Hamamözü, ülkemiz turizminde, iki önemli kaplıca tesisiyle gündeme gelmekte ve öne çıkmaktadır.
ULAŞIM
İlçe, Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır.
Çorum il merkezine ise, 43 km. uzaklıktadır. Hamamözü ilçesine olan ulaşım: Gümüşhacıköy üzerinden sağlanmaktadır. Hamamözü-Gümüşhacıköy arasındaki uzaklık: 23 km. dir.
Amasya Hamamözü
TARİHİ
Yörenin tarihi geçmişi incelendiğinde: Frigler, Kimmerler ve Romalıların etkin oldukları görüşmektedir.
Özellikle, Romalılar döneminde, bölgenin hareketlendiği öğrenilmiş olup, bu dönemden günümüze: kaplıca, mezar taşları ve cami duvarlarında bulunan yazılı taşlar kalmıştır.
Romalılar hakkında, bölgede birçok kalıntı bulunmakta olup, resmi arkeolojik kazılar yapıldığında, burada kurulu bir Roma yerleşiminin bulunabileceği düşünülmektedir.
İlçe sonraki dönemde, Gümüşhacıköy ilçesine bağlı bir köy olarak kurulmuş, 1887 yılında Kafkasya’dan göç eden Çerkezler tarafından yerleşilmiştir. 1972 yılında belde statüsü kazanmış, 1990 yılında ise ilçe olmuştur.
Amasya Hamamözü
GENEL
İlçede, karasal iklim egemendir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Rakımı 690 metredir.
Amasya Hamamözü
GEZİLECEK YERLER
KAHRAMANLAR İÇMELERİ
İlçe merkezine, 1 km. uzaklıktadır.
Kahramanlar içmesi adıyla anılan bu su kaynağı, özellikle yerel halk ve ziyaretçiler tarafından içme kürü amacıyla kullanılmaktadır.
İçmelerin yararlı geldiği önerilen rahatsızlıklar şunlardır: bağırsak parazitleri hastalıkları.
Hamamözü Arkutbey Kaplıcası
HAMAMÖZÜ (ARKUT BEY) KAPLICASI
Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır. Laçin yolu üzerindedir.
Kaplıcaların tarihi, uzun bir geçmişe dayanmaktadır.
Hamamözü Termal Otel
Kaplıcanın ismi: 1095 yılında, bölgede hakimiyeti ele geçiren Selçuklu döneminden Arkut Bey nedeniyle verilmiştir.
Bu dönemde, bölgede, yer yüzüne bir sızıntı halinde çıkan kaplıca suyu: takip eden dönemlerde, tabiat şartları nedeniyle, yer altında kalmıştır.
Hamamözü Arkutbey Kaplıcası
Ancak, zamanla yapılan araştırmalar sonucunda: 1303 yılında, üstü tamamen kapanan sıcak su sızıntıları, yeniden bulunmuş ve kaplıcalar, yeniden inşa edilmiştir.
Kaplıcanın mülkiyeti, Hamamözü Belediyesine aittir. Termal Tesisler yenilenerek 2000’li yıllarda hizmete girmiştir.
Suyun sıcaklığı yaklaşık 42.5 derece civarındadır.
Şifalı suların yararlı olduğu rahatsızlıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, tıravmatik rahatsızlıklar, kalp ve damar hastalıkları, psikosomatik rahatsızlıklar, dermatolojik hastalıklar, kırık-çıkık sonu hareket gücünün açılması, sinir sistemi rahatsızlıkları, çocuk felci, ruhsal bozukluklar, bel fıtığı ve siyatik, kadınlarda adet bozuklukları, cildin korunması, saçların kepeklenmesinin önlenmesi.
Bölgede: 63 odalı bir tesis bulunmaktadır. 2000 metre karelik, tamamen kapalı, güzel bir havuz bulunuyor.
Bunun dışında: kür havuzu, jakuzi, sauna, Türk hamamı gibi etkinlikler de var.
Amasya Hamamözü Gimpaş Termal Tesisleri
GİMPAŞ TERMAL TESİSLERİ
İlçe merkezinden ulaşımı mümkündür. Adı “Termal Tesis” olarak geçiyor yani sadece havuz ya da günübirlik kullanım değil, konaklamalı termal tesis olarak hizmet veriyor.
Tesislerde, 64 oda bulunmaktadır. Yatak kapasitesi yaklaşık 138 yataktır. Odalarda termal su kullanımı mevcuttur.
Ayrıca: Türk hamamları ve kür havuzları bulunuyor. Ayrıca, aile olarak kullanıma uygun, 17 adet özel havuz var.
Buranın termal suyu: 43 derece sıcaklıktadır.
Özellikle: romatizmal hastalıklar, çocuk felci, sinir sistemi hastalıkları, bel fıtığı, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde şifalı olduğu söyleniyor.
Ayrıca konaklama, havuz, spor salonu gibi imkanlarla dinlenme, sağlık turizmi amacı taşıyanlar için uygundur.
Hamamözü Hamit Kaplan Müze Evi
HAMİT KAPLAN MÜZE EVİ:
Dünya çapında başarılı olan Hamit Kaplan, genç yaşta güreşe başlamış ve milli formayı birçok kez giymiştir. 1934 doğumludur. Dünya ve Olimpiyat Şampiyonudur.
Evet; Hamit Kaplan’ın evi müzeye çevrilmiştir. Burada ünlü güreşçinin kazandığı madalyaları, giydiği forma ve kıyafetleri sergileniyor.
Hamamözü Hamit Kaplan evinin ilk hali
Müze ev, küçük odalardan oluşuyor ve yerel halkın yardımıyla restore edilmiştir. Kültür ve Spor tarihine ilgi duyanların ziyaret etmesini öneririm.
Amasya Suluova: İl merkezi Amasya’ya 25 km uzaklıktadır. Suluova: Samsun arası 100 km, Ankara arası 335 km, Göynücek arası 60 km, Gümüşhacıköy arası 47 km, Merzifon arası 18 km ve Hamamözü arası 65 km. dir.
Amasya Suluova
GENEL
Suluova ilçesi, Orta ve Doğu Karadeniz bölgesi, Samsun’dan başlayıp Suluova’da biten bir geçitler dizisiyle Batı’ya ulaşır.
Aynı zamanda, İran’a kadar devam eden eski kervan yolu ve şimdiki E-80 uluslararası transit karayolu buradan geçer. İlçenin rakımı 510 metredir.
İlçenin üç tarafı yüksek olmayan dağlarla çevrilidir. En yüksek dağı Akdağ’dır ve 2044 metre yüksekliktedir. İlçenin tek akarsuyu Tersakan ırmağıdır. Kaynağı Ladik gölüdür.
Teksakan ırmağından Yedikır göletine kanallarla su taşınır. İlçede İç Anadolu karasal iklimi ve Karadeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Kar yağışı ender görülür.
Yıllık sıcaklık ortalaması 12 derecedir. Akdağ eteklerinde başlayan bitki örtüsü, yüksek bölümlerde ormanlarla devam eder. Başlıca geçim kaynakları: hayvancılık, soğan, şeker pancarı ve kömür madenleridir.
İlçede Amasya Şeker Fabrikasının devreye girmesiyle tarım başlamış ve gelişmiştir. Üretilen şeker pancarının tamamı, İlçedeki şeker fabrikasında işlenir.
TARİHİ
Yapılan araştırmalara göre, Suluova yöresinin tarihi, MÖ 2000’li yıllara kadar devam etmektedir. Doğukent mahallesinde bulunan kümbette yapılan arkeolojik araştırmalarda, buradan çıkan tuğla ve taş parçaları, yörenin geçmişinin kalkolitik çağ Hititlere kadar gittiğini kanıtlamıştır.
MÖ 2000’li yıllarda Amasya’nın kurucusu Amazonlardan Amashan’dır. Yöre, Hittiler, Lidyalılar, Persler, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.
Bizans döneminde, Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan ve Melik Danışment Gazi, Arguma yani Suluova mevkiinde, 1101 yılında Haçlı ordusu ile savaşırlar ve haçlıları yenerler.
Bunun üzerine Bizanslılar yeni bir ordu hazırlamışlar ve Trabzon’a çıkarak oradan Anadolu’nun içlerine ilerlemeye başlamışlardır. Haçlı ordusu bölgede büyük tahribat yapmış, taş taş üstünde bırakmamıştır.
Selçuklu döneminde, Amasya ve çevresi büyük imar görür. Selçuklulardan sonra Türk göçmenler bölgeye yerleşir. Bunların bir kısmı Arguma yani Suluova çevresindeki köylere yerleştirilir.
Suluova, Osmanlı devletinde, askeri birlik olan Yeniçerilerin kurulduğu ve adının verildiği yer olarak tarihe geçmiştir. “1326 yılında Saluca Karahöyük Kümbettepe’de Hacı Bektaş-ı Veli, çadırında kalırken, Osmanlı devletinin 2’nci Sultanı Orhan Gazi, bir gurup yeni askerle gelir, Hacı Bektaş-ı Veli’nin elini öper.
Ona yeni kurduğu askerleri gösterir ve onlara isim koymasını ister. Hacı Bektaş-ı Veli askerlerin “Yeniçeri” ismini almasını söyler ve onlara dua eder. Orhan Gazi, Hacı Bektaş-ı Veli’nin elini öperek Yeniçerilerle birlikte Bursa’ya geri döner.”
Eskiden Alevi adı ile anılan bir köy olan Suluova, 1902 yılında “Sulca” adı ile nahiye olur. Bundan sonra nüfusu hızla artar ve 1954 yılında Şeker Fabrikası yapılmasından sonra, 1957 yılında “Suluova” ismini almış ve ilçe olmuştur.
Önceler bataklık ve sulak bir yer ova olan bölge, 6-7 aileyi geçmeyen bir topluluk otururmuş. Bataklıkların zamanla kurutulması ve Şeker Fabrikasının yapılmasıyla, bataklık olarak bilinen yerler tarım ve yerleşime açılmış, nüfus artmış ve ilçe hızla gelişmiştir.
ATATÜRK VE SULUOVA
Mustafa Kemal Atatürk, 23 Mayıs 1919 tarihinde Havza’ya ve ardından 12 Haziran 1919 Perşembe günü, saat 10.00 civarında Amasya’ya hareket eder.
Ancak yollar çok bakımsız ve bozuktur. Atatürk’ün arabası, Hacı Hayta mahallesindeki Hanlar civarında, arıza yapar, su kaynatır.
Atatürk arabadan iner, şoförüne arabanın bakımını yapmasını söyler, yanında bulananlarla birlikte yürümeye başlar. Atatürk ve yanındakiler, tozlu ve bozuk yollarda, ramazan gününde bunaltıcı sıcağa rağmen, heyecan ve ümit içinde “Dağ Başını Duman Almış” marşısın ilk defa burada söylerler. Bu marş, daha sonra gençlik marşı olmuştur.
1 Eylül 1957 tarihinde ilçe olan Suluova, bu kuruluş gününü geleneksel festival olarak kutlamaktadır.
6 gün süren şenliklerde: sünnet şöleni, karakucak güreşleri, çeşitli yöresel yarışmalar, müzik eğlence programları vardır.
Amasya Suluova
GEZİLECEK YERLER
Suluova Kent Parkı
SULUOVA KENT PARKI:
Suluova ilçe merkezinde yürüyerek veya araçla kolayca ulaşılır. Geniş çimenlik alanlar, ağaçlık bölgeler ve dinlenme alanları mevcuttur. Açık hava spor aletleri ve yürüyüş parkurları bulunur. Dinlenme alanlarında banklar ve gölgeli oturma alanları vardır. Ayrıca, açık hava etkinlikleri ve sosyal organizasyonlar için uygun alanlar tesis edilmiştir.
Suluova Tersakan Çayı Kıyısı
TERSAKAN ÇAYI KIYISI:
Türkiye’nin tersine akan tek akarsuyu olarak bilinir. Çayın kenarında yürüyüş yolları, küçük oturma alanları ve çay bahçeleri bulunuyor.
Ancak son yıllarda yaşanan kirlilik nedeniyle çayın kıyısı, çevre sakinleri için ciddi bir sorun haline gelmiştir. Kıyıdaki kirlilik özellikle Göllü Bağları Mahallesi sakinlerini olumsuz etkilemektedir.
Suyun rengi artan kirlilik nedeniyle siyaha dönüşmüş, köpürme ve kötü koku gibi sorunlar yaşanmaktadır.
Evet, bölge sakinleri tersakan çayının temizlenmesi ve çevre sorunlarının giderilmesi için çözüm beklemektedirler.
Suluova Hakala-Kağla-Kağala
HAKALA-KAĞLA-KAĞALA
Yolpınar köyündedir. Amasya il merkezine 16 km ve Suluova ilçe merkezine 12 km uzaklıktadır.
Köyün bilinen en eski ismi “Hakala ve Kağala” dır.
Bu isim 1520 tarihli Tapu Tahrir Defterlerinde yazılıdır. 1402 yılında yapılan Ankara Savaşından sonra, Sultan Beyazıt’ın esir alınması sonucunda, devlet başsız kalmış, ülkede kargaşa çıkmıştır.
Çelebi Mehmet durumun kötülüğünü görerek, Amasya’da beklemenin yararlı olduğunu düşünmüştür.
Tam bu sırada ise, sınır boylarında bulunan Türkmenlerden, Kara Devletşah, Timur’un yanına çıkmış ve onun mührünü taşıyan buyruk ile, Osmanlı topraklarına saldırmak üzere, adamlarıyla birlikte, Amasya civarındaki Kağala denilen yerde konakladığını öğrenir.
Çelebi Mehmet askerlerini toplar ve Kağala’ya gelir. Daha savaşın başında, Kara Devletşah ölür.
Başsız kalan adamları dağılarak mağlup olurlar ve savaş biter. Çelebi Mehmet Amasya kalesine yerleşir ve Osmanlı devletinin tekrar toparlanmasına çalışır.
Yani, Hakala köyü, bir anlamda Osmanlının tekrar toparlanması için bir başlangıç olmuştur.
Kara Devletşah’ın askerleriyle birlikte Hakala köyünü seçme sebebi, Hakala yöresinin gelişmişliğini gösterir.
Köyün ismi, Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde “Kağla” olarak geçer. Cumhuriyet döneminde ise, köyün ismi “Yolpınar” olarak değiştirilmiştir.
Evet, bugün Yolpınar köyünde bulunan tarihi yapılar şunlardır:
Suluova Es Seyyid Necmeddin Yahya Hazretleri Türbesi
Es-seyyid Necmeddin Yahya Hazretleri
Din bilginidir. 14’ncü yüzyılda yaşamıştır. Burada bir zamanlar büyük bir zaviye binası yaptırmıştır.(yok olmuştur, günümüze kalmamıştır.)
Kendisinin türbesi, halen köyün batısındaki eski mezarlık içindedir. Türbe binasında birçok ilave ve yersiz onarımlar sonucu görüntüsü değişmiştir. Türbe sonradan yapılan bazı ilavelerle dış görünüş olarak eski esere benzetilemiyorsa da iç kısmı, türbe içindeki ahşap sandukaları ve mimari detayları tetkik edildiğinde, inşa edildiği zamana ait pek çok özellikler taşıdığı görülür.
2 katlıdır. Türbe içindeki ahşap sandukalar ve mimari detaylar ilgi çeker.
2 sanduka vardır. Biri küçük diğeri ise büyük olup ikişer kademelidir.
Ahşap sandukanın ayak ucundaki kitabede 1369-1370 yılları görülür. Türbe çevresindeki mezarlıkta, sağa sola devrilmiş 15’nci yüzyıla ait mezar taşları görülür.
Suluova Kasım Bey Medresesi
Kasım Bey Medresesi ve Hamam
Kasım Bey tarafından yaptırılmıştır. Köyün doğusunda ve yüksekçe bir yerdedir. Medresenin kitabesi yoktur.
Yapı büyük dershaneli, geniş hücreli ve kâgir olarak inşa edilmiştir.
Bugün bir kısmı görülmektedir.
Medresede toplam 23 oda olduğu, 11 odasının alt katta, 12 odasının üst katta bulunmaktadır. Avlu kısmında merkezi havuz ve çeşme sistemi mevcuttur. Taş kapıdan giriş sonrasında bir hol yer almakta, holün karşısında baş müderris odası konumlanmış durumdadır. Kapıların yüksekliği düşük tutulmuş, bu düzenlemenin öğrencilerin hocalarının huzuruna girerken saygı ifadesi olarak başlarını eğmelerini sağlamak amacıyla olduğu düşünülür.
Medrese, Amasya’da bulunan medreseler arasında oldukça meşhurdur.
Bu medresenin müderrisleri önceleri köyde ikamet ederlerdi.
Sonra Amasya’dan tayin edilen müderrisler köyde oturmamıştır. Şeyh Mahmut Efendi, çeşitli aralıklarla 1711 yılına kadar üç defa bu medresede görev yapmıştır.
Bu medreseden büyük alimler yetiştiği söyleniyor.
Evet medrese günümüzde ayakta kalmış durumdadır ve ziyaret edilebilir.
Tek Hamam:
Hamam ise, köyün güney yönünde, Apaydın çiftliğinin hudutları içindedir. Hamamın Kasım Bey tarafından 1463-64 yıllarında yaptırıldığına dair kayıt bulunmaktadır. Ancak bu bilgi kesin değildir. Hamamın mimari üslubu 15’nci yüzyıla tarihlenir.
1975 yılında hamam saman deposu olarak kullanılıyordu.
Tek hamam olarak inşa edilmiş olan eserin dış duvarları sıralı moloz taşla yapılmıştır.
Hamamın soyunma yeri tamamen yıkılmış olup, ılıklık ve sıcaklık bölümleri ile su deposundan meydana gelmektedir.
Yolpınar Cami
Mirza bey tarafından yaptırılmıştır. Ancak bu cami, 1970’li yıllarda köylü tarafından yıkılarak yerine betonarme cami yapılmıştır.
Suluova Kapaklı Orman Fidanlığı ve Dinlenme Tesisi
KAPAKLI ORMAN FİDANLIĞI VE DİNLENME TESİSLERİ
Akdağ eteklerindedir ve ilçe merkezine 15 km mesafededir. Çaltepe-Kapaklı mevkiindedir.
Bölge Akdağ eteklerinde 1000 metre yüksekliktedir. 42 hektarlık alanı kaplar.
Meşe ve karaçam ağaçlarından oluşan orman hakimdir.
Piknik alanı, çam ağaçları arasındadır ve özellikle yaz döneminde oldukça serindir.
Fidanlık, 1965 yılından bu yana bölgenin ağaçlandırılması için fidan üretimi ve bakımı yapmaktadır.
Suluova Gani Baba Türbesi ve Piknik Alanı
GANİ BABA TÜRBESİ VE PİKNİK ALANI
İlçe merkezine 10 km uzaklıkta bulunan Saygılı Mahallesindedir. Amasya şehir merkezine 25 km uzaklıktadır.
Piknik alanında, Horasan’dan Anadolu’ya gelen Gazi Derviş Abdülgani El Halvea’nın kabri vardır. Burada savaşırken şehit düşmüştür. Gani adı ile anılır.
Türbe üzeri açık basit bir mermer mezardır. Tersekan çayı ve türbenin yanında bulunan ve çam ağaçları ile kaplı geniş alan, düzenlenerek halka açık piknik alanı haline getirilmiştir.
Suluova Sekoya Ağacı
SEKOYA AĞACI
Dünyada sadece Amerika’da Kalifornia bölgesinde Sierra Nevada dağlarında bulunurlar.
Bu ağaçlar, dünyanın en yaşlı ve en uzun boylu ağaçları olarak tanınır.
Bunlar 5-10 bin yıl yaşarlar ve boyları 100 ile 140 metre arasında değişir. Son derece yavaş büyüyen bir ağaç olsa da sekoya ağaçları bulunduğu iklimin etkilerini değiştirebilecek özelliklere sahiptir. Bu nedenle bulunduğu bölgeye çok kısa sürede adapte olabilir.
Toplu iğne başı kadar bir tohumdan büyürler. Boyunun 120 metreye kadar ulaşacağı söylenir.
II. Dünya savaşından sonra, San Fransisco şehrinde yapılan Birleşmiş Milletler toplantısında, üye devletlere, barışın uzun süreli olmasını sembolize etmesi için sekoya tohumları hediye edilmiştir.
Türk heyetine hediye edilen tohumlardan, fidan üretilerek ülkenin çeşitli yerlerine gönderilmiştir.
Türkiye’ye getirilen fidandan üretilen tohumlar, ülkenin çeşitli bölgelerine dağıtılırken, 1963 yılında Suluova Belediye Başkanlığı ve Kaymakamlığı görevini birlikte yürüten Sami Türkkonmaz tarafından Suluova Belediye Parkına dikilmiştir. Bu ağacın boyu, günümüzde 14 metre, çevresi ise 2.5 metredir.
Ağacın gövde kabuğu yumuşak ve çam ağacı gibi iğne yapraklıdır. Sekoya ağacının kabuğu ateş geçirmez, Sekoya ormanında yangınlar ağaçların içinde olup biter.
Suluova’daki bu ağacın çevresi demir parmaklıklarla çevrilidir. Ağaç ile ilgili bilgiler bir tabelaya yazılarak ziyaretçilere sunuluyor.
Suluova Derinöz Barajı
DERİNÖZ BARAJI
Derinöz çayı üzerindedir ve 2003 yılında tamamlanmıştır.
Baraj gölü kıyısında, çam ağaçlarının altında çok güzel piknik masaları bulunmakta ve yöre halkı buraya yoğun olarak piknik yapmaya gelmektedir.
Suluova Yedikır Barajı-Yedi Kuğular Kuş Cenneti
YEDİKIR BARAJI-YEDİKUĞULAR KUŞ CENNETİ
İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. İl merkezine 35 km ve Merzifon’a 12 km uzaklıktadır.
Buradaki alanın düzenlenmesine 1979 yılında başlanmış ve 1986 yılında bitirilmiştir. Sulama amacıyla inşa edilmiş küçük bir baraj gölüdür. Baraj suları: Yeşilırmak nehrinin bir kolu olan Tersakan çayından bir kanal ile taşınarak alanda depolanır.
Göl çevresindeki yürüyüş parkuru, Devlet Su İşleri Sosyal Tesisi, balık üretim merkezi ve amatör balık avcılığı için uygun olması nedeniyle, bölge için önemli bir piknik alanıdır.
Kuzeydoğusunda kalan arazi çam türleriyle ağaçlandırılmıştır. Gölün etrafında tarım alanları, ağaçlandırma sahası, küçük bir havaalanı ve bir balık çiftliği bulunur.
Balık çiftliği: DSİ tarafından işletilir. Burada üretilen sazan balığı yavruları, Karadeniz bölgesindeki baraj ve göletlere atılarak balıklandırma çalışmaları yapılmaktadır.
Suluova Yedikır Barajı-Yedi Kuğular Kuş Cenneti
Kuşların göç yolu üzerinde olan bu göl, kış aylarında kuşların doğal yaşam alanıdır. Burada 34 çeşit kuş tespit edilmiştir. Bu kuşlar arasında bulunanlar: çamurcun, yeşilbaş ve büyük karabaş martısı, kuğu, yabankazı, yabanördeği, angut, karabatak ve balıkçıldır.
Yedikır’ın en önemli özelliklerinden biri de pelikanların ülkemizdeki üreme sahalarından birine sahip olmasıdır. Bundan dolayı da ortada ada şeklindeki yer “Pelikan Adası” olarak da anılmaktadır.
Gölün çevresi ise mesire yeri olarak kullanılır. Ayrıca, burası Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1989 yılında, 1. Derece Doğal Sit alanı olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır.
Eşek mi, keşkek mi? Ben Merzifon’da eşek görmedim, sadece sanayi de bir fabrika bahçesinde eşek anıtı vardı. Ama, burada, keşkek bol. Zaten, mutlaka bulun ve “keşkek” yiyin.
Peki, Merzifon denilince, “eşek” bu kadar ünlü de, nerede bu eşekler. Bir kısım diyor ki, “ İlçenin kurulduğu dağdan, ilçenin görünümü eşek gibiymiş”, diğer bir kısım ise şöyle diyor “Osmanlı Padişahlarından birine, bu bölgeden biri tarafından eşek armağan edilmiş”.
Bir başka kısım ise şöyle diyor “Osmanlı döneminde, yörede meşhur cirit oyunu, Amasya-Merzifon arasında oynanırmış ve eşek, Merzifon bölgesinin bir simgesi olarak kullanılırmış”. Artık hangisine inanırsınız bilmiyorum ama tek bir gerçek, Merzifon’da eşek yok.
Ancak; göremeyeceğiniz bu eşek ile ilgili olarak, bazı bilgiler mevcut. Merzifon eşeğinin semerinin, özellikle Çorum-İskilip bölgesinde yapıldığı bildiriliyor. Merzifon eşeklerinin, nispeten yüksek rakımda bulunmaları nedeniyle, sert sesle anırdıkları ve bu şekilde meşhur oldukları da bildiriliyor.
Amasya Merzifon
ULAŞIM
Merzifon: Samsun-Ankara karayolu üzerindedir. Merzifon-Samsun arası uzaklık: 109 km. Merzifon-Çorum arasındaki uzaklık; 61 km. Merzifon-Amasya arasındaki uzaklık: 45 km. Merzifon-Ankara arasındaki uzaklık: 311 km. Merzifon-İstanbul arasındaki uzaklık: 600 km.
Amasya Merzifon
TARİHİ
MÖ.700 yıllarında, bugünkü yerleşim yerinin 4 km. doğusunda, günümüzde “Marınca” diye bilinen köyün bulunduğu yerde, bu bölgede vali olarak görev yapan Barseviç tarafından, kendi adını taşıyan yeni bir yerleşim yeri yaptırılır. Bu yerleşim yerinin “Marseviç” olan ismi, zamanla değişerek, günümüze “Mersuvan” ve “Merzifon” olarak gelmiştir.
Tarihi süreç içinde, Karadeniz sahiline ve Orta Anadolu’ya giden yollar, Merzifon’da kesişmektedir. Bu yüzden, ünlü coğrafyacı yazar Strabon, yazılarında, bu bölgeyi “Bin köy” bölgesi olarak tanımlamıştır.
Zaten, yakın zamanlarda yapılan arkeolojik araştırmalarda, bölgede yüzlerce höyük ve yerleşim yeri bulunmuştur. Bu höyüklerde elde edilen bulgulara göre, Merzifon bölgesindeki ilk yerleşimin, MÖ.5500 yıllarında olduğu tahmin edilmektedir.
Takip eden dönemde, bölgedeki “Oymaağaç” köyü, önemli bir Hitit yerleşimi olarak öne çıkıyor. Bu dönemde: Merzifon şehrinin ilk yerleşimi olan, bir kale inşa edilmiştir. Daha sonra ise, Frigler, yine Hititler tarafından yapılan bu kaleyi onararak, bölgede yerleşmişlerdir.
MÖ.6. ve 4. yüzyıllarda ise,
Pers hakimiyeti görülüyor. MÖ.333 yılında ise, Pers hakimiyeti biter. Başkenti Amasya olan Pontos devleti döneminde ise, Merzifon önemli bir ticaret merkezi olarak öne çıkıyor. MÖ.47 yılında ise, Romalılar, bölgede egemenliği ele geçirirler.
Roma döneminde: günümüzdeki “Karşıyaka” köyünde “Zeus Stratios” adına bir tapınak inşa ettirilir. Bu tapınağa ait: sütun başlıkları ve sunak yazıtı, halen Amasya Müzesinde sergileniyor. Roma’nın devamında, Bizans döneminde de, bölge önemli bir kültür merkezi olmuştur. 8.yüzyıldan sonra ise, bölgede Arap akınları görülmeye başlanır.
11.yüzyılda: Danişmentliler, bölgede hakimiyeti ele geçirirler. Şehrin, İslam hakimiyetine girmesiyle, burada bulunan bir kısım Bizans eserleri de, cami ve medreseye dönüştürülür. 12-14.yüzyıllar arasında, bölgede, İlhanlılar hakim olurlar. 1353-1396 yılları arasında ise, Türkmen Beylerinden Taşanoğulları, hakimiyeti ele geçirirler. 1393 yılında ise, Yıldırım Beyazıt ile birlikte, bölgede, Osmanlı hakimiyeti başlar.
1919 yılında, Merzifon, İngilizler tarafından işgal edilir. Aynı yılın sonlarında, yaklaşık 6 aylık bir süre sonunda, işgalci birlikler, Merzifon’dan çekilirler.
Amasya Merzifon
Tarih denilince,
Merzifon Amerikan Kolejlinden söz etmeden olmaz. 1876 yılında kurulan okul; ilçe merkezinin kuzeyinde ve en yüksek noktasında, yaklaşık 30-40 dekarlık bir alan üzerinde bulunan irili-ufaklı bir kısım yapıdan oluşmuştur. Amerikan Misyoner Cemiyeti tarafından kurulan okulda: bir hastane, kız ve erkeklere ait okul, zengin kütüphane, müze, eczane, laboratuvar, marangoz atölyesi, sinema ve rasathane bulunuyormuş.
1904 yılında, Merzifon Amerikan Kolejlinde, gizli olarak Rumlar tarafından “Pontus Cemiyeti” kurulur. 1921 yılında yapılan baskında, Pontusçuluk Teşkilatına ait, birçok gizli ve zararlı belge ele geçirilir. Takip eden dönemde, İstiklal Savaşı sonrasında: burası, yalnız kız öğrencilere yönelik, ilkokul düzeyinde ve sınırlı kadro ile eğitim verilen bir yer olarak öne çıkmıştır.
Ancak, 1938 yılında, tüm binalar, Devlet tarafından satın alınarak, Milli Savunma Bakanlığı emrine tahsis edilmiştir. Bu yapılar: bir süre, 8. Kolordu Karargah merkezi ve bir süre de, Kara Astsubay Okulu olarak kullanılmıştır.
Amasya Merzifon
Amasya Merzifon
Amasya Merzifon
GENEL
Merzifon denilince, ülkemizdeki insanların genelinin bildiği üzere, burada “eşek” meşhur. Ama, bu sözüme bakıp ta, buraya yolunuz düşerse “eşek” aramayın, bulamazsınız. Ama: İlçeyi bir baştan bir başa geçen “Cumhuriyet Caddesi” mutlaka karşınıza çıkacaktır. Çünkü: şehrin tüm yerleşik halkı, burada bir aşağı-bir yukarı, zaman geçiriyorlar. Hatta, bu cadde, o kadar kalabalık ki, rahat yürümek bile mümkün olmaz.
Yörede: yazlar kurak ve kışlar yağışlı geçen bir iklim hakimdir. Kışları çok soğuktur.
İlçe topraklarının: % 51’i tarım arazisidir ve bunun tamamında tarla bitkileri ekilidir. Arazinin, % 23’lük bölümü ise, orman arazisidir. İlçe merkezinin ortalama rakımı: 700 metredir.
Halkın geçim kaynağı: tarım. Özellikle: soğan üretimi başta geliyor.
İlçe merkezinde: Polis Eğitim Merkezi bulunuyor. POMEM ismi ile hizmet verilen merkez; 2006 yılında kurulmuştur. Burada, Üniversite mezunları, polislik eğitimi almaktadırlar.
Amasya Merzifon Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA
Bu Osmanlı devlet adamı: Osmanlı Padişahı Avcı Mehmet zamanında, 1676-1683 yılları arasındaki, 7 yıllık sürede, Sadrazamlık yapmıştır. Bu dönemde, kendisinin tarih sayfalarına yazılmasına neden olan olay ise: II. Viyana kuşatmasıdır. Ancak, kuşatmanın hüsranla sonuçlanması üzerine, idam edilmiştir.
Ancak: 173.000 kişilik bir orduyu, İstanbul’dan alıp, Viyana şehri önlerine kadar götürmek ve şehri kuşatmak, aslında bir güçtür. Daha önce, I. Viyana kuşatmasını yapan, Kanuni Sultan Süleyman’da, başarılı olamamıştır.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın en büyük suçu: şehri kuşatmış ve saldırıda gecikmiş olmasıdır. Çünkü: şehrin teslim olmasını ve böylece, şehrin hazinelerinin devlet eline geçmesini beklemiştir. Şehre saldırıp, ele geçirseydi, şehrin hazineleri, yeniçeriler tarafından yağma edilecekti.
Amasya Merzifon Gül Baba
GÜL BABA
Bu satırları okuyan siz okuyucularım arasında, Macaristan-Budapeşte şehrine gidenler varsa, burada, mutlaka “Gül Baba” isimli şahsın türbesini ve heykelini görmüşlerdir. Evet, Gül Baba isimli o şahıs Merzifonludur.
Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte, Avrupa fetihlerine katılan Gül Baba, bir elinde “gül” ve diğer elinde “tahta kılıcı” eksik olmamış, ancak, Budapeşte’nin fethinde ölmüş ve türbesi ile heykeli, günümüzde, şehirde bulunmaktadır.
MERZİFON HAVA ALANI
İlçe merkezine, 6 km. uzaklıktadır. Yıllık; 120.000 yolcu kapasitelidir.
Burası, 2008 yılında, sivil hava trafiğine açılmış, aslında askeri amaçlar için yapılmış bir havaalanıdır. Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 5.Ana Jet Üs Komutanlığı burada konuşludur. Dolayısıyla, Merzifon merkezinde, çok sayıda askeri personel de bulunmaktadır. Ayrıca: Askeri Hastane de bulunuyor.
NE YENİR. NE İÇİLİR
Merzifon’da, mutlaka “keşkek” yemelisiniz. Ayrıca: haşhaşlı çörek ve kuşburnu marmelatı da önerebilirim.
Amasya Merzifon
GEZİLECEK YERLER
Amasya Merzifon Paşa Hamamı
PAŞA HAMAMI
İlçe merkezindedir. Kitabesine göre, Sadrazam Kara Mustafa Paşa tarafından, 1678 yılında yaptırılmıştır. Güzel ve değişik bir mimari tarzı var. Osmanlı mimari özelliklerini taşıyor. Kubbeli soyunmalığı, uzun-dikdörtgen soğukluğu ve kubbe ile örtülü sıcaklığı bulunuyor. 1971 yılında, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarım görmüştür. Yapının duvarlarında: düzgün kesme ve kaba yontu taş ve tuğla malzeme kullanılmıştır.
Amasya Merzifon Bedesten
BEDESTEN
Bedesten yapısı: Merzifon’un Osmanlı dönemindeki en önemli yapılarından biridir. Günümüze gelirken, uzun süre, dokuma atölyesi olarak kullanılmıştır. Ancak, bu dönemde, bedesten, önemli tahribata uğramıştır. Yapının, orijinalliği bozulmuş. Daha sonra ise, yapı, uzun süre, Tekel deposu olarak kullanılmış.
2000 yılında ise, iç kısımda, onarım çalışmaları yapılmış ve zemin düzeltilerek, halı dokuma tezgahları yerleştirilmiştir. Ancak, takip eden süreçte, bina, özel bir tekstil firması tarafından üretim yeri olarak kullanılmaya başlanmıştır. 2006 yılında, yine bir restorasyon çalışması yapılır. Ancak, bu sefer, yapı, orijinaline uygun olarak restorasyona sokulur.
Evet, bedesten yapısı: 30 x 28 metre boyutlarında, dikdörtgen şekildedir. İçten dükkan bölüntüsü bulunmamaktadır ve dıştan dükkanlıdır.
Amasya Merzifon Taşhan
TAŞHAN
İlçe merkezinde; Kara Mustafa Paşa Camisi yanındadır.
17.yüzyılda inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. İç kısmı, kesme taşlardan yapılmıştır. Kubbeli odalar bulunmaktadır. Kitabesi bulunmadığından, kim tarafından ve hangi yıl yaptırıldığı belli değildir.
Han: dikdörtgen planlıdır. Güney cephesinde, yarım kemerli, büyük bir kapısı vardır. İki katlı olan yapının alt katında: dükkanlar sıralanır. Birinci katı oluşturan dükkanların üzerindeki duvarlar, üç sıra tuğla ve bir sıra kesme taş kullanılarak yapılmıştır. İç orta kısımda, avlu var. Kuzey cephesinde, revakların önüne yapılmış, iki çeşme bulunuyor.
Amasya Merzifon Abide Hatun Camisi
ABİDE HATUN CAMİSİ
Narince köyündedir. Sadrazam Merfizonlu Kara Mustafa Paşa’nın annesi, Abide Hatun tarafından, 1680 yılında yaptırılmıştır.
Ahşap üzerine, kalem işi tekniğiyle yapılmış uygulamalar muhteşem, görülmeye değer. Sade olmasına rağmen, eğimli bir tepe üzerinde bulunmasından dolayı, heybetli bir görünüme sahiptir. Ancak, yapı, geçirdiği depremler sonrasındaki onarımlarda, esas planını bozmayacak şekilde değişimlere uğramıştır. Cami, günümüzde halen kullanıma açıktır.
Amasya Merzifon Kara Mustafa Paşa Camisi
KARA MUSTAFA PAŞA CAMİSİ
1666 yılında yapılmış olan cami, Gazi Manbup Mahallesindedir. Dış cephe, kesme taştan yapılmıştır. İbadet mekanının üstü, büyük ve tek bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin şadırvanının, 1900’lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Şadırvandaki kalem süslemeleri, Zileli Emin tarafından yapılmış, süslemelerde eski İstanbul tanımlanmıştır.
Amasya Merzifon Çelebi Mehmet Medresesi ve Saat Kulesi
ÇELEBİ MEHMET MEDRESESİ VE SAAT KULESİ
1414 yılında, Yıldırım Beyazıt’ın oğlu, Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Mimari yapı: Selçuklu tarzıdır. Giriş kapısı üzerindeki “Saat Kulesi” ise, Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından, 1865 yılında ilave edilmiştir. Aslında: burası bir minare.
Biraz önce söylediğim gibi, yapıldığı yıllarda: Sultan Abdülmecit tarafından, her ile, bir saat kulesi kazandırılması fermanı doğrultusunda, ilçenin merkezi yerine, bu minareye, köşeleri prizma şeklinde olduğu için, her bir yüzüne, birer saat yerleştirilmiştir. Kule yapısı: yakın zamana kadar öğrenci yurdu olarak kullanılıyor iken, günümüzde, burada bir kafeterya var ve bu kafeterya da, eski Merzifon resimleri yoğunlukta bulunuyor.