Afyonkarahisar Dazkırı

Afyonkarahisar Dazkırı


Afyonkarahisar-İzmir kara yolu üzerindedir ve bağlı bulunduğu Afyonkarahisar şehri yanında, Denizli’ye daha yakındır ve bu yüzden, ilçe halkı, genellikle Denizli şehrine giderler. Ben, burada 1 gün kaldım ve bu bir günlük süre içinde, özellikle, Acıgöl yöresinde gezdim ve gölde üretilen kimyasal madde çökelti havuzları çok ilgimi çekti.

Göl aynı zamanda, kuş gözlem alanı, yani bu sığ göl üzerinde, birçok kuş türünü izlemek ve özellikle güneşin batışını izlemek büyük bir muhteşem güzeldir.

Afyonkarahisar Dazkırı

ULAŞIM

Dazkırı, ulaşım imkanlarının geniş olduğu bir yöremizdir. Denizli-Afyonkarahisar karayolu, ilçe merkezinden geçer. Bu yüzden, genellikle, tanınan ve ismen bilinen bir ilçedir.

Dazkırı-Afyonkarahisar arasındaki uzaklık: 140 km. Dazkırı-Denizli arasındaki uzaklık: 80 km. dir. Dazkırı-Dinar arasındaki uzaklık: 34 km. Dazkırı-Çardak arasındaki uzaklık: 21 km. Dazkırı-Ankara arasındaki uzaklık: 422 km.

Kara yolu dışında, ilçe merkezinden demiryolu geçmektedir. İzmir-İstanbul demir yolu, ilçe merkezinden geçmektedir. Demir yolu ile bağlantılı olarak, ilçe merkezinde istasyon binası var.

Yöreye, hava yolu ile ulaşmak ta mümkündür. Denizli-Çardak hava alanı, ilçe merkezine, yalnızca 20 km. uzaklıktadır. Isparta hava alanı ise, 60 km. uzaklıktadır.

Afyonkarahisar Dazkırı

TARİH

Dazkırı tarihinde, yerleşim yeri olarak kullanılması yakın geçmişe dayanmaktadır. Hacı Paşa Ağa başkanlığındaki Tatoğulları aşireti, Kızılırmak boylarından göçerek, buraya yerleşmişlerdir. Daha sonra yöreye Çerkezler yerleştirilmişlerdir.

İlçe, bir süre “Apa” daha sonra “Bolatlı “(atların bol olması nedeniyle bu isim verilmiştir) ve bu ismin Ankara-Polatlı ilçesiyle karıştırıldığı için “Tazkırı” ve “Dazkırı” olarak değiştirilmiştir.

1958 yılına gelindiğinde, Dazkırı’nın ilçe statüsü kazandığı görülür. 1965 yılından sonra ise, yöre hızla kalkınmaya başlamıştır. Yöre halkı, genellikle göçmen ve aşiretlerden ve Bulgaristan ile Romanya’dan gelen göçmenlerden oluşmaktadır.

Bu arada “Dazkırı” kelime anlamı “bozkır, açık alan, kırlık yer” demektir.

Afyonkarahisar Dazkırı

GENEL

Yörenin toplam alanı: 340 km. karedir. İlçe merkezinin denizden yüksekliği ise, 830 metredir. Önemli bir akarsuyu yoktur. Güneyinde acı göl bulunmaktadır. Bu gölün suyu acı olduğu için, içinde canlı yaşamaz ve barınmaz.

Yerleşim yerinin iklimi: genellikle İç Ege ve Akdeniz bölgesi iklimlerinin bir karışımıdır. Yani, bir anlamda geçiş iklimidir.

Yıllık yağış miktarı azdır. Kışlar kısmen soğuk, yazlar ise sıcak ve az yağışlı geçer. Arazinin % 65’lik bölümü ovalık, % 35’lik bölümü ise dağlardan oluşmaktadır.

Afyonkarahisar Dazkırı

İlçe halkının, % 80’lik bölümü çiftçilikle uğraşmaktadırlar. Yörede yetiştirilen tarım ürünlerinden öne çıkanlar şunlardır: şeker pancarı, haşhaş, fasulye, kiraz, ceviz, dut, ayva ve kavak ağaçlarıdır.

İlçenin köylerinin diğer önemli gelir kaynaklarından birisi de, yağlık gül yetiştiriciliğidir. Haşhaşın ise, özel bir yeri vardır ve yoğun olarak yetiştirilir.

İlçede büyük bir çorap fabrikası var ve burada üretilen yıllık 900 bin çift çorabın tamamı yurt dışına ihraç ediliyor.

Afyonkarahisar Dazkırı Acı göl
Afyonkarahisar Dazkırı Acı göl
Afyonkarahisar Dazkırı Acı göl

 

ACIGÖL

Dazkırı ilçe merkezinin güneyinde bulunan bir göldür. Aynı zamanda Başmakçı ilçesi sınırlarına da dahildir. Göl: Başmakçı ilçesi Aşağı Akpınar köyündedir. 

Türkiye’de bu isimle anılan göllerin en büyüğüdür. Daire biçiminde olan gölün uzunluğu 27 km ve en dar yeri ise 9 km. dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 842 metredir. 

Burası, dağlarla çevrili tektonik bir göldür. Gölün bir volkanik patlama sonucu oluştuğu ve derinliğinin 300 metreyi geçtiği biliniyor. Derinliği bakımından dünyada 3’ncü sıradadır. 

Dağlardan gelen kaynak suları ve Başmakçı bölgesinden gelen Kocaçay ile beslenmektedir. Sönmüş bir volkan kraterinin su dolmasıyla oluşmuştur.

Krater çukurunun uzunluğu 800 metre ve genişliği ise 500 metredir. Gölün suyu acı ve tuzludur, çünkü suyunda yüksek oranlı magnezyum ve sodyum klorürleri ve sülfat bulunur.

Bu yüzden, gölde balık yaşamaz ve kurak yaz aylarında göz beyaz bir görüntü alır. Sadece Flamingo gibi acı suları seven kuşlar üreme ve konaklama için buraya gelirler. 

Sodyum sülfat denilen bu kimyasal madde: özellikle çamaşır deterjanı yapımında yoğun olarak kullanılmaktadır ve dünya üzerinde en yoğun kaynaklardan birisi, Acıgöldür.

Afyonkarahisar Dazkırı Acı göl

Acıgöl kıyısında, Alkim-Alkali Kimya Fabrikasında ( kara yolunun hemen kıyısındaki bu fabrika, rahatlıkla görülmektedir) üretim yürütülmektedir. 

Fabrikanın arka bölümlerinde ise, göl yüzeyinde, kimyasal maddenin elde edilmesi için kullanılan çökelti havuzları görülmektedir ki, bu bölüm de ziyaret edenleri ilginç görüntüler sunmaktadır. Havuzlardan elde edilen glauber tuzu özel düzen ve sistemlerle göl kenarından temizlenerek, yine özel dizayn edilmiş pompa ve bozu hatlarıyla fabrikaya ulaştırılıyormuş.

Gölde, önemli kuş alanları da bulunmaktadır. Bu kuş alanlarında: flamingo, kılıçgaga, akça cılıbıt, angıt, gülen sumru gibi kuş türleri barınmaktadır. Günümüze kadar olan süreçte, bu alanda 203 kuş türünün gözlendiği belirtilmektedir. 

Son olarak, 2001 yılında yapılan gözlemlerde, burada, 119 kuş türü gözlemlenmiştir. Gölün sularında bulunan minerallerin, insan vücudunda sivilce, kaşıntı, kara ve benzeri hastalıklara iyi geldiği söyleniyor.

Acıgöl ile ilgili olarak son bir not, bir efsane var. Bu efsaneden söz etmek istiyorum “Eski dönemlerde bir derviş, Acıgölün bulunduğu yere gelir. Ancak Acıgöl yoktur ve onun yerinde büyük bir dağ ve bu dağın eteklerinde küçük bir köy varmış.

Derviş köylülerden ekmek ister, ancak hangi kapıya gitse kovulur ve sadece 2 çocuklu bir gelin, kendisine gizlice ekmek verir, ağırlar, ibadet etmesi için imkan sağlar.

Derviş geline şöyle der “kızım şimdi burayı terk et ve her ne olursa olsun arkana bakma” Gelinde bunun üzerine bir çocuğunu sırtına alır ve diğerini de elinden tutarak köyü terk eder.

Efsanevi taşın bulunduğu yere gelince, arkasında oluşan gürültüyü merak eder ve arkasına bakar, köyün bulunduğu dağ yerle bir olmuştur.

Hemen önüne döner ve önüne dönmesiyle birlikte kendisi de taş olur. ” Evet, efsane bu kadar, tanıdık geldi, tabii ülkemizde birçok yerde benzeri efsaneler var, hatta Somon ve Gomorro efsanesini bilenler de aynı yönde olduğunu hatırlamışlardır.

Afyonkarahisar Dazkırı Lavanta Üretimi

LAVANTA ÜRETİMİ

İlçe merkezine bağlı İdris köyünde lavanta üretimi yapılmaktadır. Burası Türkiye’nin ikinci büyük lavanta üretim merkezidir. Lavanta, tıbbi ve aromatik bir bitki olup ilaç ve parfüm sanayinde kullanılmaktadır. Haziran ve Temmuz aylarında, mor rengini alan lavanta tarlaları, çevreden gelen turist gurupları tarafından ziyaret edilmektedir.

Afyonkarahisar Dazkırı Halı-Kilim ve Haşhaş Festivali
Afyonkarahisar Dazkırı Halı-Kilim ve Haşhaş Festivali

 

DAZKIRI HALI-KİLİM VE HAŞHAŞ FESTİVALİ

Festival, her yıl Temmuz ayı içinde, 3 gün süre ile devam etmektedir. Festival bünyesinde: lunapark, konserler, halk oyunları ekibi gösterisi, geçit törenleri ve alışveriş mekanları kurulmaktadır.

Festival bünyesinde, Dazkırı bisiklet festivali de yapılmaktır. Bisiklet festivalinde, ilçe halkı ve çevreden gelenler tarafından, belirlenen rotada bisikletli turlar yapılıyor.

Afyonkarahisar Dazkırı Halıları

NE SATIN ALINIR

Dazkırı yöresine yolunuz düşerse, buraya has “halı” satın alabilirsiniz. Dazkırı halıları: 200 yıllık bir geçmişe dayalı olarak dokunmaktadırlar. Özellikle: Aşağı Yenice köyü, halı dokunan bir yer olarak bilinir. Dazkırı halısının en büyük özelliği: motifleridir. Bu motif özellikleri, doğadan alınmaktadır.

Yöre insanları, dokudukları halılara, yöresel isimler koymaktadırlar. Bunlar: çarklı halı, kuşlu halı, kazayağı halı, kalemli halı.

Evet, özellikle “Murat Köyü” günümüzde tam bir halı köyü olarak bilinmekte ve her gün birçok turist gurupları tarafından ziyaret edilmektedir.

Turist gurupları için : halı dokunmasından önce, yünün eğirilip, ip haline gelmesinden, halının dokunuz tezgahtan çıkmasına kadar tüm işlevlerini görebilecekleri bir ortam yaratılmıştır.

Son bir not, bu ilçede, güzel bir çorap fabrikası var ve üretilen çorapların hepsi, yurt dışına ihraç ediliyor, fabrikanın satış mağazasına uğramayı ihmal etmeyin.

Afyonkarahisar Dazkırı

GEZİLECEK YERLER

Dazkırı ilçesinde, her ne kadar tarihi kalıntı çok diye düşünülse de, herhangi bir arkeolojik araştırma çalışmalarının yapılmamış olması yani bu kalıntıların gün yüzüne çıkarılmamış olması, buranın, tarihi yönden turistik özelliklerini öne çıkaramamaktadır.

Yani: Dazkırı yöresine yolunuz düşerse, nereyi gezeyim-nereyi göreyim diye düşünürseniz, bence, Acıgöl bölgesini gezip görebilirsiniz ki, başkaca bir gezilip görülecek yer öneremeyeceğim. Ben yine de, yörenin tarihi eser bakımından önem kazanan birkaç bölgesinden söz etmek istiyorum.

Afyonkarahisar Dazkırı Sarıkavak Köyü
Afyonkarahisar Dazkırı Sarıkavak Köyü

 

SARIKAVAK KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı 9 km. uzaklıktaki Sarıkavak köyünde, MS 200 yıllarına ait, Romalılardan kaldığı düşünülen, kayalar içine oyulmuş kabinler görülmektedir.

Bu kabinlerde: çeşitli zamanlarda, paralar-gözyaşı şişeleri ve muhtelif toplar kaplar bulunmuştur.

Köyün güney kısmında görülen höyükler ise, herhangi bir arkeolojik araştırmaya tabii tutulmamışlardır.

SANAOS-SANAUS-ANAUA

Konumu:

Acı gölün kuzeyinde, Dazkırı ilçesi merkezine bağlı Sarıkavak köyünde, köyün yaklaşık 720 metre güneybatısındadır. 

Antik yerleşim, Denizli-Ankara karayolunun 68’nci kilometresinde, yol ayırımından kuzeye doğru yaklaşık 1 km uzaklıktadır. 

Gölden uzak konumdadır. Batı-güneybatı eteğinde kurumuş bir dere yatağı vardır.

 

ÖNEMİ:

Konumu itibarıyla hayati öneme sahip bir boğazı denetim altında tutan Anaua-Sanaos bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Ancak herhangi bir ayrıntılı arkeolojik araştırma yapılmamıştır. 

 

GENEL:

Antik kentin, yazılı belgelerden öğrenilen iki ismi vardır. İlk ismi “Anaua” dır.

Bazı yazarlar Anaua’nın sözcük anlamı üzerinde durarak kökeninin Luwi diline dayanan bir isim olduğunu belirterek çeşitli saptamalarda bulunmuşlardır.

Luwice Anawa’nın “Yamaç” anlamına geldiğini belirten araştırmacıları destekleyen tek kanıt, kentin bir yamaç yerleşimi olmasıdır.

Bazı araştırmacılar ise kentin Frig kökeni üzerinde durarak Anava-Sanaos’un “zana-wa” dan türediğini öne sürerler. 

Kentin ismi ilk kez: Herodot tarafından kullanılmıştır. Herodot: Xerxes’in Celainai’den Kolossai’ye giderken, Anua’nın ve tuz çıkarılan bir gölün yanından geçerek Kolossai’ye geldiğini yazar. Herodot’un bahsettiği tuz çıkarılan göl, bugünkü Acı göldür. Herodot’un yazdıklarından yola çıkarak: Anaua çevre coğrafyasına bakıldığında Xerxes’in seferi sırasında tercih edebileceği iki güzergah bulunmaktadır. Apameia’dan (bugünkü Dinar) yola çıkan ordu, ya Başmakçı civarında Anaua Gölünün (Acı göl) kuzeyindeki boğazdan ya da Acıgöl’ün güneyindeki, daha uzak olan güzergahı kullanarak Kolossai’ye (Honaz) ulaşmış olmalıdır. Zaten günümüze kadar yapılan araştırmalarda Acıgöl’ün güneyindeki yerleşmelerde göle yakın herhangi bir antikçağ yerleşimi ya da kalıntısına rastlanmamıştır. 

Strabon: Frigya bölgesinin iki büyük kenti olan Laodikeia ve Apameia Kybotos’tan bahsederken bu iki kente komşu olarak saydığı kentler arasında Sanaos’a da yer verir. Strabon’un tarifine göre: bu iki kente komşuluk derecesine yakın olan ve bu iki kentin arasında yer alan Sanaos’tan başka adı antik kaynaklarda geçen bir kent yoktur. 

Dolayısıyla bu konumlandırmalar, Anaua-Sanaos’un yeri konusunda önemli bilgiler verir. 

Plinius: çeşitli coğrafyalarda mevsim değişiklikleri nedeniyle meydana gelen farklılıklardan bahsederken Küçük Asya’daki Sannaus adlı gölün de bu değişikliklerden etkilendiğini, gölün oldukça tuzlu olduğundan ve göl çevresinde bir bitki türünden bahseder. Plinus, yaptığı bu tarifle Heredot’un aynı adla anılan kent ve göl tanımı birleştirildiğinde, antik kentin Acıgöl kıyısında bir yerleşim olması gerektiği kesindir. 

Hierocles, MS 6’ncı yüzyılda bölgedeki piskoposluk merkezleri arasında kentin adını Savaos olarak verir. 

Sonuçta: antik kaynaklara göre, kentin ilk ismi, ilk önce Anua, en azından MÖ 2’nci yüzyıldan sonra da muhtemelen Anua’nın çeşitli ses değişimlerine uğrayarak Sanaos, Sannaus, Savis, Suvau ve son olarak ta Savaos olarak geçtiği görülür. 

Bunun dışında, kentin en azından MS 6’ncı yüzyıla kadar devam ettiği anlaşılır. 

1881 yılında gezgin ve araştırmacı Ramsay: bölgede Anava ve Savaos olarak adlandırılan iki kenti birbirinden ayırarak, bunları birbirinden bağımsız farklı kentler olarak değerlendirir. Keretapa’yı Sarıkavak köyüne yerleştirir. 

1897 yılında yine gezgin Anderson tarafından: kentte yaptığı bir araştırmada Nekropolde bulduğu iki yazıtı kanıt olarak sunar. Yine bu makalesinde, Sarıkavak köyünde bulduğu yazıtlardan yola çıkarak, burasının Apameia ile bağlantısı olduğunu ve Sanaos’un Apameia’ya bağımlı bir kent olduğunu yazmıştır. Evet bu yazıtlar önemlidir. Çünkü: ilk yazıtta: Sanaos’a bir Bouleutherion sunan Diodorosun oğullarından aynı isme sahip Kalistratos adlı kardeşler olduğunu belirtir. Yani, kentte önemli ve zengin ailelerinden olan Diodoroslar, kente bir boluleutherion sunmuşlardır. 

Yani, buna göre: Sanaos kenti hiç te küçümsenmeyecek bir kenttir hatta kendi kararlarını aldığı bir meclise de sahiptir. 

MÖ 2-1’nci yüzyıllara tarihlenen Sanaos’a ait bilinen 6 sikke ve yazıt, yerleşimin bir köyden daha çok polis olduğunun açık belgeleridir. 

Evet, antik dönem şehrinin ismi hakkındaki bu bilgilerden sonra, şimdi gelelim höyük yerleşimine:

Köye ulaşım sağlayan asfalt yolun hemen bitişiğinde yapılan incelemeler sırasında, yüksekliği yaklaşık 25 metre ve taban genişliği 40 metre olan yüksek tepe bulunuyor. 

Bu tepenin Tunç Çağından Bizans dönemine kadar yerleşim gördüğü tespit edilmiştir. 

Bu höyük, yaklaşık olarak 3500 yıllık bir yerleşime sahip olmuş ve yüzyıllarca doğudan-batıya geçişi sağlayan boğazın, hemen yanında kurulması itibarıyla önemli bir yerleşim olarak tarihe geçmiştir. 

Höyüğün üzerinde farklı yapılara ait duvarlar yüzeyde görülür. Höyüğün üstünde doğal nedenlerle meydana gelen 0.80 metrelik erozyon toprağının altında, çeşitli kültür katmanlarının izleri rahatlıkla izlenmektedir. 2.10 metre derinlikte, 1.20 ve 1.30 metre derinlikte iki farklı yangın tabakası oldukça net olarak görülmektedir. Ayrıca, bu kesit içinde yer yer kemik ve kerpiç kalıntılarına rastlanır. 

Taş Ocağı:

Anua antik kentinde, Nekropol alanının güneydoğusundaki yamaçta, höyüğün yaklaşık 150 metre kuzeyinde bir Taş Ocağı vardır. Antik kente taş sağlayabilecek en yakın yer kentin 1 km kadar batısında bulunan Maymun Dağının eteklerinde bulunan doğal kaya blokları olarak görülür. Ancak bu dağın oldukça sarp olması ve kent ile dağ arasındaki uzaklık nedeniyle, taş ustaları kentin hemen merkezinde bulunan ve belli bir dönem Nekropol olarak kullanılmış olan alandan taş ihtiyaçlarını karşılamışlardır. 

İşlik-Kule:

Nekropolün batısında yaklaşık 200 metrelik bir uzaklıkta, dört tarafı düzensiz kaya bloklarıyla örülmüş bir mekan bulunur. 

3.14 x 2.76 metre ölçülerindeki mekanın girişi kuzeydoğu köşededir. 0.68 metre genişliğinde bir kapı açıklığı bulunur. Girişin sağında, muhtemelen ahşap olan kapının yaslandığı yatak görülebilir. 

Mekanın yan duvarlarını oluşturan, kaya parçalarının iç yüzeyleri kesilerek düzleştirilmiş, dış yüzde kaya kütleleri işlenmeden bırakılmıştır. 

İşçilik oldukça kötüdür. Duvarı oluşturan taşların bir kısmı toprak altındadır. Yüzeydeki kısmı mekanın en alt sırasındaki temel duvarını oluşturmaktadır. 

Mekanın ortasında 2 kaya parçası bulunur. Ancak bunların muhtemelen yan duvarlardan düştüğü düşünülür. 

Evet, dörtgen planlı yapının, üst yapısına ait herhangi bir buluntu yoktur. 

Tek odalı ve höyük yerleşimine uzak denecek mesafede olması nedeniyle, yapı önce işlik olarak düşünülmüştür. Ancak basit planlı ve küçük oluşu nedeniyle işlevsel kullanıma uygun olmadığı da düşünülür. Sonuç olarak, kullanım alanı oldukça küçük olan bu yapı, muhtemelen yüksek konumu da göz önüne alınarak, daha çok bir kule izlenimi vermektedir. Çünkü araziye uygun bir alanda ve araziye oldukça hakim yüksek bir alanda konumlanmış olması, bu kanıyı yani kule düşüncesini güçlendirir.

 

Nekropol:

Höyüğün 100 metre kadar kuzeyindedir. Nekropol alanı, yaklaşık 200 x 100 metrelik bir alanı kaplar. Toprak üzerinde, izleri bulunan yüze yakın dikdörtgen planlı, ana kayaya oyulmuş basit çukur mezar görülür. Mezarların ortak özelliği: oldukça basit biçimde ana kayaya oyularak dikdörtgen şeklinde yapılmış olmalarıdır. Boyutları ölen şahsın çocuk veya erişkin olmasına göre değişmektedir. Mezarların üzeri mezar kapaklarıyla örtülmüştür. Ancak kapak taşları yoktur, muhtemelen kırılarak başka amaçlar için kullanılmıştır. 

Mezarların bir kısmı maalesef defineciler tarafından tahribata uğramıştır. 

Dazkırı Sarıkavak köyü Sanaos Antik Kenti Sunak
Sunak:

Höyüğün yaklaşık 1 m güneydoğusunda bulunan ekili arazilerin arasında tarla sınırı olarak oluşturulan alanda bir sunak tespit edilmiştir. Sunağın alt kısmında daha sonraki bir kullanıma ait olabileceği düşünülen, çanak şeklinde girinti bulunur. Oldukça bozuk olan yazıtın okunabilen kısmı değerlendirilerek, bunun bir sunak olduğu anlaşılmıştır. 

Krem renkli, iri gözenekli travertenden yapılmış sunak, 1.20 metre yüksekliğinde ve ortada 0.50 metre çapındadır. Silindirik sunağın alt ve üst kısmı profillendirilerek ortada tabula ansata bölümü bırakılmıştır. Bu alanda, 7 satır uzunluğunda Grekçe bir yazıt bulunur. Yazıttan anlaşıldığına göre, bu bir mezar sunağıdır. Harf karakterlerine göre, sunak Geç Roma dönemine aittir. 

 

 

Bölgedeki diğer buluntular:

Anaua antik kentinde yapılan araştırmalarda tespit edilen diğer buluntuların başında, zeytin işlikleri gelir. Sarıkavak köyü yakınlarında bulunan iki işlik parçası, köy ve çevresinde günümüzde de hala çok sayıda bulunan zeytin ağaçlarının, antik çağda da önemli bir gelir kaynağı olduğunu düşündürür. Bulunan her iki işlik takımı da krem renkli travertenden yapılmıştır. 

Kent kalıntılarında yapılan araştırmalarda, Erken Tunç Çağından Geç Antik döneme kadar oldukça geniş bir zaman dilimini içine alan buluntulara rastlanmıştır. Yüzeyde görülen seramik parçaları arasında, Tunç ve Demir çağına ait buluntular çoğunluktadır.

Evet, Sanaus Doğu Nekropolü ve Antik Taş Ocağı, arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak bölgede resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılmamaktadır. 

Afyonkarahisar Dazkırı Kızılören Köyü

KIZILÖREN KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı; ilçe merkezine 8 km uzaklıkta bulunan Kızılören köyünde de, Roma dönemine ait Tümülüsler görülmekte olup, buralarda yapılan yüzey araştırmalarında, zaman zaman toprak kaplar ve sikkeler bulunmaktadır.

Özellikle “Kayaüstü Mevkii Tümülüsü” ve bu tümülüste bulunan mezar odası ilgi çekmektedir.

Çatak Tümülüsü

Kızılören köyünün yaklaşık 2.5 km kuzeybatısında Çatak mevkiindedir. Kızılören-Hasandede karayolunun 30 metre kadar güneyinde, tarla içinde bulunmaktadır.

Roma dönemine ait tümülüs, moloz taşlı yığma toprak oluşturmuş olup, yaklaşık 30-40 metre çapındadır.

(Öğrendiğime göre, bu tümülüs iş makinası kullanılarak kaçak kazı için tahrip edilmiş, tümülüsün ortasında yaklaşık 3.40 x 3.40 metre ebatlarında ve 2 metre derinliğinde bir çukur açılmıştır.

Çukurun içinde, 2.10 metre uzunluğunda ve 1.40 metre genişliğinde ve 50 cm kalınlığında, kireç taşından yapılmış antik döneme ait bir kaba işçilikli blok bulunmaktadır.

Tümülüs, 2015 yılında arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

Kızılören Köyü Camii

İlçe merkezine bağlı Kızılören köyündeki cami, 19’ncü yüzyılda yapılmıştır. Ahşap sütunlara sahip, sade ama süslemeleri olan bir yapıdır. Ahşap sütunlar üzerinde oturan, düz toprak damlı ve kalemkari süslemeleri olan bir yapı olarak tanımlanır. Plan biçimi kare veya kareye yakındır. Tek mekanlı bir camidir, ibadet alanı tek bölümlüdür. Duvarlar ve çatı iç örtüsü, yerel  teknikle yapılmış, çoğu düz basit yüzeylerdir. 

Cami iç dekorasyonundaki bitkisel, geometrik motiflerle yapılan süslemeler ilgi çeker. Bu süslemeler, Osmanlı dönemi estetiği taşır. 

Ahşap mahfili mevcuttur. Yani cemaatin bir bölümü, yükseltilmiş ahşap platform üzerine çıkarak ibadet yapmaktadır. 

 

KARAAĞAÇKUYUSU GÖLETİ:

İlçe merkezine bağlı 17 km uzaklıktaki Karaağaç köyündedir. Karaağaçkuyusu köyünün rakımı 1038 metredir. Burada bulunan bu gölet, piknik yapmak isteyenler tarafından yoğun tercih edilmektedir. Köyün adı 1912 kayıtlarında “Karaağaç” olarak geçmesine rağmen günümüzde “Karaağaçkuyusu” olarak geçer. 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Afyonkarahisar

afyon.zafer anıtı.1
Afyonkarahisar


Memleketimi anlatmak, başka bir güzellik. Evet, Öncelikle, lütfen şuna hep birlikte dikkat edelim ve özen gösterelim, buranın ismi Afyon değil, Afyonkarahisar.

Afyonkarahisar, belki yalnızca gezmek için buraya gitmeyeceksiniz ama burası konumu itibarıyla, ülkemizin metropol illerinin Antalya bağlantı noktasında bulunması nedeniyle, çoğu kez, yalnızca durmadan ve bazen de meşhur konaklama tesislerinde bir süre durularak geçilen bir yer olarak öne çıkıyor.

Belki ilginizi çeker, işte Afyonkarahisar’ın gerçek kimliği aşağıda.

Afyonkarahisar

ULAŞIM

Afyonkarahisar’a diğer belli başlı İllerin uzaklıkları şöyle: Ankara: 256 km. İstanbul: 460 km. İzmir: 327 km. Antalya: 292 km. Bursa: 273 Konya: 223 km. Evet: gördüğünüz gibi, Afyonkarahisar; sanki ülkemizin tam ortasında bir yer. Bu kadar merkezi konumda olmasına rağmen; yine de son yıllara kadar yeterli kalkınmayı gösterdiğine inanmıyorum, ama son yıllarda: sanırım büyük yatırımlar yapılıyor ve şehir daha güzel ve ekonomik olarak daha güçlü bir hale gelecektir.

Özellikle: yakın bir zaman öncesine kadar, şehrin içinden geçen şehirlerarası karayolu; şehir dışına taşınmış ve şehrin içindeki trafik yoğunluğu azaltılmış. Ayrıca: birçok yeni turistik tesis yapılmış ve halen yapılmakta. Ülkemizin tam merkezinde, birçok yolun kesişim noktasındaki bir mahallin, çok daha ileri ekonomik düzeyde olması gerekir diyorum ve zamanla ekonomik ve sosyal durumun daha da ileri düzeye ulaşacağına inanıyorum.

Bu arada: Afyonkarahisar, konumu ve geçmişte yapılan yatırımlar sonucu, bugün, demiryolu açısından da son derece şanslı bir durumdadır. Afyonkarahisar il merkezi, dört ayrı demiryolu hattının birleştiği noktada bulunan tek il merkezidir. Afyonkarahisar’a, ülkemizin pek çok ilinden demiryolu ile ulaşmak mümkündür.

genel.1
Afyonkarahisar

GENEL

Ege bölgesinin İç Batı Anadolu bölümünde bulunan Afyon ili, coğrafi konumu itibarıyla Marmara ve İç Anadolu bölgelerini, Ege ve Akdeniz bölgelerine bağlayan bir geçit olmuştur. Bu özelliği nedeniyle, tarih boyunca doğu ile batı, kuzey ile güney arasında bir köprü, bir intikal bölgesi olmuştur.

MÖ.3000 yıllardan başlayarak, bilinen 5000 yıllık bir tarihe sahip olan sırasıyla: Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar burada hüküm sürmüşlerdir.

Anadolu’nun üstünlüğünü ele geçirmek isteyen yada korumak için yapılan büyük savaşlardan: İpsos (MÖ.301), Miryakefalon (1176) ve Büyük Taarruz (1922) savaşları, Afyon topraklarında cereyan etmiştir. Geçiş ve kavşak bölgesi olması nedeniyle, Hititler Arzava seferine giderken, Afyon’dan geçmişlerdir. Frigler, gelip Afyon’a yerleşmişlerdir.

Persler, Apameia (Dinar)ı merkez edinmişlerdir. Roma ticaret yolları, Afyon’da düğümlenmiştir. Bizanslılar, Amarium (Emirdağ) u askeri üs yapmışlardır. Araplar ve Türkler, Anadolu’nun kilidinin Afyon’un alınmasıyla açılacağını düşünerek, Afyon’a saldırmışlardır. Haçlı seferleri buradan geçirilmek istenmiştir.

Selçuklular, Afyon’u üs olarak kullanmışlardır. Anadolu’da egemenlik kurmak isteyen Yunanlılar da, yine stratejik öncelik verdikleri Afyon’da üstlenmişlerdir.

genel.2
Afyonkarahisar

Afyonkarahisar’da karasal iklim hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, baharlar ılık ve yağışlı, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Ama, tek kelime etmek gerekirse, Afyonkarahisar, soğuk bir şehir, kar yağışı pek eksik olmuyor.

kocatepe üni.1
Afyonkarahisar

KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi, şehirde: üç kampüste eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürüyor. Bunlar: Ahmet Necdet Sezer, Ali Çetinkaya ve Ahmet Karahisari kampüsü. Bu arada: eski Cumhurbaşkanlarımızdan Sayın Sezer’in Afyonlu olması nedeniyle, kampüslerden birine adı verilmiş.

Bu kampüslerde: Tıp Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi gibi eğitim üniteleri var. Bu ünitelerde: öğrenciler için her türlü sosyal tesis bulunuyor.

zafer yürüyüşü.1
Afyonkarahisar Zafer Yürüyüşü

ZAFER YÜRÜYÜŞÜ

Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi tarafından her yıl; 23-26 Ağustos tarihleri arasında düzenleniyor. Etkinlik: önce Ankara’da Anıtkabir ziyaretiyle başlıyor. Daha sonra şehir içinde çeşitli yerlerin gezilmesi sağlanıyor. Sonra: 26 Ağustos günü, saat: 01.00’de, Çakırözü Köyünden Kocatepe’ye yürüyüş başlatılıyor.

Onur ve gururun bir arada yaşandığı “Kocatepe Zafer Yürüyüşü” günün ilk ışıklarında sona eriyor. Etkinliğe; ülkemizin yaklaşık 50 üniversitesinden, 400 civarında öğrenci ve öğretim elemanı katılıyor. Ayrıca: sivil toplum örgütleri ve Afyonkarahisar ile ülkemizin diğer birçok ilinden gelen vatandaşlar da katılabiliyorlar.

Bakın, bu bana bir şey hatırlatıyor. Avustralya ve Yeni Zelanda devletlerinin; her yıl Nisan ayında gerçekleştirdikleri “Anzak günü” törenlerini. Belki biliyorsunuz dur; “ Her yıl, Nisan ayında, Avustralya ve Yeni Zelanda devletleri, düzenlenen büyük organizasyonlar ile, onbinlerce genci, uçaklarla, ücretsiz olarak, 20 saat uçak yolculuğuna gönderiyorlar.

Bunlar: Gelibolu’da, Anzak koyu olarak isimlendirilen yerde: geceden yerleşiyorlar ve sabaha karşı, dedelerinin yaptığı gibi, yarı bellerine kadar Çanakkale boğazının serin sularına girip, karaya doğru ilerliyorlar, ataları için dini ayin düzenliyorlar.”

Evet: eminim ki, bu gerçeği çoğumuz bilmiyoruz, ama nesillerin geçmişine sahip çıkması açısından, muhteşem bir uygulama. Evet, zafer yürüyüşü denilince, benim aklıma gelen bu. Bu gençlerimiz; yıllar önce Büyük Taarruz sırasında atalarının yaşadıklarını yaşamak istercesine, bu yürüyüşü organize ediyorlar, ne denir, tebrikler, umarım bu yürüyüşler, yüzlerce yıl sürer, devam eder.

Afyonkarahisar Özdilek Tesisleri

ÖZDİLEK TESİSLERİ

Afyonkarahisar denilince, sanırım buradan geçen herkes, bu tesislerde, kısacık ta olsa bir mola vermiştir. Çünkü: gerçekten her türlü ihtiyaca cevap verebilen bir tesis. 1996 yılında açılan ve 350 personelin çalıştığı büyük bir tesis. Gerek alışveriş, gerekse yiyecek ve gerekse tuvalet olarak, temiz, düzenli ve yeterli bir tesis.

Özellikle: çevredeki diğer tesisler açılmadan önce, tüm yolculuklarda, mola noktası kesin olarak burası idi. Hatta: insanlar burada birbirleriyle randevulaşıyorlar ve bazen de büyük rastlantılar burada gerçekleşiyordu.

Evet, Özdilek Tesisleri, merkeze 10 km. uzaklıkta. Burada: lokum üretim tesisi bulunduğundan, özellikle, yolculuk edenler, buradan taze lokum alıyorlar.

İKBAL TESİSLERİ

Evet, bilmediğiniz ilginç bir nokta, İkmal ismi, bizzat Atatürk tarafından konulmuş. Afyon’un en büyük şirketi İkbal, 1922 tarihinde küçük bir lokanta olarak kurulduğunda, ismi “Zümrüt” imiş. 1934 yılında, Atatürk, Afyon’u ziyaret ettiğinde, Zümrüt’ün sahibi Salim Usta’nın yemeklerini tadar ve çok beğenip ustayı yanına çağırtır.

Salim Usta, Zümrüt adında küçük bir lokantası olduğunu söyler. Atatürk; zümrüt ismini beğenmez ve lokantanın ismini, bahtı ve önü açık anlamına gelen “İkbal” koymasını ister. İkbal, şimdi: pastırma ve sucuk da üretiyor.

Evet, tesis: Afyonkarahisar-İzmir karayolu üzerinde. Ama: tam köşede bulunması nedeniyle, bütün yollardan ilerleyenlerin ulaşabileceği, Özdilek tesislerinin hemen karşısındaki bir mekan. Geniş otoparkı ve her türden markanın satıldığı mağazaları ile ön plana çıkmış. Ayrıca: güzel bir restoranı var.

Küçük bir de market. Alışveriş mekanlarında gezerek, yorgunluk atabilirsiniz. Yoksa; büyük metropollerde yaşayanların kendi yaşadıkları yerlerde rahatça bulabilecekleri ürünler satılıyor, fiyatlar da pek düşük değil. En güzel yanı, sanırım burada üniversite öğrencileri çalışıyor, bu çok güzel bir uygulama, ekonomik durumları açısından bu öğrencilere buralarda çalışma olanakları yaratılması gerçekten güzel.

Zaten bu durum gelen müşteri açısından da önemli, çünkü satıcı ile müşteri arasında, olumlu kontak kurulabiliyor. Evet: sucuk-ekmek ve ekmek kadayıfı burada da var. Yemekleri lezzetli ve fiyatları nispeten uygun. Self servis uygulaması var. Siz yine de, burada sucuk ekmek değil, diğer yemeklerden yemelisiniz, özellikle rosto ve tandır. Üstüne de kaymaklı ekmek kadayıfı. Çünkü: özellikle yoğun kalabalık olan günlerde, gelen sucuklar çoğu kez çiğ.

CUMHURİYET TESİSLERİ

Afyonkarahisar-Antalya kavşağı üzerinde, 60 dönüm arazide kurulmuş. Merkez içinde: market, kafe, restoran, self servis, alakart ve Özsüt dondurma ve pasta çeşitleri bulunuyor. Markette ise: Cumhuriyet sucukları ve Afyon’un meşhur lokum çeşitleri, satışı yapılıyor.

Ama: bu marketin fiyatları çok uçuk yani yüksek. Kafe restoranda: sucuk ızgara, sucuk döner, et döner, hamburger ve tost var. Ama, biraz önce söylediğim gibi, buradaki fiyatlar da yüksek. Tek cazip tarafı: 600 araçlık yani büyük otoparkı ve tertemiz, gayet büyük tuvaletleri.

afyon.sucuk yapımı.1
Afyonkarahisar Sucuk

SUCUK

Afyonkarahisar’dan geçip de, sucuk almamak olmaz. Sucuk, ülkemizde severek tüketilen ve üretimi çok eskilere dayanan, geleneksel et ürünü. Üretiminde: sığır, koyun ve manda etleri veya bu etlerin belirli orandaki karışımları kullanılıyor. Etler, önce toz şeker ve nitrit gibi kürleme maddeleri, çeşitli baharatlar ve sarımsak ile kıyılıyor.

Daha sonra, kılıflara doldurulan bu karışımın fermantasyon ve kuruma aşamaları geçirmesiyle, sucuk elde ediliyor. Sucukculuk: Afyonkarahisar’da, uzun yıllardan beri yapılmakta. Sucuk imalinde, kaliteli et kullanıldığından, buranın sucukları özellikle tercih ediliyor.

afyon.haşhaş.1
Afyonkarahisar Haşhaş

HAŞHAŞ

Haşhaş bitkisinin üretimi, çok eski zamanlardan bu yana yapılıyor. MÖ.5’nci bin yıllarda, Sümerlerin yazıtlarında, haşhaşın mevcudiyeti görülüyor.

Asuri kabartmalarında da, haşhaş resimleri görülmüş. Bazı iddialara göre: haşhaşın anavatanı:; Orta Asya yani Türkistan. Ancak:; Anadolu’da ve özellikle Afyon dolaylarında bulunan Etiler döneminden kaldığı iddia edilen taş kabartma ve hatta paralarda, haşhaş resimleri görülüyor.

Bu eserler: Afyon Müzesinde bulunmakta. Zaten, şehrin ismi de, bu bitkiden geliyor. Türkiye’de haşhaş ekimi ve alımı devlet kontrolünde ve izni altında yapılır. Yıllık 12.000 ton kadar haşhaş ekimi yapılır. Bunun büyük bölümü ise, Afyon sınırları içindedir. Osmanlı döneminde, Sultan II. Selim tarafından: Afyonun hası burada yetişiyor denilerek şehrin ismi verilmiş.

afyon.lokum.1
Afyonkarahisar Lokum

LOKUM

Evet, Afyon yöresinde bulunduğunuzda mutlaka gözünüze çarpacaktır, bir çok çeşidi bulunan lokumlar burada üretiliyor. Mutlaka tadına bakmalısınız. Hatta, çoğu insan, yakınlarına yolculuk anısı olarak Afyon lokumu alıp götürmektedir. O kadar çok çeşidi var ki, şaşacaksınız ve de çok taze olması büyük avantaj.

KAYMAK

Kaymak, eskimeyen lezzetlerdendir. Manda sütünden yapılan makbuldür. Ekmek kadayıfının üstüne konularak yenilir. Mutlaka deneyin. Tadına doyamayacaksınız.

afyon.ekmek kadayıfı.1
Afyonkarahisar Ekmek Kadayıfı

EKMEK KADAYIFI

Afyon bölgesinde yapılan bir tatlı türü. Üzerine kaymak konulduğunda, tadına doyum olmaz. Mutlaka denemelisiniz.

NE YENİR

Afyonkarahisar mutfağı; geleneksel lezzetleriyle zengin çeşitliliğe sahiptir. Özellikle: hamur işlerinde haşhaş ve haşhaş yağı kullanımı yaygındır. Yemeklerde ise, etin özel bir yeri vardır. Nohut ve buğdaydan elde edilen, göce ve düğü (ince çekilmiş bulgur) yemeklerde çokça kullanılır.

Özel günlerde kurulan meydan sofralarında, toplu yemek yenir ve bu yemeğe “sıra yemeği” denir. Sıra yemeğinde, 10-15 çeşit yemek bulunur. Yemek sonunda, sindirimi kolaylaştırması için, “bamya çorbası” verilir.
Buranın en meşhur yiyeceği: Patlıcan böreği. Evet; bunun dışında: ekşili bamya, tadılması gereken lezzetlerden. Ayrıca, buraya özgü kaymak ve kaymaklı ekmek kadayıfı.

GEZİLECEK YERLER

arkeoloji müzesi.1
Afyonkarahisar Arkeoloji Müzesi

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Konya yolu üzerinde, Kurtuluş Caddesindedir. Oldukça zengin bir koleksiyona sahiptir. Bölgedeki 40 kadar höyük, 20 kadar antik şehirden derlenen eserler ile, kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Helenistik, Roma ve Bizans devrine ait kazı çalışmaları sonucu bulunan eserler sergileniyor.

Müzenin bahçesinde: Herakles, İmparator Hadrian tipi büyük heykeller, İon-Korint tipi sütun başlıkları, üzeri yazıtlı veya kabartmalı ve bölgenin tipik eserleri arasında olan “Kapı Tipi Mezar Stelleri”, pişmiş toprak lahitleri ve çeşitli mimari eserler sergileniyor. Müzede mevcut arkeolojik eser sayısı: 13.276’dır. Ayrıca: 26.564 sikke, 33 el yazması kitap bulunmaktadır.

Yıllık ziyaretçi sayısı: 12 bin civarında. Müzenin en önemli yanı: Türkiye’de eser bakımından, beşinci sırada bulunması. Evet, yani eser sayısı ve kalitesi gerçekten yüksek. Müzede: Hitit dönemine ait, dünyada benzeri bulunmayan bir eserde sergileniyor, gittiğinizde göreceksiniz.

Bu eser: Afyonkarahisar’a bağlı Çavdarlı Köyü yakınlarındaki Kovalık Höyüğünde yapılan çalışmalar sonrasında ortaya çıkartılan ve dünyada benzeri olmayan, Hitit dönemine ait erkeklerin kutsal sayıldığını gösteren “Libasyon” adı verilen bir kap.

Ayrıca: müzede sergilenen, Hitit dönemine ait mermer üzerine resim yazısı da büyük ilgi çekiyormuş.
Müzede sergilenen eserlerden: Afyonkarahisar mermerinin geçmiş dönemlerde heykeltıraşlıkta kullanıldığı görülüyor. Afyon mermeri, bu özelliği nedeniyle, dünyanın değişik mekanlarını süslemiş. İnsan figürlerinde, tapınaklarda, kiliselerde, ünlü kişilerin mekanlarında Afyonkarahisar mermeri görmek mümkün.

zafermüzesi.1
Afyonkarahisar Zafer Müzesi

ZAFER MÜZESİ

Anıt park karşısında, Hükümet konağı yanındadır. 1913-1914 yılları arasında yapılmıştır. Bina 1985 yılında Zafer Müzesi olmak üzere, tahsis edilmiş ve 1992 yılında; Başkomutan Tarihi Milli Park Müdürlüğü buraya taşınmıştır. Dekorasyon ve düzenleme çalışmaları devam eden bu binanın önemi, tüm ulusun ölüm-kalım mücadelesi verdiği bir döneme (1919-1922) ait olmasındandır.

Evet: zemin katta 10 oda, 1 toplantı salonu, üst katta 9 oda ve sergi salonu var. Başkomutan Meydan Muharebesinin planlandığı ve taarruz emrinin verildiği yerdir. Müzede: Başkomutan savaşı ile ilgili bilgiler verilmesinin yanında, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ve Batı Cephesi Harekat Şube Müdürü Tevfik Bıyıkoğlu anısına, kaldıkları odalar düzenlenmiş ve ziyarete açıktır.

Afyonkarahisar Zafer Anıtı

ZAFER ANITI

Şehir merkezindeki Anıt park içinde, kübik bir kaide üzerinde, Türk ve Yunan güçlerinin sembolü, iki insanın bulunduğu ve Türk’ün zaferini anlatan, 1936 yılında açılan bir anıttır. Devrin önemli heykeltıraşlarından Krippel tarafından; 1934-1945 yılları arasında yapılmıştır. 27 Ağustos 1922 tarihinde Kurtuluş Savaşında, Afyon’un Yunan saldırılarından kurtarılışını sembolize eden, tunçtan bir anıttır.

Anıt: yeşil porfır bir platform üzerindedir. Yine porfirden dikdörtgen bir kaidenin taşıdığı, iki çıplak insan figüründen meydana gelen bir kompozisyondur. Kaidenin uzun kenarında çerçeveler içinde, rölyef halinde işlenmiş Kurtuluş Savaşını simgeleyen figürler var.

Kaidenin ön yüzünde: Atatürk’ün portresi, sol yönünde de Atatürk, İnönü ve Fevzi Çakmak’ın, harita üzerinde Başkumandanlık Savaşını planlarken yapmış oldukları hazırlıkları, arka yüzünde de, askerin taşıdığı sancağı, işgalden kurtulan halkın öpmesi, sağında da Mehmetçik’in süngü taarruzu kabartmalar halinde tasvir edilmiştir.

Kaidenin üzerindeki heykeller: normal insan boyutlarından daha büyük ve hareketler son derece canlıdır. İşgalcileri sembolize eden ve yerde yatan figürün; büyük bir çaresizlikle aşağıya sarkmış olan başındaki ızdıraplı yüz ifadesi ve bitkin vücudu, yenilgiyi göstermektedir.

Ayaktaki figürün yüzünde ise, büyük bir hiddet ifadesi vardır. Gerilmiş adaleleri, şişmiş boyun damarları, yukarı kalkmış kolları, biri yumruk şeklinde sıkılmış, diğeri bir şeyi parçalayacakmış gibi açılmış elleri ile, ayakları altında yatan figüre, yukarıdan bakarak adeta ezmektedir.

Atatürk: 1937 yılında, Afyon ziyaretinde, anıt hakkında: “ Büyük Zaferi en iyi anlatan anıt” diyerek, beğenisini dile getirmiştir. Zaman içinde, heykelin üzerinde meydana gelen oksitlenme ve deformasyon, 2008 yılında yapılan çalışmalarla temizlenmiştir.

Evet: bakın tüm ülkeyi gezdim, ama gerçekten bu derece anlamlı, canlı bir anıt gördüğümü söyleyemem. Afyonkarahisar yöresine yolunuz düşerse, mutlaka gidin ve bu muhteşem anıtı görün. Kesinlikle çok beğeneceğiniz, muhteşem bir anıt.

kocatepe anıtı.1
Afyonkarahisar Kocatepe Anıtı

KOCATEPE ANITI

Şehir merkezinde, Örnekevler Mahallesinde bulunan park içinde, basamaklarla çıkılan, yüksek bir teras ortasında, kaide üzerinde Atatürk’ün Kocatepe’ye çıkış anını gösteren heykel anıtı, 1970 yılında açılmış olup, heykeltıraş Namık Denizhan tarafından yapılmıştır.

Afyonkarahisar Ulucami
Afyonkarahisar Ulucami

ULUCAMİ

Camikebir mahallesindedir. Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali’nin oğlu Sancak Beyi Nasredüddin Hasan tarafından, 1273 yılında yaptırılmıştır. Mihberi: Emirhaç Bey, süslemeleriyse Nakkaş Mahmut Oğlu Hacı Murat tarafından yapılmıştır. Minaresi tuğladandır. 40 ahşap sütun ve başlık üzerine oturtulmuştur. Düz toprak damlıdır. 1341 yılında onarılmıştır.

afyon.kale.2
Afyonkarahisar Kalesi

AFYON KALESİ

Her ne kadar bu kaleye çıkmasanız da, uzaktan geçerken, ana yol üzerinde ilerlerken; bu kalenin bulunduğu kaya blokunun uzaktan muhteşem görüntüsün mutlaka göreceksiniz. Evet, her gelip geçtiğinizde, belki bir-iki saniye bakıp geçtiğiniz kale, gerçekten ilginç bir yer. Buyurun kale ile ilgili ayrıntılı bilgi. Umarım bir gün, buralardan geçerken, 3-4 saatlik bir zamanınız olur ve bu kaleye çıkarsınız.

Kaleye çıkış zamanı, ortalama: 30 dakikadır. Volkanik özellikle, doğal bir kaya kütlesinin üzerinde kurulmuştur. Yüksekliği: 226 metredir. Arzava ülkesine sefer düzenleyen Hitit İmparatoru II. Murşili tarafından, MÖ.1350 yılında, askerlerinin kışı geçirmeleri amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Kalenin o zamanki ismi Hapanuva (yüksek tepe şehri) dır. Sonraki dönemlerde, eklerle daha da genişleyen kale, çevrenin kontrolü için önemli bir stratejik konumdadır.

afyon.atatürk afyonda.1
Afyonkarahisar

Kale zirvesinde: Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış bir çok tapınma yerleri ve 4 adet büyük sarnıç (su çukuru) var.

Malazgirt savaşından sonra, 11’nci yüzyılda, Selçuklular buraya yerleşirler. Burada yaşayan Türk boyları, kayalar üzerindeki bu kaleye “Karahisar” adını verirler. Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat, bu kalede hazinelerini saklar.

Bu yüzden de, “Hisar-ı Devle” ismiyle tanınır. Selçuklu Vezirlerinden Sahip Ata Fahrettin Ali ve oğullarına, kale muhafızlığı verilir ve bu nedenle de ismi “Karahisar-ı Sahip” olur.

Osmanlı döneminde, Sultan II. Selim, kaleyi onarır ve en iyi Afyon’un bu çevrede yetişmesinden ötürü de, kaleye “Afyonkarahisar” ismi verilir.

afyon.kale.3
Afyonkarahisar

Dik bir tepe üzerindeki kaleye: kayaların üstüne oyulmuş merdivenlerle çıkılır. Bunlar: iç ve dış olmak üzere, iki bölümden oluşur. Kız kalesi veya kız kulesi denilen kalenin iç bölümü, muhafızlara ayrılmıştır. Sultan Alaeddin Keykubat burada: cami, saray, erzak ambarı, cephanelikler, 8 su sarnıcı ve değerli eşyaların saklandığı bir de mahzenler yaptırmıştır.

Burası; askeri amaçlı olduğundan halkın oturacağı yerler bulunmaz. Buradaki caminin süslü bezemeleri olan minaresi yıkılmıştır. Ayrıca, kalenin batı kapısı üzerindeki iki yazıttan biri: Alaaddin Keykubat’ın ve diğeri ise Sultan II. Selim’in yaptırdığı onarımları belirtir.

Afyonkarahisar

EFSANELER

Hazreti Ali ya da Düldül’ün ayak izleri efsanesine göre: İslam halifelerinden Hazreti Ali, atı Düldül’ün üzerinde, dağdan dağa uçarak sefer yapmaktadır. İşte böyle seferlerin birinde, Afyonkarahisar’a gelen Hz. Ali, Hıdırlık Dağında konaklamak için sertçe yere basınca, buradaki bir kaya üzerinde ayağının izi kalır.

Daha sonra, Hıdırlıktan kaleye atlayan Düldül, burada da dizginlenince bu kez ön ayağının izi, bir kayanın üzerinde kalır. Hz. Ali, Düldül’ü sulamak için, su yalağına vardığında, atı bağlayacak bir yer bulamaz ve dört parmağı ile yalağın yanındaki bir taşa vurarak taşı deler ve atı buraya bağlar.

Yukarıda belirttiğim gibi : Afyonkarahisar kalesinde, bugün Düldül’ün ayak izi ile atın bağlandığına inanılan kaya üzerinde delik, hala varlığını korumaktadır.

Başka bir efsaneye göre: Afyonkarahisar’da, 740 yılında öldüğü konusunda, tarihçilerin birleştiği Battal Gazi ile yakın arkadaşı Ahmet Tarhan; kaleyi ele geçirmek için sıkı bir kuşatma yaparlar. İçeridekilerin dışarısı ile bütün bağları kesilir. Kale komutanı, bunun üzerine Bizans imparatoruna haber salar ve 100 bin kişilik bir ordu yardım için yola çıkar.

Kalenin burçlarından Battal Gaziyi görerek aşık olan komutanın güzel kızı: o’na bir kötülük gelmemesi için, çimler üzerinde uyumakta olan Battal Gazi’ye bağırır, ancak duyuramaz. Sonra bir kağıt yazar, taşa sarar atar. Battal Gazi, bir iki kıpırdandıktan sonra, hareketsiz kalır. Battal’ın uyunmadığını gören kız telaşlanır.

Babasına, Türklerin komutanının çayırda uyuduğunu söyler ve güya o’nu öldürmek için zehirli bir hançer ister. Battal Gazi’nin yanına gelen kız, onu ölmüş olarak bulur. Çünkü attığı taş, Battal’ın kulağına gelmiş ve ölümüne neden olmuştur. Kız üzülür ve hançeri kendi kalbine saplayarak hayatına son verir.

Bizans ordusu kalenin eteklerine geldiğinde, amansız savaş başlar. Ahmet Tarhan, askerleriyle birlikte şehit olur. Ahmet Tarhan, Karahisar Kalesinin eteklerinde, şu anda Ulu Cami’nin karşısındaki mezarına gömülür. Yenilgiden sonra çok şiddetli bir fırtına başlar ve Battal’ın cesedini Eskişehir dolaylarına atar. Böylece, Bizanslılar, Battal Gazi’nin öldüğünü anlayamazlar ve daha uzun süre onun korkusuyla yaşarlar.

Afyonkarahisar Kalesi Dilek Yeri

DİLEK YERİ

Karahisar Kalesi: tarih boyunca, evlenmek isteyen kızların iyi bir kısmet diledikleri, kısmeti bağlı olanların kısmetlerinin açıldıkları yer olmuştur. İnanışa göre: taliplisi çıkmayan ya da evlenme zamanı gelmiş kızlar, yanlarında yaşlı bir kadınla birlikte, Cuma günü, Karahisar kalesinin yolunu tutarlar.

Ancak, yanlarında birde asma kilit alırlar, kilit kaleye çıkılmadan önce kilitlenir. Kaleye çıkıldıktan sonra, yaşlı kadın kaleye çıkılmadan önce kilitlenmiş olan kilidi kızların başlarında açarak, inanışa göre bahtlarını açar. Daha sonra kızlar Kız Kulesinden :” Bahtım bahtım, Altın bahtım, Evlenecek vaktım.” diyerek bağırırlar.

İnanılan odur ki, tahminen bir hafta sonra, bu kızlara hayırlı birer nasip çıkar ve nişanlanırlar. Bu gelenek, Hıdırelmez’de daha çok ilgi görmekte ve Hıdırellez sabahı erken saatlerde kaleye çıkan kızlar, Kız Kulesinden dileklerini bağırmaktadırlar. Kimi zaman kadınların ya da erkeklerin de Kız Kulesinden: çeşitli dileklerde bulundukları gözlenmektedir.

Kalede: Kız Kulesinin yanında, bir şarapnel oyuğu gibi, insan boyunda olan taşın içinde yatan kadınlar, çeşitli dileklerde bulunurlar. Kalenin kapısının kemerinde bulunan bir oyuğa, bir dilek tutup, 3 taş atılmaktadır. Eğer taşların üçü de oyuğa girerse, dileğin yerine geleceğine inanılır.

Yine, kalenin kapısının önündeki uçmak ağacına insanlar üzerlerinden bir bez ya da ip parçası kopararak bağlamak suretiyle dilekte bulunurlar.

TERMAL TESİSLER

afyon.gazlıgöl kaplıcası.1
Afyonkarahisar Gazlıgöl Termal Turizm Merkezi

GAZLIGÖL TERMAL TURİZM MERKEZİ

İl merkezine, 21 km. uzaklıkta, Eskişehir karayolu üzerinde İhsaniye ilçesine bağlı, Gazlıgöl kasabası içindedir. Kaplıcada, halen 5 adet umumi havuzlu hamam, 4 adet havuzlu dubleks villa, 16 adet de çift odalı küvet tipi banyolu üniteler bulunmaktadır. İşletmedeki toplam yatak kapasitesi: 404 dür.

Kaplıcanın suyunun sıcaklığı: 45-68 derece ve debisi saniyede 9 litredir. Kimyasal özellikleri: hiperterm, hipotenik, alketihir karbonatlı ve hafif radyoaktif bileşiminden oluşmaktadır. İçme ve banyo tedavisinde kullanılmaktadır.

İçme suyu olarak: ağrılı ve spazmalı böbrek hastalıklarına, mide rahatsızlıklarına, karaciğer ve safra yolları ve bağırsağın spastik ağrılarına iyi geldiği söyleniyor.

Banyo tedavisi ise: romatizmal, nevralji, nevrit, artroz, kadın hastalıkları ve saboreik deri hastalıklarına tavsiye edilmektedir.

afyon.ömer kaplıcası.f1
Afyonkarahisar Ömer Kaplıcası

ÖMER KAPLICASI

Afyonkarahisar-Kütahya karayolu üzerinde, Afyonkarahisar merkezine 15 km. uzaklıktadır. Ömer kaplıcası: adını Ömer Dede yatırından almıştır. Suyunun sıcaklığı: 46-71 derece arasındadır. Litrede 1 gr.dan fazla karbondioksit ihtiva etmesi nedeniyle, gazlı sular gurubuna girer.

Kaplıca suyu: romatizmal hastalıklar, solunum yolu hastalıkları, kadın hastalıkları, kemik ve kireçlenme hastalıkları, beslenme bozuklukları ile sinir-kas yorgunluklarının tedavisinde kullanılır. Kaplıcada; konaklama sorunu bulunmamaktadır. Ayrıca: 1 adet kapalı yarı olimpik yüzme havuzu, 2 adet Türk Hamamı, 1 adet büyük kapalı yüzme havuzu bulunmaktadır.

afyon.gecek kaplıcası.1
Afyonkarahisar Gecek Kaplıcası

GECEK KAPLICASI

Afyonkarahisar merkezine 18 km. uzaklıkta, Afyonkarahisar-Kütahya yolu üzerindedir. Kaplıca şifalı sularının yanı sıra mesire yeri olarak da ünlenmiştir. Suyunun sıcaklığı: 46-71 derece arasındadır.

Kaplıca suyu: romatizmal hastalıklar, solunum yolu hastalıkları, kadın hastalıkları, kemik ve kireçlenme rahatsızlıkları, sinir ve kas yorgunluklarına iyi gelmektedir. Konaklama sorunu yoktur. Ayrıca: 1 bayanlara ve 1 erkeklere olmak üzere, iki tane kapalı yüzme havuzu vardır.

afyon.mermer ve el ürünleri teşhirsatış.1
Afyonkarahisar Mermer ve El Ürünleri Teşhir-Satış Merkezi

AFYONKARAHİSAR, MERMER VE EL ÜRÜNLERİ TEŞHİR-SATIŞ MERKEZİ

Türkiye mermerinin, % 28’ini üreten İscehisar, aynı zamanda ülkemizin dört bir yanında üretilen mermerlerin pazarlandığı bir yerdir. Burada: öncelikli olarak, mermer mozaik ürünleriyle gravürle işlenmiş çeşitli mermer ürünler sergileniyor.

Ayrıca: çeşitli ilçelerde üretilen el sanatları ve dokuma ürünleri de burada tanıtılıyor ve satışa sunuluyor. Ayrıca, mermercilikle uğraşan esnafın atölyelerinde işlenen çeşitli mermer ürünlerinin sergilenmesi ve tanıtımı için de kampus içinde, açık alanda 26 adet açık hava sergisi oluşturulmuş.

Snowroom;20 bin metrekarelik bir alanda. Bunun 1200 metrekaresi kapalı alan. Tesis alanı içinde: ayrıca, açık-kapalı sergi alanları, kafe, restoran vs. sosyal donatı mevcut. Sivrihisar istikametinden, Afyonkarahisar’a gelmeden önce; burayı göreceksiniz.

Biraz önce sözünü ettiğim mermer ürünlere merakınız varsa veya merakınız olmasa da kısa bir zamanınız varsa, buraya uğrayıp, gerçekten el emeği muhteşem güzellikteki ürünleri görebilirsiniz.

başkomutanlıkmilliparkı.2
Afyonkarahisar Başkomutanlık Milli Parkı

BAŞKOMUTANLIK MİLLİ PARKI

Ankara-İzmir karayolu, Antalya-Afyon karayolu ve İstanbul-Bursa-Eskişehir karayolu ile buraya ulaşım sağlanmaktadır. 26 Ağustos tarihinde, Kocatepe’den başlayan Türk Kurtuluş Taarruzu, 27-28 Ağustos tarihlerindeki kanlı muharebelerde, Kocatepe bölgesindeki düşman kuvvetlerini önüne katarak sürmüş ve 29 Ağustos’ta, Afyon’a ulaşmıştır.

Beş gün; geceli-gündüzlü aralıksız süren meydan savaşını, Ulu Önder Atatürk’ün; 26-30 Ağustos 1922 tarihinde, bütün dünyayı şaşırtan bir başarı ile sonuçlandırdığı Kurtuluş Savaşının geçtiği yörelerdeki tarihi olgular, Başkomutan Tarihi Milli Parkının ana kaynak değerini oluşturmaktadır.

başkomutanlıkmilliparkı.3
Afyonkarahisar Başkomutanlık Milli Parkı

Kocatepe ve Dumlupınar bölümlerinde ormanlık alanlar içinde, bütün yıl, su bulunan vadi boyları, pek çok endemik türleri kapsayan bitki örtüsü ve yaban hayatı zenginlikleri, Milli Parkın diğer değerlerini oluşturur.

Milli Park içinde: ana iki bölüm içinde yer alan, Kocatepe ve Dumlupınar savaş alanları, Şehitlikler ve anıtlar görülmesi gereken yerlerin başında gelir. Ayrıca, ormanlık alanlardaki vadi boylarında, bitki zenginliği, ziyaretçileri etkiler.

Akören mevkiindeki günübirlik kullanım alanı, ziyaretçilere piknik yapma imkanı sağlamaktadır. Çalköy göleti ve çevresi rekreaktif amaçlı kullanıma uygun olup, çadırla konaklama imkanı sağlanmaktadır.

KOCATEPE ŞEHİTLİĞİ

Kocatepe: Afyon’un 20 km. güneyinde, Büyük kalecik Kasabasındaki bir tepedir. Başkomutan Tarihi Milli Parkı içindedir. Anıt; Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Türk Ordusunun karargah kurduğu ve Kocatepe’de verilen Milli Mücadelede şehit düşen kahramanlarımız adına, 1972 yılında yaptırılmıştır.

kocatepe.atatürk.1
Afyonkarahisar Kocatepe Atatürk Anıtı

KOCATEPE ATATÜRK ANITI

Atatürk; Büyük Taarruzu, günümüzde de varlığını sürdüren siperden bizzat sevk ve idare etmiştir. Kocatepe’ye: Milli Savunma Bakanlığı tarafından, 1953 yılında bir anıt yaptırılmış ve üzerine yazıt konulmuştur. Kültür Bakanlığı da, 1993 yılında: Atatürk Anıtı ve çevre düzenlemesi yapmış ve Kocatepe ziyarete açılmıştır.

Bronzdan yapılan Atatürk Anıtı; 4 ton ağırlığında ve 7.5 metre yüksekliğindedir. Atatürk; elinde sigarası, dalgın, yürüyor. Yoldan geçerken, uzaktan bu görüntüsü seçebilirsiniz. Hemen önünden geçeceksiniz, dinlenmek için ayıracağınız kısa bir zaman parçasını, burada değerlendirebilirsiniz.

YÜZBAŞI AĞAH EFENDİ ŞEHİTLİĞİ

Büyük Kalecik Kasabasında, Kurtkaya Mevkiinde, Kurtuluş Savaşımız sırasında, 27 Ağustos 1922 günü şehit olan Bayburtlu Yüzbaşı Agah Efendi ile Sinoplu Üsteğmen Feyzullah Efendi ve 101 silah arkadaşının bulunduğu şehitliktir. Şehitlik; 1972 yılında onarılmış, 1993 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yenilenmiştir.

BÜYÜK TAARRUZ ŞEHİTLİĞİ VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ANITI

Afyonkarahisar’a 16 km. uzaklıkta bulunan Afyon-Antalya-İzmir yol kavşağında, Işıktepe üzerinde yapılmıştır. 26-27-28-29 Ağustos 1922 tarihlerinde şehit düşen 275 subay ve 2150 Mehmetçik anısına, 1993 yılında yapılmış olan şehitliğin alanı: 3 bin metre karedir. Yolun hemen sağında, geçerken uzaktan görebiliyorsunuz.

ALBAY REŞAT ÇİĞİLTEPE ŞEHİTLİĞİ

Sincanlı İlçesinin güneyinde, Başkomutan Tarihi Milli Parkı içinde, Çiğiltepe mevkiindedir. 57’nci Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey, Büyük Taarruzun ikinci günü olan 27 Ağustos 1922 tarihinde, Atatürk’e verdiği sözü yerine getiremeyerek, hedefini ele geçirememenin verdiği üzüntü ile intihar eder. Ancak, yarım saat sonra, Çiğiltepe alınır. Şehitlik, Reşat Bey ve o bölgede şehit düşen askerlerimiz adına, 1995 yılında yaptırılmıştır.

ANITKAYA ŞEHİTLİĞİ

Afyon-Kütahya karayolu üzerinde, Anıtkaya kasabasındaki bir höyük üzerinde, üst terasta, Kurtuluş Savaşımız sırasında, 28 Ağustos 1922 günü, 13 ve 20’nci Alaydan şehit olanlar anısına, 1924 yılında, piramidal bir anıt dikilmiştir. 1972 yılında çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Burdur şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.