Çanakkale Asos Behramkale

Çanakkale Asos Behramkale

Asos: daha çok İstanbul ve yakın çevresinden ziyaretçileri yoğun olan bir yer. Burada: sizi, sessiz bir ortam, harika tarihi güzellikler, deniz bekliyor. Deniz deyince, Asos merkezde, denize girme imkanı yok, yakın çevredeki otel ve pansiyonların önünden girilebilir ama yine de, buranın denizi, soğuk, yani Asos’a giderken, tamamen denize girme özlemi ile gitmemek gerek.

Ben: son olarak, Asos-Behramkale bölgesine, Temmuz 2018 tarihinde gittim ve bu gezideki güncel notlarımı, buradaki yazıda sizlerle paylaşıyorum. Öncelikle şunu bilmek gerekir: yörenin eski ismi “Asos” iken, yeni ismi Behramkale’dir. Yani, ayrı bir Asos veya ayrı bir Behramkale aramamak gerekir.

Çanakkale Asos Behramkale

 

ULAŞIM

Çanakkale’den çıkıp, İzmir yolunu takiben güneye inerken, yaklaşık 1 saat sonra, Assos-Behram Kalesi tabelasını göreceksiniz, sonra tabelanın gösterdiği yoldan yaklaşık 20-25 dakika ilerledikten sonra, Asos’a varacaksınız.

Ayrıca; Balıkesir-Edremit ve batıya giden yolu takiben, Akçay-Küçükkuyu üzerinden de, Asos- Behram Kalesine ulaşabilirsiniz. İstanbul’a toplam 380 km. ve İzmir’e ise 290 km. uzaklıkta.  Akçay yöresinden, buraya ulaşmak isterseniz belli bir süre sonra ana kara yolundan ayrılarak, ara yollara girmeniz gerekiyor, ama sonuç olarak yol çok sıkıntılı değil.

Çanakkale Asos Behramkale

 

TARİHİ SÜREÇ

Ünlü Coğrafyacı Strabon’a göre; Assos, MÖ.2 bin yıllarında, Lelegler tarafından kurulmuş. Kentin ismi Assa olup, Luvi dilinde yerleşim anlamına gelir. Kentin gelişmesi, Midilli Adasından gelen göçmenlerin buraya yerleşmesinden sonra olmuş. MÖ.560 yıllarında, Lidyalılar bölgeyi ele geçirdiklerinde, Assos, Edremit Körfezinin kuzeyindeki en önemli ve güçlü kentlerden biri imiş. Denizden 283 metre yükseklikteki tepeye, zamanla, Athena Tapınağı ve tepenin eteklerinde ise bir tiyatro kurulur.

MÖ.546 yılında, Persler, Ege bölgesini ele geçirirler ve Assos Pers sınırları içine girer. MÖ.387 yılında, Pers yanlısı bir yönetici olan Eubolos, kentin yönetimini ele geçirir. Kentin ondan sonraki hakimi ise, azatlı kölesi ve mirascısı Hermias’tır. Hermias felsefe eğitimi görmüştür.

Ünlü felsefeci Platonun öğrencisi olmuş ve mantık biliminin kurucusu Aristotales’in arkadaşıdır. Aristotales, Hermias’ın çağrısı üzerine, Assos’a gelir. Hermiasın kuzeni Pyhias ile evlenir. İşte, Assos, ünlü Filozof Aristotalesin burada evlenmesine neden olacak güzellikte, saklı bir cennet.

Asos’ta 3 yıl kalan Aristotales, Gymnasıon’da dersler verir. Burası, bir felsefe okulu gibi kullanılır. Eflatun ve Sokrates de, bir zaman, burada dersler verirler. Doğrusu, Asos, felsefe dersi almak için çok uygun bir yer. Çünkü, limanın çok romantik ve değişik bir atmosferi var.

Büyük İskender’in, Persleri Anadolu dan çıkarmasından sonra, Assos çok gelişir, kent imar edilir. MÖ.241 yılında ise, Bergama Krallığının egemenliği altına girer. Daha sonra ise, Roma devletinin Asya eyaletlerinin bir parçası olur.
14’ncü yüzyılda, Sultan Murat Hüdavendigar zamanında, kent, Osmanlı topraklarına katılır ve Behram Kalesi adını alır.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Asos’ta ilk kazılar, 1881-1883 yılları arasında Amerikalı araştırmacılar tarafından yapılır. Daha sonra uzunca bir süre ara verilen kazılara, 1980 yıllarında, Türk arkeolog ve araştırmacılar tarafından yeniden başlanır. Sonuçta, yılların emeğiyle, antik tiyatro ortaya çıkarılır.

GEZİLECEK YERLER

Behramkale bölgesine ulaştığınızda: aracınızı burada park edebilirsiniz. Park ücreti: 5 TL. Sonra, yukarı doğru tırmanmaya başlayın, antik bölgeye ulaşıyorsunuz. Antik bölgeye yani Akropolis bölgesine giriş ücreti: 8 TL.

Ama, müze kart geçerli. Hatta, Müze kartı olmayanlar için, burada çok kısa bir süre beklemenin sonucunda, Müze Kartı çıkartılıyor. Giriş kapısındaki görevlilerin, özellikle çok kibar olduklarını ifade etmek istiyorum.

Çanakkale Asos Behramkale

 

Evet, biraz önce söylediğim gibi, arabanızı park ettikten sonra, yaklaşık 10-15 dakikalık bir yürüyüş yapmanız gerekiyor. Yokuş yukarı ama keyifli bir yürüyüş, çünkü, yol boyu tahta tezgahlar üzerinde birçok satıcı, gerek yöresel ürünler ve gerekse el işi ürünlerini sergileyip satışa sunmuşlar.

Bunlardan hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz. Ama, özellikle: buraya özgü küçük örgü heybeler ve gerek limon kekiği ve gerekse doğal kekik, mutlaka almanızı öneririm. Çünkü, buraya has bir lezzet. Doğal kekik: 3 su bardağı 10 TL. iken, daha ağır olan (az kullanılması gereken) limon kekiği ise, 2 su bardağı 10 TL. den satılıyor.

Antik bölgeye vardığınızda, Akropolis bölgesine girmeden önce, hemen solda bulunan tarihi camiyi gezmenizi ve görmenizi öneriyorum. Burası: Alaattin camisidir. Özellikle, kapı bölümüne dikkatinizi çekmek istiyorum.

Caminin önündeki boşluk, ahşap yürüyüş yolu yapılarak gayet düzenli hale getirilmiş, muhteşem bir manzara ziyaretçileri bekliyor. Tuvalet ihtiyacı için, hemen burada bulunan ve 1 TL. karşılığında kullanılan ve yöre köylüleri tarafından işletilen tuvaletler çok temiz.

Çanakkale Asos Behramkale  Hüdavendigar Camii
Çanakkale Asos Behramkale  Hüdavendigar Camii

 

HÜDAVENDİGAR CAMİİ

Bir tepenin üzerinde, 14’ncü yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Osmanlı dönemine ait tipik bir yapı. Caminin giriş kapısı yakınında, Skamantos Kralı tarafından onarımı yaptırılan Carnellus Şehrinin kilisesinin bulunduğu ve kilisenin kapısına yazdırdığı yazıtın günümüze kadar ulaştığı ( yalnızca üzerindeki haç işaretinin iki kanadı kırılmış) görülebilmekte. Caminin iç süslemelerindeki kadırga resimleri de, cami mimarisinde alışılmış değil, Mutlaka görülmeli.

Evet, bu ilginç camiyi gezdikten sonra, giriş kapısından girerek, Akropolis bölgesine giriyoruz.

Çanakkale Asos Behramkale Akropolis

 

 

Buraya girdiğinizde, sağ bölümden yukarıya doğru ilerlemenizi öneriyorum. Sağ bölümden gezmeye başlayınca, karşınıza önce bir yapı kalıntısı çıkıyor.

Artemis Tapınağı

 

Sonra devam ettiğinizde, on metre sonra Artemis tapınağının sonradan yapılmış bir betimlemesi (camekan içinde) görülüyor. Minyatür, camekan içindeki, o dönemin izlerini yansıtıyor. Ziyaretçiler için güzel bir sunu. Bu arada çevrenizdeki muhteşem manzarayı izlemek durumunda kalıyorsunuz ki, gerçekten çok büyük ve geniş bir alan rahatlıkla izlenebiliyor.

Ben, bu girişten sonra, Asos antik kentiyle ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Denize ve karaya hakim bir volkan konisi tepe üzerine kurulmuş Akropol, yaklaşık 3 km. uzunluğunda, çevresindeki surların 6’ncı yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Surların uzunluğu 4 km. En son dönem surları, 4’ncü yüzyıla ait. Bunların onarılarak Roma döneminde de kullanıldığı sanılıyor. Günümüzde ise, surların büyük bölümü ayakta ve iyi durumda.

En yüksek noktada, Athena Tapınağı var. Tepenin eteklerinde ise tiyatro. Kentin güneybatı yönündeki konut alanlarında yapılan kazılarda Hıristiyan mahallesi bulunmuş. Bölgede gezerken, kafanızı ufka kaldırdığınızda, deniz yüzeyinde, hemen karşınızdaki Midilli adasının muhteşem görüntüsünü görebilirsiniz. Tepeden, güneye denize doğru teraslar iniyor.

Bugünkü köy ise, kuzeye doğru yerleşmiş. Türkler bölgeye geldiklerinde, güneye doğru yerleşim durmuş. Bunun, korsanlardan korunmak için olduğu düşünülüyor. Oysa antik dönemde, kent denize bakıyor da ve Egenin ünlü imbat rüzgarını alıyordu.

Kette, zor işlenen ama dayanıklı bir taş kullanılmış. Bu taşa, antik yazarlar ” insan yiyen taş ” ismini vermişler. Mezarlıklarda kullanılan lahitler ise çok değerli imiş. Bunların değeri, lahitlerin yapımında kullanılan şap imiş.

Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı
Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı
Çanakkale Asos Behramkale  Athena Tapınağı

 

ATHENA TAPINAĞI

Athena, mistik dönemde, üretici zekanın ve savaşların tanrıçası. Ülkeyi saldırılardan korurmuş. Bir başka özelliği ise, şehir tanrıçası ve uygarlığın, el sanatlarının, tarımın koruyucusu, dizginin yaratıcısı imiş. Mitolojide, kadınlara dokumayı öğreten tanrıça olarak geçiyor. Dokumanın bu yörede, bu kadar önem kazanmasının nedenlerinden biri olarak da belki düşünülebilir.

Athena adına, antik çağda şehirlerde tapınaklar yaptırılmış. Assos şehrinde ise, Athena adına yaptırılan bir tapınak var ve akropolün en yüksek yerine, 236 rakımlı tepeye yapılmış. MÖ.525 yılında yapıldığı tahmin ediliyor. Asos un en önemli tarihi yapısı. Yapının önemi, mimari özelliklerinden kaynaklanıyor. Anadolu da, arkaik çağda yapılmış ve kabartma firizlere sahip tek örnek yapı.

Dorik üslupla olmasına karşın, İyon üslubunun özelliği olan çatı altı firizleri var. Bu anlamda, mimaride, birden fazla medeniyetten etkilenildiği söylenebilir. Yanlarda 13 er, ön ve arkada ise 6 şar sütunla çevrili, pepiteros planında. İki basamaklı platform, günümüze kadar ulaşabilmiş. Batı kanadı, 1.20 metre yüksekliğini hala korumakta.

Kazı çalışmalarında sağlam kalmış sütunlardan çıkarılan kalıplar ile, yeni sütunlar dökülmüş ve böylece tapınağın bir bölüm sütunu ayağa kaldırılmış.

Tapınağa ait bazı sütun parçaları ise, Berlin müzesinde sergilenmekte. Tapınağın kabartmaları ise: Paris, Bostan (1881 yılında kaçırılmış) ve İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Dorik başlıklar, sütun kaideleri ve öbür mimarı kalıntılar ise, çevrede görülmekte.

Çanakkale Asos Behramkale
Çanakkale Asos Behramkale

 

Bu muhteşem tapınağa mutlaka çıkın ve Ege denizinin manzarasını seyredin. Özellikle, buradan gün batımı bir harika, sakın kaçırmayın.

Evet, buranın en önemli kalıntısı, Artemis Tapınağı. Bu tapınağı da gördükten sonra, çıkış kapısına doğru ilerliyoruz Tapınağın tepenin en üst noktasında bulunması ve çevreye hakimiyeti muhteşem.

Çıkış kapısından çıkıyoruz ve geldiğimiz yoldan aşağıya doğru ilerleyerek aracımızın bulunduğu otopark bölgesine ulaşıyoruz. Aracımızı aldıktan sonraki hedefimiz, bu kez “Liman” bölgesidir. Yalnız, daha önceki gelişlerimde de şahit olduğum üzere, limana inen yol çok korkunç, dar ve virajlı, burada aşırı dikkat göstermeniz gerekiyor.

Limana inen bu yolda ilerlerken, solunuzda yine bir kısım antik kalıntı göreceksiniz, bir süre mola verip bunları da izleyebilirsiniz.

Çanakkale Asos Behramkale Tiyatro

 

TİYATRO

1985 yılından bu yana, tiyatroda, arkeolojik çalışmalar sürdürülmekte. Tiyatronun tarih içinde, deprem gördüğü ve çöktüğü tespit edilmiş. Devrilmiş duvarları yeni baştan örülmüş. İki yandan tonozları varmış, tonozlardan biri yeni üretilen taşlarla ayağa kaldırılmış. Yeni çalışmalar ile, oturma sıralarındaki eksiklikler tamamlanmış. 10 yıl öncesinde tanınmayacak bir durumda olan tiyatro, günümüzde, bilimsel kazı ve restorasyonlar sonucu gün ışığına çıkarılmış. 4000 seyirci kapasiteli.

Harabe yapı, bir zamanlar taş ocağı olarak kullanılmış ve taşları, bölgedeki diğer yapılarda bolca kullanılmış. Sahne binasının yanından giden, 2000 yıllık bozulmamış bir cadde ortaya çıkarılmış, görülebiliyor.

Çanakkale Asos Behramkale Batı Nekropolü-Mezarlık

 

BATI NEKROPOLÜ-MEZARLIK

Mezarlık, MÖ.7’nci yüzyıldan, 2’nci yüzyıla kadar, 900 yıl kullanılmış. En eski gömüler, yakılan cesedin küllerinin çömleklere konulup, ağzı kapatılarak gömülmesi şeklinde imiş. Sonradan daha büyük küplere, ölü, ana karnında gibi konularak gömülür olmuş. Dönemin inancına göre, ölü geri gelmesin diye. küpün ağzı taş ile kapatılıyormuş. Ölen erkek ise, geri gelme ihtimaline karşın, eşi, tanınmamak için, bir süre peçe ile dolaşıyormuş.

Günümüzde, batı dünyasındaki cenazelerde, kadınların tül-peçe takmasının kökeninde, bu dönemdeki inanç olabilir mi?
Küp gömülere, ölü için hediyeler konuluyormuş. Türkiye’deki defin avcılarının mezar kazmaya meraklı olmaları ve çok sayıda ” bir küp dolusu altın ” bulma öyküsünün altında, bu kültürün bulunduğu anlaşılıyor.

Daha sonraki mezar tipleri, lahitler. Yüzeye yakın bulunan lahitlerin hepsi, daha önce defineciler tarafından soyulmuş. Ancak, altlardaki lahitlerde iskelet kalıntıları ve ölü hediyeleri bulunabilmiş. Bu buluntuların en değerlisi ise, MÖ.4’ncü yüzyıla tarihlenen, pişmiş topraktan yapılma bir kadınlar orkestrası heykelciği. Hiçbir müzede, benzer bir örneğini bulunmamakta imiş.

Yolda aracımızla ilerlemeye devam ediyoruz ve biraz sonra, Liman bölgesine ulaşacağız. Burada, yani liman bölgesi içindeki otopark sıkıntılı, benden size öneri, liman bölgesine varmaya yakın, yolun sağ bölümüne aracınızı boş bulduğunuz bir yere park edin ve liman bölgesine yürüyerek inin, çünkü liman bölgesi içindeki otopark küçük ve sıkıntılı, büyük olasılıkla yer bulamayacaksınız.

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

 

ASSOS İSKELESİ

Assos kentinin limanında, iki mendirek var. Bunlardan biri günümüzde onarılmış ve kullanılıyor. Limanda çoğu otel ve motel, geçen yüzyılda yapılmış taş yapılar. Bölgede yeni bina yapılmasına izin verilmiyor. Doğal olarak, mevcut taş yapılar yani otel olarak kullanılan taş yapılar, çok otantik görüntüler sunuyor.

Ama, buranın en ilgi çeken yanı: hemen denizin kıyısındaki restoranlar. Bu restoranlarda bir şeyler yerken, denize biraz ekmek kırıntısı attığınızda, birçok balığın toplandığını görebiliyorsunuz. Ayrıca: yine mendirek bölgesinde küçük bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Ama, burada en büyük önerim, hemen sol yanda, Asos otelin yanındaki dondurmacıdan dondurma almanız, bu muhteşem lezzeti mutlaka tatmanızı öneriyorum. Restoranlarda yemek yemek, elbette ekonomik güç ile orantılı ama mutlaka dondurma yemelisiniz.

Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi
Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi
Çanakkale Asos Behramkale Asos İskelesi

      

SONUÇ

Assos’a yıl boyunca her mevsimde gidilebilir. Zaten kış tatillerinde de dolup taşıyor. Ama asla gürültülü-patırtılı bir yer değil. Bu huzur ortamı, sessiz. Athena Tapınağından mutlaka gün batımını görün. Ayrıca limanda, yine balığınızı yerden, gün batımını izlemenin keyfini tadın. Kısa bir zaman ayırdığınızda, Assos’tan mutlu bir şekilde ayrılmanız mümkün.

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Gelibolu tanıtımı ve şehitliklerle ilgili yazım için.

Çanakkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Altınoluk tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Çanakkale Gezi Planı

Çanakkale Gezi Planı

Çanakkale’nin başlıca şehirlerimize uzaklıkları şöyle: Ankara’ya 653 km., İstanbul’a 320 km. ve İzmir’e ise: 325 km.

GEZİ PLANI

Çanakkale için bir gezi planı düşünüyorsanız, bence: bu plan içinde: Gelibolu, Truva, Asos, Behramkale mutlaka olmalı. Ayrıca. şehir içindeki arkeoloji müzesini de görmelisiniz diyorum. Bunun dışında: mutlaka bu güzel ilimizde gezilecek yerler vardır. Ama; benim daha önce görüp, tavsiye edebileceğim yerler bunlar. Tercih sizin.

Evet: herhangi bir şekilde Çanakkale’ye ulaştığınızda, mutlaka bir tam gününüzü, Gelibolu yarımadasına, Tarihi Milli Parka ayırmalısınız.

İkinci bir gününüzde ise; sabah yarım günü, Truva antik kenti kalıntılarında, ikinci günün öğleden sonraki bölümünü ise; Behramkale ve Asos kalıntılarında değerlendirebilirsiniz.

Bu arada; Çanakkale içindeki arkeoloji müzesine, 2 veya 3 saat ayırmayı sakın ama sakın unutmayın.

Konaklama için; genelde, Asos tarafındaki oteller tercih edilebilir. Veya, Çanakkale içindeki otellerde olabilir. Gelibolu yarımadasında kalabileceğiniz bir konaklama tesisi yok. Belki, Gelibolu içindeki bir otelde kalabilirsiniz.

Evet; Çanakkale gezisi için tavsiye edebileceğim bir plan.

Otobüs ile gurup halinde gidecekseniz, gece yolculuk ve sabah doğruca Gelibolu Tarihi Milli Parkına inin, akşama kadar orada gezin ve sonra, akşam Asos tarafından bir otele geçin. Park alanında şehitlikler bölgesi ve Çanakkale savaşında kullanılan diğer yerleri görebilirsiniz. Buralar ile ilgili ayrıntılı gezi yazılarının bağlantıları şunlardır.

Çanakkale şehitliklerin tanıtımı ve gezilmesiyle ilgili yazım için.

Çanakkale savaşının geçtiği yerlerle (tabyalar, kaleler vb.) ilgili yazım için. 

Evet devam edelim.

Geceleme Asos tarafındaki bir otelde yapılabilir. Ertesi gün; sabah Asos ve Behramkale gezilir ve sonra, Truva antik kenti görülür, sonra Çanakkale arkeoloji müzesi ve Çanakkale şehir içi görülür ve yine geri dönüş yoluna çıkılabilir.

Asos-Behramkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Bunun dışında; zamanınız varsa, Gelibolu’nun içinde dolaşın, bu güzel ilçemizi keşfedin.

Gelibolu tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

Çanakkale’de: Ezine istikametinde şehir çıkışında; orman içinde çok güzel dinlenme yerleri var, hatta restoranlar mevcut, buralarda yemek ve özellikle balık yiyebilirsiniz.

Çanakkale şehir merkezi tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Yine bu yol üzerinde, orman içinde bulunan, Çanakkale savaşı hatırası topları görebilirsiniz. Güneye indiğinizde, Küçükkuyu, Altınoluk, Edremit ve Kuzeye çıktığınızda ise, Lapseki’de muhteşem güzellikler sizi bekliyor olacak. Biga tarafına giderseniz, deniz kıyısındaki Karabiga’ya uğramadan sakın geçmeyin.

Karabiga’da; deniz kıyısındaki restoranlarda mutlaka balık yemeli ve kıyıda, iskelede gezmelisiniz. Yolunuz Gönen’e kadar uzarsa, kesinlikle termal kaplıcalara girin. Buradan geçerseniz, meşhur gönen pirincinden almayı unutmayın.

Güzel ülkem, gezmek için o kadar çok güzellik var ki, yeter ki zamanınız ve imkanınız olsun.
İyi yolculuklar.

Çanakkale Arkeoloji Müzesi

Çanakkale Arkeoloji Müzesi: Çanakkale’de burası için mutlaka zaman ayırın. Güzel bir müze. Atatürk caddesi üzerinde, 1984 yılında yapılarak hizmete açılmış. Çanakkale’de nereyi gezelim, nereyi görelim. Burayı mutlaka görün.

Müze binasında: prehistorik çağlardan, günümüze kadar gelen süreçte yaşamış olan toplumların kültür ve sanat eserleri sergileniyor. Toplam 5 salon var. Bu salonlarda, nelerin olduğunu, kısa kısa anlatacağım.

Bu arada: müzenin en önemli eserleri: boyalı lahitlerden, Polyksena Lahti ve yine boyalı, Pers dönemine ait bir lahit. Polyksena Lahdi; çepeçevre üzerine işlenen kabartmalarda tasvir edilen hikayesi ile ilginç. Boyalı pers lahdi ise; Anadolu’da başkaca bir örneğinin bulunuyor olmaması yönünden ilginç. Özellikle: bu iki eseri mutlaka görün.

Evet; müzeye girdiğinizde, 5 salon var demiştim. Bunlarda sergilenen eserler, kısaca:

1.SALON

Çanakkale bölgesinde bulunan, antik yerleşim yerlerini gösteren pano var. Ayrıca: Truva antik kentinin yerleşim katlarını gösterir ışıklı pano. Çanakkale seramikleri de, burada sergileniyor. Osmanlı devletinin en önemli seramik üretim merkezi olan Çanakkale, ismini de, burada üretilen ve dışarıya satılan çanak ve çömleklerden almış.

2.SALON

Çanakkale Müzesinin en eski koleksiyonlarının ve Truva eserlerinin sergilendiği salon. Genellikle, madeni eserler var. Truva kazısı; 1870′ lerde başlamış ve zaman zaman kesintiye uğrasa da, uzun yıllar devam etmiş. Salonda: Truva’nın yerleşim katlarına ait çeşitli buluntular, vitrinlerde sergilenmekte. Bunlar: dönemin günlük hayatı ve dinsel yaşam hakkında, bilgi vermekte.

3.SALON

Bu salondaki vitrinlerde, Çan ve Yenice Tümülüslerinde bulunan Helenistik döneme ait kalıntılar sergilenmekte. Ayrıca: Bozcaada Nekropol kazılarında bulunan eserlerde, burada.

4.SALON

Bu salondaki vitrinlerde: Dardanos tümülüsünde bulunan eserler sergileniyor. Tepenin, 1959 yılında kazılmasıyla, mezara girilmiş. Bu salonun en güzel eseri: dönemin Knidos Aphrodite heykelinin, bir taş kopyası olan, pişmiş toprak Aphrodite heykeli. Orijinaline çok benzeyen bir kopya olması nedeniyle, önemli.

5.SALON

Asos ve Gülpınar kazılarından gelen eserler, seçkin sikke örnekleri ve cam eserler sergileniyor.

POLYKSENA LAHİTİ

Çanakkale Arkeoloji Müzesi:

Evet, gerçekten lahdin yanına gittiğinizde, donup kalacaksınız. Çünkü, karşınızda, yaklaşık 2000 yıllık ama bugün yapılmış gibi bir lahit durduğunu göreceksiniz. Tertemiz, herhangi bir hasarı olmayan lahit.

Lahit; Biga ilçesi, Gümüşçay yöresinde; 1994 yılında bulunmuş. Bulunduğu yerin adı: “Kızöldü” tümülüsü.

Aynı zamanda, “kızöldü” adlı bir köy. Kaçak kazı yapılan tümülüsün içinde bulunmuş. Kaçakçılar hapse atılmış. Lahit; yüzyılın buluntusu olarak, müzeye getirilmiş. Müze binası tabanı ağırlığını taşıyamayınca, lahit, geçici olarak konulduğu saç barakada koruma altına alınmış. Gerçekten; bunu yapanlar, taşa hayat veren ustalar.

Evet, bu isim; “kızöldü” önemli, çünkü, bu ismin; 2000 yıl önceki bir efsaneye dayandığı sanılıyor. Bu efsanede; bir kızın ölümü anlatılmakta. Truvalı güzel Poleksena’nın kurban edilişi.

Efsane şöyle:” Truva kuşatması üzerinden on yıl geçmiştir. Truva merkezine yakın bir şehirde; Akkalı komutan, bir gün gezerken, çeşme başında su dolduran Polyksena’yı görür ve aşık olur.

Kızı ailesinden ister. Genç ve güzel Polyksena; ” ülkemi işgal eden bir insanla evlenmem “diye reddeder.

Polyksena’yı elde edemeyen komutan kederinden ölür. Komutanın iki oğlundan, büyük olanı, rüyasında sürekli olarak babasını görür. Babası ıstırap çekmektedir. Oğlu, bu rüyaların etkisinde kalır.

Babasının ölümü ile suçladığı Polyksena’yı, babasının mezarı başında kurban ederek, babasının ruhunu rahatlatacağını düşünür.

Polyksena, kentin en güzeli ve asil bir ailenin kızıdır. Genç komutan, kızı getirmeleri için, askerlerini gönderir. Polyksena, çaresizdir. Askerlere direnemeyeceğini bilmektedir, onlarla konuşarak, ölmekten korkmadığını, ancak, ölüme kendine yaraşır bir şekilde gitmek istediğini söyler.

Polyksena’yı dört kız kardeşi süsler, yeni elbiseler giydirir, başına çiçekten taç takarak hazırlarlar. Onu almaya gelen askerleri de dansöz ve çalgıcılar eşliğinde yapılan bir törenle güle oynaya karşılarlar.

Kızöldü lahdinin ön yüzünde; bunlar resmedilmiş.

Sağ yan yüzünde ise: Polyksena’nın annesi ile vedalaşması betimlenmiş. Çok üzgün yüz ifadelere sahip ana-kızın bir ölü yatağı üzerinde vedası, görenleri gerçekten etkiliyor.

Lahdin arka yüzünde, Polyksena’nın dört kız kardeşinin çırpınışları görülmekte. Biri saçlarını yolmakta, diğeri hıçkırarak ağlamakta, bir diğeri dizlerini dövmekte, sonuncusu ise tanrı Hermes’e yalvarmaktadır.

Alçak kabartma olarak tasvir edilen mitolojinin devamında, dört asker, Polyksena’yı kucaklarında tutarken betimlenmiş. Ellerini ve ayaklarını çapraz olarak sıkıca tuttukları Polyksena’nın başı arkaya kaykılmış, gözleri kapalı.

Babasının mezarı başında yer alan genç komutan ise, saçlarından kavradığı Polyksena’yı boğazına hançer batırarak öldürmektedir.

Lahdin; son yüzünde ise, bir ağacın altında oturan anne, tanrıların teselli etmesine rağmen, kızının kurban edilişini ağlayarak izlemektedir.

Kızöldü lahdi, içinden çıkan iskelete göre, iri yarı bir erkeğe ait. Yaşlı asil; lahdi, mermer ustalarına sipariş etmiş. Ancak, lahit bitirilmeden ölmüş olmalı ki, çatısı bitirilememiş lahde konularak gömülmüş.

Lahdin üzerinde, 7 metre yüksekliğinde toprak bir tepecik oluşturularak, antik dönemin mezar hırsızlarından korunmuş. 2000 yıldır hırsızlardan korunan mezar, günümüz mezar soyguncuları tarafından bulunmuş, ancak kaçak kazı yapanlar, lahdin içindeki ölü hediyelerini çalamadan yakalanmışlar.

Bulunduğu köyün, “kızöldü” adında olması ve lahdin üzerindeki mitolojide öldürülen bir kızın hikayesinin anlatılması; 2000 yıl önce yaşanan olayın, köyün adında devam ettiğini ve Anadolu insanının geçmişine ne denli bağlı olduğunu göstermektedir.

Evet; bu lahit, Anadolu’da, bugüne kadar bulunan figürsel anlatımlı lahitlerin en erken örneği. Üzerine, toprak yığılmadan önce, lahit çatı kiremitleriyle kaplanmış. Geç arkaik üslupla yapılmış olan lahit, MÖ. 6’ncı yüzyılın, son 20 yılı içindeki bir dönemde yapılmış.

Evet; Çanakkale arkeoloji müzesi, yalnızca Polyksena lahdini görmek için bile, gidilmesi gereken bir yer. Gidin, bu güzellikleri mutlaka görün.

Çanakkale tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Gelibolu tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Truva tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.