Yozgat Sarıkaya Kral Kızı Hamamı

Yozgat Sarıkaya Kral Kızı Hamamı

Sarıkaya ilçesi, 1935 yılına kadar Boğazlıyan ilçesine bağlı Terzili Hamamı veya Hamam köyü olarak adlandırılmıştır. Ancak bu tarihte, Vali Bekir Sami Baran tarafından bucak haline getirilerek Sarıkaya adı verilmiştir ve 1957 yılından sonra ise aynı isim ile ilçe olmuştur.

Sarıkaya: Yozgat ilinin 77 km güneydoğusunda, Karadeniz’i  Akdeniz’e bağlayan yol güzergahı üzerindedir. İlçe merkezi deniz seviyesinden 1170 metre yükseklikte olup, genellikle dalgalı düzlüklerin geniş yer tuttuğu bir plato üzerine kurulmuştur.

Yozgat yönünden buraya ulaşmak isterseniz, Sorgun ilçesini geçtikten sonra Sivas yolundan ayrılıp Kayseri yoluna dönmeniz gerekir. Kayseri yönünden buraya ulaşmak isterseniz, bu defa Himmetdede-Boğazlıyan ve sonra Sarıkaya yolunu takip etmeniz gerekir.

Bölgede: birçok höyük, Tümülüs ve mimari kalıntı bulunduğu göz önüne alındığında, İlçenin tarih boyunca sürekli yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır.

Kaynaklarda Aziz Petrus’un Sebasteia’dan Mazaka’ya ve Mazaka’dan da Tavium’a yaptığı yolculuklarda: Therma Basilica’dan geçtiği ifade edilmektedir.

Ayrıca: orijinali 3-4. yüzyıllara ait “Tabula Peutingeriana” isimli dünya haritasında, Tavium ile Caeserea arasında Aqua Servenae olarak gösterilen yerleşim yerinin burası olduğu ifade edilmektedir.

Bu bilgiler altında, Sarıkaya ilçe merkezindeki ilk yerleşimlerin tarihini MS.1. yüzyıla kadar götürmek mümkündür. Roma hamamı ile ilgili ilk bilgiler Von Der Osten tarafından verilmiştir.

EFSANE

Yozgat Sarıkaya Kral Kızı Hamamı: Kayseri şehrinde bulunan Roma bölge krallarından birinin kızı hastalanır. Kral, kızını birçok hekime götürür, ancak yapılan her türlü tedaviye rağmen kızı sağlığına kavuşamaz.

Zamanla: kızın dizleri kilitlenir, ayakları tutmamaya başlar. Bu günkü adıyla kızın hastalığı aslında romatizmadır.

O dönemde: Sarıkaya; sazlık ve bataklıktır. Sıcak suyun bulunduğu yerde ise, küçük bir gölet vardır. Burası: balçık halinde su bulunan bir hamamdır. Kral: kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gezmesi için götürür. Genç kız: avunmak için çamurlu gölet çevresinde dolaşır, zaman zaman da arkadaşlarıyla birlikte, bu çamurlu suya girer. Bir süre sonra kızın iyileştiği görülür.

Bunun üzerine: kral, buraya mermerden bir havuz yaptırır. Çevresini ise, kesme büyük taşlarla çevirttirir. Önceleri: bu yörede kimse yaşamıyor iken, zamanla bu havuz çevresinde insanlar yerleşmeye ve yaşamaya başlarlar.

Kral kızının adı, bu yeni yerleşim yerine verilir ve şehrin ismi “Opel” veya “Hoperi” olarak tanınır olur. Bir zamanlar burada 70 bin kişinin yaşadığı söyleniyor.

Ancak tarihi süreç içinde bu büyük şehir, büyük bir deprem sonucu yıkılarak yok olur. Ancak, sadece hamamların bulunduğu yer sağlam kalır.

ROMA HAMAMI

Yozgat Sarıkaya Kral Kızı Hamamı: Roma hamamı: Sarıkaya ilçesi kaplıcalar mahallesinde, şehir merkezinde halen işletilen modern kaplıcaların olduğu alandadır. 1970’li yıllara kadar Roma hamamı kalıntıları, üzerine yapılan eklentilerle hamam olarak kullanılmıştır.

Yeni kaplıca tesislerinin yapılması ile terk edilen Roma hamamı, sel baskınları, hafriyatlar, çöpler ve bilinçsizce yapılan beton eklemeler ile izbe bir görüntüye bürünmüştür.

Evet, Roma hamamı: kuzey-güney doğrultusunda uzanan, ana cephesi batıya dönük, yaklaşık 25 metre uzunluğunda,4.5 metre yükseklikte onar gözlü, 2 katlı, 11 ayaklı bir kemer ve bunun güney ucunda, yarım daire görünümünde bir apsisten ibarettir.

Apsisin çapı ise 6 metre olarak ölçülmüştür. Bu kemerlerin çevresi yer yer 2 metreye ulaşan yükseklikte betonarme bir  duvarla çevrilmiştir. Ayrıca kemerlerin önü, alt kat kemerlerin orta seviyesine kadar betonarme düzensiz su akarlarına dönüştürülmüştür.

Roma hamamında malzeme olarak yöresel damarlı beyaz mermer kullanılmıştır. Kemerleri oluşturan işlemeli mermer blokların tamamında, insanlar tarafından yapılan tahribat ile iklim ve çevre şartlarına bağlı oluşan tahribat dikkat çekmektedir.

Kemer ayaklarını oluşturan blokların ön yüzü Attik-İon kaideli, Korinth başlıklı yarım sütun kesitli payelerle bezenmiştir. Kemerlerin en üst kısmında iki fascialı ve üzerinde dönüşümlü olarak bukranion ve girlant kabartmaları ile süslenmiş yekpare arşitrav blokları bulunmaktadır.

Güneydeki iki kemerin üzerindeki paye başlıkları ile arşitrav blokları yerinde bulunmamaktadır. Apsisin sadece alt kemerlerin üst kısmına kadar olan bölümü mevcuttur. İki kat olan kemerlerden alt kemer açıkları her iki uçtan beşik kemer şeklinde başlayıp, bir beşik kemer bir düz kemer şeklinde devam ederek ortada iki beşik kemerle bitmektedir.

Üst kat kemerleri bunun zıttı şeklinde düzenlenmiştir. Ana cephenin 4.5 metre doğusunda yine kuzey-güney doğrultusunda beşik kemerli tek katlı ve üç gözlü ayakta kalmış bir sıra daha kemer ayağı ve devamında diğer kemer ayaklarının üst kısımları görülmektedir.

Evet 2010 yılında yapılan çalışmalar sonucunda: kemerler çevresindeki betonarme çevre duvarı büyük ölçüde kaldırılmış ve kemerlerin önündeki ve içindeki moloz dolgu kısmen temizlenmiştir. Bugün Roma hamamının bulunduğu alana “Terzili Hamamı” deniliyor.

Gelelim günümüze

Yozgat Sarıkaya Kral Kızı Hamamı: 12 Mayıs 2023 tarihinde burayı ziyaret etmek için, yolumu değiştirdim, sırf burayı görebilmek için. Neyse, Sarıkaya ilçesine vardım, tabelaları takip ederek, Roma hamamının bulunduğu yere ulaştım.

Manzara şu: çevresi tellerle çevrilmiş, yani Roma hamamı kalıntılarının resmini çekeyim deseniz, tellerin aralarından çekmeniz gerek, yani hiç hoş değil. Ziyarete kapatılmış, bunu da anlayamadım, nedendir.

Bir diğer ilginç durum, kazı alanında, sarı yelekli, sanırım resmi görevli, iki eleman, kazı yapıyordu, sonra baktım, bir tabela var, sanırım restorasyon işini, özel bir firmaya vermişler, ama öte yandan, bu alanda yani hamamın bulunduğu alanın çevresinde kocaman bir şehir olduğu söyleniyor.

Peki, burada yani kazı alanında, kimlerin kazı yapması gerek, ARKEOLOGLAR değil mi, hayır, ellerinde kürekler iki görevli, ama arkeolog değil, belli bir alanı kazıyorlar.

Sonuç: yolumu değiştirdim burayı görmek istedim ama hüsran, umarım en kısa zamanda burayı ziyarete açarlar, bu muhteşem duvar kalıntısını ve havuzu yakından veya en azından, tel örgülerin olmadığı bir alandan görme şansımız olur, yok hayır tel örgüler şart, güvenlik için derseniz, o zaman güvenlik elemanı koyun, kamera koyun denetleyin.

 

GÜNÜMÜZ VE KAPLICALAR

Günümüzde burada 2 kaplıca bulunuyor. Kaplıcalardan birisi biraz önce anlattığım gibi Roma kralının kızının da şifa bulduğu yerdedir. Romalılardan kalma, eski hamam sütunları ve abideleri, buranın yalnızca kaplıca olarak değil, tarihi turizm yönünden de ziyaret edilebileceğini gösteriyor.

Zaten, bölge Bakanlar Kurulu tarafından “Turizm Merkezi” olarak ilan edilmiş ve imar planı hazırlanarak, yatırımcıların ilgisine sunulmuştur.

Bunun sonucunda Sarıkaya ilçesi: 600 yatak kapasitesiyle Yozgat ilinin en büyük yatak kapasitesine sahip ilçesi olarak önem kazanmaktadır.

Kaplıca bölgesindeki bay ve bayan olmak üzere 2 büyük termal havuz, Türk hamamı ve sauna bulunuyor. Kaplıcanın suyu yüksek sıcaklıktadır ve soğuk su ile ılıtılmadan asla girilememektedir.

 

 

KAPLICA SUYUNUN ÖZELLİKLERİ

Kaplıca suyunun tedavi ettiği söylenen hastalıklar: romatizmal hastalıklar, eklem kireçlenmeleri, bel fıtığı, siyatik ağrıları, ağrılı kadın hastalıkları, spastik ağrılar, cilt hastalıkları, safra kesesi taşlarının düşürülmesi.

Çamur kürleri: maden sularıyla yıllarca ıslak kalarak çamur halini almış olan kaplıca toprağı, madensel tuzlara doymuş durumdadır.

Bu çamurun içine yatıldığında veya vücuda sürüldüğünde kimyasal maddeler cildin gözeneklerinden içeri sızarak dokulara nüfus ediyormuş.

Evet özellikle kronik romatizmal hastalıkları olanların burayı mutlaka ziyaret etmesi önerilir.

Erzurum Tekman

Erzurum Tekman

Tekman, Erzurum arası uzaklık: 152 km. Ancak Tekman-Erzurum arasında bir de kısa dağ (Palandöken dağında) yolu bulunuyor. Ancak bu dağ yolu özellikle Kış aylarında karla kapanıyor. Sürücülerin korkulu rüyası olan Erzurum-Tekman kara yolunda tünel yapılıyor. Tek tüp geçişe sahip olacak tünel yaklaşık 12.5 km uzunluğunda olacakmış. Tünel, Erzurum-Tekman arasındaki yolu 35 km kısaltacakmış, kış aylarında yaklaşık 4-5 ay kapalı kalan yolun açık kalmasını sağlayacakmış. Tekman, Hınıs arası uzaklık: 62 km. Tekman, Köprüköy arası uzaklık: 89 km.

TARİHİ

Tarihi süreçte yörenin ismi “Tatos” olarak bilinmiştir. 1517 yılında Osmanlı hakimiyeti görülür. 1800’lü yıllarda Erzurum Sancağına bağlı kaza statüsünde iken 1946 yılına kadar Hınıs ilçesine bağlı bir köy iken, aynı yıl ilçe olmuştur.

Erzurum Tekman

GENEL

Bağlı bulunduğu il merkezinin güneyindedir. Oldukça dağlık ve engebeli bir alana kurulmuştur. Rakımı ortalama 1800 metre civarındadır. Yayla ve meralar geniş yer kaplar. Orman yok denecek kadar azdır. Aras nehri, ilçe topraklarından geçer. Yörede karasal iklim hakimdir. Yazlar serin, kışlar oldukça soğuk ve uzun geçer. İlçede yaşayanların ekonomik etkinliği hayvancılığa bağlıdır. Çünkü ilçe toprakları tarıma elverişli değildir.

GEZİLECEK YERLER

GÜNDAMI KALE KALINTISI

İlçenin 7 km doğusundaki Gündamı Mahallesinin 2 km doğusundadır. Vadinin kuzey sırtına dayanan kalenin doğusu, batısı ve güneyi uçurumlarla çevrilidir. Kaleye ait sur duvarları tamamen tahrip olmuş sadece temel izleri bulunmaktadır. Girişi kuzey yönden bulunan kale, tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Kuzey tarafı surlarla çevrili olan kalenin mimari ve keramik verileri Orta Çağ’a aittir.

Erzurum Tekman Toptepe Köyü Camii

TOPTEPE KÖYÜ CAMİİ

İlçe merkezine bağlı 38 km uzaklıktaki Toptepe köyündedir.

Cami kare planlı ve tek kubbelidir. Kesme taş malzeme ile beden duvarları inşa edilmiştir. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunur. Bu kitabeye göre, H.1289 yılına yapılmıştır. Kubbe yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanan sekiz adet sütun üzerine oturmaktadır. Kuzey cephesinde son cemaat yeri, kuzeydoğu cephesinde ise saç minare sonradan camiye eklenmiştir. Sivri kemer içine alınmış taş mihrap bulunur. Minberin köşk kısmı ise orijinaldir.

Erzurum Tekman Çimenözü (Hamzan-Hamzalar) Kaplıcaları

ÇİMENÖZÜ (HAMZAN-HAMZALAR) KAPLICALARI

Tekman ilçesi, termal kaynaklar bakımından büyük bir potansiyele sahiptir. İlçe merkezine bağlı 65 km uzaklıktaki Çimenözü köyündedir.

Buradaki kaplıcanın ismi “Kiğı Hamzan Çermiği” dir. Kaynaklar, eski ismi Kiğı Hamzan ve yeni ismi Çimenözü denen yerleşim biriminin yaklaşık 500 metre kadar kuzeyindedir. Kaynaklar, Perisuyu ırmağının yukarı havza kesiminde, Elmalı çayının bir kolu olan Büyüksu deresinin oluşturduğu boğazdadır.

Termal kaynaklara kara yolu ile ulaşım vardır. Yolun küçük bir kısmı stabilize, kalan kısmı asfalttır. Bu yol özellikle kış döneminde kullanım dışı kalır, yani kaynakların en başlıca sorunu ulaşımdır. Termal kaynaklar, denizden 1940-1950 metre yükseklikte, başlıca dört yerden yüzeye çıkar. Sahadaki kaynak sularının sıcaklığı 44-58 derece arasındadır. Toplam debileri ise, saniyede 15 litredir. Termal sular, yaklaşık 1900 metre derinlikten tamamen doğal yollardan gelmektedir. Yani, sahada yapılacak sondaj çalışması ile daha yüksek sıcaklıkta su elde edilebilir. Kaynak sularının içeriği: kalsiyum, sodyum, klorür, magnezyum ve bikarbonattır.

Kaynaklardan Yararlanma

Kaynaklardan banyo yapmak suretiyle yararlanılır yani içmece yok. Kaynakların çevresinde herhangi bir tesis yoktur. Bazı kaynakların çevresi düzensiz bir şekilde taşlarla örülüdür. Bazı termal kaynak suları, toprak arklar ile havuzlara götürülür. Her türlü hijyenden uzak bu havuzlarda banyo yapılmaktadır.

Erzurum Tekman Çimenözü (Hamzan-Hamzalar) Kaplıcaları

Kadınlar bölümü

En kuzeydeki havuz: kadınlara aittir. Havuzun derinliği yaklaşık 1.5 metredir. Çevresi 1.5 metre yükseklikte taş duvarla örülerek kapatılmıştır. Havuzun boyutları 3 x 3 metredir. Süleyman Burnu sırtı yamacından çıkan kaynak suları, bir ark ile bu havuza taşınır. Kaynaktan 57 derece sıcaklıkta çıkan su, havuzda 44 derecedir. Bu havuzun hemen yanında bulunan ve 58 derece sıcaklıktaki su ise, hiç kullanılmadan doğrudan Büyüksu deresine katılır.

Erkekler bölümü

Havuzun güneyinde çeşitli yerlerden çıkan sular, travertenler içinde oluşmuş gölcüğe boşalır. Bu gölcük, çevresi açık olduğu için erkekler tarafından kullanılır. Bu gölcükteki suyun sıcaklığı 40 derecedir. Çünkü yani soğuk olmasının sebebi kaynak suyuna soğuk yeraltı sularının karışması ve kaynaklar ile gölcük arasındaki uzaklıktır. Gölcükten çıkan su ise, birkaç metre ileride düdene boşalır.

Evet, tüm bunların yanında, daha güneyde Eskiyayla deresi vadisinde de termal su kaynakları vardır. Burada da tesis yoktur. Bu kaynakların çevresi de ilkel bir şekilde, düzensiz taşlarla örülmüş, küçük gölcükler oluşturulmuştur. Dere suyu karıştığı için kaynak suları soğuktur. Termal kaynak suları, herhangi bir teknik analiz olmamasına rağmen, öğrenildiğine göre: romatizma, cilt ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

Erzurum Tekman Çimenözü (Hamzan-Hamzalar) Kaplıcaları

Yukarıda da söz ettiğim gibi, yörede konaklama tesisi yoktur. Yakın çevreden gelen ziyaretçiler burada günübirlik kalır ve dönerler. Termal kaynakların bulunduğu yerde küçük bir bina bulunur. Bu bina kaplıca olarak yapılmasına rağmen atıl kalmıştır. Hatta, binanın birçok yeri tahrip edilmiştir. Evet, yakınlardaki insanlar burayı yoğun kullanıyorlar, ama düzenli bir tesisleşme yok, yani ileride tesisleşme olursa, sanırım Erzurum yöresinin en meşhur kaplıcalarından birisi olmaya adaydır.

Erzurum tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Erzurum Köprüköy

Erzurum Köprüköy

Erzurum Köprüköy; İlçe Erzurum-Kars kara yolu üzerinde kuruludur. Köprüköy, Erzurum arası uzaklık: 55 km. Köprüköy, Pasinler arası uzaklık: 15 km. Köprüköy, Horasan arası uzaklık: 25 km.

TARİHİ

İlçeye ismini veren köprü, Erzurum-Ağrı kara yolunda Aras nehri üzerindedir.

Erzurum Köprüköy

GENEL

İlçe Aras nehri kıyısında kuruludur. Yöre halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Genel olarak yörede karasal iklim hakimdir.

GEZİLECEK YERLER

Erzurum Köprüköy Çobandede Köprüsü

ÇOBANDEDE KÖPRÜSÜ

Tarihi İpek yolu üzerindedir. 1298 yılında İlhanlı Hükümdarı Gazan Han’ın Emiri Çoban Noyin tarafından yaptırılmıştır. Köprünün yapısı ve baş kısmındaki bezemeler Selçuklu ve İlhanli mimarisini yansıtır. Karga Pazarı ve Aras nehirlerinin birleştiği yerdedir.

Erzurum Köprüköy Çobandede Köprüsü

Köprünün yapı formu ve baş kısımlarındaki süslemeler, Selçuklu ve İlhanlı mimari üslubunu yansıtmaktadır. Köprü 128 metre uzunluğunda, 8.5 metre genişliğindedir. Köprünün en büyük kemer açıklığı: 13 metredir. Yedi yuvarlak gözden oluşan köprünün, ilk gözü son yıllarda yapılan onarımlarda kapatılmıştır. Köprü ayaklarının altına ardıç ağaçları döşenerek köprünün batması engellenmiştir. Siyah-kırmızı-gri renkli kesme taşlardan yapılmıştır. Günümüze kadar en az 3 defa büyük onarım görmüştür ve koruma altına alındığından araç trafiğine kapatılmıştır.

 

KÖPRÜKÖY HANI

Han, Çobandede köprüsünün 1 km kadar batısında İlçe merkezindedir.

Hanın 1298 yılında, Gazan Mahmud Hanın Emiri Çoban Noyın tarafından Çobandede köprüsü ile birlikte yaptırıldığı kabul edilmektedir. 19’ncu yüzyılda yapının bir bölümü yıkılmış olmasına rağmen, avlu duvarlarının bir kısmı ile kapalı bölümün tonozlarının, her cephesindeki silindirik payandalarının ve sivri kemerli taç kapıları ayaktadır. 1996 yılına kadar pek az kısmı ayakta iken, günümüzde sadece geriye kargir bir duvar parçası kalmıştır.

Erzurum Köprüköy Şehitliği

KÖPRÜKÖY ŞEHİTLİĞİ

İlçe merkezinde Şehitler Mahallesindedir.

Şehitlikte, 1877-1878 Osmanlı Rus harbi ve 1’nci Dünya Savaşında Ruslarla yapılan muharebelerde şehit olanların anısına yapılmıştır. Ayrıca, şehitlikte İç Güvenlik Harekatında şehit olan iki askerimizin mezarı da bulunmaktadır.

Erzurum Köprüköy Güzelhisar (Avnik) Kalesi

GÜZELHİSAR (AVNİK) KALESİ

Erzurum ili bölgesinin en önemli kalelerindendir. İlçe merkezine yaklaşık 60 km uzaklıktadır.

Özellikle Orta Çağa damgasını vurmuştur. Kale, İlçe merkezinin Güzelhisar köyünde, Aras nehrinin sağ tarafında kalan yüksek kayalıklar üzerinde kurulmuştur. Tarihin her döneminde Anadolu’nun doğuya açılan en önemli geçit noktalarından birinde kurulmuştur. Kale adını Farsçada “iyi su” anlamına gelen “Abinik” kelimesinden almıştır. Kalenin eteklerinden çıkan soğuk ve iyi sular nedeniyle, İranlılar bu ismi vermiş ve kalenin ismi zaman içinde değişerek “Avnik” olarak günümüze gelmiştir. Kalenin hemen altındaki Avnik köyünde bulunan Urartu yazıtı, Urartu mimari özelliklerini yansıtan iki su sarnıcı ve kaya basamakları nedeniyle, kalenin “Urartu” döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Avnik köyünde bulunan Urartu Yazıtı, günümüzde Erzurum Müzesinde sergileniyor. Yazıt üzerindeki metine göre: kalenin, II. Sarduri döneminde yapıldığı kabul edilir. Orta Çağa ait kaynaklara göre 922-923 yılları arasında Bizans imparatorluğu, Erzurum şehrini topraklarına katmadan önce, Avnik kalesini ele geçirmiştir. 1000’li yılların başından itibaren Anadolu’ya giren Türkler, ilk fetih girişimlerinde kaleyi ele geçiremezler. Kalenin Saltuklular tarafından alındıktan sonra onarıldığı tahmin edilir.

Konya Selçuklularının alamadığı kale, bir süre Gürcü kontrolüne geçmiş, ardından İlhanlıların hakimiyeti başlamıştır. İlhanlılar döneminde de kalede bir takım onarımlar yapılmıştır.

Kalenin kitabeleri: 1922 yılındaki büyük depremde dökülüp dağılmıştır. Elde edilen bilgiler, toplanan kitabe parçalarından toparlanmıştır. İlhanlılar döneminde Avnik, bölgenin merkezi haline gelmiştir. Kayıtlarda: Erzurum, Sivas, Ankara, Erzincan gibi büyük şehirlerle beraber anılmaya başlamıştır. Hatta bu dönemde Avnik’te kurulan darphanede, 1332 tarihli ilk gümüş sikke basılmıştır. Bu görkemli dönemin hemen akabinde çıkan iç çatışmalar, kalenin gücünü kaybetmesine sebep olmuştur. Hatta merkezi konumunu, 1339 yılından sonra Micingert kalesine kaptırmıştır. İlhanlıların bölgeden çekilmesinden sonra kale, Sutaylıar ve Çobaniler’in eline geçer. Ancak kalenin yeniden gözde olması Karakoyunlu Türkmenlerinden Kara Mehmet’in kaleyi fetih etmesiyle başlar. Kale yönetimi oğlu Mısır Paşa’ya geçer. Kalenin tarih sahnesindeki destansı mücadelesi başlar. 43 gün süren Avnik kuşatmasında, Timur’un güçleri iç kale içindeki tüm binalar ve Bey sarayına kadar her şeyi yıkar. Fetihten sonra yeni baştan yaptırdığı kaleyi bir üs haline getiren Timur, Osmanlılarla ilk temaslara burada başlamıştır. Timur: 1402 Ankara Savaşında, Yıldırım Beyazıt’ı yenerek, Osmanlı devletine fetret devrini başlatmıştır. Timur, hemen akabinde Karahisar’da kaybettiği oğlu yüzünden derin bir hüzne gömülmüştür. Oğlu adına sembolik bir cenaze törenini de Avnik kalesinde düzenletmiştir. Daha sonra Semerkant’a hareket etmiştir. Bir süre daha Timur güçlerinin kontrolünde kalan Avnik kalesi, 1410’larda Karakoyunlu hakimiyetine geçer.

Daha sonra kale İranlılara ve daha sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı hakimiyetine girer. Osmanlı döneminde, kale bölgenin merkezi olma pozisyonunu kaybeder.

En erken kaynaklar: kalenin iç içe 3 surla yapıldığını bildirir. En dıştaki surun güney yönden bir kapısı vardır. Bu kısımda, kale muhafızlarının evleri bulunur. Bu kısımda, ayrıca kale zindanı ile büyükçe bir kayanın içi oyularak yapılan bir tahıl ambarı bulunur. Yine güneyden girişi olan ikinci sur, 500 ev barındıracak kadar büyük bir meydana açılır.

Aynı alanda bir de cami kalıntısı bulunur. Üçüncü surlar ise, “ehdemek” denilen iç kaleye açılır. Kale komutanları ve beylerinin ikametgahlarının bulunduğu iç kale, kayalığın en yüksek yerine konumlanmıştır. Sur kapılarının demirden olduğu, kalenin diğer kapılarına seyyar merdiven ve köprülerle ulaşıldığı da yine kaynaklarda yazılıdır.

Erzurum Köprüköy Deli Çermik

DELİ ÇERMİK

Burası bir kaplıcadır ve İlçe merkezine 3 km uzaklıktadır. Ancak Erzurum-Ağrı-Kars kara yoluna yakın olduğundan ulaşım sıkıntı yaratmaz.

Önce buraya neden “Deli Çermik” ismi verilmiştir. “Köprüköy’de deli bir çoban, hayvanlarını otlattığı sırada büyükbaş hayvanlarının (Manda veya cameş) girip te çıkmadığı bu çamura girmiş ve çamura bulunan çobana deli adı verilmiştir. “

Erzurum Köprüköy Deli Çermik

Burada: sosyal tesis ve konaklama tesisleri vardır. Kaplıcada: soğuk, ılık ve sıcak su ile çamur bulunur. Çamur banyosu yapmak mümkündür. Çamura bulananlar, güneşin altında kurumak için hazırlanmış beton zeminlere yatıyorlar. Özellikle böbrek hastaları, yararlı soğuk maden suyu kaynaklarından içiyorlar. Daha sonra sodalı havuza giriliyor.

Erzurum Köprüköy Deli Çermik

Kaplıca suyu: bikarbonatlı, sodyumlu, kalsiyumlu, karbondioksitli, demirli ve bromürlüdür. Sıcaklığı 26 derecedir. Saniyede 101 litre akar. Kaplıca suyunun iyi geldiği söylenen rahatsızlıklar: sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı ve kalp hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve romatizmal hastalıklardır. Yaz aylarında mesire yeri olarak kullanılmaktadır.

Erzurum şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.