Avusturya Salzburg

Avusturya Salzburg

 

Coğrafi konum olarak: Alp dağlarının eteklerinde, Almanya sınırındadır. Aynı zamanda Salzach nehrinin kıyısında kurulu şehir ismini de bu nehirden almıştır.

Zaten: şehrin ilk yerleşimcileri, burada hayatlarını zengin tuz çökeltilerinden kazanmışlardır. Şehrin isminin Almanca anlamı “Tuz kalesi” demektir. Bu şehir: Avusturya ülkesinin genelinde olduğu gibi, klasik müzikle anılır. Ünlü besteci “Mozart” bu şehirde doğmuştur.

Mozart’ın doğumunun 250’nci yılı: 27 Ocak 2006 tarihinde büyük törenlerle kutlanmıştır. Öte yandan, 36 yaşında yani çok genç yaşta ölen bu ünlü bestecinin ölüm nedeni olarak, üstün zekası söyleniyor. Her yıl düzenlenen “Salzburg Festivali” sırasında, klasik müzik konserleri, binlerce kişinin buraya akın etmesine neden olur.

Şehir, Avusturya ülkesinin dördüncü büyük şehridir. Kışın karlarla kaplı şehir: kışların en güzel yaşanabileceği bir yer olarak önem kazanır. Eski şehir ve yeni şehir: birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Salzach nehrini geçer geçmez bunu rahatlıkla hissedersiniz.

Şehrin başlıca gelir kaynağı turizmdir. Turizm özellikle “Mozart” üzerine yoğunlaşmıştır. Mozart ürünleri o kadar yoğundur ki, turistler bu ürünlere milyonlarca Euro öderler. Şehrin turizm özellikleri: her yerinden huzur akan, müzeleri bol, sokaklarında piyano sesleri çınlayan, tepesinde bir kale bulunan, havası tertemiz bir şehir olarak bilinir.

Hatta: bu şehirde evden çok kilise bulunduğu söylenir. Özellikle, şehrin ortasından akıp giden nehir ve kıyısındaki evler, muhteşem güzeldir ve aynı zamanda düzgün şehirleşmenin örneklerini sunarlar.

Nehir kıyısındaki çimenlere uzanarak, kalenin muhteşem görüntüsünün eşliğinde, eski şehri izlerken güneşin batışını da görebilirsiniz. Evet, bu şehirde yaklaşık 160 bin kişi yaşarken, Casino nedeniyle özellikle yerli turistler de yoğun bir hareketlilik sağlar ve şehir nüfusu sürekli olarak bu rakamın üstünde bulunur.

Günümüzde: Salzburg, Avusturya ülkesi içinde, bağımsız bir şekilde yönetilen tek eyalettir. Aynı zamanda: Roma İmparatorluğundan geriye kalan tek bağımsız eyalettir.

TARİH

Şehir: Keltler ve Romalılar döneminde de varlığını sürdürmüştür. Ancak, şehrin önemini kazanması: 8. yüzyıldaki misyonerlik hareketleriyle gerçekleşmiştir. Yaklaşık 700 yılında St. Rupert tarafından kurulan kilise ile şehir, bölgenin en önemli spritüel merkezlerinden biri haline gelmiştir ki, bu özelliğini günümüzde de sürdürmektedir. Şehir, 798 yılında, Kutsal Roma İmparatorluğu içinde, arşidüklük unvanını kazanır.

Şehrin asıl gelişme dönemi ise, 14. yüzyılda başlamıştır. Ana vatanı olan Bavyera’dan ayrılan şehir: 1816 yılında: Avusturya’ya katılmıştır.

12 Mart 1938 tarihinde, şehir Almanlar tarafından işgal edilir. Alman birlikleri şehre girmelerinin hemen ardından: şehirdeki Yahudileri ve diğer azınlıkları toplayarak, ölüm kamplarına sürgün ettiler. II. Dünya savaşı sırasında kurulan “Salzburg-Maxglan” toplama kampı: bu ölüm kamplarından birisi olarak bilinir.

İnsanlar buraya toplanıyor ve yerli sanayide ucuz işgücü olarak, ölene kadar çalıştırılıyorlardı. Savaşın bitimine yakın, müttefik güçler tarafından şehir bombalanır. Özellikle. Salzburg tren istasyonunun çevresinde, yoğun bombardıman sonucu mevcut yapıların büyük bölümü yıkılır, yok olur.

Sonuçta: Müttefik güçleri 5 Mayıs 1945 tarihinde, Salzburg şehrine girerler. Şehrin yakın geçmişinde, yine önemli bir olay vardır. II. Dünya savaşından kalma bir bombanın tespit edilmesi üzerine, bulunduğu yerden çıkarılması çalışmaları sırasında, bomba patlar ve tren istasyonunda büyük hasar meydana gelir, 2 kişi ölür ve çok sayıda insan yaralanır. Hatta: takip eden süreçte, uzun zaman, evlerin çatılarında şarapnel parçaları görülmüştür.

ULAŞIM

Salzburg ile İstanbul arasında doğrudan havayolu ulaşımı bulunmamaktadır. Ancak, bu şehre ulaşmak için: Viyana veya Münih tercih edebilirsiniz ki, her iki şehirden de Salzburg şehrine sürekli tren hareket etmektedir. 2014 yılında İstanbul-Atatürk Havaalanından, Salzburg W.A. Mozart havaalanına uçuşlar olduğunu duydum.

Salzburg-Viyana arasındaki uzaklık, 270 km. dir. Bu yol, trenle 2.5 saat sürmektedir. Güzel manzarayı izleyerek yolculuğunuzu yapabilirsiniz. Yalnız hızlı trenle yapacağınız bu yolculuğun ücretinin yüksek olduğunu söylemem gerekir.

Salzburg-Münih arasındaki uzaklık ise, trenle 1.5 saat sürmektedir. Evet, Salzburg şehrindeki tren istasyonu şehir merkezine yakındır ve buradan 15 dakikalık bir süreçte, şehir merkezine yürüyerek ulaşabilirsiniz. Hatta: şehri günübirlik ziyaret ediyorsanız tren istasyonunda emanet dolaplarını bile kullanabilirsiniz.

SALZBURG KART

Otel resepsiyonlarından satın alabileceğiniz bu kart ile: müzelere ücretsiz giriş, Fortress finikülerine ücretsiz biniş ve toplu taşımadan yararlanma sağlanmaktadır. Evet, bu kart ile, şehir sınırları dahilindeki toplu ulaşım araçlarından ücretsiz yararlanabilirsiniz. Kültürel etkinliklerde, cazip indirimler kazanabilirsiniz. Kullandığınız tüm hizmetler, otomatik olarak kartınızdan düşer.

Mozart platz üzerinde bulunan “Merkezi Turizm Ofisinde” ve tren istasyonunda bulunan Turizm Danışma Bürosundan: şehir haritası ve Salzburg şehrinde birçok müzeye girme ve ücretsiz toplu taşıma sisteminden yararlanma kartını: 22 Euro vererek satın alabilirsiniz.

DİL

Şehirde, garip bir Almanca konuşuluyor. Ama öte yandan, bu Almancanın, asıl Almanca ile ilgisinin olmadığı söyleniyor.

Şehirde; büyük çoğunluk İngilizce bilmektedir ki, hatta: yolda şehir yerlilerine bir şey sormak istediğinizde İngilizce sorarsanız hemen yardımcı olurlar, çünkü İngilizce konuşan turisttir ve şehir için para kaynağıdır.

Ama bozuk bir Almanca ile bir şeyler sorarsanız, asla cevap vermezler ve hatta sizinle dalga geçerler.

İKLİM

Dağlar arasındaki şehir, sürekli yağan yağmurdan etkilenir. Kışları ise, her yer bembeyaz karla kaplanır. Kışın hava sıcaklığının eksi 25 derecelere kadar düştüğü görülmüştür. Hatta: Mayıs ayının sonunda bile, bu şehirde kar yağdığı görülebilir.

Ancak: özellikle bahar ve yaz döneminde, şehrin tadına doyulmaz. Ağaçlarda sincaplar görebilirsiniz. Evet, bu şehirde: tipik bir Orta Avrupa iklimi görülmektedir. Şehri ziyaret edecek en iyi zaman: Temmuz-Ağustos aylarıdır.

Ancak: bu aylarda şehirde büyük kalabalıklar görülür çünkü aynı zamanda “Salzburg Festivali” düzenlenmektedir. Aralık ayındaki “Noel Pazarı” da, şehri ziyaret etmek için iyi bir tarihtir.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehirde: Avusturya’nın en eski kahvehanelerinden olan “Cafe Tomaselli” de oturup, bir fincan kahve içmenizi öneririm. Burada özellikle “Maelange” yani “süt köpüğü ve buğulanmış kahve karışımı” içmelisiniz.

Salzburg hatırası olarak, kendiniz ve yakınlarınız için “Mozartkugel” denilen bir tür tatlı (badem ezmesi ve çikolatadan yapılır) satın alabilirsiniz. Bunun dışında, bu şehirde, bir sürü çeşit “panc” yani “punsch” lezzetini tatmalısınız.

Ama alışamadım, mutlaka Türk lezzetleri tatmak istiyorum derseniz, istasyonun hemen yanındaki, Türk tavuk ve hindi döner restoranını ziyaret etmenizi öneririm.

Ayrıca; şehrin tepesindeki restoran ve nehir kıyısındaki balıkçıları da önerebilirim.

Evet, barok mimarinin en güzel örnekleri olan hanlarda, kendi leziz biralarını yapan hanlardan birinde, gayet lezzetli yemekler yiyebilirsiniz.

ALIŞVERİŞ

Şehirdeki mağazalar, Cumartesi günleri saat: 10.00-18.00 arasında açıktır. Bazı mağazalar ise, sabah saat: 08.00 de açılmaktadır. Öğlen 1 veya 2 saatlik yemek molası için kapatılırlar. Ancak, hediyelik eşya satılan mağazalar Pazar günleri de açıktır.

Şehirdeki ana mağazalar: Mozart Meydanı, Kaigasse, Alter Markt, Linzer Gasse, Makart, Mirabell ve Getreidegasse bölgelerinde bulunmaktadır. Evet, bu şehirde: “Furst” denilen çikolata dükkanından, “Mozart çikolatası” yani “Mozartkugel” denilen çikolata çeşitlerinden bulup satın alabilirsiniz.

Marka tercihi sorarsanız “Mirabell” marka Mozart çikolatalarını tercih etmenizi öneririm. Ama: kıyafetler pahalıdır. Kıyafet denilince: şehirde geleneksel giyim tarzının en bilinen örnekleri olan “Lederhosen” ve “Trachten” giysileri: satın alınan en başlıca hediyelik eşyalardandır.

Şehirde bulunan alışveriş merkezlerinden bazıları şunlardır

Europark Alışveriş Merkezi

Şehrin kenarında; şehir merkezinden yalnızca 10 dakika uzaklıktaki bu alışveriş merkezi, dünyanın en güzel alışveriş merkezlerinden birisi olarak bilinir. Zaten: “Dünyanın en iyi alışveriş merkezi” ödülünü almıştır.

Yapının mimari sorumlusu: İtalyan yıldız mimar Massimiliano Fuksas’dır. Merkezde: 36 bin metrekarelik alanda; 130 civarında mağaza ve dükkan bulunmaktadır ve bunlarda: kitap, kırtasiye, elektrikli ev aletleri, mobilya, kozmetik, moda, çanta, parfüm, mücevher satılmaktadır.

Öte yandan, alışveriş merkezinde: 250 seyirci kapasiteli bir tiyatro bulunmaktadır. Burada: çeşitli gösteriler, kabare, tiyatro ve eğlenceler yapılmaktadır. Burayı ziyaret etmek isterseniz: Pazartesi-Perşembe günleri arasında, saat: 09.00-19.30 arasında ve Cuma-Cumartesi-Pazar günleri ise, saat: 09.00-18.00 arasında açıktır.

Sca

Alpenstabe bölgesinde bulunan bu alışveriş merkezinde, 20 yılı aşkın süredir alışveriş ve eğlence bir arada yürütülmektedir. Burada bulunan mağazalarda: giyim, spor, telekomünikasyon, elektronik, takı ve kozmetik ürünleri satılmaktadır.

Farmers Market

Salzburg şehrinde, haftalık çiftçi pazarının koşuşturmalarını izlemek isterseniz, burayı ziyaret etmeniz gerekir. Burada, yerel spesiyaller ve ev yapımı ürünler bulup satın almak mümkündür.

Bu pazarlar; Cuma günleri “Kajetanerplatz” ve “Üniversitatsplatz”: Perşembe günleri “Mirabellplatz”, “Schranne” ve “Bio-Bauernmarkt” ve Pazar günleri ise “Grunmarkt” bölgesinde kurulmaktadır. Ayrıca, çeşitli mevsimsel pazarlar da kurulmaktadır. Örneğin: Kasım ayı sonunda açılan Noel Pazarı: Damplatz ve Hellbrunn bölgelerinde açılmaktadır.

Forum 1

Burası, şehirde ana tren istasyonunun hemen yanındadır ve çekici ve modern yapısı ile ilgi çekmektedir. Burada, 15 bin metrekarelik alanda, 50 dükkan ve restoranlar bulunmaktadır. Buralarda: günlük ihtiyaçlar, hediyelik eşyalar ve son trend moda ve mutfak eşyaları satılmaktadır.

Kieselpassage

Burada, 20 mağaza bulunmaktadır. Salzburg ana tren istasyonunun yakınındaki bu alışveriş merkezinde: bir fırın, bir kuaför, bir yeşil bakkal, moda, takı, hediyelik eşya, özel çaylar ve çiçekler ve bir restoran bulunmaktadır.

GECE HAYATI VE EĞLENCE

Şehirde: hemen hemen her gece, piyano resitalleri düzenlenmektedir ve sokaklarda: smokin giymiş erkekler ve gece elbisesi giymiş bayanlar görebilirsiniz.

Gece üniversiteliler Kapuzinerberg Tepesinde bulunan barlarda eğleniyorlar. İyi bir eğlence yaşamak isteyenler için “Disko 7” önerebilirim.

GEZİLECEK YERLER

UNESCO-DÜNYA KÜLTÜR MİRASI SALZBURG

1997 yılında, Salzburg şehrinde bulunan “Eski Şehir” ve “Schönbrun Sarayı”: Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

OLD TOWN

Salzburg şehrinin tarihi şehir merkezi yani “Old Town” bölümü: 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Salzach nehri: şehrin içinden geçerek, şehri ikiye ayırır. Nehrin sol tarafında: eski Roma yerleşimi olan büyük bölüm bulunur.

Bu iki bölümü: bazıları yalnızca yayalar için kullanılan: Mozort köprüsü, Nonntal köprüsü, Devlet köprüsü, Makart köprüsü ve Mülln köprüsü birbirine bağlar. Tarihi şehrin bulunduğu bölge: kalenin bulunduğu tepe ile nehir arasında sıkışmıştır.

Bu sıkışma nedeniyle, dar olan alanı mümkün olduğunca kullanmak için, paralel caddeleri ve birbirini enine kesen sokakları: binaların altına tüneller yaparak birbirlerine bağlamışlardır.

Zaten bölgenin kayalık olması da, böyle bir tedbir alınmasını zorunlu kılmıştır. Yani burayı gezerken, bir tünele girerseniz, hemen bir üst bölümde olan bir caddeye kısaca ulaşırsınız.

Old City bölümü: nehrin sağ kıyısında, kalenin içinde bulunduğu ve Capuchin dağı ile çevrili bölümdür. Bu eski şehir bölümünde: sıkı koruma yasaları sonucunda, mimari orijinalliğini korumuştur.

Sayısız dar sokaklarda yürüyüş yaparsanız: Ortaçağ, Romanesk, Barok ve Rönesans dönemlerine ait zarif yapıları görebilirsiniz. Bu bölge küçük olduğundan yürüyerek 20 dakikada gezebilirsiniz. Evet: bu bölümde, şehrin en önemli meydanları ve görkemli havuzları bulunur.

Bunların başında “Residence Meydanı” gelmektedir. Ayrıca: yine burada “Old Market” görülür. Daha sonra Üniversite ve Mozart Meydanları bulunur. Mozart meydanında, Turizm ofisi bulunmaktadır.

Son olarak: “Alman” mimarisinin tüm özelliklerini taşıyan, tel çatılı taş evlerin sıra sıra dizildiği, motorlu taşıtların pek uğramadığı, dükkan tabelalarının ortaçağdan pek farklı olmadığı ve sokakların turistler tarafından işgal edildiği, şehrin bu eski bölümünü mutlaka gezmelisiniz.

CASİNO SALZBURG-SCHLOSS KLESSHEİM

Başpiskopos Johann Ernst Thun: 17. yüzyıl sonunda, Salzburg şehri dışında küçük bir gayrimenkul satın alır ve buraya: tamamen İtalyan stili kullanılarak bir yazlık saray inşa ettirir. 1700-1709 yılları arasında yapılan saray: başpiskoposun ölümünden sonra tamamlanmıştır.

Yapının tam olarak tamamlanması ise, 1732 yılına denk gelir. Saray: çok büyük ve ilhan verici bir görünüme sahiptir. Avrupa’daki ilk opera binası, bu yapının içinde kurulmuştur.

Muhteşem Triton havuzu, sundurma, giriş holü ve merdivenler ile giriş: geçmişin barok ihtişamını gözler önüne serer. İç sıvalar: Paolo Allio ve Diego Francesco Carlone eseridir.

1866 yılında, Saray: Avusturya-Macaristan imparatorluğu döneminde, Arşidük Ludwig Viktor tarafından alınır ve kış sarayı olarak kullanılır. Yüksek bir duvarla çevrili sarayda, o dönemde, üç bahçe bulunmaktadır. Bunlar: Meierhof bahçesi, Süs bahçesi ve sülün bahçesidir.

Klessheim Sarayı: yakın geçmişte, 1938 yılında Adolf Hitler tarafından ele geçirilir ve gerek Benito Musolini ve gerekse Miklos Horthy ile yaptığı siyasi resepsiyonlar ve zirve toplantılarında kullanılır.

Bu nedenle, giriş kapılarında, Üçüncü Reich’i temsilen “kumtaşı kartallar” bulunmaktadır. Burası, aynı zamanda askeri sunumlar ve gösteriler için de kullanılmıştır.

1945 yılında ise, saray bölgeyi işgal eden müttefik askerlerin kutlamaları için kullanılmıştır. Evet, gelelim günümüze: 1993 yılından bu yana, sarayın zarif odaları Salzburg Casino tarafından kullanılmaktadır. Ziyaretçiler: burada barok sanatı ve modern kumar keyfini aynı anda yaşamaktadırlar.

Günümüzde burada, Amerikan rulet masaları, Black Jack masaları, poker masaları, rulet ve slot makinaları bulunmaktadır. Casino’nun açık bulunduğu saatler: saat: 12.00-03.00 arasındadır. Bahçede gezinirken, fıskiyelere dikkat etmenizi öneririm, yoksa ıslanırsınız.

SCHLOSS LEOPOLDSKRON

Görkemli dağların muhteşem manzarası ve eşsiz bir göl konumu: Salzburg eski şehirden kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz bu mekanı: eşsiz hale getirmektedir. 1736 yılında: Prens başpiskopos Freiherr von Firmian: bu güzel ve eşsiz konumlu yerde: bir aile konutu inşa ettirmeye karar vermiştir.

Ancak: 1744 yılında, konutun tamamlanmasından kısa süre sonra ölür ve vasiyeti gereği: Schloss Leopoldskron şapelinin altına gömülür.

19. yüzyıl boyunca, yanının mülkiyeti, sürekli el değiştirir. Bu esnadaki en ünlü sahibi: Bavyera kralı Louis I. olur. 1918 yılına gelindiğinde ise, burayı satın alan Max Reinhart: restorasyon yaptırarak, buranın sanat ve kültür hayatı için önemli bir uluslar arası mekan haline gelmesini sağlar.

Evet: 1965 yılından bu yana: saray, burada çevrilen bir film (The Sound of Music) vasıtasıyla, dünya üzerinde bir milyardan fazla insan tarafından görülmüştür.

Günümüzde ise, saray: Salzburg şehrindeki bütün turistik turlarda, rehberli turlar aracılığı ile şehri ziyaret eden turistler tarafından uzaktan görüntülenmektedir.

Çünkü: Salzburg Küresel Semineri özel mülkiyetinde olduğundan, sarayın içi ziyarete açık değildir. Sadece: Salzburg Festivalinde: tarihi surlar içindeki eşsiz bir yaşam deneyimi, 12 suit oda ve bitişiğindeki 55 oda görülebilmektedir.

MOZART EVİ-YERİ

Varlıklı Mozart ailesi: 1747-1773 yılları arasındaki 26 yıllık süreçte, bu evde oturmuş ve ünlü besteci 27 Ocak 1756 tarihinde bu evde doğmuştur. Aynı zamanda, müzik eğitimine bu evde başlamış ve ilk bestesini 5 yaşında bu evde yapmıştır. Bina, Mozart ailesinin bir dostu olan tüccar ve oyuncak satıcısı Johann Lorenz Hagenauer’e aittir.

Uluslar arası Mozart Vakfı: 15 Haziran 1880 tarihinde bu evde, bir müze kurmuştur. Takip eden süreçte, bu müze sistematik olarak yenilenmiş ve büyütülmüştür. Bu müze sayesinde, Salzburg şehri, her yıl dünyanın birçok yerinden gelenler tarafından ziyaret edilmektedir. Müzeyi ziyaret ederseniz görebileceklerinin şunlardır: tarihi belgeler, aletler, Mozart ile ilgili hatıraları içeren objelerdir.

Ayrıca: Mozart’ın kardeşi tarafından boyanmış “Piano Mozart” bitmemiş yağlıboya tablosunu, Joseph Lange tarafından yapılan portreleri, 1789 yılına ait, Mozart’ın çocukken kullandığı kemanı, onun konserlerinde kullandığı kemanı ve Mozart ailesine ait mektupları görebilirsiniz.

Müzenin doğduğu yer olan ikinci kat ise: Mozart Tiyatrosuna ayrılmıştır. Burada: Mozart’ın çok sayıda, opera resepsiyonu bulunmaktadır. Müze: 1994 yılında, Viyanalı mimar Prof. Elsa Prochazka tarafından restore edilmiş ve yenilenmiştir.

Evet, bu müzeyi ziyaret etmek isterseniz ki, bence mutlaka ziyaret edin, müze her gün saat: 09.00-18.00 arasında açıktır. Giriş ücreti, yetişkinler için: 10 Euro, 6-14 yaş arası çocuklar için: 3.5 Euro ve gençler için 4 Euro’dur.

MOZART RESİDENCE

Bu yapı: Mozart’ın meşhur olduğu yer olarak biliniyor. Belgelere göre, burasının 1617 yılında yapıldığı biliniyor. 1685 yılına kadar iki binadan oluşan yapıda, 1711 yılından itibaren, aristokrasi için dans dersleri verilmeye başlanır.

O yıllarda, Franz Karl Gottilieb isimli bir dans ustası, burada önemli bir rol oynamış ve genç aristokratlara, dans dersleri vermiş ve aynı zamanda onları, aristokrasi kurallarının egemen olduğu hayata alıştırmıştır.

15 Kasım 1747 tarihinde ise, Franz Gottieb: Mozart’ın annesinin evlilik tanıklarından birisi olarak görülür. 1778 yılında Paris’te annesi ölünce: Mozart, 1784 yılında St Gilgen’e taşındı.

16 Ekim 1944 tarihindeki Alman bombardımanında, bir bomba, evin üçte ikisini yok etti. 1989 yılında Mozart Vakfı burayı satın aldı ve restore ettirdi ve müze haline dönüştürdü.

Sonuç olarak, Mozart Residence: 26 Ocak 1996 tarihinde ziyarete açıldı. Evet: Mozart’ın birçok bestesini bestelediği burayı görmek isterseniz: her gün saat: 09.00-20.00 arasında buraya gitmeniz ve yetişkinler için 10 Euro, çocuklar için 3.5 Euro ve gençler için 4 Euro ödemeniz gerekir.

Mozart’ın doğum yeri ve burayı birlikte gezmek isterseniz, yetişkinler için 17 Euro, kombine bilet satın alabilirsiniz.

SALZBURG KATEDRAL

Burası: şehirde kilise mimarisinin özelliklerini görebileceğiniz bir yer olarak önem kazanmaktadır. Yapı: muhteşem cephesi ve kubbesiyle: kuzey Alpler bölgesinin en etkileyici erken Barok dönemi yapılarından birisidir.

İlk katedral: 767 yılında, Bishop Virgil tarafından, eski Roma Juvavum sitesinde inşa edilmiştir. 774 yılında, katedral: St Virgil ve St Rupert adına kutsanır. 1167 yılında ise, katedral: imparator Friedrick Barbarossa’nın muhalifleri tarafından ateşe verilir.

10 yıl sonra ise, Başpiskopos Conrad III. Zamanında, eskisinden daha büyük ve görkemli ve etkileyici şekilde yeniden yapılır. Ancak, 400 yıl sonra: 1598 yılında, büyük bir yangın, katedralin büyük kesimini yok eder. Başpiskopos Wolf Dietrich: hasarlı katedrali yıktırır ve yeniden inşa ettirmek için çalışmalara başlar.

Ancak: başpiskopos, bu inşaat sırasında, şehir halkına büyük sıkıntılar verir ve katedralin bulunduğu yerdeki mezarlık sökülür, ölülerin kemikleri enkazla birlikte başka yerlere atılır. Ancak: takip eden süreçte, Bavyera ile kavga eden başpiskopos, tutuklanır ve halefi tarafından Hahensalzburg kalesine hapsedilir.

5 yıllık hapis yaşantısının sonucunda ölür ve bunun üzerine, mimar Santino Solari tarafından: Kuzey Alplerin ilk erken dönem Barok kilisesi, buraya inşa edilir. Başpiskopos Markus Sittikus: 1628 yılında, her ne kadar katedrali inşa ettirse de, katedralin kutsanmasını göremez.

Katedralin kutsanması, büyük törenler ve festival olarak kutlanır ve takip eden süreçte, 1944 yılında, yapının kubbesi, bombalama sırasında yıkılır. Ardından, 1959 yılında, yapılan tadilatın ardından, katedral eski ihtişamını kazanmış olarak yeniden açılır.

Evet, bugün burayı ziyaret ederseniz, görebilecekleriniz şunlardır: Mozart’ın vaftiz edildiği vaftiz yeri, enstrüman çalan melekler tarafından çevrelenmiş ve Virgil tarafından taçlandırılmış görkemli org ve katedralin portallarıdır.

Mozart: Salzburg şehri için, çok sayıda kutsal müzik bestelemiştir. Katedralin avlusunda ise: Başpiskopos Guidobald Thun tarafından 1660 yılında yaptırılan kemerleri görebilirsiniz.

Sütunların merkezinde ise, Başpiskopos Sigismund Graf ve Johann Baplist’in heykelleri bulunuyor. Burayı ziyaret etmek isterseniz, giriş ücretsizdir. Pazartesi-Cumartesi günleri arasında: saat: 08.00-17.00 arasında ve Pazar günleri: saat: 13.00-17.00 arasında buraya girebilirsiniz. Buraya gittiğinizde, özellikle “tavana” dikkat etmenizi öneririm.

HELLBRUN PALACE& TRİCK HAVUZLARI

1612 yılında: Prens Başpiskopos Markus Sittikus von Hohennems: sulak Helburn dağının eteklerinde ikametgah olarak kullanılacak bir yer inşa etmekle görevlendirildi.

Prens: İtalyan mimarisine aşırı düşkündü ve İtalyan mimarisinin zarafet ve ferahlığını yansıtan bir yazlık konut yapmak üzere: Katedral mimarı Santino Solari’yi görevlendirdi. Yapı tamamlandığında: suyun: sarayın tasarım merkezi olduğu görüldü.

Helbrunn dağından gelen çok sayıda kaynak; buradaki yaşama hayat verdi. Su: çalılar, ağaçların gölgesi ve beklenmedik yerlerde, gizlendikleri yerlerden fışkırmaktadırlar. Geniş park alanı yani kraliyet bahçeleri: Franz Anton Danreiter tarafından, 1730 yılında dekore edilmiştir.

Park alanındaki efsanevi ve tarihi heykeller: 17. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Park içinde, eski bir taş ocağı alanında yapılan “Steintheater” yani “Taş Tiyatro”: Avrupa’nın en eski açık hava sahnesi olarak bilinir.

Evet, yapı sadece istisnai durumlarda başpiskopos tarafından konut olarak kullanılmıştır. Saray öncelikle lüks kutlamalar ve festivaller, muhteşem etkinlikler ve kültürel olaylar için kullanılmıştır.

Çünkü: muhteşem balo salonu ve büyüleyici bahçeleri ve eşsiz havuzları bulunmaktadır. Günümüzde burayı ziyaret ederseniz: 1615 yılında Başpiskopos Markus Sittikus için yapılan “Monatsschlösschen” denilen yerdeki Salzburg Folklör/Etnografya Müzesini görebilirsiniz.

Burada: mobilyalar, kostümler, tıp nesneleri, bölgenin folklorik özelliklerini taşıyan bir koleksiyon bulunuyor.

400 yıl önce inşa edilmiş saray: bugün: uluslar arası düzeyde toplantılar, seminerler, çekici sosyal etkinlikler için kullanılıyor ve seçkin davetlileri ağırlıyor. Burayı gezmek isterseniz, her gün: saat: 09.00-16.30 saatleri arasında açık olduğunu bilmelisiniz.

Saray gezisi yaklaşık 30 dakika, havuzların gezisi ise 40 dakika sürüyor. Giriş ücreti ise, yetişkinler için 10.50 Euro, çocuklar için 5 Euro, öğrenciler için 7 Euro’dur.

SALZBURG MUSEUM

Mozart meydanında bulunan, muhteşem “New Residence”; 2007 yılından bu yana, “Salzburg Müzesi” olarak görev yapıyor. Müzenin birinci katı: Salzburg şehrinde: yaşam, iş, sanat, mimari, bilim, edebiyat, müzik, fotoğraf ve el sanatları alanlarında çalışan erkek ve kadınlara ayrılmıştır.

İkinci katta bulunan daimi sergide: modern zamanların başından beri, tarih, sanat ve kültür üzerine yoğunlaşmıştır. Özellikle: Romantik döneme ait ressamların büyüleyici resimleri ilgi çekmektedir.

İkinci katta, Ayna Salonunda bulunan: Arkeoloji ve Ortaçağ sanatı koleksiyonunda: Kelt döneminden kalma bir “sürahi” ve diğer bir kısım arkeolojik özellik taşıyan objeler ilgi çekmektedir.

Panorama Pasajında: New Residence kazıları sırasında bulunan, boyalı bir “Roma duvarı” parçası görülür. Panorama Müzesi ile, Salzburg Müzesi arasında: bir yer altı geçidi bulunmaktadır.

Burada, ilave olarak: şehir modelleri ve Roma döneminden günümüze kadar olan süreçte, Salzburg şehrinin gelişimine ait objeler sergilenmektedir.

New Residence’nin iç avlusunda ise: tam boy bir ışıklı tavan ile donatılmış, 500 metrekarelik salonda: Sanat Merkezi bulunur. İki bölüme ayrılan bu sanat merkezinde: özel sergiler düzenlenmektedir.

Evet, bu müzeyi ziyaret etmek isterseniz: Salı-Pazar günleri saat: 09.00-17.00 arasında gitmelisiniz. Giriş ücretleri: yetişkinler için 7 Euro, gençler için 4 Euro ve çocuklar için 3 Euro’dur.

MODERN SANAT MÜZESİ-SALZBURG MÖNCHSBERG-MDM

Müze, iki muhteşem binadan oluşmaktadır. Tarihi şehir merkezindeki: MDM Rupertinum: yeni sanatsal kavramların sergilendiği, Barok bir binadır. Old City bölgesindeki MDM Mönchsberg ise; çağdaş bir ortamda, modern sanatın sergilendiği yer olarak dikkati çeker.

3000 metrekarelik bu iki binada: grafik, fotoğraf sanatı sunumları dahil olmak üzere, 20. ve 21. yüzyıl tematik ve monografik sanat sergileri düzenlenmektedir. MDM Mönchsberg’de tarihi binanın camlı merdivenleri görülebilir.

2004 yılında tamamlanan müze binasında, tüm dış cephe, dikey bağlantılarla ayrılan yerel Untersberg mermeriyle kaplanmıştır.

Binanın cephesinde: Mozart’ın “Don Giovanni” aryalarının ritimleri yazılıdır. Evet, bu ilginç müzeyi ziyaret etmek isterseniz: Salı-Pazar arasında, müzeye girebileceğiniz saatler: 10.00-18.00 arasıdır. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 8 Euro, çocuklar için 7 Euro ve aileler için 12 Euro ödemek gerekir.

 

DOĞA TARİHİ VE TEKNOLOJİ MÜZESİ

Bu müzede görülebilenler şunlardır: bir akvaryum, sürüngenlerin bulunduğu bir hayvanat bahçesi, dinozor salonu, kristal dünya, uzay gösterisi, insan vücudu, cinsellik ve üreme, deniz dünyası ve bilim merkezidir.

Akvaryum: Orta Avrupa’nın en iyi akvaryumu olarak kabul edilir. 10 bin litrelik bu büyük akvaryumda: sualtı yaşamının tüm güzelliklerini görmek mümkündür. Bunlar arasında: renkli tropikal balıklar, Akdeniz, Amazon ve yerel suların sakinleri olan deniz canlıları görülebilir. Sürüngenlere ait hayvanat bahçesi bölümünde ise: çoğu yerli olmayan yaklaşık 200 hayvan bulunmaktadır.

Bunlar arasında bulunanlar: kara kaplumbağaları, kertenkeleler, kurbağalar, Mississipi timsahları, yerli yılanlar, tanınmış zehirli yılanlar. Uzay Araştırmaları bölümünde: aya iniş, geleceğin uzay istasyonu, orijinal boyutta bir uzay aracı, roket modelleri görülebilir.

Teknoloji ve doğa bilimleri bölümünde: yaklaşık 80 deney istasyonunda: ziyaretçiler çeşitli deneyler yapabilmenin keyfini yaşıyorlar. Burası, özellikle çocukların ilgisini çekiyor. Müze içindeki diğer ilginç sergiler: Mineraller ve Jeoloji bölümleridir.

Ayrıca: Biyoloji Laboratuvarı, Avrupa memelileri, kuşlar, Buzul çağı hayvanları, Amerika-Afrika-Avustralya ve Asya’nın habitatı ve evcil hayvanlardan oluşan bir sergi bulunmaktadır. Müzede, bir kafe ve restoran da hizmet veriyor.

Bu müzeyi ziyaret etmek isterseniz, açık bulunduğu saatler:: saat: 09.00-17.00 arasıdır. Giriş ücretleri, yetişkinler için 8 Euro, yaşlılar için 7.50 Euro, çocuklar için 5.5 Euro ve öğrenciler için 3.5 Euro’dur. Gökyüzü açık olduğunda, her Perşembe: serbest teleskopik gözlem yapılabilmektedir.

 

RESİDENCE GALERİ SALZBURG

Burada: Salzburg şehrinin resim koleksiyonu sergilenmektedir. Koleksiyon: 16 ile 19. yüzyıl arasındaki dönemi kapsamaktadır.

Bu koleksiyon içinde bulunanlar: 17-19. yüzyıllar arası Hollanda resimleri, 17. yüzyıl İtalyan-Fransız-Avusturyalı ressamların resimleri, 18. yüzyıl Avusturyalı ressamları resimleridir.

Bu müzeyi ziyaret etmek isterseniz: Salı-Pazar arası günlerde, saat: 10.00-17.00 arasında gidebilirsiniz. Giriş ücreti, yetişkinler için 7 Euro, çocuklar için 2 Euro, gençler için 6 Euro’dur.

 

SALZBURG HAYVANAT BAHÇESİ

Burada: yerli ve egzotik hayvanlar, kendi doğal çevreleri içinde koruma altına alınmışlardır. Ana hedef: hayvanlar ve doğal çevresinin güzelliği arasında uyumlu bir denge kurmaktadır.

Bu hayvanlar arasında bulunanlardan bazıları: ayılar, vaşaklar, dağ keçisi, nehir su samuru, gergedan, antilop ve beç tavuğudur.

Toplamda: 14 hektarlık alanda: 140 türden, 1200 hayvan bulunmaktadır. Hayvanat bahçesini ziyaret etmek isterseniz, açık bulunduğu saatler: saat: 09.00-16.00 arasındadır. Giriş ücretleri ise, yetişkinler için 10.10 Euro, çocuklar için 4 Euro, yaşlılar için 9 Euro’dur.

 

ANDRAKİRCHE KİLİSESİ

Mirabellplaz 5 adresindedir. Kilise, aslında başka bir yerde iken, yol yapım çalışmaları nedeniyle hükümet tarafından yıktırılmıştır. Yeni kilise: 1898 yılında, Neo-Gotik tarzda, şehir mimarı Jakob Ceconi tarafından planlanmış ve inşa edilmiştir.

Üç nefli kilisenin içi gotik tarzda modellenmiştir. Binanın kuleleri, 61 metredir. II. Dünya savaşındaki hava akınları sırasında tahrip olan kilise: 1949 yılında yeniden tamamlanmıştır.

Ancak, tüm değişikliklere rağmen, kilisenin çevresiyle uyumu sağlanamamış ve 1969-1970 yıllarında ek uyarlamalar yapılmıştır. Bu uyarlamalarda, kuleler kısaltılmış ve çatı, düz piramit şeklinde olmuştur. Cephe ise, uyum sağlaması için beyaz boyanmıştır.

 

ALTER MARKT

Burası, şehrin tarihi şehir merkezinde, eski bir Pazar yeri olarak bilinir ve buranın ticari bir merkez haline gelmesi, 13. yüzyıla kadar inmektedir. 1873-1927 yılları arasında, Ludwing Victor Meydanı olarak biliniyordu.

Pazar meydanı olarak kullanıldığı yıllarda ise, burada: süt pazarı, ot pazarı, şalgam-lahana pazarı kuruluyordu. Bugün meydanın çevresinde: genellikle ortaçağ döneminden kalma, Burgher evleri bulunmaktadır.

Pazar faaliyeti yanında, burada: aynı zamanda, Pinse dansı festivali düzenleniyormuş. Bu festivalde, Dürnberg madencileri tarafından, kılıç ile St John ateşi huzurunda, çıplak ayaklı danslar yapılıyormuş. 1856 yılında ise, burada: St Rupert Pazarı olarak bilinen sonbahar pazarı kuruluyormuş.

Haftalık Pazar ise, 1857 yılında Üniversite Meydanına taşınmıştır. Meydanın en önemli objesi: 1488 yılı yapımı “St Florian Havuzu” dur. Sekizgen havza: 1685-1687 yılları arasında yapılmıştır.

Köşe sütunları ise, 1583 yılında, Kurt Guppenberger tarafından hazırlanmıştır. Havuzdaki sütunun tepesinde “St Florian vo Lorch” heykeli bulunmaktadır ki, heykel 1734 yılında Josef Anton Pfaffinger tarafından yapılmıştır.

Meydanın çevresindeki evler arasında en ilgi çekeni: sadece 1.42 metre genişliğindeki, sonradan ünlü “Tomaselli” kahvesi olarak kullanılan yerdir. Bu küçük ev: 1830-1860 yılları arasında, dar bir sokağı kapatmak için inşa edilmiştir.

 

DOMPLATZ& MARİENSTATUE

Burası, aynı zamanda “Katedral Meydanı” olarak bilinir. Meydandaki: mermer ve dökme demir karışımı “Meryem Heykeli” ilgi odağıdır. Heykel: Başpiskopos Sigismund Graf tarafından yaptırılmıştır.

Heykel: dört taraftan “Melek-Şeytan-Truth-Bilgelik” figürleriyle çevrilmiştir. Günümüzde, meydan: Festival Sezonunda, oyun performansları için kullanılmaktadır ve yaz sezonunda, buraya sahne ve türbün yerleştirilmektedir. Ayrıca: şehirde, Noel pazarı kutlamaları da burada yapılmaktadır.

GETREİDEGASSE

Burası, şehirde: en ünlü alışveriş şeridi olarak bilinir. Burada: yüksek ve dar evler, cazip dükkanlar, romantik geçitler ve avlular görülür.

Bu evler: yukarı doğru, birinci katta küçülür. Burada özellikle “Mozart’ın doğduğu ev” ilgi çekmektedir. Mozart müzesi: eskiden Mozart ailesi tarafından kullanılmıştır.

Günümüzde, burada geleneksel kostümler, son moda kıyafetler, antikalar, deri ve kağıt ürünleri, parfüm, şarküteri satan dükkanlar bulunuyor.

Dükkanlar ve restoranların “reklam tabelaları” yetenekli işçilerin ürünüdür. Evet, dükkanlar, restoranlar ve kafelerle dolu bir cadde ve burada özellikle soluklanmak için, küçük bir kafede, kahve içmenizi öneriyorum.

 

BOTANİK BAHÇESİ

Helbrunnerstrasse bölgesindedir. Birçok bitki türünün bulunduğu bu şirin bahçesi gezmek isterseniz, her gün saat: 10.00-18.00 arasında burayı ziyaret etmelisiniz. Giriş ücretleri: 2 Euro’dur.

SCHLOSS MİRABELL

Mirabellplatz adresindedir. Mirabel bahçeleri, doğa içinde huzurlu zaman geçirmek için idealdir. İçerideki gül bahçesi özellikle dikkat çekmektedir. Dünyanın en güzel nikah salonlarından bir tanesi de buradadır. Görmenizi öneririm.

HANGAR 7

Salzburg havaalanında: Handar 7 denilen bir mekan bulunuyor. Burası: enerji içeceği “Red Bull” un patronu Dietrich Mateschitz tarafından yaptırılmış bir sergileme alanı olarak dikkati çekiyor.

Çatısı cam kaplı olan bu bölümde: gösteri uçaklarının arasından kıvrılarak ilerleyen cam yolu takip ederseniz: özel yapım arabalar ve motosikletler arasından ilerleyerek, cam tavana asılı ve zemini camdan yapılmış bir bara ulaşabilirsiniz. Bu bar bölümünde: sergiler ve konserler düzenleniyor. Ayrıca: yine burada, bir restoran bulunuyor.

 

HOLENSALZBURG KALESİ

Kale: 1077 yılında, Başpiskopos Gebhard tarafından inşa ettirilmiştir. Bugün için, kale Orta Avrupa’da tamamen korunarak günümüze gelmiş başlıca kalelerden birisidir. Kalenin surlarının genişletilmesi ise, Konrad I döneminde yapılmıştır.

Devam eden süreçte, kalenin içi zengin dekore edilmiştir. Golden Hall ve Altın Oda bölümleri: karmaşık gotik ahşap oymacılığı ve süs resimleriyle süslenmiştir. Kalenin sembolü aslandır.

Evet: kale, uzun geçmişi boyunca düşman askerleri tarafından ele geçirilememiştir ve uzun yıllar boyunca: prensler ve başpiskoposlar tarafından ikametgah olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda: askeri kışla ve hapishane olarak da görev yapmıştır.

Prens Başpiskopos Wolf Dietrich: 1617 yılında ölümüne kadar, kalede tutuklu kalmıştır. 5 yıl süren bu tutukluluk dönemi, yeğeni ve halefi Markus Sittikus tarafından yapılmıştır.

Kale müzesinde: Ortaçağ prenslerinin yaşamlarına ait objeler sergilenmektedir. Aslında: kalenin çoğu önemli birçok eşyası Napolyon tarafından gasp edilmiştir. Ama, yine de kalenin görkemli salonları görülmeye değerdir.

Kalenin incisi olarak Saray Müzesi görülür. Ayrıca: tüm yıl boyunca, kalede uluslar arası yaz Akademisi eğitimi verilmektedir. Ortaçağdan kalma odalarda: romantik ve düzenli konserler verilmektedir.

Kalenin avlusundan, Alplerin manzarasını seyretmeye doyamazsınız. Kaleye çıkmak isterseniz: 1892 yılından bu yana kullanılan “Festungsgasse” den kalkan feniküler demiryolunu kullanabilirsiniz.

Yolculuk 4 dakika sürüyor ve 100 metre yüksekliğe çıkılıyor. Kalenin açık bulunduğu saatler: 09.30-17.00 arasındadır. 10 kişilik guruplar için rehberli turlar düzenlenmektedir.

Giriş ücreti, yetişkinler için 11 Euro, 6-14 yaş arası çocuklar için 6.30 Euro, üstü için 10.10 Euro’dur. Bu ücretlere feniküler dahildir, feniküler kullanmadan kaleye girmek isterseniz, bu kez 7.80 Euro ücret ödemeniz gerekir.

Son bir not: kaleyi ziyaret ederseniz, kale içinde bulunan celladın evini mutlaka görmelisiniz. Öte yandan, Salzburglular, celladın evi yakınında bulunmanın uğursuzluk getirdiğine inanıyorlar.

MAKART YAYA KÖPRÜSÜ

Salzach nehri üzerinde bulunan köprü: aşıkların astıkları kilitlerle süslenmiştir. Aşıklar: birbirlerinden ayrılmamak için, buraya kilit asarlar ve anahtarlarını nehre atarlar.

SALZBURG OYUNCAK MÜZESİ

Şehirdeki bu oyuncak müzesi, 1978 yılında kurulmuştur ve Avrupa’nın en büyük oyuncak müzesidir. Müze: Bürgerspitalgasse caddesinde bulunuyor. Keyifli ve eğlenceli bir gün geçirmek istiyorsanız ve zamanınız varsa, mutlaka bu müzeyi ziyaret etmenizi öneririm.

Müzede, 25 yıllık bir gelenek gereği: her Salı ve Çarşamba günlerinde, öğleden sonra “Kukla Tiyatrosu” gösterisi yapılıyor.

Polonya Varşova

Polonya Varşova

 

Şehir, Polonya ülkesinin başkenti ve aynı zamanda en büyük şehridir. Avrupa Birliğine bağlı şehirler arasında, 6’ncı büyüklüktedir.

Dünya üzerinde en pahalı şehirler sıralamasında, 144 şehir arasında 113 sıradadır. Yaşam kalitesi açısından yapılan derecelendirmeye göre ise, 100 şehir arasından 87’nci sıradadır.

Vistül nehri: şehir merkezinden geçer. Şehrin Baltık Denizine uzaklığı ise, 350 km. dir. Şehir, deniz seviyesinden 1221 metre yüksekliktedir.

II. Dünya savaşı sonunda tamamen tahrip olan şehir: Polonyalılar ve Sovyetler Birliğinin yardımları ile yeniden inşa edilmiştir.

Bu arada: 9 Kasım 1940 tarihindeki Varşova Kuşatmasında gösterilen kahramanca direniş nedeniyle, Polonya ülkesindeki en önemli madalya olan “Virtuti Militari” şehre verilmiştir.

Evet, şehir her yıl 5 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir. Çok sayıda tarihi bina ve etkileyici sokak cadde görebilirsiniz.

Ancak: hemen başlangıçta şunu belirtmem gerekir ki: bu şehir II. Dünya savaşında en çok bombalanan şehirlerden birisidir ve şehrin % 85’lik bölümü yok olmuş ve daha sonra yeniden yapılmıştır.

Yani: bu şehri ziyaret edecekler: şehirde çok eskiye dönük ve orijinal tarihi bir şeyler beklemelidirler.

Giriş kısmı için son bir not: metro inşaatı nedeniyle, son yıllarda şehirde çok sayıda Türk bulunduğu söyleniyor ki, birkaç kez, yolda Türkçe konuşarak ilerleyenleri görmek mümkündür.

Polonya Varşova

TARİH

Bugünkü Varşova şehrinin bulunduğu yerdeki ilk yerleşim: 1300 yılında, Plock Masovia Prensi Boleslaw tarafından kurulmuş ve 1414 yılında, Mosovia Prensliğinin başkenti olmuştur.
1596 yılında, şehir: Polonya krallığının başkenti olmuştur. Daha sonraki yıllarda ise, sürekli gelişmiş ve hızla büyümüştür. 1655-1658 yılları arasında, şehir, üç kez yabancı istilacılar tarafından kuşatılır ve İsveçliler tarafından talan edilir.

1776 yılında, şehrin Polonya-Litvanya birliğinin başkenti olduğu görülür. 1796 yılında ise, Prusya krallığının başkenti olur. 1806 yılında, Napolyon bölgeyi işgal eder ve şehri, bölgede yeni oluşturulan Varşova Dukalığının başkenti yapar. 1816 yılında Varşova kraliyet üniversitesi kurulur.

1861 yılında, Polonya üzerindeki Rus yönetimine karşı ayaklanma çıkar ve Rus askerleri bu ayaklanmayı bastırırken, 5 Polonyalı milliyetçi ölür.

4 Ağustos 1915 ile Kasım 1918 tarihleri arasında şehir Nazi Almanya’sı tarafından işgal edilir. 11 Kasım 1918 tarihinde, İkinci Polonya Cumhuriyeti kurulur. 1920 yılına gelindiğinde ise, bu kez Polonya-Bolşevik savaşı çıkar ve Polonyalılar savaşı kazanırlar.

Temmuz 1944 tarihinde, Kızıl ordu Polonya topraklarını ve Varşova şehrini işgal eder. Stalin, bağımsız bir Polonya fikrine karşıdır.

Bunun üzerine Varşova ayaklanması başlar. 63 gün boyunca devam eden bu ayaklanma sonucunda, yaklaşık 150-200 bin Polonyalının ölümü sonunda: Kızıl Ordu şehir dışına çekilir.

Bu arada: Almanlar: şehri yerle bir ederler. Anıtlar ve hükümet binaları, özel Alman birlikleri tarafından yok edilir. Müze koleksiyonları Almanya içlerine taşınır.

17 Ocak 1945 tarihinde, Kızıl Ordu yani Sovyet Birlikleri Varşova şehrinin banliyölerindeki kalıntılara girer ve hızla ilerleyerek şehri ele geçirirler.

Her şeye rağmen, şehir Polonya ülkesinin başkenti, siyasi ve ekonomik yaşamın merkezi olmaya devam etti. Tarihi sokaklar, kiliseler ve binaların birçoğu, orijinal formlarında yeniden inşa edildi.

1979-1983 yılları arasında: John Paul II: dayanışma hareketi adı altında ülkedeki komünist yönetime karşı bir hareket başlattı. Aynı şahıs: 1979 yılında Papa olduktan sonra: Polonya’nın yenilenmesi yönünde, Zafer Meydanında vaaz verdi ve demokratik değişikliklerin yapılmasını istedi.

Polonya Varşova

ULAŞIM

Okecie de Warszawa uluslar arası havaalanı: ismini dünyaca ünlü besteciden almıştır “Frederic Chopin Uluslar arası havaalanı (WAW)” dır. İstanbul-Varşova arasındaki uçuş süresi, yaklaşık 2 saati biraz geçiyor. Varşova havaalanı çok modern ve şirin bir yer.

Havaalanı, şehir merkezine 10 km uzaklıktadır ve güney batıda bulunmaktadır.

Havaalanından şehir merkezine ulaşım için otobüs tercih ederseniz, yolculuk yaklaşık 25-40 dakika arasında sürmektedir. Otobüs kullanmak isterseniz 175 numaralı otobüsü kullanmalısınız, 1 bilet 4.40 zlotidir.

Gece otobüs bulunmamaktadır. Ulaşım için taksi düşünürseniz, havaalanı ile şehir merkezi arasında üç taksi şirketinin bulunduğunu bilmelisiniz. Bu şirketler, Terminal 2 Geliş salonu yakınında kendilerine ait yerde beklemektedirler.

PARA

Polonya’da: Euro’ya geçiş tamamlanmadığı için halen para birimi olarak “zlotisi” kullanılıyor. Bu yüzden, yanınızda Euro veya Amerikan Doları götürmenizi öneririm.

1 Zlotisi = 100 groszy. Dir.
Banknotlar: 10, 20, 50, 100 Zlotisi ve 1,2, 5 Zlotisidir.

Herhangi bir banka veya döviz bürosundan para değişimi yapabilirsiniz. Birçok yerde, büyük mağazalar, benzin istasyonları ve oteller ile restoranlar kredi kartlarını kabul ederler. Ancak: havaalanında hemen döviz değişimi yapmayın çünkü zarar edebilirsiniz.

1 Euro; şehir merkezinde 4 zloti iken, havaalanında 3.5 zloti’ye bozuluyor. Öte yandan zloti, uluslar arası geçerliliği olan bir para birimi değil, yani dönüşte yanınızda zloti kalırsa, bunu Türkiye’de veya başka bir ülkede kullanma şansınız yok, bu yüzden, yanınızdaki Euro veya Dolar cinsi paraları: günlük olarak ve küçük küçük bozdurmanızı ve son günlerde yanınızda fazla zloti bulundurmamanızı öneririm.

İKLİM

Şehirde, nemli karasal iklim egemendir ve buna bağlı olarak kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer. Ortalama sıcaklık: eksi 3 derece civarındadır. Temmuz ayında ise, sıcaklık ortalaması, 19.3 derecedir. İlkbahar ve Sonbahar: şehrin en güzel mevsimidir.

VARŞOVA ARMASI

Varşova şehrinin simgesi “deniz kızı” yani “Syrenka” dır. Bu nedenle, şehir içinde bol miktarda deniz kızı heykeli görebilirsiniz. Deniz kızının bulunduğu mühür, yani Varşova şehrinin simgesi, ilk olarak 1609 tarihli bir belgede kullanılmıştır.

En önemli deniz kızı heykeli ise: eski şehir meydanının tam ortasında, bir havuz ile çevrili olarak bulunmaktadır. Ancak, orijinal heykel: Varşova Tarih Müzesine taşınmıştır. Diğer deniz kızı heykelleri: Karowa caddesi üzerindeki Swietokrzyski köprüsü ve Vistula nehri kıyısında görülebilir.

Bu konuda, son bir not: efsanevi figür deniz kızı heykelinin hikayesini bilmek isterseniz: antik dönemde, Triton’un kızları: denizlerin derinliklerinde yolculuğa çıkarlar ve bunlardan birisi Danimarka kıyısında kalmaya karar verir. (halen Kopenhag şehri limanı girişinde bulunan deniz kıyı heykeli bunu ifade etmektedir), ikinci deniz kızı ise Vistula nehri sularının derinliklerine dalarak, warszowa köyüne kadar gelir ve dinlenmek için kumsala çıkar.

Ancak; bir tüccar: deniz kızına hayran olur ve onu takip eder, ele geçirir.

Polonya Varşova Maria Sklodowska Curui

MARİA SKLODOWSKA CURUİ

Radyoaktivite ile ilgili araştırmalar yapmasıyla tanınır. 7 Kasım 1867 yılında doğan Maria: fizikçi ve kimyager olarak tanınır.

Hatta: Nobel ödülü kazanan ilk kadın unvanına da sahiptir. 1903 yılında kocası ile birlikte Nobel Fizik ödülünü paylaşmış, 1911 yılında ise Nobel Kimya ödülünü almıştır.

Paris Üniversitesinde ilk kadın profesör olmuştur.

Evet: Maria: Polonya krallığının Rusya İmparatorluğunun bir parçası olduğu dönemde, Varşova’da gizlice okudu ve bilimsel eğitimine başladı. 1891 yılında ise, ablasını takip ederek Paris’e yerleşti.

Takip eden süreçte: Polonyum ve Radyumu bulmasıyla tanınır. 995 yılında: Paris’te Pantheon’da gömülmüştür.

FREDERİC CHOPİN

Varşova şehrine, yaklaşık 60 km. uzaklıkta bulunan Chopin köyünde; Fransız baba ve Polonyalı anneden doğan ünlü müzisyen: yedi aylık isen, ailesiyle birlikte Varşova şehrine taşınırlar.

Kendisi: besteci ve virtiöz piyanist olarak tanınır. 20 yaşında Polonya’dan ayrılır. Ancak, ayrılmadan önce, onun eserlerinin birçoğu ortaya çıkmıştı.

Hayatının geri kalan kısmını: Paris’te yaşadı. Orada: kompozisyonlarını satarak ve piyano öğretmeni olarak yaşamını sürdürdü.

Fransız Liszt ve Robert Schuman ile dostluk kurdu. 1849 yılında, Paris’te öldü.

Polonya Varşova Alışveriş

ALIŞVERİŞ

Şehirde alışveriş mekanlarının başında “Zlote tarasy” yani “Altın teraslar” gelmektedir. Bu modern alışveriş merkezi, merkezi tren istasyonunun hemen yanındadır ve 200 mağaza bulunmaktadır.

Tren garının hemen yanındaki bu alışveriş merkezinin ilginç görünümüne şaşıracaksınız. Sanki: İstanbul-Kanyon alışveriş merkezinin camla kaplanmış olanını düşünün, ancak içerisi Kanyon kadar lüks değildir.

Burada bulunan “Satürn” isimli alışveriş merkezinden ucuz elektronik cihaz satın alabilirsiniz. Cep telefonlarında vergi olmadığından, ülkemizden % 25 daha ucuz, dizüstü bilgisayarlar ise % 15 daha ucuz.

Bunun dışında: “De Galeria Mokotown” ve “Arkadia” isimli alışveriş merkezleri de, şehirde alışveriş için iyi seçeneklerdir. Buralarda, aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.

Polonya Varşova

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehirde toplu taşıma hizmetleri: saat: 05.00-23.00 arasında sürmektedir. Gece yarısı ile sabah 05.00 saatleri arasında ise, gece hatları servise girmektedirler.

Toplu taşım araçlarından yararlanmak için gereken biletleri: bilet kiosklarından veya bilet makinalarından satın alabilirsiniz. Hatta: sürücüden doğrudan satın alma imkanı da bulunmaktadır.

Metro

Şehirde 21 metro istasyonu bulunmaktadır. Kuzey-güney yönünde, sadece bir sabit hat bulunur. Metro hattı: Cuma ve Cumartesi geceleri saat: 03.00 de kapanır. Şehirde halen ilave metro hatları inşaatları sürdürülmektedir ki, bu hatlarda Türkler çalışmaktadırlar.

Tramvay

Tramvaylar, şehir genelinde, 29 hatta çalışırlar.

Otobüsler

Otobüslerin 140 hattı tüm şehri kapsamaktadır. Birçok otobüs: Warszawa Centralna tren istasyonu ve Metro Merkez İstasyonu yakınında durur.

Taksi

Şehirde faaliyet gösteren 30 taksi şirketi bulunmaktadır. Bu nedenle, taksi bulmak her zaman için kolaydır.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Polonya mutfağının ana besin maddesi, önce lahana ve sonra patatestir.

Polonya’nın ulusal yemeği olan “bigos” yerel lezzetlerden tatmak isteyenler için öncelikli olmalıdır.

Bu yemek: lahana turşusu, taze lahana, soğan ve mevcut hangi tür varsa o etten yapılır. Gerçek bigos: özellikle Noel ve Paskalya zamanlarında, bütün aile bir araya gelinerek yapılır ve yenilir.

Patates çok farklı şekillerde yenilir. Ama en meşhur şekli “placki ziemniaczane”dir. Genellikle ekşi krema ile servis edilir.

Çorbalar: Polonyada çok lezzetli ve popülerdir. Bunların arasında en tipik olanı “chlodnik” ve “barszcz czerwony” (pancara dayalıdır) çorbalarıdır. İşkembe ile yapılan, bol baharatlı “flaki” çorbası da tercih edilmektedir.

Polonyalılar: yemek ve etlerde genellikle çok baharat kullanırlar. Yemekler yanında, bira içilir.
Gelelim içeceklere: burada lezzetli votka çeşitleri içiliyor ki, bunlar “Zubrowka, Krupnik, Pieprzowka” olacaktır.

GECE HAYATI

Eski şehir bölümünde: gece yarısı bodrum barları ziyaret etmek mümkündür. Şehrin gece ve eğlence hayatı, eski şehir yani old town bölgesinde sürdürülüyor.

Özellikle: mazowiecka caddesi üzerinde, yan yana dizilmiş birçok diskolar bulunuyor. Bunlar: enklawa, rich and pretty, bank, organza.

Bunlar arasında, enklawa hariç diğerlerine gidebilirsiniz çünkü o mekanda, aşırı sayıda turist bulunuyor.

Polonya Varşova
Polonya Varşova

GEZİLECEK YERLER

Polonya Varşova Old Town, Stare Miasto
Polonya Varşova Old Town

OLD TOWN-STARE MİASTO

1980 yılında şehrin tarihi kent merkezi, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Burada dar sokaklarda yapacağınız yürüyüşlerden keyif alacaksınız. Ayrıca: yine burada çok sayıda hediyelik eşya satın alabileceğiniz küçük dükkanlar, kafeler ve restoranlar bulunuyor.

Burada, özellikle “zapiecek” isimli restorana uğramanızı ve “pierogi ruskie” adı verilen yemeği tatmanızı öneririm. Ancak, sossuz olmasını söyleyin çünkü sosunda domuz yağı var.

Polonya Varşova Royal Castle, Zamek Krolewski

 

ROYAL CASTLE-ZAMEK KROLEWSKİ

Burası: Polonya hükümdarları için ikametgah olarak yapılmıştır. 16’ncı yüzyıla kadar: Polonya kralı ve kraliyet mahkemesinin ofisleri ve kişisel çalışma yerleri burada bulunmuştur. Ancak: tarihi süreç içinde, İsveçliler, Almanlar ve Ruslar tarafından yağmalanmıştır.

1791 Anayasası burada hazırlanmıştır. 19’ncu yüzyıldaki çöküşün ardından Kasım ayaklanması, buradan idare edilmiştir.

1918 yılında ise, I. Dünya savaşı sonunda, kale, Polonya başkanının resmi ikametgahı olmuştur. 1944 yılındaki Varşova ayaklanmasında şiddetli çarpışmalar sırasında yıkılan kalenin kalıntıları, Eylül 1944 tarihinde Alman mühendisler tarafından tamamen tahrip edilmiştir.

Ancak: 1971-1984 yılları arasında: kale yeniden inşa edilmiştir ve 1971 yılından bu yana: Warszawa Royal Castle adı altında bir devlet kurumu olarak faaliyet sürdürmektedir. 1984 yılında ise, halkın ziyaretine açılmıştır.

1980 yılında eski kent ile birlikte, Royal Castle da, UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.

Kalenin, kale meydanına bakan cephesinin uzunluğu 90 metredir. Cephenin her iki ucunda, soğanlı ve sivri, birer kare kule bulunmaktadır. Sigismund kulesi ise: ana cephenin merkezinde bulunur. Bu saat kulesinin yüksekliği 60 metredir.

Günümüzde: burası ulusal bir müze olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda: resmi ziyaretler ve devlet toplantıları için de burası kullanılmaktadır. Ayrıca: geçici ve kalıcı sergiler bulunmaktadır.

Jagiellonian Odaları

Bu odalar: ikametgah olarak kullanılmıştır. Şimdi ise, Litvanyalı Jagiellon hanedanı üyelerinin bir dizi portreleri bulunmaktadır. 2011 yılında, bu odalar: resim, heykel ve dekoratif sanatın modern ürünleriyle yeniden döşenmiştir.

Parlamento Binası

16’ncı yüzyıldan itibaren Leh demokrasisi buradan yönetilmiştir. 1573 yılında yapılan Anayasa’nın en büyük özelliği dini serbestlik tanımasıdır. 1791 yılında burada kabul edilen Anayasa: Avrupa’nın ilk modern Anayasası özelliğini taşımaktadır. Bu Anayasa burada hazırlanmıştır.

Royal Apartments

Bu daireler de ikametgah için kullanılmış ve burada kral Stanislav Augustus yaşamıştır. 1776 yılında, komşu Kraliyet Şapeli: Domenico Merlini tarafından tasarlanmıştır.

Lanckoronski Koleksiyonu

Bu koleksiyon, 1994 yılında Kontes Karolina Lanckoronska tarafından 37 resim olarak buraya bağışlanmıştır. Koleksiyon içinde özellikle Rembrand’ın iki resmi (Yahudi Gelinin Babası ve Yahudi Gelin) ilgi çekmektedir.

Polonya Varşova
Polonya Varşova Kral Sigismund Sütunu, King Zygmunt III Waza Column

KRAL SİGİSMUND SÜTUNU-KİNG ZYGMUNT III WAZA COLUMN

Bu sütun: 1644 yılında inşa edilen kale meydanındadır. Ancak: kralın oğlu tarafından yapılan anıt; 1596 yılında, Krakov şehrinden, buraya taşınmıştır. 1681 yılında ise, kalıcı bir demir çit ile çevrelenmiştir.

Takip eden süreçte ise: sütun birkaç kez yenilenmiştir ki, en son olarak 1930 yılında yenilenmiştir. 1 Eylül 1944 yılında, Varşova ayaklanması sırasında, anıt Almanlar tarafından yıkılmış ve bronz heykel zarar görmüştür.

Daha sonra ise heykel onarılır. 1949 yılında savaştan sonra, yeni bir granit sütun üzerine heykel yeniden yerleştirilir. Orijinal sütunun kırık parçaları: günümüzde, Kraliyet kalesinin hemen yanında görülebilmektedir.

Bu nedenle: Kuzey Avrupa’nın en eski laik eserlerinden birisi olarak kabul edilmektedir.
Evet: kırmızı mermerden yapılan sütun: 8.5 metre yüksekliktedir.

Sütunun üzerinde, kralın heykeli ise 2.75 metre boyundadır.

Zırh giymiş ve bir elinde haç, diğer elinde kılıç taşımaktadır. Kaide ile birlikte sütunun toplam uzunluğu 22 metredir.

MARKET PLACE-RYNEK STAREGO MİASTA

Burası, Varşova’nın en eski şehir marketidir. İlk olarak 13’ncü yüzyılda, loncalar ve tüccarlar tarafından kurulmuştur. Çevresindeki evler ise, gotik tarzda, geç dönemde yeniden inşa edilmiştir. 1607 yılındaki yangında yok olan site: 1620 yılında yeniden yapılmıştır.

Evet, günümüzdeki yapı: en son olarak 1950’lerde yeniden inşa edilmiştir.

Varşova ayaklanmasında Almanlar tarafından havaya uçurulmuştur. Savaştan sonra ise, orijinal görünümü ile restore edilmiştir.

Günümüzde, burası şehri ziyaret eden turistlerin uğrak yeridir.

Polonya Varşova Barbican

BARBİCAN

Varşova Barbican: şehri çevreleyen tarihi surların günümüze kalan kalıntılarından biridir. Surlar: eski ve yeni şehri birbirinden ayırmaktadır.

Barbican denilen kapı: 1540 yılında Nowoniejska sokağı korumak için yapılmıştır. Bir İtalyan tarafından tasarlanmıştır. Burası: 14 metre genişliğinde ve 15 metre derinlikte bir hendekle çevrilidir.

Dış duvarlarının uzunluğu ise, 30 metredir.

1939 yılında: Varşova kuşatması ve ayaklanmasının ardından, Barbican Almanlar tarafından büyük ölçüde yıkılmıştır. 17’nci yüzyıldan kalan temeller üzerine, 1952-1954 yılları arasında yeniden yapılmıştır.

Günümüzde burada: kentin surlarının tarihi gösteren bir sergi görülebilmektedir.

Polonya Varşova Church of St Martin, Kosciol Sw Marcina

 

CHURC OF ST MARTİN-KOSCİOL SW MARCİNA

Kilise, eski şehir bölgesinin en uzun caddesi olan Piwna Street üzerindedir. İlk olarak 1356 yılında, Mazovie Dükü ve eşi tarafından yaptırılmıştır.

Ana gövdesi barok mimari özellik taşımaktadır. 1970 ve 1980’li yıllardaki ayaklanmalarda, kilise önemli rol oynamıştır.

Polonya Varşova Cathedral Basilica of the Martyrdom of St John the Baptist

 

CATHEDRAL BASİLİCA OF THE MARTYRDOM OF ST JOHN THE BAPTİST

Old Town, Swietojanska bölgesindedir.

Mütevazi binalar arasında sıkışmış durumdaki katedral: ilk olarak bölge kilisesi olarak 14’ncü yüzyılda yapılmıştır. Hatta daha öncesinde burada ahşap bir şapel bulunduğu söyleniyor.

Burada: düğün, taç giyme ve kraliyet cenazeleri düzenlenmiştir. Birçok Polonyalı kral, burada taç giymiştir. Aynı zamanda bazilika olduğundan, kriptalarında çok sayıda mezar bulunmaktadır.

Bunlar arasında: Mazovie dükleri, son Leh kralı Stanislaw Augusto, Cumhurbaşkanı ve Nobel ödülü kazanan yazar Henryk Sienkiewicz bulunmaktadır.

Günümüzde, yaz aylarında burada klasik müzik konserleri düzenlenmektedir.

Polonya Varşova Shrine of our Lady of Grace the Patron of Warsaw

SHRİNE OF OUR LADY OF GRACE THE PATRON OF WARSAW

Geç Rönesans tarzında; 1609-1629 yılları arasında inşa edilmiştir. İçinde; Varşova Patroness Our Layd’nin ünlü mucizevi bir portresi bulunmaktadır. Kilisenin önünde ise: yatan bir taş ayı heykeli bulunur.

Bu heykel: Papa tarafından Kral John Casimir’e bağışlanmıştır. Bu kayanın büyülü olduğuna inanılır ve söylenenlere göre: bu figür yani kadın: utangaç bir prensi beklemektedir.

Polonya Varşova Kanonia

KANONİA

Burası: katedral yakınındaki küçük ve üçgen bir meydandır. Meydanı çevreleyen eski tarz evler ve binalar: 17’nci yüzyıldan kalmadır. Hatta: eski dönemlerde burada bir mezarlık ve kilise bulunduğu söyleniyor.

Ayrıca: yine bu meydanda 17 büyük bronz çan asılıdır ve bunların ziyaretçilere iyi şans getireceğine inanılır.

Bu meydanın bir diğer özelliği de, Varşova şehrinin en dar evinin burada bulunmasıdır.

Eski zamanlarda, dış cephe genişliğine göre vergi ödendiğinden, ev sahibi akıllılık yaparak az vergi ödemek adına evin cephesini özellikle küçük yaptırmıştır.

Polonya Varşova Monument of the Warsaw Mermaid, Pomnik Warszawskie

MONUMENT OF THE WARSAW MERMAİD-POMNİK WARSZAWSKİE

Bu deniz kızı heykeli: eski şehrin tam merkezindeki meydanda bir havuzla çevrili olarak bulunmaktadır. Ama bu heykel kopyadır ve aslı Varşova Tarih Müzesinde sergilenmektedir.

Polonya Varşova Historical Museum of Warsaw

HİSTORİCAL MUSEUM OF WARSAW

Rynek Starego Miatsa bölgesindedir.

Müze, savaştan sonra yeniden inşa edilmiştir. Üç avlulu bir binadadır. Tarihin ilk çağlarından bu yana, ülke topraklarında elde edilen objeler sergilenmektedir.

Müze sinemasında ise: Lehçe, İspanyolca, Fransızca, Almanca ve İngilizce gösterimler sunulmaktadır. Bu gösterilerde, 1939-1945 yılları arasındaki Varşova hakkında bilgi verilmektedir.

Polonya Varşova Stone Stairs, Kamienne Schodki

STONE STAİRS-KAMİENNE SCHODKİ

Bu merdivenler, 15’nci yüzyıldan bu yana burada bulunmaktadır ve şehir merkezinden savunma surlarının dışına ulaşımı sağlamaktadırlar.

Ancak, başlangıçta bunlar ahşaptan yapılmış ve daha sonra, 18’nci yüzyılda taş olarak değiştirilmiştir.

İlginç olan konu: Napolyon Bonaparte: Varşova’ya yaptığı ziyaret sırasında bu merdivenlerden aşağıya yürümüştür.

Polonya Varşova New Town, Nowe Mıasto

 

NEW TOWN-NOWE MIASTO

Şehrin bu bölümü: 14’ncü yüzyılın sonunda kurulmuş ve 18’nci yüzyıla kadar: kendi yönetimi, belediye binası ve kilisesi ile şehirden ayrı bir bölüm olarak yönetilmiştir.

Ancak: burada görebileceğiniz anıt ve binaların birçoğu, Varşova ayaklanması sırasında, yani 1944 yılında Almanlar tarafından tahrip edilmiştir.

Özellikle: Pazar meydanı çevresindeki barok ve Neo-klasik binaların çoğu: savaş sonrasında yeniden yapılmışlardır.

Günümüzde: bu bölümün sokaklarında yürürken, büyüleyici yapılar, çok sayıda restoran ve kafeterya görebilirsiniz.

Ayrıca, şehrin bu bölümünde bol miktarda AVM bulunuyor ve zaten soğuk kış günlerinde halkın büyük kısmı, zamanını bu AVM’lerde geçiriyorlar.

Polonya Varşova Church of the holy Spirit

CHURCH OF THE HOLY SPİRİT

İlk ahşap kilise, 14’ncü yüzyılda burada inşa edilmiştir. Yaklaşık 300 yıldır: her yıl Ağustos ayı başında, Czestochowa yılında, Marian türbesine yapılan yıllık haç yolculuğu, bu kilisenin önünden başlamaktadır.

Polonya Varşova Church of st Jack

CHURC OF ST JACK

Buradaki kilisenin ilk olarak, 1603-1639 yılları arasında yapıldığı tahmin ediliyor. Varşova ayaklanması sırasında: kilise isyancılar tarafından: ikametgah ve hastane olarak kullanılmış ve Almanlar tarafından yıkıldığında ise, enkaz altında yüzlerce yaralı ölmüştür.

Polonya Varşova Maria Sklodowska, Crie Museum

MARİA SKLODOWSKA-CRİE MUSEUM

Müze, 1967 yılında kurulmuştur. Müzedeki sergide: Marie Cruie’nin hayatı ve faaliyetlerine ait objeler ve resimler, fotoğraflar sergilenmektedir. Kendisi: radyoaktivite ile ilk kanser tedavisini başlatmasıyla tanınır.

NEW TOWN SQUARE-RYNEK NOWEGO MİASTA

Burası: 15’nci yüzyılda oluşmaya başlamıştır ve eski şehir bölgesindeki benzerinin neredeyse iki katı büyüklükte, dikdörtgen bir meydandır. Meydanın ortasında, 1818 yılında yıkılan Belediye Binası bulunurdu.

Günümüzde ise, 19’ncu yüzyıldan kalma bir demir yığını duruyor ki burada; yeni Varşova şehrinin arması olan bir Virgin ve Unicom ile dekore edilmiştir.

Polonya Varşova Church of St Casimir

CHURCH OF ST CASİMİR

Burası başlangıçta bir kilise olarak yapılmasına rağmen, Kraliçe Maria Kazimiera Sobieska tarafından satın alınmış ve ikametgah olarak kullanılmıştır.

1944 yılındaki Varşova ayaklanmasında ise, burası bir isyancı hastanesi ve siviller için sığınak olarak kullanılmıştır.

Ancak, Alman bombardımanı sonrasında yıkılan ve enkaz haline gelen yapıda, enkaz altında yüzlerce kişi ölmüştür.

Polonya Varşova Sapieha Palace

SAPİEHA PALACE

18’nci yüzyılın ilk yarısında inşa edilen bu binanın mimari stili geç Barok dönemini yansıtmaktadır.

Burası bir askeri hastane olarak yapılmış ve kullanılmıştır. Ancak, 1830-1831 yılları arasındaki Kasım ayaklanmasında: kışla olarak kullanılmıştır.

1944 yılında ise, Almanlar tarafından tamamen tahrip edilmiş ve daha sonra yeniden inşa edilmiştir.

Günümüzde burası “İşitme engelli çocuklar için Eğitim Enstitüsü” olarak kullanılmaktadır.

Polonya Varşova Raczynski Palace

RACZYNSKİ PALACE

Burası, 18’nci yüzyıl başlarında Neo-klasik tarzda inşa edilmiştir. 1944 yılındaki Varşova ayaklanması sırasında isyancılar sarayı ele geçirdiler ve içinde bir hastane kurdular.

1 Eylül 1944 tarihinde, hastanenin içinde yaralı 430 kişi bulunuyor iken, yapı Almanlar tarafından ateş altına alınarak tahrip edilmiştir.

1948-1950 yılları arasında yeniden inşa edilmiş ve günümüzde: Ana Arşiv olarak kullanılmaktadır.

Polonya Varşova Warsaw Uprising Monument

WARSAW UPRİSİNG MONUMENT

Bu anıt: eşit olmayan şartlarda, 1944 yılındaki Varşova ayaklanmasında, 63 gün boyunca işgalcilere karşı direniş gösteren ve anavatanları için canını verenler için ithaf edilmiştir.

Anıt iki parçalıdır. İkinci bölümde, Almanlardan kaçmak için bir kanal sistemine girerken görülen direnişçiler, ilk bölümde bir köprü destek altında görülmektedirler.

Polonya Varşova Krasinksi Palace

KRASİNSKİ PALACE

Burası: Polonya ve Varşova’nın en güzel saraylarından birisidir. 17’nci yüzyılda Barok stilde inşa edilmiştir. Polonya Cumhuriyet Sarayı, Eski Yargıtay ve günümüzde ise Milli Kütüphane olarak kullanılmaktadır.

Bu kütüphanede: mucizevi savaşın dehşetini yansıtan çok sayıda el yazması eser bulunmaktadır. Bunun dışında, diğer Polonyalı ve ortaçağ dönemine ait el yazmaları da büyük önem taşımaktadırlar.

Polonya Varşova

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

Polonya Varşova Lazienki Krolewskie Park, Palace Complex

LAZİENKİ KROLEWSKİE PARK-PALACE COMPLEX

Lazienki park ve saray kompleksi: Avrupa’nın en iyi parklarından biri olarak kabul edilmektedir.

Kompleks: Polonya’nın son hükümdarı tarafından, 17’nci yüzyılda kurulan bir peyzaj bahçesi ve Kral Stanislaw için inşa edilen bir saraydan oluşmaktadır. Burası, kralın yazlık sarayı olarak görev yapmıştır.

Polonya Varşova Willanow Park, Palace Complex

WİLLANOW PARK-PALACE COMPLEX

Burası: Kral III. Jan Sobieski ve daha sonra ise II Augustus gibi aristokrat aileler tarafından yazlık konut olarak kullanılan bir yerdir.

Yapı: Avrupa Barok mimarisinin mükemmel bir örneği olarak kabul edilmektedir. Barok İtalyan bahçe ve İngiliz tarzındaki romantik bir park, yapıyı çevrelemektedir.

Burada, günümüzde önemli kültürel etkinlikler ve konserler düzenlenmektedir. Sarayın eski ahırının bulunduğu yer ise, Poster Müzesi olarak ziyaret edilmektedir.

Polonya Varşova Palace of Culture and Science

 

PALACE OF CULTURE AND SCİENCE

Burası: 1955 yılında tamamlanmış ve Sovyetler Birliğinin bir hediyesi olarak yapılmıştır. Joseph Stalin: bir hediye olarak binayı Polonya insanı için yaptırmıştır.

Bina: Sosyalist Realist mimarinin güzel bir örneğidir. 42 katlıdır. Yükseklik 230.68 metredir.

Günümüzde bile: Polonya ülkesinin en yüksek binası olma özelliğini korumaktadır. Bina içinde: tiyatro, müze, yüzme havuzu, bilim ve teknoloji müzesi, kukla tiyatrosu, sinema ve konser salonu bulunur. Yani, tam bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.

1989 yılında, şehir mimarları, bu yapıyı istemedikleri yönünde bir kampanya başlamışlarsa da, günümüzde burası kültürel bir miras listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Binanın 30’ncu katında bulunan seyir terasında: Varşova şehrinin muhteşem bir görüntüsünü izleyebilirsiniz. Ancak, buraya çıkmak isterseniz, akşam saat: 19.00’dan önce çıkmanız gerekiyor, çünkü o saatte kapanıyor.

Bu arada çıkış ücreti: yetişkinler 18 zloti, çocuklar için 12 zlotidir.

Polonya Varşova Warsaw Rising Museum

WARSAW RİSİNG MUSEUM

Müze; Varşova ayaklanmasının 60’ncı yıldönümünde yani 2004 yılında açılmış ve ülkelerinin bağımsızlığı için ölenlerin anısını yaşatmak için düzenlenmiştir. Müze içinde: interaktif ekranlar, video görüntüleri ve fotoğraflar ile ziyaretçilere o dönemler, yani ayaklanma dönemleri anlatılmaktadır.

Polonya Varşova National Museum

NATİONAL MUSEUM

Müze; antik dönemden günümüze kadar olan sürece ait zengin bir koleksiyon içermektedir. Binada: Dünya savaşı sırasında, devletin sanat hazinelerinden bir kısmı saklanmıştır.

Günümüzde ise: dünyanın birçok yerinden, sanat ile ilgili geçici sergiler düzenlenmektedir.
Binanın yan bölümünde ise, açık hava sergisinde: Polonya askeri hayatına ait objelerin sergilendiği Polonya Ordu Müzesi bulunmaktadır.

Polonya Varşova Copernicus Science Centre

COPERNİCUS SCİENCE CENTRE

Burası bir bilim merkezi olarak tanınmaktadır. Burada: her türlü deney yapılabilir. Herkes, her şeyden önce doğanın gizemini, kendi deneylerini yaparak eğlenerek öğrenmektedirler.

Polonya Varşova National Stadium

NATİONAL STADİUM

Varşova ulusal stadyumu: EURO 2012 yani Avrupa Futbol Şampiyonası için inşa edilmiştir. Eski şehir ve günümüzdeki şehir merkezine yakın konumdadır. Şehrin birçok yerinden de görülebilmektedir.

Polonya Varşova Multimedya Fountain Park

MULTİMEDYA FOUNTAİN PARK

Old town ve Vistula nehirleri arasında kalan bölgededir. Özellikle, akşamları ve sıcak yaz günlerinde, gerek Varşovalılar ve gerekse turistler için bir cazibe merkezidir.

Polonya Varşova Places Related To Fryderyk Chopin

 

PLACES RELATED TO FRYDERYK CHOPİN

Fryderyk Chopin: Varşova şehrinin en bilinen ünlülerinden birisidir ve şehirde ikamet ettiği yer: burasıdır. Kendisi, burada 20 yıl yaşamış ve müzik eğitimini burada almış, ilk konserlerini burada vermiştir.

Polonya Varşova Prozna Street, Ulica Prozna

 

PROZNA STREET-ULİCA PROZNA

Dünya savaşı sırasında, Varşova Yahudi Gettosu burada yaşamıştır. Getto binalarının çoğu, tamamen yok edilmiş ve bunların sadece birkaç tanesi bırakılmıştır. Bu bırakılanlar ise, caddenin her iki tarafından günümüze kadar korunmuştur. Ancak: tuğla ile çevrili orijinal duvarların çok küçük parçaları kalmıştır.

Polonya Varşova Nozyk Sinagogu

NOZYK SİNAGOGU

Dünya savaşından sonra, şehirde ayakta kalan tek Sinagog olarak önem kazanmaktadır. Sinagog 1902 yılında yapılmıştır.
Dünya savaşı sırasında, burası Almanlar tarafından depolama yeri olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise, ibadete açıktır.

Polonya Varşova Powazki Mezarlığı

 

POWAZKİ MEZARLIĞI

Avrupa’nın en eski mezarlıklarından birisidir. Burası: 19 ve 20’nci yüzyıllarda Polonyalı ünlü sanatçılar tarafından yapılan heykellerle doludur.

LAZİENKİ PARKI

Avrupa’nın en büyük parklarından birisi olarak bilinmektedir. Park alanı içinde: sincaplar, ördekler ve tavus kuşları, başıboş dolaşmaktadırlar.

Parkın içinde, özellikle ünlü besteci “Frederyk Chopen” in anıtını görebilirsiniz. Ayrıca: yine park alanı içinde: III. Jan Sobieski’nin anıtı da ilgi çekmektedir.

Çünkü: bu şahıs: Osmanlı imparatorluğunu Viyana kapılarından çeviren Haçlı Ordusunun başkomutanıdır.

Evet: bu büyük parkı hava güzelse gezebilirsiniz. Ama hava soğuksa gitmenizi önermiyorum.

Polonya Varşova Praga

PRAGA

Burası: duvarlarında kurşun izlerinin hala durduğu, geniş avlulu harabe binaların bulunduğu bir yer olarak dikkati çekiyor. Hani: İstanbul-Dolapdere gibi denilebilir.

Zaten şehrin bu bölümü, uzun yıllar bağımsız bir yer olarak kalmış ve 18’nci yüzyılın sonunda resmen Varşova merkezine bağlanmıştır.

Yıllar boyunca: üç farklı din (Katoliklik, Ortodoksluk, Yahudilik) burada barış içinde barınmışlardır. Ama, savaşın yarattığı yıkım buranın diğer en büyük özelliğidir ki, yazının başında belirttiğim gibi, hala bazı binalarda kurşun izleri görülebilmektedir.

Savaşın yarattığı yıkımın ardından, bölgedeki birçok sanayi tesisi: daha sonraki süreçte kültür merkezi, sinema, galeri ve bar haline getirilmiştir.

Aslında: buraya özellikle turistlerin gitmemesi yönünde bazı uyarılar bulunuyor ama şehirdeki en iyi partilerin de burada yapıldığı söyleniyor. Bu partilerde: avluda toplanan müzik gurupları müzik yapıyor, öte yandan “hotdog” lar partiye katılanlara ikram ediliyormuş.

“Piyanist” isimli filmi izleyenler olabilir, bu film işte burada çekilmiştir. Öte yandan: hani, yerlilerin turistleri asla girmemeleri yönünde uyardıkları bu bölge: yakın geçmişten bu yana: sürekli gelişmektedir.

Burada: sanat stüdyoları, galeriler, alternatif tiyatrolar, yer altı kulüpleri bulunmaktadır.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1

Dublin şehrinde, bu bölümdeki gezimize “Grafton Street” çevresindeki bölgelerden başlıyoruz.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1

Liffley ırmağının güneyinde bulunan cadde: Dublin şehir merkezindeki iki ana alışveriş caddesinden birisidir. Kuzeyde College Gren ve güneyde St Stephen Green arasında uzanır.
1980’lerden bu yana: cadde genellikle yayalara, müzisyenlere, şairlere ve mim sanatçılarına tahsis edilmiştir. Cadde boyunca: ünlü Brown Thomas alışveriş merkezi, Laura Ashley ve Mark&Spencer mağazaları bulunur.

Bewley’s Oriental Cafe

Yüzyıldan fazla zamandır Dublin şehrinin simgelerinden olan “Bewley’s Oriental Cafe”, şehirde ayak üstü içilen kahve kültürünün hakim olmasıyla, 2004 yılında kapılarını kapatmıştır.
İlk olarak 1927 yılında açılmıştır. Bewley ailesi, Fransa kökenlidir ve 18. yüzyılda İrlanda’ya taşınmışlardır. Bewley şirketi 1840 yılında kurulmuştur.

Cafenin en ünlü özelliklerinden biri: kahve ve çay salonlarında bulunan ve 1931 yılında ölen sanatçı Harry Clarke tarafından yapılan 6 paha biçilmez vitray pencere dizisidir. Harry Clarke odası: yüksek tavan, avizeler, tablolar ve heykeller ile binanın en büyük odasıdır. Cafenin “Oryantal Room” denilen bölümünde: bir tiyatro bulunur ve burada öğle saatlerinde tiyatro, akşam kabare, caz ve komedi gösterileri düzenlenir.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 St Terassa’s Church

St Teressa’s Church

Cafe’nin hemen yanındaki ara sokaktadır. Burada: Phyllis Burke tarafından yapılmış vitray camları ve John Hogan tarafından yapılan heykel ilgi çekmektedir.
Kilise, Dublin şehrindeki en eski Katolik kilisesidir ve ilk olarak 1626 yılında İrlanda’ya gelen “Discalced Carmelitler” tarafından sipariş edilmiş ve 1793 yılında inşa edilmiştir. Ön cephe: granit ve Porland taş kullanılarak yapılmıştır. Bugünkü şekline, sürekli genişlemeler nedeniyle, 1876 yılında ulaşmıştır.

Evet, yeni açılan birçok alışveriş merkezi kompleksi “Graffon Street” çevresindedir. Bunla arasında: Powerscourt Townhouse Centre” en ilgi çekendir.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Powerscourt Townhouse Centre

Powerscourt Townhouse Centre

1770’lerden kalma bu yapıda: daha önceleri Robert Mack tarafından tasarlanmış ve Viscount Powerscourt ikamet etmekteydi. Bu eski yapı: takip eden süreçte, balkonlarla çevrili ve cam çatılı avlusu ile birlikte zevkli bir şekilde yenilenmiştir.

Günümüzde: arka girişteki görkemli alçı işlerini görmek hala mümkündür.

Cuma ve Cumartesi günleri saat: 15.00 civarında binanın gezilmesine izin verilmektedir.
Öte yandan: burada, değişik fiyatlarla antika, el yapımı ürünler ve tasarımcıların elinden çıkma giysiler bulabilirsiniz. Ayrıca: birçok kafe ve restoran bulunur. En üst katta ise, bir sanat galerisi bulunur.

Evet, bu büyük alışveriş merkezinin açılış saatlerini de verelim: Pazartesi-Cuma günleri arasında saat 10.00-18.00 arasında ve Perşembe günü saat: 10.00-20.00 arasında ve Pazar günü saat 12.00-18.00 arasında açıktır.

Buradan ayrıldıktan sonra “South William No.58” de bulunan Dublin Civic Museum görülüyor.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Dublin Civic Museum

Dublin Civic Museum

Bu küçük müzenin bulunduğu yapı: eski Şehir Meclis Binasıdır. Burada: eski resim, fotoğraf, gazete küpürleri sergilenmektedir ve böylece: Dublin şehrinin geçmişi canlandırılmaktadır.
Müzede: eski sokak işaretleri, haritalar ve baskılara ek olarak, Viking eserleri, ahşap su şebekesi ve kömür kapakları görebilirsiniz.

Özellikle: müzenin baş eseri olan ve 1966 yılında IRA tarafından bombalanana kadar “O’Connel Street” de duran “Nelson’s Pillar”ın (yani Nelson Sütununun) tepesi, günümüzde burada sergilenmektedir.

Powerscourt Centre’in ön cephesinin tam karşısındaki yoldan devam ederseniz, bu kez başka bir alışveriş merkezine ulaşacaksınız.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 George’s Street Arcade

George’s Street Arcade

Burası, Avrupa’nın ve İrlanda’nın en eski alışveriş merkezidir ve şehrin merkezindedir. Bu kapalı Victoria tarzı alışveriş mekanında: sizi butik dükkanlar ve moda giyim, takı, koleksiyon öğeleri, hediyelik eşyalar ve harika yemek ve gıda seçenekleri ile birlikte çok daha fazla değişen tezgahlar beklemektedir.

Öte yandan, burada geleneksel ve modern karışımı kafeler de bulabilirsiniz. Tüm bunlar, 18. yüzyıla ait kemerler altında hizmet verirler.

Graffon caddesi ve Temle Bar bölgesinde yürüyün ve 1881 yılından beri Dublin şehrinde hizmet veren bu harika çarşıyı mutlaka gezin.

Evet, ilk olarak 1881 yılında yapılan bu çarşı: Ağustos 1892 tarihindeki yangından etkilenmiş ve Eylül 1894 tarihinde yeniden yapılmıştır.

Grafton Street’in yukarı bölümünde: Nassau Street ile kesiştiği yerde, bir heykel göreceksiniz.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Molly Malone Heykeli

Molly Malone Heykeli

Grafton Streettedir.
Heykel: 1988 Dublin Millenium kutlamaları öncesinde Jeanne Rynhart tarafından yapılmış ve kutlamalar sırasında Dublin Belediye Başkanı Alderman Ben Briscoe tarafından açılmıştır.
Heykelde: 17.yüzyıl kostümlü bir genç kadın olarak Molly İllustates canlandırılmaktadır.

Molly: meşhur 18. yüzyıl şarkısını anlatan, el arabası ve derin dekoltesiyle dikkati çekmektedir.
Molly: sokaklarda tarak ve midye satarak geçimini sağlayan biridir. Ancak, bu satıcı genç kadın genç yaşta ölmüştür ve onun hayaletinin Dublin sokaklarında dolaştığı söylenir.

Öte yandan: heykeli tasvip etmeyen yöre halkından bazıları: bunu “Tart with the Cart” yani “el arabalı fahişe” olarak isimlendirmişler, tepki göstermişlerdir.

Molly heykelinden aşağı doğru giden caddede ilerlerken bir bina görülür.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Bank of İreland
İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Bank of Ireland

Bank of Ireland

College Green adresindedir.
İnanılmaz bir bina ve mimari. Neredeyse anıtsal ve güzel formu ve duvarları ile Dublin şehrinin merkezindeki bu bina, bence şehirdeki en güzel binalardan birisidir.

1729 yılında İrlanda Parlamentosuna ev sahipliği yapması için inşa edilen ve Dublin şehrindeki birçok binanın mimarı olan James Gadon tarafından tasarlanan bu çarpıcı yapı: 18. yüzyıl duvar halıları ve panelli tavanıyla birlikte etkileyici bir salonu barındırır.

Bina yapıldıktan sonra orijinal hali üzerine birçok eklemeler yapılmasına rağmen, ortaya çıkan günümüzdeki görüntü mükemmel bir uyum içindedir.

Bağımsızlıktan sonra parlamentonun burada olması için yapılan planlar gerçekleşmemiştir. Parlamento için: Kildare Street’deki “Leinster House” tercih edilmiştir. Yapı inşa edildikten sonra, 1797 yılında İngiliz Başbakanı William Pitt: İrlanda’da dini şiddete bir son getirmek için tek yol olarak İrlanda Parlamentosunu kapattı ve İngilizler ile birleşmeleri konusunda kendilerini ikna etti.

Bunun sonucunda 1801 yılında “Birlik Yasası” geçti. Ancak İngiltere Kralı George III: anti-Katolik yasaları nedeniyle, Pitt’in istifasını istedi ve bunun üzerine, İrlandalılar: kendi bağımsız hükümetini kaybetme karşılığında hiçbir şey elde edemediler.

Ardından 2 yıl boş duran bu bina: 1803 yılında satıldı. Günümüzde burası bir banka olarak kullanılmaktadır.

“Irish House of Lords” salonu: Burası binanın Parlamento olarak kullanıldığı dönemde Lordlar Kamarasının çalışma yeridir. Highlights Meclisi; oturumda iken dışarıdan dikkat dağılımının önlenmesi için: ön revak penceresiz olarak inşa edilmiştir.

Ayrıca: yine burayı ziyaret ederseniz, 18.yüzyıl duvar halıları, parlak kristal avize ve altın topuz ilginizi çekecektir.

Binanın: Amerika-Washington şehrinde bulunan “Amerika Birleşik Devletleri Capitol Binasının tasarımı üzerinde etkisi olduğu söyleniyor.

Bankanın arka tarafında: Foster Place girişinde: İrlanda Bankası Sanat Merkezi (Bank of Ireland Arts Centre) bulunuyor. Burada: sanat sergileri, konserler ve edebiyat okumaları yapılıyor.

Okumalar, öğle zamanı resitalleri ve sergilere giriş ücretsizdir. Yapının üst katında: bankacılığın tarihi ve kısa ömürlü İrlanda Parlamentosu hakkında bir sergi bulunuyor.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Trinity Colalge

TRİNİTY COLLAGE (DUBLİN ÜNİVERSİTESİ) 

Üniversite: görkemli binalar, geniş meydanlar ve yeşilliklerden oluşan ve dışarıdaki yoğun trafik tarafından çevrelenen “College Green” bölgesindedir.

İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth tarafından 1592 yılında: Anglo İrlanda Hanedanlığının üyelerini eğitmek için kurulan üniversite: College Street caddesindedir ve 1700 yılından bu yana: günümüzdeki konumunda olmuştur. Batı kanadı 1752 yılında Theodore Jacobsen tarafından tasarlanmıştır.

Ancak biraz önce de söylediğim gibi, başlangıçta, yalnızca Protestan erkek öğrencilere açıktır.
1793 yılında Katolik kilisesi, buraya katılan Katolikleri aforoz etmekle tehdit etti ve bir Katoliğin Protestan üniversitesine gitmesinin ölümcül günah olacağını ilan etti.

Bu durum ancak 1970 yılında değişti. Kadınlar ise, 1904 yılından itibaren buraya kabul edilmeye başlandılar.

Üniversitenin ünlü mezunları arasında: Oliver Goldsmith, Jonathan Swift, Oscar Wilde, Samuel Beckett, filozof Edmund Burke, yazarlar Dean Jonathan Swift (Gulliver’in Seyahatleri) ve Bram Stoker (Dracula) sayılabilir.

Ayrıca: İrlanda’nın ünlü direniş kahramanlarından Robert Emet ve Wolfe Tone de burada eğitim görenler arasındadırlar. İrlanda’nın eski cumhurbaşkanlarından Mary Robinson da buradan mezundur.

Trinity College

Ön batı girişinde iki heykel bulunur. Bunlardan: sağda olanı oyun yazarı Oliver Goldsmith’e aittir ve 1864 yılında John Foley tarafından yapılmıştır.

Diğer heykel: İngiliz Muhafazakarlarının babası olarak tanınan ve 1868 yılında John Foley tarafından yapılan filozof Edmund Burke heykelidir.

Günümüzde; üniversite, tüm inançlara, cinsiyet ve milliyetten öğrencilere açıktır. Yani: şehrin en güzel yerlerinden biri olmanın yanı sıra bir akademik üne sahiptir. Öte yandan: şehrin coğrafi ve sosyal merkezi konumundadır.

Burayı gezmek için en iyi yol yürüyüş turudur. Öğrenciler tarafından düzenlenen bir rehberli yürüyüş turana katılırsanız: her bina ve bölge ile ilgili anlatılan hikayeleri dinleyebilirsiniz. Bu turlar, hergün batı kapısından başlayarak yapılır ve 40 dakika sürer.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Trinity Collage

1752 yılında inşa edilen “Batı Kanadı” boyunca yürürseniz: her iyi yanda bulunan: Edmund Burke ve Oliver Goldsmith’e ait heykelleri görebilirsiniz.

Bu turlarda özellikle: eski kütüphane ve Long Room ilgi çekmektedir. Ben sizlere, diğer yerler hakkında da aşağıda bilgiler vereceğim.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Book of Kells

Eski Kütüphane Binası-Book of Kells

Dublin şehir merkezinde Trinity College’de bulunan görkemli kütüphane binası, 18. yüzyılda inşa edilmiştir.

Burada: dünyaca ünlü, 9. yüzyıldan kalma gospel el yazması “Book of Kells” bulunmaktadır. Bu kitap: üniversitenin en önemli mirasıdır ve Başpiskopos James Usher tarafından bağışlanmıştır.

Kitap: “Turning Darkness into Light” yani “Karanlıktan Aydınlığa” olarak isimlendirilen ve eski kütüphanenin adlında bulunan “Colonnades” denilen yerde görülebilir.

Bu serginin başlangıcında: el yazmalarını aydınlatan bir dizi ışıklı pano bulunur. Kitap: diğer ışıklandırılmış el yazmaları ile birlikte görülür. Tüm kitapların sayfaları: 6 haftada bir değiştirilmektedir.

Kells Kitabı

Dünyanın en güzel el yazmalarından birisidir. Parşömen el yazması 680 sayfadır ve dört İncil’den Latince metinler içerir.

Kitabın muhtemelen: İskoçya açıklarındaki bir adada MS.561 yılında kurulan bir manastırda yazılmaya başlandığı ve İrlandalı rahipler tarafından MS.800 yılında tamamlandığı düşünülmektedir.

Daha sonra ise 806 yılında, Vikingler adaya saldırdıklarında, rahipler kitabı korkuyla toprağa gömülmüş, adayı terk etmişlerdir. Ardından: 1653 yılında kitap yeniden keşfedilmiştir.

Dikkat, bu sergi çok popüler olduğundan girişte uzun kuyrukları beklemeye hazırlıklı olmalısınız. Çünkü: her yıl 500 bin kişi bu kitabın bulunduğu sergiyi ziyaret etmektedirler. Dublin şehrinde en çok ziyaret edilen 5. yer olarak önem kazanmaktadır.

Ziyaret günleri ve saatleri şöyledir: Pazartesi-Cumartesi saat 09.30-17.00 arasında ve Pazar günleri saat: 09.30-16.30 arasındadır. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 9 Euro, öğrenciler için 8 Euro ödemek gerekir, 12 yaş altı çocuklar ücretsizdir.

Long Room

Eski kütüphane binasının yukarısındadır ve 1732 yılında açılmıştır.
Buranın uzunluğu 65 metredir ve burası 200.000 eski kitap ile doludur. Bu kitaplar 1712-1732 yılları arasına tarihlenir. Burada: düz alçı bir tavan ve kitaplar için açık bir raf bulunur. İki yanda pencereler bulunur.

1850’lerde bu raflar tamamen doldurulmuştur. 1801 yılından bu yana: İngiltere ve İrlanda’da yayınlanan her kitabın ücretsiz bir kopyası buraya teslim edilir. 1860 yılında: çatı, mevcut beşik tonozlu tavan ve üst galeri kitaplıklar yapılması için yükseltilmiştir.

Özellikle: orijinal bir Shakespeare kitabı ilgi çekmektedir.

Salonda: 14 mermer büst bulunur ve bunlar, koleksiyon olarak heykeltıraş Peter Scheemakers tarafından 1743 yılında toparlanmıştır.

Değişik heykeltıraşlar tarafından yapılan bu büstler: Trinity College ile bağlantılı, erkek, batı dünyasının büyük filozofları ve yazarlarına aittir.

Koleksiyondaki en iyi büst: yazar Jonathan Swift’e ait olandır ve heykeltıraş Louis Francois Roubiliac tarafından yapılmıştır.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Trinity Collage

Evet üniversite içinde yürümeye devam ettiğimizde: Front Square ve Parliament Square bölgeleriyle karşılaşıyoruz. Burada: solda bir yapı görülüyor.

Dining Hall

Burası: Richard Castle tarafından tasarlanmıştır ve 1740 yılında ilk defa yapıldıktan sonra tonozlar çökmüş ve defalarca yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Öğrenciler tarafından kullanılan bir restoran ve kafedir.

1984 yılındaki yangından sonra ise Dublinli mimarlar Blacam ve Meagher tarafından restore edilmiştir.

Chapel-Küçük kilise

Bu dini yapı 1798 yılında, Sir William Chambers tarafından tasarlanmıştır.

Alçı süslemeler, vitray camlar ve 18. yüzyıldan kalma bir kutuda bulunan 20.yüzyıl orgu ilgi çekmektedir. Tavanın ince alçı süslemeleri Michael Stapleton tarafından yapılmıştır. Merkez koridor boyunca birbirine bakan meşe pewsler geleneksel düzeni korur. Org: güney uçta bir galeride bulunur.

Ayrıca: tüm dini mezhepler tarafından kullanılması ile İrlanda’da benzersizdir. İç tavan içine yerleştirilen yarı dairesel pencereler ile aydınlatılır.

Chapel’in karşısında bir yapı daha görülüyor.

Examination Hall

Sir William Chambers tarafından tasarlanan burada konserler verilmektedir. Binanın alçı süslemeli tavanları, Dublin Writer’s Museum’un da tavanlarını yapan Michael Stapleton tarafından yapılmıştır.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Campaline

Campaline

Kütüphane meydanı yakınındaki bu kule; 30 metre yüksekliğindedir ve Üniversitenin çanına ev sahipliği yapmaktadır. Yapı: 1853 yılında; granit, dökme demir ve porland taşından Sir Charles Lanyon tarafından yapılmıştır.

Başlangıçta her iki tarafın binalarla bağlantılı olması amaçlanmıştır.

Korint sütun çevrili ve dökme demir ızgaraları ile uzun boylu, yuvarlak başlı, açıklık taraflarından delinmiş silindirik bir hazne ile zengin detaylara sahiptir.

Çan kulesinin dibindeki heykeller: Thomas Kirk tarafından yapılmıştır ve ilahiyat (bir elinde haç tutmaktadır), bilim, tıp ve hukuk temsil e dilmektedir.

Günümüzde “Trinity College” temsil eden popüler bir yapı olarak bilinmektedir. Ayrıca: bir batıl inanca göre: bunun altından geçen öğrenciler, sınavlarda başarısız olurlar.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Berkeley Library

Berkeley Library

Piskopos George Berkeley onuruna yaptırılan kütüphane: Trinity College kampusünde Fellow Meydanının ucundadır.

1960 yılında düzenlenen uluslar arası bir yarışmada başarılı olan Mimar Paul Koralek tarafından 1967 yılında tamamlanmıştır.

Bu yeni kütüphane: eski binaların arasında bir podyum üzerinde bir avlu oluşturur. Birinci ve ikinci katlar aydınlatılmış büyük bir okuma salonu ve kitap depolama alanlarına erişim bölümlerini oluşturmaktadır.

Zemin kat ise, kataloglar ve referans bölümüne ev sahipliği yapmaktadır. Burada: yerleşik mobilya düzeni, küçük hücreler şeklinde okuma yerlerinden oluşmaktadır. Duvarlarda: beton ve granit dik forumlar görülmektedir. Binaya doğal ışık sağlayan kavisli cam cumbalı pencereleri ilgi çekmektedir.

Bahçesinde “İtalyan heykeltıraş Arnoldo Pomodoranın eseri “Sfera con Sefar” bulunmaktadır.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Douglas Hyde Gallery

Douglas Hyde Gallery

Fellow Square karşısında, İrlanda’nın ilk cumhurbaşkanı onuruna 1978 yılında kurulan Douglas Hyde Gallery: Trinity College içinde bulunan bağımsız bir kuruluştur. (1984 yılından sonra bağımsız olmuştur)

Galerinin fuar programı, büyük çağdaş uluslar arası sanatçıların yanı sıra gelişmekte olan İrlandalı sanatçılar ve Etnografik ve zanaat eserleri zaman zaman sergilerle ziyaretçilere sunulmaktadır.

Galeri ayrıca zaman zaman konser ve müzik etkinliklerine de ev sahipliği yapmaktadır.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Samuel Beckett Centre

Samuel Beckett Centre

Tiyatro 1992 yılında Trinity Kolejlin açılış kutlamaları için 20. yüzyılın en yenilikçi yazarlarından Samuel Beckett onuruna inşa edilmiştir.

Merkez: tiyatro performansları, İrlandalı film müzikleri, tiyatro Drama çalışmaları ve lisansüstü derslerinde akademik dereceler sunmaktadır. Merkezde 208 sandalyeli prova alanı, soyunma odaları ve küçük bir tiyatro vardır.

Drama bölümü kampus tiyatrosudur. İrlanda dışında: Avrupa, Japonya ve Amerika: dans ve tiyatro guruplarının ziyaretlerine ev sahipliği yapmaktadır. Dublin Tiyatro Festivali de burada yapılır.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1

Eğer üniversite hayatını yakından görmek istiyorsanız, kampüsün ana giriş kapısının aksi yönündeki “College Park” denilen yerde bulunan “Pavillon” u tercih etmelisiniz.

Hava güzel ise, birçok öğrencinin burada çimler üzerinde güneşlendiğini görmek mümkündür. Burada dinlenebilir, rugby takımının antremanlarını izleyebilir ve öğrencilerin sohbetlerini dinleyebilirsiniz.

Hava soğuk ise: Dining Hall binasının altında bulunan, yemek de yenebilen “Buttey” tercih edilebilir.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Dawson Street ve Kildare Street

DAWSON STREET VE KİLDARE STREET

College Green’den sonra, Nassau Street’in başlangıcına çıkıp, sağa dönerseniz “Dawson Street”e ulaşırsınız.
Burada, genellikle butikler ve kitapevleri bulunur.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Royal Hiberian Way

Royal Hiberian Way

Burası bir alışveriş kompleksidir ve Royal Hiberian Hotel’in yerine yapıldığından bu ismi almıştır. Burası: Dublin şehrinin en işlek yaya alışveriş bölgesidir. Grafton Street’e bitişik bu butik alışveriş merkezinde 23 mağaza vardır. Birimler: Lord Mayor Walk üzerinde yer almaktadır.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 St Anne’s Church

St Anne’s Church

Anne Street South’a bakan bu kilise: 19. yüzyıldan kalan vitray pencereleri ve konserleriyle tanınır. Kilise: 18. yüzyılda caddenin ismiyle türetilmiştir ve 1707 yılında kurulmuştur. Ancak kilise 1707 yılında kurulmuş olmasına rağmen, bina 1721 yılında tamamlanmıştır.

Mansion House

Burası: 1715 yılından bu yana: Dublin Belediye Başkanlarını ağırlamaktadır ve günümüze kadar bu durum devem etmiştir.

Yapı: 1710 yılında Joshua Dawson isimli bir tüccar için yapılmış ve sokağa onun ismi verilmiştir. Buranın en büyük özelliği “Round Room” denilen yerdir. Burası: 21 Ocak 1919 yılında İrlanda Parlamentosunun Bağımsızlık Bildirgesini kabul ettiği yerdir.

Bina: 1930 ve 1940’lı yıllarda: yeni bir City Hall binası yapılmak için burası yıkılmak istenmiş ama sonradan vazgeçilmiştir.

Evet şehirde yürümeye devam ediyoruz. Şimdi: Molesworth Street üzerinden aşağı doğru yürüyoruz. Bu cadde üzerinde birkaç tane sanat galerisi bulunuyor. Aşağıya doğru devam ettiğimizde, yine ünlü bir yapı ile karşılaşıyoruz.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Leinster House

LEİNSTER HOUSE

Kildare Street üzerinde bulunan burası: bir zamanlar İrlanda Parlamentosuna ev sahipliği yapmış ve Kildare kontları burada çalışmıştır. Binanın ismi; İrlandaca “Laighean Teach” olarak bilinir.

Mimar Richard Cassels tarafından tasarlanan yapı: ilk olarak Kildare Kontu James Fitzgerald Kildare Earl tarafından 1745-1748 yılları arasında yaptırılmıştır ve Kildare Evi olarak bilinmiştir.

1776 yılında, evin sahibi Leinster Dükü olunca, evin ismi de Leinster House olarak değiştirilmiştir.

Yapının tasarımı: İrlanda ve İngiltere’de dönemin binalarının özelliğidir. Bu tasarımın: ABD Başkanının ikamet ettiği beyaz saray için bir model oluşturduğu iddia edilmektedir. Bu iddia: 1792 yılında Beyaz Saray’ın tasarım yarışmasını kazanan James Hoban tarafından uygulanarak gerçeklik kazanmıştır.

Hoban: 1762 yılında İrlanda’da doğmuş ve Dublin şehrinde mimarlık okumuş ve dolayısıyla Leinster House tasarımını öğrenmiştir.

Aynı dönemde

Evin sahibi olan Lord Edward Fitzgerald: Mayıs 1798 tarihindeki ayaklanma öncesinde yakalanmış ve yaralanarak ölmüştür.

1815 yılında: Augustus Frederick: Leinster III. Dükünden: Royal Dublin Society adına konağı satın almıştır.

Ardından: binaya “Dail Odası” başta olmak üzere, kapsamlı eklemeler yapılmıştır.

Tarihi olayların bir kısmı: Leinster House’da gerçekleştirilmiştir. İrlanda’da ilk balon tırmanışı Temmuz 1783 tarihinde Lawn Richard Crosbie tarafından buradan yapılmıştır.

Büyük Sanayi Fuarı: 12 Mayıs 1853 tarihinde, Leinster Bahçesinde açılmıştır.
1924 yılında, tüm bina, İrlanda Devleti tarafından satın alınmıştır.

Günümüzde: Leinster House içinde: Dail Eireann (Temsilciler Meclisi) ve Seanad EIREANN (Senato) ve Parlamento (Ulusal Meclis) bulunmaktadır.

1800 yılı sonlarında yapıya iki yeni kanat eklenmiş ve İrlanda Ulusal Kütüphanesi ve İrlanda Ulusal Müzesi buraya yerleşmiştir.

Bina: parlamentonun toplu bulunmadığı zamanlarda ziyarete açıktır.

Sokağın batısında “National Library” bulunmaktadır ve onun hemen yanında ise “National Museum” görülür.

National Library

Kildare Street üzerinde bulunan İrlanda Ulusal Kütüphanesi: Royal Dublin Society tarafından sahip olunan koleksiyonların bilim ve sanat hizmetinde kullanılması için, 1877 yılında çıkarılan “Bilim ve Sanat Müzesi Kanunu” gereğince Kamu Derneği tarafından kurulmuştur.

Bu düzenleme: 3 Mayıs 2005 tarihinde özerk bir kültür kurumu olarak İrlanda Milli Kütüphanesi kurulması ile sona erdi.

Koleksiyon: günümüzdeki yerine 1890 yılında taşınmıştır.

Koleksiyonda 8 milyon üzerinde ürün bulunmaktadır ve böylece: dünyada İrlanda belgesel malzemesinin en kapsamlı derlemelerine ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar arasında bulunanlar: müzik, dergi ve fotoğraflardan, haritalar, el yazmaları ve soy malzemeleri sayılabilir.

Kütüphanede bir daimi sergi bulunmaktadır. Bu sergi: “William Butler Yeats’in hayatı ve eserleri” sergisidir ve bu ödüllü sergi İrlanda’nın en büyük şairinin şiir ve mirasını keşfetmek isteyenler için gezilmesi gereken bir sergidir. Bu daimi sergi yanında, sık sık tematik sergiler düzenlenir.

Kütüphane binasında bulunan tesisler şunlardır: sergiler, secere danışmanlığı hizmeti, okuma salonu, kafe, tekerlekli sandalye.

Kütüphanenin okuma salonlarına girmek için bilet almak şarttır. Biletler: çalışma saatleri içinde alınabilir. Burada: İrlanda ile ilgili binlerce belgeye ulaşmak mümkündür. Geçici sergiler ise, genellikle görkemli binanın girişinde düzenlenir.

Kildare Street’de diğer önemli yapı ise, bir müzedir.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Museum of Archeology and History

 

Museum of Archeology and History

Burası: Dublin şehrindeki en önemli tarih koleksiyonunu barındıran “National Museum” un, dört bölümünden birisidir. Müzenin açık bulunduğu gün ve saatler: Salı-Cumartesi günleri saat: 10.00-17.00, Pazar günü saat: 14.00-17.00 arasındadır.

Pazartesi kapalıdır. Giriş ücretsizdir.
1890 yılında açılan müze binasının yalnızca kendisi bile ilgi çekmektedir.

Özellikle: girişi ( bu sütunlu giriş Roma mimarisine bir saygı olarak kullanılmıştır) ,kubbemsi yapısı, mozaik yer döşemeleri, kapı üstlerindeki mavi ve sarı renkli mineli çini süslemeleri ve kapı pervazları ilgi çekmektedir.

Bina: mimar Thomas Manly Deane ve oğlu tarafından tasarlanmıştır. Victoria Palladian tarzında inşa edilen yapı: 1820’lerde Karl Schinkel tarafından tasarlanan Berlin Altes Müzesine benzemektedir.

Neoklasik etkiler, sütunlu girişi 20 metre yüksekliğe kadar yükseltir ve Roma’daki Pantheon örnek alınarak, kubbeli kubbeli görülebilir. Rotond içindeki klasik sütunlar: şehrin çevresindeki ilçelerin ocaklarından çıkarılan mermerlerden yapılmıştır.

Büyük merkez salon üzerinde bir balkon bulunur ve ince dökme demir sütunlarla desteklenmiştir. İç zenginlik, antik Yunan ve Roma uygarlıklarını hatırlatan motiflerle süslüdür. Muhteşem mozaik zeminde: klasik mitolojiye ait sahneler tasvir edilmektedir.

Lüks fayans şömine ve kapı da ilgi çekmektedir. Oyma ahşap kapıyı da mutlaka görmelisiniz.

Müzede: 7 galeride, tunç çağından kalma İrlanda altınları ve diğer arkeolojik buluntuları görebilirsiniz.

Müzenin ikinci katında: yaklaşık 400 yıl boyunca burada hükümranlık yapan Viking dönemi kalıntıları sergilenmektedir.

Müzenin kalıcı sergileri şu bölümlere ayrılmaktadır

Hazine

İrlanda’nın altınları, Prehistorik İrlanda, Krallık, Viking İrlandası, 1550-1150 yılları arası, Antik Mısır, Eski Kıbrıs Seramik ve Cam, Roma dünyasında yaşam ve ölüm.

“İreland’s Gold” (İrlanda’nın altını) bölümünde

MÖ.7000’den 2000 yılına kadar olan süreçte: kuyumcular hünerlerini sergilemişlerdir. Ortaçağdan kalma hazinelerin içinde: Ardagh Chalice (Ardagh kadehi) ve Tara Brooch’un (Tara Broşu), Derrynaflan Definesi yanı sıra Vikinglerden kalma metal işlemeler de bulunmaktadır.

Müzede ayrıca

bir Mısır Galerisi ve İrlanda’nın bağımsızlık öyküsünün anlatıldığı bir sergi de vardır. Büyüleyici antik Mısır sergisinde: mumya ve yanı sıra steller, mezar mobilyaları, tablolar, takı ve ev eşyaları görülür. Müze kayıtlarında: burada sergilenen eserlerin, 1890-1920 yılları arasında Mısır’da yapılan kazılarda elde edildiği alenen yazılmaktadır.

Bu Mısır ne alem bir memleket, dünyanın birçok ülkesi müzelerinde, buradan elde edilen eserler, gerine gerine sergileniyor, anlamıyorum, her şey bulunduğu yerde sergilenmeli.

Burada sergilenen en önemli nesneler arasında: yaldızlı ve boyalı koruyucu içinde, 22. Hanedan üyesi Tentdinebu’nun mumyası ilgi çekmektedir.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Kildare Street Club
İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Kildare Street Club

Kildare Street Club

Kildare Street ve Üniversite Kulübü: 1782 yılında kurulan Kildare Street Club ile Dublin Üniversitesi Kulubü’nün 1850 yılında birleşmesiyle oluşturulmuştur.

Victoria tarzı bu gotik bina: sütunlarının alt kısmında bulunan ve zengin bir hayal gücünün ürünü olan taş oymaları ile tanınır. 1776 yılında Joseph Leeson için inşa edilmiştir ve ardından 1851 yılında Dublin Üniversitesi Kulübü tarafından satın alınmıştır.

Bilardo oynayan bir maymunun da bulunduğu sütunlardan birisinin; kulüp üyelerini tanımladığı söylenir.

Bina günümüzde: Heraldic Museum and Genealogical Office’e ev sahipliği yapar ve armaların tarihi burada sergilenmektedir.

ST STEPHEN’S GREEN VE ÇEVRESİ

Kildare Street’in sonuna kadar yürürseniz, St Stehhen’s Green denilen yere ulaşırsınız.
9 hektar büyüklüğündeki bu alan; İrlanda’nın bilinen en iyi Victoria kamu parkıdır. Park alanı, kamuya: 1880 yılında Rab Ardilaun tarafından yeniden açılmıştır.

Park alanında: büyük çevre ağaçları ve çalılar bulunur, bahar ve yaz aylarında muhteşem çiçekler Victoria düzenindeki parka bambaşka bir güzelliğe büründürür.

Park alanında: 3.5 km uzunluğundaki yollar: tüm kullanıcılar tarafından erişilebilir. Alan boyunca bir dizi heykel görülür.

Bu alanda: gösterişli bahçeler, konserler için yapılmış bir platform, ördek havuzları ve bir çocuk bahçesi bulunur.

St Stephen’s Green Kuzeyi

Burada: Shelbourne Hotel ve karşısındaki “Wolfe Tone Memorial” bulunmaktadır. Bunun hemen arkasında ise: Famine isimli ve Edward Delaney tarafından yapılmış bir heykel görülebilir.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Three Fates

Three Fates

Bu havuz: İrlanda’nın, II. Dünya Savaşı sonunda öksüz kalan Alman çocuklarına kucak açmasına teşekkür etmek amacıyla, Almanya tarafından hediye edilmiştir. Çeşme üzerinde: İrlanda’nın ruhunu temsil eden, bir ip parçasına sarılan üç mahzun figür görülmektedir.

Bronz anıt, 1956 yılı yapımıdır. 1946 yılında İrlanda Kızıl Haç teşkilatı, Almanya’dan İrlanda’ya gönderilmek üzere 100 çocuk istedi ve yaşları 3 ile 10 arasında değişen 462 çocuk 1946-1949 yılları arasında İrlanda’ya gelerek koruyucu ailelerinde kaldılar ve daha sonra geri döndüler.

Heykel: İskandinav mitolojisinden alıntıyı figüre ediyor. Üç kişi: Urd (geçmiş), Verdandi (mevcut) ve Skuld (gelecek) temsil ediliyor. İskandinav mitolojisinde, bu üç kadın figürleri: tanrılar ve erkeklerin kaderini kuran Normlar olarak bilinirler.

Havuzun çevresindeki plakada ise: “1939-1945 yılları arasındaki savaştan sonra, İrlanda’nın yardımı için Alman Federal Cumhuriyeti Alman halkı adına şükranlarını sunar” yazılıdır.

St Stephen’s Green Güneyi

St Stephen’s Green güneyi boyunca yürüyünce, güzel binalar göreceksiniz.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Univercity Church
İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Unicercity Church

Univercity Church

Bunlardan ilki: 1855 yılında Kardinal ve daha sonra Üniversitenin rektörü olacak olan Henry Newman tarafından yaptırılan “Univercity Church” tür.

Yapı: Hıristiyanlığın hem doğu ve hem de batı geleneklerini kucaklayan İrlandalı bir kilise olmasına rağmen, bir bazilika tarzında tasarlanmıştır.

Kilise: kırmızı boyalı kiriş ve kirişler tarafından desteklenen düz bir tavana sahiptir. Çatı pencerelerinin camları, Dublin şişe fabrikası yapımıdır. Bizans şekilli şamdanlar, pirinçten yapılmış bir haç ile birlikte sunak üzerinde durmaktadır.

Kilisenin duvarları: çeşitli yerlerden getirilen renkli mermerlerle 4.5 metre yüksekliğe kadar dekore edilmiştir. Üst yan duvarlar, büyük resimler bulundururlar. Ancak, Fransız sanatçılar tarafından 19. yüzyılda tamamlanan 22 resim, daha sonra kararmış ve kilisenin 150. yıldönümü sırasında resimler değiştirilmiştir.

Kilise aynı anda 600 kişinin ibadetini sağlayabilmektedir. Buranın içi: hayranlık uyandıran Bizans tarzı ile, özellikle şehirde nikahlar için tercih edilir.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Newman House
İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Newman House

 

Newman House

Burası da La Francini kardeşler tarafından yapılmıştır ve Univercity College’in bir parçasıdır. Zarif süslemelere sahip yapı: üç binada oluşmaktadır.

85.numaralı ev: Hugh Montgomery için özel olarak 1738 yılında tasarlanmıştır. Alman doğumlu mimar Richard Castle, 18. yüzyılın ilk yarısında, bunun yanında birçok bina yaparak İrlanda’nın en üretken mimarlarından biri olarak tarihe geçmiştir.

Zemin katta: Apollo odası bulunur ve şöminenin üzerinde: çeşitli tasvirler görülür. Birinci katta ise: salon bulunur ve harika bir tavanı vardır. Hatta: İrlanda’nın en iyi 18. yüzyıl salon dekorasyonu denilmektedir. Burası: 1989-1993 yılları arasında restore edilmiştir.

86.numaralı ev: 1765 yılında Richard Chapel Whaley tarafından yapılmıştır. Bir bodrum üzerinde dört katlıdır. St Stephen Green bölgesinin en büyük evlerinden birisidir. Özellikle ince alçı süslemeleri harikadır.

Evin isminin kökeni ise: İrlanda Katolik Kilisesi öncüsü Dr John Henry Newmandır. Newman: seçkin ilahiyatçı ve Victoria dönemi alimidir. Aynı zamanda ünlü bir bilim adamı ve eğitimcidir. Newman house: 1854 yılında ziyarete açılmıştır.

James Joyce

Burada öğrencilik yapmıştır ve şair Gerard Manley Hopkins: ömrünün son zamanlarında burada dersler vermiştir. Joyce: (1882-1941) İrlandalı yazardır. Getirdiği anlatım teknikleriyle, 20.yüzyıl edebiyatını etkilemiştir.

En önemli eseri: 1922 yılında Paris şehrinde basılan “Ulyses” adlı romanıdır ve roman Homeros’un Odysseia’sı üzerine kuruludur. Pek çok yeni tekniğin kullanıldığı roman, yayınlandığında büyük yankı uyandırmıştır.

Rehberli turlarda

Joyce’un öğrenci olarak bulunduğu sınıflardan birini görebilirsiniz. Hopkins’in odası da görülebilir. Burada: oldukça hoş bir teras ve Dublin şehrinin belki de en iyi restoranlarından biri olan “Commons” bulunur.

Newman House’un hemen arkasında İrlanda Dışişleri Bakanlığına ev sahipliği yapan “Ivegah House” bulunur. Bunun ilerisinde ise “National Concert Hall” bulunur. Burası: Üniversitenin eski sergi salonudur.

Bölgede

Marjorie Fitzgibbon tarafından yapılmış “James Joyce” büstünü görebilirsiniz.
Ayrıca: park alanı içinde, 1907 yılından kalma “Fusilier’s Arch” ı görebilirsiniz.

Bölgenin güney ucunda: bir alışveriş merkezi bulunur.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 St Stephen’s Green Shopping Centre

St Stephen’s Green Shopping Centre

Grafton Street üzerindeki burası, İrlanda’nın ilk modern alışveriş merkezidir. 1980 yılında: Victoria tarzı demir ve cam yapısıyla inşa edilmiştir.

Dublinliler, buraya “The Wedding Cake” yani “Düğün Pastası” demektedirler. Çünkü: çevresindeki kule tarzı binalar arasında Victoria seralarını çağrıştıracak bir mimari stili vardır ve olumsuz olarak değerlendirilmektedir.

Çevresindeki Gaiety Tiyatrosu, Kraliyet Kolejli ve modern bir alışveriş merkezi, aynı mahalde mimari olarak kabul edilmemektedir.

Burası: birçok dükkan ile puba ve üst katında: cam kubbenin hemen altında bir restorana ev sahipliği yapmaktadır. Burada çok sayıda yemek alanları ve alışveriş merkezleri bulunmaktadır.

Zemin katta: özellikle dünyanın dört bir yanından çay ve kahvenin bulunduğu kafeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Zaten zemin katta dükkanlar değil, galeriler bulunuyor.

Ortada ise geniş bir alan vardır. Yapıdaki ünitelerin yerleşimi kafa karıştırıcıdır ve acele alışveriş için uygun değildir. Ama şehirdeki merkezi konumu, cam ve demir mimarisinin güzelliği, dükkanlarda satışa sunulan malların çeşitliliği ve sanat galerileri ilgi çekmektedir.

Burası, tüm olağan marka isimleriyle doludur. Üst seviyede saklanmış sanat, antika, hızlı çalışan portre sanatçıları, takı ve her türlü ürünün satıldığı galeriler boyunca rahatça yürüyebilirsiniz.

Yeşil alanın batısından inen yokuşun ortalarında başka bir yapı görülür.

İrlanda Dublin Gezilecek Yerler-1 Royal Collage of Surgeons

Royal College of Surgeons

İrlanda Cerrahi Kraliyet Kolejli: 11 Şubat 1784 tarihinde kurulmuştur. Kuruluş amacı: cerrahi uygulamaları kontrol etmek ve cerrahi eğitim için hazırlık yapmaktır. Kolej: 1810 yılında bugünkü yerine taşındı.

1916 yılındaki Paskalya Ayaklanmasından kalan kurşun delikleri, günümüzde de görülebilmektedir. Çünkü: bu bina: Countess Markievicz önderliğinde toplanan bağımsızlık savaşçıları tarafından kullanılmıştır. Günümüzde, burada: eczacılık, fizyoterapi, hemşirelik eğitimleri veriliyor.

Ivegah Gardens

Earlsfort yakınlarındaki “National Concert Hall” yapısının hemen arkasındaki bu muhteşem güzel bahçe: 1991 yılında kamuya açılmıştır. 1863 yılında İtalyan stilinde tasarlanmış bir dizi güzel bahçeden oluşmaktadır. Bahçe içinde: göz kamaştırıcı havuzlar, şelaleler ve mağaralar bulunur.

Irish-Jewis Museum

Walworth Road üzerindedir. Burası: 19.yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında şehrin Yahudi mahallesidir ve mahallenin merkezinde bulunan bu eski Sinegog’da: günümüzde çeşitli anı, belge ve eski fotoğraflarla, İrlanda’da az bilinen topluluklardan biri olan Yahudilerin hikayesi anlatılmaktadır.
Buraya yolunuz düşerse, İbranice yazılı “Guinnes” şişesini görmenizi öneririm.