Ukrayna Kırım Kezlev

Ukrayna Kırım Kezlev

Kırım bölgesinin, en iyi tatil yöresi burasıdır. Burası: Simperefol yani Akmescid şehrine: 65 km. uzaklıktadır. Bu şehrin en büyük özelliği: şehirde yoğun olarak görülen “Osmanlı” etkisidir. Öte yandan: şehir, meşhur Kırımlı ozan Aşık Ömer’in doğum yeridir. “Kezlev” kelimesi anlamı “Gözleve” demektir.

Rus işgali sonunda ise, şehre “Yevpatorya” ismi verilmiştir.

Konum olarak önemine gelince: şehir, Kırım yöresindeki en önemli karayolları, demiryolları ve deniz yollarının kavşak noktasında bulunmasıdır. Hatta: şehirdeki liman: Rusya ve Ukrayna’nın en önemli ihraç limanıdır.

Şehirde: güneşin yoğun yani fazlaca görüldüğü bir iklim türü egemendir.

Evet, şehirde en dikkat çeken yapısı: Mimar Sinan tarafından yapılan bir camidir. Bu cami: Kezlev Han Camisi olarak tanınır. Bu yapı hakkındaki ayrıntılı bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.

Ancak: günümüzde buranın bir diğer özelliği: “Musevi Karaimler” in burada yaşıyor olmalarıdır. Bunlar: bir “Türk” kavmi olarak bilinirler ve şehirdeki ibadet mekanları “Karaim Sinagog”u olarak bilinir.

Şehrin diğer bilinen bir özelliği de çamur banyolarıdır ki, bunların şifalı olduğu söylenmektedir. Ayrıca: bir sağlık merkezi yani “Senatoryum” da bulunur. Burada: özellikle çocuk hastalıkları ve romatizmal hastalıklar tedavi edilmektedir. Hatta: dünyanın birçok yerinden tedavi olmak üzere buraya getirilen çocuklara, özellikle “yunus balıkları” ile yapılan terapi önem kazanmaktadır.

Bunların yanında, Karadeniz kıyısındaki şehrin: kumsalları ve gayet temiz denizi de önem kazanmaktadır. Bu kumlu plajlarda: özellikle çocuklu aileler denize girmeyi tercih ederler, çünkü: deniz fazla derin değildir. Evet, şehirde toplam 11 plaj bulunuyor. Bunlar arasında, Kezlev şehrinin en iyi plajı ise “Oren-Kırım” Senatoryum unun plajıdır. Şehrin en kötü plajları ise “Çayka” ve “Foton” plajlarıdır.

Ukrayna Kırım Kezlev
Ukrayna Kırım Kezlev

 

GEZİLECEK YERLER

Ukrayna Kırım Kezlev

KEZLEV HAN CAMİSİ

Bu cami: Mimar Sinan tarafından yapılması ile önem kazanmaktadır. Ancak: Mimar Sinan’ın İstanbul’da caminin planlarını hazırladığı ve caminin bir kalfası tarafından yaptırıldığı da söyleniyor.

Kırım Hanı I. Devlet Giray Han: 1552 yılında, Moskova’ya düzenlediği ve zafer kazandığı seferden dönüşünün ardından: Mimar Sinan’a bu camiyi yaptırmıştır. Cami: İstanbul’da bulunan Fatih Camisinin küçük bir benzeridir. Çünkü: Kırım Hanları: İstanbul’da gördüklerinin benzerlerini, kendi ülkelerinde yaptırmak istemişlerdir.

Evet: yapı: Kırım’da, mimari açıdan en gösterişli cami olarak bilinir. 2 minare: tam simetrik değildir ve yan duvarlara dayalıdır. Mekanın içine girildiğinde: genişlik ve ferahlık duygusu uyandırır.

Ancak: 1830 yılındaki depremde, caminin iki minaresi de yıkılır. II. Dünya Savaşında, Alman işgal güçleri tarafından: cami ve minareleri tamir ettirilmiştir. Ancak: 1944 yılında, Kırım Tatarları başka bölgelere sürgüne gönderilince, komünist yönetim sırasında, cami domuz ahırı olarak kullanılmıştır.

1970 yılına gelindiğinde ise, yeniden onarıma tabii tutulan cami: bir süre “Dinsizlik” yani “Ataizm” müzesi olarak da kullanılmıştır.

Gelelim günümüze: günümüze kadar ayakta kalabilen cami: Kırım Tatarlarının çektikleri birçok acıya tanıklık etmiştir. Cami avlusunda, sol tarafta bulunan sembolik mezar: 1918 yılında şehit edildikten sonra cesedi Karadeniz’e atılan “Numan Çelebi Cihan” a aittir.

Hemen yanında ise: babası Abdülkerim Çelebi ve dedesi Ali İbrahim Çelebi’nin mezar yerleri bulunmaktadır. Bunların yanındaki diğer kabirlerde ise, 1853-1854 yılları arasındaki Kırım Harbinde şehit düşen Türk Subaylarının mezarları görülür. 1991 yılına gelindiğinde: Cami, Kırım Tatarları tarafından teslim alınarak tamir ettirilmiş ve ibadete açılmıştır.

 

1994 SÜRGÜN ANITI:

1944 yılında sürgüne gönderilen Kırım Tatarları: 1989 yılından itibaren yeniden vatanlarına döndüklerinde, bölgedeki bütün şehirlerde, kendilerine uygulanan bu soykırımı gözler önüne sermek için “sürgün anıtı” dikmişlerdir. Bu anıtlardan birisi de, Kezlev şehrinde, Han camisinin hemen yanındaki parkta bulunmaktadır. Evet: şehri ziyaret edenler, bu anıtı da ziyaret ediyorlar.

 

TÜRK HAMAMI

Han camisinin hemen karşı sokağındadır. Kadın ve erkekler için iki bölüm olarak düzenlenen hamamın; 16’ncı yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Ancak, bu eser günümüze muhteşem şekilde tahrip edilerek ulaşmıştır, çünkü bu yöreye yerleşen Ruslar: hamamın mermerlerini ve tunç musluklarını sökmüşler ve kendi ihtiyaçları için kullanmışlardır.

Ukrayna Kırım Kezlev

KARAY KENESASI

Burası: yazının baş kısmında da belirttiğim gibi “Karay Türkleri” nin dini merkezidir. Hazar İmparatorluğu döneminden kalan “Musevi” Türkler: günümüzde, Kırım yöresinde yalnızca 700-800 kişi olarak yaşamaktadırlar.

Ancak: Karay Türklerinin, Kırım yöresindeki tek ibadethanesi burasıdır. Dünya üzerinde: günümüzde, toplam Karay Türk varlığının 2 bin civarında olduğu söyleniyor ki, bunlardan 50 kadarı da ülkemizde yaşıyormuş.

Günümüzde: burası aynı zamanda “Müze” olarak da kullanılmakta olup, şehri ziyaret ederseniz, burayı da ziyaret etmenizi öneririm. Niye müze: çünkü, günümüzde ayinlerini yönetecek din adamları bile kalmamış. Hatta: çoğunlukla “İbranice” alfabesiyle yazılı ve atalarından kalan yazıları bile okuyamıyorlarmış.

 

ODUNPAZARI CAMİSİ

Şehir merkezinde “Odunpazarı” semtinde: gösterişli olmayan sade bir yapıdır. Rus işgalinin ardından: burası bir kilise olarak düzenlenmiş ve günümüzde de: yapı “kilise” olarak kullanılmaktadır.

Ukrayna Kırım Kezlev

ODUNPAZARI KAPISI

Günümüzde bu kapıdan bir şey kalmamış olmasına rağmen: bilgi olması açısından birkaç kelime etmek istiyorum. Odunpazarı kapısı: Kezlev şehrinin ana kale kapısıdır ve 15’nci yüzyılın sonlarında inşa edilen kale kapısı: 1950’li yıllara gelindiğinde tamamen tahrip olmuş ve sonunda yok olmuştur. Daha sonraki tarihi süreçte ise, yaklaşık 4 yıllık çalışmalar sonucunda, Odun Pazarı kapısı yeniden yapılarak eski şehrin mimari görüntüsünün ayrılmaz bir parçası ve sembolü haline gelmiştir.

Ukrayna Kırım Kezlev

CUMA CAMİSİ-DERVİŞ TEKKESİ

Han camisinin birkaç yüz metre ilerisinde: surların içinde, eski Odunpazarı semtinde; Cuma Camisi ve Derviş Tekkesi bulunur. Bunların da 16’ncı yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Ancak, özellikle Cuma camisi: günümüzde oldukça yıpranmış durumda görülmektedir. Caminin hemen yanındaki Derviş Tekkesi ise: biraz daha iyi durumdadır.

Söylenenlere göre: Çariçe II. Katerina döneminde: Ruslar camiyi tahrip etmişler ve Tekkedeki dervişleri idam etmişlerdir. 1944 yılında ise, gerek cami ve gerekse tekke: Ruslar tarafından bombalanmıştır. Takip eden süreçte: caminin hemen yanındaki bir su kuyusunda: birçok iskelet bulunmuştur.

 

TARİH MÜZESİ

Şehir merkezinde 16 tane müze bulunuyor. Tarih müzesi: 1921 tarihinde kuruluş olup, burada, Kezlev yöresinde bulunan objeler sergilenmektedir. Çarşamba ve Cuma günleri hariç, müze ziyaret edilebilir.

 

KORSANLAR MÜZESİ

Odaları eski gemiler gibi dekor edilen burada sergilenen objelerin büyük bölümü: Karadeniz’deki korsanlara ayrılmıştır. Karadeniz bölgesinde, uzun yıllar korku saçan korsanların eşyaları ve bunlar hakkındaki bilgiler, müzede ziyaretçilere sunuluyor. Müzede sergilenen 600 parça obje arasında: denizden çıkarılan arkeolojik buluntular da sergileniyor. Ayrıca: silahlar, paralar, sikkeler, batan gemi parçaları ve denizcilerin kişisel eşyaları sergileniyor.

Ukrayna Kırım Kezlev

MİNYATÜR PARKI

Şehir merkezinde, Femida SPA kompleksinde bulunan park alanında: 36 minyatür eser bulunuyor. Özellikle: Kırım bölgesindeki tüm sarayların: 1:25 ölçekli minyatürleri ilgi çekiyor. Ayrıca: New York şehrinde bulunan “Özgürlük Heykeli” minyatürü bulunuyor.

Ukrayna Kırım Kezlev

YUNUS TERAPİ MERKEZİ

Yunus Terapi Merkezinde: çağdaş tıp cihazları ve iki havuz bulunmaktadır. Burada: özellikle beyin felci ve otizm başta olmak üzere, yüzden fazla hastalığın tedavisinin yapıldığı söyleniyor. Hastalar ki, özellikle çocuk hastalar: psikologlar, nörologlar mesajcılardan oluşan ekip tarafından tedaviye tabii tutuluyorlar ve bu tedavi sırasında: iki yunus da kullanılıyor.

Lübnan Beyrut Anjar

Lübnan Beyrut Anjar

Şehir, Lübnan ülkesinde Bekaa vadisinde bulunmakta, Beyrut şehrine 58 km. uzaklıkta, deniz seviyesinden 950 metre yüksekliktedir. Litani nehri ise, şehrin yakınından geçmektedir.

Toplam olarak 8 kilometre karelik bir alana yayılan şehirde, tamamen Ermeniler yaşamaktadırlar. Özellikle, yaz aylarında dünyanın çeşitli yerlerindeki Ermenilerin ziyareti nedeniyle, şehrin nüfusu hızla artmaktadır.

Anjar şehrinin isminin kelime anlamı “çalışan nehir” demektir.

Lübnan Beyrut Anjar
Lübnan Beyrut Anjar

 

Şehir: MS.8’nci yüzyılın başında, Emevi halifesi Velid ben (705-715) tarafından kurulmuştur. Şehir kurulduğunda, Emevi medeniyetinin en gelişmiş dönemine tanıklık etmiştir. Aynı zamanda: iki önemli ticaret yolunun kavşak noktasında bulunması nedeniyle de, bir ticaret merkezi haline gelmiştir.

Daha sonraki süreçte terk edilen şehir, 1939 yılında bölgeye gelen Ermenilerin yerleşmesi sonucu yeniden kurulmuştur. Aynı yıl: 5000 Ermeni, Türk ve Fransız donanmasının yardımı ile, Anjar şehrine taşınmıştır. Sonraki süreçte, buradaki mülteciler için, Fransızlar tarafından evler inşa edilmiştir.

1940’lara gelindiğinde ise, şehir, arkeologlar tarafından keşfedilmiştir. 385 x 350 metre boyutlarındaki dikdörtgen alanda yapılan kazılarda: surlarla çevrili kuleler ve ortaya çıkarılmıştır. Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki yollar, şehri dörde böler.

Kamu ve özel binalar: gayet güzel bir planlama ile yerleştirilmiştir. Küçük saraylar (harem) ve hamam, güneydoğudaki cami, büyük saray ve kuzey-doğu istikametindeki atık suların tahliyesini sağlayan kanalizasyon sistemi ortaya çıkarılmıştır.

744 yılına gelindiğinde: Halife Valid oğlu İbrahim yenildi ve kısmen tahrip edilen şehir, terk edildi. Bu nedenle, Anjar şehri, 8’nci yüzyıl şehir planı için muhteşem bir örnektir.

Günümüzde buranın en büyük turistik değeri: Emevi saray kalıntıları ve Emevi halifesi Velid bin Abdel Malek tarafından, MS.8’nci yüzyılda yapılan kale kalıntılarıdır. Yani: burası, bugün: ziyaretçilere; bir Emevi şehir planlamasının en güzel örneğini sunmaktadır.

Şehrin batısında: doğudan-kuzeye doğru 370 metre ve 310 metre uzanan duvarlar var. Bu duvarlar: 2 metre kalınlığında ve yapısal olarak gayet sağlam, çamur ve harç ile yapılmış, büyük taşlarla desteklenmiştir. Bu duvarlar boyunca Emevi yazıtları görülebilir. Ayrıca 40 kule ve her cephenin merkezinde bir kapı bulunur. Ayrıca, 20 metre genişliğinde caddeler görülür. Çarşı bölümünde ise 4.5 metrelik sütunların bulunduğu ana caddeler üzerinde 600 dükkan bulunur.
Bunun dışında: 2 saray ve cami ve hamam bulunuyor.

Lübnan Beyrut Anjar
Lübnan Beyrut Anjar

Ana saray

Cardo Maximus denilen ana saray, şehrin doğu kenarında ve dükkanlar sırasının arkasındadır. Sarayın ana girişleri: batı ve doğu cephelerindedir. Saray odaları, 40 metre karelik bir avlu çevresinde sıralanır. En belirgin özellik: üst cephedir.

Cami

Cami, sarayın kuzeyindedir. İki bina arasında, yalnızca 3 metre genişliğinde bir sokak bulunur. Halifenin camiye girişi buradan yapılır. Diğer iki giriş ise, halk için kullanılır. Yapının temel boyutları ise: 47 x 30 metredir.

Lübnan Beyrut Anjar

Küçük Saray

Decumanus Maximus karşısında, Velid camisinin kuzeyinde, halifenin eşleri için yaptırdığı küçük saray bulunur. Buraya, bir sokaktan ulaşılır. Bu saray: bir kare avlu çevresinde sıralanan 5 odadan oluşmaktadır. Bu küçük saray: çeşitli kuşlar, kabuklu deniz canlıları, yaprak gravürleri ile süslenmiştir.

Lübnan Beyrut Anjar

Hamam

Hamam, sitenin kuzeydoğu bölümündedir. Geleneksel Roma dönemi mimari etkilerine göre yapılmıştır. Hamam: 3 kemerli, her biri ayrı soğukluk odaları, sıcaklık odaları ve sıcak su banyolarından oluşan ve ayrıca eğlence iki salon bulunan bir yapıdır.

Son bir not: Anjar bölgesine yolunuz düşerse: özellikle “alabalık” yemenizi öneririm. Günümüzde, burada: elma da çok ünlüdür.

Şehirde, 500 civarında elma bahçesi ve birçok üzüm bağı bulunmaktadır. Ayrıca, şehirde, hükümet tarafından desteklenen büyük bir alabalık üretim çiftliği bulunmaktadır.

Evet, yazıyı bitirmeden önce şunu da belirtmekte yarar var. Yukarıda söz ettiğim gibi, burası daha sonra ülkemiz topraklarından göç eden Ermenilerin yerleştiği bir yer olarak biliniyor.

Dolayısı ile, burayı ziyaret ederseniz, dikkatli bulunmanızda yarar var. Çünkü: özellikle genç Ermenilerin Türklere bakışı, pek iyimser değil.

 

Bali Denpasar-Ubud arası

Bali Denpasar-Ubud arası

 

 

 

 

 

Bali: Racaların hükümranlığı döneminde, köyler, çeşitli zanaatlara göre ayrılarak örgütlenmişlerdir. Bir köy ahşap oymacılığında uzmanlaşacak, bir başkası “dokumacılık”, bir başkası “sepetçilik” yapacaktır. Bu beceriler, yıllar geçmesine rağmen, her ailede ve köyde, kuşaktan kuşağa geçerek günümüze kadar ulaşmıştır.

Evet: Denpasar şehrinden, kuzeye Ubud şehrine giden yol üzerinde, gezimize devam ediyoruz.

Bu yol üzerinde, biraz önce sözünü ettiğim zanaat köyleri bulunuyor. Hangi köyde bulunduğunuzu anlamak için, o köyde üretilen ürünlere bakmanız yeterlidir.

Bali Denpasar-Ubud arası Batubulan Köyü

Batubulan Köyü

Burası, gürültülü bir kavşaktadır. Buranın insanları: yumuşak ve gri “paras” taşından yapılan: heykel, friz ve süsleme oymaları konusunda uzmanlaşmışlardır. Bu taşa, kolay şekil verilebilmektedir, yani kolayca aşınır gider. Bu nedenle, tapınakların dış süslemelerinde, bu taş kullanılırsa, süslemelerin yalnızca 10 yıllık bir ömrü olur ve sürekli yenilenmeleri gerekir. Evet: bu köyü ziyaret ederseniz: her biri birbirinden farklı, sakin Buda başlarının, yol kıyısına yerleştirilerek satışa sunulduğunu görebilirsiniz.
Köyün tapınağı: doğal olarak bir vitrin görevi üstlenmiştir. Ayrıca: her sabah, otobüsler dolusu turist geldiğinde, yine bu tapınak bahçesinde “barong dansı” gösterisi düzenlenir. Yani, iş tamamen ticarete yönelik her türlü şov şeklini almıştır.

Bali Denpasar-Ubud arası Tamam Brung Bali Kuş Parkı

Taman Burung Bali Kuş Parkı

Batubulan köyünün hemen kuzeyindedir. Burada: egzotik kuşları ve Endonezya’nın ünlü “Komodo ejderleri” ni görebilirsiniz.

 

Celuk

Burası: birçok altın ve gümüş kuyumcusunun merkezidir. Ana caddede, birçok mağaza ve atölye sıralanmıştır. Yarı değerli taşlarla süslenmiş, gösterişli parçalarda, ince telkari işleri ve modern tasarımlar dikkat ve ilgi çeker. Her türlü tasarım ürünü bulabilirsiniz. Zaten: tur otobüsleri, büyük galerilerden birinin önüne park eder ve turistler bölgeye yayılırlar. Size önerim, burada ana cadde üzerinde değil de, ara sokaklardaki dükkanlardan alışveriş yapmanız veya bir şeyler satın almanızdır çünkü fiyatlar ara sokaklarda daha uygun.

 

Sukawati

Yine ilginç bir köy ve Ubud merkezine, yaklaşık 20 dakika uzaklıktadır. Burada: kuklalar, sepetler, rüzgar çanları, merasim şemsiyeleri ve mücevher bulup satın alabilirsiniz. Bu köydeki birçok satıcı tezgahı “Pasar Seni” denilen yerde toplanmıştır, doğruca oraya gidin. Bu büyük Pazar: Sanur ve Ubud arasındaki tüm zanaat köyleri için bir satış merkezidir. Balili, yöre insanları kendi öğelerini burada satarlar. Fiyatlar: çevredeki diğer birçok yere göre, daha uygun yani ucuzdur.

 

Batuan

Burada: 19’ncu yüzyılda, Batılı teknikler bölgeyi etkilediğinde, yerel sanatçılarda, buraya özgü bir resim tarzı gelişmiştir. “Batuan resimleri” olarak isimlendirilen bu tarz resimlerde: siyah ve koyu orman yeşili renk olarak hakimdir. Beyaz ve kehribar rengi, ışıltılarda kullanılır. Evet, bu köy, günümüzde de bir sanat merkezidir. Ressamlar, resimlerinde: sörfçülere yer verirler.
Ana tapınak “Pura Desa Batuan” ın; oyma süslemeleri boldur ve ziyaretçilerin ilgisini çeker. Köy içinde, doğuya doğru yürürseniz, bu kez, ticari bir “orkide” fidanlığına dönüştürülmüş olan saray arazisi karşınıza çıkar. Buraya: “Blahbatuh” ismi veriliyor.

 

Belega

Bu köy insanları “bambu” konusunda uzmanlaşmışlardır. Burada, büyük çapta mobilyalar üretilir. Ana cadde boyunca ve Bali’deki bazı otellerde, bu bambu mobilyaların örneklerini görebilirsiniz.

 

Bona

Burası, bir “sepetçilik” üretim merkezidir. Ayrıca: yine bu köyde “kecak” dansı şovları sergilenir ki, bu dansın çıkış yerinin burası olduğu söylenir.

 

Mas

Bu köy: mobilyaları ve ahşap ve mask oymaları ile dikkati çeker. Ana cadde üzerindeki pek çok mağaza ve atölyede, bunların örneklerini görüp satın alabilirsiniz. Ancak, biraz önce de söylediğim gibi, ana caddedeki satış fiyatları, ara sokaklardaki yerlerden yüksektir.