Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka: Bu bölümdeki gezimizde: Akropolis bölgesinin yamaçlarındaki mahalleleri gezeceğiz. Burada, ilk önce, yüksek bir zeminde kurulmuş “Anafiotika” semti, karşımıza çıkıyor. Daha sonra ise Plaka mahallesi bulunuyor.

ANAFİOTİKA

Bu semtte yaşayanlar, Ege denizindeki “Anafi” adasından gelerek, bir zamanlar buraya yerleşmişler ve semtin adı, buradan geliyor.

Semtte: Ege denizindeki adalarda olduğu gibi, beyaz kireç badana boyalı şirin evler, dar sokaklar ve çiçek bolluğu görebilirsiniz. Bu özellikler: Ege kültürünün, buraya yansıması olarak hemen göze batıyor. Dar sokaklarda gezerken, şirin ve küçük evleri göreceksiniz.

Bu semtte görebileceğiniz bir müze var.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

KANELLOPOULOS ARKEOLOJİ VE BİZANS MÜZESİ

Vassilissis Sofias Avenue caddesi üzerinde, Panos sokağındadır. Burası, sonradan restore edilerek düzenlenen, eski bir malikanedir. İlk yapılış amacı: bir dönem Napolyon’un generallerinden biriyle evlenmiş olan Düşes Plaisance içindir. 19’ncu yüzyılda yapılmıştır.

Günümüzde müze olarak kullanılan yapı, 1976 yılında ziyarete açılmıştır.

Burada sergilenen; erken Hıristiyanlık ve Bizans dönemine ait eserler şunlar: Yunan ve Roma dönemi heykelleri, Miken figürleri, Miken çanak-çömlekleri, Bizans ikonaları, goblenler ve freskler. Evet, güzel koleksiyonlar var, beğeneceğinizi umuyorum, gidebilirsiniz. Çünkü, toplamda 25.000 civarında eser sergileniyormuş. Bu eserlerin büyük çoğunluğu: Yunanistan ve Anadolu’daki kiliselerden toplanmış eserler. Burada, dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var.

Trabzon Sümela Manastırında bulunan “Kutsal Meryem İkonu”, mübadele sonucu bölgeden ayrılan Rumlar tarafından, 1923 yılında, Manastır yakınlarındaki bir şapele gömülerek saklanır. 1931 yılında ise, Türk hükümetinden alınan izin sonucu bölgeye gelen papazlar tarafından gömüldüğü yerden çıkarılarak, daha önce saklanan bir kısım dini eşya ile birlikte, Atina şehrine getirilir. Evet, bu eşyalar da, halen bu müzede sergileniyor.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

Giriş kat

Burada: değişik dönemlere ait birçok kilisenin iç kısmı, yeniden düzenlenerek sergilenmektedir.

Üst kat

İkona ve freskler ve diğer bir takım dini objeler sergileniyor.

Bu semtin hemen batısında ise, yine aynı özellikleri taşıyan başka bir semt daha var.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka
Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka
Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

PLAKA BÖLGESİ

Plaka mahallesi, Atina şehrinin en eski mahallesidir. Osmanlılar döneminde, halk, sadece Plaka bölgesinde yerleşikmiş. Yani, burada, çok eski dönemlerden bu yana yerleşim var. Hatta, en eski yerleşimcilerin: Akropolis bölgesini yeniden inşa etmek üzere, 19’ncu yüzyılda, Ege bölgesindeki Kiklat adalarından buraya gelen işçiler olduğu söyleniyor.

Bu işçiler, Kiklat adalarındaki geleneksel tarzdaki ev sitillerini, Akropolis tepesinin yamaçlarında kurdukları evlerde uygulamışlar. Böylece, beyaz badanalı ve aralarından dar yollar geçen evlerin oluştuğu, şirin bir köy ortaya çıkmış.

Bağımsızlık kazanılıp, Yunanistan devleti kurulduktan sonra, Türk düşmanları, bu mahalleyi yıkıp yok etmek istemişler ama arkeologlar buna engel olmuşlar. Zamanla, mahalle gelişmiş ve günümüzde tüm modern olanaklara sahip bir yer haline gelmiş.

Günümüzde: bu mahalle: dar sokakları, cumbalı evleri, küçük dükkanları, restoranları, kafeleri ve barları ile biliniyor. Bu nedenle, Akropolis’in hemen aşağısındaki bu mahalleyi gezmeyi sakın ihmal etmeyin. Çünkü, yukarıda da söz ettiğim gibi, güzel bir tarihi dokusu var. Yani, geleneksel Yunan ruhu korunmuş. Yani, semt tamamen bir müze gibi, tarihi binalara ev sahipliği yapıyor.

En büyük özelliği: motorlu taşıtların girmesinin yasak olması. Bu yüzden, gayet rahatlıkla gezilebiliyor. Zaten, labirent gibi, dolambaçlı ve dar sokaklarda, turistler yürüyerek zaman geçiriyorlar. Ama, sadece turistler değil, bu yörenin insanları da, akşam oldu mu gezintiye çıkıyorlar. Dar sokaklardaki tavernalar, masalarını sokak kenarlarına çıkarıyorlar ve insanlar, bunları  dolduruyor.

Çok sayıda: taverna ve bizim işportacı olarak isimlendirdiğimiz sokak satıcıları var. Buralardan alışveriş yapmayı düşünürseniz: bu dar sokaklardaki küçük dükkanlarda: ağaç oymalar, geleneksel Yunan objeleri, takılar ve antikalar bulabilirsiniz.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

Plaka bölgesinde: 3 tane müze var. Bunlar

  1. Yahudi Müzesi.
  2. Yunan Halk Sanatları Müzesi.
  3. Frissiras Müzesi. (Amelias caddesi üstündedir)

Bu müzelerin yanında, bölgede, bir de küçük kilise var. St. George Kilisesi. Kilise yapısının özelliği: yapımında kullanılan mermerlerin, bölgedeki antik tapınak kalıntıları olması.

Yukarıda söz ettiğim müzelerden, sadece birini gördüm ve hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

YUNAN HALK SANATLARI MÜZESİ

Bu müze: Kydathıneo caddesinde. Müzede sergilenenler şunlar: dantel, nakış gibi işlemelerin bulunduğu koleksiyonlar, ayin elbiseleri, 20’nci yüzyıl Yunan sanatçısı Theofilis’in resimlerinin bulunduğu koleksiyon. Ayrıca: kostümler, şenlik maskeleri, geleneksel kuklalar, yün eğirme ve örme aletleri de görülüyor. Yani, bir tür “Etnografya Müzesi” gibi.

Müze işte bu. Tercih ederseniz girebilirsiniz. Akropolis giriş biletiniz yanınızda duruyorsa, bu müzeye ücretsiz girmeniz mümkün, ama zaman sıkıntınız varsa, bence pek de gerek yok.

Evet, müzenin bulunduğu bölümden doğuya doğru yürüdüğünüzde, Adrianou sokağına geliyorsunuz ve buradan güneye ilerlediğinizde ise, sokağın köşesindeki küçük bir meydan var.

LYSİCRATES ANITI

Akropolis Station metro istasyonuna yakındır. Yani Anafiotika mahallesinde sayılabilir.

MÖ.4’ncü yüzyılda yapılmıştır. Dairesel yapı şeklinde yapılan anıt: tek bir mermer bloktan yapılmış kubbeyi destekleyen bir sıra sütunlardan oluşmaktadır.

Bu anıtın özelliği ise: bir zamanlar, antik  dönemde, şehirde yapılan “koro “ yarışmalarında, kazanılan ödül ve üç ayaklı bir bronz kap; bu anıtın üzerinde bulunurmuş.

Ancak: 18’nci yüzyılda, anıt çevresindeki bütün arazi, Capuchin Manastırı tarafından işgal edilir ve anıtın bulunduğu yer, bu manastırın ziyaretçi bekleme yeri olarak kullanılmaya başlanır.

Günümüzde, anıtın bulunduğu meydan ve çevresinde, çok sayıda kafeterya var.

Adrianou sokağından kuzeye doğru yürüyün ve bu kez karşınıza, hemen solda, büyük bir dini yapı çıkıyor. Mitropoleos caddesinin hemen kıyısında.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

MİTROPOLİS (ATİNA) KATEDRALİ

1842 yılında yapımına başlanan katedral, 1862 yılında, yani yaklaşık 20 yıllık bir süreç sonunda bitirilmiş. 72 tane kilisenin toprakları satılmış ve elde edilen gelirle, burası inşa edilmiş. Ayrıca, bu 72 kiliseden gelen mermerler, katedralin duvarlarının yapımında kullanılmış.

Katedralde, iki tane lahit var. Bu lahitler: 1589 yılında Osmanlılar döneminde öldürülen Agia Filothei ve 1821 yılında, İstanbul’da asılarak idam edilen Fener Rum Patriği V. Gregory’e aittir.

Gördüğünüz gibi, her ikisi de, Osmanlı yani Türk düşmanlığının perçinlenmesi ve halk üzerinde yaygınlaşması için, şehrin en büyük dini yapısında, alenen sergileniyorlar. Agia Filothei hakkında pek bilgim yok. Ama: Fener Rum Patriği konusunda kısaca bilgi vermek istiyorum. Bu şahıs, İstanbul’da Osmanlı himayesinde yaşarken ve serbestçe dini vecibeleri yerine getirirken, bir yandan da, siyasete bulaşır ve Mora yarımadasındaki Yunan ayaklanmasını gerek madden ve gerekse manen destekler bir durum içine girer.

Ayrıca: o dönemdeki Rus Çarına, yazdığı mektup ile, Osmanlının yok edilmesinin çarelerini önerir. Zamanla, Osmanlı yönetimi bundan haberdar olunca, içimizde yaşayan hain damgası vurularak, yargılanır ve idama mahkum edilir. Fener Rum Patrikhanesinin kapısında asılınca, Patrikhanenin giriş kapısı kapatılır ve aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, Patrikhane girişi, bu kapalı ana kapının hemen yanındaki kapıdan verilmektedir.

Peki, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, niye Patrikhanenin bu ana kapısı açılmaz? Bu sorunun cevabını vermek te çok zorlanmaya gerek yok, denir ki, Patrikhane yetkilileri, o dönemde, ant içmişler ve bu içtikleri ant yerine gelince, Patrikhanenin bu ana giriş kapısını açacaklarmış. Peki, nedir bu içilen ant? Burada, bir Türk büyüğü asılmasını görmeleri.

Evet amacımız siyaset yapmak değil, ama gerçekleri sizlerle paylaşmak.

Gezimize  devam ediyoruz. Katedralin hemen güneyinde, daha küçük bir katedral yapısı var.

MİKRİ MİTROPOLİS (KÜÇÜK) KATEDRAL

Burası, bir kilise. Ama, 12’nci yüzyıldan kalma bir kilise ve kentin antik bölgelerinden getirilen taşlar ve mermerlerle yapılmış. Bu yüzden önem kazanıyor.

Bu kilisenin sütunları ve alınlık kısmı, çok gösterişli. Bunları görmek için, yapının dış duvarları çevresinde, bir tur atmanızı öneririm.

Gezimize devam ediyoruz. Adrianou sokağına geri  dönün ve kuzey doğu yönünde ilerleyin, Eolou sokağı ile kesiştiği yerde “Hadrianus Kitaplığı Kazı Alanı” karşınıza çıkacak. Burası, ziyarete kapılı, ancak uzaktan da olsa, o  dönemde, yani MS. 123 yılında burada yapılan yapının, günümüze kadar ayakta kalabilen tek bölümü olan batı duvarını görebilirsiniz.

Eolou sokağında, güneye doğru yürüyorsunuz. Bu kez karşınıza, Roma döneminden kalan “Agora” çıkıyor.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

ROMA AGORASI

Burası: MÖ.1’nci yüzyılda, Roma İmparatoru Julius Ceasar tarafından yaptırılmış ve kentin koruyucusu “Athena Arcegetis” e atfedilmiştir.

Agora’nın kuzey ve batı duvarlarının birçoğu, günümüzde, burada bulunan evlerin altında kalmış. Fakat, güney duvarı ve güneydeki bazı sütun ve dükkan kalıntıları görülebiliyor. Bir de, bir zamanlar Agoranın giriş kapısı olarak kullanılan kapıya ait, 4 sütun görülebiliyor.

Ama, burada görebileceğiniz çok daha önemli ve ilginç bir yapı var.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

RÜZGAR KULELERİ-TOWER OF THE WİNDS

Monastiraki Stadion metro istasyonuna yakındır.

Bu yapı: MÖ.1’nci yüzyılda, Suriye’den gelen bir astronom tarafından yaptırılmıştır. Burada: bir su saati ve  rüzgar gülü var. Yapının: sekiz yüzü görülüyor. Her yüz: o yönden esen bir rüzgarı ifade eden friz ile süslenmiş.

Su saati ise, Akropolis bölgesinden gelen su ile çalışıyormuş. Osmanlı döneminde, bu yapı, bir tarikat tarafından kullanılmış ve tarikat mensupları, bu yapının içine girip, değişik sesler çıkararak ayin yaptıklarında, çevredeki Hıristiyanlar, korkar ve yapıya asla yaklaşmazlarmış.

İlginç ve güzel bir kalıntı, mutlaka görün.

Agora bölgesinden ayrılmadan önce, kulenin biraz ilerisinde, burada görmenizi önereceğim bir yapı daha var. Atina şehrinde günümüzde bulunan ama ibadete açık olmayan iki camiden biri burada.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

FETHİYE CAMİİ

Buradaki cami: günümüzde ibadete açık olmayıp, arkeoloji deposu olarak kullanılıyormuş. Cami: Osmanlı döneminde, Fatih Sultan Mehmet için yaptırılmış. Fethiye camisinin ibadete açılması için, bizim devlet büyüklerinin gayret gösterdiğini ve özellikle Heybeliada’da bulunan Ruhban Okulunun açılması karşılığında, Fethiye camisinin ibadete açılmasının şart koşulduğunu duydum. Çünkü: Avrupa başkentleri arasında, ibadete açık camisi olmayan tek başkent, Atina. Ama, yukarıda da söz ettiğim gibi, cami, şu an için bir arkeoloji deposu olarak kullanılıyor.

Caminin içine girmek mümkün değil, ama pencerelerinden içi görülüyor, içine baktığınızda gayet küçük bir cami olduğu görülüyor. Yani, buranın ibadete açılması, buraya yüzlerce-binlerce insanın dolup, ibadet etmesi anlamına gelmez.

Sanırım, olay siyasi boyutlarda ele alınıyor, Yunanlılar, her nasılsa, Heybeliada Ruhban Okulunun, bir dönem gelecek ve Avrupa Birliğinin baskıları sonucu açılacağından o kadar eminler ki, karşılığında bu küçücük caminin bile, ibadete açılmasına izin vermiyorlar.

Agora bölgesinde, son olarak görmenizi önereceğim bir yer daha var. Agoranın hemen yakınında, Osmanlılar döneminden kalma ve günümüzde yıkık olan bir konak var. Bu konağın bahçesindeki ağaç, o dönemde, binlerce Yunanlının asılması için kullanılmış. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilemem ama, Yunanca rehber kitaplarda, bölge anlatılırken, bu ağaçtan da söz edilerek, yine Türk düşmanlığı katmerlendirilmeye çalışıldığı kesin.

Roma Agorasından sonra: geriye dönüp, Adrianou sokağından, batı yönünde yürümeye devam edin ve bu kez karşınıza, Yunan Agorası çıkıyor.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

YUNAN AGORASI

Agora denilince,  dönemin her türlü idari, siyasi ve ticari faaliyetlerinin yaşandığı ve tartışıldığı bir yer olarak biliniyor. Buna atfen, hükümet yani yönetim binaları da, Agora bölgelerinde yapılırmış. Ayrıca, her Yunan şehir devletinde, bir merkez pazar yeri veya Agora bulunurmuş. MÖ.6’ncı yüzyılda yapılan burası: Roma Agorasından daha büyük, tam bir açık hava müzesi gibidir. Bahçelerin arasında gezinirken, harabeleri görebiliyorsunuz.

Buradaki, Atina Agorasında: bir zamanlar: Socrates’in felsefi düşünceleri ve Hz.  İsa’nın havarilerinden St. Paul’un Hıristiyanlık propagandası içeren konuşmaları yapılmış. Ayrıca: eğitim faaliyetleri, mahkemeler, dini ve siyasi toplantılar, hep burada yapılmış. Hatta, insanlar için zaman geçirmek ve alışveriş yapmak için kullanılan bölge, bazen de, şehir toplantılarına ev sahipliği yapmış. Zaten, Agora kelimesinin, Yunanca da karşılığı “Toplantı”.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

MÖ.480 yılında, Persler şehri işgal ettiklerinde, diğer yerler gibi, Agora da yakılıp yıkılarak yok edilmiş. Ancak, takip eden dönemde, Atinalılar, Agora’yı yeniden inşa ederler ve eski ihtişamına kavuştururlar.

Bugün, Atina Agorasında görebilecekleriniz şunlar:

ONİKİ TANRI SUNAĞI

Burası: Atina şehrinin, Yunan dünyasının diğer tüm noktalarına olan uzaklığının ölçüldüğü bir anıttır.

Bu anıtın, hemen güneyinde, başka bir kalıntı var.

ARES TAPINAĞI

Burada, Ares Sunağı ve Ares  Tapınağının kalıntıları görülüyor.

Bunların arkasında: bir tiyatro var.

AGRİPPA ODEONU

MÖ.15’nci yüzyılda yapılmış olup, çatılı olması ile önem kazanmaktadır. Tiyatro yapısının önünde: 3 büyük figür göreceksiniz. Bunlar: 1 dev ve 2 tane yarı insan-yarı balık figürü.

AGİİ APOSTOLİ KİLİSESİ

Bölgenin güneyinde, bölgedeki, tek Bizans yapısıdır. 11’nci yüzyıldan kalmadır. Yapının narteks bölümündeki tablolar görülmeye  değer, özellikle dikkat çekmektedir.

ATTALOS STOASI VE AGORA MÜZESİ-STOA OF ATTALOS MUSEUM OF ANCIENT AGORA

Bölgenin doğu tarafındadır. Buradaki ilk yapı: MÖ.138 yılında, Pergamon (yani Anadolu topraklarındaki Bergama) kralı Attalos tarafından diktirilmiştir. Bu yapı, antik çağdaki kamu binalarının en güzel örneklerinden biridir. Bu yapının benzeri, 1950 yılında buraya dikilmiştir.

Stao yapıları: antik dönemlerin gözde yapılarıydı. Çünkü: bu uzun verandalar: yazın gölgelik ve kışın korunak işlevi görür ve önemli kamu binalarını birbirine bağlardı. Burada göreceğiniz Attalos stoası: arka bölümünde küçük dükkanlar bulunan, 2 katlı bir bina olarak yapılmıştı.

Günümüzde: 1950 yılında yapılan bina: Agora Müzesine ev sahipliği yapıyor. Agora müzesinde: kazı ofisleri ve o dönemde kullanılan günlük kullanım eşyaları ve antik dönemdeki oylama sisteminin nasıl işlediğine dair örnekler görülebiliyor.

Adrianus sokağından yürümeye devam ettiğinizde, sokağın bitimine yakın, hemen solunuzda, yine antik döneme ait bir kalıntı çıkıyor.

Yunanistan Atina Anafiotika- Pilaka

HEPHAİSTOS TAPINAĞI-TEMPLE OF HEDHAESTUS

Dünyada, en iyi korunmuş: antik Yunan tapınağı olarak öne çıkmaktadır.  Pers işgallerinden sonra inşa edilmiştir. İsmi anlamlıdır. Hephaistos:  o dönemde “Metal İşleri Tanrısı” olarak bilinmektedir. Bu yüzden, tapınak: şehrin demirci ve nalbant ustalarının bulunduğu bölümüne inşa edilmiştir.

Daha sonraki takip eden dönemde ise, iç duvarlar eklenerek kiliseye dönüştürülmüştür. Son olarak, 1830’lu yıllarda kilise olarak hizmet veren yapı, daha sonra müze ve depo olarak kullanılmıştır.

Yapının dış kısmı: iyi korunarak günümüze ulaşmıştır. Sütun pervazı üzerindeki bölümde: Herakles ve Theseus’un efsanevi başarıları betimlenmiştir. Çevresinde: bir bahçe bulunmaktadır. Günümüzde, mevcut bahçede de o dönemlerde yetiştirilen ve şifalı olduğuna inanılan bitkiler yetiştirilmektedir.

Atina şehri genel özellikleri.

Atina şehri gezi planı.

Atina şehri alışveriş.

Atina şehri gece hayatı.

Yunanistan Atina Şehirde gezilecek diğer yerler

Yunanistan Atina Şehirde gezilecek diğer yerler

LYCABETTUS HİLL

Yunanistan Atina Şehirde gezilecek diğer yerler;

Burası: yaklaşık 100 metre yüksekliğinde, kalker bir kayalık tepedir. Likavittos Dağı (Kurtlar dağı) olarak isimlendirilen bölgededir. Su kaynağı bulunmaması nedeniyle, antik dönemde, burada yerleşim olmamıştır.

Tepenin yanlarında: Kolonaki ve Hill bölgeleri bulunuyor. Lycabettus kelime anlamı: Yunan Ortodoks kilisesine göre “Temiz Pazartesi” demektir.

Tepeye ulaşım: Kolonaki bölgesine gitmeniz gerekiyor. Buradan, dağın üst kısımlarına, raylı sistemle ulaşmak mümkün. Ama yürüyerek gitmeyi tercih ederseniz, metroda indikten sonra, dik ve asfalt bir yoldan, yaklaşık 30 dakika kadar, yukarı tırmanmanız gerekiyor. Elbette, düz tabanlı ayakkabı giymeniz ve yanınızda su bulundurmanız şart.

Atinalılar: özellikle çocuklar uçurtma uçurmak için, bu tepede toplanırlar ve zaman zaman, gökyüzü renkli uçurtmalarla dolar. Tepenin üzerinden, Atina şehir görüntüsü muhteşem güzel. Açık bir havada: kuzeyde Parnes dağı, Pire batısındaki Saron körfezi dahi görülebiliyor.

Tepenin üzerinde bulunan yapılar

AGİOS GEORGİOS KİLİSESİ

Burayı ziyaret edebilirsiniz. Paskalya kutlamaları için kullanılan bir şapel.

RESTORAN-KAFETERYA

Burada, muhteşem güzel ve modern bir restoran bulunuyor.

Yunanistan Atina Şehirde gezilecek diğer yerler Filipapu Tepesi

FİLİPAPU TEPESİ

Burası, Akropol ün en güzel göründüğü yerlerden biri olarak öne çıkıyor.

Tepede: bir kilise var. Kilisenin bahçesinde ise, Bizans bayrağı var. Duvarında ise, bir yazı var, bu yazıya göre kilisenin önemi büyükmüş. Bu yazıda yazanlara göre: (düşünün burayı ziyaret eden bir yabancı, bu yazıyı okuduktan sonra bizim ülkemize gelir mi? Hiç sanmıyorum, zaten Yunanlıların amaçları da bu değil mi?) Neyse, biz gelelim yazılanlara “Osmanlı döneminde, burada yerel halka çok eziyet eden bir Vali varmış.

Bu vali, Ortodoks Yunanlıların ibadet etmelerini engelliyormuş. Bir kutsal günde, buraya ibadet etmek üzere gelenleri toplamış ve bu kiliseye tıkmış. Daha sonra ise, tam karşıdan, cephanelik olarak kullanılan Akropolis bölgesinden, buraya bir top doğrultmuş ve tam ateşleyecekken, bir mucize olmuş ve vali ve bütün ailesinin bulunduğu cephaneliğe, yıldırım düşmüş. Evet, kilisenin duvarında bu yazılı. Türk düşmanlığı ve dini mucizeler, tekmili birden.

Tepenin bir tarafında, Antik Yunan Meclisi “Pinks” var. Sokrates, aykırı dini görüşleri yüzünden, haksız yere öldürülmeden önce, burada bir mağarada hücre hapsinde tutulmuş.

Atina şehri genel özellikleri

Atina şehri yakın çevre gezilecek yerler.

Atina şehir içi gezi planı.

Atina şehirde mutlaka gezilmesi önerilen yerler.

Sri Lanka Dambulla

Sri Lanka Dambulla

Şehir: Colombo şehrinin 149 km kuzeydoğusundadır. Kandy şehriyle arasındaki uzaklık ise, 71 km. dir. Dambulla ismi: kayada bulunan bir çeşmeden suyun sürekli damlama sın dan oluşmuştur.

Şehrin bulunduğu geniş izole kaya kütlesi: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Şehir: deniz seviyesinden 1118 metre yüksekte bulunan, yüksekliği 600 metre olan, 2000 metre uzunluğunda, çevresinde ovaları bulunan bir kaya yükseltisidir.

Şehirde, Sri Lanka’nın en önemli uluslar arası stadyumu olan “Rangiri Dambula” stadyumu bulunmaktadır.

Burası: geniş ve izole bir kaya kütlesi üzerinde bulunan tapınak mağaraları ile önem kazanmaktadır. Mağaraların tavanında: Budist mitolojiye ve Buda’nın doğum hikayelerine ait renkli resimler yani tasvirler görülmektedir. Bunların bazılarının, yaklaşık 2000 yıllık olduğu söyleniyor.

Bir kaya mağaranın içinde: 14 metre uzunluğunda, kayaya oyulmuş bir Buda heykeli ilgi çekmektedir.

Sri Lanka Dambulla

 

GEZİLECEK YERLER:

Sri Lanka Dambulla

 

MAĞARALAR:

Bunlar şehir merkezine 2 km. uzaklıktadır. Buraya ulaştığınızda, taş merdivenleri (300 basamak) tırmanmanız gerekiyor ki, yaklaşık 10 dakika sürüyor. Burada hassas bir durum var, yukarı tırmanmaya başlamadan önce, aşağıda mutlaka bilet satın alın, yoksa yukarı çıktığınızda biletiniz yoksa yine aşağıya inmeniz gerekecektir.

Evet, mağaraların bölgeye Hint etkisi gelmeden çok önceleri, yerli uygarlıklar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Yani, sonuç olarak bunlar ilk olarak, günümüzden 2000 yıl önce kullanılmışlardır. Yani: MÖ.3’ncü yüzyılda burada insanlar yaşamıştır.
Mağaralardaki heykel ve resimler ise: MÖ.1’nci yüzyıla tarihlenmektedir.

Ama bu resim ve heykellerin büyük bölümü: MS.11, 12 ve 18’nci yüzyıllarda yeniden boyanmış ve restore edilmişlerdir. Mağaralar özellikle: Kral Valagamba’nın 14 yıllık sürgün hayatını burada geçirmesiyle ünlüdür.

Budist rahipler, bu mağaralarda meditasyon törenleri düzenlemişler ve kralı, düşmanlarından korumuşlardır. MÖ.1’nci yüzyılda, kral, Anuradapura şehrindeki krallık tahtına geri dönmüştür. Dambula’daki rahiplere ise, şükranlarının ifadesi olarak, muhteşem bir kaya tapınağı yaptırmıştır.

Sri Lanka Dambulla
Sri Lanka Dambulla
Sri Lanka Dambulla

MAĞARA TAPINAK KOMPLEKSİ:

Burası: Sri Lanka ülkesinin günümüze kadar olan süreçte en iyi korunarak gelmiş mağara tapınak kompleksidir. Mağaraların çevresinde: 80 civarında kule, korunmayı sağlamaktadır. Özellikle: 5 mağara, turistik özellikleriyle önem kazanmaktadır. Bunların içinde: çeşitli heykeller ve resimler bulunur.

Bu resim ve heykeller: genellikle “Buda” ve onun hayatı ile ilgilidir. Mağaralarda Buda’ya ait 3 heykel ve Hindu tanrı ve tanrıçalara ait ise 4 heykel bulunur. Duvar resimlerine gelince, bunlar o kadar çoktur ki, 153 duvar resmi toplam 2100 m.karelik bir alanı kapsamaktadırlar. Bu duvar resimlerinde en çok tasvir edilen konu: Buda’nın ilk vaazı ve diğer öğretileridir.
Toplamda: kompleks içinde, 4 manastır bulunmaktadır. 1848 yılında, tapınak rahipleri, burada İngilizlere karşı ilk milliyetçi hareketleri başlatmışlardır.

Sri Lanka Dambulla
Sri Lanka Dambulla

 

Golden Rock Tapınağı

Dambulla şehrindeki karmaşık tapınaklar kompleksinde, en etkileyici Budist tapınaktır. Düz arazide, 350 metre yükseklikte, kayanın batı tarafında, geniş bir mağara parçasıdır. Mağaranın büyük bölümü doğal olup, ancak bir kısmı kral ve haleflerine nimet olarak kazılarak büyütülmüştür.

Yukarıda söz ettiğim kral Vattagamini Abaya, MÖ.1’nci yüzyılda buraya sığınmış ve 14 yıl kalmıştır. Bu mağara daha sonra, bir kaya tapınak haline getirilmiştir. Takip eden süreçte: kral Giri Ran ve Kral Nisanka Malla: tapınakta daha da ileri gelişmeler yaratılmasını sağlamışlardır.
Bu tapınak: 1991 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: 22 yüzyıl boyunca, buranın, beş kutsal mağara manastır ile birlikte, Sri Lanka’nın en büyük kutsal hac sitesi olduğu, çok iyi korunarak günümüze ulaştığı belirlenmiştir. Budist duvar resimleri, 2100 m.karelik bir alanı kapsamakta ve 157 tane heykel, özel bir önem kazanmaktadır. Arkeolojik çalışmalar yapılan mağaralarda bulunan boyalı yüzeyler ve heykeller: ölçek ve korunma derecesi bakımından benzersizdir.

Sri Lanka Dambulla
1 Nolu Mağara-Deva Raja Viharaya

Tapınak kompleksi içindeki ilk mağara tapınaktır. Bu mağaranın asıl görüntüsünün, Hint tanrısı Saka (Tanrıların kralı) tarafından verildiği düşünülmektedir. Mağaranın uzunluğu 47 metredir. Mağara içinde Buda heykeli görünmektedir. Heykel, doğal kayaya oyulmuştur. Yüz görünüşü: ahşap, şekilsiz ve mattır. Her zamanki uzun elbisesi, sağ omuz ve gögsünü açıkta bırakarak ayak bileğine kadar vücudu kaplar.
Bu mağarada da duvar ve tavan resimleri bulunmasına rağmen, bu resimler, buraya gelen Budistlerin yaktıkları tütsüler nedeniyle hasar görmüştür.

2.Nolu Mağara-Maha Raja Viharaya

En büyük ve en etkileyici mağaradır. Girişte, taş figürler tarafından korunan bir kemer görülür. Buraya: Büyük kral tapınağı denilir. Çünkü, bu mağaranın kurucusunun bizzat kral Vattagamani Abbaya olduğuna inanılıyor. Mağaranın tümünde, parlak renkli boyalı ve gayet iyi durumda resimler bulunmaktadır. Bunların uzunluğu 172 metre ve genişliği ise 75 metredir. Yükseklik ise 21 metredir. Mağarada birçok heykelde bulunmaktadır ki, heykellerin çoğu Buda’nın farklı tutumlarını betimlemektedir.

Sri Lanka Dambulla
3.Nolu Mağara-Maha Alut Viharaya

Burası “Büyük Yeni Tapınak” olarak bilinir ve tanınır. Mağaranın taş duvarı, 2 Nolu Mağaranınkine benzemektedir. Burası: 18’nci yüzyıl öncesinde, bir depo olarak kullanılmıştır. Mağaranın girişinin sol tarafında: 1815 yılında İngiliz işgaline kadar ülkeyi yöneten Nayakkar hanedanı kralları tarafından giyilen elbiseler görülmektedir.

Mağaranın genişliği 81 metre, uzunluğu 90 metre ve yüksekliği 36 metredir. Mağara içindeki kayanın büyük yüzeyi, en zengin renklerle boyanmıştır. Bu fresklerde: Budistler, çeşitli olaylar, Budizm tarihini temsil eden figürler görülmektedir.

4.Nolu Mağara-Paschima Viharaya

Bu mağaraya “Paschima Viharaya” veya “Western Temple” denilir. Uzunluk 54 metre, genişlik 27 metredir. Yükseklik ise 27 metredir. Bu mağarada, Buda’nın heykelleri görülmektedir. Özellikle: Buda’nın meditasyon duruşu durumunda, doğal kayaya oyulan heykeli muhteşemdir. Heykel: parlak renkli boyalarla boyanmıştır.

 

RANGİRİ DAMBULLA İNTERNATİONAL STADİUM

Burası, ülkemizde pek tanınmayan “kriket” sporuna ait bir stadyum olarak öne çıkmaktadır. Stadyum 2001 tarihinde yapılmış ve 2003 tarihinde ışıklandırılmıştır. Yapının inşaatı 167 gün sürmüş ve bu kısa kadar kısa sürede yapılmış olması ilgi çekmiştir.