Balıkesir Erdek

Balıkesir Erdek

 

Erdek uzun yıllar, yakın çevresinde yaşayan insanların deniz özlemini giderdikleri bir turizm alanı olarak hizmet verdi ve günümüzde de vermeye devam etmekte.

Yakın çevresi dedim, gerçekten; Erdek-İstanbul arasındaki yolculuğunuz en fazla 2 saat sürüyor.

Şöyle ki; İstanbul Yenikapı’dan her gün Bandırma’ya hızlı feribot seferleri var.

Yaklaşık 2 saatlik bir feribot yolculuğundan sonra Bandırma’ya varıyorsunuz ve 15 dakika sonra ise Erdek. Bandırma-Erdek. 17 km.

Kara yolunu tercih ederseniz, İstanbul-Erdek: 350 km. Ankara-Erdek: 499 km. Yaklaşık 7 saatlik bir yolculuktan sonra varabiliyorsunuz.

Erdek-Balıkesir: 107 km. Erdek-Bursa ise; 117 km. Tüm bu saydığım yollar, nispeten düzgün, asfalt ve yoğun kullanılan yollar.

TARİHİ SÜREÇ

Buranın tarihi; MÖ.7’nci yüzyıla kadar dayanıyor. Tarihi süreçte; “Artake” adıyla geçmiş. Artake; İskitler’in, efsanevi krallarından birinin ismi.

Ünlü yazar Heredot’a göre: Artake, MÖ.7’nci yüzyılın başlarında, bütün Kapıdağ yarımadasıyla birlikte, yakınındaki Kyzikos şehrinin egemenliği altına girer. Öyle ki; Kyzikos şehrinin bir dış mahallesi konumuna gelir.

Ancak, zamanla Kyzikos şehri, büyük bir depremle yıkılır, yerle bir olur. Bunun üzerine: Artake şehri ön plana çıkar. Yine de, tarihi süreç içinde; bölgede, önemli bir merkez olamaz.

Yalnızca; üzüm, şarap, zeytin ve zeytinyağı üretimi ve ticaretiyle ön plana çıkar. Bölgede, Türklerin egemenliği, 1339 yılında görülür.

Balıkesir Erdek

GENEL

Erdek, Türkiye’deki ilk sayfiye yerlerinden biridir. Bölgede turizm, 1959 yılından bu yana sürmekte. Şöyle ki; ben, yaşamımda, ilk kez Erdek’e 1966-1968 yılları arasındaki dönemlerde gittim.

O yıllarda Erdek; beton yapılardan çok, çadırlı kampinglerden oluşan bir tatil yöresiydi.

Son olarak, 2025 yılında gittim.

Elbette, bu geçen süre içinde, çok gelişti ve değişti. En büyük değişim ise, elbette yapılaşmada oldu. yani; eski-bakir Erdek gitmiş, yerine her yanı; otel, motel, pansiyon, kafeterya vb. gibi beton yapılar dolu bir Erdek gelmiş.

Bu ara da, kalabalık da cabası. Vehbi Koç, uzun yıllar tatil için burayı seçmiş ünlülerden. Ama, burada yabancı turist göremezsiniz.

Sanırım bunun en büyük nedeni: yabancı turist, daha çok; sıcak deniz, güneş, kumsal ve eğlenceli-lüks tesis istiyor. Bunlar, yani bu özellikler, burada yok. Bizim yerli turistler ise; güneyin sıcak ve nemli ortamından bunalınca, buranın nemsiz ve nispeten daha serin ortamını tercih ediyorlar.

Neyse; devam edelim.

Erdek’te 12 km. sahil şeridi var. Bu şeritte; ince kum var, çakıl yok. Denizde; kıyıdan 30 m. boyunca yosun var. Bu yosun olayı; çocuklar için olumsuz sonuçlar yaratıyor.

Çünkü; yosuna basmaktan çekiniyorlar. Deniz; dalgalı bir deniz yapısında değil, genelde hep çarşaf gibi bir deniz yüzeyi görmek mümkün.

Ancak; buranın en büyük sıkıntısını hemen başta söylemekte sanırım yarar var.

Buranın denizinde, rüzgarın esme yönüne göre (denizden karaya doğru estiğinde) kıyı yani kumsal, muhteşem bir “deniz anası ” sürüsü ile doluyor.

Aslında bunlar zararsız canlılar, ama sonuçta denizde yüzmeye çalışan insanlar için ve özellikle çocuklar için; çekince yaratıyorlar.

Denize giriyorsunuz; hemen burnunuzun dibinde bir deniz anası, kolunuzu atıyorsunuz, avucunuzun içine bir deniz anası geliyor, hoş olmuyor.

Yalnız, bu durum sürekli değil. Dediğim gibi, rüzgarın esme yönüne göre değişiyor, yani şansınıza kalmış. Bazen, günlerce deniz anası işgalindeki bir kumsal, bazen tek-tük deniz anası. Bilmiyorum, şansınıza veya tahammül seviyenize kalmış.

Bu tertemiz ve az tuzlu, Akdeniz’e nazaran serin deniz suyu, maalesef bu tür sıkıntılar yaratıyor.

Yoksa; deniz temiz, suyun içinde ayak parmaklarınızı rahatlıkla görebiliyorsunuz. Ama işte bunu yani deniz anası olayını iyi düşünün.

Zaten, aslına bakarsanız, Belediyenin plajlarla tam olarak ilgilendiğini söylemekte pek mümkün değil.

Çünkü geldiğinizde göreceksiniz: plajlarda yeterli temizlik yapılmıyor, denizde yüzerken deniz anaları yanında, bir bakıyorsunuz hemen önünüzde bir pet şişe görmek, çok olağan bir manzara.

Erdek denilince, yalnız bunlar değil elbette.

Örneğin: Erdek’te, güneş doğarken denizden doğar, batarken yine denizde batar. Bu görüntüyü izlemenin tadına doyamazsınız.

Ama, yine de, bu güzellikleri uzun süre yaşamak mümkün değil.

Burada, sezon 2-3 ay ile kısıtlı. Yazın, turizm sezonunun açılmasıyla birlikte, mevcut nüfus yaklaşık 5 katına çıkıyor. Buranın diğer bir özelliği de, bayanların yalnız başına, tatile gelebilecekleri bir yer olması imiş. Yani; güvenli bir yer.

Erdek’in iklimi: bölgede ılıman Marmara iklimi görülüyor. Yakınlarındaki Kapıdağ’ın ormanlık iç bölgeleri, ilgi çekici. Cumhuriyet döneminden önce, Kapıdağ, Rum nüfusun en yoğun yaşadığı yerlerden biri imiş.

Burada; 1990 yılından bu yana: Erdek Şenlikleri adı altında Erdek Belediyesince düzenlenen, kültür ve sanat şenlikleri yapılıyor.

NE YENİR

Erdek’te meşhur tost var. Bunu tatmadan ayrılmayın. Hemen merkezde bulabilirsiniz. Bunun dışında, elbette balık önereceğim.

Sonuçta, burası sahil kasabası ve insanları, turizm yanında balıkçılık yaparak geçimlerini sağlıyorlar. Doğal olarak balık ama elbette, restoranlarda sipariş vermeden önce, menü ile ilgili gerekli pazarlığı yapmak şartıyla.

Yoksa; hiç ummadığınız bir hesap pusulası ile karşılaşabilirsiniz. Bunun dışında, balık yemeği sevmeyenler için, Erdek sokaklarında bol miktarda kebapçı da bulunmakta.

NE SATIN ALINIR

Erdek’ten ne satın alınır? Erdek denilince akla: kırmızı soğan, zeytin ve zeytinyağı gelir. Gerek kendiniz için ve gerekse yakınlarınıza hediyelik olarak, bunları alabilirsiniz.

Balıkesir Erdek

GEZİ ROTASI-PLANI

Evet, Erdek denilince, Erdek 3 bölgeden oluşuyor: şehir merkezi, kamplar bölgesi, Ocaklar köyü.

Çevre yolundan, Adnan Menderes caddesine, sola dönün. Doğruca gittiğinizde, limana ulaşacaksınız.

Burada; küçük bir ada var, Zeytinli ada.

Burası; uzun yıllar, sporla ilgili Bakanlığın elinde imiş.

Şimdi, Belediye’ye devredilecekmiş.

Sonuçta; adadaki tesislerin halka açılacağını duydum, güzel bir uygulama. Ama bir şey daha duydum. Bu adayı Fenerbahçe Spor Kulübü almış?

Bu durumda, doğal olarak, tesislerin halka açılması hayal.

Neyse, burada yani liman çevresinde; çay bahçeleri, kafeteryalar ve barlar var.

Bunlar; gece geç saatlere kadar açık. Burada; gerek denizi ve gerekse balıkçıları izleyebilirsiniz.

Özellikle, belirli saatlerde tuttukları balıkları sergileyen, ağlarını onaran balıkçıları ve rengarenk teknelerini görebilirsiniz.

Burada yürüyün, yorulunca çay bahçelerinde, sıcak çayınızı yudumlayın.

Daha sonra, merkeze doğru ilerleyin.

Merkezde, her çeşit ihtiyacınızı karşılayacak mağazalar ve güzel yemekler yiyebileceğiniz lokantalar var. Bol miktarda, balık restoranı ve kebapçı bulabilirsiniz.

Devamında; Ali Haydar sahil bandına çıkın.

Sahil bandında: kumsalda, tertemiz havada, kuş seslerini dinleyerek yürüyüş yapabilirsiniz.

Özellikle, akşamları, sahil yolundaki çay bahçelerinde, her türlü canlı müzik bulmak mümkün.

Sol yanınız deniz, sağ yanınız ise çay bahçeleri. Ayrıca; otel, motel, pansiyon ve kampingler de var.

Plajlar; Edincik’ten başlıyor, Çuğra’ya kadar uzanıyor.

Pazar ve pazartesi günleri, Erdek’te iseniz, mutlaka, merkezde kurulan pazar yerine gidin.

Burada; şifalı otlar, baharat çeşitleri, sebze türleri satın alabilirsiniz.

Bunların dışında, Erdek’te, 1 saatinizi açık hava müzesini gezmek için ayırın, hemen merkezde.

Sonra: limanda tekne turları var, zamanınız varsa bunlara katılıp, Kapıdağ yarımadasının çevresinde bir tur atmayı sakın ihmal etmeyin.

Ayrıca: tarihe ilginiz ve merakınız varsa, Kyzikos antik kentine gidin.

Özellikle: Hadrianus Tapınağı kalıntıları görülmeye değer.

Çünkü, yapıldığı antik dönemde, dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmekte imiş.

 

KAMPLAR BÖLGESİ

Buraya ulaşmak için, Düzler köyünden sonra, OPET benzin istasyonundan, 300 m. sonra sahil kesiminden ilerleyerek gitmeniz gerek.

Bu yol, zeytinliklerle çevrili. Erdek’in en güzel sahil ve tesisleri, bu yörede. Adı üstünde, kamplar bölgesi.

Burada, resmi kurum ve kuruluşların kampları var.

Özellikle: çok büyük bir Askeri Kamp var. Erdek Özel Eğitim ve Dinlenme Merkezi adı altında. Düzler köyünün ilerisindeki sahil şeridinde. Sahilde, bir şerit halinde uzanıyor. Bu kampa sadece askeri personel ve yakınları girebiliyor, özellikle hafta sonları ve tatil günlerinde kampın kapısında uzun kuyruklar görürseniz şaşırmayın, yani askeri personel de buraya girmek için uzunca bir süre kapıda beklemek zorunda kalıyor.

Deniz kıyısında; Aquapark benzeri, denize doğru inen kaydırakları var. Ama; daha öncede belirttiğim gibi, rüzgar ters estiğinde, yani belirsiz zamanlarda, burada da deniz kıyısında, deniz anası istilası söz konusu.

Bu durumda: çocuklar özellikle denize girmeye çekiniyorlar. Evet, askeri kamp, önde; plaj ve tesisler, hemen arkada ise yine ince bir şerit halinde, iki katlı kalma yerleri var.

Tesisleri mükemmel. Fazla yüksek bina olmaması avantaj. Ancak, buraya yalnızca askeri personel ve yakınlarının girebildiğini unutmamak gerek. Yarımadanın konumundan ve rüzgarın yönünden dolayı, bu bölgenin denizi, Erdek merkeze göre daha temiz ve plajı daha kumlu.

Balıkesir Erdek Çuğra Mevkii

ÇUĞRA MEVKİİ

Bandırma-Erdek kara yolunun 20 nci km.de. Erdek merkezinde, kamplar istikametinde, asıl otellerin bulunduğu yöre burası. Tüm güzelliklerden yararlanmak istiyorsanız, Çuğra mevkiini seçmelisiniz. Zaten, oteller, Erdek merkezinden ziyade, bu bölgede yoğunlaşmış.

Erdek de sahil kesimindeki bu uç noktada, Temmuz ve Ağustos aylarında, gün batımını izlemek büyük keyif. Uzun plajda, inci gibi kum ve pırıl pırıl bir deniz var. Hemen geride ise, çınar ağaçlarının altında çay bahçeleri. Onların gerisinde ise, yoğunlaşan otelleri görebilirsiniz. Burada sıralanan otellerin dışa açık tesislerinde bulunan restoran, kafeterya ve barlar da hayat, tüm hızı ile sürüyor.

Balıkesir Erdek Açık Hava Müzesi

AÇIK HAVA MÜZESİ

Hükümet konağının karşısında. 1948 yılında kurulmuş. Kyzikos antik kentinde bulunan: Helenistik ve roma dönemi kalıntıları olan: Afrodit heykelleri, diğer heykeller, dikilitaş, yazıtlar, mezar stelleri, kabartmalar, levhalar, mozaik parçaları, Hadrianus Tapınağına ait sütun ve başlıklar sergileniyor. Buraya mutlaka gidin. Zaten hemen merkezde olması avantaj. Tarihi kalıntılara merakınız varsa, ilginizi çekebilecek bir yer.

Balıkesir Erdek

ERDEK ÇEVRESİ

Balıkesir Erdek Ocaklar Köyü

OCAKLAR KÖYÜ

Tam bir tatil beldesi. Ormanlık bir yer. Serin, yazın sıcak günlerinde bile bu tatlı serinlik muhteşem. Ama, alt yapı sorunları tam olarak çözülememiş. Buranın denizi de, maalesef, diğer yerlerde olduğu gibi, yoğun deniz anası akınına uğramış. Sessiz, tabiatla baş başa olunabilecek bir yer.

Kumsalı uzun (3 km.) ve bu yüzden kalabalık olmuyor. Erdek’in en güzel bölgelerinden biri. Konum olarak; Kapıdağ yarımadasının batısında kalıyor. Erdek merkeze, araba ile 10 dakika uzaklıkta. Şirin, temiz bir köy. Deniz ve dağlar, hala bakirliğini koruyor.

Balıkesir Erdek Kyzikos

KYZİKOS ANTİK KENTİ

Bandırma yönünden gelinirken, Erdek girişte: “Kyzikos” tabelasını göreceksiniz. Takip edin. Erdek merkeze 9 km. uzaklıkta. Toprak altında kalıp, otların örttüğü bir kent. Bugün, kısmen ayaktadır.

Burada; antik çağlarda, çok büyük bir medeniyetin yaşadığı biliniyor.

Miletos’tan gelen göçmenler tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Bu ilk yaşayanların, Trak’ların bir kolu olan Dolionlar oldukları ve şehrin kurucusunun da, kral Kyzikos olduğu biliniyor.

Mysia bölgesine bağlı olan kent, Propontis  (Marmara Denizi) kıyısında, anakaraya dar bir boyunla bağlanan Arktonnesos’un (Kapıdağ Yarımadası) güneyinde yer almaktadır.

Anadolu’nun Pers egemenliğinin başlamasıyla Kyzikos kenti de Pers yönetimine dahil olmuştur.

Pers kralı Kyros, Kyzikos’un da dahil olduğu çevre şehirleri yıllık vergiye bağlayarak, biri Sardes diğeri de Daskyleion’da olmak üzere Anadolu’da iki önemli satraplık merkezi kurmuştur.

Kyzikos yanı başındaki Daskyleion satrabı Metrobates’in idaresine girmiştir. Herodot: Thukydides ve Ksenophon gibi antik kaynaklar, MÖ 6 yüzyıl sonundan itibaren Kyzikos ile Daskyleion satraplık merkezi arasındaki sıkı ilişkiden söz eder. Daskyleion satraplığının kurulmasıyla, büyük kral tarafından Metrobates adlı satrabın atandığı dönemde, Pers krallık merkezi Pasargede de ele geçen bir yazıtta Kyzikos dan bahsedilmektedir. Bu da kentin onlar için önemini göstermesi açısından iyi bir örnektir.

Persler Anadolu’da satraplıklara bölünmelerine rağmen kentlerin yönetimine karışmamışlardır. Ancak Perslerin kendilerine sadık olan kişilerin tyran olarak başa geçmelerini  destekledikleri de bilinen bir gerçektir. Onların döneminde Kyzikos ta tyranlık yapmış olan Pytharchos ve Aristagoras bu tür yöneticilerdir. Atheneios tan öğrenildiğine göre, II Kyros arkadaşı olan Kyzikoslu Pytharchos a tyranlık yapması için Kyzikos un da dahil olduğu 7 şehrin gelirini teminat vermiştir.

Burada; 1902 yılında kazılar başlamış.

Burada bulunan eserler; Erdek Açık Hava Müzesinde ve İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

Ören yerinde ise; nekropol, roma tiyatrosu ve surların bir kısmı görülüyor. Şehre ait kalıntılar yaklaşık 11 km. karelik bir alana yayılmış durumda. Bu harabeler arasında; bugün, yalnızca tonozlu temelleri ve çevreye yayılmış mimari parçaları bulunan Hadrianus Tapınağı ( kentin 1 km. ilerisinde) şehrin roma dönemindeki ihtişamı hakkında fikir vermekte.

Bu tapınak; roma döneminde, dünyanın yedi harikasından biri olarak tanınıyor. Akropol ise; Hamamlı köyü sınırları içinde. Hamamlı köyüne ise, Bandırma-Erdek kara yolunun orta noktasındaki Aşağı Yapıcı köyünden ulaşmak mümkün. İki köy arasındaki uzaklık; 8 km.

Balıkesir Erdek Kapıdağ Yarımadası

KAPIDAĞ YARIMADASI

Erdek’ten Ocaklar köyüne doğru ilerliyorsunuz, Narlı ve İlhanlı köyleri var. Sonra: Doğanlar-Turanlar-Ormanlı-Ballıpınar-Çayağzı-Çakıl-Karşıyaka-Tatlısu-Aşağıyapıcı köyleri geliyor. Sonra; Bandırma’ya ulaşırsınız. Yarımadasın çevresi, yaklaşık 110 km. Yol çoğunlukla asfalt. Ancak: Turanlı-Çayağzı arası bozuk. Çağağzı ve çevresindeki köyler, eski Rum köyleri. Şimdi ise, buralarda, Selanik’ten gelen göçmenler yerleştirilmiş.

Arabanız ile bu rotada bir tur atabilirsiniz. Ancak, yollar dar, bunu göze almanız gerek. El değmemiş sahil ve koyları, balıkçılıkla geçinen köyleri göreceksiniz. Buranın en büyük özelliği ise, yalnızca burada yetiştirilen kırmızı soğan. Bu soğanlar: rengi, tatlı ve sulu olması ile ünlü. Sonra; zeytin. Evet, burada zeytin çok yaygın. Çizme, kırma, sele gibi birçok çeşit zeytin bulabilirsiniz.

Balıkesir Erdek Paşa Limanı Adası

PAŞA LİMANI ADASI

Erdek ile Avşa adası arasında kalıyor. Marmara adasından sonra, bölgenin ikinci büyük adası. Eski adı: Haloni olan adanın günümüzdeki adı ise; Kaptan-ı derya Lala Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasının, buradaki limanı üs olarak kullanmasından almış. Ada; tarihi süreç içinde; haçlı donanması ve zaman zaman da Arap işgallerine uğrar. Daha sonra ise, uzun yıllar Bizans egemenliğinde kalır. Adada; Poyrazlı, Harmanlı, Balıklı ve Tuzla adında yerleşim yerleri var. Buranın en büyük özelliği; yine deniz ve kumsalları.

EKİNLİK ADASI

Eskiden Koutali yani Kaşık adası olarak da bilinirdi. Komşusu olan Avşa adasından, kıyıları yüksek, dar bir boğaz ile ayrılıyor. Adanın en yüksek yeri: kaşık tepesi. Toprakları, tarıma daha elverişli. Küçük nüfuslu, tek bir köyü var. Turistik pansiyonlarında konaklamak mümkün.

Balıkesir Erdek Avşa Adası (Türkeli Adası)

AVŞA ADASI: (TÜRKELİ ADASI)

Paşalimanı adasının batısında. Yapısı: büyük ölçüde granit katmanlardan oluşmuş. Basık görünümlü, alçak bir ada. Erdek’e gelipte, Avşa adasını ziyaret etmeden gitmek olmaz. Erdek’ten 18 km. uzaklıkta. İster feribotla, ister tekne gezintileriyle avşa adasına her gün Erdek’ten seferler düzenleniyor. Bu adanın çevresi tamamen plaj. Bu plajlar çok temiz, deniz pırıl pırıl.

Marmara denizinde, hala temiz yerlerin kaldığını görmek insanı mutlu ediyor. Doğal plajları yanında: diskotekleri sabahın ilk ışıklarına kadar faal. Diğer mekanlar ise, gece yarısında kapanıyor. Yani; tam bir eğlence adası. Hafta sonu kaçamakları için uygun. Sahil şeridinde, zengin eğlence mekanları var. Bölgenin diğer adaları içinde; şarapçılığı ile en ünlü olanı. Eski adı, tarihte, Ophioussa veya Afousia olarak geçiyor. Daha sonra, burada bulunan Meryem Ana Manastırı ile özdeştirilerek Panaya da denilmiş.

En önemli yerleşim alanları; yazlık evler, pansiyonlar ve turistik tesisler, adanın batı kumsalı boyunca uzanan Türkeli Köyü ile, adanın doğusunda yer alan Yiğitler köyünde. Dikkat, buranın şarapları çok meşhur, ilginizi çekerse satın alabilirsiniz. Hani; Erdek’ten değil de, İstanbul’dan Avşa adasına ulaşmak isterseniz, o da mümkün. İstanbul’dan deniz otobüsü ile, 3 saat civarında, doğrudan Avşa adasına ulaşmanız mümkün. Yaz sezonunda, İstanbul’dan, her gün deniz otobüs seferleri olmakta.

MARMARA ADASI

Buranın en büyük özelliği: antik çağdan bu yana, saf mermer ocaklarının bulunması. Adadaki ilk yerleşim: antik çağda Miletoslularca kurulmuş. Ancak, tarihi süreçte, birçok kez, Fenikeliler tarafından yağmalanmış. Roma döneminde değerli Kyzikos mermerlerinin çıkarıldığı ve aynı zamanda sürgün yeri olarak kullanılmış. Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen, ünlü Mausoleum’un kaplama ve kabartmaları da buradan götürülmüş.

SONUÇ

Evet, Erdek gezi rehberi, tur programı, nereler gezilir, nereler görülür, ne yenir, ne satın alınır. Erdek işte böyle. Eğer beklentileriniz: sakin ve fazla sıcak olmayan bir hava ve deniz ise, burayı tercih edin. Belli başlı büyük şehirlere yakınlığı büyük avantaj. Ayrıca; güneydeki büyük otellerin fiyatlarının yanında, burada daha ekonomik bir tatil yapabilirsiniz, yani ucuzluk da buranın avantajı. Ama, bunların yanında; denizin yosunlu olması ve deniz analarının bulunmasını iyi düşünün. Ayrıca; sezon kısa, sezon dışı gittiğinizde serin havanın etkisiyle denize girme imkanınız olmaz.
Tercih sizin, iyi tatiller.

Bandırma tanıtımı yazısı.

Balıkesir tanıtımı yazısı.

Bursa tanıtımı yazısı.

Balıkesir Burhaniye

Balıkesir Burhaniye


Deniz kıyısında olmayan ama deniz kıyısında: tam bir tarih hazinesi olan Ören beldesi bulunan, sessiz, sakin bir tatil yöresi.

Balıkesir Burhaniye

ULAŞIM

Burhaniye: Çanakkale-İzmir E-24 Karayolu üzerinde bulunuyor. Burhaniye-İstanbul arası Bursa üzerinden karayolu uzaklığı: 486 km. Burhaniye-İstanbul arası uzaklık, Çanakkale üzerinden ise: 450 km.
Ankara-Burhaniye arası uzaklık: 623 km., Bursa-Burhaniye arası uzaklık: 243 km., İzmir-Burhaniye arası uzaklık: 190 km., Çanakkale-Burhaniye arası uzaklık: 142 km. , Asos (Behramkale)-Burhaniye arası uzaklık: 105 km.

Burhaniye-Altınoluk: 41 km., Burhaniye-Bergama: 82 km. Burhaniye-Selçuk(Efes): 245 km., Burhaniye-Ayvalık: 34 km., Burhaniye-Edremit: 13 km. Burhaniye-Akçay: 23 km.
Burhaniye-Truva: 123 km.

Balıkesir Burhaniye

Havayolu ile buraya gelmek isteyenler için: Burhaniye’ye yaklaşık 10 km. uzaklıktaki Çanakkale-Balıkesir ana karayolu üzerindeki Körfez Hava alanından haftanın belirli günlerinde, karşılıklı olarak uçak seferleri düzenleniyor.

GENEL

Burhaniye denilince, evet, burası, İlçe merkezi itibarı ile, deniz kıyısında kurulu olmayan bir yer. Kent merkezi: denizden 4 km. içeridedir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 19 metredir. Denizde: 12 km. sahil bandı bulunur.

İster arkeoloji, ister tarih, isterse doğa tutkunu olun, Burhaniye-Ören’e geldiğinizde, beklentilerinizin de ötesinde bir mutluluk yaşayacaksınız.

Çevrede: çok geniş arazilerde tarım yapılıyor. İstediğiniz her türlü sebze ve meyveye ulaşmak kolay. Yaylalardan getirilen: ceviz, kestane, badem muhteşem tatlar.

DOĞA YAPISI

Burhaniye’de, altı tür zeytin ağacı var. Bunun yanında: en yaygın ağaç türü: çam ve meşe. Sahil bölümü: fıstık çamı yoğunluklu. Ören’de: Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun tescil edip korumaya aldığı: 1620 adet palamut meşesi ağacı var.

RÜZGAR

Balıkesir Burhaniye

Antik çağlarda, 1001 rüzgarlar vadisi diye anılan bu yörede: kuzeyde Kaz dağları ve güneyde Marda dağlarının oluşturduğu jeolojik konum nedeniyle: meltem, imbat ve poyraz rüzgarları hakim. Bu durumun yarattığı sürekli hava sirkülasyonu, havasının çok temiz ve sağlıklı olmasını sağlamış. İsviçre’deki Alp Dağları ile birlikte, dünyanın oksijen oranı en yüksek, ender yerlerinden biridir. Biliyorsunuz, bu derece yoğun oksijen olan bir yerimiz daha var. Altınoluk.

BURHANİYE EVLERİ

Balıkesir Burhaniye İskele Mahallesi

Burası: yapılaşmanın insanı hiçte rahatsız etmediği, tek katlı evleriyle, Mayıs ayında gül, yazın fesleğen kokularıyla sarılı tam bir Ege sahil kenti.

İSKELE MAHALLESİ

Burada büyük bir liman var. Öyle ki, körfez bölgesinin en büyük yat limanı burada. Büyük balıkçı teknelerini ve yatları konuk eden limanı burada. Burada; kendinizi bir balıkçı kentinde hissedebilirsiniz. Kıyıda: balık lokantaları ve çay bahçeleri, ayrı bir güzellik oluşturuyor.

Balıkesir Burhaniye Düdüklü Suyu

DÜDÜKLÜ SUYU

Düdüklü suyundan çok içince, bu suyu içen bu bölgeden gidemez, buralı olur diye bir rivayet söz konusu. Evet, nazire olsun diye, bu sudan içmeye kalkarsanız, bir bakmışsınız, buralı oluvermişsiniz. İçinizden, “keşke” diyenleri duyar gibiyim, yine de, olmaz diye düşünmemek gerek.

Balıkesir Burhaniye

ZEYTİN

Balıkesir Burhaniye

Burhaniye, bir zeytin kenti. Tüm kutsal kitaplarda sözü edilen zeytin ağacı, sanki kutsanmış bir ağaçtır. 39 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu söylenir. Bin yıl yaşayabilir, ölse bile köklerinden yenisi çıkar. Bu nedenle: ölümsüzlerle yarışır. İlçede: 18 adet zeytinyağı fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikalar, son yıllarda sulu baskılı sistemden, kontinü sisteme dönüştürülmüştür. Fabrikalarda, zeytin, el değmeden ambalajlanır.

Yunan mitolojisine göre: zeytin, Tanrıça Athena’nın, insanlığa armağanıdır. Hatta bir öykü bulunmaktadır. Zeytin öyküsü. Zeytinin ortaya çıkış öyküsü. Zeytin nasıl ortaya çıkmıştır. Şöyle: Olimpos Tanrısı Zeus: bir yarışma düzenler. İnsanlığa yararlı bir hediye bağışlayana, Atina’nın yönetimi verilecektir.

Tanrı Poseidon, Atina akropolünün üstünde: bir deniz oluşturur. Zeka tanrısı Athena; bir zeytin ağacı oluşturur. Bu bitkinin, her derde deva olacağını söyler. Leziz ve yararlı bir besin maddesi, karanlıkları aydınlatacak bir ışık, yaralara iyi gelecek bir merhem. Athena, anlattıklarıyla Zeus’un aklını çeler ve yarışmayı kazanır.

Athena’nın söyledikleri gerçekleşir. Kaç asırdır, zeytin ağacının meyvesinden çıkarılan yağ: geceleri aydınlatır, mabetleri kutsar, vücutları rahatlatır, cildi güzelleştirir, saçlara hayat verir ve vazgeçilmez bir yiyecek olur.

Balıkesir Burhaniye Deve Güreşleri

Sabahları bir çanak zeytinyağı, üzerine kekik ve kırmızı biber ekin ve kızartılmış ekmeği buna banarak yemelisiniz. Muhteşem bir tat, mutlaka deneyin.

DEVE GÜREŞLERİ

Balıkesir Burhaniye Ören Plajı

Burhaniye’de, her yıl düzenlenen deve güreşleri: 2004 yılında ilk olarak “Uluslar arası Zeytin ve Zeytinyağı Festivali” kapsamı içine alınır ve büyük ilgi toplar. Kendi kuralları dahilinde, develere yaptırılan bu güreş, gerçekten ilginizi çekebilecek özellikte. Burhaniye’de bulunduğunuz sürede, rastlarsanız, mutlaka gidip görün.

ÖREN PLAJI

Ören, asırlık palamut ağaçlarının, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tek tek numaralandırılarak koruma altına alınması ile, Yeşil Ören kimliği de güvence altına alınmış. Tertemiz suyu ve ince kuru ile ünlü.

2000 yılında, bu ününü Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından verilen ve artık tüm dünyada “Denize Girilebilirlik Ölçüsü” olan “Mavi Bayrak” ile tescil edilmiş.
1.5 km. boyunca yay gibi kıvrılan, altın kumlu plaj, genişliğiyle Türkiye’nin dikkat çeken plajlarından biri. Doğallığı bozulmamış ender kıyı şeritlerinden biri.

Balıkesir Burhaniye Ören Askeri Kampı

ÖREN ASKERİ KAMPI

Burada, çok güzel bir de askeri kamp bulunuyor. Ören’de: antik kentin limanı olması muhtemel bölge üzerinde kurulu askeri kamp, sahilde ince bir şerit halinde uzanıyor. İnce kumu, sakin ve dalgasız denizi var, ama bu bölgenin genel özelliği olduğu gibi, deniz suyu soğuk.

Denizin altı yine kum. Sezonun kısa olması dezavantaj. Sıcak bir tatil geçirmek isteyenler: Temmuz ayını tercih etmeli. Evet: Ören gerçekten, yazının diğer bölümlerinde söz ettiğim gibi, cennetten bir köşe. Sakin, sessiz bir doğa yapısı içinde tatil geçirmek isteyenler için, burası ideal.

NE SATIN ALINIR

Burhaniye, zeytin cennetidir. Buradan ayrılırken: Türkiye’nin en güzel, zeytinyağını bulabileceğiniz alışveriş yerlerinden, natürel sızma zeytinyağı ve doğal zeytinli sabun almayı sakın ihmal etmeyin.


TARİHİ

Burhaniye’nin antik dönemlerdeki tarihi: günümüzde Ören’de antik çağlarda kurulu olduğu düşünülen, ünlü kent Adramyttion ile bağlantılıdır.

19’ncu yüzyılda: Osmanlı padişahı Abdülhamit’in oğlu, Şehzade Burhanettin’den dolayı, bu adı almıştır. 15’nci yüzyıldan, 19’ncu yüzyıla kadar ise, bu günkü Kızıklı Köyü yolundaki Roma dönemi su kemerleri nedeniyle, “Kemer” adı ile anılmıştır. Bu ad, günümüzde bazı yerlerde kullanılmaktadır.

Kurtuluş Savaşı öncesinde, Yunan işgali altında kalan Burhaniye, 8 Eylül 1922 tarihinde kurtarılmıştır. Kurtuluş günü ile ilgili bir öykü var. Belki ilginizi çeker: Borazan Çavuş öyküsü. Şöyle: “ Büyük taarruz sonrası, bozulan ve hızla Anadolu’yu terk etmeye başlayan Yunan güçleri, Burhaniye’deki birliği de, İlçeyi yakıp-yıkarak çekilmeye hazırlanır.

Bu durumu öğrenen Burhaniye halkı: Burhaniyeli Kuvvayi Milliyeciler; zekice bir plan hazırlarlar. 8 Eylül 1922 sabaha karşı; Hanay Camiinin minaresinden, Borazan Çavuş, Türk ordusu İlçeye girmek üzereymiş gibi hücum borusu çalarak, düşmanın paniğe kapılmasını sağlar.

Böylece, Yunan işgalcileri, hiçbir kıyım ve yıkım yapamadan, arkalarına bakmadan kaçarak İlçeyi terk ederler. Çünkü: onların güçleri, masum ve savunmasız halka yetmektedir. Türk askerini karşılarında görünce, hızla kaçarlar. Evet, Burhaniye halkı, her yıl 8 Eylül tarihinde kurtuluş gününü coşkulu törenlerle kutlarlar.

TARİHİ YERLER

Balıkesir Burhaniye Adramytteion

 

ADRAMYTTEİON

Burhaniye’nin, turistik mahallesi Ören’in antik çağdaki adıdır. Burhaniye ilçe merkezine 3.5 km uzaklıktadır. Dört sırta sahip bir yükselti üzerinde ve yamaçlarında, deniz kıyısında alüvyal düzlük tarafından kuşatılmış vaziyette konumlanan Ören Mahallesinin altındadır. 

Antik Mysia bölgesini önemli bir limanı olan şehir, Edremit Körfezinin girişinde yer alması nedeniyle, hem askeri hem de ticari bir merkez olmuştur. Hatta, Roma döneminde bölgenin yargı merkezi statüsündeydi. 

Antik kaynaklara göre (özellikle Strabon ve Aristoteles) şehir, Lidya Kralı Alyattes’in oğlu Kral Kroisos’un kardeşi Prens Adramy tarafından kurulmuştur ve Atina’dan kovulan Delos adası sakinleri yerleşmiştir. 

Ancak yapılan kazılar, bölgedeki yerleşim izlerinin Kalkolitik Döneme kadar gittiğini göstermektedir. 

Tarih boyunca kente yapılan saldırılar sonucu, kent iç kesimlere taşınmıştır. 

Burada: antik dönemlerde; deniz ticareti, gemi ve tekne yapımı yönünde büyük gelişmeler yaşanmıştır. Burada yapılan gemiler; Filistin’e kadar gitmiştir. Bunun kanıtı ise: İsa’nın havarilerinden Aziz Paulus’un, Roma’ya götürülüşü sırasında, Filistin’den bindirildiği ilk geminin Adrmaytteion gemisi olduğu hakkında, İncil’den edinilen bilgilerdir. Ayrıca: zeytinyağı üretimi ve tarım yaygındır. 

Şehir: Truva’dan Bergama’ya giden önemli bir sahil yolu üzerinde bulunuyordu. En büyük özelliği ve önemi ise: limanından kaynaklanıyordu.

Bölgenin tek gerçek limanı burada idi. Daha sonra; Bergamalıların hakimiyeti ile, burası zamanla bir donanma istasyonu işlevi de görmeye başladı. Çünkü: İda bölgesinde, bol miktarda odun yakıtı vardı. Liman: Romalılar zamanında: seyahat ve ticaret açısından daha büyük anlam kazandı.

Evet: bölge, Lidyalılar, sonra Persler, Makedonlar ve daha sonrada Romalıların egemenliğine girer. Bu dönemde, imparatorluğun adalet örgütünün merkezi olur. Çünkü: burada bir il mahkemesi açıldığı görülüyor.

Romanın bölünmesinden sonra ise, Bizans sınırları içinde kalan kent, yaklaşık 200 yıl bu egemenlik altında kalır. MS.178 yılında, İstanbul’u kuşatan İslam ordularınca ele geçirilir. 1076 yılında Anadolu Selçuklularının egemenliğine giren kent, daha sonra Haçlı seferleri sırasında, Haçlı orduları tarafından ele geçirilip yağmalanır.

Adramyttion; çok değerli ve eski bir tarihe sahiptir. Assos, Sardes, Pergamon ve Ephesus ile birlikte, o çağların en önemli kentlerindendi.

Kentin kalıntılarının bulunduğu Ören’de, yasal arkeolojik kazılara başlanmıştır.

Ancak, tam olarak, bugünkü Ören’in bulunduğu yerde, bir zamanlar eski Adramytteion bulunmaktaydı. Ancak, buna rağmen, burada şaşırtacak kadar az antik parça bulunmaktadır.

Muhtemelen son yüzyılda, buradaki taşlar, civarda bulunan ev inşaatlarında kullanıldı. Bu tabii ki son derece ciddi kayıplar yaratıyor. Güney tarafındaki girintide, antik liman bulunmaktaydı. Ancak, maalesef bu bölgede: günümüzde bir Askeri Kamp var. Bu nedenle, buraya girmek ve arkeolojik çalışmalar yapmak mümkün değil.

Adramytteion

GÜNÜMÜZDE ANTİK KENTTEN KALAN YAPILAR:

Antik dönemdeki kıyı hattı, bugün içeride kalmıştır. Yani, kıyı çizgisi değişmiştir. Ayrıca, şehir bugün modern yerleşimin altında kaldığı için kazılar zorlaşmaktadır. Ancak yine de kazılar sürdürülmektedir. 

ARKEOPARK:

Burada Bizans dönemi kilise kalıntıları, Roma mozaikleri ve liman yapıları görülebilmektedir. 

 

NEKROPOL ALANI:

Ören yeri çevresinde kaya mezarları ve lahitler bulunmuştur. Mezar buluntuları özellikle Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenir. Mezar stelleri, yerel sanat üslubu hakkında bilgi vermektedir.

Nekropolde bulunan iskeletler incelendiğinde, yaş ortalamasının 35-50 yaş arasında olduğu tespit edilmiştir. İskeletler arasında genç ve yaşlı ölümleri az ve eşittir.

AKROPOL ALANI:

Şehrin Akropolü, Roma döneminde kentin önemli yapılarını bünyesinde barındırıyordu ancak günümüzde modern Ören yerleşiminin altında kalmıştır. 

 

ASIRLIK MEŞELER

Kazı alanı çevresini saran devasa tescilli meşe ağaçları, alanı gezerken size harika bir gölge ve atmosfer sunar. 

Adramytteion
HÖYÜK ALANI:

Ören Tepe (veya Karataş Mevkii) olarak bilinen ana höyük bölgesi, kazıların en yoğun olduğu ve kentin tabakalarının en iyi görülebileceği yerdir. 

Adramytteion Roma Hamamı
ROMA HAMAMI:

Kentte kazılarda açığa çıkarılan ilk Roma yapısıdır. MS 2-3 yüzyıllara tarihlenir. Günümüz Belediye Lojmanlarının arkasında kalan yapı, üst kotlardan itibaren Adramytteion genelinde karşılaşılan Orta-Geç Bizans dönemi çok evreli mimari düzenlemelerine benzer uygulamalar sunmuştur. 

Kentin Roma İmparatorluğu dönemindeki görkemini ve günlük yaşamı yansıtan en önemli yapılardan birisidir. 

Kazı çalışmalarında elde edilen bilgilere göre, bu hamam kompleksinin öne çıkan özellikleri şunlardır:

Hamam klasik bir Roma hamamında bulunması gereken temel bölümlere sahiptir. Burada yerden ısıtma sistemi olan hypocaust (cehennemlik) kalıntıları net bir şekilde görülebilir. Pişmiş toprak sütuncukları üzerinde yükselen zemin, alttan geçen sıcak hava ile ısıtılmaktaydı. 

Adramytteion Roma Hamamı

Hamamı özel kılan unsurlardan biri, tabanında bulunan geometrik motifli mozaiklerdir. Yapının avlusunun üzerinde, ince bir kireç tabakasıyla düzgünce kaplandığı anlaşılan mozaik taban açığa çıkarılmıştır. Söz konusu taban, siyah ve beyaz tesrara kullanımıyla işlenmiştir. 

Birbiriyle çelişkili dairesel motifler ve merkezde bitkisel motifli bordür içerisinde geometrik düzenlemelerin benzerlerine MS 2-3  yüzyıllarda rastlanmaktadır. 

Yapının alt kotlarında, itinalı drenaj sistemi, taban altı ısıtma sistemi ve sıcak hava dağılımını sağlayan kanallar tespit edilmiştir. 

Hamamın çevresinde gelişmiş bir su tahliye ve kanalizasyon sistemi tespit edilmiştir. Antik kentin limanla olan bağlantısı düşünüldüğünde, bu mühendislik harikası yapılar, kentin altyapısının ne kadar ileri düzeyde olduğunu kanıtlamaktadır. 

Adramytteion
ÖREN MEYDANI VE APOLLON TAPINAĞI:

Ören meydanında, bugün Kaymakamlık Konutu yakınlarında yerinde duran devasa bir Roma sütun kaidesi görülmektedir. Ayrıca yer üstünde duvar kalıntıları vardır. Burası, antik kaynaklarda adı geçen görkemli Apollon Tapınağının bulunduğu tepedir. Denizden bakıldığında, antik Adramytteion şehrinin Edremit körfezine en  hakim tepesi olduğu anlaşılan bir yerdedir.

 

BİZANS KİLİSESİ VE DEPO YAPILARI:

Kazı alanında, kentin daha geç dönemlerine ışık tutan Kuzey ve Güney kiliselerinin kalıntılarını, ayrıca antik limanla bağlantılı büyük depo yapılarını görmek mümkündür. 

Adramytteion
Adramytteion Hemen üstteki sütunun üzerinde yazan yazıların Türkçesi
Ören Kilisesi:

Geç Roma dönemine kadar konut alanı olarak kullanım gören, Geç Antik Çağ içinde mezar alanı olarak dönüşüm geçiren ve devamında kilisenin konumlandığı Ören ana yükseltisinin sırtlarından biri üzerindedir.

Bu bölgede tespit sondajlarıyla belgelenen ve bütünü açığa çıkarılan MS 7 nci yüzyıla tarihlenen kilise (Kuzey Kilise/Mezar Şapeli), MS 11 nci yüzyıl sonunda, kent genelinde görülen bir yıkım neticesinde tahribata uğramıştır.

Tahribinin ardından işlevini, hemen güney yakınındaki MS 12 nci yüzyılda inşa edilen kiliseye (Güney Kilise) bırakmış ve apsisi daraltılarak mezar şapeli olarak kullanım görmüştür.

Yapının tuğla tabanının altına konumlandırılmış mezarlara, kimi yerde beş bireye kadar gömü yapıldığı görülmüştür.

Anlaşılacağı üzere, kentin bu bölgesi Geç Bizans döneminde ruhban sınıfı gömüleri için tercih edilmiştir.

Bu bölge üzerinde sürdürülen antropolojik çalışmalar, yerleşimin bu geç evresindeki beslenme alışkanlıkları ve görülen hastalıkları hakkında bilgi sunmaktadır.

Adramytteion Antik Liman
ANTİK LİMAN:

Antik kaynaklarda, Adramytteion antik kentinin iki limanı ve bir tersanesi olduğundan söz edilmektedir. Ama günümüze sadece bir liman kalıntısı ulaşmıştır.

Bu liman günümüzde Anadolu’da en iyi korunagelmiş antik limanlar arasında bulunmaktadır.

Liman kalıntıları, günümüzde su altındaki sığlık alanda bulunmaktadır.

Mendirek, sahilden batıya doğru yaklaşık 150 m ve buradan da kavisli bir dönüş yaparak 100 m kadar kuzeye doğru devam etmektedir.

Mendireğin gövdesi, birbirine 8 m mesafede izodomik bir yapıda inşa edilmiş, iki paralel ana duvar ve bu duvarları dik kesecek biçimde konumlandırılan destek duvarından oluşmaktadır.

Mendirek duvarının dağılmış blokları arasında, çok sayıda bosajlı ve köşe profili bloklar bulunmaktadır.

Yapılan rölöve çalışmaları, MÖ 4 ncü yüzyıl evresine ait blokların da tespit edildiği, ancak korunagelen haliyle Roma dönemine tarihlenen evresine ait detaylar gözler önüne serilmiştir.

Ören Çoruk Köyü Roma Köprüsü

ROMA KÖPRÜSÜ

Çoruk Mahallesi yakınlarındadır. Çoruk deresi (antik dönemdeki ismi Eueinos) üzerinde yer alır. Eğer köprüyü görmek isterseniz: Çoruk köyü mezarlığı yakınlarındaki dere yatağını takip edebilirsiniz.

Halk tarafından Okuf Köprüsü olarak da bilinir.

Bu köprü sadece bir geçiş noktası değil, aynı zamanda antik çağın mühendislik ve inanç dünyasına dair önemli izler taşıyan bir yapıdır.

Köprü, toplam 5 kemerlidir. Günümüzde bu kemerlerin bir kısmı, alüvyonlar nedeniyle toprak altında kalmış veya bitki örtüsüyle kapanmıştır.

Düzgün kesme taş işçiliği görülür. Harçsız veya çok az harçlı büyük taş bloklarının kullanılması, Klasik Roma dönemi karakterini yansıtmaktadır.

Oldukça sağlam bir gövdeye sahip olmasına rağmen, bakımı ve restorasyonu yapılmamıştır.

Evet en önemli husus: köprü üzerinde herhangi bir taşıt izi olmamasıdır. Bu yüzden buranın sıradan bir kervan yolu değil, Dinsel Geçit Köprüsü olabileceği düşünülmektedir. Antik dönemde Aleksandria Troas kentinden gelenlerin, Apollon kehanetleri için bu güzergahı kullandıkları düşünülür.

Köprü, antik Adramytteion kendinin hinterlandında yer alır. Çevresinde Roma ve Bizans dönemlerine ait bol miktarda seramik kırığı ve antik yol izleri (taş kaldırımlar) bulunmaktadır.

Ören Yılantepe Altarı

YILANTEPE ALTARI

Ören mahallesini kuzeydoğusundadır.

Karınca çayının denize döküldüğü noktaya yakın bir yükseltidedir.

Antik dönemde bu tepe, hem körfezi hem de limanı kontrol eden stratejik bir gözetleme ve ibadet noktası olarak kullanılmıştır.

Bu tür altarlar genellikle tanrılara kurban sunmak veya adak adamak amacıyla yüksek tepelere inşa edilirdi. Tepede kayaya oyulmuş basamaklar, platformlar ve sıvı (şarap veya kan) akıtmak için kullanılan kanallar (libasyon çukurları) tespit edilmiştir. Altarın, antik kentin koruyucu tanrıları olan Apollon veya Zeus onuruna yapıldığı tahmin edilmektedir.

Tepenin doğu yamacında, büyük taş bloklarla sınırlandırılmış ve içindeki buluntularla Helenistik Döneme tarihlenen önemli bir mezar bulunmuştur. Bu kalıntılar, Adramytteion antik kendinin sadece bugünkü Ören Meydanı ile sınırlı olmadığını, çevredeki tepelere kadar yayıldığını kanıtlamaktadır.

Evet bugün Yılantepe de görülebilecek tarihi bir eser yoktur. Sadece tepeden tüm Edremit Körfezi ve ören plajları ve karşıdaki Midilli adası görülebilmektedir. Yörede halen kazı çalışmaları devam etmektedir.

Ören Kuvayi Milliye Müzesi

ÖREN KUVAYİ MİLLİYE KÜLTÜR MÜZESİ.

Burhaniye merkezinde bulunan bu müze, Milli Mücadele dönemine ait eserlerin yanı sıra bölgeden çıkan arkeolojik objelere de ev sahipliği yapıyor.

Burhaniye ilçe merkezinde (Kocacami karşısında) yer alan bu tarihi bina, bölgenin antik dönemden Cumhuriyete uzanan köprüsüdür.

Müze binası 18 veya 19 yüzyılda inşa edilmiş, Osmanlı döneminde Şehir Oteli ve Camlı Kahve olarak kullanılmış tarihi bir yapıdır.

Daha sonra Halkevi ve Askeri Mahfel (Subay kulübü) gibi farklı amaçlara hizmet ettikten sonra 2008 yılında restore edilerek müze haline dönüştürülmüştür.

Bugün müze 2 ana bölümden oluşur.

 

ZEMİN KAT-ARKEOLOJİ BÖLÜMÜ;

Adramytteion Buluntuları:

Bu bölümün en büyük özelliği, Ören deki Adramytteion kazılarından çıkan eserlerin burada sergilenmesidir.

Koleksiyon:

Antik döneme ait sikkeler, seramikler, kandiller, tıbbi aletler (cımbızlar, broşlar) ve cam eserler (göz yaşı şişeleri) vardır.

 

Gemi Modeli

Antik çağın ünlü savaş gemilerinden olan bir trireme modeli de bu katta sergilenmektedir.

 

ÜST KAT-ETNOĞRAFYA VE MİLLİ MÜCADELE BÖLÜMÜ:

Milli Mücadele Ruhu:

Kurtuluş savaşında kullanılan silahlar, yerel kahramanlara ait kişisel eşyalar ve o döneme ait fotoğraflar bulunur.

 

Kültürel Bellek:

Bölgenin sosyal yaşamını yansıtan geleneksel kıyafetler, ev eşyaları ve tarım aletleri sergilenir.

 

Önemli isimlerin mirası:

Aziz Nesin, Oğuz Tansel ve Murat Bardakçı nın dedesi Cemal Bardakçı gibi tanınmış simalara ait objeler de bu katta sergileniyor.

 

 

Balıkesir Burhaniye İçmeler ve Kaplıcalar

İÇMELER VE KAPLICALAR

KARAAĞAÇ KAPLICASI

Burhaniye’ye 10 km., Karaağaç Beldesine 2 km uzaklıktadır. Kaplıca hamamındaki su, başta uyuz olmak üzere, birçok cilt hastalığına iyi gelmektedir. Konaklama olanağı olmadığından günü birlik gidilmesi söz konusudur.

BOSTANCI KÖYÜ KAPLICALARI

Burhaniye’ye 10 km. uzaklıkta: Balıkesir, Çanakkale ve İzmir ana kara yolu kavşağında bulunmaktadır. Suyu, ortalama 51 derecedir. Romatizma, siyatik, lumbago ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. E-87 Ana Kara yolu üzerinde olması nedeniyle otobüs ve minübüslerle ulaşım kolaydır. Ayrıca, konaklama olanakları da vardır.

PELİTKÖY ZEYTİN PINARI İÇMESİ

Burhaniye’ye 12 km., Pelitköy’e ise 2 km. uzaklıktadır. Ortalama 20 derece sıcaklığındaki su, safra yolu hastalıkları ile karaciğer ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Burada: Pelitköy Belediyesine ait, 20 yataklı bir pansiyon bulunuyor. Yaz aylarında, Pelitköy’den otobüs seferleri düzenleniyor.

DUTLUCA KÖYÜ İÇMELERİ VE DAMLARCA SUYU

Burhaniye’ye 12 km. uzaklıkta, Dutluca köyündeki içme suyu, ortalama 16 derece sıcaklıktadır. İdrar yolları ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Bu köyde, ayrıca Damlarca yıkanma suyu da bulunmakta ve cilt hastalıklarına yararlı olmaktadır. Ulaşım, köy minübüsü ile sağlanmakta ve günü birlik gidilip gelinmektedir.

Balıkesir Burhaniye

EĞLENCE VE MESİRE YERLERİ

ARTUR (ARKENT)

Birbirinden güzel koyları, gazino ve eğlence mekanları ile, her türlü sosyal tesise sahip bir tatil beldesi. Burhaniye’ye 23 km. uzaklıkta.

SEKLİL TEPE ÇAMLIĞI

İlçe merkezine 3 km. uzaklıktadır. Temiz havası, çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğası ve bol su kaynakları ile huzurlu bir mesire yeridir.

TAYLIELİ KÖYÜ

İlçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. İskele mahallesine ise, 1.5 km. uzaklıktadır. Burhaniye tarihindeki öneminin yanı sıra, körfez bölgesinin büyük bir bölümünü kapsayan panoramik manzarası ile görülmeye değerdir. Çam ve zeytin ağaçları ile kaplı doğası ve bol suyu ile ideal bir mesire yeridir.

MURAT ÇEŞME

İskele mahallesinin 2 km. kadar güneyinde, deniz kıyısında, temiz denizi, suyu ve güzel doğası ile keyifli bir mekandır.

 

 

TAYLIELİ KÖYÜ

Taylıel köyü, Burhaniye ilçe merkezine 7 km, Ören sahiline sadece 1.5 km uzaklıktadır.

Burhaniye nin hemen sırtlarında, tüm körfezi ayaklar altına seren bir balkon gibi konumlanan Taylıel köyü, son yıllarda bölgenin en popüler kaçış noktalarından biri haline gelmiştir.

Adramytteion antik kentinin hemen yukarısında yer alan bu köy, tarihi dokusu, eşsiz manzarası ve gurme kahvaltılarıyla bilinir.

Taylıel in en büyük çekim merkezi, Edremit Körfezine hakim panaromik manzarasıdır.

Köyden bakıldığında, bir yanda Kaz dağlarının ihtişamı, diğer yanda Ayvalık adaları ve körfez ışıkları görülebilir.

Özellikle gün batımı saatlerinde körfezin aldığı renkler görülmeye değerdir.

Köy, son yıllarda bir kahvaltı köyü kimliği kazanmıştır.

Bölgedeki mekanlar genellikle kendi üretimi olan zeytinyağlarını, ev yapımı reçelleri ve yerel peynirleri sunarlar.

 

Antik Kalıntılar:

Köy merkezinde ve çevre yollarda Bizans ve Geç Antik çağa tarihlenen mermer sütunlar, granit parçalar ve işlenmiş kayalar görülebilir.

Bu kalıntılar, kentin Adramytteion ile olan tarihsel bağını doğrular.

 

Taylı Baba Türbesi:

Köyün tarihi mezarlığında bulunan bu türbe, köyün manevi duraklarından biridir. Çevresinde antik dönemden kalma taş ocaklarının izlerine rastlanır.

 

Açık Hava Tiyatrosu:

Köyün hemen girişinde bulunan modern amfi tiyatro, yaz aylarında çeşitli festivallere ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapar.

 

 

Altınoluk tanıtımı yazısı için.

Akçay tanıtımı yazısı için.

Burhaniye tanıtımı yazısı için.

Ayvalık tanıtımı yazısı için.

Balıkesir tanıtımı yazısı için.

 

Balıkesir Edremit Altınoluk

Balıkesir Edremit Altınoluk

Evet, burası, dünyanın en yoğun oksijen bulunan yöresi. Tam bir oksijen çadırı gibi. Bu durumun, teknik verilerle kanıtlanmış olması da cabası. Hani derler ya, astım hastaları, Antalya-Alanya’daki Damlataş Mağarasına gitmeliler diye, burada mağaraya filan gitmeye gerek yok. Ortam, tamamen yoğun oksijen ile dikkat çekiyor.

ULAŞIM

İstanbul’dan, Altınoluk’a: Bursa-Balıkesir-Havran-Edremit üzerinden gidebilirsiniz. Tekirdağ-Çanakkale yolunu da tercih edebilirsiniz. Bu yol, manzarası güzel, trafiği az ve 476 km. İstanbul-Kınalı arası otoyolu kullananlar, Tekirdağ’dan Keşan’a, sonra da Gelibolu’ya gelecekler. Buradan, Lapseki’ye veya Eceabat’tan Çanakkale’ye, karşıya geçmek için feribotlar, saat başı kalkıyor. Truva’dan, Edremit Körfezine inerken, Altınoluk sizi karşılayacak.

Ankara’dan, Altınoluk’a gelmek için ise: Ankara-Eskişehir-Bursa-Balıkesir-Edremit-Akçay üzerinden ilerleyerek Altınoluk’a ulaşmak mümkün. Ankara-Altınoluk arası uzaklık: 644 km.

Altınoluk-Edremit arasındaki uzaklık: 28 km. Balıkesir-Altınoluk arası uzaklık ise: 114 km.

Balıkesir Edremit Altınoluk

GENEL

Evet, Altınoluk denilince, yörenin havasının, tam bir oksijen deposu olması akla geliyor. Sonra ise: yörede bulunan çok sayıda konaklama tesisi ve eğlence mekanı.

Ayrıca: Güre’deki kaplıcalar, Kaz dağının gizemi, Sarıkız efsanesinin hüznüdür.

Balıkesir Edremit Altınoluk

SARIKIZ EFSANESİ

Güre Köyünde, Sarıkız adında, çok güzel, iyi yürekli bir kız yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin iftiraları sonucu, babası, Sarıkız’ı, 5-10 kazla birlikte, İda dağına bırakır. Bir süre sonra, kızını görmeye giden baba, kızından su ister. Sarıkız, dağın tepesinden, elini körfeze uzatarak tasını doldurunca, kızının erdiğini anlar. Sırrı anlaşılan Sarıkız, orada, buna çok üzülen babası ise İda dağının başka bir tepesinde ölür. Bu efsaneye göre, İda dağı, Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, kızın babasının öldüğü yer de Babadağı olarak anılmaya başlanır.

Gürenin üstünde bulunan Kavurmacılar Köyünde yaşadığına inanılan Sarıkız için, her yıl 15 Ağustos tarihinde bir tören düzenlenir. Bu törende: köyde, keşkek, pilav, nohut pişirilip yenir. Şerbetler içilir. Terkedilmiş görünümlü köyde kalan beş-altı ailenin yanı sıra, yeni yapılanmalara da rastlanılıyor. Sarıkız şenliklerine olan ilginin her yıl arttığı görülmekte. Ayrıca, Sarıkızın kabri başında, herkesin dileğini yazabildiği büyük bir dilek defteri de bulunuyor.

GEZİLECEK YERLER

Balıkesir Edremit Altınoluk Antandros

ANTANDROS ANTİK KENTİ

Antandros antik kenti, Edremit ilçesinden Altınoluk an yaklaşık 2 km doğusunda, Kaz dağlarının güney eteklerinde yer alan ve Geleceğin Efes i olarak adlandırılan büyüleyici bir Troas kentidir.

 

TARİHİ SÜREÇ-PERS KRALI XERXES

Heredotos, Pers Kralı Xerxes in MÖ 483 yılında Yunanistan a yapacağı seferin hazırlıklarına ve ordunun izlediği güzergaha değinir.

Heredotos un anlatımına göre:

Ordu, Lydia dan Kaikos ırmağına ve Mysia ya yöneldi.

Kaimos u geçtikten sonra Aternaos içinden Karene kentine doğru yürüdü.

Bu kentten sonra Adramytteion kenti ve Pelasg sitesi Antandros’a geçerek Thebe ovasına indi.

Ve oradan gece İda eteklerinde konaklamışken bora patladı, zigza gezinen yıldırımlar düştü ve oldukça önemli sayıda kayıplar verdi.

 

DONANMA KURULMASI

Vergilius un “Aeneas” adlı eserinde, MÖ 1200 lü yıllarda, Akhalar ile Troyalılar arasında çıkan savaş sonrasında yıkılan Troya kentinden kaçan Aeneas ve yanındakilerin bir Phry yerleşimi olan ve İda dağı eteklerinde bulunan Antandros ta donanmalarını kurduklarından bahseder.

Antik kaynaklarda Antandros kenti ile ilgili bilgilere çok sık rastlanmamasına karşın, kentin adı Atina ve Sparta arasında, MÖ 431 yılında başlayan ve MÖ 404 yılında sona eren Peleponnesos savaşlarında sıkça geçer.

Savaşların ilk evresinde Antandros ile ilgili bilgiyi Thukydides ten alınır.

Lesbos adasını ve burada yer alan Mytilene kentini ele geçiren Atinalılar, kent halkının bir kısmını sürgüne göndermiştir.

Mytilene ve Lesbos adasının diğer bölgelerinden sürgün edilen bu insanlar, yanlarına Peleponnesos tan paralı askerler alarak Antandros u ele geçirirler.

Bu insanlar Antandros un, İda dağına yakın olması ve gemi yapımında kullanılacak diğer gereçlerin de bol olmasından yararlanarak gemi yapacak, böylece Lesbos a saldırıp geri aldıktan sonra karşı kıyıda yer alan diğer Aiol kentlerini de ele geçireceklerdi.

MÖ 512 yılında Persler tarafından Antandros şehri ele geçirildiğinde, tarih sayfalarında yerini almıştır.

İda dağının eteğinde konumu sayesinde, şehir gemi inşa endüstrisi için gerekli olan zengin kereste ve reçine kaynaklarına erişebiliyordu.

Bu hususlar, Antandros u savaş filolarını genişletmek isteyen tüm askeri güçler için cazip bir hedef haline getirmiştir.

Şehir defalarca el değiştirdi, Yunanlılar ve Persler tarafından kontrol edildi ve hatta kısa bir süre için özerk bir yerleşim yer ibile oldu.

Antandros Mozaikleri

YAMAÇ EV-ROMA VİLLASI VE MUAZZAM MOZAİKLER

Antandros un en çok ses getiren bölümü, MS 300 civarına tarihlenen yaklaşık 1100-1800 metrekarelik Roma villasıdır.

Araştırmalara göre villanın MS 3 ncü yüzyılda inşa edildiği ve MS 6-7 nci yüzyıllara kadar kullanıldığı anlaşılmıştır. Bu tarihte, Arap akınlarından kaçan halk, kenti terk ederek, bugün Şahinkalesi olarak adlandırılan, oldukça korunaklı doğal bir kale görünümündeki tepeye taşınmıştır.

Antandros Mozaikleri

Evet, denize bakan bir yamaç üzerine yerleştirilmiş olması nedeniyle klasik Roma peristilli ev tipinden farklı olarak, sıralı ev tipi olarak adlandırılan bir mimari üslupla inşa edilmiştir.

32.90 m uzunluğundaki portika üzerine, yan yana dizilmiş 6 odası evin ana mekanlarını oluşturmaktadır.

Bunun haricinde latrina (tuvalet), mutfak, teras ve oldukça görkemli bir hamam bulunur.

Antandros Mozaikleri

Mozaikler ve Freskler:

Yamaç ev özellikle taban mozaikleri ve freskolarıyla dikkat çekmektedir.

Yamaçtaki eğimden dolayı, teraslar üzerine oturan villanın portikosu ve yan yana dizilmiş 6 odasından Oda no 1 ve 4 oldukça iyi korunmuş mozaiklere sahiptir.

Oda 3 ün tabanı mermer kaplıdır.

Oda 1 in duvarları, stilize sütunlar arasına yerleştirilen tek figürlü panellerden oluşan freskolar ile dekore adilmiştir.

Ayrıca hamamın soyunma odası olarak adlandırılan odasının tabanı, tam olarak korunmuş mozaik döşemeye, duvarları freskoya sahiptir.

Özellikle bir içki kabından (kantharos) su içen iki kuşun resmedildiği “Çarkıfelek” motifi çok meşhurdur.

Antandros Su içen kuşlar Çarkıfelek Mozaiği

Duvarlarda ise meyve ve içki taşıyan hizmetkarların betimlendiği freskler bulunur.

Antandros Mozaikleri

Lüks Yaşam.

Villanın kendine ait özel bir hamamı, kanalizasyon sistemi, kışlık ve yazlık salonları vardır.

Bu, kentin o dönemdeki yüksek refah düzeyini yansıtır.

Antandros Nekropolis

ANADOLU NUN EN GENİŞ NEKROPOLÜ-MEZARLIĞI

Antandros, mezar çeşitliği açısından Anadolu arkeolojisinde çok özel bir yere sahiptir.

Nekropolis, Antandros yerleşmesinin yer aldığı Kaletaşı Tepesinin yaklaşık 400 m batısındadır.

Deniz ile ona paralel uzanan tepe arasındaki 50-60 m lik yamaç ve düzlüktedir.

Bugün Melis Sitesinin büyük bir bölümünün üzerine oturduğu Nekropolis alanının batı sınırı, sitenin batı sınırı ile aynı konumda iken, 2001 yılından bu yana sürdürülmekte olan sistemli kazılar, nekropolis alanının sınırlarını tespit etmeye yönelik olarak sürdürülmektedir.

Bugüne kadar toplam 412 mezar bulunmuştur.

Nekropolis in en erken mezarında, hediye olarak göğüs üzerinde bir bronz saç spirali ile bacaklar hizasında 5 aşık kemiği bulunmuştur.

Arkaik döneme ait, toplam 160 mezar bulunmuştur.

Evet, Nekropolis; MÖ 8 yüzyıldan MÖ 2 yüzyıla kadar kesintisiz kullanılan bu alanda şunlar görülebilir.

Antandros Nekropolis

Lahit Mezarlar:

Nekropolde ilk lahit kullanımı, yetişkin bireylerin sadece yakılarak gömülmediği MÖ 6 ncı yüz yılda görülmeye başlar.

MÖ 5 nci yüzyıla ait lahitlerde çoklü gömüler dikkat çekmektedir.

Bir lahitte, ikisi kadın, birisi erkek üç erişkinin yatırıldığı lahit içerisinde, MÖ 450 civarına tarihlenen siyah figür tekniğinde bezeli kaide ve gövde ele geçirilmiştir. Üç bireyin de birbirinin üzerine, diğerini tahrip etmeksizin yatırılmış olması ve mezar hediyeleri arasında zaman farkının bulunmaması, bu gömülerin aynı dönemde yapıldıklarını ve muhtemelen lahitlerin aile mezarı olarak kullanıldığını düşündürür.

 

Pithos-Küp mezarlar:

Ölülerin büyük küplerin içine yerleştirildiği ilginç gömü biçimleridir.

Bebek gömüleri genellikle amphoralar içine yapılırken, erişkin ve çocuklar için çatı kiremidi mezarların da kullanıldığı görülmektedir.

 

Kremasyon

Ölü yakma geleneklerine dair izler vardır.

Bazı kremasyon mezarlarda toprak üzerindeki yanık tabakası ve toprakta yüksek ısıdan meydana gelen kırmızılaşma, bireyin gömüldüğü yerde yakıldığını kanıtlamaktadır.

Başka yerde yakılarak toplanan kemiklerin bir urne kabı içerisine konulması sonrasında gömülmüşlerdir.

 

MİTOLOJİK VE TARİHSEL ÖNEMİ

Aeneas ın Gemileri:

Efsaneye göre, Troya savaşından kaçan kahraman Aeneas, Roma yı kurmak üzere yola çıkacağı gemileri Antandros tersanelerinde, Kaz dağlarının kerestelerinden yaptırmıştır.

Bu nedenle Antandros, İtalya ile kurulan “Aeneas Rotası” projesinin başlangıç noktasıdır.

Antandros Güzellik Yarışması

Dünyanın ilk güzellik yarışması:

Antik dönem yazarlarından Strabon, “İç kısmında Antandros bulunur, bunun da yukarısında Paris in hakemlik yaptığı söylenen Aleksandreia Dağı vardır” diyerek, dünyaca ünlü bu efsanenin Antandros da gerçekleştiğini aktarır.

Gelelim olayın ayrıntısına:

Tanrıça Thetis, Zeus tarafından bir ölümlü olan Peleus ile evlendirilir.

Bu düğüne Eris, yani nifak tanrıçası, kötü özellikleri nedeniyle davet edilmez.

Bunu haber alan Eris, tanrılar ve tanrıçalar toplandıklarında, aralarına, “En güzele” yazan bir altın elma fırlatır.

Tanrıçalardan Athena, Hera ve Aphrodite en güzelin kendisi olduğunu söyleyerek, elmayı almak üzere atılırlar.

Bunun üzerine Zeus, Hermes i tanrıçaları İda dağına götürmekle görevlendirir.

Orada Paris ten en güzel tanrıçayı seçip, elmayı ona vermesi istenecektir.

Tanrıçalar Paris in karşısına dizilirler.

Hera, Paris e yaklaşarak kendisini seçerse ona Asya İmparatorluğunu vereceğini söyler.

Hera nın ardından Athena, bilgelik ve gireceği tüm savaşlarda zafer vaat eder.

Afrodite ise, dünyanın en güzel kadınını vaat eder.

Paris elmayı Aprofite vererek, en güzel tanrıçayı Zeus adına belirler ve böylece kendisine vaat edilen dünyanın en güzel kadınını alacağı günü beklemeye başlar.

Evet, yukarıda da belirttiğim gibi, Strabon, bu efsanenin Antandros ta gerçekleştiğini aktarmıştır.

 

ANTİK YOL

4.10 m seviyesinden itibaren, 4.02 m, 3.94 m ve 3.89 m de dört ayrı tabaka halinde antik yol açığa çıkarılmıştır.

Bu tabakalar yolun uzun süre kullanıldığını ve ihtiyaç dahilinde onarım gördüğünü ortaya koymaktadır.

Ayrıca yolun onarım gördüğünü gösteren çukurlara, rastlanmıştır.

Antandros Kent Suru

KENT SURU

Yamaç ev in yaklaşık 150 m batısında kent suru ortaya çıkarılmıştır.

Karakazan deresinin yaklaşık 40-50 m doğusunda ve Kaletaşı Tepesinin güneybatı eteğinde yer alan alan, kazılmaya başlanmış ve MÖ 4 ncü yüzyıla ait kent suruna ilişkin önemli bilgiler bulunmuştur.

3.26 m kalındığa sahip sur duvarı, yer yer on sırası üst üste korunmuş, dış yüzleri dikdörtgen bloklardan oluşmaktadır.

Kent suru, Kazanderesine paralel olarak takip edildiğinde, kulenin hemen güneyinde sur duvarının kuzey-güney doğrultulu, şekilsiz böyük boyutla taşlarla örülmüş bir duvar olarak devam ettiği belirlenmiştir.

Bu duvarın yaklaşık 5 m lik bir bölümü açığa çıkarılmıştır.

Helenistik dönemde, hem Karakazan deresinin taşkınlarından şehri korumak, hem şehrin savunmasına büyük katkı sağlamış olan kent suru, Roma döneminde kentin büyümesiyle birlikte kullanım dışı kalmış ve bölge yerleşim alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Antandros Roma Hamamı

ROMA HAMAMI

Sur duvarının kulesi üzerinde, surun duvarlarını mekan duvarı olarak kullanmış içinde ocak bulunan bir Roma yapısı, doğuda MS 4 ncü yüzyıla ait bibr hamam yapısı bulunmuştur.

Roma hamam yapısında caldarium sıcak oda tamanı açığa çıkarılmıştır.

Toplamda 5.30 x 4.20 m ölçüye sahip caldarium, 0.70 m kalınlıkta iki duvar ile üç mekana bölünmüştür.

 

Antandros

ZİYARET:

Alanda, yılın büyük bölümünde kazı çalışmaları sürdürülmektedir.

Giriş ücretlidir.

Ancak antik kentin önemli bir kısmı hala toprak altında olduğu için, gezi alanı diğer büyük kentler kadar geniş değildir.

 

ŞAHİN KALE

Antandros antik kenti ve Altınoluk bölgesiyle doğrudan bağlantılı olan, bölgenin en sarp ve gizemli savunma yapılarından biridir.

Kaz Dağlarının güney yamaçlarında Şahin Dere Kanyonunun hemen başlangıcında stratejik bir noktadadır.

 

KALENİN KURULUŞ AMACI

Antandros şehri halkı için bir sığınak olarak inşa edilmiştir.

 

İslam Akınlarından Korunma:

MS 7 ve 8 nci yüzyıllarda (özellikle MS 672-678 VE 717 yılları civarında) İstanbul u kuşatmak üzere gelen ve Batı Anadolu kıyılarını vuran İslam ordularının saldırılarından korunmak isteyen Antandros Halkı, kıyıdaki kentlerini bırakıp bu sarp ve savunması kolay kaleye sığınmışlardır.

 

Stratejik Konum:

Kale, Şahin Deresi Kanyonuna ve Edremit Körfezine hakim bir tepe üzerinde kuruludur.

Çevresinin uçurumla çevrili olması, onu fethedilmesi neredeyse imkansız bir doğal kale haline getirmiştir.

 

ULAŞIM.

Kaleye ulaşım bugün bile oldukça zordur ve profesyonel bir tırmanış veya zorlu bir yürüyüş gerektirir.

Bu sarp yapı sayesinde kalenin büyük bir kısmı günümüze kadar nispeten korunarak gelmiştir.

 

KALE İÇİNDE NELER VAR.

Kale içinde yerleşim izlerine rastlanmaktadır.

Özellikle Bizans dönemine ait duvar kalıntıları, mahzenler ve ören yerleri dikkat çeker.

Antandros tan kaçan halkın burada bir süre yerleşik bir hayat sürdüğüne dair kanıtlar mevcuttur.

 

Su ihtiyacı:

Kale tepesinde yaşayan halkın su ihtiyacını karşılamak için kullanılan sarnıçların ve depo alanlarının izleri hala görülebilmektedir.

 

TARİHSEL DÖNÜŞÜM

Papazlık Köyü İlişkisi

Bazı kaynaklar, bölgedeki yerleşimin 16 ncı yüzyılda bugünkü Altınoluk un eski yerleşimi olan (ve o dönemdeki adı Papazlık olan) yukarı köye taşınana kadar bu yüksek noktalarda ve çevresinde devam ettiğini belirtir.

 

Güvenlikten Tarıma:

Zamanla korsan saldırılarının ve akınlarının azalmasıyla halk tekrar yamaçlardan aşağıya, daha verimli topraklara inmiştir.

 

Balıkesir Edremit Altınoluk Kaz (İda) dağı

 

KAZ (İDA) DAĞI

Milli Park alanı: Balıkesir’den 92 km. ve Çanakkale’den ise 123 km. uzaklıktadır.

Edremit körfezinin kuzeyinde bulunuyor. Zengin fauna ve florası ile, ülkenin görülmeye değer yerlerindendir. Kaz dağına, Edremit’in her yerinden ulaşmak mümkündür. Bunlar: Zeytinli, Kızılkeçili Köyü, Güre Köyü ve Altınoluk istikametinden çıkan, orman yollarıdır.

Kazdağı, tarih öncesi yıllarda, çeşitli medeniyetleri barındırmış ve çeşitli tarihlerde: üzerinde, kentler, kasabalar kurulmuş ve yıkılmıştır. Bilinen tarihi, MÖ.2000 yıllarında başlar. Bu tarihlerde: Thebe şehri, Lyrnessos şehri, Khrysa şehri, Killa şehri gibi şehirler kurulmuş ve bunlardan birçoğu, Truva savaşları sırasında yok edilmişlerdir.

Ünlü tarih yazarı Homeros: İlyada Destanında, İda dağı için: “Bol pınarlı, vahşi hayvanlar anası” olarak söz eder. Kaz dağının her yanında, kaynaklar çıkar. 1500 metre rakımda bile, yaz-kış, suyu olan kaynaklar vardır. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un, buz gibi soğuk ve bol içme ve kullanma suyu: Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kaz dağından gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince, Altınoluk “Şahin deresi boğazı” çevresi, oksijen çadırı gibi havası olduğu ifade edilir. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden, ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.

Kaz dağı: dünyada mitoloji ve efsaneler dağı olarak da bilinir. Kaz dağında, üç efsaneden biri, Yunan efsanesi (İlyada), diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’nin aşk öyküleri olan, iki Türk efsanesidir. Yunan Mitolojisinde: Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Truva savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.

Kaz dağlarında bulunan bitki türleri: üst tabakada, 600-700 metre rakımlar arasında, kızılçam hakimdir. Üst rakımlarda: Karaçam, Kayın ve köknar, asıl ağaç türleridir. Kestane, Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları da görülür. Alt tabakada ise: Sistus (Laden), Erika, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile kekik, adaçayı, sumak gibi tıbbi bitkiler görülür. Milli parkın bitki zenginliği ve doğal peyzaj değerlerini sunduğu vadilerde, düzenlenen günübirlik kullanım alanlarında, günübirlik hizmetler sunulmaktadır. Milli park mahalli yetkililerinin göstereceği, kontrollü noktalarda, çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Lütfen bu tür konaklamanızda, ateş disiplinine uyunuz.

Balıkesir Edremit Altınoluk Güre

GÜRE

Akçay’ın 4 km. ilerisindedir. Çanakkale yolu üzerinde, kaplıcaları ile ünlü bir belde. Kaz dağı eteklerinde bulunuyor. Özellikle, sıcak suları ile ünlü termal turizm yöresi. Sahildeki evleri çok güzel. Aslında küçük ama, huzurlu bir tatil yöresi. Gürenin sahil kısmında: Orman Bakanlığının kampı bulunuyor. Kamp için son derece ideal olan bu alanda, konaklama, yeme-içme tesisleri bulunuyor.

GÜRE KAPLICALARI

Edremit’e 12 km. ve Akçay’a ise, 3 km. uzaklıktadır. Kaplıca ve şifalı su kaynaklarına, Romalıların çok önem verdikleri biliniyor. Mermer kabartmalara bakıldığında, kaplıcanın antik çağlardan bu yana kullanıldığı anlaşılıyor. Civardaki “Astyra” antik kentine ait sıcak su kaynağı olarak tanınan ve ünlü antik çağ tarihçisi Amasyalı Strabon’un da söz ettiği Güre Kaplıcasının bulunduğu yerde, aynı zamanda çamur banyosu da yapılıyormuş.

Kaplıca: radyoaktif özellikleriyle tanınıyor. Şifalı suyu: 64 derece. Yapılan analizlerde, suyun içinde: potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir ve aliminyum bulunuyor. Romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı ve kumları ile, karaciğer hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor.

Güre kaplıcasının, bugün kullanılmayan eski bölümündeki mimari süsler, sütunlar ve kabartmalar, sıcaklık ve ılıklık gibi eskiden de var olan bölümlerin izleri ilgi çekici. Yakın gelecekte, antik Roma çağı hamamının da onarılmasıyla, sanırım Güre kaplıcalarının ünü daha da önemli hale gelecektir. Burada: konaklama imkanı da bulunmaktadır.

GELİNÇAMI PİKNİK YERİ

Güre köyüne, 3 km. uzaklıktadır. Halka açık bir piknik yeridir. Her yıl Güre Belediyesi tarafından yapılmakta olan, Sarıkız etkinliklerinin bir bölümü, burada yapılmaktadır.

Balıkesir Edremit Altınoluk Pınarbaşı

PINARBAŞI

Güre köy sınırları içinde, Akçay’a 6 km. uzaklıktadır. Bir piknik yeridir. Buradaki oksijen, insana sanki başka bir hayat veriyor. Yamaçtan akan bol ve buz gibi su, yaz aylarında serinlemek için ideal bir köşedir. Orman Müdürlüğünce işletilmektedir. Ayrıca, piknik alanı içinde, alabalık üretilen, bir de çiftlik bulunmaktadır. Otoparkı mevcut. Piknik için ideal bir yer.

ŞAHİN DERESİ

Kaz dağının, Altınoluk bölgesi eteğinde bulunuyor. Altınoluk’u, tepeden görüyor. Temiz kaynak suları olan, bol ağaçlı bir piknik yeridir. Ayrıca, bir konaklama tesisi ve restoran bulunmaktadır.

Balıkesir Edremit Altınoluk Kadırga Koyu

KADIRGA KOYU

Sahil, deniz, zeytin ağaçları ve hafif bir esinti. İşte, kadırga koyunda bulacağınız bunlar.

Balıkesir Edremit Altınoluk Narlı Köyü

NARLI KÖYÜ

Kaz dağının, batı tepelerinde, denize bakan kısımda, körfezi seyrediyor. Yerleşimcileri: Girit, Midilli ve mübadele yıllarındaki göçmenlerden oluşan köyün, kendisine has gelenek ve görenekleri var. Tüm yemeklerde, zeytinyağı kullanılıyor. Köyün geçim kaynağı: zeytin ve zeytinyağı. Ayrıca, orman köyü sınıfına da giriyor. Narlı Köyü: zeytinyağı konusunda, güney bahçeleriyle ünlü. Bunun özelliği, güneye bakan, yüksek rakımlı bahçeler olması. Burada yetişen yeşil salamura zeytin ve sele zeytinlerinin tadı harika. Yaz aylarında, dışarıdan gelen ziyaretçiler için, bir takım geziler düzenleniyor.

Edremit tanıtımı yazısı.

Balıkesir tanıtımı yazısı.

Akçay tanıtımı yazısı.