Azerbaycan Bakü

Azerbaycan Bakü

Şehir, Azerbaycan Cumhuriyetinin Hazar Denizi kıyısındaki başkentidir.

Şehir merkezi: nispeten lüks yapılarla kaplı iken, şehir merkezinden 5-6 km. uzağa gittiğinizde: harabe sokaklar, toz-toprak, çukurlar, asfaltsız yollarla karşılaşmak mümkündür.

Şehrin “Old Town” denilen bu bölümü: eski Sovyetlerden kalma mahallelerden oluşuyor.

Ancak: buranın da keşfedilmesi gerek diye düşünüyorum.

Şehrin görünmeyen bu yüzündeki ara sokaklarda, ilginç görüntülere şahit olabilirsiniz.

Buradaki yapılarda uygulanan Alman mimarisi, ilgi çekiyor.

Öte yandan, şehre Azeriler tarafından “alev şehri” deniliyor, çünkü: binalara alev figürü verip, bu renge göre ışıklandırıyorlar.

Öte yandan: bu şehir tam bir sanat şehri denilebilir. Müzik, opera salonları, sergiler, heykeller, anıtlar evet her şey burada görülebilir.

Hatta: Anıtkabir’de Atatürk’e ait en güzel yağlı boya tabloların bile Azerbaycanlı sanatçılar tarafından yapıldığını duymuştum.

Bu insanlar gerçekten sanatla iç içe yaşıyorlar ki, Azerbaycanlıların büyük çoğunluğu üniversite mezunu ve yine bunların büyük çoğunluğu sanat üzerine yoğunlaşan üst düzey eğitim almayı tercih ediyorlar.

Bakü denilince, Azerbaycan’ın diğer yerlerinde olduğu gibi, burada da “Haydar Aliyev” öne çıkıyor, kendisinin resimleri ve sözlerini, birçok yerde görmek mümkündür ki, kendisi hakkında yüksek sesle konuşmanın bile yasak olduğunu duydum.

Şehrin: en büyük özelliklerinden birisi de rüzgarıdır. Şehre “Bad-ı Küba” yani “rüzgarlar şehri” deniliyor. Bakü adının da, bu kelimelerin başındaki bölümlerden oluştuğu söyleniyor.

Bu şehirde yaşayanlar alışmış olsalar da, ziyaretçiler bu rüzgarı hemen hissediyorlar, bizim “Gelibolu” gibi, burada da sürekli esen bir rüzgar var. Sıcaklarda iyi de, yağmurlu ve soğuk havalarda, bu rüzgar insanı bezdiriyor.

Bakü limanı: Hazar denizinin en büyük limanıdır. Bu deniz kıyısında bulunmanın sonucu olarak, şehrin bazı bölümlerinin deniz seviyesinden 25 metre aşağıda bulunduğu söyleniyor.

Buradan söz edilirken: ekonomik getiri açısından en önem kazanan husus “petrol” dür. Hatta: 10.yüzyılda, burayı gezen ve yazıtlarında buradan söz eden Arap gezgin Ebu Dülelin: şehirde iki petrol kaynağı bulunduğu ve bunlardan yıllık gelir elde edildiğinden söz etmektedir.

2011 yılı verilerine göre, şehirde 2 milyon civarında nüfus yaşamaktadır. Yani: Azerbaycan ülkesinin nüfusunun yarıya yakın kısmı, bu şehirde yaşamaktadır.

 

TARİH

Yapılan arkeolojik araştırmalara göre: şehirdeki ilk yerleşimcilerin: MÖ.3 ile 1 bin yılları arasında, burada bulunduklarına ait kalıntılar tespit edilmiştir. Ancak: şehrin tam olarak ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir.

Şehirde bulunan 5-6. yüzyıllara ait “Sasani hazinesi” yine aynı dönemlerde burada yaşam olduğunun kanıtıdır. Aynı dönemlerde, şehrin: Bağavan, Ateş-i Bakvan olarak isimlendirildiği bilinmektedir ve ayrıca, Arap kaynaklarında, 10. yüzyılda şehrin ismi “Bakuye, Baku” olarak görülür. 15. yüzyıla ait Rus kaynaklarında ise, şehir “Baka” olarak tanınır.

2000’li yılların başından itibaren: şehirde büyük bir gelişim görülmektedir. Yeni altyapılar, binalar ve tesisler, şehrin hızlı gelişiminde büyük etki yaratmaktadır.

 

İKLİM

Şehirde karasal iklim hüküm sürmektedir. Buna bağlı olarak kışın soğuk, yağmurlu ve karlı, yazları ise sıcak ve kurak geçer. Ancak: güney kısımlarda: hava nispeten daha ılımandır ve bu yüzden, güney kısımlar ormanlıktır. Evet, Hazar denizi nedeniyle bu şehrin iklimi ılımandır.

 

ULAŞIM

Şehrin uluslar arası havaalanı: şehir merkezinden yaklaşık 25 km doğudadır. “Haydar Aliyev Havaalanı” olarak tanınan bu havaalanı: 1998-1999 yılları arasında restore edilerek yenilenmiştir. İstanbul’dan uçağa bindiğinizde, yaklaşık 2.5 saatlik bir uçuştan sonra Bakü şehrine varıyorsunuz.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için, taksilere en fazla 15-20 manat ödemenizi öneririm. Bunun dışında ücret öderseniz, gereksiz olduğunu unutmayın.

 

VİZE

Azerbaycan ülkesine giderken vize almadı iseniz: havaalanına indiğinizde, vize almak üzere yönlendirileceksiniz. Vize almak için gerekenler: 2 adet vesikalık fotoğraf, 10 Amerikan doları ve verecekleri formu doldurmak için bir tükenmez kalem.

Ancak: bu vizeyi almaya giderken, karşınıza takım elbise giymiş, resmi görünümlü kişiler çıkabilir, bunlar simsardır ve ilaveten 10 Dolar daha verdiğinizde vizenizi alacaklarını söylerler ki, bence gereksiz, vizeyi ilgilisinden sıkıntısızca alabiliyorsunuz.

Normal vize almak için formu doldurduğunuzda en fazla 10 dakika bekletiyorlar.
Yeşil pasaportu olanlardan vize istenilmiyor.

 

NÜFUS

Şehirde yaşayanların büyük çoğunluğu Azerbaycanlıdır. Bunun dışında şehirde bir kısım Rus, Tatar, Ukraynalı ve Yahudi yaşamaktadır. Daha önce şehirde yaşayan Ermeniler, 1990 yılındaki Karabağ savaşı ertesinde, şehri tamamen terk etmişlerdir.

Şehirdeki insan profilinden söz etmek gerekirse: malum Azerbaycanlılar, dünya üzerinde bizlere en yakın halkların başında gelmektedirler.

İnsanlar genellikle konuşkan ve samimidir. Özellikle: taksiciler ile yapılan muhabbetler hoştur.

 

DİL

Şehirde: Azerice konuşulur. İkinci dil olarak ise “Rusça” konuşulmaktadır. Şehirde gezerken pek çok insanın kendi aralarında Rusça konuştuklarını duyabilirsiniz.

Otel ve restoranların birçoğunun menüleri de Rusça ve kril alfabesi nedeniyle ziyaretçiler sıkıntı yaşıyorlar.

 

PARA

Bakü’de “manat” para birimi olarak kullanılıyor.
Bu paranın küçüğü ise “qepik” olarak isimlendiriliyor.
1 manat = 17 TL.
20 qepik = 17 kuruş
Bu şehirde: kredi kartı geçiyor ama birçok yerde kredi kartı kullanımında: ilaveten % 20-25 yere varan komisyon ekliyorlar. Döviz bozdurmak istediğinizde de: döviz bürolarında çok farklı fiyatlar bulunduğunu göreceksiniz, bence otel lobilerinde dövizinizi bozdurun.

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Bu şehirde, trafik rezalettir. Trafikte ayna kültürü bulunmadığından, bolca korna çalındığını duyacaksınız. Yani, trafiği kornalarla yönlendiriyorlar. Saat: 09.00 dan itibaren yoğunlaşan trafik, öğleye doğru içinden çıkılmaz hale geliyor.

Bulvarlarda şerit tanımayan sürücüler göreceksiniz. Özellikle, karşıdan karşıya geçerken aşırı dikkat göstermenizi öneririm. Çok sevdiğim bir arkadaşım, burada, yanında çocuğu ile birlikte bulvarda karşıdan karşıya geçerken ezilerek can verdi.

Bu yüzden: bu şehri ziyaret edeceklere, gerek araba kullanırken ve gerekse yaya geçitlerinde yürürken mutlaka trafikte dikkatli bulunmalarını hatırlatıyorum.

Işıklara değil, gelip-geçen arabalara bakmalısınız. Evet, bu şehirde trafikteki araç bolluğu: İstanbul trafiğini aratmayacak seviyededir.

Arabalar ucuz olduğundan, burada her türlü lüks aracı bulmak mümkündür. Zaten, benzin de çok ucuzdur. 2.5 litrelik bir şişe coca kola 90 qepik iken, 1 litre benzin 0.55 qepiktir.

Şehir içi ulaşımda ödemeniz gereken ücret: 5-7 manat arasındadır. Otobüs ve metro ise: 20 qepikdir. (17 kuruş) Otobüslere bindiğinizde: bilet ücretini herhangi bir anda veya inerken ödeme yapabiliyorsunuz.

Hatta: vermeseniz bile kimse umursamıyor. Bunun en büyük nedeni, sanırım ulaşımın ucuz olmasından kaynaklanıyor.

Metro

Şehirdeki metro hattı, toplam 23 istasyona sahiptir. Bu istasyonların bazıları çok derinlere kazılmıştır ve inmek için yürüyen merdivenlerde bir hayli zaman geçirmek gerekir.

Hatta, derinlere indikçe, bazı metro istasyonlarında petrol kokusu hissedilir.

Metro hattının toplam uzunluğu ise, 35 km. dir ve yeşil ve kırmızı olmak üzere iki hattan oluşmaktadır. Bu metro hattı: Kafkasya’nın en uzun ve en çok istasyonu bulunan metro hattı olarak bilinir.

Metronun merdiven kısımlarının toplam uzunluğu 4000 metre civarındadır. Metro: hızlı ancak aşırı kalabalıktır.

 

Otobüs-Minübüs

Şehrin her mahallesine, otobüs hattı bulunmaktadır. Bu hatların toplamı 310 civarındadır. Ayrıca: bu hatlar, minibüsler tarafından da kullanılmaktadır. Otobüsler çok eskidir. Otobüslere “avtobus” ve minibüslere “marşrut” denilmektedir.

 

Taksi

Şehirdeki taksilerin bir çoğunda taksimetre bulunmuyor. Ancak: mor ve beyaz renkli taksilerin bir kısmında taksimetre vardır.

Zaten, taksiye binmek isterseniz, bu mor ve beyaz renkli taksilere binmenizi öneririm. Bu mor renkli taksiler “patlıcan moru” benzetmesi nedeniyle, Bakülüler bu taksilere “badımcan” diyorlar.

Evet: taksiye binmeden önce mutlaka pazarlık yapmanızı şiddetle öneriyorum. Size en yüksek fiyatı söyleyeceklerdir, ancak şehir içinde tüm mesafeler, yaklaşık 5 manattır.

Veya en fazla 7 manat olabilmektedir.

Daha fazla vermemenizi öneririm, hatta havaalanı ile şehir merkezi arasında, taksi kullanırsanız, en fazla 15-20 manat vermenizi öneririm.

 

GECE HAYATI

Lonely Planet’in sıralamasına göre: şehir, gece hayatı bakımından, dünyanın en önemli on destinasyonundan birisi olarak tanınır.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Bakü şehrinde, herhangi bir çayhaneye girip bir bardak çay içmek isterseniz: yanında mutlaka bir şeyler almanızı-yemenizi istiyorlar ve menüyü veriyorlar. Bunu bir zorunluluk olarak görüyorlar, dikkatinizi çekerim.

Öte yandan: şehrin turistik mekanlarında, yüksek ücretlerle bir şeyler yemek mümkün iken, Bakülülerin aynı ücretlerle çok daha güzel yemekler yediklerini duydum. Yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: “tawooklu veya quzulu lule” yani “tavuklu veya kuzu etinden dürüm” yemenizi öneririm.

Yanında “şıra” alırsanız, bu menü size 5-6 manata mal olacaktır. Bunun dışında, yerel lezzetlerin başında “şeki pitisi” de düşünülebilir. Biri derin saksı ve diğeri toprak kap olmak üzere, iki tane toprak kap içinde yapılan bu yemekte: yağsız koyun eti, nohut, kestane, safran, tuz, soğan, sarımsak, sumak kullanılıyormuş.

Diğer yöresel yemeklerinin birçoğunda: katı yağlar yani tereyağı ve koyun kuyruğu yağı kullanıyorlar. Zeytinyağlı yemek kültürü bulunmuyor.

Bunun yanında, yöresel yemeklerinde genellikle birçok ot kullanılıyor ki, bunlar arasında öne çıkanlar: anason, safran, rezene, kimyon, defne yaprağı, nane, dereotu maydanoz.

Evet: söylediğim gibi: yağ, tuz, keşniş otu yüzünden, Azarbeycan yemekleri, biz Türklere pek hoş gelmiyor.

Yöresel lezzetler ile ilgili son bir not: eğer Hazar denizi balığı tatmak isterseniz, mersinbalığına benzeyen ve ünlü havyarıyla ünlü “nene” balığını denemelisiniz.

İlla ki: fast-food yemek istiyorum derseniz: 28 Mayıs denilen yerde, tarihi bir binanın iki katını restore ettirerek yerleşen “KFC” iyi bir tercih olabilir.

Burada: bira da içebiliyorsunuz ve ilaveten internete girmek te mümkündür. Öte yandan: Azeri şarapları, Gürcistan şarapları gibi ünlü ve lezzetlidir. Bira olarak ise “Xırdalan” marka bira tercih edilir.

 

ALIŞVERİŞ

Şehirde: döviz büroları, bankalar, kafeler ve diğer dükkanların birçoğu: sabah saat 10.00’dan önce açılmıyorlar. Hatta: otele bile, saat 12.00’den önce almıyorlar.

Bunu niye hatırlatıyorum, eğer sabahın erken saatlerinde Bakü şehrine ulaşırsanız, yanınızda manat yoksa, saat 10.00’a kadar beklemek zorunda kalıyorsunuz, çünkü hiçbir yer açık olmuyor.

Burada: “Bentley” mağazası bulunuyor. Söylenenlere göre, bu mağazanın genel merkezi: Bakü şehrinde bu mağazayı açmayı düşünen kişiyi, uzun bir süre süründürdükten sonra: izin verir, ancak bir şartı bulunmaktadır ki: yılda 100 adet ürün satmasını isterler. Adam: mağazayı açtığı yılın ilk ayında 250 adet ürün satarak herkesi şaşırtır.

Öte yandan: şehir ucuz sayılamaz. Özellikle: giysiler pahalı, yani burada uzun zaman kalacaksanız, giysilerinizi yanınızda getirmenizde yarar vardır.

Bu şehirde: sadece içki, sigara, elektrik ve doğalgaz çok ucuzdur. Onun dışında her şey pahalıdır. Elektronik cihazlar satın almak isterseniz: bunlar da, ülkemizdeki fiyatlara göre çok az oranda ucuzdur. Ayrıca: bu şehirden halı, kilim ve şarap satın alabilirsiniz.

Son olarak, şehirde alışveriş yapmak için en uygun yerin “Nizami Caddesi” olduğunu belirtmek istiyorum.

 

BAYRAMLAR-TATİL GÜNLERİ

1-2 Ocak Yeni yıl bayramı
8 Mart Dünya Kadınlar günü
9 Mayıs Faşizme Galibiyet Günü
28 Mayıs Cumhiriyet Günü
15 Haziran Azarbaycan Halkının Ulusal Kurtuluş Günü
26 Haziran Azarbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Günü
9 Kasım Azarbaycan Cumhuriyetinin Devlet Bayrağı Günü
12 Kasım Anayasa Günü
17 Kasım Milli Uyanış Günü
31 Aralık Dünya Azarbaycanlıları Dayanışma Günü
5 gün süreli Nevruz Bayramı
2 gün süreli Kurban Bayramı
2 gün süreli Ramazan Bayramı

Azerbaycan Bakü
Azerbaycan Bakü

 

GEZİLECEK YERLER

Azerbaycan Bakü
Azerbaycan Bakü
Azerbaycan Bakü

 

İÇERİ ŞEHİR-SURLAR VE KIZ KULESİ

Bakü şehrinin turistik açıdan en önemli bölgesidir. Buraya metro ile ulaşabilirsiniz. Şehir: Azerbaycan ülkesinde kalan birkaç ortaçağ şehrinden birisidir. Bu şehirdeki dar sokaklar labirentinde, sıkışık binalar ve küçük avlular, tam bir ortaçağ şehrinin karakteristik özelliklerini taşımaktadırlar.

İçeri şehri çevreleyen surlar ve 12. yüzyılda yapıldığı söylenen “Kız Kulesi” yani “Qız Qalası”: Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Günümüzde, surların büyük bölümünün yıkıldığı görülmektedir. Ancak, yine de günümüze kadar kalanlar, sağlamlıklarını sürdürmektedirler.

Bu sur duvarları, 12. yüzyılda Menussshochr Şah tarafından inşa edilmiş ve 19. yüzyılda onarılmıştır. Bu surların bir zamanlar: deniz kıyısı boyunca uzandığı, ancak: 1800’lü yıllarda, şehri denizden ayıran ve havanın serbest dolaşımını engelleyen yararsız bir yapı olarak nitelendirilip yıkılmıştır. Daha sonra, sahil şeridi taş dolguyla doldurularak genişletilmiştir.

Surlar içinde: şehrin güneydoğu kesiminde bulunan 8 katlı ve Silindirik kız kulesi ise: 29 metre yüksekliktedir ve bulunduğu yerde, öncesinde, çok daha eski dönemlere uzanan bir yapının üzerine inşa edildiği bilinmektedir.

Duvar kalınlığı 5 metredir. Her katı: merkezi diyafram ile sığ bir tonoz ile örtülüdür. Alt 3 kat: 6-7. yüzyıllarda yapılmış ve bir astronomi gözlemevi veya yangın tapınağı olarak kullanılmıştır. Çünkü: ikinci ve üçüncü katta: niş arkasında bir şaft görülmektedir ki, bu sonsuz bir alev için yakıt sağlamak için doğalgaz kanalı olarak tasarlanmış gibidir.

Zeminler ve duvarlar, yerleşik bir merdiven ile birbirine bağlanır ve dar pencerelerle aydınlatılır. Kuleye giriş ücreti olarak 2 manat alınmaktadır.

Daha önceki yapının ise: bir “Zerdüşt Tapınağı” olduğu yani “Ateşe tapanların tapınağı” olduğu düşünülmektedir.

Yapı: siyah taş sıralarla örülüdür. 19. yüzyılda bir dönem deniz feneri olarak da kullanılan kuleye, yine bir zamanlar, Hazar denizinin dalgalarının ulaştığı söyleniyor. Bakü şehri sürekli büyüdüğü ve fenerin ışıkları şehir ışıklarıyla karıştığı için, fener Nargin Adasına taşınmıştır.

Kule: havadan “Q” şeklinde görülmekte olup, kuleye çıkarsanız, Bakü şehrinin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. Özellikle geceleri ışıklandırılarak muhteşem bir güzelliğe bürünen kuleye mutlaka çıkmanızı öneririm.

Kulede: hediyelik eşyaların satıldığı yerler bulunuyor. Ancak kuleyi ziyaret etmeyi düşünürseniz, içeriye girmek için bir süre sıra beklemeniz gerektiğini unutmayınız.

İçeri şehrin diğer bölümlerinde de hediyelik eşya satılan dükkanlar bolca bulunuyor. Aynı zamanda, antika meraklıları ve koleksiyoncular da, buradaki dükkanları ziyaret ediyorlar.

Sokaklardaki tezgahlarda: Bakülüler eski Sovyetler döneminden kalan madalyalar, nişanlar ve koleksiyon paraları satıyorlar.

Azerbaycan Bakü
Azerbaycan Bakü
Azerbaycan Bakü
Azerbaycan Bakü

 

Azerbaycan Bakü

SHAMAHA-ŞİRVANŞAHLAR SARAYI

15. yüzyılda yapıldığı söylenen bu yapı da, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Buraya giriş ücreti 2 manattır. Ayrıca fotoğraf çekmek isterseniz 2 manat daha ücret alıyorlar. Saray: İçeri Şehirdeki bir tepenin en yüksek noktasında inşa edilmiştir.

Üç teras üzerine inşa edilen yapının her yerinden deniz açıkça görülmektedir.

Burası: Asya taş mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Buradaki yapı kompleksinde, saray dışında: türbeler, sarnıç, hamam gibi yapılar da bulunmaktadır. Ancak: 18. yüzyılda bir Rus donanması bombardımanı sonucu, yapı büyük zarar görmüş ve üst kısımları tahrip olmuştur. 18-20. yüzyıllarda ise restorasyon çalışmaları görülür. Başlangıçta Tebriz şehrine götürülen saray hazineleri, daha sonra İstanbul-Topkapı sarayına ganimet olarak nakledilmiştir.

Ayrıca: burada bir de Osmanlı eseri bulunuyor. III. Murat kapısı denilen bu güzel kapı: bölgedeki başlıca Osmanlı yapılarındandır.

Hamam: 26 odalıdır ve ışığın içeriye girebileceği deliklere sahip kubbelerle kaplıdır. Sıcak-soğuk su bölümleri, soyunma bölümleri, yeraltına döşenmiş su kanalları, rezervuarı, küçük ve yuvarlak havuzu ile tam donanımlıdır.

Kompleks içinde, bir de “Divanhane” denilen yer var. Şah Halilullah’ın bu divanında: bir zamanlar mahkeme kurulduğu ve verilen kararların infaz edildiği söyleniyor. Buranın içinde bir de “süt kuyusu” denilen kuyu var ki, burada sütü kesilen kadınların iyileştiği söyleniyor.

Yine buradaki türbeler bölümünde ise: hanedan ailesi fertlerinin mezarları bulunuyor. Şirvanşahlar Türbesi: dört köşeli ve kubbesi yıldızlarla süslü bir yapı olarak dikkati çekiyor.

Külliyenin güney kısmında bulunan ve sekizgen: “Derviş Türbesi” olarak isimlendirilen yerde ise: Seyyid Yakup Bakuvi isimli sufi, bilim adamı, astronom ve matematikçi gömülüdür.

Gelelim saraya: Şirvanşahlar Sarayı: külliye içindeki en büyük ve eski yapıdır. Saray binasının içinde içeri şehrin bir maketi bulunuyor. Burada: aynı zamanda o döneme ait halılar, madeni paralar ve kıyafetler sergileniyor.

Yapı: tarihi süreç içinde hastane ve kışla olarak kullanılırken, 1965 yılından itibaren müze olarak ziyarete açılmıştır. Sarayın camisi ise, avluda bulunmaktadır. Caminin küçük bir havuzu ve 22 metre uzunluğunda bir minaresi bulunmaktadır. Bir zamanlar taştan yapıldığı bilinen şerefesi ise, günümüzde demirden yapılarak yeniden düzenlenmiştir.

Azerbaycan Bakü

ATEŞGAH TAPINAĞI

Bakü şehrinde, şehir merkezine 30 km. uzakta Surawani semtinde bulunan ve “Ateşgah” denilen yer: dünya üzerinde bulunan birkaç Mecusi tapınağından birisi olarak önem kazanmaktadır. Diğer tapınakların İran ve Hindistan’da bulunduğu söyleniyor.

Burası: Zerdüşt dinine inananlar tarafından, her yıl 21 Mart Nevruz gününde ziyaret edilmektedir. Hatta, burada bulunan odaların, bir zamanlar çilehane ve ruh arıtma yeri olarak kullanıldığı da söyleniyor.

Örneğin: kor ateş üzerinde uzanmak ve yine kor ateş üzerinde zincirlenmek gibi. Bu odalar, günümüzde müzeye dönüştürülmüştür. Bu olaylar, müzede, mankenlerle anlatılıyor.

Mecusilere göre: kutsal tapınak, 7. yüzyılda Azeriler İslamı kabul edince önemini yitirmiş, ancak 19. yüzyıla kadar burada bir kahin kalmaya devam etmiştir. Ardından: Ruslar burada petrol olduğunu öğrenince, Ateşgahıın hemen yakınlarına bir petrol kuyusu açmışlar ve buradaki doğalgaz borularla fabrikaya taşınınca, Ateşgahdaki ateş de sönmüş ve bunun üzerine, kahin, burayı terk etmiştir.

Burada yanan iki ateşin sönmesi: Zerdüşt hacılar tarafından, tanrılarının kendilerini cezalandırması olarak değerlendirilmiştir. Yine de, biraz önce söylediğim gibi, gerek Yanardağ ve gerekse Ateşgah: 21 Mart Nevruz gününde, dünya üzerindeki Zerdüştler tarafından ziyaret edilmektedir.

Azerbaycan Bakü

 

BAYRAK MEYDANI-FLAME TOWERS VE CRYSTAL HALL

Bayrak meydanında bulunan bu yapı: 2012 yılındaki Eurovizyon şarkı yarışması için Almanlar tarafından yapılmıştır. Şehirde zamanınız varsa, burayı da ziyaret etmenizi öneririm.

Elmas görünümlü bina özellikle geceleri ışıklandırıldığında ilgi çekmektedir. Çünkü: cephesinde yaklaşık 9500 LED ışığı bulunmaktadır. Salonun seyirci kapasitesi 25 bin kişidir.

Bu meydanda: 29 Mayıs 2010 tarihinde Guinnes Rekorlar Teşkilatı tarafından onaylandığı üzere, dünyanın en yüksek bayrak direği bulunmaktadır. Meydanın temeli: 30 Aralık 2007 tarihinde atılmıştır.

Bakü şehrinin her yerinden rahatlıkla görülebilen bayrak direğinin yüksekliği 162 metre, temel çapı ise 3.2 metredir. Temelin üst kısmının çapı ise 1.09 metredir. Direğin ağırlığı ise 220 tondur.

Bayrak direğinin kaide duvarlarının yapımında: ülkenin çeşitli bölgelerinden getirilen, 28 milyon adet ırmak taşı kullanılmış ve böylece: bayrağın çevresinde, sembolik olarak kale duvarları izlenimi yaratılmıştır.

Bayrağın eni 35 metre, uzunluğu 70 metredir. Toplam alanı ise 2450 m. Karedir. Bayrağın ağırlığı, yaklaşık 350 kilogramdır. Islak durumda, bayrağın ağırlığı iki katına çıkar.

Meydanda bulunan: AzErbaycan Cumhuriyeti arması, devlet marşının metni ve ülke haritası: altın kaplamalı bronzdan yapılmıştır. Meydanda, bir de, devlet bayrağı müzesi bulunmaktadır.

Azerbaycan Bakü

 

ŞEHİTLER XIYABANİ

Burası: Flame Towers yakınlarında: Bakü şehrinin en yüksek noktalarından birine yapılmış, 1990’lı yılların başında Sovyet Kızıl Ordusu ile olan çatışmalarda ölen Azeriler ve Karabağ şehitleri anısına yapılan bir anıtın bulunduğu mezarlıktır. Her biri: 400 er metrelik 4 şerit halinde düzenlenmiş mezarların: uç orta kısımlarında, sürekli yanan bir alev bulunur.

Her yıl, 20 Ocak tarihinde, burada devlet töreni düzenleniyor ve binlerce insan burayı ziyaret ediyorlar.

Burada: I. Dünya Savaşı sırasında bölgeye yardım gönderen Türk ordusunun şehitleri için yapılan bir anıtta bulunuyor. Bunlar: 1918 yılında, Türk-Kafkas Ordusunun Azerbaycan’ın işgaline karşı düzenlediği seferde şehit olan 1130 askerin anısına yapılmıştır.

Anıt: altıgen şeklinde, blok granit taş ve üzerine oyularak monte edilen beyaz mermer, ay-yıldız şeklindedir. Anıta yaklaşmayı sağlayan protokol yolu, Türkiye’den götürülen andezit taşı ile kaplanmıştır.

Aslında: 1918 yılında şehit düşen Türk ve Azarbeycan’lıların bu şehitliği: 1924-1990 yılları arasında, Sovyet döneminde lağv edilmiş ve buraya Dağüstü Park yani eğlence merkezi yapılmıştır.

1990 yılından sonra ise, yine şehitlik olarak düzenlenmiştir.
Şehre gelen resmi konuklar: burayı ziyaret etmektedirler.

 

FAXRİ HIYABANİ-DEVLET MEZARLIĞI

Parlamento caddesi üzerinde bulunan devlet mezarlığındaki en devasa mezar: Haydar Aliyev’in mezarıdır. Bunun dışında: devletin önde gelen kişilerinin de mezarları burada bulunmaktadır. Ayrıca: yine burada önemli doktor, sanatçı ve spor adamlarının da mezarları bulunmaktadır.

 

FİSKİYE MEYDANI

Burası da şehrin önemli noktalarından birisidir ve Bakülülerin uğrak noktasıdır.
Sahil Metrosu Stansiya’sından, buraya rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Birçok kafeterya, restoran ve mağazanın bulunduğu bu bölgede aynı zamanda Bakülülerin Rusçadan gelen “Targovıy Tsentry” olarak isimlendirdikleri ticaret merkezi de bulunur.

 

PORT BAKÜ

Burası, şehrin çekim merkezi haline gelmiş liman bölgesidir. Uzun sahil boyunca: hafifçe esen rüzgar eşliğinde, rahatsız edilmeden yürüyebilirsiniz. Zaten Bakü halkının çoğunun burada bulunduğunu göreceksiniz. Sahil cıvıl cıvıl oluyor.

Ayrıca: yine buradan 2 manat vererek körfez gezisi yaptıran teknelere binebilirsiniz. 20 dakikada kalkan bu küçük vapurlar, körfezde güzel bir gezinti yaptırıyorlar, öneririm.

 

AZARBAYCAN ULUSAL GÜZEL SANATLAR MÜZESİ

Azerbaycan ülkesinin en büyük sanat müzesidir. Şehrin merkezinde, Niyazi sokağında bulunan müze, ilk olarak 1936 yılında kurulmuştur. Müzenin bulunduğu yapı: 19. yüzyılda inşa edilmiş, iki Neo klasik binadan oluşmaktadır.

Bunlar: 1885 yılında inşa edilen “De Bur Sarayı” ve 1895 yılında inşa edilen “Mariinski Kız Lisesi” binalarıdır. Her iyi yapı da, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Eserler 60 odada sergilenmektedir.

Müzede: Azerbaycan, Avrupa, Rusya ve Doğu sanatının çeşitli dönemlerine ait, muhteşem bir sanat eseri koleksiyonu bulunmaktadır. Koleksiyonda bulunanlar: tablo, çizim, heykel ve gravürler olarak ayrılmıştır.

Eserler: yaklaşık 15 bin civarındadır ve daimi sergilenen koleksiyonda, bunlardan dönüşümlü olarak 3 bin tanesi sergilenmektedir.

Birinci yapı: Batı Avrupa sanatı ve Rus sanatı için ayrılmıştır. Burada: İtalyan, Fransız, Hollandalı, Alman ve Polonyalı sanatçıların eserleri sergileniyor.

İkinci yapı: İran, Türk, Çin ve Japon sanatına ayrılmıştır. Ayrıca: Rus sanatçıların eserleri de bulunmaktadır. Bu binada: Azerbaycan sanatına ait bir koleksiyonda bulunmaktadır.

 

ULUSAL TARİH MÜZESİ

Bakü şehrinin en büyük müzesidir. 1920 yılında kurulan müze: Tagiyev sokağında bulunan iki binadan oluşmaktadır. İlk binada: Azerbaycan ülkesinin eski dönemlerden günümüze kadar uzanan sürece ait arkeolojik ve Etnografik eserleri sergilenmektedir.

Diğer bina ise: ünlü petrol zenginlerinden Hacı Zeynelabidin’in yaşadığı ev ve mekanlar olarak müze olarak tahsis edilmiş olup: burada da, çeşitli dönemlere ait Etnoğrafik eserler görülmektedir.

 

DEVLET AKADEMİK MİLLİ DRAM TİYATROSU

Tiyatro, ilk olarak 1919 yılında kukla tiyatrosu olarak kurulmuştur. 1959 yılında tiyatroya “Akademik” unvanı eklenmiştir. Tiyatronun repertuarında: Azerbaycan edebiyatı yazarlarının klasik eserleri bulunmaktadır.

 

QUBUSTAN BÖLGESİ

Şehir merkezinin yaklaşık 60 km. güneyindeki bu bölgeye ulaşmak için, taksi kullanmanızı öneririm. Buraya giderken: birçok petrol rafinerisi ve tesisinin yakınından geçeceksiniz.

Bölgeye vardığınızda ise: burada volkan kayalarından oluşan olağanüstü bir açık hava müzesiyle karşılaşacaksınız. Bu kayalar üzerinde: neolitik çağda kayalar üzerine yapılmış resimler bulunuyor.

En eskisinin, MÖ.12. yüzyıla ait olduğu belirlenen bu kaya resimlerinde: insan figürleri, at, öküz, geyik, domuz ve balık gibi hayvan figürleri, av sahneleri, dini törenler, kullanılan el aletleri figürleri görülüyor. Ayrıca: yine bu resimlerde şaşırtıcı gemi resimleri de görülüyor.

Bu resimlerdeki gemilerin, Viking teknelerine benzemesi: ünlü Norveçli bilim adamı Thor Heyerdahl tarafından sezilmiş ve yapılan araştırmalar sonucunda, günümüzdeki İskandinav halklarının buradan göç etmiş olabilecekleri söylenmiştir.

Evet, günümüzde burada binlerce yıla yayılmış yaklaşık 4000 resim bulunduğu söyleniyor. Bu resimlerden en büyük olanının genişliği 9 metre kadardır. Resimlerin yapıldığı dönemin ardından, MÖ.4. yüzyılda buraya gelen İskender’in askerleri ve MS.2.yüzyılda yine buraya gelen Romalı askerler de: arkalarında bir takım duvar resimleri ve yazıları bırakmışlardır.

Yörede: bu resimler ve yazılar dışında birçok mağarada bulunuyor. Söylenenlere göre, bu mağaralar canlı yakalanan av hayvanlarının barınağı olarak kullanılıyormuş.

Öte yandan: bu bölgede, özellikle “Bibi Heybet” isimli Şii camisi de ilgi çekmektedir. Bu cami: Şii cami mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir.

Azerbaycan Bakü
Azerbaycan Bakü

 

YANARDAĞ

Burası da, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Aday Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Yanardağ, şehir merkezine 10 km uzaklıktadır.

Buranın özelliği: yaz-kış demeden yüzyıllardır yanmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü: doğalgaz, yüzeye çıkıyor ve yanarak ilginç bir görüntü ortaya çıkarıyor ki, bu nedenle dağ sürekli ziyaretçi akınına uğruyor.

Evet, burada tepenin yamacında, toprağın ince çatlakları arasından alevler çıkıyor.

Yanıyor dedim de, öyle büyük bir ateş değildir. Ateşin boyutları yaklaşık 10 metre genişliğinde ve 1 metre yüksekliğindedir. Azerbaycan devleti tarafından milli park olarak ayrılan “Yanardağ” eteğinde: bazı dinlenme yerleri bulunuyor.

Söylenenlere göre: Yanardağ, MS.7. yüzyıldan önce Mecusilerin tapınağı olarak kullanılıyormuş ve Azerilerin Müslümanlığı kabulünün ardından, buradaki tesisler yıkılmış, ama ateş yanmaya devam etmiştir.

Evet: buranın geçmişte “ateşe tapanların” ibadet yeri olarak kullanılmıştır. İran, Pakistan ve Hindistan’dan gelen Zerdüşler, burada ateşe taparlarmış.

Bu nedenle, burası Zerdüşler için bir haç ibadet yeri olarak kabul edilmektedir.

Söylenenlere göre: hiç kimse bu ateşi söndürmeye niyet etmiyormuş. Çünkü, burada yaşayanlar, daha önce de belirttiğim gibi İslamdan önce ateşe tapıyorlarmış.

Zerdüşlerin, Zerdüş isimli bir peygamberleri varmış ve onun mukaddes kitabı “Avesta” ya göre: Hürmüz adındaki Tanrı: gökte yaşamaktadır.

Güneş onun gözü olarak kabul edilir. Yerdeki alev ise, onun yansımasıdır.

Ancak, yukarıda da söylediğim gibi, 7. yüzyılda Azeriler Müslümanlığı kabul edince, burada bulunan ateşe tapanlara ait tesisler yıkılmıştır.

Bu yanan bölüm dışında: dağın birkaç yerinde daha ateş yanıyormuş, ancak zamanla buradan petrol çıkarılınca, bu yanan ateşlerin söndüğü söyleniyor.

Günümüzde ise, doğalgaz yanardağı olarak yalnızca burası bilinmektedir.

Slovakya Bratislava

Slovakya Bratislava

Şehir: Slovakya’nın en büyük şehri, aynı zamanda eyalet başkentidir. Ayrıca: ulusal Slovak Cumhuriyet Konseyi, Slovak Cumhuriyet Hükümeti, Ulusal Bakanlıklar ve Slovak Cumhuriyeti devlet yönetiminin diğer merkez organları bu şehirde bulunmaktadır. “Brat” kelimesinin anlamı, “kardeş” demektir. Yani “Slav kardeşliği” anlamına gelmektedir. Macarlar ise, bu şehre “Pozsony” ismini verirler.

Şehir: bir yandan eski komünist yönetim zamanından kalma çirkin blokları barındırırken, öte yandan 18’nci yüzyıldan kalma Rokoko tarzı binaları da bulundurmaktadır.

Şehir çok küçük. Yalnızca 430 bin kişi yaşıyor. Tuna nehrinin iki kıyısına kurulmuş şehirde, kıyılar arasındaki bağlantılar için köprüler bulunuyor.

Bratislava’da yaklaşık 450 bin kişi yaşamaktadır. Bu sayı ne kadar küçük görülse de, Slovakya’nın en kalabalık şehridir. Şehirdeki ekonomik etkinliklerin başında: otomobil, mobilya imalatı, kimyasal madde, tütün ürünleri, müzik aletleri, yün ürünleri ve deri ürünleri üretimi yaygındır.

Slovakya Bratislava

TARİH

Şehir: 10’ncu yüzyıldan önce kurulmuş ve ilk olarak “Pressburg” ismiyle bilinmektedir. 12’nci yüzyıla gelindiğinde ise, şehirde büyük ve güçlü tahkimatların kurulduğu görülür.

1541-1784 yılları arasında, şehir Macaristan’ın başkenti olur. 1805 yılında: Napolyon ile yapılan savaş sonrasında: Avusturya İmparatoru Alexander I ile Napolyon orduları: Rus çarının ordusunu yenmiş ve ardından: Bratislava şehrinde Başpiskopos sarayında, barış antlaşması imzalanmıştır.

I. Dünya savaşının ardından, 1919 yılında Çekoslovakya oluşturulduğunda: Bratislava şehri, Slovakya eyaletinin başkenti yapılmıştır.

 

ULAŞIM

Şehirdeki havaalanı olan “MR Stefanika” şehir merkezine 7 km. uzaklıktadır. Havaalanından şehir merkezine ulaşım için otobüsler bulunuyor.

Bratislava-Viyana arasındaki karayolu 60 km. dir. Trenle 1 saatte gidilir ve tren ücreti, 7 eurodur. Bratislava-Budapeşte arasındaki uzaklık: trenle 3 saat ve Bratislava-Prag arasındaki uzaklık, trenle 2.5 saattir. Bratislava ve Viyana: Avrupa’da birbirine en yakın iki başkent olma özelliğine sahiptir. Biraz önce de söylediğim gibi, araları yalnızca 60 km. dir.

 

İKLİM

Şehir: Tuna nehrinin her iki yakasında bulunması nedeniyle, hafif ve sıcak bir iklim yapısına sahiptir. Yıllık sıcaklık ortalaması 9.9 derecedir ve Slovakya’nın en sıcak bölgeleri arasında yer alır.

Kışın buraya gidiyorsanız, ülkemizden daha sert bir kış olduğunu bilmeli ve ona göre tüm kalın kıyafetlerinizi almalısınız. Yazın gidiyorsanız, ince giysiler götürün ancak, buranın bir Orta Avrupa ülkesi olduğunu, gece ve gündüz sıcaklıkları arasında muhteşem farklar olduğunu unutmadan, gece giymek için hırka gibisinden bir şeyler yanınıza alın.

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Tramvay ve otobüslere bindiğinizde: biletinizi damgalatmayı sakın unutmayın.
Bratislava City Card satın alırsanız: ulaşımda ve bazı müzelere girişte indirim sahibi olursunuz.

 

NE YENİR

Slovakya mutfağında “Macar” etkisi görülür. Ne içmek gerekir derseniz, bu kez Slovak biralarının mutlaka tadına bakmanızı öneririm. Bu biralardan en iyilerinden birinin markası “Spis” dir.

Bratislava şehrinde en ilgimi çeken özellik: öğlen saatlerinde, bütün restoranların fiks menü benzeri, ana yemek, salata ve  tatlıdan oluşan ve bir içecek te bulunan bir menüyü uygun fiyatla müşterilerine (10 euro) sunmalarıydı.

Yani, menüde saatlerce bir şeyler aramak zorunda kalmadan fiks menü alıp karnınızı doyurabilirsiniz.

 

ALIŞVERİŞ

Şehirdeki en önemli alışveriş mekanı “Aupark” dır ve New Bridge denen yere yakındır. Yani Old Town Tuna karşısında, Batı tarzı inşa edilmiş bir alışveriş merkezidir. Şehrin en büyük alışveriş merkezi olan “Avion” da ise: mağazalar, food court, IKEA mağazası, giyim mağazaları bulunur.

Bunun dışında, şehir merkezinde küçük, irili ufaklı dükkanlar bulunuyor. Ama alışverişi çok canlı bir şehir olduğu söylenemez, yani alışveriş yapmak için uğraşmayın, bir şey bulmak pek mümkün değildir. Alışveriş merkezlerine gitmek gerekiyor.

 

GECE HAYATI

Slovakya ülkesinde alkollü içkiler ucuzdur. Özellikle: Slovak birası önem kazanmaktadır. Bunun yanında: zengin bir gece hayatı yaşamak isteyenler için “Old Town” bölgesi önerilmektedir.

Şehir insanının arasına karışıp eğlenmek isterseniz, kent merkezini denemelisiniz. Burada birçok yer bulabilirsiniz. Bira içmek için en uygun barlar: Budvar, Pilsen Urquell, Kozel, Radegast, Starobno.

Hviezdoslavovo meydanında bulunan: Svet ve Piya da tercih edilebilir. Sedlarska caddesi üzerindeki Dubliner en Irısh Pub önerebileceğim diğer bir bardır.

Slovakya Bratislava

TURİZM

Şehrin tarihi kısmı olan “Stare Mesto” bölgesinde: St.Michael kulesinden, Avusturya’dan Macaristan’a kadar uzanan muhteşem güzel bir manzara izlemek mümkündür.
Şehirdeki önemli yerler, yürüyüş mesafesindedir. Bunlar arasında öne çıkanlar: Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde yapılanlardır.

Eski şehir ve kale: şehrin en turistik yerleridir. Eski şehirde özellikle bazı müzeler ilgi çekerler. Bunlar arasında bulunanlar: İşkence ve Şarap üretim müzesi, Belediye Müzesi’dir. Slovak ulusal müzesi de ziyaretçi çekmektedir.

Ayrıca: Başpiskopos Sarayı ve Mirbach Sarayı ilgi çeker. Tuna nehri üzerinde inşa edilen kale ise: MS.1 ve 5’nci yüzyıllar arasında, Roma İmparatorluğunun bir sınır kalesi olarak kullanılmıştır. 9’ncu yüzyıldan sonra ise ve en son olarak 2000 yılında restore edilmiştir.

Son bir not, şehir merkezindeki caddede, güzel ve esprili heykeller var ve bunları mutlaka görmelisiniz. Bunların arasında en rağbet göreni, yoldan geçen bayanların eteklerinden bacaklarına bakan bir kanalizasyon işçisinin heykelidir.

 

GEZİLECEK YERLER

Her zaman olduğu gibi, ben şehirde gezmenizi önereceğim yerleri aşağıda sıralıyorum. Siz, bu şehirde kalış sürenize ve anlatılan yerler içinde ilginizi çeken yerlerin durumuna göre, bir şehir haritası üzerinde gezeceğiniz yerleri işaretliyorsunuz ve böylece, Bratislava şehrinde, gayet güzel bir tur yapıyorsunuz.

Slovakya Bratislava Old Town

OLD TOWN

Kalenin de bulunduğu bu bölgede: tepeyi keşfederken, ilginç özellikler görebilirsiniz. Dar sokaklar, çeşitli hoş restoranlar, kafeler ve galeriler bulunur. Kalenin bulunduğu tarihi tepe: Komünist dönemi ve çağdaş peyzaj karışımıdır.

Bu bölüme araç girişini yasaklamışlar. St. Martins katedralinin arkasından başlayan yürüyüş yolunun hemen sağında güzel kafeler var. Bu güzel kafelere oturup gelip geçeni seyrederek yorgunluk atabilirsiniz. Ayrıca, bu kafeler, kendi yaptıkları ürünleri servis ediyorlar.

Şehrin bu bölümünde birkaç heykel bulunuyor. Bu heykeller hakkında sizlere kısa bilgiler vermek istiyorum.

Old Town bölgesinin hemen girişinde yolun kenarında “Schöne Naci” isimli heykel bulunuyor. Bu şahıs: aslında fakir ve zihinsel özürlü bir kişi olmasına rağmen, Slovak halkı arasında çok meşhurdur.

Çünkü: bu kişi, sokaktan geçen herkese: şık kıyafetleri içinde, şapkasını çıkararak ve gülümseyerek selam verirmiş. Bu nedenle, öldükten sonra, kendisinin heykelini dikmişler ve heykel de zaten, şapkasını çıkararak yine gelip geçene selam veriyor.

Evet, 1897 yılında doğan, şık smokin ve silindir şapkalı şehrin sokaklarında yürüyerek meşhur olan bu şahıs, ölümünden sonra da, gelip geçene selam vermeyi sürdürüyor.

Şehrin eski bölümünde, biraz ileride yine bir heykel bulunuyor. Bu heykel “Çumil” heykelidir. Çumil: kanalizasyon kanalından yeni çıkmış ve sokaktan geçenlere bakan bir durumda betimlenmiştir ve bazı Slovakyalılarda, kendisini yoldan gelip geçen bayanların eteklerine bakıyor olarak nitelendirirler.

Heykelin hemen yanındaki “çalışan adam” levhası da dikkat çekiyor. Bu heykelleri anlatan görevli, hemen Eskişehir ve Eskişehir Belediye Başkanının yaptırdığı bu tür heykelleri örnek veriyor ki, haklı, Eskişehir’de de benzeri heykeller var.

Bölgenin ana meydanında; tam Fransız konsolosluğunun önünde ise; Juray Melus tarafından yapıldığı yazılı olan “Napolyon” heykeli bulunuyor. Ama: bu heykelde betimlendiği şekilde, Napolyon, halkın arasına karışmıştır.

Napolyon ordusu, Bratislava şehrine iki kez girmiş ve 300 süvari ve 9000 asker ile şehir sokaklarında yürümüştür. İlk olarak, 1805 yılında şehre girmiştir. Yine burada Napolyon’la ilgili anlatılan bir söylenti var.

Napolyon ordusundan bir asker, buralı bir kıza aşık olur. Gün gelir, Napolyon ordusu ile şehri terk edeceği zaman, bu aşık asker şehri terk etmek istemez ve burada kalmak ister.

Bunun üzerine, Napolyon, askere senin her şeyin orduya ait, burada kalırsan bunları iade etmen gerekir der ve bunun üzerine, asker üstünde bulunan bütün eşyaları orduya teslim eder ve şehirde kalarak sevdiği kızla beraber olur.

Evet, bu bölgede daha birçok heykel var.

Slovakya Bratislava Kalesi

 

BRATİSLAVA HRAD-BRATİSLAVA KALESİ

Kale: Tuna nehri kıyısında, denizden 150 metre yükseklikte, Küçük Karpat Dağları üzerinde, güneydeki bir tepe üzerine yapılmıştır. Yapılış amacı: Osmanlı korkusudur.

Osmanlılar, Budapeşte şehrini ele geçirdiklerinde, Macar kraliyet ailesi burada yaşıyormuş. Ancak: eski çağlardan beri, burada insan yerleşimi olduğu bilinmektedir.

Büyük Moravya İmparatorluğu zamanında, bu tepe üzerinde büyük bir kale bulunuyordu. Kale hakkındaki ilk yazılı kaynaklar, MS.907 yılından gelmektedir. Büyük Moravia imparatorluğunun bitiminden sonra, Bratislava kalesi, Macarlar ile arada bir sınır görevi görmüştür.

Ancak: 1811 yılında, büyük bir yangın, kaleyi harap etmiş ve tamamen yanmıştır. Günümüzde görülen yapı, 1950 yılında yapılan restorasyon sonucu ortaya çıkmıştır.

Buraya: iki yönden yürüyerek erişilebilir. Bunlar: birinci olarak Beblaveho sokak üzerinden ve diğer yol Slovak Parlamentosu tarafında tarihi şehir merkezinden ve Mudronova sokak üzerindendir.

Slovakya Bratislava Ulusal Tarih Müzesi

Ulusal Tarih Müzesi

Müze: Pazartesi hariç her gün saat: 09.00-17.00 arasında açıktır.
Burada, özellikle arkeolojik sergi: Slovakya’nın uzun geçmişine ait hazineleri barındırmaktadır ki, bunlar arasında: mobilya ve saatler başı çeker. Ayrıca, bir de müzik sergisi bulunur.

Slovakya Bratislava St Martin Katedrali
Slovakya Bratislava St Martin Katedrali

 

DOM SV MARTİNA-ST. MARTİN KATEDRALİ

Katedral hemen otobanın yanında bulunmaktadır. Yani, Rudnaıyovo nam bölgesindedir. Turlar şeklinde geziler yapılmaktadır. 1563-1830 yılları arasında hüküm süren 12 yöneticinin yani Macar kralının burada taç giydiği söyleniyor.

Yapı her ne kadar 13’ncü yüzyılda yapılmış olsa da 19’ncu yüzyılda restore edilmiştir. Güney bölümdeki portal giriş, Slovakya’nın en eski Rönesans mimarisi örneğidir. Kule: 85 metre yüksekliktedir ve neo-gotik stildedir.

Kuleye özellikle dikkatle bakın, üstünde, 300 kg. ağırlığında Macar kraliyet tacı örneği görülmektedir. Bu taç: 2×2 metre boyutlarındadır ve bu nedenle, 1563-1830 yılları arasında kilise, taç giyme kilisesi olarak kullanılmıştır.

Her yıl Eylül ayı başlarında, burada Bratislava zafer ve taç giyme günü kutlamaları yapılır.

 

CHATAM SOFER MEMORİAL

Mauzoleum Chatama Sofera.Svobodu bölgesindedir.
Anıt: Pressburglu Haham Moşe Schreiber’den ismini almıştır. Kendisi, 19’ncu yüzyılda, Avrupalı Yahudi liderlerinden birisiydi. Buradaki mezarı: 1943 yılında bölgedeki 17 Yahudi mezarıyla birlikte Naziler tarafından yıkıldı.

Daha sonra ise, mimar Martin Kvasnica tarafından yeniden tasarlandı ve yapıldı. Günümüzde görülen mezar, 2002 yılında açılmıştır. Ziyaret etmek isteyenlerin önceden rezervasyon yaptırmaları gerekiyor.

Slovakya Bratislava Manderlov Evi

MANDERLOV EVİ

Nam SNP bölgesindedir.
Şehrin ilk yüksek katlı binasıdır. 10 katlı bu bina uzun süre Bratislava’nın gökdeleni olarak anılmıştır. Yapı, 1935 yılında mimarlar Ernest Spitzer ve Ludwig tarafından yapılmıştır. Binanın karakteristik özelliği, cephesinin koyu kırmızı dikey çizgiler bulundurmasıdır. Zemin katta, yeni Grand Cafe mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer olarak bilinir ve tanınır.

Slovakya Bratislava Palffy Palace

PALFFY PALACE

Panska bölgesindedir.
Bugünkü sarayın sitesi içinde, 19’ncu yüzyıldan kalma eski evler görülür. 1885 yılında yapılan yenileme çalışmaları sırasında, arkeologlar, 13’ncü yüzyıldan kalma mimari duvar kalıntıları tespit ettiler.

Ayrıca, bodrum katında yapılan arkeolojik araştırmalarda, Roma ve Kelt dönemine ait bulgular ortaya çıkarıldı. Böylece, şehirde daha önceki dönemlerde bir Kelt yerleşimi bulunduğu, buradan belgelenmiş oldu.

Günümüzde saray: ziyaretçiler için çağdaş sanatın ustalarının eserlerini barındıran klasik koleksiyonu sunmaktadır. Ayrıca, 15 bin kitaptan oluşan büyük bir kütüphane de sarayın içindedir. Daimi sergilerde: cam, heykel ve resimler bulunur ve daha çok Hollandalı ve Flaman ve İtalyan ustaların, 17 ve 18’nci yüzyıl eserlerini barındırır.

 

PARLAMENTO

Burası, Slovak Cumhuriyeti Ulusal Konseyi olarak da bilinen Slovak Parlamentosunun toplanma yeridir. Tuna nehri yakınlarında bir uçurumun üzerindedir, yani şehrin en iyi yerinde bulunmaktadır.
Parlamento içine gezi turları, her gün saat 14.00 de yapılmaktadır. Bina halka açıktır ve özellikle, parlamento restoranından, muhteşem bir manzara izlenmektedir.

 

PANTEON

Vojnovy pamatnik Slavin bölgesindedir.
Kale manzaralı bir tepe üzerinde yapılmıştır. Bratislava şehrinin birçok yerinden görülebilir. Burada, Nisan 1945 tarihinde, kentin kurtuluşu için çağırılan “Kızıl ordu” nun 6845 şehit askerinin mezarı bulunmaktadır.

Boyutlarının büyüklüğü ile etkileyici bir anıttır. Yüksekliği 39 metredir ve 11 metrelik bir heykeli bulunmaktadır. 1957-1960 yılları arasında inşa edilmiştir. Sovyet savaş anıtları mimarisinin güzel bir örneğidir. Ancak, bu anıt, aynı zamanda Slovaklar arasında karışık duygular ortaya çıkarmaktadır.

Çünkü, bir yandan şehri kurtarması için çağırılan Sovyet askerleri, gelmişler ve binlerce şehit vererek şehri kurtarmışlardır, ancak öte yandan: 1968 yılında, Slovak lider Alexander Dupçek tarafından yönetilen bir hareket ve Varşova paktı birlikleri tarafından işgal edilen bir şehir var.

Yine anıta gelecek olursak, anıtın en önemli özelliği: etkileyici ufuk çizgisi ve şehrin silüetinde yarattığı büyüleyici güzelliktir. Anıtın yakınlarında “Mountain Park” var, ayrıca, bu anıtın çevresi, yine şehrin en zengin bölgelerinden dir ki, birçok villa görebilirsiniz.

Slovakya Bratislava Ulusal Tiyatrosu

SLOVAK ULUSAL TİYATROSU

Jesenskeho bölgesindedir.
Yapı: Viyanalı mimarlar Fellner ve H.Helmer tarafından tasarlanmış ve 1886 yılında neo-Rönesans stilinde inşa edilmiştir. Cephedeki oval deliklere: Viyanalı heykeltıraş Tiğner tarafından, ünlü bestecilerin taş heykel büstleri yerleştirilmiştir.

Yine, tiyatro girişinde bulunan havuz mimar Tilgner tarafından tasarlanmıştır. Havuz: bir kartal tarafından karşılanan Zeus heykeli ile süslüdür.

Evet bu bina, günümüzde Slovak Ulusal Tiyatro ve Bale topluluğu tarafından kullanılmaktadır

OLD CİTY HALL

Stara radnica.Primaciaine namestie bölgesindedir.
Buranın geçmişi, 13’ncü yüzyıla kadar uzanmaktadır. Orijinal bina romanesk tarzda yapılmıştır. Binanın eşsiz duvar resimleri, 15’nci yüzyıldan kalmadır. Belediye binasında, bir de “Belediye Müzesi” bulunmaktadır. Özellikle yaz aylarında, yapının önündeki avluda, kültürel etkinlikler ve konserler düzenlenmektedir.

Slovakya Bratislava Michael Kapısı

MİCHAEL KAPISI

Michalska brana bölgesindedir.
Bakır çatılı Michael kapısı, Bratislava şehrinin sembollerinden birisidir. Kapının ortasında bulunan gotik kule: 14’ncü yüzyıl yapımıdır. Çatı ise, 1753-1758 yılları arasında yapılmıştır. Kule: 7 katlı ve 51 metre yüksekliktedir.

Üst terasta, muhteşem bir şehir manzarası izlenmektedir. Kulenin üstünde ise, Başmelek tarafından bir ejderhanın öldürülmesi sahnesi olan heykel bulunur. Kapının altında ise “Silah Müzesi” bulunuyor. Ayrıca, yine kapının bulunduğu yerde “sıfır kilometre taşı” görülüyor ve buradan, 29 büyük şehre olan mesafe yazılıdır.

 

MİRBACHOV PALACE

Frantiskanke namestie bölgesindedir.
Bu rokoko tarzı saray: 1768-1770 yılları arasında, şehirde yaşayan Michael Rush tarafından yaptırılmıştır. Sarayın son sahibi ise, Kont Emil Mirbach’dır ve sarayı yani yapıyı “Şehir Galerisi” kurulması için şehir yönetimine devretmiştir.

Kont Emil’in arzusu yerine getirilerek, saray resim ve heykel daimi sergisi alanı olmuştur. Burada, ayrıca geçici sergiler de düzenlenmektedir. Sarayın avlusunda, Viktor Tilgner tarafından yapılmış etkileyici heykeller bulunan bir havuz görülüyor.

Slovakya Bratislava Macaristan Eski Kraliyet Sarayı

MACARİSTAN ESKİ KRALİYET SARAYI

Michalska Ventürska bölgesindedir.
Saray, şehir manzaralı bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Barok mimari stildeki saray: 1753-1756 yılları arasında, mimar Martinelli tarafından tasarlanmıştır. Yapı; 19’ncu yüzyılda uzun süre Macar Parlamentosu olarak kullanılmıştır. 1847-1848 yılları arasında ise, burası Slovak Ulusal Hareketi Başkanı ve Ulusal Konsey Üyeleri tarafından kullanılmıştır. 1953 yılında ise, sarayın içine bir üniversite kütüphanesi yapılmıştır.

Slovakya Bratislava Üniversiteler

ÜNİVERSİTELER

Şehirde: 1919 yılında kurulan Comenius Üniversitesi, 1938 yılında kurulan Bratislava Slovak Teknik Üniversitesi ve 1953 yılında kurulan Slovak Bilimler Akademisi bulunmaktadır.

 

Academia Istropolitana

Burası, eski Macar krallık döneminin ilk üniversitesi olarak dikkat çekmektedir. 1465 yılında kurulan üniversite, Bratislava kralı Matthias Corvinus tarafından, gelişimi ve yayılması için büyük önem verilen bir yer olmuştur. Üniversite binasının bir kısmı: 1490 yılında kral Matthias’ın ölümünün ardından, bir manastır olarak kullanılmaya başlanmıştır. Üniversite de görev yapan hocalardan Regiomontanus Johannes Müler (1436-1476) Avrupa’nın büyük eğitimcilerinden birisidir ve dünyanın güneşin çevresindeki hareketlerini incelemiştir.

Slovakya Bratislava En Spn

EN SPN

Burası, tek bir direk üzerine asılı bir çelik köprüdür ve 1967-1972 yılları arasında inşa edilmiştir. Şehrin en tipik mimari yapısı olarak dikkati çeker. Tek çelik ayağın üst kısmında, 80 metre yükseklikte, hızlı asansör ile çıkılan bir restoran bulunur. Ayrıca, 430 basamaklı bir acil merdiveni de bulunmaktadır.
Köprüye gelince: uzunluğu 431.8 metredir. Genişliği 21 metredir. Toplam ağırlığı ise, 7.537 tondur.

 

APOLLO KÖPRÜSÜ

Apollo köprüsü: Petrzalka ilçesi ve şehir merkezini birbirine bağlayan, Tuna nehri üzerindeki asma bir köprüdür.

Slovakya Bratislava Old Bridge

OLD BRİDGE

Tuna nehri üzerinde, hala kullanılan en eski köprülerden birisidir. Ayrıca “Franz Joseph köprüsü” olarak da bilinir.

 

GRASSALKOVİC PALACE

Hodzovo namestie bölgesindedir.
Rokoko tarzından inşa edilen sarayda, Başkan yaşamaktadır.
İlk yapılışı ise: 1760 yılında: Macar İmparatoriçesi Maria Theresa’ya kadar uzanır. Takip eden süreçte de, soyluların ikametgahı için popüler bir yer olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise, biraz önce de söylediğim gibi, Slovak Cumhuriyeti Başkanının ofisi bulunmaktadır.
Burayı ziyaret etmek isterseniz, sarayın içi kapalı, ancak bahçesi yani park bölümü serbesttir.

Park da Grassolkovich

Burası, Başkanlık sarayının bahçesi olarak bilinir. Aslında: bir Fransız süs bahçesi olarak tasarlanmıştır ancak 1919 yılından bu yana: popüler bir yer haline gelmiştir. Burada: yürüyüşler, konserler düzenlenir ve şehrin gürültüsünden kaçmak isteyenler, burayı tercih ederler.
Bahçenin ortasında bir heykel dikkati çeker. Bu heykel: at sırtındaki İmparatoriçe Maria Theresa’nın heykelidir. Heykel: ünlü Slovak heykeltıraş Tibor tarafından yapılmıştır. Park sokakta ise, devlet başkanlarının büstleri bulunur.

 

MÜZELER

Slovakya Bratislava Yahudi Kültür Müzesi

MUZEUM ZİDOVSKEJ KULTURY-YAHUDİ KÜLTÜR MÜZESİ

Müze binası, 17’nci yüzyıldan kalmadır, ancak günümüze kadar birçok kez yenilenmiştir. Bina, 1993 yılındaki restorasyonun ardından, Yahudi Kültür Müzesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Slovakya Bratislava Slovakya Ulusal Müzesi

SLOVENSKE NARODNE MUZEUM-SLOVAK ULUSAL MÜZESİ

1961 yılında kurulmuştur. Müze binası: Bratislava eski şehir bölümünde, Doğa Tarih Müzesiyle birliktedir. Binanın inşaatı, mimar Harminec tarafından tasarlanmış ve Temmuz 1928 tarihinde tamamlanmış ve müze, 1930 yılında açılmıştır.
Slovakya’nın bu en büyük müzesi: ülke çapında 16 özel müzeyi yönetir.

 

SLOVENSKA NARODNA GALERİA-SLOVAK ULUSAL GALERİSİ

Burada: gotik sanattan, grafik sanatına kadar pek çok eser sergileniyor. Galerinin kendi koleksiyonunda, antik, modern ve çağdaş sanata ait yaklaşık 55 bin eser bulunduğu söyleniyor.

 

BRATİSLAVA CİTY MUSEUM

1868 yılında kurulmuş, ülkenin en eski müzesidir. Şehrin Old Town bölümündedir. Şehir müzesi, Bratislava şehrindeki 11 müzeyi yönetir.

 

APPONYİHO PALACE

Radnicna bölgesindedir. Cumartesi ve Pazar günü: saat: 11.00-18.00 arasında ve diğer günler: saat: 10.00-17.00 arasında açıktır.
Saray: Macar asilzadesi, Kont George Appony tarafından yaptırılmıştır ve günümüzde, burası: Bratislava şehir müzesi olarak kullanılmaktadır. Müzede: Bratislava bölgesindeki üzüm tarihi, şarap barları ve şarap malzemeleri sergilenmektedir. Macar şaraplarının popülütesi: Macar kralı Matthias Corvinus yani 1767 yılından bu yana sürmektedir.
Eğer: bölgeye ait iyi bir şarap tatmak isterseniz, sarayın avlusunda oturup tadabilir ve hatta satın alabilirsiniz.

Slovakya Bratislava Saat Müzesi

GOOD SHEPHERD EVİ-SAAT MÜZESİ

Zidovska ul. Bölgesindedir ve 4 katlı bina, rokoko mimari stilinde, 18’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Yeri de ilgi çekicidir, birbirine yaklaşan iki sokağın bitim yerinde, kama şeklinde, bir boşluk doldurmaktadır.

Ev çok dar olmasıyla ilgi çeker. Önünde yalnızca bir oda ve merdiven genişliğindedir. Ama, Bratislava şehrinin en iyi binası olarak kabul edilir. Binanın köşesinde “Good Shepherd” yani “İsa heykeli” bulunmaktadır. Binanın içinde ise: eşsiz bir “saat müzesi” bulunur.

 

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Slovakya Bratislava Devin-Castle Kalesi

DEVİN CASTLE-KALESİ

Muranska ul. Bölgesindedir.
Kale; Tuna ve Morava nehirlerine bakan bir tepe üzerinde bulunuyor. Çünkü, burası Keltler, Romalılar, Lombardlar, Gotlar ve diğer bölgede yaşayan uygarlıklar için hep stratejik bir yer olarak değerlendirilmiştir.

Kalenin günümüzdeki haliyle, Moravya İmparatorluğu döneminde yapıldığı sanılıyor.

Çünkü, kale ile ilgili ilk yazılı bilgiler, 1223 yılına aittir. 19’ncu yüzyılda ise, kale, Slovak ayaklanması için önemli bir yer olarak kullanılmıştır.
Tarih sevenlere cazip gelecek bir kaledir. Yalnızca yürüyüş olarak değil, çevresindeki muhteşem güzel doğa da ilgi çeker.

Slovakya Bratislava Antik Gerulata Rusovce

ANTİK GERULATA RUSOVCE

Burası: Gerulata İmparatorluğunun kuzeyinde kurulmuş bir “Roma askeri kampı” dır. Mezarlıklardan anlaşıldığına göre, kamp geniş bir alanda yay gibi yerleşmiştir.

Bölge ile ilgili ilk karşılaşma: 1961 yılında, inşaat işçilerinin toprak çıkarma sırasında, taş sütunlarla karşılaşmaları ile olmuştur. 1963 yılında da yoğun arkeolojik araştırmalar başlamış ve Gerulata, kültürel bir yer olarak belirlenmiştir.

Burada: bir kilise ve müze bulunuyor. Antik Gerulata Müzesinde: takı, giysiler, silahlar, seramikler, tuvalet eşyası, harita modelleri, fotoğraf malzemeleri, taş sanat eserleri bulunmaktadır.

Arjantin en güzel yerleri

Arjantin en güzel yerleri

Arjantin her yıl güzel coğrafyası ve ilginç geçmişi ve kültürü, gelişen gece hayatı ve benzersiz lezzetleri, sonsuz alışveriş olanakları ile yüzbinlerce turist çekmektedir.

Arjantin en güzel yerleri;

1.ŞARAP

Arjantin dünya üzerinde en fazla 5. şarap üreten ülkedir. Özellikle “Salta” adlı aromatik “Torrontes” ve ülkenin orta bölgesinde üretilen klasik Cabernot Sauvignons çok popülerdir. Şarap turlarında birçok Arjantin şarap imalathanesi gezilir.

 

2.IGUAZU ŞELALELERİ

Iguazu kelimesi Guarani dilinde “Büyük Sular” anlamına gelir. Bunlar 1984 yılında UNESCO tarafından “Doğal Dünya Mirası” kabul edilerek koruma altına alınmıştır. Patagonya “Nahuel Huapi” Milli parkı ile birlikte Iguazu şelalesi, Arjantin’in en uğrak turistik yerlerinden birisidir.

Ziyaretçiler doğa yürüyüşleri, su sporları ve şelalelerin muhteşem akışını izleyebilirler. Bazı ziyaretçiler Brezilya veya Arjantin tarafından şelalelerin daha iyi göründüğünü iddia etmektedirler.

Ama bölgede her iki taraftan da şelaleleri izlemek mümkündür. Arjantin tarafından, küçük bir trenle ulaşılan “Şeytan Boğazı” denilen yer, üç taraftan düşen şelalelerin en iyi izlenebildiği yerdir.

 

3.LA RECOLETA MEZARLIĞI

Bu ünlü ve etkileyici mezarlıkta, ülkenin en ünlü kişileri gömülüdür. Bu mezarlığı ziyaret etmek turistik bir gelenek haline dönüşmüştür. Ülkenin en iyi heykeltıraşları tarafından bu mezarların yapıldığı söyleniyor.

Arjantin en güzel yerleri:

4.LOS GLACİARES BUZULLAR MİLLİ PARKI

Ülkenin güney batısında, Şili ile sınır yakınlarında “Austral Andes” denilen bölgedeki bu milli park: ulaşım açısından Arjantin’in en zor alanlarından birisidir. Ama aynı zamanda en etkileyici yerlerden biri olarak da tanınır. Argentino gölü üzerinde yüzen buzdağları ve yükselen Fitz Roy dağı, muhteşem etkileyicidir.

Buzullarda parçaların suya düşmesi muhteşem etkileyicidir. Ayrıca park alanında gerek bitki ve gerekse hayvan türlerinin geniş bir yelpazesi görülür.

Park alanında: trekking, dağ bisikleti, buzul kenarında tekneyle gezi yapmak mümkündür. Çiftliklerde ise at binmenin keyfine varmak mümkündür. Burası: 1981 yılında UNESCO Dünya Mirası Vakfı tarafından koruma altına alınmıştır.

 

5.ISLA VİCTORİA

Bu güzel ada gölü “Nahuel Huapi” üzerinde bulunmaktadır. Burada birçok bitki vardır. Yani adanın kendisi süs bitkileri kreş evi gibidir denilebilir. Burası 1934 yılında Arjantin’de oluşturulan ilk milli park alanıdır. Adanın parçaları, güzel doğal habitat alanlarını içerir. Adanın genelinde turizm kısıtlı olmasına rağmen, doğal manzaraları ve doğal alanların bazılarını gezmek mümkündür.

 

6.BULUTLAR İÇİNDE TREN YOLCULUĞU

Salta ve Viyadük La Polvorilla arasında çalışan tren: çarpıcı 15 saat tur gezintisinde, 3000 metrenin üzerine yükselen, dünyanın en önemli tren yolculuklarından birini yaptırmaktadır. Demiryolu 29 köprü ve viyadük ile ilerlemektedir ve birçok yerde raylar bulutlar altında gözden kaybolmaktadır. Muhteşem bir deneyim, mutlaka katılmalısınız.

Arjantin en güzel yerleri:

7.BEAGLE KANALI

Onun şaşırtıcı doğal çevresi çok ünlüdür. Arjantin ülkesinin güney ucundaki bu sahil şeridi buraya ulaşan ilk gemi olan “Beagle” gemisinin ismiyle anılır. Burada: balinalar izlenir, ayrıca Lengas feneri, penguen kolonileri görülebilir.

 

8.ARJANTİNLİ ATLAR

Gauchos (Arjantinli kovboy) ülke genelinde geniş alanlarda, Arjantin kültürünün bir parçası olmuşlardır. Onlar bu görkemli hayvanlar üzerinde dört nala giderler. Arjantinde, at her şeydir. Bir ziyaretçi olarak yarışları izlemek için “Hipodrom”u ziyaret etmelisiniz veya “polo” yarışlarını izlemelisiniz.

 

9.USHUAİA KIŞ SPORLARI:
Ushuaia dünyanın en güneyindeki şehir olarak kabul edilen Isla Grande de Tierra del Fuego şehrinde çok yaygındır. Burası zengin kültürü, tarihi ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilere çok şey sunar.

Spor meraklıları, burada kayak, kızak, snowboard ve diğer kış sporlarını yapabilirler. Hatta “Beagle Channel” adalarında yaşayan kuş, penguen, fok kolonilerini görebilirler.

 

10.TİGRE DELTA YAZ SPORLARI

Buenos Aires şehrinin yoğun temposundan kaçmak isteyenler, bir saatlik tren yolculuğu ile Tigre Deltasına ulaşabilirler. Tigre, Parana nehri deltası üzerinde yer almaktadır. Martin Garcia adası gibi büyük adaların bazıları, müzeler, kamp yerleri ve diğer turistik kasabaları barındırmaktadır.

Su sporları meraklıları; Tigre labirentinde balıkçılık, kano ve kürek yapmanın tadını çıkarabilirler.

 

11.PALERMO SOHO’DA ALIŞVERİŞ

Palermo Soho: güzel butik dükkanları ile Buenos Aires şehrinin yaratıcı tasarım bölgesidir. Burada uzun yürüyüşler yaparak ince bir sanat güzelliklerini keşfedebilirsiniz.

Şaşırtıcı ayakkabılar ve kemerler, şık etekler ve elbiseler, ışıltılı özel takı ve şık kotlar bulabilirsiniz. Ancak fiyatların biraz yüksek oluşuna dikkat etmek gerekir.

Palermo Soho’da sanki her köşede bir özel ayakkabı mağazası var gibi görünür. Bunlar şaşırtıcı tasarımlarla doludur. Yine burada bolca kafe ve bar bulmak mümkündür. Yani buraya girenler aç ve çıplak çıkmazlar.

 

12.EĞLENCE

Arjantin’de birçok harika festivaller düzenlenmektedir. Buenos Aires şehrinde, her yıl, iki kez, bir hafta süren “Buenos Aires Moda” festivali düzenlenmektedir. Ayrıca “Buenos Aires Bağımsız Film Festivali” de ilgi çekmektedir.

Bunların dışında yine birçok festivaller düzenleniyor. Özellikle “Semana de Jujuy” denilen ve bir hafta süren festival popülerdir. Alman kültürünün “Oktoberfest” bira festivali de Ekim ayının ilk iki haftasında Cordoba yakınlarında Villa General denilen yerde kutlanmaktadır.

 

13.BİFTEK

Sığır. Arjantin’de kişi başına yıllık 65 kilogram sığır eti tüketimi düşmektedir ve bu oran dünyanın en yüksek oranıdır. Arjantin’de birçok sığır üreticisi hala mera ve çayırlarda kendi ineklerini eski yöntemleri kullanarak beslemektedirler. Onlar genellikle hareketli ve açık alanlarda beslendiklerinden tahılla beslenen sığırlara nazaran daha lezzetlidir.

 

14.SALTA BÖLGESİ-FANTASTİK-JEOLOJİK-GASTRONOMİK ÖZELLİKLER

Arjantin, şehirlerin ilginç tarihi ve kültürel yapıları yanında, yerel gıdalar için ilginç deneyimler ve zenginlikler sunmaktadır. Turistler Calchuqui Vadisi boyunca rehberli turlarda inanılmaz ve çok renkli kaya oluşumları, sessiz kerpiç köyler görebilirler. Salta bölgesi ayrıca humitas, Locro ve empanadas gibi lezzetli şarapları ve geleneksel yemekleri ile tanınır ve bilinir.