Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları

Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları

Norveç ülkesinde, UNESCO tarafından, kültür mirası kabul edilerek “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilen ve koruma altına alınan yerler hakkında, sizlere aşağıda kısaca bilgi vereceğim. Norveç ülkesine bir gezi düşünürseniz, bunlardan ilginizi çekenleri gezebilirsiniz.

Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları

 

ALTA ROCK ART

Burası: 1985 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Finnmark ilçesinde, Alta belediyesi bölgesindedir. Buraya ulaşmak için: E6 büyük karayolunu takip etmek gerekir. E6 karayolu boyunca “Alta Sentrum” için otobüs seferlerini kullanarak buraya ulaşabilirsiniz. Ancak, otobüs durağından itibaren, kaya resimlerinin bulunduğu yere ulaşmak için 2.5 km. yürümek gerekir.

Kuzey kutup dairesi yakınlarındaki bu “Alta Fiyordu” bölgesinde, milattan önceki dönemlere tarihlenen bir yerleşim izi bulunmaktadır. Resimler ve gravürler üzerinde yapılan incelemede, yaklaşık MÖ.4200-500 yıllarına tarihlendikleri görülür. Yani: Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında, günümüzden yıllarca önce, bir insan yerleşimi bulunması ilginç ve burada, yani “Alta” bölgesinde, bu kaya çizimleriyle, bu kanıtlanıyor.

Bölgenin bulunmasına gelince: Alta ilk olarak 60 yıl önce keşfedilmiştir. Pippisteinen isimli küçük bir taş bulunduğunda: 1966 yılında Tromse Müzesine bildirilmiştir ve ardından ilk kaya resimleri bulunmuştur. Bölgede bulunan alanların her birindeki ilk keşifler, özel kişiler tarafından tesadüfler sonucu yapılmıştır.

Kaya çizimleri: deniz seviyesinden 26 metre yüksekliktedir. Resimlerde: ren geyiğini temsil edilmiş, ayrıca ayı, köpek ve kurt, tilki, tavşan, ördek, kuğu, kaz, karabatak, pisibalığı, balinalar ve somon balıkları betimlenmiştir. Ayrıca: avcılık, balıkçılık, yakalama, tekne, dans ve yine çeşitli ritüel eylemler resmedilmiştir.

Resimlerin, sert kumtaşı kaya üzerine: oyma bir çekiç ve keski olarak taş veya boynuz kullanılarak yapıldığı düşünülüyor. Daha sonra ise, çizgi yüzeyler tıraşlanarak düzleştirilmiştir. Çoğu boyalı olmayan resimlerin, boyalı olanları kırmızıdır.

Tüm resimler, 7 bölgeye dağılmış, 45 yerde görülmektedir. Binlerce resim ve gravür: kronolojik bir sıra dahilinde yapılmıştır. En büyük resim/gravür alanı ise “Alta Müzesi” bölgesindedir. Buradaki çizimler, 3000 civarındadır. Ayrıca, zaten yalnızca bu alan ziyarete açıktır.

Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları

 

ROROS MADEN KASABASI VE ÇEVRESİ:

Roros bölgesi: 1980 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültü Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Roros bölgesi: 3 siteden oluşur ve 1646 yılında: Danimarka-Norveç arasında yapılan bir anlaşma ile, ayrıcalıklı bir bölge olarak kabul edilmiştir.

Roros maden kasabası ve çevresindeki bakır madeni kaynakları: 17’nci yüzyılda kurulmuş ve 1977 yılına kadar, tam olarak 333 yıl boyunca işletilmiştir. Bu yüzden, bölge: sanayi ve kırsalın birlikte görüldüğü bir kültürel manzara göstermektedir. Bu manzara içinde: 2000 tane, tek ve iki katlı ahşap ev görülmektedir. Bu evler ve mevcut binalar: bölgeye tam bir ortaçağ görünümü vermektedirler.

Evet, 1646 yılında kurulan Roros Maden Kasabası gerçekten benzersizdir. Soğuk iklimli, yolları olmayan, ormanlar ve tarım alanları nedeniyle, marjinal büyüme koşullarından uzak bu bölge: madencilik faaliyetleri ve inşa, ulaşım ve yaşam biçimi ve bunların doğal çevreye uyumu ve adaptasyonu konusunda: burası, görülesi bir yer olarak önem kazanmaktadır.
Roros sokaklarında gezerken: el sanatları üreten esnafları görebilirsiniz. Bunlar: cam ve ahşap oyma üretirler. Ayrıca: gümüşcüler, demirciler, seramik sanatçıları, ressamlar görebilirsiniz.

Evet, gelelim burada gezmenizi önereceğim yerlere:

Roros Müzesi-Olavsgruve Mine

Burası, Roros madencilik tarihinin 300 yıllık bir geçmişinin izlerini barındırmaktadır. Buraya ulaşmak için: yüzeyden 50 metre ve dağın içinde 500 metrelik bir yürüyüş yapmanız gerekiyor.

Roros Yürüyüş Turu

Rehberli tur ile, bu küçük maden kasabasında insanların nasıl yaşadığını ve çalıştığını görebileceğiniz bir yürüyüş turu yapmak mümkündür. Yürüyüş: anıtsal cüruf yığınları, çiftlikler ve büyüleyici binalar arasından ilerler.

Roros Kilisesi-Bergstadens Ziir

Kilise: 1784 yılında inşa edilmiştir. Norveç ülkesinin en önemli kiliselerinden birisi ve dağ katedrali olarak kabul edilir.

Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları

 

STRUVE JEODEZİ ARK

Yazının başlığı “Norveç ülkesinin UNESCO değerleri” olmasına rağmen, burası hakkında farklı bir değerlendirme yapmak gerekir, çünkü: burası hakkında birçok ulusun egemenlik hakkı bulunduğu söyleniyor. Evet, burası ve devamındaki zincir yapılar, 2005 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahi edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet: Struve Arc; 10 ülke arasında, 2820 kilometrelik, Norveç’ten başlayan ve Karadeniz’e kadar uzanan bir zincirin halkasıdır. Bu zincir: 1816-1855 yılları arasında, Astronom Friedrich Georg Wilhelm tarafından yapılan bir “meridyen” uzunluğu ölçüm sistemidir. Bu sistem: gezegenin şekli ve boyutunun hesaplanmasında ve yer bilimleriyle topografik harikaların geliştirilmesinde öncü olmuştur. Orijinal yay: 266 ana istasyon ve 258 ana üçgenden oluşuyor. Orijinal istasyonlar: farklı işaretlerle belirlenmiştir. Bunlar: kaya, demir haç, dikili veya delikli taş şeklindedirler.

Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları

 

URNES STAVE CHURCH

Stavkirke diye de bilinen bu ahşap kilise: Sogn on Fjordane denilen yerde, doğal ortamında bulunmaktadır. Yapı: 12 ve 13’ncü yüzyıllarda, geleneksel İskandinav ahşap mimarisi tarzında inşa edilmiş ve o dönemin seçkin bir örneği olarak görülmektedir. Yapıda: Viking gelenek ve Romanesk mekansal özellikler dikkat çekiyor. Tarihi kilise, 1979 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

UNESCO Dünya Kültür Mirasları
UNESCO Dünya Kültür Mirasları
UNESCO Dünya Kültür Mirasları

 

VEGAOYAN-VEGA TAKIM ADALARI

Vega takımadaları: 2004 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Adalar: Kuzey Kutup Dairesinin hemen güneyindedir ve kültürel bir peyzaj oluştururlar. Bu soğuk ortamda: adalarda, balıkçılık ve ördek avı yapılır. Balıkçı köyleri: iskeleleri, depoları, evleri, tarım manzaraları, fenerleriyle dikkat çeker. Yapılan araştırmalara göre, 1500 yıldır burada yerleşim bulunduğu tahmin ediliyor.

Evet, burada 6500’den fazla ada, adacık bulunuyor. Kıyı dağlarının manzarayı süsleyen silüetinin önünde, deniz yüzeyinde neredeyse ağaçsız adalar, deniz ve kara parçası, bunlar muhteşem bir görüntü oluşturuyorlar. Norveç’in Kuzey Atlantik kıyısındaki bu adalar, oldukça iyi korunarak günümüze ulaşmıştır.

Lavanta Festivali

Lavanta Festivali

 

Son yıllarda, ülkemizde turizm alanında yaratılan destinasyonlardan birisi de Lavanta Festivalidir. (diğer örnekler: Kakava şenlikleri, Portakal çiçeği festivali vs.)

Lavanta Festivali adı altında düzenlenen turlar: Isparta yöresinde yine son yıllarda bazı köylerde ekilen lavantaların bulunduğu tarlaların gezilmesine yöneliktir. Bu lavanta tarlaları gerek görüntülerinin güzelliği ve gerekse lavantanın eşsiz kokusu ile ilgi çekiyor.

Ama önce “Lavanta” hakkında sizlere kısa bilgi vermek istiyorum. Lavanta ismi, Latincede “yıkamak” anlamına gelen “Lavare” kelimesinden türemiştir. Dünya üzerinde, Fransa’nın güneyinde Provence bölgesinde ilk olarak üretilmiştir.

Bitki: gövdesi dört köşe kesitli, yeşil renkli ve hoş kokuludur. Boyu en çok 1 metreye kadar uzanır. İnce uzun ve hoş kokulu yaprakları vardır. Uzun saplarının ucunda: başaklar oluşur ve yaz aylarında açan çok kokulu, lavanta mavisi çiçekleri vardır.

Çiçekler: Temmuz- Ağustos aylarında henüz tomurcuk iken toplanmalıdır. Saplarıyla birlikte toplanan çiçekler, demetler halinde bağlanıp gölge bir yere asılarak kurutulur. İyice kuruduktan sonra, çiçekler saptan ufalanıp ayrılır.

Lavanta Festivali

Lavantalar yetişirken su istemez. Susuz-kurak tarlalarda bile, verimli ve görsel açıdan nefis bir ürün elde edilir. Bir kökten, 15 ve hatta 20 yıl boyunca üretim yapılabilir. Lavanta fidanları, 10 yaşına gelince, boyları 1 metreye ulaşır.

Lavantalar, Haziran sonu tomurcuklanıp, morarmaya başlar. Temmuz ayında ise çiçekler patlayınca mosmor olur. Ağustos ayından itibaren ise hasat yapılmaya başlanır.

Lavanta Festivali

Evet, en özel durum budur. Yani, “Lavanta Festivali” Temmuz ayı içinde ve hatta Temmuz ayının sonlarına doğru yapılır, Ağustos ayına bırakılmaz. Çünkü, Ağustos ayında hasat yapılır ve tarlaların cazibesi biter. Nasıl bir cazibe?

Lavanta renginin hakim olduğu büyük bir alan, mis gibi bir koku ve muhteşem güzel bir görüntü ve tüm bunlar, Temmuz ayı içinde oluyor ve dolayısıyla ülkemizin birçok yerinden “Lavanta Festivali” olarak düzenlenen turlar, Temmuz ayı içinde lavanta tarlalarını ziyarete gelen turistlerle dolup taşıyor.

Lavanta Festivali

Biz: Isparta’nın Kuyucak köyüne gittik. Isparta il merkezine 50 km uzaklıkta olan bu köyde: ülkemizin lavanta üretiminin yaklaşık yüzde 90’ı sağlanıyor. 1975 yılından sonra, özel eğitimlerden geçen köy halkı, lavanta tarımında uzman olmuştur.

Köyde birçok lavanta tarlası var. Turlar daha önce anlaştıkları şahısların tarlasına gidiyor. Bu tarlalarda: insanlar lavanta tarlaları arasında dağılıyor, fotoğraf çekiliyor, tarlalara sahibi tarafından hazırlanan küçük değişik mekanlarda fotoğraflar çektiriliyor.

Elbise değiştirme kabinleri var, burada değişik elbiseler giyerek, değişik resimler çekiliyor, tuvaletler ve çay içme yerleri var. Elbette: lavanta ürünlerinin satıldığı çadırlar da bulunuyor. Lavanta ürünleri arasında en ilgi çekenleri: paketler içinde lavanta tohumları, lavanta sabunları, lavanta balları, lavanta yağı, lavanta çayı, lavanta losyon ve kolonyaları ve lavanta dondurması……

Lavanta Festivali

Tüm bunlar: insanların ilgisini çekiyor ve aşırı pahalı değil, ziyaretçiler burada geçirilen yaklaşık 2 saatlik sürede, hem tarlaları geziyorlar, hem fotoğraf çektiriyorlar, hem de lavanta ürünleri satın alıyorlar.

İşte “Lavanta Festivali” bundan ibaret, tabii turlar, Kuyucak köyü lavanta tarlaları ziyareti yanında, Eğirdir gölü, İnsuyu mağarası, Sagalassos antik kenti, Salda gölü gibi ilgi çeken, yakın yerleri de geziye ekleyerek programı zenginleştiriyorlar, yoksa lavanta tarlalarında kalınan süre 2 saat ki, bence bu bile fazla.

Son bir not: lavanta tarlalarını ziyaret ettiğinizde, lavantalar arasında yüzlerce arı var, hoş bu arılar pek saldırgan değil, ama yine de arı sokmasına karşı alerjisi olanların tarlalara girmemesini öneririm.

Antik Yapılara ait Deyimler

Antik Yapılara ait Deyimler

Antik Yapılara ait Deyimler: Evet; özellikle antik yapıları gezen ziyaretçilerin; gerek bu konu ile ilgili tanıtım yazılarında ve gerekse yapıların bulunduğu mekanlarda Antik Yapılara ait deyimlerden bir kısmı, kelimelerle karşılaşmaları mümkün.

Bu kelimeler; çoğu kez, arkeoloji bilgisi olmayan ziyaretçilerin anlamasının güç olduğu kelimeler.

Bu nedenle: burada, Antik yapılara ait deyimler ve kelimelerin bir kısmını açıklama gereği duydum. Buyurun, basit bir sözlük. Bu sözlük; zamanla iyice gelişecek ve umarım sizlere yardımcı olacaktır.

ALTAR: Apsiste bulunan ve dikdörtgen biçiminde yontulmuş sunak taşıdır. Yani; adak, kurban edilme törenlerinin yapıldığı yer. Altar’da yapılan ayin; göklerde yapılan ayini temsil eder.

AMBON: Kiliselerde, 4,6 ve 8 nolu, sütünlu platformdur.

APSİS: Sunağın bulunduğu tarafta, genellikle, yarım daire planlı büyük niş.

BALDAKEN: Sütunlu ve üstü küçük kubbeyle kapalı yapı elamanı.

BEMA: Kilise sunağının bulunduğu ve halkın girmesinin yasak olduğu bölüm.

BOĞA: Selçuklu sanatında, boğa kabartmasının özel bir yeri vardır. Boğa: tek başına betimlenmeyip, hep ikili mücadeleler içinde betimlenir. Kaynağı ise; Orta Asya Şaman gelenekleridir. Kayseri Karatay Han’ın dış cephesinin giriş kapısının sol tarafındaki çörtende görülebilir. Çörtenin iki yüzünde de boğa başı, yüksek kabartma olarak cepheden verilmiştir.

EYVAN: Bir yüzü açık, kemerli, dikdörtgen girinti.

HAYVANLI TAKVİM

Uzakdoğu kökenlidir. Yıllara göre şöyle sıralanır: 1.Fare-2.Sığır, öküz-3. Kaplan-4.Tavşan-5.Ejder,kertenkele,zürafa,kuş-6.Yılan-7.At-8.Koyun,oğlak yada koç-9.Maymun yada insan-10.Tavuk yada horoz-11.Köpek yada balıkçıl-12.Domuz yada keçi.

Bu hayvanlar; yapının hangi burçta ve hangi yıl yapıldığını temsil eder. Ayrıca, bir tür, koruyucu tılsım şeklinde de düşünülmüştür.

Karatay Han’ı içinde, on iki hayvan betimlemeleri görülebilir. Kapıdan girişte, solda 2.5 m. uzunluğundaki bir friz üzerinde hayvan kabartmaları vardır ki, bunlar burç hayvanlarını temsil eder.

İKONOSTATİS: Yalnızca din adamlarının girebileceği bölümü, halkın ibadet ettiği bölümden ayıran panel.

MUKARNAS: İslam sanatının en belirleyici geometrik bezemelerinden biridir. Üç boyutlu prizmaların uzaysal biçimlemeleriyle oluşur. İslam mimarisine özgüdür ve Selçuklular tarafından özellikle taç kapılarda kullanılan bir bezeme türüdür. Yalnızca kapılarda değil, sütun başlıklarında, mihraplarda veya köşelerde de göze çarpar.

MONOLİT: Tek ve büyük kaya kütlesi.

NİŞ: Duvar içine oyulmuş, dikdörtgen ya da daire planlı girinti. Pencere oyuğu şeklindeki girintilere de niş denir.

NAOS: Kiliselerde, halkın ibadetine ayrılan bölüm.

NARTEKS

Antik yapılara ait deyimler den Narteks: Naos’dan önce gelen, giriş mekanı.

NEF: Kiliselerde, sütunla birbirinden ayrılan bölümlerin her biri.

NEKROPOL: Arkeolojik şehirlerde, mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgeye verilen isim.

NYMPHAEUM: Yunun mitolojisinde: su, orman ve dağ perileri olan nymphlere adanmış anıtsal çeşme yapıları. Kayaya oyulup, sütun ve heykellerle bezenirler. Genellikle, ev görünümündedirler.

PALAESTRA: Eski Yunancada, spor salonu.

REVAK: Arkalarında geçit bulunan, kemerli sütun dizisi.

SİNTROMON: Apsis yarım dairesinde, din adamlarının oturmaları için ayrılmış olan oturma yeri.

ŞAPEL: Küçük kilise. Büyük kiliselerde, bir ek bina veya bölüm olarak da kullanılır.

TAÇKAPI: Camilerde, medreselerde veya kervansaraylarda, süslemeli ana giriş kapısıdır.

TONOZ: Yarım silindir biçimindeki örtü sistemidir. Tavan örtüsüdür.

TORSO: Başı, kolları ve bacakları olmayan, insan gövdesi heykelidir.