Gaziantep Nizip

Gaziantep Nizip

Gaziantep Nizip: Gaziantep il merkezine 44 km uzaklıktadır. Nizip Birecik arası 17 km, Nizip Karkamış arası 33 km, Nizip Oğuzeli arası 33 km ve Nizip Ankara arası 724 km. dir.

TARİHİ

Yörede bulunan Belkıs çayı kenarındaki mağaralar ve yerleşim yeri kalıntıları bölgenin çok eskiden bu yana yerleşim yeri olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. Saçagözü’nden 3 km uzaklıkta bulanan Cabahöyük ve Nizip yolu üzerindeki Turlu Şehzade höyük, diğer yerleşim yeri kalıntılarıdır. Bölgenin en ünlü harabelerinden birisi de “Karkamış” tır. Günümüzde Suriye sınırı üzerinde bulunan Karkamış, MÖ 3 ve 2’nci yüzyıllarda Etilerin başşehridir. İlçe merkezinin 8 km kuzeyinde bulunan Belkız kenti, günümüzden 2000 yıl önce, İpek yolunun bağlantı noktası konumundadır. Bölge 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 24 Haziran 1839 tarihinde, Osmanlı ve Mısır kuvvetleri arasında burada Nizip savaşı yapılmıştır. Nizip, 1904 yılında belediye oldu ve Birecik ilçesine bağlandı. 1919 yılı sonlarında bölge Fransızlar tarafından işgal edilir. Nizip yöresinde, Çete Habeş Böler öncülüğündeki kişiler Fransız işgaline karşı üstün cesaret ve kahramanlıkla koydular. 1924 yılında Nizip, Gaziantep’e bağlanır ve 1926 yılında ilçe olur.

Gelelim ilçenin isminin kaynağı

İlçenin ismi Roma döneminde “nisibin” dir. Ancak bu isim Asur döneminde Nusaybin’in ismi “nasibina” ve Nizip’in ismi ise “nasibina asur” dur ve her ikisi karıştırılmaktadır. Nizip ilçesinin tarihi kayıtlardaki ilk ismi “nisibin” dir.

İlçenin isminin kökeniyle ilgili bir diğer rivayet: Roma döneminde Zeugma kahramanlarından Perseus’un oğlu Nicippe diye bir kızla evlenmiş ve ilçenin ismi buradan gelmiştir.

Son bir iddia: Yeni ahitte yörenin ismi “nezib” diye geçer. Yabancı dildeki haritalarda ve kaynaklarda ilçenin ismi “nezib” diye yazar. Daha önceleri ise buraya “beit nuzib” deniyordu. Nezib ya da nuzib: kelime anlamı “garnizon, uç nokta, sütun” demektir.

Gaziantep Nizip

GENEL

Gaziantep ilinin en büyük ilçesidir. Fırat ırmağı havzasında yer alır. Genel olarak doğuya doğru açılan bir plato durumundadır. Güneyde ise bir ova özelliği gösterir. Fazla engebeli olmayan sade bir yapıdadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 400-500 metredir. Akdeniz ve karasal iklim özellikleri gösterir. Yaz mevsimi tamamen kuraktır. Yıllık ortalama sıcaklık 16 derece civarındadır. Yörede antep fıstığı ve zeytin bahçeleri yaygındır. Bu ürünleri işlemek için ise, bölgede yine birçok orta ölçekli fabrika ve işletme bulunur. Özellikle bölgeden elde edilen zeytinlerden elde edilen zeytinyağı ile sabun yapılır ve bu sabunlar oldukça meşhurdur. 1960’lı yıllarda ülkemizin sabun ihtiyacının büyük bölümü buradan karşılanırdı. Günümüzde ise, ilçenin en büyük özelliklerinden birisi de çok sayıdaki Suriyeliler.

Gaziantep Nizip

NİZİP EĞİTİM FAKÜLTESİ

Gaziantep Üniversitesine bağlı olarak kurulan Eğitim Fakültesi, Samandöken köyündedir. 2010 tarihinde kurulmuştur. Fakültenin tanıtım sayfasında, Fakültenin temel amacı, örgün eğitimin her kademesinde birinci öncelikle “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı eğitimciler yetiştirmektir cümlesi gerçekten gurur vericidir.

NE YENİR

Bir kebapçıya uğrayın, kebap ve baklava yiyin. Ve hatta Nohut dürümü yemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Nizip’e yolunuz düşerse, mutlaka “Fıstık hali” ne uğrayın ve tuzlu antep fıstığı satın alın, genelde çuvallarla satıyorlar ama kiloluk paketlenmiş yerler de vardır.

Gaziantep Nizip

GEZİLECEK YERLER

ZEUGMA ANTİK KENTİ

Yine bu sitede, Zeugma hakkında çok ayrıntılı bir tanıtım ve gezi yazısını “Zeugma” başlığı altında bulabilirsiniz.

Gaziantep Nizip Fevkani Kilisesi

FEVKANİ KİLİSESİ

İlçe merkezinde Fevkani mahallesindedir. İlçenin en yüksek yerinde, Fırat nehri kıyısındadır.

Binanın yapılış tarihi bilinmemektedir ancak muhtemelen mirarisi ve içindeki izleri kalan fresklere bakıldığında Bizans döneminde, 6-7’nci yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Yani, Van Akdamar Adası Aziz Haç kilisesinden daha eskidir. Vakıf kayıtlarına bakıldığında ise kilisenin yapılış tarihi 6’ncı yüzyıl olarak geçer. Mimari stili kapalı Yunan haçı planındadır. Tamamında düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Dış mimaride kapalı Yunan haçı son derece belirgindir. Çünkü haçın kolları dışarıya üçgen alınlık şeklinde yansıtılmıştır. Kilisenin apsisi, yarım yuvarlak olarak dışa çıkıntılıdır. İçerideki bezeme ve Aziz tasvirleri günümüze ulaşmamıştır. Rivayetlerden devam edelim “Peygamberimiz doğduğu gece, yedi büyük kilisenin tavanı patlamış, haçı, mabedin üstünden uçmuştur. Bunlardan bir tanesi de bu kilisedir” denilir.

Gaziantep Nizip Fevkani Kilisesi

Kilise, Osmanlı döneminde han olarak kullanılmıştır. Sultan I. Abdülhamit döneminde ise çıkarılan bir fermanla, 1789 yılında bir kısmı cami olarak kullanılmıştır. Yüz yıla yakın cami olarak kullanılmıştır. Ancak şu anda kullanılmamaktadır. Çünkü 1888 yılında yapılan Şıhlar camisi ve 1904 yılında yapılan Molla Ahmet Camisi hizmete girmiştir. Kilisenin çevresi, 1960 yılına kadar taştan bir duvarla çevrilidir. Ancak bu tarihten sonra duvar yok olmuş ve kilisenin çevresi briketten bir duvarla çevrilmiştir. 1970-1971 yılları arasında Belediye ambarı olarak kullanılmıştır. 1971 yılında, tabanı betonla sıvanarak tekel idaresine kiraya verilmiştir.

Gaziantep Nizip Belkıs Höyüğü

BELKIS HÖYÜĞÜ

İlçenin güneyindedir.

Höyükten güneye bakılınca, ilçenin tepe mahallesi ve Nizip höyüğü görülür ve Taşbaş dahil tüm çevre kontrol edilebilir. Bu yüzden, buranın, Nizip höyüğü ile birlikte ilk yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Halk arasındaki bir rivayete göre: Belkıs höyüğünün altında yatan bir ermiş, her yüzyılda bir kalkar ve “Belkıs’ın çüt demiri altın oldu mu” diye bağırırmış. “Olmadı” diye bir ses duyar ve “Olacak olacak” der ve yeniden kalktığı yere yatarmış.

Gaziantep Nizip Karpuzatan Tesisleri

KARPUZATAN TESİSLERİ

Burası ilçe merkezinde bir mesire alanı, park alanıdır. 57 dönümlük arazi üzerinde: yürüyüş parkuru, bisiklet yolu, 600 metrelik suni gölet, iskele, otopark, kafeterya, çocuk oyun alanı, mesire alanı, barbekü alanı, spor alanları düzenlenmiştir.

 

TAŞBAŞ TEPE

Günümüzde ilçenin batısında, üstü zeytin, fıstık ağaçları ve bağlarla kaplı tepenin doğu yamacında güzel bir pınar vardır. Ama buranın en büyük özelliği, anlatılan bir efsaneyle bağlantılıdır.

Efsane “Taşbaş tepesi yakınlarında yaşayan bir ailenin 7 kızı varmış. Bu kızlar, her gün odun toplamak için dağa gelirlermiş. Yine bir gün 7 kız kardeş odun toplamak için dağa gelmişler ancak karşıdan atlıların geldiğini görürler. Kızlar endişelenir ve dua ederler.”Allah’ım eğer karşıdan gelen atlılar, bize kötülük yapacaklarsa bizi taş yap” derler. Karşıdan gelen atlılar gerçekten kızlara kötülük yapacaklardır ve kızların duaları kabul görür ve 7 kız kardeş, hemen oracıkta taşa dönüşür, atlılar kızların yanına geldiklerinde sadece 7 tane taş görürler ve çok şaşırırlar, hemen oradan uzaklaşırlar, o taşlar günümüzde de hala orada durmaktadır.

Bu efsaneye istinaden buraya “Taşbaş” ismi verilmiştir. Taşbaş kelimesi, Oğuz boyunun oymaklarından birisinin ismidir. Efsane nedeniyle, günümüzde aynı yerde 7 kız kardeşe ait mezarlar düzenlemeyle gün ışığına çıkarılmış, ziyarete gelenler 7 kız kardeş için dua ederler.

Ancak bölgeyle ilgili anlatılan bir başka rivayet daha var. I. Dünya savaşı sonrası işgal yıllarında, bölgeyi işgale gelen Fransızlar, Karkamış’taki düzlükten buraya gelirken, Nizip İplik civarına ulaştıklarında, Nizipliler Taşbaş tepesinde duran, Kavalalı Mehmet Ali Paşa zamanından kalan birkaç tane topu büyük zorlukla ateşlemişler, bunu duyan Fransızlar, tepenin ardında büyük bir birlik olduğunu düşünerek korkmuşlar ve Antep’deki birlikleriyle birleşmek için batıya doğru ilerlemeyi sürdürmüşlerdir.

Evet günümüzde ilçe merkezine 7 km uzaklıktaki Taşbaş tepesinde ilçeyi kuşbakışı tepeden gören bir mesire alanı bulunuyor. Burada piknik yapılıyor.

Birecik tanıtımı.

Karkamış tanıtımı.

Oğuzeli tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.

 

Gaziantep Oğuzeli

Gaziantep Oğuzeli


Gaziantep ilinin hemen güneyindeki ilçesidir, ama anayol üzerinde bulunmadığından pek işlek olduğu söylenemez. Oğuzeli ilçesinin en büyük özelliği, Gaziantep ilinin ve yörenin havaalanının buranın yakınında bulunmasıdır. Gaziantep Oğuzeli havaalanı, Gaziantep şehir merkezine 20 km. uzaklıktadır. Oğuzeli denilince benim aklıma ilk gelen ve yöreyi ziyaret etmeyi düşünenlerin mutlaka gitmelerini önereceğim yer: Tılbaşar kalesidir.

ULAŞIM

Oğuzeli-Gaziantep arasındaki uzaklık: 17 km. Oğuzeli ilçesinin güneyinde, Karkamış bölgesinden Suriye’ye geçiliyor yani sınır var. Suriye bölgesindeki karşılık şehir ise, Jarabulus şehridir.  Oğuzeli-Karkamış arasındaki uzaklık: 52 km.

TARİHİ

Oğuzeli ilçesi, ilk olarak, Gaziantep ilinin güneydoğusundaki Sacır suyu kıyısında kurulmuştur. Bu dönemdeki yerleşim yerinin ismi “Büyükkızılhisar” köyüdür. Bu ismi: yörede bulunan, kırmızı topraktan yapılmış, hisar şeklindeki evlerden almıştır. Oğuzeli ismi ise: yerleşim yerinde yaşayan ailelerin, geçimlerine istinaden verilmiştir.
İlçeye bağlı, Tılbaşar köyünde bulunan Tılbaşar Höyüğünde yapılan kazılarda ise, yöredeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.3000’li yıllarda buraya yerleştiklerini kanıtlamaktadır. Daha sonraki tarihi süreçte ise, yörede egemenlik kuran uluslar: Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılardır. 639 yılında, Müslüman akıncılar yörede hakimiyeti ele geçirirler. Selçuklu Sultanı I. Mesud döneminde ise, Türkler görülmeye başlarlar. 1516 Mercidabık savaşını takiben ise, Yavuz Sultan Selim tarafından yöre toprakları, Osmanlı hakimiyetine sokulur. Bu dönemde, yörenin ismi “Kızılhisar-ı Fevkani” olarak geçer.
1946 yılında ilçe olan Oğuzeli, 1995 yılında Kilis iline bağlanır. 2004 yılında ise, Gaziantep iline bağlanır.

 

GENEL

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 750 metredir. Güneyde, Suriye ile komşudur. Genel olarak düz bir arazide kurulmuştur. Çevresinde yüksek dağ bulunmamaktadır. En önemli yükselti: Delikli tepedir.

İlçe merkezindeki “Cumhuriyet Parkı” yöre insanının başlıca gezi alanlarındandır. Ayrıca: buraya yolunuz düşerse, kırmızının değişik tonlarını görebileceğiniz nar bahçeleri mutlaka ilginizi çekecektir.
Yörede, Akdeniz ve Karasal iklim hakimdir. Yani, daha doğrusu bir geçiş ikliminden söz etmek gerekir. En yüksek sıcaklık, Temmuz ayında görülür. Kar yağışları, nadiren görülür. İklimsel özelliklerin en belirgini: güneyden gelen kum ve toz fırtınalarının yoğun olmasıdır.
Bölgedeki tarımsal faaliyetlerin temelinde: mısır ve nar üretimi başta gelmektedir. Bunun dışında, sulak olmayan alanlarda ise: zeytin, fıstık, incir ve üzüm üretimi yapılır. Ama, nar öne çıkmaktadır.
Bunun dışında, yörede: kurutmalık ürünlerin üretimi önem kazanmaktadır. Mayıs ayında ortaya çıkan kurutmalık ürünler, ilçenin farklı bölgelerinde yapılan anlaşmalar sonucu tespit edilen ailelere teslim ediliyor, aileler bu ürünleri temizliyor ve kurutuyorlar. Bu işleme: “biber ve patlıcan oymacılığı” deniliyor. Birkaç gün içinde kurutulan ürünler, pazara sunuluyor.

KARACAOĞLAN

Ünlü Türk ozanı Karacaoğlan, uzun yıllar, Oğuzeli ve yöresinde, köylerde dolaşmış ve şiirlerini yazmıştır.

Gaziantep Oğuzeli Ezo Gelin

EZO GELİN

Ezo gelin söylencesi, İlçe merkezine bağlı Dokuzyol-Uruş köyü kökenlidir. Asıl adı: Zöhre Bozgeyik’dir. Bir Türkmen aşireti olan Bozgeyikli aşiretine mensuptur. Ezo gelin büyüdüğünde, köy yerinde, kendisi ile evlenmek için birçok genç talip olur, ama hepsini reddeder. Gönlünün kimde olduğu bilinmez. Bir süre sonra Ezo gelin evlenir ve daha sonra boşanır. Takip eden süreçte, bu kez, Suriye bölgesinde bulunan bir akrabasının oğlu ile evlendirilir ve gelin olarak Suriye’ye gitse de, gönlü burada yani köyünde kalır. Sık sık köyüne gelir ve köylünün, çok sevdiği bir insan haline gelir. Öldüğünde Suriye bölgesinde gömülmesine rağmen, 1999 yılında yetkililerin girişimleri ile cenazesi, buraya getirilir ve hazırlanan mezara gömülür.
Ayrıca, Ezo Gelin adına bir müze yaptırılır. Ancak, öldükten sonra da, Antep ovası ve Suriye’nin birçok yerinde, onun adına yakılan ağıtlar dinmez.

GEZİLECEK YERLER

TILBAŞAR KALESİ

İlçe merkezine 12 km. uzaklıktaki, Gündoğan köyünde, Tılbaşar höyüğü üzerindedir. Aslında, bu höyük üzerindeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.3000 yıllarına ve hatta Tunç çağına kadar gittiği düşünülmektedir.
Tılbaşar kalesi ise: MS.11 ve 12’nci yüzyıllarda, Haçlı seferleri sırasında: bölgedeki önemli ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle önem kazanmaktadır. Bölgedeki şehir yapılaşmasının çevresi surlarla çevrilmiş ve tam tepede ise, bu kale yapılmıştır. Kale ve şehir yapısı, o dönemlerde “Tel-Başir” olarak anılmaktadır.
Evet, Tılbaşar höyüğü, Anadolu arkeolojisinde önem kazanan bir höyüktür. Burada, 1995 yılında yapılan resmi arkeolojik kazı çalışmalarında: Tunç çağı, Bizans, Eyyübi ve Haçlı dönemlerine ait önemli kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Özellikle: şehir surlarının toprak yığıntısı haline gelmiş günümüzdeki görüntüsünün önünde, bir zamanlar, Türk ve Haçlı ordularının büyük çatışmalar yaptığını unutmamak gerekir ki, buraya yolunuz düşerse, bu hissi mutlaka yaşayacaksınız.

Gaziantep Oğuzeli Karpuzatan Mesire Yeri

KARPUZATAN MESİRE YERİ

İlçe merkezinin güneybatısındadır. Burada günübirlik piknik alanı bulunmaktadır. Gaziantep şehri sınırları içinde, debisi en yüksek olan su kaynağıdır.
Buraya yolunuz düşerse, mutlaka alabalık tesislerine uğramanızı öneririm. Yalnız, burada alabalık değil, kurbağa üretiliyor. Çünkü: alabalık üretimi için kurulan tesislerde, suyun sıcaklığı fazla gelince alabalık üretimi yapılamamış ve havuzlar, yaklaşık 10 yıl boyunca boş kalmıştır. Bu sırada, yosun tutan havuzlarda çok sayıda kurbağa üremiş ve tam bunlar için ne yapılacağı düşünülürken, yurt dışından kurbağalar için müşteri çıkmış ve bunun üzerine alabalık üretimi için hazırlanan havuzlarda kurbağa üretimine başlanmıştır.

Gaziantep Oğuzeli Orta Cami Minaresi

ORTA CAMİ MİNARESİ

Selçuklu döneminden kalmadır. Yani, muhtemelen 100 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Cami yapısı defalarca restore edilerek orijinalliğinden uzaklaşmışsa da, minaresi orijinalliğini korumaktadır.

Karkamış tanıtımı.

Gaziantep tanıtımı.

Gaziantep Nurdağı

Gaziantep Nurdağı


Gaziantep Nurdağı: Yöre halkı tarafından “Kömürler” olarak bilinen, özellikle E-24 karayolu üzerinde bulunan 120 metre yükseklikteki viyadük ile bilinen, ancak herhangi bir turistik ve tarihi özelliği bulunmayan bir ilçemizdir. Almanların, Ortadoğu petrol yataklarına ulaşmak için yaptıkları tren yolu hattının buradan geçmesiyle, bir zamanlar burada kurulan TCDD gar istasyon şefliğinin çevresindeki yerleşim ile gelişmiş, E-24 karayolu yapıldığında ise, hızla gelişmiştir. Çünkü: otoyol üzerindeki özellikle kamyoncuların uğrak yeri olan tesisler yoğundur.
Sonuç olarak: her ne kadar buranın tarihi ve turistik özellikleri olmasa da, Adana-Osmaniye yöresinden, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine gidenler, bir şekilde, mutlaka buradan geçmek durumundadırlar.

Gaziantep Nurdağı

ULAŞIM

Nurdağı: E-24 karayolu üzerinde bulunan yolların kavşak noktasındadır. TAĞ Otoyolu olarak bilinen “Tarsus-Adana-Gaziantep” otoyolundaki en büyük viyadük olan “Atatürk Viyadüğü” buradan geçmektedir ki, bu viyadük: ülkemizin en büyük, Avrupa’nın ise, 2’nci büyük viyadüğüdür. Viyadük yüksekliği 120 metredir.
Nurdağı, bağlı bulunduğu Gaziantep il merkezine: 67 km. uzaklıktadır. Nurdağı-İslahiye arasındaki uzaklık: 21 km. Nurdağı-Kahramanmaraş arasındaki uzaklık: 48 km. Nurdağı-Bahçe arasındaki uzaklık: 18 km.

TARİHİ

Hitit imparatorluğuna bazı prensler, Geç Hitit döneminde, bölgede bir takım prenslikler kurmuşlardır. Bunlardan birisi de: Kargamış Hitit krallığıdır. Bu krallığın önemli bir merkezi: günümüzde Nurdağı Fevzipaşa tren istasyonu yakınlarındaki “Zincirli” yani “Sam’al” bölgesindedir. Sam’al krallığının: Asurluların egemenliğini kabul ettiği tarih kesin olarak bilinmemektedir, ancak zamanla Asur egemenliğine geçtikleri kesindir.
İlçe merkezine bağlı Karaburçlu köyü civarında, MÖ. 732-725 yılları arasında yaşamış, Sam’al kralı Barrakip’e ait bir mühür bulunmuştur.
Evet: Geç Hitit dönemine ait medeniyet izleri, yörede: özellikle Zincirli ve Sakçagözü Coba höyüklerinde görülebilmektedir. Bu höyüklerden çıkarılan eserler, günümüzde, Gaziantep Müzesinde sergilenmektedir.
Takip eden tarihi süreçte, yörede birçok ulusun egemenlik sürdürdüğü görülür.
Ama günümüzdeki yerleşim yeri: 1929 yılında, burada TCDD Gar Şefliğinin kurulmasıyla, ilk kez oluşturulmuş ve zamanla, çevreden gelen birkaç aile, bu gar şefliğinin çevresine yerleşerek, burayı köy haline getirmişlerdir. 1972 yılında ise, E-24 kara yolu buradan geçince, bölge hızla yapılaşmaya başlamış ve daha sonra nüfus artışı olmuş ve 1976 yılında, bölgede Belediye oluşturulmuştur.
Ayrıntılı tarih anlatımına girerek, siz okurları bunaltmak istemiyorum. Malum, amacımız yörenin tarihi ve turistik yerlerini tanıtmak.

GENEL

Amanos dağları eteklerinde kurulan İlçe, tarihi ipek yolu üzerindedir. Bu nedenle, Osmanlı döneminde, bölge: Cebeli Bereket yani günümüzdeki Osmaniye iline bağlıdır. Bölgedeki ovalık bölgeler, genellikle: tarım alanı olarak kullanılmaktadır. Dağlık bölgeler ise, maki ve kayalıklarla kaplıdır. Dağlık kesimlerin yamaçlarında ise, su kaynakları bulunur. Güneyde bulunan ormanlık alanlar ise, sık ağaçlıklarla kaplıdır.

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 570 metredir.

NE YENİR. NE İÇİLİR

Buralara yolunuz düşerse: Gavurdağı salatası yemenizi öneririm. Ama, bunu sipariş ederken “Nurdağı Salatası” demeniz de gerekebilir.

GEZİLECEK YERLER

HZ. UKKAŞE TÜRBESİ

İlçe sınırları içindeki türbe: Durmuşlar köyündedir.
Uzaktan yemyeşil bir tepe görülür ki, türbe bu tepe üzerindedir.
Aslında: türbenin eski bir kilise kalıntısı ve bir zamanlar, burada 6 keşişin yaşadığı da söylenmektedir.
Türbe yapısının hemen alt kısmında, içinde bol su bulunan kuyular görülmektedir.
Ökkeş isimli türbede cenazesi bulunan şahsın ismi, zamanla Ukkaşe olarak değiştirilmiş ve günümüze bu şekilde ulaşmıştır. Kendisi, Gaziantep yöresinin Müslümanlar tarafından fethedilmesi sırasında şehit düşmüş ve buraya gömülmüştür. Kendisi hakkında anlatılan bir rivayet var. Peygamberimizin mührünü gören “cennetliktir.” Söylenenlere göre: Peygamberimiz, veda hutbesi sonrasında çevresindekilerle vedalaşırken, Ökkeşiye hazretleri, kendisine hitaben “Ya Resullullah, Uhut savaşında, bana kırbacınla vurmuştun. Hakkımı, ancak kısasla ödeşirim” der. Bunun üzerine, Peygamberimiz: elindeki kırbacı, Ökkeşiye hazretlerine verir ve sırtına vurmasını ister. Bu sırada, Ökkeşiye: “Siz bana sırtım çıplak iken vurmuştunuz” der. Peygamberimiz: sırtını açar ve tam bu sırada, Ökkeşiye hazretleri, Peygamberimizin mührünü görür ve öper. Daha sonra ise: “Kısastaki gayem bu idi. Yoksa sizde bir hakkım varsa helal olsun” der.
Evet, burası hakkında anlatılan rivayet bu.
Günümüzde, türbe: özellikle erkek çocuğu olmayan karı-kocalar tarafından ziyaret edilmekte ve kurbanlar kesilmektedir. Hatta, ziyaret sonrası erkek çocuğu doğanlar, çocuğa “Ökkeş” ismini vermektedirler. Böylece: Kahramanmaraş ve Gaziantep yöresinde, binlerce kişiye “Ökkeş” isminin verilmesinin temelinde, bu inanış bulunmaktadır.

HURŞİT AĞA-ZERDA KONAĞI

İlçe merkezine bağlı, Sakça köyündedir.
Konak yapısı, Türk mimarisi özelliklerini taşımaktadır. Taş su basmanı üzerine, kerpiç ve ahşap kamışlar kullanılarak yapılmıştır. Yapım tarihi olarak, 1901 yılı düşünülmektedir.
Televizyon dizilerinden, Zerda dizisi, bu Hurşit Ağa konağından çekilmiştir. Son bir bilgi notu: konağın 2005 yılı başlarında yandığını ve tamamen yok olduğunu öğrendim, son durumu hakkında bilgi sahibi olanların, yorum bırakmalarını rica ediyorum. Öte yandan, Zerda dizisi çekilirken konağa zarar verildiği ve bu yüzden yandığı da bir söylenti.

Gaziantep tanıtımı.

İslahiye tanıtımı.

Bahçe tanıtımı.

Kahramanmaraş tanıtımı.