Viyana şehrinde, yeme-içme konusuna ayrıntılı olarak girmeden önce, burada, size tanıdık gelecek bir koku ve görüntüden söz ederek, başlamak istiyorum. Şehre girer-girmez “döner kebap” kokularını hissedecek ve kebapçı dükkanlarını göreceksiniz. Buralarda: olup da, döner kebap yemek isterseniz: fiyatları, muhtemelen 2.5-3 Euro civarında.
Ancak, kebapçılar, saat: 24.00’de kapanıyor. Zaten, bu saatten sonra, Viyana şehrinde, yiyecek bir şeyler bulmanız mümkün değil. Her ne kadar kebap kokularından söz etsem de, Viyana daha çok “Pastaneleri” ile öne çıkan bir şehir. Hatta, dünyada, içinde pastane bulunan “Mc. Donalts” fast-food restoranı, Viyana’da bulunuyor. Ama büyük olasılıkla pastaları beğenmeyeceksiniz, çünkü, ilk anda gerek pahalı olmaları ve gerekse damak tadımıza uygun gelmemeleri, antipatiktir.
Evet, yerel Viyana mutfağı: Orta Avrupa ülkelerinin mutfağının bir karışımından oluşuyor. Meşhur: Macar gulaşı, burada da güzel yapılıyor ve tercih ediliyor. Et suyu katılan çorbaları gayet güzel. Ama, et yemeklerini tercih ederseniz, çoğu yerde bu et yemeklerinde “domuz eti” kullanıldığını unutmamalısınız.
İsterseniz, kahvaltı ile başlayalım. Özellikle, cumartesi günleri kahvaltı için en popüler mekan: Nachmarkt. Burada: birçok kafe bulunuyor ve kahvaltıda: kahve ve tatlı çörekler yeniliyor. Çay, yumurta, domates, salatalık, peynir de bulunabiliyor. Ama, bu türlerin bulunduğu kahvaltı, genelde, maalesef “Yunan kahvaltısı” ismi ile servis ediliyor. Bu arada otellerde çıkan kahvaltılardan söz etmek gerekirse: bizdekine benzer türden, peynir, zeytin, yumurta, reçel gibi ürünler sunuluyor. Tabii bir tür yuvarlak ekmek, haşhaşlı kek, meyve suyu, çay ve kahve var, yani otellerdeki kahvaltı doyurucu ve yeterlidir.
Schnitzel
Şehirde en sık karşılaşacağınız ve özellikle tatmanızı önereceğim yiyeceklerin başında: Wiener Schnitzel ve Backhendl Schnitzel geliyor. Ama: her ne kadar bizim ülkemizde de bilinse de, Şinitzel burada farklı yapılıyor. Hatta, bizim ülkemizde tavuktan yapılırken, burada dana etinden de yapılıyor ve çok daha muhteşem lezzetli oluyor. Yani dana etinden yapılanı yemenizi önemle tavsiye ediyorum.
Şöyle ki: yumurta ve ekmek kırıntısına bulanıp, sote edilen, ince bir dilim dana-tavuk eti. Yalnız: bir kısım ucuz restoranlarda, şinitzel, domuz etinden yapılara, sunuluyor. Herhangi bir yerde, şinitzel yemek istediğinizde, içindeki eti mutlaka sorun.
Zaten şinitzel fiyatı sorduğunuzda eğer 10 Euro altında bir fiyat verirse, kesinlikle domuz eti olduğunu anlayabilirsiniz ve tercih etmeyin. Bu arada: şinitzel yanında: limon dilimi veriyorlar. Başkaca bir şey isterseniz, ilave para ödemek durumundasınız. Örneğin: bir salata ve bir bira isteyebilirsiniz.
Wiener Schnitzel
Biraz önce sözünü ettiğim gibi hazırlanan, dana etinin ismi budur. Avusturyalılar buna “kalb şinitzel” de diyorlar.
Backhendl Schnitzel
Yukarıda sözünü ettiğim gibi hazırlanan, ancak tavuk eti kullanılan cins budur.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Tafel Spitz
Şehirde, en çok tercih edilen bir diğer yemek çeşididir. Son imparator Franz Joseph tarafından çok tercih edilen bir yemek cinsi olması nedeniyle, günümüzde “Milli” bir yiyecek ve hatta “bir nevi Tanrı yemeği” olarak kabul edilerek sunuluyor. Bunun özü: haşlanmış sığır eti. Buna: kök sebze ve baharatlar ekleniyor. Servis edilirken, yanında: genellikle bir dilim ekşi krema ya da patates sunuluyor.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Macar Gulaşı
Yine, şehre has bir lezzet. Ama kökleri, Macar mutfağına dayanıyor. 9.yüzyılda, Macar çobanlarının yediği bir haşlama yemeğiymiş. Zaten, yemeğin adı: Macarcada “sığır güden kişi, çoban” anlamına geliyor. Bu yemekte: sığır eti, soğan, sarımsak, kırmızı biber, domates ve kerevizle ağır ateşte pişirilerek hazırlanıyor ve servis ediliyor. Günümüzde, gulaşın vazgeçilmez baharatı olarak kabul edilen “kırmızı biber”, yemeğe 18.yüzyılda eklenmeye başlamış.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Knödel (Hamur Köftesi)
Bu da, yöresel lezzetlerden biridir. Unlu, mayalı veya patatesli çeşitleri bulunuyor. Ana yemeklerden ve çorbalardan önce servis ediliyor.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Viyana Sosisi
Şehirde yaşayan: her gelir seviyesindeki, her tür insan: bolca bulunan sosis stantlarında buluşup, birçok çeşidi bulunan sosislerden tadarlar. Zaten, şehrin çoğu yerinde, bu sosis stantlarından göreceksiniz. Buradaki standart ürün çeşitleri şunlar: Debreziner (ince ve baharatlıdır), Bratwurst (kızarmış ve kalındır), Kasekrainer (etli ve peynirli olup, kalın bir cinstir). Evet, bu saydıklarımdan, arzu ettiklerinizi sizde deneyebilirsiniz. Ama önermem, lezzetleri rezalet, bizim damak tadımıza uygun değiller.
TATLILAR
Viyanalılar, her zaman tatlıları ile övünürler ve bunların güzelliklerini dünyaya kanıtlarlar.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Palatschinken
Bu bir tür “Macar” tatlısıdır. İçi reçel veya fıstık dolu, krepe benziyor. Söylediğim gibi, Macar kökenli bir tatlı. Daha çok krepe benziyor. Buğday unu, süt, tuz ve tereyağı ile tavada kızartılarak yapılıyor. Öğle ve akşam yemeklerinde sunuluyor. Geleneksel olarak: kayısı reçelli, çilek reçelli ve üzerine pudra şekeri serpilerek servis ediliyor.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Sachertorte
İşte Viyana şehrinin en meşhur tatlısı budur. Bu pasta, iki kattan yapılıyor ve kayısı reçeliyle tatlandırılıyor. Daha açıkçası, çikolatalı bir kek. 1832 yılında, Franz Sacher tarafından ilk kez yapılmış bir tatlı çeşidi olarak öne çıkıyor. Yani: orijinal Viyana şehrine ait bir tatlı türüdür. Kek: geleneksel pasta (iki katlı yoğun çikolata ve aşırı tatlı pandispanya), ince bir tabaka kayısı ve üstü, koyu çikolata ile kaplanıyor.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Apfelstrudel
Bir tür: elmalı turta denilebilir. İnce dilimlenmiş, elma, kuru üzüm ve tarçın dolu, kat kat pasta. Ama ön büyük özelliği, çok şeffaf olması.
Bunu mutlaka denemenizi ve üzerine vanilya sosu koydurmanızı öneririm.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir
Kaisersschmarren
Bu: Avusturya’nın milli bir tatlısı olarak öne çıkıyor. Çünkü: son imparator Franz Joseph için geliştirilmiş bir tatlı. Muhteşem bir lezzet. Bilinen en iyi Avusturya tatlısıdır. İçinde: fındık, kiraz, erik reçeli ya da elma, küçük parçalar halinde kuru üzüm ve kıyılmış badem bulunuyor.
İÇECEKLER
BİRA
Gösser
Viyana şehrinde, bira meraklıları için, en tercih edilen marka: Gösser.
KAHVE
Viyana denilince, akla hemen buradaki yaygın kahve kültürü geliyor. Şehirde, sonsuz çeşitlilikte kahve bulabilirsiniz. Siyahtan, beyaza, her renk ve her tonda, her tat da kahve bulmanız mümkün. Türk kahvesi dışındaki, bütün kahveleri gayet lezzetli yapıyor ve sunuyorlar. Türk kahvesi yapmayı beceremiyorlar.
Peki, bu kahve kültürü şehre nasıl gelmiş?
Bu konuda: çeşitli söylentiler var. Birincisi: Kuşatmadan sonra, Osmanlının bıraktığı, kahve çuvallarından, şehre kahve kültürü gelmiş. Diğer bir söylentiye göre ise: 17.yüzyılda, bir tüccar, Osmanlıdan ele geçirdiği bir miktar kahve stoku ile şehre gelir ve ilk kahve evini açar ve böylece kahve kültürü, şehre yayılır. Zaten, özellikle: İmparatoriçe Maria Theresa zamanında: bu kahve evleri şehirde yayılır ve insanlar, buralarda bir araya gelirler. Hatta, batı ünlü yazar ve müzisyenler, bu tür kahve evlerinin müdavimi olurlar.
Kapuziner
Viyana şehrine özgü, üstünde bol kreması bulunan bir çeşit kapuçino.
Ein Türkischer
Evet, tahmin ettiğiniz gibi, “Türk Kahvesi”. Bakır cezvede, hafif tatlı olarak hazırlanıyor ve servis ediliyor. Ama, biz bunun gerçek tadını bildiğimizden, bu ülkede yapılan ve “Türk kahvesi” ismi verilen bu kahve, bizim damak tadımıza pek uygun gelmiyor.
MEKANLAR
YEMEK MEKANLARI
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir Figl-müller
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir Figl-müller
Figl-müller
Stephanplatz meydanına yakındır. Yani katedrale hemen birkaç dakika uzaklıktadır, yeşil bir tabelası var, kolay bulabilirsiniz. Şehir içinde, birkaç yerde şubesi bulunuyor. Yapı: Amerikanvari tarzdadır. Yüksek tavanlı bir yer. Burası, şinitzel’in en güzel yapıldığı yer olarak öne çıkıyor. Yani: burada, yalnızca şinitzel yiyebiliyorsunuz.
Her ne kadar biraz kalabalık olsa ve sıra beklemeniz gerekse de, bu devasa boyutlu olarak servis edilen şinitzellerden mutlaka tatmalısınız. Kapıya geldiğinizde, doğrudan masalara geçemezsiniz, bekleyin, garsonlar sizi yönlendirecek, sizden önce bekleyen varsa onları alacaklardır. Ben burayı ziyaret ettiğimde, fazla beklemedim, çünkü yemek saati dışında gittim ve aşağı kata beni aldılar.
Burada daha önce sözünü ettiğim gibi tavuk ve dana şinitzel yapıyorlar. Dana şinitzelin porsiyonu 22-23 Euro civarındadır. Tabakta, iki parça şinitzel var, başkaca bir şey yok, sadece limon veriyorlar. Sipariş verdikten sonra, yaklaşık 30-35 dakika beklemek durumunda kalıyorsunuz.
Yani porsiyonlar büyük, iki kişi gittiğimizde kesinlikle iki porsiyon istemeyin, önce bir porsiyon isteyin, doymazsanız, ikinci porsiyonu istersiniz, çünkü bir kişiye bir porsiyon fazla gelebiliyor. Tavuk şinitzel fiyatı, dana şinitzel fiyatından 2-3 Euro daha ucuzdur ama tavuk şinitzel ülkemizde var, burada dana şinitzeli deneyin.
Restaurant Steirereck
Şehir merkezinde, stadtpark (şehir parkı) içindedir. Kaliteli bir yer. Yalnız, fiyatları pahalı. Kişi başı, yaklaşık 70-80 Euro civarında çıkabilirsiniz. Buranın hemen altında ise: Meierei isimli bir kafe bulunuyor. Burada: değişik peynir çeşitleri ve mezeler eşliğinde, şarap çeşitlerini tadabiliyorsunuz.
Plachutta
Tipik bir Avusturya restoranı olarak öne çıkıyor. Öğlen veya akşam gidebilirsiniz. Şinitzel ve şarap, tatlı olarak da, Kaisersschmarren yemelisiniz. Çünkü, bu tatlı, Avusturya’nın milli bir tatlısı. Wiener Schnitzel yiyecekseniz, mutlaka buraya gitmeniz gerekli. Mekan: biraz pahalı. Ama, yinede yer bulmak büyük sorun. Rezervasyon yaptırmadan giderseniz, büyük olasılıkla yer bulamasınız. Benden size öneri, saat: 21.00’den sonra gidin, çünkü Viyanalılar o saatte uyuyorlar, yer bulmak sorun olmaz.
Blau Stern
Burası: şehrin en popüler mekanlarından biri. Merkezde, sağ tarafta bulunuyor. Yoğun saatlerde, burada yer bulmak zor. Özellikle, hafta sonlarında, buraya erken saatte gitmeniz şart. Yoksa, güzel bir kahvaltı yapabilmek için, bir süre sıra beklemeniz gerekebilir. Menüsünde, klasik kafe içeceklerinin yanı sıra, farklı içecekler de bulunuyor.
TATLI MEKANLARI-PASTAHANELER
Demel
Kohlmarkt bölgesindedir. İmparator ve krallara tatlı hizmeti veren, meşhur bir yer. Burada, dünyanın en lezzetli kek ve pastalarını bulabilirsiniz. Burada, mutlaka bir Viyana kahvesi içmenizi ve tatlı yemenizi öneririm.
Hotel Sacher
Şehirde, en iyi tatlıların sunulduğu bir mekandır. Operanın hemen karşısındadır. Sacher turtası, burada yapılıyor. Ancak, turta deyip geçmemek lazım. Çünkü, bu turta, 1880 yılından bu yana yapılıyor ve tarifi gizleniyor. İçinde: kayısı reçeli var ve dışı çikolata kaplı. Öyle ki, bu turtayı, dönüşte evinize götürmek isteyebileceğinizi düşünmüşler ve ahşap kutular içinde de, satışını yapıyorlar.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir Şarap Evleri
HEURİGER (ŞARAP EVLERİ)
Şarap elbette her yerde bulunabiliyor. Ancak, Viyana’da: öyle muhteşem bir ortam yaratmışlar ki: ılık akşamlarda, yıldızların altında şarap içilebiliyor. Bu yerlere: “Huriger” yani “Şarap Evi” deniliyor. Yani, şarapların tadından öte, içildiği ortamın da güzelliğine özen göstermişler.
Bunlar: şarap üreticilerinin, kendi ürettikleri ürünleri, doğrudan müşterilerine pazarlamaları için izin verilen mekanlardır.
Üretimden yeni çıkmış, taze şarap bulunduğu: kapılara asılan “Ausg Steckt” yani “Açık” ibareli, çam dalları asılarak duyurulur. Taze şarap bittiğinde ise, bu çam dallarının kaldırılması zorunludur.
Evet, bu şarap evleri: genellikle öğlen saatlerinden açılır ve akşamın geç saatlerine kadar, biraz önce söylediğim gibi, taze şarap bitene kadar açık kalır. Ancak: bu şehirde, şarabı, tatlandırıcılar ile servis ediyorlar. Şarap meraklıları için, şarap servisinden önce, şarabın sek getirilmesini, görevliye hatırlatmalarını öneririm.
Evet, bu “Heuriger” mekanlarının en popüler olanı: Grinzing Heuriger.
Burada: geleneksel Avusturya kültürünü yansıtan, çoğu birer-ikişer katlı binalar ve restoranlar var. Burada bulunan şarap evlerinde şarap içerken, daha önce de sözünü ettiğim gibi, bazı şarapların maden suyu ile karıştırıldığını göreceksiniz. Ayrıca: şarabın yanında getirilen “zencefil” şaraba bambaşka bir tat veriyor, mutlaka denemelisiniz.
KAHVE MEKANLARI – KAFELER
Viyana şehrinde: birçok kafe yanında, “Starbuck kafe” de bulunuyor. Ama, Viyanalılar buraya gidenleri, zevksiz olarak düşünüyorlar. Çünkü: diğer kafelerde, daha lezzetli kahvelerin bulunduğuna inanıyorlar.
Avusturya Viyana Ne yenir Ne içilir Cafe Hawelka
Cafe Hawelka
Şehirde oturanlar tarafından tercih edilen bir yer. Sadece kahve çeşitleri bulunuyor. Çok tutuluyor, mutlaka uğrayın,
Cafe Demel
Şehir merkezinde, Graben denilen yerde bulunuyor. Ama, yer bulmak zor, biraz beklemeniz gerekebilir. Özellikle, pastalarını tatmanızı öneririm. Biraz kalabalık ve yer bulmak zor ama beklemeye değer. “Schwarzwalder” isimli “kara orman pastasını” özellikle öneriyorum.
Cafe Landtmann
Rathaus platz (Belediye Meydanı) bölgesine, yaklaşık 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde. Her ne kadar ismi cafe olsa da, burada lezzetli yemeklerde bulmak mümkün. Birçok ülke yemek kültürünü burada tadabilirsiniz. Ayrıca: Viyana şehrine özgü şarapların bolca bulunduğu, şarap mahzeni de var. Müzik var, yemekler güzel. Fiyatları ise nispeten makul sayılabilir. Kişi başı, yaklaşık 35-40 Euro civarında ücret ödemeniz söz konusu.
Cafe Central
Innere Stadt bölgesindedir. Şehirdeki en eski ve en popüler kahve mekanıdır. 1860 yılında hizmete açılmıştır. Dünya Savaşından sonra ise uzun süre kapalı kalmış ve 1975 yılında yapılan restorasyondan sonra: yeniden hizmete açılmıştır. Günümüzde, burası, hem turistik bir yer ve hem de popüler bir kafe olarak öne çıkmaktadır. Akşamları: burada caz müziği de çalınıyor.
Bu bölümdeki gezimizde, şehrin Ring dışındaki, yani Ring bulvarı dışındaki bölümlerini gezeceğiz.
Avusturya Viyana Ring Dışı Hundertwasser Haus
HUNDERTWASSER HAUS
Kegelgasse bölgesindedir.
Rengareng ve tuhaf mimarisi olan bir yapı. Ama, bu durumu ile, şehir dışından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bu yapının tasarımı : Avusturya’nın en iyi sanatçılarından biri olan: Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmıştır. Şehirde, bu mimarın birçok eserini görmek mümkün. Ama, burası şehrin tam merkezinde kurulmuş, rengarenk bir köy olarak öne çıkıyor ve şehre gelen turistler tarafından yoğun olarak ziyaret ediliyor.
Yapıdan içeriye girdiğinizde: mimarın şu sözleriyle karşılaşılıyor: “Doğayla barışık olun, yağmuru kurtarın, her yağmur damlası doğadan öpücüktür”
Dış cephesi: dalgalı. Parlak boyalı kiremitleri, seramik ve soğan tarzı kubbeleri var. Ayrıca: güzel bir avlusu ve bu avluda bir restoran bulunuyor. Binanın hiçbir yerinde: düz öğe kullanılmamıştır. Dış yüzey ise: rengareng düzenlenmiş. Teras bölümü: 250 ağaç ile yeşillendirilmiş ve büyük bir bahçeyi andırıyor. Binada: 52 daire ve 4 dükkan bulunuyor.
Şehrin: en iyi “Schnitzel” yemeğinin burada yapıldığı söyleniyor. Şehrin ziyaretçileri, burayı mutlaka ziyaret ediyorlar.
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Belvedere
SCHLOSS BELVEDERE (BELVEDERE SARAYI)
Konumu: Innere Stant’a yakındır. Burası: Savoy Prensi Eugene’nin yazlık sarayıdır. Giriş ücretli. Saray yapısında: heykeller, çeşmeler, şelaleler, göller ve bahçeler ile güzel bir yapılaşma görülüyor. Saray yapısı: 1668-1745 yılları arasında, mimar Johann Lucas tarafından yapılmıştır. Yapı: barok stildedir. İki bölümden oluşmaktadır. Bu iki bölüm: göz alıcı bir bahçe ile birbirine bağlanmaktadır.
Avusturya Viyana Ring Dışı Unteres Belvedere
Unteres Belvedere
Saray: Prensin ölümünden sonra: Maria Theresa’ya geçer. Buranın terasından: Viyana şehrinin muhteşem manzarası görülüyor, mutlaka izleyin. Buranın en önemli özelliği: 1955 yılında, Avusturya’nın, II. Dünya Savaşından sonra, bağımsızlığına kavuştuğu, anlaşma burada imzalanmıştır.
Burada, güzel bir müze var.
ÖSTERREİCHİSCHES BAROCK MUSEUM ( AVUSTURYA SANATI MÜZESİ)
Müzede; özellikle: Maria Theresa ile kocası François de Lorraine’in portreleri var. Ayrıca: Donner ve Permoser’in: heykelleri de görülebiliyor. Permoser’in “Prens Eugene’in Yüceltilmesi” adlı ünlü heykeli: yaldızlı ve aynalı Altın Oda’da sergileniyor. Bu heykelde: Prens, “Hercules” olarak tasvir edilmiştir.
Oberes Belvedere
Prens Eugene, burada şölenler ve eğlenceler düzenlemiştir. Günümüzde, burada: Österreichische Galerie des 19.und 20.Jahrhunderts (19.ve 20.yüzyıl Avusturya Galerisi) var. Galeride: tarihi süreç içinde kurulun Avusturya-Macaristan imparatorluğunun gücü sergileniyor.
Sergilenen sanat eserlerinin hepsi birinci katta düzenlenmiş. Eserleri sergilenen sanatçılar arasında bulunanlar: Monet, Renoir, Cezanne, Van Gogh. Buranın bahçesinde zamanınız olursa, güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Ayrıca, gün batımı, buradan muhteşem görünüyor.
BESTATUNG MUSEUM ( CENAZE MÜZESİ)
Belvedere’nin hemen arkasındadır. Müzedeki sigara tablaları üzerine baktığınızda ilginç bir yazı göreceksiniz: yazının Türkçe açıklaması :” Sigara içmek işimizin garantisidir” Burada, isminden de anlaşılacağı üzere, tabutlar, cenaze törenleri, mezarlar hakkında bir kısım obje sergileniyor. İlginizi çekerse gidebilirsiniz.
HEERESGESCHLİCHTLİCHES MUSEUM (ASKERİ TARİH MÜZESİ)
Belvedere bölümünün hemen diğer tarafında bulunuyor. Giriş ücretli. Çok fazla obje olan bir yer değil. Dikkatimi çeken tek şey: İmparator Franz Ferdinand’ın kanlı üniforması oldu.
Avusturya Viyana Ring Dışı Zentralfriedhof
ZENTRALFRİEDHOF (MERKEZ MEZARLIK)
Simmeringer caddesinden ilerlediğinizde, şehrin merkez mezarlığına ulaşılır. Bu mezarlıktaki ünlüler: Beethoven, Schubert, Brahms, Arnold Schönberk, Arthur Schnitzel. Çok büyük anıtsal özellikleri olan bir yer değil. Güzel bir günden, güzel bir yürüyüş yapmak için uygun. Ancak, elbette sizin Viyana şehrindeki zamanınıza bağlı, zaman az ise, elbette mezarlık gezisi gereksiz.
Avusturya Viyana Ring Dışı Gasometers
GASOMETERS
Simmeringer caddesinde yürürken, Merkez Mezarlığına gitmeyi düşünmeyenler tarafından tercih edilebilir, hemen solunuzda kalıyor. Bunlar, çok uzaklardan görülebildiklerinden, Simmerling semtinin sembolü olmuşlardır.
Bunlar: 4 tane gaz deposu. Dış cepheleri tuğla kaplı, teleskop model gaz tankları. Yükseklikleri: 70 metre ve çapları ise: 30 metredir. 1896-1899 yılları arasında inşa edilmişler. Ancak, belirgin bir estetik anlayışa göre dizayn edilmişler. Gaz deposu dedim diye, hemen ilgisizlik yapmayın bence.
Çünkü, buralar günümüzde gaz deposu olarak kullanılmıyorlar. 2000’li yılların başında, burada; Fransız mimar Jean Nauvel tarafından yürütülen büyük bir restorasyon çalışması yapılmış ve sonuçta ortaya: güzel bir alışveriş merkezi çıkmış. Bu alışveriş merkezinde: 70 mağaza, 20 restoran, birçok kafe ve bar bulunuyor.
Hemen yan tarafta, çok salonlu bir sinema kompleksi, büyük bir toplantı salonu (4200 kişi kapasiteli) , pek çok ofis, daire, öğrenci konaklama merkezleri (225 odalı) ve Viyana Şehir Ulusal Arşivi burada bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss SchönbrunnAvusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
SCHLOSS SCHÖNBRUNN (SİSİ’NİN SARAYI)
Burası: Habsburg hanedanlığı zamanında, imparatorluğun yazlık sarayı olarak kullanılan bir yer.
Sarayın önünden: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın, şehri kuşatırken çadırını kurduğu tepeyi görmek mümkündür.
Viyana şehir çıkışına doğru, şehir merkezinin yaklaşık 10 km. güneyindedir. Buraya ulaşmak için: u4 metro hattını kullanmanız, Schönbrun istasyonunda inmeniz gerekiyor.
Bir anlamda, şehir merkezindeki Hofburg sarayının bire-bir küçültülmüşü gibidir. Odaların dekorasyonu, özellikle muhteşem. Zaten: 1400’den fazla oda bulunuyor. Her bir odanın, ayrı bir süsleme ve dekoru bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss SchönbrunnAvusturya Viyana Ring Dışı Schloss SchönbrunnAvusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
Mimari olarak
Avrupa’nın en güzel, barok yapılı sarayı olarak kabul ediliyor. 1754 yılında: imparatoriçe Maria Theresa tarafından yaptırılmıştır. Buraya: “Viyana Versailles” Sarayı da deniliyor.
Kelime anlamı: “Güzel pınar” Ama, ben daha önce Paris’teki Versailles Sarayını da gördüğüm için burayı orası ile kıyasladığımda: kesinlikle aynı seviyede değil, Versailles Sarayı buradan daha güzeldir.
Habsburg hanedanlığı, bu sarayın sayısız odalarında yaşamışlar. İmparator Joseph ve imparatoriçe Sisi, 1848-1916 yılları arasında, burada yaşamışlar. Hatta: imparatoriçe Sisi, 1830 yılında, bu sarayda doğmuş. Elizabeth’in hüzünlü bir öyküsü var.
Avusturya imparatoriçesi olsa da mutsuz bir hayat sürdürmüştür. Üç çocuğunun da ölümünü görüyor. 60 yaşlarında iken, bir anarşist tarafından, amaçsız ve anlamsız bir şekilde öldürülüyor. Belki de bu yüzden, Avusturyalılar, kendisin çok seviyorlar.
Saray
Saray içi ve saray bahçeleri olarak iki bölümden oluşuyor. Ana kapıdan girdiğinizde: hemen sol yanda bilet ve hediyelik eşya satılan bölüm ve aynı zamanda tuvalet bölümü bulunuyor.
Oradan sarayın gezmek istediğiniz bölümlerine ait bilet satın alabilirsiniz. Daha sonra: eğer sarayın içine girecekseniz, sol yanda sarayın giriş kapısı var, oraya yönelmeniz gerekiyor.
Ama saraya girmeyip sadece bahçeleri gezmek isterseniz, binanın sağ bölümüne yönelin, çünkü sol bölümdeki bahçelerden arkaya geçmek mümkün değildir.
Bu arada, hemen biletlerin satıldığı giriş bölümünün tam karşısında, sağ kolda “Schoss Theatre” denen bölüm var. Burada birçok tören düzenlenmiştir.
Saray binasının içine girdiğinizde
Avrupa’nın babaannesi olarak (17 çocuk doğurmuş ve kızlarını özellikle Avrupa’nın soylu aileleri ile evlendirmiştir ve bunlardan biri Fransız Devrimi sonunda idam edilen Maria Antuenet’tir.)
Maria Theresa ve varislerinin sarayda yaşadıkları hayata dair birçok örnek görmek mümkün. İmparatoriçe ve çok sayıda kızları tarafından işlenmiş: iğne işleriyle süslü kahvaltı odası, genç Mozart’ın kraliyete verdiği resital salonu (Spiegelsaal-Aynalı Salon), Konspirationstafelstube-çok gizli yemek odası, Chinesisc-hes Rundkabinett-Yuvarlak Çin Salonu, imparatorun 1916 yılında öldüğü yatak odası, Napoleon Salonu (burası Maria Theresa’nın yatak odasıdır); Fransa imparatoru Napoleon ve oğlu Reichstadt dükü tarafından kullanılmıştır.
Bu odada, şu anda: oğlunun ölüm maskı ve dondurulmuş kuşu bulunuyor.
Schoss Theatre denen bölümün hemen yanında, yani saray binasından ayrı, sağ koldaki bölümde, Wagenburg Museum var. Bu müzede: İmparator VI. Karl’ın altın kaplamalı tören arabası ve bunun yanında, imparatorluk mahiyeti tarafından kullanılan at arabaları koleksiyonunu görebilirsiniz. Buranın kapısında, temsili bir heykel var, bununla fotoğraf çektiriliyor.
Günümüzde
Saray, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası listesine yazılarak, koruma altına alınmıştır. Hatta: güneş ışınlarından korunması için: sarayın pencerelerinin kapalı bulundurulması, UNESCO tarafından istenmiş ve pencerelerin büyük kısmı kapalı bulunduruluyor. Bu durum: ziyaretçiler için pek hoş değil, çünkü içeride boğucu bir hava oluşuyor.
Sarayın Bahçesi
Sarayın bahçesi de, muhteşem. UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesinde ve koruma altında. Bu bahçe bölümünde: bir hayvanat bahçesi (burası Avrupa’nın en eski hayvanat bahçelerinden birisidir ve Pandaları ile ünlüdür) , bir labirent bahçesi ve kelebek bahçeleri de bulunuyor. Bunlara giriş ücretli, tüm bunlara girmeyi düşünürseniz, girişten tüm her yere girmek için daha uygun fiyatlı bilet almanızı öneririm.
Yazının en başında da belirttiğim gibi, her ne kadar buranın bahçeleri, Paris Versay Sarayı bahçeleriyle kıyaslanmış olsa da, bence oradan kötü, çünkü en basitinden, yerlerde minikte olsa çakıllar var ve Versay Sarayında ise her yer yani yürüyüş yolları dahil çimdir. Burada sanki çiçeklendirme veya yeşillik, daha doğrusu çim, daha az görülüyor.
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss SchönbrunnAvusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
Bahçeyi mutlaka gezin ve hatta, hava güneşliyse, Viyanalılar gibi, sizde, çimlere uzanarak dinlenebilirsiniz. Bahçeleri gezerken: imparatorluk görkeminden çok, bütün duygulara zevk veren bir peysaj göreceksiniz. Özellikle: çiçekler ve havuzlar güzel bir görüntü oluşturuyor.
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss SchönbrunnAvusturya Viyana Ring Dışı Schloss SchönbrunnAvusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
Parkta
bir tepenin zirvesine yerleşmiş, sütun dizisi olan “GLORİETTE” görülüyor. Gün batımında, Gloriette’nin silüetinin görüntüsü gerçekten çok güzeldir. Buraya ulaşmak için biraz yürümek gerekiyor.
Benden size öneri, yürürken, yolları takip etmek yerine, sol koldan, ağaçların arasından ilerleyen ve aynı zamanda gölgelik ve pek dik olmayan yolu takip ederek yukarı çıkmanızdır. Yukarı çıktığınızda muhteşem bir manzara ile karşılaşacaksınız.
Aynı zamanda, bu yapının hemen altında bir kafe var. Ama bence saçma olarak kafe arka cepheye yapılmış ve kötü bir havuza bakıyor, keşke ön cepheye yapılsa imiş ki bu durumda muhteşem manzarayı izlemek ve bir şeyler içmek aynı anda mümkün olabilirdi.
Yine de çıkarken yorulanlar için, yapının hemen altında ve arka cephesinde bir kafe bulunuyor. Hatta, içme suyu alabileceğiniz bir çeşme de vardır.
Bunun üstüne (biletli) birkaç basamak merdiven tırmanarak çıktığınızda, karşınıza muhteşem bir manzara çıkacaktır ki, bence çıkmayı düşünün.
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
Eğer
Buraya gitmek isterseniz: karşınıza, antik mitolojiden esinlenerek tasarlanmış birçok heykel önünden geçeceksiniz. Özellikle: Matyas tarafından bulunan ve saraya ismini veren Schöner Brunnen (Güzel Havuz) görülmeye değer. Bu güzel havuz görüntüsü ile ve suların akustiği ile görülmeye değerdir.
Avusturya Viyana Ring Dışı Lihtenştayn Sarayı
LİHTENŞTAYN SARAYI
Alsergrund ilçesindedir. 2004 yılında restore edilerek, yeniden ziyarete açılmıştır. Sarayın odalarında, günümüzde: Lihtenştayn hanedanlığına ait, dünyadaki en zengin koleksiyonlarından biri sergileniyor.
Saray yapısı ise: 1688 yılında, mimar Domenico Egidio tarafından başlanmış ancak bitirilişi, 1962 yılında, mimar Domenici Martinelli tarafından sağlanmıştır. Yapı: eski roma stilinde inşa edilmiştir.
Zemin katın tavan süslemeleri: binanın inşaat faslında, farklı sanatçılar tarafından yapılmış olup, bu farklılık görenler tarafından hemen hissedilmektedir.
Evet, saray, günümüzde müze olarak ziyarete açıktır. Hanedanlığın, kendine ait özel tablo, eşyalar ve ayrıca ünlü sanatçı Rubens’e ait tablolar ve çeşitli sanat eserleri sergileniyor.
Avusturya Viyana Ring Dışı Volksoper
VOLKSOPER (HALK OPERA BİNASI)
Alsergrund ilçesindedir. Bina, ilk olarak, 1898 yılında açılmıştır. Başlangıçta, tiyatro adı altında açılmış olmasına rağmen, 1903 yılından sonra, yalnızca operalar sergilenmeye başlanmıştır. Burası: ilk açıldığında özel mülkiyet tarafından işletilmekte iken, 1938 yılından sonra, Viyana Eyaleti yönetimi tarafından satın alınarak, halkın hizmetine sunulmuştur.
Avusturya Viyana Ring Dışı Augarten Sarayı
AUGARTEN SARAYI
Burası: bir park. Şehrin: barok tarzda düzenlenmiş en eski bahçesi ve parkıdır. İlk yapıldığında: imparatorun av alanı olarak kullanılmış. 1775 yılında ise, İmparator II. Joseph tarafından, halka açık bir park ve dinlenme alanı olarak hizmete sokulmuş.
Parkta: kestane, meşe ve ıhlamur ağaçları bulunuyor. Dinlenme ve spor amaçlı olarak kullanılıyor.
Ayrıca: park içinde: Avrupa’nın en eski ve dünyaca ünlü “Augarten” markalı porselenlerinin üretildiği bir atölye ve aynı isimle anılan bir saray yapısı bulunuyor.
Park içinde, dikkate değer bir diğer yapı: savaş zamanında yani 1942-1944 yılları arasında, havadan gelebilecek saldırılara karşı şehirde kurulmuş olan 6 beton kuleden biri de, bu park içinde bulunuyor. Bu kulelerin tasarımları: mimar Friedric Tamms tarafından yapılmış.
Avusturya Viyana Ring Dışı Heeresgeschichtliches Museum
HEERESGESCHİCHTLİCHES MUSEUM (ARSENAL MÜZESİ)
Bu müze: savaş tarihine ışık tutuyor. 1850-1856 yılları arasında yapılmış. Mimarı: Theopil Hansen. Sitili: gotik. Müzenin içinde: 16.ve 20.yüzyıl ile ilgili savaş araç ve gereçleri var. Buranın en büyük özelliğiyse: Avrupa’da bulunan, en büyük Osmanlı savaş malzemeleri koleksiyonunun bulunması.
SCHWARZENBERG PARK
Avusturya ülkesinin en büyük parkı. 1801 yılında, burası özel bir mülk iken, 1958 yılında, Viyana Eyalet Meclisi tarafından satın alınarak, açık park ve dinlenme alanı olarak ziyarete açılmıştır.
Parkta: 2 adet obelisk var. Bu obelisk üzerinde: 1795-1831 yıllarında yaşamış ve hayatı boyunca bu bölgede geziler yapmış olan “Josef Kyselak” tarafından, siyah yağlı boya ile yazılı “Kyselak” kelimesi bulunmaktadır. Bu kelimeyi, parkta bulunan birçok yapı üzerinde göreceksiniz. Gördüğünüzde, kelimenin anlamını merak ederseniz, işte bu.
Avusturya Viyana Ring Dışı Theater in der Josef Stadt
THEATER İN DER JOSEF STADT
1788 yılında kurulmuş olup, şehrin en eski tiyatrosudur. Ününü: zamanında, Beethoven ve Wagner tarafından, burada oyun yazılıp-yönetilmesinden almaktadır. Ayrıca: Johann Straus, burada kemanı ile tek kişilik konserler vermiştir.
Bina: 1822 yılında yıkılmış ve eskisine sadık kalınarak, yeniden yapılmıştır.
Avusturya Viyana Ring Dışı Kuntz Historische Museum
KUNTZ HİSTORİSCHE MUSEUM
Ring bölgesinde, yolun hemen karşısında bulunuyor. Bu müzenin en büyük özelliği: Anadolu’dan, yani ülkemizden çalınarak buraya getirilen birçok sanat eseri sergileniyor olması. Giriş ücreti her ne kadar 10 Euro da olsa, mutlaka gidip görmenizi öneriyorum.
Özellikle: Efes bölgesinden çalınarak getirilen ve burada sergilenen eserlerimizi mutlaka görün. İngilizler, hiç olmasa yurt dışından çalarak ülkelerine kaçırdıkları tarihi eserleri, Londra-British Museum’da ücretsiz sergiliyorlar.
Burada: biraz önce söylediğim gibi, 10 Euro giriş ücreti ödemeniz gerekiyor.
Viyana şehrindeki gezimize: bulunduğumuz yerden, herhangi bir şekilde: Innere Stadt bölgesine gelerek başlıyoruz. Bu bölgede ise, ilk durağımız: St. Stephanos Katedrali. Katedral: Roterturn Str. üzerindedir.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Stephansdom Katedrali
STEPHANSDOM KATEDRALİ (AZİZ STEPHANOS KATEDRALİ)
Viyana şehrine gittiğinizde ilk görülmesi gereken ve şehirle özdeşmiş yapı burasıdır. Pazar günleri ve tatillerde, saat: 10.00 civarında, burada ayin yapılıyor. Bunun dışında gezmek mümkün. Viyana şehrinin sembolüdür. Tüm ihtişamına karşı: bir Ayasofya veya Süleymaniye Camisine benzemiyor.
İçeriye ücretsiz girilir, belli bir bölüme kadar ücretsiz gezilir ve belli bir bölümden sonra ücret ödemek gerekir. Ama para verip girmeye gerek yoktur, önermiyorum. Akşam konserler düzenleniyor, Konser saatinden önce girişleri kapatıyorlar, içeri girip bakın, özellikle güneş olan zamanı seçin, çünkü pencerelerdeki vitraylar, içeriye girdiğinizde güneş vurduğunda ışık haleleri şeklinde gayet güzel bir görüntü oluşturuyorlar ve bu yüzden güneşin olduğu saatlerde içeriye girmenizi öneriyorum.
Katedral hakkında bir söylenti var: kızıl elma. Meşhur kızıl elmanın bir ucunun, bu katedralde bulunan bir top olduğu söyleniyor. Hatta, bu top üzerinde “ay-yıldız” işareti var. Mutlaka nedir bu kızıl elma diye aklınıza takıldı. Kızıl elma: özellikle Oğuz Türkleri için, ülküler veya düşlerdir.
İstanbul’un fethinden sonra, Kızılelma’nın, Roma’da bulunan St. Pierre Kilisesinin mihrabındaki “altın top” olduğu ileri sürülmüştür. Yani: bazen zaferin işareti, bazen hakimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü. Yani: bu katedralde bulunan bir topta, Kızılelma olarak değerlendiriliyor.
Katedrale baktığınızda sol taraftaki cephe siyah, ama diğer ve yan cephenin krem renkli olduğunu göreceksiniz.
Bunlar kum taşından yapılmıştır. Kum taşı zaman içinde su ve hava ile temas edince kararır. Yaklaşık 80-100 yıllık dönemlerde temizlik yapılır. Belli yerlerde iskeleler kurulur ve temizlik yaparlar.
Avusturyalı ve Macarlar bu tür yapıları pırıl pırıl tutarken, Çekler orijinal tutmayı tercih ederler ve siyah bırakırlar, temizlemezler.
Katoliklerde her ülkenin bir piskoposluk yapılanması ve o piskoposluğa ait bir katedral olması gerekir.
Katedralin yapımına 1240 yılında başlanmış ve ancak, 1365 yılında tamamlanabilmiştir. II. Dünya Savaşında ise, çatısı yıkılmış ve 1952 yılında onarılarak, yapı, yeniden ziyarete açılmıştır.
Evet, yaklaşık 800 yıl boyunca: şehir yangınlarını, Osmanlı toplarını, Nazi savaş uçaklarının bombalarını görmüş yapı, birçok tehlikeyi atlatarak, günümüze ulaşmayı başarabilmiştir.
19’ncu yüzyılın son dönemlerindeki restorasyon sırasında, yeni gotik denen tarz ile yapı son halini almıştır. Bu gotik mimaride, özellikle kule çok önemlidir. Çünkü gotik mimari 3 kule üzerine kurulur. Bunlardan 2 kule simetrik, diğeri simetri dışında ayrı kalır.
Ana girişin, iç duvarında: “05” rakamı göreceksiniz. Bu sayı: Nazilere karşı, 1944 yılında başlayan Avusturya direniş hareketinin kod numarasıdır. 5 rakamı, alfabenin beşinci harfini temsil ediyor, yani “E” harfini temsil ediyor. “OE” ise, “Österreich” yani “Avusturya” sözcüğünün ilk harfidir.
Girişin üstünde
Bir gurup heykel var. Bunlar: ejderhalar, aslanlar, sürüngenler ve kuşlar. İsa, Havariler ve kilisenin kutsallığını temsil ediyorlar.
Biraz önce, her ne kadar yapının 1240 yılında yapılmış olduğunu söylesem de, günümüzde göreceğiniz yapı: 14. ve 15. yüzyıllarda yapılmış. İmparatorluk, şehrin piskoposluk merkezi olarak ilan edilmesini sağlamak için, papayı etkilemesi açısından, katedrale, ikinci bir kule yapılmasını düşünmüşlerdir.
Ancak, Viyanalılar tarafından, toplanan para, katedrale ikinci bir kule eklenmesinden öte, Osmanlılara ve Protestanlara karşı, şehri korumak için, şehir duvarlarının güçlendirilmesinde kullanılmış.
Bu nedenle: ikinci kule, kuzey kulesi hiçbir zaman tamamlanamamış, ancak 1578 yılında, üstü küçük bir kubbe ile örtülmüştür. Kuzey kulesinin tepesinde: nefis bir görüntü sizi karşılayacak. Buraya asansörle çıkmak mümkün.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Kilisenin içinde
Ana koridorda: ünlü heykeltıraş Anton Pilgram’ın “Vaaz Kürsüsü” var. Ayrıca: sarmal merdivenlerin başında: Augustinus, Gregorius, Hieronymus ve Ambrosius’un figürleri var. Bunlar: kilise babaları olarak biliniyorlar. Merdivenlerin altına ise, ünlü heykeltıraş, pencereden bakar gibi, kendi heykelini koymuş. Bir portresi ise, kuzey koridorunda bulunuyor.
Yüksek altarın yanında; oyma ahşaptan yapılmış “Wiener Neustadter Atları” bulunuyor. Altar dedim de, merak edenler olabilir? Altar, kilisede sunak kısmına verilen isim.
Evet, gezimize devam ediyoruz.
Sağ yani diğer kısımda ise: İmparator III. Friedrich’in mezarını göreceksiniz. Niye bu şahsın mezarı burada? Çünkü: şehri piskoposluk merkezi yaptırmış ve her yemekte yenen küçük ekmeği (Semmel) yaratmış. Buranın altında normal mezarlar vardır ve vebadan ölen insanların kafatasları ve kemikleri gömülüdür.
Çünkü yapının hemen yanındaki büyük alışveriş ve yürüyüş caddesi eskiden bir mezarlıkmış ve oraya binalar yapılıp yeni düzenleme olunca, oradaki mezarlıkta bulunan ve vebadan ölen insanların kafatasları ve kemikleri getirilip buraya gömülmüştür.
Öte yandan: buradaki mezarlığın imparatorluk ailesi açısından da önemi vardır. İmparatorluk ailesinin iki mezar yeri vardır. Birincisi, bedenlerinin gömüldüğü yer ki burası ara sokaklarda küçük bir kilisedir. İkincisi ise, kalplerinin sıvı içinde tutulduğu yerdir ki kalpleri özel bir sıvı içinde burada muhafaza edilmektedir.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Katedralin en büyük cazibesi, asimetrik çan kulesidir.
Çan kulesi: 136 m. yüksekliğinde. Çan kulesinin ismi ise “Steffl”. Tepesinde gözlem platformu var. Muhteşem manzarayı seyretmek isterseniz, 4 Euro giriş ücreti ödemeli ve 344 basamak merdiven çıkmanız gerekiyor ki, bence çıkın.
Çıktığınızda: kuzeydoğuda, Çek Cumhuriyetine, güneybatıda ise: Alpleri görebiliyorsunuz. Tabii, açık ve sisli olmayan bir hava olması şart. Bu kulede, ayrıca, 20 ton ağırlığında bir çan var.
Çanın ismi: Pummerin çanı. Çan: 1683 yılında: Osmanlı kuşatması sonucunda bölgede bırakılan Osmanlı toplarının eritilmesiyle yapılmış. Böylece Osmanlının bozgunla sonuçlanan II. Viyana kuşatmasına bir gönderme yapılmıştır.
Çünkü: Osmanlı-Avusturya savaşlarında hedef alınan noktalar: camilerin minareleri ve kiliselerin kuleleridir. Çünkü bu durum tamamen moral bozmaya yöneliktir ve o yüzden savaşı kazanınca bu tür göndermeler yaparlar. Ancak, bu çan, 1945 yılında hasar görmüş. Yalnızca: özel günlerde kullanılıyor.
Büyük ana kapının ismi: Riesentor. Yani: Dev geçit olarak isimlendirilmiş. Niye bu isim verilmiş? 13.yüzyılda, yapı inşa edilirken, burada büyük bir kemik bulunmuş. Bu kemik: Nuh tufanında boğulan, bir devin baldır kemiği olduğuna inanılmış.
Ancak, daha sonraki yıllarda, büyük bir mamutun kaval kemiği olduğu ortaya çıkmış. Ancak, bu gerçek ortaya çıkana kadar, bu kemik, bu kapıda asılı kalmış.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Katedralden çıktığınızda
Hemen kapı önünde, ünlü müzisyenler “Mozart” ve “Haydın” kıyafeti giymiş gençleri göreceksiniz. Bunlar: konser biletleri satmaya çalışan Viyanalı gençler.
Bunlardan başka: burada: peruğu, dantelli gömleği ve ipek ceketiyle, 18.yüzyıl asilzadelerine benzeyen, heykel adamlar var. Kıpırdamadan, heykel şeklinde, saatlerce durabiliyorlar. Önlerindeki para kutusu da o ölçüde doluyor.
Yine katedralin hemen önündeki meydanda, yerde bir temel kalıntısı göreceksiniz. Burada bir zamanlar “Maria Magdalena Şapeli” varmış. Maria Magdalena, günahkar bir kadındır ve bu kadını alırlar, taşlamak üzere bir meydanda toplanırlar, taşlar ellerinde, tam atacakları sırada İsa gelir ve kalabalığa hitaben “en günahsız hanginiz ise, ilk taşı o atsın” der.
Bunun üzerine kimse taş atamaz. Kadın tövbe eder, İsa kadını çıkarır. Kimileri İsa’nın kadınla evlendiğini ve soyunu devam ettirdiğini iddia eder. Ama gerçek olan şudur ki, İsa’nın “Son Yemek” tablosundaki tek kadın karakter, Maria Magdalena’dır.
O zamanlar Avrupa’da Maria Magdalena adına birçok kilise ve şapel yapılmıştır. Bu görülen yer de o zamanlar yani 1781 yılında yapılmıştır. Ama 1850 sonrasında kaldırılmıştır, günümüzde sadece temelleri görülmektedir.
Avusturya Viyana Stephans Dom Katedrali önündeki heykel, Papa’nın ayakları altında Türk askeri ve Türk bayrağı var
Avusturya Viyana Stephans Dom Katedrali önündeki heykel, Papa’nın ayakları altında Türk askeri ve Türk bayrağı var
Avusturya Viyana Stephans Dom Katedrali önündeki heykel, Papa’nın ayakları altında Türk askeri ve Türk bayrağı var
Yine katedralin hemen yan cephesinde
Osmanlıya bir gönderme yapılmaktadır. Bir heykel gurubunda, elinde haçlı bayrağı tutan bir din adamı (papa) ve ayakları altında yatan bir asker figürü görülmektedir.
Asker her ne kadar Tatar askeri olarak nitelendirilse de (çünkü kafası kazınmış, bir tutam saç görülmektedir) askerin hemen yanında küçük ve kırık bir Osmanlı sancağı görülmektedir.
Bir din kurumunda, bir din adamı aracılığı ile yapılan ırkçılığın boyutunu anlatmak için yukarıdaki resimlere bakmanız yeterlidir. Duyduğuma göre, bir zamanlar bu heykelin kaldırılması için, Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından bazı girişimlerde bulunulmuş ancak kaldırılmamıştır.
Çapraz karşıda ise
Stephan Platz bulunuyor. Bu meydana doğru yürüyoruz. Burası: İstanbul-Beyoğlu-İstiklal caddesini andırıyor. Sokak satıcıları ve sokak göstericileri yoğun. Ayrıca: lüks mağazalar ve Mozart çikolatası da satan hediyelik eşya dükkanları bulunuyor. (Küçük bir not, Viyana şehrine gelip te en meşhur hediyelik Mozart çikolatasını elbette alacaksınız, ama buradan değil, çünkü fiyatları pahalı, 275 gramlık bir Mozart çikolatasını, muhtemelen 5 Euro civarında almanız uygundur.)
Bu cadde sizi sarayın arka tarafına götürecektir. Caddenin üstünde, Viyana şehrinin pastaneleri meşhurdur. Bu pastanelerde “zahter” yenir. Hatta, zahterin kendisine ait bir pastanesi vardır. Hemen yolun sonunda, Operanın arkasında ve “Zahter Torte” diye geçer. Aslında hangi pastaneye giderseniz gidin, bütün menülerde vardır.
Bu meydanda görebileceklerimiz şunlar
Avusturya Viyana Ring içi bölge Stock-im Eisen-Platz
Stock-im-Eisen-Platz
Burası: Stock-im-Eisen-Platz’ın birleştirilmiş bir halidir. Bunun sözcük anlamı ise: “demire sokulmuş sopa” demektir. Bu isim, çok eskilere dayanıyor. Ortaçağ döneminde, Viyana şehrine varan yolcular, şans getirmesi için, eski bir ağaca çivi çakarlarmış. Bu çiviler, günümüzde koruma altına alınmış. Burada, bunları görebilirsiniz.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Haas-Haus
Haas-Haus
Burası: pencerelerinden katedralin yansıdığı, büyük ve silindirik bir yapı. Yapı: 1990 yılında, Hans Hollein tarafından tasarlanmış. St. Stephansdom Katedraline çok yakın yapılması nedeniyle, antipati çekiyor. Bu yapının en büyük özelliği, sahibinin Türk olmasıdır.
Babası Viyana şehrine gelip buraya ilk restoranı açan Türk’tür ve havayolu şirketleri ve catering konusunda bir numara olan bu kişi, bu binanın sahibidir. Binanın özelliği, biraz önce söylediğim gibi, dış cephesinin cam olması ve buna, hemen yakındaki katedralin görüntüsünün yansımasıdır. Yani binaya bakıldığında katedral görülür.
Gezimize devam etmek için: katedral yönünde dönüş yapıp, ROTENTURM STRASSE caddesi boyunca yürümeye devam ediyoruz.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Bu sırada, karşımıza: yaklaşık 300 yıl önce, hırsızların asılarak idam edildikleri, boş bir meydan çıkıyor. Burası: LUGECK bölgesi. Burada, açık hava kafeleri var. Dinlenmek için ideal.
Tuna kanalına doğru yürümeye devam ediyoruz. Karşımıza: FLEİSCHMARKT sokağı çıkıyor. Sağ bölüme dönüyoruz ve biraz ilerlediğimizde, karşımıza bir meyhane çıkıyor.
Griechenbeis Meyhanesi
Buranın önemi: Mozart, Beethoven, Schubert ve Strauss’un yaşadıkları dönemde, buranın müdavimi olmaları. Buraya ait ilk kayıt: 1447 tarihlidir. Ama yine de, buranın tam olarak ne zaman açıldığı bilinmemektedir. Küçük odaları, o zamandan beri halka açıktır. Grillparzer ve Johann Straus: tavanı imzalamışlar.
Meyhaneden çıkıp, yürümeye devam ettiğinizde, karşınıza, hemen sağ bölümde, bir manastır çıkıyor.
Heiligen-Kreuzerhof Manastırı
Burası, 17.yüzyıldan kalma bir yapı. Bu manastırın avlusundan geçerek, Basiliskenhaus denilen yere ilerlediğinizde, ilginç heykeller görebilirsiniz.
Şöyle ki: yarı horoz, yarı kertenkele bir canlının, nefesiyle içme suyunu zehirlediği söylenir. Ama, efsaneye göre, fırıncının çırağı: canavara ayna tutup, onu, korkudan öldürmüş.
Evet, gezimize devam ediyoruz. Tuna kanalı aksi istikamette biraz yürüyoruz ve WOLLZEİLE caddesinde, karşımıza eski üniversite çıkıyor.
Alte Üniversitat
Franz Schubert, Viyana çocuk korosu üyesi olarak burada bir dönem yaşamıştır. Eski üniversite: 1848 yılında, öğrencilerin yaptıkları gösteriler nedeniyle kapatılmıştır.
Buradan sonra, aynı cadde üzerinde katedral müzesi istikametinde geri dönerek ilerlemeye devam ediyoruz. Sol yanımızdaki bir ara sokaktan, Domgasse bölgesine geçiyoruz. Burada, ünlü bir müzisyene ait ev bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Mozarthaus Vienna
Mozarthaus Vienna
Buranın diğer adı: Figaro House. Wolfgang Amadeus Mozart: 1784-1787 yılları arasında, 3 yıl boyunca burada yaşamış. Mozart, günümüzde müzeye dönüştürülen bu evde: birçok piyano ve korno konçertosu ve çeşitli sonatlar bestelemiştir. Ama en ünlü bestesi: “Figaro’nun Düğünü” operasıdır.
Müze: 2006 yılı başlarında, Mozart’ın doğumunun 250. yılı kutlamaları nedeniyle, tamamen yenilenmiştir. Yapıda: 4 oda, 2 özel ofis ve mutfak var.
Buradan çıkınca: BLUTGASSE caddesini takip edin ve bu cadde ve SİNGER STRAASSE caddelerinin köşesindeki : Fahnrichshof bölgesinde gezinmenizi öneririm. Çünkü, burada dolaşmak çok keyifli. Burada: ressamlar, galeriler, butikler, apartmanlar ve bahçelerden oluşan göz alıcı yerler var.
Evet, gezimize devam ediyoruz. Buradan sonra: yine Tuna kanalının aksi istikametinde, STEPHANS-PLATZ meydanına doğru bir süre yürüyorsunuz ve KARNTNER STRASSE geliyorsunuz.
Bu ana yol: Viyana şehrinin sosyal hayatında, her zaman önemli rol oynamıştır. Viyana şehrinin en şık mağazalarının çoğu buradadır. Zaten, cadde trafiğe kapatılmıştır. Bu modern mağazalar yanında, burada, günümüzde, bir cam ürünleri müzesi de bulunuyor.
Cam ürünleri müzesi
Lobmery mağazasında bulunmaktadır. 1823 yılından bu yana müze işlevini sürdürmektedir.
Karntner Straasse üzerinden ilerliyoruz. Caddenin biraz ilerisinde: KAPUNİZER KİRCHE denilen bir yer var. Bunun altında ise, Kaisergruft denilen bir mezarlık bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Imperıal Burial Vault-Kaisergruft
IMPERIAL BURİAL VAULT-KAİSERGRUFT (MEZARLIK)
Burası, bir imparatorluk mezarlığı. 1622-1632 yılları arasında yapılmıştır. Yapının cephesi: 1935-1936 yılları arasında restore edilmiştir. Habsburg hanedanlığı: 1633 yılından bu yana, buraya gömülmektedirler.
Yani, burada, Habsburg hanedanlığına ait, 150 civarında mezar ve lahit bulunuyor. Buraya giderseniz, Maria Theresa ile kocası François de Lorraine’ye ait, ikili tabuta dikkatinizi çekerim.
Burada yapılan son cenaze töreni: 1989 yılında, son Habsburg imparatoru I. Karl’ın eşi Zita’ya aittir. Burada, diğer dikkatinizi çekecek görüntü ise, hala çok sevilen, İmparator Franz Joseph ile İmparatoriçe Elisabeth (Sissi) mozoleleridir.
Bu mozoleler, günümüzde bile, çiçeklerle doludur. Katedrali yazarken hatırlanacağı üzere, imparatorluk ailesinin öldüklerinde bedenleri buraya, kalpleri ise özel bir sıvı içinde katedrale yerleştirilmektedir.
Aynı cadde üzerinde yürümeye devam ediyoruz ve karşımıza bir otel çıkıyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Hotel Sacher
HOTEL SACHER
Bina, Neo-klasik üsluptadır. Bina, tarih boyunca, pek çok olaya tanık olmuştur. Bu yapının ilk inşa edildiğinde, burada Anna Sacher isimli biri yaşarmış. Bu şahıs, büyük purolar içmesiyle tanınır, kraliyet ailesinden, aristokratlardan, diplomat ve zenginlerden konuklarının bütün ihtiyaçlarını karşılaşmış.
Ama, bu konuklarının imzalarını: bir masa örtüsüne işlermiş. Avrupa’nın geleceğini belirleyen toplantılar da, bu otelde yapılmıştır.
Otel: ünlü “Sacher” pastasıyla tanınıyor, deneyebilirsiniz. Boş masa bulmak çok zor. Bir süre beklemeniz gerekebilir, küçücük bir masa ve bar taburesi gibi yüksek sandalyelerde oturuluyor. Garsonlar ise, tamamen ilgisiz.
Aynı cadde üzerinde yürümeye devam ediyoruz. Caddenin kıyısında, caddenin OPERNRİNG caddesiyle kesiştiği yerde, Opera binası bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge StaatsoperAvusturya Viyana Ring içi bölge StaatsoperAvusturya Viyana Ring içi bölge Staatsoper
STAATSOPER (VİYANA DEVLET OPERASI)
Kartner bölgesinin başındadır. Dünya operasının merkezidir. Giriş ücretli. 1869 yılında açılan, ilk opera binası, çok fazla kişi tarafından eleştirilince, binanın mimarı Edward Van der Nüll, intihar etmiş.
Evet, orijinal bina, 1945 yılındaki bombardımanda, tamamen yerle-bir olmuş. Bombardımanda: çatısı yanarken, içindeki 150 bin farklı dekor ve 1500’den fazla kostüm yanmıştır. Ardından, burayı tekrar açmışlar ve açılışı çok ünlü bir besteci Mozart tarafından “Don Ciovanni” eseri icra edilmiştir.
Burada herhangi bir opera gösterisine gitmeseniz bile, ücret ödeyerek, bu binayı gezme şansınız var. Ancak, konser anındaki akustiği hissedemezsiniz. Konsere katılmak ise biraz problemli. Öncelikle, bilet bulmak ve bilet bulduğunuz takdirde de, kıyafet zorunluluğu, konsere katılmayı güçleştiriyor.
Çünkü: konserlere girerken, koyu renk takım elbise ve gece elbisesi giyilmesi zorunlu. Opera binasının yan tarafında bulunan, ALBERTİNA PLATZ meydanına geçiyoruz. Burada bir anıt var. Ayrıca bir saray bulunuyor.
Savaş ve Faşizm karşıtı anıt
Alfred Hrclicka tarafından tasarlanmıştır. 1991 yılında yapılmış. Diz çökmüş vaziyette, bronz bir heykel var. Bu heykel: Naziler tarafından, kaldırım taşlarını, diş fırçaları ile temizlemek zorunda bırakılan Yahudilerin nasıl aşağılandığı betimlenmiş. Heykel, taş kapının hemen dibinde. Yalnız, bu anıt, yapıldığında: hem Yahudilerin ve hem de Yahudi karşıtlarının protestolarıyla karşılanmış.
Albertina Graphic Arts Collection
1776 yılında inşa edilmiştir. Maria Theresa’nın oğlu Saksonya Dükü Albert’in adını taşımaktadır. Burada: dünyanın en önemli grafik koleksiyonu bulunmaktadır. Bu koleksiyonda: 60 binden fazla orijinal çizim ve bir milyondan fazla baskı bulunmaktadır.
Koleksiyonun dönemi ise, 15.yüzyıldan günümüze kadar uzanan dönemi kapsar. Koleksiyonda eseri bulunan sanatçılar şunlar: Dürer, da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Tiziano, Rembrandt, Rubens, Van Gogh, Beardsley.
Sarayda: imparatorluk daireleri yakın zamanda yenilenmiştir. Ayrıca, bir sergi alanı açılmış, depolama sistemi kurulmuştur.
Evet, şimdi şehrin en güzel bölümlerinden birinde, Şehir gezimize devam edeceğiz
Bu bölümdeki gezimizde: GRABEN bölgesini gezeceğiz. Bölgedeki gezinin başlangıç noktası: daha önce den hatırlayacağınız bir yer: STEPHANS PLATZ meydanı.
Meydandan, GRABEN caddesine giriyoruz.
GRABEN VE YAHUDİ MAHALLESİ
Burası: şehrin, en modern mağazaları ve kafelerinin bulunduğu bir bölgedir.
Ama, buranın en büyük özelliği: Habsburg hanedanının son dönemlerine kadar: “Graben Nymphaları” olarak bilinen hayat kadınlarının bulunmasıdır. Caddenin bir diğer önemli özelliği ise, buranın uzunca süre bir mezarlık olarak kullanılmış olmasıdır.
1800’lü yıllarda toparlanma başlayınca mezarlık boşaltılmış ve büyük bölümü katedralin altına yerleştirilmiştir.
Buradaki binaların birçoğu ekonomik nedenler ve alışveriş amaçlı açılmıştır. Kartner caddesinde klasik marka mağazaları varken, burada çok lüks marka mağazaları bulunmaktadır.
Geniş cadde: günümüzde, trafiğe kapatılmış ve sadece yayalar tarafından kullanılmaktadır. Caddede: şehrin, 1679 yılında vebadan kurtulmasına adanmış bir anıt var.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Veba Anıtı
Burada önemli bir anıt görülüyor.
Pek çok şehirde görüldüğü üzere, burada da “Veba Anıtı” vardır. Bu anıtın ilk yapıldığı tarih 14’ncü yüzyıldır ve ahşap yapılmıştır. Avrupa’nın veba yaşadığı en kötü dönem olan 14’ncü yüzyıl, sonrasında ise 16, 17, 18 yüzyıllar, sonrasında 19’ncu yüzyılda bu hale getiriliyor, ama sadece vebayı simgeleyen bir anıt olmaktan çıkıyor.
İçerik olarak ilaveler yapılıyor. İçerik: üç tarafında 3 amblem var, bunlar 19’ncu yüzyıl sonunda Avusturya imparatorlarının taktıkları 3 kraliyet amblemi, bunlar Avusturya, Macaristan ve Bohemya Krallık amblemleridir.
O yüzden, 3 amblemi de bu anıtın çevresine yerleştirmişlerdir. Önemli olarak, en temel detay, neden biz bu anıtlarda dini figürler görüyoruz. Yukarıda: Hıristiyanlıkta büyük üçleme olan; baba, oğul ve kutsal ruh üçlemesi görülür.
Bunun sebebi: 14’ncü yüzyıl, hastalık yayılmaya başlıyor, insanlar etkileniyor ve bir anda ölmeye başlıyorlar.
En sonunda “biz günahkar hayatlar yaşıyoruz, Allah bizi cezalandırıyor, kurtulmanın tek yolu dine sığınmak, dindar yaşamak” diyorlar. Kilise, bunu alıyor ve kendine göre kullanıyor ve her şehirde anıtlar yapılmaya başlanıyor, anıtlarda tepe de üçleme görülüyor, aşağı tarafta vebanın insan vücudunda yarattığı etkiler ve din adamları görülüyor.
Graben caddesinde bir süre ilerledikten sonra, sağ yanımızdaki bir sokaktan girdiğimizde bir kilise göreceğiz.
Avusturya Viyana Ring içi bölge PterkircheAvusturya Viyana Ring içi bölge Pterkirche
Pterskirche-Aziz Peter Kilisesi
Gabriele Montani tarafından 1702 yılında tasarlanmış ve yapılmıştır. Dış cephe, her biri üçer oyma melek başıyla süslenmiş, dışa eğimli oturma sıraları vardır. Yapı, Viyana barok sanatının en güzel örneklerinden biridir. Hemen veba anıtının yakınındadır. Dışarıdan bakıldığında çok sade görünür.
Ama bunun içine girdiğinizde muhteşem güzel detaylarla karşılaşırsınız. Barok bir yapı, daha sadedir, ama mutlaka içine girin. Burada genellikle konserler düzenleniyor, konsere denk gelip ücretsiz müzik dinleyebilirsiniz. Ama dediğim gibi içeride göreceğiniz heykeller, mezar bölümleri ve özellikle apsis denen ortadaki bölümü mutlaka görün.
Sonra, Graben caddesinden geri dönüyoruz ve sol yanımızdaki: DOROTHOER GASSE sokağına giriyoruz. Burada, bir müze bulunuyor.
JÜDİSCHES MUSEUM (YAHUDİ MÜZESİ)
Giriş ücretlidir. 1993 yılında kurulmuştur. Müzenin bulunduğu; 18.yüzyıldan kalma, Palais Eskeles isimli yapı, eskiden, önce gelen bir Yahudi tüccara aitmiş.
Müzede: modern teknikler kullanılarak: şehirdeki Yahudi topluluğunun tarihi süreç içindeki yerleşimi ve başlarına gelenler anlatılıyor.
Viyana kültürüne yaptıkları katkılar da, açıklanmış. Müzede: bir kafe ve alt katta bir kitapçı bulunuyor.
Graben bölgesinin güneyinde geziyoruz.
YAHUDİ MAHALLESİ
Burada, genellikle giyecek mağazaları var. Meydanda ise, bir anıt bulunuyor.
Soykırım Kurbanları Anıtı
Rachel Whiteread tarafından yapılmıştır. 1938-1945 yılları arasında, Naziler tarafından öldürülen, 65 000 Avusturya Yahudi’sinin anısına dikilmiştir. Ters çevrilmiş bir kütüphaneyi andıracak şekilde tasarlanmıştır.
Yani, kitaplar, içeriye doğru bakıyor. Anıtın temelinin çevresine: Avusturya Yahudilerinin gönderildikleri kampların isimleri yazılı.
Hemen yakınlarda, bir kilise bulunuyor.
Kornhauseltum
Şehirdeki en eski kilisedir. Sarmaşıklarla kaplıdır ve 1161 yılında yapılmıştır. Bir zamanlar çok önemli bir ticaret malı olarak kabul edilen: tuzun azizi olarak tanınan “Rupert” e adanmıştır.
Buradan: Hoher Markt’a gidin.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Hoher Markt
HOHER MARKT
Burası, eski dönemlerde Roma yerleşimi olan “Vindobona”nın formu olarak kullanılıyordu. Buradaki küçük bir müzede: Roma döneminden kalma, iki evin kalıntıları görülüyor.
Honer Markt meydanının güney ucunda: Ankeruhr bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Ankeruhr
ANKERUHR
1911 yılında, bir sigorta şirketi tarafından yaptırılmıştır. Bu hareketli saatte: Charlemagne, Prens Eugene, Maria Theresa ve Joseph Haydn figürleri bulunuyor. Saat: 12.00’de, bu figürlerin gösterilerini izleyebilmek mümkün.
Meydanın tam ters istikametinde, batı ucunda: MARC-AUREL STRASSE caddesine doğru yürüyün. Hemen solda: günümüzdeki Avusturya Arşivlerini barındıran, ALTES RATHAUS (Eski Belediye Sarayı) bulunuyor. Bu sarayın hemen karşısında ise, yine bir kilise bulunuyor.
Tuna kanalının aksi istikametinde yürümeye devam edin ve PLATZ AM HOF meydanına gelin.
PLATZ AM HOF
Şehrin eski bölümündeki en büyük meydan burasıdır. Babenbergerler hanedanı: kalelerini, 1150 yılında, burada kurmuşlar. Kale, uzun süre bir askeri sığınak olarak kullanılmış.
Meydandaki diğer bir eser: MARİENSAULE, yani “Meryem Ana Sütunu”.1667 yılında yapılmış. 30 yıl savaşlarında, İsviçre ordularına karşı kazanılan zaferin simgesi olarak dikilmiş. Bu meydanın kıyısında, Am Hof kilisesi var. Kilisenin barok ön cephesi görülmeye değer.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Platz Am Hof
Evet, gezimize devam ediyoruz. Meydanın hemen yanındaki, BOGNERGASSE sokağına girin. Bu sokakta görmeniz gereken: Engel Apotheke. Sokağın sonunda: İskoç kilisesi var.
SCHOTTEN KİRCHE (İSKOÇ KİLİSESİ)
Burası, İskoç ve İrlandalı rahipler tarafından, 12.yüzyılda kurulmuştur. Buranın resim galerisi görülmeye değer. İlginizi çekebilir.
Geziye devam ediyoruz. Hemen yanda, HERRENGASSE sokağını bulun. Bu sokakta, etkileyici saray ve binalar sıralanıyor. Bu sokak üzerinde diğer görmeniz gereken yerler:
Avusturya Viyana Ring içi bölge Cafe Central
CAFE CENTRAL
I. Dünya Savaşından önce, şehrin önde gelen kafelerinden birisidir. (Yiyecek-İçecek bölümünde, ayrıntılı olarak anlatıyorum, güzel bir kafe. Rahatlıkla saatlerce oturulabilecek güzelliktedir)
Herrengasse sokağı: MİCHAELER PLATZ ve HOFBURG bölgelerine çıkıyor. Meydanda görülmesi gereken yerler şunlar:
Avusturya Viyana Ring içi bölge Hofburg-Imperial Place
HOFBURG (IMPERİAL PLACE)
Burası, 13.yüzyıldan bu yana, Avusturya Hükümdarlarına ev sahipliği yapan, en etkileyici saraylardan biridir. Eski şehrin, güneybatı bölümünü, yani bu bölgeyi, imparatorluğu hatırlatan etkileyici eserler kaplıyor.
Burada bir küçük not vermek istiyorum, bazı internet sitelerinde burası için Topkapı Sarayını gölgede bırakıyor gibi deyimler kullanılmış, ama burayı gördüğünüzde böyle bir yorumun tamamen saçma olduğunu göreceksiniz.
Boyutları devasa. İnce işçiliği, uçsuz-bucaksız bahçesi ve görkemli heykelleriyle gerçekten büyüleyici. Saray: 1918 yılına kadar, İmparatorluk ailesi tarafından, ikametgah olarak kullanılmıştır. Habsburg hanedanlığı: büyük Avusturya-Macaristan imparatorluğunu buradan yönetmiştir.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Büyük Saray: 600 yıl süresince, 5 kez restore edilmiş ve sonunda, yine büyük kısmı tamamlanamadan kalmıştır. Günümüzde, burada, müzelerde, Habsburg hanedanının servetleri sergileniyor. Bunun dışında: Avusturya Başkanlık ofisi, kongre merkezi ve çok sayıda sanat koleksiyonu bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Buradaki gezi için
Öncelikle, rehberler eşliğinde, yaklaşık bir saat süren bir tura katılmanız gerekiyor. Bu turda: KAİSERAPPARTEMENTS yani imparatorluk daireleri geziliyor.
Bu gezide: goblenler, subayların sigara salonları, harika sobalar, kristal avizeler, demirden askeri bir kamp yatağı bulunan Franz Joseph’in yatak odası, Elisabeth (Sissi) in daireleri ve duvara monte edilmiş barlar ve tırmanma ipleriyle egzersiz yaptığı salonu görebiliyorsunuz.
Tüm bunların yanında: porselenden yapılmış seramik sobalar ve 19.yüzyılda, İmparator 16.Louise tarafından yaptırılan muhteşem mobilyalar görülüyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Bu gezide
ilk 6 oda: SİSSİ MUSEUM olarak düzenlenmiş. Burada: imparatoriçenin hayatından sahneler bulunuyor. Özellikle, Elizabeth’in özel hayatı vurgulanmış, egzersizleri, rejimleri ve güzellik ile ilgili saplantılarına ayrılan bölümler ilginizi çekebilir. İmparatoriçe, hayatta iken bir efsaneydi.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Sisi Museum
Ölümünün üzerinden, yüz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, hala efsane olarak kalmıştır. Saç bakımı saatler alırmış. Yaşı ilerledikçe, sık sık yolculuğa çıkar olmuş. İmparatorluk trenini kullanırmış. 1898 yılında, 60 yaşındayken, Cenevre’de, İtalyan bir şahıs tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür.
Evet, bu bölgedeki gezimize devam ediyoruz.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
IMPERİAL SİLVER COLLECTİON-HOFSİLBER UND TAFELKAMMER (KRALİYET GÜMÜŞ DEPOSU VE SOFRA TAKIMI KOLEKSİYONU):
Burada, Habsburg hanedanının yemek servis takımları sergileniyor. 600 yıldan fazla süre, düğünlerde ve doğum günlerinde kullanılan, Çin, Japon, Fransız Sevres ve Alman Maissen servis takımları sergileniyor. En önemli eser: 140 parçalık, parlak kırmızı Yakutlu çay takımı ve 1851 yılında Kraliçe Victoria tarafından İmparator Franz Joseph’e hediye edilen: orta süsüdür.
140 kişilik masa üzerinde, servis takımları tamamen yerleştirilmiş olarak sergileniyor. Masa: 30 metre uzunluğundadır. Çini tabaklar, altın ve gümüş servis takımları muhteşem.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Stallburg
STALLBURG (HARALAR)
1565 yılında, bu yapı: Arşidük konutu olarak yaptırılır. Hofburg kompleksinin dışındadır. Bina, daha sonra “İspanyol Binicilik Okulu” haralarına dönüştürülmüştür. Yapı: 3 katlı, kemerli avlusu ile, şehirdeki en önemli Rönesans yapılarının başında gelmektedir. Haralar, halka açık değil.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Spanische Reitschule
SPANİSCHE REİTSCHULE (İSPANYOL BİNİCİLİK OKULU)
Burası: Habsburg sarayına yürüme mesafesi uzaklıktadır. Muhteşem mimarisi var, mutlaka zaman ayırın ve ziyaret edin. 1729-1735 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimarı: Josef Emanuel Fischer von Erlach.
Burada bulunan: Lipizzaner atları: yıl (temmuz ve ağustos ayları hariç) süresince, arenada gösteri yapıyorlar. Bu gösterilerde: atlar, müzik eşliğinde, çok uyumlu ve hassas hareketler yapıyorlar.
Gösteriler için bilet bulamasanız, sabah saatlerinde atların eğitimleri var, bu eğitimleri izleyebilirsiniz. Bence: zaten gösterilere bilet bulmak zor, biletler pahalı ve çok kısa sürüyor. Siz: hafta içinde yapılan antremanları izleyin.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Bu arada, belki merak edenleriniz olabilir
Lipizzaner atlarının ne özellikleri var? Bu tür atlar: İspanyol ırkı ve Slovenya’da, Lipica bölgesinde yetiştiriliyor. Ancak, bu gelenek, 1920 yılından bu yana, Styria bölgesinde, Piber kasabasında sürdürülüyor.
Atlara: 17.yüzyıldan bu yana değişmeyen sistemlerle: zarif bir şekilde yürüme ve dans etme öğretiliyor. Atlar, müzik eşliğinde, klasik figürler sergiliyorlar. Gösterilerde, kendinizi bambaşka bir dünyada hissedeceksiniz. Bembeyaz atlar ve siyah giysili binicileri.
İspanyol Binicilik Okulunun hemen karşısında: JOSEFS PLATZ meydanı bulunuyor. Meydanda bulunanlar şunlar;
Avusturya Viyana Ring içi bölge
HEYKEL
Meydanın ortasında bulunan bu heykel, Franz Anton Zauner tarafından yaptırılmış ve II. Joseph’in at üzerinde betimlendiği bir heykel.
Meydanın hemen yanındadır. Eskiden imparatorluk kütüphanesi olarak kullanılmıştır. İmparatorluk mimarı: Johann Bernhard Fischer tarafından; 1723-1735 yılları arasında yapılmıştır.
En dikkat çekici bölümü: büyük salon kısmıdır. Buranın tavan freskleri, Daniel Gran tarafından yapılmıştır. Bu fresklerde, kütüphanenin kurucusu olan İmparator VI. Karl’ın yüceltilmesi tasvir edilmektedir.
Burada, milyonlarca el yazması ve basılı kitap bulunmaktadır. Bunların yanında: portreler, haritalar, notalar, papirüse yazılmış dokümanlar ve bir müzenin de bulunduğu ana bina var.
AUGUSTİNER KİRCHE
Burası bir kilise. Habsburg hanedanlığının evlilik kilisesi olarak kullanılmıştır. Habsburg hanedanının önemli kişilerinin kalpleri, buranın kıriptasına gömülüdür.
Avusturya Viyana Ring içi bölge SchatzkammerAvusturya Viyana Ring içi bölge Schatzkammer
SCHATZKAMMER (HAZİNE)
Kaiser-appartements yapısının hemen yanında bulunuyor. Eski kutsal Roma imparatorluğunun göz kamaştırıcı eserleri, burada sergileniyor. En önemli eserler: İnciller, cilalanmış zümrütler, yakut ve safirlerle bezeli, som altından yapılmış imparatorluk tacı.
Evet, dünyanın en ünlü hazinelerini burada görmek mümkün. Burada göreceğiniz: İmparator Rudolf II’nin tacı; ilk olarak: 962 yılında: Roma’da, Büyük Otto’nun taç giyme töreninde kullanılmıştır.
Daha ; sonra ise: Aachen ve Frankfurt’taki taht varislerine geçer. Burada: bir kutsal kılıç ve Charlemagne’nin kılıcı da sergileniyor. Bunların dışında ilginizi çekebileceğini düşündüğüm eserler: Hz. İsa’nın son yemekte kullandığı kutsal kase olduğunu düşünülen akik bir kap, zehirli yiyecekleri gösteren engerek dili credenza gibi.
Ayrıca: sergilenen hazineler arasında: İmparatorluk ailesine gelen hediye bir at da sergileniyor. Büyüleyici, tek boynuzlu bir at. Boy uzunluğu: 2.5 metre.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Sarayın hemen ortasındaki meydanda: Roma dönemine ait kalıntıların bulunduğu küçük bir bölüm görülüyor. Burası, Roma döneminde burada kurulan şehrin, temel kalıntıları imiş. Buranın bulunduğu meydanda, gayet güzel kafeler var, bunlardan birine oturup hoş zaman geçirmenizi öneririm.
Evet, şimdi de, büyük bir bahçe ye geçiyoruz.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Burggarten
BURGGARTEN
Burası, Hofburg’un bahçesi. 19.yüzyılda, imparatorluk ailesi için düzenlenmiştir. Bahçede, iki anıt var. Bunlar: I. Franz Joseph ve Mozart’a ait. Özellikle Mozart’a ait olan anıt: 1896 yılında, Victor Tilgner tarafından yapılmıştır. Burada, bir de limonluk bölümü var. 20.yüzyılın başında yapılmış. Limonluk bölümünde, çok güzel bir kafe ve kelebek bahçesi de bulunuyor.
Burayı gezdikten sonra, Operring Strasse caddesinde gezebilirsiniz.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Ring Boulevard-Strasse
RİNG BOULEVARD-STRASSE
Ring, aslında şehri saran surları temsil ediyor. 1850’li yıllarda, artık Türk ordusunun gelmeyeceğini düşünen zihniyet, surları yıktırıp, şehrin gelişmesini sağlamıştır. 1940’larda ise: St. Stefan kilisesinin gözetleme kulesini ve 1952 yılında da, banliyölerdeki kuleleri yıkmışlardır. Yıkılan surların yerine: 70 metre genişliğinde, bir bulvar yapılmıştır. Bu bulvarda: hükümet binaları, özel köşkler, geniş meydanlar, parklar, anıtlar ve zarif kafeler bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge
Evet, bu bulvarın uzunluğu: 4 km. dir. Eski şehrin merkezini, bir çember gibi sarıyor.
Evet, Ring Strasse caddesi boyunca yürümeye devam ediyoruz. Burgring caddesi bölümüne geçince, sağ taraf: Hofburg ve Sol taraf ise, Kunsthistorisches Museum ve Naturhistorisches Museum ile arasında kalan Maria-Theresien-Platz bulunuyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Votic Kirche
VOTİC KİRCHE
Ring caddesinde, Viyana Üniversitesinin yanındadır. Ünlü Stephan Katedralin den daha önemlidir. Çünkü: Macar Libenyi tarafından yapılan saldırıdan kurtulan, imparator I. Franz Joseph tarafından, Tanrıya şükran amacıyla; 1854 yılında yaptırılmıştır. Mimarı: Heinrich Fersste. Kilisenin yapımı için, halktan para toplanmıştır. Para toplanan insan sayısı: 300 bin kişidir.
Mimari bakımdan ise: dünyadaki sayılı gotik tarzdaki nadir kiliselerden biri olarak öne çıkmaktadır.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Kunst Historichhes Museum
KUNST HİSTORİCHHES MUSEUM (GÜZEL SANATLAR MÜZESİ)
Giriş ücretli ama özellikle giriş ana merdiveninden itibaren, muhteşem sanat eserleri ziyaretçilerini bekliyor. Müzenin koleksiyonu, tek kelimeyle muhteşem ve çok geniş.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Kunst Historichhes Museum
Birinci Kat: Burada resim galerisi var. Galerinin ismi: Gemaldegalerie. Burada: 16.ve 18.yüzyıl, Avrupa sanatından örnekler sergileniyor.
Ana girişin solundaki, doğu kanadında: Flemenk, Flaman, Alman ve İngiliz sanatçıların eserleri sergileniyor.
Girişin sağındaki batı kanadında ise: İtalyan, İspanyol ve Fransız sanatçıların eserleri sergileniyor. Bu sanat eserlerini yapan sanatçıların bazılarının isimleri ise: Caravaggio, Raffaello, Rembrandt, Rubens, Tiziano.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Kunst Historichhes Museum
Alt Kat
Burada, antik Mısır, Yunan ve Roma eserleri sergileniyor. Ayrıca: Heykel ve Uygulamalı Sanatlar Koleksiyonu bulunuyor. Cellini’nin, Fransa kralı I. François için yaptığı: mine ve altın kaplı, ünlü tuzluk, bu koleksiyonda, mutlaka görün.
Klasik Antika Koleksiyonundaki en önemli eser ise: I. yüzyıl’dan kalma, Gemma Augustea kamayösü. Mısır Koleksiyonunda, Prens Kaninisut’un gömütü, yani mumyası da görülebilir.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Natur Historisches Museum
NATUR HİSTORİSCHES MUSEUM (DOĞA TARİHİ MÜZESİ)
Giriş ücretlidir. Mimari olarak: Kunst Historichhes Museum binasının bir ikizidir. Bu müzede görebileceklerinizden bazıları şunlar: göktaşı koleksiyonu, böceklerden-Dinozorlara kadar uzanan pek çok hayvan fosili. Ayrıca: “Willendorf Venüsü” heykelciği var ki, tam 25 bin yıllık olması en büyük özelliği.
Bunun dışında, Maria Theressa’nın: büyük sarı yakut ve değerli taşlardan yapılmış, 117 kg. ağırlığında, mücevher buketini mutlaka görmelisiniz.
Müzede, birde çocuk salonu (Kindersall) var, özellikle küçük ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Museim Quartier
MUSEUM QUARTİER
Neubau bölgesindedir. Viyana şehrindeki en geniş alana sahip kültür merkezidir. Kapsadığı alan toplamı: 60 bin metrekaredir.
Burası, modern bir müze kompleksi. Yapı: 18.yüzyılda, Fischer von Earlach tarafından yapılmış. 1998 yılında ise, daha önce kraliyet atlarının yetiştirilip bakımlarının yapıldığı komplekste, tadilat yapılarak, bugünkü müze oluşturulmuştur.
Ancak, yapılan tadilatın maliyeti muhteşem, tam 2 milyar Euro. Gerçekten harcanan paranın oranı, sanat ve kültüre verilen değerin en büyük ifadesidir.
Burada sergilenen koleksiyonlar: Kandinsky, Magritte ve Warholl gibi, 20.yüzyıl sanatçılarına ait. Bunlar: MUMOK denilen “Modern Sanat Müzesi” bölümünde sergileniyor. Ayrıca: LEOPOLD MUSEUM ve ARCHİTEKTURZENTRUM WİEN (Viyana Mimari Merkezi) bölümleri de, bu kompleks içinde bulunuyor.
Museum strasse caddesinden ilerleyerek, Getredemarkt caddesine geldiğinizde, yine bir yapı var.
AKADEMİE DER BİLDENDEN KÜNSTE (GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ)
Bu galerinin koleksiyonunda: 14.yüzyıldan, günümüze kadar uzanan döneme ait Avrupa resim sanatının muhteşem örneklerini görebilirsiniz. Özellikle: Hieronymus Boch’un “Son Yargı” resmi, Rubens, Rembrant, Van Dyck, Pieter de Hooch ve Tiepolo’nun çalışmaları var. Binanın mimarı şekli ise, 1870 yılında, Theophil Hansen tarafından tasarlanmıştır.
Bu Akademinin tarihinde ilginç bir olay vardır. Adolf Hitler, bu Akademinin sınavlarına iki kere girmiştir. Çünkü kendisinin genç iken en büyük hayali ressam olabilmektir. Ancak iki kere girdiği sınavlarda başarısız olmuş ve “resim yeteneğin yok” denilerek Akademiye kabul edilmemiştir. Böylece, bunu hakaret olarak algılayan Hitler, kafasındaki sert düşünceleri oluşturmaya başlamıştır.
SECESSİONS GEBAUDE
Akademi binasının hemen karşısında bulunuyor. Burası, 1897 yılında, gerici buldukları, Viyana sanat kurumlarından kopan, 19 sanatçı tarafından harekete geçirilen bir galeri. Bu sanatçıların en ünlülerinin başında: Gustav Klimt geliyor.
Binanın yapısı, Josef Maria Olbrich tarafından tasarlanmıştır. Kapıda yazan bir yazı var. Bu yazı ilginç.
Şöyle ki: “ Der Zeit ihre Kunst, der Kunst ihre Freibeit” yani “Çağa kendi sanatı, sanata ise özgürlük”
Günümüzde, çağdaş sanatçıların eserleri, burada sergileniyor.
Evet, KARL PLATZ meydanına doğru yürüyün.
KARL PLATZ
Bu meydan üzerinde ve çevresinde görülecek pek çok yer var.
KUNSTHALLE PROJECT SPACE (CAM KÜP)
Meydanın hemen bir alt sokağında. Treitlstrasse sokağında bulunuyor. Burada, güncel akımlara konu olan temalı sergiler yapılıyor. Çok büyük bir kafesi var ki, şehirde bir buluşma yeri gibi biliniyor.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Karlskirche
KARLSKİRCHE
Meydana hakim bir konumda bulunuyor. Şehrin en önemli barok kilisesidir. 1576-1578 yılları arasında, şehirde, veba hastalığına yakalananların umudu olan “Kardinal Karl Borromaeus” adına, 1713 yılında, VI. Karl adına, Fisher von Erlach tarafından yapımına başlanılmış ve 1737 yılında tamamlanarak, hizmete açılmıştır.
Veba salgını sırasında, imparatorun verdiği sözün yerine getirilmesi amaçlanmıştır. İç mekanı, serin ve ağırbaşlıdır.
Hafif mermer dekorasyonu ve geniş, oval bir planı vardır. Oval kubbenin görkemli tavan freskleri John Michael Rottmary tarafından yapılmıştır ve mutlaka görmenizi öneririm. Sağdaki ana şapelde bulunan, Daniel Gran’ın “Azize Elisabeth” tablosun da kaçırmayın, mutlaka görün.
Kilisenin önünde, Henry Moore heykeli var. Burası: adeta minareleri olan bir kilise gibi. Ama, yapının içinde, özellikle dikkatinizi çekmek istediğim bir şey var. 100 Amerikan dolarının üzerinde bir resim var. Her şeyi gören göz resmi. Bu kilisede, mihrabın üzerinde de bu resimden var. Bunu kaçırmayın.
WİEN MUSEUM KARLSPLATZ (ESKİ VİYANA TARİH MÜZESİ)
Meydanın doğu tarafında bulunuyor. Burada: 1529 tarihindeki kuşatmadan, modern sanat akımlarına kadar, şehrin tarihindeki tüm önemli olaylara ait sergiler burada yapılıyor.
MUSİKVEREİN (MÜZİK AKADEMİSİ)
Hemen eski Viyana tarih müzesinin karşısındadır. Yapı, 1867 yılında inşa edilmiş olup, Theophil Hansen tasarımıdır. Viyana Filarmoni Orkestrasına ev sahipliği yapar. Taban resimleri, 1911 yılında yapılmış olup, August Eisenmenger’in özellikle “Apollon ve Dokuz Musa” eseri ilginçtir.
KÜNSTLERHAUS
Hemen Müzik Akademisinin yanındadır. Burada, sanat sergileri düzenlenir. Bu yapının hemen önünde: güne bakan ve lale motifleriyle süslenmiş, Otto Wagner tarafından yapılmış, “Stadtbahn Pavillion” yani “Devlet Demiryolları Pavyonu” bulunuyor.
Evet, bu bölgeden uzaklaşıyoruz. Yürüyerek, Karntner Ring üzerinden, PARKİNG RİNG caddesine geliyoruz. Hemen sağ yanda: bir park var.
Avusturya Viyana Ring içi bölge Stadt Park
STADT PARK (ŞEHİR PARKI)
İnere Stadt ile Landstrasse ilçeleri arasındadır. Buraya “Kraliyet Bahçeleri” deniyor. Çünkü zamanında burası kraliyet sarayının içinde kalmış yani surlar varken, burası saray içindeymiş.
Güzel bir park, gitmenizi öneririm. Rudolph Siebeck tarafından planlanarak, 1862 yılında halk için hizmete açılmıştır. Viyanalılar, burada buluşmakta ve şehrin ortasında, yeşillikler içinde sohbet ederek zaman geçirmektedirler.
Parkın içinden; şifalı olduğu söylenen, içme suları çıkmaktadır. Bunların daha iyi kullanılması için, 1865-1867 yılları arasında: Johann Garben tarafından, burada bir “Kür Binası” yaptırılmış.
Burada, günümüzde eğlenceler düzenleniyor. Ayrıca, bu binanın büyük bir de kafeteryası bulunuyor. Parkın içinde ise, çeşitli heykeller var. Bunlar: Strauss, Schubert, Makart gibi sanatçılara ait.
Evet, Parktan sonra, yürümeye devam ediyoruz ve STUBEN-RİNG caddesine geliyoruz.
MUSEUM FÜR ANGEWANDTE KUNST (UYGULAMALI SANATLAR MÜZESİ)
Bu müzenin yerel ismi: MAK. Şehirdeki en güzel ve ilgi çekici müzelerden biridir. Sergi salonlarında: gündelik hayatta kullanılan bir kısım obje, çeşitli sanatçılar tarafından farklı şekilde düzenlenmiş olarak görülüyor. Örneğin: bir sanatçının yaptığı, sandalyelerle gölge oyunu.
Müzenin hediyelik eşyalar satılan bölümüne mutlaka uğrayın, hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz.
Müzenin hemen karşısında: Karl Luegen Platz meydanı bulunuyor.
KARL LUEGER PLATZ MEYDANI
Dr. Karl Lueger, 1897-1910 yılları arasında, Viyana Belediye Başkanlığı yapmış. Meydanın hemen ortasında heykeli bulunuyor.
Bu meydan: Viyanalılar tarafından çok sevilen ve tercih edilen bir yer. Meydanın hemen yanında bulunan kafelerde oturup, yorgunluk giderebilirsiniz.