Konya Ereğli

Konya Ereğli


Gerçekten büyük bir yerleşim yeri, öyle büyük ki, Türkiye’deki çoğu ilden daha büyük bir ilçe. Şehir merkezi, bina dolu. Bir de, Ereğli denilince karıştırmamak gerek. Ülkemizde, üç tane Ereğli var.

Konya Ereğli

ULAŞIM

Ereğli-Konya arası uzaklık: 180 km. Ereğli-Karapınar arası uzaklık: 47 km. Ereğli-Karaman arası uzaklık: 121 km. Ereğli-Ulukışla arası uzaklık: 25 km. Bölge ve çevresi düzlük olduğu için, bu ulaşım yolları rahat yollar.

Konya Ereğli

TARİHİ

Bizans imparatoru Herakliyüs’ün adı, Yunan mitolojisinde yarı tanrılaşmış bir kahraman olan Herakles’ten gelmektedir. Herakliyüs kelimesi, zaman içinde Türkçe’nin ses yapısına uygun olarak: Ereğli şeklini almıştır.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde: Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın, bir sefer dönüşü, Ereğli’den geçerken, Peygamber Pınarı denilen ( günümüzde: Akhüyük köyünde bulunmaktadır) çamurun, yaralı askerlerin yaralarına şifa olduğundan, buraya ERKİLİ (Ereğli) dediğini ve yörenin ismini buradan aldığını yazar.

Evet: Ereğli: tarih boyunca: Hitit, Asur, Kimmer, Frig, Lidya, Pers, İskender, Roma ve Bizans idaresinde kalmıştır. Anadolu Selçukluları zamanında, Türk idaresine girer. 1250-1256 yılları arasında, Karamanoğlu Beyliğine başkentlik yapar. Fatih Sultan Mehmet döneminde, Osmanlı topraklarına katılır. 20’nci yüzyılda, Bağdat demir yolunun buradan geçmesi, Ereğli’nin önemini daha da arttırır.

Konya Ereğli

GENEL

KONUMU

Ereğli: deniz seviyesinden 1054 metre yüksektedir. İlçe halkı, geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlar. İlçenin en önemli akarsuyu olan İvriz Çayı üzerinde kurulu, İvriz Barajı, Ereğli’de hem takım alanlarının sulanmasında ve hem de içme suyu olarak kullanılır.

Ereğli’de, Selçuk Üniversitesine bağlı Ereğli Meslek Yüksekokulu, 1987 yılından beri eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir.

KİRAZ

Ereğli’de, beyaz kiraz üretimi, dünya çapındadır.

İKLİM

Ereğli’de karasal iklim şartları hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve sert geçer.

NE YENİR

Ereğli’de Konya yöresine has, etli ekmek yemenizi önereceğim. Lokantalara girdiğinizde, sakın etli pide demeyin, kızıyorlar, etli ekmek deneniz gerekiyor.

ŞALGAM

Ereğli, şalgamın hammaddesi olan siyah havucun, dünyada en çok ve en kaliteli yetiştirildiği yerdir.

TAŞ EVLER

I. Dünya Savaşı sırasında, Almanlar tarafından yapılmış dubleks lojmanlardır.

GÖÇ

Türkiye’nin en güzel parklarına sahip ilçe, son yıllarda Adana ve civar şehirlerden, fazlasıyla göç almıştır.

GEZİLECEK YERLER

Konya Ereğli Ulu Cami

 

ULU CAMİ

Cami Kebir mahallesinde bulunuyor. Karamanoğlu İbrahim Bey’in oğlu Mehmet Bey tarafından, 1426 yılında yaptırılmıştır. Payeler üzerinde, düz toprak damla örtülü, dikdörtgen bir yapıdır. Ulu cami minaresi: hem de gözetleme kulesi olarak, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesut döneminde, 1116 yılında yaptırılmıştır. Sekiz köşeli tabanı, hafif sivri kemerle çevrilmiş olup, minarenin yüksekliği 40 metredir.

Ulu caminin kuzeydoğu köşesinde bulunan minare, kırmızıya yakın renkte, kesme taştan yapılmıştır. Kaide ile küp arasına, sülüs yazı ile Ayetel Kürsi yazılmıştır.

Şerefe altındaki geniş kuşakta ise, mavi zemin üzerine siyah renkte kufi bir yazının izleri görülür. Külahın altında, pencereyi andıran açıklıklardaki çiniler ise, yer yer dökülmüştür. Şerefe altı, 1994 yılında çökmüş ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış sa da, bu onarım minarenin orijinal görünümünü bozmuştur.

Ulu caminin ibadet mekanı, dikdörtgen planlıdır. Kuzeydoğu yönünde uzanmaktadır. İçinde 32 sütun tavanı desteklemekte olup, bu sütunlar üç dizi halindedir. Kemerlerle birbirine bağlı olan bu sütunlar, sekizi yığma, diğerleri de devşirme malzemeden meydana gelmiştir. Sütun başlıklarından bazıları, Roma ve Bizans dönemine aittirler.

Dikdörtgen planlı caminin duvarları moloz taştan örülmüştür. Üst örtüsü düz bir çatı ile kapatılmıştır. Cami çeşitli dönemlerde onarım geçirmiştir. Bunu belirten bir kitabe, giriş kısmında olup, bunlardan birine göre: Abdülcabbarzade Cemaleddin Paşa tarafından, 1819 yılında, Ereğli eşrafından Emin Bey tarafından da 1889 yılında onarılmıştır. Son olarak, 1940 yılında yapılan onarım, caminin mimari ve sanat tarihi yönünden bazı özelliklerini yitirmesine neden olmuştur.

Konya Ereğli Rüstem Paşa Kervansarayı

RÜSTEM PAŞA KERVANSARAYI

Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Damat Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Tarihi belli olmamakla beraber, 1552 yılında, Akhüyük’te Şehzade Mustafa’nın boğdurulmasından sonra, Ereğlilere bir cemile olmak üzere yaptırıldığı söylenir.

Kervansaray oldukça büyük ve değerli bir tarihi eserdir. Boyu 54 metre, eni 29 metredir. Biri ortada, diğeri de yanlarda olmak üzere, beş bölümden meydana gelmektedir.

ROMA HAMAMI KALINTILARI

Hamamın düzgün kesme taş ve arası hatılla örülü duvarı var. Ama yalnızca beşte biri ortaya çıkarılmıştır. Diğer kısım: Kervansaraya doğru ilerlemektedir. Yan tarafında su koymak için, pitosla bir mekan tespit edilmiştir.

Selçuklu döneminde mezarlık olarak kullanılmıştır. Müze Müdürlüğü tarafından yapılan kazı çalışmasında, bol miktarda Frig, Roma, Bizans ve Selçuklu dönemi seramiğine rastlanmıştır.

BÜYÜK GÖZTEPE TÜMÜLÜSÜ

Roma dönemine aittir. Şehir merkezi ve Hacımemiş Köyü hudutları üzerinde bulunmuştur. 1974 yılında yapılan kazı sonucunda bulunan dönemin kralına ait mezar ve buluntuları müzede sergileniyor.

Konya Ereğli Arkeoloji Müzesi

ARKEOLOJİ MÜZESİ

1968 yılında ziyarete açılan müze binası, 2005 yılında yenilenmiştir. Binada: 2 teşhir salonu bulunmaktadır. Müzede: 8367 eser sergilenmektedir. Yıllık ortalama ziyaretçi sayısı: 11 bin civarındadır. Müze: geniş bir açık teşhire sahip olmasına karşılık, bir salonda kapalı teşhir yapılmaktadır.

Müze: MÖ. 7000 yılından başlayarak, neolitik dönemden itibaren, kesintisiz tüm medeniyetlerin sentezi durumundadır. Herakleia antik kenti ve çevrede bulunan kültür varlıkları, Ereğli Müzesinde sergileniyor.

Neolotik döneme ait: Can Hasan’dan çıkan el baltaları, duvar freskleri, el değirmenleri, kazıcı aletler ve pişmiş toprak kaplar, Kalkolitik döneme ait polikrom pişmiş toprak kaplar, ağırsaklar, eski tunç çağına ait hayvan ve insan figürleri, ok uçları, damga mühürleri, el baltaları, Asur ticaret koloni çağına ait: bulleli testiler, idoller, Hitit çağına ait: pişmiş toprak meyvelikler, pişmiş toprak tuzluklar, silindir ve damga mühürler, karabeuslar, hiyeroglif ve çivi yazılı heykel kaideleri, Frig çağına ait: fibulalar, gaga ağızlı testiler, phileler, Helenistik döneme ait lekythoslar, Herakleia definesi diye adlandırılan: gümüş Athena sikkeleri, altın varaklar, Roma dönemine ait: mimari parçalar, mezar stelleri, insan ve hayvan figürleri, Bizans dönemine ait: mimari parçalar, altın kristogramlar, Selçuklu ve Karamanoğlu dönemlerine ait: sırlı kaseler, alçı süslemeler, Osmanlı dönemine ait: çavdar sapından yapılmış çeyiz sandığı, el yazması altın tespihli Kur-an ı Kerimler, silahlar, el dokuması halı ve kilimler sergileniyor.

Ayrıca, geç Hitit dönemine ait: İvriz Kaya Anıtı, Göztepe Tümülüs’ünde bulunan Helenistik döneme ait altın kaplamalı ahşap lahit parçaları ve altın Efes sikkesi, Müzede sergilenen: dünyanın en nadide eserlerindendir.

Konya Ereğli İvriz Kaya Anıtı

İVRİZ KAYA ANITI

Bu anıt ile ilgili ayrıntılı bilgiyi, yine bu sitede, ayrı bir sayfada bulabilirsiniz.

İvriz kaya anıtı hakkındaki ayrıntılı yazıma ulaşmak için. 

İSMİL KAPLICA VE TERMAL TESİSLERİ

Ereğli-Karapınar kara yolu üzerinde, 50’nci km. de, İsmil Kasabasının yanındadır. Tesis, dizaynı ile: tatil ve dinlenme merkezi durumundadır. Ayrıca: sağlık istasyonlarındaki kaplıca kür merkezlerinde: açık ve kapalı termal havuzlar ile, şifa dağıtmaktadır.

Belirli noktalarında, kuş barınakları oluşturulmuştur. Tesislerde: termal basınçlı sular, çamur terapi masajı, su oyunlarının yapılabileceği termal havuzlar, yürüyüş parkurları, güneşlenme, eğlence mekanları, marketi, otoparkı, botanik bahçesi, teniz ve golf sahaları, seracılık ve tıbbı bitki üretim merkezlerini içeriyor.

Konya Ereğli

SONUÇ

Konya Ereğli, gerçekten ülkemizdeki çoğu şehirden daha büyük ve gelişmiş potansiyeliyle dikkati çeken bir yerleşim birimi. Buraya gittiğimde, en çok dikkatimi çeken güller idi. Tüm şehir parkları, evlerin bahçeleri, hepsinde güller vardı. Bir de, İvriz kaya anıtı.

Özellikle, İvriz Kaya anıtını mutlaka görün, anıtın çevresindeki restoranlarda mutlaka balık yemelisiniz. Başka derseniz, hayır, hepsi bu kadar. Ereğli ve Ereğlililer, kendilerini Konya ve Konyalılardan soyutlamışlar. İvriz kaya anıtı dışında turistik anlamı olan bir yer değil. Ama, İvriz kaya anıtını mutlaka görmelisiniz.

Karapınar tanıtımı.

Karaman tanıtımı.

Ulukışla tanıtımı.

Konya Ilgın

Konya Ilgın


Ilgın, küçük ve şirin bir Anadolu ilçesi. Burası: tarihi kaplıcası ile öne çıkıyor. Kaplıca: gerek tesislerinin güzelliği ve gerekse suyun yararları bakımından önemli.

ULAŞIM

İlçe, önemli kara ve demir yolları üzerinde kurulmuştur. Aynı zamanda, tarihi ipek yolunun uzantısıdır. Ilgın-Konya arası uzaklık: 87 km. Ilgın-Akşehir arası uzaklık: 46 km., Ilgın-Beyşehir arası uzaklık: 88 km. Ilgın-Kadınhanı arası uzaklık: 30 km. İlgın-Yunak arası uzaklık: 87 km. Ilgın-Ankara arası uzaklık: 318 km. dir.

Konya Ilgın

GENEL

KONUM

İlçe, Ilgın ovası adı verilen geniş bir düzlük üzerine kurulmuştur. Kuzey ve güney yönleri dağlarla çevrilidir. Denizden yükseklik: 1030 metredir. Karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.

İSİM KÖKENİ

“Ilgın” ismini, kışın karda, yalnızca bir gün boyunca açan bir çiçekten alır. Ayrıca, kaplıcanın varlığı nedeniyle: “ılık su, ılığın” anlamında, Ilgın ve Ilgun isimleri de tarihi kaynaklarda, ilçeyi tanıtmak için kullanılır.

EKONOMİ

İnsanlar: tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadırlar.

DEPREM

Arazi birinci bölge deprem kuşağı üzerinde oturmaktadır. İki fay hattı bulunuyor. Birinci fay hattı: Çiğil bölgesinden gelip, Kaplıca dağı eteklerinden güneydeki Çavuşcugöl kasabasına doğru uzanır. İkinci fay hattı: Sivri ve Teke dağlarının eteklerini takip ederek, yine Çavuşcugöl kasabası ve Haremi linyit işletmelerine uzanır.

TARİHİ

Ilgın, tarihin her döneminde önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Ilgın ve çevresinde yapılan kazılarda: Argıthanı, Eldeş Höyük ve Başhöyük’te, Kalkolitik döneme ait seramikler bulunmuş olup, bunların tarihi: MÖ.5500-3000 yılları arasına denk gelmektedir.

Bölge: MÖ.1660-1190 yılları arasında, Hitit egemenliğine girer ve bu dönemde önemli bir yol güzergahı konumunu korur. Hititlerin yıkılmasından sonra: bölgede, Fryeyler ve Lykialılar hakimiyeti görülür.

Daha sonra ise: Pers, İskender ve MÖ.138 tarihinde, Roma imparatorluğu ve Bizans egemenlikleri. 10’ncu yüzyılda, bölgeye Müslüman arap akıncılarının saldırıları başlar.

1077 yılında, Selçuklu devleti bölgeyi ele geçirir. Selçuklular döneminde: Konya çevresindeki dört pazardan biri, Ilgın’da kurulmaktadır. Pazar için buraya gelen halk, alışverişin yanı sıra, kaplıca dan da yararlanmaktadır. Tarihi süreçte, daha sonra, Karamanoğulları yönetimi görülür.

GEZİLECEK YERLER

Konya Ilgın (Sahip Ata) Kaplıcası

 

ILGIN (SAHİP ATA) KAPLICASI

İlçenin 2 km. kadar batısında, Konya-Akşehir kara yolu üzerinde bulunuyor. Hamam dağı eteklerindedir. Tarihi kaplıcayı, Vakıflar Genel Müdürlüğünden kiralayan Ilgın Belediyesi işletmektedir.

Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminde kullanılmıştır. İsmi: Ab-ı Germ olarak bilinmektedir. Ancak: bu kaplıcanın, Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanıldığı sanılmaktadır.

Romalılar zamanında “Tyriacum” adıyla bilinen Ilgın, Justinian devrinde, ülkenin ünlü kaplıcaları arasındadır. Bu dönemlerde: Ilgın yakınında balığı bol bir göl bulunduğu ve sıcak su kaynakları bulunan çok şifalı tesislerin görüldüğü bazı kaynaklarda yazılıdır.

Bu dönemlerde: Roma devri sıcak su hamamları gibi, kaynağın çevresi mermerlerle düzenlenmiş, üzeri örtülü banyo ve dinlenme yerleri bulunan bir mimari yapıya sahipti. Bugün, kaplıca yakın çevresinde görülen mimari parçalar, o devrin izlerini taşımaktadır.

Konya Ilgın (Sahip Ata) Kaplıcası

 

Günümüzde mevcut olmayan kitabesine göre: kaplıca, 1235-1236 yılları arasında, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından, Mimar Cemalettin’e yaptırılmıştır. Mimari özellikleri: 16 x 20 metre ölçüsünde olan kaplıca, yaklaşık doğu-batı istikametinde uzanmış ve birbirine bitişik, iki hamamdan ibarettir.

Doğu cephesinde: kubbeli erkek ve kadınlara hizmet veren kuzey-güney yönünde uzanan, 1968 tarihli Ilgın Belediyesi tarafından yaptırılan ve işletilen üçüncü bir kaplıca binası bulunmaktadır.

Deprem ve savaşlar sonucu yıkılınca: 1267 yılında, Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında, Sahip Ata tarafından, mimar Kaluyan’a tekrar yaptırılır. Kadınlar bölümü üzerindeki, dilimli iki kemer arasındaki kitabede yazılı tarih: 1267 dir.

Kaplıca tesisi: günümüze gelinceye kadar, birçok kez onarım görmüştür.

Konya Ilgın (Sahip Ata) Kaplıcası

 

Kaplıcanın kadınlar kısmı: kuzeyden, yanları iki duvarla kapalı bir revaktan girilir. Üç sivri kemerle, revak üstü ortadaki daha büyük, yanlardaki oval üç kubbe ile örtülüdür.

Kubbeler: önde iki serbest ayağa, arkada duvarlar birleştirilmiş taş ayaklara, yanlarda duvar ile birbirine bağlı esas ve tali kemerler ile desteklenmektedir. Revak cephesi, ayak, kemer ve kubbeler sıvalıdır.

Soyunma mahallinden: bir kapı ile, 8.30 x 8.45 metre boyutlarındaki sıcaklık havuzuna girilir. Buranın özellikleri de dış kısmındaki özelliklerin aynıdır.

Kadınlar kısmının doğusundaki bitişik kaplıcanın ikinci kısmı, erkekler bölümüdür. Kadınlar kısmının mimari özelliklerini taşımasına rağmen, havuzlu kısmın aydınlatılması, kubbede 8 adet ışık gözleriyle sağlanmaktadır.

KAPLICANIN ÖZELLİKLERİ

Suyun sıcaklığı: 42 derecedir. Suyun hamam dağı eteklerinde, güneyden kuzeye doğru uzanan alüvyon tabakası ile örtülü bir kırık üzerindedir. Su yöresel olarak söylenen hamam dağı eteklerinden çıkar.

Çıkan bu sular, iki kadınlar hamamına ve iki erkekler hamamına, otel ve motellere dağılmaktadır. Tahlil raporlarına göre, suyun içeriği şunlardır:

Potasyum, sodyum, amonyum, kalsiyum, magnezyum, demir, alüminyum, klorür, nitrat, sülfat, hidrokarbonat gibi kimyasal özellikleri için de taşıyan kaplıca suları: berrak, renksiz ve kokusuzdur.

Su bir miktar da: bromür ve iyodür ihtiva ettiğinden, kükürtlü ve hidrokarbonlu sular gurubu içinde yer alır. Ayrıca: az miktarda tuz ihtiva etmesiyle, dünyanın tanınmış sularına benzemektedir.

Bu özelliklerinden dolayı, şu hastalıklara iyi geldiği söyleniyor: Göz hastalıkları, egzama, cüzam, felç hastalıkları, sinir hastalıkları, akciğer iltihaplanmaları, böbrek ve idrar yolları hastalıkları, kadın hastalıkları, her türlü iltihaplanma ve yara iyileşmelerinde, deri ve cilt hastalıklarında, romatizmal gibi hastalıklara iyi gelir.

KONAKLAMA

Konya Ilgın Kaplıca Tesisi: 570 yataklı. Buradaki oteller: 3 yataklı, banyosuz odalar, 2 ve 3 yataklı, banyosuz odalar, 3 yataklı, oda içinde mini buzdolabı, dahili telefon bulunan, ancak banyosuz odalar var.

En güzel imkanları sağlayanlar ise: 3 er yataklı, içinde: banyo, tv., buzdolabı ve dahili telefon olan odalardır. Bunların güncel fiyatlarını: telefon ile alabilirsiniz. Rezervasyon telefon numarası: 332-3511074.

AŞAĞI ÇİĞİL KAYNAK SUYU

Ilgın’a bağlı, Aşağıçiğil kasabasının: Kumdöken veya Üzüm Çubuğu adıyla anılan yöresinde; çamlık içinde bulunuyor. Kaynak suyu: böbreklerinden rahatsız olanların şifa aradıkları bir merkez durumunda.

Mahallinden içilmesi veya taşınarak kullanılması durumunda: böbrek taşlarının düşürülmesinde etkili olduğu söyleniyor. Konya’da ve başka yörelerden gelen kişilerin başlıca uğrak yeridir.

SONUÇ

Ilgın’da bulunduğum sürede, kaplıcaya gittim. Kaplıca tesislerinde: içinde banyosu da bulunan (banyo: çok büyük ve derin bir küvet düşünün, içine boydan girebiliyorsunuz, yani derinlik yaklaşık, 1.50 civarında ve büyük bir borudaki vana açılmak suretiyle, kısa sürede doluyor ) ve ayrıca: televizyonu, buzdolabı da bulunan, üç yataklı bir odada kaldık.

Gerçekten; güzeldi. Sanırım, herhangi bir rahatsızlığı bulunanın, burada geçireceği bir haftalık süre, gerek sessiz, sakin ve huzur dolu bir ortamda bulunmak ve gerekse suyun vereceği şifa nedeniyle, güzel geçecektir. 

Yakınlardan geçerseniz, herhangi bir rahatsızlığınız olmasa bile; bu güzel ortamı yaşamak için, mutlaka buraya uğrayın.

Akşehir tanıtımı.

Beyşehir tanıtımı.

Kadınhanı tanıtımı.

Yunak tanıtımı.

Konya Beyşehir

Konya Beyşehir

Konya Beyşehir: Öncelikle, göl ve bir kısım Hitit dönemi anıtlarıyla, öne çıkan bir belde. Yani: bir yandan tarih ve bir yandan da doğal güzellikler.

ULAŞIM

Konya-Beyşehir arası uzaklık: 93 km. Beyşehir-Seydişehir arası uzaklık: 29 km.
Beyşehir’de trafik oldukça yoğun. Çünkü: önemli bir kavşak merkezidir. Doğusundan geçen: Konya-Isparta-İzmir kara Yolu ile batıya, Konya-Antalya kara yolu ile güneye açılan bir kapı gibidir.

Konya Beyşehir

TARİHİ

Beyşehir’de: MÖ. 2000-1200 yılları arasında: Hititler, Eflutunpınar ve Fasıllar bölgelerinde eserler bırakmışlar. Bu yıllarda: bölge Asur Devletinin zaman zaman istilasına maruz kalır. MÖ. 1200 yıllarında Frigler, bölgeye hakim olurlar.

Bunu takiben, Pisinya adında bağımsız bir devlet kurularak, bölgeye Psidya adı verilir. 7’nci yüzyılda, Lidyalılar, 546 yılında Persler, 333 yılında Büyük İskender ve takiben Romalılar, bölgede egemen olurlar.

1071 yılında, Malazgirt Zaferinden sonra, Selçuklu Türkleri, Beyşehir’de egemen olurlar. Anadolu Selçukluları devrinde, Beyşehir, çok önem kazanır. Sultan Alaeddin Keykubat, Kubad-ı Abad şehrini buraya kurarak, ikinci başkent yapar.

Anadolu’yu 1243 yılında Moğolların istila etmesi üzerine, Eşrefoğlu Seyfettin Süleyman Bey, Süleymaniye (Beyşehir) şehrini kurar ve buradan bağımsızlığını ilan ederek Eşrefoğlu Beyliğini meydana getirir.

Eşrefoğlu Beyliği: 1326 yılında, Moğollar tarafından yıkılır. Daha sonraki dönemde, bölgede, Karamanoğulları ve Osmanlıların egemenliği görülür. 1476 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından, bölge, Osmanlı egemenliğine alınır.

Konya Beyşehir

GENEL

KONUMU

Topraklarının dörtte birini Beyşehir gölü kaplıyor. Deniz yüzeyinde 1124 metre ve Konya Ovasından 100 metre yüksektedir. Dört bir yanı dağlarla çevrili, bir çukur alandır.

Bu yayla çukurluğunun ortasında Beyşehir Gölü ve güneybatısında ise küçük Beyşehir Ovası bulunmaktadır. İlçe ve çevresi, özellikle göl nedeniyle, uzun yıllardan beri yoğun ve önemli bir yerleşim bölgesi olmuştur.

TURİZM

Konya Beyşehir

Beyşehir ve çevresi, tarih ve tabiatı ile bir turizm cenneti sayılabilir. Doğal yönden bir Milli Park, arkeolojik yönden de bir açık hava müzesi hüviyeti taşır. Bunun içindir ki, tarih ve tabiat iç içe yaşıyor.

Fakat ne yazık ki; çevresi 120 km. olan gölün çevresinde: bir çevre yolu bulunmaması büyük eksiklik. Hele göldeki otuzu aşkın adalara çıkabilmek, hiç mümkün değil.

Bunun gibi, bu güzellikleri değerlendiren, göl kıyısında yeterli sayıda kurulmuş çardaklar, yalılar, park ve bahçeler yok.

KONAKLAMA

İlçede, 1 öğretmen evi ve 5 otel bulunuyor. Öğretmenevi, konumu itibarıyla, muhteşem bir yerde bulunuyor.

GEZİLECEK YERLER

Konya Beyşehir Taş Köprü

TAŞ KÖPRÜ

Evet, bu köprü, aynı zamanda baraj görevi de yapıyor. Tarihi: Anadolu-Bağdat demir yolu kurulması sırasında yapılmış. Kuzey güney yönünde uzanmış olup, 15 tane gözü vardır. Göze hoş gelen bir yapı olup, oldukça dayanıklıdır.

Yeni köprünün 1997 yılında açılması üzerine, taş köprü, taşıt trafiğine kapatılmıştır. Regülatörden, Çarşamba çayına dökülen sular, 216 km. civarında bir mesafe alarak, Konya ovasına ulaşır.

Kanal vasıtasıyla gölden ortalama 500 milyon metre küp su, alınmakta olup, bu suyla arazi sulanmaktadır.

Konya Beyşehir Eflatunpınar Hitit Anıtı

EFLATUNPINAR HİTİT ANITI

Beyşehir gölünün yaklaşık 6.5 km doğusundadır. Beyşehir ilçe merkezine ise 5 km uzaklıkta, Sadıkhacı köyü sınırları içindedir.

Hititlerin önemli kutsal şehirlerinden birinin, günümüze kadar gelebilen önemli dinsel anıtlarından biridir. Anıtı: Hamilton 1849 yılında keşfetmiştir. Ancak anıtın ilk planı bilinmemektedir.

Bir süre burada yaşadığına inanılan ünlü Eflatun’dan dolayı, bu adı aldığı sanılıyor. Aslında, Eflatun ile anıt arasında bir ilgi olması pek mümkün değil. Adı verilirken, renginden esinlenmiş olması ihtimali daha güçlüdür.

Konya Beyşehir Eflatunpınar Hitit Anıtı

Evet: Bu anıt, açık hava anıtlarından daha küçüktür. Ereğli’deki meşhur İvriz kabartmasını andırır.

Hitit imparatorluğunun son döneminde, muhtemelen IV Tuthaliya döneminde yapılmıştır. MÖ 13’ncü yüzyılın son çeyreğine rast gelen bu dönemde, anıtın bulunduğu bölgede, kral IV Tuthaliya’nın kuzeni Kuruntu hüküm sürmekteydi.

Anıtın kuzeyinden fışkıran güçlü pınarın suları: anıtın güneyine inşa edilen bir barajla kesilmiştir. Hitit döneminde yapılan en büyük su kompleksidir. Görkemli anıtta, anıtla bağlantılı havuz inşa edilmiştir.

Havuz

Düzgün taş duvarlardan inşa edilmiştir. 34 x 30 metre ölçülerinde büyük bir su havuzu bulunur. Taş havuz, kare biçimlidir. Dörtgen kesilmiş iri taşlarla yapılmıştır. Havuzun kuzey duvarı, birbiri üzerine simetrik olarak yerleştirilmiş, iri kesme taş bloklardan oluşur.

 

Kabartmalar

Bu yapının güney cephesine, önden tasvir edilmiş yüksek kabartmalar işlenmiştir. Yüzünü pınara çevirmiş muhteşem abidenin eni 7 metre ve yükseklik 4 metredir. En alttaki kabartma sırasında: 5 dağ tanrısı vardır.

Dağ tanrılarının ortada olan üç tanesinde bulunan 11 delik: havuza giden suyun aktığı kanala birleştirilmiştir. Kabartmaların bu özelliğinin: dağ ile suyun birlikteliğini simgelediği düşünülür.

Bunların üzerindeki kabartma gurubu, bir iç sahne ve bir de çerçeveden oluşur.

İç Sahne:

Üç bölümlüdür. Ortada: üst üste yerleştirilmiş iki cin var. Bunların solunda tahta oturan bir erkek, sağında tahta oturan bir kadın bulunur. Tanrı çiftinin Güneş Tanrısı ve Arinna Şehri Güneş Tanrıçası ya da Yeraltı dünyasının ve suların Güneş Tanrıçası olduğu tahmin edilir. Hitit anıtında, Dağ Tanrısı figürlerinin eteklerinde bulunan su delikleri, Hitit matkabı ile açılmıştır.

Bu sahnenin, iki yanındaki, ikişer blok üzerinde, üst üste yerleştirilmiş ikişer cin, tahtında oturan figürlerin üzerindeki kanatlı güneş kursunu  taşır biçimde betimlenmiştir.

Dış çerçeve:

Birbiri üzerine yerleştirilmiş, daha büyük boyutlu cinlerin taşıdığı ve sahnenin tümünün üzerini kaplayan, ikinci bir kanatlı güneş kursundan oluşur. Bu kabartma gurubunun iki yanında, yaklaşık 3 metre mesafede, havuzun taş duvarına yerleştirilmiş, tahtta oturan birer küçük boyutlu tanrıça var. Bunlar Pınar Tanrıçası olarak nitelendirilir.

 

Kabartma gurubunun karşısındaki güney duvarda:

Dörtgen kesme taşlarla inşa edilmiş, dikdörtgen platformun kuzey cephesindeki bir blok üzerinde: tahtta oturan bir tanrı ve tanrıça çifti görülür. Bunlar yüksek kabartma ile cepheden betimlenmiştir.

Bu kabartmanın önünde bir sunak, platformun önünde bir dağ tanrısı heykeli, dış cephesine havuzun güney duvarı boyunca, kabartma taş diskler bulunur.

Havuzun doğu duvarının ortasında: üzerinde iki kabartma bulunan bir blok var. Havuzun 15 metre güney batısında bulunan bir blok üzerinde, üç boğa protornu, havuz iç dolgusunda 12 boğa heykeli ve iki aslan figürü, havuzun tabanı üzerinde de küçük boyutlu adak kapları ele geçmiştir.

Hitit metinlerinde, büyük ve yağmur yağdırma törenlerinde kutsal havuzların kullanıldığından söz edilir. Hitit başkenti Hattuşaş şehrinde ve çeşitli göletlerde bulunan ve iç dolgusunda çok sayıda adak kabına rastlanan baraj gölleri ve havuzların ayinler için kullanıldığı tahmin edilir.

 

Aslantaş ve Fasıllar Stelleri

Eflatunpınar anıtının yakınlarında bulunan bu stellerin, anıtın üzerine dikilmek üzere hazırlandığı tahmin edilir.

Aslantaş’ın: bir çift leopar arasında bulunan ve Güneş Tanrıçasına ait taht olduğunu ve Fasıllar’ın ise bir çift aslanın arasında yer alan Dağ Tanrısının tahtı olduğu düşünülür.

1996 yılında, Konya Müze Müdürlüğünce, anıt çevresinde temizlik ve kazı çalışmaları başlatılmıştır. Çalışmalarda: anıtın, 3.34 x 3 metre ölçülerinde, dikdörtgen planlı bir havuzun parçası olduğu anlaşılmıştır. 1998 yılı çalışmalarında: anıtın alt kısmında, 5 adet daha tanrı kabartması bulunmuştur.

BEŞİK KAYASI (HİTİT TANRI HEYKELLERİ)

Beyşehir’e 18 km. uzaklıktaki, Fasıllar Köyündedir. 7 metre uzunluğunda, yekpare kayaya oyulmuştur. Bir örneği: Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir.

Konya Beyşehir Kubad-Abad Sarayı

KUBAD-ABAD SARAYI

Kubad, adaleti yerine getiren, Abad da şenlenen yer anlamına gelir. Beyşehir gölünün güneybatısındadır. Sultan Alaeddin Keykubad I. Tarafından, 1226-1236 yılları arasında yaptırılmıştır.

Basit bir saray olmaktan öte, sürekli ikamet için yapılmış Selçuklu yapılar topluluğudur. Türk saray külliyesinin en eski örneğidir. Ayrıca, günümüzde, planı bilinen tek Selçuklu saray külliyesidir.

Sultan ve Emirleri için yapılan saray ve kökler: çeşitli renk ve desendeki çinilerle süslenmiştir. Yapılan kazılarda: sarayın temelleri ve bölümleri, sarayda kullanılan yapı malzemesi, renkli camlar, kürkler, alçı dekorasyon cam, sikke, seramik ve çiniler bulunmuştur.

Sarayın çinileri: sır altı ve lüster tekniğiyle yapılmıştır. Ayıca: çeşitli formlarda çini mozaiklerde bulunmuştur. Bulunan çiniler: figürlü, geometrik ve bitkisel bezemelidir.

Konya Beyşehir Kubad-Abad Sarayı

Ayrıca, Baba İshak isyanı sırasında da, II. Keyhüsrev’in, burada olduğu söylenir. Bu harika yapının mimarı: Sadettin Köpek’in, Sultan II. Keyhüsrev’in emriyle Kubadabad’da öldürülmüş olması da, kaderin acı bir gerçeğidir. Ne yazık ki; Alaaddin Keykubat’ı kendisine hayran bırakan bu coğrafyada inşa edilen Kubadabad, bugün virane olmuştur.

PINARGÖZÜ MAĞARASI

Türkiye’nin en derin ve en büyük mağaralarından biri olarak kabul ediliyor. Gölün batı yakasında, Yenişarbademli’nin 11 km. batısında, Gölyaka orman yolu üzerindedir. Dünyanın, girişi en zor mağaralarından sayılmaktadır. Ağustos ayında, içinde 166 km. hızla rüzgar esmekte, ısı 5 derece olmaktadır.

Mağaraya, ilkin 1965 yılında, Türk Mağaracılar Derneği Başkanı Jeolog Dr. Timuçin Aygen girmiştir. Ancak: rüzgar, çağlayan, menderes ve kuyuların engellemesi yüzünden, yalnızca 12 çağlayan aşılarak 3 km. ilerleyebilmiştir. Mağaranın denizden yüksekliği: 1550 metredir.

Konya Beyşehir Gölü

BEYŞEHİR GÖLÜ

Türkiye’nin üçüncü büyük gölüdür. Aynı zamanda, en büyük tatlı su gölüdür. Tektonik-Karstik olaylarla oluşmuştur.

Kuzeybatından, güneydoğuya uzanır. Gölün sığ suları, bazı kışlar donmaktadır. Öyle ki, gölün üzerinden at arabaları ile geçilebilecek derecede donduğu olmaktadır. Bazı yıllarda, göl suları iyice çekilir. Güneyi ile bir kesim doğu kıyıları bataklık ve sazlıktır.

Gölün bulunduğu Milli Park alanı içerisinde; su sporları, dağ sporları ve av sporları yapma imkanı da vardır. Su ürünleri açısından: ekonomik değeri yüksektir. Ama yeterince yararlanılamıyor.

Bunun temel nedeni, göl canlılarının fazla ekonomik ve leziz bulunmayışı. Gölde, bolca tatlı su balığı bulunuyor. Bunlar: sazan, akbalık, kızılkanat, sıraz, gökçe, çamurca, kaya ve yılan balıklarıdır.

Gölün: 2 plajı, 22 adası ve çok sayıda kayalığı bulunur. Sığ sularda, derinlik ancak 100 metre sonra insan boyunu aşar. Elverişli kumsallar: güneydoğu, doğu ve kuzeydeki kumsallardır. Üstünler, Karadiken, Bademli kıyıları ile Budak, Kıreli ve Tolca kıyıları, en iyi plaj yerleridir.

Kıyılarda, henüz çevre ve kıyı kirlenmesi görülmemektedir. Ayrıca: önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezi durumundadır. Bu yönü ile, turizm açısından önem taşır.

SONUÇ

Beyşehir denilince, akla hemen göl geliyor. Yani: göl, buradaki hayatı her yönüyle etkiliyor. Beyşehir’e gittiğimde: pek fazla büyük olmayan bir yerleşim yeri, göl ve göl kıyısında Beyşehir Köprüsü yakınında güzel bir restoranda yediğim, göl balığının lezzeti aklımda kalmış.

Siz de, buradan geçerseniz, göl kıyısındaki restoranlarda, mutlaka balık yemeği deneyin, beğeneceksiniz.

Seydişehir tanıtımı.

Konya tanıtımı.