Sicilya Palermo

Sicilya Palermo

Şehir: İtalyan şehirleri arasında, beşinci büyük şehirdir. Aynı zamanda Sicilya adasının başkentidir. Akdeniz kültürünün, tarihinin ve mutfağının en yoğun biçimde hissedildiği bu şehir, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini taşır.

Palermo: adanın başkentidir. Doğu bölümünde “Monte Alfano” ve “Monte Pellegrino” dağlarının eteklerine yaslanmıştır. Adanın kuzeybatı kısmında konuşlanmıştır.

 

TARİHİ:

Şehir: MÖ 8 yüzyılda Fenikeliler tarafından kurulmuştur.

İlk olarak, Phoenicia’lılar tarafından kurulmuş, daha sonra Yunanlılar zamanında ise, “Panormus” olarak bilinmiştir.

Takip eden süreçte, Roma egemenliği ve daha sonra ise, Bizans imparatorluğunun bir parçasıdır.

Bu arada, kısa bir dönem Arap egemenliği görülür. Norman istilası sonrasında ise, 1130-1816 yılları arasındaki uzun süreçte, Sicilya krallığının başkenti olmuştur.

Sicilya Palermo

Şehir: tarihi süreç içinde, Sicilya adasına hakim olmuş birçok kültürün geride bıraktığı inanılmaz kültür zenginliğine sahiptir.

Şehrin eski bölümü: çoğunlukla Arap hakimiyeti sırasında inşa edilmiştir. Ancak, yine bu bölüm II. Dünya Savaşı sırasında birçok kez bombalanmıştır. Yakın geçmişte restore edilen bu bölüm: günümüzde kültür ve sanat için ayrılmış önemli bir merkez haline gelmiştir. Kültür Festivali “Kals’art” her yıl, burada yapılmaktadır.

Burada: denize girmeyi düşünürseniz: denizdeki kirliliğin üst düzeyde olduğunu unutmamak gerekir. Yalnızca, ünlü “Mondello” plajı, yüzmek için uygun olabilir. Ancak, buralara gelip te, yüzmek isteyenlere, şehrin 100 km. batısındaki “Sen Riserve dello Zingaro” doğal koruma alanındaki veya “San Vito lo Capo” bölgesindeki Karayip tarzı plajları önerebilirim.

Şehri ziyaret etmek için en iyi zaman: henüz çok sıcakların başlamadığı ilkbahar ve sonbahar mevsimleridir. Kışın, sıcaklıklar nadiren 10 derecenin altına iner. Yani, genellikle çok soğuk bir kış dönemi yaşanmaz.

Palermo yerel lezzetlir

NE YENİR:

Sicilya mutfağı İtalya’nın en zengin bölgesel mutfaklarından biridir ve Palermo bu deneyimin kalbidir.

Palermo Arancini

Arancini: Kızartılmış prinç topları: Peynir, et veya sebze dolguludur.

Cannoli: Kızartılmış habur tüpü içinde ricotta kremasıyla doldurulmuş tatlıdır.

Pane ce’meusa: Dalak sandviçi. Sokak yemeği kültürünün simgesidir.

Granita con brioche:  Limon, badem veya fıstık aromalı buz tatlısı, brioş ile servis edilir.

Pasta alla Norma: Patlıcanlı, domatesli ve ricotta peynirli makarna.

Palermo ne satın alınır

NE SATIN ALINIR

Önce alışveriş önerilerim: pazarlarda pazarlık yapılabilir. Ama dükkanlarda genellikle fiyatlar sabittir. Turistik bölgelerdeki dükkanlar yerine yerel esnafı tercih etmenizi öneririm. Hem daha kaliteli hem daha ucuz olur. Seramik ve kukla alırken “Fatto a mano (el yapımı)” etiketine dikkat ediniz. Gıda ürünlerini havaalanı duty free yerine, şehir içinden almak çok daha uygundur.

1-Sicilya Seramikleri:

Palermo ve çevresi, renkli el yapımı seramikleriyle dünyaca ünlüdür. Limon, zeytin, balık ve geometrik desenlerle süslenmiş tabaklar, vazolar, kupalar ve dekoratif karolar en çok aranan ürünler arasındadır. Caltagirone şehrine ait seramikler özellikle kaliteleriyle ortaya çıkar.

Palermo hediyelik eşyaları

2-Trinacria-Uğur Muska ve Takıları:

Trinacria, Sicilya’nın sembolüdür. Ortasında bir yüz olan üç bacaklı figür, kolye, magnet, anahtarlık ve tablo olarak her yerde bulunur. Bunun yanı sıra cornicello (İtalyan boynuzu) ve mano fico (el şeklinde nazarlık) gibi uğur getirdiğine inanılan tılsımlar da çok popülerdir.

Palermo hediyelik eşyalar

3-Zeytinyağı, Fıstık ve Badem ürünleri:

Sicilya zeytinyağı, İtalya’nın en kalitelileri arasında sayılır. Markete ya da özel dükkanlardan kaliteli zeytinyağı, Bronte fıstığı (yeşil Sicilya antep fıstığı) ezmesi, badem ezmesi (marzipan) ve fıstıklı çikolata harika lezzetli hediyeliklerdir.

 

4-Geleneksel Sicilya Kuklaları (Pupi)

“Opera dei Pupi” adıyla bilinen geleneksel Sicilya Kukla Tiyatrosu, UNESCO’nu Somut Olmayan Kültürel Miras Listesindedir. El yapımı şövalye ve savaşçı figürlü bu renkli kuklalar hem dekoratif hem de kültürel açıdan çok değerli hediyeliklerdir.

 

5-Sicilya Şarapları-Marsala:

Sicilya, İtalya’nın en büyük şarap üreticisi konumundadır. Nero d’Avola üzümünden yapılan kırmızı şaraplar ve dünyaca ünlü Marsala Şarabı (tatlı ve kuru) çok güzel hediyelikler olabilir. Şarap dükkanlarından ya da yerel üreticilerden satın alabilirsiniz.

Palermo Hediyelik eşyalar

6-Limon Ürünleri-Limoncello:

Sicilya limonları coğrafi işaret taşıyan özel bir çeşittir. Limoncello likörü, limon aromalı sabunlar, el kremleri, parfümler ve limon desenli mutfak tekstilleri (önlük, mutfak bezi) hem kullanışlı hem şık hediyeliklerdir.

 

 

Sicilya Palermo

GEZİLECEK YERLER

Palermo şehrinin tarihi bölümünü yürüyerek gezmenizi öneririm. Ama, yürümeyi tercih etmeyenler için, şehir merkezindeki tarihi yerleri gezdiren “Tur otobüsleri” ni tercih edebilirsiniz. Bu otobüsler: Piazza Castelnova meydanından hareket ederler.

Palermo Piazza Politeama

PİAZZA POLİTEAMA

Palermo’nun modern şehir merkezinde yer alan en önemli ve en işlek meydanlardan biridir. Yılbaşı etkinlikleri bu meydanda yapılır.

Resmi adı Piazza Ruggero Settimo’dur. Adını Sicilya’nın bağımsızlık hareketinin önde gelen ismi Ruggero Settimo’dan alır. Ancak halk arasında ve turistler arasında meydana hakim olan Theatro Politeama Garibaldi tiyatrosu nedeniyle “Piazza Politeama” olarak bilinir.

Palermo Teatro Politeama Garibaldi Meydanı

Meydan, şehrin ana caddesi Via della Liberta ile Via Ruggero Settimo’nun kesişim noktasında konumlanır ve Palermo’nun modern ile tarihi dokusunu birbirine bağlayan bir geçiş noktası işlevi görür.

Evet, meydana ulaşan caddeler üzerinde ve ara sokaklarda alışveriş yapabileceğiniz yüzlerce mağaza ve dükkan bulunur. Ayrıca yine bu bölgede birçok kafe ve restoran var. Hatta İtalya’nın ünlü mağazalar zinciri olan “Rinascente” nin şubesi, yine bu meydana gelen cadde üzerinde bulunuyor. Via della Liberta boyunca yürüyüşler yapın, şehrin en şık modern yüzünü keşfedebilirsiniz.

Gündüzleri meydanın atmosferi: Meydanın çevresindeki kafeler ve restoranlar yerel halk ve turistlerle dolup taşar. Açık havada oturarak espresso içmek ya da Sicilya dondurması (granita) yemek burada neredeyse bir ritüel haline gelmiştir.

Akşam meydanın atmosferi: Palermolu gençlerin buluşma noktasına dönüşür. Çevredeki barlar ve geç saate kadar açık kafeler canlı bir gece atmosferi yaratır.

Çevredeki bazı kafelerde Aperitivo saati (18.00-20.00) genellikle içkiyle birlikte ücretsiz atıştırmalıklar sunulur.

 

Palermo Teatro Politeama Garibaldi

THEATRO POLİTEAMA GARİBALDİ:

Meydanın tartışmasız odak noktası olan Teatro Politeama Garibaldi, Palermo’nun en görkemli yapılarından biridir. Açılışı Vincenzo Bellini’nin “Capuleti ei Montecchi” operası sergilenerek yapılmıştır. Garibaldi’nin ölümünden sonra ismi bu tiyatroya verilmiştir.

Mimarı: Giuseppe Damiani Almeyda’dır. 1867-1874 yılları arasında inşa edilmiştir. Kapasitesi, yaklaşık 3000 seyircidir.

Palermo Teatro Politeama Garibaldi

Tiyatronun dışı son derece çarpıcıdır. Yarım daire biçiminde bir yapıya sahip olan cephe, antik Roma zafer takları ve Yunan tapınaklarından ilham alır. Alt katta Dor, üst katta İyon düzeninde sütunlar kullanılmıştır.

Palermo Teatro politeama Garibaldi Bronz Quadriga heykeli

Girişin üzerinde bronz Quadriga heykeli (dört atlı savaş arabası) yapının en dikkat çeken unsurlarıdır. Bu eser, antik Roma zafer sembolünün modern bir yorumudur. Bu heykel, ünlü İtalyan heykeltıraş Rutelli tarafından yapılmıştır.

Tiyatro günümüzde Sicilya Flarmoni Orkestrasına ev sahipliği yapmaktadır ve yıl boyunca konser, opera ve bale etkinlikleri sahne alır.

Son birkaç not: Tiyatronun bronz Quadriga  heykelini yakından görmek için binanın sağ ve sol yanındaki merdivenlerden üst platforma çıkabilirsiniz. Yakından bakıldığında atların dinamik duruşu ve arabacının zafer pozu, Sicilya’nın tarihsel güç ve özgürlük ruhunu simgeler.Akşam gün batımı sırasında tiyatronun altın rengi cephesi inanılmaz güzel görünür.

 

Palermo Galleria d’Arte Moderna (GAM)

GALLERİA D’ARTE MODERNA (GAM):

Tetro Politeama ve GAM’ı aynı günde ziyaret etmek hem kolay hem verimlidir, aralarındaki mesafe sadece birkaç dakika yürüyüşlüktür.

Palermo şehrinin en önemli müzelerinden biri olup, 19 ve 20 yüzyıl İtalyan ve Sicilya sanatına adanmış eşsiz bir koleksiyona sahiptir. Müze, şehrin tarihi merkezinde, Via Sant’Anna sokağındadır ve Piazza Politeama’ya yürüme mesafesindedir.

Müze 17’nci yüzyılda inşa edilmiş eski bir manastır olan Sant’Anna Manastırı içinde konumlanır. Restore edilerek müzeye dönüştürülen bu yapı, kendi başına mimari bir  şaheserdir.

Müze 1910 yılında Tiyatro Politeama’nın fuayesi ile Modern Sanat Empedocle Restivo arasındaki galeride kurulmuştur. Burası 15 yüzyılda bir özel konut, 17 yüzyılda ise manastır olarak kullanılmıştır. İlk olarak ise, 1480 yılında Katalan tüccar Gaspar Bonet tarafından inşa ettirilmiştir. 16 yüzyılda buraya Cizvitler yerleşirler ve 1618 yılında satışı yapılır, 17 yüzyılda manastıra dönüştürülür. 18 yüzyılda depremde konut hasar görür. 19 yüzyılda finansal zorluklar nedeniyle, yapıda çeşitli değişiklikler yapılır.

Müzenin son olarak kapsamlı restorasyon sonucu 2006 yılında yeniden açılmıştır. 3 kat ve ilaveten avlu bulunur.

Palermo Galleria d’Arte Moderna (GAM) Avlusu

Manastırın taş avlusu, ziyaretçileri karşılayan ilk etkili mekandır, burada sergilenen açık hava heykelleri ayrı bir güzellik katar. Taş avluda oturup dinlenmek ücretsizdir ve harika bir atmosfer sunar.

Palermo Galleria d’Arte Moderna (GAM)

Koleksiyonlar ve Eserler:

Müzede yaklaşık 300’den fazla eseri kalıcı koleksiyonda sergiler. Koleksiyon 3 ana dönem çevresinde şekillenir.

19 Yüzyıl Sicilya Sanatı: Romantizm ve Gerçekçilik akımlarından etkilenmiş Sicilya ressamlarının eserleri bu bölünün odağını oluşturur. Francesco Lojacono’nun Sicilya manzara resimleri ve Antonino Leto’nun eserleri özellikle dikkat çeker.

Heykel Eserleri: Müzenin heykel koleksiyonu son derece zengindir. Mario Rutelli (Teatro Politeama’nın bronz quadriga heykelini yapan sanatçı) başta olmak üzere dönemin önde gelen Sicilya heykeltıraşlarının mermer ve bronz eserleri sergilenir.

Art Nouveanu-Sembolizm: 20 yüzyıl başlarına ait eserler arasında Art Nouveau akımının Sicilya’daki yansımaları özellikle dikkat çekicidir. Sembolist tablolar ve dekoratif sanat eserleri bu bölümü zenginleştirir.

 

 

Palermo Teatro Massimo

THEATRO MASSİMO:

Palermo şehrinin tarihi merkezinde, Piazza Verdi meydanındadır. Bu yapı, şehrin yenilenmesinin odak sembolü haline gelir.

Tiyatro binasında gezi için düzenlenen tur ücreti 8 eurodur.

İtalya’nın en büyük, Avrupa’nın ise 3 en büyük Opera binasıdır. Sadece Paris Opera ve Viyana Devlet Operası, önündedir.

Yapının mimari başlangıçta Giovanni Battista Filippo Basile iken devamında oğlu Ernesto Bastile tarafından tamamlanmıştır. İnşaat başlangıç tarihi 1875 yılıdır ve 22 yıl sonra tamamlanmış ve 16 Mayıs 1897 yılında açılmıştır. Daha sonraki süreçte restorasyon sonucu 1997 yılında yeniden açılışı yapılmıştır.

Tiyatronun tamamlanması için iki kilise ve bir manastırın yıkılması gerekmiştir. Bu durum zamanında büyük tartışmalara yol açmış, hatta bazı Palermolular binaya lanet okunduğuna dair efsaneler yaratmışlardır.

 

Mimari özellikleri:

Ön cephe antik Yunan tapınaklarından ilham alan 6 büyük Dor sütunuyla süslüdür. Tiyatronun en çok fotoğraflanın unsurlarından biri, anıtsal mermer merdivenlerdir. İki yanında bronz aslan heykelleri bulunur.

Kubbe, çapıyla İtalya’nın en büyük tiyatro kubbelerinden biridir.

İç mekan: altın yaldızlı balkonlar, kırmızı kadife koltuklar ve muhteşem tavan freskolarıyla nefes kesici bir görünüm sunar.

Akustik: Özellikleri dünya standartlarındadır.

Tiyatronun kapasitesi 1350 oturma ve 500 ayakta olacak şekilde düzenlenmiş olup toplam 1850 kişiliktir.

 

Diğer özellikleri:

“The Godfather III (Baba III, 1990) filminin unutulmaz final sahnesi bu tiyatroda çekilmiştir. Al Pacino’nun canlandırdığı Michael Corleone’nın kızının öldürüldüğü o dramatik merdiven sahnesi, tiyatroyu dünyaca ünlü kılmıştır.

Günümüzde tiyatro yıl boyunca zengin bir program sunar. Opera, bale ve senfoni konserleri düzenlenir. Ayrıca her gün rehberli turlar yapılır. Bu turda, özellikle muhteşem bir akustiğe sahip “Echo odası” gezdirilir. Oda ve alkış merkezinde, stant ve kulaklıklar ile, şelale gibi çıkan bir ses duyulur. Bu inanılmaz akustik, binanın en büyük özelliklerinin başında gelir.

Gece aydınlatması sırasında tiyatronun ön cephesi inanılmaz güzel görünür. Akşam saatlerinde mutlaka uğramanızı öneririm. Merdivenlerin önünde fotoğraf çektirmek için sabahın erken saatlerinde gitmeniz gerekir. Piazza Verdi meydanında oturup kahvenizi yudumlarken tiyatronun cephesini izlemek başlı başına bir zevktir.

 

PİAZZA GUİSEPPE VERDİ:

Önce Verdi kimdir: 10 Ekim 1813 tarihinde Parma yakınlarındaki küçük bir köy olan Le Roncole’de dünyaya gelmiştir. 27 Ocak 1901 tarihinde öldüğünde, kariyeri boyunca 28 opera bestelemiştir. İtalyan operasının tartışmasız en büyük ustasıdır. Sadece müzisyen değil aynı zamanda İtalyan Birliğinin sembolüydü.

Piazza Verdi, Palermo’nun tarihi merkeziyle modern şehri birbirine bağlayan, Teatro Massimo’nun önünde yer alan geniş ve görkemli meydandır. Teatro Massimo’nun anıtsal merdivenlerinden başlayarak geniş bir yaya alanına açılır. Meydan ağaçlar ve küçük yeşil alanlarla çevrilidir. Akşamları aydınlatılan tiyatro cephesi, meydana adeta bir sahne dekoru etkisi verir.

Meydan gün boyunca yoğun bir sosyal merkez işlevi görür. Öğrenciler, turistler ve yerel halk bir arada meydanda buluşur. Çevresindeki kafeler ve barlar, açık hava masalarıyla meydanın sıcak atmosferini tamamlar. Hafta sonlarında zaman zaman sokak müzisyenleri opera, arya ve şarkılar seslendirirler.

Palermo Via Maqueda

VİA MAQUEDA (ALIŞVERİŞ CADDESİ)

Palermo şehrihin en önemli ve en işlek caddesidir. Şehrin kuzeyinden güneyine uzanan bu cadde, yaklaşık 1.5 km uzunluğunda, tarihi merkezin omurgasını oluşturur.

Adını 16 yüzyılda Sicilya’yı yöneten İspanyol Viceroy’u Don Bernardino de Cardenas, Duca di Maqueda’dan almıştır.

Cadde, 1600 yılında İspanyol yönetimi döneminde inşa edilmiş olup o dönemden bu yana Palermo’nun sosyal, ticari ve kültürel hayatının merkezinde yer alır.

Cadde kuzeyde Piazza Verdi (Teatro Massimo) önünden başlar ve güneyde Piazza della Vittoria’ya kadar uzanır. Caddenin tam ortasında ise Palermo’nun en ünlü kavşağı olan Quatro Canti (Dört Köşe) bulunur. Burada Via Maqueda ile Via Vittorio Emanuele kesişir.

Palermo Via Maqueda

Mimari özellikleri:

Cadde boyunca sıralanan binalar, 17 ve 18 yüzyıl Barok mimarisinin en güzel örneklerini sunar. Süslemeli cepheler, kıvrımlı balkonlar, taş işlemeli kapı kanatları ve görkemli kilise cepheleri; caddeye özgün bir karakter kazandırır.

Palermo Quattro Canti-Piazza Vigliena

Piazza dei Quattro Canti (Piazza Vigliena) -Dört Köşe

Via Maqueda’nın merkezinde yer alan bu sekizgen Barok meydan, 1608-1620 yılları arasında inşa edilmiştir. Bu dönemin İspanya Kralı III Felipe’dir.

Meydan İspanyol yönetiminin Palermo’yu yeniden düzenlene projesinin bir parçası olarak inşa edilmiştir. Dört ana yol burada kesişmektedir. Şehrin trafiğini düzenlemeye yardımcı olmak için düzenlenmiştir. Günümüzde sadece iki yol (Corso Vittorio Emmanuele ve Via Maqueda) burada kesişiyor. Önemli bir kavşak olduğu için, bu dar yollarda çok sayıda otomobil görmek mümkündür.

Palermo Quattro Canti-Piazza Vigliena

1608 yılında ilk düzenlendiğinde ikinci bir amaç: şehrin dört ana mahallesini birbirine bağlayan, temsil ve güç gösteren, görkemli bir kentsel merkez yaratmaktı. O dönemde böyle bir kavşak tasarımı Avrupa’da son derece yenilikçiydi.

Dünyanın en etkileyici Barok kentsel mekanlarından biri olarak kabul edilen, benzersiz bir kavşak meydanıdır.

Via Maqueda ile Corso Vittirio Emanuele’nin tam kesişim noktasında konumlanmıştır. Şehri 4 tarihi mahalleye böler.

Palermo Quattro Canti-Piazza Vigliena

Quatro Canti’nin en büyüleyici özelliği, kavşağın dört köşesinin her birinin içbükey (konkav) ve 3 katlı Barok cephelerle kaplanmış olmasıdır.

Bu tasarım sayesinde meydan adeta kapalı bir tiyatro sahnesine dönüşür. Güneşin açısına göre her saatte farklı bir köşe aydınlanır. Bu nedenle halk arasında “Teatro del Sole (Güneş Tiyatrosu) olarak da anılır.

 

Her cephenin katları şu sembolleri taşır

Alt kat: Dört mevsim (ilkbahar, yaz, sonbahar, kış),

Orta kat: Dört İspanyol Sicilya Valisi:

Üst kat: Palerko’nun dört koruyucu azizesini ifade eder. Bu azizeler şunlardır: Santa Cristina, Sant’Oliva, Santa Ninfa, Santa Agata.

Her azize kendi köşesine yerleştirilmiş olup üstten aşağıya doğru bir anlatı akışı oluşturur. Kutsal (azizeler), dünyevi iktidar (valiler) ve doğa (mevsimler)

Palermo Quattro Canti çeşmeleri

Çeşmeler

Her köşenin alt katında zemin seviyesinde bir çeşme bulunur.

Bu çeşmeler, kabartma taş süslemeleri ve mevsimi temsil eden figürleriyle Barok sanatının en narin örneklerini sergiler. Kabartma figürler, dört mevsimden birini sembolize eder. Yarım daire biçimli nişler içine yerleştirilmiş yatık insan figürleri bulunur. Bu figürler nehir tanrılarını ya da doğa sembollerini temsil eder. Taşın üzerine oyulan yaprak, meyve ve doğa figürleri Barok sanatının en narin örneklerindendir. Çeşmeler; üstündeki katlarla birlikte dikey bir anlatı oluşturur.

Zamanla çeşmelerin işlevi yok olmuştur ancak mimari detayları hala son derece etkileyicidir.

 

Teatro del Sole- Güneş Tiyatrosu:

Quattro Canti’nin en büyüleyici özelliklerinden  biri güneşle olan ilişkisidir. Güneş gün boyunca hareket ettikçe dört cepheyi sırayla aydınlatır. Her saat farklı bir köşe parlak güneş ışınlarını alırken diğerleri gölgede kalır. Bu doğal ışık oyunu mimarları tarafından bilinçli olarak tasarlanmıştır. Öğle vakti tüm dört köşe eşit oranda ışık alır, bu an fotoğrafçılar için özel andır.

 

GENEL DEĞERLENDİRME:

Quattro Canti, sadece bir kavşak değil, bütünüyle bir açık hava sanat eseridir. Sicilya Barok mimarisinin en saf ve en eksiksiz örneği sayılır. Dört cephede simetrik ama her biri özün ayrıntılar taşıdığından saatlerce incelenebilir. Kabartmalar, sütunlar, nişler ve heykelcikler Barok süsleme sanatının zirvesini temsil eder.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesindeki “Palermo Arap-Norman Mimarisi” başlığı altında koruma altındadır.

 

GEZİ NOTLARI:

Dört köşeyi teker teker yakından incelemek için en az 20-30 dakika ayırın. Her cephenin alt katındaki çeşme figürlerini yakından inceleyin, taş işçiliği muhteşemdir.

Çevredeki Fontana Pretoria (Utanç Çeşmesi) sadece 2 dakika uzaklıktadır. Burayı da görmelisiniz. Meydanın tam ortasında durarak 180  derece dönerseniz dört cepheyi birden görebilirsiniz. Bu açı Palermo’nun en ikonik görsel deneyimlerinden biridir. Gece aydınlatması sırasında cepheleri sarı-altın tonlar bürünür, romantik bir akşam yürüyüşü için mükemmel bir duraktır.

Palermo Fontana Pretoria-Utanç Çeşmesi
FONTANA PRETORİA-UTANÇ ÇEŞMESİ:

Şehrin en çarpıcı  sanat eserlerinden biri olan görkemli Rönesans çeşmesidir. Halk arasında “Fontana della Vergogna (Utanç çeşmesi) olarak bilinir. Bu ilginç lakabın ardında yatan hikaye, çeşmenin çıplak mitolojik heykellerle donatılmış olması ve bu durumun 16 yüzyıl muhafazakar Palermo halkını derinden rahatsız etmesidir. Özellikle kilisenin hemen karşısında yer alan bu çıplak figürler, din adamlarını ve mahalle sakinlerini derinden rahatsız etti. Halk, o dönemden bu yana çeşmeye “Utanç Çeşmesi” demeye başlamıştır, bu lakap bugünde kullanılmaktadır.

Çeşmenin yapım tarihi 1554 yılıdır. Floransalı heykeltıraş Camilliani tarafından yapılmıştır. 1573 yılında Palermo şehrine gelmiştir. Çeşme aslında Floransa’da özel bir villa için sipariş edilmiştir. Ancak Don Pietro de Toledo’nun oğlu mali sıkıntıya düşünce çeşmeyi Palermo Belediyesine satmıştır. Çeşme parçalara ayrılarak Sicilya’ya taşınmıştır ve bu günkü yerinde yeniden monte edilmiştir. Bu süreçte bazı heykeller kaybolmuş ya da hasar görmüş yerlerine yeni heykeller eklenmiştir.

Çeşme, dört eş merkezli yani iç içe dairesel havuz üzerine kurulmuştur. En dış halkadan merkeze doğru giderek yükselen bir piramit etkisi yaratır. Merkezde büyük bir obelisk yani dikilitaş formu yükselir. Tüm yapı beyaz Carrara mermeriyle kaplanmıştır. Çeşme üstünde 32 büyük heykel ve çok sayıda küçük figür bulunur. Her heykel son derece ince işçilikle yapılmış olup anatomik detayları ve dramatik pozisyonlari ile Rönesans heykelciliğinin en güzel örneklerini sergiler.

Çeşmenin su sistemi, dört havuzdaki su yüzeylerini farklı seviyelerde tutacak şekilde tasarlanmıştır. Su merkezden dışa doğru kademeli olarak akar, bu tasarım hem görsel bir şelale etkisi hem de sürekli bir su sesi yaratır.

 

CADDE BOYUNCA KİLİSELER VE TARİHİ YAPILAR

Palermo Chiesa di Sant’Agostino
1-CHİESA Dİ SANT’AGOSTİNO:

Şehrin en önemli dini yapılarından biridir. Gotik cephesi, Barok iç mekanı ve eşsiz Giaacomo Serpotto Stuko süslemeleriyle Palermo’nun sanat ve mimarlık tarihinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir.

Kilise, Augustinusçu Tarikatı tarafından 13 yüzyılda inşa ettirilmiştir.

Ana Portal: 14 yüzyıldan kalma sivri kemerli Gotik kapı, üzerinde ince taş işlemeleri ve bitkisel motifler bulunur. Kuzey Afrika ve İspanya etkilerinin izleri görülür.

Gül Penceresi: Cephenin üst bölümünde yar alan bu dairesel pencere Gotik mimarinin en karakteristik unsurlarından biridir. İnce taş şebekeleri ve geometrik desenleriyle büyüleyici bir görünüme sahiptir.

Gelelim iç mekana:

Kilisenin dışı sade görünse de içerisi bambaşka bir dünyaya açılır. 17 ve 18 yüzyılda gerçekleştirilen Barok yenileme sürecinde kilise iç mekanı baştan aşağıya dönüştürülmüştür. Giacomo Serpotta (1656-1732) Palermo şehrinin en büyük stuko ustasıdır. Kendisi 1711-1729 yıları arasında burada çalışmış ve iç mekanı olağanüstü stuko süslemeleriyle kaplamıştır. Duvarlar ve kornişler boyunca oynaşan küçük melek figürleri, neşeli ve canlı ifadeleriyle ziyaretçileri büyüler. Nişler içindeki dramatik dini figürler azize ve aziz kabartmalarıdır. Tavan ve duvarlarda birbirine kenetlenen ince süsleme bantları bulunur.

Serpotta’nın stuko figürleri o kadar canlı ve gerçekçidir ki, pek çok ziyaretçi bunların mermer ya da bronz olduğunu düşünür, oysa tamamen alçı (stuko) ile yapılmışlardır.

Palermo Chiesa del Gesu-Casa Professa
2-CHİESA DEL GESU (CASA PROFESSA):

Öncelikle şunu bilmeniz gerekir ki, Palermo şehrine giderseniz, burayı mutlaka görmelisiniz. Evet şimdi ayrıntıları anlatmaya başlıyorum.

Sicilya’nın en görkemli Barok kiliselerinden biridir.

Cizvitler Palermo’ya 1547’de gelmiş, kısa süre içinde şehrin en önemli dini ve sanatsal yapılarından birinin temellerini atmışlardır. 1549’da Vali Giovanni de Vega, bir manastırın onlara verilmesini talep etmiş, 1550’de ise İmparator V Karl bu hakkı resmi olarak tanımıştır.

Kilisenin inşasına geç 16 yüzyılda başlanmış, ilk tasarım mimar Giovanni Tristano tarafından yapılmıştır. Kilise 17 yüzyıl başlarında Cizvit mimarisine özgü görkemli üsluba kavuşacak şekilde genişletilmiş ve 1636 yılında kutsanmıştır.

1888’de İtalyan makamları tarafından ulusal anıt ilan edilmiştir. 1943’de II Dünya savaşı sırasında düşen bir bomba kuleyi ve çevre duvarlarının büyük bölümünü tahrip etmiştir. Uzun soluklu restorasyon çalışmaları 2009 yılında tamamlanmıştır.

 

Mimari:

Kilisenin cephesi 2 bölüme ayrılır. Alt bölümde biri diğerlerinden büyük olmak üzere 3 portal vardır. Ön kapıların üzerindeki nişler Aziz Ignatius de Loyola, Çocuklu Meryem Ana ve Aziz Fransua Saviero heykelleri bulunur. Üst bölümde ise, pilasterler ve aziz heykelleri vardır. Cephenin en tepesinde Cizvit arması bu kilisenin kökenini açıkça ortaya koyar.

 

İç Mekan:

Dışarıdan mütevazi görünen kilise, içeri adım atıldığında Sicilya Barok sanatının patlamasıyla karşılaşılır. Yontulmuş kerublar, çiçek motifleri ve İncil sahnelerindeki ayrıntı düzeyi, güzellik aracılığıyla dindarlık uyandırmayı amaçlayan Cizvit ustalarının sanatsal dehasını gözler önüne serer.

Duvarlar renkli mermerler, ince oymalar ve ayrıntılı fresklerle bezelidir. Tribünada yer alan ve Giocchano Vitagliano’ya ait “Çobanların Tapınması” (1710-14) ile “Meneccimlerin Tapınması” (1719-21) konulu mermer kabartmalar özellikle dikkat çekicidir. En çarpıcı unsurlardan biri, Antonino Grano tarafından boyanan ve Cennetin Yüceliğini tasvir eden kubbe freskidir. Işık ve rengin birbiriyle oyunu, yapıya hareket hisse katarak onu yanılsamalı sanatın bir şaheseri haline getirmektedir.

 

Öne Çıkan Sanat Eserleri:

Antonello Gagini ve Giuseppe Velasco gibi ünlü sanatçılara ait değerli tablolar görülmeye değerdir. Ayrıca mihrabın önündeki “Ateş Sütunları” ile Aziz Fransua Saviero Şapeline açılan kemerin kaidelerindeki “Dünya Sütunları” (bu sütunlar centaurlar, meyveler ve çiçeklerle bezelidir) görülmelidir. Burada Avrupa’nın en güzel mermer kabartmalarından  bazıları bulunmaktadır.

Palermo Palazzo Santo Croce-Palazzo Celestri di Santacroce-Palazzo Sant’eLİA
3-PALAZZO SANTA CROCE:

Bu Barok Saray, Palermo’nun tarihi merkezi Kalsa semtinde Via Maqueda 90 numaradadır. Varlıklı ve nüfuslu bir ailenin şehir konağı olan yapının büyük bölümü günümüzde sergi ve özel etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.

Saray, daha önceki Palazzo İmbarbara yapısının üzerine inşa edilerek genişletilmiştir. Mevcut yapı, 1.Marchese di Santa Croce Giambattista Celestri ve kardeşi Tommaso tarafından ısmarlanmıştır. İnşaat 1756’da başlamış, ana yerleşim planı ve cephe, mimar ve mühendis Nicolo Anito’nun tasarımlarına göre şekillendirilmiştir. 1823 depreminde Senato Sarayı ağır hasar görünce, sarayın asil katını Senato’ya kiralamak zorunda kalınmıştır. Sonraki on yılda bina, tarım ve sanat kurumlarına ev sahipliği yapmıştır.  1866’da ailenin son varisi Marianna Celestri Santa Croce, mülkü kuzenine vasiyet etmiştir. 1984’e gelindiğinde harap hale gelen saray, il yönetimi tarafından satın alınmış ve restore edilmiştir.

 

Mimari ve dış cephe:

75 m lik cephesi ve kaz göğsü biçimindeki demirleriyle bezeli 15 balkonu ile Palazzo Celestri di Santa Croce, sadece şehrin en büyük yapılarından biri değil, aynı zamanda Palermo’nun prestijli Barok konaklarının mimari örneğidir. 75 m uzunluğundaki cephede, birer avluya açılan sütunlu iki giriş kapısı bulunmaktadır.

 

İç Mekan:

İç mekanın yeni düzenlemesinde “Strada Nuova” boyunca uzanan ön odalar, görkemli Galeri’ye kadar sıralanmakta, arka odalar ise Scalzi Meydanına bakmaktadır. Kabul salonu ise iki avlu arasında konumlanmıştır.

 

Günümüzdeki işlevi:

Kuruluş, resim sanatının yanı sıra müzik ve edebiyat etkinliklerinin de gerçekleştirildiği bir kültür merkezi olarak hizmet vermekte, yerli ve yabancı kamu ile özel kurumlarla işbirliği yapmaktadır. Saray sadece sergi ve etkinlikler sırasında ziyarete açılmakta olup Salı-Pazar günleri arasında 09.00-19.00 saatleri arasında gezilebilmektedir.

Palermo Palazzo Comitini
4-PALAZZO COMİTİNİ:

Via Maqueda üzerinde yer alan bu tarihi saray, 1766-1781 yılları arasında inşa edilmiştir. Comitini Prensi Michele Gravina Cruillas tarafından yaptırılmıştır. Saray, 150 yıl boyunca Gravina Prenslerinin aristokratik konutu olarak kullanılmıştır.

Comitini arması, mavi zemin üzerindeki iki altın şerit, iki kareli şerit ve gümüş bir yıldızdan oluşmakta, Spero (Umuyorum) mottosuyla bezelidir. Bu motto, Tomasi di Lampedusa’nın Spes mea in Deo est sözünü çağrıştırmaktadır. 1860’dan bu yana il yönetiminin merkezi olarak kullanılan saray, günümüzde Palermo Metropoliten Şehri’ne ev sahipliği yapmaktadır.

 

Mimari-Dış cephe:

Cephe, süslü dökme demir balkonlarla bezeli piano nobile (asil kat) adı verilen birinci kattan oluşmaktadır. Ana giriş, granit sütunlar arasında görkemli biçimde yükselmekte, yanında neredeyse aynı boyutlarda ikinci bibr kapı daha yer almaktadır. 1931’de yapıya mevcut üslupla ek bir kat eklenmiş, yapı, çatı kornişiyle daha da anıtsal bir görünüm kazanmıştır. Zemin kattaki 9 kapı ise Rönesans tarzı pencerelere dönüştürülmüştür.

Palermo Palazzo Cominiti içi
İç Mekan-Sanat ve Süslemeler:

Freskli iç mekanlar 18 yüzyılın sonlarında görkemli biçimde dekore edilmiştir. Muhteşem freskler, mobilyalar ve tablolar bunların başında gelmektedir. Özellikle İl Meclisinin toplandığı Sala Martorana, 18 yüzyıla özgü zengin süslemeleriyle büyük ilgi çekmektedir. Duvarları saran yıldızlı lambri işlemeleri arasına yerleştirilmiş aynalar ve çerçeveli figürler hem dini hem de tarihi konuları işlemektedir. Kubbeyi kaplayan görkemli fresk ise Gioacchio Martorana’nın “Gerçek Aşkın Zaferi” adlı eseridir.

Palermo Palazzo Cominiti iç zemin

Sala Martorana’daki Majolika zemin, Attanasio imzalı olup Napoli fırınlarında üretilmiştir.

Diğer önemli Salonlar;

Silahlar Salonunda Palermo’nun laik koruyucusu olan Palermo Dehasının bir tasviri yer alır. Antika mobilyaların yanı sıra çağdaş sanat açısından da zengin bir koleksiyona sahiptir. Ünlü Sicilyalı ressam Renato Guttuso’nun Manzara ve Çeşme başındaki kadınlar tabloları ile yazar Leonardo Sciascia’nın  bronz portresi bunların en önemlileri arasında sayılabilir.

 

Murano Avizeler:

Ziyaretçiler, Sarayın olağanüstü güzelliğini ve  devasa Murano kristal avizelerini özellikle beğenirler. Ücretsiz rehberli turlar vardır. Ancak bu turların büyük çoğunluğu sadece İtalyanca olarak yapılmaktadır.

 

CADDENİN GENEL ÖZELLİKLERİ:

Caddenin uzunluğu 1.5 km dir. Yürüyüş süresi baştan sona yaklaşık durmazsanız 20-25 dakikadır. Ancak caddeyi baştan sona yürümek için en az yarım gün ayırın, her köşede durup bakacak bir şey çıkacaktır.

Caddenin büyük bölümü araç trafiğine kapalıdır, rahatça yürünebilir. Hem İtalyan markaları hem de yerel tasarımcılara ait butikler ve moda mağazaları bulunmaktadır. Ayrıca: seramik, takı, geleneksel Sicilya ürünleri satılan el sanatları dükkanları vardır. Geleneksel Sicilya tatlıları ve kahve bulunan kafeler ve pasticcerialar da bulunur. Özellikle caddenin güney bölümünde, meraklıları için kitapçılar ve antikacılar vardır.

Gündüzleri cadde: turistler, öğrenciler ve alışveriş yapan yerel halkla adeta kalabalıklaşır. Akşam saatlerinde ise Palermo’nun “passegiata” geleneğinin (akşam yürüyüşü) kalbidir. İtalyanların asırlık bu geleneğinde aileler, çiftler ve arkadaş gurupları akşam üstü cadde boyunca yavaşça yürür, vitrinlere bakar, birbirleriyle sohbet eder. Gece aydınlatmasıyla Barok cepheler bambaşka bir güzellik kazanır.

 

CORSO VİTTORİO EMANUELLA

Quattro Canti meydanının ortasından geçer ve bir tarafı kara, diğer tarafı ise denize kadar uzanır. Ancak her iki tarafında da birer şehir kapısı vardır. Evet, şehirdeki birçok tarihi bina, bu cadde üzerinde sıralanır. Bu tarihi binaların bir bölümü onarılmış, ancak büyük bir bölümü de harap halde bulunur ve ara sokaklarda da bu tür tarihi binalar görülür. Caddenin kara tarafındaki bölümde “Piazza della Vittoria” meydanı bulunur.

Palermo Piazza della Vittoria

PİAZZA DELLA VİTTORİA

Piazza della Vittoria, Palermo’nun en kadim bölgesinde yer almaktadır. Şehrin MÖ 8 yüzyılda Fenikeliler tarafından kurulduğu bu alanda, Roma döneminde buraya “Palaopolis” (eski şehir) adı verilmiştir.

Arapların Sicilya’yı fethetmesinden sonra Palermo adanın başkenti olmuş, Paleopolis tahkim edilerek Arapçada “çiğ, ağıl” anlamına gelen “el-Halqa” adını almıştır. Bu Arapça sözcük zamanla Sicilya’da “Galca” ya dönüşmüştür.

16 yüzyılda pek çok bina yıkılarak “Piano del Palazzo Reale” adı verilen düz bir alan oluşturulmuş, bu yeni meydan Palermo’nun başlıca geçit törenleri ve halk gösterilerine sahne olmuştur.

Meydanın adı, 1820 isyanının anısına verilmiştir. Bu ayaklanmada Palermolu isyancılar Bourbon ordusuna karşı üstünlük sağlamıştır. Ne var ki Bourbonlular birkaç ay sonra şehri yeniden ele geçirirler.

Günümüzde burada konserler  düzenleniyor.

 

VİLLA BONANNO-PALMİYE BAHÇESİ VE PARK

Villa Bonanno, 1905 yılında mimar Giuseppe Damiani Almeyda tarafından Plazzo del Normanni önündeki alanı yeniden düzenlemek ve eski bir kentsel meydanı zarif bir kamu bahçesine dönüştürmek amacıyla tasarlanmıştır. Adını, projeye öncülük eden Belediye Başkanı Pietro Bonano’dan almaktadır.

Parkın en dikkat çekici unsurların şunlardır: Almeyda’nın tasarladığı “Bekçi Evi”, Ernesto Basile’nin kaidesiyle Bonanno’nun mermer büstü, Carlo Aprille’nin 1661’de tasarlayıp Nunzio Morello’nun 1856’da tamamladığı IV Felipe anıtı ve 1864’te keşfedilen Roma patrician evlerinin kalıntılarıdır.

 

ARKEOLOJİK ALAN-ROMA DÖNEMİNDEN KALINTILAR:

Villa Bonanno’nun arkeolojik kompleksi, MS 1 ve 2 yüzyıllara tarihlenen Roma patrician evlerinden oluşur. Bu evlerin keşfi, Sicilya Antikite Müdürü Saverio Cavalları tarafından, Aralık 1868’de, İtalya Kraliyet Ailesi Umberto ve Margherita di Savoia’nın şehri ziyareti öncesinde yürütülen çalışmalar sırasında tesadüfen gerçekleşmiştir.

Birinci yapı: girişe yakın konumuyla, biri bugün toprak altında kalan iki peristilden (sütunlu geniş avlulardan) meydana gelmekteydi.

Kazılar, biri bazilikal salonlu ve Dor düzeninde sütunlarla bezenmiş geniş peristilli iki görkemli patrician konutunu gün yüzüne çıkarmıştır. En göz alıcı buluntular arasında bitkisel motifli bir çeşme, mermer bir havuz ve bir kabul salonunu süsleyen “Büyük İskender’in Avı” konulu mozaik yer almaktadır.

İkinci yapının, birincisinden yaklaşık 4 metre genişliğinde bir yolla ayrıldığı ve odalarının hamam işlevi gördüğü düşünülmektedir. Bu bölüm, “Quadriga üzerinde Neptün” tasvirli seçkin zemin mozaikleriyle öne çıkmaktadır. Mozaiklerin bir bölümü bugün Antonino Salinas Bölgesel Arkeoloji Müzesinde sergilenmekte, diğerleri ise villa içinde yerinde görülebilmektedir.

 

MEYDANI ÇEVRELEYEN YAPILAR:

Palermo Palazzo dei Normanni
PALAZZO DEİ NORMANNİ (NORMANLAR SARAYI)

Şehir kapısının hemen yanındaki binadır. Günümüzde Sicilya Bölgesel Parlamentosu olarak kullanılmaktadır.

Şehrin en simgesel yapılarından biri olup Sicilya’nın çalkantılı tarihini yansıtan, farklı mimari üslupların iç içe geçtiği büyüleyici bir anıttır.

Şehrin kalbinde konumlanan saray: Bizans, Arap, Normal ve İspanyol hükümdarlarına güç merkezi olarak ev sahipliği yapmıştır.

Avrupa’nın en eski kraliyet sarayı olan yapı, günümüzde Sicilya Bölge Meclisine ev sahipliği yapmakta ve 2015 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer almaktadır.

Sarayın tarihçesi ilk olarak MÖ 7 yüzyıla Fenikeliler ve Kartacalılar dönemine kadar uzanır. Fenikeliler burada ilk yapıları inşa etmişlerdir.

Arap Dönemi (831-1072) Araplar şehri fethettikten sonra alanı yönetim merkezi olarak kullandılar. Sarayın ilk sistematik yapılaşması bu dönemde gerçekleşti. Roma dönemi kalıntıları üzerine yapılmıştır.

Bu dönemde Palermo Emiri burada bir kale inşa ettirmiş ve yapı, Sicilya Emirliği için savunma kalesi ile idari merkez işlevi görmüştür.

Norman Dönemi (1072-1194): I Roger Palermo şehrini Araplardan aldıktan sonra sarayı köklü biçimde yeniden inşa ettirdi. II Roger (1130-1154) sarayı en görkemli haline getirdi. Cappella Palatina’yı inşa ettirdi. Saray, Sicilya Krallığının taht merkezi oldu. II Frederich döneminde (1198-1250) Avrupa’nın en parlak saraylarından biri kabul edildi.

Yapı, birbirine geçitlerle bağlanan bir dizi kuleyle ayrılmıştır.

II Frederick’in 1250’de ölümünün ardından saray bir gerileme dönemine girmiştir. Anjou ve Aragon hanedanlarının Sicilya’yı yönettiği yıllarda bu süreç daha da derinleşmiştir. Bu hanedanların hükümdarları başka mekanları tercih etmişlerdir.

İtalyan Birliği sonrası (1861 günümüze kadar) Sicilya Bölge Meclisine devredildi. Kısmen müze ve ziyaretçilere açık hale getirildi.

 

Mimari Yapı:

Saray, farklı dönemlerin katmanlarından oluşan karma bir mimari bütündür.

Pisan Kulesi:

Sarayın en eski bölümü olan bu kule, Norman döneminde astronomi gözlemevi olarak kullanılmıştır. Kral II Roger’in sarayında görev yapan ünlü coğrafyacı El-İdrisi’nin çalışmalarıyla bağlantılıdır.

Sala di Re Ruggero: (II Roger Salonu)

Kral II Roger’in taht odasıdır. Duvarlar Bizans mozaikleriyle kaplıdır. Ancak Cappella Palatina’dan farklı olarak dini değil dünyevi sahneler işlenmiştir.

 

Bahçe ve Teras:

Saray çevresindeki Bosco della Favorita ile bağlantılı tarihi bahçe kalıntıları vardır. Terastan Palermo panaroması ve Conca d’Oro ovasının muhteşem manzarası izlenebilir.

 

Cappella Palatina:

Aşağıda ayrıntılı açıklanmıştır.

 

Palermo Cappella Palatina
CAPELLA PALATİNA-SARAYIN İNCİSİ

Norman Sarayının ikinci katında bulunan ve Sicilya Norman Krallığının saray şapeli olarak hizmet veren bu yapı, Arap-Norman sanatının gerçek bir şaheseridir. Şapel, farklı kültürlerin bir arada var olduğunun güçlü bir simgesidir. İnşasında üç farklı dini geleneğe mensup ustalar omuz omuza çalışmışlardır.

Başlangıçta 50 penceresi bulunan şapel (sonradan kapatılmıştır), gün boyunca farklı saatlerde duvarlardaki anlatıları aydınlatacak şekilde tasarlanmıştır. Yapıdaki yazıtlar Yunanca, Arapça ve Latince olmak üzere üç dille kaleme alınmıştır. Cappella Palatina inşası, II Roger tarafından 1130’da başlatılmış ve 10 yıl sonra kutsanmıştır.

Şapelin iç mekanı, İncil sahnelerini, Hz İsa’nın hayatını ve çeşitli azizleri tasvir eden muhteşem mozaiklerle kaplanmıştır. Bu mozaikler İtalya’nın en etkileyici mozaik örnekleri arasında sayılmakta, altın zemin mekana eşsiz bir ışıltı katmaktadır. Yapının tasarımı, Sicilya’daki Arap-Norman yönetimi döneminde yaşanan kültürel ve dini sentezleri gözler önüne sermekte, bu özelliğiyle Ortaçağ sanatının tartışmasız bir başyapıtı konumuna yükselmektedir.

Şapelin mimarisi geleneksel Roma bazilikal planını yansıtmakta olup granit sütunların birbirinden ayırdığı üç neften oluşmaktadır. Sütunların Korint başlıkları, çatıya doğru İslam tarzı sivri kemerlerle taçlanmaktadır.

 

ÖNE ÇIKAN MEKANLAR:

Torre Pisana (Pisana Kulesi):

Antik Torre Pisana, Palermo Astronomi Gözlemevi ve Specola Müzesine ev sahipliği yapmaktadır. Sale del Duca di Montalto salonlarında ise geçici sergiler düzenleniyor.

Sala di Ruggero (Roger Salonu: 

Hayvan ve avlanma sahnelerini işleyen büyüleyici Bizans mozaikleriyle bezeli bu özel oda, sarayın en nefes kesici köşelerinden biridir.

Palermo Palazzo Sciafani
PALAZZO SCİAFANİ:

Piazza della Vittoria 14 numarada konumlanan, Ortaçağdan kalma eski bir aristokrat sarayıdır. Piazza della Vittoria parkının karşısında Norman Sarayı yükselmekte, parkın boyunca uzanan sokak ise bir blok ötede katedrale ulaşmaktadır. Bu yapı, Piazza Vittoria’ya yakın konumuyla şehrin en eski kesiminde yer alan Palermo’nun en önemli asilzade saraylarından birisidir.

Saray, 1330 yılında Aderno, Centorbi, Chiusa Sclafani ve ayrıca son derece varlıklı bir feodal kont Matteo Sciafani tarafından yaptırılmıştır. Efsaneye göre, yapı tek bir yılda tamamlanmıştır. Bu durum Piazza Marina’daki Palazzo Chiaramonte’yi inşa ettirmek için uzun yıllar harcayan kuzeni Manfredi Chiaramonte’yi gölgede bırakmak amacıyla bilinçli olarak planlanmıştır.

Günümüzde her iki yapı da Palermo’nun ortaçağ mimarisinin en üst düzey temsilcileri olarak kabul edilmekte, ortak kübik formu ve merkezi avlusu etrafında gelişen yapısıyla birbirini tamamlamaktadır.

15 yüzyılda İspanyol egemenliği döneminde saray, hastaneye dönüştürülmüş ve 1852 yılına değin bu işlevini sürdürmüştür. Bu tarihten itibaren kışlaya çevrilen yapı, günümüzde Güney Askeri Bölge Komutanlığına ev sahipliği yapmaktadır.

Palermo Palazzo Sciafani Ölümün Zaferi Freski
Ölümün Zaferi Freski-Kayıp Başyapıt:

Başlangıçta Palazzo Sciafani’nin avlusunda yer alan büyük boyutlu “Ölümün Zaferi” freski (1446) günümüzde Palazzo Abatellis’te sergilenmektedir. Bu fresk, iskelet biçiminde tasvir edilen ve körlerin, topalların, fakirlerin yalvarışlarını umursamadan onların üzerinden geçen, güçlüleri, zenginleri ve papa ile imparatoru oklarıyla devirdiği bir Ölüm figürünü canlandırmaktadır. Ortaçağ toplumunun sınıfsal eşitsizliklerine dair derin bir yorum niteliği taşıyan bu eser, İtalya’nın en etkileyici geç Gotik fresklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

 

Palermo Duomo di Palermo

 

DUOMO Dİ PALERMO-PALERMO KATEDRALİ

Palermo Katedrali, şehrin en önemli tarihi yapılarından ve bir UNESCO Dünya Mirası Alanlarından biridir. (2015 yılında seçilmiştir.)

Katedral, Plazzo dei Normani civarında, Corso Vitorio Emanuelle caddesi üzerindedir. Giriş ücretlidir. giriş ücreti 5 eurodur. Ayrıca kılık-kıyafete dikkat etmek gerekir, şort ve kolsuz giysi ile girilmesine izin verilmiyor.

1184 yılında başpiskopos Gualtiero Offamilio tarafından Meryem Ana’nın Göğe Alınması onuruna yaptırılmış olan katedral, defalarca yeniden düzenlenmiş, restore edilmiş ve değiştirilmiştir. Bu süreç, yapıda birbiriyle iç içe geçmiş farklı üslupların izlerini bırakmıştır. Katedrali, bir kez çevrisini dolaşmak, zamanın içinde bir yolculuğa çıkmak gibidir. Her cephede farklı bir çağın mimari dili kendini ele verir.

Palermo Duomo di Palermo

Tarihçe:

Normanlar adayı ele geçirince, Palermo Başpiskoposu, Müslüman camisinin yerine, görkemli bir katedral yapılmasını ister ve bunun üzerine bu katedral, eski bir caminin yerine, 1185 yılında Normal Kralı William II tarafından yaptırılmıştır.

Bu medeniyetler katmanlaşması, yüzyıllar boyunca Sicilya’yı yöneten pek çok farklı halkın doğrudan bir yansımasıdır.

Katedrali, Palermo’ya genç II William’ın özel öğretmeni olarak gelen ve daha sonra başpiskopos olan İngiliz Walter of the Mill (Gualtiero Offamiglio) yaptırmıştır. Başpiskoposun temel hedefi, görkemli Monreale Katedralinin şanını geride bırakmaktı. (tarihçiler bu rekabeti “İki Katedralin Savaşı” olarak nitelendirirler.

Palermo Duomo di Palermo

Mimari:

Dış cephede 4 Norman kulesi yükselir. Güney bölümde katedral, iki sivri kemerle Başpiskoposluk Sarayına bağlanmakta, bu bağlantı yapıya bir kale görünümü kazandırmaktadır.

Yapının özgün Norman-Arap çekirdeği, özellikle katedralin arka bölümündeki dış apsislerde belirgin şekilde hissedilir. İnce kör kemerler, lav taşı ve tüf kakmalı geometrik desenler ile mazgallı süslemeler, Normal mimarisinin İslam ustaları estetiğiyle kaynaşmasına tanıklık etmektedir.

Bugün girişi oluşturan portika, yaklaşık 15 yüzyılın ortasına tarihlendirmekte olup 3 sivri kemeriyle öne çıkmaktadır. Kemerlerin üzerindeki sarmal süsleme, “Hayat Ağacı” nı simgeler.

Güneybatı cephesi, 13-14 yüzyıllarda şekillendirilmiş olup Gotik üslupla yerel ustalığın güzel bir örneğidir. Girişin önünde bahçeler ve Palermo’nun koruyucu azizlerinden Santa Rosalia’nın heykeli bulunur. Kemerlerin üzerindeki kakma süsleme, meyveleri, insanları ve çeşitli hayvanları 12 madalyon içinde sunan İslam tarzı geometrik bir kompozisyonla Hayat Ağacını betimlemekte, 1296 tarihli olduğu düşünülmektedir.

Çoğu değişiklik ve ekleme, 18 yüzyıla aittir. Kilise planı Latin haçı biçimine kavuşturulmuş, iç mekan Neoklasik anlayışla yeniden düzenlenmiş ve yan kollarla ana nefin kesiştiği noktaya büyük bir kubbe eklenmiştir.

12 yüzyılda saat kulesi eklenmiştir. Kapının solundaki sütunun ortasındaki bir plakette Arapça “Kur-an” dan bir sure bulunmaktadır. Bu sütunun, burada daha önce bulunan caminin bir parçası olduğu kesindir.

Ana girişin solunda, iki tane şapel bulunmaktadır.

Palermo Duomo di Palermo Kraliyet Mezarları Şapeli

KRALİYET MEZARLARI ŞAPELİ:

Sicilya’nın ilk Norman kralı II Roger, Hauteville’li Constance, Swabia’lı VI Henry (Henry VI, Sicilya kralı olmasının yanında, aynı zamanda Almanların da imparatorudur) ve oğulları II Frederick ile ilk eşi Aragonlu Constance’in lahitlerini barındırır.

İlk lahit, 1189-1197 yılları arasında Kutsal Roma İmparatoru olan ve büyük II Frederick’in babası VI Henry’e aittir. Portif seçimi rastlantı değildir. Son derece sert olan bu taş, en önemli anıtlar için kullanılmış, Bizans İmparatorluğu döneminde sadece imparatorlara ayrılmıştır.

II Frederick ve VI Henry’nin lahitlerinin başlangıçta Cefalu Ketadrali için tasarlandığı bilinmektedir. Roger II bu kilisenin kraliyet ailesi için bir maosoleim olarak inşa edilmesini emretmiştir. Ancak 1215’te II Frederick, iki lahdi Cefalu’dan Palermo Katedraline taşıtarak birini kendisi, diğerini babası için kullanmıştır.

 

SANTA ROSALİA ŞAPELİ VE HAZİNE:

Rosalia Şapeli, Palermo’nun koruyucu azizinin kalıntıların barındıran gümüş bir urnü korumaktadır. Mariano Smiriglio tarafından tasarlanan bu şahaser, 1631’de yerel kuyumcular tarafından işlenmiştir. Her yıl 15 Temmuz’da azize onuruna düzenlenen büyük alay sırasında urn, Palermo sokaklarında taşınmaktadır.

Hazinede (Tesoro) paha biçilmez liturji nesneleri ve Aragon’lu Constance Crown’un değerli tacı sergilenmekte, bu eserler yapının tarihi ve dini önemini gözler önüne sermektedir.

Constance’ın taçı, Sarayın Tiraz atölyesinde üretilmiştir. Fligran işçiliğinin titizliği, farklı kültürlerden ustaların bu eserde birlikte çalıştığını ortaya koymaktadır. Burada: kraliyet elbiselerine ait parçalar da görülür.

 

 

Palermo Duomo di Palermo La Meridiana
PALERMO KATEDRALİ MERİDYEN HATTI-LA MERİDİANA

Palermo Katedralinin zemininde 21 m uzunluğunda, mermer zodyak işaretleriyle süslenmiş bir pirinç şerit uzanmaktadır. Bu şerit devasa bir güneş saatidir. Bir gök bilimci olan Giuseppe Piazzi, kubbeye küçük bir delik açmış, her gün öğle vakti güneş ışığı bu delikten geçerek zemine düşmekte ve yılın mevsimi ile zodyak burcu hakkında bilgi vermektedir.

Katedralin zeminine işlenmiş bu güneş saati, 1801 yılında Theatine Tarikatına mensup astronom Giuseppe Piazzi tarafından inşa edilmiştir. Eser, Başpiskopos Filippo Lopez Royo’nun talebi üzerine halkın saati doğru ve basit bir şekilde ölçebilmesi amacıyla sipariş edilmiştir.

Sicilya’da süregelen geleneğe göre gün, güneşin doğduğu andan itibaren ölçülmekteydi. Bu yöntem ise her konumun farklı bir saate sahip olması anlamına geliyordu. Meridyen hattı, bu tutarsızlığı gidermek ve zamanın ölçümüyle takvimi standart hale getirmek amacıyla tasarlanmıştır.

Palermo Duomo di Palermo La Meridiana
Giuseppe Piazzi kimdir

Giuseppe Piazzi (1746-1826= İtalyan bir astronom ve Theatine tarikatından Katolik bir rahipti. Sicilya’nın koruyucu tanrıçasına adını verdiği Ceres’i, ilk asteroit ve cüce gezegen olarak keşfeden kişidir. Keşfini 1 Ocak 1801’de, tam da meridyen hattını tamamladığı yıl, Palermo Gözlemevinde gerçekleştirmiştir.

Piazzi, Sicilya adasındaki Palermo Gözlemevine başkanlık etmiş, yeni yüzyılın ilk günü olan 1 Ocak 1801’de yeni bir gök cismi keşfetmiştir.

Palermo Duomo di Palermo La Meridiana
NASIL ÇALIŞIR

Çalışma prensibi son derece yalındır. Küçük kubbelerin birindeki küçük bir delik, iğne deliği kamerası işlevini görerek güneşin görüntüsünü tam güneş öğlesinde (kışın yaklaşık 12.00 ve yazın 13.00) zemine yansıtır. Zemindeki bronz şerit (La meridiana) tam kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır. Güneş görüntüsü, güneş öğlesinde bu hattın üzerinden geçer.

Yılın farklı dönemlerinde güneş ışığı, hattın farklı noktalarına isabet eder. Hattın iki ucu yaz ve kış gündönümlerindeki konumları işaretler, zodyak burçları ise yıl boyunca çeşitli tarihleri gösterir.

Tam öğle vakti, ışık kubbenin tepesindeki delikten (gnomon’dan) girerek güneş saatinin o ay hangi zodyak burcu işaretine karşılık geldiğini zemine çarpar. Gnomon’un dibindeki bir sütuna, Latince yazılmış mermer bir levha monte edilmiştir. Levhada tamamlanma tarihi, alanın enlemi ve gnomon’un yüksekliği yer almaktadır.

Meridyen hattını görmek isterseniz, katedrale öğle vakti gitmelisiniz. Güneş ışığının kubbenin deliğinden zemine düştüğünü ve o günkü zodyak burcunu işaret ettiğini kendi gözlerinizle izleyebilirsiniz. Bu, 200 yılı aşkın süredir her gün tekrarlanan, büyüleyici bir astronomik göstergedir.

Palermo San Giovanni degli Eremiti Kilisesi

SAN GİOVANNİ DEGLİ EREMİTİ CHURCH

Palermo’nun tarihi merkezinde, Kraliyet Sarayının surlarının hemen altında yer alan kilise, 1132 yılında II Roger tarafından kurulan anıtsal bir komplekstir. Kilise “Arap Salonu” ve Kloisteri kapsamaktadır.

Yapı, 12 yüzyılda Norman hakimiyeti altında inşa edilmiş ve Arap-Norman mimarisinin bir şaheseri olarak kabul görmektedir. Beş kırmızı kubbesiyle Palermo’nun en tanınmış silüetlerinden biri haline gelmiştir.

Yapı: Arap-Norman Palermo ve Cefalu ile Monreale Katedrallerinin kilise yapıları adıyla 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine alınmıştır.

Palermo San Giovanni degli Eremiti Kilisesi

Tarihçesi:

Sitenin kökenleri 6 yüzyıla dayanmakta olup başlangıçta Aziz Hermes’e adanmış bir kilise burada yer almaktaydı. 10 yüzyılda ise bu alanda Arap tarzı bir yapı inşa edildi. Bugün görülen kilise, II Roger’ın 1130’daki taç giyme töreninin hemen ardından sipariş ettirilmiş ve 1143’de tamamlanmıştır. Bu inşaat, Palermo’daki en eski Latin manastırının kurulduğunun işareti oldu. 16 yüzyılda kilise büyük ölçüde değiştirilmiş ve yeni bir yapıya dahil edilmiştir. 1880’de yapılan restorasyon çalışmalarıyla 16 yüzyıl eklentileri yıkılarak bina özgün görünümüne kavuşturulmuştur.

 

Mimari özellikleri:

Yapı, İslami mimari tasarıma göre inşa edilmiş bir Hıristiyan binasının muhteşem bir örneğidir. Üst kısımlarında kubbeler bulunan küplerin art arda dizilmesinden oluşan görünüşü, güçlü bir sembolik anlam taşımaktadır. Hem Fatimi hem de Bizans sanatında kare yeryüzü, daire ise gökyüzünü simgelemektedir.

Beş kırmızı kubbeden dördü kilise üzerinde, biri ise bitişikteki eski caminin üzerindedir. İçerisi kasıtlı olarak sade tutulmuş olup dekorasyon ve mobilya bakımından oldukça yoksundur. Bu da dışarıdan görülen kırmızı boyalı kubbelerin geometrisini ön plana çıkarmaktadır.

Kilise, şişkin kırmızı kubbeler, köşe kemerleri ve kafes oymalı pencerelerle karakterize edilmektedir. Yakınında, bir Normanlar dönemine ait Kloister bulunmakta olup bu kloister bir Mağribi su sarnıcı ve narenciye ile çiçeklerle dolu serinletici bahçelerin çevresinde konumlanmaktadır.

Sonuç olarak, burası eski bir caminin kiliseye dönüştürüldüğü yerdir.

 

Palermo Piazza Marina

PİAZZA MARİNA

Palermo’nun tarihi merkezinde, Kalsa semtinde, eski şehir ile deniz arasında yer alan ünlü meydandır. Cassaro Caddesinin sonunda konumlanmaktadır. Yani meydan denize sıfır konumdadır.

Ortaçağ’da Piazza Marina’nın bulunduğu alan, Palermo’nun antik limanı Cala’ya bağlı bir bataklıktı. 14 yüzyılda bu alan temizlenerek düzenlenmiştir. Burada: taş döşeli sokaklar, Barok mimari tarzla yükselen soylu ailelerin konutları ve antik saraylar bulunur. Ayrıca, birçok kafe ve restoran yanında, bir de güzel bahçe bulunuyor. Yalnız, binaların çoğunluğu II Dünya Savaşındaki bombardımandan etkilenmiş, daha sonraki süreçte buraya yoksul aileler yerleştirilmiştir.

Palermo Piazza Marina Giardino Garibaldi

Glardino Garibaldi-Garibaldi Bahçesi:

Meydanın ortasında yer alan güzel Garibaldi Bahçesi, 1863 yılında mimar Battista Basile tarafından tasarlanmıştır. Bahçe, Avrupa’nın en büyükleri arasında sayılan Ficus magnolioides ağaçlarıyla kaplıdır. Bu ağaçların kökleri adeta bahçenin zeminini sarıp sarmalamış durumdadır. İnsanlarla kıyaslandığında ne kadar  devasa olduklarını görmek gerçek etkileyicidir.

Bahçe, hayvan ve ok motifleriyle süslenmiş zarif bir demir çitle çevrilidir. İçeride merkezi bir çeşme ile İtalya’nın birleşme dönemine ait önemli kişilerin büstleri bulunmaktadır. Bunların arasında Sicilya’nın tanınmış heykeltıraşlarından Benedetto De Lisi’nin yaptığı Giuseppe Garibaldi anıtı da yer almaktadır.

Devasa incir ağaçları harika gölge sunmakta, bahçedeki kaplumbağa havuzu ise  tüm yaşlardan ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Palermo Piazza Marina Palazzo Chiraramonte Steri

Palazzo Chiraramonte Steri

Piazza Marina’nın en ünlü yapısı, Sicilya’nın en güçlü ailelerinden biri tarafından 1307 yılında inşa edilen Palazzo Steri ya da Chiaramonte’dir. O  dönemde Chiaramonte ailesi, Sicilya genelinde pek çok toprağa sahipti. Sarayın diğer adı olan “Steri”, tahkimatlı yapı anlamına gelen Latince Hosterium kelimesinden gelmektedir.

14 yüzyıl başında Chiaramonte ailesi tarafından inşa edilen yapı, İslam, Norman ve Gotik etkilerin harmanlandığı özgün Chiaramonte Gotik stilini yansıtmaktadır.

Aragonlu yönetim Palermo’ya geldiğinde, 1392’de Andrea Chiramonte ihanet suçlamasıyla sarayın tam önünde idam edilmiştir. Aragonlu krallar ve valilik sarayı iktidarlarının merkezi olarak kullanıldı. 17 yüzyılda Palazzo Chairamonte Steri, İspanyol Engizisyonuna ev sahipliği yaptı, burada şüpheli sapkınlar sorgulanıp işkenceye maruz bırakıldı. En çarpıcı detay, burada idam edilmeye bekleyen mahkumların duvarlara bıraktığı acı verici yazı ve çizimler günümüze kadar korunmuş durumdadır. O grafitiler o  dönemin insani dramını gözler önüne seriyor.

Daha sonra şehir adalet sarayına dönüştürülen yapı, günümüzde Palermo Üniversitesinin idari merkezi olarak hizmet vermektedir.

 

Çevredeki diğer önemli yapılar:

Meydanın karşı tarafında 1547 yılında inşa edilen Rönesans kilisesi Santa Maria dei Miracoli yer almaktadır. Vittorio Emanuele Caddesinin köşesinde ise üç kabuklu havuzu ve yunus başlarıyla süslü Barok tarzı Garraffo çeşmesi bulunmaktadır. Meydanı çevreleyen diğer tarihi yapılar arasında Palazzo Galletti, Palazzo Fatta, Palazzo Mirto, Santa Maria dei Miracoli kilisesi, San Giovanni dei Napoletani kilisesi, Santa Maria della Catena kilisesi ve Uluslararası Marionette Müzesi sayılabilir.

Palermo Piazza Marina antika pazarı

Pazar ve günlük yaşam:

Meydan her Pazar günü vintage eşyalar ve daha fazlasının bulunduğu karakteristik bir antika pazarına ev sahipliği yapmaktadır. Pazar oldukça renkli ve canlı bir atmosfere sahiptir. Tezgahlarda eski kitaplar, vintage objeler, antika eşyalar, sanat eserleri ve koleksiyon parçaları bulunur.

Palermo Piazza Magione

PİAZZA MAGİONE

Palermo’nun Kalsa semtinde yer alan tarihi bir meydandır. Adını güneydoğusunda bulunan Basilica La Magione’dan almaktadır.

 

Tarihçe:

Sicilya’nın Arap hakimiyeti döneminde meydan Fatimi hanedanına ait verimli bir bahçeymiş. Bugünkü geniş kare biçimli meydan, aslında daha küçük ve eski olan Piazza Sant’Euno üzerinde şekillenmiştir. II Dünya savaşı sırasında Palermo’ya yapılan yoğun bombardımanlar, meydanı çevreleyen binaları tamamen tahrip etmiş ve meydanın yapısını köklü şekilde değiştirmiştir. 2000 yılında bir BM Konferansı sırasında yeniden düzenleme çalışmaları yapılmış, Amerikan ve İtalyan hükümetlerinin verdiği fonlarla yeniden yapılmış, bu süreçte Rönesans ve 19 yüzyıldan kalma sokak unsurları keşfedilerek korunmuş ve çimenlik alanlarla yeniden tasarlanan meydana entegre edilmiştir.

 

Meydanın bugünkü görünümü:

Meydanın ortasındaki yeşil çimenlik alan, önceki binaların restore edilmiş temel kalıntılarıyla birkaç noktada bölünmekte olup bu temel izleri yaya geçişine olanak tanıyan yollar işlevi görmektedir. Meydandaki diğer önemli yapılar arasında meydanın ortasındaki Santa Maria della Sapienza Kolleji ile Palazzo Ajitamicristi bulvarına yakın inşa edilmiş Teatro Garibaldi yer almaktadır.

 

Giovanni Falcone ile bağlantısı:

Meydan, mafya ile mücadelesinde önemli bir isim olan yargıç Giovanni Falcone’nin doğduğu ve çocukluğunun geçtiği mahalledir. Her yıl 23 Mayıs tarihinde, 1992 Capaci suikastinin yıl dönümünde burada anma törenleri düzenlenmektedir. Meydanda Flacone adına bir anıt levha da bulunmaktadır.

 

Sosyal Yaşam:

Fiazza Magione, Palermo gece hayatının en işlek merkezlerinden biri haline gelmiştir. Meydanı dolduran kalabalık, yerel yemekler ve uygun fiyatlı içecekler eşliğinde açık havada vakit geçirmek isteyen genç Palermolular ve turistlerden oluşmaktadır. Siyasi mitinglerden dini törenlere, pazarlardan sanat etkinliklerine kadar her dönemde halkın buluşma noktası olmuştur. Yaz aylarında burada konserler düzenlenmektedir.

Palermo San Francesco d’Asisi Bazilikası

SAN FRANCESCO D’ASİSİ BAZİLİKASI

Şehrin tarihi Kalsa semtinde, Via Cassaro’ya yakın konumda yer alan kilise, Sicilya’nın en önemli Fransisken kilisesidir ve minör bazilika unvanını taşımaktadır.

 

Tarihçe:

Kilise, İmparator II Friedric tarafından yıktırılan bir kilisenin kalıntıları üzerine 1254 yılında inşa edilmiştir. Fransiskenlerin Sicilya’ya gelişiyle başlayan tarihi, 1224 yılına kadar uzanmakta olup ilk Frensisken manastırının bu tarihlerde Palermo surları yakınında inşa edildiği bilinmektedir. Ana portal ve ön cephe 1302 yılında, Chiaramontan-Gotik uslupla tamamlanmıştır.

1823 yılında yaşanan depremde bina hasar görmüş ve Neoklasik uslüpta restore edilmiştir. II Dünya savaşı sırasında hava bombardımanlarında zarar gören yapı, son on yıllarda yeniden restore edilmiştir. 1924’te Papa XI Pius tarafından minör bazilika ünvanı verilmiştir.

 

Mimari:

Geç Romanesk uslüpla inşa edilen cephesi, değerli bir gül penceresi ve 14 yüzyıldan kalma görkemli bir portal ile süslenmiştir. Portalde, yapının hamisi olan güçlü Chiaramonte ailesinin armaları yer almaktadır. Sivri kemerli çerçeve, İslam mimarisinden esinlenen zikzak motifleriyle bezelidir.

Kiliseden günümüze ulaşan erken dönem izleri arasında Romanesk cephesi, çarpıcı portalı ve sol apsis yer almaktadır.

 

Sanat eserleri ve şapeller:

Caphella Mastrantonio (Mastrantonio Şapeli) 1470 yılında inşa edilmiş olup Sicilya sanatına Rönesans formlarını tanıtan ilk eserlerden biri kabul edilmektedir. 17 yüzyıldan kalma Teselli Meryemi Şapeli ise Palermo Baroğunun en temsili yapılarından biridir.

Kilisenin en dikkat çekici özelliği, 1468 yılında Francesco Laurana ve öğrencisi Pietro da Bonitate tarafından oyulan Cappella Mansrantonio’nun nadir kemeridir. Bu eser, Palermo’da bulunan gerçek Rönesans sanatının sayılı örneklerinden birini oluşturmaktadır. Ayrıca Gagini ailesi, Giambattista Ragusa ve Giacomo Serpotto’ya ait heykeller de öne çıkan eserler arasındadır.

Yüzyıllar boyunca Antonio di Belguardo, Francesco Laurana, Domenico Gagini, Antonelle Gagini ve oğulları gibi pekçok sanatçının katkısıyla zenginleşen kilise içi, Gotik’ten Baroğa uzanan geniş bir üslup yelpazesini barındırmaktadır.

 

 

 

Palermo Museo Internazionale delle Marionette Antonio Pasqualino

 

MUSEO INTERNAZİONALE DELE MARİONETTE ANTONİO PASQUALİNO-KUKLA MÜZESİ

Meydanın hemen ilerisinde, Via Butera caddesi üzerindedir.

Müze, 1975 yılında Antonio Pasqualino tarafından kurulan Associazione per la Conservazione delle Tradizioni Popolari (Halk Geleneklerini Koruma Derneği) bünyesinde kurulmuştur.

Antonio Pasqualino, 1939 yılında Palermo’da doğmuş, sadece bir doktor değil, aynı zamanda halk geleneklerinin ateşli bir araştırmacısıydı. Sicilya kukla geleneğine olan tutkusu onu bu değerli kültürel eserleri toplamaya ve korumaya yöneltti.

1955’te Pasqualino’nun ölümünün ardından koruma sürekliliği sağlamak güçleşti, çünkü müze, kurucusunun araştırmaları ve dersleri sayesinde hem Sicilya’da hem de dünyada büyük değer kazanmıştı.

Palermo Museo Internazionale delle Marionette Antonio Pasqualino

Kukla Tiyatrosu:

Kukla Tiyatrosu, Güney İtalya’nın geleneksel kültürüdür ve üç farklı gelenekle yürütülmektedir ki, bunlar Palermo, Katanya ve Napoli’dir. Palermo kuklaları: 80 cm boyunda ve belden ve dizden manevra yaparlar. Katanya kuklaları, 120 cm boyunca, Napoli kuklaları ise 100 cm boyundadır. Konular: epik şövalye edebiyatına göre seçilir. Geleneksel repertuarlar, azizler, haydutlar, tarihsel olaylar ve Shakesperare oyunları hikayeleri de dahildir.

 

Koleksiyon:

Eski Hotel de France binasında yer alan müze, dünyanın dört bir yanından getirilmiş mariyonetler, kuklalar ve sahne ekipmanları dahil 5.000’den fazla eseri bünyesinde barındırmaktadır. Koleksiyonun en dikkat çekici bölümü, büyük çoğunluğu dört tiyatrodan gelen (ikisi Palermo’dann, biri Catania’dan, biri Napoli’den) Sicilya “pupi” kuklaları olup oldukça kapsamlı bir yer tutmaktadır.

Sicilya puyileri, metal zırhları ve işlemeli kostümleriyle öne çıkan mariyonetlerdir. Genellikle şövalyeleri ve şövalye destanlarından alınan epik savaş sahnelerini canlandırırlar. Koleksiyonda ayrıca Asya, Afrika ve diğer bölgelerden gelen gölge kuklalar, otomasyon figürleri ve sahne makineleri de yer almaktadır.

Evet, ilginçti ki, bu kadar büyük bir koleksiyon içinde, Türk kültürünün en büyük kuklaları olan, gölge oyunu kahramanları, Hacıvat ve Karagöz bulunmuyor. Halbuki, dünyanın birçok yerinden getirilen kuklalar sergileniyor. Bunlar: Mali, Nijerya, Japonya, Tayland, Vietnam, Fransız kuklalarıdır. Müzenin en seçkin kukla eserleri: 1800’lerde kullanılan “Gaspare” ve “Canino” isimli tiyatro kuklalarıdır.

Palermo Museo Internazionale delle Marionette Antonio Pasqualino

UNESCO Mirası:

Müze, Mayıs 2001 tarihinde Sicilya pupilerinin “insanlığın sözlü ve somut olmayan mirası” kapsamında UNESCO tarafından tanınması için adaylık sürecini desteklemiştir.

 

Mekan ve olanaklar:

Müze, Palermo’nun tarihi merkezinde, anıtsal Piazza Marina’nın birkaç adım ötesinde, mimari ve tarihsel açıdan büyük önem taşıyan eski Hotel de France binasında yer almaktadır. 3 kattan oluşan yapıda çok sayıda sergi salonu, birkaç kitapçı, bir kütüphane, bir video arşivi, bir ses arşivi ve kayda değer bir tiyatro programını ağırlayabilen bir salon bulunmaktadır. Müze aynı zamanda puppetry (kukla sanatı) üzerine çok sayıda eser barındıran Giseppe Leggio Kütüphanesine ve tiyatro gösterileri için de bir sahneye de ev sahipliği yapmaktadır. Derneğin süregelen araştırmaları sayesinde bu sahne, gelenek ile modernliğin mükemmel biçimde harmanlandığı yenilikçi gösteriler sunabilmektedir.

 

 

Palermo Palazzo Abatellis

 

PALAZZO ABATELLİS

Palazzo Patella olarak da bilinir. Palermo şehrinin Kalsa semtinde yer alan tarihi bir saraydır ve Sicilya bölgesinin sanat galerisi olan Galleria Regionale della Sicilya’ya ev sahipliği yapmaktadır.

Bina, 15 yüzyılda mimar Matteo Carnelivari tarafından tasarlanmış, Gotik-Katalan mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Saray, başlangıçta Sicilya Krallığının liman yöneticisi Francesco Abatellis’in konutu olarak kullanılmıştır.

Yapı, 1490-1495 yılları arasında inşa edilmiş, inşaatın tamamlanmasının ardından kısa süre içinde bir Dominiken manastırına dönüştürülmüştür.

II Dünya savaşı sonrasında restorasyon çalışmaları Mario Guiotto ve ardından Armando Dillon tarafından yürütülmüş, 1953’te tamamlanan çalışmaların ardından ünlü mimar Carlo Scarpa galeriyi yeniden düzenlemiş ve müze 23 Haziran 1954’te ziyarete açılmıştır.

Her ayın ilk Pazar günü ücretsiz girişiyle sanat tutkunları ve aileleri için cazip bir seçenek sunmaktadır.

 

Koleksiyon ve Eserler:

Müze, 12 yüzyıldan 18 yüzyıla kadar Palermo ve Batı Sicilya’daki figüratif kültürün gelişimini gözler önüne sermektedir. Galeri koleksiyonları satın alma ve bağışlardan oluşmaktadır. Kiliseler kapatıldığında en iyi sanat eserleri buraya taşınmıştır.

 

Zemin Kat:

12 yüzyıldan kalma ahşap eserler, 14/15 yüzyıl yapıtları (Antonello Gagini’nin bazı eserleri dahil), 14-17 yüzyıl majolika seramikleri, Francesco Laurana’nın 15 yüzyıldan kalma bir Hamımın büstü adlı heykeli ve ahşap tavan panelleri yer almaktadır.

 

Başyapıtlar:

Palermo Palazzo Abatellis “Ölümün Zaferi “(Trionfo della Morte)
1-Ölümün Zaferi (Trionfo della Morte)

Salonun arka duvarında, 1944’te Palazzo Sclafani’nin avlusundan sökülerek buraya taşınan bu büyük fresk yer almaktadır. Sahnede zarif duvarlı bir bahçe içinde, ölüm iskelet bir atın üstünde dörtnala koşarken, eğlenen soylulara ölümcül oklar yağdırmaktadır. Resim, veba salgını sonrası yapılan bir resimdir. 1466 yılına tarihlenir. Sarayın bütün bir salonu ölümü çeşitle şekillerde anlatacak şekilde resmedilmiştir. Resimde verilmek istenen mesaj, ölüm hem yoksul hem de zengin hepimiz için geliyor. Ne yazık ki, bu muhteşem fresk, taşınabilmesi için dört parçaya bölünmüş ve nispeten zarar görmüştür.

Palermo Palazzo Abatellis “Müjde” tablosu
2-Müjde Meleği Karşısında Meryem-Antonello da Messina (1476)

1’nci katta: Antonello da Messina, Sicilya’nın büyük Rönesans ressamıdır ve Virgin Annunciate (Müjde) tablosu (1474) müzenin en önemli eserlerinden biridir. Tablonun öne çıkan özellikleri: Yarım figür kompozisyondur. Meryem, önünde açık bir kitapla tasvir edilmiştir. Melek tablonun dışında bırakılmıştır, izleyici meleğin bakış açısına yerleştirilmiştir. Meryem’in sağ eli, müjdeyi duyduğu anda refleks olarak öne uzanmış gibi görünür. Bu jest hem şaşkınlığı hem de kabullenişi simgeler. Derin lacivert manto, dini ikonografide Meryem’in saflığını ve ilahi korumayı temsil eder. Koyu zemin, figürü öne çıkararak mistik bir derinlik yaratır. Falaman yağlıboya tekniğini İtalyan Rönesans anlayışıyla harmanlayan Messinalı ressam, Meryem’in yüzünü olağanüstü bir psikolojik derinlik katmıştır.

 

Palermo La Cala-Old Port

LA CALA-OLD PORMarina meydanı yakınındadır. Corso Vittorio Emanuel caddesinde yürürken, buraya yani ikiz kulelerin bulunduğu limanın doğu ucuna ulaşılır. Bu geçit, 1582-1637 yılları arasında kurulmuş, ancak II Dünya Savaşında bombalanarak tahrip edilmiştir.

Evet: La Cala, Palermo’nun binlerce yıllık geçmişe sahip orijinal limanıdır. Adı Arapça “el-khala” (koy, körfez) kelimesinden gelir. Bu de şehrin Arap egemenliği döneminde (9-11 yüzyıl) ne denli önem taşıdığını gösterir.

Antik dönem: Fenikeliler ve Kartacalılar tarafından stratejik bir liman olarak kullanılmıştır.

Roma Dönemi: Akdeniz ticaret ağının önemli bir halkasıydı.

Arap-Normah dönemi (827-1194): Palermo’nun altın çağı, liman Akdeniz’in en hareketli ticaret merkezlerinden biri haline geldi.

Ortaçağ ve Sonrası: Zamanla büyük gemilerin yanaşmasına elverişsiz hale geldi, ticari faaliyetler 19 yüzyılda inşa edilen Porto Nuova’ya taşındı.

Evet, liman, Palermo körfezinin güneydoğu köşesinde yer alır. Doğal bir koy olup eski surlarla çevrilidir. Liman girişinde şehre gelenleri “Bronz kadın heykeli” karşılamaktadır.

Günümüzde yaklaşık 200-300 teknenin yanaşabildiği bir yat ve küçük tekne marinası olarak işlev görmektedir. Avrupa’nın birçok yerinden gelen zenginlere ait yatlar, burada demirlemektedir.

Limanın etrafı tarihi yapılar, kiliseler ve dar sokakların oluşturduğu tarihi dokuyla çevrilidir.

Palermo La Cala-Old Port

Günümüzdeki kullanım:

Küçük tekneler ve yelkenliler için işlek bir limandır. Yerel balıkçılar sabah erken saatlerde taze ürünlerini burada satarlar. Rıhtım boyunca barlar, restoranlar ve kafeler sıralanır. Palermo’nun en çok fotoğraflanan noktalarından biri, gün batımında görsel bir şölen sunar.

 

Palermo Santa Maria della Catena

SANTA MARİA DELLA CATENA

La Cala limanının hemen kenarında, Kaalsa semtinin sınırında yer alır. Yakınında Porta Felice zafer kapısı ve Foro İtalico sahil yürüyüş yolu bulunur.

Chiesa di Santa Maria della Catena (Zincirli Meryem Ana Kilisesi), Palermo’nun La Cala eski limanı kıyısında yer alan, geç Gotik ile erken Rönesans üsluplarının nadide biçimde iç içe geçmiş bir şaheseridir. Adını, gece vakti limanın girişini kapatan zincirden (catena) almaktadır.

İnşa tarihi: 1490-1530 yılları arasıdır. Mimar büyük olasılıkla Matteo Carnilivari yani Palermo’nun önemli geç Gotik mimarlarından biridir.

İsminin kökenine gelince: Ortaçağda La Cala limanına gece giriş-çıkışı engellemek için deniz yüzeyine gerilen büyük demir zincirler, kilisenin hemen yanından geçerdi. Bu zincirler zamanla kilise adına mal edildi.

Bir rivayete göre ise adını: kilisede mucizevi biçimde kırılan zincirlere borçludur, mahkumların burada şifa bulduğuna inanılırdı. Burada tutuklu mahkumlardan bir kısmı, zincirlerini gevşetmesi için, dua ederler ve mucize gerçekleşir, duaları kabul olunur, zincirleri gevşer ve kaçarlar.

Sanatsal Önemi:

Palermo’da Katalonya Gotik etkisinin en belirgin örneklerinden biridir. Bu üslup Aragonlu İspanyol yönetimi döneminde adaya gelmiştir. Yapı, hem İtalyan Rönesansı hem de geç Gotik geleneğin mükemmel bir sentezini sunar. Cephenin mermer merdiveni ve kemer dizisi, döneminin en özgün taş işçiliği örnekleri arasında sayılır.

 

Günümüzdeki durumu:

Kilise hala aktif bir Katolik ibadethanesi olarak kullanılmaktadır. Zaman zaman kültürel etkinliklere ve sergilere ev sahipliği yapar. Cephenin limanla kurduğu görsel diyalog, Palermo’nun en çok ziyaret edilen ve fotoğraflanan manzaralarından birini oluşturmaktadır.

Palermo Piazza del Parlamento

PİAZZA DEL PARLAMENTO

Piazza del Parlamento, Palermo’nun tarihi merkezinde, Palazzo del Normanni (Normanlar Sarayı) önünde yer alan görkemli bir meydandır. Adını, sarayın içinde bulunan ve Sicilya Parlamentosunun tarihsel olarak toplandığı mekandan alır. Şehrin siyasi ve mimari açıdan en ağırlıklı meydanlarından biridir.

Alanın tarihi: Fenikelilere kadar uzanır, Roma döneminde de stratejik önemi vardı. Arap döneminde (9-11 yüzyıl) saray ve çevresi, Palermo’nun yönetim merkezi olarak kullanılmıştır. Normanlar döneminde (1072-1194) Kral I Roger ve ardından II Roger, sarayı yeniden inşa ettirdi, meydan, krali törenlerin yapıldığı bir alan haline geldi. İspanyol döneminde (16-18 yüzyıl) Viceroylar döneminde meydan yeniden düzenlendi, Sicilya Parlamentosu burada toplantı. İtalyan Birliği sonrası (1861) meydan günümüzdeki biçimini büyük ölçüde bu dönemde aldı.

 

Meydanın fiziksel özellikleri:

Meydanın ortasında porfir sütun üzerinde yükselen bir anıt vardır. Çevresinde palmiye ağaçları ve tarihi yapılar, meydana kendine özgü bir atmosfer katır. Sarayın ana cephesi meydana bakar. Anıtsal mermer merdiven girişi oldukça görkemlidir. Meydanda Corso Vittorio Emanuele (şehrin ana ekseni) başlar ve tüm tarihi merkezi boydan boya geçer.

 

Kültürel ve Siyasi Önemi:

Sicilyalıların siyasi kalbidir. Normanlardan bugüne kesintisiz biçimde yönetim işlevi görmüştür. Bu onu Avrupa’nın kesintisiz kullanılan en eski parlamento binalarından biri yapar.

1130 yılında Sicilya krallığı burada ilan edilmiştir.

Plazzo dei Normani ve Cappella Palatina, 2015 yılında “Arap-Normanlar Palermo ve Cefalu ile Monreale Katedralleri” başlığıyla UNESCO Dünya Miras Listesine alınmıştır.

 

Gezilmesi ve ziyaret:

Cappella Palatini için önceden rezervasyon önerilir. Meydan yıl boyunca ziyarete açık ve ücretsizdir. En güzel ışık sabah erken saatlerde ve gün batımında yakalanır.

 

MEYDANDA ÖNE ÇIKAN YERLER

Palermo Cappella Palatina
PALATİNA ŞAPELİ-CAPPELLA PALATİNA)

Sicilya kralı Kral II Roger tarafından, 1132-1140 yılları arasında Normal krallığı tahtına katıldığı yıl yaptırılmıştır. Normanların Sicilya’yı Araplardan almasının ardından kurulan Sicilla Krallığının (1130) gücünü ve çok kültürlü kozmopolit yapısını dünyaya ilan etmek amacıyla inşa edilmiştir.

Yapılırken, kraliyet sarayının içine gizlenmiş, küçük ve kompakt bir başyapıttır. Palazza dei Normani’nin 2 nci katındadır.

Farklı mimari stilleri, en belirgin Bizans mozaikleri ve ahşap Arapça petek tavanı ile ilgi çeker. Çünkü sanatçılar ve ustalar Bizans, Arap ve Norman dünyasından bizzat seçilerek getirilmiştir.

Palermo Cappella Palatina

Özellikle: İçi altın fon üzerine işlenmiş Bizans mozaikleriyle kaplıdır. 2015 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesindedir. Dünyanın en önemli Ortaçağ Sanatı örneklerinden birini barındırır.

Uzunluk yaklaşık 33 metredir. Granit ve mermer antik sütunlar dikkat çeker.

Palermo Cappella Palatina
Bizans Mozaikleri:

Şapelin en göz alıcı unsurudur. Altın fon üzerine işlenmiş mozaikler yaklaşık 6340 m kare alan kaplar.

Kubbe: Pantakrator Christos (Her şeye hükmeden İsa) devasa altın fon üzerinde tahtına oturan İsa figürü vardır.

Apsis: Meryem Ana ve Çocuk İsa ile melekler.

Yan duvarlar ve nefler: Eski Ahit sahneleri (Yaratılış, Nuh, İbrahim, Yusuf) ve Yeni Ahit sahneleri (İsa’nın mucizeleri, vaftiz,  dönüşüm)

Aziz figürleri: Petrus, Pavlus ve diğer azizler.

Mozaikler büyük olasılıkla, Konstantinopolis’ten (İstanbul) getirilen Bizanslı ustalar tarafından yapılmıştır.

Palermo Cappella Palatina mukarnas tavan
Arap-Fatimi Mukarnas Tavanı:

Merkezi nefi örten tavan, İslam mimarisinin en karakteristik unsuru olan mukarnas tekniğiyle işlenmiştir. Mukarnas, İslam mimarisine özgü, üst üste bindirilen prizmatik veya stalaktik biçimli küçük nişlerden oluşan üç boyutlu bir bezeme sistemidir. Görsel olarak mağara sarkıtlarını andırır.

Ahşap üzerine oyulmuş bu tavan, Fatimi Mısır sanatının Sicilya’daki en nadide örneğidir. 1130-1143 yılları arasında yapılmıştır. Sedir ağacı üzerine oyma ve boyamadır.

Üzerinde Arapça yazıtlar, saray yaşamını betimleyen figürler, hayvanlar, av sahneleri ve geometrik bezemeler bulunur. Dünyadaki en büyük ve en iyi korunmuş Fatimi mukarnas tavanı olarak kabul edilir. Bir Hıristiyan kilisesinin tavanında tamamen İslami sanat programının uygulanması, Normanlar dönemindeki Sicilya’nın olağanüstü kültürel hoşgörüsünü ve kozmopolit yapısını gözler önüne serer. Sahnelerin bir kısmı şarap ve eğlence tasvir edilmesi, tavanın dini değil dünyevi-saraysal bir ruhla yapıldığını gösterir. Sanat tarihçileri tavanı: Msır, Suriye ve Sicilya’nın kesiştiği benzersiz bir kültürel buluşma noktası olarak tanımlar.

 

Norman-Latin unsurları:

Yapının genel bazilika planı ve mimari iskelet Latin-Hıristiyan geleneğine aittir. Mermer opus sectile zemin, renkli taş kakma işçiliğinin görkemli bir örneğidir. Porfir ve mermer levhalarla kaplı yan duvarlar görülür. Krali locaya çıkan Norman dönemine ait merdiven ve geçitler ilgi çeker.

 

Sonuç

Palermo şehrinin en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir, bu şapeli görmenizi öneririm ama kapıda uzun bir kuyrukta bir süre sıra beklemeniz gerekebilir. Giriş ücretlidir. Mozaiklerin altın parıltısını görmek için sabah saatlerinde gitmenizi öneririm. Yoğun sezonda önceden bilet alınmasını da kesinlikle öneriyorum.

 

SAN GİOVANNİ DEGLİ EREMİTİ KİLİSESİ:

 

 

VİLLA BONANNO PARKI:

 

 

Palermo Porta Nuova

PORTA NUOVA:

Porta Nuova (Yeni kapı) Palermo’nun en görkemli ve en iyi korunmuş tarihi kent kapılarından biridir.

Piazza del Parlamento’nun hemen bitişiğinde, Palazzo dei Normanni’nin yanı başında yükselen bu anıtsal yapı, şehrin batı girişini simgeler ve Corso Vittorio Emanuele’nin başlangıç noktasını oluşturur.

Kapı ilk olarak 1535 yılında, İmparator V Karl (Şarlken) in Tunus seferinden zaferle dönüşünü kutlamak maksadıyla inşa ettirilmiştir. Bir zafer takı niteliği taşıyan yapı, İspanyol Habsburg iktidarının Sicilya üzerindeki gücünü simgeliyordu.

1667 yılında meydana gelen bir barut deposu patlaması kapıyı büyük ölçüde tahrip etti. 1669 yılında yeniden inşa edildi, bu süreçte karakteristik piramidal çatısı ve tepe figürleri eklendi.

Evet kapı, sarı-krem rengi yerel taş (tufo) ve mermer kullanılarak yapılmıştır. Renkli Sicilya çinisi (majolika) kaplı pramidal çatısı vardır. Yaklaşık 20 m yüksekliktedir. Alt katı geçit, üst katı loca katıdır.

Kent kapısı geleneği:

Ortaçağ’dan Rönesans’a uzanan Akdeniz kentlerinde kapılar sadece savunma değil iktidarın görsel bildirisi işlevini görürdü. Porta Nuova bunun Palermo’daki en yetkin örneğidir.

 

Alt bölüm:

Büyük araç ve yayaların geçişine izin veren geniş kemer açıklığı bulunur. Her iki yanında iri Atlant heykelleri (Telamones) yükselir, bu figürler yenik düşmanları simgeler. V Karl’ın Tunus zaferinin alegorisidir.

Atlant Heykelleri: Kapının en çarpıcı unsurlarından biri olan bu kaba yüzlü, iri devasa figürler, Hıristiyan Avrupa’nın İslam dünyasına karşı zaferini temsil eder. Dönemin propaganda sanatının somutlaşmış halidir.

 

Üst bölüm-Loca:

Zarif sütunlu açık loca (loggia) bölümüdür. Ortada kartal figürü yani Habsburg hanedanının arması bulunur. Köşelerde dekoratif obeliskler görülür. Renkli çini kaplı piramidal külah, yapıla egzotik ve görkemli bir silüet kazandırır.

Majolika çatı: Sicilya’ya özgü, renkli sırlı çini geleneğinin mimari ölçekte uygulandığı ender örneklerden biridir.

Palermo Pora Nuova

Günümüz:

Yapı orijinal işlevini yitirmiş olsa da ayakta ve iyi korunmuş haldedir. Üst loca bölümü zaman zaman sergi ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapar. Palermo’nun en çok fotoğraflanan simgelerinden biri olup şehri ziyaret edenlerin ilk durağı olmaya devam etmektedir.

 

Sicilya Palermo

ŞEHİR MERKEZİNDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

 

Sicilya Palermo

 

Vucciria ve Capo geleneksel Pazarları

Buralarda: sebze, et ve balık satılır. İtalyan ressam Renato Gutluso tarafından yapılan bir resimde görüldüğü üzere, satıcılar aradan yıllar geçmesine rağmen, halen, günümüzde de: bağırarak sağa-sola hamle yaparlar, insanların ve malların kokusu ve görüntüsü, Sicilya adasını ziyaret edenlerin unutamayacağı renkliliktedir. Evet, şehrin en büyük ve en kalabalık pazarı, Ortaçağ’dan kalan bu bölgede, hale, Kuzey Afrika Arap etkisinin yoğun olarak yaşandığı bir yer olarak dikkat çekiyor.

Museo Archeologıco Regionale

Burası: Via Roma caddesi üzerindedir. Müze binası eski bir manastırdır ve güzelliğiyle ilgi çeker.
Müzede: Sicilya’nın çeşitli yerlerinden gelen ve farklı dönemlere ait birçok eser sergilenmektedir. Özellikle: Sicilya’nın en önem kazanan heykelleri, seramikleri, cam eşyaları, bronzlar, mücevherler ve silahlar sergilenmektedir.

Sicilya Palermo

Oratorio Del Rosario Di Santa Cita

Bu şapel: 1517 yılındaki İnebahtı Deniz Savaşında, görüldüğü iddia edilen “Rosary Bakiresi” ne ithaf edilmiş ve 16’ncı yüzyılda yapılmıştır. Şapel içinde, Giacomo Serpotta isimli sanatçının 1688 yılı sonrasına ait alçı bezemeleri ilgi çekmektedir.
Arka duvara: sıva panele, İnebahtı deniz savaşı tasvir edilmiştir. Diğer kabartmalarda ise, Ahitten sahneler gösterilir.

La Kalsa

Burası şehrin Arap dönemindeki Emirin evinin bulunduğu yerdir. Yani, İslam döneminde inşa edilmiş bir mahalledir ve emir ile onun yöneticileri burada oturmuşlardır.
Ancak: II. Dünya Savaşındaki bombalamalar sırasında, tamamen harap olan bu mahalle, şehrin en fakir bölgelerinden biri haline gelmiştir. Evet burası şehrin “Mağribi” semtidir. 10’ncu yüzyılda düzenlenen bölgenin “Kalsa” olan ismi, Arapçadan türetilmiştir. Günümüzde de, burayı ziyaret ederseniz Arap-Norman tarzı binaları görebilirsiniz.

Sicilya Palermo

Monreale Katedrali

Katedral, şehir merkezinin dışında, Conca d’Oro dağları, Palermo dağları ve Tiren denizi arasındaki düzlüktedir. Şehir merkezine uzaklığı, yaklaşık 20 dakikadır. Burayı mutlaka ziyaret etmenizi öneririm, çünkü bu yapı UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Katedral: 1174 yılında, Sicilya Kralı William II tarafından yaratılmıştır. Yapının içi ve nef bölümü, inanılmaz güzel mozaiklerle doludur. Bu mozaiklerin toplam alanı: Venedik-San Marco kilisesindekilerden daha büyüktür. Evet, burada ince oyma ve mozaik desenli sütunlar bayağı çoktur.

Bu sütunların başlıklarında: İncil’den ve klasik bazı masallardan sahneler oyulmuş olarak görülür.
Ayrıca: yine yapıda, Normandiya ve İngiltere dehlizleri var ki, bu dehlizlerde Mağribi ve İspanyol etkileri görülüyor.
Burayı ziyaret ederseniz, mutlaka kuleye tırmanmalısınız. Kuleye tırmanırken, yapının dehlizlerinin manzarasını izleyebilirsiniz. Yapının içinde, ana sunak bölümünde ise, 7 metre yüksekliğinde, 13 metre boyutundaki “İsa” mozaiğini görebilirsiniz. Ayrıca: dört tarafı mermer sütunlarla çevrili, Arapça yazılı çeşmeyi de görmelisiniz. Sütunlar üzerindeki mermer oymalar muhteşemdir.

Sicilya Palermo

Cattacombe dei Cappuccini

Burası bir tür mezarlıktır. Cappucicini mezarlığının sağ yanında yer almaktadır. Burada ana kilise var ve mezarlar, ana kiliseye bitişiktir, merdivenlerden inilerek girilir. Ayrıca: her zaman açık değil, özellikle Pazar günü sabahları açık.
Burada: tamamen giyinmiş, mumyalanmış organlar ve iskeletler var. Birinci bölüm: en eski ve keşişlere ait bölümdür. Ayrıca: erkek ve kadın bölümleri ayrılmıştır. Bunlar: üstten alta dizilmiş, yer altı koridorlarında ziyaretçilere gösteriliyorlar. Tamamen giyinmiş şekilde, duvarlara asılı olarak sergilenen bu cesetlerin bazılarında, sakal ve değişik yüz ifadeleri görülmektedir. Ayrıca: bu ürkütücü durumu görmek için, 3 Euro gibi bir ücret de ödemeniz gerekiyor. Bu organları ve iskeletleri kurutma işlemi, uzun yıllardır yapılmasına rağmen, işin sırrı, yani mumyalamanın sırrı uzun süre çözülememiş ve ancak 2010 yılında, olayın içyüzü ortaya çıkmıştır.

Evet, burada 8000 mumyalanmış ceset bulunduğu söyleniyor. Bunların vücutları gayet iyi korunarak günümüze kadar ulaşmıştır. Son olarak, 1920 yılında, bir kız çocuğu buraya gömülen son kişidir. Aslında, önceleri buraya yalnızca rahipler gömülüyormuş. Ancak, 1881 yılından sonra, doktorlar, avukatlar, şehrin elit insanları da defnedilmeye başlanmıştır. Buraya giderseniz, çocuklarınızın buraya girmesine sakın izin vermeyin, ürkütücüdür.

 

 

Sicilya Palermo

Orto Botanico

Burası: Via Abramo Lincoln caddesi üzerindedir ve 1786 yılında kurulan park; yaklaşık 10 hektarlık bir alana yapılmıştır. Park içinde, dünyanın birçok yerinden getirilmiş, çeşitli bitkiler, ağaçlar bulunur. Ayrıca: yine park içinde de çeşitli tarihi yapılar görülüyor.

Villa Giulia

Botanik parkın hemen yanındadır. 1788 yılında kurulmuş, sonra yeniden düzenlenmiştir.

ŞEHİR DIŞINDA-YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

CORLEONA KASABASI

Kasaba, Palermo şehir merkezine, 62 km. uzaklıktadır. Yolculuk süresi, yaklaşık 1 saat sürmektedir.
Evet, buranın ismi geçince, akla ilk gelen “Mafya” dır. Çünkü: bir çok Mafya patronu, burada doğmuştur. Kasaba, il merkezi olan Palermo şehrine 57 km. uzaklıktadır. Kasabanın en yüksek bölümünde bir kale görülür. Alt bölümlerinde ise, günümüzde manastır olarak kullanılan ve bir zamanlar hapishane olan alt kale bulunur.
Burayı ziyaret ederseniz görmenizi önereceğim yerler şunlardır:

Chiesa Madre

Burası: 14’ncü yüzyıl yapımı bir kilisedir ve 4’ncü yüzyılda yaşamış bir azize adanmıştır. Ancak, günümüzde görülen kilise, zaman içinde gördüğü restorasyonlar nedeniyle, orijinal yapısından tamamen uzaklaşmıştır.

Santa Rosalia Kilisesi

17’nci yüzyıl yapımı olan bu kilise, daha çok dini tabloları ve freskleriyle ilgi çeker.

Santuario della Madonna del Rosario di Tagliavia

19’ncu yüzyıl yapımı olan bu dini yapı; günümüzde çok sayıda Hıristiyan hacıyı buraya çekmektedir.

MONTREALE KASABASI

Palermo şehrini ziyaret edenlerin, mutlaka gidip gördükleri bir yer olarak önem kazanmaktadır. Şehir merkezinden, yaklaşık 49 km. uzaklıktadır.
Evet burası Caputo dağı eteklerinde, portakal, liman ve meyve bahçeleriyle dolu, küçük bir kasabadır. Kasabanın merkezinde, katedral civarında, çok sayıda tarihi bina bulunur. Ama en büyük ve ilgi çeken yeri: katedraldir.

Montreale Katedrali

Kasabanın merkezindeki bu dini yapı: Arap-Norman-Bizans sanatının karışımı ve dünya çapında ün kazanan bir yapıdır. Katedralin yapımına, Norman kral William II zamanında, 1172 yılında başlanmış ve 1183 yılında bitirilmiştir. Yapının, dışı gibi içi de Sicilyalı ve Bizanslı sanatçılar tarafından yapılan muhteşem güzellikte mozaiklerle süslüdür.

Özellikle: eski ve yeni Ahitten bazı sahnelerin betimlendiği, altın işlemeli ve büyük renkli mozaikler göz alıcıdır. Katedralin: dini ve Norman simgeleriyle süslü ana kapısı ise, yine muhteşem güzelliktedir. Bu bronz kapının bulunduğu meydandaki binaların yanından, ara yola girdiğinizde ise, muhteşem bir teras ile karşılaşacaksınız. Bu terastan: Palermo şehrinin ve Akdeniz’in güzel bir manzarasını izleyebilirsiniz.
Revaklı avlu ise: 228 mermer kolondan oluşan, muhteşem güzel bir görüntüye sahiptir.

Sicilya Palermo

 

CEFALU KASABASI

Burası: Palermo-Messina karayolu üzerinde, Ortaçağ döneminin izlerini taşıyan bir kasabadır. Palermo şehir merkezine, yaklaşık 40 dakika uzaklıktadır.

Kasaba: La Rocca Tepesi eteklerinde, yükselen kayalık granit bir kütle ile, doğal bir koy arasında kurulmuştur.

Kasabanın en ünlü caddesi “Via Corso Ruggero” caddesidir ve trafiğe kapalı olan bu cadde üzerinde, her iki yanda, mağazaya dönüştürülmüş eski küçük evler ve kiliseler bulunmaktadır. Cadde üzerinde ilerlediğinizde: Piazza Düomu meydanına varırsınız ve burada: çok sayıda saray, tarihi bina ve kafe bulunmaktadır. Bu tarihi saraylardan biri, günümüzde Belediye binası olarak kullanılmaktadır.

Sicilya Palermo

Meydanın en muhteşem yapısı ise “Cefalu Katedrali” dir. Görkemli yapı: adanın en güzel Norman katedrallerinden birisidir ve 12’nci yüzyıl yapımıdır. Katedralin içi: Arap ve Bizans ustaların eserleri olan muhteşem güzel mozaiklerle süslüdür.
Katedralin tam karşısındaki sokakta “Mandralisca Müzesi” bulunuyor. Müze:19’ncu yüzyılda, Mandralisca kontu tarafından yaptırılmıştır. Müzede: özellikle “Antonello da Messina” tarafından yapılan “Bilinmeyen Adam” portresini mutlaka görmenizi öneririm.

Corso Ruggero caddesinin sonunda “Piazza Crispi” meydanı bulunur. Bu meydandan aşağıya doğru yürüdüğünüzde ise “Porta Marina” yani “Liman” karşınıza çıkar.
Evet, bu kasabaya yolunuz düşer de giderseniz, özellikle gitmenizi önereceğim bir cadde daha var. “Via Vittorio Emanuele” caddesi: cadde, önce liman boyunca sıralanan eski evlerin arkasından ilerler. Sonra ikiye ayrılır. Bir tarafı sahile, diğer tarafı karaya, yukarıya doğru gider ve Garibaldi meydanına ulaşır. Bu cadde üzerinde, merdivenle inilen, Ortaçağda yapılmış ve halen kullanılır durumdaki “Çamaşırhane” yi mutlaka görün.