Afyonkarahisar Sultandağı

Afyonkarahisar Sultandağı

Afyonkarahisar Sultandağı: Sırtını Sultandağına vermiş, önünde Akşehir gölü olan, Afyonkarahisar il sınırlarında olmasına rağmen Konya iline daha yakın ve bereketli toprakları olan bir ilçedir. Burada ülkemizin en lezzetli kirazları yetiştirilir.

ULAŞIM

Sultandığı’nın diğer yörelere uzaklıkları şöyledir. Afyonkarahisar 68 km, Konya 20 km. Beyşehir 135 km. İsparta 163 km, Konya 158 km, Ankara 273 km.dir.

GENEL

İlçe, Ege bölgesi ve İç Anadolu bölgesinin kesişim noktasındadır. Göller bölgesi olarak adlandırılan alanın kuzeyinde, Eber-Akşehir gölleri ve Batı Torosların İç Anadolu’daki uzantısı olan Sultandağı’nın eteklerinde kuruluştur. Denizden yükseklik 1020 metredir. İklim, kışlar soğuk ve karlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Sanayi ve el sanatları gelişmemiştir. Sulanabilir alanlarda meyvecilik yapılmaktadır.

Kiraz, vişne ve elma üretimi yapılır. Dört deresi Asmalı mevkiinde, orman sahasında geyik üretim merkezi bulunur. Buradaki geyikler koruma altındadır. Akşehir ve Eber göllerinin bir kısmı Sultandağı sınırları içindedir ve bu göllerde turna ve sazan balığı avcılığı yapılır, kamış ve hasır otu biçilir.

İlçenin bulunduğu alan, depremler bakımından oldukça aktif bir alandır. Çevresindeki diğer merkezlerden kaynaklanan depremlerden etkilenmekle birlikte, 3 Şubat 2002 tarihinde Sultandağı merkezli 6.1 şiddetinde bir deprem meydana gelmiştir. Bu deprem hem ilçeyi hem de çevredeki diğer yerleşimleri ciddi şekilde etkilemiştir. Kuzeyde alüvyal zemin üzerinde yer alan yerleşimlerde çok ciddi can ve mal kayıpları yaşanmıştır.

 

TARİHİ

Yörenin tarihi çok eskilere kadar gider. Ancak özellikle Bizans ve Selçuklu dönemlerinde doğu ile batı yolları arasında ulaşım noktası olmasıyla önem kazanmıştır. Anadolu-Bağdat ipek yolunun, Sultandağı’ndan geçmesiyle ticari önem kazanmıştır.

Eski adı İshaklıdır. Çünkü Selçuklu döneminde uç beylerinden İshak bey tarafından kurulmuştur. İshak beyin mezarı çarşı camisinin güneyindedir ve 1989 yılında Belediye tarafından onarılmıştır.

Selçuklular ile Bizanslılar arasında Bolvadin savaşı sırasında, Selçuklu hükümdarı Melikşah, ordusu ile Sultandağı eteklerine çekilmiş ve buraya Sultandağı ismi verilmiştir.

Yöre 1958 yılına kadar Bolvadin’e bağlı iken, çevresindeki köylerle birlikte Sultandağı ilçesi olarak yeniden teşkilatlanmış ve ismi İshaklı değil Sultandağı olarak değişmiştir.

2002 yılında burada büyük bir deprem olur ve 15 kişi hayatını kaybeder.

NE SATIN ALINIR

Sultandağı’ndan mevsimi uygunsa kiraz alın, yoksa katmer ve bükme gibi hamur işlerinden satın alabilirsiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buralara yolunuz düşerse, özellikle haşhaş ezmesi ve tahin kullanılarak yapılan hamur işlerini (lokul, yağlıkuş, bükme, börek) yemeniz önerilir. Bunlar geleneksel usullerle pişiriliyor. Ayrıca yine etli, peynirli ve tahinli pide önerebilirim. Özellikle tahinli pide.

Afyonkarahisar Sultandağı

 

SULTANDAĞI KİRAZI

Burada bir tür kiraz yetiştiriliyor ve “gılli” ile “karaballı” olarak isimlendirilen bu tür kirazlar: yenmesinin yanında genellikle kozmetik ve ilaç sanayiinde kullanılıyor. Çünkü bu kirazlar, aroma, renk ve tat olarak diğer kiraz türlerine benzemiyor. Kozmetik, kiraz nasıl kozmetikte kullanılır, özellikle bayanların kullandıkları rujların renklerinin elde edilmesinde Sultandağı’nın gilli isimli ufak tefek ama kullanışlı kiraz kullanılıyor. İlaç sanayiinde ise, kirazın sapı ve çekirdeği kullanılıyor.

Bu kirazlara “Tadiki” ismiyle lisans alınmış ve büyük bölümü yurt dışına ihraç ediliyor. Hatta, bu kirazların İngiltere kraliçesine gittiği biliniyor. Dünyaca ünlü bu kirazın geldiği yer, kıraç bir bölgenin ortasında kalan küçük bir alandır. Çin ve Şili kirazlarının en güçlü rakibi Türk kirazı kirazların kraliçesi olarak biliniyor.

Afyonkarahisar Sultandağı Meslek Yüksek Okulu

 

SULTANDAĞI MESLEK YÜKSEK OKULU

Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlı okul, 1995-1996 yılında eğitim ve öğretime başlamıştır. Bankacılık ve sigortacılık, otobüs kaptanlığı ve gıda teknolojisi programları vardır. Gerek teknik ve gerekse sosyal programlarla, kamu ve özel kuruluşların ihtiyaç duyduğu ara eleman yetiştirilmektedir.

Afyonkarahisar Sultandağı

 

GEZİLECEK YERLER

Sultandağı ilçesinde gezilip görülmesi önerilen yerler şunlardır: İlçe merkezinde bulunan Kervansaray ve Taş hamam, Yeşilçiftlik beldesinde bulunan Deliklikaya ve Dereçine beldesinde bulunan Buzluk mağarası, Taş köprü ve Lale çeşmesidir.  

Afyonkarahisar Sultandağı Çarşı Camisi

 

ÇARŞI CAMİSİ

Günümüzde görülen cami 1911 yılında Hacı İsmail oğullarından Muzaffer Bey tarafından Akşehirli Agop kalfa ve arkadaşlarına yaptırılır.  

Daha önce yapılan eski camiden günümüze sadece minaresi kalmıştır. Doğu kapısı üstündeki kitabeden, ilk caminin 1458 yılında KaramanoğLU İbrahim Bey hükümdarlığı zamanında yapıldığı anlaşılmaktadır. Caminin orijinal minaresi, kesme taştan, üstü ise tuğladan yapılmıştır. Şerefe altlarında tuğladan süsler bulunur. Minare üstündeki kitabede, minarenin tamirinin 1814 yılında yapıldığı yazılırdır. İkinci tamir ise, 1938 yılında Bolvadinli Seydi usta tarafından yapılmıştır.

 

LALELİ ÇEŞME

Çeşme kuzeye dönük, kesme taştan yapılmış ve mermerle kaplanmıştır. Eni 3 metre, derinliği 2 metredir. 14 mermerle örtülmüştür. İki su olukludur. Tas yerinin her iki tarafında birer lale ve karanfil kabartmaları vardır. Bu kale kabartmalarından dolayı, Laleli çeşme ismini almıştır. Kitabe taşının yeri olmasına rağmen, taş yoktur, bu yüzden kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kitabe yerindeki süs ve yazı bu çeşmeye ait değildir. Ancak Osmanlı mimarisi özellikleri görülür. Çeşmenin arkasına sonradan abdest almak için musluklar yapılmıştır. Çünkü hemen yan tarafta bulunan camiye gelenler, buradan abdest alırlar. 1585 yılına ait bir yazılı belgede, bu bölgede Kervansaray, mektep ve Laleli çeşme gösterilmiştir.

Afyonkarahisar Sultandağı Sahip Ata (İshaklı) Kervansarayı

 

SAHİP ATA (İSHAKLI) KERVANSARAYI

İlçe merkezinde Çavuş Mahallesi Zübeyde Hanım Bulvarında Çarşı camisinin yanındadır.

Taç kapıların üzerindeki kitabelerden anlaşıldığına göre: 1249 yılında Selçuklu döneminde, II. İzzeddin Keykavus’un saltanatının ilk yıllarında, Vezir Sahib Ata adıyla tanınan Fahreddin Ali Bin El Hüseyin (Sahipata) tarafından yaptırılmıştır.

Sahip Ata, Selçuklu döneminde çok sayıda eser yaptırdığından dolayı “Ebül-hayrat” diye anılır. Kervansaray, 1885 yılında Keskinzade Sadettin Efendi tarafından tamir ettirilmiş ve daha sonra 1925 yılına kadar ambar olarak kullanılmıştır. Son olarak 1964 ile 1975 yılları arasında aralıklarla Vakıflar, binayı restore ettirmiştir. Buranın en önemli özelliği, Afyonkarahisar’daki en büyük kervansaray olmasıdır. Çünkü ana yolun ana duraklarından biridir.

Afyonkarahisar Sultandağı Sahip Ata (İshaklı) Kervansarayı

 

Mimari planı

Yapı: kapalı bir kışlık bölüm ve onun önünde köşk mescidli avlusu bulunan, Sultan hanları tipinin önemli bir örneğidir. Yapıyı kuşatan kalın duvarları ve bunların üstündeki dayanak kuleleriyle bir kale gibi görünür. Kareye yakın ( 36 x 34 metre) planlı avlu kısmına, doğu yönündeki abidevi taç kapıdan girilir. Ancak mukarnaslı taç kapının tepesi yıkık durumdadır. Kapının nişinin köşe dolguları bir sıra rozetle süslenmiştir. Portalın yani kapının yüksekliği 5.10 metredir. Genişliği ise 7.27 metredir. Üç satırlık süslü kitabe, geniş kapı kemerinin arasına yerleştirilmiştir. Avlunun zemini taşla kaplıdır. Üst örtüye çıkmak için, bazı hanlarda yer alan merdiven düzeni, burada yoktur. Üst örtüye ulaşmak için taşınabilir merdiven kullanıldığı düşünülmektedir. Kervansarayın kışlık kısmına, doğu cephesinde bulunan taç kapıdan girilir. Kapı cepheden dışa taşkın ve oldukça sadedir. Dışa doğru eğimli, yarım tonoz şeklindeki geniş kemer üzerinde altı satırlık kitabe bulunur. Kapalı kısım, uzunlamasına tonozlarla örtülü 24 x 24 metre ölçülerindedir. İçerisi oldukça loş olan bina, aydınlık kubbesi ve batı duvarlarında bulunan mazgal şeklindeki pencerelerden ışık alır.

Afyonkarahisar Sultandağı Sahip Ata (İshaklı) Kervansarayı

 

Köşk Mescit

Avlunun tam ortasında, küçük bir köşk mescit vardır. Oldukça harap durumdaki köşk mescidin duvarları kesme taştan yapılmış olup, batı duvarının bazı bölümlerinde Roma-Bizans dönemi lahit parçaları kullanılmıştır. Kemer ayarlar arasında kalan alanda, kesme taştan oluşan birinci kat zemin döşemesi, kısmen çökmüştür.

Bunun sebebinin, bölgede 2002 yılında olan deprem olduğu düşünülmektedir. Ölçüleri dıştan dışa 7.06 x 7.06 metre, kare planlıdır. İçten ise 4.37 x 4.41 metre boyutlarındadır. Kıbleye uyum sağlamak için, ana eksene çarpık konumda yerleştirilmiş, kıble yönüne doğru 20 derece kaydırılmıştır.

Bu özelliği yani avlu içinde ana eksene göre farklı konumlanan başka örnek yoktur. İbadet mekanı, zeminden yükseltilmiştir. Mescide, kuzey yöndeki merdivenle çıkılır. Mescidin dört köşesinde ve kemerlerinde, basit taş süslemeler vardır.

Afyonkarahisar Sultandağı Sahip Ata (İshaklı) Kervansarayı

Kervansaray günümüzde restoran ve kafeterya olarak turizme açılmıştır.

Afyonkarahisar Sultandağı Çifte Hamam-Taş Ambar

 

ÇİFTE HAMAM-TAŞ AMBAR

İlçe merkezinde, Selçuklu Mahallesinde Çakırağa caddesinde Sahip Ata kervansarayının arkasındadır. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir. Bir ara depo olarak kullanıldığı için halk arasında Taş Ambar olarak da bilinmektedir.

16’ncı yüzyılda Osmanlı döneminde yaptırılmıştır. Ancak kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Yapının temel inşa malzemesi, kaba yontu moloz taştır. Beden duvarlarında, kesme taş da kullanılmıştır. Kapı ve pencere sövelerinde mermer malzemeye rastlanır. Hamam doğu-batı doğrultusunda çifte hamam olarak inşa edilmiştir. Kuzeydoğu tarafından erkekler bölümü girişi, güneydoğusunda ise kadınlar bölümü girişi vardır.

Erkekler bölümü soyunmalık mekanının giriş taç kapısı, kuzeydoğudaki pencere ile dışarıya doğru çıkıntı oluşturur. Taş kapı iki kısımlıdır. Sivri kemerli taç kapının alt kısmı girintili olarak yapılan kitabe kısmı bulunur. Kitabenin altında, kemerli giriş açıklığı bulunur. Erkekler bölümünün aydınlatılması için taç kapının iki yanına, dikdörtgen planlı sivri kemerle geçilen, demi parmaklıklı pencereler bulunur.

Güneydoğu kadınlar bölümü giriş kapısı, sivri kemerden geçilen üst kısmı ile kemerli alt kısmı bulunur. Batı cephesindeki külhan bölümü, yol seviyesinin yükselmesine bağlı olarak oldukça alçak seviyede kalmıştır. Erkekler bölümündeki soyunmalık mekanı, kubbe örtülüdür. Doğu ve batı kısmında ahşap malzemeden yapılmış soyunmalıklar bulunur.

Su deposu sıcaklık bölümünün batısındadır. Kuzey güney doğrultulu üzeri beşik tonoz örtülüdür. Erkekler bölümü soyunmalık kapısında kitabe yeri olmasına rağmen, kitabesi yoktur.

 

DELİKLİ KAYA

Yeşil Çiftlik kasabasındadır. Burada bir kaya var. Kaya hakkında anlatılan efsaneye göre, Yunanlılar Kurtuluş savaşında buraya geldiklerinde, bir anne ve bebeği bir kayanın içine saklanırlar. Kaya, anne, bebek ve bebeğin beşiğini alabilecek büyüklüktedir ve anne ile bebeği, bu kayaya saklanarak Yunanlılardan kurtulurlar. Bu kaya ziyaret edilebiliyor, ama ziyaret edenler, kayadan hala sallanan beşik ve bebek sesi geldiğini söylerler, siz de ziyaret ederseniz, dinleyin bakalım.

Afyonkarahisar Sultandağı Buzluk Mağarası

 

BUZLUK MAĞARASI

1300’lü yıllarda, Bursa, Osmanlı devletinin başkenti olur. Padişahın kızı hastalanır. Hekimler, hastalığın tek çaresinin buz olduğunu söylerler. Yazın ortasında buz bulmak sorundur. O sırada, sarayla muhafız olarak bulunan Dereçineli yani Sultandağı’na bağlı bir kasabadan olan asker huzura çıkar ve buz bulabileceğini söyler. Askerin emrine develer verilir ve asker yola çıkar. Sultandağı’ndaki buz mağarasına gelir, istediği kadar buzu alır, samanların içine yerleştirir ve yaz sıcağında Bursa’ya götürür. Padişah çok memnun olur ve askere “Dile benden ne dilersen” diye sorar. Asker köyünde kendisine bir ev yaptırılmasını diler ve Padişahın emri ile askerin köyünde bir ev yapımına başlanır. 3 katlı olarak planlanan ev, 2 kat olunca durur, çünkü evin yapıldığı yer rüzgara açık olduğundan sadece 2 katı tamamlanabilir. Evin kalıntıları, günümüzde de hala durmaktadır.

Afyonkarahisar Sultandağı Buzluk Mağarası

Evet bu efsaneden sonra gelelim Buzluk Mağarasını anlatmaya: Buzluk mağarası, Dereçine kasabasının güneyindedir. Buraya ulaşmak için Afyon-Konya karayolu kullanılır. Küçük Kirazlı Yaylasına gelmeniz gerekiyor. Kalan yolu ise yürüyerek gideceksiniz ki, yaklaşık 4 saat yürümeniz gerekiyor. Yani biraz zahmetli bir yolculuk ve özellikle oldukça yüksek, soğuk ve karlı bir bölgede bulunan mağaraya çıkmak için yaz dönemini tercih ediniz.

Afyonkarahisar Sultandağı Buzluk Mağarası

Mağara girişi, sadece 1 kişinin sığabileceği büyüklüktedir. Girişten 5 metre sonra buzlanma başlıyor ve aşağı inildikçe hava daha da soğumaya başlar ve bazı yerlerde görülen buzlanmalar ve buz sarkıtları, sıra dışı manzaralar sunuyor.  

Afyonkarahisar Sultandağı Taş Köprü

 

TAŞ KÖPRÜ

Köprü Karapınar ile Sultandağı ilçelerini birbirine bağlayan yol üstündedir. Yani tarihi ipek yolu üzerindedir.

Köprü, Akşehir ve Eber gölü arasındaki su akıntısının üzerine yapılmıştır. Bir zamanlar Eber gölü, bu köprüye kadar uzanıyormuş ve Eber gölü taştığında köprü de gölün suları altında kalıyormuş.

Bunun önlenmesi için 1968 yılında buraya beton borular ilave edilmiştir. Ancak 1995 yılından bu yana gölün sularının çekilmesi ve derenin kuruması nedeniyle, köprü nehir yatağı üzerinde kalmıştır.

Köprü Kurtuluş savaşında Türk kuvvetleri tarafından yıkılmış, düşman gittikten sonra yeniden onarılmıştır. Şimdi yanına geçit için yeni köprü yapılmıştır.

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Adana Saimbeyli

Adana Saimbeyli


Saimbeyli: dört bir yana dağlarla çevrili, Adana ilinin diğerlerine göre daha geri kalmış bir ilçesidir. Bunun nedeni: burada, tarihi süreç içinde Ermenilerin yaşamış olmaları, kurtuluş mücadelesi sonucunda ise, yine Ermeniler tarafından tamamen yakılıp yıkılarak harap edilmesidir.

Yani, burada eskiye dönük hiçbir mimari kalmamıştır. Günümüzde, Saimbeyli, yine ulaşımı zor, ama kiraz bahçeleri ve yaylalarıyla önem kazanan bir yöremizdir.

Adana Saimbeyli

ULAŞIM

Bağlı bulunduğu Adana il merkezine, 156 km. uzaklıktadır. Yani: Adana ilinin en uzak ilçesidir ve hatta, buraya uzak yörelerden gelenler, Adana üzerinden değil, Kayseri üzerinden ulaşmayı da düşünürler. Evet, Saimbeyli-Feke arasındaki uzaklık: 34 km. Saimbeyli-Tufanbeyli arasındaki uzaklık: 39 km.

Adana Saimbeyli

 TARİH

Bölgenin eski ismi: “Haçin” dir. Bu ismin: Kozan-Ceyhan arasında kalan Anavarza Beyliğinden geldiği ve Haçin Beyin, Bey Torya’nın oğlu olduğu düşünülmektedir. Bir diğer varsayım ise; 1923 yılında, Kurtuluş savaşında büyük kahramanlık gösteren Haçinli Hüseyin Bey’in ismine atfen, yöreye Haçin ismi verilmiştir. Evet, ismin Ermenice olduğu söyleniyor.

Bir zamanlar Kilikya bölgesinden çıkıp gelen Ermeniler buraya yerleşmişler ve yüzyıllarca Türklerle birlikte yaşamışlardır. Ancak: I. Dünya savaşı başlarında sık sık isyan çıkaran Ermeniler, Osmanlı yönetimi tarafından, Suriye içlerine sürgün edilirler. Ancak, daha sonraki süreçte gerek otorite boşluğu ve gerekse Fransızların yöreyi işgal etmeleri üzerine, bu Ermeniler yeniden bölgeye gelirler ve bu kez, bölgede dehşet saçarak Türk ve Müslüman kıyımına başlarlar.

Yöre: 18 Ekim 1920 tarihinde, Kaymakam Saim Bey ve Yüzbaşı Doğan tarafından, Fransız işgalinden kurtarılmıştır. 1928 yılına gelindiğinde ise, Haçin olarak isimlendirilen yerleşim, günümüzdeki yerine taşınmıştır. Çünkü: Kurtuluş savaşının ardından, yerleşim yerinde girilecek ne bir ev, ne bir büro gibi yapı kalmamıştır. Bunun üzerine, ilçe merkezi, geçici olarak, Gürleşen köyüne alınır.

1 Nisan 1923 tarihinde ise, bu kez Rumlu köyüne yerleşilir. 30 Aralık 1923 tarihinde ise, Haçın adı değiştirilir. İlçenin Ermenilerden temizlenmesi sırasında gösterdiği üstün başarılar nedeniyle Saim Bey’in soyadı verilerek bu tarihten sonra ilçe “Saimbeyli” olarak isimlendirilir. Rumlu köyünün adı ise, yine milis komutanlarından Doğan Beyin ismine atfen “Doğanbeyli” olarak değiştirilir.

1929 yılına gelindiğinde ise, Saimbeyli, gerçek yerine taşınır. Halen, günümüzde ilçe merkezinde Saimbey’in bir heykeli bulunmaktadır.

Adana Saimbeyli

GENEL

İlçe merkezi Orta Toroslar üzerinde bir vadinin içindedir.
Yörenin denizden yüksekliği: 1050 metredir. Bölgenin en önemli akarsuyu: Göksu ırmağıdır. Bölgenin iklimi ise: bölgede Akdeniz ve İç Anadolu bölgesinin karasal iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak: kışları sert ve soğuk, yazları serin ve yağışlı geçer.

Yörede yaşayan insanların başlıca ekonomik etkinlikleri: tarım, hayvancılık ve orman işçiliğidir. Ama, yörede tarım ve sanayi tesisi bulunmamaktadır. Yörede yetiştirilen başlıca ürünler: buğday, arpa, nohut, üzüm, elma, erik, hurma ve son dönemlerde yoğunluk kazanan “kiraz” üretimidir.

Son olarak, Saimbeyli yöresinde, çok miktarda “alabalık” üretimi yapılıyor, yani buraya yolunuz düşerse, alabalık yemeyi unutmayın.

Adana Saimbeyli Saim Bey

SAİM BEY

Saim Bey: Ankara’dan kurutuluş mücadelesini örgütleyen ve yöneten, hükümet tarafından Kaymakam vekili olarak atandığı ilçenin Ermeni işgalinden kurtarılmasını sağlayan kişidir.

Saim Bey: Dörtyol Mamura caddesinde, 15 Kasım 1920 günü Fransızlarla girdiği çatışmada hayatını kaybetmiştir. Bu yüzden İl Genel Meclisinin kararıyla ilçenin Hacin olan ismi “Saimbeyli” olarak değiştirilmiştir. Kaymakam Hacinli Saim Bey’in ilçede bir heykeli vardır.

 

KİRAZ FESTİVALİ

Saimbeyli yöresinde, 27 yıldız kiraz yetiştiriliyor. Bu yüzden, her yıl Haziran ayı içinde, iki gün süreli kiraz festivali düzenlenmektedir. Bu festivalde: yetiştirilen kirazlar tanıtılmakta, kiraz rekabeti arttırılmaktadır. Ayrıca, yöre halkının birlik ve beraberliğinin canlı tutulması için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Adana Saimbeyli

GEZİLECEK YERLER

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Saimbeyli ilçesinde eskiye dair hiçbir bina ve kalıntı kalmamıştır. Çünkü, işte burası çok önemli, tarihi süreç içinde bu ilçede yaşayan Ermeniler, Kurtuluş Mücadelesi öncesi ve sırasında, Fransız işgal döneminde, ilçeyi tamamen yakıp yıkmışlar ve harap halde bırakıp gitmişlerdir.

Bu yüzden, burada eskiye dönük hiçbir mimari kalıntı kalmamıştır, zaten ilçe merkezi de başka bir yere, günümüzdeki yerine taşınmıştır.

Adana Saimbeyli Obruk Şelalesi Rekreasyon Alanı

         

OBRUK ŞELALESİ REKREASYON ALANI

İlçe merkezine yaklaşık 3 km. uzaklıktadır. Ana yoldan sapıldığında, stabilize bir yolda, yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuktan sonra buraya ulaşılır. Saimbeyli deresi, burada oluşturulan obruk gözü kaynağından şelale olarak akar ve Seyhan nehrinin bir kolu olan Göksu ırmağına dökülür. Büyük şelalenin yanında, birçok küçük şelale de vardır.

Çam ve çınar ağaçlarının gölgelediği kayalardan akıp giden şelalenin çevresindeki mesire yeri ilk olarak 1984 yılında düzenlenmiş ve 2007 yılında yeniden elden geçirilmiştir. Çünkü burası 20 metreden düşen şelalesi, endemik ve nadir kelebek türleri ve jeolojik yapısı nedeniyle önemli bir alan olarak kabul edilmiş ve “Obruk Şelalesi Tabiat Parkı” olarak ilan edilmiştir.

Burada yani tabiat parkında, 160’dan fazla kelebek türü bulunuyor. Ülkemiz genelinde yaklaşık 412 kelebek türü vardır ve bunun büyük çoğunluğunun burada olması, bir anlamda buranın önemini arttırıyor. Özellikle Saimbeyli Mavisi (teressa mavisi) kelebek türü oldukça önemlidir. 

Bölge: doğa yürüyüşü ve mesire yeri olarak kullanılır. Özellikle yaz aylarında, yurt dışından gelenler burayı hareketlendirir. Ancak yaz aylarında şelalenin suyunun azaldığını unutmayın, şelale en canlı şekilde bahar aylarında akar.

YANGIN KULESİ

Süt tepededir. Kule deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliktedir. Obruk şelalesi ve Yangın kulesi arasında, doğa yürüyüşleri yapılıyor.

Adana Saimbeyli Çatak Yaylası

ÇATAK YAYLASI

Saimbeyli-Tufanbeyli kara yolunun 2’nci kilometresinden sola dönülerek bağ ve bahçeler arasından geçen 3 kilometrelik stabilize yol ile ulaşılır. Adana il merkezine 159 km ve Saimbeyli ilçe merkezine 40 km uzaklıktadır. Saimbeyli ilçe merkezinden buraya belediye otobüsü çalışıyor. “Çatak” kelimesi “yol kavşağı” demektir.

Rakım yaklaşık 1080 metredir. Yazlar serin, kışlar ise karlı geçer. Adana sıcaklarından bunalanlar, yaz aylarında burayı ziyaret ederler. Bu yayla bölgesinde, dağ yamacından akan küçük şelalelerin beslediği, anıt çınar ağaçlarının gövde ve dallarının altında kurulmuş çardaklarda, günübirlik piknik yapmak mümkündür.

Bunun dışında, burada Orman İşletmelerine ait küçük bir dinlenme tesisi bulunuyor. Su kaynaklarının bolluğu nedeniyle, Saimbeyli ilçesinin suyu buradan sağlanıyor.

Adana Saimbeyli Haçin Kalesi

   

HAÇİN KALESİ

Bahçe köyü güneyinde, bir kayalık tepe üzerindedir. Kalenin: Hitit, Asur ve Roma döneminde kullanıldığı düşünülmektedir. Ancak: Haçlı seferleri sırasında kalenin önemli roller üstlendiği bilinmektedir. Ayrıca, kale ortaçağ döneminde kervan yolunun korunması işlevini görmüş ve “Badimon” kalesi olarak isimlendirilmiştir.

Şehir, günümüzdeki Badimon kalesi çevresindeki düzlüklerde ve kalenin doğusunda vadi yamaçlarında gelişimini sürdürmüştür. Kale yapısı: dikdörtgen planlı ve moloz taşlardan yapılmıştır. Sekiz burcu ve bir gözetleme kulesi vardır. Ayrıca bir kilisesi ve su sarnıcı bulunur. Ancak bunlar günümüze gelene kadar çok fazla tahrip olmuştur. Kaleden günümüze sadece iki burç gelmiştir.

Adana Saimbeyli Haçin Kalesi Kara kilise

 

Kara kilise

Ermenilerden kalma bu kiliseye “Kara Kilise” denmektedir. Çünkü, Kurtuluş Mücadelesi sırasında, Fransız işgal döneminde, yörede yaşayan Türkler için bu kilise, tam bir felaket yeri haline gelmiş ve Ermenilerin bölgeyi terk etmelerinin ardından, yaşanan sıkıntıların kötü anılarına istinaden kilise yıkılmıştır.

Ermeniler buranın ismini “Hacın Surp Hagop Manastırı” olarak veriyorlar. Manastır ile ilgili ilk yazılı kayıtlar 1554 yılında yapılan bir onarıma aittir. Kiliseden günümüze, geriye kalanlar sadece apsis ve kuzey ile batı duvarından birkaç parçadır.

Adana Saimbeyli Şehitliği
Adana Saimbeyli Şehitliği
Adana Saimbeyli Şehitliği

 

SAİMBEYLİ ŞEHİTLİĞİ

İlçenin güney bölümünde, ilçe merkezine hakim bir tepe üzerindedir. 1920 Sevr anlaşmasından sonra meydana gelen Türk-Ermeni çatışmalarında şehit olan askerlerimiz için yapılmıştır. 9 ay süren çatışmalar sonucunda 17.10.1920 tarihinde Haçin Ermenilerden temizlenmiştir.

Yörenin Ermenilerden geri alınması sırasında şehit düşen 80 Saimbeyli’nin gömülü olduğu yerdir. 1951 yılında buraya bir anıt dikilmiş ve anıt 1968 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından onarılmıştır. (Elbette, Ermeniler tarafından katledilen sivil halkın sayısı ve nereye gömülü oldukları bilinmiyor.)

Adana Saimbeyli Cumhurlu Köyü Kilise Kalıntıları

CUMHURLU KÖYÜ KİLİSE KALINTILARI

İlçe merkezine 25 km uzaklıkta, ilçenin güney batısında bulunan Cumhurlu köyünde bir Bizans kilisesi kalıntısı içinde, 3 adet kilise yapı yazıtı bulunmuştur. Çatak mevkiinde ise nekropol alanı vardır. Burada herhangi bir yazıta rastlanmamıştır. Bu ören yerinde korunarak günümüze ulaşmış iki mezar odası bulunur.

Adana şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.