İsveç Stokholm

İsveç Stokholm

Dünya sıralamasında, dünyanın en yaşanılır şehirleri sıralamasında, Avrupa 10 ve dünya 24 derecelerine sahiptir.
Bir anlamda: Kuzeyin Venedik’i olarak anılır ve bilinir, çünkü 4 ada üzerine kurulmuştur. Son bir giriş notu: Travelers Digest dergisinin yaptığı bir anket sonuçlarına göre: dünyanın en güzel kadınları, Stockholm şehrinde yaşamaktadırlar.

TARİHİ

Şehrin: Birgel Jarl tarafından, İsveç ülkesini yabancı donanmaların saldırılarından korumak için bir deniz üssü olarak kurduğu söyleniyor.
Şehrin ilk kurulduğu yer, günümüzde de Old Town olarak isimlendirilen “Gamla Stan” bölgesinin yanındaki merkez adadır. 13’ncü yüzyıl sonlarında, şehir, civardaki şehirlerle ticari ilişkilerini geliştirmiştir. Hatta aynı dönemde, kasabanın yarısında “Almanca” konuşulduğu bilinmektedir.

1600’lü yıllara gelindiğinde, şehrin nüfusunun 10 bin civarında olduğu bilinmektedir. 1610-1680 yılları arasında ise, şehrin nüfusu, yaklaşık altı misli arttı. 1634 yılında, şehir, İsveç imparatorluğunun resmi başkenti oldu.
1710 yılında, veba, şehir nüfusunun yarısını yok etti. Daha sonraki “Kuzey Savaşı” sonucunda, şehir nüfusu artışı durur ve ekonomik büyüme biter. Şehir, bir başkent olarak gücünü kaybeder.

19’ncu yüzyılın ikinci yarısında: şehir, ekonomik etkinliğini yeniden kazanır. Yeni sanayi kolları ortaya çıkar. Şehir, yine önemli bir ticaret ve hizmet merkezi konumuna gelir. Bunun üzerine, nüfus hızla artar. Yerleşim yeri sınırları genişlemeye başlar. 1897 yılında, Karolinska Enstitüsü ve Genel Sanat ve Sanayi Fuarları kurulur. Çok sayıda tarihi bina yıkılır ve yeni modern binalar yapılır. Ancak, yine de, birçok bölgedeki tarihi yapılar yıkılmaz.

İsveç Stokholm

GENEL

Stockholm şehrinin kelime anlamı: “Stock” kelimesi “sur” ve “holm” kelimesi ise “adacık” anlamına gelir.

Dünyanın en güzel başkentlerinden olan şehir, 14 ada üzerinde inşa edilmiştir ve bu adalar, 57 köprü ile birbirine bağlanmıştır. Yani, şehir bir anlamda, Baltık Denizi üzerinde bulunmaktadır da denilebilir.

Coğrafi şehir merkezi: Riddarfijarken koyunda bulunmaktadır. Kent alanının: % 35’lik bölümü, su yolları, % 30’luk bölümü parklar ve bahçeler ve yeşil alanlardan oluşmaktadır. Şehir merkezinden, yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk ile, ormana ve derin doğaya ulaşmak mümkündür. Ama, öyle bir yeşillik ki, inanın bu yeşil alanlarda, geyikler, yavru ceylanlar özgür olarak dolaşıyorlar ve aniden karşınıza çıkarlarsa, şaşırmamalısınız.

Şehir: İsveç ülkesinin ve İskandinavya’nın en büyük ve kalabalık şehridir. Nüfusu, 1 milyona yaklaşmaktadır. İsveç ülkesinin nüfusunun, % 28’i şehirde yaşamaktadır. 2009 yılında, yaşanabilir şehirler sıralamasında, Avrupa’da 10 ve dünya üzerinde 24’ncü sırayı almıştır.

Stockholm şehrinde ağır sanayi yoktur ve bu nedenle, şehir dünyanın en temiz metropollerinden birisidir. Şehirde, genellikle ileri teknoloji şirketleri ve hizmet sektörü yaygındır. Şehirdeki başlıca büyük işveren kuruluşları: Erickson, IBM, Electrolux sayılabilir. Şehir ayrıca finans merkezidir. Son yıllarda ise, turizm, şehir ekonomisinde önemli bir yer tutmaya başlamıştır.

Şehir iklimi incelendiğinde.

Şehirde, nemli karasal ve okyanus bölgesi iklimlerinin egemen olduğu görülür. Buna bağlı olarak: yani, yüksek kuzey enlemi nedeniyle, her yıl, ARALIK ayı sonlarında, yaklaşık 6 saat gün ışığı görülür ki, bu durum yaz saatlerinde 18 saate kadar çıkar. İklim şartları gereği: yazlar sıcak ve keyifli yani ılıman geçer.

Genellikle sıcaklık ortalaması 22-23 derece civarındadır. Sıcaklıklar, bazen 30 dereceye kadar çıkabilmektedir. Kışlar ise, soğuktur. Ortalama kış sıcaklıkları, eksi 5-6 derece civarındadır. Bazen ise, eksi 15 derecelere kadar inebilmektedir. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri ise, hafif nemli ve serin geçer.

Gulf-Stream akıntısı nedeniyle, kendisiyle aynı enlemde olan birçok şehre nazaran, daha sıcak ve ılıman iklime sahiptir. Ancak, yine de özellikle kış aylarında, şehirde veya yakınlarda fırtınalar eksik olmaz ve fırtına olduğunda ilk ve acil etkisi, elektriklerin kesilmesidir.

Şehrin bir diğer özelliği: şehir sakinlerinin yaklaşık % 25 den fazla bölümünün göçmenlerden oluşmasıdır. Göçmen nüfus, bazı banliyölerde yaşamaktadırlar. Bu göçmen nüfus arasında, bizim vatandaşlarımızın yani Türklerin oranı, bir hayli fazladır. Bu şehrin insanları için, insan ırkının en güzelleri deniliyor.

Beyaz tenli ve sarışın bu insanların özellikle bayanlarının güzellikleri dillere destandır. İnsanları sıcak kanlıdır. Hepsi, kendi dilleri yanında, mutlaka İngilizce bilirler. Giyimlerine dikkat ederler. Evsiz, tinerci, dilenci gibi insan profillerini bu şehirde görmeniz mümkün olmaz.

TURİZM

Şehri yürüyerek gezebilirsiniz. Ayrıca: İskandinavya’nın bu en güzel şehrinde, mutlaka tekne gezintisi yapmalısınız.
Şehrin merkezini bir ucundan diğer ucuna, bisikletle 30 dakikada geçebilirsiniz. Yürüyerek ise, 1 saat yeterlidir. Şehir gezinizde, sizde, diğer şehirliler gibi, bisiklet kullanmayı deneyebilir ve bir bisiklet kiralayabilirsiniz.

STOCKHOLM CART

Kart: 1,2,3 ve 5 günlük olarak satılmaktadır. Kart ile, toplu taşıma araçlarında ücretsiz seyahat edilmektedir. Ayrıca: şehirde bulunan 80 müzeye ücretsiz giriş sağlamaktadır.
Yetişkinler için: 1 günlük kart: 450 kr, 2 günlük kart: 625 kr, 3 günlük kart: 750 kr ve 5 günlük kart: 950 kr.dur. Şehirdeki toplu taşıma: büyük oranda, gayet düzgün çalışmaktadır.

NOBEL ÖDÜLÜ

Ödül: ünlü İsveçli kimyager Alfred Nobel adına: 1895 yılından bu yana verilmektedir. Alfred Nobel: 1894 yılında: dumansız askeri patlayıcıları bulmasıyla tanınır. Dinamit olarak daha sonra isimlendirilen bu buluşu nedeniyle, Nobel, büyük bir servet edinir. 1888 yılında, bir Fransız gazetesi, ölümü üzerine “ölüm tüccarı öldü” şeklinde haber yapar.

Ancak, Nobel, 1896 yılında, yani bu haberden 7 yıl sonra, İtalya-San Remo kentinde, 63 yaşında, beyin kanamasından ölür. Bütün servetini: insanlığa en büyük yararı olan bir dizi buluşlar yaratanlara verilmesini vasiyet eder. Bunun üzerine, 1897 tarihinde, Nobel Komitesi kurulur.

Ödül kategorileri: Fizik, Kimya, Fizyoloji veya Tıp, Edebiyat’dır. 1901 yılından bu yana, ödül kategorileri arasına “Barış” da eklenmiştir. Fizik, Kimya ve Ekonomik Bilimler ödülleri: İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından verilmektedir.

Fizyoloji ve Tıp ödülleri ise: Karolinska Enstitüsü tarafından verilir. Edebiyat ödülü ise, İsveç Akademisi tarafından değerlendirilir. Barış ödülü ise, Norveç Nobel Komitesi tarafından tahsis edilir.

İsveç Stokholm

NE YENİR-NE İÇİLİR

İsveç ülkesinde: yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz, elbette öncelikle deniz ürünlerinin yoğun olduğu menüler tercih edilecektir. İsveç mutfağında: öğle veya akşam yemeği için “suşi” düşünebilirsiniz.

Bunun dışında: köfte olabilir. Ülkemizde de bulunan ünlü bir İsveç firmasının restoranlarında, İsveç usulü köfte yemek mümkündür. Evet, köfte dışında, bu ülkede yiyebileceğiniz yöresel lezzet: lahana olabilir. Bunun dışında, şehirdeki bir yemek kültürü yok. Daha çok dünya yemek kültürleri egemendir.

Yani: Çin, Hindistan, ev yapımı yemek kültürü var.
Yerel lezzet değil, kendi lezzetlerimizden tatmak isterseniz, Gamla Stan bölgesinde, yani eski şehir bölgesindeki, Turkish Kebap House denilen restoranı tercih etmenizi öneririm, inanın burada yiyeceğiniz döneri, kendi ülkemizin birçok yerinde tadamazsınız.

NE SATIN ALINIR

Burası, dünyanın en pahalı şehirlerindendir. Dolayısı ile, buradan alışveriş yapmanız önerilmiyor. Özellikle: meyve-sebze dışında, her şeyin çok aşırı pahalı olduğu bir şehirdir. Yine de, şehirden hediyelik eşya satın almak isterseniz, Drotninggaten bölgesinden, Gamla Stan yani eski şehre geçmeden önce, köşedeki “Art” isimli mağazayı düşünebilirsiniz. Çünkü: Gamla Stan bölgesinde, her şey aşırı pahalıdır. Orada, alışveriş değil, yalnızca kafelerin ve barların tadına varmalısınız.

İsveç Stokholm

GECE HAYATI

Şehirde, kültürel yönden gayet canlı bir yaşam var. Özellikle:
1. Kungliga Dramatiska Teatern- Kraliyet Dramatik Tiyatrosu,
2. Operan-İsveç Kraliyet Balesi,
3. Kungliga Operan-İsveç Kraliyet Operası,
4. Dansens Hus-House of Dance
5. Konserthuset-Stockholm Konser Salonu gibi yerler, dünyaca üne sahiptir. Bunun dışında, özellikle, hafta sonlarında: gece hayatı iyice canlanmaktadır. Öne çıkan yerler ise: Kungstradgarden, Berzelli Park, Sturepland ve şehir merkezi çevresindeki birkaç alan daha bulunmaktadır.
Hatta: Cafe Opera, Riche, Sture Compagniet bir, White Room, Plaza Laroy, Spy Bar ve Solidarited gibi yerler, şehirdeki büyük kulüplerin yalnızca birkaçıdır. Özellikle, şehirde, canlı müzik yaygındır. Canlı müzik kulüpleri: Berns, Nalen, Fasching, Mosebacke, Debaser.

İsveç Stokholm

TEKNE GEZİLERİ

Stockholm şehri denilince, elbette yazının başında belirttiğim gibi, çeşitli adalar üzerinde kurulmuş bir şehir akla gelmektedir ve bunun doğal sonucu olarak, çeşitli kanal turları, şehri ziyaret edenler için ilginç olabilmektedir.

Şehir kraliyet kanal turu: yaklaşık 3 saate yakın sürmektedir.
Takımadaları görmek ve daha fazla zaman geçirmek, dalış yapmak isterseniz, 2 saatlik bir yolculuk sonrasında, bu takımadalara ulaşmak mümkündür.

GEZİ PLANI

Evet, şehirdeki gezimizin birinci turunda: bulunduğumuz yerden bir şekilde, Eski Şehir, Old Town yani Gamla Stan bölgesine ulaşıyoruz. Gezimizin ilk durağı burası ve zaten şehrin turistik açıdan en ilgi çeken bölümüdür. İlk önce: Kraliyet Opera binasının bulunduğu “Norrbro/Strömgatan” bölgesine ulaşıyoruz.

Burada bir meydan var ve meydanın ortasında, heykel bloku ilgi çekiyor. Bu heykel blokunda, büyük bir kaide üzerinde, at üstünde, Kral Gustav Adolfs görülüyor.
Meydanın kıyısında ise “Royal Swedish Opera” binası görülüyor.

İsveç Stokholm

KUNGLİGA OPERAN-KRALİYET OPERA BİNASI

Kraliyet operası: Kral III. Gustav tarafından kurulmuştur. 1773 yılında, İsveç ülkesinde ilk opera “Thetis ve Phelee” tarafından sahnelenmiştir.

Ancak, ilk opera binası, 1782 yılında açılmıştır. Bina: dört katmanlı oditoryumu, mükemmel akustiği, görkemli fuayesi, Neoklasik madalyonları ile önem kazanmaktadır. Opera binasının tarihindeki en büyük olay: 16 Mart 1792 tarihindeki bir maskeli baloda: kralın öldürülmesi ile yaşanmıştır.

Suikastın ardından, opera evi, 1 Kasım 1972 tarihinde yeniden açılmıştır. Ancak, kralın yerine geçen oğlu tarafından, opera evi yeniden kapatıldı ve bu durum, 1809 yılına kadar sürdürülmüştür.

1892 yılında ise, eski opera binası, yenisi yapılması için yıktırılır. Yeni, opera binası, 1200 seyirci kapasiteli olarak, yeniden yapılır.

Opera binasını gördükten sonra, hemen yanındaki “Gustav Adolfs Torg” caddesinden yürüyerek ilerliyoruz ve biraz sonra, solumuzda, kırmızı renkli boyası ile dikkati çeken bir kilise “St. Jacob’s Chirch” yapısı var. Bunun hemen arkasında ise: “Kungstra garden” görülüyor.

Burayı da gezdikten sonra, Opera binasının bulunduğu alana geliyoruz, Opera binasının deniz kıyısındaki caddeden, 11 Södra Blasieholmshammen caddesi istikametinde, deniz kıyısında yürüyoruz. Hedefimizde, iki müze var. Deniz kıyısında “Södra Blasieholmskajen” caddesinde ilerlediğimizde, bir süre sonra: solumuzda, National Museum-Müzesi çıkıyor.

İsveç Stokholm

NATİONAL MUSEUM

Giriş ücretlidir, ücret 120 kr. Müzede bulunan eserler, kral III. Gustav ve Carl Gustaf Tessin tarafından toplanmıştır.
Müze: 1792 yılında, kraliyet müzesi olarak kurulmuştur. Mevcut müze binası ise, 1866 yılı yapımıdır. 1961 yılında ise genişletilmiştir. 1996 yılında ise, büyük bir restorasyon yapılmıştır.
İsveç ülkesinde, sanat ve tasarım yanında, büyük tablolar ve heykel koleksiyonları içeren bir müzedir.

Eserleri sergilenen sanatçılardan bir kısmı: Rubens, Rembrandt, Goya, Renoir, Degas, Carl Larsson, Hana Pauli. Mevcut eserler arasında, 16 bin resim ve 30 bin nesne bulunmaktadır. Bu müzeyi ziyaret ederseniz, müzenin önünde, denizin kıyısındaki basamaklarda, mutlaka bir süre oturun ve denizin ve manzaranın güzelliğinin tadını çıkarın.

Bu müzeyi gezdikten sonra, Skeppsholmsbron/Södra Blasieholmskajen caddesi istikametinde ilerliyoruz, küçük bir köprüden karşıdaki adaya geçiyoruz. Burada, yine güzel bir müze bulunuyor. İlginç ve güzel köprüyü geçtikten sonra, ada üzerinde, kubbesiyle ilk göreceğimiz yapı: Budynek. Daha sonra, bunun hemen yanında yine güzel bir müze görüyoruz.

MODERNA MUSEET STOCKHOLM-STOCKHOLM MODERN MÜZESİ

Burada, gerek İsveç ve gerekse İskandinav ülkeleri sanatçılarına ait: çizimler, baskılar, fotoğraflar, filmler ve videolar bulunmaktadır.
Bunun yanında: Pablo Picasso’nun “Bahar” ve Salvador Dali’nin “ve söyle” ve Wilhelm Enigma Vera Nilson’un “Sabun köpüğü” isimli eserler bulunmaktadır.
Müzedeki eserler: 1900-1939, 1940-1969 ve 1970 ve sonrası dönemlere ait olmak üzere, 3 bölümde sergilenmektedir. Müze binası içinde: büyük bir restoran, kafeterya, kitap-poster satış yeri ve İskandinav tasarım ögelerinin satıldığı bir satış yeri bulunuyor.

Burayı da gezdikten sonra, aynı yoldan geri dönüyoruz ve Opera binasının hemen arka yanındaki, Gamla Stan bölgesine geçişi sağlayan köprüye kadar geri dönüyoruz.

Opera binasının hemen arka yan bölümünde bulunan köprüden “Strömbon/Strömgaten” bölümünden, karşı taraftaki ada bölümüne geçiyoruz. Bu köprü büyük ve üzerinden taşıtlar da geçiyor.

 

GAMLA STAN-OLD TOWN

Burası: Riddarholmen adasındadır. Dünyanın en iyi korunmuş, Ortaçağ şehir merkezidir. 1252 yılında kurulmuştur.
Gamla Stan: özellikle, hediyelik eşya, el sanatları, biblo meraklıları için çekicidir. Dar ve dolambaçlı Arnavut kaldırımlı sokakları ve tarihi binaları ile, kendine özgü bir yapı ortaya koymaktadır. Özellikle: Gamla Stan bölgesinde, 90 cm. genişliğindeki dar sokak çok ilgi çekmektedir.

Burada bulunan yapılar:
1. Kraliyet Sarayı.
2. Livrustkammaren-Royal Armoury
3. Skattkammaren-Roya Hazine
4. Stockholm Katedrali
5. Nobel Müzesi
6. Riddarholmen kilisesi
7. Kiliseler-Müzeler

Adaya geçtikten sonra, yol ikiye ayrılıyor, Skeppsbron isimli, soldan ilerleyen caddeye giren ve burada karşımıza çıkan ilk yapıyı, Kraliyet sarayını görün.

İsveç Stokholm

KUNGLİGA SLOTTET-KRALİYET SARAYI

Saray: 600 odadan oluşmaktadır ve mimar Nicodemus tarafından, Roma tarzında inşa edilmiştir. İsveç kral ve kraliçesi: gerek çalışma ofisi ve gerekse gezinti-yürüyüş yeri olarak burayı kullanırlar.
Saray: yıl boyunca açıktır. Özellikle: kraliyet koruma askerlerinin nöbet değişim törenlerini ve geçit törenlerini izlemenizi öneririm.

Saray yapısı içinde gezebileceğiniz salonlar şunlardır

1. Rikssalen-Devlet Salonu.
2. Kraliçe Kristina Gümüş Taht Salonu.
3. Ordenssalarna-Şövalyeler Salonu.

Saray bölgesinde, ayrıca 5 müze bulunmaktadır.

Sarayı gördükten sonra, saray yapısının bittiği yerden sola dönüp ilerliyoruz. Caddede, sol yanda, karşımıza ilk çıkan yapı:

İsveç Stokholm

KUNGLİGA MYNTAKABİNETTET-KRALİYET SİKKE MÜZESİ

Gamla Stan merkezindedir. Burada, İsveç ülkesinin para tarihi görülebilir. Müze sergileri içinde: madeni paralar ve banknotlar sergilenmektedir. Özellikle: 1661 yılında yayınlanan, dünyanın ilk banknotu olan “Stockholm Banco” mutlaka görülmelidir.
Ayrıca: bakır İsveç sikkesi ve 1937 yılında bulunan “Lohe hazine” si görülmelidir.

Hemen sonra, yine sol yanda başka bir yapı var.

TRE KRONU-THREE CROWNS-KALE

Burası bir kale yapısıdır, ancak günümüze kadar sağlam gelememiştir. 13’ncü yüzyılın ortasında, kraliyet ikametgahı için inşa edilmiş bir kale olduğu sanılıyor. Ülkenin tarihi arşivlerinde, buraya ait herhangi bir bilgi bulunamamıştır. Çünkü: 1697 yılında tamamen yanmıştır.

Kale yapısı: 1397 yılında, İsveç-Norveç-Danimarka birlikteliğinin bitmesinin ardından, İsveç bağımsız olunca, kral Gustav Vasa’nın en önemli kraliyet mekanı olmuştur. Oğlu Gustav Vasa, kendi döneminde, kalenin savunma önlemlerini genişletir. Kral III. John döneminde ise, kale yeniden inşa edilir ve estetik açıdan geliştirilir.

Yukarıda sözünü ettiğim gibi, Mayıs 1697 tarihinde, büyük bir yangın, 400 yıllık kaleyi tamamen yok eder. Kraliyet ailesi, kaleyi terk etmek zorunda kalırlar. Bu yangın sırasında: İsveç ülkesinin kraliyet kütüphanesi ve kraliyet arşivleri de yanarak yok olur.
Kale içindeki kraliyet sarayı, 1754 yılında, eski saray kalıntıları üzerine yeniden yapılmıştır.

Daha sonra, aynı yolda ilerlediğimizde: karşımıza önce “Slottsbackens Obelisk” çıkıyor ve sonra onun hemen arkasında, Katedral yapısı var. Ancak, bu cadde üzerinde, katedrala giderken bir yapı ile karşılaşıyoruz.

İsveç Stokholm

STORKYRKAN-STOCKHOLM CATHEDRAL-BÜYÜK KİLİSE

Şehrin tarihi bölgesinin en eski kilisesidir. Yapı: Gotik tarzda, tuğladan yapılmıştır. Hemen kraliyet sarayının yanındadır.
Güneyinde ise, şehrin Borsa binası bulunmaktadır. Yapı: ilk olarak, 1279 yılında kentin kurucusu tarafından yaptırılmıştır. 1527 yılında, kilise, Lutheran Protestan kilisesi olarak kullanılmaya başlanır. 1942 yılında ise, Uppsala Başpiskoposluğu olarak önem kazanır. Kraliyet sarayının hemen yanında bulunması nedeniyle, uzun yıllar boyunca: taç giyme, kraliyet düğünleri ve kraliyet cenaze törenleri burada yapılmıştır. 1873 yılında, II. Oscar, burada taç giyen, son İsveç kralı olmuştur. 19 Haziran 2010 tarihide, yine burada kraliyet düğünü yapılmıştır.

Yapının içinde: dramatik ahşap heykeller görülmektedir. Ayrıca: şehrin azizi olan, St. George ve diğer iki azize ait kutsal emanetlerin saklandığı bir kutsal sandık bulunmaktadır. Kilisede, 1535 yılı yapımı, şehrin panoramasını gösteren bir resim ilgi çekmektedir.

Katedralin hemen yanında “Livrustkammaren Royal Armoury” görülüyor. Bu yapının güneyinde, uzaklardan kulesinin sivri ucu görülen kilise “Tyska Krkan kilisesi” dir.

Kilisenin iki blok ötesinde, deniz kıyısında güzel bir restoran var.

DEN GYLDENE FREDEN RESTORANI

Burası, Gamla Stan bölgesinde, eski bir restorandır. Kelime anlamı: Altın barış restoranıdır. İsveç ülkesinin en tanınmış restoranlarından birisidir. Guiness Rekorlar Kitabına göre, dünyanın en eski restoranı seçilmiştir. 1722 yılından bu yana, restoranın çevresi değişmeden günümüze ulaşmıştır. Yani, 18’nci yüzyıldan kalma, eşsiz bir örnektir.

Restoran, uzun yıllar boyunca, birçok İsveçli ünlü yazar, ressam ve şarkı sözü yazarına ev sahipliği yapmıştır. Ancak, 1919 yılında kapatılıyor iken, Anders Zorn tarafından satın alınmış ve günümüze taşınmıştır. Günümüzde, restoran, İsveç Akademisi tarafından koruma altına alınmıştır. Haftanın her Perşembe günü akşamı, Akademi personeli burada geleneksel yemek düzenlemektedirler.

Buradan, adanın güneyine doğru ilerliyoruz. Katedralin denize bakan sol yanından ilerlediğimizde, bu kez karşımıza başka bir saray yapısı çıkıyor.

İsveç Stokholm

BONDE SARAYI

Gamla Stan bölgesinde, Riddarhuset ile Kanslihuset arasındadır. 1611 yılında yapıldığı düşünülen yapı, 1662-1667 yılları arasında, özel ikametgah olarak kullanılmıştır. 18’nci yüzyıldan itibaren ise, İsveç Yüksek Mahkemesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

1915 yılında Belediye ofisleri olarak kullanılan yapı, 1920 yılından itibaren çürümeye başlamıştır. Ancak, 1925 yılında, bina cephesi beyaz renk kullanılarak yenilenmiş, büyük bir restorasyon yapılmıştır.
2003-2004 yılları arasında restore edilen yapı; günümüzde İsveç Milli EmlakKurulu tarafından koruma altına alınmıştır.

İsveç Stokholm

İSVEÇ HOUSE NOBİLİTY

Gamla Stan bölgesinin kuzeybatı ucundadır.
İsveç “soyluluk ve asalet” sarayıdır. Ortaçağ döneminde, bir İsveç geleneği nedeniyle: 1660 yılında yapılmıştır. Burada: İsveç Kamlar Birliği üyesi Sten Sture isimli bir şövalye kalmıştır. 18’nci yüzyılda, bina halk konserleri için kullanılmıştır.
Burada, 2003 yılından bu yana: eski gelenekler ve kültürler korunmaktadır.

Buradan sonra, küçük köprünün üzerinden geçerek adanın kalan kısmına yürüyoruz. Burada karşımıza çıkan ilk yapı bir kilise:

İsveç Stokholm

RİDDARHOLMEN KİLİSESİ

Burası, daha çok bir mezarlık kilisesidir. İsveç kraliyet ailesinin birçok ferdi, birkaç istisna haricinde, burada gömülüdür. Günümüzde görülen yapı: öncekinin bir yıldırım çarpması sonucu yok olması üzerine, 1835 tarihinde yeniden yapılmıştır.

Evet, gezimizin bu bölümü, burada bitiyor. Eski şehir bölümünde, sokaklarda gezinerek, değişik yerler keşfedebilirsiniz.

Gezimizin II. Bölümünde

şehirdeki en ünlü müzelerden ki, mutlaka görmenizi öneririm, Vasa Müzesi bölgesine gidiyoruz. Djurgarden bölgesine, adasına geçiyoruz.

 

VASA MUSEUM

Vasa isimli bir gemi çevresinde inşa edilmiş bir müzedir. Gemi: Stockholm seferini yaparken, 17’nci yüzyılda bir savaş sırasında batırılır. Malaren Gölü’nün kasvetli derinliklerinde batırılan gemi: büyük uğraşılar sonucu kurtarılır ve gelecek nesiller için koruma altına alınır.
Gemi, benzersiz bir sanat harikasıdır.

Özellikle, geminin yüzde 95’lik bölümünün, özgün ve yüzlerce oyma heykel ile süslü olması, büyük ilgi çekmektedir. Uzunluğu: 69 metredir. İlk seferinde batmıştır. 333 yıl sonra, yani 1961 yılında ise kurtarılmıştır.

Müze: yılda, 1 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Gemideki yaşamın anlatılması için, hemen çevresinde: 9 farklı sergi görülmektedir. Müzede, ayrıca bir hediyelik eşya satış dükkanı ve hoş bir restoran var. Şehri ziyaret edenler için, mutlaka gidip görmelerini önereceğim bir yer.

Bu ilginç müzeyi gördükten sonra: yine aynı bölgedeki: “Nordiska Museet/müzesini” görebilirsiniz. Daha sonra ise: “Royal Djurgarden”parkını ve hemen yanındaki “Skansen Açık Hava Müzesi” ni görebilirsiniz.

İsveç Stokholm

ROYAL DJUR GARDEN

Bu adada: büyük bir park ve orman alanı bulunmaktadır. Özellikle: yaz aylarında, bu park alanında, güzel yürüyüşler yapmak mümkündür.
Bu bölgede bulunanlar:
1. Vasa Featuring-Vasa Museum
2. Açık hava müzesi-Vasamuseet.

Ayrıca, burada yaz döneminde açılan bir lunapark bulunuyor. Bu ada üzerinde, yalnızca lunapark değil, aynı zamanda, tarihi binalar, anıtlar, müzeler, açık hava müzesi, yat limanları ve orman-mera alanları bulunmaktadır. Sonuç olarak, bu ada, yılda yaklaşık 5 ile 10 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir. Yani, şehrin en önemli turizm alanlarından birisidir. 1995 yılında, buraya, lunapark kurulmuştur.

İsveç Stokholm

SKANSEN STOCKHOLM AÇIK HAVA MÜZESİ

Dünyanın ilk açık hava müzesidir. Burada: bir çiftlik binası, değirmenler, dükkanlar ve bir ahşap kilise yapısı bulunmaktadır. Ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen 160 yapı örneği de burada sergilenmektedir. Bunların büyük bölümü: 1900’lü yıllarda yapılmıştır.

Bunların dışında, burada: kalaycı atölyeleri, fırın, altın renkli bir Malikane, Skogaholm Malikanesi, ahşap kilise ve geleneksel el sanatları ile hediyelik eşyaların satıldığı bir mağaza bulunmaktadır.
Açık hava müzesinde, bir de hayvanat bahçesi bulunuyor. Bu hayvanat bahçesinde: Skansen geyikleri, kurt, vaşak ve boz ayı gibi hayvanlar bulunmaktadır. Ayrıca, bir çocuk hayvanat bahçesi de bulunuyor.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

CİTY HALL

Şehrin en ünlü silüetlerinden birisidir. Mimar Ragnar Östberg tarafından, 1911-1923 yılları arasında yapılmıştır. Yapı, tuğla kullanılarak yapılmıştır. Koyu kırmızı renkli tuğlalar, yakınlardaki Lina Tuğla Fabrikasından sağlanmıştır.

Tuğladan yapılan kulesinin yüksekliği: 106 metredir. Nobel kutlamaları da, burada yapılmaktadır. 18 milyon altın mozaik çini ile süslü “Mavi Salon” da, Nobel ödülleri verilmektedir. Ayrıca, bir hediyelik eşya satış yeri de bulunuyor.
Fantastik bir şehir manzarası görmek isterseniz, buranın kulesine 365 basamak merdiveni tırmanmanız gerekir. Asansör de kullanılıyor.

GAMLA STAN NOBEL MUSEET-NOBEL MÜZESİ 

Södermalm semtindedir. Burada: Fafangan denilen ve tarihsel özellikler taşıyan kafede, mutlaka küçük bir kahve molası vermelisiniz.

NATURHİSTORİSKA MUSEET

Şehirdeki müzelerin anası olarak değerlendirilmektedir. Doğa ve insanın çevresi hakkında bilgilerin sunulduğu müze: Stockholm Üniversitesine ait bir binada bulunmaktadır. Müzede: 8 kalıcı sergi bulunmaktadır ve zaman zaman geçici sergiler düzenlenmektedir.
Ayrıca: dev kubbeye yansıtılan film ile bilgilerin verildiği bir salon da bulunuyor. Bu filmlerde: Mumyalar, Dinazorlar ve Kozmik Yolculuk gösterileri izlenebilmektedir.

İsveç Stokholm

SKOGSKYRKO GARDEN-WOODLAND MEZARLIĞI

Şehirde, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmış, 2 bölgeden birisidir.
Şehir merkezinin güneyindedir. 1915 yılında, uluslar arası bir yarışma sonucunda kazanan proje değerlendirilerek yapılmıştır. 1920 yılında tamamlanmıştır. Burada gömülü bulunan ünlüler arasında: Greta Garbo var.

ROYAL NATİONAL CİTY PARK-KRALİYET ULUSAL ŞEHİR PARKI

Dünyanın ilk National City Parkıdır. Şehir boyunca, 6 km. uzunluğunda bir yay oluşturur. Parkın hemen bitişiğindeki orman bölgesinde: geyik, yaban tavşanları, tilkiler, kuşlar, kelebekler ve çeşitli böcekler, serbestçe dolaşmaktadırlar.

FALUN MADEN MUSEUM

Burası, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Aslında, 1687 yılından kalma bir mağaradır. Burada, uzun yıllar boyunca maden çıkarılmıştır.

İsveç Stokholm

DROTTNİNGHOLM PALACE-KRALİYET SARAYI

Burası, şehir merkezinin dışında kalıyor. Buraya ulaşmak için: araba veya otobüs kullanmanız gerekir. Ayrıca: Stockholm City Hall yani Stadshuset bölgesinden: tekne ile de ulaşmak mümkündür. Sarayı ismi, yani “Drottningholm” kelimesinin anlamı “kraliçe adası” dır.

Burası: baba-oğul mimarlar Nicodemus Tessin Elder tarafından tasarlanmış ve 16’ncı yüzyıl sonlarında inşa edilmiştir. Sarayın tam inşasına, 1662 yılında başlanmış ve mimar Nicodemus Tesis ölünce, yerine oğlu Nicodemis Tessis geçerek, yapıyı ve iç tasarımları tamamlamıştır.

Uzun yıllar, kraliyet ailesi tarafından kullanılan saray, çürümeye başlaması üzerine, 1818 yılında terk edilmiştir. Kraliyet eski hanedanının bir sembolü olarak koruma altına alınmıştır. Ancak, doğa, saray yapısındaki çürümeyi artarak ilerletmiş ve bunun üzerine, binalar ciddi hasar görmüş ve 1819 yılından itibaren, halkın ziyaretine açılmıştır.

Avrupa’nın en iyi korunmuş: 17’nci yüzyıl sarayıdır. Bu nedenle: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak, saray 400 yıllık süreçte bir çok defa yenilenmiş ve çeşitli ilaveler yapılmıştır.

Evet, aradan geçen uzun yıllar ve 1907 yılında, saray, 4 yıllık uzun süreli bir restorasyona alınmıştır. 1977 yılında ise, sarayın bazı önemli bölümleri yeniden restore edilmiş ve yeniden inşa edilmiştir. Yangından korunması için tedbirler alınmıştır.

Daha sonra, İsveç kraliyet ailesi,

1981 yılından sonra, burayı, birincil ikametgahı olarak kullanmaya başlamıştır. O dönemden bu yana, saray, İsveç askerleri tarafından korunmaktadır. 1997 yılında ise, dış duvarlar temizlenmiş ve yeniden inşa edilmiştir. Bu son onarım çalışmaları da, 2002 yılında tamamlanmıştır.

Sarayın bahçeleri: Paris-Versay Sarayı bahçeleri kadar güzeldir. Bu bahçelerin büyük bölümü: 17’nci yüzyılın sonlarında: baba-oğul Tessinler tarafından oluşturulmuştur. Özellikle, ağaç caddeler ilgi çekicidir. Ayrıca, alana dağılmış pek çok heykel görülür. Bahçelerde, ayrıca: 1766 yılında kurulan “Tiyatrosu” ve “Çin Pavyonu” bulunmaktadır.

Bunun dışında, 1746 yılında, Nicodemus Tessin Elder tarafından tamamlanan bir “Saray kilisesi” bulunmaktadır. Her ayın son Pazar günü, kilisede ibadet düzenlenmektedir. Kilise de, İsveç kralı Gustaf V tarafından yapılan bir “goblen” ve 1730 yılından kalma, Cahman “org” ilgi çekmektedir.

Saray bölgesinde bir de “Saray Tiyatrosu” bulunmaktadır. Yaz opera festivalleri, burada düzenlenmektedir.

Son olarak: Kraliyet Sarayı Tiyatrosu ve Çin Pavyonu: 1991 yılında, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

ÖLAND-SOLLİDEN PALACE-YAZLIK KRALİYET SARAYI

İsveç ülkesinin doğu kıyılarındadır. 1906 yılında tamamlanmış sarayın geniş bahçeleri ve parkları, muhteşem güzelliktedir. Bu park ve bahçelerde: köşk evler, hediyelik eşya satan dükkanlar ve yiyecek-içecek reyonları bulunmaktadır.

İsveç kraliyet ailesi: her yıl, yaz dönemini burada geçirmektedirler. Özellikle: 14 Temmuz tarihinde, veliaht Prenses Victoria’nın doğum günü kutlamaları, burada yapılmaktadır.

Yunanistan Skyros adası

s.genel.3
Yunanistan Skyros adası

Yunanistan Skyros adası; Athina’nın yaklaşık 100 mil kuzeydoğusundadır.

ULAŞIM


Sporadlar’ın en büyük ve en uzak adası olan ve Skiathos’un güneydoğusuna doğru, iki saatlik bir feribot yolculuğu ile ulaşılır.
Havaalanı var.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Turizmden çok az etkilenmiştir. Dağlık adanın sakinleri de manzaraya uyan yabanıl bir karaktere sahiptirler. Arnavut kaldırımlı dar sokakları ile eski köy. Bembeyaz, kübik tarzı evler var. Adanın yüzölçümü: 209 km. karedir. Yerleşik nüfus ise: 3000. Adanın kuzeyi ormanlarla kaplıdır.

s.genel.5
Yunanistan Skyros adası Keçi Festivali

KEÇİ FESTİVALİ

Büyük Perhizden önceki günlerde yapılan yıllık etkinlik olan “Skyros Karnavalı”na, bütün kasaba katılır. Ada’da düzenlenen bu festival çok ünlü. Festivalin kökleri, antik Yunanistan’daki şarap tanrısı Dionysus kutlamalarına kadar uzatılıyor. Olağanüstü bir olay. Şenlikler 48 saat sürüyor. Karnaval benzeri bir geçit töreni yapılıyor. Gençler, boyunlarına keçi zili takıyorlar. Birer yabani ve eski ve ilkel putperestler olarak: sokaklarda, yarı insan yarı hayvan dans ederek ilerliyorlar. Hayvan kostümleri giyiliyor. Ama, bu sokak partisi: seyredenler dahil tüm topluluğun dans ederek katılımı ile tam bir eğlence ve çılgınlık haline geliyor.
Evet: bu festival, tamamen ticari ve ücretsiz. Çünkü: onlar bu festivali bir maddi yarar sağlamak düşüncesi ile yapmıyorlar. Bütün düzeni: festivalin sponsorları sağlıyorlar.

ALTERNATİF TATİL


Bu adada, alternatif tatil olanakları yaratılmış. Değişik bir uygulama. Başka bir yerde karşılaşmadım. Evet, bu adada: belirlenen konularda, sırf o konuya yönelik tatil programı uygulanıyor. Örneğin: yoga. Evet: yoga sevenler için, dünyanın çeşitli yörelerinden gelen yoga severlerle birlikte, burada, birkaç günlük özel yoga dersleri, kursları alabilir, yoga yaparak tatilinizi değerlendirebilirsiniz. Bu kurslar ve uygulamalar dışında, yine güneş, deniz ve eğlence sizi bekliyor. Yoga bir örnek, birçok alternatif tatil olanakları var.

s.genel.9.yoga resmi
Yunanistan Skyros adası Yoga Tatili

 

YOGA TATİLİ

Bu adada; özel yoga tatilleri düzenleniyor. Adanın Atsitsa Koyunda; her gün yoga kursu dersleri ve aktiviteleri düzenleniyor. Paket halinde bu yoga tatilini tercih ederseniz: bunların yanında, günde üç öğün lezzetli yemek, akşam aktiviteleri, Atsista bar, isteğe bağlı bireysel tedaviler düzenleniyor. Yani: sonuçta yoga seven biri iseniz, burada unutulmaz bir yoga tatili yapabilirsiniz.

Atsitsa Bay:

Yunanistan’da: bir program dahilinde: yelken, rüzgar sörfü, müzik, şarkı, dans (salsa, afro-latino,balo salonu ve oryantal dans) ve çok daha fazla alternatif tatil olanakları, hatta trapez, bile sunuyor. Yalnız, bu kurslar, bu işin tamamen uzmanları tarafından veriliyor. Örneğin: salsa dansı hocaları, Kübalı.

Tüm tatil:

T’ai Chi masajı, meditasyon ve Alexander Tekniği gibi, yoga seçeneklerini ve diğer bir çok tamamlayıcı sağlıkla ilgili değişik yöntem ve teknikleri içeren bir program olarak düzenleniyor.

Burada tatil yapmayı tercih edenler veya buraya tatil yapmaya gelecek olanlar, genellikle: yalnız tatili tercih edenler. Dünyanın her yerinden; her yaştan tatilci var. Okul tatilleri sırasında, aileler de tatile gelebiliyorlar. Katılımcıların büyük çoğunluğu: profesyoneller, öğretmenler ve üniversitelerden gelen uzmanlar, yöneticiler ve girişimciler. Bu insanlar, adadan ayrılırken, bir rapor veriyorlar. Bu raporlara göre: büyük çoğunluk (% 80’in üzeri katılımcı) Skyros deneyimlerinin, hayatları üzerinde kalıcı olumlu etki yarattığını söylemişler.

Evet, bu tür bir tatil yapmayı düşünüyorsanız, iki merkezden birini seçmelisiniz. Atsitsa Bay veya Skyros Merkezi.

sk.genel.5.liman
Yunanistan Skyros adası Atsitsa Bay Tatil Seçenekleri

ATSİTSA BAY TATİL SEÇENEKLERİ


Adanın: ormanlık bölümünün denizle birleştiği yerde, çamların arasında, macera ve sağlıklı bir yaşam tarzı sunuluyor. Burada: yaşınızın önemi yok, herkez istediğini yapabiliyor. Tatil yapımcıları, öğretmenler ve personel: tatile katılan insanlar arasında çeşitli topluluklar oluşturuyorlar. Bu yüzden; toplulukta, hemen yanınızda, yeni bir şeyler denemek düşünen ilginç insanlarla tanışıyorsunuz. İlginç elbette. Burada: yoga dersleri ve uygulamaları ağırlıkta.

SKYROS MERKEZİ TATİL SEÇENEKLERİ


Burada: üç program sunuluyor ve bu programlarla ilgili derinlemesine kurslar veriliyor. Eğer gerçekten istediğiniz yeni beceriler ile evinize dönmek ve hayatınızda değişiklikler yapmak ise; burası tam size göre. Burada: Yaşam Choices, Yazarlar laboratuarı veya Müzik&Sanat programlarından birini seçebilirsiniz. Her program: 1 hafta sürüyor. Ayrıca: günlük olarak yoga yapmak ta mümkün.

s.genel.1
Yunanistan Skyros adası Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

s.sko,şehir merkezi.1
Yunanistan Skyros adası Kasaba

 

SKYROS KASABASI


Adanın başkentidir. Ana yerleşim yeri olan: “Skyros Kasabası”, doğu sahilindeki “Bizans/Venedik Kalesi” ile taçlandırılmıştır. Bir dağ üzerinde, güzel bir limana bakıyor. Dolambaçlı yollar ziyaretçileri köy meydanına getiriyor. Merkezde: birçok meyhane, bar ve kafeler bulunuyor. Ayrıca: çok güzel bir limana bakan teras var. Meydandaki bronz heykel, 1931 yılında, bu adada ölen İngiliz Şair “Rupert Brooke” anısına yapılmış.

Bu köy merkezinde: üç tür tatil yapmanız mümkün. Kendi yaşamını değerlendirmek isteyenler, iş dengesi veya yalnızca hayatın zorlukları karşısında şarj ve yenilenme düşünenlere hitap eden tatil olanakları var. Burada: yazı da yazabilirsiniz. Yazarlar laboratuarı var. Burada: ünlü kick-Man Booker Ödüllü seçkin yazarların yardımı ile; yazılar ve hatta kariyer yazabilirsiniz. Ayrıca: Müzik&Sanat konularında, yaratıcılık kursları da sunuluyor.

FALTAİTS FOKLOR VE GELENEKLER MÜZESİ


Yerel sanatçı ve aynı zamanda zengin “Manos Faltaits” tarafından, kasabanın güneyine 1964 yılında kurmuştur.
Eski bir konakta bulunan “Faltaits Müzesi”nde sergilenen kostümler, sanat eserleri ve fotoğraf koleksiyonu görülmeye değer.

ARKEOLOJİ MÜZESİ


Burada: Miken çömlek örneklerinin de bulunduğu, eski kalıntılar sergileniyor. 1967 yılında kurulmuş ve Kariye Müzesi olarak bilinmektedir.

s.genel.4
Yunanistan Skyros adası Palamari antik kenti

PALAMARİ ANTİK KENTİ


Atsitsa’ya yaklaşık 13 km. uzaklıktadır. Bir Erken ve Orta Tunç Çağı yerleşmesidir. (MÖ.2500-1800) Yapılan araştırmalarda: ön savunma duvarları, siperler ve bir taş bariyer bulunmuştur. Ayrıca: ocaklar, fırınlar ve biçimlendirilmiş kat kat odalar bulunmuştur. Taş aletler, cihazlar, vazolar ve çeşitli kemikten yapılmış araçlar da bulunmuştur. Bu buluntular: adanın arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. Palamari’de dolaşabilir ve çeşitli yolları ve yapı kalıntılarını görebilirsiniz. Palamari kumsalı ise, serinlemek istediğinizde yüzmeniz için gayet uygun.

KUZEY-MAGAZİA KÖYÜ VE PLAJI


Kuzeyde, ağaçlı yamaçlar ve zeytinlikler, havaalanının etrafını sarıyor. Skyros kasabasından, yalnızca 10-15 dakika uzaklıkta. Yürüyerek gidilebiliyor. Sevimli bir köy. Bu köyün: kristal gibi kumlu plajları çok ünlü. Alanda: birçok restoran ve cafe-barlar bulunuyor. Uzun bir kumsalı var.

GÜNEY BÖLGESİ


Dağlık ve kıraç olması nedeniyle, adanın güneyine seyahat zor. İngiliz şair “Rupert Brooke”, daha güneydeki sakin “Olive Grove” koyunda gömülmüştür. Şair, I. Dünya Savaşı sırasında, 1915 yılında, Çanakkale’ye giderken ölmüştür.

DOĞU-LİNARİA


Skyros kasabasının batı kıyısında, bir balıkçı köyü. Şehre: 10 km. uzaklıkta bulunuyor. Burası ile Skyros arasında, düzenli otobüs seferlri var. Aslında şehrin bulunduğu koyda, sürekli bir rüzgar esiyor ama evler ve binalar, limanın çevresine dağılmış ve bu rüzgardan saklanmış. Burada: bir kafeterya ve bar bulabilir ve burada taze deniz balıkları yiyebilirsiniz. Turistler buraya geldiklerinde, çevredeki çok güzel yerlere, limandan kalkan teknelerle gidiyorlar.

Feribotlar ile ; adanın doğu sahilindeki, Linaria’ya giderken, köyü çevreleyen çayırlarda ünlü “Skyros Minyatür Atları”nın son örneklerini görebilirsiniz. Antik Pikermik ırkından gelen bu tür atlar; Shetland midillileri boyutlarındalar ve yalnızca bu adaya özgüdür. Bu tür minik boyutlu atları, başka yerde görmek şansı yok.

Yunan adaları hakkında genel bilgilere ait bir yazım.

Yunan adaları gezi planı hakkındaki bir yazım.

İtalya Venedik Büyük Kanal

İtalya Venedik Büyük Kanal

İtalya Venedik Büyük Kanal;

Bu muhteşem suyolu, aslında Venedik’in ana caddesidir. Turistlerin Grand Canal (Büyük Kanal) olarak bildiği bu suyoluna, Venedikliler “Canalazzo” derler. 15’nci yüzyılda: Fransız yazar Philippe de Commine tarafından “Dünyanın en güzel caddesi” olarak adlandırılan büyük kanal; Venedik’in en güzel malikanelerine sahiptir. Venedik’e geldiğinizde öncelikle görmeniz gereken yerlerden biri de, burası.

Evet: 3800 metreden uzun olan kanal, Stazione Ferrovia Tren İstasyonundan başlar ve Basino di San Marco’da (Aziz Marcos havzası); görkemli bir şekilde biter. Genişliği bazı yerlerde 30 metre ve bazı yerlerde ise 70 metreyi buluyor. Derinlik ise: 5 ile 5.5 metre arasında değişiyor. Ters bir “S” şeklinde uzanıyor.

Çevresinde: sivil ve resmi binalar bulunuyor. Kanal boyunca: “Patrici”lerin yaşamış olduğu, 200 civarında, mermer saray, yan yana sıralanmış.

Kanal:

O kadar güzeldir ki, turistler yalnızca muhteşem manzaraları izlemek için, kanal üzerinde “vaporetto” ile, saatlerce dolaşırlar. Kanalı yavaş yavaş gezmek isterseniz, her iskeleye uğrayan tuhaf isimli “accelerato”ya (No.1) binebilirsiniz. Ancak, o sıcak havada, açıkta oturmak belki serinletici etki yaratabilir, ama bünyeniz biraz nazlı ise, akşam otelde ateşiniz çıkabilir, dikkat etmekte yarar var.

Evet, daha önce söylediğim gibi, kanalın her iki yakasında 200’ün üstünde gösterişli palazzo ve büyük yapı sıralıdır. Çoğu: 14 ve 18’nci yüzyıl arasında inşa edilmiş yapıların bazıları son derece güzel restore edilmiş, bazıları ise onarım için sıralarının gelmesini beklerken iyice yıpranmışlardır. Palazzoların çok azında, aristokrat aileler ikamet etmeyi sürdürmektedirler. Çoğunluğu devlet dairesi, otel, müze veya sergi galerisine dönüştürülmüştür.

Kanal boyunca yürümek ya da akşam yemeği yemek isterseniz:

Riva del Vin’i ya da yakındaki Erberia (sebze-meyve pazarı)yı tercih edin. Veya Pescaria (balık pazarı) gibi su kenarı yeri de tercih edebilirsiniz. Çünkü: Büyük Kanal’ın diğer kıyılarına ulaşmanız imkansız.

Büyük kanal:

Venedik şehrini ikiye bölüyor. Bunlardan: doğu tarafında kalan bölüm, St.Marco bölümü daha geniş. Büyük kanal üzerinde: 3 önemli köprü bulunuyor. Bunlar: Railway, Rialto ve Accademia köprüleridir. Ayrıca: 45 küçük kanalcık da, büyük kanala bağlanıyor.

Bu kanalcıklar, 4 ile 5 metre genişliğindedir. Ayrıca: bu kanalcıklarda ulaşım yalnızca gondolla mümkündür. Bu dar kanallara: “calhi” denir. Calhi’ler: “campi” adı verilen küçük kanallara açılırlar.

Kanallar. Bazen bir binanın avlusunda sonlanır, bu alanlara da “sorti” denilir. Kanallarda yüzmek kesinlikle yasak. Para cezasına tabii. Bu konuda çok sıkı kontroller yapılıyor. Hani, belki aklınıza gelirde yüzmek isterseniz diye belirtmek istedim.

Ama, bir yandan da, kanal sularının çok kirli olduğunu gördüğünüzde zaten böyle bir arzunuzun olacağını sanmıyorum. Çünkü: kanal suları gerçekten çok kirli.

Hatta: dikkatli bakarsanız, kanal boyundaki kullanılmayan yapılardan bazılarında, kedi büyüklüğünde farelerin dolaştığını bile görebilirsiniz.

Kanallarda:

her iki yakada, kimisi baston şekeri gibi boyanmış ve kimi de ham olan kütük kazıklar göreceksiniz. Bunlar: teknelerin park yerleridir. Aynı zamanda, gemiler sığ yerlerde karaya oturmasın diye, klavuz olarak da görev yaparlar.

Bundan sonraki bölümde: Stazione Ferrovia tren istasyonundan başlayarak: Piazza San Marco’ya doğru kanal boyunca görebileceğiniz görkemli palazzolarla ilgi bilgi vereceğim.

Bu arada: bu gördüğünüz tren istasyonu: 1846 yılında yapılmış. İstasyonun hemen sağında: St.Simeon Picello kilisesi var.

Bu kiliseyi: okside olmuş bakır kubbe kaplamalarından seçebilirsiniz. Kubbe üzerinde: bağışlayıcı olarak Hz.İsa’nın heykeli bulunuyor. Girişi oldukça etkileyicidir. 18’nci yüzyılda: Neo-klasik üslupta yapılmıştır. Merdivenleri: suyun içine girmiş durumda.

venedik.grand kanal.1
İtalya Venedik Büyük Kanal Fondaco dei Turchi

Fondaco dei Turchi’ye doğru


Tren istasyonundan çıktıktan sonra: Büyük Kanal üzerindeki üç köprüden ilki olan; Ponte delgi Scalzi köprüsü ile karşılaşacaksınız.

venedik.ponte della constituzione.1
İtalya Venedik Büyük Kanal Ponte Delgi Scalzi köprüsü

 

PONTE DELGİ SCALZİ KÖPRÜSÜ

Bunun diğer adı: İstasyon köprüsüdür. Köprü: 1858 yılında, metal olarak yapılmış, 1934 yılında ise beyaz taşla kaplanmıştır. Köprünün sol yanında: Barok üslüptaki cephesiyle, Santa Maria di Nazareth Kilisesi görülüyor.

Aynı sırada; San Geremia Kilisesi var ve burası Venedik’in en eski yapılarından biridir.

SAN GEREMİA KİLİSESİ

13’ncü yüzyılda yapılmıştır. Fakat; 1760 yılında onarım görmüştür. Kilisenin Romanesk üsluptaki çan kulesi, şehirdeki en eski tarihli yapılardandır. San Geremia Kilisesi ve çan kulesi sırasında, bir 18’nci yüzyıl yapısı olan: Palazzo Labia (Patrik Sarayı) var. İçinde: fresk süslemeler bulunan bu sarayın köşesinde, St.John’un bir heykeli bulunuyor.

Bu yakada, kayda değer ilk ev: 16’ncı yüzyıla ait, klasik tarzda bir yapı olan, Mauro Docucci’nin (1440-1504) eseri Palazzo Vendramin-Calergi’dir. Alman besteci Richard Wagner: 1883 yılında burada ölmüştür. Bu bina, günümüzde Venedik’in “Kış Kumarhanesi”ne ev sahipliği yapmaktadır.

Karşı tarafta, sağ yakada: Büyük Kanal üzerindeki en eski yapılardan biri; 13’ncü yüzyılda inşa edilen “Fondaco dei Turchi (Türk Hanı) var.

venedik.fondaco dei turchi.sarayı.1
İtalya Venedik Büyük Kanal Fondaco dei Turchi

 

FONDACO DEİ TURCHİ

Bu saray: Canal Grande’nin hemen sağ yanında, San-Marcuola İstasyonunun karşısında bulunmaktadır. 13’ncü yüzyılın ilk yarısında: Giacomo Palmier tarafından inşa edilmiş bir saraydır. Venedik’in en eski saraylarından birisidir.

Kıvrımlı bağları, ince sütunları ile Bizans dönemi mimarisinin tipik bir örneğidir. 1621 yılından itibaren, Türk tüccarlar sarayı ticaret merkezi olarak kullanmaya başlarlar. 1838 yılına kadar, bu süreçte orada ikamet eden Türkler; binaya bir cami ve hamam yaparlar ve sarayın mimarisi kısmen değişir.

Ayrıca: 19’ncu yüzyılın ikinci yarısında başlayan restorasyon çalışmaları sırasında, sarayın üst kısmına kubbe biçiminde eklemeler yapılır. Saray 1923 yılından bu yana, Venedik Doğa Tarihi Müzesi (Museo di Storia Naturale di Venezia) olarak kullanılmaktadır.


Modası geçmiş bir koleksiyon sergilense de; 2 metre uzunluğunda kolları olan dev yengeç ile 30 cm. den büyük akrep, özellikle çocukların ilgisini çekmektedir. En etkileyici eserler ise: dinazor salonundaki en büyük tarih öncesi timsah cinsi (11 metre uzunluğundadır) ile ouranosaurus olarak bilinen, muazzam cüsseli sürüngen iskeletidir. (3.5 cm. yüksekliğinde ve 7 metre uzunluğundadır.)

pessaro
İtalya Venedik Büyük Kanal Ca’Pesaro

Ca’Pesaro


Kanalın sağ yakasındaki: 1682 yılında tamamlanan Barok Ca’Pesaro: grotesk masklarla dekore edilmiştir. Mimarı: Salute’yi tasarlayan Baldassare Longhena’dır. Mimar: binayı tamamlayamama endişesi yüzünden ölmüştür.

Ca’ (ev anlamına gelen Casa’nın kısaltılmışıdır): günümüzde Galleria İnternazionale d’Arte Moderna’ya ev sahipliği yapmaktadır. (Modern Sanatlar Müzesi)

Biennale’deki yapıtların en güzelleri ve çoğunlukla İtalyan sanatçıların çalışmaları sergilenir. Başka milletlerden sanatçılara ait birkaç çağdaş çalışmaya da yer verilmiştir. Binanın üst katında: Museo d’Arte Orientale (Doğu Sanatları Müzesi) var.

Müzede: lake sanat eserleri, samuray silahları, zırhlar ve I. Dünya Savaşında şehri bombalayan Avusturyalıların tazminat olarak Venedik’e verdikleri sanat eserleri sergilenir.

doro
İtalya Venedik Büyük Kanal Ca’ d’Oro

Ca’ d’Oro


Ca’Pesaro’nun karşısında: yapımı 15’nci yüzyılın ilk çeyreğinde tamamlanan Ca’ d’Oro (Altın ev) var. Binada: Bizans sanatı etkileri ve Gotik üslup görebilirsiniz. Devrin soylularından Marino Contarini için yaptırılmış. Büyük Kanaldaki en ünlü bina cephesine sahiptir. Gotik cephesi güzel taş oymalarıyla bezenmiştir. Ev, adını eskiden yaldız kaplamalı olan oymalarından alır.

İç mekanda: Franchetti Gallery resim ve heykel sergisi var. Sergilenenler arasında en dikkat çekicisi, Mantegna’nın “Aziz Sebastianus”udur. Ayrıca: Tittoretto ve Tiziano’nun çalışmaları ile başka yapılardan toplanan, birkaç Giorgino’ya ait freskleri de görebilirsiniz.

venedik.rialto köprüsü.1
İtalya Venedik Büyük Kanal Rialto Civarı

Rialto Civarı


Rialto’nun kuzeyinde: sol yakada, kanalın en eski evlerinden biri olan, Venedik-Bizans tarzı Ca’ da Mosto (13’ncü yüzyıl) var. İki fabrikayı cepheden gören: Ca’da Mosto: Venedik’te resmi yapılacak ölçüde güzel binalardan biridir. Venedik-Bizans üslubundaki bina: 13’ncü yüzyılda yapılmıştır.Yanında, göz alıcı: Ponte di Rialto (Rialto Köprüsü)var. Evet, güzel ve ilginç bir köprü.

Ponte di Rialto Köprüsü


1588-1592 yılları arasında, bir veya daha fazla kürekleri olan harp gemilerinin altından geçebileceği yükseklikte inşa edilmiştir. Büyük kanalın eşsiz manzarasına sahip, yan yana sıralı mağazaların bulunduğu ticaret semtinin merkezinde bulunmaktadır. Büyük kanal üzerindeki en eski köprüdür.

Orijinali ahşaptır. Köprünün onarımı sırasında: gerektiğinde açılarak büyük deniz taşıtlarının geçebileceği bir özellik kazandırılmak istenmiş. Bu mekanizma için mimarlar arasında bir yarışma düzenlenmiş.

Michelangelo, Palladio ve Sansovino gibi tanınmış mimarların katıldığı bu yarışmayı: Antonio Da Ponte adlı ünlü olmayan bir mimar kazanmış. Kanalın en dar yerine yapılan köprünün ayakları: yaklaşık 12.000 adet, çamur zemine saplanmış kolon üzerine oturmaktadır. Bugün köprü üzerinde: 24 adet dükkan, arkadlı bir düzenlemeyle yer almaktadır.

Venedik kentinin en renkli mekanlarından biridir.

Yalnız, iki yakayı birbirine bağlamakla kalmaz, aynı zamanda cıvıl cıvıl bir alışveriş mekanıdır. Rialto köprüsünün üzerinde, girişinde ve çıkışında birbirinden güzel cam eşyalar, maskeler, kuklalar, ayakkabı-çanta ve meyve sebzeden tutunda şekerleme ve çöreklere kadar, satın alabilecek her şeyi bulabilirsiniz.

Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde, Rialto köprüsünün üzerinden Grand Canal manzarası bir harikadır.

Büyük Kanal: bu noktada, sağa doğru kıvrılıyor ve siz sol taraftan ilerlemeye devam ediyorsunuz.

Sol yakadaki, 13’ncü yüzyıldan kalma ikiz palazzolar: Loredan ve Farsetti, günümüzde Belediye Sarayı olarak kullanılıyor. Mavi-beyaz renkli palamarlarıyla dikkati çeken, 18’nci yüzyıl Gotik tarzı “Palazzo Mocenigo” kompleksi, 1819-1824 yılları arasında Lord Byron’ın evi olmuştur.

Şair, anlatımcı şiiri Don Juan’ı yazmaya, bu evde başlamış ve zamanının büyük bir bölümünü, ateşli metreslerinin ihtiyaçlarına yetişmeye çalışarak geçirmiştir.

En cüretli Venedik macerası;

Lido’dan Rialto’ya kadar, iki adamla girdiği yüzme yarışıdır. Yarışmayı; mükemmel bir yüzücü olarak bilinen Lord Byron bitirebilmiştir. Günümüzde, Büyük Kanal bu tür etkinlikler için yeterince temiz değildir.

Sağ yakadaki bir sonraki bina; 13’ncü yüzyılın ortalarına ait Palazzo Bernardo’dur. 15’nci yüzyılda yapılmıştır. Milano Dükü Francesco Sforza’ya aittir. Ağ biçimindeki süslemeleri Dükler Sarayından kopya edildiği için tanıdık gelecektir.

Aynı yakada: kanalın keskin bir dönüş yaptığı noktada: üç güzel palazzo var. Ca’Forcari: günümüzdeki üniversitenin bir binası olarak kullanılmaktadır. Wagner’in Tristan ve Isolde adlı eserlerinin bir bölümünü bestelediği Giustinian palazzo bulunuyor.

Ca’ Rezzonico


Plazza Grassini’nin karşısında, sağda, birkaç blok ötede: 17’nci yüzyıldan kalma görkemli Ca’ Rezzonico var ve Museo del Settecento Veneziano’ya: yani 18’nci yüzyıl Venedik yaşamını gösteren bir müze olarak korunmaktadır. (1700’lerin Venedik Müzesi) Dorsoduro’nun üçüncü büyük koleksiyonu buradadır. Ca’ Rezzonico’nun içi gözler için tam bir ziyafettir. Girişteki geniş merdivenlerinin sonunda, alımlı bir balo salonu var. Bur salonda: Murano camından yapılmış, iki devasa avize var. Bitişik odada karışık olarak oyulmuş zincirli köle figürleri var.

İkinci kattaki galeriye gidene kadar, tavanlarda baba ve oğul Tiepolo’nun resimleri dikkati çekiyor. Büyük Kanal’ın iki adet Canaletto resmi, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Venedik’te ressamın yalnızca, 3 resmi bulunuyor.

Cumhuriyetin gerileme dönemi ressamlarından olan Pietro Longhi’nin eserleri de burada. Müzenin üçüncü ve dördüncü katlarında, yeni açılan ve Venedikli ressamların 300’e yakın eserinin sergilendiği Egidio Martini Galerisi var. Pencerelerden görünen Büyük Kanal manzarası da etkileyicidir. 19’ncu yüzyılın sonlarında, bu sarayın sahibi olan Pen Browning’in şair babası Robert Browning: 1889 yılında burada ölmüş. Amerika doğumlu ressam James Whistler de 1879-1880 yıllarında burada yaşamıştır.

venedik.accademia köprüsü.1
İtalya Venedik Büyük Kanal Ponte dell’Accademia

Ponte dell’Accademia’ya Doğru


Ca’ Rezzonico’nun karşısında: Büyük Kanal’ın keskin bir dönüş yaptığı noktada: sol yakadaki pallazoların sonuncusu olan, 18’nci yüzyıla ait Palazzo Grassi, bugün bir kültür merkezi olarak hizmet vermektedir. Dışına asılan afişlerle içerideki sergilerin duyurusu yapılır. Grassi ailesi için yapılmış ve günümüzde Moda Okulu olarak da kullanılmaktadır.

Palazzo Grassi’nin ilerisindeki Ponte dell’Accademia (Accademia Köprüsü): Avusturyalıların inşa ettiği ve büyük vaporettoların geçişini engelleyen demir köprünün yerine 1930 yılında geçici olarak inşa edilmiştir. Metal ve ahşap malzeme ile yapılmıştır. Popüler bir seyir noktası olan ahşap kemerli köprü, muhteşem bir Salute manzarasına hakimdir.

Sol tarafında, önünde klasik kırmızı ve beyaz renkli kazıklar bulunan görkemli yapı, 15’nci yüzyıla ait Palazzo Cavalli Franchetti’dir.

Yan tarafında sanat ve edebiyat camiasının gözde mekanı Palazzi Barbaro’nun Büyük Kanal’a bakan ön cephesini görebilirsiniz. Yazar Robert Browning ve Henry James, ressam John Singer Sargent, Claude Monet ve James Whistler, burada zaman geçirmişlerdir.

dorio
İtalya Venedik Büyük Kanal Ca’Dario

Ca’ Dario’ya Doğru


Sağ yakadaki Palaza Barbarigo’nun mimarisi çarpıcı olmasa da, 19’ncu yüzyıldan kalma mozaiklerle bezeli ön cephesi dikkat çekicidir. Yakınlardaki Palazzo Venier dei Leoni: Peggy Guggenheim koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Büyük Kanalda bulunan, 15’nci yüzyıl Venedik palazzolarının en etkileyici ve pitoresk olanı, görece küçük bir bina olan Ca’ Dario’dur. Venedik’in adalet sekreteri Giovanni Dario’nun eski evidir.

İflas sonucu intiharlardan şüpheli ölümlere, beş yüz yıllık skandallar ve veba salgını nedeniyle lanetlenmiş ev: boş durmaktadır. Yangın tehlikesini engellemek için; huni biçiminde tasarlanan Venedik’e özgü bacalar ilginçtir.

Venedik şehri hakkındaki genel bilgiler

Venedik şehri gezi planı.