Sicilya Güneybatı bölümü

Sicilya Güneybatı bölümü

Sicilya adasının güneybatı bölümünde: tarihi ve turistik özellikler taşıyan şehir ve kasabalar hakkındaki ayrıntılı bilgileri, bu bölümde bulabilirsiniz. Bu bölümde: sizlere anlatacağım şehir ve kasabalar ise şunlardır:

a. Agrigento
b. Sciacca
c. Piazza Armerina
d. Enna

Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento

AGRİGENTO

Şehir: iki yanında nehir ile deniz manzaralı bir plato üzerinde yerleşmiştir. Şehir ile Palermo arasındaki uzaklık 140 km. ve Catania arasındaki uzaklık ise, 200 km. dir. Palermo ve Catania şehirlerinden buraya ulaşmayı düşünürseniz, tren kullanabilirsiniz.

Agrigento şehrinde tren istasyonu, şehir merkezinde “Piazza Marconi” meydanındadır. Buradan, tarihi merkeze kısa bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz.

Agrigento şehrinde bir şeyler yemek isterseniz: uygun birkaç restoran bulunuyor. Bu restoranlarda: makarna ve balık yemekleri bulabilirsiniz.

Evet: burası, antik dönemde, Akdeniz bölgesinde dünyanın en büyük şehirlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu özelliği nedeniyle, turistleri çeker ve UNESCO tarafından korumaya alınmıştır.

Buradaki ilk yerleşimciler

MÖ.580 yıllarında buraya gelen, Yunan kolonistlerdir ve bunlar “Gela” olarak bilinirler ve ilk kurulan şehrin ismi “Akragas” tır.

Akragas şehri: kolonistler döneminde hızla büyümüş ve zenginleşmiştir. Birinci Pön savaşı sırasında: Romalılar şehri kuşatırlar ve MÖ.262 yılında, şehri ele geçirirler. İkinci Pön savaşında ise, Romalılar ve Kartacalılar, şehri ele geçirmek için büyük mücadele verirler.

Sonuçta, Romalılar şehri ele geçirirler. Roma imparatorluğunun çöküşünün ardından ise, bölge, Bizans imparatorluğuna geçer. Bu dönemde şehir sakinleri, büyük ölçüde kentin alt kısımlarını terk ederek, akropol tepesinin üstüne yerleşirler.

Çünkü: Arapların baskıları, kıyı bölgelerinde iyice hissedilmeye başlanmıştır. Takip eden dönemde, bölgede Arap egemenliği görülür ve şehrin ismi “Girgenti” olarak değiştirilir. Bu isim: 1927 yılına kadar devam eder ve aynı yıl, şehrin isminin Latince olmasına karar verilerek, Arap döneminde verilen isim değiştirilir.

Evet

Şehir zengin arkeolojik özellikleri nedeniyle, ada ziyaretçileri tarafından ilgi görmektedir. Özellikle: antik Akragas kenti: büyük bir alanda yayılmıştır ve hala kazılmamış birçok bölgesi bulunmaktadır. “Vale dei Templi” denilen “Tapınaklar Vadisi” büyük ilgi çekmektedir.

Çünkü: bu vadide, 7 tane anıtsal Yunan tapınağı bulunmaktadır. Burası: Yunan toprakları dışında, en iyi korunmuş antik dönem Yunan yapılarını barındırmaktadır. Zaten bunlar UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine dahil edilerek koruma altına alınmışlardır.

Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento

GEZİLECEK YERLER

Luigi Pirandello’nun Doğduğu Ev

Agrigento şehrinde, antik kalıntılar haricinde, gezilebilecek bir yer olarak burası bulunuyor. İlginizi çekerse gidip görebilirsiniz.

Bu şahıs: Nobel Ödüllü Sicilyalı bir romancı, kısa öykü yazarı ve oyun yazarıdır. Kendisinin doğduğu bu ev, şehir merkezine 4 km. uzaklıktadır. Yapı: 18’nci yüzyıl yapımıdır. Yapının odalarında: ünlü yazarın fotoğrafları, yorum ve eserlerinin imzalı örnekleri ve oyunlarının posterleri bulunmaktadır. Ayrıca, geçici sergiler düzenlenmektedir.

Evet, yazarın vasiyeti üzerine, öldükten sonra cesedi yakılmış ve külleri: bir taş içine yerleştirilerek, evin arka bölümünde, sağ yandaki yolun sonunda, bir anıt içine yerleştirilmiştir.
Müzeye giriş ücretlidir, ücret 4 Euro’dur.

Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento Antik Akragas Kenti Kalıntıları

Antik Akragas Kenti kalıntıları-Arkeolojik Park

Buraya giriş ücretlidir, arkeolojik park ve müze ziyareti için kombine bilet alabilirsiniz, ücreti 10 Euro’dur.

Antik şehrin kalıntıları arasında, Helenistik ve Roma dönemi birçok kalıntı bulunmaktadır. Bu kalıntıların bir bölümünden: Demeter Tapınağı yakınlarındaki kutsal mağaranın yanında “San Biagio kilisesi” inşa edilmiştir.

Biraz önce de belirttiğim gibi, bu büyük şehir kalıntısında, kazı çalışmaları hala sürdürülmektedir. Bugüne kadar Nekropol ve taş ocakları bölümleri ortaya çıkarılmıştır.

Günümüzde burada görülenler: birkaç bina kalıntısı, 14’ncü yüzyıl katedrali, 13’ncü yüzyıl Santa Maria dei Greci kilisesi bulunur. Ayrıca: bir de arkeoloji müzesi vardır.

Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento Vale dei Temple

Vale dei Temple-Agrigento Tapınakları

Modern şehir merkezinin güneyinde, Agrigentumlu şehrini savunmak için, sırt boyunca ve akarsu boyunca kalker tüf sur duvarları yapılmıştır. Bunların içinde ise, MÖ.5’nci yüzyılda yapıldığı düşünülen Dor tarzı tapınaklar bulunur.

Evet, şehir merkezinden aşağıdaki vadiye doğru yürürseniz, büyük bir tapınak bulunan bu bölgeye ulaşırsınız. Buradaki tapınak büyük ve iyi durumdadır. Burası, birkaç yıl önce UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Burada: 7 tane tapınak bulunuyor. Bunlar: Yunan toprakları dışında, antik Yunan dönemine ait en iyi korunarak günümüze ulaşmış Yunan mimari eserleridir.

Tapınaklar: Hera, Concordia, Herakles, Zeus, Castor, Pollux tapınaklarıdır. Bunlar: MÖ.510-430 yılları arasında inşa edilmişlerdir.

Bunlardan en iyi korunarak günümüze ulaşanlar ise

Juno Lacinia ve Concordia’dır. Concordia tapınağı, MÖ.597 yıllarında, erken Hıristiyanlık döneminde, kilise olarak kullanılmıştır. Çünkü: tapınağın bulunduğu alandaki kayalıklarda, erken Hıristiyanlar zamanında kullanılan konutlar ve mezarlar bulunmuştur.

Bölgedeki diğer tapınaklar: depremler sonucunda devrilerek hasar görmüşlerdir. MÖ.480 yılında, Himera savaşının ardından, Zeus adına yapılan “Temple of Olympian” tapınağı nispeten daha sağlamdır.

Bu tapınak, günümüze kadar inşa edilen en büyük Dor tapınağı olarak bilinir. Ancak tamamlanamamıştır, çünkü MÖ.406 yılındaki Kartaca işgalinin ardından, bölge terk edilmiştir.

Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento
Gelelim tapınaklar hakkında, birkaç kelime ile bilgi vermeye
Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento Regionale Museum
Regionale Museum

Müzenin girişinde bir kilise var. Daha sonra toplantı salonu ve müzenin birinci kısmına geçiliyor. Birinci kısımda: özellikle aslan başlı başta olmak üzere güzel bir vazo serisi bulunuyor.

Alt katta ise, sikke koleksiyonu görülüyor. Daha sonraki dev odada ise, ağlayan anne figürü görülen bir çocuk mezarı var. Ayrıca: Roma mozaikleri de bulunuyor. Giriş ücretlidir, 6 Euro.

Heracles Tapınağı
Heracles Tapınağı-TEMPLE OF HERACLES

Valle dei Templi (Tapınaklar Vadisi) arkeolojik alanı içindedir.

Yapı stili Arkaik Dor düzenindedir. Tapınağın ne zaman inşa edildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, genellikle 6’ncı yüzyıl sonları olarak kabul edilir. Tapınağın Herakles’e adanmış olarak anılması, modern dönemin bir tespiti olup, bu atama başta Roma dönem yazarlarından Cicero’nun In Verrem adlı eserindeki ifadeye dayanır. Tapınağın agora yakınında ve içinde ünlü Herakles heykeli olduğu söylenir.

Sütun düzenine gelince:

Ön cephesinde 6 sütun, uzun kenarında 15 sütun olacak şekilde planlandığı düşünülür. Günümüzde ayakta kalan sütun sayısı 8 dir. Bazı sütunlar 1924 yılında yeniden monte edilmiştir. Özellikle akşam saatlerindeki karanlıkta ışıklandırılan sütunlar güzel bir görüntü oluşturmaktadır.

Temel yapısı, üç basamaklı bir crepidoma üzerinde kuruludur. Tapınağın çatı sistemi, yağmur suyu yönlendirmesi için aslan başı figürlü oluklar ile süslenmiştir. Yapıdaki bazı mimari yenilikler, cella içinde çatıya çıkan basamakların oyulması, köşe sütunların daraltılması gibi detaylar, tapınağın mimari açıdan özgün yönlerini gösterir. Tapınağın bazı dönemlerde bir yangın geçirdiğine dair izler bulunmaktadır. Roma dönemi müdahaleleri, tapınağa üç küçük oda eklenmiş ve bunlardan birinde Asklepion heykeli barınmış olabilir.

Bu tapınak, kutsal alandaki en eski tapınak olarak dikkat çeker. Otopark alanından sonraki ilk tapınaktır.

Hera Lacinia Tapınağı

Tapınağın: MÖ.450 yıllarında, Lacinius tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Tapınak: geleneksel evlilik ve doğumların koruyucusu “Hera” isimli tanrıçaya ithaf edilmiştir.
Tapınak: uçurumun tepesinde, kutsal bölgenin doğu ucundadır. Yapının 13 yan sütunu: 38 ile 17 metre arasındadır. Sütunlar: 1900’lü yıllarda yeniden inşa edilmiştir.
Tapınağın sunağı: doğudadır ve iyi durumda olarak günümüze ulaşmıştır. Tapınak: MÖ.406 yılında, Carthaginians tarafından yakılmıştır.

Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento Agrigentumlu Olympieion
Agrigentumlu Olympieion-Tempio di Zeus Olimpio

Bu tapınak, günümüze kadar inşa edilen en büyük “Dor” stili tapınak olması nedeniyle önem taşımaktadır, ancak asla tamamlanamamıştır. Olympieion: Kartacalı, binlerce esir tarafından, MÖ.480 yılında dikilmiştir. Yapının genişliği 56.30 metre, uzunluğu ise, 113.50 metredir. Zeus onuruna dikilen tapınağın: Himera savaşında, Kartacalılara karşı kazanılan zaferin anısına dikildiği düşünülür. Evet yapıldığı dönemde, dünyanın en büyük Yunan tapınağı olarak önem kazanmaktadır.
Dev erkek Atlantes heykeli:

8 metre yüksekliğindedir ve tapınağın ortasında yatan bu heykellerden birini görebilirsiniz.

Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento Concord Temple
Sicilya Güneybatı bölümü Agrigento Concord Temple
Concord Temple

Bu tapınak: MÖ.430 yılında inşa edilmiştir. Yunan mimarisinin en iyi korunarak günümüze ulaşmış yapılarından birisidir. Mükemmel bir denge ve uyum ile klasik tarzı göstermektedir. Yapının 13 tane sütunu bulunur. Bunların boyutları: 39.42 metre ile, 16.92 metre arasında değişir. Tapınak: MS. 597 yılında kiliseye çevrilmiştir ve bu nedenle birkaç değişikliğe uğramıştır. Ama, kilise olarak kullanılması nedeniyle, sağlam kalarak yani korunarak günümüze ulaşmıştır. Tepede bulunan tapınaktan, aşağıdaki vadinin güzel bir görüntüsü izlenebiliyor.

Sicilya Güneybatı bölümü Sciacca

SCİACCA

Burası: Agrigento şehrinin güneybatısındadır ve Akdeniz’in muhteşem güzel manzarasıyla dikkat çekmektedir. Bunun dışında: Sciacca denilince “karnaval”, “balıkçılık” ve “kaplıcalar” akla gelir.

Şehrin nüfusu, 40.000 kişidir. Agrigento ve Selinunte gibi yerlerdeki antik Yunan tapınaklarını ziyaret ederken, burası güzel bir mola yeri olarak önem kazanmaktadır.

Burası tam bir balıkçılık limanıdır. Liman oldukça geniş ve fonksiyoneldir ve 500 civarında tekne, buraya yanaşır. Liman bölgesinde bulunan deniz ürünleri, tazelikleri ve çeşitlilikleriyle dikkat çeker.

Şehir merkezinden biraz söz etmek istiyorum. Şehir merkezinde: panaromik Akdeniz manzarası seyredebileceğiniz başlıca yer “Piazza Scandaliato” meydanıdır. Bu meydanın bir tarafı balıkçı limanıdır ve aşağıda deniz manzarası görülür. Meydandaki yüksek destekli banklara oturup, hem manzarayı izlemek, hem de gelip geçenleri seyretmek mümkündür. Bu meydanda, bir de “Turizm Ofisi” bulunuyor. Şehir gezinize başlamadan önce, bu ofisten, şehir haritası ve çeşitli broşürler alabilirsiniz.

Evet: şehir merkezinde

Tepenin üzerinde, belirgin bir yüksek noktada “St Michael” isimli, şehrin azizine adanmış büyük bir kilise bulunuyor. Burada yokuş aşağı bulunan ve 14’ncü yüzyıl yapımı “Sciacca kalesi-Castello Luna”: özellikle yaz aylarında çeşitli etkinliklerde, konserlerde kullanılır. Yine yokuş aşağıya inerken, 14’ncü yüzyıl yapımı Norman şapeli “Chiesa di San Nicolo” görülür.
Kasabanın katedrali ise Vittorio Emanuele isimli kapalı bir meydandadır. Katedralin zarif bir 17’nci yüzyıl yapımı cephesi ilgi çekmektedir. Yine burada şehrin en ilginç yapılarından olan ve çivili duvarlarıyla ilgi çeken “Palazzo Steripinto” bulunmaktadır.
Kasabanın güzel eski t aş geçitleri, büyük ölçüde bozulmadan günümüze kadar gelebilmiştir.

Başlangıç için son bir not: Sciacca şehri: ülkemizdeki: Kırşehir ve Bursa-Mustafakemalpaşa ile kardeş şehirdir.

Kasaba: MÖ.5’nci yüzyılda “Thermae” tarafından kurulmuştur. Takip eden dönemde, çevredeki insanlar, termal spa için buraya gelirler. Çünkü: şehrin arkasındaki “San Calogera” dağından kükürtlü-termal sular çıkmaktadır. Romalılar döneminde de buranın termal su kullanımına yönelik özellikleri devam eder. Ünlü coğrafyacı gezgin yazar Strabon: buranın termal sularından söz etmektedir. Romalılar şehre “Thermae Selinuntinas” ismini verirler.
840 yılında, şehir Araplar tarafından ele geçirilir ve ismi “Ash-Shaqquh” olarak değiştirilir ve ekonomik büyüme başlar.

Romalılar tarafından inşa edilen liman restore edilir.

Sicilya’nın tahılları, Kuzey Afrika’ya buradan ihraç edilir.
1101 yılına gelindiğinde, şehre Kont Roger I hakim olur. Bu dönemde, şehirdeki camiler kiliseye dönüştürülür ve yeni kiliseler yapılır. Bu dönem: şehirdeki Norman Perollo ve Katalan Lunas aileleri arasındaki kanlı çatışmalar ile sonuçlanır.
1268 yılına gelindiğinde yörenin Sicilya Kralı Vespers tarafından kuşatılarak teslim alındığı görülür. Sonraki yüzyıllarda ise, şehir, Normanlar tarafından ele geçirilir ve yönetilir. 1647 yılında, şehir halkı, İspanyol işgalcilere karşı yaptıkları direnişle gündeme gelirler.

Sicilya Güneybatı bölümü Sciacca

Evet: burayı ziyaret ederseniz, yazının en başında söz ettiğim gibi, balık başta olmak üzere, deniz ürünlerini tatmalısınız. Balık burada uzmanlık alanıdır. Günlük avlanan balıklar, balıkçı limanı karşısındaki “La Lampara” denilen yere getirilir ve herhangi bir dondurma işlemine tabi tutulmadan doğruca müşterilere servis edilirler. Burada bir restorana giderek: önce “yeşillikler arasında karides” sonra “fileto di spatula, lezzetli ve ince yerel beyaz balık sote” yemenizi öneririm. Bunların yanında, birçok meze türü de bulunuyor. Meze türleri arasında dikkat çekenler: risotto, zeytin, minik domatesler, limonlu sosla hazırlanan istiridye, spagetti olabilir. Peki, hangi restoran derseniz: “Hostaria del Vicolo” olabilir. Deniz manzaralı ve daha rahat bir akşam yemeği için ise “Piazza di Scandaliato” bölgesindeki “Miramare” düşünülebilir.

Alışveriş derseniz

Buranın seramikleri çok meşhurdur. Şehirdeki, seramik atölyelerinde: seramik üretimini görebilir ve beğendiklerinizi satın alabilirsiniz. Özellikle: sarı, yeşil ve mavi renklerdeki vazolar, tabaklar, bardak ve şamdanlar ilgi çekmektedir. Corso Vittorio Emanuelle bölgesinde seramik ürünlerinin satıldığı yerleri görebilirsiniz.

Sicilya Güneybatı bölümü Sciacca Karnaval

Festivaller ve Karnaval

Giriş için son bir not: yazının en başında söz ettiğim gibi, buranın “festivali” meşhurdur. Her yıl “2 ŞUBAT” ve “15 AĞUSTOS” tarihlerinde: yılda iki kez “Madonna” günü kutlamaları yapılır. Bu kutlamalar, Sicilya’nın en iyi karnavalı olarak seçilmiştir. “Mardi Gras” geçidi tam bir karnaval havasında gerçekleştirilir ve Sciaca insanları, bu geçitlerde, müzik ve dans ederek seyredenlere keyifli anlar ve görsel güzellik yaşatırlar. Bu karnaval geçitlerinde, Madonna’nın ağır bir heykeli de taşınır. Karnavalın esas yapılma amacı “veba” dan kurtulmanın anısınadır.
Evet, 1626 yılından bu yana süregelen bu karnavalın tarihine denk gelmenizi umarım. Karnaval zamanı, yüzlerce turist, şehrin sokaklarında dolaşır ve büyük ve değişik figürlerin oluşturduğu renkli alaya tanıklık ederler.

Sicilya Güneybatı bölümü Sciacca

GEZİLECEK YERLER

Sicilya Güneybatı bölümü Sciacca Maria Katedrali
Maria Katedrali

12’nci yüzyılda yapılan yapı, 1685 yılında yenilenmiştir.

San Michele Kilisesi

13’ncü yüzyılın ilk yarısında yapılan kilise, 17’nci yüzyılda yenilenmiştir.

Sicilya Güneybatı bölümü Sciacca Terme Di Sciacca
Terme Di Sciacca

Burası, şehrin termal hamamıdır ve burada geniş bir ürün yelpazesi bulunmaktadır ve bu yüzden İtalyan kamu sağlık sisteminin bir parçası olarak kullanılmaktadır.
Giriş ücretlidir ve ücret 23 Euro’dur. Burada: vasküler sinüs rahatsızlıkları ve diğer birçok rahatsızlık için tedavi edici özellikleri bulunduğu, kükürtlü termal sular bulunuyor. Ancak: kükürdün çürük yumurta kokusu, çoğu ziyaretçiyi rahatsız ediyor, buna tahammül edebilecekseniz girmenizi öneririm ki, giriş ücreti de yüksektir. Öte yandan: buraya gitmenin anlamı bu termal kaplıcalardır, yani kaplıcaları kullanmayacaksanız, buraya gitmenize gerek kalmıyor.
Kaplıca deyince, şehrin bir özelliği daha var. Şehrin üst bölümündeki kayalık bölgede: çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan buharlı “Grottoes, Mount Kronio” gibi mağaralar bulunduğu söyleniyor.

Stabilimento Termale dele Terme Via

Bu kaplıca merkezi de şehir merkezine yakındır.

Piscine Molinelli

Bu kaplıca bölgesi, şehir merkezi dışındadır. Burada: bir termal yüzme havuzu bulunmaktadır.

Monte San Calogero-Stufe di San Calogero

Burası: yukarıda kısaca sözünü ettiğim buhar mağaralarıdır. Mağaralar: tepenin yamaçlarında doğal mağaralardır. Bu mağaralardaki buhar, tedavi amaçla olarak kullanılmaktadır.

Castello Incantato-Tılsımlı Kale

Buraya ulaşmak için, kasabanın doğusundaki yerel otobüsleri kullanabilirsiniz.
Şehir çevresindeki bu ilginç turistik yer, çeşitli sanat eserleriyle dolu bir bahçedir. Bahçenin yaratıcısı Filippo Bentivegna (1888-1967) dır. Bu kişi: 20’nci yüzyılın başlarında Amerika’ya göç eder ve yaşadığı çeşitli aksilik ve aksaklıklardan sonra Sicilya’ya geri dönerek, Sciacca dışında bu bahçede, tuhaf heykel kafaları ve bir şekilde düşmanı temsil ettiği düşünülen rakamlar ile kendi dünyasını yaratır. Bahçe halkın ziyaretine açıktır, ancak giriş ücretlidir. Burayı ziyaret ederseniz: ilginç ve tuhaf heykel başları ve ev içinde bulunan resimleri görebilirsiniz.

Sicilya Güneybatı bölümü Piazza Armerina

PİAZZA ARMERİNA

Şehir: Sicilya adasında, Enna özerk bölgesindedir. Deniz seviyesinden, 721 metre yüksekliktedir. Sicilya adasının en çok uğranılan turistik yerlerinden birisidir. Ama çoğu insan, buraya şehri değil, ünlü “Villa Romana del Casale” mozaiklerini görmeye gelirler.

Şehir: tarihi süreç içinde, çok önceki dönemlerde iskan edilmiştir. Özellikle: Roma döneminde, Roma aristokrasisi burada yaşamıştır. Bu nedenle: burada yine aynı döneme ait muhteşem konutların bulunduğu tahmin edilmektedir ki, bunlardan günümüze kadar kalan “Villa Romana del Casale” dir.

Elbette sırf bu villa değil.

Şehirde, Ortaçağ döneminden kalma, önemli mimari yapılar bulunmaktadır ki, bunlar çok iyi korunarak günümüze kalmıştır. Bunun sonucunda, her yıl, şehre yaklaşık 600.000 turist gelmektedir.

Hatta: Ağustos ayının 12-13-14 günlerinde burayı ziyaret ederseniz, burada yapılan “Palio dei Normanni” yani “Şövalye mücadeleleri ve binicilik” gösterilerini/etkinliklerini izleyebilirsiniz. Bu etkinliklerde, 1060 yılında Normanların bölgeyi Araplardan ele geçirişi çeşitli gösterilerle canlandırılır.

Sicilya Güneybatı bölümü Piazza Armerina Duomo

Duomo-Katedral

Via Cavour tepesinde bulunan katedral: 15’ncı yüzyıldan kalan eski bir kilise üzerine, 17-18’nci yüzyıllarda yapılmıştır. Kubbe: 1768 yılında tamamlanmıştır. Yanının içi, çoğunlukla beyaz ve mavi renklidir.

Sicilya Güneybatı bölümü Piazza Armerina Villa Romana del Casele
Sicilya Güneybatı bölümü Piazza Armerina Villa Romana del Casele

Villa Romana del Casele

Şehir merkezinin yaklaşık 5 km. güneybatısındadır.

Hadrianus’un Tivoli’deki villasını çağrıştıran geniş bir kır villasıdır.

Yapının: MS.330-360 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir.

Evet: burası, muhteşem güzel ve zengin Roma mozaikleri nedeniyle, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Aslında, villa 4’ncü yüzyılda yapıldıktan sonra, 12’nci yüzyılda heyelan sonucu toprak altında kalır ve 19’ncu yüzyılda yeniden keşfedilir ve 20’nci yüzyılda gün ışığına çıkarılır.

Yapılan arkeolojik çalışmalara göre: villanın yalnızca ikametgah olarak kullanılmadığı, çeşitli amaçlara hizmet ettiği anlaşılmıştır.

Özellikle, bazı odaların resmi amaçlarının olduğu düşünülmektedir.

Sahibinin Kuzey Afrika ile ticaret yapan seçkin ve zengin bir tüccar olduğu düşünülüyor.

Hatta, bölgenin valisi olduğu da söyleniyor.

Son bir varsayım: buranın İmparator Maximian’ın bir emeklilik evi olduğu hakkındadır.

Ancak, villanın sahibinin Afrika ile bağlantılarının olduğu kesindir.

Bu durum: uzun koridordaki egzotik hayvan yakalama ve taşıma mozaik resminden anlaşılmaktadır.

Aslında toplamda yaklaşık 3000 metre karelik alan kaplayan zemin, çok sayıdaki mozaikleriyle ünlüdür. Bunlardaki tasvirler arasında at arabalarının, flamingoların ve güvercinlerin çektiği ve erkek çocukların taşıdığı komik bir araba yarışı da vardır.

Bu tarz, antikçağ sonlarına aittir ve bu dönemin sanatının mükemmel bir örneğidir. Böyle yer mozaikleri başka yerlerde de döşenmeye devam edecektir ki bunun 6’ncı yüzyıldan başka örneklerinden biri, Konstantinopolis’teki Büyük Saraydır.

Villanın girişinde, su boruları kalıntıları vardır.

Ayrıca: bu villanın altında, yapılan kazılarda MÖ.100-200 yıllarına tarihlenen bir köy kalıntısının bulunduğu da söyleniyor.

Bu saray, Hadrianus’un villasından daha sıkışık bir düzende yerleştirilmiş bir dizi pavyondan meydana gelir.

Muhteşem büyüklükteki villa: 4 ana bölümden ve 40 odadan oluşmaktadır.

Bunlar

a. Termal hamamlar
b. Bazilika yani kamu salonu
c. Oturma alanı, sahibinin özel odaları, yemek alanı, avlu
d. Misafir odaları

Villada bulunan mozaiklerin en büyük özellikleri: bikinili kızların mozaikleridir. Bunlarda: genç kadınların: bazı sporlar yaptıkları (disk atma, koşu, top oyunları gibi) görülür. Kızlardan birinin elinde “palmiye yaprakları” vardır.

Evet: burası, yaz döneminde günlük 2000 kişi tarafından ziyaret ediliyor, sabahın erken saatlerinde gitmenizi öneririm.

Villayı ziyaret ettiğinizde görebilecekleriniz şunlardır: özgün banyolar ve mozaikler. Ayrıca: orta avlu, taht odası ve spor salonu var. Mozaikler arasında ise, biraz önce söylediğim 10 bikinili kızların haricinde: muhteşem hayvan av sahneleri, ziyafet salonu sahneleri.

Sonuç olarak, inanılır gibi değil, mozaikler sanki bir halı gibi işlenmiş, bir zamanlar insanların bunların üzerine basarak yürüdüklerinde ne tür bir keyif aldıklarını belli, günümüzde Sicilyalılar mozaiklerin üzerini camlarla kapatmışlar, mozaiklerin yanında veya üstündeki platformlarda yürüyerek ilerliyorsunuz ve bu muhteşem güzellikleri izliyorsunuz. Sicilya adasına gidenler, sakın buraya gitmeyi ihmal etmeyin, mutlaka gidin görün, gözlerinize inanamayacağınız güzellikler sizi bekliyor. Hani: Hatay şehrindeki Mozaik Müzesindeki mozaikler de güzel ama inanın bunlar bir başka garip güzellikteler, bunları gördüğümdeki şaşkınlığımı unutamıyorum.

Sicilya Güneybatı bölümü Enna

ENNA

Enna şehri: deniz seviyesinden 931 metre yüksektedir. Coğrafi olarak, burası Sicilya adasının kalbidir. Şehir: bir kayalık üzerinde, Dittaino vadisine bakan bir plato üzerindedir.

Antik dönemlerde burada kurulan yerleşim yeri: sarp kayalıklarla kuşatılmış olduğundan, tamamen olmasa da ulaşılmaz bir konuma sahip olmuştur. Yani, devasa bir tepenin zirvesindedir. Dünyanın en önemli doğal kalesi olduğu bile söylenmektedir.

Şehrin tarihi geçmişi incelendiğinde: I. Pön savaşında, Kartacalılar ile Romalılar arasında sürekli el değiştirdiği görülür. II. Pön savaşı sırasında: MÖ.214 yılında, Enna şehri korkunç bir katliama sahne olur. Sicilya şehirleri, Kartacalıların saldırılarına karşı alarmda iken; Enna valisi, şehir halkını tiyatroda toplar. Bu sırada, Romalı askerler, şehir halkının ihanet etmesini önlemek için, ayırım yapmadan hepsini kılıçtan geçirirler. Evet, tarihsel Enna şehri: Araplardan bu yana, bir tarım merkezi olarak önem kazanmıştır. Zaten bölge insanı, günümüzde de, tahıl üretimi yapmaktadır.

İtalya’da en iyi makarnayı, Enna şehrinde yiyebilirsiniz.

Turizm: evet Enna şehrinin turistik özellikleri nedir derseniz: burada, çok sayıda tarihi bina görebilirsiniz. Ama en önemli örnek: “Castello di Lombardia” isimli kaledir. Kale: özgün mimarisiyle, şehrin ve çevrenin büyük bölümüne hakim yapısıyla etkileyicidir.

Sicilya Güneybatı bölümü Enna

GEZİLECEK YERLER

Sicilya Güneybatı bölümü Enna Duomo

Duomo-Katedral

Burası, 1307 yılında Frederick III karısı kraliçe Eleonora tarafından inşa edilmiştir. Sicilya dini mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. Ancak: 1446 yılındaki yangında zarar görür ve sonra yenilenir. Barok cephe, sarı tüf taşı ile örülmüştür. Alçı dekorasyon, 16 ve 17’nci yüzyıllardan kalmadır. Minber tabanında, önceki yapının kalıntıları görülmektedir.
Katedralin hazinesinde: değerli süs eşyaları, elmaslı bir altın taç, Bizans ikonları, antik sikkeler ve diğer bazı değerli objeler bulunur.

Sicilya Güneybatı bölümü Enna Museo Alessi

Museo Alessi-Arkeoloji Müzesi

Piazza Mazzini meydanında, Palazzo Varisano isimli bir binada bulunan ve 1862 yılında kurulan müzede: Bakır çağından, MS.6’ncı yüzyıla kadar olan döneme ait objeler sergilenmektedir. Giriş ücretlidir, ücret 2 Euro’dur.

Calascibetta

Burası, bir tepenin kenarında, kayalara sokulmuş bir amfi tiyatrodur. Şehir merkezinin birkaç kilometre kuzeyindedir. 1087 yılında tiyatro: Kont Roger tarafından güçlendirilmiştir ve günümüzde burada dolaşırsanız, Arap ve Ortaçağ etkilerini hissedebilirsiniz.

Sicilya Güneybatı bölümü Enna Torre di Federico

Torre di Federico

Enna şehrinde görmenizi önereceğim bir diğer yer, burasıdır. Şehirde bir zamanlar birçok kule olmasına rağmen, daha sonra bunların çoğu kaybolmuş ya da kiliselere çan kulesi yapılmıştır.
Burası: Frederick II zamanında yapılmış, 24 metre yüksekliğinde, sekizgen bir kuledir. Şehrin “Puglia” isimli parkında, Castel del Monte’nin parçası olarak bulunmaktadır. Kulenin avlusunda: ortaçağdan kalan bir merdiven bulunmaktadır.

Pergusa Gölü

Şehir merkezinin 9 km. güneyinde bulunan bu göl, Sicilya adasının tek doğal gölüdür. Gölün, şaşırtıcı mitolojik önemi vardır. Ancak, günümüzde göl çevresinde, yarış pisti bulunmaktadır. Şehir dışında, su kıyısında kumlu sahillerde dinlenmek isterseniz, buraya gidebilirsiniz.

Sicilya Güneybatı bölümü Enna Castello di Lombardia

Castello di Lombardia-Kale

Kalenin dik yolu, tırmanarak kaleye ulaşır. Kale: Enna şehrine bakan bir tepenin üzerindedir. Yani: Enna şehrinin kuzeydoğu ucunda ve Via Roma ile Enna caddelerinin sonundadır.
13’ncü yüzyıl başlarında, Frederick II tarafından inşa edilmiştir. Yapının: muhtemelen Arap ya da Bizans öncesindeki bir tahkimatın yıkıntıları üzerine inşa edildiği söylenir. Büyük kalenin ise, Roma döneminden kalan bir yapının kalıntıları üzerine inşa edildiği düşünülmektedir. 16 ve 17’nci yüzyıllarda, İspanyol işgali sırasında kalenin stratejik önemi azalır ve hapishane olarak kullanılır.
Kalenin 20 tane gözetleme kulesi bulunduğu bilinmesine rağmen, bunlardan yalnızca 6 tanesi günümüze gelmiştir. Bunlar arasında “Torre Pisana” en iyi korunmuş olanıdır.
Yaz aylarında kalenin iç avlusunda: Ortaçağ tiyatro oyunları sergilenmektedir.

Sicilya Güneydoğu bölgesi

Sicilya Güneydoğu bölgesi

Sicilya adasının güneydoğu bölümünde, turistik özellik taşıyan yerleşimler şunlardır:

a. Ragusa
b. Syracuse
c. Noto

Sicilya Güneydoğu bölgesi Ragusa

RAGUSA-RAUSA

Şehir: MÖ.2000 yıllarında ilk yerleşimi görmüşken, 1693 depreminden sonra: Barok mimari stil kullanılarak yapılan yeni binalarla yeniden inşa edilmiştir. Bunun ardından ise, çevresindeki 7 belde ile birlikte, 2002 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek, koruma altına alınmıştır. Evet: burayı ziyaret ederseniz söylediğim gibi, UNESCO tarafından koruma altına alınmış, muhteşem mimari yapıları görebilirsiniz.

Evet: ilginç bir şehirdir. Çünkü: dağların yamaçlarına, yüksek tepelere kurulmuştur. Dolambaçlı sokaklardan, merdivenlerden, dar yollardan ilerleyerek şehir gezilebilir ve söylediğim gibi bu geziniz sırasında, Ortaçağ döneminden kalma, Barok, Gotik ve Rönesans dönemi izlerini taşıyan mimari yapılar görebilirsiniz.

Bunun dışında, buraya giderseniz, muhteşem bir manzara da sizi bekliyor. Ama yürümeyi sevmiyorum diyorsanız, Ragusa şehrinde, turistik bir tren var. Bu tren: Ragusa Ibla çevresini dolaşıyor. Şehir girişindeki otoparkta başlayan tur, şehir merkezindeki birçok tarihi-turistik yeri gezerek dolaşır. Yürümeyi sevmeyenler için uygun olabilir.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Ragusa

Şehir

adanın güneyinde “Monti İblei” dağlarının güney eteklerinde iki derin vadi arasında bulunan bir geniş tepe üzerinde yerleşmiştir ve 2 kısımdan oluşmaktadır.

1. Ragusa Superiore-Yukarı Ragusa
2. Ragusa İbla.

Şehrin rakımı ise: 385-635 metre arasında değişmektedir. Bu yüzden, İtalya ülkesinde, en yüksek rakımlı beşinci şehirdir. Denizden uzaklık ise, 20 km. dir. Şehirde, tarım ve turizm yanında, sanayi de bulunur. Bu yüzden, Ragusa, Sicilya adasının diğer şehirlerine nazaran daha zengindir. Sanayi yanında, Akdeniz’in en güzel mavisini burada bulmak mümkündür. Zaten: Ragusalılar, deniz kıyısını yasalarla koruma altına almışlar ve deniz kıyısında konut yapımına izin vermemişlerdir.

Şehrin diğer bir coğrafi özelliği: Avrupa kıtasının burada bittiği ve Afrika kıtasının başladığı nokta olmasıdır.

Şehirde: lezzetli “ricotto” şarapları üretilmektedir.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Ragusa Superiore

RAGUSA SUPERİORE

Bölgenin en önemli anıtı: katedraldir.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Ragusa Battista Katedrali

Battista Katedrali

Bu bölgenin en muhteşem anıtıdır. Buradaki ilk kilise: Ortaçağ kale duvarları altında, batı kesimde yapılmıştır. Ancak, 1693 depreminde yıkılınca, 1718-1778 yılları arasında bu yapı inşa edilmiştir. Yapının cephesi: üç portalı, oymaları ve tipik cephesiyle, Sicilya Barok tarzını simgelemektedir. Yapının kubbesi: 1783 yılında yapılmıştır ve 20’nci yüzyıla kadar bakır levhalar ile kaplıdır. Yan şapel ise, 19’ncu yüzyıl yapısıdır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Ragusa İbla

 

Sicilya Güneydoğu bölgesi Ragusa İbla

RAGUSA İBLA

Burası: diğer bölgeye nazaran daha yüksek bir tepe üzerinde, eski Ortaçağ döneminden kalma plana göre restore edilmiş, eski “Patro” mahallesi bölgesinde, 18’nci yüzyılda yeniden kurulmuş bir bölgedir.
Burada: Barok mimari stilin etkin olduğu, birkaç saray ve kilise bulunmaktadır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi

Ragusa Superiore ve Ragusa Ibla arasında: bunları birbirine bağlayan dar bir sokakta bulunan “Santa Maria” kilisesi ilgi çekmektedir. Bu kilisenin orijinal Gotik şeklindeki yarısı: 1693 yılındaki depremde zarar görür ve bunun üzerine zarar gören bölüm, Barok tarzında yeniden yapılır. Yani, kilise yapısının bir kısmı Barok, diğer kısmı Gotik mimari özellik taşımaktadır. Kilisenin şapelinde ise Rönesans etkisi görülür ve içinde ise, 18’nci yüzyıl Sicilyalı ressamların resimleri görülür.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Syracusa

SYRACUSE-SİRACUSA

Sicilya adasında bulunan tarihi şehir, Siraküza eyaletinin başkentidir. Sicilya’nın güneydoğu köşesinde, İyon denizi kıyısında, Sirakuza körfezi yanındadır.  Kıyıdan hemen açıkta, 2000 metre derinliğe sahip, dik bir yükseltide yer almaktadır.

Sikacusa şehri, 2005 yılında, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Antik Yunan-Roma döneminde, Siracusa, Sicilya adasının en önemli kentiydi.

MÖ 8’nci yüzyılda Korinthoslularca kurulan kent, küçük ama savunmaya elverişli ve iki yanında doğal limanlar bulunan Ortygia (Keklik) Adasından dışarı anakaraya doğru genişlemiştir.

MÖ 6’ncı yüzyıl ortalarında, ada ile anakara yapay bir yolla birbirine bağlanmıştır.

Kent, Yunan dünyasının en büyüklerinden biri haline gelmiştir.

Klasik dönemde, 250.000 gibi sadece Atina’nınki ile karşılaştırılabilen bir nüfusa sahipti.

Siracusa’nın zenginliği tarım, kireçtaşı ocakları ve limanlardan geliyordu.

Ama kentin siyasi tarihi çalkantılıydı.

Sicilya’daki tipik olduğu üzere, ağırlık olarak yönetim şekli demokrasi yerine tiranlık olarak kaldı.

Yine başka yerlerde olduğu gibi, hükümdarın sanatsal ve mimari eserler yaratılmasında önemli bir rolü vardı.

Ancak, üç tiranı kısaca incelerken, Siracusa’nın tüm yöneticilerinin kendilerini sanat ve mimari ile yüceltme ihtiyacını hissetmedikleri görülür.

GELON:

MÖ 480’de, Himera’nın (Kuzey Sicilya) tahtından indirilmiş tiranı; Kartacalılardan yardım istedi.

Buna karşılık, Gela ve Siracusa’nın tiranı Gelon, koalisyon kuvvetlerinin başında sefere çıktı ve büyük bir zafer kazandı.

Himera’da Yunanlı olmayan Kartacalılara karşı kazanılan zafer, Yunanlıların Persleri yendiği Salamis Savaşının batıdaki karşılığı haline geldi, öyle ki, Herodotos ikisinin aynı gün gerçekleştiğini yazacaktı.

Diodoros Sikeliotes’e göre: Kartacalılar hafif ateşkes şartları sağlamayı başarmıştı.

Lehlerine mücadelesine şükranlarını sunmak için, Gelon’un karısı Damarete’ye 100 talent ağırlığında bir taç sundular.

Zaferin anısına, bu altından 10 Atrika drahmisi değerinde, olağanüstü büyük bir para birimi olan bir “dekadrahmi” sikke bastırmıştı.

Bunu onun adına “Damareteion” adı verilmiştir.

Bu sikke günümüze gelmemiştir.

Ama anma amacı, bize ulaşan çok güzel bir gümüş dekadrahmi de görülebilir.

Sikkenin turasında: dört atın çektiği bir araba, bir sürücü, yazı tarafında ise: kentin sembolü olan yöresel su perisi Arethusa’nın başı yunus balıklarıyla çevrili olarak tasvir edilmiştir.

Uzun zaman bunun da Himera’daki zaferin anısına olduğunu düşünen nümizmatlar, artık bu sikkeyi daha sonraya tarihlendirirken, kimi uzmanlar bunu MÖ 466’da titanların kovulmasıyla bağdaştırır.

Gelon’un kendisi, zaferi Dor düzeninde iki büyük tapınak ısmarlayarak kutlamıştı.

Biri Himera’da, diğeri Siracusa’da Ortygia’da.

Athena’ya adanmış olan ikincisinin boyutları: 52 x 22 metre olup, kısa yanlarında 6’şar, uzun yanlarında 14’er sütun vardı.

Yapımında yerel kireçtaşı kullanılmış, ayrıntılar mermerden yapılmıştı.

Zenginlik ifadesi ayrıntılar (günümüzde kayıptırlar) arasında altın ve fildişinden kapılar vardı.

Ayrıca, dışarıda alınlıklardan birinin zirvesine yerleştirilen Athena heykelinin, parlaması denizde uzak mesafelerden görünen, altından bir kalkanı vardı.

MS 7’nci yüzyılda tapınak; bir Hıristiyan kilisesine dönüştürülmüş ve başta sütunlar olmak üzere pek çok öğesi tasarıma dahil edilmişti.

MÖ 415-413’te Atinalılar o dönemde Sparta’nın müttefiği olan Siracusa’yı ele geçirmeye kalkıştı.

Korkunç bir felaketle sonuçlanan bu sefer Peloponnesos Savaşının sonunda Sparta’nın Atina’yı yenmesinin önünü açtı.

Kısa süre sonra, Kartacalılar Sicilya’yı işgal ettiler ve başarısız oldular.

I.DİONYSİOS:

MÖ 405’e gelindiğinde, önemli tiran I. Dionysios iktidara gelmişti.

Kentte acımasız, dışarıda saldırgan olan bu tiran;  Kartaca, Etrüksler ve Yunan kentlerine karşı savaşarak bir noktada; adanın yarısına egemen oldu ve MÖ 367’ye kadar iktidarda kaldı.

Namını heykel veya resim olsun görsel imgelerle yaymayı veya büyük dini anıtlar yaratmayı tercih etmedi. Onun yerine, şair ve yazarlara hamilik etti. Kendisi de tragedyalar yazdı.

Hatırlandığı mimari proje; askeri nitelikteydi. Siracusa’yı koruyan yeni bir tahkimatlar sistemi yaptırdı. Ortygia’nın savunmasını güçlendirdi.

Epipolac Yaylası’nı kuşatan yeni bir duvar yapıldı ve daha önce surlarla çevrili alanın; 8 katı bir alan kuşatıldı.

Uzak köşede, savunma açısından çok önemli olan Euryalus tepesi yer aldı.

Dionyssios’un burada yaptırdığı kale hakkında fazla bilgi yok, ama MÖ 4 ve 3’ncü yüzyıllardaki güçlendirmeler iyi korunmuş durumdadır.

Bu tahkimatlar arasında kuleler, anakayaya oyulmuş kuru hendekler ve askerlerin duvarlara ve düşmanların içine doldurduğu molozları temizlemek için kuru hendeklere kolayca ulaşmalarını sağlayan; yeraltı geçitlerinden oluşan gelişmiş bir kompleks de sayılabilir.

II.HİERON:

MÖ 3’ncü yüzyılda tiren II. Hieron (MÖ 271-216) egemen olmuştur.

Gerçek bir Helenistik çağ hükümdarı olduğunu kanıtlamıştır.

Helenistik doğudaki krallardan etkilenerek eşi Philistis ile birlikte kendilerini kentin sikkelerinde tasvir ettiren ilk Siracusa yöneticileri oldular.

İnşaat projeleri tam da başarılı bir hükümdardan bekleneceği gibi büyük kamusal anıtlar, bir tiyatronun baştan düzenlenmesi ile anıtsal bir sunaktan oluştu.

Tiyatro, tasarımda Yunan’dan Roma’ya geçişi sergiler, 15.000 kişi alacak şekilde genişletilen tiyatro, bir tepenin yamacı oyularak yapılmıştı ve yarım daire biçiminde oturma yerleri ile mimari açıdan karmaşık bir arka plana sahip, yakınlaştırılmış bir sahne yapısından meydana geliyordu.

Oturma yerinin ve sahne yapısının birleştirilmesi Roma tiyatrosunun ayırt edici özelliği olacak ve Romalılar tepe yamaçlarının yanı sıra düz zemin üzerine de tonozlarla inşaat yapabilme becerilerini Yunanlıları geride bırakacaklardı.

II.Hieron, tiyatronun yakınlarına yıllık Zeus Eleutherios festivalinde gerçekleştirilen 450 öküzün kurban edilme töreni için anıtsal bir sunak yaptırdı.

Bu tapınakla bağlantılı olmayıp müstakil olması açısından Pergamon’daki Zeus Sunağını hatırlatan bu sunak, devasa boyutlarıyla (198 x 23 metre) dikkat çeker.

II.Hieron, Roma ile yakın ve dostane bir ilişki geliştirmişti.

Ölümünden sonra bu ilişki bozuldu ve iki yıl süren acılı bir kuşatmadan sonra MÖ 212’de Romalılar kenti ele geçirip yağmaladılar.

Kurbanlardan biri de, dahi matematikçi ve mucit Arkhimedes’ti. (Arşimet) Aslında Arşimet, kendisine zarar verilmemesi yönündeki emirlere rağmen bir Roma askeri tarafından öldürülmüştür. Çiçero Arşimet’in mezarını ziyaret ettiğini ve mezarın üzerinde Arşimet’in en değerli matematiksel keşfini temsil etmek üzere bir küre ve bir silindir bulunduğunu anlatır.

Bu zaferle, Romalıların Güney İtalya ve Sicilya fetihlerini tamamlamış oldular ve dikkatlerini Orta Akdeniz’deki ezeli rakipleri Kartaca’ya yönettiler.

İşte Siracusa şehrinin tarihi geçmişi böyle.

Günümüzde burası küçük bir şehirdir. Şehirde, her döneme ve kültüre ait tarihi eserlere rastlanır. Yunanlı Cicero burayı “Yunan şehirlerinin en güzel yerlerinden biri olarak” nitelendirir. Ancak ada, Roma ve Bizans imparatorluklarının eline geçince, şehrin önemi yavaş yavaş azalır ve Palermo şehri, Sicilya Krallığının en önemli şehri haline gelir.

Şehirdeki “Pantalica Nekropolü”; UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

 

Pantalica

Pantalica: Syracuse’nin 33 km. kuzeydoğusundadır.

Nekropol

Necropol, Pantalica nehri vadilerindedir ve Sicilya’ya MÖ.5000 yıllarında gelenler tarafından yapılmıştır. Nekropol: kanyonlarla çevrili bir plato üzerindedir. Anapo vadisi boyunca uzanan antik yol boyunca, 10 km. lik mesafe geçmek gerekir.
Pantalica nekropol bölgesinde, taş ocaklarında kayaya oyulmuş 5000 den fazla mezar bulunmuştur. Bu mezarların çoğu: Bizans dönemine aittir ve MÖ.7 ile MS.13’ncü yüzyıllar arasındaki döneme aittir. Nekropol: kazılmış ve çıkarılan nesneler Syracuse Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Bunlar arasında: iskelet kalıntıları, seramik ve Bizans dönemine ait metal ve altından oluşan bir hazine bulunmaktadır.

Tapınak

Burası, Bizans döneminde bir kilise, Arap döneminde ise cami olarak kullanılmış dini bir yapıdır.

Acradina

Burası, bir zamanlar Syracusa şehrinin merkezi olarak kullanılmıştır.
Günümüzde modern bir görünüme sahip bu bölgede çeşitli tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Ancak, tarihi eserlerin birçoğu apartmanların altında kalmıştır. Kazılarda bulunan binlerce parça eser ise, üç bölüm halinde “Arkeoloji Müzesinde” sergilenmektedir.
Bugün, burada merkez otobüs terminali bulunmaktadır. Ayrıca: “Piazza Marconi” denilen bir meydan vardır ve şehirlilerin buluşma yeridir. Piazza Marconi meydanının sağındaki demiryolu hattı geçildikten sonra ise, batıya doğru yürürseniz, bu kez “Romano” olarak bilinen bölgedeki MÖ.1’nci yüzyıla ait Roma sitesine ulaşırsınız. Burada: dikmeli sütunlarla çevrili küçük bir tiyatro bulunur. Oditoryumun büyük bölümü de sahne arkasında, yüksek bir kaide üzerinde bir sunak olarak kalmıştır.

Epipolai

Burası, Syracuse antik kendinin kuzeyindeki en büyük ilçe olmasına rağmen, günümüzde tamamen ıssızdır ve kalker bir plato üzerinde, üçgen şeklindedir. Bu plato üzerinden ikmal yolu geçtiğinden, MÖ.400 yılında, Dionysos I tarafından, burası tahkim edilmiş ve 6 km. lik bir sur duvarı yaptırılmıştır. Kayıtlara göre, duvarın yapımında 60.000 kişi çalışmıştır.

Eurialo kalesi

1.5 hektarlık alana yayılan kale, Yunanlılar zamanından kalan en büyük tahkimat olarak dikkati çeker. Kalenin duvarları, MÖ.402-397 yılları arasında, Dionysios döneminde yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda, kale, MÖ.3’ncü yüzyıla kadar, askeri gereksinimleri karşılamak için yenilenmiştir. MÖ.213-212 yıllarında, Siracusa şehri Romalılar tarafından kuşatıldığında, dev aynanın güneşi yansıtarak düşman filosunun yelkenlerini ateşe vermesi için Arşimet burada çalışmalar yapmıştır.

Antiquarium

Kalenin girişinde, batı bölümünde: kayalara kazılmış üç mezar bulunuyor. Onların arkasında ise, beş büyük kule tarafından korunan ana kale bulunur. Doğu kesimindeki Bizans duvarlarının arkasında ise, birkaç su kuyusu görülür. Ayrıca: birliklerin düşman tarafından tespit edilmeden geçebilmeleri için yer altı geçitleri vardır.
Buradan: Syracusa ve Porto Grande Limanlarının muhteşem görüntüsünü izlemek mümkündür.

Megara Iblea

Burası: antik “Megara Hyblaea” şehridir ve günümüzde Syracuse şehrinde Mgara-Giannalena istasyonunun 10 km. kuzeyinde, Siracusa’nın ise 21 km. kuzeyindedir.
Megara: Sicilya adasının en eski Dorian kolonilerinden birisidir. Atina yakınlarındaki Megara bölgesinden gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. MÖ.350 yılında buraya yerleşim başlamıştır. MÖ.214 yılında, Romalı Marcellus’un bölgeyi ele geçirmesinin ardından, yerleşim sona ermiştir.
Antik şehir: 1872-1889 yıllarında Fransız arkeologlar tarafından kazılmıştır. Buradaki kazılarda elde edilen objeler: Antiqurium’da sergilenmektedir. Bunların başlıcası: iki bebek emziren bereket tanrıçası heykelidir.
Günümüzde burada: bir çevre duvarı, iki antik tapınak, rıhtım tesisatı ve iki Nekropol bulunur.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Syracusa Old Town

OLD TOWN

Şehrin bu eski bölümünde: çekici balkonlar, dar ve dolambaçlı sokaklar ve eski evler, saraylar bulunur.

Piazza Pancali

Ponte Nuovo geçişi, buraya ulaşmayı sağlar.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Syracusa Temple of Apollon

Temple of Apollon

Burası: 1938-1943 yılları arasında kazılmıştır. Tapınak: MÖ.570 yılında yapılmış, eski Dorik stilindedir. Oluşturucunun belirttiğine göre: Apollona ithaf edilmiştir. Daha sonraki yıllarda ise, Bizans kilisesi, İslam camisi, Norman Kilisesi ve İspanyol kışlası olarak kullanılmıştır.
İlk yapıldığı dönemden ise: yalnızca cella duvarının bazı kısımları ve bazı sütunlar kalmıştır.

Piazza Archimede

Meydanın güneyinde: 18’nci yüzyılda yapılan Palazzo Gargallo, 15’nci yüzyılda yapılan Palazzo dell’Orologio, 15’nci yüzyıldan kalma Palazzo Lanza-Bucceri ve 1928 yılında yapılan Palazzo del Banco di Sicilia bulunmaktadır. Montana Via’nın kuzeyindeki saray ise, 1398 yılından kalmadır.

Dom Santa Maria dele Colonne

Burada bulunan binalar, 17 ve 18’nci yüzyıllardan kalmadır. Bunlar arasında dikkati çekenler: 1618-1751 yılları arasında yapılan Piskoposluk sarayı, 1695-1703 yılları arasında yapılan Santa Lucai alla Badia kilisesi, 1788 yılında restore edilen Palazzo Beneventano del Bosco ve 1633 yılında yapılan Palazzo del Senato bulunmaktadır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Syracusa Katedrali

Syracuse Katedrali

MÖ.9’ncu yüzyılda yapılan katedral: eski tarihli bir “Siculi Tapınağı” ve MÖ.480 yılında yapılan “Athena Tapınağı” üzerine MS.640 yılında Bizanslılar tarafından inşa edilmiştir. 480 yılındaki tapınak, Kartacalılara karşı yapılan savaşta kazanılan zafer anısına yapılmıştır. MS.7’nci yüzyılda, Bakire Athena için yapılan bu tapınak, Meryem Ana’ya adanmış bir kilise haline getirilir. Böylece orta nef kaldırılır ve bütün bina tersine edilir. Eski doğu girişi kapatılır, batı tarafından giriş yapılır.

Arap döneminde cami, Norman döneminde kilise olmuş, sonra yenilenmiş ve eklemeler ile günümüze kadar gelmiştir. 1693 yılındaki depremden sonra, canlı bir Barok cephe ve mükemmel açık sütunlu bir revak inşa edilir. 1927 yılındaki restorasyonda ise, yeni eklemeler yapılır. Ancak: bu restorasyonda: 1517 yılında yapılan ahşap tavan, 12’nci yüzyıl Norman dönemi yapımı yedi küçük bronz aslan tarafından desteklenen yazı, 1659 yılı yapımı yüksek sunak ve 1653 yılı yapımı kutsal şapel muhafaza edilir.
Katedralin sağındaki şapel: St. Lucia’ya adanmıştır. Burada bulunan ve 1204 yılında Venedik’ten getirilen kutsal emanetler, yakın zaman öncesinde Venedik-San Geremia kilisesine geri götürülmüştür.

Fonte Arethusa

Syracuse Katedral meydanında, papirus sazlarla çevrili ve denize yakın bir gölet bulunmaktadır. Evet, Syracuse şehri ve çevresinde, Mısır’a özgü bir bitki türü olarak bilinen “papirüs” yetiştirilmektedir. Avrupa’nın en büyük papirüs alanı, şehirdeki bu bölgede Cianne nehri çevresindedir. Bu bitki, bir zamanlar, Mısır Firavunu Prolemy II tarafından buraya gönderilmiş ve kağıt yapımında kullanılmıştır. Günümüzde de şehirde bir “Papirüs Müzesi” bulunmaktadır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Syracusa Castello Maniace

Castello Maniace

Adanın en uç noktasında, güney uçtadır.
Kale: 1239 yılında yapılmış ve daha sonraki süreçte ise yenilenmiş ve değiştirilmiştir. Kalenin bulunduğu alanda, daha önce, tanrıça Hera için yapılan bir tapınak, onun üzerinde ise, özel bir konutun ve daha sonra ise Bizanslıların yaptığı duvarların bulunduğu söylenir.
Kalenin bulunduğu bölgedeki ara sokaklardan, adanın diğer sahiline çıkmak mümkündür. Sahilde uzanan cadde üzerinde yürürseniz, Porto Piccolo denilen limana ulaşırsınız. Kalenin mermer giriş kapısı civarındaki iki antik bronz koç kaybolmuş olup, bunların bir benzeri Palermo Arkeoloji Müzesindedir.

Foro İtalico

Burası ziyaretçiler için güzel bir yürüyüş yeridir ve ağaçların altında piknik yapılabilmektedir. Burada, şehir surlarının kalıntıları görülebilir.

Porta Marina

Syracuse şehrinin kuzeyindedir ve 15’nci yüzyılda yapılmıştır. Burada, bir de 1501 yılı yapımı, Santa Maria dei Miracoli kilisesi bulunuyor.

Palazzo Bellomo

Capodieci Via boyunca yürüdüğünüzde, buraya ulaşmak mümkündür. Burada, önemli bir bina bulunur ve zemindeki orijinal bina, 1250 yılı yapımıdır. Üst katta: 15’nci yüzyıl Katalan etkileri görülen, ince sütunlar ile üçlü pencereler bulunur. İç avlu, açık bir salon düzeni, açık bir merdiven bulunur.

Galleria Regionale

Palazzo Bellmo meydanındaki bu galeride: heykeller, resim ve el sanatları ile antik eserler sergilenmektedir. Zemin katta: 16’ncı yüzyıldan kalan heykeller görülür. Üst katta ise, 18’nci yüzyıldan gelen önemli eserler bulunur.

PİAZZA SANTA LUCİA

Burası; ağaçlar ve yeşilliklerle çevrili bir meydandır. Söylenenlere göre: St Lucia, hasta annesi ile beraber 17’nci yüzyılda, Syracuse koruyucu azizinin türbesine ziyarete gider ve annesinin iyileşmesi için dua eder. Bu ziyaret yeri olan sekizgen türbe, 17’nci yüzyılda yapılmıştır. Onun kuzey ucunda, aynı adı taşıyan kilise görülür. Günümüzde, türbe ziyaret edilebilmektedir ve hatta her yıl 13 ARALIK günü kutlamalar yapılır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Piazza Santa Lucai

Santa Lucia

Burası, 12’nci yüzyılda inşa edilmiş bir bazilikadır. 6’ncı yüzyılda St Lucia burada öldürülmüş ve bunun anısına buraya bir kilise inşa edilmiştir, ancak bazilika, bu kilisenin üzerine yapılmıştır. Eski kiliseden günümüze, batı uçtaki gotik bina kalıntıları kalmıştır.

Piazza Vittoria

Piazza Santa Lucia kuzeybatısında, geniş arkeolojik kazı alanı ve Piazza Vittoria bulunmaktadır. Burada, yani arkeolojik kazı alanında çıkarılan, Demeter adak hediyeleri, günümüzde, Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Piazza Santa Lusia Santuario della Madonna dele Lacrime

Santuario della Madonna dele Lacrime

Arkeoloji Müzesinin kuzeyindedir. 76 metre yükseklikte olması amaçlanmıştır. 1953 yılında dikilen bu alçıdan heykel, Enrico Castiglioni tarafından yapılmıştır. Alçı heykelin, birkaç kez ağladığı söyleniyor.

Cyane-Zeus Tapınağı

Sicilya Güneydoğu bölgesi

Cyane

Şehir merkezinin 7 km güneybatısındadır ve tekneyle veya araçla gidilebilir. Burada: her yıl, eski Syracusans Persephone ve Cyane onuruna, bahar şenlikleri düzenlenir. Çünkü: efsaneye göre: Bahar perisi Cyane: Demeterin kızı Persophonenin, Hades tarafından kaçırılmasına engel olur ve yer altı Tanrısı tarafından bir yay haline getirilir.
Evet, burası aynı zamanda “Ciane” nehrinin kaynağıdır. Burada, vahşi papirüs yatakları bulunur.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Zeus Tapınağı

Zeus Tapınağı

Zeus Tapınağı: Ciane nehrinin hemen güneyindedir.
Buradaki Zeus Tapınağı: MÖ.560 yılında inşa edilmiştir. Syracuse şehrindeki Apollon Tapınağına benzer. Tapınak: MÖ.480 yılında, Kartacalılar üzerinde kazanılan zaferin anısına, Olympieion Zeus için, bir şükran hediyesi olarak yaptırılmıştır.

Villa Landolina

Syracuse şehrinde kıyıda bulunmaktadır. Park alanı: MÖ.735 yılında, şehirdeki korunaklı liman alanında Yunanlılar tarafından kurulmuştur.
Bu park alanı içinde bulunanlar:

Museo Archeologico Regionale Paolo Orsi

Müze: Villa Teocrito parkı içindedir. Giriş ücretlidir, yetişkin 4 Euro.
Palermo şehrindekinden sonra adada bulunan ikinci en önemli arkeoloji müzesidir. Müzenin koleksiyonlarında: erken Hıristiyanlık ve Bizans dönemi eserleri bulunur. Müzenin üst katında: Yunan, Roma ve Erken Hıristiyanlık dönemi objeleri sergileniyor. Buranın en önemli eserleri: Augustus ve Adelphia lahitleridir.
Müze binası: Franco Minnisi tarafından tasarlanmış olup, tuğla ve cam yapıdır. 1988 yılında ziyarete açılmıştır.

İngiliz Mezarlığı

Çevre duvarının arkasında, müze girişinin önündeki patika çıkıldığında, mezarlık görülür.
Burada: Napolyon’a karşı yapılan savaşta ölen İngiliz denizci askerleri bulunmaktadır. Ayrıca: yine burada, 1835 yılında Kont Landolina’nın konuğu iken ölen August Von Platen adını taşıyan bir Alman şairin mezarı ve bir büstü bulunmaktadır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Arethusa kaynağı

Arethusa kaynağı

Parkın güneyinde, yarımada üzerinde tatlı su kaynağıdır. Zaten, bölgenin ilk yerleşimcilerinin burayı tercih etmesinin en büyük sebebinin, bu tatlı su kaynağı olduğu söylenir. Su kaynağının çevresinde, vahşi Papirus bitkileri görülür.

Arkeoloji Alanı

Bu arkeoloji alanı: parkın hemen yakınında, MÖ.360-315 yılları arasında inşa edilmiştir.

 

Catacombe San Giovanni Evangelista

Burası: Roma döneminde ilk Hıristiyanların gömüldüğü, yer altı galerileriyle birbirine bağlanmış, yüzlerce odadan oluşan bir mezar alanıdır. Bunlar: Acradina kenar boşlukları boyunca, Neopolis içine yerleştirilmişlerdir.

Santuario Madonna dele Lacrime

Parkın hemen karşısında, şehrin her yerinden görülen konumda bulunan bu kilise: koni şeklinde ilginç bir tasarıma sahiptir. 1953 yılında Meryem Ananın Heykelinin gözünden aktığı söylenen yaşların anısına; 1966-1994 yılları arasında burada inşa edilmiştir.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Roma Gymnasium

Roma Gymnasium

Muhtemelen MS.1’nci yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. Bu anıtsal kompleks, çeşitli yapılardan oluşur. Sunak önünde tapınak kalıntıları ve bir tiyatro görülür.

NEOPOLİS BÖLGESİ

Burası da önemli tarihi eserlerle doludur. Burada: tarihi eserleri sit alanı içine almak için bir park oluşturulmuştur.

Parco Archeologica della Neopolis

1955 yılında oluşturulan park alanına ulaşmak için, hafif meyilli olan “Viale Paradiso” caddesini takip etmeniz gerekir. Parka girince, bilet gişesinden sonra: iki yolla karşılaşıyorsunuz. Aşağıya giden yolu takip ettiğinizde: bir bölgeye ulaşıyorsunuz.

Latomie del Paradiso

Burada: taş ocakları bulunuyor. Bu bölgedeki taş ocaklarından çıkarılan taşlar, yüzyıllar boyunca şehirdeki tarihi eserlerin yapımında kullanılmıştır. Ayrıca: yine bu bölgede bulunan karanlık ve nemli mağaralar, bazı tarihi dönemlerde hapishane olarak kullanılmışlardır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Orecchio di Dioniso

Orecchio di Dioniso

Bu mağara: en ilgi çekici mağaradır. Mağaranın girişi, 66 metre uzunluğunda, 23 metre yüksekliğinde, bir kulak şeklindedir. Söylenenlere göre: Şarap tanrısı Dionysos: mağaranın muhteşem akustiği sayesinde, mahkumların tüm konuşmalarını duymuş ve ona göre hareket etmiştir. Evet, burası şehirdeki binalar için taş sağlanan bir taş ocağı olarak uzun yıllar kullanılmıştır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Teatro Greco

Teatro Greco

Park alanı içinde, gişenin bulunduğu yere geri dönüp, yukarı giden yolu izlerseniz, buraya ulaşırsınız. Burası, Yunan tiyatro sanatının en önemli örneklerinden birisidir. Sicilya’da en büyük tiyatro binasıdır. 15.000 seyirci kapasitelidir.
MÖ.5’nci yüzyılda yapılmıştır. Romalılar döneminde, burada gladyatör dövüşleri düzenlenmiştir. Günümüzde ise, yaz akşamlarında burada klasik müzik konserleri düzenlenmektedir. Tiyatronun üst tarafındaki terasta ise: mağara içinde küçük bir şelale ve onun sularının biriktiği bir havuz görülür. Terasın diğer yanı ise mezar alanıdır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Amfiteatro Romano

Anfiteatro Romano

Burası park alanı dışındadır. Kendi türünün en büyük örneklerinden birisidir. MS.3’ncü yüzyılda yapılmıştır. Taş işçiliğinin önemli eserlerinden olan bu tiyatro, Romalılar tarafından yapılmış ve gladyatör dövüşlerinde kullanılmıştır. Tiyatronun hemen yan tarafında ise: yine ünlü muhteşem bir yer vardır.

Hieron II

Burası: tiyatronun yan tarafında 400-450 boğanın aynı anda kurban edilebildiği bir altar yani sunaktır. MÖ.225 yılında inşa edilmiştir.

NECROPOLİS GROTTİCELLE

Neopolis Arkeoloji Parkının kuzeyindeki bölgedir.

Archimede Mezarı kalıntıları

Bu mezarın, ünlü bilim adamı “Archimed” e ait olup olmadığı kesin değildir. Ancak: mezarın, onun ölümünden 200 yıl sonra Romalılar tarafından yapıldığı söylenir. Çünkü: Archimet: Syracuse şehrinde doğmuş, burada yaşamış ve suyun kaldırma kuvvetini bulan bilim adamı olarak tarihe geçmiştir.
Roma kuşatması sırasında yaptığı mekanik düzenekle, Romalıları güç durumda bırakmış ve söylenenlere göre, aynaları kullanarak, Roma donanmasını yakmıştır. Ancak, Archimet: MÖ.212 yılında, şehrin Romalılar tarafından teslim alınması sırasında, bir Romalı asker tarafından öldürülmüştür. Ünlü bilim adamının anısına, şehrin çeşitli yerlerine onun adı verilmiş ve adı yaşatılmaya çalışılmıştır.

Castello Maniace

Burun tarafındaki kale: 1232-1240 yılları arasında İmparator Frederick II döneminde inşa edilmiştir. Günümüzde, kale halka açıktır ve turistler tarafından yoğun olarak ziyaret edilmektedir.

ORTGİA ADASI

Şehrin en güzel bölgesi ve tarih yüklü küçük bir adadır.
Şehrin iki limanı olan “Porto Piccolo” ve “Porto Grande” yi birbirinden ayırır. Bu iki liman, bir kanalla birbirine bağlanır. Ada, anakaraya ise, köprülerle bağlanır.
Adada, birçok tarihi eser bulunur ve bir anlamda, açık hava müzesi gibidir. Köprülerden geçince, karşınıza çıkacak ilk yer “Piazza Pancali” meydanıdır.
Meydan: kuşlar, köprüler, kayıklar ve tarihi binalarla doludur.

Meydanı geçtikten sonra ise: bu kez “Tempio di Apollo” yani “Apollo Tapınağı” kalıntılarını göreceksiniz. Tapınak: MÖ.6’ncı yüzyılda yapılmış ve Avrupa kıtasının en eski Dor tapınağıdır. Zaman içinde çeşitli değişimler geçirmiş olmasına rağmen, tarihi süreç içinde, bazilika, cami, kilise ve askeri depo olarak kullanılmıştır.

Tapınağın önündeki “Corso Matteotti Caddesi”nden yürürseniz, Piazza Archimede meydanına ulaşırsınız. Bu meydan ve çevresi, çok sayıda tarihi yapı barındırmaktadır. Bunlar arasında öne çıkanlar şunlardır: Palazzo Montalto, Palazzo Lanza, Chiesa del Collegia dei Gesuiti.
Meydanın ortasında ise: Tanrıça Diana Heykeli ile süslenmiş bir havuz bulunmaktadır ki, bunun adı “Fontana di Artemide” dir.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Piazza dei Duomo

Piazza dei Duomo

Havuzun sağ tarafındaki sokaklara girip, biraz yürürseniz, bu meydana ulaşırsınız. Burası, adanın en güzel yerlerinden birisidir. Meydan: eski bir “Acropol” üzerine inşa edilmiştir. Meydanda, başka katedral olmak üzere, barok kiliseler ve saraylar görülür. Bunlar arasında, halen şehir Meclisi olarak kullanılan “Palazzo Vermexio” ilgi çeker. Bu güzel meydanda: kafe veya restoranlardan birinde güzel bir mola vermenizi öneririm. Ancak, meydanın en ilgi çeken yapısı katedraldir.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİGER YERLER

San Giovanni

Bu kilise: başlangıçta erken Hıristiyanlık döneminde inşa edilmiş, 12’nci yüzyılda Normanlar tarafından restore edilmiş, 1693 depreminden sonra ise harabe olarak kalmıştır. Kilisenin ayakta olan bölümü, 14’ncü yüzyıla ait portal duvarıdır.

San Marziano Crypt

İlk Hıristiyan toplumunda, ilk şehit olan San Marziano adına yaptırılmıştır. Başlangıçta burası bir Roma mezar tonozu idi. İon sütun kaidesi hala görülmektedir. Daha sonraki dönemde ise, eski bir kilise oldu. Crypt’nun doğu kesiminde: efsaneye göre, Havari Pavlus yani St Marcian’a ait dua sunağı bulunmaktadır.

San Giovanni Catacombs

Burası Crypt bitişiğinde, 6’ncı yüzyıldan kalma geniş bir yer altı mezarlığıdır. Bu alanlardan birinde, arkeologlar, MS. 340 yılından kalma bir lahit bulurlar ve lahit halen Syracuse Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Papirüs Müzesi

Syracuse Papirüs Müzesi: 1989 yılında ziyarete açılmıştır. Müzenin üç odasında: papirüs ve papirüsten yapılmış tekne gibi orijinal malzemeler, fotoğraflar, faks ve video filmleri, eski zamanlarda günlük makaleler için kullanılan papirüsler ve yazı malzemesinin nasıl sağlandığı gösterilmektedir. Burada, papirüs üzerine yapılan boyalı resimler satışa sunulmaktadır.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Noto Nutu

NOTO-NOTU

Burası, Syracuse şehrine bağlı bir kasabadır. Syracuse şehrinin, 32 km. güneybatısındadır. Kasabanın erken yerleşimcilerinin izlerinin bir kısmı, kayaya oyulmuş üç mağarada bulunmuş olup, kalan izlerin şehrin altında bulunduğu düşünülmektedir.

Şehir: 1693 yılındaki depremde büyük hasar görmüş ve eski merkezin yaklaşık 10 km. uzağında yeniden inşa edilmiştir. Yapılarda ana yapı malzemesi olarak sıkıştırılmış kireçtaşı kullanılmıştır. Kireçtaşı: güneş ışınlarını emer ve yumuşak altın sarısı bir renge dönüşür. Bu durum, özellikle günbatımında, muhteşem güzel görüntüler ortaya çıkarır. Tüm binalarda, Barok tarzı hakimdir ve her biri büyüleyici tasarımı ile benzersizdir. Mimarlar, neredeyse kendi özgünlüğünü ziyaretçiye sunmaktadırlar.

Kasabanın muhteşem güzel Barok mimari tarzdaki binaları zamanla hafifçe çökmektedir. Bu güzel binalar: UNESCO tarafından: 2010 yılında Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Evet, şehrin en güzel yapıları, 18’nci yüzyıl Sicilya Barok tarzını yansıtırlar.

Evet, şehrin ana caddesi “Corso Vittorio Emanuele”dir. Ayrıca: üç tane meydan bulunur. Bu şehri ziyaret ederseniz, muhteşem güzel mimari harikaları ve katedral yapısını görebilirsiniz. UNESCO tarafından koruma altına alınmış bu yapıların: ilginç oldukları kesin.

Sicilya Güneydoğu bölgesi Cattedrale di Noto

Cattedrale di Noto-Noto Katedrali

UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır.
Katedral: Corso Vittorio Emmanuele üzerindedir. Yapı: 18’nci yüzyıl başlarında yapılmaya başlanmış ve 1776 yılında tamamlanmıştır.
Kubbesi, 1990 depremi sonrasında düzeltilmeyen bir yapısal hata nedeniyle, 13 Mart 1996 yılında çökmüştür ve daha sonra yeniden restore edilmiş ve 2007 yılında ziyarete açılmıştır. Dış yüzey: sarı kireçtaşından, Sicilya Barok tarzında yapılmıştır. Katedralin önündeki sütunlar üzerinde, dört aziz heykeli bulunur. Sol yanda bulunan kulenin üzerinde, çan bulunur. Sağ yandaki kule üzerinde ise, saat bulunur. Daha önceki çökme nedeniyle, iç dekorasyon, yalnızca beyaz boyanarak yapılmıştır. Temel özellikleri ve mobilyaları ise, 2011 yılında takdis edilmiştir.