Roma Foro Romano (Roma Forumu)

Roma Foro Romano (Roma Forumu)

Venedik Meydanının hemen arkasındadır. Roma döneminde: burası şehrin merkezi konumundadır, saraylar, tapınaklar hep bu bölgede yapılmıştır.

 

PALATİUM TEPESİ-PALATİNO TEPESİ:

Bilinen ilk yerleşim, Palatium tepesindeydi.

Kulübe temelleriyle bu basit evlerin direklerinin girmesi için, taşta oyulmuş delikler keşfedilmiştir.

Evler basitti. Tek oda, dal örgü duvarlar ve sazdan bir çatıyı taşıyan dikey direklerden oluşuyorlardı. Demir çağında Yunanistan’daki evleri çağrıştırırlar ve Orta İtalya’daki diğer demir çağı köylerinden edinilen görüntüyle uyum içindedirler.

Bu evlerin görünümü hakkındaki varsayımların bir kısmı, kulübe urnalardan gelir.

Kulübe biçimli bu küçük çömlekler, yakılan cesetlerin küllerini barındırırdı.

Bu urnaların dik meyilli çatılarından dumanın çıkışı için bir delik gösterilmiş ve çatı maddesinin saman veya saz olduğu ima edilmiştir.

Daha sonraki yüzyıllarda Palatium’un yamaçlarında böyle bir kulübe dururdu.

MS 4’ncü yüzyıla kadar özenle bakımı yapılan ve sık sık restore edilen Casa Romuli (Romulus’un evi) kentin mütevazi kökenlerinin sürekli akılda kalmasını sağlardı.

Palatium Tepesinin kuzey eteklerindeki alan, ileride Roma Forum’unun yeri olacaktı.

Ancak, ilk zamanlarda bu alçak, bataklık arazi bir mezarlık işlevi görüyordu.

MÖ 8’nci yüzyılda ölüler yakılırdı.

Ölülerin külleri kulübe urnalara veya küçük çömleklere konurdu.

Bunlar da daha geniş bir çömleğe konur ve bu çömlek de toprakta kazılan dairesel bir çukura yerleştirilirdi.

Kentin maddi kültüründe değişimler, MÖ 6’ncı yüzyılda Etrüks egemenliği yüzyılında meydana geldi.

Suyla ilgili düzenlemelerdeki becerileriyle dikkat çeken Etrüksler, özellikle kentin merkezi olacak Forum Romanum bölgesindeki bataklıkları kuruttular ve onları besleyen derelerin yolunu değiştirdiler.

Yukarıda, Palatium’un yanındaki Capitolium Tepesinde kalelerini ve tanrı Jüpiter’e adanmaş ana tapınaklarını inşa ettiler.

Michalangelo’nun Capitolium Tepesinin iki zirvesi için tasarladığı Campidoglio Meydanının güneyindeki Rönesans’tan kalma Palazzo dei Conservatori ile bunun yanındaki Palazzo Caffarelli’nin altında bu eski Jüpiter Capitolinus veya Jüpiter Optimus Maximus Tapınağı’na ait olması muhtemel kalıntılar bulunmuştur.

Kalıntıların miktarı az olduğundan, tapınağın görünüşünü kesin olarak bilmek mümkün değildir.

Tipik Etrüks tarzında, ortada Jüpiter, iki yanında Iuno ve Minerva’ya ait üç cella’sı olduğu biliniyor.

Bu üçü, Roma devletinin ana tanrıları oldu.

Kibirli Tarquinus döneminde (MÖ 530-509) Etrükslü sanatçı Veiili Vulca’ya ayakta duran, kırmızıya boyanmış ve yıldırım tutan bir terakota Jüpiter heykeli ısmarlanmıştı.

Bu kült heykeli yok olmuştur ama Veii’deki Portonaccio Tapınak bölgesinde bulunan aşağı yukarı aynı dönemlerden terakota figürler, görünüşü hakkında bilgi verir.

Tapınak MÖ 83 ve MS 80’de iki kez yanacak, her seferinde orijinal plana sadık kalınarak muhteşem şekilde tekrar yapılacaktı.

Tarihte, Roma döneminin bütün önemli olayları burada yaşanmış, önemli kararlar burada alınmıştır. İmparatorluk forumu olarak isimlendirilen burada: günümüzde sağlı-sollu Roma imparatorlarının heykelleri görülüyor.

Heykellerinin arkasında ise, yaptırdıkları saraylar, tapınaklar ve anıtların kalıntıları görülüyor.

Roma Venüs ve Roma Tapınağı

VENÜS VE ROMA TAPINAĞI:

Venüs ve Roma tapınağı, pahalı malzemelerle muhteşem şekilde inşa edilmiştir.

Ancak günümüze sadece kat planı kalmıştır.

Pantheon’dan sonra 121’de başlanan ve muhtemelen 135’de adanan yapı, Antonius Pius döneminde tamamlanmıştır.

Bu yapının dikilebilmesi için, Hadrianus dev Sol (Güneş, daha önce Neron) heykelini Flavius amfitiyatrosunun (Colosseum) kuzeybatısına taşıtmıştı.

Bu büyük tapınak: (ölçüleri: 136 x 66 metre) 7 basamaklı, yüksek bir stilobat üzerinde, Forum Romana’nın doğu ucundaki geniş bir platormun (145 x 100 metre) merkezinde, müstakil halde duruyordu.

Platformun uzun yanları, Mısır gri granitinden sütunları olan bir kolonadla çevriliydi.

Bu alanın resmi girişi güneyden, kolonadın ortasındaki bir propiledendi.

Tapınağın kendisi, kısa yanlarda 10, uzun yanlarda 20 Korint sütunlu, tipik Yunan peristiliyle çevrili bir dikdörtgen olarak dışarıdan Yunan görünümlüydü.

İçeride, batıda Roma Forumuna bakan tanrıça Roma’ya, doğuda Venüs’e adanmış iki cella vardı.

Tapınak üstü tuğla kaplanmış betondan yapılmıştı. Bunun üstü de Yunanistan’dan getirilen mermerle kaplanmıştı.

Mimari süslemelerin teknik ayrıntıları, işçilerin de Ege bölgesinden geldiklerini gösterir.

Önceki yüzyılın alışkanlıklarından saparak, yabancı malzeme ve işçi kullanılması çok seyahat eden Hadrianus’un geniş zevk yelpazesinin yanı sıra, başkent ve İtalya dışındaki kent ve bölgelerin artan önemine de işaret eder.

Traianus’un baş mimarı Apollodorus, bu yapıyı fazla alçak olmasıyla eleştirmişti. Daha yüksek bir platforma yerleştirilmiş olsaydı sıra dışı genişliği, görsel açıdan daha etkileyici olurdu. Böyle açık sözlü yorumlar, özellikle de daha eski aşağılama ifadelerinin ardından geldikleri için, Hadrianus’un hiç hoşuna gitmemişti.

Sonunda Hadrianus, Apollodorus’u idam ettirecekti.

Evet gezimize devam ediyoruz, Hemen sağ bölümde

Arkadaki tepe ise Roma şehrinin Romus ve Romulus tarafından ilk kurulduğu ve Vespa Tapınağının da bulunduğu Palatino Tepesidir.

Jul Sezar: Cumhuriyet döneminde, Senatör iken: ülkeyi ele geçirmiştir. O dönemde: Cumhuriyet idaresiyle yönetilen Roma’da, şehrin korunması için, 4 lejyon askeri birliği görev yapmaktadır.

Seferden dönen ordular, şehre girmeden, şehir yakınlarında dağıtılır ve askerler geldikleri şehirlere, köylere, kasabalara giderlerdi.

Jul Sezar: kafasındaki düşünceyi gerçekleştirmek için, bir sefer dönüşünde, beraberinde 11 lejyon askeri güç olmasını fırsat bilerek, ordusunu dağıtmaz ve şehri, herhangi bir çatışmaya girmeden ele geçirir. 3 arkadaşı ile birlikte, Sezar: ülkeyi  dörde bölerek yönetmeye başlarlar.

Zamanla: Sezar ve Antonius: diğer iki arkadaşlarını öldürerek, ülkeyi birlikte yönetmeye başlarlar ve daha sonra kendi aralarında da anlaşamazlar ve Antonius: ülkeyi terk ederek Mısır’a gider, hatta Kleopatra ile büyük bir aşk yaşar.

Sezar: daha sonra, Antonius’u da yener ve ülkeyi tek başına yönetmeye başlar.

Jul Sezar

Roma Foro Romano (Roma Forumu);

Gerek dünya tarihi ve gerekse Roma tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Takvimlerde, Temmuz (July) ayı: onun ismiyle anılır, Roma takviminde Temmuz ayı ilk aydır ve bu  nedenle, Jul Sezar, kendi ismini bu aya vermiştir, öte yandan, miladi takvimi kendisi düzenlemiştir. Çok zekidir, akıllıdır ve Roma imparatorluğunun büyümesinde, büyük katkısı bulunduğu söylenir.

Dünyaya gelişinin bile tarihe geçtiği söylenir ki günümüzde “keserek doğum” anlamına gelen “Sezeryan” ilk olarak Sezar’ın dünyaya gelişi sırasında uygulanmıştır denilmektedir.

Roma tarihinin en önemli insanının yaşadığı, kararlar aldığı ve sonunda bir suikast sonucu (“sende mi Brütus” deyimi hatırlanacaktır) öldüğü yer burası.

Roma Basilika Nova

BASİLİCA NOVA-YENİ BAZİLİKA:

Velia Tepesi civarında, Foruma yakın ama tam anlamıyla Forum sınırları içinde sayılmayan bir alanda bulunmaktadır.

Bu çok büyük yapı, 306-310 yılları arasında Maxentuus tarafından başlatılmış ve 313’ten sonra Constantinus tarafından bitirilmiştir. Çünkü Maxentius, 312’de Constantinus ile savaşı kaybetmesi üzerine, yapı tamamlanma aşamasında İmparator Constantinus tarafından sahiplenip tamamlanmıştır.

Forum Romanum’un kuzey tarafına yapılmıştır. İsminin yeni olmasının sebebi, eski Vetus bazilika ile ayırt etmek amacıylaydı.

Bu bazilika, Roma Forumun en büyük binalarından biri olmuş, ayrıca şehir içinde inşa edilen “son büyük bazilika” niteliğini taşımaktadır.

Evet bu bazilika, sivil bir bazilikaydı. Yani kilise değil, mahkeme, kamu toplantıları, resmi işlerin yürütüldüğü mekan olarak kullanılıyordu. Amaç: kamunun gücünü ve imparatorun kudretini göstermekti.

Bina 100 x 65 metrelik beton bir platform üzerinde durur.

Nefi 80 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğindedir. Kuzey tarafta kalan nef günüme pek fazla kalıntı bırakmamıştır ve orada tonozlarla süslenmiş kemerli yapılar görülebilir.

En yüksek yerinde nefin yüksekliği 38 metredir.

Kuzeydeki üç girinti, günümüze ulaşmamıştır.

Nefin tepesinde bir tür asma pencere olarak kemerli pencereler, tavanında beton çapraz tonozlar vardır ve iç duvarlar kırmızı tuğla ile kaplanmıştır. Bu tonozlar yaklaşık 39 metre yükseklikten dört büyük payeye oturuyor. Tonoz yüzeylerinde coffer (kafesli gömme cep pencereleri) tarzında süslemeler kullanılmıştır. Bu hem ağırlığı hafifletmek hem de estetik katmak amacıyla yapılmıştır.

Bazilikanın dışı, mermer taş işçiliğini andıran beyaz yalanlı mermerle kaplıydı.

Orijinal halde, doğu-batı ekseninde duran bu plan, Constantinus’un kuzeye bir apsis ve güneye foruma çıkan basamaklar yerleştirmesiyle değişmişti.

 

Heykel:

Batı apsiste, dev bir kaide üzerinde Constantinus’un oturur halde, 324-330’da yapılmış dev bir heykeli yer alıyordu.

1486’da heykelin parçaları bulunmuştur.

Yakındoğu’daki uygulamalara kadar geri giden bir geleneğe uygun olarak, heykel farklı malzemelerden yapılmıştı.

Tuğladan çekirdek, gövde ahşap üzerine tunç kaplama, baş ve kollar Pentelikos mermerindendi.

Baş 2.6 metre yükseklikte ve 8-9 ton ağırlığındaydı.

Boyna alçı ile tutturulmuştu.

İmparator gözleri hafifçe yukarı dönüktü.

Baş kesinlikle Yunan-Roma tarzında olmasına rağmen, sabit bakış ve gözlerin yukarı dönük olması, sıradan insanlarla Tanrı arasında aracı kabul edilen Hıristiyan imparatorun, optik açıdan gerçekçi olmayan bir biçimde tasvir edildiği Ortaçağ’ın habercisi gibidir.

Gelelim günümüze;

Günümüzde bazilikanın büyük kısmı yıkılmış durumdadır. Kalan kalıntılar arasında özellikle kuzey kenarındaki tonozlu kısım, payeler, kemer yapı elemanları ve tavan detayları öne çıkar.

Bazı taş bloklar, sütun parçaları ve yapı elemanları, çevrede korunmaktadır.

 

 

 

Roma Circo Massimo

Roma Circo Massimo

İmparator Traiano tarafından yaptırılmış, 180 bin kişilik kapasitesi olan bir yer.
Zenginler için mermer, fakirler için tahta oturma yerleri yapılmış. At yarışları ve sportif karşılaşmaların düzenlendiği bir alan.

Günümüzde, Aventino ve Palatino tepeleri arasında kalan bu alan, küçük bir vadi ve çiçeklerle dolu bir piknik alanına dönüştürülmüş, kazı yapılmamıştır. Çünkü: alanın bir kısmının: Venedik Meydanı sarayı ve önündeki anıt alanının altında kaldığı düşünülüyor.