Kırşehir Kaman

Kırşehir Kaman: Kaman denilince, akla hemen “ceviz” geliyor. Kaman, ana kara yolu üzerinde, bu yüzden, ülkemizde yaşayan insanlarımız, bir şekilde mutlaka buraya uğramışlardır.

Kırşehir Kaman

ULAŞIM

Kaman-Kırşehir arasındaki uzaklık: 53 km. Kaman-Ankara arasındaki uzaklık ise: 140 km. dir. Kaman-Kırıkkale arası uzaklık: 123 km. Kaman-Bala arası uzaklık: 70 km.

TARİH

Yörede, MÖ.3000 yılından bu yana, yani 5000 yıllık bir süredir, yerleşim bulunmaktadır. Kaman ismi: Roma ve Bizans dönemlerinde, buraya verilen “Chnamane” isminin türetilmesinden gelmiştir.

19.yüzyılda: Türkler, bölgede görülmeye başlanır.

Özellikle: Oğuzların çeşitli kolları, Kaman bölgesinde yerleşmişlerdir. Zaten, günümüzde yöredeki köy isimleri incelendiğinde, birçoğunun Oğuz isimleriyle bağlantıları görülür.

Kaman, 1944 yılında ilçe olmuştur.

Kaman isminin kelime anlamı: “gök”.

Kırşehir Kaman

GENEL

İlçe: 1701 metre yükseklikteki, Baran dağlarının kuzey yamaçlarına kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 1075 metredir. Karasal iklim hakimdir. Bitki örtüsü bakımından, çıplak denilebilir. Yani, orman örtüsü yok denecek kadar az.

Yörenin ekonomik faaliyetlerinin başında: halkın geçim kaynağı olarak, dünyaca ünlü “ceviz” gündeme gelmektedir. Bunun dışında, yörede sanayi kuruluşları yok. Halkın, yüzde 90’ı tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlıyor.

Kaman yöresinde, her yıl, Ekim ayı başlarında: Kaman Ceviz Kültür ve Sanat Festivali düzenleniyor. Festival şenliklerinde: ses ve ceviz yarışmaları, havai fişek gösterileri ve müzik konserleri düzenleniyor.

Yörede: karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak, kışları yoğun kar yağışlı, soğuk ve sert, yazları ise kurak ve sıcaktır.

Bölgede, Hirfanlı Barajından söz etmeden olmaz. Bu baraj: Kızılırmak üzerinde, 1960 yılında kurularak hizmete açılmıştır. Gövde yüksekliği: 83 metre ve yatay genişliği: 15 km. ve uzunluğu ise: 75 km. dir. Baraj, yörenin iklimi üzerinde de büyük etkide bulunmuştur. Ayrıca: gölde, balıkçılık yapılmaktadır.

 

CEVİZ

Ceviz: yörede, yaklaşık 350 yıldır üretilmektedir. Yörede üretilen ceviz şu özellikleriyle öne çıkıyor: kolay kırılması, besin değerinin yüksek olması, kolesterolü düşürmesi ve birçok hastalığa iyi gelmesi.

Tüm bu özellikleri nedeniyle, ceviz yoğun olarak tercih ediliyor. Kaman yöresindeki ceviz,  nispeten Van gölü kıyısındaki Adilcevaz ilçesinde üretilen cevize benziyor.

DADALOĞLU

Bu büyük ozanımız, Çukurova yöresinde doğmuş olmasına rağmen, ömrünün son yıllarını Kaman yöresinde geçirmiş ve burada vefat etmiştir.

Dadaloğlu’nun asıl adı: Veli. Babası: Aşık Musa. Yörede, hem imamlık yapmış hem de şiir yazıp türkü söylemiştir.

NE YENİR

Kaman yöresinde, mutlaka tatmanızı önereceğim lezzetler: öncelikle mantı, buraya has bir mantı çeşidi var. Mantı sevmeyenler ise, bir tür köfte olan “pesmeç” deneyebilirler.

NE SATIN ALINIR

Kaman yöresine yolunuz düşerse: her çeşit ceviz ürünü bulabilir ve tercihinize göre satın alabilirsiniz. Çünkü, burası tam bir ceviz diyarı.

GEZİLECEK YERLER

DADALOĞLU PARKI

İlçe merkezindedir. Parkın içinde, Dadaloğlu Anıtı var.

DADALOĞLU MEZARI

İlçe merkezinde, Dadaloğlu Kültür Parkının bulunduğu, Ziyarettepededir. Burada: Kaman Belediyesi tarafından yatırılmış, bir anıt mezar.

1785 yılında Kozan ilçesinde doğan ve göçebe olarak bir çok yerde yaşadıktan sonra, ömrünün son yıllarını Kaman’da geçiren ve burada ölen ünlü bir halk ozanıdır. Bu ünlü halk ozanının mensup olduğu Avşar Aşireti, günümüzde de, Kaman ilçesinin birçok köyünde varlıklarını sürdürmektedirler.

 

KALE HÖYÜK

İlçe merkezinin 3 km. doğusunda, Çağırkan Kasabasında, Kaman-Kırşehir kara yolu kenarındadır.

Kırşehir Kaman Kale Höyük

Burada, 1985 yılında Japonlar tarafından başlanılan kazılarda; Ortaçağ ve Frig uygarlıklarına ait 5 bin civarında tarihi eser bulunmuştur. Buradaki yerleşimin, MÖ. 3000 yıllarına kadar gittiği tahmin edilmektedir. Höyüğün, yüksekliği 20 metre ve çapı ise, 280 metredir. Höyükte, 4 yapı katı tespit edilmiştir. En erken yerleşim, erken Bronz çağına kadar uzanmaktadır.

Kırşehir Kaman Kale Höyük

Kasabada, bu höyük dışında: Japon bahçesi, suni göl ve yeşil alanlar var. Çünkü: bu höyükteki kazılar, 1986 yılından bu yana Japonlar tarafından yapılıyor. Hatta, bu kazıların onursal başkanı Japon Prensi Takahito Mikasa. Kazılar sonucu ortaya çıkarılan kalıntılar: günlük kullanıma ait çanak, çömlek ve ev aletleri ve takılardır. Bunlar, günümüzde Kırşehir Müzesinde sergileniyor.

Kırşehir Kaman Kale Höyük

Japon bahçesinin ismi: Mikasanomiya Anı bahçesi. Burası: 1986 yılında, Çağırkan kasabasında, Kalehöyük’te kazı çalışmalarının başlaması nedeniyle düzenlenmiştir. Ama: Shakkei tekniği yani çevreden ilham almak ve kaiyo stili yani bahçede değişik manzaraların dolaşılarak gösterilmesi teknikleri kullanılarak düzenlenmiştir. Buralarda: gezinti yapmak mümkün.

Kırşehir Kaman Kuş Kalesi

KUŞ KALESİ

İlçe merkezine 3 km. uzaklıktadır.

Hitit döneminde yapıldığı ve Bizans döneminde geliştirildiği düşünülen kale yapısı, günümüzde tarih severlerin ilgisini çekebilecek güzellikler ve özellikler sunuyor. Gidilip görülebilir.

Kırşehir Kaman Ömerhacılı Kalesi

ÖMERHACILI KALESİ

İlçe merkezine 12 km. uzaklıkta, Ömerhacılı kasabası yakınlarındaki Baran dağının, sarp ve dik yamaçlarına kurulmuştur. Roma ve Bizans döneminde yapılarak kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Kalede yaşayanların, asma merdivenler ya da gizli yollarla buraya ulaştıkları sanılıyor. Çünkü: günümüzde çevrede hiçbir basamaklı merdiven yapısı veya yol tespit edilememiştir.

Kırşehir Kaman Hirfanlı Baraj Gölü

HİRFANLI BARAJ GÖLÜ

İlçe merkezine 17 km. uzaklıktadır. Hirfanlı Baraj sosyal tesisleri ise, ilçe merkezine 19 km. uzaklıktadır. Yolu: ulaşım için gayet uygun. Bu baraj sosyal tesislerinin bulunduğu yerde: özellikle çamlıklar ve muhteşem bir göl/deniz manzarası izlemeniz mümkün. Çünkü, göl: deniz görünümü sunmaktadır. Ayrıca, burada lokanta, restoran ve plaj gibi tesisler bulunuyor.

Açıldığında Türkiye’nin en büyük, bugün ise dördüncü büyük barajıdır. Dolgu yüksekliği: 81 metredir. Baraj gölünün uzunluğu: 75 km. ve en geniş yeri: 15 km. dir. Göl: gerek bulunduğu bölgenin iklimini etkilemesi ve gerekse, bulundurduğu balıklar (sazan, kerevit, yayın gibi) ile yörede etkili olmaktadır.

Göl kıyısında: Büyük Oba isimli bir plaj bulunuyor. Bu plaj: 1960 yılında açılmış olup, soyunma kabinleri ve bir kafeterya bulundurmaktadır. Ayrıca, bu bölgede: özellikle yaz aylarında, piknik yapılmaktadır. Gölde, olta balıkçılığı yapmak da mümkün.

Kırıkkale tanıtımı.

Bala tanıtımı.

Kırşehir tanıtımı.

Kırşehir Çiçekdağı

Kırşehir Çiçekdağı: Güzel, şirin bir ilçe, Çiçekdağı eteklerinde, dağın ismini almış. Ben bu ismi duyunca, meşhur bir müzik eserini hatırlıyorum, sanırım sizler de aynı duyguyu paylaşıyorsunuzdur.

Kırşehir Çiçekdağı

ULAŞIM

Çiçekdağı, Kırşehir iline uzaklığı: 65 km. Kırşehir-Çiçekdağı arasında, 1300 metre yükseklikteki Çiçekdağı geçidi bulunuyor.

Çiçekdağı-Yerköy arasındaki uzaklık: 4 km. Çiçekdağı-Ankara arasındaki uzaklık: 187 km.

TARİH

1840’lı yıllarda, Çiçekdağı, Boyalık isimli bir köy olarak görünüyor Bu dönemde, Yozgat sancağına bağlı iken, daha sonraki süreçte Mecidiye adı ile yine Yozgat’a bağlı kalmıştır. 1855 yılında ise, Mecidiye sancağı ilçe olarak görülüyor. 1930 yılında yörenin ismi değiştirilmiş ve Çiçekdağı olmuştur.

Kırşehir Çiçekdağı

GENEL

Çiçekdağı, yüksek platoların kuzeye bakan yamacındaki bir yayla üzerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 936 metredir. Coğrafi konum açısından en büyük özelliği: hemen 4 km. uzaklıktaki Yozgat iline bağlı Yerköy ilçesiyle iç içe olmasıdır.

Yörede bulunan başlıca yükselti, aynı zamanda ilçeye de adını veren Çiçekdağı’dır. Rakımı: 1690 metredir.

İlçenin iklimi: karasal iklim hüküm sürmektedir. Buna göre, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı olarak geçer.

Yörede hakim bitki örtüsü: bozkır. İlkbaharda yağışlarla beraber yeşeren ve yaz kuraklığı ile sararan ot toplulukları. Yörenin en önemli ormanlık alanı: Çiçekdağı ve çevresindedir.

GEZİLECEK YERLER

Kırşehir Çiçekdağı Karakurt Kaplıcası

KARAKURT KAPLICASI

İl merkezinin 15 km. batısında, Karalar köyündedir. Kaplıca bölgesinin, tarihi süreç incelendiğinde, ilk kez, 1135 yılında, Selçuklular zamanında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Selçuklular döneminde yapılan kaplıca, türbe ve mescitten oluşan tesisler; günümüzde hemen yanlarına yapılan modern tesislerle birlikte görülebiliyor. Yeni yapılan tesiste, konaklama mümkün, 50 yatak var.

Kaplıca suyunun sıcaklığı, 50 derecedir. Romatizmal hastalıklar, sinir hastalıkları ve kadın hastalıklarının tedavisinde iyi geldiği söyleniyor. Burada, her mevsim hasta geliyor ve tedavi edilmeyen hastalık olmadığı söyleniyor.

Karakurt kaplıcası hakkında anlatılan efsaneye göre: Kırşehir beyinin oğlu, kötü bir hastalığa tutulur. Doktorlar ne yaptı ise, fayda etmez. Bunun üzerine Bey’in umudu kesilir ve “Bari, gözümün önünde öleceğine, götürün bir dağa bırakın, göz görmeyince gönül katlanır” demiş.

Bunun üzerine, çocuğu “Emirburnu dağı” eteklerine bırakırlar. Çocuk, başına gelecekleri beklerken, akşama doğru yanına bir kurt yaklaşır. Ama, bu kurdun, kemikleri karnına yapışmış, uyuzdan tüyleri  dökülmüş ve her tarafı yara-bere içindedir.

Kurt: sürüne sürüne buraya gelir ve dağın eteğindeki bataklıkta, çamura bulanır. Ertesi gün ve takip eden günlerde, kurt, yine bölgeye gelir ve bataklıktaki çamura bulanır ve bir süre sonra tamamen iyileşerek bölgeden uzaklaşır. Çocuk, kurdun her hareketini izlemiş ve bataklıktaki çamurda, bir şifa bulunduğuna inanmıştır. Bunun üzerine, kendisi de bataklıktaki çamura girer, bütün vücudunu çamurla sıvar.

Köşede, kaynayan sudan içer. Bir süre sonra: vücudunda bir canlılık hissetmeye başlar ve bu böyle devam ederken, tamamen iyileşerek ayağa kalkar. Kırşehir’in yolunu tutar, babasının kapısını çalar ve görenler şaşırır ve gözlerine inanamazlar.

Çocuk, olan-biteni çevresine anlatır ve babasını, aynı bataklığa, çamurun bulunduğu yere götürür. Babası: bataklığın üzerine bir kubbe ve yanına bir mescit yaptırır. Adına da, kurtun anısına “Karakurt Kaplıcası” ismini verir.

KARAKURTBABA KÜMBETİ

Kaplıcanın hemen yanında bulunuyor.

Kümbet: 1135 yılında, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından Kılıçaslan tarafından yaptırılmıştır. Dolayısıyla, Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşıyor. Ancak, kümbetin kitabesi yok. Karakurt Baba adına yaptırıldığı sanılıyor. Yapı: kesme taştan, Selçuklu mimari tarzında yapılmıştır. Kare kaide üzerine, sekiz köşelidir. En üstte, taş bir külah var. Türbenin hemen yanında, bir mescit bulunuyor.

BULAMAÇLI KAPLICASI

İlçe merkezinin 5 km. doğusundadır. Yol pek uygun değil. Rakımı: 842 metredir.

Kaplıca suyu içinde: sodyum klorür, bikarbonat ve radyum bulunduğu söyleniyor. Suyun sıcaklık derecesi, 42. Kaplıca suyunun iyi geldiği hastalıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, nevraljin, nevrit ve kadın hastalıkları. Burada, ayrıca: 20 yataklı bir konaklama tesisi bulunuyor.

Yerköy tanıtımı.

Yozgat tanıtımı.

Kırşehir tanıtımı.

 

Trabzon Arsin

Trabzon Arsin

Arsin, Trabzon il merkezine çok yakın. Deniz kıyısında, şirin ve yeşillikler içinde bir yerleşim yeri.

ULAŞIM

Trabzon’a 20 km. uzaklıkta. Trabzon ile arasında Yomra ilçesi var. Diğer yanında ise: Araklı.

Trabzon Arsin

TARİHİ

İlçe, burada yakın çevredeki diğer yerleşim birimleri gibi, Orta çağdan bu yana iskan olduğu düşünülen bir yer. Ama: herhangi bir antik kalıntı yok. Bölgenin genelinde olduğu üzere, 1461 yılında, Fatih Sultan Mehmet, burayı da Osmanlı topraklarına katıyor. Daha sonra ise, Rus işgali. Daha sonra, işgalden kurtuluş.

Arsin, kelime olarak: “temiz” ve “arınmış” anlamına geliyor. Bu kelimelerin temelinde ise, buranın plajları, ilçenin kıyılarındaki kumsalların temizliği ifade edilmek istenmiş.

Trabzon Arsin

GENEL

İlçe merkezi sahil kesiminde ve hafif meyilli bir arazi üzerinde kurulmuş. Karadeniz kıyında: 7 km. lik sahil şeridi var.

İklim özellikleri olarak: yazları serin, kışları ılık bir yapı hakim. Yani: ılıman iklim hakim. Bölgenin yüksek kesimleri ve vadiler; özellikle sonbahar ve yaz mevsimi başlangıcında, sürekli sisli.

İlçede: geçim kaynağı olarak: tarım ve balıkçılık öne çıkıyor. Tarım olarak: mısır, kuru fasulye, patates, lahana, patlıcan, biber, domates ve salatalık öne çıkıyor. Balıkçılık değerlendirildiğinde ise: denizden, mezgit, kefal, istavrit, hamsi, kalkan ve Yanbolu deresinde ise, doğal ortamda yetişen alabalık, bıyıklı sazan türü balıklar avlanıyor.

NE YENİR

Arsin ilçesinde, özellikle alabalık yemenizi öneriyorum. Çünkü: özellikle Yanbolu deresinin yukarı kesimlerinden yakalanan kırmızı benekli alabalık muhteşem bir lezzet.

Trabzon Arsin

TURİZM

Arsin ilçesinde: turizm denince, antik kalıntı beklememek gerek. Burada: doğal güzellikler, doğal plajlar öne çıkıyor. Özellikle: sahil boyunda yapılmış birçok turistik tesis var. Bunlarda: kamping için uygun alanlar bulmakta mümkün.

YANBOLU

İlçenin bütün turistik tesisleri burada konuşlandırılmış. Burada: Yanbolu deresi, denize dökülüyor.

Trabzon Arsin Santa Harabeleri

SANTA HARABELERİ

Dumanlı köyü sınırları içindedir. Bu yüzden: buraya Dumanlı harabeleri de deniliyor. Buraya ulaşmak için: Yanbolu deresi boyunca, yaklaşık 55 km. olan yolun 15. km. si stabilize ve diğer kısmı ise topraktır. Yani: zor bir ulaşım. Yaz mevsimi haricinde, araç trafiği yok.

Bir zamanların: madenci kasabası. Havzada mevcut: demir, kurşun ve kurşunla birlikte çıkarılan gümüş madenleri işletilmiş. Madenlerin verimli işletildiği: 16-18.yüzyıllar arasında, bölge önemli ölçüde gelişmiş ve ekonomik refaha kavuşmuş. Ancak: 19. yüzyıl başından itibaren madenler kapatılmaya başlanmış. Bunun üzerine: bölge de, tarım ve hayvancılık yapılmaya başlanmış.

1923 nüfus mübadelesi sonucu, boşaltılmış. Mübadele ile boşalan bölgedeki arazi ve binaları; hazineden satın alan çevre köylüleri yerleşmiş.

Kıyıdan 50 km. içeride, 1600 metre yüksekliktedir. Çevresi: çeşitli yükseltilerle çevrilmiştir. Bölgeye giriş, yalnızca kuzey kısımdandır. Bölge: dışa kapalı, kendi içinde su kaynağı ve tarıma elverişli bahçeleri ile öne çıkıyor.

3 yamaç üzerinde, 7 mahalle kurulmuş. İlk yerleşimcilerinin orta çağda olduğu düşünülen, bu yöre, eski bir Rum şehri. 19.yüzyılda, en parlak  dönemini yaşamış. Toplam nüfus: 5000 kişiye kadar ulaşmış.

Merkez mahallede: 8 kilise varmış. Ayrıca: birçok okul bulunuyormuş. Kiliselerden, günümüze yalnızca 5 tanesi ulaşmış. Rum taş işçiliğinin güzel örneklerini oluşturan evlerden ise, yalnızca 300 tanesi günümüze ulaşmış. Burada: demircilik ve gümüşçülük yapılmış. Ayrıca: kiremitcilik, taşçılık, terzilik te görülmüş.

Bugün, köyün bulunduğu yer, yayla olarak kullanılıyor. Köyde: yıl boyunca ikamet eden, yalnızca bir aile kalmış.

Santa çevresinde: büyük çoğunluğu, 19.yüzyıla ait, sanatsal değere sahip, birçok anıtsal dini ve sivil mimari yapı bulunuyor. Bunlar: taş ve ahşap malzeme kullanılarak inşa edilmiş. Zamanınız olursa, buraya gitmenizi öneriyorum. Fethiye’de ki Rum köyü gibi bir yer.

Ama özellikle: evlerin tümünün manzarasının bulunması ve yeşillikler içinde yerleşimleri, mimari açıdan mükemmel. İlginizi çekebilir. Ama, kesinlikle yolunun berbat olduğunu mutlaka göze almanız gerekiyor. Rezalet bir yol var.