Mısır Luksor Balon Turu

Mısır Luksor Balon Turları

Mısır Luksor şehrinde, turistik balon turları yapılıyor.

Ekip; önceden adresinizden otel veya gemiden sizi alıyor ve Nil nehrinin batı kıyısındaki balon alanına götürüyor.

Balonlar her gün saat 04.30’da havalanıyor.

Uçuş süresi yaklaşık 30 dakika.

Balon yükselirken: güneş ışığı altındaki tapınakları ve anıtları aydınlatırken, heyecan verici kuş bakışı manzaraları izleyin.

Sonra otel veya gemiye geri getiriliyorsunuz.

Ayrıca: size bir uçuş sertifikası veriyorlar.

Evet, geldik en önemli noktaya:

Bu turu eğer internetten satın alırsanız, yukarıda sözünü ettiğim tüm ayrıntılı gezi sadece 90 Euro.

Artık size ne kadar sattıklarını buna göre değerlendirin.

Yukarıdaki planda tek eksik; İngilizce rehberlik verilmesi.

Gerisi zaten standart.

Evet arkadaşlar, ben balon turuna katılmadım, çünkü güvenemedim, en ufak bir sıkıntıda kurtulma şansı yok.

Tercih sizin.

Mısır Kahun, Feyyum ve Buhen Kalesi

KAHUN-FEYYUM:

Günümüzdeki Kahire şehrinin güneybatısında, Nil’e bağlı geniş, verimli bir çöküntü girişi yakınlarında, Kral II Senwoster’in (saltanatı MÖ yaklaşık 1880-72) yakınlarındaki piramidini inşa edenleri, ölen kralın anıtı ve kültüyle ilgilenecek rahipler, askerler, memurlar ve diğer çalışanları barındırmak amacıyla inşa edilmişti.

Kahun “piramit kasabaları” nın açık ara en büyüğüdür.

Boyutları sadece piramit ile cenaze kültlerine adanmış bir merkez olmayıp, tarım, inşaat işleri projeleri gibi etkinliklere ve sorumluluklara sahip normal bir kasaba olarak işlendiğini düşündürür.

Çiftliklerden ve modern yerleşimlerden uzakta, çölün kenarında bulunan kasabaya arkeologlar tarafından erişilebiliyordu.

Kasabanın yaklaşık yarısı 19’ncu yüzyıl sonlarında İngiliz William Flindes Petrie tarafından kazılmıştı.

Kerpiç duvarlar toza dönüşmüş olmasına rağmen, ev temelleri iyi durumdaydı ve kasabanın planının anlaşılmasına izin veriyordu.

Bu özel amaç için kurulmuş “piramit kasabası” nın planı düzenlidir.

Neredeyse kare biçimli bir alanın (384 x 335 m) içinde, düz sokakları, dik açıyla ızgara oluşturarak kesişir.

Ana kuzey/kuzeydoğu kesimde, yaklaşık 60 x 42 metrelik, sakağa sade birer duvar ve kapısı olan, diğer duvarları komşularıyla paylaşan, yaklaşık 20 geniş ev belirlenmiştir.

Evlerin içlerinde kabul ve yerleşim odaları, gölgelikli revaklı bir bahçe ve gıda saklamak için büyük tahıl ambarları vardır.

Görünüş ve dekorasyon ayrıntıları Orta Krallık mezarlarında bulunan ve modellerinden öğrenilmiştir.

Kahun’un geniş kesiminden bir duvarla ayrılan, daha küçük kesimi yine düz sokaklar üzerine dizilmiş yaklaşık 220 küçük ev içeriyordu.

Bu evlerin planları büyük değişiklikler gösterebiliyordu.

Ama büyük evlerden farklı olarak nadiren tahıl ambarları vardı.

Ev kalıntılarının yanı sıra papirüs belgelerden de anlaşıldığı kadarıyla kasabanın toplumsal ve ekonomik yapısı: büyük evlerde oturan, müşteri ve hizmetkarlardan (küçük evlerde yaşayan) oluşan maiyetler barındıran ve geniş tahıl ambarlarından gıda dağıtımının denetimini ellerinde bulunduran üst düzey bürokratlara bağlıydı.

Kahun harabeleri iyi düzenlinmiş bir toplum izlenimi veriyor ki, gerçekten de tüm kanıtlar, Orta Krallık Mısır’ının ana özelliğinin bu olduğunu gösteriyor.

Buhen Kalesi

BUHEN KALESİ:

Nübye’deki (Asvan’dan Hartum’a kadar Nil boyunca uzanan bölge) Buhen kalesi, Orta Krallık döneminde mısırlıların güney sınırlarında kurduğu müstahkem mevkilere iyi bir örnektir.

Asvan’daki barajın inşaatı sırasında kurtarma seferberliği yapılmış ve daha sonra baraj gölünün suları altında kalmıştır.

Mısırlıların nöbet tuttukları iki sınır bölgeleri vardı.

Kuzey, batıda Libya’ya ve doğuda Güneydoğu Asya’ya doğru

Güneyde: İlk Çağlayan’ın ötesinde, Nil boyunca Orta Afrika’ya doğru.

Mısır tarihinin çeşitli noktalarında dışarıdan gelen halklar bu koridordan Mısır’a girmeye çalışırdı.

Bazılarında başarılı oldular.

Mısırlıların güney sınırı bölgesinde devriye gezmesinin bir nedeni daha vardı.

Orta Afrika; değerli metal ve egzotik hammadde kaynağıydı ve Mısırlılar bu ticaretin sekteye uğramasını istemiyordu.

Buhen kalesi

Buhen’deki kale MÖ 20’nci yüzyılın başlarında, Nil boyunca İkinci Çağlayan’ın kuzeyindeki birkaç kaleden biri olarak inşa edilmişti.

Plan bir iç kaleden, bir açık avludan ve kerpiçten, 5 m kalınlığında, orijinal yüksekliği 8-9m olan bü yük bir tahkimat duvarından oluşuyordu.

İç kalenin (150 x 138 m) kendisi de duvarlı olup, ayrıntıları taş ve ahşaptan yapılan kerpiç, tuğladan binalar içeriyordu.

Bu yapılar bir ızgara plan dahilinde, neredeyse 2.000 yıl sonraki Roma askeri kamplarını çağrıştıran bir düzende duruyordu.

İşlevler arasında garnizon kabul odaları, barınaklar, ambarlar ve bir muhtemel tapınak vardı.

Irmağa açılan iki kapıdan kuzeydeki, kuşatma anlarında ırmak su alınmasını sağlayan, taş döşeli bir kanalı koruyordu.

Dış tahkimatlar da, sadece batı çölüne doğru açılan, paralel duvarlarla ve kulelerle çevrili bir giriş vardı.

Duvarın kendisi, dıştan içe bir kesit halinde, bir hendek, ok delikleri olan bir dış parapet duvarı, bir rampa veya iskele ve üzerinde mazgallı siperler olan ana duvardan meydana geliyordu.

Mısır Ahenaton ve Amarna

Ahenaton

En büyük tanrı Amon’un saltanatı altında, Teb’in yüzyıllar boyu süren bütünlüğü içinde şaşırtıcı derecede orijinal bir hükümdar, bu statükoyu kısa süreliğine bozdu.

IV Amenofis (saltanatı yaklaşık MÖ 1353-1337)

Kendini tek bir tanrıya, yaşam gücünün ışınlar yayan bir güneş kursu olarak tasvir edildiği Aton’a tutkuyla adadı.

Adını “Güneş kursuna yararlı olan” veya “Güneş kursunun şanlı ruhu” anlamına gelen Ahenaton’a değiştirdi ve kendisi ile ailesinin yontu ve resimlerindeki tasviri için abartılı kıvrımların kullanıldığı ve baş ile bedenin uzatıldığı farklı bir tarz yerleştirdi.

Saltanatının 5’nci yılında başkentini Teb’den, Teb ile Memphis’in ortasında yeni kurulmuş Ahetanon (Güneş kursunun ufku) kentine nakletti.

Ahetaton daha yaygın olarak yerel köyler Et-Till ve El-Amran’dan gelen adlarla Tel el-Amarna veya sadece Amarna olarak bilinir.

Amarna şehri kalıntıları

Amarna harabeleri, bir antik Mısır kentini incelemek için en iyi ve en eksiksiz imkandır.

Birincisi: antik Amarna’nın büyük kısmı ırmağın taşkın bölgesinin ilerisinde kalır, dolayısıyla metrelerce Nil silt katmanlarının altında gömülü olmadığı için, arkeologlar tarafından erişilebilir durumdadır.

İkincisi: kentin ömrü çok kısaydı. Daha önceden yerleşim olmayan bir yere inşa edilen yeni başkentte yerleşim sadece Ahemanot’un saltanatının 10, 11 yılı ve ondan sonraki birkaç yıl için sürmüştü.

Akhenaton

Daha sonra bu alan terk edilmişti, ufak bir Roma kalesi dışında hiçbir inşaat faaliyeti kalıntılara zarar vermemişti.

Üçüncüsü: 19’ncu yüzyıl sonlarından 1936’ya kadar aralıklı olarak devam eden, daha sonra da 1977’den itibaren İngiliz arkeolog Barry Kemp yönetiminde, Mısır Keşif Topluluğunca gerçekleştirilen kapsamlı kazılar sayesinde kent hakkında çok şey bilinmektedir.

Bu kadar kısa bir ömre sahip olan Amarna, tipik olarak kabul edilmemelidir.

Memphis gibi yerleşmiş kentler kalabalık, yüzyıllar boyunca gelişigüzel kent planlarına göre oluşmuş binalar dolu olmalı.

Yine de Amarna’dan elde edilen sonuçlar, MÖ 14. Yüzyılda Mısırlıların planlı bir kentin ve bir kraliyet başkentinin neye benzemesi gerektiğine dair düşüncelerini anlamak açısından önemlidir.

Asıl kent, Nil’in doğu kıyısında olmasına rağmen, 18 kilometre kare genişliğinde, 14 sınır steliyle çevrili, daha geniş bir alan ırmağın öte yakasına, Batı Çölünün kenarına dek uzanıyordu.

Kentin surları yoktu.

Akhenaton

Irmağa paralel kuzey-güney yönünde bir “Kraliyet Yolu” ile birbirine gevşek şekilde bağlı, farklı sektörlere bölünmüştü.

Tapınaklar, ambarlar, polis kışlası, idari binalar (Batı Asya’daki yabancı devletlerle yazışmaların kil kopyaları olan paha biçilmez “Amarna Mektupları” nı içeren “Arşiv Ofisi’de dahil” ) ve dev bir saray ızgara plan içinde dik açıyla kesişen sokaklar halinde düzenlenmiş merkez bölgedeydi.

İkincil yerleşim ve ticaret alanları, kuzey ve güneye doğru ırmağa paralel olarak 8 km uzanan bir hat halinde yayılmıştı.

Kentte yerleşimin sonlarına doğru kuzey varoşların kenarında gecekondular birikmiş ve daha ferah düzendeki yerleşimleri sıkıştırmıştı.

Doğuya doğru yay biçimindeki çöl yarları, kayaya oyulmuş mezarları barındırıyordu.

Aydınlatıcı pek çok sektörden burada incelenecek olanlar, Merkez Kentte olan saray, Büyük tapınak ve antik Mısırlıların gündelik yaşantısı hakkında iyi bir kaynak olan evlerdir.

SARAY:

Saray, Büyük Tapınak’ın hemen güneyinde, Kraliyet Yolunun her iki tarafına yayılır.

Kompleksin büyük kısmı tarım bölgesinin altında kaldığından, kazılamamıştır ve muhtemelen hiçbir zaman da kazılamayacaktır.

Herhangi bir özel evden çok daha geniş olan saray, firavun ile toplumun geri kalanı arasındaki büyük uçurumu gösterir.

Amarna saray kalıntıları

Planı, bazıları Ahenaton’un dev heykelleriyle donatılmış art arda düz çatılı yapılar, avlular, bahçeler ve daha kalın sütunlu kabul hollerinden oluşuyordu.

Kralın şahsi dairesi, doğuda, kabul ve idare alanları batıdaydı.

Kraliyet Yolunun üzerinden geçen kapalı bir köprü, iki kısmı birleştiriyordu.

Köprüdeki geniş bir Gözükme Penceresi sayesinde firavun ve ailesi, tebaalarınca selamlanabiliyordu.

Saray da bu kentteki tüm yapılar gibi kısa sürede, kerpiçten, sütunlar ve kapı eşikleri gibi ayrıntılar için ahşap veya taş kullanılarak inşa edilmişti.

Duvar süslemeleri için kireçtaşı kaplamalar kullanılmıştı.

Kimilerinde rölyefler vardı, kimileri ise sıvanmış ve daha sonra boyanmıştı.

BÜYÜK TAPINAK:

Büyük tapınak 760 x 290 metre boyutlarında, duvarlarla çevrili, geniş bir alan kaplıyordu.

Bu tapınağın orijinal görünüşü ve burada gerçekleştirilen ritüeller hakkındaki bilgiler, Amarna’daki mezarların duvarlarına oyulmuş tören resimlerinden geliyor.

Ana giriş batı yanında, Kraliyet yolu üzerindeki küçük bir tuğla pilondandı.

Kutsal alanda birkaç küçük tapınak vardı.

Per Hai “Şenlik Evi” adlı bir hipostil holden oluşan uzun, dar bir yapıdan her biri bir öncekinden daha küçük, peş peşe altı açık hava avlusundan oluşan Gem Aton’a (“Aton bulundu”) geçiliyordu.

Bu yapı kuzey ve güney yanlarında güneş yılındaki günlerle bağlantılı 365 sunu masasıyla çevriliydi.

Tapınak yakınlarında bir mezbahanın bulunmasından da anlaşıldığı kadarıyla, sunuların içeriği sadece vejetaryen değildi.

Bahçenin büyük kısmının üstü açık olduğundan ve Mısır’da özellikle yazları çok sıcak olduğundan, dışarıda törenler düzenlenmesi çok zahmetli bir iş olmalı, sayısız masadaki gıda sunuları da kısa sürede bozulup kokuyordu.

Ana tapınak, bahçenin doğu sektöründeydi.

Alışıldık Mısır uygulamasından farklı olarak, ana tapınağın çatısı yoktu, üstü açıktı, çünkü Aton diğer Mısır tanrılarından farklı olarak karanlık bir odada bir heykelde barınmayıp kendisini doğrudan güneşin ışınlarıyla gösteriyordu.

Amarna

EVLER:

Amarna’da Merkez Kentin kuzeyinde ve güneyindeki bölgelerde hali vakti yerinde olanların özel, ayrı duran evlerinin güzel örneklerine de rastlanır.

Özellikleri fazla değişiklik göstermez.

Tipik evin, genellikle alçak bir platform üzerine yükseltilmiş olan ufak bir giriş odası ile bunun ardında çatısı ahşap sütunlarla desteklenmiş daha geniş iki katlı bir locası bulunurdu.

Evin ortasında, etrafını çevreleyen yandaki odalardan daha yüksek olması (loca hariç), çatı hizasının hemen altında yüksek pencereler açılmasına imkan tanırdı.

Bu odada ev sahibi ile eşinin oturması için tuğladan alçak bir platform, su küpleri için sıvalı taştan bir yıkama yeri ve Aton için kraliyet ailesine adanmış bir mihrap bulmak mümkündü.

Dekorasyon basitti, bazen geometrik desenler çizilmiş sıvalı duvarlardan ibaretti.

Bu odadan daha küçük odalara, yatak odalarına, tuvalet ve banyolara, ambarlara ve yukarı düz çatıya çıkan merdivenlere geçilirdi.

Varlıklı kişilerin evleri, duvarlı bir bahçe içindeydi.

Bu bahçelerde bir su kuyusu, ağaç, yenilebilir bitkiler ve çiçekler, tahıl ve diğer besinler için ambar, hizmetçi barınakları, mutfak (ekmek pişirmek için dairesel kil fırınlar, diğer yemekler için açık ateşler); hayvan barınağı ve çoğunlukla Aton için bir tapınak bulunurdu.

Sıhhi tesisat ilkeldi.

Amarna’da bir kamusal kanalizasyon sistemi yoktu.

Taş döşeli banyolar bulunmakla beraber, artık sıvılar basit şekilde en yakın toprağa akardı.

Akhenaton

AMARNA’NIN SONU:

Ahenaton’un ölümü üzerine hanedanın devamı bir kargaşa dönemine girdi.

Geleneksel çıkarlar tekrar egemen olunca, Amarna terk edilerek Teb’e gidildi ve Aton da yerini Amon’a bıraktı.

Sonunda devlet general Horemheb ve daha sonra I. Ramses adını alacak ve 19. Hanedan olarak ülkeyi yönetecek ailenin kurucusu olan vezirince toparlandı.

Ama Ahenaton ile Horemheb arasında, mezarı mucizevi şekilde 20’nci yüzyıla neredeyse el değmemiş halde ulaşmamış olsa, normalde uzun Mısır firavunları listesinde bir dipnot olmaktan öteye geçemeyerek genç bir kral kısa süre hüküm dürdü. Tutankamon.