Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı

sualtı.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı

Nil vadisindeki sıcak ve etkileyici arkeolojik sit alanlarından ve Kahire’nin gürültülü sokaklarından sonra, Kızıldeniz kıyıları tam bir ferahlık duygusu veriyor.

Denizden: tatlı rüzgarlar esiyor. Oteller: kumsallarda rahat bir tatil olanağı sunuyor. Ayrıca: güzel restoranlar var. Kıyı bölgesi: 1990’lara kadar gelişmemiş, ama günümüzde binalar, bütün sahili kaplamış.

hurgada.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Hurgada

HURGADA

En büyük yerleşim yeridir. Hiçbir tarihi yapısı yok ve yalnızca oteller, yüzlerce oteller, tatil köyleri ve lüks caddeleri, dükkanları, barları ve diskoları var. Deniz, güneş ve kum üçlüsünü doya doya yaşayabileceğiniz bir yer.

Ancak: Sarm El Sheikh gibi yoğun ve kalabalık değil. Daha çok sessiz ve sakin bir tatil için tercih edebilirsiniz. Genellikle dalış merkezlerinin çokluğu ile ünlenmiş olan bu adada, tüple dalışlarınızda size eşlek edecek binlerce balıkla birlikte keyifli dakikalar yaşayacaksınız.

Kıyıdan uzak, küçük adalar: sualtı sporları için mükemmel imkanlar sunuyor. Buraya ilk olarak: SCUBA topluluğu üyeleri gelmiş, ama özellikle 1990’larda, havaalanının da açılmasıyla, her çeşit Avrupalı turist gelmeye başlamış.

Hurgada’nın özel bir çekiciliği yok, ama harika oteller burayı cazip kılıyor.
Çok ilginç bir ayrıntı daha var. Eğer piramitler ve kutsal tapınakları gezmeye de niyetli iseniz, Sharm El Sheikh yerine, Hurgada’yı tercih etmelisiniz. Çünkü: Sharm El Sheik, Sina yarımadasında.

dahab.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Dabah

DAHAB

Kızıldeniz kıyısında, küçük bir kasabadır. Bodrum Gümüşlük ya da Side’nin yıllar önceki hali gibi, son derece keyifli ve ucuz bir yer. Balık ucuz ve sualtı muhteşem. Buraya daha çok gençler geliyor.

Scuba dalgıçlar, otelin önünden suya giriyorlar ve yalnızca 30-40 metre ileride, muhteşem mercan kayalıkları var. Scuba dalış: bir çok yere göre, çok daha ucuz. Plaj yolunda yürüyüş yapabilirsiniz. Al-Capone Cafe-Restoranda, deniz kenarında bir şeyler yiyebilirsiniz, öneririm. Burada: ayrınca otantik birçok hediyelik eşya satan dükkanlar çok meşhur. Alışveriş yapabilirsiniz.

Şnolkerle dalabilirsiniz ve belgesellerde bile görmediğiniz harika balıklar görebilirsiniz.

kanal.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Süveyş Kanalı

SÜVEYŞ KANALI

Kızıldeniz sahillerinin kuzey burnunda: Afrika kıtasının Sina Yarımadası ile kesiştiği yerde: modern teknolojinin en büyük başarılarından biri olan Süveyş Kanalı bulunuyor. İnsan eliyle inşa edilmiş olan bu kanal, Akdeniz’i Kızıldeniz’e ve Hint Okyanusuna bağlıyor.

Kanal: 1869 yılında açılmış. Günümüzde: turistlerin büyük çoğunluğu uçakla yolculuk yapmayı tercih ediyorlar. Ama: Süveyş Kanalı, hala, yük gemileri için büyük önem taşımakta. Dev bir tankerin, kanaldan geçişini izlemek, güzel bir görüntü oluşturuyor. Kanalın arkasında durursanız: suyu göremezsiniz. Sanki: gemi kumun üzerinde gidiyor-yüzüyor gibi hissedersiniz.

sina.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Sina Yarımadası

SİNA YARIMADASI

Mısır’ın en doğusunda bulunan bu bölgenin nüfusu dağınıktır. Sina: 1950-1960 yılları arasında, Mısır ile İsrail arasında anlaşmazlık nedeniyle, birkaç yıl İsrail işgalinde kaldıktan sonra, 1979 yılında, tekrar Mısır’a terk edilmiş.

Sina Yarımadası: güneyindeki Kızıldeniz’in içlerine doğru burnu sivrilen, coğrafi olarak vahşi ve geniş bir alandır. Kuzeyi: çöl, güneyi ise: gök mavisi denizle tezat oluşturan, granit tepeler ile kaplıdır. Dağ sırası: antik sismik hareketler sonucu oluşmuş ve rüzgarın gücü ile işlenerek, tuhaf biçimlere bürünmüştür. Burada: çok az şey yaşıyormuş. Sağda-solda, birkaç akasya, çevreyi gözleyen çöl tilkisi ve vahşi deve sürüleriyle çölü geçen göçebe kabileleri olan Bedevilerin bölgesidir.

Antik Mısırlılar: Sina’yı firuze kaynağı olarak değerlendirmişler. Ama buranın asıl ürünü: Musa’nın Tanrı’dan, dünyanın büyük dinlerine temel oluşturan, “On Emri” aldığı söylenen “Cebel Musa”dan geliyor.

Sina

Sualtı dalgıçlığının gelişmesine kadar, modern dünyanın zararlarından uzak kalmış. Dünyanın her yerinden gelen oksijen tüplü dalgıçlar, bölgenin temiz kıyı sularındaki mercan kayalıklarının, balıkların ve denizaltı kaynaklarının büyüleyici zenginliğini keşfettiler. 1950-1960 lı yıllarda, Sina’nın güney burnundaki “Şarmüş-Şeyh” dalgıçlar için, cennet haline gelir.

O tarihten bu yana, kasabanın deniz kıyısı: oteller, restoranlar, barlar ve alışveriş mağazaları ile dolmuş. 5 km. daha kuzeyde kalan “Nama Koyu” nun harika kumsalı, modern otelleri ve turistik altyapısı dikkate değer. Sezonda, buraya gelmeyi planlarsanız, mutlaka önceden otellerde yer ayırtmalısınız.

1980’lerde, Mısır Hükümeti, bu hızlı gelişme sonucunda: denizi ve sualtı yaşamını korumak amacıyla “Ras Muhammed Ulusal Parkı” nı kurmuş.

rasmuhammed.2
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Ras Muhammed Ulusal Parkı

RAS MUHAMMED ULUSAL PARKI

Burası: dünyanın en önde gelen dalış merkezlerinden biridir. Sina yarımadasının en güney noktasında. Yarımadanın uç kısmı, aynı zamanda kuzeydeki tüm akıntıların kesiştiği bir nokta.

Bu durum, birçok besin maddesinin, dolayısıyla birçok balığın buraya gelme nedeni. Bundan dolayı, buradaki zengin bio çeşitlilik, Ras Muhammed Muhammed’in dünyanın en iyi dalış noktası olmasını sağlamış.

Ras Muhammed’de dalış yapmak için, ayrıca bir ücret alınıyor ve bu, deniz parkının korunması için harcanıyormuş.

1983 yılında, koruma altına alınan ve 11 bin km. karelik büyük bir alanı kaplayan bu deniz parkının yalnızca yüzde 6 lık bir kısmında dalış yapılmasına izin veriliyor. Dalıcılar için en popüler olan yerle ise köpekbalığı ve yolanda resifleri. Yan yana olan bu resifleri, aynı dalışta görmek mümkün.

Ancak, burada tek günlük bir dalış yeterli değil. İki gün dalış daha renkli olur. Mercan resifleri, özellikle deniz yelpazeleri (bir tür mercan) ve kırmızı renkli yumuşak mercanlar, yaklaşık 800 metrelik bir duvar boyunca uzanıyor.

Ayrıca, dalgıçların girebileceği küçük mağaralar da var. Burada, sürü oluşturan büyük balıkları görmek de mümkün.

Özellikle, akıntının fazla olduğu yerlerde, büyük sürüler oluşturan ve dalıcılardan kaçmayan: barrakudalar ve yarasa balıkları, bunların yanında Napolyon balıkları, dev mürenler de göze çarpanlar.

rasmuhammed.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Ras Muhammed Ulusal Parkı

Evet, Ulusal park, birkaç farklı sualtı ekosistemine sahiptir. 1000 den fazla balık ve deniz ürünü barınıyor. Sualtını tam takım dalma aygıtlarının yanı sıra, şnolkerle de keşfetmek mümkün. Islanmaktan hoşlanmayanlar, sualtı dünyasını, dibi cam teknelerle veya denizaltıyla yapılan turlara katılarak izliyorlar.

Burası: ayrıca: ender rastlanan Mangrov ormanı ve kuş türleri açısından zengin olan Sina kıyı şeridini de koruma altına almış olması nedeniyle önem taşıyor. Yer yer ekili olan tropikal Mangrov ağaçları, deniz kıyısında yetişiyor.

Tuzlu suyu bir bakıma damıtarak kullanılabilir su haline getirmesiyle tanınıyor. Dünyanın çok az sayıda bölgesinde yetişiyorlar. Kuşkusuz, bu ağaçlardan elde edilen su oldukça yetersiz. Mısır, dünyada mangrovların yetiştiği en kuzey nokta.

Turizmin gelişimi, özellikle, Sina’nın Akabe Körfeziyle sularının kesiştiği yerde, doğu sahilinde yoğunlaşmış. Bu nedenle: tatil yerleri, birbirinden kilometrelerce uzak olmuş. Dahab ve Nuveyba da gelişen tatil merkezlerinden. Her ikisi de, dalmak ve rüzgar sörfü yapmak için gerekli olanaklara sahipler.

Kıyılardaki bedevi çadırları, sizi tarihin başka bir dönemine taşıyor.

Çadırlar, deniz sonrası bir bardak taze çay içmek, bir şeyler atıştırmak isteyenlere hizmet veriyor. Milli parkta, bu çadırlar dışında, tek bir yapıya rastlamanız mümkün değil.

Tek bir mercan parçasını, tek bir deniz yıldızını, tek bir taşı dışarı çıkarmanız ve hatta yerinden oynatmanız kesinlikle yasak.

Bu doğa harikasının günümüze ulaşmasının ve giderek zenginleşmesinin tek sırrı bu olsa gerek. Evet, söylediğim gibi, buradaki mercanlara ve balıklara dokunmak yasak, cezası yüksek, yasak olmasına rağmen, bir parça ekmek atınca, yüzlerce renk balık çevrenize toplanıyor.

Milli parkın içinde yer alan Magic Lake, aslında bir lagün. Lagündeki fosfor oranının çok yüksek olması, suyun uydu fotoğraflarında görünmesini engelliyor.

Magic, yani “sihirli” ismi de sanırım bu özellikten kaynaklanıyor. Bölgede, bu suya giren kişilerin dileklerinin kabul olacağına dair inanç çok yaygın.

Sina’nın en kuzey ucunda, Mısır’ın İsrail sınırında bulunan “Taba” da birkaç büyük otel bulunuyor.

dalgıç.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Şarm El Şeyh

ŞARM EL ŞEYH

Burada: Kahire üzeri aktarmalı uçuş ile gelirseniz, Kahire’de bir hayli uzun süre beklemeniz gerekiyor ve bu da yolculuğun tam bir sıkıntıya dönüşmesine ve yorgunluğa sebep oluyor. Dikkat. Evet: adı: Şeyhin sakalı anlamına geliyor.

Sina yarımadasının güney ucunda. Fransız kaptan Jacpues-Yves Cousteau’nun belgeselleriyle tanınmaya başlayan ve 1990’lı yıllarla birlikte, dalış turizminin merkezi haline gelen bölge, Kızıldeniz’in hemen kenarında ve çöl dağlarıyla çevrili olan ve bundan on yıl önce küçük bir balıkçı kasabası görünümünde idi.

Özellikle, son zamanlarda, turizm yatırımlarıyla, Bodrum ve Marmaris gibi turizm merkezi olma yolunda ilerliyor.

Burada turizm temelini oluşturansa, dalış merkezleri. Tüm otellerde, çok sayıdaki dalış merkezlerinin birer temsilcisi bulunuyor.

sualtı.2
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Şarm El Şeyh

Deniz, kum ve güneş üçgeni bir arada. Kesinlikle dinlenebileceğiniz bir yer. Yemek konusunda pek sıkıntı çekeceğinizi sanmıyorum, çünkü mutfak personelinin çoğunluğu Türk imiş. Çöle gidip develerle gezebilirsiniz. Gece çölde yıldızları, hemen başınızın üstünde hissedeceksiniz.

Dalgıçlar içinde mükemmel bir yer.

Deniz altı sanki akvaryum gibi. Denizin içinde her türlü bitki ve balık görmeniz mümkün. Sharm’da birçok dalış noktası var. Tiran adası yakınlarındaki: Jackson, Gordon ve Ras Bob resifleri. SS Thistlegorm batığı (1941 yılında batan İngiliz gemisi) ve Ras Muhammed Deniz Parkı, en çok dalış yapılanlar. Kızıldeniz’in dip yapısı, genel olarak çok farklılık göstermediğinden, resifler ve bunların üzerinde yaşam da, genel olarak birbirine benziyor.

Ancak, bazı resiflerde besin, akıntı, ışık gibi etkenlerden dolayı, canlılık yoğun olarak görülürken, bazılarında daha az görülüyor.

Tiran adası yakınlarındaki resifler de canlılığın yoğun olarak görüldüğü yerlerden biri.

Bundan dolayı, dalış yapma planınız varsa, bu bölgeye dalmak üzere yapmalısınız. Tiran Adası, Şarm el Şeyh merkezinin kuzeyinde kalıyor. Tekne ile, yaklaşık 1 saatlik yolculukla ulaşılıyor.

Tabii burası yalnız dalgıçlık yapılacak bir yer değil.

Kentin eğlence ve alışveriş merkezi: Naoma Bay. Caddenin her köşesinden oryantal müzik sesleri geliyor.

Dünyanın tüm mutfakları, bu caddede toplanmış gibi, her damak zevkine uygun yiyecekler tatmak mümkün.

Ancak, Mısır’ın genelinde olduğu gibi, burada da pazarlığın son derece belirleyici bir kavram olduğunu hatırlatayım.

Bu tespit, taksilerde dahi geçerli. Çünkü, kentin taksilerinde taksimetre bulunmuyor.

Eğlence konusunda ise, yine otantik seçeneklerden: Hard Rock Cafe’ye uzanan geniş bir yelpaze sizi bekliyor.

Havaalanından Naoma Bay’e uzanan Peace Road üzerinde, küçük bir Las Vegas bulunuyor. Buradaki: kumarhaneler, dünyaca ünlü. Şarm El Şeyh’deki turizm atağı, yabancı kuruluşların, çok sayıda büyük ve modern turizm kompleksi inşa etmesiyle başlamış. The Ritz Carlton, Hilton Waterfalls, Domina Coral Bay bunlardan bazıları.

Güneş-deniz merkezli tatil arzulayanlar, günlerini komplekslerin içinden hiç çıkmadan geçirebilirler. Ancak, şu bir gerçek ki, Şarm El Şeyh’te, kış aylarında bile denize girmeniz mümkün.

Şarm El Şeyh’de

Suyun tadını çıkarmanın bir başka yöntemi ise: glass-boat, yani camdan tekneler. Kentin çeşitli noktalarından hareket eden teknelerle yaptığınız gezilerde, teknenin tam ortasında yer alan cam kesit sayesinde, Kızıldeniz’in renklerini, ıslanmadan da izlemeniz mümkün.

Teknelerden bazıları, yine doğal güzelliklerle bezeli Tiran Adasına da uğruyorlar. Çöldeki, bir başka eğlence ise, her yaşa uygun, üç tekerlekli motosikletler.

Moto-safari ya da cip-safari yapmadan, çölü tam anlamıyla hissetmek güç. Özellikle, gündoğumu ya da günbatımında yapılan safarilerde, size inanılmaz çöl manzaraları eşlik ediyor.

Tüm bu sıraladıklarım, Şarm El Şeyh’le ilgili olarak sözcükler yardımıyla anlatabildiklerim. Gerçekten muhteşem bir yer ve gittiğinizde mutlaka keyif alacaksınız. Tercih sizin.

Tüm bunların yanında: çölde safari yapmanız da mümkün. Ayrıca: bedevi çadırlarında çay. Ama, bu çayı içmenizi pek önermiyorum.

Ayrıca: ciplerde sağa sola çarpıp, bir yerlerinizi incitmek istemiyorsanız, bu safarilere katılmayın derim.

Bence, orada, safarilerle, çölde zaman kaybetmeyin, hemen tereddüt etmeden bir şnolker, palet takımı kiralayın (3 veya 4 saatlik kira bedeli: 2-3 dolar) veya satın alın ve denize koşun.

Evet

Burada çok sayıda otel ve tatil köyü bulunduğunu söylemiştim. Ancak: buradaki 4 yıldızlı otel, ülkemizdeki 2 yıldızlı bir otele bile benzemiyor, daha kalitesiz. En kötü yanları da yemekhaneleri, acayip kokuyor, sanırım palmiye yağı kullanıyorlar.

Bu kokuya tahammül etmek biraz zor. Ayrıca: burada bulunduğunuz sürece, sakın çeşmeden akan suyu içmeyin, çeşmelerden akan su, suyun arıtılıp tekrar kullanıma verilen su olması nedeniyle, kötü bir tadı var, hijyen mi? sanmıyorum.

Dostlarınız veya kendiniz için alışveriş yapmak isterseniz, bu da mümkün. Ama, daha önce de söylediğim gibi, pazarlık şart.

Sizlere denilecek ki, satıcının söylediği bedelin, üçte birini verin ve alın. Hayır, yarısını bile teklif ettiğinizde kabul etmiyorlar, zaten Türk olduğunuzu hissedince, pazarlık yaptığımızı bildiklerinden, fiyatları yükselterek söylüyorlar.

Yani, sonuçta yarı fiyatına alabilirseniz, bence sevinin. Burada da, Mısır’ın genelinde olduğu gibi, trafik ve araçlara dikkat. Özellikle ticari araçlar, akşamları far dahi yakmıyorlar, tam bir rezillik.

SİNA DAĞI

Nesiller boyunca bir hac mekanı olan “Sina Dağ” ı: MS.527 yılına kadar, eski bir tarihte, İmparator İustinianos’un, buraya bir Ortodoks manastırı yaptırmasıyla, bir ibadet yeri haline gelmiş.

Etrafı sarp kayalarla çevrili bir düzlüğe inşa edilerek, kilisenin istilalara karşı korunması düşünülmüş.

Kilise

Efsaneye göre: Musa’nın Yanan Çalıyla karşılaştığı yere inşa edilmiş. Hıristiyan cemaati, daha sonra kilisenin çevresini daha yüksek bir duvarla çevirttirmiş.

AZİZE KATHERİNE MANASTIRI

Sina dağında bulunuyor. Rum Ortodoks cemaatine ait. Buranın merkezinde: 552 yılından kalma bir kilise var. Azizenin kalıntıları: 1300 yıl kadar sonra, Azize Katherina Dağı’nın yakınlarında bulunmuş. Zengin hayırseverin manastıra bağışladığı hazineler, kilisede saklanıyormuş.

Azize Katherina: uzun zamandır, Yunanistan’da ve Ortodoks dünyasında, okullar kuran zengin ve etkili bir manastırdır. Çok zengin süslemelere sahip ikonostasiste bulunan ikonlar, 1612 yılında Giritli Yeremya tarafından yapılmış.

Apsisis tavanında bulunan 6’ncı yüzyıl tarihli mozaikler, kilisenin en etkileyici özelliğidir. Azize’nin kafatası, 18’nci yüzyılda oyulmuş mermer mezarında bulunuyormuş.

Mısır ülkesi genel hususlar hakkındaki tanıtım yazısı.

Kahire şehri tanıtım ve gezi yazısı.

İskenderiye şehri tanıtım ve gezi yazısı.

 

Mısır Luksor

luksor.genel.1
Mısır Luksor

Luksor

Nil Nehrinin doğu kıyısında ve Kahire’ye, yaklaşık 800 km. uzaklıkta. Gelen turist kafilelerinin uçaklarının bir kısmı; önce Luksor bölgesindeki havaalanına iniyor. Ama ne havaalanı? Sizi şaşırtacak. Tek katlı, prefabrik bir bina. Ancak çok uzun kalmadığınızdan fazla bir sorun yok. Havaalanı, Nil’den biraz uzakta olduğu için: Nil hayat, geri kalanlar çöl olgusunu hemen göreceksiniz. Ama: Mısır’da kültür gezisi yapmak istiyorsanız, tadına doyabileceğiniz şehir Luksor’dur.

GENEL

Ülkenin güneyinde yer alan Yukarı Mısır toprakları; nehrin akış yönüne göre (Aşağı Mısır olarak bilinen) Kahire ve Nil Deltasının üstünde bulunuyor. İmparatorluğun nüfusu ve etkisinin en yüksek düzeylerde bulunduğu yıllarda: Yukarı Mısır, İmparatorluğun merkeziymiş. Eski kentlerden kalanlar: dünya üzerindeki en nefes kesici arkeolojik kalıntıları, koleksiyonları oluşturuyor. Antik şehrin üzerinde: günümüzde, yaklaşık 200 bin nüfuslu yeni bir şehir kurulu. Bu nedenle: dünyanın en büyük açık müzesi olarak adlandırılıyor. Bu yüzden de, her yıl binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor.

TARİHİ GEÇMİŞ

Luksor: Yukarı Mısır’ın başkenti. Mısır bilimi açısından, önemli bir yer. Arapça adı: El-Uksur.

Yani: “Tanrıların Sarayı” anlamına geliyor. Bu da, antik Mısır için, buranın önemini kanıtlıyor. Burası: eski Yunanlılar tarafından: Teb olarak isimlendirilmiş. Başkent olmasının yanında, ayrıca: yüzyıllar boyunca dini bir merkez olarak bulunmuş. Antik dönemde: buraya “Waset” ismi de verilmiş.

Yeni İmparatorluk döneminde:

(MÖ.1540-1100) zirveye ulaşmış. Ancak: Romalılar gelmeden önce, gerilemeye başlamış.
MÖ.7’nci yüzyılda: Asurluların istilasıyla başlayan bu gerileme, 300 yıl sonra, Ptolemaiosların İskenderiye’yi başkent yapmalarına kadar devam etmiş. Zamanla, çöl kumu da ilerlemiş ve terk edilen kentin üzerini örtmüş.
Araplar: eski kalıntıların üzerine, başka bir kent inşa etmişler.

GÜNÜMÜZDE LUKSOR

Luksor: günümüzde modern bir kent. Nil üzerinde, gemi yolculuklarının başlangıç noktası. Nil turunuza, büyük ihtimalle Luksor’dan başlayabilirsiniz. Tur gemileri, yolcularını ya Asuan’dan alıp Luksor’a ya da Luksor’dan alıp Assuan’a götürüyorlar. Ayrıca: Hurghada’ya yapılan turlar da, önce Luksor’a uçakla ulaşıp, oradan bir tur yaptıktan sonra Hurghada’ya otobüsle gidiliyor. (4-5 saatlik yol)

Sizi Nil’de gezdiren tekneler:

Aslında birer otel. Odaları gayet güzel ve konforlu. İlk görüşünüzde, Nil, size akmıyor gibi gelebilir. Eğer yönünüzü bulamayacak olursanız, unutmayın gezi tekneleri, Nil’in doğu kıyısına yanaşıyorlar. Yanaştıkları bölge, aslında ana turist mekanı olduğu için, güzel bir cadde (kuriş) ve çevresinde de bol bol lüks oteller, lokantalar ve eğlence yerleri var. Sokaklarda, zamanınız olursa bol bol yürüyün, güzel yerler göreceksiniz.

Luksor’un belli başlı tarihi anıtları, geçen yüzyıl içinde kumdan arındırılmış. Tapınaklar ve daha da önemlisi büyük Mısır firavunlarının mezar kalıntıları, batı yakasında, verimli nehir ovasının arkasındaki vadide saklı kalmış.

 

At Arabaları-Faytonlar;

Bugün Luksor şehrinde ve hatta Mısır ülkesinin birçok şehrinde gezmenin en güzel ve otantik şekli at arabalarıdır. “Kaleche” denilen bu at arabaları ile, çok uygun fiyatlarla (örneğin: Luksor şehrinde 1 saatlik bir at arabası turu 3 veya en fazla 4 dolardır.) Tabii Mısırlı sürücü esnasında sizi kendi tanıdığı yerlere de siz ne kadar itiraz etseniz de, anlamıyor görünür ve götürür. (Papirüs satış yerleri, baharat satış yerleri gibi) Alışveriş yapmazsanız da, pirim alamadığı için surat asar, hatta inerken anlaştığınız parayı verirsiniz, at için de sizden ilave bahşiş ister. Bu anlattıklarıma inanamıyorsunuz, yaşayınca göreceksiniz. Gerçek bu. 

 

 

Luksor Müzesi

LUKSOR MÜZESİ

1975 yılında açılmıştır.

İki katlıdır.

Sergilenen eserler arasında: Tutankhamun’un mezarından çıkarılan mezar eşyaları ve 1989 yılında Luksor Tapınağındaki Luksor heykel deposunda gömülü bulunan 26 Yeni Krallık heykelinden oluşan bir koleksiyon var.

İki firavunun (Ahmose ve Ramses) kraliyet mumyaları da müzenin küçük bir ziyaretçi merkezini de içeren yeni uzantısının bir parçası olarak Mart 2004 te Luksor Müzesinde sergilenmeye başlamış.

 

MUMYALAMA MÜZESİ

Burası: Nil nehrinin aynı yakasında ve Kurniş üzerindedir. Mumyalama sürecinin her aşaması, güzel bir şekilde sergileniyor. Ayrıca: burada turistler, mumyalama işleminin incelik ve sırlarına şahit olma imkanı buluyorlar.

 

Luksor El Sook Çarşısı

EL SOUK ÇARŞISI:

Luksor çarşısı, Mısır da günlük yaşamı, tarihi ve kültürü yansıtan canlı bir Pazar yeridir. Ünlü Luksor Tapınağının hemen arkasında yer alan bu çarşı, sadece alışveriş yapmaktan çok daha fazlasıdır. Mısır geleneklerinin zengin bir deneyimidir. Baharat kokularının tadını çıkarabilir, fener ışıklarını seyredebilir ve pazarlık yapabilirsiniz.

Luksor El Sook Çarşısı

Çarşı dolambaçlı yollardan ayrıldıktan uzun süre sonra bile aklınızda kalacak bir deneyim sunar.

Sergilenen birçok ürün var. Baharatlar, eşarplar, deri ürünler ve çok daha fazlasını bulup satın alabilirsiniz. Yerli halk buraya yiyecek için gelir bu yüzden meyve, sebze ve et satan tezgahlar da görülebilir.

Pazarlık etmeyi unutmayın.

 

NE YENİR

Koşari

19’ncu yüzyıl ortalarında ortaya çıkan bir Mısır yemeğidir. İtalyan, Hint ve Orta Doğu mutfak öğelerini birleştirir.

Erişte, pirinç, kızarmış soğan, domates sosu ve siyah mercimekten yapılır. Mısır ın ulusal yemeğidir. Üzerine sarımsak sirkesi eklenir ve nohut ve çıtır kızarmış soğanla süslenir.

Falafel

Falafel:

Mısır kökenli bir yemek türüdür. Derin yağda kızartılmış top veya köfte şeklinde bir hamur işidir.

Pide, somun, laffa veya taboon gibi bir pide ekmeği içinde servis edilir.

Falafel topları, salata, turşu ve acı sosla süslenebilir.

Mısır ve Arap yarımadasında bakla ile yapılırken, Levant ta genellikle nohut veya bazen ikisinin karışını ile yapılır.

GEZİLECEK YERLER

luksor.tapınak.2
Mısır Luksor Tapınağı

LUKSOR AMON TAPINAĞI

 Önce: Bilet gişesi var.

2025 yılı giriş ücretleri: kişi başı 12 Dolar.

Yalnız dikkat etmeniz gereken husus: biletleri kiosk makinasından almanız gerekiyor, yani peşin para ile bilet almak yasak. Yani kredi kartı kullanmanız isteniyor. Eğer kiosk yani bilet makinası çalışmaz ise gişeye gidin, burada peşin para ile bilet satmak isterlerse , yanınızda peşin para olmadığını ısrarla belirtin ve kredi kartı ile bilet satın almak istediğinizi söyleyin.

Luksor Tapınağı

Tapınağı yeri:

Nil nehri kıyısında, Mumyalama Müzesinin yanındadır.

Karnak Tapınağına 3 km uzaklıktadır, iki tapınak arasındaki yol, otobüsle gidiliyor.

Luksor Tanrı Amun-Ra

Tapınak kime adanmıştır.

Teb şehrindeki ana tanrı, güneş tanrısı Ra ile kaynaştırılarak, Amon-Ra olarak tapılan Amon’dur.

Tapınak: Amon-Ra, eşi Mut ve oğulları Ay Tanrısı Khonsu’dan oluşan Teb üçlüsüne adanmıştır.

Amon-Ra: karakteristik bağlığı ile, üzerinde iki uzun sorguç ve bir disk olan tacını takar şekilde gösterilir.

 

Tapınağı yaptıran:

Tapınağın büyük bölümü, Kral III Amenhotep tarafından, MÖ 1350 yılında yaptırılmıştır.

IV Amenhotep, bazı eklemeler yaptırmış, ancak sonradan kendi dini reformları nedeniyle, izleri kısmen silinmiştir.

II Ramses (MÖ 1279-1213) Tapınağın en büyük katkılarından birini yapmış olup, özellikle girişteki devasa heykelleri ve dikilitaşları eklemiştir.

Tutankhamun, Horemheb ve Büyük İskender tarafından da eklemeler yapılmıştır.

 

Mimari özellikleri:

Luksor Tapınağı, Karnak Tapınağından daha küçüktür.

Güneybatı Mısır’daki Gebel el-Silsila bölgesinden getirilen Nubian kumtaşından inşa edilmiştir.

İki ana kısım halinde, inşa edilmiştir.

Güneşin doğuşu ve batışına göre uzanan Mısır tapınaklarının tersine, kuzey-güney yönünde Nil nehrine doğru uzanır.

 

Bölümleri;

1-Giriş platformu. (Devasa Pylon)

2-Açık hava avluları.

3-Kolonadli hipostil holler,

4-Ufak kült odalarıyla çevrili, bir kutsal oda.

 

Tapınak Safahatı:

Romalılar: MS 3’ncü yüzyıl sonlarında, Luksor Tapınağının çevresine, bir kale inşa ettiler.

Firavun III Amenhotep’in Hipostil Salonunun ötesindeki ilk oda, yeni yapılan Roma tapınağının kutsal mekanı haline geldi.

Orijinal duvar kabartmaları, alçıyla kaplandı ve İmparator Diocletianus’un (MS 284-305) ve üç yardımcısını tasvir eden, Greko Romen sanat tarzıyla boyandı.

Evet, bu üzeri alçıyla kapatılan kabartmaların temizlenmesi, restorasyonu devam etmektedir. Tapınak uzun zaman, modern zaman evlerinin altında kalmıştır.

Üzerine bir de cami yapılmıştır.

 

Kazılar:

Orta Çağ’dan itibaren, Luksor şehrindeki Müslüman nüfus Luksor Tapınağının çevresine yerleşmiş ve bu da yüzyıllarca moloz birikmesine yol açmıştır.

Zamanla çağların biriken çöpleri, modern köyün Arap yarısının çekirdeğini oluşturan avluları ve sütunla yapıları içeren tapınağın, dörtte üçünü gömdü.

Luksor Tapınağı: 1884 yılından sonra Mısır bilimci Prof. Gaston Maspero tarafından kazılmaya başlanmış ve kazılar 1960 yılına kadar aralıklı olarak sürdürülmüştür.

Masperi, evlerin kapladığı arazi parçaları için tazminat müzakeresi yapmak üzere Mısır Bayındırlık Bakanlığından fon aldı.

Luksor Tapınağı

GİRİŞ

Pilon (Pylon) Kapı-Anıtsal giriş kapısı:

Büyük Sütunlu yapının önündeki peristil avlu ve girişinde iki kule bulunan devasa bir pilon kapı: Ramses II tarafından inşa ettirilmiştir.

Yüksekliği yaklaşık 24 metredir.

İki büyük kule ve ortadaki giriş açıklığından oluşur.

Ön cephesi: doğrudan geniş bir tören alanına açılır.

Pilonun ortasında, geniş, yüksek bir kapı bulunur.

Buradan içeri girildiğinde, ilk olarak Ramses II avlusu görülür.

 

Pilon yüzeyi/cephesi-dış yüzü:

Boydan boya: II Ramses’in zaferlerine ait tasvir ve yazılarla süslenmiştir.

Burada özellikle, II Ramses’in Hititlere karşı yaptığı Kadeş savaşına ait sahneler var.

Tanrılara sunulan adaklar betimlenmiş.

 

Dikilitaşlar:

Pilonun önünde: 25 m yüksekliğinde bir çift granit dikilitaş bulunuyor.

Bunlar da Ramses II tarafından diktirilmiştir.

Bu iki dikilitaştan bir tanesi, günümüzde Paris Place de Concorde de bulunmaktadır.

Yani günümüzde bir tane dikilitaş var ve Pilonun önünde duruyor.

 

Dış duvarlar-Ön yüz:

Firavun Seti I’in:  oğlu/halefi II Ramses ile birlikte, Libya, Suriye ve Levant’tan gelen düşmanlarını vurduğu sahneler yer almaktadır.

 

Heykeller:

Ön cephede:

II Ramses’in: 2 tanesi ayakta duran, 4 tanesi oturan toplam 6 heykeli insan biçimli heykeli var.

Oturan heykellerden 2 heykel: tahta oturur şekilde, girişin sağında ve solunda duruyor.

 

BİRİNCİ BÜYÜK AVLU-RAMSES II AVLUSU

Tapınağın girişindeki pilonun, hemen arkasındadır.

Tapınağın dış dünyasından, iç kutsal alanlara geçişi sağlayan, ilk büyük açık alandır.

Bu nedenle, hem törenlerin başlangıç yeri, hem de ziyaretçilerin tapınak içini ilk gördüğü mekandır.

Burası tapınağın en etkileyici ve en iyi korunmuş alanlarından biridir.

Pilon kapısından girildiğinde, doğrudan bu geniş avluya çıkılır, girişte Ramses in dev heykelleri ziyaretçiyi karşılar.

 

Açık Hava Avlusu:

Avlu tamamen açık havadır, geniş dikdörtgen bir plana sahiptir.

Çevresini, birbiriyle ritmik bir şekilde dizilmiş sütun sıraları çevreler.

Luksor Tapınağı Sütunlar

Sütunlar:

Avlunun etrafında, çift sıra sütun düzeni bulunur.

Sütunlar: açık papirüs başlıklıdır. Yani papirüs bitkisinin açmış halini temsil eder.

Luksor Tapınağı Sütunlar

Bu sütunlar gerçek boyutlarından çok, daha büyük ve anıtsaldır.

Sütunların arasında Osiris heykelleri vardır.

 

Heykeller:

Avluda hem oturur hem de ayakta pozisyonda olmak üzere birçok Ramses II heykeli vardır.

Bu heykeller, firavunun tanrı gibi idealize eder.

Omuzları geniş, beden oranları abartılı, genelde nemes başlığı ve yılan sembolü ile tasvir edilir.

Bazı heykellerin bacak kısmında Nefertari gibi Ramses’in aile üyelerinin daha küçük boyutlu betimleri yer alır.

Bu, firavunun tanrısal gücünü vurgulamak için kullandığı, hiyerarşik ölçülendirmedir.

Luksor Tapınağı Opet Festivali

Avlunun duvar kabartmaları:

Avlunun iç duvarlarında, firavunun tanrılara adak sunma sahneleri var.

Sahnelere eşlik eden hiyeroglifler, firavunun unvanlarını, zaferlerini ve tanrı Amun’a bağlılığını anlatır.

Bazı kabartmalarda Opet Festivali (Nil boyunca yapılan kutsal alay) tasvir edilmiştir.

 

Avlunun törenlerdeki görevi:

Bu avlu, Luksor Tapınağında düzenlenen en önemli şenlik olan Opet Festivali için başlangıç alanıydı.

Buradan:

Tanrı Amun’un kutsal barkı,

Mut ve Khonsu’nun kutsal sandalları karşılanır ya da uğurlanırdı.

 

Kutsal Alay Rotası:

Ramses II Avlusu, Karnak’tan başlayıp Luksor’da sonuçlanan alay için ana duraklardan biriydi.

Bu nedenle, avlunun planı geniş tutulmuş ve giriş/çıkış aksları törenlere göre tasarlanmıştı.

 

2.BÜYÜK AVLU-Amenhotep III Kolonnadı (Sütunlar Geçidi)

İşlevi:

Kolonad, tapınaktaki törenlerde önemli bir ritüel yolu işlevi görürdü.

Opet Festivalinde rahipler kutsal barkları, bu koridordan geçirirdi.

Avludan Amun’un kutsal mekanına doğru yürürlerdi.

Bu geçidin dar, yüksek ve gölgeli yapısı törenin kutsallığını arttırırdı.

Avlunun güneyinde, Amenhotep III Kolonadı (iki sıra halinde dev sütunların bulunduğu geçit) başlar.

Bu, tapınağın daha eski ve daha kutsal iç bölümlerine geçişi sağlar.

Yapının tamamında: renkli kumtaşı blokları kullanılmıştır.

Sütun başlıkları ve kaideleri: son derece iyi işlenmiş kabartmalara sahiptir.

Avlunun zemini: törenlerde rahiplerin ve kralın yürüyüşü için düz ve geniş bırakılmıştır.

Bu sütunlar, Kral III Amenhotep’e aittir.

Sütunların üzerinde: Tel Amarna’daki Aten inancını terk ederek, Teb’e gelen ve Amon inancını kabul eden Tutankhamon tarafından, bu dönüşümü kutlamak için süslemeler yaptırılmıştır.

Luksor Tapınağı Sütunlar

Dev Sütunlar:

Toplam: 14 dev monolitik sütun vardır.

Sütunlar: 7 şerli iki paralel sıra halinde dizilmiştir.

Yükseklikleri, yaklaşık 16-18 metre arasındadır.

Sütunların gövdesi, silindirik ve düzgün işlenmiştir.

Luksor Tapınağı Sütunlar

Başlıkları:

Kapalı papirüs tomurcuğu şeklindedir.

Bu stil, büyümekte olan yaşamı, yaratılışı ve kutsal Nil’i temsil eder.

Kapalı başlıklar, genellikle “daha kutsal alanlara geçişi” simgeler.

Luksor Tapınağı Sütunlar

Sütunların üstü:

Sütunların üstünde, dev arşitravlar (kiriş taşları) vardır.

Bu arşitravlar, orijinalde renkliydi ve tanrılara ait yazıtlar içeriyordu.

Üstte yer alan tavan, artık büyük oranda kayıp olsa da, bu bölümün yarı kapalı karanlık bir geçit etkisi yarattığı biliniyor.

Bu iç mekana girişte, dramatik bir mimari atmosfer oluşturuyordu.

 

Duvarlar:

Kolonadın duvarlarında Opet Festivalini betimleyen ayrıntılı rölyefler var.

Amun, Mut ve Khonsu nun kutsal barkları,

Rahiplerin alayları,

Firavunun tören yürüyüşleri,

Karnak’tan Luksor’a yapılan kutsal geçişler,

Müzisyenler, dansçılar ve rahip gurupları.

 

Bu sahneler, Mısır daki en kapsamlı tören rölyefleri arasında sayılır.

Amenhotep III tarafından başlanılan yapım, Tutankhamun, Horemheb ve sonraki dönemde Seti I tarafından tamamlanmıştır. Bu yüzden duvarlarda bu kralların isimleri ve sahneleri görülür.

 

HİPOSTİL HOL-Amenhotep III Büyük Avlusu:

Hipostil ne demektir: Çatısını destekleyen sütun sıraları bulunan yapıdır.

Amenhotep III tarafından yaptırılan bu avlu, Luksor Tapınağının en geniş kutsal iç avlularından birisidir.

Ramses II avlusundan ve Amenhotep III kolonadından içeri geçilince, buraya ulaşılır.

Geniş dikdörtgen planlıdır.

 

Salonun törensel işlevi nedir

Burası tören merkezlerinden biridir.

Opet Festivali sırasında, kutsal barkların geçici olarak konulduğu noktalardan biridir.

Rahiplerin tören yürüyüşleri bu avluya girip çıkarak ilerlerdi.

Ziyaretçiler için, kutsal alanlara girmeden önce son büyük açık alan niteliğindedir.

 

Sütunlar:

Etrafını saran toplam 74 sütunluk, dev bir sütun düzeni bulunur.

Bu sütunlar, iki sıra halinde, avlunun dört kenarı boyunca devam eder.

Sütunların başlıkları, kapalı papirüs tomurcuğu şeklindedir.

Avlu tamamen açık havadır. Gökyüzüne açık bir tören alanıdır.

Sütunların yüksekliği yaklaşık 13-14 metredir.

Sütunların üstünde taşıyıcı bir tavan yoktur, bu nedenle hipostil değildir.

Her sütun, son derece iyi işlenmiş, kumtaşından yapılmıştır.

Düzenli ritmik bir mimari bütünlük sunar.  (Papirüs ormanı etkisi)

 

Duvar Kabartmaları:

Avlu duvarlarında, Amenhotep III döneminin tipik kabartmaları var.

Duvarlarda betimlenen sahneler.

Firavun Amenhotep III’ün tanrılara adak sunması.

Amun-Ra, Mut ve Khonsu ile riteül sahneleri.

Bazı tören alayları,

Rahiplerin günlük ritüelleri.

 

KUTSAL MEKANLAR

Sıralama şu şekildedir

1-Hipostil hol-Sütunlu Salon-Kutsala geçiş alanı.

2-Ön oda-Antik oda-Bark odasının dış bölümü.

3-Doğum odası-The Birth Room.

4-Barque (bark)  Tapınağı-Kutsal Bark odası.

5-Kutsallar Kutsalı-En kutsal nokta.

 

ÖN ODA:

Hipostil salonun hemen ardında.

Daha dar, daha kapalı bir mekan.

Duvarlarında firavunun tanrılar tarafından kutsanmasını gösteren, sahneler var.

Bark odasına geçişi sağlayan, bir tampon bölgedir.

Rahipler burada ritüellere hazırlanır.

Tanrı Amun’un barkının taşındığı platform burada durdurulur.

Böylece firavun ve rahipler, tanrıya saygı duruşunda bulunur.

 

DOĞUM ODASI:

Kareye yakın, dikdörtgen bir odadır.

İnce işçilikli sahneler içerir.

Tapınağın teolojik merkezlerinden biridir.

 Luksor Tapınağına özgü, çok özel bir mekandır.

Tapınağın diğer bölümlerinden farklı olarak, kraliyet soyunun ilahi kökenini anlatır.

Bu odanın duvarlarında: Amenhotep III’ün tanrı Amun’dan doğduğu anlatılır.

Amun’un kralın annesi Mutemwiya’yi ziyaret etmesi.

İlahi döllenme.

Doğum sahneleri.

Çocuk Amenhotep’in tanrılar tarafından taçlandırılması.

Bu odanın amacı: firavunun tanrısal hakla hükmettiğini kanıtlamaktır.

 

KUTSAL BARK ODASI:

Burası tapınaktaki en önemli kutsal alanlardan biridir.

Tanrı Amun-Ra’nın kutsal barkı (taşınabilir kutsal teknesi) bu odada muhafaza edilir.

Görevi:

Festival dönemlerinde tapınaklar arası taşınan bark, burada dinlendirilir.

Rahipler, barkı sadece özel ritüellerde dışarı çıkarırdı.

Günlük olarak, tanrıya sunulan tütsü, yağ, yiyecek ve içecekler burada hazırlanırdı.

 

Yapısı:

Küçük ama yüksek tavanlıdır.

Kaide üzerinde duran kutsal bark nişi bulunur.

Duvarlarında:

Amun’un barkı.

Rahiplerin onu taşıması,

Firavunun tanrıya adak sunması gibi detaylı kabartmalar vardır.

Büyük İskender tarafından yenilenmiş ve kendi tasvirlerini bu mekana

ekletmiştir.

 

KUTSALLAR KUTSALI-EN GİZLİ ODA

Tapınağın en içteki ve en kutsal mekanıdır.

Amun-Ra’nın fiziksel yeryüzü ikametgahı sayılırdı.

 

İşlevi:

Tanrının heykeli veya simgesel varlığı burada bulunurdu.

Buraya sadece: Başrahip, firavun özel günlerde girerdi.

Günlük Ritüeller:

Tanrının heykelinin uyanması,

Yıkanması, yağlanması.

Giysilerinin değiştirilmesi.

Tütsü sunulması.

Bu ritüeller, tanrıyı yeryüzünde canlı tutmak için yapılırdı.

 

Mimari yapı:

Küçük, çok karanlık, penceresiz bir odadır.

Tavanı alçaktır, sadece rahiplerin lamba ışığıyla aydınlatılırdı.

Taştan yapılmış bir sunak-blok bulunurdu. Bu blok Amun’un heykelini taşırdı.

 

KİLİSELER VE EBU EL HAGGAG CAMİİ

Kiliseler:

Luksor Tapınağı, Roma döneminden sonra Hıristiyanlık dönemine geçişte bir süre kilise kompleksi olarak kullanılmıştır.

Bu nedenle, tapınak yapılarının bazı bölümleri erken dönem kiliselere dönüştürülmüştür.

Hıristiyanlık döneminde, hipostil salonu bir Hırıstiyan kilisesine dönüştürülmüş ve yakınlarda bir Kıpti kilisesinin kalıntıları bulunmuştur.

Luksor Ebu El Haggag Camii

Ebu El Haggag Camii:

Ramses II Avlusunun üzerindedir.

Caminin giriş kodu, antik yapının doldurulmuş toprak seviyesine kadar yüksektir. Yaklaşık 8-9 metre yüksektedir.

Bu yönüyle, dünya üzerinde nadir bulunan bir tapınak-cami iç içe geçmiş örneğidir.

Cami, Sufi Şeyhi Ebu el-Haggag tarafından 12’nci yüzyılda yaptırılmıştır.

Şeyh, Luksor şehrinin manevi koruyucusu olarak kabul edilir.

Caminin yer seçimi, tapınağın o dönemde toprak altında olması nedeniyle, tamamen tesadüfi değildir. Yerleşim halkı, tapınağın varlığını bilmeden üzerine cami yapmıştır.

 Günümüzde cami aktif olarak ibadete açıktır.

Özellikle Ebu el-Haggag’ın doğum ve ölüm yıldönümlerinde: büyük bir halk festivali (Moulid)  düzenlenir.

Moulid Festivali, Nil üzerinde tekneli kutlamaların yapıldığı, renkli ve geleneksel bir halk şenliğidir.

 Festival, tarihsel olarak antik Opet Şenliği izlerini taşır.

 

Luksor Sfenks Yolu

SFENKS BULVARI

Sfenksler Bulvarı inşası, Yeni Krallık döneminde başlanmış ve 30.Hanedan Hükümdarı I Nektanebo’nun (MÖ 380-362) saltanatı sırasında Geç Dönemde tamamlanmıştır. Yol daha sonra yüzyıllar boyunca kum tabakaları altında kalmıştır. 1809 tarihli “Description de Egypte” de, Sfenksler Bulvarı, 2000 m uzunluğunda ve 600’den fazla sfenksle çevrili olarak tanımlanmıştır. 

Bir zamanlar bulvarı çevreleyen sfenksler, kutsal yolu korumak ve festivaller sırasında tanrı heykellerinin güvenli geçişini sağlamak için tasarlanmıştır. Sfenkslerin hepsi birbirinin aynı değildir. Birçoğu farklı firavun yüz benzerlikleri gibi belirgin özelliklere sahiptir. 

Heykeller kum taşından yapılmış olup, bazıları 2 m kadar uzanan çeşitli boyutlardadır. Karmaşık oymalar ve hiyerogliflerle süslenmiştir ve bunların çoğu bugün hala okunabilir durumdadır. Bu da eski Mısır heykeltıraşlarının sanat ve işçiliğine dair bir fikir vermektedir. 

Bu yol, Opet Festivali için kullanılıyordu. Bu festival sırasında, Amun, Mut ve Khonsu heykelleri, rahipler, ileri gelenler ve vatandaşlardan oluşan bir geçit töreni eşliğinde Karnak Tapınağından Luksor Tapınağına taşınırdı. 

Kumlar altındaki bulvarın ilk izine, 1949 yılında Mısırlı arkeolog Muhammed Zakaria’nın Luksor Tapınağı yakınlarında 8 heykel bulmasıyla rastlanmış, 1958-1961 yılları arasında 17 heykel daha bulunmuş, 1964 yılında ise 55 heykel daha ortaya çıkarılmıştır. Bunların hepsi, 250 metrelik bir alan içinde yer almaktaydı. Bugün orijinal 1057 heykel yol boyunca yer almaktadır. Bunlar 3 şekle ayrılmıştır. 

Birinci heykel gurubu: Yeni Krallık Hükümdarı Tutankhamun döneminde Karnak Tapınağı ile Mut bölgesi arasında, yaklaşık 1000 m lik bir alana dikilmiş, aslan gövdesi ve koç başı şeklinde bir yapıdır.

İkinci heykel gurubu: Amenhotep III’ün 18.Hanedanlığı döneminde uzak bir bölgede inşa edilmiş ve daha sonra Karnak Külliyesine taşınmış, tam bir koç heykelidir. 

Üçüncü heykel gurubu: Heykellerin en büyük bölümünü oluşturur. Bunlar Sfenks heykelidir. Aslan gövdesi ve insan başlıdır.

Heykeller, Luksor Tapınağına kadar toplam 2.7 km uzunluğundaki bulvar boyunca dizilidir. 

Sfenks Bulvarı, Luksor Tapınağı ile Karnak Tapınağı arasındaki bağlantı yoludur ve 25 Kasım 2021 tarihinde halka açılmıştır. 

Luksor veya Karnak Tapınağı bileti, bulvara girişinizi sağlar. Ancak tam yürüyüşü tamamlamak için, her iki tapınağın biletini de satın almanız gerekir. Evet Sfenks Bulvarı, antik Mısır firavunları ve rahipleri gibi yürümenizi, yürüyüş yapmanızı sağlar. 

 

Luksor Sfenks Yolu

Tapınağın geniş pilonunda (girişi): II. Ramses’in büyük heykelleri ve 1831 yılında, Mehmet Ali Paşa tarafından Fransa’ya hediye edilen ve bugün Paris’te “Place de la Concorde”da bulunan granit dikilitaşın; eşi var.

Luksor Sfenks Yolu

Luksor’daki Tapınakta: akşamları; sürekli olarak ses ve ışık gösterileri yapılıyor. Ayrıca: tapınak bölgesi; gecenin geç saatlerine kadar açık ve projektörlerle aydınlatılıyor.

 

KURNİŞ BOYUNCA

Kurniş (yani: Şare en-Nil): Luksor Tapınağı ile Nil Nehri arasında: kente doğru uzanan, ağaçlık bir caddenin ismi.

Geniş kaldırım, nehir boyunca devam ediyor. Burası: gölgede dolaşmak isteyenler için harika bir yer. Turist bekleyen “felukka “ (Nil yelkenlisi) kaptanları, belirli yerlerde toplanıyorlar. Biraz daha ileride: tekneler yolcularını indiriyorlar. Yolcular: dolaşıyorlar ve hediyelik eşya alıyorlar. Ayrıca: burada faytonlar var. Bunlara binerek: Kurniş’ten Karnak’a veya otelinize kadar gidebilirsiniz.

luksor.çarşı.1
Mısır Luksor Kurniş

Kurniş üzerinde yürüdüğünüzde: güneydeki Luksor Tapınağını göreceksiniz. Tapınağın hemen arkasındaki: İbnül Haccac camisinin arkasındaki; pazar yerine (suk) uğrayın. Çömlek ve kaymaktaşı almadan önce, batı yakasındaki zanaatçıların sattıkları ürünlerle fiyat ve kalite karşılaştırması ve de her zaman olduğu gibi pazarlık yapın.

Daha sonra: kuzeye doğru yürüyorsunuz ve önce Mumyalama Müzesi ve daha sonra Luksor Müzesi var.

 

 

Mısır hakkında genel bilgiler yazısı için.

Asuan tanıtım ve gezi yazısı için.

Abu Simmel tanıtım ve gezi yazısı için.

Karnak tanıtım ve gezi yazısı için.

Memphis tanıtım ve gezi yazısı için.

Sakkara tanıtım ve gezi yazısı için.

 

 

 

Mısır Assuan

assuan.genel.1
Mısır Assuan

Mısır’ın en güneyinde yer alan Assuan kenti: uzun tarihi boyunca, her zaman önemli bir rol oynamıştır.

Eskiden; güneydeki Nübye ile sınırı belirleyen Assuan: altın, fildişi ve baharat gibi Afrika mallarının kervan ticaret yolu üzerindeydi.

Assuan: antik Mısır dilinde: ticaret ve pazar anlamlarına geliyor. Bu da, buradaki etkinliğin önemini gösteriyor.

Kent nüfusunun önemli bir bölümünü: Nübyeliler oluşturuyor.

Bu insanlar: Mısır toplumuyla, tamamen bütünleşmiş olmalarının yanı sıra, farklı kültürel kimlikleriyle de gurur duyuyorlarmış.

Mısır İmparatorluğunun çöküşüyle: İskenderiye’deki ve Kahire’deki güç merkezlerinden uzak kalan Assuan, arka planda kalmış.

Turizmin öne çıkmasıyla, tekrar gelişmeye başlamış. Ama: asıl Assuan Barajının inşasıyla gelişmiş.

Assuan; Barajının inşası ve Nasır Gölünün yapılması için: Nübye’nin bütün nüfusu yerinden edilmiş. Pek çok eski hazinenin yeri değiştirilmiştir.

asuan.genel.1
Mısır Assuan

Ülkeyi, sürekli zor duruma sokan yıllık taşkınları kontrol altına almak ve sanayinin gelişmesi için, hidroelektrik enerji üretmek üzere planlanan muazzam bir proje.

Projenin gerçekleştirilmesinde: 2000 Sovyet mühendis çalışmış. 1972 yılında tamamlanan baraj: her iki amaca da hizmet ediyor. Ama: su taşkınlarının getirdiği bereketten yoksun kalan tarım alanları: eski verimliliğini yitirmiş.

Muazzam bir mühendislik başarısına tanık olmak ve nehrin önüne set çekilmesiyle oluşan, uzunluğu 500 km. kareyi bulan ve Sudan ile sınır oluşturan Nasır Gölünde gezmek için, baraja gidebilirsiniz. İlk baraj: 1902 yılında yapılmış.

Daha sonra; 1912 ve 1934 yıllarında, baraj yükseltilmiş ve 44 metre yüksekliğe erişmiş. Son olarak 1971 yılında resmen açıldı.

Eski barajın, 6 km. güneyinde bulunuyor.

Barajın büyüklüğünü gözünüzde canlandırmanız için: burada tutulan su yüzeyi, Belçika ülkesi kadar. Dünyanın dördüncü büyük barajı. Yani: yalnızca gölde gezinti. Bu size ilginç gelirse, gidin.

assuan.genel.2
Mısır Assuan

Antik Mısırlılar için Assuan; Nil’in yıllık taşkınlarının başladığı yerdedir. Çağlayanlar nedeniyle: nehrin yukarı kısmına seyahat etmek mümkün değil. Nehrin Afrika’nın kalbinden doğduğu daha önce bilinmiyormuş.

Hayat kaynağı Nil’e tapılıyordu ve burada Nil tanrısı Hapy ve yaratıcı tanrı Khnum için tapınaklar inşa edilmiş.

Kent: en güzel tapınakların yapımında kullanılan taşların çıkartıldığı, ülkenin en büyük, yüksek kaliteli granit taş ocaklarına yakın olması nedeniyle, firavunlar için de önemli bir yerdi.

Büyük bloklar, nehrin yukarı kısmına taşınmak nehir kenarlarına çekiliyordu.

asuan.taş ocakları.yarımkalmış dikilitaş.1
Mısır Assuan Antik Taş Ocakları

ANTİK TAŞ OCAKLARI

Şehrin hemen dışındaki taş ocaklarını ziyaret edebilirsiniz. Buralarda: Antik Mısırlıların taş işletmeciliği ile ilgili bazı sırlarını görebilirsiniz.

Firavun III. Tutmosis; başta Karnak olmak üzere, bütün tapınaklarda, üzerlerinde adının ve tanrılara olan şükranlarının kazındığı birer dikilitaş dikilmesini istemiş.

Mısır’daki granit yoğunluğunun merkezi olan Assuan’da, yekpare taşlar bulunup, yerlerinden söküldükten sonra, ağaç tomruklar üzerinde, yuvarlanarak Nil kıyısına kadar taşınıp, orada da özel olarak yapılmış, büyük teknelere bindirilerek, kuzey Mısır’daki yerlerine gönderilmişler.

Eski Mısırlılar, hemen her şeyde olduğu gibi, bu konuda da dahiliklerini göstermişler. Mükemmel bir denge sağlayıp alabora olmalarını önlemek için, teknelerin boş gövdelerini, mercimek, buğday, bakla türünden zahireyle doldurup, üzerlerine tonlarca ağırlıktaki bu taşları yatırmışlar.

Bu taş blokların yerlerinden sökülüp, çıkartılmaları da bir başka mühendislik harikası.

Aynen, Hititlerde olduğu gibi: özellikle; sıcak mevsimlerde, bulunan büyük taşların üzerine, birbirine eşit aralıklarla, tek bir çizgi üzerinde, on-yirmi santim derinliğinde delikler açılıp, bu deliklerin içine: abanoz, sedir, gürgen gibi, sert ağaçların kazık şeklinde kesilip hazırlanmış parçaları sıkıştırılıyordu.

Daha sonra da muntazam şekilde, içlerine su doldurulan deliklerdeki ağaç parçacıkları, taşı sıkıştırıp patlatıyor, boydan boya, düz bir çizgi üzerinde ayrılan blok, yerinden kolaylıkla sökülüp çıkarılıyordu.

Siz, bu taş ocaklarına gittiğinizde: eski Mısırlıların taş blokları patlattıkları yerlerin izlerini tüm açıklığı ile göreceksiniz.

Büyük “bitmemiş dikilitaş” boylu boyunca yerde uzanıyor. Anıt: yanlış bir hattan kırılmış ve MÖ.1500 yılında terk edilmiş. Eğer tamamlanmış olsaydı, Mısır’daki en büyük dikilitaş olacakmış. Şu anki ölçüleri: uzunluğu 42 metre ve ağırlığı ise muhtemelen 1100 ton. Bu arada: günümüzdeki en büyük dikilitaş, halen Roma’da bulunuyor.

KURNİŞ

Assuan kent merkezinin nehir kenarı: Kurniş. Gezebileceğiniz ve gelip geçeni seyredebileceğiniz güzel bir yer.

Caddenin güney ucunda: Old Cataract Hotel var. Otel: Winston Churchill ve burada kaldığı sırada “Nil’de Ölüm” adlı sürükleyici romanını yazan “Agatha Christie” gibi ünlü simalara ev sahipliği yapmış. Otelin terasından, muhteşem nehir manzarası görülüyor.

Güzel bir öğleden sonra, çay veya kokteyl içmek için buraya mutlaka çıkın. Güneşin batışını mutlaka izleyin, Zorunlu olarak, minimum iki bira ücreti kadar, yani 30 EP. Ödemeniz gerekecek.

Çok fazla insan gelmemesi için düşünülmüş, yani fiyatın yükseltilmesi bir önlem sanırım.

Yolun güney yönünde: otelden, birkaç dakikalık yürüme mesafesinde: 1997 yılında açılan, Nübye Müzesi var.

NÜBYE MÜZESİ

1997 yılında tamamlanmış. Mimarı: Mahmoud El-Hakim. Sponsor: UNESCO.
Çok etkileyicidir. Dans ve müzik gibi, Nübye geleneklerinin tanıtılması amacıyla kurulan kütüphane ve araştırma merkezinin yanı sıra, 1970’lerde “Nasır Gölü” nün sularının altında kalan arkeolojik bölgeden kurtarılan bazı kalıntılar da burada görülebilir.

Evet: bu arada, Nil nehrinde “felukka” ya binmek, Assuan’da yapabileceğiniz en keyifli etkinliklerden biridir.

FELLUKA

Beyaz yelkenli, alçak bordalı tekneler, nehirde kolayca süzülür ve bu geleneksel teknelerle gezerken : şehirde bulunan ilgi çekici pek çok yeri görme fırsatını bulabilirsiniz.

Nil’in batı kıyısında: çölde: 7’nci yüzyıldan kalma Aziz Simeon Kopt Manastırının kalıntıları var. Manastıra yürüyerek veya Kral Mezarlarından, deveye binerek gidebilirsiniz.

ORJİNAL YERİNDEN BAŞKA YERE TAŞINAN ANITLAR

Assuan Yüksek Barajının yapımının ardından: Nasır Gölünün düzenlenmesi; sosyal ve siyasi, pek çok tartışmaya yol açmış. Ancak: bu endişeler elbette yersiz değil. Çünkü: barajda su toplanınca, bazı anıtların su altında kalması gerekiyordu. (bizdeki Hasankeyf aklıma geldi.)

Bunların en önemli üç tanesinin, güvende olacakları yerlere taşınması gerekiyordu. Bu çok büyük ve masraflı projeyi: UNESCO finanse etti.

philae tapınağı.1
Mısır Assuan Philae Tapınağı

PHİLAE TAPINAĞI

Mutlaka görülmesi gereken bir yer. Taş taş sökülerek, Assuan’ın 5 km. güneyinde kalan bir adaya taşındı.

Güzelliği kadar, bulunduğu çevre nedeniyle de “Mısır’ın İncisi” olarak bilinen tapınak: MÖ.4’ncü yüzyılda, kültü burada, her yerden daha uzun süre, MS. 4’ncü yüzyıla kadar devam eden, tanrıça İsis’in onuruna yapılmış.

Tapınak, daha sonra Kopt kilisesine dönüştürülmüş.

Kapı ve pencere pervazlarına oyulmuş Hıristiyan haçlarını göreceksiniz.

Ama: tapınak yüzyıllar boyunca çok az değişmiş ve etkileyici dış pilon: MÖ.2’nci yüzyılda inşa edilmiş.

Philae:

Buranın isminin kelime anlamı; “son” anlamına gelir.

Mısır’ın güney sınırında tamamlanmamıştır. Tapınak; Tanrıça İsis ve Horus’un annesine tahsis edilmiştir.

Efsaneye göre: Tanrı Osiris, erkek kardeşi Seth tarafından öldürülür ve parçalanır. İsis: parçaları aramaya başlar ve zamanla parçaları bulur ve onları biriktirir.

Bir büyü ile, Osiris’i yaşama döndürür. Bu arada: İsis, Horus’u doğurur. Osiris, tanrı olur. Horus, zamanla büyür ve Seth ile dövüşünde, onu öldürerek babasının intikamını alır.

Ön taraftaki, “Nektabis Köşkü”nde (MÖ.381-362): yerel tanrılara adanmış küçük mabetler ve Basamaklı Piramidin zamanla tanrılaştırılan mimarı İmhotep’in tapınağı bulunuyor.

Ana tapınağın içindeki doğum odası, yani mammisi, yeni doğan oğlu Horus’u kucağında tutan İsis kabartmalarıyla süslenmiştir.

philae tapınağı.ess
Mısır Assuan Philae Tapınağı

İkinci planda: XIII. Prolemaios’un, Osiris ile Horus’un arasında, İsis’e sadakatini sunması betimlenmiş.

Romalılar kendilerine özgü özellikler ekleyerek, Philai kültünü sürdürmüşler. Çiçeklerle süslü sütun başlıkları ve zarif sütunlarıyla “İmparator Traianus’un Köşkü”, Mısır tapınak tasarımlarıyla göze çarpan bir zıtlık oluşturuyor.

1960 yılında, Philae Tapınağı, sular altında kayboldu. Tapınak, Mısır Hükümetiyle UNESCO işbirliğiyle kurtarıldı. Bütün ada: baraj ile çevrildi. Tapınağın tüm taş duvarları etiketlendi. Tüm proje 10 yıl sürdü ve harap edilmeden Mısır’ın çok güzel tapınaklarından biri korunmuş oldu.

Philai’deki ses ve müzik gösterisini izlemek için, Assuan’da bir gece kalmaya değer. Gösterinin saatleri değişebilir, kaldığınız otele veya turizm danışma bürolarına sorabilirsiniz. Mutlaka izleyin, harika bir gösteri.

Mısır ülkesi hakkındaki genel hususlar yazısı.

Abu Simbel tanıtım ve gezi yazısı.

Karnak tanıtım ve gezi yazısı.

Sakkara tanıtım ve gezi yazısı.

Luksor tanıtım ve gezi yazısı.