
Isparta Gelendost: Isparta il merkezine 81 km uzaklıktadır. İlçe merkezinin rakımı 940 metredir. Eğirdir gölünden 10 km içeridedir. İlçenin batısında Eğirdir gölü vardır. Doğusunda ise, Toros dağlarının uzantısı olan Anamos dağları bulunur.
İklim: Akdeniz ve karasal iklim arasında geçiş iklimi özelliği gösterir. Buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve karlı geçer.
TARİHİ
Malazgirt savaşından sonra, Gelendost ve havalisi, Türkler tarafından ele geçirilir.
Selçuklular ve Bizanslılar arasında yoğunlaşan savaşlar, Selçuklu sultanı II. Kılıçaslan zamanında 1176 yılında Miryakefalon zaferiyle sonuçlanır ve 1182 yılında yöre tamamen Selçuklu egemenliğine girer.
Yine aynı dönemde, buranın ismi değiştirilerek “Gelende” ve “Gelindi” olur. Bölgeye çok sayıda Türkmen aşireti yerleştirilir.
Arap seyyahı İbn-i Bibi’nin yazdıklarına göre, Gelende, Anadolu Selçuklu Sultanının yazlık taht ve eğlence şehridir. Fatih Sultan Mehmet döneminde, Gelende ismi, Gelendost olarak değiştirilir.
Gelendost köyü, bu dönemde, nahiye olan Afşar köyüne bağlanır. 1954 yılında ise, Gelendost kaza merkezi olur.

İLÇENİN İSMİYLE İLGİLİ BİR EFSANE
1176 yılındaki Miryakefalon zaferinin ardından, Bizanslılar tarafından yapılan yer yer işgal ve baskınlardan korunmak için, Gelendost’ta gözcüler görevlendirilir.
Gözcüler ilçeye gelen ve gidenlerin düşman mı dost mu olduğunu gözler, gelen dost ise “Gelendost” diye bağırırlarmış.
Böylece, yörenin ismi “Gelendost” olarak kalmış ve günümüze kadar ulaşmıştır.
GELENDOST ZAFERİ YILDÖNÜMÜ
1176 tarihinde kazanılan Myriokefalon savaşı, 2’nci Kılıç Arslan ile Bizans ordusu arasında, Gelendost ve çevresinde yapılmıştır.
Bu yüzden, 17 Eylül 1176 tarihinde kazanılan bu zaferin anısına her yıl 17 Eylül tarihinde, Gelendost Zafer Yıldönümü şenlikleri ve festivali yapılır.
Festivalde, ilçede üretilen elmalar arasında kalite yarışması düzenlenir.

ELMA
Türkiye’nin en güzel elmaları, Gelendost ilçesinin Eğirdir gölü çevresinde bulunan bahçelerinde yetiştirilir.
MİRYAKEFALON VE ELMA FESTİVALİ
Her yıl burada 17 Eylül tarihinde bir festival düzenleniyor. Bu festivalde, Afşar köyünde, geleneksel halk mutfağı ve yemeklerinin örneklerini görüp tadabilirsiniz.
Özellikle: Afşar kaymaklı baklavası önerilir.

GELENDOST MESLEK YÜKSEK OKULU
İlçe merkezinde Muharrem Mahallesi Fevzi Paşa Caddesindedir.
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlıdır. 2000 tarihinde kurulmuştur. Okuldaki programlar: Gıda işletme bölümü, eczane hizmetleri bölümü, yönetim ve organizasyon bölümü ve finans-bankacılık ve sigortacılık bölümüdür.
Okul iki katlı binada eğitim-öğretimini sürdürmektedir. İlçede yüksekokul öğrencileri için 400 öğrenci kapasiteli özel yurt ve apart bulunmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

ATİK CAMİİ
İlçe merkezindeki cami, Selçuk Mahallesindedir ve Selçuklulardan kalmadır.
İlçedeki iki önemli tarihi camiden biridir. Atik cami ifadesi, burada eski cami ya da kuruluşu daha erken döneme ait cami anlamında kullanılmış olabilir.
Tam inşa tarihine dair kesin bilgi ve belge yoktur. Kaynaklarda, Selçuklulardan kalma cami olduğu ifadesi yer almaktadır.
Kaynaklarda belirtildiğine göre, cami, plan olarak klasik büyük kubbeli camiler kadar ihtişamlı olmasa da yerel mimari geleneğinin izlerini taşımaktadır. İç mekanda, yazı kuşakları ve süsleme unsurları bulunmakta, caminin bazı bölümlerinde hat yazıları yer almaktadır.
Cami ilçe içindeki Abdulgaffar camisiyle karşılaştırıldığında benzerlikler taşımaktadır.

ABDULGAFFAR CAMİSİ
İlçe merkezinde Orta Mahallesinde Cumhuriyet meydanındadır.
Yapının üzerindeki kitabe, 1878 yılında yapılmıştır. Yani cami 19’ncu yüzyıl Osmanlı döneminde inşa edilmiş taşra camilerinden biri olarak değerlendirilir.

Yapıda süsleme ve yazı kuşaklarının incelendiği akademik çalışmalar bulunmaktadır.
Caminin planı, kareye yakın dikdörtgen formdadır.
Beden duvarları, moloz taş yığma tekniğiyle yapılmıştır.
Çatı kiremit örtülüdür.
Doğu ve batı cephelerinde, kemerli dört pencere vardır.
Kuzey cephede, kemerli bir giriş bulunur.
İç mekanda, ortada dört ahşap sütunun taşıdığı bağdadi kubbe formunda bir bölüm vardır. Kubbenin çevresi düz ahşap tavanla çevrilmiştir.
Son cemaat yeri, dört ahşap direkli olup, sonradan iki katlı yapılmıştır.
Caminin içinde, özellikle yazı kuşakları ve madalyonlardan oluşan kalem işi süslemeler önemlidir.
38 adet hat yazılı bezeme unsurunun varlığı tespit edilmiştir. Hat yazıları, sülüs, talik, kufi ve müsenna gibi farklı türlerde olup mihrap duvarı, kubbe eteği ve duvar yüzeylerinde pano ya da kuşak biçiminde düzenlenmiştir. Örneğin: kubbe eteğindeki yazılar “Ya Sin” gibi surelerden alınmış ayetlerdir. Ayrıca, yapıda zülfikar sembollerinin ve Hasbin Allah gibi ifadelerin bulunduğu çalışmalar da vardır.
Taş minare, silindirik gövdeli, tek şerefelidir.
Evet bu camiyi ziyaret ederseniz, iç mekanda hat yazılarını incelemek için zaman ayırın. İç mekan detayları için ışık önemlidir, o yüzden sabah erken saatlerde ya da ışığın güzel olduğu gün batımına yakın ziyaret önerilir.

GELENDOST KÖPRÜSÜ
İlçe merkezinde Muharrem Mahallesi ve Orta Mahalleleri arasında sınırda yaklaşık olarak köyün güneyinde Çiftlik yolu üzerindedir. Köyden 500 metre uzaktadır.
İlçe merkezinden geçmekte olan Doğan Bey çayı üzerindedir, blok taşlardan yapılmıştır.
Yapı iki gözlü köprü olarak tanımlanmaktadır. Yani iki kemer açıklığına sahiptir. Cephelerinde antik mimari blokların kullanıldığı belirlenmiştir. Orta kısım moloz dolgu ile yapılmıştır. Üst yüzey itaş kaplıdır.
Köprünün kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Selçuklu dönemi özellikleri taşımaktadır. Yan cephelerinde antik blok taşların kullanıldığı kısım vardır. Kemerler üzerinde durmaktadır.
Köprü halihazır durumda araç trafiğine kapalıdır. Çünkü yakın çevresinde yeni betonarme köprü yapılmıştır.
Köprü, 1’nci derece anıtsal yapı olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır.
Evet köprüyü ziyaret etmek isterseniz, köprünün taş işçiliği ve antik blok kullanımı dikkatinizi çekecektir.

ERTOKUŞ HANI-KUDRET HANI
Eğirdir’i-Konya’ya bağlayan yol üstündeki bu han, Selçuklu dönemi yapısıdır. Gelendost Hanı olarak da bilinir.
Eğirdir-Gelendost karayolunun 30’ncu km. de Yeşilköy sınırları içinde ve Eğirdir gölü kıyısındadır. Eğirdir gölüne doğru eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiş olup, Eğirdir-Konya karayolundan rahatlıkla görülebilmektedir.
İç portalının basık kemerli kapısı üzerindeki inşa kitabesinden anlaşıldığına göre: Selçuklu sultanlarının has köklerinden olan Atabey yani Antalya’nın mülki amiri ve kumandanı Mübareziddin Ertokuş tarafından 1223 yılında yaptırılmıştır.
Kendisi sarayda ve askeri hizmetlerde görevlendirmek üzere toplanmış, bir Türk veya esir alınmış bir gayri Müslüm ailenin çocuğudur.
Üç Selçuklu Sultanına hizmet etmiş olan ünlü devlet adamı Mübarizeddin Ertokuş’un, Eğirdir Gölünün karşı kıyısında bulunan medresesinden bir yıl önce yaptırdığı han, oldukça kaba bir taş işçiliği göstermektedir.
Ancak kimin yaptığı belli değildir.

Selçuklu kervansaraylarının avlulu ve kapalı kısımlarının bir arada birleştirilmesiyle meydana gelen “karma” tipe girer.
Güney-kuzey istikametinde olan kervansarayda simetri hakimdir.
Kapılar, ana aks üzerinde, Selçuklulara özgü bir stilde, renkli taşlarında kullanıldığı kemerlerle desteklenmiş ve kitabesi kapalı kısım girişinde hala durmaktadır. Giriş güneydedir.
Giriş önünde iki dekar kadar bir boşluk vardır.
21 x 54 metre boyutlarında olan kervansarayın kapalı kısmı, dıştan dikdörtgen ve üçgen istinat duvarlarıyla kuvvetlendirilmiştir.
Beşik tonozla üzeri örtülmüş olan yapının dış duvarları düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.
Dış portalden içeriye girince, sağda ve solda nöbetçi odaları devamında hayvanların barınmaları için tonoz örtülü ve kemerli bölmeler vardır.

İç portalden kapalı kısma girilince, üç nefli olduğu görülür.
Orta nef, yan neflerden daha geniş ve daha yüksektir.
Tabiat şartları nedeniyle beşik tonoz, yer yer delinmiş ve her geçen gün de tavan ve kemerlerde düşmeler görülmektedir.
Kuzey duvarı da çok yıkılmış, pencere hizasına kadar gelmiştir.
Onarım çalışmaları sırasında, avlunun ortasında sekizgen planlı bir havuz kalıntısı bulunmuştur.
Ayrıca 2004 yılında yapılan temizlik kazısında, girişte, açık avlunun sağında bulunan, yönü avluya bakan eyvanın önünde, pek çok nal çivisi ve binek hayvanı ile büyükbaş hayvanlara ait nal parçaları ele geçmiştir. Bu yüzden sağdaki bu eyvanın nalbanda ait olduğu düşünülür.
Yapı üzerinde yapılan incelemelerde: hanın kapalı barınak bölümünün ilk inşaat evresinden kaldığı tespit edilmiştir.
Güney kanadındaki avlu ve avlu çevresindeki yarı açık ve kapalı mekanlar sonraki inşaat aşamasında ilave olmuştur.
Yapıda süslemelerin çok az olması, dönemin özelliğidir. 13’ncü yüzyılın ilk çeyreğinde yapılan kervansarayların pek azında süslemeye rastlanır.
Evet yapı günümüzde restoran olarak kullanılmaktadır.
AFŞAR KÖYÜ
Afşar köyü, ilçe merkezine 4 ve il merkezine 84 km uzaklıktadır. Bölgede özellikle elma bahçeleri dikkat çeker. Köyde bulunan tarihi yapılar mimari ve geleneksel yerleşim özellikleri açısından ilgi çekicidir.
Köydeki elma bahçeleri, bahar ve hasat dönemlerinde manzarasıyla ilgi çeker.
Günümüzde yemekleriyle önem kazanmaktadır.

Afşar Evi
Ulucami mahallesindedir. Hacıaliler evi olarak da bilinir.
Bu ev 2 katlıdır ve yukarı katta 5 oda, aşağı katta 3 odası vardır.
Yapım tarihi olarak 19’ncu yüzyıl düşünülür.
Malzeme, bölgenin geleneksel yapısı itibarıyla yerel taş, moloz taş ya da benzeri malzeme kullanılmıştır.
Yapı “Hanaylı” ev tipindedir.
Kapalı olan hanayın arka bahçeye bakan cephesi, tamamen pencere kaplıdır.
Hanayın yapım malzemesi ahşap, ikinci kattaki 5 odanın kapısı bir sıra halinde hanaya bakar.
Odaların gömme dolaplarında, tavanlarında ve mahalli olarak “Musandra” tabir edilen bir insan boyundan daha yükseğe yapılan ve duvar boyunca uzanan ahşap rafların kenarlıkları, ahşap işçiliklidir.
Gömme dolaplar ve tavanlar, çakma tekniğiyle yapılmıştır.
Evin ikinci katında ve doğu ucundaki odada bulunan bir dolap kapağının, her iki tarafında palmet motifi vardır.
Aynı odanın tavanı dikdörtgen çıta parçalarından balık sırtı biçiminde desen oluşturarak kaplanmıştır.
Bu dikdörtgen parçaların aralarında burgu motifli ince çıtalarla bordür oluşturulmuştur.
Evin ikinci katına tahta bir merdivenle çıkılır.
Ev su basmanı seviyesine kadar harçlı taş örgüyle inşa edilmiştir.
İkinci katın batı ucunda bulunan odanın tavanında beş kollu yıldız biçimli tavan göbeği yapılmıştır.
Ev kırma çatılı ve çatısı kiremitle örtülüdür.
Zemin katında bulunan üç adet odanın birisinde zahire saklanıyor.
Diğeri kiler olarak kullanılıyor.
Üçüncüsü ve fevkani olanı da beş basamaklı taş merdivenle çıkılıyor.
Bu odaya yerel tabirle “Ekmek odası” ismi veriliyor.
Ekmek odasında ekmek pişiriliyor. Zemin katın duvarları beyaz kireçle sıvanmıştır.
Zemin katın kapılarında ve odaların içinde ahşap işçiliği görülmez.
Hanay sokağa doğru çıkma yapıyor. Çıkmada üç penceresi vardır.
Ev, 2’nci derece koruma statüsü verilerek koruma altına alınmıştır.

Afşar köyü camii
14-15’nci yüzyıllara ait olduğu düşünülen söz konusu cami, kareye yakın bir plana sahip olup kırma çatılıdır.
Bu bağlamda cami, Anadolu’da Beylikler dönemi mimarisinin ve geç Selçuklu döneminde taşra örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Yapı malzemesi, moloz taş olup taş araları çimento derzlidir.
İçte ise duvarlar sıvalıdır. Köşelerde kesme taş kullanılmıştır.
Pencereler yuvarlak tuğla kemerli ve sövelidir.
Camiye giriş kapısı, batı duvarının kuzey duvarına yakın köşesindedir.
İbadet mekanı, 12 adet ahşap sütunla, dört sahına ayrılmıştır.
Sütunların bazıları başlıklı, bazıları başlıksızdır.
Sütunların çoğu devşirmedir. Sütunlar ahşap kirişlere bağlanmaktadır.
Kirişlerin her iyi yanında konsol dizisi bulunur.
Mihrap nişinin tam üstünde bir yazı şeridi vardır.
Mihrabın sağında ahşap bir minber bulunur.
Kuzeybatı köşedeki minaresi taştan yapılmış ve özgün olup sonradan yapılan boyalarla orijinalliği bozulmuştur.
Cami günümüzde ibadete açıktır.

Abdulgaffar camii
Afşar köyünde: 1878 yılında yapıldığı tahmin edilen bir tarihi cami vardır.
Selçuklu dönemi yapısıdır.
Moloz taş ve aralarına çimento derz edilerek yapılmıştır.
Beden duvarları taş kornişle son bulmaktadır.
Doğu ve batı cephelerinde altta yuvarlak kemerli dört pencere, üstte ortada yuvarlak bir pencere açıklığı, güneyde altta yuvarlak kemerli iki pencere, üstte ortada yuvarlak bir pencere açıklığı vardır.
İçeride ortada tavanda: dört sütunun taşıdığı küçük bir kubbe vardır.
Kubbenin çevresi, düz ahşap tavan olarak yapılmıştır.
Ahşap tavanın kenarları yuvarlaktır.
Son cemaat yeri dört ahşap sütun direklidir.
Sonradan iki katlı mekan haline getirilmiştir.
Cami içinde yazı kuşakları ve madalyonlardan oluşan kalemli süslemeler ilgi çeker.
Batı cephesinin kuzey ucunda tek şerefeli taştan yapılmış bir minaresi vardır. Şerefe altı mukarnaslıdır.

Afşar Selçuklu Köprüsü
Afşar köyünün güneyinde, Çiftlik yolu üzerinde, köye yaklaşık 500 metre mesafede ki Afşar çayı üzerinde yapılmış olan iki gözlü köprünün yan cephelerinde antik mimari bloklar kullanılmıştır.
Köprünün orta kısmı moloz dolgudur.
İki kemer üzerine oturan köprünün altta bir ayağı bulunmaktadır.
Köprünün üst yüzü taş kaplıdır.
Köprünün doğusunda 10 metre uzaklıkta, betonarme ikinci bir köprü yapılmıştır.
Bu modern köprü de iki ayak üzerine üç gözlüdür.

Afşar Hamamı
Tek hamam olarak yapılmış, kagir bir yapıdır.
14-15’nci yüzyıllarda Hamidoğulları döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.
Düz alanda yer alan hamama, günümüze temelleri gelmiş dikdörtgen planlı soyunmalıktan girilir.
Soyunmalık, yakın zamanda mahalli imkanlarla, eski temeller üzerine yeniden yapılmış, üstü betondan tabliye ile örtülmüştür.
Soyunmalığın doğu cephesinde yer alan kemerli bir kapı ile ılıklık kısmına girilir.
Ilıklık mekanı doğu-batı yönünde, uzunlamasına dikdörtgen planlı ve üstü beşik tonoz örtülüdür.
Soyunmalığın kuzey cephesinde dört adet soyunmalık kabini briketten yapılmıştır.
Sıcaklık bölümü, enine dikdörtgen planlı, büyük bölüm ile kare planlı iki adet halvet hücresinden oluşur.
Büyük bölüm, ortada kubbe, iki yanda da beşik tonozla örtülüdür.
Sıcaklığın güneydoğu köşesi yakın zamanda tıraşlık olarak bölünmüştür.

DEŞTEPE I VE II TÜMÜLÜSLERİ
Afşar köyü ile Köke köyü arasındaki asfalt yolun doğu tarafında ve asfalt yola yaklaşık 100 metre uzaklıkta bulunan Deştepe Tümülüsü’nün çapı yaklaşık 200 metre ve yüksekliği 20 metredir.
Tümülüs üzerinde maki bitkileri yetişmiştir.
Doğu ve batı yönlerindeki düzlükte yer alan arazi ise sürülmüştür.
Yani üzerinde tarım yapılmaktadır.
Tümülüsün denizden yüksekliği 972 metredir.
Tümülüs açılmamıştır, iyi durumdadır, bölgede daha önce tespit edilen batı tümülüslerle aynı özellikleri gösterir, mezar odası taştan yapılmış olmalıdır.
Bu yüzden, tümülüsün Lydia dönemine ait olduğu düşünülmektedir.























