çok büyük bir restoran bulunuyor. Bu restoranda yemek yerseniz, girişte ödediğiniz ücreti, yemek bedelinden düşüyorlar.
Şelale YakaparkŞelale Yakapark
Şelale Yakapark
Gökpınar Mahallesi Yakaköy içindedir. Yakaköy’den 1 km yukarıdadır. Jeep safarilerin uğrak noktasıdır. Tlos antik kentini gezip dönüşte dinlenmek için uğranılır. Tlos antik kentine 2 km uzaklıktadır. Otoparkı vardır. Yolu sıkıntılıdır, köy yolu ve yokuştur. Oldukça fazla ağaçlık bir yerdir. Anıt ağaçlar vardır.
Şelale Yakapark
Sulara iyi yön vermişler, kademeli teraslar, havuz, su kanalları ve su sesinin yoğun olduğu ve yeşillikli bir ortamdır. Ayrıca hamaklar ve salıncaklar vardır. Restoran bölümünde taş masalar ve köşkler, yani özel bölümler bulunmaktadır.
Burası: asırlık çınar ağaçları arasına kurulmuş ve yer sofralarında doğal ortamda pişirilen saç ekmeği yiyebileceğiniz, bal, tereyağı, zeytin ve köy yumurtası tadabileceğiniz ideal kahvaltı mekanları vardır.
Şelale Yakapark
Burada, gezi gurupları, genellikle mola veriyor ve kahvaltıda, yukarıda sözünü ettiğim doğal gıdalar yeniliyor veya öğle ve akşam yemeklerinde ise “alabalık” servis ediliyor. Tamamen doğal bir ortamdır. Ortalıkta dolaşan tavuklar-horozlar vardır. Bu doğal ortamı yaşamak isteyenler, gidebilirler.
Tlos antik kenti Tiyatrosu
TLOS ANTİK KENTİ
Fethiye-Korkuteli karayolu üzerindeki Kemer bucağından 13 km uzaklıktaki Yaka köyünde, Kale Mahallesinde Akdağların yamacındadır. Fethiye merkeze toplam 35 km uzaklıktadır. Saklıkent’e ise 8 km uzaklıktadır. Giriş ücretlidir, giriş ücreti 10 TL dir.
Ören yerinin girişinde, yol kıyısında çok miktarda çay bahçesi vardır. Dönüşte burada yorgunluğunuzu özellikle köpüklü ayran içerek giderebilirsiniz.
Şehrin Hikayesi
Bölgenin en eski kentlerinden birisi olarak, ilk kuruluşunun MÖ 2000’li yıllara kadar uzandığı sanılmaktadır. Çünkü burada tesadüfen bulunan bir balta, MÖ 2000’li yıllara aittir.
Yani şehir MÖ 2000’li yıllarda “Talawa” ismiyle yazılı kaynaklarda görülmektedir.
Bu yöre hakkında, MÖ 14’ncü yüzyıldaki Hitit yazılı belgelerinde, Lukka topraklarındaki “Dlawa” kenti diye söz edilmektedir. Bölgedeki Hitit dönemi yerleşimi, arkeolojik buluntularla kanıtlanmıştır.
Öte yandan, bu bölgedeki ilk yaşam izleri, Hititlerden de önceye gitmektedir. Bu durum: Tlos Teritoryumunda bulunan kalıntılar ve arkeolojik verilerle kanıtlanmıştır.
Dlawa kelimesi zamanla “Tlawa” olarak değişmiş ve ardından Likçe bir ifade olan “Tlos” kelimesi kullanılmaya başlanmıştır.
Yunan mitolojisine göre
Kentin ismi “Tlos”, Tremilus ile Prokside’nin 4 oğlundan biri olan Tlos’dan gelir.
Şehir, MÖ 2’nci yüzyılda, Lykia Birliğine girer ve Likya uygarlığının 6 büyük kentinden birisi olur.
Ancak spor merkezi olarak öne çıkmaktadır.
Bizans döneminde de varlığını sürdürür ve 19’ncu yüzyıla kadar varlığını sürdürebilmiş nadir antik dönem şehirlerinden birisidir.
Şehir: 19’ncu yüzyılda ise terk edilir.
ANTİK KALINTILAR
Kent, aslında geniş bir alana yapılmış olmasına rağmen, kalıntılar, Akropol çevresinde yoğunlaşmıştır. Ama özellikle antik kent girişinde, Akropolün hakim görüntüsü, sizi hemen etkileyecektir.
Akropol
Ören yerinin önünde, Osmanlı yapısı bir kalenin gizlediği ve 500 metre yükseklikteki bir tepenin üzerinde kentin Akropol’u bulunmaktadır. Akropolün çevresi yer yer sur duvarlarıyla çevrilidir. Akropolün hemen kuzeydoğu yönünde ise, sur duvarları ve kaya mezarları vardır ki, bunların Likya döneminin kültürünü yansıtan önemli eserler olduğu görülür.
Akropolün eteğinde: stadyum, hamam, tiyatro ve bazilika kalıntıları vardır.
Tlos antik kenti mezarlar ve Roma hamamı
Mezarlar ve Roma Hamamı
Antik şehirde ilk dikkati çeken, kent Akropolünün kaya bloğu üzerine kurulmuş olan mezarlıktır.
Bu mezarlıkta: Likya uygarlığının en güzel ev tipi mezarlarını görebilirsiniz.
Buradaki gezinizde, Agoranın taş kemerli kapılarından girdiğinizde, karşınıza, hemen bir “Roma Hamamı” çıkar. Ama o günün koşullarında yapılmış, alttan ısıtmalı bir yapı olması ilginçtir. Hamamda: termal su kullanılıyormuş.
Hamamın giriş kısmında soyunma odası vardır. Sıcak odada terleyen, dönemin ziyaretçileri, yıkanıp kurulandıktan sonra, dinlenme odalarına geçiyorlar ve oradaki sedirlere uzanarak şarap içiyorlarmış.
Bellerophon ve Pegasus Mitolojisi
Tlos şehrinde, antik dönemde anlatılan efsanelere göre, mitolojik kahramanlardan “Bellerophon” yaşamıştır.
Bellerophon, uçan kanatlı atı “Pegasus” ile bilinmektedir. Bellerophon’un maceraları, kazara bir kişiyi öldürmesiyle başlar. Bu cinayetin ardından, şehri terk eder ve günahlarından arınmak için Kral Proitos’un yanına gider. Kral Proitos’un karısı Bellerophon’a aşık olur ve ondan bir buluşma ister.
Bellerophon bunu kabul etmez, bunun üzerine Bellerophon’un kendisini baştan çıkarmak istediğini söyleyerek kocasına şikayette bulunur.
Kral Belerophon’a bir mektup vererek onu Lykia Kralı İobates’e gönderir. Mektupta: İobates’ten bu mektubu getireni öldürmesini ister.
İobanes, mektubu okuduktan sonra Bellerophon’na canavar Khimaira’yı öldürmesini ister. İobates, Bellerophon’un tek başına canavarın üstesinden gelemeyeceğini düşünmüştür.
Ama Bellerophon bir gün Korinthos’ta Peirene pınarından su içmekteyken bulduğu kanatlı at Pegasus’a binerek havalanır ve doğruca Khimara Canavarı’nın tepesine çöküp onu bir vuruşta öldürür.
Bellerophon Kaya Mezarı
Akropolun kuzeyinde, titan kayalığının düzleştirilmiş bir terasın önünde oluşturulmuş ve 4 sütundan ibaret bir İon tapınağının cephe düzenlemesini yansıtan görkemli bir mezar bulunmaktadır.
Bunun süslemeleri arasında en dikkat çeken: “Kanatlı atı Pegasus’un üzerinde, üç başlı canavar Chimera ile savaşırken” yaşananlar resmedilmiştir.
Bu mezar yapısı: giriş bölümündeki 2 sütun ve 3 bölümlü duvar ve ortada süslerle bezenmiş kapı motifi, iki yandan mezar odasına giden kapılar ile ilgi çeker.
Yan yana iki mezar odası ve girişte bir ön odadan oluşan kaya mezarının içinde: diğer mezarlarda olduğu gibi ölü yatakları yani klineler vardır.
Tiyatro
Şehrin diğer önemli yapısı: “Tiyatro” dur.
Tiyatroda, sahne ile seyirci arasında bir duvar yoktur. Bu yüzden, buranın bir arena değil, sadece konser ve gösteri amaçlı kullanıldığını ifade etmektedir.
Geniş kapılar ilginçtir. Sanırım giriş-çıkışların çabuk yapılması için böyle düzenlenmiştir. Aynı zamanda, mükemmel bir akustik vardır.
Sahnedeki taşlar arasında, çift başlı kartal ve insan kabartmalarına dikkat edin.
Tiyatroda yapılan araştırmalar sırasında bulunan heykellerden 3 tanesi erkek ve 2 tanesi kadındır.
Her biri 2.10 metre yüksekliğinde olan erkek heykelleri, askeri zırh içindedir. Roma imparatoru Hadrianus, Marcus Aurelius ve Antonius Pius’dur. Bu heykeller günümüzde Fethiye Müzesinde sergilenmektedir.
Kemerli Kapı
Kalenin altındaki düzlükte, Likya dönemine ait duvar-sur kalıntıları görülmektedir. Bunların arasında kemerli kapı ilgi çeker. Kapı 9 metre genişlikte ve 6 kemerlidir.
Evet, Bodrum merkezinden; yarımada da bulunan, diğer güzel yerleşim yerlerine ulaşmak mümkün. Merkezden, bu yerleşimlere sürekli olarak: dolmuş tipi, toplu ulaşım araçları gitmektedir. Bu araçlar, Bodrum yarımadasında birçok yere gidiyor ama yine de elbette gitmek istediğiniz yer için, mutlaka sürücülere danışmanız şart.
Bu yerleşim yerlerini: Bodrum merkezden uzaklıkları sırasına göre; ayrı ayrı inceleyeceğim. Sizler; bu beldelere ait yazıları okuduktan sonra, tercihlerinize göre, kendinize bir gezi planı yapabilirsiniz.
Bodrum Yarımada Gümbet
GÜMBET
Bodrum’un, yalnızca 3 km. güneyinde kalıyor. Adını: sayısız, beyaz kubbeli yağmur sarnıçlarından alıyor. Yarımadanın, en uzun ve ünlü kumsalları burada. Deniz: sığ. Sahilden ilerledikçe: yavaş yavaş derinleşiyor. Uzun kumsalı ile ilgi çekmesinin yanında: deniz, güneş ve kum kombinasyonu da, buranın popüler olmasında etken.
En sıcak günlerde bile: koyun, boğazdan içeri giren, serin bir esintisi var. Burada: ufak, kiralık sandallar, su kayağı, sörf ve diğer su sporlarını da yapmak mümkün.
Gümbet’in diğer bir özelliği: gece yaşamının hareketli olması. Sokaklarda: gece, gün doğumuna kadar, barlardan ve yol kenarındaki kafelerden gelen müzik seslerini duyabilirsiniz.
Burası: yabancı turistler tarafından, özellikle tercih ediliyor. Süslü ve renkli çarşısının ve barlar sokağının; yapay bir havası var. Kendinizi: bir film setinde gibi hissedeceksiniz.
Gençler ve orta yaşın altındaki turistler için; burası, tam bir cennet. Eğlence ve gece yaşamı: muhteşem. Yabancı turistler: ülkelerindeki yaşamı, burada sürdürebiliyorlar. Türkçe bir tabelaya rastlamanız mümkün değil. Kısaca, burada: İngilizler, Türklerden daha fazla.
Yarımadanın en çok tercih edilen otelleri ve pansiyonları burada. Otellerin genellikle deniz kıyısında oluşu ve merkeze yürüme mesafesinde bulunması, özellikle çocuklu aileler için, burayı cazip kılıyor.
Bodrum Yarımada BitezBodrum Yarımada Bitez
BİTEZ
Bodrum merkeze; 8 km. uzaklıkta. Vızır vızır çalışan minibüsler ile, 10 dakika içinde ulaşım mümkün. İsterseniz, yürüyerek, 1 saatte de gidebilirsiniz.
Evet, Bitez’de: geniş kumsal var. Kıyı boyunda: denize girmek ve güneşlenmek için inşa edilmiş, küçük iskeleler uzanıyor. Kumsalın arkasında ise; kurumuş nehir yataklarında ilerlediğinizde, yüzlerce dönümlük mandalina bahçelerini görebilirsiniz. Yani: burası, yarımadanın, en önemli narenciye yetiştirme alanı. Aynı zamanda: Bodrum yarımadasının en sakin koyu.
Bitez’in diğer adı: Ağaçlı. Esas yerleşim yeri olan köy: sahilden içeride kalıyor. Köyün sahil kesimine ise: “Bitez Yalısı” deniliyor. Meşhur türküden hatırlayabilirsiniz. Nasıldı? “Çökertmeden çıktım da Halilim, Aman başım selamet.
Bitez yalısına varmadan Halilim, Aman koptu kıyamet.” Bu türküye konu olan hikaye şöyle: “ Gülsüm ve Halil, birbirini çok seven iki aşık. Yasak aşk yaşıyorlar. Çökertmeden yola çıkarlar, hedefleri: Aspat’a varmak. Kaçmalarına yardım edecek olan arkadaşları, “kalleşlik” yapıyor. Yemeklerine konulan bir uyutucu bitki ve sonunda iki aşık, gözlerini: Bitez’de açıyorlar.
Arkadaş kazığı sonucu; yasak aşkları, ölümle sonuçlanıyor. “ Evet, köye gitmeyi bence ihmal etmeyin, gidin. Köy kahvehanesi çok güzel. Bir de, özellikle öğleden sonraları açılan: kadınlar kahvehanesi var. Bir sürü kadın: fasulye ayıklamaya ve örgü örmeye buraya geliyorlar. Köydeki Bitez dondurmacısının, meyveli dondurmasından tatmayı da sakın ihmal etmeyin.
Evet, Bitez kumsalı: su sporları meraklıları ve güneş aşıkları ile ünlü. Plaj çok güzel. İnsan yüzmeye doyamıyor. Göz alabildiğince: şezlong ve şemsiye var. Açılmadığınız sürece, deniz sığ. Özellikle: çocuklu aileler için çok uygun bir ortam var.
Arada: macera isterseniz, su sporları merkezi, bu ihtiyacınızı karşılıyor. Bu arada: koyun ucunda, sanki iklim değişiyor. Koyda bulunmayan rüzgar nedeniyle: sörfler ve yelkenliler, denizin üstünde adeta uçmaya başlıyorlar.
KARGI
Ortakent sahilinden geçerek, devam ettiğinizde, Kargı koyuna varacaksınız. Güneydeki, sahil yolundan geçen dolmuşlar, Kargı’ya da uğruyorlar.
Buradaki kumsal, yarımada üzerindeki birçok sahilden çok daha güzel. Hem yüzmeye daha elverişli ve hem de daha tenha. Kalabalık yok. Ayrıca, kıyıdaki birkaç taverna, standart kıyı tarifelerinden daha farklı fiyatlarla, yani uygun fiyatlı menülerle hizmet sunuyor.
Evet, Kargı denilince, insanların aklına develer geliyor. Bu develer: uzun yıllardır, müşterilerini: sahilde, bir aşağı, bir yukarı taşıyorlar ve bakım masraflarını çıkarıyorlar. Buraya: bu yüzden, “deve plajı” da deniliyor. Yabancılar: develere binmek için, inanamayacaksınız, sıra oluşturuyorlar. Bir tur: ya 10 Euro.
Bodrum Yarımada Bağla Koyu
BAĞLA KOYU
Merkeze: toplam: 22 km. Kargı’yı geçtikten sonra, deniz yolu ile gidildiğinde, ufak bir burnu geçerek varılıyor. Karadan gidildiğinde ise, parmak parmak uzanan bayırlardan birini tırmanarak, arkasındaki ufak Bağla Koyuna varabilirsiniz.
Bağla Koyunda: sahilden açıklara kadar, denizin dibinde, eski çağlardan kalan, kalıntılar görebilirsiniz. Bu çevrede: bu koy, yüzmeye en elverişli yerlerden biri. Bağla Koyu: her gün buraya uğrayan, günübirlik tekneler için önemli bir durak.
Bodrum Yarımada Yahşi
YAHŞİ
Ortakent’de, Bitez gibi kumsaldan içeride kalan bir yerleşim yeri. Ortakent’den, ileriye doğru gidilince varılıyor. Anayol üzerinde.
Ama: yarımadanın en eski yerleşim yerlerinden biri. Büyük bir mandalina üretim merkezi. Bodrum suyu: buradan sağlanıyor. Buradan küçük bir yol: otel ve restoranlarla, birkaç küçük iskelenin bulunduğu, geniş kumsala uzanıyor. Bu kumsalın kıyısında, çeşitli oteller, restoranlar var.
Özellikle: Yahşi bölgesindeki restoranlarda rahatlıkla yöresel otlardan yapılan lezzetli mezeler ve balık yiyebilirsiniz. Çünkü: Bodrum yöresinde balık yemek isterseniz, özellikle Gümüşlükten sakınmanızı ve Yahşi bölgesinde balık tatmanızı öneririm, yoksa muhteşem bir hesap ödemek zorunda kalabilirsiniz. Yahşi bölgesindeki bir restoranda: iki kişilik doyurucu bir yemek, içki dahil, muhtemelen 150 TL. civarında hesap ödemenize karşılık gelecektir.
Evet, bu kıyıdaki restoranların bir kısmı denize sıfır yani hemen deniz kıyısında konumlanmış durumdadır. Bunun haricinde, kıyıda, bazı restoranların hemen önünde, kumsal bulunuyor. Kumsalda, şezlonglar ve şemsiyeler var. Kumsal; tamamen ince kum değil ama rahatsız etmiyor. Denize gelince: deniz soğuk veya rüzgar karadan estiğinde deniz soğukmuş.
Aniden derinleşiyor yani beş altı metre gittiğinizde, deniz boy derinliğine ulaşıyor. Elbette, herhangi bir cankurtaran veya şamandıra sistemi yok, bu yüzden özellikle çocuklu ailelerin denize giren çocuklarına dikkat etmeleri şart. Deniz kıyısında, uzunca bir tahta iskele var. Bu iskele üzerinden denize atlamak yasak, ancak balık tutma meraklıları bu iskeleyi kullanıyorlar.
Güneş, hemen sağ yanda bulunan tepenin üzerinden batıyor, yani denize batma keyfini burada alamıyorsunuz. Yahşinin en büyük özelliğinin Bodrumun diğer birçok yöresine nazaran uygun fiyatlarının olduğunu öğrendim ki gerçekten öyle.
Çevredeki, 13 orijinal kuleli ev: burada. 1601 yılında inşa edilmiş olan kuleli Mustafa Paşa konağının damında ve 60 cm. kalınlığındaki duvarlarında: top ateşlerinin açtığı gedikleri görmek mümkün. Son bir not: deniz kıyısında, hemen karşıda Yunanistan’ın Kos adası bulunuyor, ada o kadar yakın ki, akşam saatlerinde ada üzerindeki ışıklar rahatlıkla görülebiliyor.
Bodrum Yarımada AkyarlarBodrum Yarımada Akyarlar
AKYARLAR
Bodrum merkeze: 25 km. uzaklıkta. Aspat dağı geçilerek, eski bir balıkçı köyü olan Akyarlar’a varmak mümkün. Aspat dağının : tepesinde Osmanlı ormanları ve yamaçlarında ise, tarihi bir Yunan kilisesinin kalıntıları var.
Sahildeki birkaç evden de anlaşılacağı gibi: Akyarlar, eskiden ünlü bir Rum yazlık beldesiymiş. Yakın zamana kadar, Akyarlar’ın asıl geçim kaynağı: balıkçılık imiş. Kıyıdaki küçük liman, yerli balık tekneleriyle dolarmış. Ancak: günümüzde, Rumlar: 5 km. uzaklıktaki, İstanköy adasında yaşıyorlar.
Balıkçı teknelerinin yerini ise: tur tekneleri almış durumda. Ancak: Akyarlar, halen, o kendisine has atmosferini koruyor. Bugün: koyun bir ucunda liman var. Diğer ucunda ise, kumsal var ve dönemeç yaparak gözden kayboluyor. Sahil boyunda: küçük pansiyon ve restoranlar bulunuyor.
Bodrum merkeze: 22 km. uzaklıkta. Bodrum yarımadasında bulunan, ikinci en büyük kasabadır. Burası: konuklara yani turistlere, gerçek Türk yaşamıyla, yeterince dinlendirici ortamı bir arada sunuyor. Bodrum yarımadasında, Bodrum merkez dışında en büyük yerleşim yeri olarak dikkat çekiyor. Ayrıca: deniz kıyısındaki caminin muhteşem iki minaresi de hemen dikkati çekiyor ve silüeti etkiliyor.
Turgut Reis e geldiğinizde, gayet güzel bir yoldan buraya giriyorsunuz ve kıyıya ulaştığınızda, Marina bölgesinde aracınızı park edebiliyorsunuz. Marina: buraya yanaşan yatların ve teknelerin sahiplerinin alışveriş yapmaları için düzenlenmiş bir kısım mağazadan oluşuyor.
Ama, bir kahve markasının yeri, bölgenin en ilgi çeken yeri. Burada, deniz kıyısında küçük bir mola verip, bir kahve içebilirsiniz. Bunun dışında, diğer mağazalar, genellikle yatlarla burayı ziyaret eden zengin müşterilerini bekliyorlar.
Marina dan sonra, sağ bölüme yürüdüğünüzde: ilk karşınıza çıkan, törenlerin yapıldığı ve Atatürk heykelinin bulunduğu alan. Daha sonra, buranın en meşhur yeri olan “Amiralin kahvehanesi” karşımıza çıkıyor ki, burada gayet uygun fiyatlar var, mutlaka zaman ayırın ve bir çay için.
O anda, sizinle birlikte, burada birçok ve özellikle “emekli” müşterilerin sabah keyfi veya çay keyfi yaptığına şahit olacaksınız. Hatta, pazardan gelenler bile, burada bir süre dinlenip, sohbet, muhabbetin ardından evlerine gidiyorlarmış.
Bodrum Yarımada Turgut Reis
Daha sonra: yürümeye devam ettiğimizde, dalgakıran yani yat limanının devamı olan yeri görüyoruz. Burada, dalgakıran ucundaki “deniz kızı” heykeli de ilgi çekiyor. Dalgakıran da, “Turgut Reis” ve “Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir” in büstlerini de görebiliyorsunuz.
Kasabaya: “Turgut Reis” adı; 16’ncı yüzyılda, burada doğan, aynı isimdeki büyük Türk Amirali Turgut Reis’in anısına verilmiş. Batı dünyasında:”Dragut” adı ile anılan Turgut Reis, özellikle, Osmanlı donanmasının Malta Kuşatması ile tanınır. Kasabanın birkaç kilometre dışında, deniz kenarındaki bir anıt, onun ilk yelken açtığı yer olarak biliniyor.
Büyük Amiralin adını taşıyan kasaba; halen, yarımadanın batısındaki bir ticaret merkezi. Çevre köylerde üretilen ürünler, buradan nakliye şirketlerine veya fırın, dükkan ve diğer servis noktalarına ulaştırılıyor.
Bodrum Yarımada Turgut Reis
Daha çok dinlenmek isteyenler için, Turgutreis’deki kilometrelerce uzunluğundaki kumsal ve kıyılar var. Buralarda: Türk damak tadını sunan restoranlar ve barlara, mutlaka uğrayın. Bodrum yarımadasının en büyük yerleşim yeri, burada mutlaka güzel zaman geçirecek yerler bulacaksınız. En ilgimi çeken, tepelere büyük devasa “Türk Bayrağı” dikilmesi oldu.
Bodrum Yarımada Kadı Kalesi
KADI KALESİ
Turgutreis’in 6 km. kuzeyindedir ve Gümüşlük yolundadır.
Karadan ulaşılan, küçük bir sahil köyü. Köyün tepesindeki Rum kilisesi, yaklaşık olarak, 100 yıldan uzun bir zamandır burada ve iyi durumda korunarak günümüze ulaşmış. Kapısının arkasındaki Rum tasvirleri, hiç örselenmemiş. Bu özelliği ise, şaşırtıcı. Küçük kumsal: köyü yaz rüzgarlarından koruyor. Bazı iskele ve restoranlar, bu sakin kıyıda, dağınık olarak bulunuyorlar.
Bodrum Yarımada Gümüşlük
GÜMÜŞLÜK
Bodrum merkeze: 22 km uzaklıkta. Huzur dolu bir köy. Yarımada üzerindeki en eski yerleşim yerlerinden biri. Fakat: köy genişleyemiyor. Çünkü: burası, resmi olarak, arkeolojik SİT alanı olarak ilan edilmiş bir bölge. Doğal görünümü değiştirecek herhangi bir yapılanma ve kazı kesinlikle yasak.
Bu arada: anayoldan ayrıldıktan sonra, buraya ulaşan yolun rezalet ve berbat olduğunu söylemem gerek, özellikle mi yapılmamış anlamadın ama yapılmış olsa bile, yol üzerinde herhangi bir işaret olmadan, sık aralıklarla ani tümseklere rastlıyorsunuz ve arabanız la hoplaya zıplaya gümüşlük merkezine ulaşıyorsunuz ki, yetkililer lütfen bu tümsekleri boyayın veya işaret koyun, insanlara ve arabalarına yazık.
Bu arada, Gümüşlük yolunda, hemen tepenin üzerinde eski yel değirmenleri de ilginizi çekecektir zaten onları görmeseniz bile, köy içinde, hediyelik eşya satan yerlerde, “yel değirmeni” minyatürlerini bolca göreceksiniz.
Evet: Gümüşlük köyünün altında; antik “Mindos” sitesi var. Mindos: orijinal bir Likya kenti. MÖ.4’ncü yüzyılda, Kral Mozolus, yeni bir şehir kurmayı düşünür ve burada Mindos kentini kurar.
Günümüzden; yaklaşık yüz yıl önce, burada, görülmeye değer kalıntılar (bir tiyatro ve stadyum gibi) varmış. Ancak; bu antik yapılara ait taşlar; yavaş yavaş sökülerek, bina duvarlarında kullanılmış, artık burada, pek görülecek bir şey kalmamış. Yalnızca, hemen yakındaki ada üzerindeki antik kalıntılar uzaktan da olsa görülebiliyor.
Eğer: Gümüşlük’ün kuzeydoğusundaki koya doğru; 10 dakika yürürseniz, bir yamacın kenarından denizin içine doğru yönelen bir duvar görebilirsiniz. Deniz içinde daha pek çok duvar ve antik dönemden kalan dalgakıranı da görebilirsiniz. Ancak: buranın arkeolojik statüsü: denize tüple dalmayı yasaklıyor.
Yalnızca; şinolker ile dalış yapmak mümkün.
Buraya teknesi ile gelenler: sualtı kalıntılarına çarpmamak için, girişe yakın ada yakınlarına demirlemek zorunda kalıyorlar. Biraz önce sözünü ettiğim gibi, koy istikametinde yürürseniz: hemen deniz kıyısında ve denize sıfır bir kısım evleri görebilirsiniz ki, sanırım bu evlerin ücretleri, para ile ölçülmeyecek kadar yüksektir.
Bu evlerin hemen önünde ise, denize sıfır konumda: restoranlar var ki, bu restoranlarda özellikle balık ve yöreye özgü otlarla yapılan mezeler servis ediliyor. Ancak, daha önce sözünü ettiğim gibi, Gümüşlük, Bodrum yöresinin en pahalı restoranlarının bulunduğu bir yer olarak bilinip tanınıyor.
Yani, iki kişi, bir balık yemeyi düşündüğünüzde, asgari 500 TL. civarında bir hesap ödemenizin gerektiği söyleniyor. Bir de bu restoranlarda, genellikle “mavi-beyaz” renkler tercih edilmiş ki, sanırım Yunan adaları özentisi olarak böyle seçilmiş ki, bence hiç gerek yok.
Bu restoranlar hattında yürümeye devam ederseniz, sonlara doğru, denize sıfır konumda bulunan “Erkek Berberi” mutlaka dikkatinizi çekecektir ki, bence bu berber, dünyanın en güzel konumlandırılmış berberi olsa gerek, saç tıraşı olurken, cennet gibi bir yerde bulunmak hoş olsa gerek.
Bodrum Yarımada Gümüşlük
Bir de, yine sonlara doğru, deniz içinde bulunan ve sanırım sonradan yerleştirilmiş olsa gerek, bir “dilek ağacı” görülüyor, ağacın üzerindeki renkli şeritler, sanırım dilek tutanlar tarafından bağlanmış ama, bu ağaca dilek şeridi veya bir şeyler bağlamak isterseniz, dizinize kadar denize girmek gerekiyor.
Bir de, yine en son restoranın menü tahtasında yazanları unutmam mümkün değil, adını sorduğumda “Konyalı” olarak tanındığını söyleyen bir arkadaş, bu menü tahtasında yöresel lisan kullanarak ilginç şeyler yazmış ki, en ilgi çekeni “kahve iç, neden içtin diye mi soracağız, para da istemeyeceğiz” yazısı ve buna istinaden “hadi ver iki kahve” dedik, hemen Türk kahvesi servis edildi ve ısrarlarımıza rağmen, ücret almadı. Gümüşlük pahalı derken, bu tür insanların da bulunduğunu yazmam gerek.
Bodrum Yarımada GümüşlükBodrum Yarımada Gümüşlük
Daha sonra
Gümüşlük ün hemen merkezinde, çamlar altında, deniz kıyısındaki bir restoranın ilgi çektiğinden söz etmem gerek. Bu restoranın hemen önünde insanlar denize girebiliyorlar, istemeyenler ise, restoranda, çamların altında gölgede oturup, bir şeyler yiyip içiyorlar.
Gümüşlük köyünün en büyük özelliklerinden birisi de, hani tarih yanında, marjinal tiplerin ve birçok ünlü sanatçı, şarkıcı, tiyatrocunun burada yazlığı bulunması, tatil için burayı tercih etmesidir. Burada gezerken, denize girerken veya bir restoranda otururken, mutlaka tanıdık bir yüz görebilirsiniz.
Hatta: saçlarını gayet marjinal yaptırmış, sakal ve bıyıkları ilgi çeken insanlara da rastlayabilirsiniz. Hatta: buraya yolunuz düşerse, hemen iç sokaktaki “hamur işleri” satan dükkana mutlaka uğramanızı ve buradan “dereotlu-peynirli poça” almanızı ve yine yöreye özgü, muhteşem lezzetli “mandalina gazozu” içmenizi öneririm.
Bu ada: tavşan adası. Gümüşlük’ün: açık denizden korumalı iki koyunu birbirinden ayırıyor. Eğer: kıyıda bir restorana oturarak bir süre bakarsanız, adanın üzerinde tavşanları görebilirsiniz. Dizboyu suda, deniz içinde yürüyerek, bu adaya gitmek mümkün. Ayrıca: adada; kayaların arasında güneşlenmek ve denize girmek de mümkündür.
Evet, kıyıdan iki tane yol var. Bir tanesi: sonradan antik dönemde döşenmiş kayalar üzerinden adaya gidilen yol ki, bu tercih edilmiyor, çünkü kayalar kaygan, ikinci yol ise, deniz tabanında kum/çakıl zemin üzerinden yürünerek adaya ulaşan yol ki, genellikle biraz önce sözünü ettiğim gibi dizlerinize kadar denize girmeyi göze alırsanız adaya kadar yürüyebiliyorsunuz, ama adaya giriş yasak, çünkü adanın üzerindeki arkeolojik kalıntıları zaten uzaktan da olsa görebiliyorsunuz.
Adanın hemen girişinde balık tutanları gördüm, balık tutma meraklıları varsa, adanın hemen girişinde balık tutmayı deneyebilirler. Öte yandan, adaya giriş yasak dedim ama, bu yasak yalnızca tabela koymakla kalmış, isteyenler, küçük bir çit üzerinden atlayıp, adayı ve üzerindeki tarihi kalıntıları ziyaret edebiliyorlar ki, umarım bir yetkili bu satırları okur da, kalıntıların ziyaretçiler tarafından tahrip edilmemesi için gerekli önlemleri alırlar.
Kalabalığın az olduğu Gümüşlük’de: restoranlardaki yiyeceklerin kalitesi, şaşılacak derecede güzel. Ancak, yukarıda belirttiğim gibi, sizi ısrarla restoranlarına davet eden ve taze balıkları gösteren garsonların ısrarına kapılıp bir yere girmeden önce, mutlaka fiyatları inceleyin diyorum, aksi halde kötü sürprizle karşılaşabilirsiniz.
Çünkü, gerçekten fiyatlar aşırı pahalı ve mekan sahipleri, yılın yalnızca üç/dört ayı çalıştıklarını ve kazandıklarını tüm yıl harcadıklarını söylemek gibi bir mazeretleri var. Yine de, Bodrum yöresine gelen bir çok ziyaretçi, bilmedikleri için, bu mekanlara girip, bir kez de olsa, deniz ürünleri tadıp bu aşırı yüksek ücretleri ödüyorlar ve bir daha gelmemek üzere, mekanlardan ayrılıyorlar.
Bodrum Yarımada Yalıkavak
YALIKAVAK
Bodrum merkeze:22 km. uzaklıkta. Bodrum’dan Yalıkavak’a yapılan yolculuk sırasında: yarımada üzerinde, en çok görülmesi gereken, en güzel manzarayı görebilirsiniz. Verimli vadilerden yukarı doğru tırmanıyorsunuz. Sonra: yol, dağın tepesini keserek, aşağıya doğru, yarımadanın ortasına iniyor. Yalıkavak’a varmadan önce ise, yöreyi ve güney kıyılarını: ortadan ikiye ayırıyor.
Yalıkavak: yıllarca, Ege’nin Türk kıyılarındaki en önemli balıkçılık merkezlerinden biri olmuş. Balık ve sünger avcılarının teknelerinin sığındığı bir liman olmuş. Günümüzde, yerli halkın büyük çoğunluğu, hala denizcilik yapıyor.
Yalıkavak; bir yandan, denizin ağır işçiliği olan balıkçılığı ve diğer yandan ise, çağın günümüze getirdiği: kafe, restoran ve barları barındırıyor. Getirdikleri deniz ürünlerini boşaltan balıkçı motorları ve yolcularını karaya çıkaran yatları bir arada görebilirsiniz. Bu eşsiz atmosfer: durmaksızın işliyor.
Bodrum Yarımada Gündoğan
GÜNDOĞAN
Bodrum merkeze: 22 km. uzaklıkta. Yalıkavak’tan, birkaç dakika doğuya ilerlediğinizde buraya varmak mümkün. Ama varmadan önce: harika kaya oluşumlarını ve çam ormanlarıyla örtülü yüksek tepeleri geçiyorsunuz. Bu yol, sizi Gündoğan köyüne çıkarıyor.
Köyün eski adı: Farilya. Eski bir Rum sözcüğü. Yani: güneşin doğuşu demek. Yol üzerindeki bazı yol tabelalarında: hala, bu sözcüğü görmek mümkün. Bir zamanlar, halkın çoğunluğu sahilde yaşıyormuş. Balıkçılık ve sünger avcılığı yapıyorlarmış. Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngiliz savaş gemilerinden bir kısmı, buradaki halkı korkutmuş. Onlar da, iç kesimlere kaçarak, rıhtımı, öylece, olduğu gibi ıssız bırakmışlar.
Bugün, buranın en önemli geçim kaynağı: tarım. Özellikle: narenciye. Bunun yanında, elbette turizm var. Sahilde: birkaç, konforlu ama küçük otel mevcut. Çok özel kıyı restoranları, Gündoğan balıkçılarının gün boyu yakaladıkları balıkları ve diğer deniz ürünlerini, müşterilerine sunuyorlar.
Sahili, baştan başa geçen yol, kumsalı da kapsıyor. Kıyıdan denize uzanan küçük iskelelerin üzerinde denize giriliyor ve güneşleniliyor. Küçük limanda ise, günübirlik gezi tekneleri var.
Gündoğan’da, ayrıca bazı tarihi kalıntıları da görebilirsiniz. Koyun karşısındaki: Küçük Tavşan Adası’nın yamacında, eski bir Rum kilisesi var. Köyün, üst yanından, yamaca doğru, dikçe bir tırmanıştan sonra ise: kayalara oyulmuş, 50 taş basamak sizi karşılayacak.
Buradan da, küçük fakat harika görünümlü bir manastır girişine çıkılıyor. Bundan başka: Yalıkavak-Torba anayolunun biraz ilerisinde, köyün yukarı kısmının karşısındaki çam ormanının arasından, başı göğe doğru yükselen, eski bir Osmanlı kulesi görülüyor.
Bodrum Yarımada Türkbükü
TÜRKBÜKÜ
Evet, buradaki koyun batı yakası: tepeler arasında gömülü ve önündeki iki ada ile korunmuş. Balıkçılar, burada sahilden denize doğru çıkık, pek çok küçük tahta iskeleden hareket ediyorlar. Koyun hemen çıkışında ise, dil balıklarının yataklarının bulunduğu söyleniyor.
Bodrum Yarımada Gölköy
GÖLKÖY
Yarımadanın, kuzey kıyısı boyunca uzanan yolun ortalarında ve büyük koyda kurulu bir köy. Önünde, upuzun uzanan kumsal ile, küçük pansiyon ve restoranlar var. Gölköy’de; keyif çıkaracak pek çok şey arasında: belki de ilk akla gelen, modern yaşamın parıltısından çok uzaklarda, sessiz sedasız çalışmalarını sürdüren halkın: balıkçılık ve çiftçilik uğraşlarını ve koşuşturmalarını seyretmek.
Bodrum Yarımada Torba
TORBA
Yarımadanın en kuzeydoğu ucunda kalıyor. Korumalı bir koyu var. Sakin ve huzurlu atmosferi ve Bodrum’a kolayca ulaşılabilecek yakınlıkta oluşu; buranın popilitesini arttırıyor. Uzun kıyısı boyunca, küçük pansiyonlar, barlar ve özel güneşlenme iskeleleri var.
Koya: yatçılar sıkça uğruyorlar. Yerli halk ise, balıkçılık yapıyor. Ayrıca: her gün, feribotla, henüz bozulmamış Güllük körfezinden karşıya geçerek, Didim’e gitmek mümkün. Böylece: bir yandan muhteşem Apollo Tapınağı’nı seyrederken, diğer yandan da, hoş bir vapur seferi yapmak mümkün.
Bodrum Yarımada GüllükBodrum Yarımada Güllük
GÜLLÜK
Bodrum-Milas karayolu üzerinden, sağa ayrılan 8 km. uzunluğundaki yol, sizi Güllük’e ulaştırır.
Güllük’ün anlamı: gül bahçesi demektir. Güllük: Ege kıyılarında uzanan küçük bir balıkçı köyüdür. Kendine ait küçük bir limanı ve çok keyifli plajları var. Bu sevimli ve küçük tatil beldesi: özellikle yerli turistler tarafından, uzun zamandır özellikle tercih edilmekte. Bodrum’un kalabalığından hoşlanmayanlar, Güllük’ü tercih ediyorlar.
Güllük: Türkiye’nin balık cenneti olarak biliniyor. Kasaba’da: deniz levreği ve mercan gibi, spesiyal balık yemekleriyle ünlü restoranlar bulmak mümkün. Kasabanın kuzeyinde kurulu Dalyan’da ve denizde çok iyi balık çıkarılıyor.
Yılan balığı da, burada sık avlanan deniz ürünü. Adının yılan oluşu sizi itmesin, gerçekten lezzetli. Ayrıca: çevredeki koyların çoğunda, kültür balıkçılığı da yapılmakta, çipura ve levrek yetiştirilmekte.
Tüm bunların yanında: buraya has bir özellik daha var. Çevrede çıkarılan “boksit” madeni, Güllük limanından ihraç ediliyor. Zaten: yolda sıkça boksit madeni taşıyan kamyonları görmeniz mümkün. Kasabaya girerken ki yüksek yerden, limana baktığınızda ise, mutlaka bu madeni taşıyan, ağır tonajlı gemileri de görebilirsiniz.
Buranın yapısı nedeniyle: sahilden hemen sonra yükselen tepelere yerleştirilmiş oteller ve evler, hep deniz görüyor.
Diğer bir özellik ise: Güllük’de, komşusu Bodrum gibi, bölgeye has tekneler (gulet) yapılan tersaneler bulunması. Bunların görünüşü güzel ama limanda, maden taşımak üzere bulunan şileplerin görüntüleri için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Bodrum Yarımada Yalıçiftlik ve Çiftlikköy
YALIÇİFTLİK VE ÇİFTLİKKÖY
Bodrum’a 22 km. uzaklıkta. Dolmuşla 20 dakikada ulaşmak mümkün. Çam ormanları arasında, kıvrıla kıvrıla giden yol üzerindeki Gümbetlerin önünden geçilerek, buraya varılıyor.
Burada: çevreye serpiştirilmiş, birkaç restoran bulunmakta. Kıyının doğu yanı kumluk. Biraz daha ilerideki ıssız kayaların arasında, denize girmek ve güneşlenmek mümkün.
Yalıçiftlik’den 4 km. sonra, tarımla uğraşan insanların yaşadıkları; Çiftlikköy’e ulaşılıyor. Taştan yapılmış çiftlik evleri, tepenin eteklerine yayılmış. Belli başlı ürünler: ormandaki kovanlarda toplanan çam balı ve çevredeki bahçelerde yetiştirilen: incir.
Turizm elinin değmediği bu köy, Bodrum yarımadası üzerindeki çiftlik yaşamından örnekleri, gözler önüne sermesi bakımından ilginç.
Evet, değerli konuklar. Benim, Bodrum yarımadasında, görüp sizlere anlatabileceğim yerleşim yerleri bunlar. Bunlar dışında, benim görmediğim yerler, mutlaka vardır.
Buraların küçük özelliklerini sizlere anlatmaya çalıştım. Sizler, tercihleriniz doğrultusunda, kendinize bir rota ve plan çizebilir ve Bodrum merkezinden zamanınız kaldığında, yarımadanın bu yerleşim birimlerini de gezebilirsiniz. Çok keyif alacağınızdan eminim. Zamanınız ve imkanınız olursa, bu geziyi mutlaka deneyin.
Datça gezilecek yerler: Datça yarımadası, ülkemizin en güzel, tarihi, turistik ve doğal güzellikleriyle dolu olan bir yerdir.
Datça Gezilecek yerler Balıkaşıran Mevkii
BALIKAŞIRAN MEVKİİ
Datça Gezilecek Yerler: Burası, Datça yarımadasının en dar yeridir. Datça merkeze 40 km uzaklıktadır.
Burada genişlik yaklaşık 1 km. dir. 800 metreye kadar indiği de söyleniyor. Koyun çevresi ormanla kaplıdır. Koyun kıyısı ise çakıllıdır. Bazı yerler sazlıktır.
Burada: sağda Ege denizi, solda ise Akdeniz uzanır. Ancak herhangi bir tesis yoktur. Burada sadece karavan veya çadırla kamp yapmak mümkündür. Ancak herhangi bir tesis olmadığından her türlü ihtiyacınızı önceden karşılamanız gerekmektedir. Ateş yakmak da yasaktır.
Burada elbette bir rivayet bulunmaktadır.
Homeros’un anlattığı rivayete göre “eskiden balıkçılar bir denizden diğer denize geçmek için bu dar yeri kullanırlarmış. Hatta rüzgarlı havalarda, sırtlarında kayıklarını ve eşyalarını bir denizden öbür denize taşırlarmış. Bu yüzden bölge “Kayıkaşıran” olarak da bilinir.
Ancak bunun yanında bir söylenti daha bulunmaktadır. Balıkçıların bu bir taraftan öte tarafa geçmelerini esprili olarak “balıkların bir denizden diğerine atlamaları” şeklinde de betimlerler. Bu yüzden bölgenin ismi “Balıkaşıran” olmuştur.
Balıkaşıran bölgesiyle ilgili tarihi süreçte yine ilginç bir olay vardır. Bu olayı: Knidos kentini anlatırken yazdım, oradan okuyabilirsiniz, ancak kısa bir not: Knidoslular, Lidyalıların karadan yaptıkları saldırılardan korunmak için burayı kazmayı denemişlerdir.
Son birkaç not: yörede yine sıkça söylenen bir söz bulunmaktadır “balıkaşırandan öteye akıllı adam geçmez” Yine bir rivayet “balıkaşıranı aşan, oralara aşık olur bir daha geri dönmek istemezmiş” Biter mi, hayır “Ege’de tutulan bir balık, canlı halde Akdeniz’e bırakılabilirmiş.”
Datça Gezilecek yerler İskele Mahallesi
İSKELE MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler: 1947 yılına kadar Datça merkezi Reşadiye Mahallesi iken, İskele Mahallesi olmuştur. Datça’da: resmi kurumlar, sivil kuruluşlar, alışveriş ve eğlence merkezleriyle konaklama tesislerinin birçoğu İskele Mahallesindedir.
DATÇA LİMANI
Datça gezilecek yerler: Datça limanında birçok restoran ve otel bulunuyor. Limanda: birçok restoran, kafe, bar, alışveriş mağazaları bulunmaktadır. Ayrıca: bir anfitiyatro vardır.
Datça Gezilecek yerler Liman Demeter Heykeli
Demeter Büstü ve Aslan Heykeli
Bunlar: 1850 yılında Knidos kazıları sırasında İngiliz Charles Newton tarafından İngiltere’ye British Museum’a götürülen eserlerin kopyalarıdır.
Datça Gezilecek yerler Liman Aslan Heykeli
(Bu iki heykelin hikayesini merak edenler için Knidos antik kenti bölümünü okumalarını tavsiye ederim.)
Datça gezilecek yerler: Limandaki bu heykel, burayı ziyaret edenler tarafından yoğun fotoğraf çektirilen bir yer olarak tanınıyor.
Peki fok badem? Aydın-Didim ilçesi açıklarında, 2006 yılında henüz 1.5 aylık yavru ve yaralı bir Akdeniz fok yavrusu bulunur.
Bu yavru Foça Fok Rehabilitasyon Merkezinde tedavi edilir ve “Badem” ismi verilerek tekrar denize salınır. Ancak bu dişi fok balığı sık sık Datça’ya gelirdi.
Ancak 2012 yılından bu yana gelmemektedir, izi kaybolmuştur. Bunun üzerine, Datça Belediyesi tarafından Heykeltıraş Elbruz Denge’ye 2012 yılında “Fok Badem Heykeli” yaptırılır ve limana konur.
ESKİ KNİDOS-BURGAZ ÖREN YERİ
Datça gezilecek yerler: Burgaz Ören Yeri, Datça merkeze 2 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 12 metre yüksekte, küçük bir yarımada üzerindedir.
Aşağıda Knidos şehri tarihçesinde belirttiğim gibi, Knidos şehri bugünkü yerine yerleşmeden önce, ilk olarak burada kurulmuştur.
Burgaz ören yerindeki kazı çalışmaları, 1993 yılından bu yana sürdürülmektedir.
Ören yeri: 1400 x 400 metre boyutlarındadır ve deniz kıyısı boyunca uzanmaktadır. Kent, sur duvarları ile çevrilmiştir. Bu sur duvarlarında, düzensiz yamuk dikdörtgen ve çokgen taş örgü teknikleri, karışık olarak kullanılmıştır.
Alanın güneybatısındaki sığ sularda ise deniz surları ve bir kule kalıntısı görülür.
Deniz kıyısında, MÖ 4’ncü yüzyıla tarihlenen iki liman kalıntıları da bulunmaktadır.
Bölgedeki kazılarda en eski olarak, MÖ 8’nci yüzyıla tarihlenen yerleşim katları bulunmuştur.
Burgaz ören yerinin: MÖ 4’ncü yüzyılda kısmen terk edildiği, ancak deniz kenarında depolama ve liman yükleme alanlarının bulunduğu, daha iç kısımlarda ise tarıma bağlı bir yaşamın sürdürüldüğü ve nekropol alanının varlığı anlaşılmıştır.
Datça Gezilecek yerler Plajlar
DATÇA MERKEZDE BULUNAN PLAJLAR
Datça gezilecek yerler: Hepsi de Mavi Bayraklı olan 3 plaj bulunmaktadır. Bunlar:
Hastaneönü Plajı
Taşlık Plajı
Kumluk Plajı.
Her üç plajda da Mavi Bayrak özelliklerinden olan duş, kabin ve cankurtaran gibi hizmetler Belediye tarafından sağlanmaktadır.
Datça Gezilecek yerler Hastane Altı Plajı
HASTANE ALTI PLAJI
Datça gezilecek yerler: Datça merkezinde Devlet Hastanesi binasının tam altında, Öğretmenevi’nin doğusundadır. Bu sahil, Club Datça Tatil köyüne kadar devam ediyor.
Oldukça kolay ulaşılan bir konumu nedeniyle tercih edilmektedir.
Ancak çok fazla geniş ve büyük değildir. Kumsalı küçük çakıllı, denizin ilk girişi de çakıllı, sonrası birkaç metre sonrası kumludur. Deniz ise soğuk, temiz ve berraktır. Sığdır. Bu yüzden, özellikle yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler tarafından tercih edilir. Özellikle sezonda aşırı kalabalık olduğunu unutmamak gerekir.
Datça Gezilecek yerler Kumluk Plajı
KUMLUK PLAJI
Datça gezilecek yerler: Datça merkezindedir. Hastane altı plajından kıyı boyunca limana doğru yürürseniz, Kumluk Plajına ulaşırsınız. Plaj: İlkokulun yanından başlar ve Cumhuriyet Meydanına kadar ilerler.
Plaj yaklaşık 300 metre uzunluktadır.
Sahil tamamen ince kumdan oluşmaktadır.
Deniz ise sığdır ve yavaş derinleşir. Bu yüzden yüzme bilmeyenler ve çocuklu aileler tarafından tercih edilmektedir.
Plajın yanında, trafiğe kapalı kumluk bir yol var. Bu yol boyunca çok sayıda yeme-içme mekanları ve konaklama yerleri bulunmaktadır.
Sahilde dizilmiş bu işletmelerden şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. Ancak akşam saatlerinde plajı akşama hazırlamak için şezlongları topluyorlar, buna göre akşamüstü saat 4-5 gibi plajdan ayrılmanız gerekiyor. Öte yandan, açık havada, denizle iç içe bir akşam yemeği için oldukça güzel bir tercih olabilir.
Datça Gezilecek yerler Kumluk Plajı
Son bir not: Her yıl Mayıs ayının ilk Pazar günü yapılan “Akdeniz’den Ege’ye Dostluk ve Barış Yürüyüşü etkinliğinde, Akdeniz kıyısındaki Kumluk Plajından toprak testilere doldurulan sular, Ege kıyısındaki “Gereme Koyuna” dökülüyor.
TAŞLIK PLAJI
Datça merkezinin batısındadır. Limandan Ilıca Kampinge doğru yürürseniz Taşlık Plajına ulaşırsınız. Plaj yaklaşık 400 metre uzunluktadır. Plaj: adı üstünde irili-ufaklı çakıl taşlarıyla doludur.
Plajın hemen yanından trafiğe kapalı Taşlık yolu geçiyor. Bu yol üzerinde yeme-içme yerleri sıralanıyor. Sahilde, bu işletmelerin şezlong ve şemsiyeleri bulunuyor, bir şeyler yiyip-içmek karşılığında şezlong ve şemsiyeleri ücretsiz kullandırıyorlar.
Ilıca Göletİ
Liman bölgesi bitiminde; Taşlık plajının hemen üst tarafında, denizin hemen yanı başında “Ilıca göleti” isimli doğal gölet vardır. Bu göl yörede oldukça popülerdir.
Bu göletten kükürtlü ve sıcak su kaynamaktadır. Suyun kaynadığı yerin çevresi duvarlarla çevrilmiş ve bu küçük gölet oluşturulmuştur. Sular, göletin duvarları arasındaki oyuktan, hızlı bir şekilde denize doğru akıyor. Denizdeki kişiler, bu suyun altında duş alıyorlar. Denize akan bu tatlı su nedeniyle, burada deniz az tuzludur.
Ayrıca: bu gölette koruma altında bulunan ve “doktor balıklar” olarak isimlendirilen bir tür balıklar vardır. Bu balıklar özellikle cilt hastalığı bulunanlar, bu göle girdiklerinde balıklar, ciltteki ölü deriyi yiyerek tedavi ediyorlar.
Kent Park
Taşlık plajın bitimindedir. Datça merkezinin tek yeşil alanıdır.
AZGANLI PLAJI
Taşlık plajından, güney yönde 1 km kadar yürüyerek buraya ulaşabilirsiniz.
Hava Radar Komutanlığını geçince sola döndüğünüzde, kıyıya çıkılıyor. Güneye devam ederseniz, 1.5 km sonra tertemiz denizi olan bu şirin plajı bulursunuz.
Datça Gezilecek yerler Kargı Koyu
KARGI KOYU
Datça merkeze 3 km uzaklıktadır.
Datça merkezden buraya sık dolmuş ve Belediye otobüsü ulaşımı olmaktadır. Bu yüzden yani merkeze yakın olduğu için sezonda çok fazla kalabalık oluyor.
Çanak şeklindeki koyun çevresi dağlarla çevrilidir. Koyun doğal güzelliği, okaliptüs ağaçları ve kuzey rüzgarlarına kapalı oluşu çekiciliğini artırmaktadır.
Datça Gezilecek yerler Kargı Koyu
Sahil: çakıllıdır.
Deniz turkuaz rengiyle ilgi çeker. Koy az rüzgar alır ve deniz suyu berraktır. Yüzmeye uygundur. Denizin içi ise kum değil, taştır. O yüzden deniz ayakkabısı kullanmanız önemle tavsiye edilir.
Koyda sahil boyunca: kafe ve restoranlar bulunmaktadır. Bu kafe ve restoranlara ait şezlong ve şemsiyeler vardır.
Ayrıca, yine burada “Halk Plajı” bölümü bulunuyor, buradan ücretsiz yararlanabilirsiniz.
Datça Gezilecek yerler Eski Datça
ESKİ DATÇA MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Eski Datça Mahallesi, Datça merkeze 2.5 km uzaklıktadır. Datça ilçesinin en küçük Mahallesidir.
Marmaris üzerinden Datça merkeze gelirken, önce buradan geçiliyor ve sonra limana ulaşılıyor. Mahallenin 3 km güneyinde İskele Mahallesi ve 4 km kuzeyinde ise Reşadiye Mahallesi bulunmaktadır.
Burası, iskele mevkiindeki modern Datça kent merkezinden farklı olarak, eski yapıların çoğunlukta olduğu bir yerdir.
Zaten bu yüzden Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Çünkü Datça yarımadasının ilk yerleşim merkezlerinden birisidir.
Buradaki ilk yerleşimin MÖ 11’nci yüzyıla kadar indiği düşünülmektedir.
Datça Gezilecek yerler Eski Datça
Buranın eski ismi “Dadya” dır.
Taş evler, begonvil çiçekleriyle süslenmiş taş sokaklar, renkli dükkanlar, kafe, bar ve restoranlardan oluşmaktadır. Denizden biraz uzak bu bölgede zeytin ve badem ağaçları bulunmaktadır.
Eski yapılar restore edilerek çoğunlukla Eski Datça Otelleri olarak hizmete açılmıştır.
Ayrıca: taş döşeli sokaklarda el sanatlarıyla uğraşan ve ürünlerini satan tezgahlar ve minik dükkanlar doludur. Buralarda Datça’nın meşhur çimdik oyası yapan kadınları izleyebilirsiniz.
Burada: ağaçların altında oturup, serinlemek için buranın meşhur acı bademlerinden yapılan “Datça gazozu” içmelisiniz ve bademli dondurmalardan yemelisiniz.
Eski Zeytin Değirmeni
Burada eskiden zeytinyağı üretiliyormuş. Eski zeytin değirmenlerine “Mengen” ismi veriliyor. Burada bulunan mengen de, 2015 yılında restore edilmiş ve günümüzde turistik tesis olarak kullanılıyor.
Datça Gezilecek yerler Can Yücel Sokak
Can Yücel Sokak ve Can Yücel Evi
Datçanın bu bölgesi özellikle şair Can Yücel ile anıldığı için, şairin ismi bu sokağa verilmiştir. Burada “Can Yücel Evi” bulunuyor ve ev günümüzde müze olarak düzenlenmiştir. Can Yücel, hayatının son 10 yılını burada geçirmiştir.
Evin bahçesinde bulunan kütüphanede: Can Yücel’e ait kitaplar, fotoğraflar ve yazarın el yazıları ve daktilosu sergileniyor. Ayrıca ziyaretçiler için bir anı defteri bulunuyor.
Datça Gezilecek yerler Can Yücel Evi
Ancak ev sadece yılda bir gün ziyarete açıktır. (Can Yücel’in ölüm yıldönümü olan 12 Ağustos tarihinde) Çünkü halen evde, Can Yücel’in ailesi kalmaktadır, yani gidip kapıyı çalmamak gerekir. Sadece evin kapısında fotoğraf çektirebilirsiniz.
Datça Gezilecek yerler Datça Orhanın Yeri
Can Yücel evini göremezseniz bile, ünlü şairin sürekli gittiği kahve olan “Orhan’ın yerine” mutlaka uğrayın, şaire ait anılar ve şairin yarım kalmış şarabını görün. Orhan’ın yeri: dut ağaçlarının altında oldukça samimi bir yerdir.
Burayı ziyaret ederseniz, patlıcanlı gözleme yemeyi unutmayınız. Bir de “Karabaş otu çayı” denemelisiniz.
Datça Gezilecek yerler Emecik Mahallesi
EMECİK MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Emecik Mahallesi, “Alavara Mevkii” olarak da bilinir. Kızlan Mahallesinin ardından, Datça’nın en kalabalık 2’nci Mahallesidir. Yarımadaya girişte ilk köydür. Yani hemen Balıkaşıran’dan sonra gelir. Datça ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır.
Emecik dağı, 747 metre yüksekliktedir ve bu dağın çevresi ormanlarla kaplıdır, burada yaban hayatı zengin olmasına rağmen son yıllarda bilinçsizce doğaya bırakılan zararlar maddeler ve yapılaşma nedeniyle yaban yaşamı tehdit altındadır.
Evet, Emecik Mahallesi bu Emecik dağının eteklerinde, tepelerde kuruludur.
öylenenlere göre, geçmişte İspanyol korsanları bu köye cüzzamlıları bırakırlarmış. Köyün havası ve suyu o kadar güzelmiş ki, bu köye bırakılan cüzzamlılar bile iyileşiyorlarmış.
Bölgenin Doğal Sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
Datça Gezilecek yerler Aktur
Datça Aktur
Datça yarımadasının hemen girişinde Emecik köyünde Aktur Sokaktadır.
Datça merkezine 30 km uzaklıktadır.
Datça Gezilecek yerler Aktur Sahili
Site, iki birimden oluşmaktadır. Bunlar: Çiftlik ve Kurucabük koylarıdır. İki birimin arasındaki uzaklık 4 km dir. Her iki birim arasında, site tarafından ücretsiz ulaşım sağlanmaktadır.
Çam ağaçlarıyla kaplı oldukça güzel bir ormanlık doğal alandır.
Datça Gezilecek yerler Aktur
Denizin temizliği ve maviliği ilgi çeker.
Burada: şık yazlıklar ve tatil evleri bulunmaktadır. Ayrıca kiralık villalar da bulunuyor. 1 km uzunluğundaki Aktur plajı: Mavi Bayrak ödüllüdür ve her yıl bu ödülü almaya hak kazanmaktadır.
Datça Gezilecek yerler Aktur Sahili
Oldukça büyük bir sitedir. Site içinde: banka, sağlık ocağı, eczane, postane, üç tane süpermarket, yelken okulu, beş tane restoran, bar-disco, su altı dalgıç okulu, okuma salonu ve uluslararası bir kampingi bulunmaktadır. (Bu kamping ile ilgili ayrıntılı bilgi aşağıdadır.)
Datça Gezilecek yerler Aktur Kamping
Aktur Datça Kamping
Aktur Tatil Köyünün hemen yanındadır.
Datça merkeze 30 km uzaklıktadır. Karavan veya çadır kampı için uygundur. Kamp kurulabilecek 140 alan ayrılmıştır. Alanda 420 kampçı konaklayabilmektedir. Ancak çadır ve karavan kiralama hizmeti yok, yani kendi karavan veya çadırınızı götürmeniz gerekiyor.
Kalabalıktan uzak, çam ağaçlarının altındaki kamp alanında, her türlü ihtiyaç karşılanabilmektedir. Yakınlarda çamaşır makinası, tuvaletler, banyolar, yemek pişirme yerleri bulunmaktadır. Karavan veya çadırlara elektrik hizmeti veriliyor. Ancak bölgede ateş yakmak yasaktır. Yemek yapmak için mutfak kullanılıyor.
Özil Kalesi
Mahallenin Özil mevkiinde, kayalık bir tepe üstündedir. Kalıntılar oldukça geniş bir alana yapılmış durumda görülmektedir.
Karaincir Tatil Köyünden sonra kaleyi görmek isterseniz, yamaçlara tırmanmanız gerekir. İlginç olan husus, kalıntıların hemen yakınına bir Tatil Köyü yapılmış olmasıdır. Tepenin biraz ilerisinde, Apollon kutsal alanı bulunmaktadır.
Kalede ilk Knidos şehri döneminden kalma sur duvarları ve yapı kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca, Bizans döneminde de ilaveden sur ve duvarlar yapılmıştır. Bizans dönemindeki yapıları ayırt eden en önemli özellik Horasan harçla örülmüş olmalarıdır. Sonuç olarak, antik dönemde burası önemli bir yerdir.
Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı
Sarı Liman-Apollon Kutsal Alanı
Marmaris-Datça karayolu üzerinde, Emecik köyü yakınlarında, Emecik dağı eteklerinde, Sarı Liman çevresinde bazı kalıntılar görülmektedir.
Alanda 1998-2006 yılları arasında arkeolojik araştırma kazıları yapılmıştır.
Bu çalışmalarda, kazı alanında Knidos-Dor kökenli bir şehir bulunduğu tespit edilmiştir.
Kutsal alan: doğusuna denizi alacak şekilde, eğimli bir yamaca kurulmuştur. Ve kademeli üç terastan oluşmaktadır.
Bunlar: Yukarı Teras, Helenistik Dor Tapınağı ve Aşağı Teras araştırılmıştır.
Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı
Alt Teras
Burada çeşitli yapılar vardır. Burada bulunan buluntulara göre, kutsal alan MÖ 7’nci yüzyıldan itibaren MS 7’nci yüzyıla kadar bir kült merkezi olarak kullanılmıştır.
Yukarı Teras
Burada Erken Bizans dönemine ait Büyük Bazilika ortaya çıkarılmıştır. Bazilika: 20 x 14 metre boyutlarında, üç neflidir. Doğusunda içten yuvarlak, dıştan beş cepheli bir apsisi, batısında ise bir narteksi vardır.
Orta Teras. Helenistik Dor Tapınağı
Orta Teras’ta, Helenistik dönemde Dor düzeninde inşa edilmiş Apollon Tapınağı ve sunak bulunmaktadır.
Burada doğu-batı yönünde konumlandırılmış yapının cephesi, doğuya bakar.
Tapınak: klasik Dor tapınaklarında görüldüğü gibi, 3 basamaklı bir yükselti üzerinde konumlanmıştır.
Ancak tapınak yapısı oldukça fazla tahrip olmuş durumdadır. Çünkü yapıya ait pek çok mimari blok, kutsal alandaki diğer yapılarda ve geç dönem kilisesinde devşirme olarak kullanılmıştır.
Alanda bulunan çok sayıdaki mimari parça değerlendirildiğinde, tapınağın Helenistik dönemde inşa edildiğine karar verilmiştir.
Tapınak kalıntılarının güneydoğu köşesinde bulunan Apollon rahiplerine ait bir yazıtta, Kutsal Alanın Apollon’a adandığı düşünülmektedir.
Ayrıca: yine tapınağın güneybatı köşesinde, MÖ 4’ncü yüzyıla ait bir Knidos sikkesi bulunmuştur. Buna göre, tapınağın MÖ 3’ncü yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilir.
Tüm bu buluntular ışığında, buranın Heredot yazıtlarında adı geçen “Apollon Tapınağı” olduğuna karar verilmiştir.
Knidos bölgesinde Apollon’un 2 farklı sıfat altında tapınımı görülmektedir. Bunlardan ilki, Heredot tarafından söz edilen “Apollon Triopios” dur.
Bir diğer sıfat ise “Karneios” dur. Bu sıfata Peloponnesos ve tüm Dor dünyasında rastlanmaktadır.
Tarihçi yazar Heredot’un yazdığı mitolojik bir öyküye göre: Kaneios; Zeus ve Europa’nin oğlu olan ve Apollon ile aşk yaşayan kişidir.
Knidos ve tüm 6 kentte yaşayan ve Dor Hexaopisi’ne bağlı Dor halklarının en coşkulu ve büyük bayramları, yaz mevsiminin son ayına da ismini veren “Karneia” şenlikleridir.
Bu şenliklerde: geleneksel koşu yarışmaları, müzik, şiir ve tiyatro yarışları düzenlenir. Kazananlara çeşitli ödüller verilir. Başlangıçta ödül olarak “Üç ayaklı kazan” verilirdi. Ancak bir kural vardı, kazanan ödülü tapınağa bağışlamak zorundaydı. Yani, ödül kutsal alan dışına çıkarılamazdı.
Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı
Buluntular ve Sonuç:
Kazılarda elde edilen buluntular ise: Mısır, Fenike, Etrüks kökenli ithal malların tanımlandığı geniş bir hinterlandı kapsamaktadır.
Şimdiye kadar Doğu Yunan üretimi olarak bilinen ancak Knidos malı olduğu kesinleşen, kireç taşı ve pişmiş toprak figürler ile çanak-çömlek ürünleri oldukça fazla zengin çeşitlilik göstermektedir.
Kutsal alanda bulunan epigrafik veriler ve adak eşyaları oldukları anlaşılan değerli eserler, özellikle Arkaik çağda, Emecik Kutsal Alanının Apollon ile ilişkilendirilmesini sağlamıştır.
Kazılarda, ayrıca MÖ 8’nci yüzyıla tarihlenen tapınma eşyaları, pişmiş toprak ve yerel kalker taşından yapılmış heykelcikler bulunmuştur. Bulunan bu heykelcikler arasında, 80 cm uzunluğunda ve başı kopmuş bir erkek heykeli dikkate değerdir.
Bu buluntular, Marmaris Arkeoloji Müzesine teslim edilmiş ve halen orada sergilenmektedir.
Datça Gezilecek yerler Sarı Liman Apollon Kutsal Alanı
Emecik kutsal alanının, hem yeni ve hem de eski Knidos’a hizmet verdiği düşünülmektedir.
Kutsal alanda bulunan buluntular, alanın MS 12’nci yüzyıla kadar kesintisiz kullanıldığını göstermektedir.
Ancak Emecik kutsal alanı, özellikle MÖ 7 ile 6’ncı yüzyıllarda yaşamıştır. Kutsal alanda bulunan Apollon Tapınağı, bu tarihlerde Dor düzeninde inşa edilmiştir.
Ancak sonraki dönemde, tapınağın üzerine kilise inşa edilmiş ve tapınak yapısı çok fazla tahrip edilmiştir.
Evet, kazı çalışmaları sürdürülürken, Tapınak ve çevresinde önceki ve sonraki dönemlere ait başka tapınak ve kilise izleri bulunmuştur.
Sonuç, yöreyi ziyaret ederseniz, bence mutlaka zaman ayırın ve bu kutsal alanı gidin gezin görün.
PLAJLAR
Datça Gezilecek yerler Karaincir Koyu
Karaincir
Datça ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Koya ulaşmak için Aktur ve Karaincir minübüslerini kullanmak gerekir.
250 metre uzunluğundaki plaj ise ince kumludur. Plajın genişliği ise 3 ile 25 metre arasında değişmektedir.
Koyda ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz tesisler bulunmaktadır. Sahil, şezlong ve şemsiye kiralayan tesisler tarafından işgal edilmiş durumdadır. Ancak zaten küçük olan koy, izinsiz şemsiyeler yüzünden adım atılamaz hale gelmiştir. (Son aldığım bir bilgiye göre, bu şemsiyeler kaldırılmış ve sahil açılmıştır.)
Koyda deniz sığdır, bu yüzden özellikle çocuklu aileler tarafından tercih edilir. Hatta Datça’nın birçok yerindekinin aksine, deniz burada ılıktır. Yüzmek için deniz içinde biraz yürümek gerekiyor.
Kuzey rüzgarlarına kapalı olması ve çevresinde yiyecek-içecek tesislerinin bulunması nedeniyle tercih edilmektedir.
Koyda, sahilin ilerisinde ise Karaincir adaları bulunuyor.
Datça Gezilecek yerler Karaincir Tatil Köyü
Plajın üst bölümünde: 600 konutlu yazlık bir site (Karaincir Tatil Köyü) ve kamping bulunuyor. Sitenin hemen kuzeyinde, Marmaris-Datça karayolu geçiyor. Kamping alanında ise karavan ve çadır kampı bulunuyor.
Güllük plajı
Datça merkeze 15 km uzaklıkta, Marmaris istikametindedir. Buraya ulaşmak için, karayolundan sonra sahile doğru 500 metre yürümek gerekiyor.
Karaincir koyundan bir önceki koydadır.
Perili köşk ve Adaburnu Gölmar Tesisleri burada bulunmaktadır.
Plajın hemen karşısında ise yakın adalar vardır.
Plaj: iri kumludur. Deniz ise çabuk derinleşir. Bu yüzden yüzme bilmeyenler için uygun değildir. Sonuç olarak, sakin ve sessiz bir ortam arzulayanlar tarafından tercih edilmektedir. Son bir not: 28 Haziran 2017 tarihinde Güllük mevkiinde bir orman yangını çıkmıştır.
Datça Gezilecek yerler Perili Köşk
Perili Köşk Plajı
Datça merkezinin doğusundadır. “Adaburnu” olarak da bilinir. Datça merkeze 15 km uzaklıktadır.
Çevresinde Güllük plajı ve Adaburnu Gölmar tesisleri bulunmaktadır. Öbür yanında ise Karaincir koyu bulunmaktadır.
Peki neden böyle bir isim verilmiştir. Söylenenlere göre, burada çok önceleri bir köşk yapılmış ve rüzgar nedeniyle köşkten uğultular geliyormuş ve bu yüzden yöreye “Perili Köşk” ismi verilmiştir.
Datça Gezilecek yerler Perili Köşk
Şu anda yani günümüzde de burada sadece bir yapı bulunuyor ve otel olarak kullanılıyor. Bu ev “Muğla Evleri” mimari stili kullanılarak yapılmıştır.
En büyük özellik: yörenin rüzgarlı olmasıdır. Bu rüzgar, yörede bir uğultu yaratıyor ve bu uğultu, perilerin fısıltısı gibi değerlendiriliyor.
Datça Gezilecek yerler Perili Köşk
Evet, burası genelde sakin ve kalabalıktan uzak bir ortamdır. Denizin dibi kum ve oldukça sığdır. Özellikle ada ile plaj arası çok aşırı sığdır.
Deniz çok temiz ve berraktır. Ancak burayı ziyaret etmek isterseniz, yanınızda şemsiye bulundurmanızda yarar var, çünkü burada şezlong ve şemsiye bulunmuyor.
Sahilin hemen karşısında bir ada bulunuyor. Sahilden, adaya geçmek için, deniz içinde bir yol bulunuyor ancak bu yolun gizli olduğu söyleniyor.
Datça Gezilecek yerler Alavara Koyu
Alavara Koyu-Meriç
Emecik koyundan sonra, orman içinden buraya ulaşan toprak yol oldukça bozuktur. Ege denizi yani Kuzey yakasının doğal güzelliği olan bir yeridir. Çam ağaçlarıyla kaplı, çok güzel bir yerdir. Burası genellikle doğa yürüyüşçüleri tarafından yoğun kullanılıyor.
Alavara kalesi
Kale oldukça yüksek ve sarp kayalık bir yerdedir, yani ulaşımı oldukça sıkıntılıdır. Zaten, kale hakkında herhangi bir bilgi de bulunmuyor.
Datça Gezilecek yerler Kızlan Mahallesi
KIZLAN MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Kızlan Mahallesi, Datça-Marmaris karayolundaki köy, Datça merkeze 8 km uzaklıktadır. Datça girişinde, yel değirmenleri görüldüğünde, 100 metre sonra sağda “Kızlan Mahallesi” tabelası görülmektedir.
Datça yarımadasının en kalabalık köyüdür. Aynı zamanda en serin yeridir. Çünkü köy sırtını dağlara yaslamıştır.
Datça Gezilecek yerler Kızlan Mahallesi
Köy ismini: “Kızıl alan” yani “Kırmızı toprak” tan almıştır.
Köyün başlıca özelliği: hem Akdeniz ve hem de Ege denizinde kıyı şeridi olan bir yer olmasıdır. Datça’nın en uzun iki sahil şeridine sahiptir.
Datça Gezilecek yerler Kızlan Mahallesi
Köyün Akdeniz’e açılan güney kıyıları: yarımadanın en çok rüzgar alan bölgesidir ve windsuf yapmaya oldukça elverişlidir. Burada sörf eğitim merkezleri bulunmaktadır.
Burada, konaklamak için küçük tesisler bulunmaktadır.
Ayrıca: burada bulunan 2 zeytinyağı fabrikasında, organik zeytinyağı üretimi yapılmaktadır.
Her yıl Mayıs ayının ilk Pazar günü: geleneksel olarak yapılan “ Akdeniz’den Ege’ye Dostluk ve Barış Yürüyüşü” yapılmaktadır.
Bu yürüyüş Kızlan köyünde bitmektedir. Yürüyüşün bitiminin ardından, köyde şenlikler düzenleniyor. Yürüyüşte: Akdeniz’den Kumluk Plajından sembolik olarak toprak testilere doldurulan su alınarak Gereme Katıyalı bölgesinde Ege denizine dökülmektedir.
Datça Gezilecek yerler Kızlan Yel Değirmenleri
Kızlan Yel değirmenleri
Değirmenler, Datça merkeze 10 km uzaklıktadır.
Datça yarımadasında bulunduğu tespit edilen 28 tane yel değirmeninden 6 tanesi burada, Kızlan köyünün girişinde bulunmaktadır.
Değirmenler, karayolu ile köy arasındadır ve aralarındaki uzaklık oldukça azdır.
Bunlar, hafif yükseltiye sahip bir tepeden, düzlük alana doğru arka arkaya sıralanmıştır.
Değirmenler, muhtemelen 1900’lü yılların başında yakın çevrede yaşayan varlıklı Rumlar tarafından yaptırılmıştır. Yörede bulunan diğer değirmenler fazla faaliyette bulunmadıklarından, Kızlan değirmenleri, yıllarca yarımadanın ihtiyacını karşılamıştır. 1950’li yıllardan sonra ise motorlu değirmenler çıkınca, bu yel değirmenlerine olan ilgi azalmış ve terk edilmişlerdir.
Yel değirmenlerinin hepsi dairesel plandadır.
Değirmenler 3 katlıdır. Üst katı buğday öğütmek, orta katı buğdayı depolamak ve giriş katı ise ağırlama ve teslimat için kullanılmıştır.
Yel değirmenlerinin çapları 6 metredir. Yükseklikleri ise 5.5 metredir. Duvarları: moloz taştan yığma olarak yapılmıştır. Taş işçilikleri oldukça güzeldir. Duvarların kalınlığı yaklaşık 1 metre civarındadır.
Değirmenlerin girişleri genellikle güney yönündedir. Taş kemerli kapılarının yüksekliği 170 metre civarındadır. Değirmenlerin çatısı konik biçimindedir ve genellikle çinkodur. İçlerindeki mekanizma ise, tamamen ahşaptan yapılmıştır.
1,2, 3 ve 4’ncü sıradaki değirmenler, uzun süredir kullanılmıyor ve bu yüzden kısmen yıkık durumdadır. Yel değirmenlerinin mülkiyeti özel kişilere aittir. Ancak restore edilerek korunmaları sağlanmamaktadır. 5 Numaralı değirmen restore edilmiş ve günümüzde konut olarak kullanılmaktadır. Buraya girmek yasaktır.
6 Numaralı değirmen Hazineye aittir. 2009 yılında Datça Kaymakamlığı tarafından restore edilmiş ve kiraya verilmiştir. Günümüzde lokanta olarak kullanılmaktadır. Ancak bu lokanta “Turizm Otelcilik Okulu” tarafından işletilmektedir. Deniz manzaralı hoş bir ortam bulunmaktadır.
En tepede bulunan değirmen içinde, orijinal değirmen sistemini, çarklarını, ahşap malzemeleri görüp fotoğraflayabilirsiniz. Ancak boş ve bakımsız olan değirmenleri görebilmek için otların arasında biraz yürümeniz gerekiyor.
Datça Wineyard
Değirmenaltı Mevkiindedir. Marmaris yolu üzerindedir.
Bölgenin şarap üreticisidir. Burada Datça’nın yerel şarabını tadabilirsiniz.
Taştan inşa edilmiş bir yel değirmeni çevresinde kurulu, konaklama tesisi ve bağlardan oluşan muhteşem güzel manzaralı bir tepede bulunmaktadır. Manzarası nedeniyle, gün batımı ve şarap tadımı için yoğun tercih edilmektedir. Yani, özellikle gün batımını izlemeye gitmelisiniz.
Burada: bir etkinliğe katılarak bir bağ turu yapabilir ve ardından üretim tesislerini görebilir, peynir tabağı alarak şarap tadımını deneyiniz. Ancak unutmamak gerekir ki, gezim için en geç saat 16.00’da burada bulunmanız gerekiyor. Daha sonra şarap satın alabilirsiniz. Öneri isteyenler için “ballı şarap” düşünülebilir.
PLAJLAR
Datça Gezilecek yerler Gebekum
Gebekum Kumul Alanı
Datça yarımadasının güney kısmında, Kocadağ’ın güney sahilindedir. Datça merkeze 4 km kala, Perili köşk tabelasından sapıp yaklaşık 1 km toprak yoldan ilerleyerek buraya ulaşabilirsiniz.
Kumluk alan: Sörf Tatil Köyü ve Yolluca Ada arasında: 7 km uzunluğunda ve 200-400 metre arasında genişliktedir.
Bu kumluk alan “Koruma” altına alınmıştır. Çünkü bir zamanlar buradan inşaatlar için kum alınıyormuş. Günümüzde burada sahilden kum almak kesinlikle yasaktır.
Çünkü buraya has bir özellik var. Kumsal, rüzgarın etkisiyle kendisini çoğaltıyor ve yayılıyor. Yani bir bakıyorsunuz kumda kendi kendine tepecikler oluşuyor. Bir bakıyorsunuz başka tepeler oluşuyor.
Ayrıca: bu kumul hareketleri nedeniyle, hemen karşısındaki adaya, denizden yürüyerek ulaşmayı sağlayacak şekilde bir sığlık alan oluşmuştur.
Sonuç olarak bu kumul: binlerce yıl önce, deniz hareketlerinin yöredeki kara tabakası ile etkileşimi sonucunda oluşmuştur.
Kumluk alanın, 6 milyon yaşında bir fosil kumulu olduğu söyleniyor.
Kumsalda 5 tanesi endemik olmak üzere 100’den fazla bitki türü yaşamaktadır. Bunlar: ağaç, çalı, odunsu ve otsu bitkilerdir. Kumulda, 19 kuş türü belirlenmiştir.
Burada sörf yapılan turistik tesisler bulunmaktadır. Çünkü yukarıda belirttiğim gibi, koyda rüzgar eksik olmuyor.
Datça Gezilecek yerler Gereme
Gereme
Kızlan köyüne 7 km uzaklıktadır. Ege tarafındadır.
Yolu topraktır. Zaten bu toprak yol, rüzgar güllerine ulaşmak ve ormancılar için yapılmıştır.
Koyda herhangi bir tesis veya yapılaşma yoktur. Bu yüzden yiyecek ve içeceklerinizi yanınızda getirmeniz gerekiyor.
Koy, piknik yapmak için uygundur. Çünkü koyun hemen dibinde orman bulunmaktadır. Yani ön taraf uçsuz bucaksız deniz, arka taraf ise ormandır.
Denizi ise oldukça güzeldir ama taşlıktır. Hatta o kadar fazla taşlık ki denize girer veya çıkarken kayıp düşme olasılığı vardır.
Deniz hemen derinleşmiyor, bu yüzden çocuklar için uygundur. Sahil de taşlıktır.
Burada çadırlı kamp ta yapılmaktadır ancak ateş yakmak yasaktır.
Katıyalı
Gereme’den devam ederseniz, Katıyalı piknik alanına ulaşırsınız.
Burada: sakin ve berrak denizde, denize girmekte mümkündür. Buranın en büyük özelliği: her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Akdeniz’den Ege’de dostluk ve barış yürüyüşünün” burada tamamlanmasıdır.
Kızlanaltı Plajı
Burgaz Uzun Azmak ve Gebe kum koruma alanı arasındaki plajdır. Marmaris-Datça karayolunu kullanarak buraya ulaşmak mümkündür. Karaincir ve Aktur dolmuşlarıyla buraya ulaşmak mümkündür.
Kızlanaltı köyüne ait araziler nedeniyle “Kızlanaltı Plajı” ismini almıştır.
Yay biçiminde uzanan kumsalı oldukça güzeldir. Ancak oldukça uzun olan bu sahil şeridinde bir işletme yoktur. Bu yüzden şezlong, şemsiye veya soyunma kabini yoktur.
Tüm sahil kumdan oluşur. Deniz yavaş yavaş derinleşmektedir. Uygun ve güçlü rüzgarlar nedeniyle, özellikle wind sörf meraklıları buraya tercih etmektedirler.
REŞADİYE MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Reşadiye Mahallesi Datça’nın ilk yerleşim merkezidir. Mahalle ilk olarak 1908 yılında kurulmuş ve ilk kurulduğundaki ismi “Elaki” dir. Cumhuriyetin ilanının ardından, 1928 yılında yöre “Datça” olarak isimlendirilmiş ve bu mahalle ise “Reşadiye Mahallesi” ismini almıştır. Mübadele dönemine kadar, bu mahallede Türkler ve Rumlar bir arada yaşamışlardır.
1947 yılına kadar ilçe merkezi olan Reşadiye Mahallesi, daha sonra yerini İskele Mahallesine bırakmıştır.
Ancak burası “Kentsel Sit Alanı” olarak ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Bu yüzden: eski yerleşim büyük ölçüde korunmuştur.
Kıyılı olmayan, iki katlı taş evlerin ve tarihi konakların bulunduğu turistik bir yerdir.
Burada: dev çınar ağacı bulunan meydanlar, begonviller, incir, dut, zeytin ve badem ağaçları bulunmaktadır. Bu köyde: muhteşem bir konak bulunmaktadır.
Burada havuzlu ve saunalı turistik konaklama tesisleri bulunmaktadır.
Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
Mehmet Ali Ağa Konağı-Kocaev
Osmanlı dönemi Muğla Valisi Mehmet Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır.
Giritli Ali Ağaki: Datça yarımadasını, Osmanlı Sultanından dirlik olarak alınca, yöreyi kolayca denetleyebileceği bir merkez oluşturur. Reşadiye Mahallesinin en tepesine (o dönemde Datça’nın merkezi Reşadiye Mahallesidir.), denize doğru bakan görkemli bir konak yaptırır.
Takip eden dönemde konak, Ali Ağa’nın mirasçıları tarafından “Tuhfezadelerin malikanesi” olarak anılır.
Çünkü “tuhfe” Arapçada “armağan” demektir. Yani, buranın atalarına bir armağan olarak verildiğini belirtmek istemişlerdir.
Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
Bugün görülen konak, 1800’lü yılların başında, Tuhfezade Mehmet Ali Ağa’nın babası tarafından yaptırılmıştır. O yıllarda Ağa, aynı zamanda Rodos’un belde yöneticisidir. 1950’li yılların başında, aileden hayatta kalan olmayınca, konak ve diğer miras, Tereke Hakimi tarafından, satışa çıkarılır, birkaç kez el değiştirir, tütün deposu, sinema, okul ve düğün salonu olarak kullanılır. Ancak bu dönemde kısmen yıpranır. Son olarak 2000’li yıllarda yine konak bir aile tarafından satın alınır.
Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
Akdeniz mimarisinin özelliklerini yansıtmaktadır. Bölgede “Kocaev” olarak da bilinmektedir.
Konak: geniş bir arazi içinde, iki katlı olarak düzenlenmiştir.
Yapının zemin katı: taş duvarlarla örülmüştür.
Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
Birinci kat ise ahşap direklere oturtulmuştur. Ahşap malzeme ve taş birlikte kullanılmıştır. Burada hol ve beş oda bulunur. Odalarda külahlı ocaklar vardır.
Bu katta, bir de “Osmanlı hamamı” bulunmaktadır. Hamam, külhanlı ve kubbelidir.
Muhteşem tarihi konak: 2002-2004 yılları arasında restore edilerek 18 odalı bir butik otele dönüştürülmüştür.
Datça Gezilecek yerler Mehmet Ali Ağa Konağı
Otel günümüzde oldukça yoğun tercih edilmektedir. Çünkü büyüleyici bir ortam sunmaktadır.
Reşadiye Camii
Reşadiye Mahallesi bir tepenin eteklerine yayılmış durumda iken, bu cami, tepenin en üst noktasında yapılmıştır. Cami, Osmanlı mimari stilini yansıtır, tek kubbelidir. Caminin avlusu, teraslar halinde aşağıya doğru inmektedir. Yükseklik nedeniyle oldukça rüzgarlı bir ortamdadır.
Datça Gezilecek yerler Olive Farm
Olive Farm Güller Dağı Çiftliği
Olive Farm: 1995 yılında bir Amerikalı tarafından kurulmuştur.
Kuruluş amacı: burada üretilecek kaliteli zeytinyağı ve yan ürünlerini, Amerika’ya göndermektir. Ancak 2005 yılında kurucu Amerikalı yaşlanınca, burayı bir İstanbullu kişiye satmış ve Amerika’ya geri dönmüştür.
Veeeee, gelelim bir başka iddiaya ki ben bu iddianın doğru olduğunu düşünüyorum. Knidos tanıtım yazımı okursanız, orada 1967-1977 yılları arasında bir Amerikalı Profesor olan Iris Lowe isimli kadının kazı yaptığı ve bu kazılarda bulduğu pek çok eseri yurt dışına kaçırdığı anlatılmaktadır.
Iris Lowe’in kazı izni, 1977 yılında bu durumun anlaşılması üzerine iptal edilir. Bunun üzerine, 1995 yılında yine bir Amerikalı, Richard Rosenberg yöreye gelir.
Reşadiye köyünde Güllerdağı çiftliği adı altında geniş bir arazi satın alır ve Türk vatandaşlığına başvurur, kabul edilir ve Reşat adını alır.
Zeytinciliğe başlar, kurduğu şirket kanalı ile Amerika’ya zeytin ürünleri göndermeye başlar, ancak sonradan anlaşılır ki, zeytinyağları arasında, yüzlerce tarihi eseri gizleyerek yurt dışına kaçırmıştır.
Yoksa bir Amerikalı, buralarda ne işi var, bir de tam Irıs Lowe’in bölgeden ayrılmasının sonrasında….
Datça Gezilecek yerler Olive Farm
Evet, Olive Farm: 500 dönümlük bir arazi üzerine kurulan burada zeytin ağaçları bulunmaktadır.
Datça Gezilecek yerler Olive Farm
Burada: günümüzde organik zeytinyağı, sirke, zeytin ağacından yapılan ahşap oyuncaklar, mutfak eşyaları, doğal reçeller, pekmez, sabun ve zeytinyağı bazlı doğal bakım ürünleri üretilmektedir.
Ayrıca, arazide bulunan bir çiftlik evinde hem konaklama, hem de alışveriş yapma imkanı sunulmaktadır. Konaklama yerinde 13 oda bulunmaktadır.
HIZIRŞAH MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Hızırşah Mahallesi, Datça’nın merkeze yakın köylerindendir. Köyün merkeze olan uzaklığı 5 km dir.
Arşivlere göre, 1911 yılındaki bir belgede köyün ismi “Batı” iken “Hızırşah” olarak değiştirildiği yazılıdır.
Kıyıdan uzak, Datça ovasının batısında ve iç kesimde bulunmaktadır.
Çevresi, yüksek dağlarla çevrilidir ve bu dağların arasındaki vadilerde badem tarımı yapılmaktadır.
Merkezde ise, Akdeniz mimarisinin hakim olduğu yörede, eski yapılar ve dar sokaklar yoğunluktadır.
Badem, bal, zeytin üreticiliği ve ipek dokumacılığı yapılmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz ipek böceği yetiştiriciliği ve dokuma atölyelerini mutlaka ziyaret ediniz.
Burada konaklama imkanı yoktur, genellikle yerel halka yakın olmak isteyenler tarafından ziyaret edilmektedir.
Datça Gezilecek yerler Hacetevi Tepesi
Hacetevi Tepesi
Hızırşah Mahallesi, sırtını 355 metre yükseklikteki Hacetevi Tepesine dayamıştır.
Burası “Çare yeri” olarak da anılmaktadır. Neden “Çare yeri”?
Yöre halkının inanışına göre: burada 70 metre karelik bir alanda, çevresi taşlarla çevrili 3-4 tane çukur bulunmaktadır.
Bu çukurlarda dilek tutarak yaklaşık yarım saat uyumak ve uyurken görülen rüya, yaşlılara yorumlatılıyormuş.
Hacetevi tepesine çıkan yollara bilgi panoları yerleştirilmiştir. Panolarda hem yol tarifi hem de Hacetevi ile ilgili bilgiler bulunmaktadır. Patika yollar yeniden düzenlenmiştir.
Ancak burayı ziyaret etmek isteyenler için de uyulması gereken kurallar bulunuyor. Şöyle ki: Hacetevi tepesine gündüz çıkılır, çıkmadan önce abdest alınır, yanında su ve yiyecek götürülür. Sonra çukurlardan birinin içine uzanılır ve rüyaya yatılır.
Dönüşte aynı yoldan dönülmez. Götürülen yiyeceklerden artanlar, hayvanlar için bırakılır. Yarım veya bir saatlik uykuda görülen rüyalar, köyün yaşlılarına anlatılır ve yorumları istenir.
Günümüzde tepeye yerli ve yabancı turistler, hastalar, hamileler ve öğrenciler çıkıp dilek tutuyorlarmış.
Burada: antik dönemden kalma tarım terasları vardır. Bu tarım terasları, antik dönemden günümüze kadar fazla bozulmadan gelebilmiştir. Bu terasların, MÖ 4’ncü yüzyıldan itibaren, özellikle bağcılık faaliyetlerinde kullandığı anlaşılmaktadır.
Çünkü bu tarım terasları, özellikle yörenin en büyük çanak-çömlek ve özellikle amfora üretimi yapılan Kiliseyanı atölyelerine oldukça yakındır. Teraslarda üretilen şaraplar, bu atölyelerde amforalara doldurularak muhtemelen dış pazarlara gönderilmiştir.
Hızırşah Yel Değirmenleri
Değirmenyaka Mevkiinde 2 tane yel değirmeni vardır. Ancak bu yel değirmenlerinin günümüze sadece beden duvarları ulaşmıştır. Değirmenlerden bir tanesinin beden duvarlarının örgüsü, Hızırşah Kilisesinin duvar örgüsüne benzemektedir. Bunların Rumlar tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Değirmenler zamanla işlevlerini kaybetmiş ve terk edilmişlerdir.
Datça Gezilecek yerler Hızırşah Mahallesi İpek Dokuma Atölyesi
İpek Dokuma Atölyesi
2009 yılında Datça Kaymakamlığı tarafından hayata geçirilen “Hızırşah köyü” Geleneksel El Sanatları Yaşatma ve Geliştirme Projesi ile ipek böceği yetiştiriciliği tekrar yaşatılmaya çalışılmıştır.
Proje kapsamında, Hızırşah Mahallesindeki eski bir okul binası, Kaymakamlık tarafından onarılarak İpek Dokuma Atölyesine dönüştürülmüştür. Buraya yine proje kapsamında dokuma tezgahları alınmıştır.
Evet, burada ipekli kumaşlar dokunuyor. Dokunan kumaşlar, ceviz, gelincik, karadut gibi bitkilerle boyanıyorlar. Boyanan ipekli kumaşlar: gömlek, şal, bluz, masa örtüsü, elbise gibi ürünlere dönüştürülerek atölyede ziyaretçilere satışa sunuluyor.
Antik Seramik ve Amfora Yapım Atölyeleri
Mahalle merkez yerleşiminin 1 km doğusunda Kilise yanı mevkiindedir.
Antik Knidos şehri, şarap üretimi ve üretilen şarapların Akdeniz ve Karadeniz’deki büyük pazarlara dışsatımı yapılmasıyla ünlüdür.
Bölgede şarap üretiminin gelişmesine bağlı olarak şaraplar için amfora ve seramik atölyeleri yapılmıştır. Bu atölyelerden birisi de yukarıda belirttiğim gibi Kiliseyanı mevkiindedir.
1980 yılında Hızırşah köyü için açılacak yeni yol inşaatı harfiyatında, köyün yaklaşık 700 metre uzağında çeşitli amfora yapım atölyeleri bulunmuştur.
1986-1992 yılları arasında burada resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılmıştır.
Bu kazılarda: yörede büyük seramik fırınları, sarnıç, yıkama havuzları ve değişik üretim artığı parçalar bulunmuştur. Ardından bölge Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Yörede bulunan fırınlar: Arkaik, Helenistik ve Roma dönemine aittir ve çanak-çömlek üretiminde kullanılmıştır.
Burada bulunan fırınlardan birinin; MÖ 4’ncü yüzyıl sonu ile MÖ 3’ncü yüzyıl başına ait, çoğu mühürlü olan amphoralar deposundan oluşmuş, daha eski bir dolgunun ortasına yapıldığı anlaşılmıştır. Bu fırın daha çok amfora üretiminde kullanılmıştır.
Antik döneme ait Reşadiye çömlekçileri, amforalar haricinde günlük seramikler de üretmişlerdir. Bunlara ait örnekler, kazılarda ele geçirilmiştir.
Datça Gezilecek yerler Hızırşah Camii
Hızırşah Camii
Mahalle yerleşiminin 700 metre doğusunda yol kodundan 5-6 metre yüksektedir. Selçuklu Camii olarak da bilinir. Cami günümüzde köyün dışında bulunmaktadır. Muhtemelen köy, eskiden cami çevresinde kurulu iken, sonradan bugünkü yerine taşınmıştır.
Caminin kitabesi yoktur.
Menteşoğulları Beyliği döneminde, MS 13 ile 15’nci yüzyıllar arasında yaptırılmıştır. Tek kubbeli cami, kare planlıdır. Beylikler dönemine ait mimari özellikler taşır. Son cemaat yeri, ana kubbede olduğu gibi, kiremitle kaplanmış üç küçük kubbe ile örtülüdür.
Caminin ismi neden “Hızır Şah” dır? Hızır Şah, 1400’lü yıllarda yaşayan ve bu bölgede vefat eden bir din bilginidir. Hızırşah’ın bu bölgeye yerleşim, bölgeyi İslamlaştırdığı tahmin edilmektedir.
Cami, birçok kere restore edilmiş ve 2013 yılında ibadete açılmıştır. Ancak restorasyonlar sonucunda cami, orjinalliğini tamamen yitirmiş ve yenilenmiştir. Caminin haziresinde çok sayıda mezar vardır.
Hızırşah Kilisesi
Datça merkeze 3 km uzaklıktadır. Caminin 400 metre doğusundadır.
Eski ismi “Taksiarhon kilisesi” dir. Günümüzde mülkiyeti Datça Belediyesine aittir.
Kilisenin, 1850’li yıllarda, burada daha önce bulunan bir kilise yıkılarak üzerine yapıldığı tahmin edilmektedir. Kilise inşaatında moloz taş ve tuğla kullanılmıştır. Kilise, Cumhuriyet sonrasındaki mübadele dönemine kadar Rumlar tarafından kullanılmış, Rumlar bölgeden ayrılınca bir süre arkeolojik parçaların saklandığı bir depo olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise 2015 yılında Belediye tarafından restore edilerek “Kültür ve Sergi Evi” olarak ziyarete açılmıştır.
Datça Gezilecek yerler Papazın İni
Papazın Evi-Papazın ini
Hızırşah köyünde, Yarık dağının kuzey yamacındadır. Oldukça dik bir yamaçtadır. Kireç taşının oyulmasıyla yapılmıştır. Ancak bu kaya oyuğunun önü duvarla örülmüştür. Önceleri burası bir gömü alanı olarak kullanılmış, daha sonra ise kutsal bir yer olmuştur.
Yörede yaşayanlar tarafından bilinen ismi “Papazın İni” dir. Mağaranın içinde Hıristiyanlık dönemine ait fresk türü bir duvar resmi bulunmaktadır. Resim: toprak ve saman karışımı bir harç üzerine yapılmıştır. Alt kısımları oldukça fazla tahrip edilmiştir. Resmin merkezinde, bir taht üzerinde Meryem ve kucağında çocuk İsa vardır.
Batır Kalesi
Mahalle yerleşimini doğudan çevreleyen 142 metre yükseklikteki Batır Tepesi üzerindedir. Kale kalıntılarının bulunduğu bölge, 1 ve 3’ncü derece arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak herhangi bir arkeolojik araştırma yapılmamıştır.
KARAKÖY
Datça gezilecek yerler, Karaköy Datça yarımadasının Ege tarafındadır. Datça merkeze uzaklık 8 km dir. Turizmden çok tarımla geçinen bir yerleşim yeridir. Bu yüzden konaklama tesisleri azdır.
Körmen Kairos Marina
2019 yılında tamamlanan bu marinada birçok tekne barınmakta ve bakımları yapılmaktadır. Marinanın yanındaki iskeleden “Bodrum” feribot seferleri yapılmaktadır.
Datça Gezilecek yerler Mesudiye Mahallesi
MESUDİYE MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Mesudiye Mahallesi Datça merkeze 18 km uzaklıktadır.
Datça Gezilecek yerler Mesudiye Mahallesi
Datça’dan sonra muhteşem güzel çam ağaçlarıyla kaplı ve bol kıvrımlı bir yoldan buraya ulaşılır. Datça’nın en çok ziyaretçi çeken ve en hareketli yeridir. Yarımadada en çok konaklama tesisi burada bulunmaktadır. Bu tesislerin birçoğu küçük işletmeler şeklinde düzenlenmiştir, bungalow tipi konaklama yerleri de bulunmaktadır.
PLAJLAR
Datça Gezilecek yerler Hayıtbükü
Hayıtbükü
Sezon zamanı oldukça fazla kalabalıktır. Denizi temiz ve sığdır. Kumsal: kum ve küçük çakıl karışımıdır. Kumsal fazla büyük değildir. Bu yüzden özellikle çocuklu aileler tarafından tercih edilmektedir. Çevresinde, sahilin hemen arkasında kafe, çay bahçesi, pansiyon ve marketler sıralanmış durumdadır.
Bunların hemen kıyıdaki şezlonglarını kullanmak için, menülerini tatmanızı yani biraz para harcamanızı istiyorlar ve bu durumda şezlongları ücretsiz kullandırıyorlar. Yani, sahilde şezlonglar üst üstü yığılmış gibi duruyor.
Yani sahil bir şezlong bükü gibi görünüyor. Sonuç derseniz, plajın büyük kısmı işletmelere kiralanmış ve bu işletmeler tarafından plaj, şezlonglarla doldurulmuştur, oldukça kalabalık bir yer, tercih sizin.
Datça Gezilecek yerler Kızılbük
Kızılbük-Gabaklar
Hayıtbükü yanındaki yokuştan yürüdüğünüzde, aşağıda bu gizli kalmış muhteşem güzel koyu görebilirsiniz. Burada: palmiyeler ve hurma ağaçları denize karışır. Datça merkeze 20 km uzaklıktadır.
Burası, yörenin en güze ve en temiz denizine sahip olmasıyla ünlüdür. Manzarası da harikadır.
Uzun zaman gizli kalmış olan bu koyda, günümüzde bir tesis bulunmaktadır. Bu tesiste: konaklamak için ahşap evler ve bungalovlar bulunmaktadır. Buraya çadır kurup kamp yapmak da mümkündür. Kampçılar arasında çok popüler bir yerdir.
Datça Gezilecek yerler Ovabükü
Ovabükü
Hayıtbükü ile Palamütbükü arasında kalıyor. Yolu biraz sıkıntılıdır. Yol virajlı ve gidiş-geliş tek şerittir. Ovabükü, Datça merkeze 15 km uzaklıktadır.
Sakin bir yer olarak dikkat çeker. Yani sessiz ve kalabalık olmaması en büyük özelliğidir.
Ancak buranın denizi iyi yüzme bilenler için uygundur, yani çocuklu aileler için denizi uygun değildir. Kıyıdan birkaç adım attıktan sonra deniz derinleşiyor, hemen boy oluyor. Ayrıca, deniz biraz dalgalıdır.
Deniz suyu ise oldukça uygun sıcaklıktadır. Ne bunaltıyor ne de üşütüyor.
Datça Gezilecek yerler Ovabükü
Ancak sahili taşlıktır, bu yüzden mutlaka deniz ayakkabısı giymenizi öneririm.
Kıyısında küçük pansiyonlar bulunmaktadır. Ancak bu işletmeler, sahili şezlonglarla doldurmamışlardır, yani gerekirse kendi plaj sandalyelerinizi kullanabilirsiniz.
Eğer bu işletmelerden yiyip içip hizmet alırsanız, işletmelerin şezlong, şemsiye, duş ve tuvaletini ücretsiz kullanabiliyorsunuz.
Burayı ziyaret ederseniz, özellikle lezzetli gözlemeleri mutlaka tadınız.
SINDI MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Sındı Mahallesi, Datça merkeze 20 km uzaklıktadır.
Datça yarımadasında kıyısı bulunmayan bir yerleşim yeridir. Dağlar arasındadır ve denizle bağlantısı yoktur. Tepelerin arasına gizlenmiş konumdadır. Burada yoğun tarım faaliyeti sürdürülmektedir.
Ayrıca: yürümeyi sevenler için doğa yürüyüşü parkurları bulunmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz, Sındı Tarımsal Kalkınma Kooperatifinden, yöresel ürünler (badem ürünleri, zeytin, zeytinyağı, bal gibi) satın alabilirsiniz.
YAKA MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Yaka Mahallesi, Datça merkeze 22 km uzaklıktadır. Datça merkezi, Knidos’a bağlayan yol üzerindedir.
Yarımadanın içlerindedir. Eğimli bir arazide kurulduğu için hane sayısı da azdır. Ancak evlerin tümü güneydeki vadi ve vadinin gerisindeki deniz manzarasına yönlendirilmiştir.
Köyün nüfusu, bugün büyük oranda kıyı kesimine yani Palamutbükü sahiline yerleşmiştir. Zaten mahallenin muhtarlığı da Palamütbükü’ne taşınmıştır.
Çünkü: Yaka Mahallesi kıyılarında, günümüzdeki Datça’nın en ünlü koyu Palamutbükü koyu bulunmaktadır.
Datça Gezilecek yerler UKKSA
UKKSA
UKKSA: Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisidir.
Köyün içinde bulunan merkezin bahçesi heykellerle doludur. Burası “Datça Açık Hava Heykel Müzesi” olarak kullanılmaktadır.
Datça Gezilecek yerler Heykel Müzesi
Yüzlerce yıllık muhteşem zeytin ağaçlarının arasında: sanatçı Nevzat Metin’in eski okul binası restore edilerek, sanatçı ve sanatseverlere kapılarını açmıştır.
Bahçeye serpiştirilmiş yüzlerce heykel, resim, seramik ve fotoğraf sergileri bulunmaktadır. Burada ayrıca sanat kampı, atölye etkinlikleri düzenlenmektedir.
Datça Gezilecek yerler Palamutbükü
PALAMUTBÜKÜ
Datça merkeze 25 km uzaklıktadır. Datça’nın Akdeniz’e bakan bölümünde konuşlanmıştır.
Gerek karayolu ve gerekse tekne ile ulaşmak mümkündür. Zaten günü birlik gezi teknelerinin başlıca uğrak yerlerinden biridir. Datça merkezden buraya dolmuşlarla da ulaşabilirsiniz.
Neden Palamutbükü? 19’ncu yüzyıl başlarından itibaren bölgede palamut ağacı meyvesinin (pelit) ticareti yapılmaya başlanır. Zaman içinde palamut ağacının kerestesinin de değerlendirilmesiyle beraber bu faaliyet kereste ticaretine döner.
Ancak günümüzde yöre halkı tarafından bölgede arıcılık ve hayvancılık yapılmaktadır. Bu yüzden yöreye “Palamutbükü” isim verilir.
Burada küçük bir liman ve uzunca 2 km uzunlukta bir kumsal vardır. Bu sahilin bazı kısımları kumlu, bazı kısımları ise çakıl taşlıdır.
Denizi taşlık ve oldukça temiz yani berrak ve soğuktur. Ancak hemen derinleşiyor, bu yüzden çocuklu aileler için uygun değildir.
Denizde boyunuzu geçen yerde bile, denizin içindeki çakılları ve yüzen balıkları rahatlıkla görebiliyorsunuz. 25 metre derinlikteki netliğe sahip su da zıpkınla balık avcılığı yapılmaktadır.
Sahil boyunda, küçük restoranlar, kafeler ve konaklamak için pansiyonlar bulunuyor. Bu işletmelerin şezlong ve şemsiyeleri hemen önlerinde sıralanmaktadır.
Sahilin az ilerisinde, bir ada bulunmaktadır. Adanın ismi Palamutbükü Adasıdır. Üzerinde yaşam yok, çorak bir adadır.
Datça Gezilecek yerler Kumyer KalesiDatça Kumyer Kalesi
Kumyer Kalesi
Kalenin bulunduğu Kumyer mevkii, antik dönemde Knidos antik kenti için önemli bir yerdir. Günümüzde bulunan kale kalıntılarının, Roma ve Bizans döneminden kaldığı tahmin edilmektedir.
CUMALI MAHALLESİ
Datça gezilecek yerler, Cumalı Mahallesi, Datça merkeze 25 km uzaklıktadır.
Halkın büyük kısmı badem ve zeytin tarımıyla uğraşmaktadır. Palamutbükü’nün liman kısmındaki bazı turistik işletmeler, Cumalı Mahallesine aittir. Ayrıca: bölgenin doğal arazi yapısı nedeniyle, ilginç yürüyüş parkurları bulunmaktadır.
Çeşme Mahallesi
Knidos’dan Palamütbükü’ne inen yol üzerindedir.
Yöre sakinleri tarafından “Çeşmeköy” olarak da bilinir. Neden “Çeşme Mahallesi” ismi verilmiştir? Mahalle bir çanağa benzer, bu çanağın en alt kısmında bir meydan ve meydanda mahalleye adını veren bir çeşme bulunmaktadır.
Ancak bu çeşmenin yapılış tarihi ve yaptıranı bilinmemektedir. Ancak muhtemelen 1938 yılında Mehmet Bilgili isimli bir usta tarafından yapıldığı düşünülmektedir.
Cumalı Mahallesi merkezine 2 km uzaklıktadır. Cumalı Mahallesinden, nüfus ve bina yoğunluğu bakımından daha büyüktür ve ticaret daha canlıdır.
1983 yılında burada liman hizmete açılınca, özellikle yat turizmi hızla gelişmiştir.
Datça Gezilecek yerler Çeşmeköy Camii
Çeşmeköy Camii
Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Cami restore edilmektedir. Ancak bu restorasyon projesi, “Tarihi Kentler Birliği” tarafından düzenlenen 2015 yılı proje dalında başarı ödülü kazanmıştır.
Çeşmeköy antik köprü
Köprüye ulaşmak isterseniz, Çeşmeköy meydanından yaklaşık 700 metre yürümeniz gerekiyor. Antik döneme ait kemerli köprünün, Helenistik dönem yapısı olduğu düşünülüyor.
YAZI
Datça gezilecek yerler, Yazı Mahallesi, Datça yarımadasının en batısındadır. Datça merkeze 29 km uzaklıktadır.
Bölge: kentsel sit alanı statüsünde koruma altındadır.
Burada: zeytincilik, badem ve bal üretimi yapılmaktadır.
En büyük özelliği: Knidos antik kentine en yakın yerleşim yeridir. Knidos harabelerine giden yol, buradan geçmektedir.
Buraya yolunuz düşerse, bademli incir tatlısını mutlaka tadınız.
DATÇA YARIMADASINDA AKDENİZ TARAFINDAKİ KOYLAR
LİNDOS
Datça’nın en doğusundaki en güzel koylardan birisidir. Datça sınırı burada bitmektedir ve Marmaris’e geçilir.
Lindos koyuna gitmek için, Çatı koyuna giderken kullanılan toprak yoldan geçmek gerekir. Bu yolun uzunluğu yaklaşık 2 km dir. Koyun çevresi tamamen çam ağaçlarıyla doludur ve deniz ulaşımı daha kolay ve rahattır.
Datça Gezilecek yerler Hurmalıbük
HURMALIBÜK
Burada çok sayıda Datça Hurması ağacı bulunduğundan bu ismi almıştır. Buraya genellikle tekne gezileriyle geliyorlar, karadan ulaşım çok azdır.
Deniz yolu ile buraya ulaştığınızda, hurma ağaçlarının nasıl orada ulaştığına şaşkınlıkla izleyeceksiniz. Ağaçların sanki oraya özellikle dikildiğini tahmin edeceksiniz.
Hurmalıbük alanında, yürüyüş yolları bulunmaktadır. Ancak bu parkurlar: engebeli ve zordur. Bu yüzden, genellikle tekne turları ile burası ziyaret edilmektedir. Denize gelince, tertemiz ancak rüzgar alır.
GÜNLÜCEK BÜKÜ
Hisarönü körfezindedir. Hurmalıbük koyundan hemen sonra gelmektedir. Günlücek kıyıları boyunca, 10 civarında büyüklü küçüklü bük vardır.
ÇİFTLİK KOYU-KURUCABÜK-KOVANLIK
Marmaris-Datça arasında olan bu birbiriyle yan yana olan üç koy, Datça merkeze 30 km uzaklıktadır. Her üç koyda da tatil siteleri bulunuyor. Koylar, tamamen çam ormanlarıyla kaplıdır. Deniz: kumludur. Site içinde: haftanın belirli günlerinde bulunan Pazar ilgi çeker.
Datça Gezilecek yerler Armutlu su koyu
ARMUTLU SU KOYU
Armutlu burnunun kuzeyinde, dağların içinde kalmış küçük bir koydur.
Kıyısı çam ağaçlarıyla kaplıdır. Koy, mavi yolculuk tekneleri tarafından ziyaret edilir. Karadan ise, Kargı koyu yürüyüş patikasından buraya ulaşmak mümkündür. Deniz suyunun oldukça berrak olması nedeniyle, yörede “Akvaryum Koyu” olarak isimlendirilmektedir.Datça yarımadasında mükemmel dalış alanlarından birisidir.
GÖKLİMAN
Armutlusu koyunun hemen arkasındadır. Bu iki koyu bir kara parçası birbirinden ayırmaktadır. Gökliman koyu da “Akvaryum koyu” olarak isimlendirilmektedir. Kapalı bir koydur, deniz oldukça berraktır.
İNCEBURUN KOYU
İnceburun: Kızlan ile Karaköy arasındadır. Buraya sadece deniz yolundan ulaşmak mümkündür. Yani günlük tekne turlarıyla buraya gidebilirsiniz.
İnceburun’da fener bulunuyor. Küçük koy, fenerin batısındadır.
Knidos’tan başlayıp, doğuya doğru uzanan dağların, çam ağaçlarıyla denize ulaştığı yerdedir. Koyda, herhangi bir işletme ve tesis yoktur.
Ancak, burada oldukça temiz olan deniz, koyun açıkta bulunması nedeniyle derindir.
Son bir not, İnceburun koyunda oldukça fazla arı bulunmaktadır ve arı saldırılarından korunmak için mutlaka tedbirli olmanız ve burada bir şeyler yiyip içmemeniz önerilir.
DOMUZ ÇUKURU-DOMUZBÜKÜ
Burada sadece tekne ile ulaşmak mümkündür ve Datça merkeze tekne ile 1 saat uzaklıktadır. Karayolu ulaşımı yoktur. Bu yüzden tur teknelerinin uğrak yeridir.
Uzun sahili: kum ve çakıllıdır.
Deniz suyu oldukça temiz ve berraktır.
Sadece bir tane doğa ile uyumlu konaklama tesisi bulunuyor. O tesiste de sadece bungalovlar bulunuyor.
Burada konaklarsanız, geceleri: muhteşem ve çok yıldızlı bir gökyüzü ile hemen karşıdaki Sömbeki adasının ışıklarını izleyebilirsiniz.
Çevrede yürüyerek ulaşılan bir mağara ve değişik şekillerde kayalıklar bulunmaktadır.
Ayrıca: burası yaklaşık 4-5 saatlik doğa yürüyüşü yapmak için tercih ediliyor.
Datça Gezilecek yerler Dilek Mağarası
Dilek Mağarası
Buraya küçük bir tekne ile girmek mümkündür. Ancak genellikle günübirlik tur tekneleri mağaranın yakınına kadar yaklaşabiliyorlar ve tur programlarında mutlaka bulunuyor.
Burada denizin derinliği: 12 metre civarındadır. Burada yüzülmekten ziyade herkes para atarak dilek tutuyor. Buraya metal para atıp, dilek dilenmektedir.
KURUBÜK
Datça’da enfes koylardan birisidir.
Koyda denize girmek oldukça keyifli olmasına rağmen, hiçbir işletme, tuvalet, duş gibi tesisler yoktur. Yani buraya huzur bulmak isteyenler geliyor. Deniz için deniz ayakkabısı kullanmak şarttır. Öğleden sonra günübirlik ve mavi tur tekneleri yanaşıyorlar. Yukarıda belirttiğim gibi herhangi bir işletme yok, yanınızda mutlaka su getirmeyi unutmayınız.
Datça Gezilecek yerler Akçabük
AKÇABÜK
Akçabük Kamp Alanı: oldukça güzel manzaralara sahip bir alandadır. Toplamda 50 dönümlük arazide, kendi çadırınızı kurabilir veya işletmenin kurduğu çadırları kullanarak konaklayabilirsiniz.
Hatta, büyük aile çadırları da vardır. Kamp alanında elektrik yoktur, acil hallerde sadece güneş enerjisinden elektrik temin edilmektedir. Kamp alanının denizi ise oldukça temizdir. Sahil kumludur.
Kamp alanında yiyecek satın almak mümkün değildir, bu yüzden burayı konaklamak için tercih ederseniz yiyecek ve içeceklerinizi yanınızda getirmeniz şarttır.
BAĞLARÖZÜ
Datça merkezden, Knidos’a varmadan 6-7 km öncedir. Buraya ulaşmak için: Knidos yolundan aşağıya doğru, toprak yolda 1 km kadar yürümek gerekiyor.
Burada piknik yapıp denize girmek mümkündür. Denize gelince, denizi taşlıktır.
DATÇA YARIMADASINDA EGE DENİZİ TARAFINDAKİ KOYLAR
BÜYÜK ÇATI VE KÜÇÜK ÇATI KOYLARI
Datça gezilecek yerler: Bu koylara karadan ulaşım yoktur, sadece denizden ulaşım mümkündür.
Birbirlerine oldukça yakın bu koylar genel olarak Çatı Koyları diye tanınır.
Datça ilçe merkezine 45 km uzaklıktadır ve Gökova körfezine bakmaktadırlar.
Datça yöresinde Bördübet Limanına yakındırlar ve koyların çevresi yemyeşil çam ve günlük ağaçlarıyla çevrilidir. Burada doğa ile baş başa huzurlu anlar geçirebilirsiniz. Rüzgara karşı korunaklı olan koylarda genellikle yatlar ve mavi tur tekneleri demirlemektedir.
MURDALA
Datça gezilecek yerler: Datça ilçe merkezine 38 km uzaklıktadır. Koya giden yollar Cumalı köyünden geçer. Ardından 10 km boyunca, bozuk ve toprak bir yoldan ilerlemek gerekir.
Murdala koyunda ise, tepelerde çam ve sandal ağaçları, düzlüklerde ise zeytin ve incir ağaçları bulunur. Yeşilin her tonunu barındıran doğa harikası koyda sahilin bir kısmı kayalık, bir kısmı ise kumluktur. Koyda site şeklinde yapılaşma bulunmaktadır.
DEĞİRMENBÜKÜ
Yazı Mahallesinden, 6-7 km uzaklıktadır. Yolu toprak, taşlık ve bozuktur. Sahilde piknik yapıp denize girebilirsiniz.