Adıyaman Çelikhan

Adıyaman Çelikhan


Adıyaman ilinin kuzeyinde, pek te işlek olmayan yollar üzerindedir. Yani, herhangi bir yere gelip-giderken buraya uğrama durumu yok.

Yine de Çelikhan gittiğimde gördüğümde güzel bir yer olarak hafızamda kaldı. Özellikle, Çat barajı üzerinde bulunan yüzen adaları mutlaka görmeniz gerekir.

Çat baraj gölü, çevresinde atık bulunmayan tek sulak alan olarak dikkat çekiyor.

Bunun sonucunda, buradan tutulan balıkların lezzeti muhteşem, bir de Çelikhan denilince muhteşem güzel tütünü unutmamak gerekir.

Adıyaman Çelikhan

ULAŞIM

Çelikhan, bağlı bulunduğu Adıyaman il merkezine 57 km. uzaklıktadır. Çelikhan-Malatya arasındaki uzaklık: 95 km.

Adıyaman Çelikhan

TARİH

Yöre, tarihi süreç içinde: Hitit, Asur, Pers, Makedonya, Seleukos, Roma ve Bizans devletlerinin egemenliğine şahit olmuştur.

Hz. Ömer zamanında ise, Arap egemenliğine girmiş ve Keysun’a bağlanmıştır. 949 yılında, Bizanslılar yöreyi tekrar ele geçirirler. 1071 yılından sonra ise: bölge, Selçukluların eline geçer.

1391-1389 yılları arasında, bu kez Osmanlılar, bölgeyi Memluk Beylerinden alırlar.

1839 yılında Tanzimat Fermanından sonra yapılan ıslahatlar sonucunda, yöre Mamurat-ül Aziz eyaletine bağlanır.

1927 yılına kadar Akçadağ yöresine bağlı bir ilçe olan Çelikhan, 1927-1931 yılları arasında ise, Koçali Bucak Müdürlüğüne bağlanır. 1931 yılında ise, burada Bucak Müdürlüğü kurulur.

1934 yılına gelindiğinde, halk arasında “Mıtık” adı verilen bulaşıcı ve salgın bir hastalık: yörede ortaya çıkar ve sonucunda birçok yöre insanı ölür, birçok aile başka yerlere göç etmek zorunda kalır.
1954 yılına gelindiğinde, Çelikhan, Adıyaman iline bağlanır.

Yörenin ilk ismi: Komişir olarak bilinir. Cumhuriyet döneminden sonra bu isim “Çelikhan” olarak değiştirilmiştir.

 

Deprem Riski:

Çelikhan ovası aktif Doğu Anadolu fay zonu üzerindedir. Bu yüzden birinci derece deprem kuşağındadır. Yörede geçmişten günümüze çok sayıda şiddetli deprem olmuştur. 1896 yılında meydana gelen depremde 100’e yakın insan ölmüştür. 26 Şubat 2004 tarihinde Çelikhan’da 5.1 şiddetindeki depremde 200’den fazla ev ve işyeri hasar görmüştür. 26 Mayıs 2004 tarihindeki 5 şiddetinde ölçülen deprem, yörenin deprem açısından riskli bir alan olduğunu göstermektedir. 

6 Şubat 2023 tarihinde de yörede bir deprem meydana gelmiştir. 

 

Adıyaman Çelikhan

GENEL

Çelikhan: Güneydoğu Torosların devamı olan yüksek dağlar arasında kurulmuş bir ilçedir. İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 1388 metredir.

Bu yüzden, genel coğrafi yapı olarak: dağlık ve engebelidir denilebilir. Yörede: Abdulharap çayı üzerinde, Çat barajı kurulmuştur.

İlçe halkını geçimini: tarım ve hayvancılık yaparak sağlamaktadırlar. Ancak, yörenin arazilerinin engebeli oluşu nedeniyle, tarıma elverişli alanlar oldukça sınırlıdır.

Yine de, tütün, hububat, meyvecilik ve sebzecilik yapılmaktadır. Özellikle, tütün ön plana çıkmaktadır. Çelikhan denilince akla tütün gelir.

Sert, temiz ve kaliteli bir tütün olarak biliniyor. Tadı, kokusu ve içiminin güzel olduğu söyleniyor. Özellikle, bu tadı ve lezzeti bilenler, bu tütünü kapışıyorlar.

Yörede karasal iklim hüküm sürmektedir ve buna bağlı olarak: kışları kar yağışlı ve soğuk yazları ise sıcak ve serin geçer.

Ancak, rakım yüksek olduğundan, Adıyaman ilinin diğer ilçelerine nazaran yaz ayları daha serin geçer.

 

BAL, KÜLTÜR VE TURİZM FESTİVALİ

Çelikhan ilçesinde 10 bin arı kovanı kapasitesi bulunuyor ve 200 aile geçimini arıcılıktan sağlıyor.

Her yıl Ağustos ayının 1-3 günleri yapılır. İlçenin en büyük gelir kaynaklarından birisi olan

Çelikhan Balını ulusal düzeyde tanıtmak ve üreticileri teşvik etmek, ürün için Pazar bulmak amacıyla düzenlenir. 3 gün süren festival kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlenir.

GELENEKSEL JARİ ŞENLİKLERİ

Her yıl 2700 metre rakımlı Akdağ’dan akan ve birçok hastalığa şifa olduğu söylenen soğuk Jari suyunun turizme kazandırılması ve bölgenin tanıtılması için Ağustos ayında düzenlenir.

GEZİLECEK YERLER

Adıyaman Çelikhan Saat Kulesi

SAAT KULESİ

2012 yılında Çelikhan Belediyesi tarafından yapılmıştır. Kulenin yüksekliği 11 metredir.

Kulenin dört bir yanında Çelikhan’ı simgeleyen resimler vardır. Kule, Selçuklu ve Osmanlı mimarisini yansıtır. Saat kulesi ışıklandırılmış olup iki yanında çeşmeler vardır. 

Adıyaman Çelikhan İçmesi

ÇELİKHAN İÇMESİ

İlçe merkezinin 19 km kuzeydoğusundadır. İçmeye ilçe merkezinden ulaşım sağlanmaktadır. 

Korucak deresinin yamaçlarından çıkan içme suyu, Esenli köyü civarında yer alır.

İçme suyu, yer altından doğal yollarla çıkan ve içilebilir nitelikte olan bir su kaynağıdır. İçeriğinde bol miktarda magnezyum, kalsiyum, sülfat ve bikarbonat gibi mineraller bulunmaktadır. Bu mineraller, vücudun ihtiyaç duyduğu birçok temel elementi sağlar ve genel sağlık üzerine olumlu etkiler yaratırlar. 

Çelikhan İçmesi

İçme suyu yerel halk tarafından uzun yıllardır tüketilmektedir. İçme suyunun bulunduğu bölgede, vatandaşlar için kolay erişim sağlanmış olup, suyun hijyenik koşullarda korunmasına özen gösterilmektedir. 

Her yıl Temmuz ve Ağustos aylarında çevre il ve ilçelerden buraya yoğun ziyaret var, yıllık olarak yaklaşık 5-7 bin kişinin geldiği söyleniyor.

Ancak suyu oldukça şifalı olmasına rağmen burada herhangi bir sosyal tesis bulunmuyor, çevre kirli ve pis, derenin temizlenmesi ve acil olarak tuvalet yapılması bekleniyor.

Çelikhan içmesinin içme suyu hakkında 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından verilen rapora göre şu hastalıklara şifa vermektedir: mide, bağırsak, safra salgısını azaltan hastalıklar, mide asidi azaltması veya artmasına bağlı hazım bozuklukları, gastrit veya ülser geçirmiş, ülser ameliyatı olan kişilerde, asabi nedenlerle ishaller, kabızlık, karaciğerin ve safra kesesinin kronik nezle, safra kesesi ameliyatı sonrası şikayetler, şişmanlık, gut ve diyabet, böbrek taşları, bağırsak parazitlerinin giderilmesi.

Adıyaman Çelikhan Çat Barajı-Abdülharap Gölü ve Yüzen Adalar

 

ÇAT BARAJI-ABDÜLHARAP GÖLÜ VE YÜZEN ADALAR

İl merkezine 59 km ve ilçe merkezine 3 km uzaklıktadır.

Çat Barajı, Abdulharap Çayı üzerine kurulmuştur. 1985 yılında yapımına başlanıp 1996 yılında bitirilmiştir. 

Toprak ve kaya dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 2.5 milyon metre küptür, akarsu yatağından yüksekliği 78 metredir.

Barajın en büyük özelliği, üzerinde hiçbir atık suyun olmamasıdır.

Yani üzerinde herhangi bir fabrika atık suyu ve kanalizasyon yoktur.

Baraj suyunun yapılacak tünellerle Çelikhan ve Bulam ovalarını sulaması planlanır.

Gölün su seviyesi iklim şartlarına ve beslendiği su kaynaklarına göre değişir.

Hiçbir atık suyun karışmadığı gölün suyu oldukça temizdir, olta balıkçılığı için idealdir.

Adıyaman Çelikhan Çat Barajı-Abdülharap Gölü ve Yüzen Adalar
Adıyaman Çelikhan Çat Barajı-Abdülharap Gölü ve Yüzen Adalar

 

Yüzen Adalar:

Göl yüzeyinde, yaklaşık 2000 yıllık süreçte oluşan, yoğun saz ve otlarla kaplı onlarca yüzen ada vardır.

Bu özellikleriyle Abdülharap gölü, hem dinlenme alanı hem de sportif olta balıkçılığı açısından tercih edilir.

Çelikhan Çat barajı Petelik mevkiinde bulunan yüzen adalar vardır.

Bunlar: 3 bin yılda oluşumunu tamamlayan, bitkilerin 3-5 metreye kadar giden kılcal köklerinden oluşan  ve genişlikleri 100 ile 1000 m. Kareye kadar büyüyen adalardır.

Adaların üzerinde keçemsi ve saz gibi birbirini tutan bitkiler vardır.

Bunlar sudan daha az yoğun bir kara kütlesi oluştururlar ve adalar meydana gelir.

Yüzen adaların sayısı: suyun debisine bağlı olarak 30 ile 80 arasında değişmektedir. 

Çat barajında, mevsimsel olarak su seviyesinin yükselip alçalması ve dalgalanmalar nedeniyle yüzer durumda olan, ülkemizde ve dünyada eşine çok az rastlanan doğa harikası bu çim adacıklar kıyıya vurmaktadır.

Baraj suyunun tarımsal amaçlı olarak kullanılması nedeniyle su seviyesinin düşmesi sonucu kıyıda kalan ve korumasız olan bu çimler, halk tarafından tahrip edilerek yakılmakta veya çiçek gübresi olarak satılmaktadır.

Çelikhan Çat Barajı Yüzen Adalar

Bu nedenle böyle bir doğal güzelliğin turizme kazandırılması için gerekli önlemlerin alınması şarttır. 2024 yılında yüzen adaların kurtarılması için bir proje yürürlüğe konulduğunu öğrendim.

Yaklaşık 30 yıl önce 100 dönüm büyüklüğü olan yüzlerce adanın, her geçen gün daha çok yok olma tehdidi altında olduğu, günümüzde sadece 2-3 dönüm adanın bulunduğu, bunların da 1-2 yıl içinde kurtarılmaz ise tamamen kaybedilme durumu olacağı tespit edilmiştir. 

Proje kapsamında, 2 adanın çelik halatlarla baraja doğru çekildikten sonra doğaya zarar vermeyen ve çapa olarak adlandırılan beton bloklarla sabitleneceği böylelikle bu adaların zincir uzunluğu kadar hareket edebileceğini ve karaya vurmalarının engelleneceğini, daha sonraki aşamada ise adaların yeniden eski bitki örtüsüne kavuşmasının sağlanacağı söylenmektedir. 

Bitki örtüsünün oluşmasıyla adaların yeniden göçmen kuşları ağırlamaya başlayabileceği, adaların gölün ortasında kalmasıyla baraj suyunun filtre edilerek temiz kalmasının sağlanabileceği düşünülmektedir. 

 

 

Adıyaman Çelikhan Zerban Mesire Alanı-Geleneksel Zerban Şenlikleri

ZERBAN MESİRE ALANI-GELENEKSEL ZEBRAN ŞENLİKLERİ

İlçe merkezinin 5 km kuzeybatısındaki Pınarbaşı beldesindedir.

Özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi akını olur.

Alevi vatandaşlar tarafından burası kutsal sayılır.

Burada bulunan türbe, çevre il ve ilçelerden gelen Alevi ziyaretçiler tarafından bir çekim alanıdır.

Çevre düzenlemesiyle yöre iyi bir potansiyele sahip olmuştur.

Her yıl, Temmuz ya da Ağustos ayında yapılır. Festival, Pınarbaşı (Bulam) kasabasında bulunan Zerban anıtı ve kutsal sayılan Zebran suyu çevresinde, Alevi kesim tarafından düzenlenir.

Zerban Suyunun Efsanesi:

Zebran, siyah elbiseli, mavi gözlü, sarı saçlı ve uzun boylu bir kızdır.

Efsaneye göre, adını verdiği kaynağın yanında arada sırada görünürmüş, inanılası değil ama efsane böyle diyor.

Yine bir efsane: eskiden kasaba halkı üzerine “Kav Aşireti” saldırır.

Aşiret adamları Zerban’ın yanına geldiğinde, Zebran onların üzerine ateş püskürtür ve Kav Aşiretinin birçok adamı ölür.

Sonuç olarak, Zebran köylülerin yardımına koşan, uzun boylu, sarışın ve renkli gözlü bir kızdır.

Zebran adındaki bu kutsanmış kız, su kaynağının etrafında göründüğünden bu kaynağa Zebran adı verilmiştir.

Bir de türbe bulunuyor.

Suyun tam kaynağında, yuvarlak planlı, üstü kapalı bu türbe, ziyaretçilere umut ve şifa dağıtıyor.

Evet, Zebran ile ilgili son bir efsane anlatalım.

İki çingene kadın kasabada hırsızlık yaparlar.

Kasabalı bu iki kadını yakalar, ancak ellerinde delil yoktur, kasabalılar “Eğer hırsız değil iseniz Zebran üzerine yemin edin” derler, kadınlar “Zebran üzerine hırsız değiliz diye yemin ederler” ancak yalan yere yemin eden iki kadın, ertesi gün ölür.

Bunun üzerine yöre insanı haklı-haksız Zerban üzerine yemin etmezler. 

Zebran şenliklerinde hep birlikte eğlenilir, birlik ve beraberlik mesajı verilir. 

Evet halk kendi inanışlarına göre, burayı ve türbeyi ziyaret ederler.

Ziyaret edenler: türbe denilen yerde taşları öperler, toprak alırlar ve çaput bağlarlar.

Ziyaret amacı ise: günahlardan arınmak, çocuk sahibi olmak, kısmet açmak, hastalıklardan kurtulmaktır.

Zerban suyunun başında yatmak ta: bu arzuların gerçekleşmesi için etkin imiş.

Çelikhan Havşeri Pınarı

HAVŞERİ PINARI

İlçe merkezine bağı Pınarbaşı kasabasındadır.

Pınar: Bulam çayının ana kaynağıdır.

Suyunun soğuk olması ve söğüt ağaçlarının yarattığı gölgelikler, buranın halk tarafından tercih edilen bir günübirlik piknik alanı olmasını sağlamıştır.

Yerin altından çıkan tertemiz ve berrak su aynı zamanda buz gibidir.

Ancak, bu kaynağın suyu: Çelikhanlılar yanında Adıyamanlılar için de, şehirdeki susuzluğun önlenmesi için bir çare olarak düşünülmektedir. Adıyaman ilinin su sorununun kalıcı olarak çözülmesi için Havşeri isale hattı yapılmıştır. Emlak Konut, depremde zarar gören bölgeyi toplam uzunluğu 5050 metre büyük boy çelik boru ve 1630 metre  HDPE boru döşeyerek çalışmaları tamamlamıştır. 

 

Adıyaman Çelikhan Doğanlı Çınarı Tabiat Anıtı

DOĞANLI ÇINARI TABİAT ANITI

Doğanlı köyü Meydan Mevkiinde bulunan bu anıt ağacın 550 yaşında olduğu biliniyor. 2006 yılında Orman Bakanlığı tarafından Tabiat Anıtı olarak tescillenmiştir. 

Çınar, Adıyaman-Çelikhan kara yolu üzerinde olup, Adıyaman il merkezine 40 km uzaklıktadır.

Doğanlı köyü vadisinde, kuzeye bakan yamaç üzerindeki sürekli bir su kaynağının yanı başındaki çınar ağacı volkanik kumlu topraklar üzerinde gelişmiştir.

Yaşlı yayvan gövdeden itibaren kalın çatallıdır. 

Ağacın uzunluğu 40 metre, çapı 3.82 metre ve kapladığı alan 12 metre karedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2006 yılında Anıt Ağaç olarak tescil edilmiştir.

Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, yöre halkı piknik yapmak için burayı ziyaret ederler.

Çelikhan Jari Yaylası

JARİ YAYLASI

İlçe merkezinin güneyinde, Akdağ’ın 2550 metre yüksekliğindeki bu yaylada bulunan “jari suyu”, yörenin en soğuk suyu olarak önem kazanmaktadır.

Her yıl ilkbahar ayının sonunda Jari yaylası sezonu açılır. Büyüleyici ve doğal güzellikleriyle insanları etkileyen Jari yaylası geçmişten gelen gelenekleriyle beraber devamlılığını sürdürmeye devam ediyor. 

Burası: ilçe halkı tarafından günübirlik piknik yapılmakta kullanılmaktadır.

Ancak, yatılı olarak da kalınmaktadır.

Çünkü, ulaşımın zor olması nedeniyle, günübirlik kullanım nispeten güç olmaktadır.

Ancak, yaylaya ulaşım için araba yolu yok, ulaşım ya yaya olarak ya da binek hayvanlarıyla sağlanmaktadır.

 

KOYUNPINARI YAYLASI

İlçe merkezine bağlı, Korucak köyünün Tucak dağının 2000 metre yüksekliğindeki bölümündedir.

Yayla: özellikle yaz aylarında Malatyalıların akınına uğramaktadır.

Burası: günübirlik piknik ve dinlenme yeri olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca: burada yazlık villa tipi evler de var.

 

 

Adıyaman şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Adıyaman Sincik

Adıyaman Sincik


Bulunduğu kara yolu üzerinde, son ulaşım noktasıdır. Yani, herhangi bir yere gelip-giderken uğrayıp görebileceğiniz bir yer değil. Buranın en büyük özelliği “Sincik lalesi” buralara yolunuz düşerse, mutlaka görünüz.

Adıyaman Sincik

ULAŞIM

Sincik, bağlı bulunduğu Adıyaman il merkezine 69 km. uzaklıktadır. Sincik-Malatya arasındaki uzaklık ise 60 km. dir. Görüldüğü gibi ilçe Malatya iline daha yakın olmasına rağmen, yol itibarıyla Adıyaman’a gitmek daha uygundur.

TARİH

Tarihi süreç içinde, bu bölgede de birçok devlet egemenlik kurmuştur. Bunlar arasında: Hititler, Huriler ve Mitaniler sayılabilir. MÖ.69 ile MS. 72 yılları arasında ise, yörede: Kommagene krallığı hakimdir. 

Daha sonraki dönemlerde ise, yörede: Romalılar, Bizanslılar ve ardından: Selçuklu ve Osmanlılar egemenlik kurarlar.
1954 yılına kadar, Kahta ilçesine bağlı bir köy iken, 1990 yılında, ilçe statüsü kazanarak Adıyaman il merkezine bağlanır.

Adıyaman Sincik
Adıyaman Sincik

 

GENEL

İlçenin en yüksek dağı “Türk Dağı” dır ve rakımı 1325 metredir.

Yükselti, güneyden kuzeye doğru gidildikçe artmaktadır. Yörenin coğrafi özelliklerinin temelinde: dağlık ve dağınık bir arazi yapısından söz etmek mümkündür. Yöre arazisi: Güneydoğu Toros dağlarının güney kesimindeki dağ ve tepelerden oluşmaktadır.

Yörede: bozkır iklimi egemendir. Buna bağlı olarak kışlar çok soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise çok sıcak ve kurak geçer. Yazlar sıcak desem de, rakım yüksek olduğu için, yine de serin hava hakimdir.

Nemrut dağı, Sincik ilçesinin doğusundadır ve kuş bakışı olarak Kahta’dan daha çok Sincik ilçesine yakındır.

İlçenin adı, yörede eskiden yaşamış olduğu rivayet edilen “Sincik Aşireti” nden gelmektedir. 

Adıyaman Sincik Kilimi
Adıyaman Sincik Kilimi

 

NE SATIN ALINIR

Sincik yöresine yolunuz düşerse, meşhur “Sincik balı” ve Sincik kilimleri” almanızı öneririm.

Sincik el dokuma halısı, önemli kültürel değer taşır. 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğu söyleniyor. 2020 yılında coğrafi işaret tescili almıştır. Kendine özgü rengi, deseni ve ipliğiyle köylülerin dokuma tezgahlarında şekillenen halılar birbirinden güzel modelleriyle dikkat çekiyor. Bir halı yaklaşık 3 ayda dokunuyor ve 5-7.5 bin TL arasında satılıyor. 

Adıyaman Sincik Adıyaman Lalesi-Ters Lale-Ağlayan Gelin

ADIYAMAN LALESİ

Adıyaman iline bağlı Sincik ve Gerger ilçelerinde, görülen yağış ve az da olsa sıcaklık değerlerindeki değişiklik, dağlık alanlar, sulak alanlar ovalar ve kısmen de olsa ormanlık alanlar ilin ekonomisi ve turizmi için önemli endemik bitki türlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. 

Bunlardan en önemlisi gerek süs bitkisi ve gerekse ilaç sanayiinde kullanılan Adıyaman Lalesidir. Adıyaman lalesi, başta ülkemiz olmak üzere Filistin, Ürdün, Suriye, Irak, İran, Afganistan ve Kuzey Hindistan’ın dağlık bölgelerinde yayılış gösterir. Bu bitkinin ülkemizdeki yayılış alanı ise: Sincik ve Gerger ilçeleri ve Hakkari ili Yüksekova ve Şemdinli ilçeleridir. 

Adıyaman Lalesi, 1 metre kadar boya erişebilmekte ve her bitkide 40-45 çiçek bulunmaktadır. Çiçeklenme Mart ayının sonlarına doğru görülür ve 20-25 gün devam eder.

Adıyaman Sincik Adıyaman Lalesi-Ters Lale-Ağlayan Gelin
Adıyaman Sincik Adıyaman Lalesi-Ters Lale-Ağlayan Gelin

 

AĞLAYAN GELİN-TERS LALE

Bölgede bulunan diğer önemli endemik bitki ağlayan gelin (ters lale) olarak bilinen bitki türüdür. Bu endemik soğanlı bitki de Adıyaman lalesine benzer ekolojik isteklere sahiptir. Bu bitkinin boyu 50-55 cm kadar uzanmakta ve Mart ayı ortalarında çiçeklenmeye başlamaktadır.

Asuriler, sabah göbeğinden su yaydığı için bu çiçeğe “Ağlayan Lale” ismini vermişlerdir ve bu yüzden kutsal saydıkları ters lale, günümüzde çok değerlidir.

Adıyaman lalesi ve Ağlayan gelin olarak bilinen laleler, 1989 yılında kurulan “Doğal Çiçek Soğanları Derneği” tarafından üretimlerinin yapılması için tavsiye edilmişlerdir. Ancak, bu bitkilerin doğadan sökülerek ihracatı yasaklanmış, ihracatın yalnızca üretim kanalıyla yapılabileceğine karar verilmiştir.

Lalenin boyu: 75 cm. bulur. Her dalında 6 lalenin ters büyüdüğü doğa harikası çiçek, koruma altına alınmıştır. Genellikle sarı ve turuncu renklidir. İmperial cinslerinin boyu 1 metreyi geçebilir. Soğanlı bitki olduğu için soğanın belli bir olgunluğa ulaşmasıyla birlikte çiçeklenme görülür.

Adıyamanlı üreticilere ise, doğadan damızlık olarak soğan sökümü için izin verilmiştir. Evet yüksek rakımlı yerlerde yetişen ve yurt dışına ihraç edilen ağlayan gelin lalesinin yaygın üretimi için çalışmalar sürdürülüyormuş. Kasım ayında dikimi yapılan lale, Mayıs ayında toplanmaktadır.

Ancak en önemli özellik: Sincik yöresinin rakımı ve ikliminin üretim için uygun olmasıdır. Günümüzde ters laleler: tıp alanında ve bahçe dekorasyonlarında kullanılmaktadırlar ve bu yüzden ticari değerleri artmıştır.

GEZİLECEK YERLER:

Sincik Derik Kalesi

 

DERİK KALESİ:

Bu kale “Heroon Kutsal Alanının” bulunduğu yerdedir. Yani: Sincik yolu üzerindeki Datgeli köyünün yakınlarındadır. Yukarı Kaşkün Köyünde (Fatih Mahallesi) Heroon Kutsal Alanı (Derik Kalesi) ve Yel Değirmeni tepesi bulunmaktadır. 

Sincik Derik kalesi

Deniz seviyesinden 1400 metre yüksektedir. Üç parça halinde bulunan kalenin, MS 70’lerde Romalılar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Ancak Romalılar tarafından inşa edilen bu kalenin Roma döneminde uzun yıllar kullanıldığı ve hatta farklı medeniyetler tarafından da daha sonraki dönemlerde kullanıldığı düşünülür. 

Günümüzde kalenin kapı kitabesi ve kemer taşları görülebilir. Muhteşem doğa manzarasını ve Kutsal Alanı görmek için kaleye çıkmanızı öneririm. 

Sincik Derik Kutsal Alanı (Heroon)
Sincik Derik Kutsal Alanı-Heroon

ERİK KUTSAL ALANI (HEROON)

Karakuş Tümülüsü ve Cendere köprüsünü geçtikten sonra, Sincik ilçesi kara yolu istikametinde bulunan Çatbahçe köyünü geçtikten yaklaşık 10 km sonra, sola ayrılan 3 kilometrelik stabilize yoldan devam ederek alana ulaşılır.

Derik kalesi de denen kutsal alan 1400 metre yükseklikteki iki tepe arasında bulunan düz alan üzerinde yapılmıştır. Kutsal alan, Nemrut dağını görmektedir. 

 

Evet, burada 1965 yılında Wolfram Höpfner tarafından mimari inceleme yapılmıştır. Sonraki detaylı saha çalışması, 2008 yılında gerçekleştirilir. 

Buranın Roma’ya ait olduğu bilinmekle birlikte, Kommagene Kralı I. Antiochos’un hükümdarlık kültü olarak da kullanıldığı tahmin edilmektedir. Ancak kesin bilgi yoktur. 

Kalenin içinde; büyük bir mabet bulunduğu için burası kutsal alan olarak kabul edilmiş ve çevresinde yaşayan insanlarca ziyaret edilmiştir.

Büyük bir ana tapınak, kutsal temenos duvarı ile simetrik iki tane üzeri tonozlu Heroon bulunmaktadır. 

Ancak yüzyıllarca kullanılan bu tapınak son yüzyıllar içinde depremlerle yıkılınca kullanımından vazgeçilmiştir.

Gelelim günümüze:

Yivli sütunlarla yapılan bu Roma tapınağı bütün parçaları ile dağılmamışken, mutlaka gidin görün. Bu arada, bu sütun yapısı, Karakuş ve diğerlerinin sütun yapılarından farklı olan yivli sütunlardır. Yani, Kommagene sütunlarından farklıdır. Böylece bölge daha büyük bir sır tabakasına bürünüyor. 

Sonuç olarak: 1 metreden kalın çaplı ve yaklaşık 1 tonluk yivli sütun parçaları, hala makara gibi peş peşe devrildiği gibi durmaktadır.

Sayıları onlarca olan yivli sütunların bir zamanlar yaşanan deprem sonucu yıkıldıkları tahmin ediliyor. 

Ana tapınak yakınında; birkaç daha temel kalıntısı ve Medusa kabartma figürleri bulunan arkeolojik parçalar bulunmaktadır.

Öte yandan: alanda, kutsal yapıların yanında sivil yapıların da bulunması, buranın bir kült merkezi olduğunu gösterir.

Sincik Kutsal Alan Heroon (Hemen bitişiğinde sivil yerleşim yeri)

Zaten bugün de, ören yerinin içinde ve civarında birkaç köy evi bulunuyor ve Sit alanı tarımsal olarak kullanılıyor. Kutsal alandaki evler, tarihi yapılarla iç içe bulunuyor. 

Sincik Kutsal Alan Heroon

Tarihi alanda evi bulunan bir vatandaş; 500 yıldan yani 7 kuşaktan beri bu bölgede olduklarını ve tarihi alanı gönüllü olarak koruduklarını dile getirmektedir. Ancak, elbette tarihi alan Sit alanı olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır. 

 

LOCATENE (KAŞKÜN) 

Bazı araştırmalara göre, MÖ 69-MS 72 yıllarında bu bölgede, özellikle bugün Fatih Mahallesi sınırlarında Derik kalesinin bulunduğu yerde, Locatene adlı bir yerleşim bulunduğu düşünülmektedir. Derik kalesinin bu dönemde yapıldığı düşünülür. 

Bazı kaynaklara göre, Locetene şehri Kommagene Krallığı döneminde önem kazanmış, daha sonrasında Roma ve Bizans hakimiyetlerine geçen bir yerleşimdir. 

Locatene şehri, Kommagene İmparatoru I. Antiokhos (MÖ 69-36) zamanını gösteren bir haritada geçmektedir. 

Sonuç: Sincik merkezi bölgesinde fazla arkeolojik kalıntılara rastlanmamaktadır. Çünkü merkezi yerleşimin eski tarihlere uzandığı düşünülüyor. Öte yandan: Lcatene şehri hakkında herhangi bir akademik araştırma bulunmamaktadır. Yani, ayrıntılı bilgi elde etmek mümkün olmaz.

 

BİRİMŞE ÇAYI-YARPUZLU ÇAYI

İlçe merkezine bağlı Yarpuzlu köyü sınırları içindedir.

Bölgedeki doğal güzelliklerin bir parçası olan bu çay, çevresindeki köyler ve yerleşimler için önemli bir su kaynağıdır.

Birimşe çayı üzerinde Sırımtaş HES adlı hidroelektrik santralı inşa edilmiştir. Santral 2013 yılında tamamlanmıştır.

Yerel halk tarafından, hidroelektrik santrallerinin su kullanımındaki düzensizlik nedeniyle çayda binlerce balığın öldüğü iddia edilmiştir.

Ayrıca tarım arazilerinin sulanmasında da sıkıntılar yaşandığı belirtilmiştir.

Tüm bunların yanında, çay bölgedeki doğal güzelliklerin ve doğa turizminin bir parçası olarak da tanınmaktadır.

 

SİNCİK PARKI:

İlçe merkezine bağlı Karaman Mahallesinde bulunan bir yeşil alan ve dinlenme mekanıdır.

Park doğal güzellikleri ve ferah atmosferiyle hem yerel halk hem de ziyaretçiler için ideal bir dinlenme yeri sunmaktadır.

Sincik parkı, çeşitli ağaçlar, çiçekler ve yürüyüş alanlarıyla donatılmıştır.

Ailelerin piknik yapabilecekleri alanlar, çocuklar için oyun parkları ve dinlenme alanları vardır.

 

SİNCİK TÜRK DAĞI;

Sincik ilçe merkezinin kuzeyindedir.

Güneydoğu Torosların güney kesimlerinin bir parçasıdır.

Yükseklik 1608 metredir. Türk Dağı çevresinde 15 yayla hala kullanılıyor. 4 yayla ise terk edilmiştir.

Yaylalar yaz aylarında sıcak ve kurak bölgelerden kaçanlar için cazibe merkezi, serin hava, temiz hava ve manzara sunuyor.

Özellikle Teşikan Yaylası ve Dağın etekleri arıcılık için kullanılıyor.

 

Sincik Cendere Köprüsü

CENDERE KÖPRÜSÜ:

Adıyaman’dan Kahta ilçesinde Nemrut dağına gidilirken, Karakuş tümülüsünden yaklaşık 20 km sonra, Sincik-Kocahisar yol ayrımında Kahta çayı üzerindedir.

Sincik ilçesiyle Kahta ilçelerini birbirine bağlayan bir konumdadır.

Roma döneminin izlerinin taşıdığı için Roma Köprüsü ve Septimus Severus Köprüsü olarak da bilinir.

Roma İmparatoru Septimus Severus’un (MS 193-211) emriyle, o tarihte Samsat’ta (Somasata) karargah kuran XVI Lejyon tarafından Cabinas (Cendere) çayı üzerine yaptırılmıştır.

Muhteşem bir kanyondan akan çayın iki tarafını birleştirdiği için; köprüye, cendere ismi verilmiştir.  

Cendere köprüsü, Antik Roma mimarisinin muhteşem bir anıtsal örneğidir.

Biri ana kemer ve biri tahliye kemeri olmak üzere, iki kemerden oluşan köprü, her biri tonlarca ağırlıkta olan düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.

7 metre genişliğinde, 30 metre yüksekliğinde ve 120 metre uzunluğunda olan köprünün en ilginç mimari özelliği, harç kullanılmadan yapılmış olmasıdır.

Köprü, her iki tarafından rampa biçiminde yükselerek orta kısımda birleşmektedir.

Bu özellik hem statik olarak dayanıklılığını arttırmakta hem de köprüye anıtsal bir görünüm kazandırmaktadır.

Cendere Köprüsünün, yapımından sonra Roma döneminde değişik zamanlarda onarım gördüğü, köprünün korkuluk kısmında bulunan yazıtlardan anlaşılır.

Evet, Roma köprüsü, 2000 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski ve en iyi korunmuş Roma köprülerinden biridir.

 

 

Adıyaman şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Adıyaman Kahta

Adıyaman Kahta

Nemrut, yani dünyanın 8’nci harikasını barındıran, bunu turizmin hizmetine en iyi şekilde sunan bir yöremizdir. Yörenin tarihi ve  turistik güzelliklerini kapsayan, Nemrut turu, sizi inanın tarihin derinliklerinde, muhteşem bir geziye götürecektir. Mutlaka ama mutlaka gezmeniz-görmeniz-keşfetmeniz gereken bir yer. Sadece Nemrut mu hayır, Cendere Köprüsü, Arsemia antik kenti, inanın muhteşem güzellikteler, mutlaka gezilip görülmesi gereken yerler.

Adıyaman Kahta

ULAŞIM

Kahta, il merkezi olan Adıyaman iline: 33 km. uzaklıktadır. Kahta-Ankara arasındaki uzaklık: 924 km. Kahta-Malatya arasındaki uzaklık: 380 km. Kahta-Sivas arasındaki uzaklık: 376 km. Kahta-Gaziantep arasındaki uzaklık: 188 km. Kahta-Adana arasındaki uzaklık; 384 km.

TARİHİ

MÖ.3’ncü yüzyılın ortalarında: Kommagene kralı Arsemes, buraya şehrin yanından geçen Nymphaios (Kahta) çayının ismine izafeten, “Nymhaeum kenti” ismini vermiştir. Nympha: Yunan mitolojisinde: su ve orman perilerine verilen isimdir. Dolayısıyla, bu şehrin isminin: su perisi kenti veya orman perisi kenti olması kuvvetli bir ihtimaldir. 

Daha sonraki tarihi süreçte, bölgede egemenlik kuran uluslar: Hititler, Mitanniler, Asurlar, Geç Hititler, Persler, Makedonyalılar, Roma ve Bizans imparatorluğudur. Yörede en büyük etkinlik gösteren Kommagene krallığı ise: MÖ.69 yılında kurulmuş ve Romalılar tarafından yıkıldıkları, MS.72 yılına kadar olan 142 yıllık zaman içinde: büyük tarihi eserler bırakmışlardır. 

670 yılında Emeviler, 758 yılında Bizanslılar ve Sasaniler, 926 yılında Namdaniler, 1226 yılında Selçuklular, 1284 yılında Memlükler, 1393 yılında Timur ve 1516 yılında ise, bu kez Osmanlılar yörede egemenliği ele geçirirler. Kahta Cumhuriyet döneminde Malatya’ya bağlı bir ilçedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yer değiştirerek, Nemrut dağı eteklerindeki eski Kahta’nın 26 km güneyinde bugünkü yerine taşınır. Eski ilçe merkezinin ismi “Eski Kahta” dır. İlçe 1954 yılında Adıyaman il olunca, Adıyaman’a bağlanır.

Kahta isminin kaynağı: Süryanice’den geldiği söylenmektedir. Çünkü: bir zamanlar, burada yoğun süryani nüfus bulunduğu biliniyor. Hatta, kelimenin tam anlamının “Gaktai” olduğu ve zamanla değişerek, günümüze “Kahta” olarak geldiği belirtilmektedir.

İlçenin ismi hakkında bir diğer söylenti; tarihte Orta Asya’da Ötüken ve Karakurum yakınlarında, Kahta adında bir kentin varlığından söz edilir. Yani, Kahta ismi Orta Asya kökenli bir isimdir. Kahta ismi, Persçede “Dağın Eteği” anlamına gelir ve Kommagenelilerden önce bölgede hakim olan Persler tarafından kullanılmıştır.

GENEL

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 725 metredir. Kuzeyinde sıra dağlar ve doğusu ve güneyinde ise, Atatürk Baraj gölü bulunmaktadır. Dağlık bölgelerden, güneye doğru inildikçe, platolar ve ovalar görülür. Atatürk baraj gölü, bölgenin iklimini de etkilemiş, karasal iklimden Akdeniz iklimine benzemeye başlamıştır. 

Yörenin ekonomik etkinlikleri: tarım, hayvancılık ve turizme dayanmaktadır. Yöre insanının % 85’i, tarımla uğraşmaktadır. Atatürk Baraj gölünden yararlanılarak, sulu tarım yapılmaktadır. Özellikle, pamuk ve tütün yetiştiriciliği ön plandadır. İlçe topraklarının üçte birlik bölümü 1’nci derece ve kalan bölümü ise 2’nci derece deprem kuşağındadır.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Adıyaman yöresinde, her ne kadar: çiğ köfte, içli köfte meşhur ise de, Kahta yöresine geldiğinizde, Atatürk Baraj gölü kıyısındaki restoranlarda, göl balığı yiyebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Yörede, Nemrut heykellerini anımsatan, minik heykelcikler satın alabilirsiniz.

ULUSLARARASI KAHTA KOMMAGENE FESTİVALİ

Kahta Kaymakamlığı ve Kahta Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen festival ilk olarak 1993 yılında yapılmış olup, her yıl 20-21-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenir. Festival kapsamında, panel, sergi, konser, sempozyum tertiplenmekte ve çeşitli sunumlar yapılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

Adıyaman Kahta

NEMRUT DAĞI

Yine bu sitede, ayrı bir başlık altında, ilçe merkezine 70 km. uzaklıktaki Nemrut dağı ve Kommagene krallığı kalıntıları heykellerle ilgili ayrıntılı yazıma ulaşabilirsiniz.

Nemrut dağı tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için. 

 

DEĞİRMENBAŞI MESİRE YERİ

İlçe merkezinin 26 km kuzeyindeki Kocahisar köyündedir.

Köyün içinden geçilerek yaklaşık 1 km stabilize yolla mesire yerine gidilebilir. Kahta çayının kolunu oluşturan Değirmenbaşı çayının vadisinde olup, doğal açıdan güzel bir görünüme sahiptir.

Kayaların ve dağların arasından süzülerek akan suları, yeşil alanları, kanyon vadisi, karstik şekilleriyle görülmeye değer bir yerdir. Mesire alanında, Kahta ilçesinin içme suyunun karşılandığı kaynak suyu oldukça tatlı ve soğuktur.

Ayrıca alanda bulunan iki adet tarihi Selçuklu köprüsü ve Kocahisar köyündeki Kahta Yeni Kale, buraya ayrı bir çekicilik kazandırır. Bu bölge, özellikle hafta sonunda yerli halk tarafından yoğun ziyaret edilir.

KAHTA KÜÇÜK SÜLÜKLÜ GÖL

İlçe merkezine 18 km uzaklıkta, Kozağaç köyünde bulunmaktadır.

Göl, kaynak olarak kar ve yağmur sularının yanı sıra suyunu buraya boşaltan küçük bir dereden beslenir. Daha çok yöre halkı tarafından kullanılmaktadır. Yöre halkının yanı sıra çevre il ve ilçelerden de göle gelerek sülük tedavisi yapan ziyaretçiler bulunur.

Gelen ziyaretçiler gölün kenarında tedavi yapabildiği gibi, gölden sülük toplayarak evde tedavi olabilmektedir. Ancak bu şekilde gölden sülük toplamak, göldeki sülük sayısını azalttığı için gölün geleceği açısından tehlike arz etmektedir. Yaz mevsiminde gölün suyu çok azaldığı için ilkbahar aylarında ziyaret edilmesi önerilir.

Adıyaman Kahta Eski Kahta Selçuklu Köprüleri
Adıyaman Kahta Eski Kahta Selçuklu Köprüleri

 

ESKİ KAHTA SELÇUKLU KÖPRÜLERİ

Kocahisar köyünün sınırları içerisinde ve Kahta Yeni Kale’nin güney tarafındadır.

Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan bütün tarihi köprülerde çoğunlukla kalker taşı kullanılmıştır. Bu özellik, Selçuklu köprülerinde de görülür. Kahta çayı üzerinde bulunan ve halk arasında “Selçuklu köprüleri” olarak isimlendirilen köprüler iki gözlüdür.

Çayın memba ve mansap yönünde bulunan her iki köprünün de ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmez. Selçuklu Yukarı Köprüye “Değirmenbaşı Köprüsü”, Selçuklu Aşağı Köprüye Şeytan köprüsü de denilir. Muhtemelen eski Kahta-Malatya kervan yolu üzerinde 13’ncü yüzyıldan kalma bir Anadolu Selçuklu eseridir. Günümüzde köprüler üzerine yapılmış olan asfalt ve aşağı köprüdeki korkuluklar, tarihi köprülerde olumsuzluk yaratır.

Adıyaman Kahta Kahta (Kocahisar) Yeni Kale

 

KAHTA (KOCAHİSAR) YENİ KALE

Kocahisar köyü içindedir. İl merkezine 60 km ve ilçe merkezine 26 km uzaklıktadır.

Kale 350 metre yüksekliğinde kayaların üzerine inşa edilmiştir. Arkeolojik araştırmalar sonucunda kalede Kommagene krallık sarayının bulunduğu tespit edilmiştir. Kale bugünkü görünümünü Memlükler zamanında inşa edilen ilavelerden almıştır.

Tek giriş kapısı olan kale, dev surlarla çevrilidir. Kale içerisindeki konutlar, çarşı, pazaryeri, cami, su sarnıçları, zindan ve hapishane bulunmaktadır. Evet, ilk yapılış tarihi Hititlere kadar giden kalenin bugünkü şekli Memlükler döneminden kalma olup Osmanlı döneminde de kullanılmıştır.

Kalenin Urartu, Part, Kommagene, Roma, Sasani ve Arapların eline geçtiği bilinmektedir.  Kalenin kapı girişi üzerinde, mescit’de, doğu burcunda ve sarayın giriş kapısında olmak üzere çok sayıda kitabe mevcuttur. Kale giriş kapısı üzerinde bulunan yazıtta, Memlük Sultanı Kalaun’un, mescitte bulunan yazıtta Melik Eşref Selahattin Halil, sarayın giriş kapısındaki kitabede ise Melik Nasır’ın adları geçer.

Kale içinde mescit, hapishane ve zindan, posta güvercinlerinin yetiştirildiği kule, sarnıçlar, hamam ve Kahta çayına inen gizli bir su yolu bulunmaktadır. Kale’den Nymphois’e inan su yolu, bir tünelle Arsemeia’ya bağlanmıştır. 80 metreyi bulan bu yolla halen suya ulaşmak mümkündür. Kale en son 1970’lerde Dörner tarafından kısmen onarılmıştır.

CENDERE KANYONU

Kahta çayının bir kolu olan Cendere çayı üzerinde oluşan kanyon, doğal çekiciliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekebilecek güzelliktedir. Kuzey de Sincik ilçesine bağlı Çarhane köyünden başlayan kanyon vadi, Cendere köprüsüne kadar yaklaşık 2 km uzunluğa sahiptir.

Kanyona gelen ziyaretçiler: piknik yapma, balık tutma ve yüzme aktiviteleriyle birlikte kanyon üzerinde bulunan ve tarihi çekiciliğe sahip olan Cendere köprüsünü görme imkanına sahiptir. Ancak mevcut altyapı sorunları, tanıtım eksikliği ve konaklama sorunları nedeniyle, turistik etkinlikler istenen düzeyde değildir.

Adıyaman Kahta Cendere (Septimius Severus) Köprüsü

 

CENDERE (SEPTİMİUS SEVERUS) KÖPRÜSÜ

Kahta ve Sincik ilçeleri arasında, Kesertaş köyü sınırları içinde, Cendere çayı (antik Cabinas) üzerinde kurulmuştur. Kahta ilçesinden Nemrut dağına doğru giderken, Karakuş Tümülüsünü geçtikten sonra yaklaşık 10 kilometre sonra Sincik-Kocahisar yol ayrımında bulunmaktadır. İl merkezine 55 km ve Kahta ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır.

Roma köprüsü veya Septimus Severus köprüsü olarak da bilinir.

Köprü, muhteşem bir kanyondan akan Kahta çayının bir kolu olan Cendere çayının en çok daraldığı yerde, iki ana kaya üzerinde kurulmuştur.

Adıyaman Kahta Cendere (Septimius Severus) Köprüsü

 

Günümüzde halen kullanılan köprü, Cendere (Cabinas) çayı üzerinde, Roma imparatoru Semtimius Severus (MS 193-211) zamanında, Samsat’ta (Somasata) karargah kuran 16’ncı Lejyon tarafından yaptırılmıştır. Köprü anıtsal Roma mimarisinin güzel bir örneğidir.

Tek kemerli, bir savaklı, 120 metre uzunluğunda 7 metre genişliğinde, 30 metre yükseklikte, her biri 10 ton ağırlığında olan 92 iri kesme taş bloğun üst üste bindirilmesiyle oluşturulan köprü, aynı zamanda Romalıların yaptırdığı en geniş ikinci köprü olma özelliğini taşıyor. Bir diğer önemli özelliği ise, harç kullanmadan yapılmış olmasıdır.

Köprü, depreme karşı korunacak şekilde, sütunlara ve köprüye esneklik payı verilerek inşa edilmiştir.

Köprü ile ilgili bir efsane var. Roma imparatoru Septimus Severus (MS 193-211) tarafından milattan sonra ikinci yüzyılda kendisi, eşi Julia Domna ve çocukları Caracalla ve Geta adına yaptırılan Cendere köprüsü, köprüdeki kitabeye göre her bireyi temsilen dört dor tipi ve üzerinde heykeller olan sütunla 11 yılda inşa edilmiştir. İmparator ve eşi için yapılan iki sütun Kahta tarafına, iki oğlu için yapılan iki sütun Sincik tarafına yerleştirilmiştir.

İmparator Severus’un vefatından sonra taht kavgasına tutuşan oğullarından Caracalla, 5 yaşındaki kardeşi Geta’yı öldürür. Bunun üzerine Caracallac (MS 211-217) , Roma’da kardeşinin adını taşıyan tüm anıtları yıktırır ve madeni paralardan sildirir. Bu yıkımdan Cendere köprüsü de nasibini alır.

Böylece, Gata adına köprünün kuzey girişinin batısına dikilmiş olan dördüncü sütun yıkılır. Tarihi köprü o günden beri üç sütunlu haliyle mevcudiyetini koruyor.

Bu köprü 2004 yılına kadar araç geçişine açık ve kullanılır durumda iken, 2005 yılında yeni yapılan köprünün hizmete girmesiyle araç trafiğine kapatılmıştır.

Köprü 1997-1998 yılları arasında restore edilmiştir.

Adıyaman Kahta Şeytan Köprüsü

ŞEYTAN KÖPRÜSÜ

Burası, “Nymhhois Arsemia” olarak da isimlendiriliyor. Eski kale ve Yeni kale arasında, nyphosis yani günümüzdeki adıyla Kahta çayı üzerindedir.

Adıyaman Kahta Karakuş Tümülüsü

KARAKUŞ TÜMÜLÜSÜ 

Nemrut dağı tur güzergahında, Nemrut dağı Milli Park giriş noktasındadır.

Burada: Kommagenelerin kraliçesine ait bir anıt mezar ve sütun üzerinde kartal heykeli bulunmaktadır. Bu nedenle: yöreye: Karakuş ismi verilmiştir. Burası: Kommagene krallığı  döneminde, kutsal bir alan olarak değerlendirilmiştir. Kral II. Mithradates, annesi İsias için, bu anıt mezarı inşa ettirmiştir.

İsias: dünyanın en güzel kadını olarak betimlenir. Daha sonraki dönemde: Pers prensleriyle evlendirilen ve Pers-Roma savaşı sırasında öldürülen kız kardeşlerinin cenazelerini de, buraya, annesinin anıt mezarına gömdürmüştür. Burada: yani Karakuş anıt mezarında, 4 Kommagene kraliçesinin mezarı bulunmaktadır. Mezar bölgesinin çevresi: MÖ.36-38 yılları arasında: surlarla çevrilmiştir. Ancak, Romalılar tarafından bölge işgal edildiğinde, bu mezar alanı da tahrip edilmiştir.

Adıyaman Kahta Karakuş Tümülüsü

Evet, anıt mezarın çevresinde bulunan 5 sütundan, dört tanesi günümüzde durmakta olup, bir tanesi yıkılmıştır. Bu sütunlardan: güneye bakan üzerinde, bir kartal figürü bulunuyor. Kartal: göksel gücü temsil etmektedir. Doğuya bakan sütun üzerinde: aslan ve boğa figürü var ve yerdeki gücü temsil ediyorlar.

Adıyaman Kahta Arsemia (Nymphaios Arsameia)

ARSEMİA (NYMPHAİOS ARSAMEİA)

Kommagene krallığının yazlık yönetim merkezi olan Arsemia, Kahta ilçesine bağlı Kocahisar ile Damlacık arasında, Kahta çayının (Nymphaios) doğusundadır. Adıyaman il merkezine 60 km ve Kahta ilçe merkezine 25 km uzaklıktadır.

Arsemia, 1951 yılında Alman arkeolog Friedrich Karl Dörner tarafından tesadüfen keşfedildi. Dörner ve ekibi, 1953-1956 yılları arasında, Amerikalı arkeolog Theresa Goel ile birlikte, Arsemia’nın bilinen kabartmalarını ve tünellerini keşfetti.

Arsemia, MÖ 3’ncü yüzyılda Kommagenelerin atası Arsemez (MÖ 255-225) tarafından, Kahta (Nymphaios) çayının doğusunda, Eski Kahta kalesinin karşısında kurulmuş, Krallığın yazlık başkenti ve kutsal alanı (Hierothesion) dır.

Yazıt

Güneydeki tören yolunun orta kısmında, kayaya oyulmuş Anadolu’nun bilinen en büyük Grekçe dini ve sosyal içerikli yazıtı vardır. Yazıtta Kommagene kralı I. Antiochos’un (MÖ 62-32) babası Mithradates Kallinikos’a (güzel yenen) ait bir kült yeri “hierothesion” yaptırdığı, burayı müşterek bir kültün icrası için büyüttüğü ve güzelleştirdiği anlatılmıştır. 

Kutsal mezar yerinin; Kahta çayının (Nymphaios) kıyısındaki Arsemia’nın kenar semtinde bulunduğu belirtilmektedir. Böylece o zamana kadar bilinmeyen ve edebi metinlerde de adı geçmeyen bir kraliyet merkezinden ilk kez söz edilmektedir. 

Yazıttan anlaşıldığı üzere, Mithradates hayatta iken mezarının bulunduğu bu kutsal alanı düzenlemiş, oğlu I. Antiochos bu yeri daha da güzelleştirmiştir. Antiochos ve babasının yüceltilmesi için rahipler görevlendirilmiştir. Baba ve oğulun doğum günleri, her ay kurbanlar ve şenliklerle tüm yurttaşlarca kutlanacak, şenliklerin giderleri de rahiplerin yönettikleri krallık mülkünden karşılanacaktı.

Dehliz-Mağara

Yazıtın bulunduğu yerin alt kısmında: 2 tane tünel-dehliz var. Biri içeceklerin ve gıdaların depolandığı dehlizdir. Diğeri ise dinsel işlevi olan, basamaklı kaya dehlizidir. 

Mağara: yazıtın bulunduğu yerden başlayan ve kendi döneminde bir tür soğuk hava deposu görevi gören 158 metre uzunluğundaki dehlizin yiyeceklerin stoklandığı alan olarak kullanıldığı ve bu sayede içecek ve gıdalar uzun süre bozulmadan muhafaza edildiği düşünülmektedir. 

Dehliz: Yazıtın batısındadır. Kaya içine oyularak yapılmış, 10 metre uzunluğunda ve 150 basamakla aşağı inilen bir dehliz ve sonunda 6 metre derinlikte küçük bir oda bulunmaktadır. Bu dehliz ve odanın dini amaçlarla kullanıldığı bir kült yeri olduğu düşünülmektedir.  Kommagene din adamları burada ibadet etmiştir.

Kabartma heykeller-Stel

Yazıtın üst kısmındaki kayalık alanda 2 tane kaya üzerine işlenmiş kabartma yani stel var.

Bunlardan bir tanesinde: Işık tanrısı Apollon-Mitras kabartmasıdır. Kabartma üzerinde işlenen figürün başında Pers krallığı Başlığı olan “Tiara” bulunmaktadır. Tiaranın tam arkasında, ışınların saçıldığı bir güneş kursu yer almakta ve burada bir Pers Tanrısının betimlendiğini göstermektedir.

Uzun bir kaftan giydirilmiş olan betimin sol elinde, Perslerin adak ve törenler sırasında kullandıkları demet olan “baresman” bulunmaktadır. Kabartmanın arka kısmında yazıt yer alır. Kabartmanın sol yanının bulunmaması, bu kısmın durumu konusunda bilgi edinilmesini engelliyor.

Adıyaman Kahta Arsemia (Nymphaios Arsameia)

Diğerinde ise: Kral Antiochos ile Herakles (Apollon Mithras) tokalaşma (dexiosis) sahnesinin yer aldığı bir kabartma stel bulunur. Tanrı ve kralların selamlaştığı (Dexiosis) kabartma, sert kristalli kireçtaşından yapılmış oyup 1.80 metre genişliğe ve 3.34 metre gibi anıtsal bir yüksekliğe sahiptir.

Kalınlığı 0.82 metredir. Üzerindeki yüksek kabartma halinde iki erkek betimi yer almakta ve sağ elleriyle tokalaşır durumdadırlar. Sağda yer alan çıplak durumda olan betimin alın kısmında üzüm yapraklarından oluşan bir diadem, sol elinde bir topuz, arka tarafında bir aslan postu bulunmaktadır.

Kendisini simgeleyen topuz ve aslan postu yanında güçlü ve kaslı vücut yapısı bu çıplak betimin “Herakles” olduğunu göstermektedir. Sahnenin sol tarafında, başında Tiara (Pers kral Başlığı), Diadem (Taç) ve özellikle sol elinde tuttuğu Zepter ile kral-soylu olduğu anlaşılan betim yer almaktadır.

Üzerinde birçok parçadan oluşan zengin bezeli giysi, altı kollu yıldızlarla süslenmiş zırhı ve kabzası görülen bıçak yer almaktadır. Bu stel, yüzüstü düşmüş bulunmuş ve bu yüzden iyi korunarak günümüze gelmiştir.

Saray kalıntıları

Tepe üzerindeki platformda, Mithridates Callinichus’un mezar tapınağı ve sarayı yer almaktadır. Saray kalıntılarında yapılan kazılarda çok sayıda heykel parçası, bir kraliçe ve Antiochus’un başı bulunmuştur.

Evet, bu antik alanda, yoğun kazı çalışması olmamıştır. Son kazı çalışması 1973 yılında tamamlanmıştır.

AKINCILAR KAYA YERLEŞMESİ

Akıncılar beldesindedir. Belde yerleşiminin batısında yükselen bir kayalık içine yapılmıştır. Ana kaya oyularak oda biçiminde yapılmıştır. Yerleşim zemininde nişler bulunur. Odalar, kayaların uzantısı biçiminde yan yana gelecek şekilde oluşturulmuştur.

Adıyaman şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.