Afyonkarahisar Çay

Afyonkarahisar Çay


Çay ilçesi; bulunduğu konum itibarıyla, Konya ilimiz ile, Afyonkarahisar ve batıdaki birçok ilin bağlandığı karayolu üzerinde bulunması nedeniyle, önem kazanıyor. Yani, gerçekten merkezi bir konumdadır. Buranın bir diğer özelliği ise, Eber gölüdür.

ULAŞIM

Çay ilçesi, bağlı bulunduğu Afyonkarahisar il merkezine, 48 km. uzaklıktadır. Çay-Sultandağı arasındaki uzaklık: 22 km. Çay-Bolvadin arasındaki uzaklık: 16 km. Çay-Akşehir arasındaki uzaklık: 47 km. Buradan geçen yol oldukça işlek ve yoğundur.

TARİHİ

Yörenin tarihi incelendiğinde, en önemli olay olarak görülen bir savaş söz konusudur. Bu savaş: Trakya-Mısır-Suriye askeri güçlerinden oluşan birleşik bir ordunun, Gelene kralı Antigon’un askeri güçleri arasında, MÖ. 301 yılında yapılan “İpsos” savaşıdır.

Haçlı seferleri sırasında Haçlı ordularının tahrip ettiği şehir, 1155 yılında Selçuklular tarafından alınır ve şehre Oğuz Türkleri yerleştirilir, şehrin ismi “Çay Değirmeni” olur. Daha sonra bölgede Germiyanoğulları Beyliğinin egemenliği görülür ve takip eden süreçte ise, bu kez, vasiyet yolu ile, Osmanlılara verildiği anlaşılıyor.

İlçe 2 Nisan 1921 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ve 3 Nisan 1921 tarihinde ordumuz tarafından geri alınmıştır. Daha sonra 21 Ağustos 1921 günü yine işgal edilmiş ve 35 gün sonra 24 Eylül 1921 günü geri alınmıştır. Ardından Kurtuluş Savaşında önemli bir karargah olarak gündeme gelmiştir.

Çay, Bolvadin ilçesine bağlı bir nahiye iken 1958 yılında ilçe olmuştur.

Afyonkarahisar Çay

GENEL

Çay ilçesi, Afyon-Konya karayolunun 48’nci kilometresinde, Eber gölü Karamık sazlığı arasında, Sultan dağına yaslanmış, yeşillikler içinde bir yerdir. Sultan dağının kuzey eteklerinde kurulmuştur.

Sultan dağının en yüksek yeri 2610 metre rakımlı Gelincik Ana tepesidir. Bölge: geniş ve düz alanlar ile, bir ova görünümündedir. Denizden yükseklik: 1010 metredir.

Arazinin, yüzde 20’lik bölümü: göl ve bataklıklardan oluşmaktadır. Yörenin kuzey bölümündeki “Eber gölü” ise, bölgenin en önemli doğal göletidir.

İklim değerlendirilirse, yörede, kara iklimi hüküm sürdüğü görülür ve buna bağlı olarak, yazları sıcak ve kışları sert ve soğuk geçmektedir. Yöre insanının ekonomik etkinliklerinin başında, tarım gelmektedir. Özellikle: şeker pancarı, haşhaş, fasulye, ayçiçeği, vişne, kiraz ve elma yetiştirilmektedir.

Afyonkarahisar Çay

ATATÜRK VE ÇAY

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, 20 Mart 1922 günü, Kurtuluş Savaşı hazırlıklarını gözden geçirmek için burada Sovyet Rusya Elçisi Semion İvanoviç Aralof ve Azerbaycan Elçisi İbrahim Abilof ile bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Çünkü Ali İhsan Paşa (Sabis) komutasındaki 1’nci Ordunun karargahı buradadır ve ayrıca burası 2’nci Ordu 4’ncü Kolordu bölgesidir.

Atatürk burada askeri törenle karşılanmıştır. Teftiş sonrası askerin durumundan memnun olan Atatürk, yanındakilerle birlikte Akşehir’e geri dönmüştür.

 

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse ve yöresel bir şeyler tatmak isterseniz, katmer ve haşkeşli yani haşhaşlı lokum denemelisiniz. Ama mutlaka “tepsi bükmesi” tatmalısınız. Son bir not, seyyar satıcılarda simit gibi satılan “mercimekli börek”

Afyonkarahisar Çay

NE SATIN ALINIR

Çay’dan katmer, haşhaş ezmesi (beyaz ve sarı haşhaş) , vişne ve kiraz satın alınabilir. Bir de unutmadan bayatlamayan patatesli ekmek alınız.

Afyonkarahisar Çay
Afyonkarahisar Çay

 

ÇAY MESLEK YÜKSEK OKULU

Afyon Kocatepe Üniversitesine bağlıdır. 1994-1995 yılında İnşaat ve Makine Resim programı ile başlamış ve daha sonraki yıllarda Elektrik ve Otomotiv programı açılmıştır.

2002 yılında Elbiz mevkiindeki hizmet binasına taşınmıştır.

Halen okulda 6 program vardır. Elbiz mevkiindeki hizmet binası 3 katlıdır ve ayrıca bir de atölye binası vardır. Barınma konusunda ise, Şirinevler Mahallesinde Çay KYK Öğrenci yurdu vardır. 

Afyonkarahisar Çay

VİŞNE FESTİVALİ

Çay ilçesinde her yıl Temmuz ayının 2’nci haftasında “(13-15 Temmuz tarihlerinde) Vişne Festivali” düzenleniyor. Festivalde, özellikle vişne üreticileri ödüllendirilmektedir.

Başlıca amaç ise, yörede yetiştirilen vişnenin, yurt içi ve yurt dışı pazarlarında tanıtılmasıdır. Festival süresinde: spor yarışmaları, halk müziği konserleri, nikah ve sünnet şölenleri, konserler ve sergiler düzenlenmektedir.

Afyonkarahisar Çay
Afyonkarahisar Çay
Afyonkarahisar Çay

 

GEZİLECEK YERLER

 

Çay Taşmedrese Cami
Çay Taşmedrese Cami

 

TAŞ MEDRESE-CAMİ

Mayıs 1277 tarihinde Bolvadin’den Çay Değirmenine gelen Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin III Keyhüsrev (1264-1283) ve dönemin önemli devlet adamlarından Ebül-Mücahid Yusuf bin Yakub tarafından, mimar Oğulbek bin Mehmet’e yaptırılmıştır.

Külliyenin inşa tarihi 1278-1279 yılları arasıdır.

Bu külliye, Anadolu Selçuklularının son külliyelerinden biridir ve Ebül-Mücahid Yusuf Külliyesi olarak isimlendirilir.

Külliyede: medrese, türbe, çeşme, han ve bugün izi kalmayan hamam yapılmıştır. 

Külliye, plan ve süslemeler açısından Anadolu Selçuklularının klasik eserlerinden olup, Selçuklu sanatının birçok özelliğini tek örnek olarak barındırmaktadır.

Yapı topluluğu: Anadolu Selçuklularının önemli kervan yollarından biri olan Afyon-Konya güzergahında bulunmaktadır.

 

Medrese:

Afyon-Konya karayolu üzerinde, ön yüzü tamamen kesme mermer kaplıdır.

Yapıda: büyük bir kubbe çevresinde bulunan tonoz kemerli odalar, sofalar, küçük kubbeli bir müderris odası, simetriğinde çeşme, mescit ve dershane kubbeleri bulunur.

İç mekanda kubbenin iç yüzeyindeki renkli sırlı tuğlarla farklı baklava motifleri görülür. Çini mozaik iç mekanda kubbe eteğinde, pandantif yüzeyinde, mihrapta, ana eyvan kemerinin iç ve dış yüzeyinde, pencerelerin sivri kemerinde ve pencere alınlıklarında kullanılmıştır. Mozaik çinilerin renkleri, kullanılan motifler birçok yapıda karşımıza çıkarken, farklı olarak medresenin çeşmesinde ayna taşı olarak kullanılan Bizans korkuluk levhasında görülen, bir şeritle baklava motifinin sarıldığı motif, mozaik içini olarak mihrabın bordürlerinde kullanılmıştır. Bu detay anlamlı olduğu kadar düşündürücüdür. 

Kubbe kuşaklarındaki süslemeler, Selçuklu sanatını yansıtır güzelliktedir. Mozaik ve çok ince çini süslemeler görülür. Restorasyonda yapılan kötü işçilik sonucu, iç mekandaki çinilerin dökülmesi ve yerlerinin badanalanmıştır. Restorasyondan sonra kubbedeki aydınlık açıklık kapatılmış ve kubbenin altında var olduğu bilinen havuz da kaldırılmıştır.  

Cümle kapısı üstünde, Selçuk sülüsü ile yazılmış kitabesi bulunur.

Kapı kemerlerinin üzerinde, sarkıtların altında ise bir para arması ve iki tarafında yazı vardır.

Binanın doğu köşesinde çeşmesi ve batı köşesinde müderris odası vardır. Müderris odasının pencereleri kesme mermerden ve nakışlıdır.

 

Medresenin TAÇ kapısı:

Düzgün ve iyi cins beyaz taştan örülmüş cephesinin ortasında yer alan taç kapısı ile dikkati çeker. Yapıya giriş sağlayan taç kapının bulunduğu kuzey cephe, giriş cephesi olması nedeniyle diğer cephelerden kullanılan malzemeler ile ayrılmaktadır. Diğer üç cephede moloz taş örgü görülürken, kuzey cephe mermer ve kesme taşla kaplanmıştır. Kuzey cephenin ekseninde yer alan taç kapı, medresenin beden duvarlarından biraz daha yüksek tutulmuştur. 

Hafif dışı taşkın taç kapıda farklı süsleme unsurları bir araya getirilmiştir. Taç kapının en dışta çevreleyen derin ve dar bordürlü lotus ve palmet motiflerine yer verilmiştir. Sonrasında yüksek kabartma olarak zencerek motifi ile yapılan şerit taç kapıyı çevrelemektedir. 

Giriş kapısı üzerindeki kitabeden başka mukarnas altındaki iki bölümde, mimarın adı iki ayrı kartuş içinde tekrar yazılmıştır. 

Tepede de bir “pars” kabartması vardır ve bu kabartmanın mimarın işareti olduğuna inanılır. Pars figürünün bir tarafında “Amele Oğulbey” diğer tarafında ise “Bin Mehmet Bey” yazılıdır. Yapının ve külliyenin mimarı kabul edilen Oğulbey bin Mehmet Bey’in hakkında bilgi yoktur. 

 

Çeşme:

Batı kenarından medreseye bitişik bir sokak çeşmesidir. Halihazırda suyu akmamaktadır ve muslukları da yoktur. Tarihi olması açısından görülmesi gerekir. 

 

Türbe

Batıda, çeşmeyle simetrik kare planlı bölümün alt katı, yıldız tonozludur.

Buranın türbe olma ihtimali yüksek olsa da içinde herhangi bir mezar veya lahit izi yoktur.

 

Hamam:

Medresenin karşısında bulunan hamam, uzun zaman bakımsız kalmış ve yıkılmıştır.

Ancak bu yıkılan hamamda: iki adet halvet odası ve üç yanda sofa ve ortada büyük göbek sofası ve dışında soyunmalık yeri ve külhan olarak kullanılan bölümleri bulunduğu bilinmektedir.

Son zamanlarda yapılan düzenlemeler ile, hamamın bulunduğu yer geniş bir cadde haline getirilerek hamam hepten yok edilmiştir.

 

Bugün:

Medrese binası bugün cami olarak kullanılmaktadır ve yöre insanı, burayı Taş Cami olarak isimlendirir.

Çay Sultan Alaaddin Kervansarayı
Çay Sultan Alaaddin Kervansarayı

 

SULTAN ALAADDİN KERVANSARAYI-TAŞHAN-ÇAY KERVANSARAY

Aşağı Mahallede, İnönü caddesi üzerinde, Medresenin doğusundadır.

Anadolu Selçuklu Sultanı III Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmış ve 1279 yılında tamamlanmıştır. 

Selçuklu dönemine ait yapılmış külliyenin bir parçasıdır.

Dış cephesi destek çıkıntılarıyla kale görünümünde olup, gösterişli bir taç kapıya sahiptir. 

Avlulu ve kapalı kervansaray tipindedir.

Yapının avlusu ve yazlık kısmı yıkılmış, kışlık kısmı ise restore edilerek günümüze ulaşmıştır.

Kare planlı kagir bir yapıdır. Kare planıyla Anadolu Selçuklu mimarisinin tek örneği olarak kabul edilir. 

Merkezde üzeri ışıklı, dört fil ayağı üzerine oturmuş, tonoz örtülü, dıştan destek çıkıntılı, kale görünümlü bir yapıdır.

Çay Taşhan Pars işareti

Taş cami ve Han’da bulunan “Pars arması”, her iki yapının mimarının da Oğulbey olduğunu ifade eder.

Ancak Osmanlı döneminde uzun yıllar bakımsız kaldığı için yıkılmaya yüz tutan bu hanın tamir ve bakımı için 1844 yılında keşif yapılmış ve ardından tamir işine başlanılmıştır.

Kervansarayın taç kapısı Anadolu Selçuklu sanatında özel bir yere sahiptir.

İki renkli taş bezeme ile yapılan herhangi bir bezemeye ve sultan hanlarındaki zengin süslemelere yer verilmemiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2000 yılında başlatılan büyük onarımlar sayesinde 2016 yılında Kervansarayın restorasyonu bitirildi.

Çay Sultan Alaaddin Kervansarayı
Çay Sultan Alaaddin Kervansarayı
Çay Sultan Alaaddin Kervansarayı

 

Yapının bugünü;

Kervansaray bugün kervansaray olarak değil, ziyaretçilerin dinlenebileceği ve çay içebilecekleri bir mekan olarak kullanılıyor.

Yani, burada Külliye çay evi var. Adı da “Taşhan Aile Çay Bahçesi” dir. 

Çay evi olarak düzenlenen mekan, İmaret camii manzaralı, özellikle akşamları ışıklar yakıldığında güzel bir ortam oluyor.

Yalnız buranın Belediye tarafından özel bir firmaya kiralandığı ve bu firmanın işletme şartlarının pek iyi olmadığı söyleniyor.

Belediyenin burayı ara sıra denetlediğini umuyorum.

Çay Esirüddin Ebheri Türbesi

ESİRÜDDİN EBHERİ TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı Eber (eski ismi Doğanlı) köyünde mezarlık içinde bulunan bir anıt mezardır.

Bolvadin-İshaklı karayolu üzerindedir. Eber Dede künbeti olarak da bilinir.

Esirüddin Ebheri, 13’ncü yüzyılda yaşamış ve Taş Medrese müderrislerindendir.

Semerkant’lı bir aileye mensup ve Türk’tür. Ebheri, ilk öğrenimini Musul’da yaptı, sonrasında ise Horasan ve Bağdat’a giderek öğrenimini tamamladı.

O dönemin ünlü bilginlerinden ders aldı. Bir süre Musul sarayında kaldı.

1228 yılında Musul’dan Erbil’e geçti ve oraya yerleşti.

Ancak Anadolu’ya sürekli seyahatler yaptı, felsefe ve müspet bilimler alanında dersler verdi.

Türk Astroloğu ve filozofdur.

Eserleri felsefe ve mantık üzerinedir.

Felsefede Farabi ve İbn Sina geleneğinin 13’ncü yüzyıldaki en başarılı temsilcisidir.

Özellikle Hidayetül hikme ve İsagüci isimli eserleriyle, İslam dünyasında büyük bir üne kavuştu.

Bu iki eserin ortak özelliği, uzun yıllar boyunca yani medreseler yasaklanıp kapatılıncaya kadar, ders kitabı olarak okutulması ve üzerlerine birçok şerh yazılmış olmasıdır.

İsagüci, mantığın bütün konularını kapsamakla birlikte son derece muhtasar bir eser olup, medreselerde mantık alanında okutulan ilk kitap olması bakımından önemlidir.

Esere Batı dünyasında da ilgi duyulmuş, Latince başta olmak üzere bazı Batı dillerine çevrilmiştir.

Evet, Ebheri, Astronomi konusunda da Astronominin temel problemlerini ihtiva eden ve 22 bölümden oluşan bir eser yazmıştır.

Yapı kare biçimli taş duvar üstüne, 8 köşeli kümbet tipindedir.

Sekizgen piramidal külahın tepesi yıkılmış durumdadır.

Halen görülen sıva parçalarından külahın tamamen sıvalı olduğu anlaşılır.

Ancak gövde üzerinde sıva izlerine rastlanmamıştır.

Çünkü külahta, küçük boyutlu moloz taşlarla yapılmış onarım izleri görülür.

Sekizgen piramidal gövdenin kenarları arasında, önemli sayılabilecek uzunluk farkları vardır.

Dıştan kenar uzunlukları 280 cm ile 298 cm arasında değişmektedir.

Gövdenin alt kesiminde, giriş kapısı dışında hiçbir açıklık yoktur.

Girişi doğudandır.

Kapı söve taşları Bizans dönemi yapı taşlarıdır ve devşirme olarak kullanılmıştır.

Bu devşirme parçalar üzerindeki bir iki basit süsleme dışında yapıda herhangi bir süsleme yoktur.

Kapı boşluğu altında, ölü gömme yeri vardır.

Buradan kaideye geçişi sağlayan küçük bir kapı bulunur.

Kaide içinde 2 sanduka vardır.

Türbenin 1264-1265 yıllarında yapıldığı düşünülmektedir.

Çay Tur Ali Bey Türbesi

TUR ALİ TÜRBESİ

Yöre insanı, burayı “Ali Baba” diye bilir.

Türbe, Afyon’dan gelen şosenin ikiye ayırdığı yerde, aralık sokak içinde, ahşap ve toprak damlı bir odadadır.

Yani, herhangi bir mimari değeri yoktur.

Ortasında, Selçuklu tarzı mermer sanduka üzerinde iki satırlık Arapça kitabe vardır.

Bu kitabeden anlaşıldığı kadarıyla, Mart 1275 tarihinde Yusuf oğlu Tur Ali, bu türbeye gömülmüştür.

Yusuf Bey, buradaki külliyeyi yaptıran kişidir. Yusuf Bey oğlu Tur Ali Bey: yine bu bölgede Alaybeyi seviyesinde bir subaşı olduğu düşünülmektedir.

Tur Ali,  bu türbede gömülmüştür. 

 

KARAMIK GÖLÜ-BATAKLIĞI

Çay-İsparta karayoluna yakındır.

Karamık gölü, Sultandağları ve Kükürt dağı arasında, kuzey güney doğrultulu olarak uzanan tektonik temelli bir havzadır.

Bu havza, faylanma sonucu meydana gelmiştir.

Gölün yüzölçümü 40 km karedir.

Rakımı ise 1000 metredir.

En derin yeri 3 metredir.

Kamık bataklığı olarak da bilinir.

Gölün yüzeyi kamışlarla kaplıdır. Ayrıca gölün güneyi nilüfer çiçekleriyle kaplıdır.

Karamık gölü, Konya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1993 yılında 1’nci Derece Doğal Sit Alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Zaten, bu gölde yaşanan çevre kirliliğinin en büyük sebebi olan Çay Seka Fabrikası, 2004 yılında kapatılmış ve atık bırakılmayan göldeki balık miktarı ve çeşitliliğinde önemli artış olmuştur.

Seka kağıt fabrikası, 1979 yılından 2003 yılına kadar hammadde olarak sazlıkları kullanmıştır.

Bu durum, Karamık gölü çevresinde yaşamlarını sürdüren insanlara hammadde satış imkanı sağlamış ve Karamık gölünde sazcılık faaliyetleri artmıştır.

Ancak gölün taşıma kapasitesi düşünülmeden yapılan bu uygulamalar, göldeki eko sistemi bozmuş, özellikle de yerli ve göçmen kuşlar olumsuz etkilenmiştir.

Saz kesim zamanları, alandaki kuşların ve balıkların üreme dönemlerine rastladığında, türler zarar görmüştür.

Ayrıca yine fabrika tarafından gölden su çekimi ve kirli atıkların göle bırakılması da gölü olumsuz etkileyen en büyük faktörlerdendir.

Çünkü su dengesi bozulmuş, göldeki su miktarı önemli ölçüde azalmıştır.

Hatta Karamık gölünün Eğirdir gölü ile mevcut bağlantısı, Seka kağıt fabrikası faal olduğu zamanlar, Karamık gölünün kirli sularının Eğirdir gölünü de kirlettiği bahisle aradaki bağlantı kapatılmıştır.

Daha sonraki yıllarda Karamık gölü nispeten temizlenince, Eğirdir gölüne bağlantı tekrar açılmıştır.

Kirlilikle ilgili bir not daha, fabrikanın kapanması sonucu kesilmeyen sazlıklar, bu sefer gölde tabana yığılmış, gölün doğal kirlilik unsuru olmuşlar ve kirlilik düzeyi artmıştır.

Aynı zamanda Seka kağıt fabrikası varken sazlar sürekli kesildiği için sürekli yenilenmişler ve bu taze sazlar, yöre halkı için hayvan yemi olarak da kullanılmıştır.

Daha ötesi, sazlıklar kesilmeyince, sulak alanda yangınlar çıkmaya başlamıştır.

Sonuç olarak, keşke doğanın dengesini bozucu yatırımlar olmasa, doğanın dengesi asla bozulmamalı.

Doğanın olduğu kadar bu yörede yaşayan insanların da dengesi bozulmuş, fabrikada çalışan 1200 kişi, bir anda işsiz kalmış ve hatta yöreden başka yerlere göçler olmuş.

Evet, her olumsuzluğa rağmen, günümüzde burada 20-30 kilo ağırlığında sazan balıklarının avlandığını söylüyorlar.

Bu gölde tutulan dişli Turna balığı, göl çevresindeki lokantalarda ve pazarlarda müşterilere sunulur.

Yine bu göl kıyısında kuş avı yapılmaktadır.

Çünkü karabatak, çulluk, yaban ördeği gibi kuş türleri bulunur.

Göl çevresinde kamp yapmak mümkündür.

Ayrıca gölün göçmen kuşların rotası üzerinde bulunduğu ve göle 150’nin üzerinde kuş türünün geldiği belirtiliyor.

Ayrıca yine gölde çevre köylüleri tarafından sülük ve kurbağa toplanıyor.

Toplanan sülükler genel olarak tedavi amaçlı kullanılmakta ve Çay ilçe merkezinde pazarlarda satılmaktadır.

Kurbağalar ise, gölün kuzey kısmında bulunan sazlık kıyı alanlarından toplanmakta ve yurt dışına, gıda sanayiinde kullanılmak üzere gönderilmektedir.

Çay Çağlayan Park

ÇAĞLAYAN PARKI

İl merkezinde, Sultan dağlarının eteğinde, Çay deresinin vasisinin başlangıcındaki bu park, Afyon yöresinin en eski parklarındandır.

Ancak eskiden bu parkta, parkın sembolü olan bir havuz varken, sonra yıkılmış.

Parkın sembolü olan havuz yıkılınca yerine siyah kayalardan oluşan ve kapalı devre su ile işletilen bir platform oluşturularak şelale görüntüsü verilmiştir.

İlçe halkı, özellikle yaz döneminde bu park alanına gidiyor.

Park “Çağlayan Parkı” ismini, park içinde bulunan ve 28 metreden düşen yapay düzenlenmiş çağlayandan alır.

Çay Kanlıyer Kavaklığı

KANLIYER KAVAKLIĞI

Sultandağları eteklerindedir.

1982 yılında Belediye tarafından yapılan düzenleme ile, burada çocuk parkı, spor sahası ve gölgelikler oluşturulmuştur.

Bölge Kavaklığı ifadesinden de anlaşılacağı üzere geniş kavak ağaçlarıyla kaplıdır, gölgelik, doğal dinlenme amaçlı bir alandır. 

Piknik yeridir. Ayrıca yürüyüş yolları, doğal ortam, spor ve çocuk oyun alanları gibi sosyal tesisler bulunmaktadır. 

Ancak buraya niye “Kanlıyer” gibi ilginç bir isim verildiğinin sebebine dair bir ayrıntı bulamadım, bilen varsa yorum yazarsa sevinirim.

Çay Eber Gölü
Çay Eber Gölü
Çay Eber Gölü

 

EBER GÖLÜ

İlçe merkezinin kuzeydoğusundadır.

Akarçay ve Sultandağlarından gelen kaynak suları ile beslenir.

Ülkemizin 12’nci büyük tatlı su kaynağıdır.

Denizden yüksekliği 967 metredir.

Gölün derinliği 21 metreye kadar gider.

Ancak günümüzdeki derinliği 4 metreye kadar düşüyor.

Hatta gölün kuruma tehlikesinden söz ediliyor.

Eber gölü, bir zamanlar tertemiz suyu ile kuş cenneti ve su çiçekleri olan bir yer iken, zaman içinde kirlenmiştir.

Çünkü Afyonkarahisar şehrinin atık suları buraya veriliyor.

Ayrıca, Şeker ve Alkoloid fabrikalarının atıkları da buraya veriliyor.  

Gölde, günümüzde kamış üretimi ve balık avcılığı (turna ve sazan balığı vardır) yapılmaktadır.

Bir de “Beyşehir kurbağası” denen bir endemik kurbağa türü yaşıyor.

Çay Eber Gölü
Çay Eber Gölü

 

Ayrıca, dünya genelinde sadece Eber gölü havzasında yetişen ve baklagillerin kraliçesi olarak bilinen “Eber Sarısı” bitkisi de bu bölgeye ayrı bir renk ve güzellik katıyor.

Göl, 1992 yılında 1’nci Derece Doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Özellikle Mayıs ayında yani göçmen kuşların geldiğinde burayı ziyaret etmenizi öneririm. Gölde nilüfer tarlaları, bu tarihte açılıyor.

Çay Eber Gölü

Kuş gözlem evine çıkıp, hem çevrenin güzel manzarasını, hem de göçmen kuşları izleyip fotoğraflayabilirsiniz.

Gölde sandal kiralayıp gezmeyi unutmayın.

Ancak yoğun sazlıkların arasında kaybolma riski var, gurup halinde ve rehber alarak sandal kiralamanızı öneririm.

Gurup ziyaretlerinde, önde motorlu bir tekne, arkada ziyaretçilerin oturdukları bir veya birden fazla sandal, bu şekilde geziliyor.

Çünkü köylüler, kamışla kaplı göl yüzeyinde, kamışları keserek bir su yolu açmışlar ve bu su yolu üzerinde gezinti yapılıyor.

Çünkü göl çok büyük olmasına rağmen, üzerinde bulunan kamışlar nedeniyle büyük kısmı göl değil, çayırlık gibi görünüyor.

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Afyonkarahisar Evciler

Afyonkarahisar Evciler
 

Afyonkarahisar Evciler: Tarihi ve turistik yerleri yok veya birkaç yer var ama arkeolojik araştırma yapılmamış, küçük bir ilçe, burada yaşayanların birçoğu Avrupa’da çalışıyor, yaşıyorlar, bunlar yaz döneminde buraya geldiklerinde, ortam hareketleniyor. Bunun dışında sakin bir yer, yani herhangi bir turistik veya tarihi aktivite yok.

Afyonkarahisar Evciler
 

ULAŞIM

İl merkezine 132 km uzaklıktadır. Çivril ilçesine 40 km, Dinar ilçesine 26 km, Dazkırı ilçesine 21 km uzaklıktadır. İlçe Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerindedir.

Afyonkarahisar Evciler
 

GENEL

İlçe İç Batı Anadolu ile Göller bölgesi arasındadır. Yani İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bölgesindedir. Deniz seviyesinden yükseklik 981 metredir. İlçede genellikle karasal iklim görülür. Ancak Işıklı Barajı ve Acıgöl, iklim etkilerini biraz yumuşatmıştır.

Evciler ilçesinin çoğu vatandaşı yurt dışında yaşamaktadır. Bunlar yurt dışında özellikle Belçika, Almanya, İsviçre, Fransa ve Avusturya’da yaşıyorlar.

 

TARİHİ

Evciler ilçesinin tarihi, günümüzde hala korunmuş olarak bulunun Kocahöyük ile ilgilendirilir. Yapay olduğu anlaşılan bu tepede taştan yapılmış kesici ve delici aletler, topraktan yapılmış eşya parçaları bulunmuştur.

Tarıma açılmış olan bu alanda, hala tarla aralarında mermer sütun parçaları görülür. Bölgede ilk hakimiyet kuran medeniyetin Hititler olduğu bilinmektedir.

Sonra Frigler yöreye yerleşmiş ve “Lampe” adını vermişlerdir. Sonra Lidyalılar görülür ve bölgede bir takım Lidya sikkesi bulunmuştur. Persler, Büyük İskender ve Romalılar. Ardından Bizanslılar. Öküz Ören denen mevkide Roma ve Bizans döneminden kalma kalıntılar bulunmuştur.

Evciler yöresini kuranlar hakkında çeşitli rivayetler vardır. Buna göre: Evci aşireti bölgeye geldiğinde ilk olarak Dinar’ın Yapalı Çerkezi denen bölgesine yerleşirler.

Ancak, burası bataklıktır ve gerek kendileri ve gerekse hayvanları sivrisinekler tarafından olumsuz etkilenir ve bunun üzerine kimileri Bozdağ, kimileri ise bugünkü Gökçek’in olduğu alana yerleşirler.

Ovada hayvan otlatan çobanlardan birinin, atının yaz sıcağında bir taş yığınını sürekli kokladığını ve eşindiğini görünce taşları açan çoban, su kuyusu bulur. (Bu kuyunun halen bir Evcilerlinin bahçesinde bulunduğu söylenir.)

Bir süre sonra, bu su kuyusunun bulunduğu yere gidip gelmekten sıkılanlar, buraya ev yaparlar ve böylece ilk yerleşim olur. Bu yere yerleşenlere, diğerleri “Evcile geliyor, evcile gidiyor” demesiyle buradaki yeni köyün ismi “Evciler” olur.

Bölge, Yıldırım Beyazıt zamanında 1390-1402 yılları arasında Osmanlı hakimiyetine geçer. 1874 yılında Dinar’a bağlanan Evciler kazası, 1955 yılında Belediyelik olur. 1959 yılında Dazkırı’ya bağlanır, 1991 yılında ise ilçe merkezi olur.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buralara yolunuz düşerse: ilçe merkezindeki yöresel yemekler sunan lokantalarda keşkek ve arapaşı yiyebilirsiniz.

Afyonkarahisar Evciler
 

GEZİLECEK YERLER

Evciler Kebir Camii
 

KEBİR CAMİİ

İlçe merkezinde Camii Kebir Mahallesindedir.

Doğu kapısı üstündeki tamir kitabesine göre, 1341 yılında Muzafferüddin oğlu Emir Muğniddin Abdullah Bey tarafından tamir ettirilmiştir. 1950 yılında, Halk ve Eski Eserleri Koruma Derneği tarafından çatı onarılmış ve galvanizli saç kaplanmıştır. 1969 yılında, kuzey batı köşeye dayanmış ev, istimlak edilerek yıkılmıştır.

Kuzey cephede: ahşap cümle kapısı ve saçak altında küçük dikdörtgen 5 pencere vardır. Kapı üstünde, asma bir yağmurluk, yağmurluk altında ise çini plakalardan yapılmış iki pano arasında bir mermer plaka bulunur.

Doğu cephede: Ortada 6 basamakla çıkılan, kenarları demir parmaklıkla çevrili bir podyum, bu podyuma açılan sivri kemerli, iki kanatlı ahşap kapı bulunur.

Kapı üstünde, saç yağmurluk, onun üstünde de sivri kemerli bir nişin içinde, 5 satırlık mermer tamir yazıtı bulunur.

İç mekan: ahşap sütunlar, tek topuklu yeni yapılmış sekizgen mozaik kaide üzerine oturur. Hatlar, aşı boyası çiçeklerle bezenmiştir.

Mihrap mermerdir. Mihrabın batısında bulunan minber, yağlı boya ile boyanmıştır.

Halk arasındaki bir söylentiye göre: minber kapakları, Ulu caminin yerinde bulunan eski bir mescidin kapılarıdır.

Minare: caminin kuzey cephesinin batı köşesindedir. Kesme taştan, kare kaideli, beşgen topukludur. Şerefe, dört sıra kirpi burnu üzerine oturmuştur. Minare gövdesinde dört aydınlık penceresi ve 76 basamak vardır.

Evciler Tren İstasyonu
 

EVCİLER TREN İSTASYONU

Mehmet Akif Mahallesi İstasyon caddesindedir.

1890’lı yıllarda yapılmıştır. İstasyon bir kenar peronundan oluşmaktadır.  Maalesef daha ayrıntılı bilgi bulamadım.

 

HÖYÜKLER

Evciler yöresinde tarihi çok eskilere kadar giden çeşitli höyükler var. Bunlardan en öne çıkanlar hakkında sizlere kısa bilgiler vermek istiyorum.

Elbette bunlar şu anda gidilip görülecek, gezilebilecek durumda değiller, umarım gerekli arkeolojik çalışmalar yapılır ve ileride ziyarete açılırlar, ama şu an için sadece kısa bilgiler:

Kocahöyük

Yaka köyün 1.6 km kuzeybatısında, Başmakçı ilçesinin yaklaşık 1.5 km güneydoğusunda ve Yaka-Başmakçı yolunun batı bitişiğindedir.

Yerleşmenin kuzey eteklerinden başlayarak kuzeydoğu, kuzeybatı, kuzey ve güney yönlü olmak üzere, yaklaşık 2 metre derinliğinde su kanalı inşası yapılmıştır.

Bu çalışma höyük üzerinde büyük bir tahribata sebep olmuştur. Bu yerleşmede çok yoğun seramikler görülür.

Yerleşmenin üstte, kuzeybatı kesiminde muhtemelen mezarlara ait büyük küp parçaları görülür.

Bunlardaki yoğunluk, alanın mezarlık olabileceğine işaret eder. Küpler üzerinde kalın bantlar vardır.

Güneyde ise mezar taşı olabilecek büyük yassı taşlar görülür. Bunlar üzerinde paralel işlenmiş bantlar, bantlar üzerinde de çentik bezemeler görülür.

Ayrıca farklı formlarda 10 tane yarım ay biçimli alet parçaları vardır. MÖ 2000 parçaları çoğunlukla mattır, diğerlerinin renkleri açık kahverengi ve devetüyü tonları arasındadır.

Burada bir adet eğirme taşı sağlam bir şekilde bulunmuştur.

 

Küçük höyük (Ayşa kadın türbesi)

Yaka köyün 250 metre güneybatısındadır. Bu yerleşmenin güneyi ve doğusu dağlıktır.

Güneydeki yüksek tepeciklerdeki kayalık alan Asar mevkii olarak adlandırılır. Burası yaklaşık 200 metre çapındaki doğal ve yüksek bir kayalığın üzerinde yer alan bir tepe üstü yerleşimidir.

Ele geçen az sayıdaki buluntular arasında kasecikler çoktur. Obsidiyen ve çakmaktaşı alet parçaları da görülür.

Kırmızı ve kahverengi mal gurubu hakimdir. Bu kayalığın doğu yamaçlarında Geç Roma dönemine tarihlenen oda mezarlar vardır.

Öküzören mevkii

Evciler ilçesinin 4 km güneybatısındadır. Burası, Denizli-Özdemirci Kasabasının şebeke suyunun çıktığı mevkidir.

Burada: çeşitli dönemlere ait seramikler görülmüştür. Roma yerleşmesi, höyüğün kuzeybatı-batı eteklerine doğru genişlemiştir.

Yerleşmede, Roma seramiklerinin yoğunluğu dikkat çeker. Güneybatı yamaçlarında ise muhtemelen Roma dönemine ait mezarlar vardır.

Buradaki buluntular arasında, bir adet tüp biçimli tutamak bulunur ve bu parça Kalkolitik döneme tarihlenir.

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Afyonkarahisar Hocalı

Afyonkarahisar Hocalı

Afyonkarahisar Hocalı; Küçük bir yer, yaylaları ile öne çıkıyor, ancak tanıtım hiç yok, yani sadece yaylaların isimleri yazılmış, nerededir, nasıl gidilir, özellikleri nelerdir hiç yok.

ULAŞIM

İlçe Afyonkarahisar il merkezine 100 km uzaklıktadır. Sandıklı ilçesi 38 km ve Banaz ilçesi 35 km uzaklıktadır. Sandıklı ve Banaz ilçesi karayolu üzerindedir.

Afyonkarahisar Hocalı
 

 

GENEL

Ege bölgesi içindedir. İlçenin doğusunda Banaz dağı, kuzeydoğusunda Ahırdağı vardır.

Yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. İlçe halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlar. İlçede sanayi gelişmemiştir.

Afyonkarahisar Hocalı
 

 

TARİHİ

Yörenin ayrıntılı tarihine girmeden önce “Hocalar” isminin nereden geldiğine bakalım.

Rivayete göre, 1300’lü yıllarda, burası yerleşim merkezi olarak kullanılıyormuş.

O yıllarda, buraya ilk olarak 3 kardeş gelmiş ve buraya yerleşmiştir.

Bunların babaları “Hoca” yani “Ulema” dır.

Dışarıdan buraya gelip yerleşenler, bu kardeşlere “nereye gidiyorsunuz” diye sorduklarında, bu kardeşler “Hocagil’e gidiyoruz” derlermiş.

Dışarıdan buraya gelenler ise sorulduğunda “Hocagil’den geliyoruz” derlermiş. Zamanla bu yerleşim yerinde nüfus artmış ve yerleşim yerinin ismi “Hocalar” olmuş.

İlçe hudutları içinde, Ahır dağlarında bronz bir Hitit heykeli bulunmuştur. Buna istinaden, yörenin çok eski dönemlerden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığına inanılmaktadır.

Hocalar, 1990 yılında ilçe olmuştur.

NE YENİR:

Patatesli köy böreği, keşkek, tarhana çorbası, Afyon kaymağı.

 

GEZİLECEK YERLER

Afyonkarahisar Hocalı Eldizan Yaylası

ELDİZAN YAYLASI

Çepni köyüne bağlı Eldizan Mahallesi civarındadır. Yayla temiz havası, doğası ve yeşil manzaralarıyla bilinir. Bölgede piknik alanları mevcuttur, doğa yürüyüşü ve benzeri açık hava etkinlikleri için uygundur. 

Eldizan Yaylasında, motor sporları ve amatör telsizciler tarafından toplanmalar yapılır. Örneğin: motor tutkunları için motor sporu etkinlikleri düzenleniyor. 

 

Afyonkarahisar Hocalı Otrus Antik Kenti
 

 

OTRUS -OTROUS 

Brouzos şehrinde bulunan bir kitabede, Afyonkarahisar Sandıklı ovasında bulunan birbirine yakın 5 şehrin, Bizans döneminde Pentapolis şehirleri olarak adlandırıldığı yazılıdır.

Bu 5 şehir: Bruzus, Eucarpeia, Hieropolis, Otrus ve Stectorium’dur.

Otrus şehri, İlçe merkezine bağlı Yeşilhisar kasabasında Yanıkören köyündedir. İlçe merkezine 17 km uzaklıktadır. 

Pentapolis’in en küçük kentlerinden biridir. Roma döneminde yarı özerk idi ve Roma imparatoru Marcus Antonius, kenti ziyaret etmiş ve bunun anısına bronz sikke bastırılmıştır. Aynı zamanda Bizans döneminde bir piskoposluk merkeziydi. Yani dinsel yönüyle de önemli bir yerleşimdir. 

Günümüzde kentten kalan kalıntılar hala görülebiliyor. Özellikle temeller, duvar parçaları gibi. Ancak Otrus antik kentin üzerinde sistemli kazılar veya büyük ölçekli arkeolojik çalışmalar yapılmamıştır. Bu yüzden bilgiler sınırlıdır. 

 

 

Afyonkarahisar şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.