Samsun Ladik

Samsun Ladik

Ladik, il merkezi Samsun’a uzaklık: 76 km. Ladik, Taşova arası uzaklık: 48 km. Ladik, Suluova arası uzaklık: 29 km. Ladik, Kavak arası uzaklık: 31 km. Ladik, Amasya arası uzaklık: 54 km.

TARİHİ

Ladik: 1414 yılında Kubatoğulları Beyliğinin Osmanlıya katılmasıyla Sivas sancağına bağlı Amasya ilinin bir beldesi olmuştur. Bu arada: Amasya’da valilik yapan şehzadeler, bu yöreyi mesire yeri olarak kullanmıştır.

Ancak yöredeki tüm tarihi eserler, 1943 yılındaki depremde yıkılarak yok olur. Yani, Ladik ilçesinin tarihindeki en büyük olay, 1943 yılında yaşanan depremdir. Bu depremde, Kaymakamlık binası da yıkılıp yok olmuştur.

Samsun Ladik

İlçenin isminin kökeni

İlçenin isminin nereden geldiği hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak çeşitli rivayetler vardır. Bunlara göre: ilçenin Amasya hükümdarı VIII Büyük Mitridat’ın (MÖ 131) eşi Laodikya tarafından kurulduğu ve sonradan bu ismin zaman içinde değişerek “Ladik” olduğu söylenmektedir.

Evliya Çelebi de, Seyahatnamesinde: şehri: Amasya Kayserlerinden Havik denilen zat yaptırmıştır. Şehrin ismine ise: “La (hayır) dik Sancağı” der.

Bunun üzerine bu konuşma, kalenin ismi yani “Ladik” olur. Başka bir rivayete göre, ilçenin isminin, Türk kabilelerinden olan Melik Alımcı Gazi’nin İladik Hatun ismindeki kızından geldiği ve buna atfen ilçeye “Ladik” denildiği yönündedir.

Samsun Ladik

GENEL

İlçenin rakımı 950 metredir. Kara iklimi hüküm sürer, buna bağlı olarak kışlar uzun ve sert, yazlar ise serin geçer. Bölge engebeli bir araziye sahiptir. Güney bölümünde, bir kısmı Amasya il sınırları içinde uzanan Akdağ bulunur.

Kuzeyinde ise Canik dağları uzanır. İlçenin en önemli akarsuyu, Yeşilırmak nehrinin bir kolu olan Tersakan çayıdır. Ladik gölünden doğar, ilkbahar ve kış mevsimlerinde bol su ile Yeşilırmak nehrine ulaşır.

Ters akışından dolayı “Tersakan” ismini almıştır.

LADİK YAYLA ŞENLİKLERİ

İlçe merkezine 7 km uzaklıktaki Ladik yaylasında yapılan şenliklerin temel amacı: Ladik’in turizm potansiyelini yükseltmektir.

Şenlikler her yıl Temmuz-Ağustos aylarında yapılır. Şenliklerde: buzağı yarışması, koç yarışması, bal yarışması, uçurtma yarışması, yamaç paraşütü gösterileri, çim kayağı yarışmaları, planör uçuş gösterileri yapılır.

GEZİLECEK YERLER

Samsun Ladik Kültürevi Müzesi-Alibey Konağı

KÜLTÜREVİ MÜZESİ-ALİBEY KONAĞI

İlçe merkezinde Yenicami mahallesinde, Bülbül Hatun cami karşısındadır.

Konak; 1889 yılına yapılmış ve 1943 yılındaki depremde yıkılmamıştır.

Eski Ladik Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü Firdevs Işık Yeten’e ait olan tarihi ev, ailenin mirasçısı kalmaması nedeniyle müzeye dönüştürülmüştür.

Samsun Ladik Kültür Evi Müzesi-Alibey Konağı

Yapının 2012 yılında restorasyonu tamamlanır ve Ladik Kaymakamlığı tarafından “Kültürevi” olarak düzenlenir.

Binanın tasarımı, yukarıdan aşağıya doğru çiftli kapılar kapatılarak ikiye bölünerek yapıldı, iki ailenin yaşayabileceği bir konsept şeklinde düzenlendi. Çatısı Osmanlı tipi kiremitle örülen konağın içerisinde giyotin modeli şeklinde 26 pencere bulunuyor.

Osmanlı dönemi kültürünü yansıtan eşyalar ve figürlerle donatılan Alibey Konağı Kültür Evi’ni gezdiğinizde ilginç objelerle karşılaşacaksınız. Burada, Ladik ilçesinin tarihini, geçmişini göreceksiniz.

Kimi zaman insanlar, evlerinde bulunan antika eşyaları, buraya getirerek hibe ediyorlarmış ve bu eşyalar burada sergileniyor.

Samsun Ladik Saat Kulesi

SAAT KULESİ

Saat kulesinin üzerinde bulunan kitabeye göre: Saat kulesi: 1889 yılında Kaymakam Reşit Bey tarafından yaptırılmıştır.  

Samsun Ladik Saat Kulesi

Kule, 3 katlı bir platform üzerindedir. 14 metre uzunluğunda ve yuvarlak gövdeli, şerefelidir. Kule, 1943 yılındaki depremde hasar gördü, sökülen saat mekanizması Ladik Belediyesinde muhafaza edildi, daha sonra restore edilen saat kulesine yeniden monte edildi.

Yapıda: kızıl kahverengi renkli düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır. Kulenin gövdesinde bezeme yoktur. Sadece şerefe altında, şerit halinde kabartma kuşaklara yer verilmiştir. Kulede şerefe üstü bölümün, dört yüzüne yuvarlak kadranlı birer saat yerleştirilmiştir.

Osmanlı rakamlı saatlerin çapı 150 cm. dir. Ancak kulede bulunan antika saat, 2004 yılında durdu ve çalar fonksiyonlarını kaybetti. Birçok saat ustası uğraşıp çalıştıramayınca, Bursa’dan getirilen antika saat ustası, 2019 yılında, 1 aylık çalışmanın sonucunda saati yeniden çalıştırmayı başardı.

Ustanın söylediğine göre, saat kulesi içinde Alman mekanizması olan, çeyrek çalar ve 100 yaşın üstünde bir mekanizma vardır. Saat: çeyrek, yarım, kırk beş ve saat başı çalar fonksiyonlara sahiptir.

Samsun Ladik Akpınar Eğitim Müzesi

AKPINAR EĞİTİM MÜZESİ

İlçe merkezinde Akpınar mahallesinde; Köy Enstitülerinden gelen köklü bir okul olan Ladik Akpınar Fen Lisesinde hizmete girmiştir.

Müzede: Köy Enstitüleri ve ülkenin eğitim geleneği görülür. Müzede 74 yıldır faaliyette olan Akpınar Öğretmen okulunda eğitim gören öğrencilere ait resimler, kitaplar, müzik aletleri ve atölyelerde kullanılan aletler sergileniyor.

Samsun Ladik Akpınar Eğitim Müzesi

1941 yılında ünlü ozan Aşık Veysel Şatıroğlu’da burada memur olarak görev yapmış, 45 gün süreyle müzik kursunda eğitim vermiştir. Cumartesi ve Pazar günü hariç her gün saat 08.00-17.00 arasında açık olan müzeye giriş ücretsizdir.

Samsun Ladik Sunullah Paşa Türbesi

SUNULLAH PAŞA TÜRBESİ

İlçe merkezinde Bahşi Mahallesindedir.

Yapıya ait bir kitabe yoktur. Vakfıyesi de bulunmamıştır. Bir belgede “Sadullah Paşa Türbesi” şeklinde kaydedilen yapının adı, bazı belgelerde ve halk arasında “Sunullah Paşa” şeklinde geçer. Yapının isminde geçen Paşa ifadesi, Osmanlı dönemine işaret eder.

Ayrıca Ladik Osmanlı döneminde saray ve yakın çevresinin sayfiye yeridir ve birçok Paşa sarayı buradadır. Böylece yapının bu dönemlerden kalmış olabileceği kesindir. Tüm veriler değerlendirildiğinde, türbe yapısının 15’nci yüzyılın ikinci yarısında yapıldığına karar verilmiştir.

Yapı: 1943 yılındaki depremde büyük hasar görmüş ve uzun süre ciddi bir restorasyon yapılmamıştır. 1993 yılında restorasyon gerçekleşir. Türbe halen bakımlı olup kilitli bulundurulmaktadır. Birkaç basamakla çıkılan türbenin giriş kapısı dikdörtgen bir çerçeve içerisinde yuvarlak kemerlidir.

Önüne iki sütunun taşıdığı bir revak eklenmiştir. Türbenin sekizgen köşelerine, üzerlerinde birer aynalık olan dikdörtgen söveli pencereler yerleştirilmiştir. Yapının kubbesi yıkılmış ve sonradan aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır.

Yapının içerisinde hiçbir süsleme unsuru, yazıt ve sanduka yoktur. İçinde sanduka yoktur, sadece bir adet mezar bulunur.  

Samsun Ladik Dikilitaş Türbesi

DİKİLİTAŞ TÜRBESİ

İlçe merkezinde bulunan türbe, Dilek Türbesi olarak da bilinir.

Türbenin içinde iki sanduka bulunur. Türbe mimari olarak Selçuklu dönemi özelliklerini yansıtır. Ancak günümüze kadar birçok kez onarım gördüğünden, türbenin orijinal mimarisi hakkında bilgi yoktur.

Samsun Ladik Seyyid Ahmet-i Kebir Türbesi

SEYYİD AHMET-İ KEBİR TÜRBESİ

İlçenin batısında, Şehre Küstü Mahallesindedir.

Yapıya ait inşa kitabesi yoktur. Kapı açıklığı üzerinde bir “tecdid” yani yenileme kitabesi bulunur. Mermer kitabenin zemini: siyah: harfler, kartuş ve rozetler sarı yaldız boyalıdır.

Kitabeye göre, yapı: Sultan I. Abdülhamid döneminde (1774-1789) Sultan’ın baş çukudarı Nuri Efendi oğlu Seyyid Abdullah Ağa tarafından, 1778 yılında yenilendiği anlaşılır. Ancak bundan önceki yapının kim ve ne zaman yapıldığı bilinmez.

Yapı çeşitli yayın ve kaynaklarda: “Seyyid Ahmet-i Kebir Türbesi” adıyla anılmaktadır. Rufai tarikatının kurucusu olarak bilinen Ahmed el-Rıfai’nin torunlarından veya halifelerinden olabileceği düşünülmektedir.

Seyyid Ahmet’in, 1240-1335 yılları arasında yaşamış olduğu varsayıldığında buradaki ilk yapının, 14’ncü yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Türbenin içinde bulunduğu duvarlarla çevrili, büyükçe bir hazireyi de içine alan avluda, biri dış kapıda, diğeri türbeye çıkan basamaklı yolun sağ başında olmak üzere, iki çeşme kitabesi vardır.
Bu çeşmelerin tekke kompleksine dahil olabilecekleri değerlendirilmektedir. Türbede gömülü kişi ile ilgili bir başka rivayet daha var: Selçuklu kumandanlarından Seyyid Ahmet Kebir; Ladik yöresinde yapılan savaşta şehit düşünce, vasiyeti üzerine buraya gömülmüştür.
Samsun Ladik Seyyid Ahmet-i Kebir Türbesi

Türbe: kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Kare planlı ve sivri çatılıdır. Saçakları ahşaptır. İçinde, 7 sanduka bulunur. Önde: iki ahşap sütunlu sundurma vardır. İç kısmı sıvalıdır. Girişi basık kemerli, ahşap kapılıdır. Kemerin üzerinde kitabe vardır.

Mimarisi, Beylikler dönemi eserlerine benzer. Erkek çocuğu veya hiç çocuğu olmayanlar türbeyi ziyaret ederler. Son bir not: Ladik ilçesinde duyduğuma göre 2 bin kişinin ismi “Seyit Ahmet” imiş.

Samsun Ladik Ayva Tekke

AYVA TEKKE

İlçeye bağlı Kirazpınar Mahallesinde, Aydın Bükü mevkiinde, büyük bir mezarlık içindedir.

Türbe; taştan yapılmıştır. Kare planlıdır. Çatı, ahşap direklerle desteklenmiştir. Türbe içinde 9 mezar bulunur. Bu sandukalar: Horasan Erenlerinden olduğu düşünülen, Evladı Haydar Ali Baba oğlu adıyla anılan Seyyid Ahi Efendi (ölümü: 1876), eşi Neslihan, evladı Ahi Ali Efendi (ölümü: 1884) ve torunlarına aittir. Hıdırellez ve dini günlerde, yöre halkı burayı ziyaret eder ve kurbanlar kesilir.

Çünkü Seyyid Ahi Efendinin aile kökeni, Osmanlı kayıtlarında “Hz Muhammed” ile soy bağı onay görmüştür.

Samsun Ladik Hamamayağı-Hilas Kaplıcası

HAMAMAYAĞI (HİLAS) KAPLICASI

İlçe merkezine 13 km uzaklıktadır. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Hamamayağı kaplıcasından söz etmiş ve burayı “Gençlik suyu” olarak tanımlamıştır. 1935 yılında yapılan incelemeler sonucunda suyunun maden suyu özelliğinde olduğu tespit edilmiştir.

Samsun Ladik Hamamayağı-Hilas Kaplıcası

Kaplıca tesisi: Belediye tarafından 29 yıl için, Ladikli Sanayici ve İş Adamları Derneğine (Laysiad) kiralanmıştır.

Suyunun ısısı sabit 37 derecedir. Yani vücut ısısına eşittir.

Kaplıca suyunun iyi geldiği söylenen rahatsızlıklar: müzmin romatizma, nevralji, nevrite gibi cilt hastalıkları, sinir ve kas yorgunlukları, eklem kireçlenmesi, sinirsel hastalıklar ve ameliyat sonrası yorgunluklardır.

Mevcut tesisler yıkılarak yapılan yeni kaplıca tesisi, 4 yıldız konforlu ve 205 yatak kapasiteli olarak 2018 yılında faaliyete geçmiş ve her mevsim çevre il ve ilçelerden gelenler tarafından ziyaret edilir.

Samsun Ladik Ambarköy Açık Hava Müzesi ve Konakları

AMBARKÖY AÇIK HAVA MÜZESİ VE KONAKLARI

İlçe merkezine 2 km uzaklıktaki Ambar köy: içinden akan deresi, gölü, su değirmeni, seyir kulesi, ahşap oyuncaklar bulunan çocuk oyun alanı, ahşap ve zincirli köprüleri ve külliyesiyle doğal yaşamı yansıtan bir açık hava müzesi olarak düzenlenmiştir.

Samsun Ladik Ambarköy Açık Hava Müzesi ve Konakları

Köyde, ayrıca geçmişte insanların günlük hayatlarında kullandığı çeşitli aletler, eşyalar ve müzeye dönüştürülen samanlık bulunur.

Samsun Ladik Ambarköy Açık Hava Müzesi ve Konakları

Ambar han ise, restoran olarak düzenlenmiştir. Han: eski külliyeleri andırır, mimarisi ilgi çeker.

Samsun Ladik Akdağ Yaz ve Kış Sporları Merkezi-Kayak Merkezi

AKDAĞ YAZ VE KIŞ SPORLARI MERKEZİ-KAYAK MERKEZİ

Kayak merkezi tesisleri, ilçe merkezine 6 km uzaklıktaki Akdağ dağının zirvesinde, 1788 metre rakımlı Uzunyazı Tepesi ile 1404 rakımlı Yemişen Tepe arasında 2009 yılında kurulmuştur.

Samsun Ladik Akdağ Yaz ve Kış Sporları Merkezi-Kayak Merkezi

Kayak merkezinin bulunduğu Akdağ’ın isminin nereden geldiği bellidir. Çünkü kış aylarında bembeyaz bir görüntüye büründüğü için buraya Akdağ denmiştir. Kayak merkezinde, kış sporları ve çim kayağı yapılır.

Akdağ kayak merkezi pistleri: 6 tanedir ve pistlerin uzunlukları 1600 metre ve 3500 metre arasındadır. Kayak yapmaya yeni başlayanlar ve çocuklar için, eğimi az olan pist vardır.

Tesiste: 87 sandalye kapasiteli ve 1365 metre uzunluğunda telesiyej  var. Ayrıca: 21 yataklı otel vardır.

Orta Karadeniz bölgesinin tek kayak tesisi olması nedeniyle fazlaca rağbet görmektedir. Özellikle hafta sonlarında yaklaşık 5 bin kişi tarafından burası ziyaret edilir.

Samsun Ladik Gölü

LADİK GÖLÜ

Ladik gölü, ilçenin en büyük doğal gölüdür. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır.

Gölün bir kısmı sazlık ve bataklıktır. Üzerinde yüzen adacıklar bulunur.

Samsun Ladik Gölü

Devlet Su İşleri, göl yatağında 1933 yılında yaptığı ıslah çalışmaları sonucunda, 1951 yılında Kıranboğaz ve Mazlumoğlu köyleri arasında bir regülatör yapmıştır. Böylece göl su seviyesi 3.10 metreye yükseltilmiş ve su toplama kapasitesi arttırılmıştır.

Samsun Ladik Gölü

Gölde: turna, tatlı su levreği, tahta balığı, sazan ve kızıl kanat gibi balık türleri barınır. Bu balıkların içinde en meşhur olanı turna ve tatlı su levreğidir.

Göl kıyısında yine birçok kuş çeşidi bulunur ve kuş gözlemcileri tarafından burası kuş gözlemek için tercih edilir. Tabii gölün en orijinal özelliği, yüzen adalardır. Gölde günümüzde yelkenli tekne yarışları düzenlenmektedir.

Samsun Ladik Yaylalar

YAYLALAR

Ladik yaylası

İlçe merkezine 7 km uzaklıkta ve 1500 metre yüksekliktedir. Yolu stabilizedir, burada yayla evleri ve su vardır. Yukarıda belirttiğim gibi, burada her yıl geleneksel yayla şenlikleri yapılır.

Aktaş yaylası

950 metre yükseklikteki yaylanın ilçe merkezine uzaklığı 9 km. dir.

Yayla evleri ve su vardır. Ayrıca yayladan Ladik gölü görülebilir. Çam ağaçları ile kaplı ve her yer kır çiçekleriyle doludur. Yayla mesire alanı olarak yoğun kullanılır.

Küpecik yaylası

1600 metre yükseklikteki yayla, ilçe merkezine 23 km uzaklıktadır. Yolun 9 km lik kısmı asfalt, kalanı stabilizedir. Ulaşım mümkündür. Burada yayla evleri ve bol su mevcuttur. Bu yaylanın suyunun: halk arasındaki söylentiye göre böbrek taşlarını erittiği söylenir.

Samsun Kavak hakkındaki gezi yazım için  Kavak

Karaman Sarıveliler

Karaman Sarıveliler

Sarıveliler, İl merkezi Karaman’a 176 km uzaklıktadır. Sarıveliler, Mut arası uzaklık 126 km.dir. Sarıveliler, Alanya arası: 92 km. Sarıveliler, Ermenek arası: 42 km.

TARİHİ

İlçenin ismi önceleri “Başdere” iken daha sonra “Sarıveliler” olarak değiştirilmiştir. Sarıveliler ismine ait ilk yazılı kayıtlar, 1840 yılına aittir.

Ancak bugün bile, Başdere adı, vadinin tamamına verilen bir isimdir. 1518 yılına ait tapu tahrir defterlerindeki isimler incelendiğinde: 14 tane veli isimli şahıs kaydedilmiş ve bu şahıslardan birinin adı Salih oğlu Sarıveli’dir.

İlçe Türkmen oymakları tarafından kurulmuştur. Sarıveli yerleşim alanı içinde, Bizans dönemine ait tepe yerleşim yeri vardır. Günümüze kadar Türk yerleşmesi öncesi yapıya rastlanmamıştır.

Bu durum, ilçenin Türkmen unsurlar tarafından kurulduğu bilgisini güçlendirir. Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad’ın bölgeyi fethinden sonra Türkmenler tarafından Başdere adıyla iskan edilen ilçe, öncelikle Karamanoğulları yönetimi sonrasında ise, Osmanlı idaresine dahil olmuştur.

Bölgedeki tarihi kalıntılar, tarih öncesi dönemde Hititler ve sonrasında Romalıların bölgede yaşadığına dair önemli bulgular verir.

Osmanlı döneminde Ermenek’e ait bir yerleşim yeri olan ilçe, Cumhuriyetten sonra 1967 yılına kadar köy statüsünde kalır, 1967 yılında Turcalar ve Karapınar köyleri ile birleşerek kasaba statüsünü alır. 1990 tarihinde ilçe olur.

Karaman Sarıveliler

GENEL

İlçe Akdeniz bölgesinin kuzeyinde, Orta Torosların güney yamaçlarında, Göksu havzasını kapsayan alanda yer alır.

Taşeli platosunda yer alan ilçe, doğusunda Ermenek, kuzeydoğusunda Başyayla, kuzeyinde Taşkent, güneyinde Gazipaşa, güneybatısında Alanya ilçeleriyle çevrilidir.

İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1650 metredir. Bu yükseklik yaylalarda 1850 metreye kadar çıkar. Tarım arazileri oldukça azdır. Yamaç arazilerde tarım yapılmaktadır.

İlçeden Göksu ırmağının kolları geçmektedir. Bu çaylar derin vadiler oluşturur. İlçenin tamamında yüzde 30 meyil bulunur. İlçede yaşayanlar arıcılıkla geçinirler, ilçede yıllık 236 ton bal üretilir.

Karaman Sarıveliler Kardelen Çiçeği

ÇİÇEK HASAT ETKİNLİKLERİ KARDELEN FESTİVALİ

Her yıl Haziran ayında, Kaymakamlık tarafından yapılır. Dumlugöze köyünde yetişen kardelen çiçeklerinin, 1996 yılından itibaren hasat edilerek ihraç edilmeye başlanmasıyla ilçede kardelen önemli bir ekonomik faaliyet haline gelmiştir.

1996 yılında Türkiye’de ilk “Kardelen Hasat Festivali” düzenlenmiştir.

Karaman Sarıveliler Karacaoğlan ve Yayla Şenlikleri

KARACAOĞLAN VE YAYLA ŞENLİKLERİ

Her yıl Haziran-Eylül ayları arasında yapılan şenlik, yayla kültürünün yaşatılarak ziyaretçilere anlatılması amacıyla yapılır.

Bununla birlikte özellikle Alanya, Mut gibi sahil beldelerinden gelerek 6-8 ay Taşeli Platosundaki yaylalarda yaşayan kişilerin yöreyi benimsemesi ve sahip çıkması, şenliğin bir diğer önemli amacıdır.

BÜĞÜLÜ BABA SULTAN KÜLTÜR SANAT VE CEVİZ ÜRÜNLERİ FESTİVALİ

İlçede elma ve kirazdan sonra en fazla üretimi yapılan ürün cevizdir. İklim ve toprak yapısı, ceviz üretimi için idealdir. Kaliteli ve verimli ceviz üretimi yapılır. Festival Büklü Baba Sultan Kültür Festivaliyle birleştirilmiştir.

Karaman Sarıveliler Şifalı Çamur

Şifalı çamur

Festivalde ziyaretçilere Büklü Babayı ziyaret etmesi, türbe yanında şifalı çamurdan yararlanması sağlanır. Cilt hastalıklarına şifa veren, pembe renge yakın hafif petrol tüten çamur ve yağlı çamur yerden çıkar.

Hatta söylenenlere göre, çamur, ziyaret eden kaç kişi olursa olsun onların ağırlığı kadar yerden kabarcıklar halinde çıkar.

Büklü veya Büğülü Baba ismi ile tanınan kişinin, zamanında İçel Mutasarrıfının yakalandığı ve ayak bölgesinde nükseden temreği rahatsızlığını, bu çamur ile tedavi etmesiyle gündeme gelmiştir. Günümüzde çamur şifalı olarak kabul edilmektedir.

Halk arasında: sedef hastalığı, Tuzlu balgam hastalığı, Egzama, Gül hastalığı, Temreği, Güneş yanığı, Kurt eşeni (kaşıntı), Mayasıl, Mantar, Kızıl ve Kızamık hastalıklarına iyi geldiğine inanılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Karaman Sarıveliler Hacı Salih Camii

HACI SALİH CAMİİ-TARİHİ TAŞ CAMİİ

İlçe merkezinde, Karapınar mahallesinde halen kullanılan mezarlık içerisinde, doğal bir teras üzerindedir.

1055 yılında yapılmıştır. Selçuklu mimarisinin nadir örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. 

Dikdörtgen planlı olarak, düzensiz taşlardan, ahşap hatıl destekli olarak yapılmış taş duvar, kireç harcı ile yapılmıştır. Cami yapı olarak enine bir mekan anlayışı gösterir. İç mekan düzensiz yapılmış, büyüklü küçüklü pencerelerle aydınlatılmıştır.

Kitabesi bulunmayan cami: plan özellikleri bakımından 14’ncü yüzyılda Karamanoğulları Beyliği dönemine tarihlenir. Zaman içinde, mekan batı yönünde, aynı malzeme kullanılarak 2 metre genişletilmiştir.

Sarıveliler Hacı Salih Camii

Bu işlem sonucunda ise, batı giriş kapısı ve 2 mezar cami içinde kalmıştır. Doğu duvarı bitişiğinde depo ve abdest alma yeri olarak, yaklaşık 2 metre genişliğinde ilave yapılmıştır.

Sarıveliler Hacı Salih Camii mezar taşı

Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 2013 yılında tadilat yapılmıştır. Bu çalışmalarda, bahçe düzenlemesi sırasındaki kazı çalışmalarında bir mezar ve mezar taşı ortaya çıkarılmıştır. Mezar taşının üstünde: “Karacaoğlan’ın ruhuna Fatiha” yazdığı anlaşılmıştır. Taşın 1600’lü yıllara ait olabileceği değerlendirilmiş olup mezarın da Karacaoğlan’a ait olma ihtimali güçlenmiştir. 

Günümüzde ibadete açıktır. 

 

KARACAOĞLAN’IN MEZARI

17’nci yüzyıl halk şairi olan Karacaoğlan’ın yaşamı hakkında fazla bilgi yoktur.

Ancak 1606 yılında doğduğu ve 1679-1689 yılları arasında öldüğü sanılmaktadır. Akşehirli Hoca Efendi’ye göre: köyde yaşayan Osman Ağa adlı kişi Karacaoğlan’ı evlat edinir.

Karacaoğlan üvey babasının kendisini, köyde yaşayan sağır ve dilsiz bir kızla evlendirmek istemesi üzerine, kız kardeşlerini de alarak Bursa’ya göç eder. Bundan sonraki süreçte ölüm tarihi ve yeri bilinmez.

Ancak Mersin-Mut ilçesinde, Karacaoğlan’a ait bir anıt mezar bulunmakla birlikte, 2014 yılında Sarıveliler ilçesi Hacı Salih Camisinde yapılan restorasyon çalışmaları sırasında bir mezar taşı bulunur ve mezar taşına göre Karacaoğlan, Sarıveliler ilçesinde vefat etmiş ve mezarı buradadır. (Evet bu mezar taşı konusunu yukarıda belirtmiştim)

Mezar taşı, cami restorasyonu sırasında, iş makinaları tarafından bahçede bulunmuştur. Osmanlıca metin anlaşılmamış ve Konya Necmeddin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okunmuş, mezar taşında “Karacaoğlan’ın ruhuna Fatiha” yazdığı belirlenmiştir.

Karacaoğlan’ın “Barçın Yaylasında üç güzel gördüm” adlı şiirinde adı geçen yaylanın Karaman’ın Sarıveliler ilçesi sınırlarında içinde bulunduğu dikkate değerdir. 

Son bir not: Bazı kaynaklara göre, Karacaoğlan’a ait olduğu iddia edilen bu mezar taşının, bölgede bulunan Osmanlı dönemine ait bir mezar taşı olduğu, fakat yakın bir tarihte üzerindeki yazılar kazınarak Karacaoğlan’ın mezar taşı gibi gösterilmek istendiği anlaşılmıştır iddiaları vardır. 

Karacaoğlan’ın şiirlerinde tespit edilen 158 yer ismi vardır. Bu yer isimlerinden: 68 tanesi Çukurova-Antep-Maraş üçgenindedir. Yer isimlerinden 56 tanesi, günümüzdeki Niğde, Kayseri, Sivas, Diyarbakır, Mardin, Urfa şehirlerindedir. 34 tane yer ismi, günümüzde Türkiye dışındaki yerlerdir. 

 

Sarıveliler Göktepe Yaylası

GÖKTEPE YAYLASI:

Göktepe Kasabası, Sarıveliler ilçesinin tek beldesi olup ilçe merkezine 8 km uzaklıktadır. 

Güney Torosların eteklerinde, Taşeli Platosunda kurulmuştur. 

Göktepe diğer adıyla Fariske olarak bilinir. 

Denizden yüksekliği 1600 metredir. Bu rakımda yetişen ladin ve sedir ormanları, beldeye ayrı bir güzellik katmaktadır. 

Evet, Göktepe Yaylası, ilçenin en bilinen yaylalarından birisidir. Serin havası, yeşil doğası ve yayla atmosferiyle doğaseverler için idealdir.

Kamp, piknik veya yürüyüş için çok uygun, şehir hayatından uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak isteyenler tarafından tercih edilir. 

Sarıveliler Göktepe Göleti

GÖKTEPE GÖLETİ:

Göktepe Kasabası Çukurbağ mahallesinin yaklaşık 4.5 km kuzeybatısında, Gelenalan Deresi üzerinde yer alan göletle tarımsal araziler sulanmaktadır. Göletin önündeki settin temelden yüksekliği 28.5 metredir. 

 

 

KARAÇAYIR MEVKİİ

Karaçayır Mevkii, ilçe merkezinin batısında ve 7 km uzaklıktadır. 

Rakım aralığı yaklaşık 1750-2050 metre arasındadır. Bu yükseklik ve konum nedeniyle, kış aylarında yoğun kar yağışı alır. Bu yüzden kayak turizmine elvirişlidir. 

Bölgede yüzde 50 eğimli alanlar olmakla birlikte, arazinin eğitim genellikle yüzde 10 ile yüzde 30 arasında değişir. Ağırlıklı olarak ise yüzde 20’lerde seyreder. İklim ve yükseltiye bağlı olarak yoğun kar yağışına maruz kalan bölgede yağan kar yaz aylarına kadar araziyi kaplamaktadır.

Bölgeye yağan kar, yılın yaklaşık 5-6 aylık kısmında niteliğini bozmadan kalır. Tek seferde aralıksız olarak kayak yapılabilecek geniş yapısı ve ağaçsız dokusu, önemli bir kayak merkezi olabilecek potansiyel sunmaktadır.

Bölgede kayak yapabilecek hat uzunluğu, yer yer 1.5 kilometreyi bulur.

Ancak unutmamak gerekir ki, şu anda burada herhangi bir kayak tesisi bulunmuyor. Umarım ileride uygun kayak tesisleri açılır ve bölgenin turizm canlılığı artar.

 

GÜNEŞ SEYİR TEPESİ

Erenler (Erengirit) dağında, 2330 metre yükseklikteki ender noktalardan bir tanesi, gerek kayak merkezi oluşturmaya ve gerekse güneşin doğuşunu ve batışını izlemeye son derece uygundur.

Erenler dağının yüksekliği, yaklaşık olarak 2330 metredir. Dağın doğu ve batı olmak üzere, iki tane zirvesi bulunur. Doğudaki “Dua Tepe”, Batıdaki ise “Oklalık Tepe” dir.

Hasanşeyh, Yatağan, Sağlık ve Doğanbey’deki yöre halkının kutsal saydığı dağdaki kalıntıların antik değeri olduğu bilinmektedir. Çünkü dağın eteklerinde keramik parçaları bulunmaktadır.

Dağın zirvelerinde, Roma döneminden kalma kilise temelleriyle Orta Çağ’dan beri kullanılan İslami döneme ait mescitler ve namazgahlar vardır. Ancak Orta Asya’daki Oğuz Boylarını  andıran taş kulelerin varlığı burada Şamanizm  etkilerinin varlığını yansıtır.

Diğer taraftan Fasıllar ve Eflatunpınar’daki Hitit Dağ Tanrıları kültü de buradaki kültürlerle ilişkilidir.

Karaman Sarıveliler Barçın Yaylası

BARÇIN YAYLASI

Taşeli platosundadır. Toros dağları çevresinde orman içinde, temiz ve tatlı su kaynakları olan, zengin endemik bitki yapısına sahip, temiz havaya sahip doğal güzellikleriyle doğaseverlerin yoğun ilgisini çekmektedir.

Barcın adının, Türkistan’da Oğuz Türkleri arasında yaşamış “Barçın Hatun” adı ile ünlü bir hatundan geldiği düşünülmektedir. Uygur Türçesinde Barçın, aynı zamanda, bir kumaş türüdür ve kadifeye verilen isimdir.

Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügatı Türk adlı eserinde, Barçın’ın “ipekli kumaş” anlamına geldiğini yazar.

Nisan ayından itibaren yaylaya gelmeye başlanır. Yayla, Temmuz ayında en yoğun günlerini yaşar, Eylül başından itibaren yoğunluk azalır. Yaylada yaşayanlar, ihtiyaçlarını Sarıveliler-Taşkent karayolu üzerinde kurulan Yörük Pazarından temin ederler.

 

 

SARIVELİLER ROMA KALESİ

Kale mevkiinde, çeşitli medeniyetlere ait izler bulunur. Bunlar; Göktepe köristanı, Uğurlu köristanı ve Çukurbağ kalesidir.

Sarıveliler kalesi, Turcalar mahallesi sınırları içindedir.

Yörede “Tepe” olarak adlandırılan bölge, ilk olarak 1960 yılı sonlarında yabancı araştırmacılar tarafından ziyaret edilmiştir.

1967 yılında iki İngiliz tarafından ziyaret edilen Tepe Mevkii, başlangıçta burasını “İsauria” bölgesi kentlerinden birisi olduğunu düşünmüşlerdir.

Ancak araziyi gezince, kalıntı sahasının “Sarıveliler kalesi” şeklinde tanımlayıp, arkeoloji literatürüne bu şekilde girmesini sağlamışlardır.

Sarıveliler kalesi temelinde: kayalık, sarnıç, oyunlu ve zirvesinde de erken Bizans izlerini taşıyan bir kilise kalıntıları vardır.

Güney ve batı yönünde, bir gemiye benzeyen uzantıya sahip olan kale bölgesinde bulunan kilise duvarları, içindeki renkler, çevresindeki yapılar yer yer durmaktadır. Kalenin doğu cephesinde ise, oyuntular mevcuttur.

Karaman Sarıveliler Göktepe

GÖKTEPE

İlçe merkezine bağlı bu kasaba, Güney Torosların eteklerindedir. Eski adı “Fariske” dir ve Roma dönemine ait mağara ve mezarlar bulunur. Burada aynı zamanda güneşin batışı izlenmektedir.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde: “Göktepe, Akdeniz’e inan en kısa yol alması sebebiyle sürekli yol güzergahı olmuş, Roma, Bizans, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde de önemini sürekli korumuştur.

Karaman Sarıveliler Göktepe Köristan Bölgesi

Köristan bölgesi

Göktepe kasabasının 4 km güney batısında: Köristan denen yerde, Roma ve Bizans dönemlerine ait oyma kral mezarları bölgenin en önemli yeridir.

Yumuşak tüf kayaçların oyulması yöntemiyle inşa edilen kaya mezarlarının üst kısmında, taş sütun ve insan başına sarılmış, yılan resimleri görülmektedir. Bölgedeki bazı mezarlarda ise yukarıdan aşağıya sarkan çiçek motifleri ve Latince yazılmış yazılar bulunur.

Yine bu bölgede kapakları üzerinde kabaca kompoze edilmiş yatar vaziyette aslan kabartmaları, yüksek ve taş kemer üzerine dam örtülü, geçmiş döneme ait önemli ve tarihi değeri olan yapılan mevcuttur.

Karaman Sarıveliler Göktepe Uğurlu Köristan

Uğurlu Köristanı

Başdere havzası içinde, Uğurlu köyü yakınındadır. Bu bölgede bulunan Roma dönemi kaya mezarlarındaki resim ve motiflerin birçoğu zaman içerisinde doğal aşınma yolu ile veya yerel halk ya da definecilerin verdiği tahribat ile yok olmuştur.

Diğer yandan az sayıdaki kaya mezarının kümes ve benzeri amaçlı kullanıldığı saptanmıştır. Yaşanan olumsuzluklara rağmen Uğurlu Köristan’ında bölge için önemli bir turistik çekicilik alanını teşkil etmektedir.

Çukurbağ Yel Değirmeni Kalesi

Çukurbağ Köyünde yer almaktadır. Kalenin Demir çağından Roma döneminin sonuna kadar yerleşim gördüğü anlaşılmıştır. 

Kalede: bulunan Frig dönemine ait bir kap ilgi çeker. Kap, ağzı dışa uzantılı çömlektir. Ağızdan gövdeye hafif eğimli devam eden kabın gövde başlangıcında dışa doğru çıkıntı verilmiştir. 

Bu çömleğin benzeri Gordion, Alişar, Boğazköy ve Suluca Höyüklerinde Orta Demir çağı tabakalarında ele geçmiştir. Parçanın boyun kısmına bant çekilmiş, bandın altına konsantrik daire motifi yapılmıştır. İç içe üç konsantrik dairenin olduğu gözlenmektedir. 

Evet, bugün Roma dönemi kaya mezarlarına ev sahipliği yapan Çukurbağ’da aynı zamanda Şahinler Kalesi veya Çukurbağ Asar Kalesi olarak isimlendirilen antik bir kale bulunmaktadır.

Göktepe, Uğurlu ve Çukurbağ Köristanlarında bulunan kilise kalıntıları ve kaya mezarlarındaki ilk Hıristiyanlık sembolleri olan balık, asma, üzüm, güvercin kabartmalı yontu ve siteller yörenin önemini daha da arttırır.

 

EVLİYA AKSAKAL ÜMMİ SİNAN EVİ

Asıl ismi Yusuf olan Aksakal Ümmi Sinan Hazretlerinin doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir.

Ancak tahminlere göre Ümmi Sinan 1560’lı yıllarda doğmuş ve 1657 yılında vefat etmiştir.

Ümmi Sinan, kendi yazdığı Kutbül-meani isimli eserinde, babasının isminin İbrahim olduğunu belirtir.

Yaşadığı dönemin önemli şahsiyetlerindendir. Elmalılı Yusuf Ümmi Sinan olarak tanınan Ümmi Sinan, yazmış olduğu şiirlerinde divan şairleri gibi, mahlas yani takma isim kullanmıştır.

Ancak Ümmi Sinan’ın mahlasını, hem Ümmi Sinan hem Sinan Ümmi olarak iki şekilde de kullanması, kaynaklarda farklı şekillerde yazılmasına ve anılmasına yol açmıştır.

Ümmi Sinan: ermiş bir kişidir.

Kendisi hakkındaki rivayetlere göre “doğar doğmaz beşiğin arkasına saklanmış ve Ana bana bir giyecek verir misin demiştir.

Annesi tarafından giysileri verilmiştir.

Gün geçtikçe Aksakal büyümüş, aksakallı olduğu için annesi evden dışarı bırakmamıştır.

Günlerden bir gün annesi hamur yoğurur.

Yufka ekmek yapmaya başlar.

Oğlu Aksakal da ocakta yufka ekmeği pişirirken annesine yardım eder.

Bir ara saçın üzerindeki yufka ekmek yanmaya başlar.

Çünkü Aksakal bir süre ekmeği çevirmemiştir.

Annesi Oğlum ekmeği neden yaktın diye elindeki oklavayı uyarı niteliğinde oğluna vurunca, oğlu Aksakal “Ana sırtında odun yüklü bir katır Çindiri Dağı’nın uçurumundan geçerken katırın bir ayağı çırptı.

Katır uçuruma nerede ise yuvarlanacaktı. Tam bu an katırın sahibi kimsesiz kadın “Yetiş Aksakal Efendim” dedi.

Ben de “katırın ayağının altına omzumu tuttum.

Katır düşmekten kurtuldu” der ve katırın çırpan ayağındaki nal çakılı çivilerinin yaraladığı izleri anasına gösterir.”

Aksakal’ın bu yaralı omzunu gören Anası, oğlunun ermiş bir kişi olduğunu anlar.

Günümüzde yöre halkı, Cuma günleri Ümmi Sinan Hazretlerinin evini ziyarete ederek “Yetiş Aksakal Efendi” diye dua ederler.

Peki ev nerededir? Evinin yeri bugünkü Kaymakam evinin 15 metre kuzeyindedir. Evinin kalıntısı, ören yeri Baş Mahallededir. Makamında bulunan, bulgur dövülen dibeği, tokmağı günümüze kadar gelmiştir. Evin duvar taşları halen durmaktadır. 

 

 

Karaman Sarıveliler Yeşildirek Mağarası

YEŞİLDİREK MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Dedekoyağı mevkiindedir.

Mağara kalkerli karstik arazi içindedir. Yaklaşık 750 metre uzunluğundadır.

Sarıveliler-Taşkent karayolunun 5’nci kilometresinde, yaylalar mevkiinden başlayan yaklaşık 3 kilometrelik patika yol ile ulaşılır.

Karaman Sarıveliler Yeşildirek Mağarası

Mağara içinde çok sayıda sarkıt ve dikit oluşumu vardır.

Mağaranın orta bölmesinde, doğal temiz kaynak suyu bulunur. Mağarada kireçtaşı oluştuğundan mağaranın rengi siyahtan yeşile dönmüştür.

Yeşildirek mağarası, Doğal Sit alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

 

 

Karaman Başyayla

Kars Sarıkamış

Kars Sarıkamış

 

Sarıkamış, Kars il merkezine, 45 km uzaklıktadır. Sarıkamış, Sarıkamış, Erzurum arası uzaklık: 156 km. dir. Sarıkamış, Artvin-Yusufeli arasındaki uzaklık: 176 km. dir. Selim arası uzaklık: 25 km. Sarıkamış, Horasan arası uzaklık: 87 km. Sarıkamış, Ani harabeleri arasındaki uzaklık: 95 km. dir. Sarıkamış, Doğubayazıt arası uzaklık 220 km. dir.

TARİHİ

1877-1878 tarihleri arasında, bölge Rus işgaline uğrar ve yapılan anlaşmalar sonucunda Kars, Batum ve Ardahan harp tazminatı olarak Ruslara bırakılır. Bu durum 40 yıl sürer.  1 Kasım 1914 tarihinde, Rus orduları, Sarıkamış’tan Pasinler’e doğru taarruza geçer, 6 gün süren Köprüköy muharebelerinde darbe yiyen Rus ordusu Sarıkamış’a kadar kaçar, geri çekilir.

Sarıkamış’ta yeni taarruz hazırlıklarına girişmek için Çar Nikola tarafından karargah kurulur. Bu sırada, Sarıkamış, Selim ve Kars arasında toplanan Rus ordularını imha etmek için, Enver Paşa tarafından meşhur Sarıkamış Harekatı başlatılır. Ancak ağır kış şartları nedeniyle, bu harekat felaketle sonuçlanır ve bu sonuç, tarihe korkunç bir facia ve acı bir hatıra olarak geçer.

Gelelim Sarıkamış isminin kökenine:

Bu konuda çeşitli rivayetler vardır. Çerkez Beylerinden biri, bu topraklara gelirken bir sarığa sarılmış biraz yiyecek getirir ve sarığa sarılmış yiyecek nedeniyle yöreye “Sarığalmış” ismi verilmiştir. Daha sonra Sarıçam ormanları nedeniyle buraya “Sarıkamış” denilmiştir. Başka bir rivayete göre ise, Hazar denizi ve Aral gölü arasındaki Sarıkamış çukuru bölgesinden gelerek buraya yerleşen bir Türk boyu, buraya Sarıkamış ismini vermiştir.

 

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ

Sarıkamış denilince tüm yurtta, Sarıkamış şehitleri akla gelir. Bu yüzden, Sarıkamış şehitlerinden biraz söz etmek istiyorum, buraları gezerken, Sarıkamış şehitlerini anmak gerekir. 1914 yılında, Sarıkamış’ta 78 bin şehit verilmiş ve bunlardan maalesef 60 bini donarak ölmüştür.

1914 yılında, 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınlarındaki Allahüekber dağlarında, Kars ilini Ruslardan geri almak için harekata gönderilen 60 bin asker donarak ölmüştür.

Çünkü Enver Paşa tarafından, Rusları hiç beklemedikleri bir yerden, Allahüekber dağlarını aşarak vurmayı ve Kars’ı almayı amaçlamıştır. Allahüekber dağları, Kars-Erzurum illeri arasındaki sınırı oluşturur, uzunluğu 40 km ve genişliği 25 km dir.

Allahüekber dağlarının yer yer 2000-3000 metre yükseklikteki geçitlerinde, ısı sıfırın altında 30 derecelerde, Türk askerlerinin büyük bölümü, çölden gelmiş ve üzerlerinde yazlık giysiler vardır.

Sarıkamış’ın dondurucu soğuğunda yanlış ve hatalı planlamalar yüzenden donarak ölmüşlerdir. Allahüekber dağları, 37 bin şehit verilerek aşılır ve Sarıkamış kuşatılır. Ancak kuşatma harekatı, aşırı soğuk ve açlık yüzünden hedef ele geçirilemeden 5 Ocak 1915 tarihinde biter. Osmanlı ordusu, dağlarda 78 bin şehit verirken, Rus ordusu ise 32 bin asker kaybetmiştir.

Kars Sarıkamış

ŞEHİTLİKLER

Kars-Erzurum karayolu üzerinde Allahüekber Dağı şehitliği var. Sarıkamış merkeze 6 km uzaklıktadır.

Şehitlik, Allahüekber dağları Milli Parkı içindedir. Heykeller, donarak ölen askerlerin durumunu temsil eder. Heykeller, şehitlik yapılırken Çanakkale yöresinden getirilmiş ve buraya yerleştirilmiştir.

Şehitlikte kaç kişinin gömülü olduğu bilinmez. Anıtta, bazı askerlerin isimleri, yaşları ve doğum yerlerinin yazılı olduğu panolar var. Çevrede bunlar gibi 20 şehitlik var. Bu şehitlikler, bu toprakların nasıl elde edildiğini ve bu topraklar için ölen askerlerin ruhlarına bir fatiha okunacak yerlerdir.

Evet, hemen karşı köyde Hamamlı köyü şehitliği var. Sarıkamış ilçe merkezinde, Yukarı Sarıkamış mahallesinde Batı Kışla ve Sarıkamış İnönü mahallesinde Meçhul asker ve İstasyon mahallesinde Millet Bahçesi şehitlikleri bulunuyor.

Kars Sarıkamış

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ ANMA YÜRÜYÜŞÜ

Osmanlı ordusunun Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak için başlattığı ve 90 bin askerimizin şehit düştüğü, Sarıkamış Harekatının anma etkinlikleri, her yıl Ocak ayının ilk haftası içinde üç gün süreli yapılır.

2020 Ocak ayında yapılan yürüyüşe 20 bin kişi civarında katılış oldu. Ülkemizin birçok yerinden gelen, binlerce kişi, Sarıkamış ilçesine bağlı Kızılçubuk köyünde buluşuyorlar.

Kamyonlarla erzak ve Türk Bayrağı dağıtılan binlerce katılımcı, saat 10 civarında 105 yıl önce olduğu gibi, yürüyüşe başlar, katılımcılar dev bayrak ve Atatürk posterleri taşıyarak sloganlar eşliğinde, eksi 9 derecelik sıcaklıkta, zorlu yürüyüşe katılır, 6.5 kilometrelik yürüyüşte “Şehit Kurmay Albay Faruk Sungur Yolu” izlenerek, Yukarı Sarıkamış Mahallesindeki tören alanında yürüyüş bitirilir.

Evet, bu duygu yüklü yürüyüşe, imkanlarınız varsa mutlaka katılın, o insanlar bizlerin bu günleri mutlu, özgür ve hür olarak yaşamamız için canlarını verdiler, biz onlar için sadece bir günümüzü verip, o yürüyüşe katılalım, onların yaşadıklarını görelim.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı genel.5-1.jpg
Kars Sarıkamış

GENEL

İlçe Kafkaslar ve İran’dan Anadolu’ya geçiş yolları üzerinde bulunduğundan, tarih boyunca stratejik önemini korumuştur. Bu yüzden, yörede tarihsel ve arkeolojik mevkiler, oldukça çoktur. Bölgenin yer yüzü şekilleri genellikle dağlık ve engebelidir. Dağlık kısımlar ormanlarla kaplıdır. Bölgenin doğal bitki örtüsü ortaklardır.

Ancak bölgenin batısında Allahüekber ve Soğanlı dağlarının yükseklerinde çam ormanları bulunur. Rakımı 2225 metredir. Bu yükseklikte bulunan ilçe, yurdumuzun en yüksek ilçesi ve yayla niteliğindedir.

Ancak bu yüksekliğine rağmen, doğa her zaman yeşildir. Uzun süren kış döneminden sonra canlanan doğa, muhteşem görüntüler oluşturur. Karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar genellikle kurak, kışları sert ve soğuktur. İlkbahar ve sonbaharda ise bol yağış olur.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşer ve yöresel lezzetleri tatmak isterseniz, öncelikle “Helise” önerebilirim. Yanında etli bulgur pilavı olabilir. Veya “kavurma” ve ardından tatlı olarak “Umaç helvası” düşünebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Sarıkamış yöresinde “obsidiyen” taşından yapılan el sanatı ürünleri çok tutulur.

GEZİLECEK YERLER

Kars Sarıkamış

SARIKAMIŞ KAYAK MERKEZİ

Yine bu sitede, ayrıntılı bir Sarıkamış Kayak Merkezi yazısını bulabilirsiniz.

Kars Sarıkamış

KAZIM KARABEKİR CAMİSİ-YANIK KİLİSE

İlçe merkezinde, Hükümet konağı yanında İnönü mahallesindedir.

Kars Sarıkamış

Cami, Rus Çarı II. Nikola tarafından 1907 yılında yapılmış bir kilisenin camiye dönüştürülmesiyle oluşturulmuştur. Yapının girişi tuğla çerçeveli, yuvarlak kemerlidir. Girişin üstü, küçük bir çatı ile örtülüdür.

Girişin iki yanında, dikdörtgen tuğla çerçeveli birer pencere vardır. Giriş kapısının üzerinde çıkıntılı bir bölüme, yuvarlak kemerli üçüz pencere yerleştirilmiştir. İlk yapımındaki çan kuleleri günümüze ulaşmamıştır. Kesme taştan yapılan mekanda tek şerefeli bir minare bulunmaktadır.

Yapıda iki renkli taş işçiliği dikkat çeker. Yapı, Ruslar çekildikten sonra cami olmadan önce, bir süre “Şark Cephesi İbret Yeri” adı altında tiyatro, daha sonra da “Sinema” olarak kullanılmıştır.

Sonra camiye dönüştürülmüş, ancak 1970 yılında yangın geçirmiş ve 2008 yılında restore edilerek tekrar ibadete açılmıştır. Günümüzde, sadece eski yapıdan ana duvarlar sağlam olarak gelmiştir.

Kars Sarıkamış

KIZ KALESİ

Erzurum kara yolundan ilçeye girerken, 10 km uzaklıktadır. Yolun sol tarafında, orman içinde ve Keklik Deresinin akarak Aras nehrine ulaştığı Keklik Vadisinde müstahkem bir yerdedir.

Alt tarafından akan Keklik Deresi, ileride Aras nehrine dökülür. Derenin aktığı vadi, bir yol gibi Aras vadisine çıkar. Kalenin ne zaman yapıldığı bilinmez. Ancak çok eski tarihlerden ve muhtemelen Urartulardan beri bulunduğu tahmin edilmektedir. Zaten bu kaleye, pek yakın ören yerleri izleri vardır.

Halk bu ören yerlere “peğlik” der. Keklik Deresinin Aras nehrine ulaştığı Keklik Vadisinde, ayrıca yine halkın “Kız Kalesi” dediği, üçüncü bir kale daha vardır. Küçük bir vadideki bu kalelerin varlığı, bu bölgenin ne kadar kontrole gerek görüldüğünü işaret eder. Kalelerin inşa tarzı, Zivin Kalesininki ne benzer.

Bu kaleler, yöredeki diğer kaleler gibi normal garnizon olmayıp, dağlarda meydana gelen olaylar ve savaşlar olduğu zaman kullanılmış olmalıdır. Kale, Türk döneminde iskana tabi tutulmamıştır. Çünkü, hiçbir kayıtta sözü geçmez. Ancak göçebe Türkmenler arasında meydana gelen kavgalarda bir savunma yeri olarak kullanıldıkları tahmin edilmektedir.

Hatta özellikle sınır bölgesi olan bu coğrafyanın su veya bu taraf elindeki en uç, en son kaledir. Halk arasında, Hıristiyanlık döneminde, rahibelerin hapsedildiği bir kale olduğuna inanılır. Son yıllarda kale, define arayıcıları tarafından yoğun şekilde tahrip edilmiştir.

ZİVİN KALESİ-SÜRGÜTAŞ-ZİVİN YAZITI

İlçe merkezine 32 km uzaklıktaki Karaurgan yakınlarında Süngütaş olarak da bilinen köyde sarp bir tepe üzerinde Zivin kalesi konumlanmıştır. Köyün bulunduğu yerde, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında çok önemli ve kanlı bir çatışma olan Zivin çatışması yapılmış, Rus ordusunun ilerleyişi, Türkler tarafından burada durdurulmuştur.

Kars Sarıkamış

Kale

Kale: Kars’ı Erzurum’a bağlayan bu yolu kontrol etmesi açısından stratejik konumdadır. Kuzey-güney doğrultusunda yapılan kale, ana kayanın yapısına uydurulmuştur. Kalenin iç bölümünde ana kayaya oyularak yapılan iki sarnıç bulunur.

Kalenin iç kısmında bulunan sarnıçlar, dikdörtgen planlı olmasına karşın, kalenin dışında ve doğusunda bulunan sarnıçlar yuvarlak planlıdır. Ayrıca yuvarlak planlı sarnıcın yanında ana kayaya oyularak yapılmış bir sunak çukuru vardır.

Bütün bunların yanında, kalenin batısında kaya basamaklı su tüneli görülür. Ancak su tüneli,  taş ve toprakla dolduğu için sadece girişi görülmektedir. Kalenin özellikle Saltuklular döneminde yeniden yapılmış olduğu anlaşılır. Kale günümüze harabe olarak ulaşmış, sadece dış surları görülebilir.

Zivin Yazıtı

Ancak kalenin ilk yapılış tarihi, Urartulara kadar gitmektedir. Bu kalede bulunan Urartu kralı Minua’nın kuzey seferinden bahseden “Zivin Urartu Yazısı” bunun kanıtıdır. Çünkü bu yazıt, Kafkasları Doğu Anadolu’ya bağlayan ana yol güzergahlarından birinde olan, Karaurgan bucağına bağlı Zivin kalesinde bulunmuştur.

Bu nedenle: Zivin kalesi, en önemli Urartu kalelerinden birisidir. Zivin Yazıtında tahribat nedeniyle bütünü okunamaz, okunabilen bölümlerinin Türkçe çevirisi “…. Minua der ki “Şaşilu Şehrini ele geçirdim. Bu steli, bana efendi olan tanrı Haldi’ye diktirdim.

Tanrı Haldi’nin büyüklüğüyle, İşpuini oğlu Minua, güçlü kral, büyük kral, Tuşpa Şehrinin kahramanıdır. Minua der ki, Her kim bu yazıtı tahrip ederse, her kim suç işlerse veya her kim saklarsa, tanrı Haldi, tanrı Teişeba, Tanrı Şivini ve bütün tanrılar, onu güneş ışığından yoksun etsinler.

Yazıt: I. Dünya savaşı yıllarında bölge Rus işgali altındayken: bölgede bulunan bir yapı da taş olarak kullanılmış, ama bu durumu tespit eden Gürcüler tarafından yerinden sökülerek Gürcistan Tiflis Devlet Müzesine kaçırılmış ve halen orada sergilenmektedir.

Kars Sarıkamış

İNKAYA-MİCİNGİRT KALESİ

İlçenin güneybatısında, Karaurgan Bucağına bağlı eski Osmanlı Rus hududunda bulunan ve 1960 yılında özellikle kale ve eteğindeki kaya mağaralarının çokluğu nedeniyle ismi “İnkaya” olarak değiştirilen köyün doğusunda, yekpare bir kaya kütlesi üzerindedir.

Köy, ilçe merkezine 45 km uzaklıktadır. Micirgirt köyü, bir dere yatağının iki yakasına tarihi kalenin altına kurulmuştur. Bugünkü köy, kalenin batısındadır. Ana kaya üzerine, stratejik açıdan çok güzel yerleştirilmiştir. Ana kaya, kalenin kurulduğu zaman da dikdörtgen bir yüzeye sahip iken, bugün doğanın etkisiyle sekiz rakamına benzer.

Kale ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından inşa edilmiştir bilinmez. Ancak üzerindeki bazı kitabelerden, kalenin Saltuklular döneminde 1262 yılında onarım gördüğü anlaşılır. Kalede özellikle: 7 ile 8’nci yüzyıl taş süslemeleri özellikleri görülür. Doğu yönden tek girişi vardır.

Burasının kemerli ve merdivenli olmamasından arabaların kale içine girebildiği anlaşılmaktadır. Kayalık bir tepe üzerindeki kalenin bulunduğu alanın çevresinde Urartu kaya mezarları ve Urartu sarnıcının bulunuşu, bu bölgeye daha önce Urartular tarafından yerleşildiğini gösterir.

Sonraki dönemlerde ise, Kaleyi Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saltuklular ve Osmanlılar kullanmıştır. Taşlar üzerinde, bunu belirten bazı İslam ve Hıristiyanlık dönemine ait yazılar bulunur.

Duvarları kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Dikdörtgen planlıdır. Kaleden günümüze sadece sur duvarlarının bazı bölümleri ulaşmıştır.

Bu sur kalıntıları, sadece kuzey ve güney kısa kenarlarda kalabilmiştir. Kuzey tarafındaki kalıntının alt tarafında, Urartu yapı tekniği görülebilir.

Yani, buna göre yapıyı Urartular yapmıştır veya en azından surlar Urartu döneminden kalmadır. Kalenin güneydoğu tarafından, dönerek inen bir merdiven vardır.

Günümüzde Micingirt köyündeki evlerin bahçelerinde ve bahçe duvarlarında kullanılan bazı mimari parçalara rastlanır.

Örneğin: bu taşlardan dikdörtgen şekilli biri üstünde, dört insan ve bir köpek olması muhtemel hayvan figürü vardır. Köyde, bir de tarihi mezar vardır. Üstü kapatılan mezar, 1902 tarihlidir. Köylüler mezarın İsmail isimli bir evliyaya ait olduğunu söylerler. Ayrıca, köyde kale eteğinde kaya kiliseleri görülür.

Türbe

Micingirt  kalesinin kuzeydoğusunda, 12-13’ncü yüzyıllara tarihlenen çokgen gövdeli bir türbe vardır. Türbe: köyün ve kalenin kuzeydoğusunda, vadiye yakın bir yerdedir.

Türbe üzerinde kitabe yoktur. Bu yüzden ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmez. Ancak mimari üslup değerlendirildiğinde 12’nci yüzyılda Saltuklular döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Türbe: daire planlı bir kaide üzerindedir.

Dıştan onikigen, içeriden daire planlı gövdesi vardır. Üst örtüsü yıkıktır. Kuzeye bakan cephedeki giriş kapısının, batısındaki ilk pencere sivri kemer içinde mukarnas kavsaralıdır.

Kemer boşluğunda sekiz yapraklı bir çiçek motifi görülür. Yapıda: açık ve kahve renk olmak üzere iki renkli kesme taş kullanılmıştır. Yapının beden duvarlarındaki taşlar, yağmur ve kar sularından olumsuz etkilenmiş, taş yüzeylerinde aşınmalar olmuştur.

Kars Sarıkamış

TAŞLIGÜNEY KALESİ VE KAYA ODALARI

İlçe merkezinin 48 km güneybatısında ve Taşlıgüney köyünün 4 km kuzeybatısındadır. Merkez bir kale olarak birçok kaya odasından oluşur. Kale, kabaca işlenmiş taşlardan harç ile yapılmıştır. Büyük oranda tahrip olan kaya odalarının bir kısmı kaya kilisesi, bir kısmı ise barınma amacıyla kullanılmıştır.

Günümüzde, inşa edildiği kaya türünün de etkisiyle büyük oranda tahrip olan kaya odalarının bir kısmına ulaşım bile mümkün değildir. Kale ve diğer yapılar, tipik bir Ortaçağ yerleşkesi özelliği gösterir.

 

 

YOĞUNHASAN KALESİ-KAYA MEZARI VE GÖLETİ

İlçenin 22 km güneyinde, Karapınar köyünün yaklaşık 3 km güneybatısındadır.

Kale, Aras güneyi dağlarının kuzey uzantıları üzerinde, yaklaşık 1800 m rakımda yer alır. 

Yerleşime ait kalıntılar, doğu-batı doğrultusunda uzanan kayalığın üzerinde 27 x 36 m ölçülerinde bir alanda bulunur. Kayalığın üç tarafı sarp ve dik uçurumla sınırlanır. 

Yoğunhasan kalesinin Aras Nehri vadisinden geçen anayolla ilişkisi yoktur. Kalenin bulunduğu yer Aras Nehrinden ve vadiden geçen yolun yaklaşık 2 km güneyinde kalmaktadır. Kaleden bakıldığında yolun sadece en fazla 100 m lik küçük bir bölümü kuzey yönünde yer alan iki yükselti arasından görülebilmektedir. 

Urartu kralı Manua (MÖ 810-786) Diauehi ülkesine yaptığı seferde, kalenin önemli bir askeri üs olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Kalenin Menua sonrası dönemde, Kral I Argişti (MÖ 786-764) döneminde de kullanıldığı düşünülür. 

 

Kale:

Kaleye ulaşım, batı yönünden kayalığın üst kısmına uzanan doğal bir sırtla sağlanır. Bu yönde görülen sur duvarları arasındaki açıklık, giriş kapısı olarak değerlendirilir. Kayalık üzerinde sur temel yatakları, harçsız duvarlar ve çok odalı kaya mezarı bulunur. 

 

Sur duvarları:

Kayalık üzerinde kaleyi çevrelediği anlaşılan harçsız şekilde yapılmış duvarlarda günümüze sadece batı ve güneybatı kısımdakiler kalmıştır. Bu duvarlar, en az 3 m kalınlığında olup andezit taşı kullanılarak yapılmıştır. 

Kalenin giriş olarak tanımlanan alan bu kısımdadır. 

Kayalığın kuzey kısmı, yaklaşık 60 m yüksekliğinde uçurumla sonlanır. Bu yönde kaleyi çevreleyen surlara ait olabilecek birkaç sıra halinde taş sıraları görülebilir. 

 

Kaya mezarı:

Kayalığın sarp ve dik bölümünü oluşturan doğu kısmındadır. Yerden 55-60 m kadar yüksektedir. 

Doğu-batı doğrultusunda açılan mezara ulaşımın kayalığın güneydoğu üst kısmına açılmış, düzenli olmayan basamaklarla sağlandığı anlaşılır. 

Mezar bir ana oda ve bu odanın kuzey ve güney duvarlarındaki kapılarla geçilen iki yan odadan oluşur. Kaya mezarının giriş kısmında 2.70 x 2.50 m ölçülerinde, 80 cm derinliğinde, üzeri açık platform vardır. Muhtemelen platformun üzeri kapalıydı. Çünkü dışarıya doğru herhangi bir drenaj kanalı bulunmayan bu alanı su basması durumunda, platformda biriken su mezarın içine dolar. Dikkatlice bakıldığında platformun yan duvarları üzerinde kayaya oyulmuş bazı izler görülebilir. 

Bu durum platformun üst kısmının örülmesi için bir sistemin kullanıldığını belirtir. Bu durum aşağıda bahsedilecek ana kapının üzerinde bulunan pencere benzeri açıklığı da anlamlı hale getirir. Çünkü platformun üstünün kapalı olması durumunda ana kapıdan içeriye gün ışığı girmez. Dolayısıyla ana kapının üzerine açılmış üçgen formlu pencere benzeri bir açıklıkla bu sorun  çözülmüş olmalıdır. 

Ana oda:

Ana odaya, 1.40 x 0.40 x 1.60 m ölçülerinde dikdörtgen bir kapıyla geçilir. Oda kare planlıdır. Tavan yüksekliği 3.20 m dir. Tavanı beşik tonoz şeklindedir. Yan duvarların köşelerinde tek dişli silme, boydan boya uzanır. Odanın tavanında yaklaşık 1 m çapında yuvarlak bir açıklık vardır. Ana odanın doğu duvarında iki, kuzey ve güney duvarlarında birer ve batı duvarında bir olmak üzere 4 niş vardır. Odanın tabanı moloz doludur. 

Kaçak kazı çukurları nedeniyle zeminin yoğun tahribata uğradığı görülür. 

 

Sonuç:

Yoğunhasan kalesi konum, boyut ve barındırdığı arkeolojik bulgular bakımından Yukarı Aras Havzasında bulunan Marife merkeziyle benzerlikler gösterir. 

Kale konum olarak Aras Güneyi Dağlarının ilk yükseltileri üzerinde güneye doğru uzanan otlakların başladığı sınırda bulunur.

Yoğunhasan’ın vadiden geçen ana yolla ilişkisi yoktur. Bu nedenle kalenin yolu denetleme işlevine sahip olduğu söylenemez.

Kalenin çevresinde diğer birçok merkezde olduğu gibi tarım yapılabilecek düzlük arazi bulunmaz. Muhtemelen burası diğer merkezlerde olduğu gibi hayvancılıkla uğraşan kişilere aittir. 

Nitekim Urartu yazılı kaynaklarında geçen haraç listelerinden, bölgeden alınan büyükbaş ve küçükbaş hayvanların önemli miktarda olduğu anlaşılmaktadır. 

 

Gölet

Kalenin yaklaşık 400 metre kadar güneyinde, 1875 metre rakımda kaleye ait bir gölet vardır. Ovale yakın bir plan gösteren göletin, güneyde yükselen Kondul dağından çıkan sular, kar ve yağmur suları ile beslendiği anlaşılır. Ancak Kondul dağı suları göledi beslerken, aynı zamanda dağdan kaynaklanan toprak kaymalarıyla da göledin yapısal şekli bozulur.

Bunun sonucunda ise göledin mimari yapısı bozulmakta ve içi giderek toprakla dolmaktadır. Günümüzde halen işlevini koruyan göledin, batı duvarı büyük ölçüde ayaktadır. Yaklaşık 5 metre genişlikte, göledin duvarı mimarisi ve şekli ile Urartu Kralı Menua dönemine tarihlenir.

Göledin Yoğunhasan kalesinden, Aras nehrine kadar uzanan tarım alanları ve bahçelerin sulanması için yapıldığı tahmin edilmektedir.

Kars Sarıkamış

KATERİNA KÖŞKÜ

İlçenin kuzeybatısında, ilçe merkezinin 1 km uzağında ve orman içindedir. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının ardından, bölgede 40 yıl süreli Rus işgali yaşanmıştır. Ruslar, bu süre boyunca, buradan hiç gitmeyecek gibi çeşitli yapılar yaptırmışlardır.

Kars Sarıkamış

Kitabesi yoktur. Dönemin Rus Çarı II. Nikola’nın eşi Katerina tarafından, 1896 yılında yaptırılmıştır. Ancak, yapılan tarihi incelemelere göre, Rus Çarının Katerina isimli eşinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Aslında Çar II. Nikola’nın “hemofili” hastası oğlu Aleksi için burayı bir rehabilitasyon merkezi olarak yaptırdığı da iddia edilmektedir. Çar, II Nikola, 1914 yılında Kars bölgesini ziyaret ettiğinde burada konakladığı söylenir.

Evet: yapının yani ahşap köşkün en büyük özelliği, Sarıçam ağaçlarından, hiç çivi kullanılmadan Baltık mimarisi tarzında yapılmıştır. Baltık mimarisinin en güzel örneklerindendir. Doğu-batı yönünde tasarlanan yapı, o dönemde av köşkü olarak tasarlanmıştır. İki ayrı yapıdan oluşur. Bunlar: av köşkü ve ana köşk.

Kars Sarıkamış

Dikdörtgen planlıdır. 3 bölümden oluşur. İçinde 28 oda vardır. Bodrum arazinin eğimine uygun olarak yapılmıştır. Kuzey cephede bulunan giriş kapısının ana bölümü, kesme taştan yapılmıştır. Binanın kuzey ve güney cephesinde, üçgen yapılı 8 büyük ve 4 küçük pencere bulunur. Isıtma sistemi ilginçtir.

Peç sistemi ile baca duvarlar içinde dolaştırılarak ısıtma sağlanır. Bu sistem, başta Sarıkamış olmak üzere, Kars ve Erzurum’daki Rus işgali sırasında yapılmış binalar ve diğer taş yapıların birçoğunda kullanılmıştır.

Yapı: 1994 yılına kadar Sarıkamış Tugay Komutanlığı denetiminde askeri amaçlı olarak kullanılmış, daha sonra hazineye devredilmişti. Günümüzde oldukça bakımsız ve dökük durumdadır, yani buralara yolunuz düşerse köşkün ulaşımı özellikle kış döneminde oldukça zor, yürümek gerekiyor, ama gittiğinizde çok şey görmeyi hayal etmeyin, bakımsız.

 

Kars Sarıkamış

ACISU MESİRE YERİ

Handere yolunda, su kenarında yemyeşil bir beldedir. Burada bulunan şifalı su bazı kaynaklara göre maden suyu ve bazı kaynaklara göre ise şifalı bir sudur. Burada 4 tane çeşme var. İki çeşmeden acı sodalı su, diğer ikisinden de tatlı su akıyor, bu yüzden buraya “Acısu” ismi verilmiştir.