Balıkesir Edremit Altınoluk

Balıkesir Edremit Altınoluk

Evet, burası, dünyanın en yoğun oksijen bulunan yöresi. Tam bir oksijen çadırı gibi. Bu durumun, teknik verilerle kanıtlanmış olması da cabası. Hani derler ya, astım hastaları, Antalya-Alanya’daki Damlataş Mağarasına gitmeliler diye, burada mağaraya filan gitmeye gerek yok. Ortam, tamamen yoğun oksijen ile dikkat çekiyor.

ULAŞIM

İstanbul’dan, Altınoluk’a: Bursa-Balıkesir-Havran-Edremit üzerinden gidebilirsiniz. Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Bu yol, manzarası güzel, trafiği az ve 476 km. İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar, Tekirdağ’dan Keşan’a, sonra da Gelibolu’ya gelecekler. Buradan, Lapseki’ye veya Eceabat’tan Çanakkale’ye, karşıya geçmek için feribotlar, saat başı kalkıyor. Truva’dan, Edremit Körfezine inerken, Altınoluk sizi karşılayacak.

Ankara’dan, Altınoluk’a gelmek için ise: Ankara-Eskişehir-Bursa-Balıkesir-Edremit-Akçay üzerinden ilerleyerek Altınoluk’a ulaşmak mümkün. Ankara-Altınoluk arası uzaklık: 644 km.

Altınoluk-Edremit arasındaki uzaklık: 28 km. Balıkesir-Altınoluk arası uzaklık ise: 114 km.

Balıkesir Edremit Altınoluk

GENEL

Evet, Altınoluk denilince, yörenin havasının, tam bir oksijen deposu olması akla geliyor. Sonra ise: yörede bulunan çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanı.

Ayrıca: Güre’deki kaplıcalar, Kaz dağının gizemi, Sarıkız efsanesinin hüznüdür.

Balıkesir Edremit Altınoluk

SARIKIZ EFSANESİ

Güre Köyünde, Sarıkız adında, çok güzel, iyi yürekli bir kız yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin iftiraları sonucu, babası, Sarıkız’ı, 5-10 kazla birlikte, İda dağına bırakır. Bir süre sonra, kızını görmeye giden baba, kızından su ister. Sarıkız, dağın tepesinden, elini körfeze uzatarak tasını doldurunca, kızının erdiğini anlar. Sırrı anlaşılan Sarıkız, orada, buna çok üzülen babası ise İda dağının başka bir tepesinde ölür. Bu efsaneye göre, İda dağı, Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, kızın babasının öldüğü yer de Babadağı olarak anılmaya başlanır.

Gürenin üstünde bulunan Kavurmacılar Köyünde yaşadığına inanılan Sarıkız için, her yıl 15 Ağustos tarihinde bir tören düzenlenir. Bu törende: köyde, keşkek, pilav, nohut pişirilip yenir. Şerbetler içilir. Terkedilmiş görünümlü köyde kalan beş-altı ailenin yanı sıra, yeni yapılanmalara da rastlanılıyor. Sarıkız şenliklerine olan ilginin her yıl arttığı görülmekte. Ayrıca, Sarıkızın kabri başında, herkesin dileğini yazabildiği büyük bir dilek defteri de bulunuyor.

GEZİLECEK YERLER

Balıkesir Edremit Altınoluk Antandros

ANTANDROS ANTİK KENTİ

Antandros antik kenti, Edremit ilçesinden Altınoluk an yaklaşık 2 km doğusunda, Kaz dağlarının güney eteklerinde yer alan ve Geleceğin Efes i olarak adlandırılan büyüleyici bir Troas kentidir.

 

TARİHİ SÜREÇ-PERS KRALI XERXES

Heredotos, Pers Kralı Xerxes in MÖ 483 yılında Yunanistan a yapacağı seferin hazırlıklarına ve ordunun izlediği güzergaha değinir.

Heredotos un anlatımına göre:

Ordu, Lydia dan Kaikos ırmağına ve Mysia ya yöneldi.

Kaimos u geçtikten sonra Aternaos içinden Karene kentine doğru yürüdü.

Bu kentten sonra Adramytteion kenti ve Pelasg sitesi Antandros’a geçerek Thebe ovasına indi.

Ve oradan gece İda eteklerinde konaklamışken bora patladı, zigza gezinen yıldırımlar düştü ve oldukça önemli sayıda kayıplar verdi.

 

DONANMA KURULMASI

Vergilius un “Aeneas” adlı eserinde, MÖ 1200 lü yıllarda, Akhalar ile Troyalılar arasında çıkan savaş sonrasında yıkılan Troya kentinden kaçan Aeneas ve yanındakilerin bir Phry yerleşimi olan ve İda dağı eteklerinde bulunan Antandros ta donanmalarını kurduklarından bahseder.

Antik kaynaklarda Antandros kenti ile ilgili bilgilere çok sık rastlanmamasına karşın, kentin adı Atina ve Sparta arasında, MÖ 431 yılında başlayan ve MÖ 404 yılında sona eren Peleponnesos savaşlarında sıkça geçer.

Savaşların ilk evresinde Antandros ile ilgili bilgiyi Thukydides ten alınır.

Lesbos adasını ve burada yer alan Mytilene kentini ele geçiren Atinalılar, kent halkının bir kısmını sürgüne göndermiştir.

Mytilene ve Lesbos adasının diğer bölgelerinden sürgün edilen bu insanlar, yanlarına Peleponnesos tan paralı askerler alarak Antandros u ele geçirirler.

Bu insanlar Antandros un, İda dağına yakın olması ve gemi yapımında kullanılacak diğer gereçlerin de bol olmasından yararlanarak gemi yapacak, böylece Lesbos a saldırıp geri aldıktan sonra karşı kıyıda yer alan diğer Aiol kentlerini de ele geçireceklerdi.

MÖ 512 yılında Persler tarafından Antandros şehri ele geçirildiğinde, tarih sayfalarında yerini almıştır.

İda dağının eteğinde konumu sayesinde, şehir gemi inşa endüstrisi için gerekli olan zengin kereste ve reçine kaynaklarına erişebiliyordu.

Bu hususlar, Antandros u savaş filolarını genişletmek isteyen tüm askeri güçler için cazip bir hedef haline getirmiştir.

Şehir defalarca el değiştirdi, Yunanlılar ve Persler tarafından kontrol edildi ve hatta kısa bir süre için özerk bir yerleşim yer ibile oldu.

Antandros Mozaikleri

YAMAÇ EV-ROMA VİLLASI VE MUAZZAM MOZAİKLER

Antandros un en çok ses getiren bölümü, MS 300 civarına tarihlenen yaklaşık 1100-1800 metrekarelik Roma villasıdır.

Araştırmalara göre villanın MS 3 ncü yüzyılda inşa edildiği ve MS 6-7 nci yüzyıllara kadar kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu tarihte, Arap akınlarından kaçan halk, kenti terk ederek, bugün Şahinkalesi olarak adlandırılan, oldukça korunaklı doğal bir kale görünümündeki tepeye taşınmıştır.

Antandros Mozaikleri

Evet, denize bakan bir yamaç üzerine yerleştirilmiş olması nedeniyle klasik Roma peristilli ev tipinden farklı olarak, sıralı ev tipi olarak adlandırılan bir mimari üslupla inşa edilmiştir.

32.90 m uzunluğundaki portika üzerine, yan yana dizilmiş 6 odası evin ana mekanlarını oluşturmaktadır.

Bunun haricinde latrina (tuvalet), mutfak, teras ve oldukça görkemli bir hamam bulunur.

Antandros Mozaikleri

Mozaikler ve Freskler:

Yamaç ev özellikle taban mozaikleri ve freskolarıyla dikkat çekmektedir.

Yamaçtaki eğimden dolayı, teraslar üzerine oturan villanın portikosu ve yan yana dizilmiş 6 odasından Oda no 1 ve 4 oldukça iyi korunmuş mozaiklere sahiptir.

Oda 3 ün tabanı mermer kaplıdır.

Oda 1 in duvarları, stilize sütunlar arasına yerleştirilen tek figürlü panellerden oluşan freskolar ile dekore adilmiştir.

Ayrıca hamamın soyunma odası olarak adlandırılan odasının tabanı, tam olarak korunmuş mozaik döşemeye, duvarları freskoya sahiptir.

Özellikle bir içki kabından (kantharos) su içen iki kuşun resmedildiği “Çarkıfelek” motifi çok meşhurdur.

Antandros Su içen kuşlar Çarkıfelek Mozaiği

Duvarlarda ise meyve ve içki taşıyan hizmetkarların betimlendiği freskler bulunur.

Antandros Mozaikleri

Lüks Yaşam.

Villanın kendine ait özel bir hamamı, kanalizasyon sistemi, kışlık ve yazlık salonları vardır.

Bu, kentin o dönemdeki yüksek refah düzeyini yansıtır.

Antandros Nekropolis

ANADOLU NUN EN GENİŞ NEKROPOLÜ-MEZARLIĞI

Antandros, mezar çeşitliği açısından Anadolu arkeolojisinde çok özel bir yere sahiptir.

Nekropolis, Antandros yerleşmesinin yer aldığı Kaletaşı Tepesinin yaklaşık 400 m batısındadır.

Deniz ile ona paralel uzanan tepe arasındaki 50-60 m lik yamaç ve düzlüktedir.

Bugün Melis Sitesinin büyük bir bölümünün üzerine oturduğu Nekropolis alanının batı sınırı, sitenin batı sınırı ile aynı konumda iken, 2001 yılından bu yana sürdürülmekte olan sistemli kazılar, nekropolis alanının sınırlarını tespit etmeye yönelik olarak sürdürülmektedir.

Bugüne kadar toplam 412 mezar bulunmuştur.

Nekropolis in en erken mezarında, hediye olarak göğüs üzerinde bir bronz saç spirali ile bacaklar hizasında 5 aşık kemiği bulunmuştur.

Arkaik döneme ait, toplam 160 mezar bulunmuştur.

Evet, Nekropolis; MÖ 8 yüzyıldan MÖ 2 yüzyıla kadar kesintisiz kullanılan bu alanda şunlar görülebilir.

Antandros Nekropolis

Lahit Mezarlar:

Nekropolde ilk lahit kullanımı, yetişkin bireylerin sadece yakılarak gömülmediği MÖ 6 ncı yüz yılda görülmeye başlar.

MÖ 5 nci yüzyıla ait lahitlerde çoklü gömüler dikkat çekmektedir.

Bir lahitte, ikisi kadın, birisi erkek üç erişkinin yatırıldığı lahit içerisinde, MÖ 450 civarına tarihlenen siyah figür tekniğinde bezeli kaide ve gövde ele geçirilmiştir. Üç bireyin de birbirinin üzerine, diğerini tahrip etmeksizin yatırılmış olması ve mezar hediyeleri arasında zaman farkının bulunmaması, bu gömülerin aynı dönemde yapıldıklarını ve muhtemelen lahitlerin aile mezarı olarak kullanıldığını düşündürür.

 

Pithos-Küp mezarlar:

Ölülerin büyük küplerin içine yerleştirildiği ilginç gömü biçimleridir.

Bebek gömüleri genellikle amphoralar içine yapılırken, erişkin ve çocuklar için çatı kiremidi mezarların da kullanıldığı görülmektedir.

 

Kremasyon

Ölü yakma geleneklerine dair izler vardır.

Bazı kremasyon mezarlarda toprak üzerindeki yanık tabakası ve toprakta yüksek ısıdan meydana gelen kırmızılaşma, bireyin gömüldüğü yerde yakıldığını kanıtlamaktadır.

Başka yerde yakılarak toplanan kemiklerin bir urne kabı içerisine konulması sonrasında gömülmüşlerdir.

 

MİTOLOJİK VE TARİHSEL ÖNEMİ

Aeneas ın Gemileri:

Efsaneye göre, Troya savaşından kaçan kahraman Aeneas, Roma yı kurmak üzere yola çıkacağı gemileri Antandros tersanelerinde, Kaz dağlarının kerestelerinden yaptırmıştır.

Bu nedenle Antandros, İtalya ile kurulan “Aeneas Rotası” projesinin başlangıç noktasıdır.

Antandros Güzellik Yarışması

Dünyanın ilk güzellik yarışması:

Antik dönem yazarlarından Strabon, “İç kısmında Antandros bulunur, bunun da yukarısında Paris in hakemlik yaptığı söylenen Aleksandreia Dağı vardır” diyerek, dünyaca ünlü bu efsanenin Antandros da gerçekleştiğini aktarır.

Gelelim olayın ayrıntısına:

Tanrıça Thetis, Zeus tarafından bir ölümlü olan Peleus ile evlendirilir.

Bu düğüne Eris, yani nifak tanrıçası, kötü özellikleri nedeniyle davet edilmez.

Bunu haber alan Eris, tanrılar ve tanrıçalar toplandıklarında, aralarına, “En güzele” yazan bir altın elma fırlatır.

Tanrıçalardan Athena, Hera ve Aphrodite en güzelin kendisi olduğunu söyleyerek, elmayı almak üzere atılırlar.

Bunun üzerine Zeus, Hermes i tanrıçaları İda dağına götürmekle görevlendirir.

Orada Paris ten en güzel tanrıçayı seçip, elmayı ona vermesi istenecektir.

Tanrıçalar Paris in karşısına dizilirler.

Hera, Paris e yaklaşarak kendisini seçerse ona Asya İmparatorluğunu vereceğini söyler.

Hera nın ardından Athena, bilgelik ve gireceği tüm savaşlarda zafer vaat eder.

Afrodite ise, dünyanın en güzel kadınını vaat eder.

Paris elmayı Aprofite vererek, en güzel tanrıçayı Zeus adına belirler ve böylece kendisine vaat edilen dünyanın en güzel kadınını alacağı günü beklemeye başlar.

Evet, yukarıda da belirttiğim gibi, Strabon, bu efsanenin Antandros ta gerçekleştiğini aktarmıştır.

 

ANTİK YOL

4.10 m seviyesinden itibaren, 4.02 m, 3.94 m ve 3.89 m de dört ayrı tabaka halinde antik yol açığa çıkarılmıştır.

Bu tabakalar yolun uzun süre kullanıldığını ve ihtiyaç dahilinde onarım gördüğünü ortaya koymaktadır.

Ayrıca yolun onarım gördüğünü gösteren çukurlara, rastlanmıştır.

Antandros Kent Suru

KENT SURU

Yamaç ev in yaklaşık 150 m batısında kent suru ortaya çıkarılmıştır.

Karakazan deresinin yaklaşık 40-50 m doğusunda ve Kaletaşı Tepesinin güneybatı eteğinde yer alan alan, kazılmaya başlanmış ve MÖ 4 ncü yüzyıla ait kent suruna ilişkin önemli bilgiler bulunmuştur.

3.26 m kalındığa sahip sur duvarı, yer yer on sırası üst üste korunmuş, dış yüzleri dikdörtgen bloklardan oluşmaktadır.

Kent suru, Kazanderesine paralel olarak takip edildiğinde, kulenin hemen güneyinde sur duvarının kuzey-güney doğrultulu, şekilsiz böyük boyutla taşlarla örülmüş bir duvar olarak devam ettiği belirlenmiştir.

Bu duvarın yaklaşık 5 m lik bir bölümü açığa çıkarılmıştır.

Helenistik dönemde, hem Karakazan deresinin taşkınlarından şehri korumak, hem şehrin savunmasına büyük katkı sağlamış olan kent suru, Roma döneminde kentin büyümesiyle birlikte kullanım dışı kalmış ve bölge yerleşim alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Antandros Roma Hamamı

ROMA HAMAMI

Sur duvarının kulesi üzerinde, surun duvarlarını mekan duvarı olarak kullanmış içinde ocak bulunan bir Roma yapısı, doğuda MS 4 ncü yüzyıla ait bibr hamam yapısı bulunmuştur.

Roma hamam yapısında caldarium sıcak oda tamanı açığa çıkarılmıştır.

Toplamda 5.30 x 4.20 m ölçüye sahip caldarium, 0.70 m kalınlıkta iki duvar ile üç mekana bölünmüştür.

 

Antandros

ZİYARET:

Alanda, yılın büyük bölümünde kazı çalışmaları sürdürülmektedir.

Giriş ücretlidir.

Ancak antik kentin önemli bir kısmı hala toprak altında olduğu için, gezi alanı diğer büyük kentler kadar geniş değildir.

 

ŞAHİN KALE

Antandros antik kenti ve Altınoluk bölgesiyle doğrudan bağlantılı olan, bölgenin en sarp ve gizemli savunma yapılarından biridir.

Kaz Dağlarının güney yamaçlarında Şahin Dere Kanyonunun hemen başlangıcında stratejik bir noktadadır.

 

KALENİN KURULUŞ AMACI

Antandros şehri halkı için bir sığınak olarak inşa edilmiştir.

 

İslam Akınlarından Korunma:

MS 7 ve 8 nci yüzyıllarda (özellikle MS 672-678 VE 717 yılları civarında) İstanbul u kuşatmak üzere gelen ve Batı Anadolu kıyılarını vuran İslam ordularının saldırılarından korunmak isteyen Antandros Halkı, kıyıdaki kentlerini bırakıp bu sarp ve savunması kolay kaleye sığınmışlardır.

 

Stratejik Konum:

Kale, Şahin Deresi Kanyonuna ve Edremit Körfezine hakim bir tepe üzerinde kuruludur.

Çevresinin uçurumla çevrili olması, onu fethedilmesi neredeyse imkansız bir doğal kale haline getirmiştir.

 

ULAŞIM.

Kaleye ulaşım bugün bile oldukça zordur ve profesyonel bir tırmanış veya zorlu bir yürüyüş gerektirir.

Bu sarp yapı sayesinde kalenin büyük bir kısmı günümüze kadar nispeten korunarak gelmiştir.

 

KALE İÇİNDE NELER VAR.

Kale içinde yerleşim izlerine rastlanmaktadır.

Özellikle Bizans dönemine ait duvar kalıntıları, mahzenler ve ören yerleri dikkat çeker.

Antandros tan kaçan halkın burada bir süre yerleşik bir hayat sürdüğüne dair kanıtlar mevcuttur.

 

Su ihtiyacı:

Kale tepesinde yaşayan halkın su ihtiyacını karşılamak için kullanılan sarnıçların ve depo alanlarının izleri hala görülebilmektedir.

 

TARİHSEL DÖNÜŞÜM

Papazlık Köyü İlişkisi

Bazı kaynaklar, bölgedeki yerleşimin 16 ncı yüzyılda bugünkü Altınoluk un eski yerleşimi olan (ve o dönemdeki adı Papazlık olan) yukarı köye taşınana kadar bu yüksek noktalarda ve çevresinde devam ettiğini belirtir.

 

Güvenlikten Tarıma:

Zamanla korsan saldırılarının ve akınlarının azalmasıyla halk tekrar yamaçlardan aşağıya, daha verimli topraklara inmiştir.

 

Balıkesir Edremit Altınoluk Kaz (İda) dağı

 

KAZ (İDA) DAĞI

Milli Park alanı: Balıkesir’den 92 km. ve Çanakkale’den ise 123 km. uzaklıktadır.

Edremit körfezinin kuzeyinde bulunuyor. Zengin fauna ve florası ile, ülkenin görülmeye değer yerlerindendir. Kaz dağına, Edremit’in her yerinden ulaşmak mümkündür. Bunlar: Zeytinli, Kızılkeçili Köyü, Güre Köyü ve Altınoluk istikametinden çıkan, orman yollarıdır.

Kazdağı, tarih öncesi yıllarda, çeşitli medeniyetleri barındırmış ve çeşitli tarihlerde: üzerinde, kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi, MÖ.2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde: Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa şehri gibi şehirler kurulmuş ve bunlardan birçoğu, Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.

Ünlü tarih yazarı Homeros: İlyada Destanında, İda dağı için: “Bol pınarlı, vahşi hayvanlar anası” olarak söz eder. Kaz dağının her yanında, kaynaklar çıkar. 1500 metre rakımda bile, yaz-kış, suyu olan kaynaklar vardır. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un, buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu: Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kaz dağından gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince, Altınoluk “Şahin deresi boğazı” çevresi, oksijen çadırı gibi havası olduğu ifade edilir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden, ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.

Kaz dağı: dünyada mitoloji ve efsaneler dağı olarak da bilinir. Kaz dağında, üç efsaneden biri, Yunan efsanesi (İlyada), diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’nin aşk öyküleri olan, iki Türk efsanesidir. Yunan Mitolojisinde: Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Truva savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.

Kaz dağlarında bulunan bitki türleri: üst tabakada, 600-700 metre rakımlar arasında, kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda: Karaçam, Kayın ve köknar, asıl ağaç türleridir. Kestane, Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları da görülür. Alt tabakada ise: Sistus (Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile kekik, adaçayı, sumak gibi tıbbi bitkiler görülür. Milli parkın bitki zenginliği ve doğal peyzaj değerlerini sunduğu vadilerde, düzenlenen günübirlik kullanım alanlarında, günübirlik hizmetler sunulmaktadır. Milli park mahalli yetkililerinin göstereceği, kontrollü noktalarda, çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Lütfen bu tür konaklamanızda, ateş disiplinine uyunuz.

Balıkesir Edremit Altınoluk Güre

GÜRE

Akçay’ın 4 km. ilerisindedir. Çanakkale yolu üzerinde, kaplıcaları ile ünlü bir belde. Kaz dağı eteklerinde bulunuyor. Özellikle, sıcak suları ile ünlü termal turizm yöresi. Sahildeki evleri çok güzel. Aslında küçük ama, huzurlu bir tatil yöresi. Gürenin sahil kısmında: Orman Bakanlığının kampı bulunuyor. Kamp için son derece ideal olan bu alanda, konaklama, yeme-içme tesisleri bulunuyor.

GÜRE KAPLICALARI

Edremit’e 12 km. ve Akçay’a ise, 3 km. uzaklıktadır. Kaplıca ve şifalı su kaynaklarına, Romalıların çok önem verdikleri biliniyor. Mermer kabartmalara bakıldığında, kaplıcanın antik çağlardan bu yana kullanıldığı anlaşılıyor. Civardaki “Astyra” antik kentine ait sıcak su kaynağı olarak tanınan ve ünlü antik çağ tarihçisi Amasyalı Strabon’un da söz ettiği Güre Kaplıcasının bulunduğu yerde, aynı zamanda çamur banyosu da yapılıyormuş.

Kaplıca: radyoaktif özellikleriyle tanınıyor. Şifalı suyu: 64 derece. Yapılan analizlerde, suyun içinde: potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve aliminyum bulunuyor. Romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile, karaciğer hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor.

Güre kaplıcasının, bugün kullanılmayan eski bölümündeki mimari süsler, sütunlar ve kabartmalar, sıcaklık ve ılıklık gibi eskiden de var olan bölümlerin izleri ilgi çekici. Yakın gelecekte, antik Roma çağı hamamının da onarılmasıyla, sanırım Güre kaplıcalarının ünü daha da önemli hale gelecektir. Burada: konaklama imkanı da bulunmaktadır.

GELİNÇAMI PİKNİK YERİ

Güre köyüne, 3 km. uzaklıktadır. Halka açık bir piknik yeridir. Her yıl Güre Belediyesi tarafından yapılmakta olan, Sarıkız etkinliklerinin bir bölümü, burada yapılmaktadır.

Balıkesir Edremit Altınoluk Pınarbaşı

PINARBAŞI

Güre köy sınırları içinde, Akçay’a 6 km. uzaklıktadır. Bir piknik yeridir. Buradaki oksijen, insana sanki başka bir hayat veriyor. Yamaçtan akan bol ve buz gibi su, yaz aylarında serinlemek için ideal bir köşedir. Orman Müdürlüğünce işletilmektedir. Ayrıca, piknik alanı içinde, alabalık üretilen, bir de çiftlik bulunmaktadır. Otoparkı mevcut. Piknik için ideal bir yer.

ŞAHİN DERESİ

Kaz dağının, Altınoluk bölgesi eteğinde bulunuyor. Altınoluk’u, tepeden görüyor. Temiz kaynak suları olan, bol ağaçlı bir piknik yeridir. Ayrıca, bir konaklama tesisi ve restoran bulunmaktadır.

Balıkesir Edremit Altınoluk Kadırga Koyu

KADIRGA KOYU

Sahil, deniz, zeytin ağaçları ve hafif bir esinti. İşte, kadırga koyunda bulacağınız bunlar.

Balıkesir Edremit Altınoluk Narlı Köyü

NARLI KÖYÜ

Kaz dağının, batı tepelerinde, denize bakan kısımda, körfezi seyrediyor. Yerleşimcileri: Girit, Midilli ve mübadele yıllarındaki göçmenlerden oluşan köyün, kendisine has gelenek ve görenekleri var. Tüm yemeklerde, zeytinyağı kullanılıyor. Köyün geçim kaynağı: zeytin ve zeytinyağı. Ayrıca, orman köyü sınıfına da giriyor. Narlı Köyü: zeytinyağı konusunda, güney bahçeleriyle ünlü. Bunun özelliği, güneye bakan, yüksek rakımlı bahçeler olması. Burada yetişen yeşil salamura zeytin ve sele zeytinlerinin tadı harika. Yaz aylarında, dışarıdan gelen ziyaretçiler için, bir takım geziler düzenleniyor.

Edremit tanıtımı yazısı.

Balıkesir tanıtımı yazısı.

Akçay tanıtımı yazısı.

 

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti


Ülkemizin en küçük milli parklarından biri. Ancak: küçük olmasına rağmen, en çok ziyaretçi çeken parklarının başında. 1930’lu yıllarda bulunan, ancak tarihi süreç incelendiğinde, binlerce yıldır burada bulunduğu tespit edilen bu kuş cennetine sahip olmanın en güzel yolu; burayı ziyaret etmek, görmek ve insanların buraya ilgilerinin bulunduğunu, dünyaya hissettirmektir.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

Yolunuz; buralardan geçerse veya yakınlarından geçerseniz, küçük bir değişiklik yaparak,, yarım gününüzü buraya ayırın, mutlaka keyif alacağınız bir değişiklik olacak, buna inanın. Gidin ve bu cenneti görün.

ULAŞIM

Manyas kuş gölü: Bandırma ve Erdek körfezinin güney kıyılarından: 15 km. içeride bulunmaktadır. Manyas ilçe merkezine: 10 km. uzaklıktadır. Bandırma’ya 18 km. uzaklıktadır. Parka: Balıkesir-Bandırma kara yolunun 15’nci km. den güneye sapan 3 km. lik bir yolla ulaşılır.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

GÖLÜN GENEL ÖZELLİKLERİ

Manyas gölü: Kuş gölü olarak da anılıyor. İdari olarak, Balıkesir İlinin Bandırma ilçesi sınırları içinde bulunuyor. Ülkemizin altıncı, Marmara bölgesinin ikinci büyük gölüdür.

Doğu ve batı doğrultusunda uzanan gölün uzunluğu: 20 km. ve genişliği ise 14 km. dir. Yüz ölçümü ise: 192 km. karedir.

Göl: ekolojik yönden eutrophic (bol gıdalı) ve limnolojik bakımdan ise argilotrophic (killi) bir sulak alandır. Suyu devamlı bulanıktır. Suları tatlı olan gölün, en derin yeri: kuzeyde olup, 4 metre civarındadır. Ortalama derinliği: 1-2 metredir.

Göl seviyesi: mevsimlere göre değişir. İlkbahar da, göl suları yükselerek kıyıları kaplamakta, yaz aylarında ise geri çekilmektedir. Bu ritmik olay; her yıl düzenli olarak tekrarlanmaktadır.
Göl suları: kışın da taşar ve çevresinde geniş bataklıklar oluşturur. Gölün normal su seviyesindeki alanı: 16 hektar civarındadır.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

Gölün kıyıları: yer yer sazlık, kamışlık ve yer yer çayırlıktır. Kocaçay ve Sığırcı Derelerinin göle karıştığı yerlerde; söğüt toplulukları ile sazlıklar bulunmaktadır.

Gölün bitki örtüsü ve hayvan varlığı yönünden en zengin olduğu yer: Sığırcı Deresinin oluşturduğu deltadır. Deltada: binlerce kuşun gübresiyle zenginleşen topraklar, yazın suların çekilmesiyle gür ve yüksek otlarla kaplanarak, sayısız küçük canlının üreyip gelişmesine olanak sağlar. İlkbaharda, göl sularının tekrar yükselmesiyle birlikte, bu canlılar göl suyuna karışırlar.

Bu nedenle: Kuş cenneti kuşları için olduğu kadar, balıkların beslenmeleri ve üremeleri için de ideal bir ortam oluşturmaktadır. Zamanında, doğal yaşamı oldukça zengin olan ve değişik 20 çeşit balığı barındıran gölde, başlıca: sazan, yayın, turna, tatlı su kefali, çakmak, kavine, acıbalık, kızılkanat türlerinin yanı sıra, bol miktarda bulunan kerevitin, bugün birçok balık olmuş durumdadır.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

Bandırma kuş cenneti milli parkının geniş kitlelere tanıtımının yapılabilmesi ve çevre kirliliği nedeniyle karşı karşıya kaldığı tehlikelere karşı kamuoyunun dikkatini çekebilmek amacıyla, 1987 yılından bu yana her yıl “Uluslar arası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Turizm Festivali” adıyla bir festival düzenlemektedir.

Kuş cenneti milli parkını, her yıl ortalama 67 ülkeden 80 bin kişi ziyaret etmektedir.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

KUŞ CENNETİ MİLLİ PARKININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Milli park, gölün kuzeydoğusunda yer almaktadır.

Kuş cennetinin eski adı: Aphmitis Limne’dir. Bu bölgede: Daskyleion denilen bir antik bölgenin bulunması için yapılan çalışmalar sonucunda: bölgenin, Kuş gölünün (eski adı: Daskylitis gölü) güneydoğusunda, Ergili Köyünün batısında yer alan: “Hisartepe” düşünülmüştür.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti Hisartepe

1952 yılında, Alman arkeolog Kurt Bittel, adı geçen yerde araştırmalar yapmış ve ele geçen arkeolojik buluntuları değerlendirmiş ve Hisartepe üzerinde, Heredot’un bahsettiği: Satraplık merkezinin yer alması gerektiğini söylemiştir. Hisartepe’de, 1954 yılında sürdürülen kazılarda: buranın Daskyleion olduğuna dair, başka buluntular ele geçirilmiştir.

Evet: Bandırma’nın 30 km. güneyinde, Aksakal Beldesinin 8 km. ve Ergili Köyünün 2 km. batısında bulunan Hisartepe; Kuşgölünün, güneydoğusunda, doğal bir kayalık üzerinde yükselmektedir. Göl’ün fazla suyunu boşaltan Karadere, Hisartepenin batı ve güney eteklerine eşlik eder.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti Hisartepe

Göl kıyısı, baharda yaklaşık 400 metre, yaz aylarında ise 200 metre uzaklıkta olmasına karşın, yağışlı aylarda, seviyesinden 25 metre yükselir ve yüz ölçümü 27 dönüme ulaşır. Bu büyüklükte bir tepe üzerinde, antik dönem yerleşiminin tümü değil, fakat yalnızca Satrap Sarayı bulunur. Yerleşim ise, Hisartepe’nin doğusunda, geniş bir alana yayılmaktadır.

Yani: MÖ.546 yılında, Anadolu’yu yöneten Akhamenid Satrapları, burada yaşıyordu ve bölge: antik dünyanın: Paradeisos diye anılan en eski, resmi parklarından biriydi. Satraplar: bu parkın bakımını üstlenmişlerdir. Park içinde, gezinti yolları oluşturmuşlar; değerli ağaç ve çiçekler üretmişler, aynı zamanda da, parkın bir bölümünü: aslan, yaban domuzu ve geyik gibi yabani hayvanların avında, av alanı olarak kullanmışlardır.

Soylu yöneticilerin katıldıkları yaban avları, onların yaşamlarından sahneler içeren mezar stelleri üzerinde tasvir edilmiştir. Antik yazarlar: ayrıca, Paradeisos’da, beyaz ve gri balıkçıl, kaşıkçı, pelikan, yaban ördeği gibi kuşların barındığını, gölde ve derelerde büyük yayın balıklarının ve midyelerin bulunduğunu da belirtmektedirler. Bu görkemli devlet parkından, günümüze yalnızca 640 dekar sulak alana gelen, 240 çeşit göçmen kuş kalmıştır.

Daskyleion kazısı: antik dönem omitolojisine ve zoolojisine ışık tutacak, özel bir koleksiyona sahiptir. Bu koleksiyonda: üzerinde kuş resimleri olan gümüş ve altın sikkeler, bazı antik yol kalıntıları da sayılabilir. Paradeisos; o gün için yalnız avlanma ve gezinti alanı değildi. Bu alanda yer alan Tümülüsler, parkın aynı zamanda soyluların gömüldükleri bir nekropol alanı olarak da kullanıldığını göstermektedir.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti


Evet, kuş cennetinin burada yerleşimi; gördüğünüz gibi, antik çağlara kadar uzanmaktadır. Tarihi süreç içinde, takip eden dönemde: 1939 yılında, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinde görev yapan, Alman Prof.Curt Kosswig ve eşi Leona Kosswig, bölgeyi ziyaret ederler. 1952 yılında ise, burada bir biyoloji istasyonu kurarlar ve istasyon bekçisine yöreyi koruma görevi verirler. Yani: bu sahanın korunması, 1959 yılına kadar, Kurt Kosswig ve eşinin çabaları ile sürer. Bu etkili koruma: kuşların sayısını arttırır.

Daha sonra: Manyas Gölü kıyısındaki göçmen kuşları ve kuşların konak yerlerini korumak, zengin kuş çeşitlerini ve güzel manzarayı meraklıların ve ziyaretçilerin hizmetine sunmak amacıyla, Manyas Kuşgölü’nün kuzeydoğu sahilinde, 52 hektarlık alan, 1959 tarihinde Milli Park ilan edilir ve 1975 yılında Milli Park alanı: 64 hektara çıkartılır. Yine de, Türkiye’nin alan olarak en küçük milli parkı. Küçüklüğüne rağmen, Kuş cenneti, en çok ziyaretçi çeken milli parklarımızdan biridir.

64 hektarlık çok küçük bir sahada, 266 değişik türden, 2-3 milyon kuş türü, bir arada yaşamaktadır. Bu kuş türlerinden: 66’sı her yıl düzenli olarak burada kuluçka yapar, 22 türü bazı yıllar kuluçka topluluğuna katılır, geri kalan 178 türü ise, göç esnasında Milli Parka uğramaktadır.

Bu benzersiz güzellikteki tabiat, Kuş cennetinin yaşayan ve çok iyi korunan bir doğa mirası olduğu gerçeğini, Avrupa ve dünyaya kabul ettirmiştir. 1976 yılında, Avrupa Konseyi tarafından, tabiatın en iyi korunduğu yerlere verilen “A” sınıfı Avrupa Diploması, buraya verilir. Beş yıl süreli olan bu diploma: her yıl kontrol edilir ve yeniden verilir. 2001 yılında, çevre kirliliği nedeniyle askıya alınan diploma, 2005 yılında, gerekli önlemlerin alınması ile, yenilendi.

Ancak: günümüzde, göl ve kuş cenneti, sanayi atıkları ile kirlenmeye devam etmekte. Devlet Su İşlerinin, göl kıyısında yaptığı setler ile, eko sistem bozulmuş. Göçmen kuş türlerinde azalmalar olmakta, balıklar gölde yaşayamaz duruma gelmektedirler. Çevre Bakanlığının; Milli Park, birinci derece doğal ve arkeolojik SİT ve bir dünya mirası olan bu yöre için, ivedilikle ciddi koruma önlemleri alması gerekmektedir.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

Mart ayında, gölün kuzeydoğu ucunda kuluçkaya yatan kuşlar; ağaçların gövdelerini saran sular nedeniyle, yüksek dallarda kendilerini güvende hissederek yavrular. Mayıs ayında, yumurtadan çıkan yavrular: Temmuz’da uçmaya başlar.

Burada kuluçkaya yatmış kuşlar, bir başka sulak alan olan “Uluabat Gölü”nde beslenirler. Uluabat Gölü: göçmen kuşların, Manyas Kuş Cennetine gitmeden önce, mola verip dinlenme amaçlı olarak da kullandıkları bir yerdir. Yani: Manyas Kuş Cennetinin devamlılığının sağlanması için, Uluabat Gölünün de korunması şarttır.

Gölün sahilinde, özel bir şahsa ait, Kuş Çiftliği bulunmaktadır. Burada:: bir çok kuşu canlı olarak görmek mümkündür. Turistik tesislere verilmek üzere, tavuskuşu yetiştirme çiftliği olarak da ünlenen kuş cenneti, turistlerin de gözde mekanları arasındadır.

Balıkesir Manyas gölü Kuş Cenneti

KUŞ GÖZLEME

Mart-Temmuz, Eylül-Ekim dönemleri, kuş gözlemek için ideal dönemlerdir. O dönemlerde, 200’ü aşkın kuş türünü izlemek mümkündür. Kuş Gözetleme Kulesinden: ilkbaharda: karabatak, beyaz pelikan, kaşıkçı kuşları, saz bülbülleri, çulha kuşu, bakır kargası gözlenebilir. Kış aylarında ise: en çok ördekler izlenebilir. Bu gözlemler: çeşitli bölgelere yerleştirilmiş 5 ayrı kamera ile veya dürbünler ile yapılabilmektedir. Ayrıca: kuş gözetleme kulesi de bulunmaktadır.

NE ZAMAN GİDİLMELİ

Gölde: tombul pelikanlar, boz martılar, eşlerine yuva yapan kılıbık çulha kuşları, prenses edalı beyaz balıkçılar, mevsimin ilk göçmen kuşlarından sayılırlar. Balıkçıl ve kaşıkçı kuşları, çeltikçi, saz bülbülleri, yaz boyu sürecek konserlerine, bu gölde devam ederken, seramoniye Mayıs ayında yavrular da katılır ve Manyas inanılmaz bir kuş korosuna sahne oluyor.

Sonbaharda, güneye göç eden leylekler, gölün batı kıyılarında soluklanırken, tercihi kış olan pelikanlar, yaban kazları, tahtalı güvercinler ve kuğular, ancak uzaktan görülebiliyorlar. Son kafile olarak turnalar da geçip giderken, cennet artık su tavukları ve sakar mekelerine kalıyor. Gün batımında da, bulutlar halinde ördek sürüleri, geceleri ise cüce baykuşun kısık sesi, ıslıkları duyuluyor.

BURADA NE YAPABİLİRSİNİZ

Gitmeden önce: yanınıza mutlaka bir dürbün ve fotoğraf makinenizi almayı sakın unutmayın.

Park alanı içinde piknik yapılması ve hizmet araçları dışında araç girişi yasaktır. Ziyaretçi araçları için: Park Girişi önünde otopark bulunmaktadır.

Konaklama ve yiyecek hizmetleri yok. Ancak: bazı ihtiyaçlarınızı karşılamak için parkta bir büfe var. Konaklamak için: 1 km. uzaklıktaki: Sığırcıatik köyündeki pansiyonları kullanabilirsiniz. Milli Parkta, kuş yaşamının ilgi çekici dönemlerini izleme imkanı: Mart-Temmuz ve Eylül-Ekim ayları arasındadır. Gözetleme kulesinden, geniş bir çevre gözetlenebilir. Müze var, burayı gezebilirsiniz. Müze ve idare merkezinde, kuşlar hakkında geniş bilgi verilmektedir.

Milli parkta, bilimsel araştırmalar yapmak, park yönetiminin iznine bağlıdır. Gölde tekne kiralayarak, belli mesafelere kadar gezebilirsiniz. Gölün güney kıyılarında, derelerin oluşturduğu deltalarda, sizlerin keşfetmesini bekleyen, görülmeye değer birçok yer var.

Hediyelik eşyaların satıldığı bir satış yeri var. Oradan alışveriş yapabilirsiniz, üzerinde kuş resimleri bulunan birçok obje var.

Kuş türlerinin ve yörenin faunasını oluşturan canlılar sergilendiği, Kuş Müzesini gezebilirsiniz.

Tabiat ve doğa ile ve bunun kanatlı sahipleriyle geçireceğiniz bir gün, onların sesini dinlemek, onları uzaktan görebilmek, güzelliklerini hissedebilmek, inanın güzel bir gün geçirmenizi sağlayacak, mutlaka zaman ayırın.

Manyas tanıtımı hakkındaki yazım için.

Balıkesir tanıtımı hakkındaki yazım için

 

Balıkesir Havran

Balıkesir Havran

Balıkesir il merkezinden sonra, hemen Edremit körfezine yaklaşınca bulunması, yani konumu nedeniyle, Havran öne çıkıyor. Her ne kadar deniz kıyısında bulunmasa ve denizden 9 km. uzakta olsa da, istenildiğinde, çok kısa bir sürede denize ulaşılabiliyor olması, buranın artısı.

Yalnız: ülkemizde, Şanlıurfa taraflarında da, benzer bir ilçe var. Ama orası, Harran. Umarım: siz şu satırları okuduğunuzda, Harran değil, Havran’ı aramış olursunuz.

 

ULAŞIM

Havran-Balıkesir il merkezi arasındaki uzaklık: 78 km. Havran-Edremit arasındaki uzaklık: 9 km. Havran-Burhaniye arasındaki uzaklık: 2 km. Havran-İvrindi arasındaki uzaklık: 48 km. dir. Havran-İzmir arasındaki uzaklık: 200 km.

TARİHİ

Bölgenin tarihi çok eski dönemlere kadar gitmektedir. İlk yerleşimcilerin: Lelegler ve Pelaslar oldukları bilinmektedir. MÖ.546 yılında, Lydia devleti, Persler tarafından yıkılınca, burada, Pers egemenliği görülür. MÖ.334 yılında ise, bu kez, Makedonyalılar, Persleri yenerler ve bölgedeki hakimiyetlerine son verirler. MÖ.283 yılında, Bergama krallığı, buralarda hakim olur.

Antik  dönemde, Havran bölgesinin ismi “Aureline” yani “Altın ülkesi” olarak biliniyor. Altın elementinin simgesi olan “Au”, Latince “Avrum” dan gelmektedir. Havran isminin: zamanla, Aureline isminden geldiği, kuvvetli bir olasılıktır.

1071 yılında ise, Malazgirt zaferinden sonra, Türkler, bölgede görülmeye başlanır.

1175 yılında, bölgeye gelen Türkmenler, bölgeye yerleşerek nüfus yoğunluğunun artmasına neden olurlar. 1402 yılında, Ankara savaşında yenilen Osmanlı ordusunun askerleri, çekilerek, Kaz dağlarına saklanırlar.

Bunları takip eden, Timur’un torunlarından Şeyh Nurettin Mahmut, emrindeki ordularıyla, buralara geldiğinde, yörede birçok yerde olduğu gibi, Havran yerleşimini de, yerle-bir eder.

1890 yıllarına kadar, buralar, “Viraneli” olarak kayıt altına alınır. Daha sonra ise, yeniden onarılarak güzelleştirilen şehre “Huriler Diyarı” anlamına gelen “Havran” ismi verilir.

Osmanlı döneminde, Havran bölgesi: büyükçe bir köy olarak kayıtlara geçer. Çanakkale zaferinin kazanılmasında büyük katkısı olan, Koca Seyit Çavuş (Çanakkale savaşında, 275 kg. lık top güllesini tek başına kaldırmasıyla tarih sahnesinde yerini almıştır), Havranlıdır.

1919 tarihinde yörede Yunan işgali görülür ve işgal, 1922 tarihinde sone erdirilir.

Balıkesir Havran

GENEL

İlçe, Edremit körfezine doğru uzanan verimli topraklar üzerinde kurulmuştur. İlçenin çevresi, zeytinliklerle kaplıdır.

Denizden 33 metre yüksekliktedir. Buranın en büyük özelliği: 15 dakikalık bir yolculuktan sonra deniz kıyısına ulaşılması, ama yine 15 dakikalık bir yolculuktan sonra, bölgenin en büyük yükseltilerinden olan Eybek dağına ulaşılmasıdır.

Yani, özellikle kış mevsiminde, Hanlar bölgesinde kartopu oynamak mümkün iken, aynı anda, deniz kıyısına, sahile inerek, çay içmek te mümkündür.

İlçe ekonomisinde, zeytinlikler önemli yer tutmaktadır. Ayrıca, pamuk ve tahıl tarımı da yapılır. Sanayi tesisi olarak ise, zeytinyağı fabrikaları bulunmaktadır.

NE SATIN ALINIR

Havran yöresinden:  nar ekşisi, nar suyu, kuru incir,  leblebi satın alabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

Balıkesir Havran İnönü Mağaraları

İNÖNÜ MAĞARALARI

İlçe çevresinde, tarih öncesi kültürlerin aydınlatılmasını sağlayan önemli bir yerdir. İlçe merkezinin, yaklaşık 8 km. uzaklığındaki mağaralar bölgesi: Kocaçal tepesinin güney yamaçlarındadır.

Mağaralar: Devedamı, Karanlık, Aydınlık ve Andık isimlerini taşımaktadır.

Buradaki araştırmalar: 1949 yılında ilk kez yapılmış ve mağaralarda tespit edilen, üç tabakadan ikincisinde: Grek-Roman malzemesine rastlanmıştır.

Bu seviyelerin bir köşesinde ise: pişmiş topraktan yapılmış, içleri boş, eli davullu, karnında aslan kabartması bulunan, su taşıyan, çeşitli kadın ve erkek, adak heykelcikleri bulunmuştur.

Evet, bu heykelcikler, Kyble kültürünün bir yansıması olarak önem kazanmaktadır. Bakır devrine ait olduğu sanılan, ikinci katta ise: siyah çömlek ve küçük boy değirmen taşları bulunmuştur.

Bunun altındaki tabakada ise: kap kırıkları, seramik parçaları, çakmak taşı ve kemik eşyalar bulunmuştur.

Tüm bunlardan anlaşıldığına göre: MÖ.50 bin yıllarından itibaren, bu bölgede yerleşim izleri görülmektedir.

Evet, ben bunları yazdım, size İnönü Mağaralarını anlattım, burada sizler, hemen gidip bu mağaraları görmelisiniz.

Elbette, neden diye seslendiğinizi düşünüyorum. Evet, yurdumuzdaki birçok antik alan gibi, burası da, bir süre sonra sular altında kalacak ve siz, ben, gelecek nesiller, bir daha buraları göremeyecekler.

Evet, Havran Sulama Barajının yapımı son hızla sürüyor ve bittiğinde, yani gölde su toplanmaya başladığında, bu mağaralar da sular altında kalıp, yok olacaklar. Ayrıca: bu mağaralarda, başka bir yaşam daha var. Yarasalar yaşıyorlar.

Hatta, Avrupa’nın en büyük yarasa kolonisinin, bu mağaralarda yaşadıkları söyleniyor. Bu yarasaların toplam sayısının: 10 bin den fazla olduğu söyleniyor.

Tür sayısı ise, 7 civarındaymış. Tarıma büyük faydası bulunan yarasaların, bölgede, sulardan etkilenmeyecek başka bir mağara bölümüne yerleştirilmesi, bu yeni ortamlarına alıştırılmalarına çalışılıyormuş, umarım alışırlar.

Balıkesir Havran Koca Seyit Köyü

KOCASEYİT KÖYÜ

Çanakkale kahramanı bu büyük kişi: ilçe merkezine 10 km. uzaklıktaki Kocaseyit köyünde doğmuştur.

Günümüzde, bu köyde: 2006 yılında hizmete açılan “Kocaseyit Anıtı ve Müzesi” bulunmaktadır. Ayrıca: Kocaseyit’in mezarı da ziyaret edilebilir.

Mutlaka biliyorsunuz dur, ama yine de bir iki cümle ile, Kocaseyit kimdir, söz etmek istiyorum.

Koca Seyit: Çanakkale savaşında, tek başına kaldırdığı 276 kg. lık mermi ile, İngilizlerin ünlü “Ocean” zırhlısını batırır.

Daha sonra, fotoğraf çektirmek üzere, aynı ağırlıktaki mermiyi kaldırması istendiğinde, bunu başaramaz. Yani, savaşın o anki ruhi haliyle, yapılan kahramanlık, böylece tarihe geçmiş olur.

İşte, Çanakkale savaşı tarihine geçmiş, bu kahraman Havranlı ve Kocaseyit köyünden.