Malezya Perak

Malezya Perak

Eyalet isminin kelime anlamı “gümüş” demektir. Yani “kalay” madeninden gelmektedir.

Perak eyaleti: Malezya ülkesinin batısında, ülkenin ikinci büyük eyaletidir ve Tayland sınırına kadar olan yaklaşık 21 bin km karelik alanı kaplar. Eyaletin kuzeyinde “Tayland” ülkesi bulunur.

Ülkenin zenginliğinin başlıca kaynağı olan “kalay” burada çıkarılır. Bu yüzden: bölge bir zamanlar Çinlilerin göçmen akınına uğraşım ve güçlü devletlerin çıkar mücadelelerine sahne olmuştur. Kalay madeninden elde edilen servet: eyaletin hemen hemen her yerinde görülecektir, özellikle tarihi binaların yapımı için harcanmıştır. Kalay endüstrisi: sömürge döneminde en üst seviyeye çıkmış, ancak sanayi devriminin ardından 1980’lerde kalay ekonomisi çökmüş ve birçok kalay madeni kapatılmıştır.

Eyalette iki şehir önem kazanmaktadır. Bunlar tarihi özellikleri nedeniyle “Taiping” (eski ismi Larut) ve kalay madeni nedeniyle zenginleşen Ipoh şehridir. Eyaletin başkenti ise “Kuala Kangsar” şehridir. Perak Sultanları, 15.yüzyıldan bu yana bu şehirde yaşamaktadırlar .

Eyalet bölgesinde, özellikle geceler serindir ve sık yağmur yağar, gündüzler ise sıcak ve güneşlidir. Genellikle nem oranı fazladır.

Malezya Perak İpoh Şehri

 

IPOH ŞEHRİ

Perak eyaletinin başkenti olan şehir “Kuala Lumpur” şehrinin 220 km kuzeyinde, Kinta nehri kıyısındadır. Ülkenin üçüncü büyük şehridir. Şehirde 710 bin kişi yaşamaktadır. Bunların % 70 bölümü Çin menşeelidir.

27 Mayıs 1988 tarihinde Perak Sultanı Azlan Şah tarafından buraya şehir statüsü verilmiştir.

19.yüzyıl içinde geliştirilen ve 1950’lerde doruğa yükselen uykulu kasaba: kalay ve kalay madenciliğine dayalı sanayi patlaması sırasında yapılan büyük servetler nedeniyle bir zamanlar milyonerler şehri olarak biliniyormuş. Kalay cevherinin çıkarılması için kullanılan dev madencilik pompalarına atıfta bulunan yerel Çinliler, şehre günümüze kadar “Paloh” demektedirler.

Begonvil çiçeği şehrin simgesidir. Şehrin merkez ve tepeleri bu çiçekle çevrilidir.

Şehir “Old Town” ve “New Town” olmak üzere iki bölüme ayrılır. Bu iki ana bölüm “Kinta nehri” tarafından bölünür. Eski şehir: hükümet binaları, dükkan, bir sürü konut ve tarihi yerlerden oluşan yaşlı ve  savaş öncesi mimariyi içerir. Tarihi yapılar halen vardır ve işlevlerini sürdürmektedirler.

Öte yandan: şehir güzel konaklama tesisleri ve Çin restoranları ve Çin yemekleriyle ünlüdür. Özellikle: buraya yolunuz  düşerse tatmanızı önereceğim yerel lezzetler şunlardır: tuzlu tavuk, fasulye filizi ve tavuk, yumurtalı tart, taro puff, LorMai Kai.

Malezya Perak Tren İstasyonu

Tren İstasyonu

Sömürge döneminin güzel mimari etkileri görülen bu bina, halk arasında “Taç Mahal” olarak bilinir. Bu cazip sömürge binası Hubback tarafından tasarlanmıştır. Başlangıçta hastane olması düşünülüyormuş. İstasyonun uzak tarafından bir Hindu tapınağı bulunur. Tren istasyonunun hemen önündeki meydanda bir “Ipoh” ağacı bulunur ve şehir ismini bu ağaçtan almıştır. Ayrıca yine burada her iki savaşta ölenler anısına bir savaş anıtı bulunur. Özellikle akşam saatlerinde istasyonun önündeki meydanda bulunan havuzda, ışık ve su gösterisi yapılmaktadır.

İstasyonun hemen yanındaki “Majestik Station Hotel” özellikle Mağribi mimari etkisiyle dikkat çeker ve 1935 yılında tren istasyonu ile birlikte açılmıştır.

Malezya Perak Saat Kulesi

Saat Kulesi

Old Town bölgesindedir.

11 Şubat 1875 tarihinde bir suikast sonucu öldürülen İngiliz devletinin Perak temsilcisi James Birch anısına yapılmıştır. Bu yüzden saat kulesi “Birch Anıtı” olarak bilinir. Kendisi: yıkanırken kızgın bir Malay şefi tarafından öldürülmüştür. Bu olay: 3 yıllık bir savaşın çıkmasına neden olmuştur ve ardından İngilizler kontrolü ele geçirmiştir.

Ipoh devlet camisi önündeki kule 1909 yılında, Londra şehrindeki Big Ben model alınarak yapılmıştır. Kulenin dört yanındaki dört panel İngiliz egemenliği hakkında iyi şeyleri sembolize etmektedir. Bunlar: kılıç, kalkan, sadakat, adalet.

Saatin frizlerinde: Musa, Budha, Shakespeare, Charles Darwin gibi ünlü tarihi figürler bulunmaktadır. Bu medeniyet panelinde: camisine bakan bir peygamber görüntüsü yapılmış, ancak peygamber tasviri Müslümanların kabul etmemesi üzerine 1990 yılında boyanarak kapatılmıştır.

Malezya Perak Geologicam Museum-Yer Bilimleri Müzesi

Geologicam Museum-Yer Bilimleri Müzesi

Jalan Sultan Azlan Shah adresinde Ipoh Royal Golf Club yakınında bulunan burası: kalay madenciliği hakkında bilgilerle doludur. Müze binası ilk kral İdris Şah zamanında Temmuz 1955-1957 yılında yapılmıştır ve Iverson tarafından tasarlanmıştır.

Müzede: Perak bölgesinin zengin cevher, fosil ve mineral çeşitliliği ve kalay çıkarılmasında kullanılan teknikler, cihazlar, aletler sergilenmektedir. Müzede: 150 kaya örneği, 200 fosil ve 200 taşlar ve süsler olmak üzere 600 civarında farklı mineral, fosiller, kayalar ve değerli taşların örneklerinden oluşan bir koleksiyon bulunuyor.

Ayrıca, bu yöreyi en ünlü hale getiren kalay cevherlerinin koleksiyonu da bulunuyor. Mineral numuneleri: kendi yaşına göre kökenine uygun olarak kimya sınıflandırılmasına tabi tutulmuştur.

Birinci bölüm: toprak ve jeoloji süreçleri tarihi üzerinedir. Burada bir mağaranın küçük bir kopyası bulunur. Hemen ilerisinde kükreyen bir dinozorun kafasının animasyon modeli vardır. Ardından fosil bölümü görülüyor. Burada: taşlaşmış bir ağaç, kayalar, mineraller, kristaller ve taşlar görülüyor.

Burada tüm dünyadan numuneler bulunuyor. Minerallerin kullanımı sonrasında,  teneke ve kömür madenciliği bölümü başlıyor. Ardından maden arama ve deniz jeoloji faaliyetleri, heyelan ve doğal jeolojik tehlikeler bölümü başlıyor.

Müzenin ülkede eğitim ve jeoloji öğrenme ve yer bilimleri merkezi olarak önemli rol oynadığı söyleniyor. Giriş ücretsizdir. Son bir not: müzeye girmeden önce bekçi evinde kaydınız yapılıyor ve ardından ayakkabılarınızı çıkarıp belirlenen kutulara koymanız gerekiyor.

 

Darul Ridzuan Museum

Old Town bölgesinde, Jalan Panglima adresindedir. Tren istasyonuna yakındır.

Bu müze: sömürge dönemindeki kalay zenginlerinin birinin evinde kurulmuştur. Ev 1920 yılı yapımıdır. Bahçesinde: II. Dünya savaşından kalma beton hava saldırısı sığınağı bulunmaktadır ki burası da görülebilmektedir.

Müzede: şehrin tarihine ve gelişimine ait nesneler sergilenmektedir. Ama Malezya’da kalay madenciliği eserlerinin ilginç koleksiyonu önem kazanmaktadır. Özellikle ormancılık ve kalay madencilik sanayinin geçmişi ekranlarda ve mekanik eserlerde gösterilmektedir.

Malezya Perak Teluk Intan

Teluk Intan

Bu yapı: İtalya-Pisa kulesi gibi eğri bir kuledir. Yapı: 25.5 metre yüksekliktedir ve pagoda tarzındaki yapı Leong Choon Chong isimli bir Çinli yüklenici tarafından 1885 yılında yapılmıştır. Yapının tabanı 43 metre çapındadır.

Bir zamanlar bitki örtüsü için su deposu olarak kullanılıyormuş. Yumuşak zemin ve su deposunun ağırlığı nedeniyle kulenin yana doğru yaslandığı düşünülmektedir.

Kule: sola doğru yatık görünümdedir. İnşaat detayları: ona sekiz farklı düzeyde içeren bir görünüm kazandırmaktadır. Ancak, bina yalnızca üç kata bölünmüştür. Her kat 5 metre yüksekliğindedir ve kulenin tepesine varmak için 110 adımlık merdiven tırmanmak gerekir.

Kulenin tepesinde büyük bir saat vardır ve aynı zamanda şehrin saat kulesi olarak da kullanılmaktadır. Saat Londra Benson firması tarafından yerel halk tarafından toplanan yardımlarla alınıp takılmıştır. Bina tuğla ve ahşaptandır.

 

Şehir Dışında Gezilecek Yerler

Malezya Perak Sam Poh Tong Temple

 

Sam Poh Tong Temple

Bu tapınak: 1926 yılında Çinli bir Budist rahip tarafından kurulmuştur. Şehir merkezinin 5 km güneyindedir. Gunun Rapat denilen yerdeki ünlü bir mağaradadır. Ülkenin en büyük mağara tapınağıdır. Sarkıt ve dikitler arasına yerleştirilmiştir çeşitli Budha heykelcikleri etkileyici sanat eseri görünümündedir.

Efsaneye göre: mağara Çinli bir keşiş tarafından 1890 yılında keşfedilmiş ve kendisi burayı ev ve meditasyon yeri olarak kullanmaya başlamıştır. Kendisi ölümüne kadar olan 20 yıllık süreçte burada yaşamıştır. Günümüzde ise, burada Budha için hayatlarını adamış rahipler yaşamaktadırlar. Sadece Japon işgali sırasında mağara Japonlar tarafından mühimmat deposu olarak kullanılmış ve ibadete ara verilmiştir.

Mevcut tapınak cephesi 1950’lere kadar ulaşmaktadır ve buraya 246 basamaklı bir merdiven tırmanılarak çıkılır. Mağara önündeki açıklıktan, çevrenin muhteşem bir manzarasını görebilirsiniz. Tapınağın diğer gözde yerlerinden birisi de, Japon sazan balıkları ve kaplumbağalarla dolu güzel bir Japon göletidir.

Gelelim tapınağın içine: tapınağın içinde insan ve doğanın sanat eserlerini görebilirsiniz. Bunlar arasında çeşitli formlarda ve dikitlerin ortasında oturan güzel oyma Budha heykelleri ilgi çeker. Özellikle, büyük ve karanlık mağaradaki 13 metrelik oturan Budha heykeli önem kazanır. Ama dediğim gibi, burada 40 civarında Budha heykeli bulunuyor.

Mağaranın dışındaki tporikal bahçe de güzeldir.

 

Gunnung Rapat

Burası ilk olarak 1890’lı yıllarda yapılmış olmasına rağmen, günümüzde görülen yapı 1950 yılı yapımıdır. Tapınağın ön cephesinde bir keşiş ve rahip gurubu yaşamaktadır.

Malezya Perak Kellie Castle

Kellie Castle

Şehir merkezinden12 km uzaklıkta Batu Gajar denilen yerdedir.

Yani yaklaşık 20 dakika yürüme mesafesindedir. Bu malikane, 1915-1920 yılları arasında, burada kauçuk plantasyonu işleten İskoçyalı William Kellie Smith için yapılmıştır. Ancak kendisi Portekiz’de ölünce yapı yarım kalmıştır.

William Kellie Smith’in ilginç bir hayat hikayesi bulunmaktadır. Kendisi 1890 yılında İskoçya’da evini terk etmiş, buralara gelmiş ve 900 dönümlük bir arazi satın alarak kauçuk ağacı ekimine başlamıştır.

Zamanla Smith’in zenginliği büyümüş ve 1903 yılında sevgilisi Agnes ile evlenmek için İskoçya’ya geri dönmüştür. Evlilik ardından karısı ve Helen isimli kızı ile birlikte Malezya’ya dönerler. 1915 yılında karısı Agnes, Anthony isimli bir oğlan doğurdu. Bunun üzerine Smith, kutlama için büyük bir kale inşaatı planlamaya başladı.

Çünkü: kendisi Hindu dinine ve Hindistan’a hayrandı ve onun yeni evinde birçok eleman çalışıyordu. Yapının tuğla ve kiremitleri Hindistan’dan ithal edildi. Ancak inşaat için Hint işçilerin yardımına ihtiyacı vardı.

Kellie kalesinin inşaatı 10 yıl sürecekti. Ancak, işçilerin çoğu İspanyol gribi nedeniyle 1920 yılının başında öldüler. Bunun üzerine, tanrı Mariamman için kalede bir tapınak inşa edildi. Tapınağın inşa nedeni: bir oğlunun olması nedeniyle tanrı Mariamman’a teşekkür etmek için bir yoldur.

Bunun üzerine: kendisi Hint çalışanlar için popüler bir kişi haline geldi. Bunun karşılığında onun işçileri beyaz elbiseli ve şapkalı bir Kellie heykeli diktiler. Tapınak hala duruyor ve ibadet için kullanılıyor.

Malezya ülkesinin ilk asansörü, Kellie kalesinde yapılmıştır. Asansör, çatı ile yeraltı tünelleri arasında çalıştırılmıştır.

Smith: 1926 yılında İngiltere’ye kızı ile birlikte kısa bir gezi yaptı. Kendisi yeni malikanesi için bir asansör almak için Portekiz-Lizbon şehrine uğradığında, Aralık 1926 yılında zatürre oldu ve öldü. Karısı Agnes: çocuklarını alarak İskoçya’ya geri döndü. Kaleyi ise, bir İngiliz şirketine sattı. Oğul Antony, Dünya Savaşında öldürüldü. Kızı Helen, asla kaleye geri dönmedi.

Biraz önce söylediğim gibi Kelly ölünce ve özellikle Dünya Savaşı sırasında; 1926 yılında yapım süreci yavaşladı ve sonunda Kellie kalesi asla tamamlanamadı.

Sözde perilidir ve keşfedilmemiş gizli geçitleri vardır. Son zamanlarda Perak Eyalet Hükümeti bu muhteşem yapıyı kurtarmak için çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Yapı 2000 yılında terk edilince restore edilmiştir. Burası 1999 yılında Jodie Foster’in oynadığı “Anna and the King” filminde kullanılmıştır.

 

TAİPİNG (LARUT) ŞEHRİ

Bu şehir Kuala Lumpur şehrine 30 dakika uzaklıktadır.

Şehrin isminin kelime anlamı “Edebi Barış” demektir. Çünkü: bu bölge kalay sanayini ele geçirmek için savaşan Çinli gizli örgütler arasında uzun süre kan davasına neden olmuştur ve bunun önlenmesi için diplomatik katkılar sunan İngilizler, şehre bu ismin verilmesini önermişlerdir. Sonuçta, bu örgütler 1874 yılında İngilizlerin araya girmesi ile çatışmaya son vermişlerdir.

Evet, Perak eyaletinin bu eski başkenti: bölgenin en fazla yağış alan yeri olanak bilinir. Bunun sonucunda: geniş caddeler boyunca gür ağaçlar sıralanır. Ayrıca: şehirde eski bir kalay madeni önem kazanmaktadır.

Bu maden: 1890 yılında terk edildiğinde, Chung Ken Kwee tarafından satın alınmış ve 64 hektarlık dev alanda “Taman Tasik Taiping” yani “Göl Bahçeleri” denilen park yapılmıştır. Göl bahçeleri, Bukit Larut-Maxwell Tepesi ve Hayvanat Bahçesi birbirlerine çok yakındır.

Malezya Perak Lake Garden-Göl Bahçeleri

 

Lake Garden-Göl Bahçeleri

Masjid Negara’nın batısındadır.

Terk edilmiş kalay madeni, kamu kullanımı için bir rekreasyon park olarak Çinli eski Perak Danıştay üyesi Chung Thye Phin tarafından bağışlanmıştır. 1884 yılında bahçelere: otlar, çiçekler ve ağaçlar dikilmiş ve bir kısmının çevresine çit çekilmiştir. Yol boyunca bahçelerin yakınına altın yağmur ağaçları dikilmiştir.

1888 yılında ise, 160 dönümlük site: sömürge döneminde İngiliz vali Albay Frank Swettenham tarafından düzenlenmiştir. Daha sonra Charles Compton Reade tarafından (1884-1933) geliştirilmiştir. Bahçeler 1880 yılında halkın ziyaretine açılmıştır.

Parkta: piknik yapmak, koşmak, ağaçların gölgesinde dinlenmek ve gölde (toplamda 8 tane gölet bulunur) sandalla gezi yapmak mümkündür.

Parkta: golf sahası (1995 yılında kapatılmıştır), gece safarisi turu düzenlenen küçük bir hayvanat bahçesi, günümüzde otel olarak kullanılan eski devlet konukevi, kelebek çiftliği, geyik parkı, orkide bahçesi ve kuş parkı bulunur.

Kuş parkında: binlerce kuş barınmaktadır. Ayrıca yine park alanı içinde: Planetarium ve IMAX sinema kompleksi bulunur.

Parkın kuzey bölümündeki tepede bir anıt görülür. Bronz heykellerden oluşan bu anıt: Felix Weldon tarafından yapılan “Tugu Negara” yani “Ulusal Anıt” olarak isimlendirilir. Önünde bir caminin bulunduğu havuzların ve fıskiyelerin ortasındadır. Anıtta: muzaffer bayraktar ve yaralı arkadaşlarına yardım eden  bir asker betimlenmiştir.

Burada, ayrıca İngiliz Ulusal Topluluğunun her iki dünya savaşında kaybettiği askerlerinin anısına “simgesel bir mezar” bulunur. Anıtın hemen batısında, park alanı dışında ise, 19.katlı “Parlimen Malaysia” binası görülür ve burada Senato ve Temsilciler Meclisi toplantıları yapılır.

Malezya Perak Tanah Perkuburan Perang Taiping-Perak Şehitliği

 

Tanah Perkuburan Perang Taiping-Perak Şehitliği

Göl bahçelerinin dışındaki bu mekan: Malezya yarımadasının Japonlarla yapılan Pasifik savaşındaki rolünü etkileyici biçimde sunmaktadır. Burada,  dünya savaşında öldürülen kişilerin mezarları bulunur.

Şehitlikte: mezar taşlarında yazıldığına göre, askerlerin birçoğu, görevlerinin ilk gününde, yani 8 Aralık 1941 gününde ölmüşlerdir. Bu askerler: Kraliyet Malay Alayları, Gurkhalar, Hintli, Avustralyalı, Kraliyet Hava Kuvvetlerine mensupturlar. Mezarlıkta tanımlanamayan 500 olmak üzere toplam 850 şehit gömülüdür.

Malezya Perak Bukit Larut-Maxwell Tepesi

 

Bukit Larut-Maxwell Tepesi

Şehrin 12 km kuzeyindedir ve burası genellikle bulutlarla sarılı, eski bir çay plantasyonudur. Oldukça güzel bir tepedir. Malezya ülkesinde, şehir merkezine bu kadar yakın bir tepe olması açısından önem kazanmaktadır.

Yükseklik 1035 metredir ve 1870’lerden bu yana burada istasyon kuruludur. İngiliz Vali Birch öldürüldükten sonra 1978 yılında Perak yardımcısı buraya atanır. Sir William George Maxwell buraya geldiği zaman, üst düzey subaylar ve aynı zamanda yetkililer ile tropik ısıdan  korunmak için burayı tercih ettiler. Burada birkaç tepe istasyonu kurulmasını düşündüler ancak bunların hiçbirine yeterli zaman yoktu ve kısa süre sonra burayı terk etti.

Çin yerel dilinde, burası “Kopi Şua” veya “Kahve Tepesi” olarak da bilinir. Burada bulunan devlet ormancılık departmanı sayesinde bölge modern gelişmenin saldırısından kurtulmuş ve doğal haliyle kalmıştır.

Buraya kamu  tarafından işletilen bir jeep ile çıkılıyor hemen tepenin eteğinde bilet satın aldığınızda, bir jeepe biniyorsunuz ve tepenin zirvesine kadar ulaşıyorsunuz. Özel araçların buraya çıkması yasaktır. Çünkü tehlikeli uçurumlar var ve deneyimsiz sürücüler burada kaza yapabilirler. Bu dört çeker araçların sürücüleri maksimum hızla tepeye ulaşırken, dik ve  rüzgarlı yollarda muhteşem heyecan yaşanıyor.

13 km lik yolculuk yaklaşık 30 dakika sürüyor. Bu araç yolu 1940 yılında yapılmıştır, eskiden zirveye at ile çıkılıyormuş. Hatta tepeye çıkmak için yol çalışmalarının Japon işgali sırasında savaş esirlerine yaptırıldığı söyleniyor.

Yol nihayet savaş esirlerinin çalışmaları sonucunda 1948 yılında açılmıştır. Eğer araç kullanmayacağım yürümek istiyorum derseniz, bu da mümkün, dayanma kabiliyetinize göre 3 ile 5 saat arasında zirveye çıkabilirsiniz. Yürüyerek çıkmak ücretsizdir.

Burada bulunan bungalovlarda konaklayabilirsiniz. Ayrıca birçok sömürge dönemi tipik konuk evleri bulunuyor. Bunlar bir oturma odası, bir yemek alanı, iki yatak odası ve iki banyodan oluşmaktadır.

Ancak burada herhangi bir satış yeri bulunmuyor ve bu yüzden kalmayı düşünenler her türlü gıda maddelerini yanlarında getirmelidirler. Bungalovların günlük kiralama bedelleri, lüksüne göre 120RM ile 300 RM arasında değişmektedir.

Tepede, aşağıda bütün Larut ovasını görebilirsiniz. Ayrıca kelebek ve kuş gözlemlemek de mümkündür. Geceleri sisli olur ve her türlü böcekler, ışık kaynaklarına toplanırlar.

Malezya Perak Hayvanat Bahçesi

Hayvanat Bahçesi

Hayvanat Bahçesi, Maxwell Tepesindedir. Yani Bukit Larut’tadır. Hayvanat bahçesinin girişinde güzel pembemsi renkli lotus
çiçeklerini görmeyi unutmayın.

Taiping hayvanat bahçesi, 1961 yılında kurulmuş, Malezyanın en eski hayvanat bahçesidir. 34 dönümlük alana yayılmıştır. Burada 180 türden yaklaşık 1300 hayvan bulunduğu söyleniyor. Bunlar arasında, kaplanlar, aslanlar, filler, su aygırları, zürafalar, orangutanlar, geyikler ve diğerleri sayılabilir.

Bu hayvanat bahçesinin en güzel yanı gece safarisi düzenlenmesidir. Gece safarisinde mini trene binilir ve biniş ücreti olarak ilaveten 5RM ödenir.

Giriş 13RM dir.

Malezya Perak Perak Museum

Perak Museum

İngiliz mimari stili görülen binada yerleşik müzede eski silahlar ve Malay yerlileri tarafından kullanılan aletler sergilenir. Müze, Malezya yarımadasının en eski müzesidir ve Sir Hugh Low tarafından kurulmuştur. Müze binası 1883-1886 yılları arasında tamamlanmıştır. 1900 yılında iki katlı bir uzantı eklenmiştir.

Ipoh şehrine 85 km ve Taiping şehrine 3 km uzaklıktadır. Müzeni koleksiyonunda bulunanlar: 5074 kültürel nesne, 523 doğa koleksiyonu ve 2877 çeşitli koleksiyon olmak üzere 8474 adettir. Özellikle doğal tarih, etnografya, zooloji ve jeoloji ağırlıklıdır.

 

Hapishane

Burası; II. Dünya savaşında işgal döneminde Japonlar tarafından kullanılmıştır. Ayrıca, olağanüstü durumlarda komünist gerillalar burada tutuklu kalmışlardır. Günümüzde Malezya’nın en ünlü mahkumları kalmaktadırlar.

Malay devletinin ilk daimi ceza infaz kurumlarından birisidir. Larut Savaşları sonrasında huzursuzluğu bastırmak için 1879 yılında inşa edilmiştir. Orijinal hapishane yalnızca 50 mahkum kapasitelidir. Duvarları 9 metre yüksekliktedir. Duvarların içinde bulunan binalar, yarısı tuğla ve yarısı ahşap olarak inşa edilmiştir. Ayrıca, bir hastane ve bir idari ofis binası bulunur.

Malezya Perak Pulau Pangkor Island

 

Pulau Pangkor Island

Burası, Malakka boğazındaki 9 adanın en büyüğüdür. Adalar üzerinde yalnızca iki tanesinde (Pulau Pangkor ve Pangkor Laut) yaşam bulunmaktadır.

Ada günümüzde yerel ve Singapurlu tatilciler için çok popülerdir. Okullar kapanınca ve resmi tatil günlerinde aşırı kalabalıktır.

Buraya ulaşım için: şehrin yaklaşık 50 km güneyinde ve Lumut denilen yerde: Pankor adası feribotuna binmek gerekir. Yolculuk yaklaşık 45 dakika sürer. Kuala Lumpur ile ada arasındaki ulaşım için 3 saat gerekir.

Adaya varıldığında, adadaki plajlarda çok sayıda su etkinliği yapıldığı görülür. Ayrıca orman yürüyüşleri de caziptir. Özellikle kuzeydeki “Pantai Puteri Dewi” yani “Güzel Prenses Plajı” geniş kumsalları ile ilgi çeker.

Öte yandan “Pangkor Laut Resort” denilen otel, Asya’nın en seçkin yerlerinden birisi olarak özellikle zengin ziyaretçileri kendisine çeker. Feribot iskelesinden buraya taksi ile 15-45RM arasında ulaşım mümkündür. Çünkü burada taksiler pazarlığa tabidir. Burada yani adada bisiklete binmek mümkündür, ama çevrede çok sayıda köpek var, bu da bisiklete binerken ürkütüyor.

Adada, bir de “Hollanda Fort” denilen kale kalıntısı bulunuyor. Burası merkeze yürüme mesafesindedir, yaklaşık 3 km. dir. Kale, 1670 yılında inşa edilmiştir. İlk yapıldığında kale duvarlarının yaklaşık 30 metreye kadar çıktığı söylenir.

Güçlü bir platform üzerine 10-12 top monte edilmiştir. Vali ve yaklaşık 20-30 kadar asker burada yaşıyormuş. Kalenin yapılış amacı elbette kazançlı kalay ticaretini denetlemektir ancak yine de kalay kaçakçılığı devam etmiştir. Hollandalılar bölgeyi terk edince, yerel müze müdürlüğü kaleyi yeniden açmak için bir vakıf kurmuştur.

Kaleye ulaşmak için, Tiger Rock denilen bir sığınağın yanından geçmek gerekiyor. Tiger Rock: Hollanda döneminden kalma oyma büyük bir kayadır. Kaya üzerinde kaplan oyması görülür. Halk kayaya “Batu Bersurat” demektedir. Kayanın bulunduğu “Tiger Rock Resort”: ada üzerinde 12.5 dönümlük bakir ormanın en iyi muhafaza edilmiş parçasıdır.

Ama buranın en büyük özelliği “tuzlanmış balık” tır yani insanlar buraya tuzlanmış balık yemeye giderler. Bölge insanı bu lezzete inanılmaz tutkundur. Ayrıca kurutulmuş karides de gözdedir. Günümüzde adayı ziyaret ederseniz, ana köyün etrafında yürüyüş yapabilirsiniz, buralarda çoğunlukla deniz ürünleri satılan dükkanlar bulabilirsiniz.

Malezya Perak Kuala Kangsar Şehri

KUALA KANGSAR ŞEHRİ

Günümüz öncesindeki 500 yıl süresince, Perak Sultanları burada ikamet etmişlerdir ve burası Ipoh şehir merkezinden 50 km uzaklıkta, Perak nehri düzlüğünde kurulmuştur.

Malezya ülkesindeki kauçuk endüstrisi: Hung Low denilen şahsın 1877 yılında burada 9 fide dikmesiyle birlikte, bu şehirde başlamıştır. Bu fidelerden bir tanesi; günümüzde halen Jalan Raja Bendahara’daki “Bölge Müdürlüğünde görülebilir. Sadece soylu Malay ailelerinin oğullarına açık olan Malay Kolejli de 1905 yılı yapımıdır.

Şehirde, iki kraliyet sarayı bulunur. İskandariah Sarayında, Perak devleti Sultanı ikamet etmektedir.

Malezya Perak İstana İskandariah

İstana İskandariah

Burası etkileyici bir taş yapıdır. İstana Kenangan ve Ubidiah camisine kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Burası Perak Sultanlarının resmi konutudur. Orijinal saray, büyük sel felaketinde yıkılınca, Mağribi tarzı bu saray, 1926 yılında inşa edilmiştir. Onun tarzı, Hindistan’ın kuzeyindeki sarayları andırmaktadır. 1984 yılında saray yeni eklentilerle büyütülmüştür. Sarayın çevresi ağaçlarla kaplıdır.

Malezya Perak Istana Kenangan

Istana Kenangan

Diğerinden daha etkileyici ve ahşap olan burası günümüzde kraliyet müzesi olarak kullanılmaktadır. Ahşap, sarı ve siyah boyalı yapı büyüleyicidir. Ubudiah camisine yürüme mesafesindedir.

Orijinal saray, 1926 yılındaki büyük sel sonrasında neredeyse yok olacak ölçüde harap olmuştur. Bunun üzerine daha yüksek bir yere, yeni bir saray inşa edilmiştir. Istana Iskandariah denilen bu yeni sarayın tamamlanması beklenirken, Istana Kenangan denilen harap yapı: Maha Mulia Sultanı Iskandar Shah için geçici kabir olarak düzenlenmiştir. Günümüzde ise, burası kraliyet ailesinin nesnelerine ait birkaç sergi ve Perak Kraliyet Müzesini barındırmaktadır.

Malezya Perak Istana Kota

 

Istana Kota

Perak Sultanına ait 1903 yılında inşa edilen bu eski bir sarayda günümüzde bir müze mevcuttur. Yapı: 1954 yılına kadar Sultanın konutu olarak kullanılmış ve ardından Eğitim Bakanlığı tarafından okul olarak kullanılmak üzere  devir alınmıştır. 1970 yılında bir kız okulu olarak kullanılan yapı; 2002 yılından sonra müze olarak düzenlenmiştir.

Müzede: Sultan Azlan Şah’ın kişisel bazı eşyaları sergilenmektedir. Ana binada, bir çeşmenin karşısındaki ayrı bir yerde sergilenen Sultan Azlan Şah’ın eşyaları arasında özellikle kendisi tarafından kullanılan kraliyet araçlarından Rolls Royce marka araç ilgi çekmektedir.

Ayrıca konvoyda kullanılan çeşitli devriye araçları da bulunur. Yine burada yabancı devlet adamlarından kendisine sunulan güneş gözlüğü, onun pasaportu, ehliyeti, üniversite cüppe ve ayakkabısı, spor malzemeleri,  takım elbisesi ve diğer giyim, tören kılıcı, yemek takımları ve onun kişisel koleksiyonunun parçaları görülebilir.

Malezya Perak Ubadiah Mosque

Ubadiah Mosque

Şehir merkezindeki bu en çarpıcı yapı: çimenlik bir tepe üzerinde yapılmıştır. Malezya’nın en güzel camilerinden biri olarak tanınır. Perak Sultanı Sultan İdris Murshidul Adzam Şah tarafından, 1911 tarihinde bir cami yapımı için Port Dickson denilen yer seçilmiştir. Onun çarpıcı tasarımı: İngiliz Hubbock tarafından sağlanmıştır.

Caminin büyük altın soğan kubbesi 1917 yılına kadar savaşlar ve çeşitli nedenlerle tamamlanamamıştır. Sultan İdris ise, caminin tamamlanmasını göremeden bir yıl önce vefat etmiştir.

Altın renkli bakır kubbesi ilgi çeker. Yapının inşasına 1917 yılında başlanmış, ancak çeşitli nedenlerle bir süre bitirilememiştir. Hatta, söylenenlere göre, bitirilememesinin bir nedeni de: Sultan İdris’in: fillerinden bir tanesinin mermer döşemelerde kontrolden çıkarak zarar vermesidir.

Müslüman olmayanlar camiyi ziyaret edemiyorlar.

Malezya Perak Malay Collage

Malay Collage

Şehir merkezinin hemen dışındaki, geniş bir arazi üzerindedir. Okul: 1904 yılında İngilizler tarafından kurulmuştur. Malay aristokrasinin çocukları burada eğitim görmüşlerdir. Okul İngiltere’de Eton ve Harrow gibi okullardan farklı olarak, erkekler arasında güçlü bağ oluşturmak için yalnızca erkek öğrencilere açılmıştır. Malay Koleji günümüzde de akademik eğitime devam etmektedir.

Malezya Perak Eski Kauçuk Ağacı

Eski Kauçuk Ağacı

Müzenin kapısının dışındaki bu ağaç, Malezya’nın 1900’lü yılların başında ekonomisinin seyrini değiştirmiştir. Buradaki ağaç, ülkede ekilen ilk ağaç olmasıyla önem kazanır. Otomobil endüstrisi batıda hızla gelişince, o zamanlar Perak İngiliz valisi Sir Hugh kauçuk ağaçlarının büyümesini teşvik etti. Kendisi de, Kuala Kangsar evinin bahçesinde bir dizi kauçuk ağacı dikti. O kauçuk ağaçlarından bir tanesi, günümüzde Jalan Raca Chulan ve Jalan Abdul Razak caddelerinin kesiştiği kasabanın ilçe ofisi yanında görülmektedir.

Malezya Perak

TAMAN NEGARA ULUSAL PARKI

Taman Negara: Malezya yarımadasının orta kesimindedir ve 4343 km karelik alanı kapsar. Park alanı: Pahang, Kelantan ve Terengganu eyaletlerinin ortak alanıdır. Park alanının üç girişi vardır. Bunlar: Kuala Tahan, Jerantut ve Sungai Relau’dadır.

Kuala Tahan: Kuala Lumpur şehrine yaklaşık 240 km uzaklıktadır ve 4 saat yolculuk gerekir.

Park merkezine ulaşmak için, Kuala Lumpur şehrinden bir tur işletmesinden park alanına giriş belgesi almanız gerekir. Bu giriş belgesini aldıktan sonra: Kuala Lumpur şehrinden yaklaşık 300 km kuzeydoğuda bulunan park alanına gidebilirsiniz. Veya alternatif bir yol olarak: Kuala Tembeling denilen yerden: motorlu ve uzun teknelerle 60 km yolculuk yaparak park alanına ulaşabilirsiniz.

Bana kalırsa, nehir üzerinden yapılacak bu yolculuğu tercih etmelisiniz. Çünkü, bu yolculukta park alanında yaşamalarına izin verilen tek topluluk olan nehir üzerinde ağlarını atan ve kontrol eden balıkçıları görebilirsiniz. Ayrıca: yine nehirde suya girip çıkan nehir kertenkeleleri, su mandaları ve nadir rastlanan su samurlarını görebilirsiniz. Ancak, unutmamak gerekir ki, bu nehir yolculuğu yaklaşık 3 saat sürmektedir.

Bu ulusal park alanında: yağmur ormanları, coşkun nehirleri ve Banjaran Titiwangsa’nın zirvelerini görebilirsiniz. Dünya üzerinde en iyi korunan tropik yağmur ormanları buradadır. Ülkede bozulmamış yağmur ormanlarının en kapsamlı korunan alanıdır. Bu yüzden, 1983 yılında burası koruma altına alınmıştır.

Ormanlar nemli ve ortalama gündüz 29-35 derece arasında ve gece 26-29 derece arasındadır. Isı farkları yağış ve güneş ışığı miktarına bağlı olarak değişir. Ama Taman Negara her gün ortalama 12 saat güneş ışığı alır yani burayı ziyaret etmek için yanınıza hafif ve rahat giysiler almalısınız.

Öte yandan gölgelik patikalarda yürüyenler yağmurdan etkilenmezler. Ancak yoğun yağmur olduğunda bu gölgelik patika da 3-4 saat ziyarete kapatılmaktadır. Çoğu kez yağmur birkaç dakika içinde gelir ve gider ve ardından güneş açar.

Ayrıca, park alanında: çeşitli konaklama mekanları yani bungalovlar ve küçük kulübeler bulunur.

Park alanında: orman yürüyüşü yapabilirsiniz. Yürüyüş parkurları, levhalarla işaretlenmiştir. Ama, bu yürüyüş rotalarına rehberli turlarla çıkmak gerekir. Çeşitli gözlem yerlerine: gece ve gündüz turları düzenlenir.

 

Yağmur Ormanları

Buradaki yağmur ormanları “tualang” ağaçlarından meydana gelmiştir. Bu ağaç türü: 50 metreye kadar uzar ve Güneydoğu Asya’nın en yüksek ağaç türü olarak bilinir.

Ormanda bulunan egzotik meyveler arasında: durian, mango, rambutan ve yaban muzları ilgi çeker. Orman yürüyüşünde görebileceğiniz yaban hayvanları şunlardır: domuz kuyruklu makak, yaprak maymunları, sambar geyikleri, jibonlar, ağaç fareleri, uçan sincaplar.

Bu yaban hayatının büyük kısmını göremeseniz de: gizemli böceklerin ötüşleri, olağanüstü sesler, görünmeyen ama çevrenizde olduğunu hissettiğiniz yaban hayatı, bu yağmur ormanı yürüyüşlerini muhteşem keyifli hale getirir.

 

Malezya Eğlence

Malezya Eğlence

Büyük şehirler ve turistik bölgelerde Batı zevklerine uygun gece kulüpleri ve kokteyl salonları vardır. Caz ve popüler müzik sahneleri, daha çok Filipinli müzisyenlerin egemenliğindedir. Şarkıcılar günümüzün şarkılarını ve eskinin sevilen parçalarını yorumlarken, müzisyenler kendi yapıtları ve doğaçlamalarında son derece başarılıdırlar.

Malezya Eğlence

 

GELENEKSEL DANS VE TİYATRO

Malezya’nın geleneksel eğlencesi, çoğunlukla bir gündüz etkinliğidir. Kota Bharu ve Kuala Terengganu’daki turizm danışma ofislerinden programlar ve rezervasyon hakkında bilgi alabilirsiniz. Kuala Lumpur’daki Malaysie Tourism Offece’ten de etkinliklerle ilgili bilgi alabilirsiniz.

Malezya Eğlence

MAK YONG DANS TİYATROSU

Bu zarif yerel sanat dalı, 400 yıl önce bugün Güney Tayland’ın bir parçası olan Malay Pattani eyaletinde gelişti ve günümüzde sınırın diğer tarafında, Kelantan’da sürdürülmektedir. Belirli birkaç romantik temadan birinin dans, opera türünde şarkı söyleme ve şamatalı komik rutinlerin eşliğinde oynanmasından oluşur.

Sonuncusu, erkekler tarafından yapılırken, diğer bütün sanatçılar şık kıyafetlerine dikkat çeken kadınlardır. Rebah (bir tür kemençe), tawak-tawk (çanlar) ve gendang’dan (çitf başlı davullar) oluşan orkestra, belirgin biçimde, Ortadoğu tadında bir müzik çalar.

Wayang Kulit Gölge Oyunu

Gölge oyununun en gözde biçimi Wayang Siam’dır. Konusunu antik Hindu destanı Ramayana’dan alan oyun, Siyam’dan çok Malay kökenlidir. Hintli tüccarların, Hindu kültürünü yarımadaya getirdikleri dönemlerden (1.000 yıldan daha uzun bir zaman önce) kalmadır.

Prens Rama ile karısı Sita etrafında dönen hikayeler, hepsi sahnede figürlerle temsil edilen devleri, şeytan-kralları ve maymun savaşçıları içerir. Malay kültürü, geleneksel güzelliğiyle, aslında dramatik olan bu geleneksel sanata komik bir öğe katmıştır.

Küçük ahşap ve bambu sahne, direkler üzerinde kurulur. Figürler, çatıdan sarkan bir lambanın ışığıyla beyaz pamuklu kumaş üzerinde, keskin hatlı gölgeler düşürürler.

Obualar, davullar, çanlar ve büyük zilleri çalan müzisyenlerden oluşan orkestranın eşlik ettiği bir dalang (oynatıcı) bütün bölümleri canlandırıp farklı kişileri seslendirir ve sahnenin arkasından seyircilerin yaşını ve eğitimini değerlendirip buna göre oyunun içeriğini belirler.

Orijinal olarak bütün parlak renkli figürler inek, manda ya da keçi derisinden yapılırdı, ama bugün daha küçük roller için plastik ve selüloit kullanılmaktadır. Parlak renklerin, gölgelerin yoğunluğunu değiştirmek ve karakterlerin ayırt edilmesine yardımcı olmak için kullanıldığı söylenir.

İstanbul Şişli

İstanbul Şişli

İstanbul Şişli: Değerli okurlar, İstanbul merkezindeki Şişli ilçesini tanıtacak, bütünüyle tanıtacak bir yazı hazırlamak istedim, yaklaşık on günlük bir uğraşı ile sizlere aşağıdaki yazıyı hazırladım. Ancak ne yazık ki, bu yazıyı hazırlarken oldukça zorlandım, çünkü tarihi ve turistik yerlerle ilgili hiçbir tanıtım yazısı bulmak mümkün değildir.

İstanbul Şişli

İSTANBUL ŞİŞLİ

20 milyonluk İstanbul şehrinde yaşayan pek çok kişi, İstanbul’un yine pek çok semtini görmemiş iken, Şişli’yi görmeyen, buraya yolu düşmeyen İstanbullu yok gibidir. Bu yüzden, Şişli, bir anlamda İstanbul şehrinin kalbidir de denebilir.

İstanbul Şişli

TARİHİ

Yöredeki ilk yerleşim: 16’ncı yüzyılda “Tatavla” (günümüzdeki Kurtuluş) mahallesiyle başlar. Çünkü: Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) deniz fetihleri sırasında Ege ve Akdeniz adalarından esir alınan zanaatkar tutsaklar buraya getirilirmiş. Özellikle Haliç Tersanesinde çalıştırılmak için getirilen Rum denizciler buraya yerleştirilmişler ve burada bir Ortodoks cemaati oluşmuştur. Yine bu dönemlerde, Pera bölgesinde yaşayan Cenevizlilerin at ahırları burada bulunuyormuş ve bu yüzden, bölgeye “Tavla” ismi verilmiştir. Rumca bu kelimenin anlamı “at ahırı” demektir.

Osmanlı döneminde, Sultan Abdülmecit zamanında: 1839-1859 yılları arasında ülkeye gelen göçmenlerin birçoğu yerleşim yerinin kuzeyinde bulunan arpa tarlaları dutlukların bulunduğu bölgeye yerleştirilmiştir. Bunlar bölgeye padişahın adıyla yerleştikleri için, yerleştikleri yerin ismi de “Mecidiyeköy” olmuştur.

Şişli, 1954 yılında ilçe olmuştur. Ancak 1987 yılında Kağıthane ilçe olunca, burası ikiye bölünmüş ve bir kısım mahallesi Şişli’den ayrılarak Sarıyer’e bağlanmıştır.

Şişli adı nereden gelir. Burada bir zamanlar şişçilikle uğraşan bir ailenin konağı bulunmaktaymış ve bu konak “Şişçilerin Konağı” olarak isimlendirilir ve yörenin ismi de zaman içinde Şişli olarak anılmıştır.

İstanbul Şişli

GENEL

Denize sahili yoktur. Burada: çok sayıda tarihi eser, modern ticaret merkezleri, kültür ve sanat merkezleriyle iş yerleri bulunmaktadır. Bu yüzden, yörede çok az yeşil alan kalmıştır. Şişli ilçesinde 25 semt bulunmaktadır ve bunların birçoğu şehir merkezi konumundadır.

İstanbul Şişli

ŞİŞLİ MERKEZ

İstanbul Şişli Camisi

ŞİŞLİ CAMİSİ:

Şişli ilçesinin merkezindedir. Halaskargazi caddesine oldukça yakındır. 1949 yılında yapılmıştır. Özellikle: halkın yardımlarıyla yapılan ilk cami olarak önem kazanmaktadır. Mimari olarak: Klasik Osmanlı tarzını yansıtmaktadır.

İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi

ABİDE-İ HÜRRİYET CADDESİ:

Cadde: Abide-i Hürriyet Anıtından başlar ve Fransız Latin Katolik Mezarlığında biter.

İstanbul Şişli Abide-i Hürriyet Anıtı

ABİDE-İ HÜRRİYET ANITI:

Anıt: 1909-1911 yılları arasında, 31 Mart vakasında ölenlerin anısına tamamen mermerden yapılmıştır. Kağıthane vadisine hakim bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Anıt, açılan proje yarışmasını kazanan Mimar Muzaffer Bey’in eseridir.

31 Mart vakasında 71 asker ölmüştür. Ancak İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimleri de daha sonra buraya gömülmüştür. (Bunlar: Mithat Paşa, Talat Paşa, Enver Paşa, Mahmut Şevket Paşa)

Özelliği: Osmanlı döneminde dikilen ilk ulusal anıt olmasıdır. Zeminin girişinde küçük bir taç kapısı vardır. Üzerinde “Makber-i Şuheda-i Hürriyet” yazılıdır. Anıtta gövdenin ön yüzünde Sultan V Mehmet Reşat tuğrası görülür.

Osmanlı’da “özgürlük hareketinin simgesi” dir. Anıt havaya atış yapan bir top şeklinde düzenlenmiştir. Altında ise mescit bulunur. Buraya 18 basamaklı bir merdivenle inilir. Mihrap duvarlarının içinde, şehit askerlerin lahitleri vardır.

ŞİŞLİ KAYMAKAMLIĞI:

Abide-i Hürriyet caddesi üzerindedir.

HÜRRİYET PASAJI:

Abide-i Hürriyet caddesi üzerindedir.

ŞİŞLİ ERMENİ MEZARLIĞI:

Abide-i Hürriyet caddesindedir.

1865 yılında Osmanlı döneminde devlet tarafından tahsis edilen arazide açılmıştır. Mezarlığın kemerli ve görkemli kapısı, 1903 yılında Patrik Ormanyan tarafından tasarlanmış ve Mihran Kalfa tarafından yapılmıştır. Bakımı ve işletmesi Türkiye Ermenileri tarafından yapılmaktadır. Mezarlıkta bulunan birçok hoş görünüşlü mezar taşı, ziyaretçilerin dikkatini çeker. Mezarlıkta Türkiye Ermenilerinin mezarları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: Oyuncu Toto Karaca, Müzisyen Onno Tunç, Oyuncu Nubar Terziyan, Gazeteci Ara Güler.

İNÖNÜ

Mahallenin kuzeyinde Halkalı, Batısında Söğütlüçeşme, Güneyinde Tevfikbey ve Doğusunda Yenibosna bulunmaktadır.

ELMADAĞ:

İnönü ve Harbiye Mahalleleri arasında kuruludur. Taksim meydanına yakındır. Mahallede: Divan Oteli, Ritz Carlton Oteli, Süzer Plaza, Avustralya Başkonsolosluğu ve Surp Agop Hastanesi gibi yerler bulunmaktadır.

Elmadağ Caddesi:

Merkezinde “Elmadağ Caddesi” vardır. Cadde: Eskişehir ve Yenişehir mahalleleri arasında, Dolapdere caddesine kadar uzanır. Uzunluğu 500 metredir. Elmadağ caddesi üzerindeki en önemli konut, yüzyıllık Arif Paşa Apartmanıdır.

İstanbul Şişli Surp Agop Hastanesi

Surp Agop Hastanesi:

25 Aralık 1831 tarihinde, Tophane Amiri Müşiri Halil Paşa ve Galata Kadısının izin yazılarına dayanılarak, Padişah Fermanı (Sultan II Mahmut) ile kilise ve hastane yapımına başlanmıştır.

İstanbul’da çıkan veba ve kolera salgınlarında: Vosgeperan kilisesi bünyesinde kurulmuş olan ve daha ziyade bakımevi gibi çalışan Vosgeperan Hastanesinde, hastaların tedavisinin sakıncalı olacağı düşünüldüğünden; Pangaltı’da Surp Agop Mızpna Patrik adına bir hastane kurulmasına karar verilmiştir. Bugünkü hastane ve çevresindeki binaların bulunduğu arsa, cemaatin yardımı ile 1836 yılında satın alınmıştır. İlk olarak çadır hastanesi kurularak: kolera ve veba hastalarının tedavisi yapılmış ve salgının durdurulmasına gayret edilmiştir.

Son aldığım bilgiye göre: yeni yapılacak Surp Agop Hastanesinin temeli atılmıştır. Hastane ve yaşlı bakımevi olarak hizmet verecektir.

Ermeni Katolik Surp Agop Hastanesi Vakfı:

Vakfın merkezi, İnönü Mahallesi Surp Agop Apartmanındadır. Azınlık vakıflarına ait malların iade edilmesiyle Ermeni Katolik Surp Agop Hastanesi Vakfı yeni girişimler peşindedir. Bu vakfın 15 dönümlük arazisi içinde: 1987 yılında yanan Şan Tiyatrosu bulunmaktadır. Bu araziye “Şancity” isimli bir proje hazırlandığı söyleniyor. Bu projeye göre: vakfın arazisine 5 yıldızlı bir otel, alışveriş merkezi, kongre ve kültür merkezi yapılacakmış. Ayrıca: mevcut Ermeni Hastanesi yenilenecek, huzurevi ise yıkılıp yenisi yapılacakmış.

İstanbul Şişli Süzer Plaza-Gökkafes

Süzer Plaza-Gökkafes:

Süzer Plaza ismi halk arasında “Gökkafes” olarak bilinir. Yapı: 1989 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından “İstanbul’un bağrına saplanmış hançer” olarak nitelendirildi.

Çünkü kentin silüetini bozmuştur. Uzun uğraşılardan sonra 1983 yılında temeli atılan bina 18 yıl sonra 2000 yılında tamamlandı ve kullanıma açıldı. Bina hakkındaki en büyük eleştiri, yeşil alan olarak ayrılmış yerde yapılmış olmasıdır. Binanın uzunluğu 153,6 metredir. 34 katlıdır. Binada: konut, ofis ve bir de otel bulunmaktadır.

Sıraevler:

Beşiktaş ilçesinde Akaretler’de bulunan tarihi sıraevler de Ermeni Vakfının malıdır. Bu evler restore edilecek, üst katları ofis ve alt katları ticari ünite olacakmış. Sıraevler’de yaşayanlar ise, Şişli’de yapılan yeni apartmana taşınacaklarmış.

İstanbul Şişli Tezveren Baba Türbesi

TEZVEREN BABA TÜRBESİ:

İnönü Çarık Sokaktadır. İstanbul’da bununla birlikte 4 tane Tezveren Baba türbesi bulunduğu söyleniyor. Tezveren Baba: Osmanlı döneminde şehit düşmüş biridir. Rivayete göre: Tezveren Baba’nın ayakları yokmuş ve takunyaları elinde dolaşırmış. Türbenin içinden bu takunyaların tıkırtıları duyulurmuş. Günümüzde türbeyi ziyarete gelenler, yanlarında takunya getiriyorlar. Çünkü Tezveren Baba’ın ibrikten abdest aldığına inanılıyor.

HACI ARİF CAMİSİ:

İnönü Babil Sokaktadır.

FULYA

Nişantaşı-Şişli Merkez-Beşiktaş-Mecidiyeköy arasındadır. Mecidiyeköy’e oldukça yakındır. Dik yokuşlarıyla tanınır. Beşiktaş’tan yürünmez, Mecidiyeköy’e tırmanılmaz, her yere çok yakın gibi olsa da arabasız ulaşım zordur. Fulya isimli eski dere yatağı günümüzde yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır. Bu yüzden yağmur yağdığında Fulya deresi kendini gösterir. Fulya sınırları içinde bazı rezidanslar bulunmaktadır. Bunların başlıcaları: Polat Tower ve Şişli Plaza’dır.

İstanbul Şişli Polat Tower

Polat Tower:

Avrupa ve ülkemizin en büyük konut binalarından birisidir. 2002 yılında proje tamamlanmış ve yaşam başlamıştır.

İstanbul Şişli Polat Tower

Binanın yüksekliği 152.1 metredir. Burada: 42 kat ve 406 daire bulunmaktadır. Ayrıca 41 mağaza ve ofis vardır. Daireler 3.2 metre tavan yüksekliğine sahiptir.

Vital Fulya Plaza:

Fulya’da Doktorlar Vadisindedir. Burası hekim ve hastaların her türlü ihtiyaçlarını bulup satın alabilecekleri bir yerdir. Yani dünyanın en sağlıklı binasıdır. Yani, Türkiye’nin ilk doktor muayenehane plazasıdır.

İstanbul Şişli Kuştepe

KUŞTEPE

Mecidiyeköy, Şişli merkez ve İzzetpaşa mahalleleri arasındadır. Burada çoğunlukla Romanlar yaşamaktadır. Aynı zamanda gecekonduların yoğun olduğu bu bölgede, birkaç katlı evlerin arasına inşa edilen Trump Tower, oldukça tezat bir görüntü yaratır.

İstanbul Şişli Kuştepe

Koca bir alışveriş merkezinin arka sokağında bir gecekondu muhiti. Üst üste gecekondular, kat kat eski binalar, sokakta oynayan çocuklar, kapı önünde insanlar, işte Kuştepe.

İstanbul Şişli Kuştepe Trump Towers

Trump Towers:

Bu devasa yapı, Kuştepe Mecidiyeköy yolundadır. 2011 yılında hizmete girmiştir. Yapının projesinin mimarı Brigitte Weber’dir. Ankara’da bulunan Next Level alışveriş merkezi de aynı mimarın projesidir. İki kuleden oluşmaktadır. Kuştepe Futbol sahasının bulunduğu arsaya inşa edilen kulelerden bir tanesi: 39 katlı konut ve 37 katlı kule ise ofis kulesidir.

Ön kule konut ve arka kule ofis kulesi olarak tasarlanmıştır. 12 katlı bodrumun büyük bölümünde otopark ve alışveriş merkezi bulunur. Bina ana caddeden 30 metre geride, büyük bir podyum üzerindedir. Belli yerlerde, dışarıdan gün ışığı alabilmek için, alışveriş merkezi, zemin kat seviyesi ve altında oluşturulmuştur.  

İstanbul Şişli Kuştepe Trum Alışveriş Merkezi

Trump Alışveriş Merkezi:

Ayrıca 5 katlı alışveriş merkezi vardır. Burası podyumla bağlantılıdır. Podyum üzerinde: 6 bin metre karelik yeşil teras ve restoranlar bulunur. Alışveriş merkezinde: alışveriş mağazaları, yeme-içme alanları, sinema, tiyatro sahnesi, sergi salonu ve çocuklar için özel bir kat bulunmaktadır. Çocuklara özel tasarlanan bu katın büyüklüğü 9 bin metre karedir. Burada: çocuk mağazaları, çocuklara özel yeme-içme mekanları bulunmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin ilk çocuk şehri “KidzMondo” buradadır.

Trump Kültür ve Gösteri Merkezi:

Burası 500 seyirci kapasitelidir. Burada, tiyatro oyunları sergileniyor. Ayrıca: Trump Caddede, dev konserler düzenleniyor. Komplekste, 6 tane sinema salonu bulunuyor. Türkiye’nin en büyük kaçış oyunları merkezi Escapist de buradadır.

İstanbul Şişli Kuşhane İstanbul Bilgi Üniversitesi Kampüsü

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kampüsü:

İstanbul Bilgi Üniversitesi 7 Haziran 1996 tarihinde kurulmuştur. Üniversitenin 3 kampüsünden bir tanesi de Kuştepe Kampüsüdür. Bu kampüste İngilizce hazırlık sınıfları vardır.  Bunlar Dolapdere Kampüsünden buraya taşınmıştır. Bu kampüste: dil öğrenimine destek olacak şekilde bir merkez, geniş bir kütüphane ve donanımlı laboratuvarlar bulunmaktadır. Ayrıca: basketbol, voleybol, hentbol, kapalı salon futbolu, masa tenisi gibi sporların yapılabileceği tesisler bulunmaktadır. Kampüsün rengi: kiremit rengine yakın koyu kırmızıdır. Yeşil ağırlıklı tonlarda bulunmaktadır.

GÜLBAHAR

“Gülbağ” ismiyle de bilinmektedir. Mecidiyeköy semtine yakındır. Bu mahallenin en büyük özelliği ara sokakları ve yokuşlarıdır. Gecekondu bölgesi olmasına rağmen kentsel dönüşüme girmiştir. Günümüzde bitişik düzen gökdelenler daracık ve dik yokuşlu sokaklara eşlik ederler. Sokaklar dar ve araç doludur. Bir diğer özelliği, buraya İstanbul şehrinin “Harlem” mahallesi de denilmektedir, çünkü çok fazla miktarda zenci yoğunluğu vardır. Ayrıca “Asyalı” yoğunluğu da azımsanamaz. Özellikle Güney Koreliler vardır.

İstanbul Şişli Gülbahar Profilo Avm

Profilo Avm:

Gülbahar Cemal Sahir Sokaktadır. Profilo Fabrikasının eski yerine yapılmıştır.

1998 yılında hizmete girmiştir. Merkez, 117 bin metre karelik alana kurulmuştur. İki sokak ve cadde, üstten bir üst geçit ile Alışveriş Merkezi ve İş Merkezine bağlıdır. Bu üst geçit sadece alışveriş merkezi müşterileri tarafından kullanılıyor.

İstanbul Şişli Gülbahar Profilo Avm

Alışveriş merkezi ilk açıldığında oldukça şaşalı bir mekan iken, günümüzde yeni alışveriş merkezlerine karşı koyamamanın getirdiği sıkıntılarla uğraşır. Eski bir alışveriş merkezi olarak ilk yapıldığındaki halk ilgisini biraz yitirmiş görünüyor. Burada ayrıca “Profilo Kültür Merkezi” bulunuyor.

İstanbul Şişli 19 Mayıs

19 MAYIS

Bu mahalle, batısında Şişli Merkez ve doğusunda ise Fulya mahallesiyle çevrilidir. 19 Mayıs Caddesi: Şişli Migros önünden geçerek Fulya’ya iner. Caddede oldukça yoğun bir trafik vardır.

İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi

Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi:

Hastane, Sultan II Abdülhamit tarafından, difteriden (kuşpalazı) dolayı küçük yaşta ölen kızı Hatice Sultan’ın hatırasına 1898 yılında yaptırılan ilk çocuk hastanesidir. Ancak Balkan Savaşları, 1’nci Dünya Savaşı ve Kurtuluş savaşı yıllarında cephede yaralanan askerler burada tedavi edilmiştir. Hastane, 2003 yılına kadar 1’nci Ordu Komutanlığına bağlı 600 yataklı bir askeri hastane olarak hizmet vermiş, daha sonra ise 2016 yılında Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Daha sonra Kadın sağlığı ve doğum binaları ile Çocuk hastalıkları bölümleri Sarıyer ilçesindeki yeni binasına taşınmıştır.

İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Hastanesi Saat Kulesi

Hastanenin bahçesinde bir saat kulesi bulunmaktadır. Bu saat kulesi: 1907 yılında Padişah II Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Kule; Aronco tarafından tasarlanmış ve mimar Mahmut Şükrü Bey tarafından yapılmıştır.

İstanbul Şişli Türk Kalp Vakfı Sağlık Merkezi

Türk Kalp Vakfı Sağlık Merkezi:

19 Mayıs Mahallesi 19 Mayıs Caddesindedir. Türk Kalp Vakfı, 1975 yılında kurulmuştur. 2001 yılında ise Dünya Kalp Federasyonuna üye olmuştur. Buradaki Tıp Merkezinde, erken tanı hizmeti verilmektedir.

İstanbul Şişli Feriköy

FERİKÖY

Okmeydanı ve Osmanbey arasında kalır. İstanbul’un en yüksek noktalarından birisidir.

Semtin isminin kaynağı: 18’nci yüzyılda İstanbul’a gelen Fransız tüccar Mösyö Feri’ye Padişah Abdülmecid ve ardından gelen Abdülaziz, burada geniş topraklar verirler. O dönemde burada küçük bir Rum köyü (Aya Dimitri) bulunmaktadır. Mösyö Feri’nin bu bölgeden toprak sahibi olması ile, köyün ismi de değiştirilmiş ve “Feri’nin Köyü” olmuştur. Öte yandan: Ermenicede “Feri” kelimesinin anlamı “Yukarı” demektir. Yani “Feriköy” aynı zamanda “Yukarı Köy” demektir.

İstanbul Şişli Feriköy

Buranın en büyük özelliği: Müslüman ve gayrimüslümlerin bir arada yaşıyor olmasıdır. Çünkü burada çok sayıda: Rum ve Ermeni yaşamaktadır. Sonuç: bu semt aynı zamanda 6-7 Eylül 1955 olaylarının yaşandığı bir yer olarak hatıralarda yerini almıştır.

İstanbul Şişli Feriköy Antika Pazarı

Feriköy Antika Pazarı:

Burada: Pazartesi-Perşembe günleri sebze-meyve pazarı kuruluyor. Cumartesi günü organik Pazar, Pazar günü ise Antika Pazarı kuruluyor. Pazar günleri oldukça yoğundur, ancak Pazar yeri bağırma ve gürültü olmadığından yine de sakindir. Evet ne istiyorsanız burada bulabilirsiniz hem de fiyatları oldukça uygundur.

İstanbul Şişli Feriköy Antika Pazarı

En güzel tezgahlar lamba tezgahlarıdır. Burada değişik türlerden ve oldukça eski birçok avize ve lamba bulabilirsiniz. Ayrıca eski silahlar bölümü vardır. Eski para meraklıları için de birçok tezgahta eski para bulmak mümkündür.

İstanbul Şişli Feriköy Protestan Mezarlığı

Feriköy Protestan Mezarlığı:

Sultan I Abdülmecit döneminde, Osmanlı devleti zamanında en önemli ve önder Protestan ülkeler tarafından buradaki yeni Protestan mezarlık yeri bağışlanmıştır. Mezarlık kurulduğunda resmi adı “Evangelicorum Commüne Coemeterium” dur. Mezarlık 1859 yılında açılmıştır. Açılışından itibaren mezarlığa 5 bin insan gömülmüştür.

Ülkemizde, eski yabancı mezarlıkların kapanması ile, anıt değeri taşıyan Protestan mezarları buraya nakledilmiştir. 1965-1974 yılları arasında İzmir’de olan bazı mezarlar da buraya taşınmıştır. Çünkü anıt mezarların korunması düşünülmüş ve bu kültürel öğeler sağlıklı şekilde gelecek nesillere bırakılmak istenmiştir. Evet, 17’nci yüzyıldan kalma mezar taşları, mezarlığı açık bir cenaze müzesine dönüştürmüştür.

İstanbul Şişli Feriköy Mezarlığı

Feriköy Mezarlığı:

Okmeydanı ve Şişli arasındadır. Burada: sinema, tiyatro dünyasından ünlü sanatçılar ve bazı tanınmış siyasilerin mezarları bulunmaktadır.

Üstün Palmiye Pastanesi:

Feriköy Baruthane Caddesindedir. Paskalya döneminde önünde kuyruk olur. Ortodoksların ve Katoliklerin Paskalya dönemleri çakıştığında, ortalama 3 bin ton paskalya çöreği çıkarılıyor. Ayrıca likörlü çikolata yapılıyor ki, Türkiye’de sadece Baylan Pastanesi ve burası, likörlü çikolata üretmektedir. Ayrıca buranın büyük tavşan şeklindeki çikolataları da oldukça ünlüdür.

İstanbul Şişli Pangaltı

PANGALTI

1831 yılında Pera yangınına kadar, Taksim’in ilerisinde yerleşim yoktur. Yangının ardından halk o zamanlara kadar pek bilinmeyen ve kullanılmayan kırlara, yani bugünkü Pangaltı ve Harbiye taraflarına doğru yayılmaya başladı.

Öte yandan: 1800’lü yılların sonlarında, İstanbul’da İtalya’dan göç edenler ilk olarak bu semte yerleşmişlerdir. Yani, o yıllarda semtte: Rum, Ermeni ve Katolik İtalyanlar çoğunluktaydı.

1870’li yıllarda tamamen yeşillik olan bölgenin “Pangaltı” ismiyle anılmasının sebebi, İtalyan Giovanni Battista Pancaldi” dir.

Kendisi: aynı dönemde İtalya’da ailesini bırakarak Osmanlı’ya çalışmaya gelmiştir.

Taksim’in ötesinde, avcıların ve kıra pikniğe gelenlerin mola verdiği bir yer işletiyordu.

Bu bölgede yaşayanlar, kendi aralarında “Pancaldi’ye gidiyoruz” şeklinde konuşuyorlardı ve zamanla bu söz yörenin isminin “Pangaltı” olmasına sebep olmuştur. Hatta Pancaldi isimli bu İtalyan, yine söylentilere göre İtalya Bologna’da eşini bırakmış ve boşanmak istediği eşiyle yaptığı yazışmalarında sık sık “pancaldi” kelimesi geçmesi üzerine, yöreye “Pangaltı” ismi verilmiştir.

Yöreye bu ismin verilmesiyle ilgili bir söylenti daha vardır. Osmanbey’de ilk “Osmanlı Bankası” açılınca, yöre halkı buraya “Banka altı” ismini vermişler, bu isim zaman içinde “Panga altı” ve “Pangaltı” olarak değişerek günümüze ulaşmıştır. Söylenti o kadar çok ki, bir söylentiden daha söz edelim. Bir İtalyan bir zamanlar bu bölgede, bahçe içinde bir pastahane açmış ve özellikle “pane e galeti” isimli bir pastası bütün İstanbul’da çok meşhur olmuştur. İstanbul’un zenginleri, seçkin aileleri: güneşli günlerde kendi aralarında “hadi Pera’ya gidelim, pane e galeti” diyelim derlermiş ve bu isim zamanla yörenin “Pangaltı” olarak anılmasına sebep olmuştur.

1870’li yıllarda, İstanbul’un ilk belediye teşkilatı tarafından tasarlanmış ve ızgara sistemli olarak kurulmuştur. Günümüzde semt “Osmanbey-Harbiye-Dolapdere” üçgeninin ortasında kalır. Şişli ilçesinin ünlü: Ergenekon, Kurtuluş ve Bozkurt caddeleri bu semttedir.

MEŞRUTİYET

Mahallenin doğusunda Nişantaşı, batısında Osmanbey bulunmaktadır. Bu mahallede özellikle konfeksiyon mağazaları çoktur.

İstanbul Şişli Meşrutiyet Hamidiye Camisi

MEŞRUTİYET HAMİDİYE CAMİİ:

Valikonağı Caddesi Şehit İsmet Armağan sokaktadır. Cami 1895 yılında Padişah Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. İlk yapıldığında, yarı ahşap yarı kargir olarak inşa edilmiş küçük bir camidir. Caminin: mermerden yapılmış minber, mihrap ve kürsüsü altın varak tezhiplidir. Ancak daha sonraki süreçte çeşitli tadilatlar geçirmiştir.

İstanbul Şişli Mecidiyeköy

MECİDİYEKÖY

Padişah Abdülmecid döneminde: İstanbul’a sığınan göçmenlerin iskan edilmesi için yerleşimin kuzeydoğusunda bulunan arpa tarlaları ve dutluklar tahsis edilmiştir. Bu bölgeye de padişahın adına izafeten “Mecidiyeköy” ismi verilmiştir. Şehrin ticari olarak en gelişmiş bölgelerinden birisidir.

İstanbul Şişli Mecidiyeköy

Burada alışveriş için çeşitli mekanlar bulunmaktadır. Özellikle Boğaziçi köprüsünün bağlantı yolu olan ve Mecidiyeköy’den geçen D 100 çevre yolunun çevresi, tamamen iş yerleriyle doludur. Bilişim sektörünün birçok firması burada yerleşiktir. Ancak buranın en büyük özelliği yoğun trafiği ve kalabalığıdır. Ayrıca o kadar çok beton yapı vardır ki, bu beton yapılar yöreye beton grisi bir renk vermiştir. Bu üç husus, insanları Mecidiyeköy’den yıldırır.

Uzun süre Galatasaray Futbol Kulübünün maçlarını oynadığı Mecidiyeköy Stadyumu 2011 yılında yıkılmıştır.

İstanbul Şişli Cevahir Alışveriş Merkezi

Cevahir Alışveriş Merkezi:

Şişli ile Mecidiyeköy arasında, bir zamanların tramvay deposunun yerine inşa edilmiştir.

19 Mayıs Mahallesi Büyükdere Caddesindedir. Mecidiyeköy ve Şişli arasında merkezi bir konumda olması nedeniyle ulaşımı kolay ve bu yüzden çok fazla rağbet gören bir alışveriş merkezidir. İçeresinde metro durağı vardır. Taksim-Levent metrosu buradan geçer. 2005 yılında Avrupa ve Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezi olarak hizmete girmiştir.

İstanbul Şişli Cevahir Alışverşi Merkezi

Halen bir İngiliz şirket tarafından yönetilmektedir. 6 katlıdır. Toplam 300 civarında mağaza bulunmaktadır. Kapalı otoparkı ücretsizdir ve 2500 araç kapasitelidir. Alışveriş merkezinde vizyon filmlerin gösterildiği sinemalar bölümü, oldukça güzel bir yemek katı ve oyun park alanı olan Fanlab bulunmaktadır. Yemek katı oldukça geniştir. Ayrıca, yine içinde güçlü zincir markaların mağazaları bulunmaktadır.

Okan Üniversitesi Mecidiyeköy Kampüsü:

Avni Dilligil Sokaktadır. Kampüste: Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sürekli Eğitim Merkezi vardır.

İstanbul Şişli Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu

GÖNÜL ÜLKÜ-GAZANFER ÖZCAN TİYATROSU:

Mecidiyeköy Ortaklar Caddesi Bahçeler Sokak Efe Han Sanat Merkezindedir.

Tiyatro, 1972 yılında “Şişli Tiyatrosu” olarak kurulmuş ve faaliyete başlamıştır. Bir kış salonudur ve sırf tiyatro amaçlı olarak dizayn edilmiştir. 1974 yılında ise “Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu” olmuştur. Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan, 1974 yılından sonra takiben 21 yıl burada tiyatro oynamıştır. Salon: 2002-2008 yılları arasında Şişli Belediyesi tarafından işletilmiştir. 2008 yılında ise “Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu” adı altında faaliyetini sürdürmeye devam etmiştir. Ancak daha sonra finansal problemler nedeniyle kapılarını kapatmış ve satışa çıkarılmıştır. Bu arada, Gönül Ülkü, 2016 yılında 85 yaşında hayatını kaybetti. Gazanfer Özcan ise, 2009 yılında 78 yaşında hayatını kaybetti.

HARBİYE

Teşvikiye ve Halaskargazi semtleriyle komşudur. Taksim ve Şişli merkeze oldukça yakındır ve Şişli ilçesinin tarihi bölgelerinden birisidir. Semt ismini, 19’ncu yüzyılda burada bulunan “Harbiye Mektebi” nden almıştır.

İstanbul Şişli Taşkışla ve İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü

TAŞKIŞLA VE İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TAŞKIŞLA KAMPÜSÜ:

İstanbul Teknik Üniversitesinin Mimarlık Fakültesi, Harbiye Mahallesi Taşkışla Caddesindedir.

Taşkışla inşaatına başlama sebebi: Galatasaray’da ahşap bir binada bulunan “Mekteb-i Tıbbıye” okulunun eğitim görmesi için bir bina yapılmasıdır. Taşkışla Okul binasının temeli, Padişah Abdülmecid tarafından 1847 tarihinde atıldı. Ancak İngiliz Mimar Williams James Smith tarafından 1849 yılında inşaat tamamlandığında, buranın okul değil bir kışlaya dönüştürülmesine karar verildi.

Dikdörtgen planlı yapının ortasında, büyük bir avlu ve avlunun merkezide ise oval biçimli bir havuz vardır. Havuzun çevresinde ise ıhlamur ağaçları bulunur. Bina ise bodrum kat üstüne iki katlıdır. Köşelerindeki bölümler 3 katlı olarak düzenlenmiştir. Katlar birbirinden, yatay silmelerle, bütün pencereler de birer çift gömme ayakla ayrılmıştır. İkinci kat pencereleri, üçgen alınlıklarla taçlandırılmıştır.

1853-1856 yılları arasında Taşkışla, Kırım savaşında yaralanan Fransız askerleri için hastane olarak tahsis edildi. Yapı, Padişah Abdülaziz zamanında onarılmış ve yeniden Kışla olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1861 yılında yapılan onarım kitabesi, halen Taşkışla’da bulunmaktadır.

İstanbul Şişli Taşkışla ve İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla Kampüsü

1894 yılında Taşkışla depremden hasar görür. Balkan savaşları sırasında, yeniden geçici bir süre hastane olarak kullanılır. 1944 yılında ise İstanbul Teknik Üniversitesine tahsis edilir. Ardından, üniversitenin Rektörlük, Mimarlık ve İnşaat Fakülteleri buraya taşınır. Günümüzde burada bulunan bölümler şunlardır: Mimarlık Fakültesi, Güzel Sanatlar Bölümü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sürekli Eğitim Merkezidir.

İstanbul Şişli Harbiye Mektebi ve Askeri Müze

HARBİYE MEKTEBİ VE ASKERİ MÜZE

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

İstanbul Şişli Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı

LÜTFİ KIRDAR KONGRE VE SERGİ SARAYI

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı tanıtımı.

HARBİYE ORDUEVİ

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Harbiye Orduevi tanıtımı.

SAİNT ESPRİT KİLİSESİ

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Saint Esprit Kilisesi tanıtımı.

CEMİL TOPUZLU AÇIK HAVA  TİYATROSU

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Cemil Topuzlu açık hava tiyatrosu tanıtımı.

İSTANBUL HİLTON OTELİ

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

İstanbul Hilton Oteli tanıtımı.

CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU

Sitede başka bir yazıda tanıtılmıştır.

Cemal Reşit Rey Konser Salonu tanıtımı.

KURTULUŞ

Kurtuluş semti, günümüzde Taksim, Mecidiyeköy, Nişantaşı gibi şehrin önemli semtlerine yürüme mesafesindedir. Semtin eski ismi “Tatavla” dır. 1832 ve 1929 yıllarındaki büyük yangın sonrasında yangından kurtuluşun simgesi olarak semte “Kurtuluş” ismi verilmiştir. Tarihi süreçte, bu semt Rum, Yahudi ve Ermeniler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. İlk sakinleri Rumlardır. Çünkü Osmanlı döneminde, Sakız adasından gemi yapımında çalıştırılmak üzere getirilen esir 10 bin kadar Rum, buraya yerleştirilmiştir. Hatta, daha sonra takip eden süreçte, ticaret yapmak üzere gelen bazı İngilizler de buraya yerleştirilir.

“Tatavla” kelimesi Rumca “beygir ahırı” demektir. Bu yüzden, yörede eski tarihi binalar bulunmaktadır.

Son olarak, 1955 yılında 6-7 Eylül olaylarında, İstanbul’da gayrimüslimlerin yaşadığı diğer birçok yer gibi burası da saldırıya uğrar. Bunun sonucunda ise semtte yaşayanların büyük bir bölümü burayı terk ederler. Gelelim günümüze, günümüzde burada daha çok Ermeniler yaşıyorlar.

İstanbul Şişli Aya Dimitri Kilisesi

AYA DİMİTRİ KİLİSESİ:

Kurtuluş Son durakta, Dumlupınar Bulvarı üzerindedir. Rumlara aittir. Hangi yıl yapıldığı bilinmiyor. Ancak muhtemelen 16’ncı yüzyıl sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Yapının dış duvarında, mermer bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabeye göre, kilisenin 1726 yılında önemli bir tamirattan geçtiği yazılıdır. Kilisenin çan kulesi, 1857 yılından kalmadır. Kilise çanı ise, 1955 yılında yaptırılmıştır. Kilisenin bahçesinde ise, 1865 yılına kadar kullanılmış bir mezarlık bulunur.

İstanbul Şişli Aya Dimitri Kilisesi

Evet, günümüzde kilise özellikle sanatsal değeri ile önem kazanıyor. Mimarisi de göz doldurur. Özellikle dinsel ritüellerin yapıldığı naos kısmı oldukça güzeldir. Piskopos koltuğu ahşap oymalı ve altın kaplamalıdır. Vaaz kürsüsü de göz alıcıdır.

HALİDE EDİP ADIVAR SEMTİ:

Semt, Sıracevizler caddesinin arkasından başlar ve Okmeydanı’na kadar devam eder. Adını: Yazar Halide Edip Adıvar’dan alır. Tepelik bir alan üzerine kuruludur. Yokuşu olmayan sokağı yok denecek kadar azdır. Bu yüzden dükkanlar, düz olan mahallenin üst kısmında bulunmaktadır. Yani alışveriş yapmak istediğinizde ve mahallenin alt kısmında oturuyor iseniz dik yokuşlar çıkmak zorunda kalırsınız.

İstanbul Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi

NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİ:

Darülaceze Caddesi Boruçiçeği Sokaktadır. Kültür merkezinde: 300 seyirci kapasiteli bir tiyatro salonu, 150 seyirci kapasiteli Abidin Dino Salonu, Dans Stüdyosu, sergi salonları, kütüphane ve Nazım Hikmet’e ait eşyaların sergilendiği bir oda ve bir kafeterya bulunmaktadır.

HALİL RIFAT PAŞA SEMTİ:

Şişli ilçe merkezinin güney ucundadır.

İstanbul Şişli Perpa Ticaret Merkezi

PERPA TİCARET MERKEZİ:

Halil Rıfat Paşa Yüzer Havuz Sokaktadır. Şişli ve Taksim merkeze 10 dakika uzaklıktadır. Merkez: konumu, büyüklüğü, ekonomik işlevi ve barındırdığı insan sayısı ile dev bir yapıdır. 1986 yılında “Perşembe Pazarı” olarak bilinen bölge boşaltılmıştır. O bölgede bulunan esnaf ve tüccar, 1988 yılında inşaatı tamamlanan Perpa Ticaret merkezinde modern bir iş merkezine yerleştirilmiştir.

İstanbul Şişli Perpa Ticaret Merkezi

Ticaret merkezi A ve B blok olmak üzere birbirine bitişik iki bölüme ayrılmıştır. A blok aynı zamanda “Elektrokent” olarak da adlandırılır. 14 katlıdır. 4750 işyeri bulunmaktadır. İşyerlerinde yaklaşık 25 bin kişi çalışmaktadır.

İstanbul Şişli Perpa Ticaret Merkezi

Otoparkın araç kapasitesi 3500 araçtır. Merkez içindeki yaya yolu 46 kilometredir. Çevresinde ise 38 km araba yolu vardır.