
Iğdır Tuzluca, il merkezine 39 km uzaklıktadır. Iğdır-Kars karayolu üzerindedir.

TARİHİ
İlçe birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
1828-1917 yılları arasında Çarlık Rusya işgalinde 89 yıl kalmıştır. Ayrıca yine aynı dönemde Ermeni çetelerinin saldırılarına uğramıştır.
Eski adı: 1854-1958 yılları arasında “Kulp” tur. Kulp: kilit ve mandal manasına gelir. Kulp olan ilçenin adı, 18 Kasım 1928 tarihinde ilçede bulunan kaya tuzundan esinlenilerek Tuzluca olarak değiştirilmiştir.
7 Ekim 1920 tarihinde Ermeni işgalinden kurtulmuştur.

GENEL
Yüzölçümü bakımından ilin en büyük ilçesidir. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 975 metredir. Yörede yeryüzü şekilleri olarak dağlar çoğunluktadır.
İlçenin doğusunda Ermenistan ve Aras nehri, kuzeyinde Kars’ın Digor ilçesi, Batısında Ağrı dağı ve güneyinde ise Iğdır il merkezi bulunur. İklim olarak, karasal iklim hakimdir.
Düzlük ve ovalık kısımlarda ise iklim daha yumuşaktır.
Karakoyunlu ilçesinden, Ermenistan’daki “Metsamor Nükleer Enerji Santralı” görülebiliyor, yerel halka göre burası “beyaz baca” olarak isimlendiriliyor.

GEZİLECEK YERLER

ANITSAL TAÇ KAPI
Aşağı Mahallededir.
1800’lü yıllarda, Baltık mimarisi tarzında yapılmış Taç kapı, bir araba geçebilecek büyüklüktedir. Baltık mimari tarzı ifadesi, yapı stilinin klasik Osmanlı/Selçuklu taş kapı üsluplarından farklı olduğunu gösteriyor. Bu terim daha geç dönem muhtemelen 19’ncu yüzyıl sivil eserlerinde kullanılan bir stil olabilir.
Orijinal kullanım amacı net olarak bilinmese de bazı kaynaklara göre, bu tür kapıların büyük konutların, malikanelerin ya da kamu kurumlarına ait giriş kapısı olabileceğini düşündürür.
Evet, bugün kapının çevresinde yoğun yerleşme (gecekondu) var, bu miras eserinin görünürlüğü ve korunurluğu tehlikededir.
Ayrıca, hemen arkasında büyük bir eve ait duvar kalıntısı vardır. Bu yüzden kapının fonksiyonel durumu net değildir.
Taç kapı, 2006 yılında koruma altına alınmıştır.

KIRMIZI RENKLİ TAŞ BİNA
Tarihi bina, Merkez Orta Mahallesi Kurtuluş İlköğretim Okulu karşısındadır.
1800’lü yıllarda yapılmıştır. Baltık mimarisi özelliklerini taşır. Yani Osmanlı klasik mimariden, yöresel taş işçiliği özelliklerinden farklı, daha Avrupai öğeler taşıyan bir üslupla yapılmıştır. Yapı, kırmızı renkli taşlardan yapılmıştır. Taşlar kesme gibi görünüyor ve cephede renk olarak belirgin kırmızı tonlar mevcuttur.
19’ncu yüzyıl sivil konut mimarisinin güzel bir örneğidir. Yapı, sırasıyla okul ve hastane binası olarak kullanılmıştır. 2006 yılında koruma altına alınmıştır.

TAŞ BİNA
Cumhuriyet Meydanı yakınlarında Yukarı Mahallededir.
Kitabesine göre 1958 yılında yapılmıştır. Baltık mimarisi tarzı hakimdir. Taş işçiliği ön plandadır. Belli bir süre dükkan olarak kullanılmış, 2006 yılında koruma altına alınmıştır, halen kullanılmıyor.
TARİHİ ERMENİ MEZARLIĞI
Tuzluca ilçe merkezinde kalan son iki Ermeni mezarlığı, 2014 yılında koruma altına alınmıştır.
Bu mezarlıklardan biri Cumhuriyet Mahallesi, diğeri Orta Mahallededir. Bu mezarlıklar, defineciler, yerleşim genişletmeleri ya da tarım/inşa faaliyetleri nedeniyle zarar görme riski altındadır. Bu yüzden, 1’nci derece koruma alanı ilan edilmiştir.
Tuzluca’da Haçkar Mezar Taşı bulunmuştur. 13-14’ncü yüzyıllara ait bir Haçkar, Aşağı Mahallede inşaat kazısı sırasında çıkmış ve mezar taşı olduğu düşünülmektedir.
Ayrıca mezarlıklarda Ermenice yazılı mezar taşları da vardır. Bu taşların üzerinde haç işareti, haçkar karakterleri veya motifleri görülür.

TUZLUCA KÖPRÜSÜ
Kars-Tuzluca kara yolu üzerindedir. Tuzluca ilçesinin girişinde Aşağı Mahallededir. İlçenin 3 km kuzeybatısında, kuru bir çayın üzerindedir. Kitabesi ve vakfiyesi bulunmuyor.
Osmanlı dönemi yapısı olduğu kabul edilmekte, mimari teknik ve plan özelliklerinden 20’nci yüzyıl başlarında yapılmış olabileceği tahmin edilmektedir.
Günümüzde kullanılmıyor. Köprü tek kemerlidir.
Bindirme taş tekniğiyle yapılmıştır.
Kemer kısmı, düzgün kesme taştan yapılmıştır.
Kemerin büyük bir bölümü, dereden gelen toprakla dolmuştur.
Kemerin yaslandığı kısımlarda, dereden gelen moloz iç dolgu görülür. Yani köprünün bazı kısımları göllenme ya da dolgu nedeniyle görünürlüğünü kaybetmiş durumdadır. Korkuluk (kenarlık) izi ya da kalıntısı görülmemiştir. Kemerin yaslandığı taban/topuk kısımları “moloz iç dolgu” görülüyor, dış kaplama taş kaplaması olup olmadığı kesin değildir.
2006 yılında koruma altına alınmıştır. Acil restorasyona ihtiyaç vardır, umarım birileri bu satırları okur da köprüyü restorasyona alır.

TUZ MAĞARALARI-TUZ DAĞI
İlçenin en bilinen ve dikkat çekici yeridir.
Mağaralar tuz yataklarından oluşmuş galerilerden oluşur. Tuz mağaralır 35 dönüm araziyi kaplamaktadır.
Kuyu tuzu tabakalarının 24-37 milyon yıl önce oluştuğu düşünülmektedir. Yılın her mevsiminde, mağara için sıcaklık 12 derece civarındadır.

Buradan temin edilen doğal tuzun birçok hastalığa iyi geldiği söylenir. Bu nedenle, mağaralarda 2021 yılında: “Tuz Terapi Merkezi” oluşturulmuştur, sağlık turizmi açısından kullanımı hedeflenmiştir.
Mağaralardan çıkarılan tuz, bölgenin ticari faaliyetidir.
Günlük tuz üretimi yaklaşık 60 ton seviyesindedir. Ancak tam kapasite ile çalışırsa 200 ton tuz üretilebilir. Bölgenin tuz rezervlerinin; Türkiye’nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak kadar kapasite bulunduğu söyleniyor.
Mağara, içine araba girecek büyüklüktedir, ancak mağaranın içi karanlık ve labirent gibidir, yani rehber olmadan girilirse kaybolma riski yüksektir. Mağara içinde gizli geçit bulunduğu ve bu gizli geçitlerden Iğdır ve hatta Ermenistan’a bile gidilebileceği söyleniyor. Günümüzde, o geçitlerin kapatıldığı da belirtiliyor.
55 dönümlük, tuzla kaplı bu arazide, tünellerdeki havanın solunum yollarına iyi geldiği biliniyor.
15’nci yüzyılda, buradan geçen İspanyol Elçi Ruy Gonzales: Tuz mağaraları hakkında şunları yazmıştır “Mayıs 1404 tarihinde, yine Aras nehri kıyısında ilerlemeye devam ettik. Yol bozuk ve birçok yeri dimdik idi. Ertesi gün yine bir köyde kaldık. Burada dağın tepesine kurulmuş bir kale vardı. Dağ, taş: tuz kayalarıyla kaplıydı. Civar köylerden gelenler, buradan tuz alıp yemeklerinde kullanıyorlarmış”

Gelelim günümüze:
Tuzluca Fest adıyla, mağara sisteminde kitap, kültür ve çocuk festivali düzenlenmektedir. Bu festivalde, tuz dağındaki mağaralar kültürel etkinlik alanı olarak kullanılmaktadır.

Tuzyatağı Höyüğü ve Yerleşmesi
Tuzyatağı Höyüğü yerleşmesi, Tuzluca’da tuz yatağı işletmesinin girişine yakın bir alanda bulunan arkeolojik bir yerleşim/yerleşme höyüğüdür. Yani tuz çıkarılan alanın yakınında yer alıyor.
Aslında bu iki merkezi birbirinden, işletmeye girişi sağlayan ana yol ayırır. Höyük olarak değerlendirilen alanda: Orta çağ ağırlıklı, Demir çağı ve ilk Tunç çağı seramikleri tespit edilmiştir. Her iki merkezde büyük bir tahribata uğramıştır.
Yerleşmede kaçak kazılar sonucu, çok miktarda kemik buluntusu ile büyük kaba yontma taşlardan oluşan mimari kalıntılar çıkarılmıştır.

TEKELTİ DAĞI
İlçe sınırları içinde bulunan ve ilçe merkezinin hemen her bölgesinden ve Iğdır’dan dahi görülebilen Tekelti dağı, 2560 metre yüksekliktedir. Dağ çevresindeki ova ve diğer dağ silsilelerinden bağımsız şekilde yükseliyor. Bu da siluetini dikkat çekici kılıyor. Doğunun K2 benzetmesi yapılmaktadır.
Türkiye’deki ender kayalardan biridir. Dik kaya tırmanışı için ideal bir yerdir. Birçok dağcı, Tekaltı dağına tırmanış yapar. Teknik ve yarı teknik tırmanış rotaları kullanılıyor. Bazı rotalar dik kayalık yüzeyler, kayalar ve buz şartlarına bağlı zorluk içeriyor. Zaman zaman ipli geçiş gerektiren bölümler var.
Tekelti dağı, Tuzluca Belediyesinin logosunda da yer alır.
HALIKIŞLAK
İlçe merkezine 16 km uzaklıktadır.
Çok güzel piknik ve mesire yeridir. Ayrıca bölge trekking ve doğa yürüyüşleri için elverişlidir. Aras ve Arpaçağ nehirlerinin bulunduğu yerde çok güzel turistik bir tesis yapılmaktadır.
Evet: Köy genellikle dağlık ve engebeli arazi yapısına sahip, çevresinde dağlar, yaylalar ve vadiler bulunur. Köy sakinleri genellikle tarım ve hayvancılıkla geçinir.
Mesire alanında: Arpaçay ve Aras nehri bulunuyor, su ve kuş sesleri arasında piknik yapılmaktadır.
Ayrıca, Ermenistan sınırına yakın konumuyla tarihsel olarak önemli bir bölgedir. Yakınında bulunan Yervandashat, eski bir Ermeni yerleşimidir ve bölge, tarihsel ve kültürel mirasıyla dikkat çeker.
Ermenistan sınırına 150 metre uzaklıktaki buraya, özel kişi tarafından, turistik tesis yapılmaktadır. Turistik tesiste, yüzme havuzu, oyun parkları, şelale, alabalık havuzu olacakmış.

KÜLLÜTEPE HÖYÜĞÜ
Tuzluca-Kağızman kara yolunun Gaziler beldesi sapağında, Aras vadisinde, kayalık bir tepe üzerindedir.
Yaklaşık 60 metre yükseklikteki tepe görünümlü höyüğün özellikle kuzey yamaçlarında yerleşme kalıntıları görülür.
Küllütepe Höyüğü, tarih öncesi dönemlere ait önemli buluntulara ev sahipliği yapmaktadır. Yüzeyde yapılan araştırmalar sonucunda, höyükte bulunan çanak-çömlek parçalarının ilk Tunç Çağı ve Orta Demir Çağına ait olduğu belirlenmiştir. Bu buluntular, bölgenin tarihsel sürecine ışık tutmaktadır.
Höyük, kaçak define avcıları tarafından ve eteklerindeki tarım arazisi nedeniyle oldukça büyük oranda tahrip edilmiştir.
AKBULAK KALESİ
İlçe merkezinin 29 km güneybatısında bulunan Akçalı köyünün yaklaşık 4 km batısındadır.
Kalenin doğusundan, Akbulak deresi akar.
Konum olarak: Akçalı, Karacaören ve Kayaören köylerinin yollarını kontrol altında tutar. Kalenin üç tarafı uçurumlarla çevrilidir.
Evet, bu kale, bölgenin stratejik açıdan önemli noktalarından birinde konumlanmıştır ve tarihi açıdan büyük bir öneme sahiptir.
Kalenin üç tarafı uçurumlarla çevrilidir. Savunmaya elverişsiz olan güney tarafında ise, kalın bir sur duvarı bulunmaktadır. Bu duvarın kalınlığı, güneyde 250 cm, diğer yönlerde ise 120-150 cm arasında değişmektedir. Kalınlığı nedeniyle güney su duvarı günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır.
Sur duvarlarının dış yüzeyleri kabaca yontulmuş, içte kalan kısımları ise olduğu gibi bırakılmıştır. Bu yapı tarzı, kalenin inşa dönemine ve kullanılan tekniklere dair ipuçları sunmaktadır.

BALIKLI GÖL
Tuzluca-Taşlıçay-Doğubayazıt sınırlarının kesiştiği bir noktadadır. Iğdır il merkezine 67 km uzaklıktadır.

Gölün bulunduğu yerin rakımı 2241 metredir. Yani, Türkiye’nin en yüksek gölüdür.
Aras dağlarının üzerinde oluşum bakımından, lav set gölü olarak nitelendirilir. Yaklaşık 30 km karelik alana sahiptir. En derin yeri 37 metredir. Gölde sazan ve benekli alabalık boldur, balık tutulabilir. Ayrıca, gölde kadife ördekler kuluçkaya yatar. Yine göl çevresinde: kartal, tavşan, şahin, keklik, tilki, kurt, yaban ördeği, bıldırcın ve çulluk gibi hayvanlar bulunur. Buraya gelen ziyaretçiler, göl çevresinde bulunan doğayla iç içe kamp alanlarında konaklıyorlar. Kamp gurupları gelip buradaki çadırlarda konaklıyorlar. Göle özgü sarı balık isimli balık yiyorlar.

ASLANLI KALESİ
İlçe merkezine bağlı Aslanlı köyünde, köyün 1.5 km kuzeybatısındadır.
Küçük boyutlu bir kaledir. Bölgeye hakim bir tepede inşa edilmiş olan bu kale, çevresine stratejik bir bakış açısı sunmaktadır.
Kale çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında çok az sayıda seramik bulunmuştur. Ancak kalenin yapım tarihi ve kimler tarafından inşa edildiği konusunda kesin bilgi yoktur.
Sur izleri üzerinde bulunan Aslanlı kale, tarihsel olarak önemini korumaktadır.
SERDARBULAK KIŞLA BİNASI-OSMANLI KIŞLASI
İlçe merkezine bağlı Üçkaya köyünün güneydoğusundadır. Moloz taşların üstü yontularak yapılmıştır.
İlçe merkezine 40 km uzaklıktadır. Bölgeye ulaşım, Iğdır il merkezinden kara yolu ile sağlanmaktadır.
Köye hakim bir konuma sahiptir. Yamaç kısmını tahkim etmek için alt tarafına istinat duvarı yapılmıştır. Batısından Eğritaş deresi geçer.
Evet bu kışla binası, 1887 yılında Ruslar tarafından inşa edilmiştir ve günümüze kadar ulaşan önemli bir kültürel miras olarak kabul edilmektedir.
Yapı askeri amaçlı yapıldığı için süsleme yoktur. Sadece pencere kemerlerindeki taşlar dikey yerleştirilerek cephelerde bir hareketlilik yaratılmıştır. Yapının kapı ve pencereleri söküldüğü için günümüze ulaşmamıştır.
Yapının planı, tek katlı ve dikdörtgendir. Tamamı, bazalt taş malzemeyle yapılmıştır. Girişi kuzeydendir. Girişten itibaren geniş bir avlu vardır. Avlunun çevresinde, çeşitli büyüklükte ve farklı ihtiyaçlar için yapılmış odalar vardır. Girişin tam karşısında, odalar ve arka tarafında ise yatay ve uzun bir salon bulunur.
Evet günümüzde harabe halinde olan bina, özellikle tarih ve arkeoloji meraklıları için keşfedilmeye değer bir mekan sunmaktadır.

HASANKENT KURGANI
Hasankent köyünün kuzey batısındaki yamaç üzerindedir. Iğdır il merkezine 43 km, Tuzluca ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Bölgeye ulaşım, kara yolu ile sağlanmaktadır.
Kurgan 9 metre yüksekliktedir. Tabanı 34 metre, zirve çapı ise 7 metredir. Kurganın bulunduğu yığma tepe, küçük işlenmemiş taşlarla yapılmıştır.
Kurganın zirvesi ve kuzeybatı kenarında, 6-7 metre çaplarında kaçak kazılar sonucu oluşan çukurlar mevcuttur.
Mimari özellikleri nedeniyle yapının Orta Tunç döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Yapısal özellikleri ve çevresindeki tahribat, bölgenin tarihi süreçlerini anlamada önemli ipuçları sunmaktadır. Ancak, yapılan kazılar sonucunda çanak-çömlek gibi taşınabilir buluntulara rastlanmamıştır.

BAHÇECİK KÖYÜ KIZ KALESİ
İlçe merkezine bağlı Bahçecik köyünde, güneydeki kayalıklar üzerindedir.
Kayalıklar “Yukarı kent” olarak bilinir. Kayalıkların bitişiğinde hidroelektrik santralı vardır. Kalenin, güneye doğru devam eden kayalıklarda ise, Rağbet köyü Köroğlu kalesi bulunur.
Kalenin büyük bölümü tahrip olmuştur. Çok az kısmı günümüze ulaşmıştır. Moloz taş örgülü ve harçlı sur duvarı kalıntısı vardır. Diğer kalelere nazaran az miktarda seramik kalıntısı bulunmuştur.

GEDİKLİ I. KALESİ
İlçe merkezine bağlı Gedikli köyünün güneyinde, köyden yaklaşık 2 km uzaklıktadır.
Kale doğal tahkimli çevreye hakim bir tepe üzerinde konumlanır. Oldukça tahrip olmuştur. Sur duvarlarının temelleri, kalenin doğu yönünde izlenmiştir. Sur duvarı, iri yontu taşlardan örülmüştür. Yüzeyde obsidiyen ve devetüyü renkli, kendinden astarlı çanak-çömlek parçaları bulunur.

GEDİKLİ II. KALESİ
İlçe merkezine bağlı Gedikli köyünün güneyinde köyden yaklaşık 2 km uzaklıkta, çevreye hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Gedikli 2 kalesi, Gedikli 1 kalesinin yaklaşık 3 km kuzeydoğusundadır. Kale günümüzde oldukça tahrip olmuştur, yer yer sur ve yapı temeli kalıntıları görülür. Kale buluntuları arasında obsidiyen ve açık kırmızı ve devetüyü rengi çanak-çömlek bulunur. Kalenin kuzeydoğu yönünde, yaklaşık 3 metre genişliğinde bir antik yol vardır.

HADIMLI KÖYÜ KÖROĞLU KALESİ
İlçe merkezine bağlı Hadımlı köyüne 3 km uzaklıkta, 1706 metre rakımlı bir tepe üzerindedir. Tepe oldukça sarp kayalıktır. Kalenin kuzeyinden Şedik deresi geçer. Kayalığın en üst kısmında bulunan kalenin sur duvarları, sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Ancak moloz taş döküntüsü ve temel izlerinden, sur duvarlarının mevcudiyeti takip edilememektedir.
Ayrıca temel izleri görülebilen yapı kalıntıları vardır. Kalede ana kayaya oyulmuş odacıkların yanında zirve kısmında kaya içerisinden çıkan ve çevresi dörtgen şekilde düzeltilmiş su kaynağı vardır. Bölgede değişik renkli bol miktarda seramik buluntusu görülür.

RAĞBET KÖYÜ KÖROĞLU KALESİ
İlçe merkezine bağlı Rağbet köyünün güneydoğusundaki kayalık üstündedir.
Kale, kayalığın en uç noktasında, ana kayalığın üzerinde moloz taş örgülü ve harçlı olarak yapılmıştır. Girişi batı kısmındadır. Giriş kapısının uzantısında kuzey yöne devam eden ve ana kayalığa dayalı, dar yolun bir kısmı kesilerek, geliş gidişler kontrol altına alınmıştır. Bu bölümün ahşap malzeme ile karşıya bağlandığı düşünülmektedir.
Kalenin kuzeydoğu ve batı yönleri, sarp kayalıktır. Yani doğal tahkimlidir. Burada dikdörtgen tarzda çıkıntılar olup, birbirlerine bağlantılı merdiven izleri görülür. En uç kısmında, 9 basamakla çıkılan bir zemin vardır. Kalenin batı alt kısmında, kayaya oyulan mezarlar bulunur. Dağın dibinde ise, yerleşim izleri ve alanda bolca seramik vardır.

HASANCAN KALESİ, ÇEŞME VE SU YOLLARI
İlçe merkezine bağlı Üçkaya köyünün batısındadır.
Doğal kaynak suyunun üstü, moloz taş örgü ile kontrol altına alınarak, pişmiş topraktan yapılan borular ile Üçer Tepe ve Tavşan Tepe yerleşmelerine su taşınmıştır. Üç ayrı hat, yol yapımı sırasında tahrip olmuştur. Halen toprak su künklerinin parçaları görülür. Bu su kaynağı kontrol altında tutmak için, küçük bir kale içine alınmıştır. Mevcut duvar kalıntıları görülmektedir.

YUKARI KATIRLI KALESİ
İlçe merkezine bağlı Yukarı Katırlı köyündedir.
Kalenin güneydoğusunda, Aşık Hüseyin kalesi vardır. Kalenin güneybatı yönünde, ön yüzü düzeltilmiş taşlarla yapılmış, dikdörtgen planlı bir yapı kalıntısı temeli vardır. Kalenin batı yönü doğal tahkimlidir. Kuzey kısmında ise sur kalıntısı vardır. Kalenin kuzey ve kuzeydoğusu boyunca, Aşağı Şehir uzanır. Yapıların temel izlerinden, yapıların birkaç odadan oluştuğu ve dikdörtgen planlı olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşmenin yüzeyinde deve tüyü renkli, açık kırmızı, kahverengi çanak-çömlek parçaları bulunmuştur. Yerleşmenin göleti, kalenin doğusundadır.

AŞIK HÜSEYİN KALESİ VE YERLEŞİM ALANI
İlçe merkezine bağlı Aşık Hüseyin köyünün kuzeydoğusundadır.
Kale, yontulmuş taşlarla örülmüş surlarla çevrilidir. İçeride ise yapı kalıntıları ve çok miktarda kaçak define arayıcıları tarafından açılan çukurlar görülür. Kalenin güneyinde kalenin su ihtiyacı için bir gölet bulunur. Bu gölet, günümüzde de Aşık Hüseyin köylüleri tarafından hayvanlarının su ihtiyacını karşılamak için kullanılmaktadır.
Yüzey araştırmalarında bölgede siyah, açık kırmızı renkli çanak-çömlek parçaları bulunmuştur. Bunlardan bazıları çok iyi pişmiş, bazıları ise alelade fırınlanmıştır. Kale oldukça tahrip edilmiştir, güney ve güney batı yönünde aşağı şehir kalıntıları uzanır. Aşağı şehirde: yapı temel izleri görülür. Şehre girişi sağlayan antik yol ve buluntulardan (heykel kaidesi, sıvı akıtmak için taşa oyulmuş kanallar) buranın bir açık hava kült merkezi olabileceği anlaşılmıştır. Ancak, burada da kalede olduğu gibi yoğun tahribat söz konusudur. Yerleşkenin mezarlığı, gölet ile aşağı şehir arasında bulunmaktadır. Burada da kaçak kazılar nedeniyle oldukça yoğun tahribat görülür. Sonuç olarak, yerleşkenin Urartu dönemine ait olduğu düşünülmektedir.

YÜCE OTAĞI KALESİ
İlçe merkezine bağlı Yüceotağı köyünün doğusunda, Kayabaşı olarak bilinen mevkiideki kayalığın üstündedir.
Bu kayalık: Hamurkesen, Kuruağaç, Yukarı Sutaşı köyleri arasında bulunan Tek oyuk tepesini de içine alarak, yaklaşık 1.5-2 km karelik bir alanı kaplar. Bu kayalığın kuzeyinde sur duvarları vardır. Kalenin güneybatı kısmında, yaklaşık 3 metre yüksekliğe kadar sağlam kalmış bir burç görülür. Mevcut duvar kalınlığı 2 metre kadardır. Yerleşim alanı ise, kalenin güney batısına doğru devam eden kayalığın tamamına yayılmıştır. Oldukça büyük bir alana yayılmış yerleşime ait temel kalıntıları görülür. Bol miktarda seramik parçası bulunmaktadır. Batı alt yamaçta, Kıble Taşı deresi geçer.
AŞAĞI KATIRLI KÖYÜ
Aşağı Katırlı köyü, ilçe merkezine 28 km uzaklıkta, güneydedir.

Mezarlık
İlçe merkezine bağlı Aşağı Katırlı köyündedir. Bu mezarlıkta, bir tane koçbaşlı mezar taşı vardır. Koçbaşlı mezar taşı, günümüze ait bir mezarın üstüne yerleştirilmiştir.
Gülahmet Kalesi
İlçe merkezine bağlı Gülahmet Mezrasının 500 metre batısındadır. Kale, tepenin yapısına uydurularak yapılmıştır. Sadece doğu duvarı 1 metre kadar ayakta kalarak günümüze ulaşmıştır. Kalenin doğusunda, ikinci bir sur kalıntısı görülür. Ancak büyük tahribata uğramış olması nedeniyle, mimari işlevi tam olarak anlaşılamamıştır. Batıda verimli alanları kontrol etmek için yapıldığı anlaşılan kalenin mimari yapısı, bölgedeki diğer kalelerin özelliklerini taşımaktadır. Böylece MÖ 2 binden itibaren bir yerleşmeden söz edilebilir. Ancak mimarisine oranla, seramik verisi yetersizdir.
AŞAĞI AKTAŞ BELDESİ
Aşağı Aktaş köyü, ilçe merkezinin 24 km kuzeybatısındadır.
Kale
Kalenin kuzeyinden Aras nehri geçer. Kalenin güney ve güneybatısı, modern köy tarafından kullanılmaktadır.

Kaya Mezarı
Aşağı Aktaş köyünün doğusunda bulunan kayalıklardadır. Aktaş olarak bilinen kayalığın güneye bakan yüzeyinde tek odalı, dikdörtgen girişli kaya mezarları bulunur. Giriş kısmı ve çevresinde bezemeler vardır. Kabartmalı figür veya yazı izine rastlanmaz. Kayalığın batıya bakan kısmında geniş merdiven izleri bulunur. Merdivenlerin bittiği yerde, düzeltilmiş bir alan var. Sunu çukuru görülmemiştir. Alanda bol miktarda seramik bulunmuştur.

ÇIYRIKLI KÖYÜ MEZARLIK ALANI
Çıyrıklı köyü içindedir. Mezarlık alanı içinde üzeri bezemeli taşlar vardır. Üzerlerinde halı tezgahı, hal tarağı motifleri, hilal motifi, bitkisel bezemeli mezar taşları görülür. Mezarların yönlerinden, buranın Müslüman mezarlığı olduğu tahmin edilmektedir. Burada: 1917-1918 yıllarında Ermeniler tarafından öldürülen kişilere ait mezarlar da bulunmaktadır.
HADIMLI KÖYÜ MEZARLIĞI
Hadımlı köyü kuzeyindeki yamaçta ve köy içinde iki ayrı mezarlık bulunur. Köy içinde buluna 2 Numaralı mezarlık, oldukça tahrip olmasına rağmen, üzeri figürlü ve Hicri 1200-1300’lü yıllara ait üzeri Arap harfleriyle yazılı mezar taşları vardır. 2 Numaralı mezarlık alanı ise, köyün kuzeyinde yaslandığı tepenin yamacındadır. Üzerlerinde Hicri 1200-1300’lü yıllara ait Arapça harfler bulunan mezar taşları vardır. İslam öncesi Türk geleneklerine uygun, üzeri çizme, at, silah, kılıç, tabanca, ibrik, kilim tarağı gibi değişik motiflerle bezenmiş mezar taşları dikkat çeker. Taşlar genelde kırmızı veya siyah renktedir, dörtgen formlara sahiptir.
Iğdır şehir merkezi tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.






