Mısır Assuan

assuan.genel.1
Mısır Assuan

Mısır’ın en güneyinde yer alan Assuan kenti: uzun tarihi boyunca, her zaman önemli bir rol oynamıştır.

Eskiden; güneydeki Nübye ile sınırı belirleyen Assuan: altın, fildişi ve baharat gibi Afrika mallarının kervan ticaret yolu üzerindeydi.

Assuan: antik Mısır dilinde: ticaret ve pazar anlamlarına geliyor. Bu da, buradaki etkinliğin önemini gösteriyor.

Kent nüfusunun önemli bir bölümünü: Nübyeliler oluşturuyor.

Bu insanlar: Mısır toplumuyla, tamamen bütünleşmiş olmalarının yanı sıra, farklı kültürel kimlikleriyle de gurur duyuyorlarmış.

Mısır İmparatorluğunun çöküşüyle: İskenderiye’deki ve Kahire’deki güç merkezlerinden uzak kalan Assuan, arka planda kalmış.

Turizmin öne çıkmasıyla, tekrar gelişmeye başlamış. Ama: asıl Assuan Barajının inşasıyla gelişmiş.

Assuan; Barajının inşası ve Nasır Gölünün yapılması için: Nübye’nin bütün nüfusu yerinden edilmiş. Pek çok eski hazinenin yeri değiştirilmiştir.

asuan.genel.1
Mısır Assuan

Ülkeyi, sürekli zor duruma sokan yıllık taşkınları kontrol altına almak ve sanayinin gelişmesi için, hidroelektrik enerji üretmek üzere planlanan muazzam bir proje.

Projenin gerçekleştirilmesinde: 2000 Sovyet mühendis çalışmış. 1972 yılında tamamlanan baraj: her iki amaca da hizmet ediyor. Ama: su taşkınlarının getirdiği bereketten yoksun kalan tarım alanları: eski verimliliğini yitirmiş.

Muazzam bir mühendislik başarısına tanık olmak ve nehrin önüne set çekilmesiyle oluşan, uzunluğu 500 km. kareyi bulan ve Sudan ile sınır oluşturan Nasır Gölünde gezmek için, baraja gidebilirsiniz. İlk baraj: 1902 yılında yapılmış.

Daha sonra; 1912 ve 1934 yıllarında, baraj yükseltilmiş ve 44 metre yüksekliğe erişmiş. Son olarak 1971 yılında resmen açıldı.

Eski barajın, 6 km. güneyinde bulunuyor.

Barajın büyüklüğünü gözünüzde canlandırmanız için: burada tutulan su yüzeyi, Belçika ülkesi kadar. Dünyanın dördüncü büyük barajı. Yani: yalnızca gölde gezinti. Bu size ilginç gelirse, gidin.

assuan.genel.2
Mısır Assuan

Antik Mısırlılar için Assuan; Nil’in yıllık taşkınlarının başladığı yerdedir. Çağlayanlar nedeniyle: nehrin yukarı kısmına seyahat etmek mümkün değil. Nehrin Afrika’nın kalbinden doğduğu daha önce bilinmiyormuş.

Hayat kaynağı Nil’e tapılıyordu ve burada Nil tanrısı Hapy ve yaratıcı tanrı Khnum için tapınaklar inşa edilmiş.

Kent: en güzel tapınakların yapımında kullanılan taşların çıkartıldığı, ülkenin en büyük, yüksek kaliteli granit taş ocaklarına yakın olması nedeniyle, firavunlar için de önemli bir yerdi.

Büyük bloklar, nehrin yukarı kısmına taşınmak nehir kenarlarına çekiliyordu.

asuan.taş ocakları.yarımkalmış dikilitaş.1
Mısır Assuan Antik Taş Ocakları

ANTİK TAŞ OCAKLARI

Şehrin hemen dışındaki taş ocaklarını ziyaret edebilirsiniz. Buralarda: Antik Mısırlıların taş işletmeciliği ile ilgili bazı sırlarını görebilirsiniz.

Firavun III. Tutmosis; başta Karnak olmak üzere, bütün tapınaklarda, üzerlerinde adının ve tanrılara olan şükranlarının kazındığı birer dikilitaş dikilmesini istemiş.

Mısır’daki granit yoğunluğunun merkezi olan Assuan’da, yekpare taşlar bulunup, yerlerinden söküldükten sonra, ağaç tomruklar üzerinde, yuvarlanarak Nil kıyısına kadar taşınıp, orada da özel olarak yapılmış, büyük teknelere bindirilerek, kuzey Mısır’daki yerlerine gönderilmişler.

Eski Mısırlılar, hemen her şeyde olduğu gibi, bu konuda da dahiliklerini göstermişler. Mükemmel bir denge sağlayıp alabora olmalarını önlemek için, teknelerin boş gövdelerini, mercimek, buğday, bakla türünden zahireyle doldurup, üzerlerine tonlarca ağırlıktaki bu taşları yatırmışlar.

Bu taş blokların yerlerinden sökülüp, çıkartılmaları da bir başka mühendislik harikası.

Aynen, Hititlerde olduğu gibi: özellikle; sıcak mevsimlerde, bulunan büyük taşların üzerine, birbirine eşit aralıklarla, tek bir çizgi üzerinde, on-yirmi santim derinliğinde delikler açılıp, bu deliklerin içine: abanoz, sedir, gürgen gibi, sert ağaçların kazık şeklinde kesilip hazırlanmış parçaları sıkıştırılıyordu.

Daha sonra da muntazam şekilde, içlerine su doldurulan deliklerdeki ağaç parçacıkları, taşı sıkıştırıp patlatıyor, boydan boya, düz bir çizgi üzerinde ayrılan blok, yerinden kolaylıkla sökülüp çıkarılıyordu.

Siz, bu taş ocaklarına gittiğinizde: eski Mısırlıların taş blokları patlattıkları yerlerin izlerini tüm açıklığı ile göreceksiniz.

Büyük “bitmemiş dikilitaş” boylu boyunca yerde uzanıyor. Anıt: yanlış bir hattan kırılmış ve MÖ.1500 yılında terk edilmiş. Eğer tamamlanmış olsaydı, Mısır’daki en büyük dikilitaş olacakmış. Şu anki ölçüleri: uzunluğu 42 metre ve ağırlığı ise muhtemelen 1100 ton. Bu arada: günümüzdeki en büyük dikilitaş, halen Roma’da bulunuyor.

KURNİŞ

Assuan kent merkezinin nehir kenarı: Kurniş. Gezebileceğiniz ve gelip geçeni seyredebileceğiniz güzel bir yer.

Caddenin güney ucunda: Old Cataract Hotel var. Otel: Winston Churchill ve burada kaldığı sırada “Nil’de Ölüm” adlı sürükleyici romanını yazan “Agatha Christie” gibi ünlü simalara ev sahipliği yapmış. Otelin terasından, muhteşem nehir manzarası görülüyor.

Güzel bir öğleden sonra, çay veya kokteyl içmek için buraya mutlaka çıkın. Güneşin batışını mutlaka izleyin, Zorunlu olarak, minimum iki bira ücreti kadar, yani 30 EP. Ödemeniz gerekecek.

Çok fazla insan gelmemesi için düşünülmüş, yani fiyatın yükseltilmesi bir önlem sanırım.

Yolun güney yönünde: otelden, birkaç dakikalık yürüme mesafesinde: 1997 yılında açılan, Nübye Müzesi var.

NÜBYE MÜZESİ

1997 yılında tamamlanmış. Mimarı: Mahmoud El-Hakim. Sponsor: UNESCO.
Çok etkileyicidir. Dans ve müzik gibi, Nübye geleneklerinin tanıtılması amacıyla kurulan kütüphane ve araştırma merkezinin yanı sıra, 1970’lerde “Nasır Gölü” nün sularının altında kalan arkeolojik bölgeden kurtarılan bazı kalıntılar da burada görülebilir.

Evet: bu arada, Nil nehrinde “felukka” ya binmek, Assuan’da yapabileceğiniz en keyifli etkinliklerden biridir.

FELLUKA

Beyaz yelkenli, alçak bordalı tekneler, nehirde kolayca süzülür ve bu geleneksel teknelerle gezerken : şehirde bulunan ilgi çekici pek çok yeri görme fırsatını bulabilirsiniz.

Nil’in batı kıyısında: çölde: 7’nci yüzyıldan kalma Aziz Simeon Kopt Manastırının kalıntıları var. Manastıra yürüyerek veya Kral Mezarlarından, deveye binerek gidebilirsiniz.

ORJİNAL YERİNDEN BAŞKA YERE TAŞINAN ANITLAR

Assuan Yüksek Barajının yapımının ardından: Nasır Gölünün düzenlenmesi; sosyal ve siyasi, pek çok tartışmaya yol açmış. Ancak: bu endişeler elbette yersiz değil. Çünkü: barajda su toplanınca, bazı anıtların su altında kalması gerekiyordu. (bizdeki Hasankeyf aklıma geldi.)

Bunların en önemli üç tanesinin, güvende olacakları yerlere taşınması gerekiyordu. Bu çok büyük ve masraflı projeyi: UNESCO finanse etti.

philae tapınağı.1
Mısır Assuan Philae Tapınağı

PHİLAE TAPINAĞI

Mutlaka görülmesi gereken bir yer. Taş taş sökülerek, Assuan’ın 5 km. güneyinde kalan bir adaya taşındı.

Güzelliği kadar, bulunduğu çevre nedeniyle de “Mısır’ın İncisi” olarak bilinen tapınak: MÖ.4’ncü yüzyılda, kültü burada, her yerden daha uzun süre, MS. 4’ncü yüzyıla kadar devam eden, tanrıça İsis’in onuruna yapılmış.

Tapınak, daha sonra Kopt kilisesine dönüştürülmüş.

Kapı ve pencere pervazlarına oyulmuş Hıristiyan haçlarını göreceksiniz.

Ama: tapınak yüzyıllar boyunca çok az değişmiş ve etkileyici dış pilon: MÖ.2’nci yüzyılda inşa edilmiş.

Philae:

Buranın isminin kelime anlamı; “son” anlamına gelir.

Mısır’ın güney sınırında tamamlanmamıştır. Tapınak; Tanrıça İsis ve Horus’un annesine tahsis edilmiştir.

Efsaneye göre: Tanrı Osiris, erkek kardeşi Seth tarafından öldürülür ve parçalanır. İsis: parçaları aramaya başlar ve zamanla parçaları bulur ve onları biriktirir.

Bir büyü ile, Osiris’i yaşama döndürür. Bu arada: İsis, Horus’u doğurur. Osiris, tanrı olur. Horus, zamanla büyür ve Seth ile dövüşünde, onu öldürerek babasının intikamını alır.

Ön taraftaki, “Nektabis Köşkü”nde (MÖ.381-362): yerel tanrılara adanmış küçük mabetler ve Basamaklı Piramidin zamanla tanrılaştırılan mimarı İmhotep’in tapınağı bulunuyor.

Ana tapınağın içindeki doğum odası, yani mammisi, yeni doğan oğlu Horus’u kucağında tutan İsis kabartmalarıyla süslenmiştir.

philae tapınağı.ess
Mısır Assuan Philae Tapınağı

İkinci planda: XIII. Prolemaios’un, Osiris ile Horus’un arasında, İsis’e sadakatini sunması betimlenmiş.

Romalılar kendilerine özgü özellikler ekleyerek, Philai kültünü sürdürmüşler. Çiçeklerle süslü sütun başlıkları ve zarif sütunlarıyla “İmparator Traianus’un Köşkü”, Mısır tapınak tasarımlarıyla göze çarpan bir zıtlık oluşturuyor.

1960 yılında, Philae Tapınağı, sular altında kayboldu. Tapınak, Mısır Hükümetiyle UNESCO işbirliğiyle kurtarıldı. Bütün ada: baraj ile çevrildi. Tapınağın tüm taş duvarları etiketlendi. Tüm proje 10 yıl sürdü ve harap edilmeden Mısır’ın çok güzel tapınaklarından biri korunmuş oldu.

Philai’deki ses ve müzik gösterisini izlemek için, Assuan’da bir gece kalmaya değer. Gösterinin saatleri değişebilir, kaldığınız otele veya turizm danışma bürolarına sorabilirsiniz. Mutlaka izleyin, harika bir gösteri.

Mısır ülkesi hakkındaki genel hususlar yazısı.

Abu Simbel tanıtım ve gezi yazısı.

Karnak tanıtım ve gezi yazısı.

Sakkara tanıtım ve gezi yazısı.

Luksor tanıtım ve gezi yazısı.

 

Mısır Memphis

memfis.genel.1
Mısır Memphis

Mısır’da, imparatorluğun kurucusu sayılan Kral Menes: ilk kez bataklıkları kurutur ve ilk kent olan Memphis’i kurar ve insanlığı; kültür ve uygarlıkla tanıştırır.
Sakkara’nın güneydoğusunda bulunuyor. 6’ncı sülale başa geçinceye (MÖ.2200) kadar: Mısır’ın başkenti olmuş. Önceleri Aşağı Mısır’ın başkenti iken, Aşağı ve Yukarı Mısır’ın birleşmesiyle, Mısır’ın başkenti olmuştur. Din ve krallığın bütünleştiği bir kenttir. Firavun, yönetici ve askerlerin kenti Memphis ile, dini ve siyasi merkez olan Heliopolis, eski imparatorluktan başlayarak önemli bir rol oynamıştır.

ÖLÜLER KENTİNİN İLK MEZARI

Kral Aha; Kahire’nin 20 km. güneyinde, bugünkü Sakkara’nın çok yakınlarında, görkemli bir mezar kompleksi inşa ettirir. Kayaya oyulmuş, 5 yer altı odasının üzerine, güneşte kurutulmuş Nil çamuru tuğlar ile: yaklaşık 40×15 metre boyutlarında, büyük bir bina yaptırır. 3000 yıl boyunca: krallar, memurlar ve kutsal hayvanların gömüleceği, Memphis ölüler kentinin ilk mezarıdır bu.

Dolayısı ile: Memphis’in kuruluşu: Menes’in değil, devletin merkezini kuzeye, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın kesiştiği noktaya taşıyan ve bu bölgede bir ikametgah ya da en azından bir kale kuran, Kral Aha’nın eseridir.

memfis.heykel.1
Mısır Memphis

GERİYE KALANLAR

Memphis şehri: eski krallık dönemine ait yapıları ile ünlüdür. Ancak, kentten geriye, günümüze çok az şey kalmış. Bunlar: II. Ramses heykeli ve MÖ.1400 yılından kalma; kaymaktaşı sfenks sayılabilir. Özellikle: II. Ramses heykeli gerçekten muhteşem ve mutlaka görülmesi gereken bir eser. Bu heykel, daha önce Kahire’de Ramses Meydanında iken, kirlenme nedeniyle, daha sonra buraya getirilmiştir.

memfis.heykel.2
Mısır Memphis

Mısır ülkesi genel hususlar hakkındaki yazı için.

Asuan tanıtım ve gezi yazısı.

Abu Simbel tanıtım ve gezi yazısı.

Karnak tanıtım ve gezi yazısı.

Sakkara tanıtım ve gezi yazısı.

Luksor tanıtım ve gezi yazısı.

Memphis tanıtım ve gezi yazısı.

 

 

Mısır Sakkara

Mısır Sakkara

Gize ile el-Feyyum vahası arasında uzanan bölgeye: 90’dan fazla piramit yapılmış. Ancak, Mısır tarihindeki en eski piramit: Kahire’nin 14 km. güneyinde, yani bir saat uzaklıkta bulunan, Sakkara bölgesinde bulunuyor.

Sakkara: Memphis’i yöneten kralların: son dinlenme yeri. Aynı zamanda: Mısır’ın en büyük kral mezarlığıdır.

sakkara.basamaklı.1
Mısır Sakkara Basamaklı Piramit

BASAMAKLI PİRAMİT

Memphis’in batısındaki Sakkara, Eski Krallık’ın başlıca gömü mekanı haline gelmiştir. Bölgede başka alanlar da mezarlık olarak kullanılmış, ama hiçbiri cazibesini Sakkara kadar uzun koruyamamıştır. Tüm Mısır mimarisinin kilit yapılarından biri olan Sakkara’daki en büyük mezar yaklaşık MÖ 2650’de, 3’ncü hanedan firavunu Coser için yapılan Basamaklı Piramittir.

Basamaklı piramit, biçim ve yapı tekniği açısından cesur yenilikler sergiler.

Biçimi: daha önceki mastaba mezarlarındaki kraliyet gömülerinden 4’ncü hanedan ve sonrasının düzgün kenarlı piramitlerine geçişi temsil eder. Yapı tekniği açısından da aynı derecede önemlidir. Güneşte kurutulmuş kerpiç tuğlalar yerine, yapı malzemesi olarak taş kullanılmıştır. Bilindiği kadarıyla taşın bu tür kullanımının öncesi yoktur. Eskiden taş, ayrıntılar için kullanılır, ama asla yapının tamamında kullanılmazdı.

Mısırlıların kendileri de bu komplekse hayran oldukları için mimarinin adı yüzyıllar boyunca “İmhotep” i anımsattı. Daha sonraki Mısırlılar, İmhotep’i, mimar, firavun Coser’in bilge danışmanı ve hekim olarak yücelttiler. Geç dönemde tanrılaştırdılar. Grekoromen dönemde Yunan şifa tanrısı Asklepion ile özdeştirdiler.

 

sakkara.zoser heykeli.1
Mısır Sakkara Kral Zoser

Kral Coser

Coser’in cenaze kompleksi, arkaik dönem gömü uygulamalarını ve mezar biçimlerini büyük ölçüde geliştirdi. Kuzey-güney yönünde, dikdörtgen biçimindeki 15 hektarlık geniş alan, 545 x 278 metre boyutlarında, küçük taşlardan yapılmış ve kerpiç mimariyle Abydos’taki çevrili cenaze alanlarında aşina olunan “Saray cephesi”  girintileriyle bezenmiş bir duvarla çevrelenmişti. Kompleksin öğelerinin çoğu gibi, duvar da modern zamanlarda restore edildi.

Duvarlarda görünen 14 giriş vardır, ama sadece güneydoğu girişi gerçektir. Açık konumda yontulmuş sahte kapılar, sıralı şekilde dizili, her biri yan duvara yapışık ve kalın saz öbeklerini andırması için dışbükey demetler biçiminde yontulmuş, 20 çift sütundan oluşan sütunlu bir yola açılır.

Tavanlar orijinal olarak palmiye gövdelerini andırır. Kompleks boyunca bu tür ayrıntılar İmhotep’in eserinin önemli bir kaynağını açığa vurur. Çünkü bunlar tümü kerpiç, ahşap, saz gibi dayanıksız materyallerden yapılan geleneksel mimarinin taşa uygulanmış halidir.

Sütunlu yol, bir avluda biter.

Avlunun kuzeyinde kralın gömüsünün üzerini kaplayan Basamaklı Piramit ve güneyinde de kuzeydeki gömünün daha basit bir versiyonunu içeren yeraltı kenotafı veya sahte mezarının olduğu duvarlı bir avlu vardır.

Özelliklerin böyle tekrarlanması, kompleksin ilginç yöntemlerinden biridir ve hala mükemmel şekilde tek bir devlet olarak kaynaşamamış iki bölgeye saygı olarak, hem Yukarı Mısır (Abydos’ta), hem de Aşağı Mısır’daki (burada Sakkara’da) cenazeler gibi belli kral ritüellerinin yerine getirilişini yansıtıyor olabilir. Ayrıca piramit, çok uzaklardan bile görülebilin yepyeni bir simge olmuştur.

Şimdi, iki ayrı bina kümesiyle, ayinler kolaylık olarak bu tek mekanda gerçekleştirilebilirdi.

Geniş avluda, kral tarafından önemli bir gençleşme ayini olan “sef festivalinde” törensel bir koşu yarışı için kullanıldığı anlaşılan, iki B biçiminde imleyici vardı.

Sed festivalleriyle ilgili nesnelerin bu cenaze kompleksindeki varlıkları, bu törenlerin öbür dünyada da gerçekleştirileceğini gösteriyor.

Yukarı ve Aşağı Mısır’ın nomos’larını veya illerini temsil eden tanrı heykellerini barındıran sahte tapınakla dizili uzun dar bir mekandan oluşan doğudaki  daha küçük boyutlu Jübile Avlusunda da ilgili ritüeller gerçekleştirildi.

Jübile avlusunun kuzeyinde, Yukarı ve Aşağı Mısır’ın idari binalarını temsil etmesi muhtemel avlu ve yapılardan oluşan, iki ayrı kompleks daha vardı.

Mimari ayrıntılar arasında yer alan yivli sütunlar (dikey içbükey oluklara sahip) daha sonra Mısır ve Yunan mimarisinde rastlanacak bir özelliğin ilk örnekleridir.

Güney binanın girişinin hemen içinde, hiyeratik yazıda bir grafiti neredeyse 1.000 yıl sonra Teb’den gelen Yeni Krallık turistlerinin ziyaretlerinin kaydıdır.

 

BASAMAKLI PİRAMİT:

Basamaklı piramidin kendisi tüm komplekse egemendir. İlk olarak kare planlı bir mastaba olarak tasarlanan yapı, 60 m yüksekliği ulaşan, farklı boyda 6 yüksek basamağa sahip bir piramit olarak son bulur.

İnşaatın evreleri, piramidin içinde çeşitli noktalarda bulunan moloz çekirdeklerinin dış yüzeyi olarak kullanılmış, ince taş işçiliğine sahip kireçtaşı kalıplarından anlaşılmıştır.

Son versiyon, orijinal olarak Nil’in doğu kıyısındaki yakın taşocaklarından gelen yüksek kaliteli Tura kireçtaşı ile kaplıydı.

 

GÖMÜ ODASI:

2.96 x 1.65 x 1.65 m boyutlarındaki, iç yüzeyi granit döşeli gömü odası, piramidin altında, 28 m derinliğe inan bir kuyunun dibinde, kraliyet sarayının yeraltı versiyonu olarak düşünülmüş olabilecek geniş bir koridor ve odalar kompleksinin ortasındadır.

Gömünün derinliğine ve labirent benzeri koridorların sağladığı güvenliğe rağmen, mezar muhtemelen birinci ara dönemde soyulmuştu.

 

CENAZE TAPINAKLARI:

Piramidin kuzeyinde, gömü odasına giden koridorun girişinin üzerinde cenaze tapınaklarının kalıntıları vardır. Bu tapınaklarda, öbür dünyadaki ruhunun yararına kral için ritüeller gerçekleştirilirdi.

 

PİRAMİTLERE GİRİŞ:

Piramitlere uğurlu bir yön olan kuzeyden girilirdi. Çünkü kralın arasına katılmak istediği kutup çevresi yıldızları bu yöndeydi ve Köpek yıldızı Sothis’in (Sirius) kuzey gökyüzünde 19-20 Hazirandaki yükselişi, yıllık Nil taşkınının ve tarımsal toprakların yeniden canlanışın habercisiydi.

 

MİNİK ODA:

Keskin gözlü bir ziyaretçi, piramidin kuzeydoğu yönündeki 6 eğimli basamağın en alttakinde, arkaya doğru eğik, büyük bir dikdörtgen kutuyu andıran, minik odayı fark edecektir.

Ön duvarlarında göz hizasında iki küçük delik vardır. Bunun dışında girişi yoktur. Bu odaya serdab adı verilir. Odanın içinde Coser’in oturan bir heykeli bulunmuştur. Orijinal heykelin yerinde bugün kopyası durmaktadır. Heykelin çok özel bir dini işlevi vardır. Antik Mısır inancına göre, her ölümlünün sahip olduğu ruhlardan biri olan ka’nın ikameti için yapılmıştır. Ka; o kişinin kopyası veya benliği, bedene can veren yaşam gücüydü ama insan öldüğünde ka varlığını sürdürürdü. Serbest şekilde dolaşabilirdi ama bir yuvaya ihtiyacı vardı.

Özenli sarma yöntemiyle ve daha sonraları da mumyalamayla korunan merhumun bedeni en tercih edileniydi. Ama yazıyla kimliklerin belirtilmesi ve Ağzın açılması gibi ayinlerle düzgün şekilde etkin hale getirilmeleri durumunda heykeller de gayet iyi işlev görebiliyordu.

Bu serdabın kuzey duvarındaki iki delik, yaşayanlarla ölüler arasında temas kurulmasını sağlıyordu ve heykelin tütsü kokuları gibi güzelliklerden keyif almasına imkan veriyordu.

Coser’in 1.42 m boyutundaki boyalı kireçtaşı heykeli, yüzyıllarca devam edecek standart poz ve kostüm özellikleri sergiler. Kaideye oyulmuş adından tanınan kral, dik, ayakları bitişik olarak alçak sırtlı bir koltukta oturur. Sed festivaline ait bir pelerin giyiyor, ama ince kumaş, altındaki bedeni gösteriyor. Ayrıca bir kraliyet peruğu ve başlığı ile krallığın başka bir sembolü olan uzun bir sahte sakal takmıştır. Uçları aşağıya dönük ağzı bir zamanlar farklı materyallerle kakılmış olan hasarlı gözleri, ona sert bir görünüm kazandırır. Dolgun ağzı Coser’in rölyef yontma tasvirlerinde de rastlandığına göre, buradaki görüntü kralın gerçek görünüşünü bir dereceye kadar yansıtıyor olmalı.

 

sakkara.basamaklı.0
Mısır Sakkara Basamaklı Piramit

Sakkara bölgesinde:

Basamaklı piramit dışında; Arkeolog Mariette tarafından yapılan çalışmalarda bulunan, başka antik yapılarda bulunmaktadır.

Bunlar

sakkara.genel.3
Mısır Sakkara Kutsal Yol

KUTSAL YOL

Arkeolog Mariette; Sakkara yıkıntılarında dolaşırken, büyük basamaklı piramidin karşısında bir sfenks bulur. Ama, bunun yalnızca başı kumdan çıkmaktadır. Bu sfenksin: Kahire ve İskenderiye’dekilerle aynı olduğunu anlar.

Ayrıca: Apis’e (Mısırlıların Mempis’deki kutsal boğasına) bir söylev taşıyan bir de yazıt bulur. Okuduğu, işittiği, gördüğü şeyler bir zamanlar var olduğu bilinen, fakat nerede olduğundan artık kimsenin bilgisi bulunmayan, o gizemli, kayıp sfenksli yolla hayalinde birleşir. Birkaç Arap toplar ve kendi de küreğe sarılarak, 141 sfenksi ortaya çıkarır. Sfenksli yol: iki tapınağı birbirine bağlamaktadır. Bu sfenksli yolla birlikte, Kutsal Apis Boğalarının mezarlarını da bulur.

sakkara.sfens.1
Mısır Sakkara Apis Boğalarının Mezarları

APİS BOĞALARININ MEZARLARI

Tıpkı: büyüklerin mezarlarında olduğu gibi, bunun giriş yerinin üstünde de bir tapınak vardır. Bir eğik rampa, Büyük Ramses döneminden başlayarak, bütün Apis Boğalarının bir arada uyudukları mahzenlere iniyordu. 100 metre uzunluğunda bir galeriye, mezar odaları açılıyordu. Ta Ptolomaios’lar dönemine dek giden; genişletme işlerinde, galeriler 350 metre uzunluğa erişmişti. Boğaların yattığı taş lahitler: ağır kara ve al granittendi.

Her biri: tek bir bloktan, perdahlı 3 metreyi aşkın yükseklikte, 2 metreyi aşkın en ve 4 metreyi aşkın uzunluktaydı. (Bu bloklardan her birinin: 65 ton ağırlığında olduğu hesaplanmıştır.) Evet, ilk bulunduğunda, birçok lahdin kapakları, yana itilerek açılmıştı. El değmemiş ve içinde süs eşyaları da bulunan yalnız 2 lahit bulundu. Ötekiler, yağma edilmişti.

Bugün, boğalar mezarlığından çıktığınızda: Arkeolog Mariette evinin terasında dinlenirken, kahvenizi içebiliyorsunuz. Sağda basamaklı piramit, solda Serapeion var.

Ayrıca: Basamaklı piramidin yakınında: 3’ncü hanedandan kalma, sınırlı sayıda: kaynağı, yazıtları ve kabartmalarıyla zenginleştirilmiş memur mezarları var. Bunlara: mastabalar deniliyor. Üzeri taşla kapatılmış mezarlar. Mezarlara, yaşam öyküsü yazma geleneği: ölümden sonraki hesaplaşma olarak, o dönemde başlar.
Bunlar: muhteşem duvar resimleriyle süslenmiş.

m.duvar resmi.1
Mısır Sakkara Mastabalar

MASTABALAR

Sayısız memur yaşam öyküsü içinde, en eskisi: Metyen’in mezarında bulunmuştur. Mezardaki ahşap tabletler üzerindeki ( bu tabletler halen Kahire Müzesindedir) kabartmalar: Mısır kabartmalarında, insan bedeninin tasviriyle ilgili, biçim yasalarını yansıtması bakımından ilginç. Bedenin çeşitli kısımlarının: önden ya da yandan tipik görünüşüyle, doğal örneğin, yalnızca en gerekli hatlarını taşıyan, estetik açıdan tatmin edici bir bütün oluşturulmuştur.

3’ncü hanedanın saray atölyelerinde: özel kişilerin de çok sayıda heykeli yapılmıştır. Bunlardan biri: beğenilirliğini son döneme kadar koruyan “yazıcı heykeli” dir.

Ne de olsa, bir memur, her şeyden önce kralın “yazıcısı” dır ve bu işlevini, yaşam enerjisinin öldükten sonra da devam etmesini sağlayan mezar heykelinde de görülmesini ister.

Teti piramidinin kalıntılarının yanındaki:

Kagemni ve Vezir Merekura Mezarlarında (MÖ.2300) (32 numaralı mezar) : soyluların avlanması, festival ve balık tutma sahnelerine ait zengin kabartmalar görülüyor. Muhteşem ve çok etkileyici olan bu duvar resimlerini kaçırmayın, mutlaka görün.

Ankh-ma-hor’un mezarında: ameliyat yapan doktorlar betimlenmiştir.

Dinlenme Tesisi ve günümüzde kapalı olan Serapeum yakınlarındaki: Akhet-hotep ve oğlu Ptah-hotep mastabaların’da : çeşitli çocuk oyunlarının da aralarında bulunduğu, Antik Mısır’a özgü, günlük hayattan kesitler sunulmuş.

Prenses İdut’un Mastabasında; denizcilikle ilgili harika sahneler betimlenmiş.

En önemli ve Mısır’daki güncel hayatın tanınması açısından, en önemli mastaba ise, Büyük Bay Ti’nin mezarı:

Serapiondan az ötede: Saray memuru ve büyük çiftlik sahibi Bay Ti’nin mezarı var. Bu mezar: MÖ.2600 yıllarına tarihlenmektedir. Burada: koridorlarda ve salonlarda karşılaşılan şeyler, gündelik yaşamın ayrıntılı ve üstün betimlemeleridir. Zengin Bay Ti; yaşarken çevresinde olan her şeyin, ölümünden sonra da, yine çevresinde bulunmasına önem vermiş. Bütün resimlerin ortasında, kendisi, zengin Bay Ti, kölelerinden ve aşağılık halktan, dört kez daha büyük, düşkünler ve güçsüzlere karşı güç ve önemini, beden ölçüleriyle de belirterek, durmaktadır.

Bay Ti’nin özel yaşamını: bir pencereden bakar gibi izlemek mümkün. Bay Ti’nin en güzel kabartmalarından biri: Papirüs Sazlığında. Ayakta durduğu kayık, sularda kayıp gidiyor. Kayıkçılar: canlarını dişlerine takarak, küreklere sarılmaktalar. Yukarıda, sazların arasında, kuşlar uçuyor. Altındaki suda, balıklarla, başka Nil hayvanları kaynaşıyor.

Önden, bir kayık daha gitmekte. Bundaki adamlar: suaygırlarının şişman enselerine, zıpkınları fırlatıyorlar. Bir zıpkını: bir timsah ısırıp koparıyor. Sanki Bay Ti; Papirüs Sazlığından değil, tarihin arasından geçiyor. Evet bu resim, eski Mısır’daki gündelik yaşamı, en özel ayrıntılarıyla günümüze taşıyor.

Mutlaka girin, mutlaka görün, güzelliği görünce gözlerinize inanmayacaksınız.

Mısır hakkında genel bilgiler içeren yazı için.