Almanya Hamburg

Almanya Hamburg

Kuzey bölgesi iklimini saymazsak, Almanya’nın en yaşanılabilir şehridir denilebilir. Tek eksiği: güneş. Diğer Alman şehirlerine göre, daha klas havası olan bir şehir. Hatta ülkenin en zengin şehri denilebilir ve bunun simgesi “hh” dir. Şehrin diğer öne çıkan özelliklerinin başında: burada, çok miktarda Türk yaşıyor olmasıdır. Sokakta gezerken, yanınızdan geçenlerin konuşmalarına dikkat ederseniz, Türkçe konuşmaları duyma olasılığınız yüksektir.

Son olarak: Hamburg: St. Paulidir, gece yaşayan Almanya’dır, denizdir, sekstir, alkoldür, Türk’tür, punktur, gaydır.

Elbe nehri o kadar büyüktür ki, kendinizi deniz kıyısında sanabilirsiniz. New York ve Londra’dan sonra, dünyanın üçüncü büyük müzik merkezidir. Yazın giderseniz, şehrin soğuğundan kurtulup tadına varabilirsiniz.

Almanya Hamburg

HAVAALANI

Hamburg, uluslararası havaalanı, yıllık, 12 milyon yolcu kapasitesine sahiptir. Hamburg Fuhlsbüttel havaalanı olarak isimlendirilir ve 1912 yılında kurulmuştur. Bu nedenle, günümüzde şehir içinde kalmıştır. Yani, şehir içinde, uçakları rahatlıkla görebilirsiniz.
Almanya’nın beşinci büyük havaalanıdır. Şehir merkezine 5 km. uzaklıktadır. Ancak, şehir merkezine 10 km. uzaklıkta, ikinci bir havaalanı bulunmaktadır ki, bunun ismi de, Hamburg-Finkenwerder havaalanıdır.
Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım: transit S-Bahn ile, yaklaşık 20 dakika sürmektedir. Ücreti: 2.80 Euro’dur. Şehir merkezindeki: Fuhlsbüttel denilen yere ulaşılır.
Şehir karayolu ile, Danimarka’ya 1.5 saat uzaklıkta, Amsterdam şehrine ise, 6 saat uzaklıktadır.

Almanya Hamburg

GENEL

Hamburg: Almanya ülkesindeki 16 eyaletten biri olan “Hansa” eyaletinin bir şehridir ve Kuzey Almanya’nın merkezidir. Hükümet, Parlamento, Rathaus ve Belediye binası bulunmaktadır. Hamburg Eyalet Parlamentosuna “Bürgerschaft” deniliyor ve her dört yılda bir seçilen, 121 temsilciden oluşmaktadır. Şehir; kendi içinde, 7 bölgeye ayrılmıştır. Her bölge, bölge yetkilisi tarafından yönetilmektedir.

Şehrin nüfusu: 1.7 milyondur ve ülkenin ikinci büyük şehridir. Avrupa Birliğinin ise, 7’nci büyük şehridir. Kapladığı alan: 755 km. karedir. Bu ölçüler ile, Paris’ten 7 kat ve Londra’dan 2.5 kat büyüktür.

Metropol alanında, yaklaşık 3.5 milyon kişi yaşar. Kişi başına, yaşam alanı olarak 30 m. kare düşer ve bu alan, dünyanın tüm büyük şehirlerindeki ortalamadan daha büyüktür. Bu yerleşik nüfusun, yaklaşık % 28’lik bölümü göçmenlerden oluşmaktadır. 180 farklı ülkeden göçmen bulunduğu söylenmektedir. Bunların başında geldikleri ülke sıralamasında: Türkiye, Polonya, Rusya, Afganistan, Pakistan gelmektedir. Şehirde: “Altona” isimli semt, tamamen Türklerden oluşmaktadır. Şehirde yaşayan 65 bin Türk’ün, bu semte “Altınova” isminin verildiği bile söylenmektedir.

Yeşil alanlar ve rekreasyon alanları, şehrin toplamda, % 14’ünü kapsamaktadır. 2011 yılında, Avrupa Yeşil Başkent ödülü, şehre verilmiştir. Birçok evin önünde: “1943 yılında bombalandı, 1956 yılında yeniden yapıldı” yazan tabelalar görebilirsiniz. Hatta, şehrin birçok yerinde yapılan yol ve temel kazılarında, bazen hala patlamamış bombalar bulunur, bombanın bulunduğu yerler hemen boşaltılır, yollar kapatılır, bomba imha edildikten sonra, hayat normale döner.

Şehirde

90 civarında konsolosluk bulunmaktadır ve bu rakam: New York şehrinden sonra, dünya üzerinde ikincidir.
Asya’dan, 460 şirketin, şehirde şubesi bulunmaktadır. Tıbbi, teknolojik ve Bioteknolojik alanlarda ve uçak yapımında dünya merkezidir. (A380 tipi uçakların gövdesi burada üretilmektedir)

Şehirde, ayrıca: 2302 köprü bulunmaktadır ki, bu sayı: Venedik ve Amsterdam şehirlerindeki köprülerden fazladır.

Hamburg Limanı: dünya çapında en büyük konteynır limanları arasında, 7’nci sıradadır. Bu liman: Kuzey Denizine yalnızca 120 km. uzaklıktadır ve en büyük konteynır gemileri dahi, buraya yanaşabilmektedirler.

Şehirde: 11 üniversite bulunmaktadır. Bunların en büyüğü “Hamburg Üniversitesi” dir. Burada: 39 bin öğrenci eğitim görmektedir. Şehirde: Hamburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde, 13 bin öğrenci, Teknik Üniversitede 5 bin öğrenci öğrenim görmektedir.

Şehirde

Okyanus iklimi egemendir. Sahile yakın olması nedeniyle, Atlantik okyanusu üzerindeki deniz hava kütlelerinden etkilenir. Kar yağışı nadir görülür. Sıcaklık en yüksek, 22 derecelik ortalama ile, Haziran-Temmuz aylarında görülür. En düşük sıcaklık ise, Aralık-Ocak aylarında, eksi 1-2 derece olarak tespit edilmiştir.

En fazla yağış, Haziran ayında ortaya çıkar. Ama, öyle bir yağış ki, bazen çiseleyen yağmur, bir anda sağanak yağışa dönüşebiliyor. Bu şehirde, yağmur insanların sanırım en büyük sıkıntısı. Şehir gezinize giderken, yanınızda yağmurluk veya bir şemsiye bulunmasında, büyük fayda olduğu veya olacağı kesindir.

Son bir not: şehir, dünya üzerindeki şehirler arasında, yaşanabilirlik anketlerinde; 2009 yılında 23 ve 2010 yılında ise, 10’ncu sırada bulunmuştur.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehirde: modern otobüs ve metro trenleri (S-Bahn) bulunmaktadır. Demiryolu istasyonlarında, otomat makinalarından: kısa mesafe, tek binişlik veya günlük binişlik bilet satın alabilirsiniz. Bu arada, Almanya’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi, burada da “Hamburg Kartı” denilen toplu bir kart var. Bu kart ile: toplu taşıma sistemi ve müzelerden indirimli yararlanabilirsiniz. Tüm bilet gişelerinden ve otobüs sürücülerinden, Hamburg Kartı satın alabilirsiniz.

Şehir içi ulaşım hatlarında biletsiz yolculuk etmemenizi öneririm. Çünkü: görevliler tarafından, bilet kontrolleri yapılmaktadır.
Giriş kısmı için son bir not: şehirde kaldırımda yürürken, kırmızı çizgili bölgede yürümeyin, çünkü burası bisikletlere ayrılmış yoldur ve burada yürürseniz, bir bisikletli gelip çarpabilir.

S-Bahn ve U-Bahn Trenleri

Aslında, Münih şehrinden büyük olmasına rağmen, Münih şehrinde 6 metro, burada ise 3 metro bulunmaktadır.
Bunlar, şehir merkezi odaklı demiryolu hizmeti ağıdır. Yollardaki trafikten bağımsız olarak, bölge içinde doğrudan ve hızlı hareket sağlanır. Hafta sonları ve tatil günlerinde, bütün gece çalışırlar. Aynı zamanda, pek çok metro otobüsü ve hızlı transit raylı taşıma sistemleri ile bağlantılıdırlar. Metro hattının uzunluğu: 101 km. dir. Bunun 41 km. si yeraltındadır. Metroya bindiğinizde inmek için, iniş düğmesine basmanız gerekiyor, bizim metrolar gibi, kapılar kendi kendine açılmıyor.

Otobüsler

Otobüs servisleri, demiryolu ağı ve metro otobüs sistemiyle bağlantılı olarak çalıştırılmaktadır. Şehirde, 600 den fazla otobüs güzergahı bulunmaktadır. Bunlar, demiryolu hattının boşluklarını doldururlar. Gündüzleri her 5 dakikada gelen otobüsler, akşam olduğunda 30 dakikalık fasılalarla gelirler.

Liman Feribot

Elbe nehrinde hizmet veren feribotlar, 6 limanda çalışmaktadırlar.

Taksiler

Şehirde, 24 saat taksi bulabilirsiniz. Taksiler: geleneksel olarak fildişi beyaz renkte, üzerinde “Taxi” yazısı bulunmakta, sarı-siyah bir işaret, lisanslı taksiyi ifade etmektedir. Şehir merkezinde, bir taksi yolculuğu: yaklaşık olarak 6-12 Euro arasında ücrete tabidir. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki taksi ücreti ise, 20-25 Euro arasındadır. Taksilerin birçoğu kredi kartı kabul etmektedirler.

Bisiklet

Bu şehir, tam bir bisiklet cennetidir. Yaya kaldırımlarında, kırmızı çizgi ile bisiklet yolları ayrılmıştır. Şehirde, 80 ayrı noktada bulunan istasyonlardan, kırmızı renkli bisiklet kiralayabilirsiniz. Bisiklet ile şehir rahatça gezilebilir, tek sorun yağmur olmasıdır.

GECE HAYATI

Şehirde, Avrupa’nın en büyük kırmızı ışık bölgelerinden olan: Reeperbahn mahallesi bulunuyor. Burası, özellikle seks turizmi için ziyaret edilmektedir. Burada: striptiz kulüpleri, genelevler, barlar bulunmaktadır.
Bu şehir, Almanya ülkesinde gece hayatının en canlı olduğu başlıca yerlerden biridir. Hatta: ünlü İngiliz gurubu “The Beatles”, kendi ülkeleri dışında, ilk sahne aldıkları yer olan şehir meydanı, bugün onların ismiyle anılıyor ve meydanda, gurup elemanlarının heykelleri var, gençler burada müzik yapıyorlar.

TURİZM

Şehirde: 31 tiyatro, 10 kabare ve 50 müze bulunmaktadır. Şehir, Almanya’nın en hızla büyüyen turizm sektörüne sahiptir ve sektörde, şehirde: 200 bin kişinin çalıştığı söylenmektedir.

Elbe ve Alster nehirleri kıyısında, güzel yürüyüşler yapabilirsiniz. Ayrıca: Belediye binası, şehirde ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Bunun dışında: St. Michaelis başta olmak üzere, birkaç mimari yönden önem kazanan kilise gezilebilir. Dünyanın sayılı büyüklerinden olan liman görülmeli, ayrıca yine şehirdeki birkaç ilginç müze gezilmelidir.

Alster: şehrin kalbinde, büyük bir göldür. Burada: tekne turu yapabilirsiniz. Ayrıca, bu bölgede bir sokak kafesinde kısa mola vererek, yürüyüşler yapabilirsiniz. Bunların yanında: Elbe nehri boyunca bulunan plajları da gezebilirsiniz.

Almanya Hamburg

DOM FESTİVALİ-FUARI

Şehirdeki bu halk festivali, yılda 3 kez yapılmaktadır. (Mart, Ağustos ve Kasım aylarında) Bu festivalde, eğlence ve nostaljiyi aynı anda yaşayabilirsiniz.
Bu festivalde: 3 km. lik bir hat boyunca, gerek eğlence mekanları ve gerekse yeme-içme mekanları kurulmaktadır. Fuar ise: Almanya’nın en büyük fuarlarındandır.

TEKNE TURLARI

Hamburg şehrinin geniş su yollarını keşfetmek için en iyi yol: bir tekne gezisine katılmaktır. Bu tekne gezileri, yaklaşık 4 saat sürer ve Alster gölü-Jungfernstieg bölgesinden kalkarlar. Basit ve kısa bir tur ise, 50 dakika sürer. Bu turda, iç ve dış Alster gölleri görülür ve ücreti: 15 Euro’dur.

Almanya Hamburg

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehirde: 4000 restoran bulunmaktadır.
Yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: domuz pastırması ile pişirilmiş yeşil fasulyeden oluşan: Birnen Bohnen und Speck düşünülebilir. Kuzey Almanya’nın en çok bilinen yemeğidir.
Aalsuppe isimli, yılan balığı çorbası da yoğun tercih edilmektedir.
Nerede yenir derseniz, bu şehirde, bir Türk tarafından işletilen bir restoran önermek istiyorum. “Le Canard” isimli bu restoran: Elbchausse bölgesinde, nehir manzaralı, Akdeniz, Türk ve Doğu mutfağının egemen olduğu yemek türlerini sunuyorlar ve muhteşem bir manzara eşliğinde, güzel yemekler yiyebiliyorsunuz.
Hafencity bölgesinde, Schönes leben denilen yerde: Steakhouse denilen yerde ise: “steak”ler meşhurdur. Burada, medium-rare steak yiyebilirsiniz.
İçki olarak ise, elbette Almanya’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi, bira birinci tercih olmaktadır. Bira olarak: holsten, becks, duckstein veya jever tercih edebilirsiniz.

ALIŞVERİŞ

Şehirde, birçok alışveriş caddesi ve alışveriş merkezi bulunmaktadır.
Özellikle Alster çevresinde: alternatif mağazalar, şık butikler ve geleneksel Hamburg modasının sunulduğu mağazalar görülmektedir.
Şehirdeki başlıca alışveriş caddeleri ve alışveriş merkezleri şunlardır:
1. Jungfernstieg,
2. Mönckebergstrabe,
3. Neuer Wall,
4. Colonnaden
5. Europa Passage,
6. Spitalerstrabe,

Özellikle: Mönckebergstrabe mutlaka görülmelidir. Çünkü, şehrin ana alışveriş caddesidir. Belediye Binasının yan sokaklarında da, güzel alışveriş dükkanları bulunuyor. Bu mekanlardaki dükkanlar: genellikle, günlük: saat: 10.00-20.00 arasında açıktır.

Almanya Hamburg

Bu arada: Alster gölü, belediye binasının hemen yakınında, yeni inşa edilen, büyük alışveriş kompleksi “Europa Passage” yi de mutlaka görmenizi öneririm. Belediye binası meydanındaki cam çatı kaplaması altında, hediyelik eşya satan yerler bulunuyor. Schanzenviertel bölgesinde, güzel butikler bulunuyor.

HAMBURG GEZİ PLANI

Şehirdeki gezimize: Hamburg ana tren istasyonu “Hauptbahnhoff” önünden başlıyoruz.

HAUPTBAHNHOFF

Yapı: 1906 yılında hizmete açılmıştır. Günde ortalama: 450 bin yolcuya hizmet verilmektedir. Paris’ten sonra, Avrupa’nın en işlek tren istasyonudur.
9 Kasım 1941 tarihinde, II. Dünya savaşı sırasında, ağır bombardıman sonucu bina tahrip olur. 1985-1991 yılları arasında, tren istasyonu restore edilmiştir. Yapının uzunluğu: 206 metre, genişliği: 135 metredir. Yükseklik: 37 metredir. Saat kulelerinin yüksekliği: 45 metredir. Saatlerin çapı: 2.2 metredir.

Evet, tren istasyonu önünde yoğun araç trafiği görülüyor. Sonra: istasyonun önünde, Türk döner ve kebapçılarının bulunduğu caddeye (2 Mönckebergstrabe) giriyoruz ve hemen istasyonun karşısındaki caddeden ilerleyince, sol tarafta kalan bu caddeyi görüyoruz. Bu cadde üzerinde bulunan “dönerciler”de, güzel bir döner yiyebilir ve üstüne çay içebilirsiniz.

Sonra: İstasyonun hemen yanında bir müze var.

MUSEUM FÜR KUNST UND GEWERBE

Hauptbahnhof-Glockengieberwall bölgesindedir. Giriş ücretlidir: 5 Euro.
Yapı: 1867 yılında yapılmıştır. 1943 yılındaki bombardımanda yıkılan müze, 1959 yılında yeniden yapılmıştır.
Burası, Avrupa uygulamalı ve dekoratif sanatlar müzelerinin en öne çıkanıdır. Bunlar arasında bulunanlar: 17 ve 18’nci yüzyıllardan kalma porselenler, İslam sanatına ait: çömlek, halı ve kitaplar, tarihi klavyeli enstrümanlar, en eskisi 16’ncı yüzyıldan kalma halılar, mobilyalar, Japon çay evi ve töreni aksesuarları, 1914-1945 yılları arasındaki dönemlere ait, çeşitli heykelcikler bulunmaktadır.
Yani, genel anlamda, müze koleksiyonunda: ortaçağdan günümüze kadar olan döneme ait: Avrupa, İslam ve Uzak doğu kültürü sanat ve el sanatları örnekleri sergilenmektedir.

Sonra, yine istasyon önüne dönüyoruz. İstasyonun arka çıkışında, çarşı, alışveriş merkezi ve birçok restoran ve kafeterya var, orada bir süre gezdikten sonra, kuzeye doğru, GlockengierBerwald caddesi üzerinde yürümeye devam ediyoruz. Bu cadde üzerinde, yine bir müze var.

Almanya Hamburg

KUNSTHALLE

Hauptbahnhof kuzeyinde, Glockengieberwall bölgesindedir.
Burası bir sanat müzesidir.
Müze binası: mimar Fritz Schumacher tarafından, 1863-1869 yılında, İtalyan Rönesans stilinde yapılmıştır. Yapılışı sırasında, özel girişimcilerin büyük ekonomik katkılarının olması önem kazanmaktadır.
Almanya’nın en büyük sanat müzesidir. Müze koleksiyonunda bulunanlar: 17’nci yüzyılda, özellikle Hollandalı sanatçıların (Rembrant gibi) resimleri görülmektedir. Ayrıca: Alman romantizm dönemi resimleri görülmektedir. Bunun dışında: müzede, yıllık ortalama 20 civarında, geçici sergi açılmaktadır.

Bu cadde: Alter gölüne çıkıyor.

Almanya Hamburg

ALSTER

Bu göl: şehir merkezinde bulunan ve 2 bölümden oluşan bir cazibe merkezidir. Bu iki bölüm:
1. Aussenalster (Dış Alster)
2. Binnenalster (İç Alster)

Alster civarındaki tüm binaların tek bir örnektir. Bunların dış cephe boyaları beyaz, çatıları bakır kaplı olmak zorundadır. Çünkü: şehir manzarasında özel bir karizma yaratılmıştır.
Özellikle: Aussenalster: şehirliler tarafından çok tercih edilen bir yerdir. Hamburglular, burayı bir koşu ve buluşma yeri olarak kullanırlar. Ayrıca: insanlar, burayı kitap okumak ve güneşlenmek için de kullanırlar. Burada: 7400 metre uzunluğunda bir yürüyüş yolu bulunmaktadır. Göl’de, sandal kiralamak da mümkündür.
Evet: burası tam bir yeşil cennet olarak değerlendirilmektedir.

Alters gölüne geldiğimizde, yol ikiye ayrılıyor.

Biz: her iki gölün arasındaki yoldan, yani “Lombardsbrücke” caddesinden ilerlemeye devam ediyoruz. Karşımıza bir köprü çıkıyor ve yine yürümeye devam ediyoruz. Bir süre sonra, gölün çevresinden dolaşan yolu takip ettiğimizde, sola dönen “Esplanade/Neuer Jungfernstieg” caddesine dönüyoruz. Yorulduğunuz zaman: göl kıyısındaki ahşap banklarda dinlenme molaları verebilirsiniz.

Şimdi: Neustadt bölgesindeyiz. Buradan ilerlediğimizde: Jungfernstieg sokağına ulaşıyoruz. Yine, solumuzda göl bulunuyor.

Almanya Hamburg

JUNGFERNSTİEG

Reesendammbridge ve Gansemarkt arasında bulunmaktadır. Burası, Almanya ülkesinin ilk asfalt sokağıdır.
Burası, dünyanın en güzel alışveriş caddelerinden biri olarak kabul edilebilir. Burası hakkında; geçmişe yönelik bir kısım geleneklerden söz etmek mümkündür. Eski dönemlerde: şehirde yaşayan bekar bayanlar ve asil genç kızlar: burada Pazar günleri yürüyüş yaparlarmış ve bunlara “Jungfer” denilirmiş. Caddenin isminin buradan geldiği söyleniyor.

Günümüzde, burada, birçok seçkin marka ürünün satıldığı mağazalar bulunuyor. Ayrıca, Almanya’nın en güzel restoranı “Alster-Pavilion” ve 1799 yılından bu yana faaliyette bulunan “Cafe Alex” bulunmaktadır. Bu kafenin hemen yanında: Alster iskelesi var. Burada güzel bir alışveriş ve gezinti sonrasında, nehirde rahatlatıcı bir tekne gezisi de yapabilirsiniz. Özellikle, gölün kıyısına yakın yerdeki, bir hayli yüksek su fıskiyesi dikkatinizi çekecektir.

Yürümeye devam ettiğimizde, köprü var, onu geçince, “Job AG” binasının önünden, sağa dönüyoruz. Hedefimiz, Rathaus yani Belediye Binasının bulunduğu meydan. Buraya:; Hamburg-Mitte bölgesi deniliyor.

Almanya Hamburg

 

RATHAUS-CİTY HALL-BELEDİYE

Şehir merkezinde, Altstadt-Binnenalster bölgesindedir. 11 yıllık bir inşaat faaliyeti sonucunda, mimar Martin Haller tarafından, 1897 yılında: bir yangın ile yok olan eski belediye binasının yerine inşa edilmiştir.
Tarihi süreçte, birçok tarihi olaya tanıklık eden binada, günümüzde: Belediye, Senato ve Hamburg Parlamentosu bulunmaktadır. Bu birimler, 647 odalık yapıda çalışmaktadırlar. 6 oda daha bulunsa, İngiltere-Buckingam sarayı ile aynı büyüklükte olacakmış.

Kulenin yüksekliği: 112 metredir. Toplam inşaat alanı: 5400 m. karedir. Lobi bölümü: konserler ve sergiler için kullanılmaktadır. Yani, halka açıktır. Zemindeki “Hamburg Parlamentosunda, 121 temsilci, restore edilmiş bir odada bir araya gelmektedirler.
Yapı, rehberli turlarla gezilebilmektedir. Giriş ücretlidir. Yetişkinler için 3 Euro, Hamburg kart sahipleri ve çocuklar için: 0.5 Euro’dur.

Buradan sonra, Belediye Binasının hemen solundan, Rathaus Apotheke mağazasının hemen yanındaki caddeden ilerliyoruz. Burası “4 Grobe Johannisstrabe” caddesidir. Hedefimiz “St Nicolas kilisesi” dir.

Almanya Hamburg

ST.NİCHOLAS KİLİSESİ

Bir zamanlar, şehrin en önemli 5 kilisesinden biri olan yapı, günümüzde harabe halindedir. Çünkü: II. Dünya savaşında bombardımandan etkilenmiştir. Yapıldığında, yani 1874 yılında, dünyanın en yüksek binası imiş ve günümüzde de, halen şehrin ikinci en yüksek binası olma özelliğini korumaktadır.
Kilise: 1874 yılında, denizcilerin koruyucu azizi olan, Nicholas adına yapılmıştır. 1517 yılında eklenen kule, 1589 yılında yanmıştır.

Yeniden yapılan kule, 1644 yılında çökmüştür. Sonra yeniden yapılan ve günümüzde görülen kule: 122 metre yüksekliktedir. Kilise yapısı: II. Dünya savaşı sonlarında, şehirdeki diğer 5 kilise gibi, bombardımanda yıkılmış, yalnızca kulesi ayakta kalabilmiştir. Ancak, diğer dört kilisenin aksine, St. Nikolia kilisesi, savaşa karşı bir anıt olarak yeniden dikilmiştir. Söylediğim gibi, çan kulesi halen ayaktadır ve kentin yukarıdan panoramik görüntüsünü görmek isterseniz, kuleye camdan yapılmış bir asansör ile çıkabilirsiniz. Gözlem terası: 77 metre yüksekliktedir. Yalnız ücretlidir ve ücret: 3.70 Euro’dur.

Buradan sonra, 2 blok ötede, uzun kulesi görülen, başka bir kilise yapısına doğru yürüyoruz. Burası: “St. Catherines kilisesi” dir.

Almanya Hamburg

ST.CATHERİNE KİLİSESİ

Şehirdeki 5 Lutheran kilisesinden biridir. Yani, Protestan kilisesidir. Kilisenin sivri kulesi: 13’ncü yüzyıldan kalmadır. Şehrin iyi korunmuş en eski yapısıdır. Denizcilerin kilisesi olarak önem kazanmıştır.

Bunu gördükten sonra, nehir kıyısından, sağ istikamette ilerlemeye devam ediyoruz. Nehrin karşı kıyısındaki büyük bina :”Ambient Media Gmbh” binasıdır.
Beiden Mühren-Katharinenkirchof caddesinden ilerliyoruz. Mares Shipping GmbH binasının köşesine gelince, nehrin karşı kıyısına geçiyoruz. Çelik konstriksüyonlu köprünün girişindeki heykel dikkatinizi çekecektir. Bu köprüyü geçtikten sonra: karşı kıyıdaki hedefimiz müzeler bölgesidir.

Köprüyü geçtiğimiz gibi, hemen sağ yanda, bir müze var.

Almanya Hamburg

DUNGEON

Kehrwieder bölgesindedir. Burayı ziyaret etmek isterseniz bir gün önceden rezervasyon yaptırmanız gerekmektedir. Giriş ücreti: büyük 21 Euro, çocuk 17 Euro, öğrenci: 20 Euro’dur. Küçük çocukların girmesinin uygun olmadığını düşünüyorum.
Speicherstadt bölgesinin altında, asansörle inilen bir yerdir. Burada, 90 dakikalık tur sırasında: tarihi işkence yöntemlerini görebilirsiniz. Ayrıca: yine çeşitli felaketler (örneğin: yangın, sel, deprem) canlandırılıyor. Yani, fantastik bir yolculuk için hazır olun.

Almanya Hamburg

 

MİNİATUR WUNDERLAND

Landungsbrücken yakınlarında, eski bir depoda bulunmaktadır.
2000 yılında açılmıştır. Giriş ücretlidir. Giriş ücretleri: yetişkin 12 Euro, 16 yaşından küçük çocuklar 6 Euro’dur.
Şehrin turistik güzelliklerini vurgulamaktadır. Hamburg şehrinin, 200 metre karelik bölümünde, şehrin en gözde mekanları görülmektedir. Yani, Hamburg şehrinin minyatür bir kopyasıdır. Aslında burada yalnızca Hamburg şehri değil: Alpler, Avusturya, Amerika, İskandinav ülkeleri, İsviçre gibi yerlerinde, minyatür örnekleri sergilenmektedir.

Ama, daha da önemlisi, dünyanın en büyük model demiryolu sistemini göstermesi açısından ilgi çekmektedir. Yani, bir anlamda: dünyanın en büyük model tren sistemidir. Bu model tren sistemi: 2000 yılında, Frederich ve Gerrit Braun isimli iki kardeş tarafından yapılmıştır. Günümüze kadar, 1000 m. karelik bölüm tamamlanmış olup, çalışmalarına devam etmektedirler. Yani, 2020 yılına kadar olan süreçte: en az 10 bölüm daha yapılmasının planlandığı söyleniyor. Sergilenen figürlerin sayısı: 215 bin ağaç, 200 bin insan, 11 bin araba, 890 tren, 300 bin ışık.
Ayrıca, ,burayı ziyaret ederseniz: minyatür bir havaalanını hayranlıkla izleyebilirsiniz. Hatta: şantiyeler, inşaat alanlarını görebilirsiniz.

Almanya Hamburg

SPİCEY GEWURZ MUSEUM-BAHARAT MÜZESİ

Speicherstadt bölgesindedir.
Burası: baharat, baharat depolanması, kalitesi ve kullanılması hakkında, ziyaretçileri bilinçlendirmek ve bilgilendirmek için açılmıştır. Dünya üzerindeki tek baharat müzesidir.
Burada, yaklaşık 350 m. karelik alan üzerinde, son 500 yıllık sürece ait, 50 farklı baharat sergilenmektedir ve bunların kokusunu hissedebilirsiniz.

Buradan çıktıktan sonra: Am Sandtorkai caddesi istikametinde yürümeye devam ediyoruz. Elite Medianet binası, sağımızda kaldığında, hemen onun gerisindeki alanda, bir yerleşim yeri projesi görülüyor. Hafencity.

Almanya Hamburg

 

HAFENCİTY

Speicherstadt yakınlarındadır. Am Sandtorkai bölgesindedir.
1 Mart 2008 yılından bu yana, Hamburg limanı bölgesinde yapılan en büyük şehir planlaması çalışmasıdır. Buna bağlı olarak: cazip yaşam alanları ve çeşitli anıtlar inşa edilmiştir. Bu bölgedeki proje çalışmaları bittiğinde: şehir merkezinin, günümüzdekinden % 40 daha genişlemesi beklenmektedir. Bu yeni alanda: 40 bin kişi işyerlerinde çalışacaklar ve 12 bin kişi, ikamet edeceklerdir. Projenin tamamlanmasının, 2020-2030 yıllarına denk geleceği söyleniyor.

Bu bölgede: zaten yeni bina inşaatları ve yüksek vinçler hemen dikkatinizi çekecektir. Am Sandtorkai caddesi üzerinde yürümeye devam ediyoruz. Sağ yanda, yüksek vinçlerin altında, bir müze var.

Almanya Hamburg

İNTERNATİONALES MARİTİMES MÜZESİ-ULUSLARARASI DENİZCİLİK MÜZESİ

Şehrin, Hafencity-Speicherstadt denilen bölgesindedir. Özel sektöre aittir. Giriş ücretlidir, 12 Euro.
Burası, uluslararası denizcilik müzesidir. Müzede: 10 katta: 40 bin civarında obje ve 1 milyondan fazla fotoğraf bulunmaktadır. Ayrıca: birçok model gemi, üniforma ve deniz sanatına ait eser sergilenmektedir. Bunların büyük çoğunluğu: özel koleksiyoncu Peter Tamm’a aittir. Bu koleksiyon: 1934 yılında toplanmaya başlamıştır. Bu koleksiyonun sergilenmesi için tahsis edilen müze binası, 2008 yılında açılmıştır. Bina: 1878-1879 yılları arasında, tahıl deposu olarak yapılmış ve 2003 yılı sonuna kadar depo olarak kullanılmıştır. Ahşap ve çelik sütunlar ile desteklenerek yapılan binanın dış duvarları tuğladandır. Neo-gotik tarzda inşa edilmiştir.

Oberbaumbrücke caddesi üzerinde ilerlemeye devam ettiğimizde, ileride sağda yine bir müze var.

Almanya Hamburg

 

DEİCHTORHALLEN

Deichtorhallen bölgesindedir.
Müze yapısı: 1911-1914 yılları arasında yapılmıştır. Müze olmadan önce, burası: sebze-meyve Pazar yeri olarak kullanılmıştır. Hatta: 1984 yılında, çiçek pazarı olarak değerlendirilmiştir.
Günümüzde: 5600 m. karelik bir kapalı alanda: çağdaş sanat ve fotoğraf alanında, birçok eser sergilenmektedir. Bunlar arasında: tanınmış heykeltıraşlar, ressamlar ve tasarımcıların sanat içerikli eserleri görülmektedir. Özellikle: fotoğraf arşivi konusunda önem kazanmaktadır. Ayrıca, burada, büyük bir gazetecilik arşivi bulunmaktadır. Yani, Avrupa’nın en büyük çağdaş sanat ve fotoğraf müzesi denilebilmektedir.

Müzenin hemen önünde, gökyüzüne baktığınızda bir balon göreceksiniz. Highflyer-Balloon.
Buradan, tam ters istikamete, batıya döndüğümüzde, bu kez karşımıza yine mimari özellikleri öne çıkan bir bina çıkıyor.

Almanya Hamburg

CHİLEHAUS

Yapı: Johann Friedrich Höger tarafından: 1922-1924 yılları arasında yapılmıştır. Höger: 1877-1949 yılları arasında yaşamış bir Alman mimardır. Bu meşhur eseri: 10 katlı bir ofis binasıdır ve Şili evi olarak bilinir. Bir geminin pruvasını anımsatan üst ve yan cepheleriyle ünlüdür.

Evet, Hamburg-Altstadt bölgesinde, bugünlük gezimizi burada noktalıyoruz. Bulunduğumuz yoldan doğru ilerlersek, ileride St. Nicolas kilisesine ulaşılıyor.

Gezimizin bu bölümünde: bulunduğunuz yerden bir şekilde: Rödingsmarkt denilen metro istasyonuna gidiyoruz ve burada iniyoruz.

Ludwig-Erhard-Strabe caddesinden ilerliyoruz. Cadde üzerinde ilerlerken, solumuzda bir kilise yapısı görülüyor.

Almanya Hamburg

ST.MİCHAELİS KİLİSESİ

Neustadt bölgesinde, Ludwig-Erhard Strabe güneyindedir. Türkische Planke denilen yerdedir.
Şehrin en ünlü kiliselerinden birisidir. Yapı: 1648-1661 yılları arasında, Barok mimari tarzda inşa edilmiştir. Ancak, günümüzde görülen kilise yapısı, çeşitli dönemlerde ayrı ayrı inşa edilmiştir. En son olarak, 177-1785 yılları arasında, 132 metre yüksekliğindeki kule eklenmiştir.
İkinci bina ise, 1906 yılında, bir yangın sonucu yıkılır. 1907-1912 yılları arasında ise yenilenir. 1983 yılında ise, binanın genelinde büyük bir restorasyon yapılır ve bu sırada, çatı bakır ile kaplanır.
Günümüzde, kilise: 3000 kişilik bir koltuk kapasitesine sahiptir. 1736 yılından bu yana bulunan para toplama kutusu ilgi çekmektedir. 1912 yılında yapılan altar: 20 metre yüksekliktedir. 132 metrelik çan kulesi: şehrin ve limanın mükemmel bir manzarasını sunmaktadır. Bu çan kulesine, ister yürüyerek veya ister asansörle çıkabilirsiniz

Yine, aynı cadde üzerinde ilerlemeye devam ediyoruz. Bir süre sonra, sola dönüyoruz. Millerntorplatz caddesine dönüyoruz. Hedefimizde, bir müze var. Bir süre ilerledikten sonra, müze, solumuzda kalıyor.

Almanya Hamburg

PANOPTİKUM

Burası, Almanya’nın en eski ve büyük “balmumu” müzesidir.

Müzeyi ziyaret ettikten sonra, arzunuza göre: şehrin seks turizminin yoğunlaştığı bir bölgeye gideceğiz. Elbette, aile ziyaretçilere burayı önermek mümkün değildir. Reeperbahn caddesi üzerinde ilerliyoruz.

Bir süre sonra: şehrin “kırmızı ışıklı caddesine” ulaşıyoruz.

Almanya Hamburg

REEPERBAHN

Şehir merkezinin batısındadır. Eskiden, 1600’lü yıllarda, burada, gemi halatlarının üretildiği bir yer varmış ve Almanca gemi halatı kelimesi olan “reep” ismi nedeniyle, bölgeye bu isim verilmiştir.
Burası, Hamburg şehrinin en ünlü, gece hayatının merkezi caddesidir. Burada: birçok gece kulübü ve seks turizminin yapıldığı yerler var. Özellikle: seks ile ilgili her türlü materyalin satıldığı dükkanlar var. Red Light District gibi alçak binaların giriş katlarında, pencerelerden bakıldığında, içeride, sandalyeler de iç çamaşırları ile oturan kadınları görmek mümkündür. Bu bölgeye, yanlışlıkla veya meraktan giren kadınlara izin verilmiyor. Fahişeler, bu yanlışlıkla giren kadınlara, yumurta-su atıyorlar, aman dikkat.

Ancak, her şeye rağmen, burada dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle: tenha yerlere takılmamanızı öneririm, çünkü agresif olabilen insanlar var. Tek başınıza buraya giderseniz, büyük olasılıkla, çevrenizde toplanan bayanlar olacaktır, bunlar sizi kendi mekanlarına doğru çekiştireceklerdir.
Ancak: bunların yanında, bölgede: birçok tiyatro, müzik kulüpleri, restoranlar ve diskolar da bulunuyor.

Evet, bugünlük gezi planımız da burada noktalanıyor.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

Almanya Hamburg

ELBE NEHRİ

Nehir Çek Cumhuriyetinden doğar ve 1091 km. yol kat ettikten sonra, Hamburg, Magdeburg ve Dresden şehirlerinden geçerek, Kuzey Denizine akar.
Elbe plajı: Hamburg şehrinin Othmarschen ve Ovelönne ilçelerinde: plajlar bulunmaktadır ve şehir merkezinden, buraya ulaşmak mümkündür. Havanın güzel olduğu dönemlerde, bu plajlar, yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun olarak tercih edilmektedirler. Burada insanlar güneşlenir ve nehrin öbür yanındaki liman ve limandaki konteynırların manzarasını izleyebilirler.
Batı plajı bölümünde: 1999 yılındaki taban taramaları sırasında, nehirden çıkarılan, 19.7 metre çevresi olan ve 217 tonluk “Alter schwede” isimli taş parçasını görebilirsiniz.
Bunun dışında: Elbe nehri boyunca uzanan bisiklet yolu: yürüyüş meraklıları ve bisiklet binenler içinde güzel olanaklar sunmaktadır.

Almanya Hamburg

 

FİSCHMARKT

Burası, Elbe nehri kıyısında, Hafenstrabe ile Grobe Elbstrabe arasında, bir Pazar yeridir. Ancak, burası yalnız balık ve deniz ürünlerinin satıldığı bir Pazar yeridir ve her Pazar günü, birçok insan buraya alışveriş yapmaya gelirler.

Almanya Hamburg

HEİNRİCH-HERTZ KULESİ

Hertz: Hamburg doğumlu bir Alman fizikçidir. Telekominikasyon kulesi, 1965-1968 yılları arasında inşa edilmiştir. Şehrin en yüksek binasıdır ki uzunluğu: 280 metredir. Beton bölüm: 205 metre, onun üzerinde 45 metrelik çelik kafes ve 30 metrelik, çeşitli antenlerden oluşan, üç parçalı silindir bulunmaktadır.
128 metre yükseklikte: iki katlı gözlem terası ve restoran bulunmaktadır. Buraya: iki hızlı asansör ile çıkılabilmektedir. Ancak, gerek restoran ve gerekse gözlem istasyonu, yangın tehlikesine karşı, 2001 yılında kapatılmıştır. Yani, bu devasa yapıyı, yalnızca uzaktan izlemekle yetineceksiniz.

PLANTEN UN BLOMEN

Burası, bir parktır. Şehir merkezinde, 47 hektarlık bir alana yayılmıştır. Bu park alanına ilk bitki: 1821 yılında dikilmiştir. Parkın hemen girişinde: Hamburg Dammtor demiryolu istasyonu bulunmaktadır. Park içinde: su ve ışık gösterileri, konserler, tiyatro gösterileri düzenlenmektedir. Bir anlamda, şehrin botanik bahçesi de denilebilir. Giriş ücretsizdir.

Almanya Hamburg

KÖHLBRAND KÖPRÜSÜ

Bu köprü, Hamburg limanında, Elbe nehri üzerinde, bir kablo askılı köprüdür. Köprü: 4 yıllık inşaat faaliyeti sonunda, 1974 yılında hizmete açılmıştır. Bizim İstanbul-Boğaz köprüsüne benzemektedir. Hatta, üzerinden atlayarak intihar edenler olduğu bile söyleniyor. Ama günümüzde yaya trafiğine kapalıdır. Üzerinden, her gün 40 bin otomobil geçtiği söyleniyor. Deniz seviyesinden yüksekliği: 53 metredir. Kulelerinin yüksekliği: 135 metredir.

Almanya Hamburg

 

BALLİN STADT AUSWANDERWELT HAMBURG

Vaddeler Bogen bölgesindedir. Giriş ücretlidir, 12 Euro.
Burası: 1850-1939 yılları arasında, yaklaşık 5 milyon Avrupalı göçmenin, Hamburg üzerinden, HAPAG gemisiyle, Amerika’ya göç etmek isteyen göçmenlerin, tıbbi bakımlarının ve konaklama imkanlarının sağlandığı bir yer olarak 1898-1901 yılları arasında inşa edilmiştir.
Yani, bir anlamda, dünyaya açılım kapısıdır. Burada: yemek yerleri, lojmanlar, hamam, kilise, Sinegog, müzik pavyonu ve tıbbı muayene odası ve 30 yapı daha bulunmaktadır. Biraz önce söylediğim gibi, Avrupalı göçmenler, Okyanusu geçip Amerika’ya gitmeden önce, burada kalmışlardır.

Almanya Hamburg

TİERPARK HAGENBECK

Şehrin, Stelingen bölgesindedir.
Burası, Hamburg şehrinin hayvanat bahçesidir.
Carl Hagenbeck tarafından, 1863 yılında toplanan hayvanlar, parkın ilk temelini teşkil etmektedirler. Hagenbeck: 1907 yılında, ilk hayvanat bahçesini oluşturduğunda, hayvanları kafeslere koymak değil de, çevrelerinde hendekler açarak barındırmayı tercih etmiştir.

II. Dünya savaşı ardından, bombalama sonucu hayvanat bahçesi tamamen yıkılır. Savaştan sonra yeniden inşa edilir ve günümüzde, özel bir hayvanat bahçesi olarak “Hagenbeck” ailesi tarafından işletilmektedir. Hayvanat bahçesi hakkında ilginç bir anı var. 1956 yılında, bu hayvanat bahçesinden kaçan 45 maymun, uzun süre Hamburg şehrinin altını üstüne getirmiştir. Hatta: maymunlar, evlerden tek tek toplanmıştır.

Almanya Köln Genel

Almanya Köln Genel

 

Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birisidir. “Cologne” olarak da bilinir. Köln şehrini görmeden, Almanya’yı gördüm diyemezsiniz. Çünkü: Romalılar, yüzyıllar önce şu sözü söyleyerek, şehrin önemini ortaya koymuşlardır “Köln’ü görmeyen, Almanya’yı görmüş sayılmaz”

Köln: Ren bölgesinde: kültür, ekonomi, sanat ve uluslararası fuarların en önemli merkezlerinden biridir ve bu özelliğini, tarih boyunca sürdürerek günümüze kadar ulaşmıştır.

Şehrin silüetine yerleşen katedral, şehrin bütün noktalarından ziyaretçileri selamlamaktadır.

Almanya Köln Genel

HAVAALANI


İstanbul’dan uçağa bindikten sonra, yaklaşık 2.5 saat sonra, Köln şehrine ulaşıyorsunuz.
Köln uluslararası havaalanı: savaş sonundaki ülkenin ilk Başbakanı olan Konrad Adenauer’in ismini taşımaktadır. Havaalanı, 1917-1933 yılları arasında, komşu şehir, Bonn ile birlikte kullanılmıştır. Zaten, havaalanın bilinen bir ismi de “Köln-Bonn Havaalanı” dır. Şehir merkezine, 15, Bonn şehir merkezine 16 km. uzaklıktadır. Buradan, 39 ülkeye uçuşlar yapılmaktadır.


Havaalanında en ilginç olan, anonsların: Almanca-İngilizce-Türkçe yapılmasıdır. Bunun yanında, birçok danışma masasında Türklerin çalıştığını görünce şaşırmayın. Burada, herhangi bir yere giderken aktarma için beklemeniz gerektiğinde de, uzun ve eğlenceli zaman geçirebileceğiniz olanaklar yaratılmıştır. Bunlar arasında: mini bir kumarhane bile bulunuyor.


Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için: taksi kullanmak istemiyorsanız, trene binmelisiniz. Ana terminalin hemen altında, demiryolu istasyonu bulunuyor. Hatta, bu demiryolu istasyonu, Avrupa’nın en modern istasyonlarından birisidir. Ancak, buradan çevre şehirlere ulaşımı düşünmeyin, önce Köln şehir merkezine gidip, oradan çevre şehirlere ulaşımı düşünmelisiniz.
Tren bilet makinelerinde “Türkçe” dil seçeneği göreceksiniz, şaşırmayın. Mutlaka bilet almanızı öneriyorum, hani kontrol filan yok diye biletsiz binerseniz, kontrol ile karşılaştığınızda, kontrol biletsiz yolcuları doğruca polise teslim ediyor.

TARİH

MS.50 yılında, Romalılar tarafından, Ren nehri üzerine “Colonia Agrippina” isimli şehirlerini kurarlar. Ren nehri: Alp dağlarından doğar ve kuzeye doğru akarak, yaklaşık 1320 km. uzunluğa eriştikten sonra denize dökülür. Romalılar, burada büyük bir şehir kurarken, aynı zamanda, beraberlerinde Hıristiyanlığı da bölgeye getirirler ve yöredeki yerleşimin, Katolikliğin en önemli merkezlerinden biri olmasını sağlamışlardır. Cam işçiliği başta olmak üzere, ticari hayat ta şehirde gelişir.

310 yılında, Konstantin tarafından, Ren nehri üzerine bir köprü yaptırılır. Roma imparatorluğu valileri, bu şehirde ikamet ederler. 313 yılında, Maternus, Köln şehrinin seçilmiş ilk piskoposu olur. 459 yılında, şehir, Franklar tarafından işgal edilir.

796 yılında, Şarlman, şehri, başpiskoposluk derecesine yükseltir. Aynı zamanda; şehir, Avrupa içinde, önemli ticaret yollarının orta noktasında kalınca, özellikle Ortaçağ döneminde, daha etkin bir konuma ulaşır. 12 ile 15’nci yüzyıllar arasında: Avrupa’nın en zengin ve kalabalık şehirlerinden biri olur. Özellikle, Kuzey Avrupa’daki tüm ticaret, buradan yönetilir.

Prusya dönemine gelindiğinde, şehrin başkent olarak kullanıldığı görülür. Ancak: II. Dünya savaşı sonucunda, büyük oranda bombalanarak tahrip edilmiştir. Ancak, müttefikler, bombalama sırasında, gerek tarihi açıdan önemi ve gerekse yön bulmalarına yardım etmesi nedeniyle, katedrali bombalamazlar.

Ancak: özellikle, Fransa, Belçika ve Hollanda’yı işgal eden Alman birliklerinin buradan yola çıkmaları ve yine bu şehirde, yaklaşık 10 bin civarında Yahudi’nin öldürülmesi nedeniyle, şehrin, % 90’lık bölümü bombalanarak yok edilmiştir.

Bu bombalamalar sırasında, başlangıçta kentin nüfusu 900 bin civarında iken, sonradan 35-40 binlere kadar düşmüştür. Hatta: Amerikalılar, savaş bittiğinde, bu şehri tanımlarken “Dünyada en çok moloz bulunan kent” diye betimlemişlerdir.

Ancak, savaşın hemen ardından: 1948-1972 yılları arasındaki yoğun çabalar, şehrin aslına uygun olarak yeniden restore edilerek ortaya çıkarılmasını sağlamıştır.

Almanya Köln Genel

GENEL


Şehir 1 milyon nüfusludur. Almanya’nın dördüncü büyük kentidir. Aynı zamanda yeşil bir şehir olarak da bilinmektedir. Şehirde, her vatandaş için 80 m. kare yeşil alan bulunmaktadır.

Şehirde: merkezde 1 milyon nüfus barınmaktadır. Banliyöler ile birlikteki nüfus, 3 milyon civarındadır. Bu nüfusun: % 17’lik kısmı göçmendir. Yani, Almanya dışından gelmiştir ki bu oranın % 6.3’lük kısmını Türkler oluşturmaktadır. 2007 yılı sayımlarına göre, şehirde yaşayan Türk nüfus, 120 bin kişidir. Göçmen nüfusun, % 6’lık diğer bölümü ise yine Avrupa’nın diğer ülkelerinden gelmişlerdir. Şehir, Almanya’da, Berlin’den sonra Türklerin en yoğun yaşadığı yerdir.

Şehir: Ren nehrinin iki tarafında kurulmuştur. Bu nedenle: sık sık Ren nehrinin sel felaketlerine maruz kalmaktadır. Ancak, günümüzde, geniş bir sel kontrol sistemi kurulmuştur ve sel duvarları, sık görülen sel felaketlerini engellemiştir. Nehir yakınlarındaki binalar için, koruma ve pompalama sistemleri oluşturulmuştur. Yine de, 1993 yılında, büyük bir sel felaketi yaşanmış ve ağır hasarlar olmuştur. Nehir üzerinde, günümüzde, ikisi demiryolu olmak üzere, toplam 8 köprü bulunmaktadır.

2006 yılında, şehirde, Dünya Futbol Şampiyonası düzenlenmiş ve aynı yıl, şehir 2.4 milyon turist tarafından ziyaret edilmiştir.

Şehrin ekonomik etkinliği: özellikle cam işçiliği üzerine yoğunlaşmıştır. Ayrıca, otomotiv sanayi ve otto motorun 1876 yılında icadı nedeniyle, Deutz tren istasyonu önünde bir anıt dikilmiştir. 1930 yılında, Ford otomobil fabrikası Avrupa merkezi, bu şehirde kurulmuştur ve halen devam etmektedir. Toyoto, Volvo, Citroen, Mazda ve Renault gibi şirketlerin de, Köln şehri çevresinde fabrikaları bulunmaktadır.

Şehrin idari bölümleri


1. Innenstadt
2. Rodenkirchen,
3. Lindenthal,
4. Ehrenfeld,
5. Nippes,
6. Chorweiler,
7. Porz,
8. Kalk
9. Mülheim


İKLİM


Köln, Almanya ülkesinin en sıcak şehirlerinden birisidir. İklim özellikleri gereği: yazlar sıcak ve kışlar ılıman geçer. Okyanus iklimi hakimdir. Yılın en sıcak ayı: Temmuz ve Ağustos aylarındadır ve ortalama 23 derece civarındadır. Yılın en soğuk ayları ise: Ocak ve Şubat aylarıdır ve ortalama sıcaklık 5 derece civarındadır. Yani, eksi derecelere inmiyor. En fazla yağış: Haziran-Temmuz aylarında görülür.

Ancak, her şeye rağmen, siz, bu şehre yazın dahi gitseniz, yanınızda mutlaka: kalın giysiler ve ayakkabı bulundurmanız şart demek istiyorum. Çünkü: yaz aylarında dahi, özellikle akşamlar kesinlikle serin oluyor ve yağış hiç eksik olmuyor. Dolayısı ile, bu şehre gitmeyi düşünenler, şemsiye, bot, mont gibi giysilerini yanlarına almalıdırlar.

Evet, son bir not: bu şehri ziyaret etmek isterseniz ve eğlenmeyi düşünüyorsanız: Kasım-Mart ayları arasında gitmelisiniz, çünkü, bu aylar arasında, bu şehirde, her gün bir kutlama yapılır, yani her gün bir anlamda bayramdır.

Almanya Köln Genel


KÖLN ÜNİVERSİTESİ


Avrupa’nın en eski üniversitelerinden birisidir ve 50 bin civarında öğrenci barındırmaktadır. Bu sayı ile, Almanya’nın en büyük üniversitesidir.

Üniversite, 1388 yılında kurulmuştur. Avrupa’da, kurulan 4’ncü üniversitedir. Belki merak edenleriniz olabilir, Avrupa’nın ilk kurulan üniversitesi: Prag Charles Üniversitesidir ve 1348 yılında kurulmuştur. Evet, Papa VI Urban: 1389 yılında, bu üniversite ders vermeye başlamıştır.

1794 yılında, Köln şehri, Fransızlar tarafından işgal edilince, üniversite kapatılır. 1919 yılında ise, Prusya hükümeti tarafından alınan bir karar sonucu, üniversite yeniden açılır.

Günümüzde, bu üniversite, ekonomi alanında bir liderdir ve gerek hukuk ve gerekse ticaret alanında, ulusal ve uluslararası birçok seminere ev sahipliği yapmaktadır.

Almanya Köln Genel

KÖLNMESSE

Burası, Köln Ticaret Fuarı ve Köln Sergi Merkezidir. 1922 yılında kurulmuştur. 2005 yılında ise, yeni yerine taşınmıştır. Eski fuar bölgesinin bulunduğu yerdeki kule: 80 metre yüksekliğindedir ve üst katında, güzel bir kule restoran bulunmaktadır.
Burada her yıl: 70’den fazla ticaret fuarı ve 3000’den fazla konferans düzenlenmektedir. Yani. Almanya ülkesinin en büyük fuar organizasyon alanıdır.
Alanın büyüklüğü: 285 bin m. karedir. Bu zemin alanı büyüklüğü ile, Avrupa’nın üçüncü büyük organizasyon alanıdır.

 

ART COLOGNE


Şehirde, 1967 yılında kurulan ve günümüze kadar sürdürülen bir sanat fuarıdır. Hatta, kendi türünde, dünyanın en eski sanat fuarı olarak kabul edilir. Fuar: her yıl, 6 gün süresince devam eder ve 20’den fazla ülkeden gelen sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilir. Bu esnada, yaklaşık 60-70 bin ziyaretçi gelmektedir.

 

İMM COLOGNE


Burası da, mobilya fuarıdır. Her yıl, Ocak ayında kurulur. Serginin odak noktası: çağdaş mobilya ve iç mekan tasarımlarıdır. Ayrıca: mobilya malzemeleri, kumaşlar ve aydınlatma tasarımları da sergilenmektedir. 2010 yılında yapılan fuara: 1500 civarında katılımcı ve 100 binden fazla ziyaretçi katılmıştır.


İNSANLAR


Şehirde, büyük oranda Türk vatandaşımız yaşıyor. Hatta: kilometre kareye düşen Türk olarak, Berlin’den daha fazla olduğu söyleniyor, yani bu şehirde de kendinizi yalnız hissetmeyeceksiniz. Türkler, şehirde “Mülheim Chorweiler” semtinde oturuyorlar.

Hatta, bu yörede oturan bir Almana, nerede oturuyorsun diye sorulduğunda “Küçük Türkiye” veya “Küçük İstanbul” şeklinde cevap verdikleri söyleniyor.

Zaten, öte yandan: şehirdeki birçok mağaza, dükkan ve alışveriş mekanında, otel, restoran gibi yerlerde, Türkler çalışıyor. Keupt str denilen sokakta, bütün dükkan ve mağazalar, Türk kültürünü yansıtan görüntüler sunuyorlar. Hatta, buradaki konuşmalar bile Türkçedir.


Evet, şehirde, doğru dürüst İngilizce bilen Alman zor bulursunuz. Hoş, birçok bar-restoran gibi yerlerde İngilizce konuşuyorlar ama, yolda veya başka bir yerde, bir Almana, İngilizce bir şeyler sormak isterseniz, size “hayır hayır” cevabını yapıştırır ve yanınızdan hızla uzaklaşır.
Siz, bence şehirde bunaldığınızda ve bir şeyler sorma ihtiyacı duyduğunuzda, ya bizim vatandaşları kollayın ya da çekik gözlü yabancıları kollayın ve sorun derim.

Almanya Köln Genel

KÖLN KARNAVALI


Karnaval şenlikleri: her yıl, 11 Kasım tarihinde, saat 11.11’de başlar.
Karnavalın ilk temelleri: Roma döneminde yapılan “Dionysos” ve “Satürn” için yapılan şenliklere dayanmaktadır. Günümüzde ise, Paskalya dönemi öncesi yapılan perhiz için, ete veda anlamı taşımaktadır. Bu anlam: günümüzden yaklaşık 180 yıl öncesinde oluşmuştur. Hatta: 18’nci yüzyılda, şehri ele geçiren Fransızlar, karnaval şenliklerinin yapılmasını engellememişlerdir.


Karnavala: 1 milyondan fazla sayıda turisttin katılması sonucunda, şehir tam bir şenlik yerine dönmekte ve sabahlara kadar eğlenceler sürdürülmektedir. Bu eğlencelerin uygun şekilde sürdürülmesi için, şehirde bulunan yaklaşık 150 örgüt görev yapmaktadırlar. Köln şehrinin meşhur birası da, karnavalda en çok tüketilen içkidir.

Karnaval şenlikleri

Önce bütün katılımcıların katılımı ile sağlanan geçit töreniyle başlıyor. Bu geçit töreninde: “Prens” ve köylüyü temsil eden figürler en ön plandadırlar. Ancak: karnaval döneminin en büyük özelliği, şehrin bütün cadde ve sokaklarına, garip ve hatta komik giysiler giymiş Almanların kendilerini atmasıdır. Hatta, metroya bindiğinizde dahi, garip giyimli Almanları görebilirsiniz ve bu giysilerin çoğu aynı zamanda komiktir.

Özellikle, karnaval dönemlerinde, sokak ve caddelerdeki şişe kırıklarının yaralanmalara sebep olması, Belediye tarafından önlem alınmasına neden olmuş ve karnaval zamanı, insanların, şişeli bira veya içki içmeleri yasaklanmış, şişeler toplanarak, yerine plastik bardaklar dağıtılmıştır. Yine de, her geçit töreninden sonra, Belediye çöp arabaları ve çöp toplayıcıları, geçit töreninin yapıldığı alanı hızla temizlemektedirler.

Karnaval zamanında, geleneksel eğlence çadırı yani “Kölschfest” kurulur. Bu çadırda, bira: 1.90 Euro ücretle satılır ve gençler, Alman folk müziği eşliğinde eğlenirler. Güvenlik görevlileri, aşırı içip sarhoş olanlara derhal müdahale ederler. Ayrıca, karnaval zamanı, şehirdeki birçok ürün, yüksek fiyatlarla satılır. Örneğin, normal zamanlarda şehirdeki bir markette 0.50 Cent olan bira, karnaval zamanı 2.5 Euro gibi bir fiyata satılır ve satılan yerin önünde uzun kuyruklar görebilirsiniz. Yine karnaval zamanında, barlara girmek için, kapısında uzun kuyruklar beklemeniz gerekir. Yemek artıkları, içki kutularının oluşturduğu çöpler, gün boyunca birikir ve gece toplanır, ertesi günü, yerlerde en ufak bir çöp göremezsiniz.

ALIŞVERİŞ

Şehirdeki: “Hohe Strasse” ve “Schildergasse” caddeleri: Almanya’nın en iyi alışveriş caddeleridir. Bu caddeler: büyük mağazalarla doludur.
Şehirdeki, birçok cadde ve sokakta: “H&M” mağazalarını görebilirsiniz. Bu mağazalar, giyim üzerinedir ve gerek şehirdeki yaygınlıkları ve gerekse ucuzlukları ile, şehirlilerin ilgisini çekerler. Giyim dışında elektronik alışverişi yapmak isterseniz “Mediamarkt” marketleri önerilir.

 

NE SATIN ALINIR


Köln denilince, akla ilk gelen: “Eau de Cologne” yani “Kolonya Suyu” yazısıdır. Bu yazı, günümüzde, hala parfüm şişelerinin üzerinde yerini almaktadır.

Eau de Cologne: John Maria Farina isimli İtalyan bir gurbetçi tarafından yaratılmış bir parfümdür. 18’nci yüzyılda “Farina Eau de Cologne” isimli bu parfüm, bütün Avrupa’ya ihraç edilmiş ve zamanla, daha popüler hale gelmiştir. 1803 yılında ise, ilk fabrika: Wilhelm Mülhens isimli bir şahıs ve ailesi tarafından açılmıştır. Bunun üzerine, uzun zaman: Farina ve Mülhens arasında, çatışma yaşanmıştır.

Günümüzde, hala, her ikisi tarafından üretilmektedir ve Mülhens tarafından üretilenler “4711” markası ile üretilmektedir. Çünkü, bunlar, Fransız işgali sırasında açtıkları fabrikanın numarası, 4711’dir. Farina ailesinin ise, sekizinci nesli tarafından üretim sürdürülmektedir.
Bu şehri ziyaret ettiğinizde: bu günlü ferahlatıcı sıvıyı, yani ülkemizde kolonya olarak adlandırılan sıvıyı, şehirdeki merkezinden satın almalısınız.

TURİZM


Şehri gezmenin en iyi yolu: tarihi bölgedeki sokaklarda kaybolmak ve meydanlar, avlular içinde gezinirken, karşınıza çıkacak kafelerde, kısa molalar vermektir. Şehir, tam bir barlar ve restoranlar şehri olarak bilinmektedir.

Şehir merkezinde, 70 kulüp ve eğlence mekanı bulunmaktadır. Almanya bazında, kişi başına en fazla bar düşen şehirdir. Ancak, bu şehri sakın “Pazar” günü ziyaret etmeyin, çünkü: Pazar günü her yer kapalı ve kesinlikle aç kalırsınız, alışveriş yapamazsınız, yani kısacası hiçbir temel ihtiyacınızı karşılayamazsınız. Hatta, Pazar günü sokaklar-caddeler bile boş olur.

Ayrıca, Ren nehri boyunca yapılacak uzun yürüyüşler, Rheinpark veya Hayvanat Bahçesi de, ziyaretçilere güzel alternatifler sunmaktadır.

Şehirde, Ekim ayında bir festival düzenleniyor. Bu festivalin ana teması “bal kabağı” dır. Muhtelif ebatlarda ve renk renk süslenmiş bal kabaklarını görmek isterseniz, Ekim ayındaki bu festivali görmelisiniz.

Katedralin önünden hareket eden “traktör tren” ile, nehir boyunca, şehri gezebilirsiniz. Hatta, teleferik ile, şehri havadan da görebilirsiniz.

Son bir not: şehirde, Hohenzollern denilen bir köprü var. Şehirde, yeni evlenenler veya sevgili olanlar, nişanlılar: birbirlerine bağlılıklarının ifadesi olarak, bu köprüye geliyorlar ve köprünün üzerindeki tellere, genellikle üzerinde isimleri yazılı bulunan asma kilitleri asıyorlar ve anahtarlarını Ren nehrine atıyorlar. Böyle bir alışkanlık var, denemek isterseniz, siz de, burayı ziyaret edebilirsiniz.

EĞLENCE


Şehir, tam bir kültür hazinesidir. Köln operası, Köln Filarmoni Orkestrası ve tiyatrolar, şehrin kültürel hayatında önemli yer tutar.

Müzikal severseniz, şehirdeki “Musical Dome” denen yerde yapılan gösterileri izleyebilirsiniz. Gençler, daha çok 20 bin kişilik “Kölnarena” daki, dünyaca ünlü sanatçıların konserlerini izlemeyi tercih ederler.

Ayrıca: bir akşam vakti, yemekten sonra: Petit Prince veya Blue Note veya Apollo Disco ve Tiefenrausch diskoyu eğlenmek için tercih edebilirsiniz. Bunun dışında, şehirde gece hayatı: çeşitli merkezlerde ve özellikle: Kwartier Latang ve çevresindeki gece kulübü dolu alanlarda sürmektedir.

Çünkü, şehirde 70’den fazla kulüp ve bar bulunmaktadır. Aslına bakarsanız, Almanya ülkesinde, kişi başına düşen Pub açısından, en zengin şehir, Köln dür.

NE YENİR-NE İÇİLİR


Şehirde, her köşe başında: restoran ve barlar bulunmaktadır.

Rudolf platz meydanında, istasyon durağının bulunduğu yerde, yemek yemek için birçok güzel yer var. Buralarda, her türlü dünya mutfak kültürünün örneklerini bulabileceğiniz restoranlar görülüyor. Yemek yemek için, burayı öneririm.

Ayrıca, yerel lezzetler dışında, alışıldık lezzetleri düşünürseniz, Katedralin hemen karşısında bulunan “İstanbul dönercisi” ni önerebilirim. Ayrıca, yine memleket lezzetlerini tatmayı düşünenler için: Hansaring caddesi önerilir. Burada: birçok çorbacı, kebapçı, tantunici bulabilirsiniz.

Bunun dışında: yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, bence pek düşünmeyin derim, çünkü: burada yenilebilecek tek yerel lezzet: sosistir ki, domuz etinden yapılmaktadır. Bunu tercih etmeseniz, fast-foot uluslararası markaların mağazalarını ziyaret edip, alışılmış lezzetleri, hamburgerleri yiyebilirsiniz.

KÖLSCH


Bu şehirde, bira içmek isterseniz, bira istiyorum diye sipariş vermeyin, “Kölsch” istiyorum şeklinde sipariş vermelisiniz. Evet, bu şehre has “Kölsh” isimli bira: şehirde 25’den fazla fabrikada, üretilmektedir.

Şehirde, yaklaşık 3000 civarında, bar ve restoran bulunmaktadır ve bunların bir kısmı, 19’ncu yüzyıldan kalmadır. Bira satışı yapılan “Brewhouses” lerin çoğunda, garsonlar, hala, bira çiftliklerinde giyilen, geleneksel mavi önlükleri giyerler.

Almanlar, bu birayı içerken, yanında spesiyal olarak: haşlanmış domuz eti, kızarmış ekmek, siyah puding, patatesli börek, soğan, elma ve patates püresi alıyorlar. Ancak, bira servis edilen yerlerde, biralar: 0.2 cc.lik bardaklarla, yani küçük bardaklarla sipariş ediliyor ve bir anda içtiğinizde, yenisini istemek için, bir süre garson beklemek zorunda kalıyorsunuz.

Bu nedenle, marketlerden satın alarak, içmek önerilir. Hatta, marketten satın alınacak cam şişe içindeki kölsch birasının, Ren nehri kıyısında içilmesi önerilir.

Nerede yenir

Früh am Dom


Am Hof bölgesindedir. Burada: şehre has, özel lezzetleri tadabilirsiniz.

Landhaus Kuckuck


Olympiaweg bölgesindedir.

Almanya Köln Genel

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM


Şehir, aslında bizim İstanbul şehrinin nüfusunun çok küçük bir bölümüne sahip olmasına rağmen, raylı sistem olarak çok büyüktür. Bunun sonucunda, trenlerin boş koridorlarında, çoğu kez, sakin seyahatler yapabilirsiniz.

Tramvay


Şehir içi ulaşım için tramvay hatlarını kullanmayı düşünürseniz, şehir içinde, biletsiz binişlerde kontrol olmamasına sakın aldanmayın ve özellikle, havaalanı ile şehir merkezi arasındaki yolculuklarda, mutlaka kontrol olacağını ve kontrol sonucunda biletsiz yakalananların, alenen polise teslim edildiğini bilin. Bence, kesinlikle biletsiz binme riskini almayın derim.

Bisiklet


Şehirde, rahatlıkla bisiklet kullanmak mümkündür. Çünkü, özellikle kaldırım kenarlarında, bisiklet yolları yapılmıştır. Özellikle, bazı tek yönlü merkezi ve dar sokaklarda, bisiklet trafiği, her iki yön içinde verilmiştir.

Metro


Şehirde, geniş kapsamlı hafif raylı sistem yani “U-Bahn” vardır.

Almanya Köln Genel

TEKNE GEZİLERİ


Şehirde, Ren nehri üzerinde bir tekne turu yapabilirsiniz. Tekne turları: Ren nehri boyunca, Old Town, Mülheim, Rodenkirchen, Porz istikametinde, kuzeyden-güneye yapılır.

Almanya Köln Genel

KÖLN TELEFERİK


Kölner Seilbahn ve Rheinseilbahn üzerinde: yani Ren nehri üzerinde çalışan bir teleferik hattıdır. Bu iki yakayı birbirine bağlayan: Köln Hayvanat Bahçesi-Zoobrücke köprüsü üzerindedir.

Teleferik: her yıl Nisan-Ekim ayları arasındaki dönemde çalıştırılmaktadır. Mevcut 50 kabinde, saatte: 2000 kişi taşınabilmektedir. Hatların uzunluğu: 950 metredir.

Teleferik hattı: 1957 yılında açılmıştır. 1957-2004 yılları arasında, herhangi bir kaza olmadan, teleferik ile, 14 milyon insan taşınmıştır. 2004 yılından itibaren, özel günlerde, gece yolculuğu da başlatılmıştır.

 

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Almanya-Berlin-Genel bölümünde ayrıntılı olarak anlattığım gibi: bu şehri gezmek için, belli başlı yerlerde yürümeniz gerekiyor ama bazı yerlere de toplu ulaşım araçları ile gitmenizde yarar var. Özellikle: tramvay tercih edin, çünkü, metro ile giderseniz, yerin altında bir şey görme şansınız yok.

Ayrıca: bisiklet kiralamak da, mevsim uygun ise, iyi bir tercih olabilir ve şehrin birçok yerini bisiklet ile rahatlıkla gezebilirsiniz. Son bir not: ben her zaman olduğu gibi, size, gezi rotası öneriyorum.

Ama sizler, kişisel tercihleriniz doğrultusunda, şehirde gezilecek yerler için kendinize ayrı bir rota yapabilirsiniz. Bence: bir şehir haritası ve bu sitede bulunan Berlin yazılarının birer çıktısını alın, yazı çıktılarını okuyun ve hoşunuza giden yerleri, şehir haritası üzerinde işaretleyin ve kendinize bu işaretli yerlere göre uygun bir gezi rotası yapın.

Ama, şunu unutmayın ki, müze sevmeseniz de, bu şehirdeki “Bergama ve Mısır Müzelerini” mutlaka görün derim.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

1.GEZİ ROTASI

Bulunduğunuz yerden, herhangi bir şekilde, Sinsel yani Müzeler Adası denilen bölgeye ulaşıyorsunuz.

Berlin şehrinde, 170 müze bulunuyor. Bu müzeler: Perşembe günleri, saat: 18.00-24.00 arasında ücretsiz gezilebilmektedir.
Müzeler adası denilen yerde ise: şehrin katedrali (Berliner Dom) ve önemli müzeler bulunuyor. Burası: Mitte semtinde; bir adanın kuzey yarısının adıdır. Burada: Berlin Devlet Müzeleri bulunuyor.
Bu nedenle: bu alan: 1999 yılında “UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.
Bu birçok müze arasında, en öne çıkanı ise: Bergama (Pergamon) Müzesidir.

1. Bölgede;

Önce: en solda bulunan, iki kubbeli, “Bode Müzesi”ni geziyoruz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

BODE MUSEUM

Mimar Ernst von Ihne tarafından tasarlanmış ve 1904 yılında tamamlanmıştır. Önceki yani ilk kurulduğundaki ismi İmparator Friedrich Müzesidir. 1956 yılında ise, Müzenin gelişimine büyük katkısı olan “Wilhelm von Bode” isimli şahsın onuruna, müzenin ismi değiştirilmiştir.
Müze: 2006 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede sergilenen koleksiyon içinde: özellikle Bizans dönemine ait: heykeller, sanat eserleri, madeni paralar ve madalyonlar bulunuyor. Müzenin arşivinde, yaklaşık 50 bin civarında eser bulunduğu söyleniyor.

Bu müzede “Flora” büstü denilen bir eser bulunuyor. 1910 yılında Flora tarafından satın alınan büst, günümüzde bu müzede bulunmakta olup, Leonardo da Vinci tarafından yapıldığına inanılmaktadır. Ancak, İngiliz heykeltıraş Richard Lucas tarafından yapılma olasılığı da vardır.

Berlin Müzesi Prusya Sanat Koleksiyonları genel müdürü Wilhelm von Bode: Londra’da bir galeride büstü görmüş ve satın almıştır. Günümüzde, bu tartışma götürür büst, Bode müzesinde bulunmaktadır.

Oradan çıktıktan sonra, nehir kıyısından yürüyerek, hemen yan bölümde bulunan “Bergama Müzesi” ne geçiyoruz. Bu yol boyunca, tezgahlar ile hediyelik eşyalar satan satıcılar görülüyor.

BERGAMA MÜZESİ

İşte, dünyanın en büyük hırsızlık abidesi. Berlin şehrinin değil, tüm Almanya’nın gözbebeği bir müze.

Müzenin bulunduğu yapı: 1910-1930 yılları arasındaki, 20 yıllık süreçte inşa edilmiştir. Bergama evleri gibi orijinal boyutlarda inşa edilen anıtsal yapılar ile birlikte, burada, Bergama Sunağı/Altarı ve Milet Pazar kapısı sergilenmektedir ve tüm bunlar, Türkiye’den taşınan bölümlerden oluşmaktadır.

Her yıl, 1.5 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Berlin şehrine gitmeden çok önce, burayı ziyaret etmeyi kafaya koymuştum ve büyük bir sıkıntı ile, yani ülkemizden çok uzaklarda görmenin yarattığı sıkıntı ile, bu muhteşem sanat eserlerini izledim.

Müze binası

3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar: Antik koleksiyon, Orta Doğu bölümü ve İslam sanatı bölümüdür. Evet, bu 3 bölümlü müze, 1907 yılında planlanmış ve yukarıda söylediğim gibi, 1910-1920 yılları arasında yapılmıştır.

II. Dünya savaşı sırasındaki bombalamalardan, bu müze de, nasibini almış ve hasar görmüştür. Ancak, aynı dönemde, müzede sergilenen eserlerin birçoğu, başka güvenli yerlere saklanır ve büyük parçalar, korunmak için üzerlerine duvar örülür.

1945 yılında, bu kez Kızıl Ordu’nun: savaş ganimeti olarak yağması gündeme gelir ve taşınabilir tüm öğeleri kaçırırlar. 1958 yılına gelindiğinde ise, bu kez, kaçırılan öğelerin birçoğu, geri döndürülmüştür.

Ancak, yine de koleksiyonun büyük bölümü, Rusya’da kalır. Hatta: bazı parçaların, günümüzde de: Puşkin, Moskova ve St. Petersburg’daki Hermitage müzelerinde saklı bulunduğu söyleniyor. Çünkü, 2003 yılında, Rusya’da çıkarılan bir kanun ile, bu eserlerin Almanya’ya geri iadesi önlenmiştir.

Müzede sergilenen eserler ve bölümleri:

Bergama Altarı/Sunağı

Bergama: geçmişinde büyük bir İmparatorluk barındırmış bir ilçemiz olarak, ülkemizde yaşayan birçok kişi tarafından bilinmez. Ancak, gerçekten, bir zamanlar, günümüzdeki bu küçük ilçemizde, büyük bir İmparatorluk kurulmuş ve döneminde, Anadolu ve yakın çevresinde, etkin olmuştur. Bu büyük imparatorluk, kendi kurulduğu yerde de, birçok sanat eseri ortaya koymuştur. Ancak, bunlardan en önemlisi ve görkemlisi Bergama Altarıdır.

Diğer ismi “Zeus Altarı” olan muhteşem kalıntı: 2200 yıllıktır. Bergama kralı II. Eumenes zamanında, antik kentin, akropol teraslarından birisi üzerine yapılmıştır. Yapının genişliği: 35.64 metre, derinliği: 33.4 metredir. Ön merdivenleri, 20 metre genişliğindedir. Tabanı, yüksek bir frizle dekore edilmiştir. Frizin tam ortasında, Zeus’un kızı Athena, sağ üst bölümde ise, Zafer Tanrıçası Nike görülmektedir.

Bu frizlerde, birbirini takip eden sahneler, yaşam olayları betimlenmiştir. Sunaklar, genellikle, tapınaklar önünde, açık havada yapılmıştır. Ancak, Bergama sunağı, muhtemelen bir tapınak sunağı değil, Akropol üzerinde bulunan Athena Tapınağının bir referans noktası olarak, muhtemelen: yalnızca kurban yeri olarak kullanılmıştır. Başka bir görüşe göre ise, sunak: Zeus ve Athena onuruna yapılmış bir sunaktır ve tapınaktan bağımsız bir işlevi vardır.

Çünkü, genellikle sunaklar, oldukça küçük olarak yapılır. Buna rağmen, Bergama sunağı, devasa boyutlara sahiptir yani bir sunaktan öte anlam taşıdığı düşünülmektedir. Ancak, yine de hangi tanrıya ithaf edildiğine dair açıkça belirleyici yazıt veya işaretler bulunmamaktadır.

Büyük sunak evinin içinde, daha küçük ve at nalı şeklinde bir küçük sunak odası bulunmaktadır.

Muhtemelen, kurbanlık hayvanlar burada kurban edilmiştir. Ama, burada, rahipler tarafından, aynı zamanda: tütsü, şarap ve meyve şeklinde sunular da yapılmıştır. Ancak, buraya, yalnızca kraliyet ve ünlü yabancı konukların girmesine izin veriliyormuş.

Geç antik dönemde, Hıristiyanlık etkin olunca, pagan dini ve tapınılan tanrıları bitmiştir. 7’nci yüzyılda, güçlü Araplara karşı, Bergama Akropolü, bir savunma yeri olarak güçlendirilerek kullanılmıştır. Bu sırada, Bergama sunağının bir kısım malzemesi, diğer yapılara, yapı malzemesi olarak kullanılmıştır.

1431-1444 yılları arasında, İtalyan Ancona Cyriacus, Belgamayı ziyaret eder ve günlüğünde sunağı tanımlar. 1625 yılında: William Petty, Thomas Howard ve Arundel isimli kolleksiyonerler Bergama’yı ziyaret ederler. Bu ziyaret sırasında, sunağın 2 kabartma paneli alınır ve takip eden süreçte, bu paneller yeniden bulunamazlar. Daha sonraki süreçte de, birçok gezgin, kentin akropolünde çizimler yaptılar.

Evet

Bu muhteşem büyük ve devasa anıt, nasıl topraklarımızdan kaçırılmıştır, yani çalınmıştır? 1878 yılında, Alman mühendis Carl Humann, yol yapmak üzere, bölgede bulunurken, burayı görür ve 1886 yılında, resmi kazılara başlar.

Onun başlıca düşüncesi: temel yapının sunak frizlerini kurtarmaktır. Aha sonra ise, akropolün diğer antik yapılarını ortaya çıkarır. Ancak, maalesef o sırada, kazılara katılan Osmanlı hükümeti ile yapılan müzakereler sonucu, o anda bulunan buluntuların yani friz parçalarının, Berlin Müzesine verilmesi konusunda anlaşma sağlanır.

Zaten, şu anda, bu eseri geri iade etmemelerinin en büyük nedeni, bu anlaşmadır. Maalesef, aynı dönemdeki atalarımız diyemeyeceğim bu insanlar, bu muhteşem anıtın yurtdışına çıkmasına, belki de birkaç kuruş karşılığında müsaade etmişlerdir.

Bergama’dan gönderilen binlerce parça

Berlin’de bulunan İtalyan restoratörler tarafından bir araya getirilmişlerdir. Bunun üzerine, 1901 yılında, Berlin’de Müze adasında yeni bir müze inşa edilmiştir. Ancak, bu ilk Bergama Müzesi, yetersiz ve yapısal olarak sağlam olmadığından, 1909 yılında yıkılmış ve yerine, 1930 yılında günümüzde görülen müze yapılmıştır.

Diğer yandan, size söylemek istediğim ve söylediğimde çok şaşıracağınız bir gerçek daha var. Bu kalıntıyı, ülkemiz topraklarından çalarak Almanya’ya götüren, Karl Human: öldükten sonra “Bergama” ya gömülmeyi istemiş ve adamın çaldıkları, Almanya’da sergilenmesine rağmen, kendisi Bergama Akropolüne gömülmüştür. Anlamak mümkün değil.

Milet Pazar Kapısı

Anadolu’daki “Milet” şehrine aittir.
Eser: II. Dünya savaşı sırasındaki bombalamalarda zarar görmüştür. Yapım tarihi olarak, MÖ.120 yılı düşünülmektedir. Yüksekliği: 17 metre, genişliği: 29 metredir. 1100 yılındaki bir depremde, şehir yıkılmış olmasına rağmen, kapı iyi korunmuş ve Theodor Wiegand tarafından, 1899-1913 yılları arasındaki kazılarda bulunarak ortaya çıkarılmıştır.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

İştar Kapısı

Irak ülkesinde, Babil/Babylon şehrinin, sekizinci kapısıdır. MÖ.575 yılında, kral emriyle inşa edilmiştir. Özellikle, mavi bir taş kullanılarak yapılmış olması ve üzerindeki kabartmalar ilgi çekicidir. Her yeni yıl kutlamasın sırasında, tanrılar ve heykeller: geçit töreniyle kapıdan geçerler.
İştar kapısı: 1902-1914 yılları arasında kazılmış ve 1930 yılında, Robert Koldewey tarafından çalınarak, Berlin Müzesine getirilmiş ve yeniden inşa edilmiştir. Yüksekliği: 47 metre, genişliği: 100 metredir.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Mshatta Cephe

Berlin Müzesinde, İslam sanatına ait bir şahaserdir. Bu cephe: 8’nci yüzyılda, günümüz Ürdün ülkesinin günümüzdeki başkenti olan Amman şehrinin 30 km. güneyinde, Castles çölündeki bir Emevi konut sarayında bulunmuştur. Saray kalıntıları, 1840 yılında keşfedilmiştir. Cephe, Osmanlı Sultanı Abdülhamit tarafından, bulunduktan sonra, Alman İmparatoru II. Wilhelm’e hediye olarak gönderilmiştir. Daha sonra ise, büyük parçalar da Berlin Müzesine götürülmüştür. Müzedeki cephe: 33 metre uzunluğunda ve 5 metre yüksekliğindedir. İslam sanatı ve arabesk mimari için, muhteşem bir güzellik, taş oymanın bu derece güzelliğini başka yerde görmek mümkün değildir.

Antik Koleksiyon Eserleri

Antik dönem koleksiyonu eserleri: Olympia, Samos, Bergama, Milet, Priene, Magnesia, Kıbrıs ve Didim bölgelerinden toplanarak, buraya getirilmiştir. Bu koleksiyon içinde: Yunan ve Roma dönemine ait: mücevherler, heykeller, yazıtlar, mozaikler, çömlekler bulunmaktadır.
Buradaki ana sergilerde: Milet kapısı ve Bergama sunağı bulunuyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

İslam Eserleri Müzesi

Burada: 8-19’ncu yüzyıllar arasındaki döneme ait, İslam sanatı eserleri sergilenmektedir. Bunlar arasında en öne çıkanı: Mshtta cephesidir. Burada sergilenen bir diğer eser ise: Halep odasıdır. Halep odası: Osmanlı döneminde, Suriye’nin Halep şehrinde yaptırılan bir evin salonudur. Burada, zaman zaman, İslam dünyasının modern sanat eserlerine ait geçici sergiler düzenlenmektedir.

Orta Doğu Museum

Bu bölümde, Alman arkeologları tarafından bulunarak, çalınan ve buraya getirilen: Asur, Sümer, Babil kültürüne ait eserler sergilenmektedir. Bunların başında: İştar kapısı, Babil taht odası görülmektedir.

Bergama Müzesinden çıktıktan sonra, yine nehir kıyısındaki yolu takiben güneye ilerliyoruz ve bu kez, karşımıza “Neue Müzesi” çıkıyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

NEUES MUSEUM

Bode str. Caddesindedir. Giriş ücretlidir. Ücretler: 10 ve 5 Euro’dur.
Altes müzesindeki aşırı kalabalığa rahatlama getirmek için, 1859 yılında açılmıştır.
Yani, burası; yeni müze diye biliniyor. 1859 yılında tamamlanmıştır.

Yapıldığı yıllarda: endüstriyel teknolojik inşaat malzemelerin kullanılması nedeniyle, zamanının en iddialı projelerinden biriydi. Neo-klasik tarzda yapılan bina: sarmal bir odak noktasındaki merdiven aracılığı ile birbirine bağlanan, 3 sergi katından oluşmaktadır ve klasik dönem ressamları tarafından dekore edilmiştir.

II. Dünya savaşında 1939 yılında bina büyük ölçüde tahrip olmuş ve kaderine terk edilmiştir. 16 Ekim 2009 tarihinde, ziyarete açılmıştır. Müze binasının mimarisi : 2010 yılında, RIBA Avrupa Ödülü kazanmıştır.

Müzede sergilenenler: Prehistoria, Erken Tarih ve Mısır eserlerinden oluşmaktadır. Sergilenen eserler arasında: özellikle Mısır Kraliçesi, dünyanın en güzel kadını olarak betimlenen Nefertiti’nin büstü, olağanüstü güzelliğiyle dikkat çekmekte ve müzenin en değerli eseri olarak öne çıkmaktadır ki, buraya sırf bunu görmek için bile gitmenizi önerebilirim. Bunun yanında, birçok papirüs toplama eser de sergilenmektedir. Yani, muhteşem bir papirüs koleksiyonu var.

Burayı da gezdikten sonra, hemen arka bölümde, nehir kıyısındaki “Alte National Galerie” müzesini geziyoruz.

ALTE NATİONAL GALERİE

Burası, eski ulusal galeri olarak bilinmektedir. Müzenin görkemli binası, Yunan tapınağı şeklinde inşa edilmiştir. Müzede, klasik, romantik, modern dönemden resim örnekleri sergilenmektedir.
Müzede sergilenen koleksiyonlar arasında: Edouard Manet, Claude Monet, Max Liebermann, Karl Corinth gibi sanatçıların eserleri bulunuyor. Ayrıca: heykeller ve tablolardan oluşan, 19’ncu yüzyılın en büyük koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

NEUE NATİONAL GALERİE

Burası, bir modern sanatlar müzesidir. Bina, Ludwıng Mies van der Rohe tarafından tasarlanmış ve 1968 yılında açılmıştır.
Müzede sergilenen eserler: modern 20’nci yüzyılın sanatının öne çıkan eserleridir. Özellikle: Pablo Picasso, Joan Miro, Barnett Newman gibi sanatçıların tabloları görülebiliyor. Ancak, müze binası küçük olduğundan, sergilenen koleksiyonlar sürekli değiştirilmektedir.

Sonra, tekrar güneye yöneliyoruz ve bu kez karşımıza: “Altes Müzesi” çıkıyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

ALTES MÜZESİ

Müze adası karşısında, Am Lustgarten olarak bilinen bölgededir. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Giriş ücretlidir. Büyükler 8 Euro, çocuklar ,4 Euro.
Burası, eski müze olarak bilinir ve 1823-1830 yılında, Karl Friedrich Schinkel tarafından kurulmuştur. Alman tarih müzesidir. Müzede: Prusya kraliyet ailesinin sanat koleksiyonu sergilenmektedir.

Zaten, müzenin asıl kuruluş amacı: 1826 yılında, Prusya kraliyet ailesinin değerli koleksiyonlarını sergilemektir.
1998 yılından bu yana, müzenin zemin katında: Eski Eserler Koleksiyonu sergileniyor. Müzenin ikinci katında ise, özel sergiler var. En önemli bölüm ise, 2005 yılında, Mısır Müzesinin buraya taşınması ile gelişmiştir. Mısır Müzesi, Mısır uygarlığının önemli eserlerinin sergilendiği, bu konuda dünyanın sayılı müzelerinden birisidir. Müzede, Mısır uygarlığına ait, çok sayıda ilgi çekici eser bulunmaktadır.

Altes Müzesini gezdikten sonra, hemen yanındaki yeşil alanın, nehir yönünde, nehir kıyısında: “Berlin Katedrali” ni görüyoruz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

KAİSER WİLHELM KİLİSESİ

Bu kilise yapısı, 1890 yılında yapılmış; savaşın yarattığı acıların ve sıkıntıların sembolü olarak, restore edilmeden günümüze kadar korunmuştur. 1943 yılındaki bombaların hedeflerinden biri olan yapının hemen yanına, 1959-1963 yılları arasında 113 metre yüksekliğinde modern bir çan kulesi yapılmıştır.

Hava saldırısında yıkılan kilisenin, ancak bir parçası olan giriş holü kurtulmuştur. Bu giriş holü: 7 Ocak 1987 tarihinde takdis edilerek ziyarete açılmıştır. Burada: mozaik zemin üzerinde: bir Baş Melek Mikail ve kendisiyle mücadele eden bir ejderha görülmektedir.

Katedralin hemen karşısındaki yeşillik alan: Lustgarten.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

LUST GARTEN

Müzeler adası yakınlarında bir parktır. Tarihi süreç içinde, park alanı: geçit törenleri, kitlesel gösteriler ve halka açık bir park olarak kullanılmıştır.
Park, ilk olarak, 1646 yılında park olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1997 yılında ise, park alanı, yeni peyzaj çalışmaları yapılarak güzelleştirilmiştir.

8. Daha sonra: “Unter den Linden” caddesine çıkıyoruz ve batı yönünde ilerlediğimizde, hemen nehrin karşı kıyısında, bu kez “Deutche Historiche Museum” müzesini görüyoruz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

DEUSTCHES HİSTORİCHES MUSEUM-ALMAN TARİH MÜZESİ

Müze: Unter den Linden bölgesindedir. Pazartesi hariç, her gün, saat: 10.00-18.00 arasında açıktır. Müzeye giriş ücreti, 18 yaş altındakiler ücretsiz, üstündekiler ise, 5 Euro’dur.

Müze, ilk olarak, Berlin şehrinin kuruluşunun 750’nci yılı anısına, 1987 yılında açılmış ve kuruluşundan bu yana, çok sayıda geçici sergiye ev sahipliği yapmıştır.
Bina: Çinli-Amerikalı mimar Pei tarafından tasarlanmış olup, cam ve çelikten, sarmal bir merdiven ile girilen ve geniş bir fuayesi bulunan yapıdır.

Müzede, 10’ncu yüzyıldan başlayarak, günümüze kadar olan süreçte, Alman tarihine damga vurmuş kişiler ve olaylar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. Müzenin bir başka önemli yanı ise, Nazilerin yarattığı yıkımın korkunç boyutlarının da sergileniyor olmasıdır.

Evet, bu müzede: 8000 eserden oluşan, kendine ait bir tablo koleksiyon bulunuyor. Bu daimi koleksiyon, biraz önce söylediğim gibi, geçici koleksiyonlar ile zenginleştirilerek, ziyaretçilerin görüşüne açılıyor.

Daha sonra, geriye dönüyoruz ve nehrin öbür kıyısında, hemen köşede “DDR Müzesi” ni geziyoruz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

DDR MÜZESİ

Karl-Liebknech str. Caddesindedir. Giriş ücretlidir ve giriş ücretleri: 5.5 ve 3.5 Euro’dur.
Burası, Almanya birleşmeden öncesi dönemdeki, Demokratik Alman Cumhuriyeti yani Doğu Almanya bölümünde, 40 yıl boyunca açık kalmıştır.

Daha sonra, yani Almanya birleşince, yeniden düzenlenmiş ve 15 Temmuz 2006 tarihinde ziyarete açılmıştır. Burada: gözetim altında yaşamanın özelliklerini anımsatan objeler sergileniyor ve müze, Doğu Almanya’nın bu yaşam kültürünü sergilemesi açısından ilgi çekmektedir.

Yani bir anlamda, eski Doğu Almanya’nın yaşamsal kültür objeleri sergileniyor. 300’den fazla, Doğu Alman vatandaşı, kişisel eşyalarını buraya bağışlayarak, sergilenmesini sağlamışlardır. Bunlar arasında: Stern radyo, fotoğraflar, Erika marka daktilo sayılabilir. Ayrıca: çocuklara ait alıştırma kitapları, giyim dolapları ve giyimler, oturma odası sergileniyor. İlginizi çekeceğini pek sanmıyorum, ayrıca bu müzeye giriş: 5.5 Euro.

Hemen aradaki caddenin karşısında, köşede, nehir kıyısında bir park var “Marx-Engels Forum”

Daha sonra, yine aynı cadde üzerinden, kuzey doğuya doğru yürümeye devam ediyoruz ve karşımıza “Fernsehturm televizyon kulesi” ve hemen altında “Alexander Platz” meydanı görüyoruz. Burası: zaten bir anlamda, şehirde: otobüs, tramvay ve metro hatlarının kesiştiği bir yer olarak önem kazanmaktadır.
Meydan oldukça büyüktür ve tüm şehirliler tarafından bilinir.
Burada, özellikle yılbaşı öncesinde muhteşem bir eğlence alanı kuruluyor. Bu alanda, herkes, birasını ve sıcak şarabı yudumlarken, bir yandan da şehre özgü sosislerin tadına bakıyor. Meydanda yürüyüş yapabilirsiniz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

ALEXANDER PLATZ

İlk yapıldığında, yani 19’ncu yüzyılın ortalarında, Ortaçağ döneminde, burası: bir askeri tören alanı ve hayvan pazarı olarak kullanılmıştır.1805 yılında, Rus çarı I. Alexander’ın şehri ziyareti anısına, meydana bu isim verilmiştir.

Burada: şehrin komünist dönemine ait yapılar bulunuyor. 1989 yılında, Berlin duvarı yıkılmadan hemen önce, 4 Kasım 1989 tarihinde Doğu Alman yönetimi aleyhine yapılan ve yaklaşık 700 bin kişinin katıldığı gösteri, bu meydanda yapılmıştır.

Günümüzde, buraya yakın “Hackesche Markt/Höfe” denilen bir yemek ve alışveriş merkezi bulunuyor. Bu meydanda: açık alandaki masalara oturun ve bir kahve alıp, gelip-geçeni seyredin.

Nikolaikirche-Aziz Nicholas Kilisesi

Mitte bölgesinde, Nikolaiviertel mahallesindedir.
Şehrin en eski yapılarındandır. Kilise yapısı: 1220-1230 yılları arasında inşa edilmiştir. Yapıldığı ilk yıllarda, Roma Katolik kilisesi olarak hizmet vermiştir. 1691-1705 yılları arasında ise, Lutheran kilisesi olmuştur.

II. Dünya savaşı sırasında, yapı bombalamalar sonucu tahrip olmuştur ve 1949 yılında, tamamen çökmüştür. 1981 yılında, yapı, Demokratik Almanya idaresi tarafından yeniden yapılmıştır. Günümüzde, yapı, bazen kilise ve bazen de konser mekanı olarak kullanılmaktadır.

Erich Honecker

1970’li yıllarda yapılan, sosyalist kent estetiğine uygun bir alışveriş merkezidir. Cephe: petek alüminyum şeklinde yapılmıştır.

Rotes Rathaus-Kırmızı Senato Binası

Rathaus str. Caddesindedir.
Yapı: 1869 yılında yapılmıştır. Binanın cephesi, tamamen kırmızı tuğlalardan yapılmıştır ve bu yüzden, hemen tanınabilmektedir. II. Dünya savaşı sonundaki bombalamalarda, burası da büyük hasar görmüştür ve 1950’li yıllarda onarılmıştır. Ana portal üzerindeki kule, 74 metre yüksekliktedir.
Günümüzde, burada Belediye Başkanı ve Berlin Senatosu üyelerinin çalışma ofisleri bulunmaktadır.

Hotel Standt Berlin

123 metre yüksekliktedir. İlk yapıldığında eğitimciler için yapılan bir bina olup, günümüzde öğretmenevi gibi kullanılmaktadır. Aynı zamanda, GDR isimli yayınevi de buradadır.

Hemen yan tarafta ise: Alexander Platz istasyonu var.

Tren istasyonunun hemen öte yanında, “Kaufhof Galerie” denilen büyük bir alışveriş merkezi görülüyor. Bunun hemen arkasındaki yüksek bina “Hotel Park Inn” var.

Bu bölgede, ayrıca şehrin en yüksek yapılarından biri olan televizyon kulesi bulunuyor. Burada: 9 Euro ücret ödeyerek kuleye çıkabilirsiniz. Daha sonra, kulenin çevresindeki yerleri gezebilirsiniz. World Clock denilen yerde, “İstanbul” önünde, hatıra fotoğrafı çektirebilirsiniz. Sonra: Neptun brunnen havuzunu görmelisiniz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

Fernsehturm-Tv Kulesi

Şehir merkezinde: Alexander Platz bölgesindedir.
1965-1969 yılında yapılan kulenin yüksekliği: 365 metredir. Berlin şehrinin en yüksek yapısıdır. Aslında yapıldığında, Avrupa’nın en yüksek kulesi olarak tasarlanmıştır. Ancak, Moskova kulesinden sonra, ikinci sıradadır.

Kulenin üstünde: açık ve puslu olmayan bir havada, yaklaşık 40 km. lik çevre görülmektedir. Almanya’nın en yüksek yapısıdır.

Kulenin üstünde bir ziyaretçi platformu ve bir kürenin ortasında döner restoran var. Bu döner restoran, her 30 dakikada bir tam tur yapmaktadır. Kulenin asansörleri ile, 200 metre yüksekliğe 40 saniyede, seyir terasına çıkılabiliyor. Gözlem güvertesi, yerden 203 metre ve restoran ise, 207 metre yüksekliktedir.

Buranın, yıllık 1 milyon civarında ziyaretçisi var.

Burada bir ayrıntı daha var. Kulenin en tepesinde, 140 paslanmaz çelik kesimden oluşan bir kubbe bulunuyor. Bu kubbe, güneş vurup parladığında, genellikle bir “haç” yansıması ortaya çıkıyor. 2006 yılında, Haziran ayında, Dünya Kupası Futbol Şampiyonası sırasında, dev bir gümüş ve kırmızı renkli futbol topuna dönüştü. Yani, Dünya futbol olayının mükemmel bir sembolü haline geldi.
Buraya da, uğramanızı öneririm, küçük bir mola sırasında, şehrin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

2.GEZİ ROTASI

Bulunduğunuz yerden, bir şekilde “Brandenburg Tor” bölgesine gidiyorsunuz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

“Brandenburg Tor” kapısını görüyorsunuz ve daha sonra kuzeye yönelip, yürüyerek “Reich Stag” sarayına gidiyorsunuz. Buralar, tarihi özellikleri nedeniyle, şehir ziyaretçileri tarafından yoğun olarak ziyaret edilmektedir.

Brandenburg kapısının hemen yakınında, solda “Adlan Otel” var. Burası, bir zamanlar, Michael Jackson’un, çocuğunu balkondan sallandırdığı ve birçok televizyon kanalında günlerce bu görüntünün bulunduğu bir yer olarak önem kazanıyor. Bu otelde, kısa bir kahve molası verebilirsiniz.

Bu kapı: şehrin doğu ve batı bölümlerini ayıran sınırın, en ucunda, II. Dünya Savaşından kalan tek kapıdır. Kapının bulunduğu yerde, Alman gençleri, askeri üniformalar içinde, turistlerle hatıra fotoğrafı çektiriyorlar.

BRANDENBURGER TORR

Pariser Platz meydanındadır. Burada: her gün, rehber eşliğinde, saat: 11.00 ve 13.00’de hareket eden, 3.5 saat süren şehir turlarına katılabilirsiniz.
Evet, gelelim, buranın tanıtımına: Burası şehir merkezinin batısında, bir kapıdır. Ama, Berlin ve Almanya’nın en tanınmış yerlerindendir. 200 yılı aşkın süredir, bulunduğu yerden, tarihe ışık tutmaktadır.
Kapı: 1788-1791 yılları arasında tamamlanmış ve şehrin en önemli sembollerinden biri olmuştur. Dikkatli bakıldığında, Atina’daki Akropol yapısını anımsatıyor.
Kapının üzerinde: 4 at tarafından çekilen arabasında, Zafer Tanrıçası “Nike” heykeli görülüyor. Heykel: 1806-1814 yılları arasında, Fransa’dan ganimet olarak getirilmiştir.

Kapı: 2000-2002 yılları arasında restore edilmiştir.
Şehirde: II. Dünya Savaşında, tüm Büyükelçilikler yıkılmış ve daha sonra, özellikle son on yılda, bütün büyükelçilikler, yeni binaları ile şehri donatmışlardır. Bu süreçte, Amerikan Büyükelçiliği de, Brandenburger kapısı yanındaki, Pariser Platz meydanında inşa edilmiştir.

22 Aralık 1989 tarihinde, bu bölge resmen trafiğe açılır ve 100 bin kişi, iki Almanya’nın birleşmesini kutlamak üzere buraya gelirler ve batı yönünde biriken yüzbinlerce insan, doğu bölümünde birikenlerle buluşabilmek için, duvarı yıkmaya başlarlar ve duvar ilk olarak, burada yıkılır, her iki taraf birleşir.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

REİCH STAG-PARLAMENTO BİNASI

Yapı: Platz der Republic denilen yerdedir. Yazının başında belirtmem gerekir ki, bina ziyaret edilemiyor, yalnızca uzaktan görüntüsünü izlemek mümkündür. En azından, 2011 yılı için böyledir, gelecekte ziyarete açabilirler.
Yapı: 1894 yılında, Fransızlardan alınan savaş tazminatıyla yapılmıştır. Binanın cephesine, 1915 yılında “Alman Halkına” yazısı ilave edilmiştir. 1933 yılındaki yangında bina büyük hasar görür.
1945 yılında ise, binaya Rus bayrağı çekilmiş ve II. Dünya savaşının, Almanların yenilgisiyle bitmesinin sembolü olmuştur.

Bina, 1960’lı yıllarda kısmen yenilenmiş ve Almanya’nın birleşmesi sonucunda, 3 Ekim 1990 tarihinde, ünlü İngiliz mimar Sir Norman Foster tarafından, binaya modern bir cam kubbe eklenmiştir. Daha sonra ise, bina, modern Alman parlamentosu Bundestag’ın buluşma yeri olmuştur. 19 Nisan 1999 tarihinde, Sir Norman Foster, burada görkemli bir restorasyon çalışması yapmıştır.

Evet: bence, soruşturun, ziyarete açık ise, binanın tepesine çıkın ve şehrin muhteşem manzarasını izleyin. Bu bölüm, gece yarısına kadar açıktır. Kubbe çevresinde, Berlin şehrinin 360 derecelik görünümü var.

Kubbe, aynı zamanda, hemen altta bulunan parlamentonun ana salonunun ışıklandırılmasını sağlıyor. Yani, salona güneş giriyor. Herhangi bir ücret ödenmiyor, yalnızca biraz sıra bekleneniz gerekebilir.

Parlamento binasının hemen yanında: Başkanlık Binası var. Bu binanın üzerinde yine bir yazı görülüyor. “İnsanlar devlet için değil, devlet insanlar için vardır”. Bu yazı: Albert Einstein’a aittir. Malum, kendisi Almanya’nın yetiştirdiği bir ünlü iken, Naziler döneminde buradan ayrılmak zorunda kalmıştır.

Sonra

Tiergarten bahçesine giriyoruz. Bahçe, yani park alanı, çok büyüktür. Park alanında: koşanları, yürüyenleri, bisiklete binenleri görebilirsiniz. Ayrıca, burada: Soviet War Memorial anıtı ve daha sonra, Berlin zafer sütununu görüyoruz.

Bu park, oldukça güzel ve büyük ve burada tüm bir gün geçirebilirsiniz. Her taraf yemyeşil, burada 1-2 saat gezip sonra yürüyerek, Siegessaule denilen kulemsi yapıya gidip, tepesine çıkıp, şehrin panoramik manzarasını izleyebilirsiniz, bu da bir seçenek.
Park içinde, bir de hayvanat bahçesi bulunuyor.

Bu hayvanat bahçesinde “panda” var. Özellikle, bu pandaları görmek için hayvanat bahçesine girmek isterseniz, 12 Euro giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. Ancak, hayvanat bahçesinin çevresinden dolaşarak, bazı hayvanları, dışarıdan ücretsiz olarak da görebiliyorsunuz.
Bu park yakınlarına ait son bir not: Pazar günleri bu yakınlarda bir bit pazarı kuruluyor ki, mutlaka gitmenizi öneririm. Brandenburger kapısına sırtınızı verin ve geniş caddeden, doğu Berlin istikametinde yürüyün, yaklaşık 20 dakika kadar sonra, bit pazarını görebilirsiniz.

TİERGARTEN

Burası, Mitte ilçe merkezinde bulunan bir parktır. 1830’larda tasarlanan park alanı: gerek 1933 yılındaki yangın ve gerekse 1943 yılındaki hava saldırılarında büyük hasar görmüştür. 1944 yılından sonra, parkta büyük ölçüde ormansızlık görülmeye başlandı.
Günümüzde, Alman Cumhurbaşkanı konutu park içinde bulunmaktadır. Ayrıca, park alanı içinde, çok sayıda heykel bulunuyor. Özellikle, Berlin Zafer Sütunu görülmeye değerdir.
Burada, göle karşı oturun, tam bir cennet parçasıdır. Şehrin ortasında bir orman bulacaksınız.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Berlin Zafer Sütunu

Heincih Strack tarafından tasarlanan anıt, 1864 yılı sonrasında, Danimarka-Prusya zaferinde, Prusya’nın zafer kazanması onuruna yapılmış ve 2 Eylül 1873 tarihinde açılmıştır. Anıt: 8.3 metre yüksekliğinde ve 35 ton ağırlığındadır. Sütunun bulunduğu site, Alman askerlerinin geçmişteki zaferlerini yansıtıyor ama aynı zamanda Nazi sembolü olarak da biliniyor ve bu yüzden tartışılıyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Zoologischer Garten-Berlin Hayvanat Bahçesi

Burası, park içinde, Hardenberg platz bölgesinde, Avrupa’nın en çok ziyaret edilen hayvanat bahçelerinin başında gelmektedir. Burada: 1000 civarında hayvan barınağında, 15 bin civarında hayvan bulunmaktadır. Ayrıca, bir akvaryum ve kuşhane bölümleri de bulunuyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Schloss Bellevue Sarayı

Günümüzde, Alman Cumhurbaşkanının konutu olarak kullanılan yapı: yaz ikametgahı olarak, 1786 yılında yapılmıştır. Saray yapısı, yaklaşık 20 hektarlık park alanı ile çevrilidir. 1928 yılında, yapı, konuk evi olarak restore edilmiştir.

Ancak, II. Dünya savaşındaki bombardıman sırasında hasar görür ve 1950 yılında önemli ölçüde yenilenir. 1994 yılından sonra ise, Almanya Cumhurbaşkanı ikametgahı olarak kullanılmaya başlanır.

Daha sonra: gezilmesi gereken yerlerin en başında gelen “Berlin Duvarı” nı görmeliyiz. Berlin duvarına ulaşabilmek için, Postdamer Plz meydanından, Checkpoint Charlie noktasına doğru yürüyoruz, bu sırada yerde “Berliner Mauner” yani “Berlin Duvarı” yazısını izleyin ve böylece, Berlin duvarına ulaşabilirsiniz.

Burada: Berlin duvarının gri ve soğuk halini göreceksiniz. Duvarın diğer bölümü ise, East Side Gallery denilen yerdedir. Burada, birçok resim var ve şehri duvarla bölgenin anlamsızlığı hakkında, birçok mesaj görülüyor. Bu arada, Checkpoint Charlie noktasındaki müzeye girmeyi, sakın unutmayın.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

BERLİN DUVARI

Berlin duvarı: 1961 yılında: Doğu Almanya bölümü tarafından yaptırılmıştır. Duvarın bu bölümünde, işaretli alana girenlerin ölüm riski vardı. 13 Ağustos 1961 tarihinden itibaren, şehrin iki bölümü arasındaki ilişki tamamen kesilir.
Toplum uzunluğu 155 km. olan duvarın, 45 km. lik bölümü, şehir içinden geçmektedir.

1961-1989 yılları arasında, duvar, tüm göçleri engellemiş ve kaçmaya çalışan yaklaşık 5000 kişiden, 100-200 arasındakiler açılan ateş sonucu öldürülmüşlerdir.

9 Kasım 1989 tarihinde, şehrin doğu bölümündeki kalabalıklar, hep birlikte duvara tırmanmaya başlamışlar ve şehrin batı bölümünde ise, büyük şenlik atmosferi yaratılmıştır. Aynı gün, duvar yıkılmıştır. Duvar yıkıldıktan sonra, duvar parçaları, coşkulu bir halk ve hediyelik eşya satıcıları tarafından ele geçirilmiştir. Daha sonra, 3 Ekim 1990 tarihinde, her iki Almanya birleşmiş ve birleşik Almanya Federal Cumhuriyeti kurulmuştur.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

East Side Gallery

Berlin Duvarının, 1.3 km. lik bölümü, buradadır. Galeri, 1990 yılında, dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılar tarafından 105 resim yapılarak süslenmiştir. Sonuç olarak, burada, dünyanın en büyük ve en uzun ömürlü açık hava galerisi ortaya çıkmıştır.

Resimlerde, genellikle: değişim zamanı ve dünyadaki tüm insanlar için, daha iyi ve güzel bir gelecek için coşku ve umutlar resmedilmiştir. Ancak, resimlerin büyük çoğunluğu: erozyon sonucu zarar görmüş ve 2000 yılında yapılan bir çalışma ile, restore edilmiştir.

CHECKPOİNT CHARLİE

Friedrich str. Caddesindedir.
Burası, şehir birleşmeden önce, yani iki parça iken: Doğu ve Batı Berlin arasındaki bir geçiş noktasıdır. Yani, birçok dramatik olaya şahitlik etmiştir. Bir diğer geçiş noktası olan: Glienicker köprüsü ile birlikte, çok bilinir bir yerdir.

Özellikle: diplomatlar, gazeteciler ve Deutsch Marks alışverişinden sonra, Doğu Berlin bölgesine bir günlük girmek için vize izni verilen yer olarak da hafızalarda yerini almıştır. Amerikan ve Sovyet tankları; Ekim 1961 tarihinde, burada karşılaşmışlardır.

O dönemlerde, yani soğuk savaş yıllarında: Doğu bölümünden, Batı bölümüne, yaklaşık 5 bin kişi kaçmıştır. Kaçanların en yaşlısı 80 yaşında, en genci ise 16 yaşındadır.
Bu kaçma teşebbüsünde bulunanlardan, 180 tanesi vurularak öldürülmüştür.

Burada, bir de müze bulunuyor. Müzede: kaçmak isteyenlerin ürettikleri araçlar da sergileniyor. Orijinal “Check Point” işareti de burada sergilenmektedir.
Günümüzde, şehrin en önemli turistik bölgelerinden biri olan buraya giderseniz, Alman Nazi üniforması giymiş, Alman gençleriyle, fotoğraf çektirebilirsiniz.

Bir diğer gezi noktamız: Kudam bölgesidir. Burası, tam bir alışveriş merkezidir. Yani, bir anlamda, İstanbul ile karşılaştırırsanız “Bağdat caddesi” benzeri bir yer denilebilir. Ama, buradaki fiyatlar çok aşırı yüksek, yine de alışveriş yapmasanız da, gezinmek için buraya mutlaka gitmelisiniz.

Özellikle: Kudam yakınlarında, yani şehrin batısında konaklamak isterseniz, burada gayet güzel ve uygun fiyatlı oteller bulmak mümkündür. Hatta: Kudam bölgesindeki “Sightseeing” otobüsleri, şehri keşfetmek isteyen gezginler için çok uygundur.

KURFÜRSTENDAMM-KU’DAM

Kurfürstendamm merkezinde, Breitscheip platz meydanındadır.
Aslında bu caddenin ismi: Kurfürstendamm’dır. İlk olarak: cadde üzerinde, 1543 yılında yerleşim görülmüştür. 1875 yılında ise, 53 metre genişliğinde yapılmıştır.

Günümüzde, şehrin en ünlü caddesidir ve aynı zamanda ana merkezi: buradadır.
Paris’te bulunan, Champs-Elysees bulvarına benzetilmektedir. Cadde üstünde: evler, oteller, dükkanlar ve restoranlar bulunuyor. Özellikle, birkaç moda tasarımcısı (Chanel, Gucci, Valentino, Cartier, Vercace vs.) ve otomobil üreticisi firmanın satış yerleri de bulunuyor.

Cadde üzerinde, ilginç bir kilise yapısı var.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Skulptur-Berlin Heykeli

Tauentzien strabe bölgesindedir.
Şehrin bölündüğü eski dönemlerin anısına, 4 borudan oluşan heykel, caddenin ilginç ve görülmesi gereken yerlerinden biridir.

ŞEHİRDE, GEZİLECEK DİĞER YERLER

Şehirde, her turistin yolunun düştüğü bir yer daha vardır. Burası: “Denkmal für die ermordeten juden europas” yani “katledilen Avrupalı Yahudiler anıtı” dır.
Burası, II. Dünya savaşında, Naziler tarafından katledilen, 6 milyon Yahudi’nin anısına yapılmıştır. Burada: labirente benzeyen simgesel mezarlıkta dolaşır ve yerin altındaki müzede: o dönemin acılarını günümüze taşıyan insan hikayeleriyle karşılaşabilirsiniz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

HOLOCAUST MEMORİAL-YAHUDİ SOYKIRIM ANITI VE MÜZESİ

Nazi döneminde, şehirde: 180 bin civarında Yahudi bulunuyormuş. Nazilerin katliamından, bunlardan yalnızca 5 bin kişi kurtulabilmiştir.

Brandenburger kapısının hemen yakınındadır. 1989 yılında yapılmıştır. Anıt: değişik boylardaki, 2700 anıtın sıralanmasıyla oluşmuştur. Bu anıtların boyutları: uzunlukları: 2.38-0.20 metre, genişlikleri: 4.8-0.95 metredir. Steller: kafa karıştırıcı bir atmosfer yaratmak amacıyla tasarlanmıştır.

Jewis Museum-Yahudi Müzesi: Mimar: Daniel Libeskind tarafından: 1 Nisan 2003 tarihinde: yani iki Almanya birleştikten sonra yapılmış ve aynı yılın 12 Mayıs günü, ziyarete açılmıştır. Mimari bakımdan son derece etkileyicidir.

Binanın tasarımı, sergideki çarpıklık, Yahudi soykırımının ağırlığını, tüm dehşetiyle yaşatır. Ses ve müzikle desteklenmiş karanlık koridorlardan geçerken, bir mimari eserin insan üzerinde ne derece etkileyici olduğunu görebilirsiniz.

Bölge: açıldığı ilk yılda, 3.5 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Hatta, bu ziyaret edenlerin, % 40 kadarının Alman olmadığı da belirlenmiştir.
Özellikle insanın bazen ne ölçüde acımasız olduğunun en büyük göstergesidir.

Şehirde, görülmesi gereken yerlerden biri de “Raddison Blue Hotel” lobisidir. Hani yolunuz düşer veya yakınlarından geçerseniz, kısa bir zaman ayırmalısınız. Burada: dev bir deniz akvaryumu var. Otelin odalarında da akvaryum içinde balıkların bulunduğu söyleniyor.

 Kreuzberg

Buraya 1 mayıs günü yolunuz düşerse, muhteşem bir panayırın tam ortasında kalırsınız. Sokaklar ağzına kadar doludur, buralarda: konser platformları, her türlü yiyecek ve içecek satılan Türk tezgahları ile 1 Mayıs kutlamaları yapılır. Bu kutlamalara, her türden insan katılır ve muhteşem bir eğlence düzenlenir.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

KREUZBERG

Şehirde yaşayan yoğun Türk nüfusu: yani yaklaşık 200 bin civarındaki Türk vatandaşı, buradadır. Bu bölgede, Türkçe tabelalar, dükkanlar ve restoranlar, kahvehaneler, lokaller görebilirsiniz.

Yani, tek kelime Almanca bilmeden, burada gezinmek mümkündür. Yalnız işin ilginç bir yönü daha var. Bizim vatandaşlarımızın bu kadar yoğun olduğu mahallenin diğer kıyısında ise: şehrin marjinal sanatçıları ve gaylar yaşıyor. Ama, sonuçta, hiç kimse kimseye karışmıyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

ICC-INTERNATİONALES KONGRE MERKEZİ

Şehir merkezinde, Westend bölgesindedir.
Dünyadaki en büyük konferans merkezlerinden birisidir. Burada, konferans yanında, tiyatro ve konserler gibi etkinliklerde düzenlenmektedir.
Yapı: 1979 yılında hizmete açılmıştır. Uzunluğu: 320 metre, genişliği: 80 metre ve yüksekliği: 40 metredir.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

GENDARMEN MARKT

Burası: şehrin en güzel meydanlarından biridir. 17’nci yüzyılın sonlarından kalmadır. Meydanın tam ortasında: konser salonu, bir yanında Fransız katedrali, diğer yanında Alman katedrali görülüyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Fransız katedrali

1701-1705 yılları arasında inşa edilmiştir. Katedralde, bir görüntüleme platformu, bir restoran ve bir Huguenot müzesi bulunuyor.

Deutscher Dom-Alman katedrali

Gendarmenmarkt meydanının güneyindedir. Beşgen yapı: Martin Grünberg tarafından tasarlanmış ve 1708 yılında yapılmıştır. 1785 yılında kule eklenir. 1945 yılında büyük bir yangın sonucu, katedral yanar ve 1993 yılında her iki Almanya birleşince, yeniden yapılarak, 1996 yılında müze olarak açılır. Günümüzde, dini hizmetler yürütülmektedir.

Das Konzerthaus (Konser salonu)

Gendarmenmarkt meydanındadır.
Burası, 1821 yılında, Karl Friedrich Schinkel tarafından inşa edilmiştir. 1817 yılında tahrip olan ulusal tiyatro yıkıntıları üzerine yapılmıştır.

Bu yüzden, binanın bazı parçaları, sütunları ve dış duvarları, eski tiyatroya aittir. II. Dünya savaşı sırasındaki bombardımandan, burası da etkilenmiştir ve 1984 yılında yeniden yapıldığında, konser salonu haline getirilmiştir. Berlin Senfoni Orkestrası, gösterilerini burada yapmaktadır.

Meydanın ortasındaki: Oranienburger Caddesi ise, şehirdeki gece hayatının merkezidir.
Meydanın ortasında bir de heykel var. Friedrich Schiller isimli şairin heykeli bulunuyor. II. Dünya savaşı sonundaki bombalamada, binalar büyük hasar görmesine rağmen, daha sonra yenilenerek eski durumlarına kavuşturulmuşlardır.

Burayı gezmek isterseniz, Cumartesi günleri, saat: 10.00 civarında, rehberli turlar var. Pazar günleri ise, burada aile konserleri düzenleniyor ve özellikle çocuklar tarafından yoğun tercih ediliyor. Ancak, gitmek için rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

EPHRAİM PALAİS MUSEUM

Post str. Caddesindedir. Giriş ücretlidir, ücretler: 5 ve 3 Euro’dur.
Şehrin en güzel köşesinde, kuyumcu Veitel Heine Ephraim tarafından; 1762 yılında yaptırılmıştır.

Özellikle, cephesi görülmeye değerdir. Kavisli cephe yapısında, dövme demir balkonlar ve 1. katta ünlü oval merdiven ve tavan, muhteşem güzelliktedir.
Burada, toplama baskı koleksiyonu bulunuyor. Geçici sergiler düzenleniyor. Müze, binanın salonunda ve lobisindedir.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

JUDAİCUM-NEUE SYNAGOGE MÜZESİ

Müze: 1866 yılında, ilk olarak, Berlin şehrinin yeni Sinegogu içinde açılmıştır. Sinegog: 3000 kişi oturma kapasitelidir. Magribi-Bizans tarzında inşa edilmiştir. Yahudi cemaatinin görkemli ve cesur bir sembolüdür. 1943 yılında, şehrin bombalanması sırasında, burası da hasar görmüştür.

Ancak, zaten, 1938 yılında, Naziler tarafından, saldırıya uğramış ve harabeye dönmüş haldeydi.
1995 yılında, Sinegog restore edilerek açılmıştır. Günümüzde, müze olarak kullanılmaktadır. Eski Sinegog’dan kalan duvar, günümüzde bir cam ve çelik yapı ile koruma altına alınmıştır ve ziyaretçiler tarafından görülebilmektedir. Orijinal binanın, dekoratif mobilyaları da korunmuştur. Müze Cumartesi günleri ve Yahudi tatil günlerinde kapalıdır. Bunun dışında, müzeyi gezebilmek mümkündür.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

MADAME TUSSAUDS

Unter den Linden bölgesindedir. Giriş ücretlidir ve giriş ücretleri: 18.5 ve 17 Euro’dur.
Burada, balmumu heykelleri sergilenenler: Alman siyasetçiler, Ludwing van Beethoven, birkaç Amerikan başkanı, Albert Ainstein, Sigmund Freud, tenis-futbol-boks sporu ünlüleridir.
Serginin son bölümünde ise, Nicole Kidman ve Brad Pitt gibi günümüz ünlülerinin balmumu heykelleri bulunuyor ve ziyaretçiler, bunlarla fotoğraf çektirmekten büyük keyif alıyorlar.

MUSEUM FÜR NATURKUNDE

Burada, on bin den fazla tür ve 25 milyon civarında: hayvan, bitki, mineral örnekleri bulunmaktadır. En özel eser ise, dünyanın en büyük Dinazor kalıntısı olan “Archaeopteryx iskeleti” dir.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

CHARLOTTENBURG SARAYI

Şehir merkezinde, Charlottenburg ilçesinde: Spandauer Damm bölgesinde : Hohonzollern hanedanının tek ikametgahıdır. Giriş ücretlidir ve giriş ücreti, 10 ve 7 Euro’dur.

Saray: 17’nci yüzyılda inşa edilmiş ve 18’nci yüzyılda genişletilmiştir. İç dekorasyon: barok ve rokoko tarzındadır. II. Dünya savaşındaki bombalamalarda, saray büyük ölçüde hasar görmüştür. Ancak, daha sonra 1950 yılında aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir.

Sarayın avlusunda, hemen ortada: büyük bir atlı heykel var. Heykel: Friedrich Wılhelm’e aittir. 1696-1700 yılları arasında, Andreas Schüter tarafından yapılmıştır.

Bu sarayın en ilginç yönü: 1800 yılında, Heinrich Schlieman tarafından gerçekleştirilen Troya kazılarında bulunan ve çalınarak Anadolu dışına kaçırılan bir kısım kalıntının, burada bulunmasıdır. Yani: bu sarayın bir de müze bölümü var. Müze bölümünde: Tarih öncesi ve Erken Tarih dönemlerine ait kalıntılar sergileniyor.

Sarayın bahçeleri ücretsiz olarak ziyarete açıktır. Diğer bölümler ise, bölüm bölüm bilet alınarak girilmektedir. Özellikle, Truva’dan çalınan kalıntıların sergilendiği bölümü görmenizi öneririm.
Sarayın hemen yanında güzel bir açık hava mekanı var.

Burada: yemek ve çay keyfi yapabilir, hatta dondurma yiyebilirsiniz. Hemen yanında ise, klasik müzik konserlerinin yapıldığı “Grosse Orangerie” denilen bina bulunuyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

UNTER DEN LİNDEN

Burası, Mitte ilçesinde, ıhlamur ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu bir yaya merkezidir. Şehrin tarihi bölümünün tam merkezindedir. Şehir büyüdükçe ve genişledikçe, yıllar önce dikilen ağaçların bulunduğu bu bulvar: şehrin en iyi bilinen ve görkemli sokağı olmuştur. Cadde üzerinde, 1851 yılında dikilen, Prusya kralı Frederick’in heykeli görülüyor.

KURFÜRSTENDAMM

Burada, cadde boyunca, en çılgın kıyafetten, aksesuar ve ayakkabı satılan birçok mağaza var. Yani, alışveriş yapmasanız bile gezinmelisiniz.

FRİEDRİCH STRASSE

Kreuzberg yakınlarındadır.
Burası, şehirde, özellikle son yıllarda büyük yatırımlar yapılan ve yeni binalarla donatılan bir yer olarak önem kazanmaktadır. Galeries Lafayette’de buradadır.
Bölgeye gittiğinizde: çok sayıda, restoranlar, dükkanlar ve sanat galerileri görebilirsiniz.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

POTSDAMER PLATZ

Burası, şehirdeki birçok modern binanın toplandığı bir meydandır. Ama, daha öncesi dönemde, yani eskiden, burası doğu-batı sınırında bir yermiş. Sonradan, burada muhteşem bir cazibe merkezi kurulmuştur.
Hemen yakınlarında: Berlin Filarmoni Orkestrasına ait bina bulunuyor. Ayrıca: Sony ve Mercedes’e ait, iki bina da, meydanın yakınlarında, teknolojinin son gelişmeleriyle yapılmış binalar olarak dikkat çekmektedir.

Bu binalar: yağmur sularını biriktiren ve tuvaletlerde kullanan bir teknolojiye sahiptir.
Meydanda; Adagio isimli bir mekan var ki, gece eğlencelerinin tercih edilen yerlerinden birisidir.
Meydanın güneyinde: Brandenburg kapısı ve Reichstag (Alman Parlamento binası) bulunuyor. Güneydoğu köşesinde ise: Tiergarten Parkı var. 25 km. güney batıda ise, Potsdam kapısı görülüyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

KAUFHAUS DES WESTENS

Tauentzien strasse bölgesinde, Schöneberg ve Wittenberg Platz bölgeleri arasındadır.
Burası, genellikle “KaDeWe” olarak da bilinir. Ayrıca, üzerinde uçak bulunan mağaza olarak da bilinir.

Berlin şehrindeki bu mağaza: 60 bin m. karelik kapalı alanı ile, Avrupa’daki en büyük ikinci alışveriş merkezi olarak öne çıkmaktadır. Alışveriş merkezi, her gün, 40-50 bin arasında ziyaretçi çekmektedir.

Mağaza yapısı: 1905 yılında, mimar Adolf Jandorf tarafından dizayn edilmiştir. 27 Mart 1907 tarihinde ise, 24 bin m. karelik kapalı alan ile ziyarete açılmıştır. II. Dünya savaşındaki bombalamalar sırasında, mağazanın büyük kısmı harap olmuştur. Bu bombalamalar sırasında, bir bombardıman uçağı düşürülmüş ve 1943 yılında, düşerken, mağazaya çarpmıştır. 1950 yılına gelindiğinde, mağazanın ilk iki katı ziyarete açılır. 1956 yılında ise, diğer katlar da bitirilerek, 7 kat olarak hizmete girmiştir.
Özellikle, en üst katındaki “kış bahçesi” bölgesinde bulunan restorana uğramanızı öneririm.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

HACKESCHER HOFE

Burası, 40 ana kemerli girişi mevcut bir sitedir. Ancak, 1990 yılında düzenlenen burada, gerek Berlinliler ve gerekse şehrin ziyaretçileri için popüler olan, eğlence merkezleri, kulüpler bulunmaktadır. Ayrıca: iş ve ofis büroları, eğlence mekanları, sanat galerileri, butikler, barlar ve restoranlar var.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

HACKESCHER MARKT

Mitte ilçesinde: doğuda bulunmaktadır.
İlk yapıldığı dönemde, eski binalar ile oldukça ihmal edilen alan: daha sonra Almanya’nın birleşmesinin ardından, bir kültür ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Burada: haftanın Perşembe, Cumartesi ve Pazar günleri: Pazar kuruluyor.
Meydan çevresindeki sokaklarda ise: sayısız elbise mağazaları, kulüpler, barlar ve galeriler bulunmaktadır.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

BERLİN KATEDRALİ-BERLİNER DOM

Mitte ilçesindedir.
Burası, her ne kadar katedral denilse de, piskopos koltuğa oturmadığı için, gerçek anlamda katedral olamamıştır. Piskopos: Berlin-Brandenburg Protestan Kilisesindedir ve St. Hedwig katedrali, Roma Katolik merkezi olarak hizmet vermektedir. Burada, eski Alman şansölyesi ve krallarının mezarları bulunuyor ve bu yüzden, girişte çok sıkı kontroller yapılıyor.

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

Almanya Berlin Gezilecek Yerler

 

FUNKTURN BERLİN

Messedamm bölgesindedir. Buraya giriş ücretlidir ve ücreti: 4.5-2.5 Euro’dur.
Burası, 1924-1926 yılları arasında inşa edilmiş, radyo vericisi kuledir. Kulenin bulunduğu yer ise, fuar alanı olarak kullanılmaktadır.

Kule: 150 metre yükseklikte ve yaklaşık 600 ton ağırlıktadır. Ancak, yapılmasını takip eden süreçte, 52 metre yüksekliğe bir restoran ve 125 metre yüksekliğe ise, bir gözlem güvertesi inşa edilmiştir. Bu gözlem güvertesine çıkan asansör, 6 saniyede, sizi, tepeye çıkarabiliyor.

22 Mart 1935 tarihinde, dünyanın ilk düzenli televizyon programı, kule aracılığıyla yayınlanmaya başlamıştır. 1973 yılından itibaren ise, kule, bir iletim kulesi olarak kullanılmakta, amatör telsiz, polis radyosu ve cep telefonu hizmetinde kullanılmaktadır. Kulenin son restorasyonu, Berlin şehrinin kuruluşunun 750. yılı şerefine, 1987 yılında yapılmıştır.

HOLOCAUST MEMORİAL

Şehirde mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. Şehrin bu bölümünde, çok geniş ve boş araziler var. Ancak, buralar, inşaat alanı değildir, öğlece tellerle çevrili ama bomboştur. Bu alan, ölen bir Yahudi aileye aitmiş ve devlet bu yüzden oraya dokunmuyormuş.