İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi: Külliyenin bulunduğu 109 hektarlık alan: günümüzde Nişancı, Defterdar ve Düğmeciler Mahallelerinde kuruludur.

Külliye: Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinin hemen ardından yaptırılmıştır. (1489-1490)

Külliyede: Cami, medrese, imaret, türbe ve hamamdan oluşmaktadır. Ancak, külliye, türbenin inşa edilmesiyle başlamıştır.

1766 yılındaki depremde cami yıkılmıştır ve ardından tekrar yapılmıştır. Külliyenin diğer yapılarında da bazı değişikliklere gidilmiştir.

Sultan III Mustafa tarafından tamir ettirilmiş, ancak başarılı olunamamıştır. Sultan III Selim tarafından külliye yeniden yaptırılmıştır.

 

Ebu Eyyüb El-Ensari

Halk arasında “Eyüp Sultan” olarak tanınan bu sahabenin asıl adı “Halid bin Zeyd Ebu Eyyüp-el Ensari’dir. Kendisi: hicretten iki yıl önce, 621 yılında eşiyle birlikte Müslüman oldu. Medine şehrinin ileri gelen iki kabilesinden biri olan “Hazrec’in Neccaroğulları” kolunun reisiydi. Annesi, Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalip ile yakınlığı vardır.

Medine şehrinin yerlileri arasında ilk Müslüman olanlardandır.

Peygamberimiz Medine şehrine hicret ettiğinde, kendisini, herkes evinde ağırlamak istiyordu. Peygamberimiz, kimsenin kalbinin kırılmasını istemediğinden, devesini işaret ederek “Şu hayvanı kendi halinde bırakınız, kimin kapısında çökerse oraya misafir olacağız” demiştir.

Peygamberimizin devesi, Halid bin Zeyd Ebu Eyyüp el-Ensari’nin evinin önünde durdu ve bu evde yedi ay misafir kaldı.

Bu nedenle: Eyüp Sultan “Mihmandar-ı Nebi” unvanıyla anılır.

Bu ev: İslam’ın öğretildiği bir okul görevi gördü. Peygamberimiz, buradan kendi evine taşındıktan sonra da, zaman zaman bu evi ziyaret ederek ev sahiplerinin gönlünü aldı.

Eyüp Sultan, Peygamberimiz ile birlikte, İslam tarihindeki çok özel yeri olan Bedir, Uhud, Hendek, Hazbergazveleri, Mekke’nin fethi ve Huneyn başta olmak üzere, bütün savaşlara katıldı.

Savaşlarda zarar gelmemesi için, Peygamberimizin yanından hiç ayrılmazdı.

Bazen çadırın çevresinde, bütün geceyi nöbet tutarak geçirirdi.

Hatta, Peygamberimizin: Eyüp Sultan’ı nöbette görünce memnun olur ve şöyle dua ettiği söylenir.  “Allahım, beni korumak için sabaha kadar uykusuz kalan Ebu Eyyüp’u sen de dünya ve ahirette muhafaza buyur”

Eyüp Sultan, döneminin katiplerindendi. Peygamberimiz zamanında Kuran-ı Kerim ayetlerinin bir araya getirilmesi için hizmet etti.

Peygamberimizin vefatından sonra, Hz Ebubekir dönemindeki savaşlarda, Hz Ömer döneminde Suriye, Filistin, Mısır ve Kıbrıs seferlerine katıldı.

Hz Osman’ın şehit edilmesinden sonraki karışıklıklarda, iç savaşlarda Hz Ali’nin yanında yer aldı.

Hz Ali, Irak’a gittiğinde, devletin başkenti Medine’de yerine vekil olarak Eyüp Sultan’ı bırakırdı.

Cesur bir asker olan Halid bin Zeyd el-Ensari’nin katıldığı son sefer: Müslümanların ilk İstanbul kuşatmasıydı. Kendisi, ilerlemiş yaşına rağmen, fetih hadislerindeki müjdeye nail olma heyecanı ile doluydu.

Kendi arzusuyla, 80 yaşında iken 669 yılında, ordu ile birlikte İstanbul önlerine geldi ve kuşatmaya katıldı. Kuşatma sırasındaki çarpışmalarda, ordunun ön saflarında yer aldı.

Ancak bir dönem geldi, hastalandı. Ordunun komutanı olan Halife Yezid, ziyaretine gelerek bir arzusu olup olmadığını sorduğunda “Dünyanızdan bir şey istemiyorum.

Fakat beni düşman diyari içinde elinizden geldiği kadar ileriye doğru götürüp surların en yakın yerine defnedin, çünkü Resülullah’dan Konstantiniye surunun dibine salih bir kimsenin defin olacağını işittim, umarım o kişi ben olurum” dedi.

Evliya Çelebinin anlattığına göre, Ebu Eyyüp, iki kere İstanbul seferi yaptır. İkincisinde, Galata’yı fethetti. İstanbul’u a fethetmek üzere iken barış yapıldı. Ayasofya’da namaz kılıp Eğri kapıdan çıkarken Bizanslılar tarafından şehit edildi.

Evet; Eyüp Sultan, kuşatma devam ederken, 669 yılında vefat etti. Cenaze namazı kılındıktan sonra, vasiyeti üzerine bir askeri birlik tarafından, bugünkü yerine defnedildi. Bizanslılar, surların gerisinden bu manzarayı şaşkınlıkla izledi.

Buraya Peygamberimizin ve Müslümanların çok sevdiği bir kimsenin defnedildiğini öğrenen Bizans imparatoru, kuşatma bittikten sonra, Ebu Eyyüp’ü mezardan çıkarttırıp vahşi hayvanlara yem yapacağını söyledi. Bu habere, İslam ordusunun tepkisi çok sert oldu.

Bizans imparatoruna gönderilen cevapta “Böyle bir durumda kilise ve Hıristiyanların çok büyük zararlar göreceği” söylendi. Bunun üzerine Bizans İmparatoru, mezarı koruyacaklarına dair teminat verdi.

Fetihten Sonraki Dönem

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra, ilk iş olarak Eyüp el-Ensari’nin kabrinin yerinin bulunmasını istedi. Hocası Akşemsettin, Eyüp Sultan’ın kabrinin yerini rüyasında gördü. Buna göre, bir yer buldu ve orayı kazdırdığında, dört köşe, yeşil somaki mermer kabir bulundu.

Kabirdeki mermerin üzerinde “Haza kabri Eba Eyyübi Ensari” yani “Bu Eba Eyyüp’ün mezarıdır” yazılıydı. Taşı kaldırdılar ve içinde Eba Eyyüp’ün vücudu safran ile boyanmış bir kefen içerisinde ve sağ elinde tunç mühürle birlikte bulundu.

Fatih Sultan Mehmet 1458 yılında burada bir türbe, cami ve çevresinde külliyeye ait yapılar yaptırdı.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Türbesi

Eyüp Sultan Türbesi

Türbe: Osmanlı döneminde “Hazret-i Halid” ismiyle bilinmiştir. Günümüzde ise “Eyüp Sultan” olarak isimlendirilmektedir.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Türbesi

 

Türbe, ilk olarak Fatih Sultan Mehmet tarafından 1454-1455 yılları arasında yaptırılmıştır. Bu dönemde, yani ilk inşa edildiğinde, türbe: Eyüp Camiinin medreseli iç avlusunun tam ortasında bulunuyordu. Bu avlunun revakları arkasında ise, medrese öğrencilerinin odaları vardı.

Mimari özellikleri

Türbe kesme taştan yapılmıştır. Sekizgen bir yapıdır. Türbenin üzeri, çini kaplıdır. Her cephesinde altta sivri boşaltma kemerli dikdörtgen biçimli, üstte ise sivri kemerli pencereler bulunur. Ancak depremde yıkılan cami yenilenirken, Sultan III Selim tarafından, türbeyi de ilgilendiren bazı değişiklikler yapılmıştır.

1798-1800 yılları arasındaki bu düzenleme sırasında: caminin avlusu küçültülmüştür. Ayrıca avlunun revakları arasındaki medrese odaları da kaldırılmıştır.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Türbesi

Türbenin son durumu

Bu sırada: türbe, avlu dışında bırakılmıştır. Ancak türbenin mimari yapısına dokunulmamıştır. Tek kubbeli ve 8 köşeli türbe öylece kalmıştır.

Türbenin Kapıları

Türbenin tahta kapıları, Sultan I Abdülhamit tarafından tunçtan yaptırılmıştır. Kemerli kapı üzerindeki mermerde “Allah Muhammed, kelime-i tevhid” yazılıdır.

Ziyaret duvarı

Türbe avlu dışında kalınca, Sultan I Ahmet döneminde, türbenin ön kısmına bir ziyaret duvarı yaptırılır. Bu duvarın üzeri ise, çeşitli dönemlerle devşirme çinilerle süslenir.

Ayrıca: duvarın üzerinde, Sultan I Ahmet, Sultan I Mahmut ve Sultan III Selim tarafından yazılmış, bu mekanın kutsallığını belirten manzum kitabeler bulunmaktadır.

Türbe ile avlu arasında bağlantı sağlanması için, bu duvarın sol tarafına: Sultan I Ahmet döneminde, dökme tunç şebekeli bir hacet penceresi yaptırılır. (1613-1614)

Yine bu ziyaret duvarı üstünde, türbeye geçişi sağlayan bir kapı bulunur. Bu kapının üstüne: 1625 yılında, Şeyhülislam Hocazade Esad Efendi tarafından bir manzume yazılır.

Su kuyusu

Türbenin içinde duvar kenarında, sandukanın ayakucunda bir kuyu vardır. Bu kuyu, Sultan I Ahmet tarafından, 1607-1608 yılları arasında ihya edilmiştir. Söylentilere göre, bu kuyunun ayazma olarak “şifa kuyusu” olduğu yazılıdır.

Sancak-ı Şerif

Türbe içinde Sancak-ı Şerif muhafaza ediliyordu. Ancak, 1730 yılındaki Patrona Halil isyanında, isyancıların bunu almamaları için, Saraya Hırka-i Saadet Dairesine kaldırılmıştır. Günümüzde, türbe içinde Sancak-ı Şerif yoktur, sadece kılıfı bulunmaktadır.

Hz Muhammed ayak izi

Türbeye duvar içinde ayak izinin muhafaza edildiği bir hücre bulunmaktadır.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Türbesi

Sanduka ve Sanduka örtüsü

Türbede bulunan sanduka, Sultan III Selim döneminde (1792-1793) gümüş bir şebeke ile çevrilmiştir ve ayrıca türbenin pencere kanatları yenilenir.  

Sandukanın örtüsü: Sultan II Mahmut tarafından konmuştur. Sandukanın siyah atlas üzerine sarı simli bir örtüsü bulunur. Örtüsünün üzerindeki simle işlenmiş yazılar Mustafa Rami Efendi tarafından hatla işlenmiştir. Sandukanın üzerindeki dairevi kandillerde, 36 ayet, buhurdan ve zemzemiye vardır.

Şamdanlar

Sultan İbrahim tarafından, türbeye 4 büyük şamdan hediye edilir. (Bu şamdanlar günümüzde Topkapı Müzesine kaldırılmıştır.)

Kılıç kuşanma törenleri

Eyüp Sultan Hazretlerine verilen önemin, resmi boyutunu en üst seviyede gösteren olay Kılıç kuşanma törenidir. Osmanlı padişahları tahta çıktıklarında kılıç kuşanırlardı. Kılıç kuşanmak, iktidar değişikliğinin ve hükümdarlığın en önemli sembolüydü. İstanbul’un fethinden sonra, kılıç kuşanma törenleri, Fatih Sultan Mehmet tarafından başlatılan bir gelenek olarak: burada yapılmaya başlandı.

Padişahlar, Sinan Paşa Köşkünden kayıkla, Bostan iskelesine gelirler, buradaki camide iki rekat namaz kılarlar, Şeyhülislam tarafından kılıç kuşanırlardı. Akşemsettin, burada öğrencisi Fatih’in beline kılıcı bağlayıp, yeni fetihler için dua etmiştir. Bu gelenek son Osmanlı hükümdarlarına kadar devam etmiştir.

Türbenin onarımları

Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa zamanında türbenin onarımı yaptırılır ve gümüş parmaklık takılır.

 

Türbenin hemen yanına

1-Cami

2-Medrese

3-Hamam

4-İmaret inşa edilmiştir.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Camii
Eyüp Sultan Camii

Cami Kebir Sokaktadır.

Eyüp Sultan Camii, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1459 yılında yaptırılmıştır. Bunu belirten kitabe, cümle kapısı üstündedir. İstanbul ilinin ilk selatin (Sultan için yapılmış cami demektir) camisidir.

Düz bir zemine yaptırılan cami, bir kubbelidir. Hünkar mağfili: sağ taraftadır. Caminin: sağ ve solda 2 minaresi vardır. İç avludaki şadırvan havuzu: Çandarlı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Camii
Yeni Caminin Yapımı

1766 yılında, depremden sonra cami 1776 yılında Sadrazam Derviş Mehmet Paşa tarafından tamirata girişilmiştir. Ancak mimarların bir arada yaptıkları keşif neticesinde caminin temeline kadar yıkılıp yeniden yapılmasından başka çare bulunmadığı söylenince, 19 Mayıs 1798 tarihinde cami yıkılır, temeline kadar inilir ve yerine yapılan yeni cami, 7 Temmuz 1800 tarihinde tamamlanır.

Bu arada türbe de tamir edilir. Yeni cami, 25 Ekim 1800 günü selamlık töreni yapılarak ibadete açılır. Sultan III Selim tarafından yaptırılan yeni cami, tamamen eski camiden farklı mimariye sahiptir. Tek büyük kubbelidir.

Bunun çevresinde ise, 8 yarım kubbe ve köşelerde de 4 küçük kubbe vardır. Mihrap, eyvan şeklindedir. Minberi mermerdir.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Camii
Minareler

1724 yılında bütün selatin camilerinde, ramazanlarda mahya yapmak üzere ferman çıkmış ve bunun üzerine caminin minarelerinin boyları kısa olduğu için, ikişer şerefeli yeni minareler yaptırılmıştır. (Sultan III Ahmet döneminde, Damat İbrahim Paşa tarafından)

Yeni cami yapılırken, eski camiden sadece minareleri kalmıştır. Bu minareler: çift şerefeli ve zariftir. Sonraki süreçte, 1823 yılında, deniz tarafındaki minare, yıldırımda hasar gördüğü için yeniden inşa ettirilmiştir.

Cami avlunun ortasındaki Sofa

Avlunun ortasında; büyük bir çınar ağacı ve Sultan III Selim döneminde yaptırılan,  dikdörtgen bir sofa bulunmaktadır. (ölçüleri: 10,20 x 7.18 metredir.)

Evliya Çelebi notlarında avluda iki ulu çınar bulunduğu ve bunların Fatih Sultan Mehmet döneminde dikildiği belirtilmektedir. Ancak bu çınarlardan biri, 1910 yılında yaşlılığı sebebiyle yıkılmıştır, günümüzde tek çınar ağacı vardır.

Halkın inanışına göre Ebü Eyyüp el-Ensari’nin naaşı bu sofada yıkanmıştır. Bu yüzden sofanın çevresi parmaklıkla çevrilmiştir.

Bu sofada bulunan parmaklığın: dört köşesinde, süslemeli ve insan boyu hizasında, hacet çeşmeleri bulunmaktadır. Bunlara “kısmet çeşmeleri” de denir. Çünkü, inanışa göre, bu çeşmelerin etrafında dolanan genç kızların, kısmetlerinin açılacağına inanılmaktadır.

Yine sofada bulunan parmaklıkların üzerinde Mevlevi sikkeleri bulunur. Çünkü camiyi tamir ettirdikten sonra camiyi açıp namaz kılan Sultan III Selim, Mevlevidir. Caminin son tamiri: 1956-1958 yılları arasında Vakıflar İdaresi tarafından yaptırılmıştır.

Sebil

Avluda, türbenin önünde bulunan sebil: 1613 yılında Sultan I Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Mermerden sebil, üç pencerelidir.

İstanbul Eyüp Sultan Külliyesi Eyüp Sultan Hamam
Hamam

Hamam, Eyüp Sultan meydanında, kuzeybatı köşededir. Külliyenin hamamı, çifte hamam olarak tasarlanmıştır. Meydana cephelidir. Günümüze ulaşabilen hamam yapısı, en eski Osmanlı hamamlarındandır. Hamam yapısının üzerinde, iki tane hamam kubbe feneri bulunur.

Hamamın çinileri, yani günümüze ulaşmayan özgün camekanda bulunan ve 1570 yılına tarihlenen 24 adet İznik çinisinden oluşan pano: günümüzde kaçırılarak götürüldüğü İngiltere Victoria Albert Müzesindedir. Hamamın: soğukluk ve hararet kısımları günümüzde de kullanılıyor.

Eyüp Sultan Medresesi

Medrese hücreleri, Cami avlusunun iki tarafından sıralanmakta iken caminin yenilenmesi sırasında ortadan kaldırılmıştır. Günümüze ulaşmadığından ayrıntılı bilgi yoktur.

Aşhane-İmaret

Avlunun güneydoğu köşesindeki aşhane ve imaret bölümleri, uzun süre harap halde durduktan sonra, 1950’li yıllarda yıktırılmış ve bulundukları yer, meydana katılmıştır. Günümüze ulaşmadığında ayrıntılı bilgi yoktur.  

Eyüp Sultan Merkezi tanıtım yazısı

Eyüp sultan genel tanıtımı

Eyüp Sultan gezi planı

Eyüp sultan külliyesi tanıtımı ve gezi planı

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi

 

İstanbul Eyüp Semti Piyer Loti Tepesi;

Gerçek ismi “Louis Marien Julien Viaud” olan yazar, Fransız edebiyatının önemli yazarlarından birisidir. 1850-1923 yılları arasında yaşar.

Bir deniz subayıdır ve sayede Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerine gitme fırsatı bulur.

1867 yılındaki Okyanusya seferi sırasında, Büyük Okyanusta yetişen bir çiçeğin adı olan “Loti” takma adını almıştır. Romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatı buldu.

Loti: bir rastlantı sonucu İstanbul’u ziyaret eder. Osmanlı kültüründen çok etkilenir ve daha sonra defalarca buraya gelerek uzun süre şehirde yaşar. Eyüp sırtlarındaki tepede bu mekanı, 1876 yılında keşfeder. Burada: nargile içip, insanlarla sohbet eder. Türkçe konuşup, Türkçe şarkılar öğrenmiştir.

Osmanlı yaşam biçiminden çok etkilendi. I’nci Dünya Savaşı ve sonrasında Avrupalılar tarafından işgal edilen Anadolu insanının yanında bulundu ve bu insanların sempatisini kazandı. İşgal yıllarında, özellikle kendi ülkesi olan işgalci Fransa’yı oldukça ağır dillerle eleştirdi.

1879 yılında ilk romanı olan “Aziyede” yayınlanır. Bu romanında Osmanlı Türkiye’sinden kesitler verir. Romanı bugünkü Piyer Loti tepesinde yazdığı söylenir. Romana ismini veren Aziyade isimli bayanla, İstanbul’da tanışmıştır. Eserlerinde: aşkı, umutsuzluğu ve hayatın sonu ölümü anlatmıştır.

1886 yılında ise, İzlanda Balıkçısı isimli romanı yayınlandı.

Türkiye’yi ikinci vatana olarak gören Fransız yazar: o dönemde “Rabia Kadın Kahvesi” olarak isimlendirilen günümüzde ise kendi ismiyle anılan kahveye sık sık gelirmiş.

Buranın eski durumunu öğrenmek için Evliya Çelebi’nin gezi notlarına bakmak gerekir. Evliya Çelebi: yazılarında burayı “İdris Köşkü Mesiresi” olarak isimlendirmiştir.

Kendisi 1920 yılında “Türk dostu” olarak ilan edilmiştir.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi

 

PİYER LOTİ TEPESİ

Pierre Loti Tepesi, Eyüp Sultan Merkez Mahallededir. Pierre Loti tepesi, deniz seviyesinden yaklaşık 55 metre yüksekliktedir. Sonuç olarak, yaşadığı dönemde sık sık buraya gelen Pierre Loti nedeniyle, tepenin ismi Pierre Loti tepesi ve kahvenin ismi Piyer Loti Kahvesi olmuştur.

Zamanla, bu kahve şehirde yaşayan ünlü sanatçı ve ressamların uğrak yeri olur. Günümüzde Pierre Loti tepesi, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Çünkü: temiz havası, tarihi yapısı, muhteşem bir manzarası (Haliç ve Tavşan adası) ile İstanbul’un en güzel fotoğraf çekilebilecek yerlerinden birisidir.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesine nasıl gidilir

 

PİERRE LOTİ TEPESİNE NASIL GİDİLİR

Çeşitli alternatifler vardır.

Aracınız ile gitmek isterseniz, “Pierre Loti” tabelalarını takip ederek gidebilirsiniz ve hemen tepedeki otoparka aracınızı bırakabilirsiniz. Ücreti 10 TL. dir.

Yürüyerek Çıkma

Teleferikte saatlerce sıra beklememek isterseniz, Eyüp Sultan Camisinden sonra, mezarlık yolundan yaklaşık 15 dakika yürüyerek tepeye çıkabilirsiniz. Sadece yokuş çıkmanız gerekecektir.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi teleferik

 

Pierre Loti Tepesi Teleferik

Teleferik ücretleri, İstanbul kart ile tek bilettir. 2005 yılında hizmete girmiştir. Hat uzunluğu 420 metredir. Sadece 2 istasyon vardır. Eyüp Sultan istasyonu: Haliç kenarındadır. Piyer Loti İstasyonu ise, tarihi Piyer Loti Çay Bahçesi önündedir. Haliç’teki istasyon, sistemi çalıştıran teknik ve mekanik aksam nedeniyle oldukça büyüktür.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi

Tepedeki istasyon ise, sadece kabinlerin geri dönüş yaptığı bir yer olduğundan bulunduğu konumdaki coğrafi şartlar da göz önünde bulundurularak daha küçük tasarlanmıştır. Tepedeki istasyonun üst katında, seyir istasyonu, seyir terası bulunmaktadır. Araç yani kabin sayısı 4 dür ve her kabin 8 kişiliktir. 5 dakikada bir sefer yapılmaktadır. Teleferik yolculuğu 3 dakika sürmektedir.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi seyir istasyonu-seyir terası

 

Seyir İstasyonu-Seyir Terası

Kafenin ve teleferik istasyonunun hemen yanındadır. Burada bir de teleskop bulunuyor.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi Turquhouse boutique hotel

 

TURQUHOUSE BOUTİQUE HOTEL

İdris Köşkü Caddesi Pierre Loti Tepesi Turistik Tesislerindedir. Eyüp Sultan Camiine, yürüyerek 10 dakika uzaklıktadır. 2002 yılında açılmıştır.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, 1997 yılında Pierre Loti tepesindeki yapılar istimlak edilerek başlatılan bir proje gereği, metruk evler yıkılmış ve yerine bir otel yapılmıştır. Otel: 18’nci yüzyıl Osmanlı mimarisini yansıtan İstanbul Konaklarının restore edilmesiyle oluşmuştur. Halen otelde 6 konak ve 90 yatak vardır. Her konak, adını Haliç kıyısındaki semtlerden almıştır. Otelin en güzel yani, muhteşem Haliç manzarası olmasıdır.

 

PİYER LOTİ TEPESİNDEKİ TARİHİ KALINTILAR

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi Cellat Mezarlığı

 

CELLAT MEZARLIĞI

Mezarlığın en ilginç bölümü “Cellat Mezarlığı” denen yerdir.

Dünyada benzeri olmayan Cellat Mezarlığı, Eyüp ilçesinde Piyer Loti tepesinde, Karyağdı mezarlığının arka kısmındaydı. Karyağdı Tepesi, İstanbul’da ilk karın yağdığı ve son karın yine oradan kalktığına inanılan, eski İstanbul’un en uç noktalarından biridir. Zaten eski İstanbul döneminde: burası kuş uçmaz, kervan geçmez, doğru dürüst yolu bile olmayan, kimsenin uğramadığı bir yerdir.

Osmanlı döneminde cellatlar yaşarken de, öldükten sonra da toplum tarafından dışlanmış ve öldüklerinde mezarları ayrı tutulmuştur. Yaşarken isimleri gizli tutulur, resmedilirken yüzleri örtülü olurdu. Yine ayrıca bu konuda ilginç tespitler vardı, şöyle ki, öldürülen kişinin üzerinde bulunan kıymetli eşya, para ve giyecekleri celladın olurdu, cellat isterse cenazeyi atar, isterse ölünün sahiplerine cenazeyi parayla satardı.

Mezarların başlarında, cellat mezarlığı olduğunu ifade etmek için: dikdörtgen taşlar bulunmaktadır. Ayrıca mezar taşları kara renge boyanırmış.

Mezar taşları üzerinde, beddua edilmesini önlemek için herhangi bir bilgi yazılmaz, yazı ve işaret bulunmazdı. Bunun bir sebebi de, celladın öldükten sonra ailesine kötülük yapılmasını önlemekti.

 Ayrıca, bunları tanıtan oldukça büyük boyutlu ve küp biçiminde mezar taşları vardı. Mezar taşlarının yüksekliği 2 metreye kadar çıkar, genişlikleri ise 40-50 cm olurdu. Dikdörtgen şeklindeydiler. Günümüzde mevcut mezar taşları toprağa gömülü olduğu için, yaklaşık 1.5 metre civarındadır.

Gelelim günümüze, Cellat mezarlığı dışlanmış bir mezarlık alanı yani ana mezarlıkların dışında kaldığı için, zamanla taşları kırılmış ve çalınmıştır, sonrasında ise mezarlık alanının bulunduğu yer gecekondularla dolmuştur.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi İskender Dede Mezarı

 

İSKENDER DEDE MEZARI

Pierre Loti Turistik Tesisleri bahçesindedir. İskender Dede, 1589 yılında vefat etmiştir. Bir Mevlevi şeyhidir. İskender Dede’nin mezarının ön tarafındaki iki kuyudan bir tanesi “Dilek kuyusu” dur.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, bu kuyu ile ilgili şöyle yazar “Kuyuya bakanlar, gönüllerinden geçirdiklerini kuyunun içinde görürler” Kuyunun bitişiğinde namaz kılınan bir “musalla” olduğu bilinmektedir. İnanışa göre: bir yakınını veya herhangi bir eşyasını kaybeden kişi: kuyunun yanında bulunan namazgahta 2 rekat namaz kıldıktan sonra, kuyuya seslenerek aradığı şeyin nerede olduğu, kuyu tarafından kendisine bildirilir. Ancak günümüzde kuyunun üstü büyük bir taşla örtülmüştür.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi İdris-i Bitlisi Sıbyan Mektebi

 

İDRİS-İ BİTLİSİ SIBYAN MEKTEBİ

İdris Köşkü Caddesindedir.

Bir zamanlar Sıbyan Mektebi olarak kullanılan bina, günümüzde mescittir.

Mektep binası: Osmanlı tarihi yazarı İdris-i Bitlisi tarafından yaptırılmıştır. Kendisi Bitlislidir. Şah İsmail Safevi’nin istilası üzerine Osmanlıya sığınmıştır. Sultan II Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde, Doğu Anadolu ve Arabistan Kazaskerliği yapmıştır. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim ile birlikte Şah İsmail’e karşı Çaldıran Savaşına katılmıştır. Aynı zamanda önemli bir Osmanlı Tarihçisidir.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi

Mektep binasının İdris-i Bitlisi veya Sultan IV Murat’ın Mirahur (Atçıbaşısı) Ali Ağa tarafından 1626 yılında yapıldığı da ileri sürülmektedir. Çünkü Ali Ağa ve ailesinin oldukça güzel lahitleri, mekteb binasının hemen arka bahçesindedir.

Kemerli kapısı üstünde kitabesi yoktur. Yapı kesme taştan yapılmıştır. Çatısı ahşaptır. Kapıdan girilince, merdivenle üst kattaki dershaneye çıkılır.

Mektep yapısının yola bakan bitişiğinde kitabesiz bir çeşme vardır.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi Mirahur Ali Ağa Mezarlığı

 

MİRAHUR ALİ AĞA MEZARLIĞI

Kendisi Saray Atçıbaşısıdır. Kendisi, Sultan IV Murat döneminde, 1626 yılında attan düşerek ölmüştür. Peki nerede attan düşmüştür? Ali Ağa, bu bölgede bulunan mektepte (İdris-i Bitlisi Sıbyan Mektebi) attan düşerek vefat etmiştir. O günden sonra mektep “Attan Düşen Ali Ağa Mektebi” ve sokak ta “Attan Düşen Ali Ağa Sokağı” olarak isimlendirilmiştir. Mektep ile ilgili yukarıdaki yazıda bu yüzden, Mektebin belki de İdris-i Bitlisi değil, Mirahur Ali Ağa tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir.

Burası aile kabristanıdır. Kabristanda: Ali Ağa, oğlu, kızı ve torunu gömülüdür.

Bu kabir gurupları içinde: Sultan III Osman eşlerinden, Zevki Kadının kabri de vardır. Ancak günümüze sadece kabir taşı ulaşmıştır.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi Rayet Keşan Kalfa Çeşmesi

 

RAYET KEŞAN KALFA ÇEŞMESİ

Çeşmi, İdris Köşkü caddesi üzerinde ve Çeşme Üstü Çıkmaz sokağın sağ başındadır. Çeşme kesme taştan yapılmıştır. Sağ tarafından ulu bir çınar olan çeşmenin kitabesi yoktur. Rayet Keşan Kalfa: 1858 yılında Sultan Abdülaziz’in cariyelerinden birisidir. Söylenenlere göre, bu çeşmenin bulunduğu yerde daha önce İdris-i Bitlisi tarafından yaptırılan bir çeşme bulunuyormuş, ancak zamanla tahrip olunca bu çeşme yaptırılmıştır.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi Kaşgari Tekkesi

 

KAŞGARİ TEKKESİ-CAMİİ

İdris Köşkü Caddesindedir.

İki kitabeli, ahşap yapı, 1774 yılında yapılmıştır. Kimin zamanında: Türkistan kökenli Yekçeşm Ahmet Murteza Efendi zamanında: Tekke yapısının banisi Murteza Efendi, 1747 yılında vefat etmiştir ve kabri, tekke haziresindedir. Cami ve müştemilatı ahşaptır. Ancak minaresi kesme taştan yapılmıştır. Cami yanında bir çıkrıklı kuyu vardır. Cami, 2014 yılında restorasyona alınmış ve 2018 yılında yeniden ibadete açılmıştır.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi Çolak Şeyh Hasan Tekkesi

 

ÇOLAK ŞEYH HASAN TEKKESİ-KARYAĞDI TEKKESİ

Piyer Loti tepesinde bulunan tesisin girişinde, üç yol ağzındadır. İdris köşkü mevkiindedir. Burası Eyüp Sultan yöresinin en yüksek tepesidir.

Tekke binaları ve müştemilat ahşaptır. Ancak günümüzde bir kısmı yanmış ve bir kısmı ise yıkılmış olarak gelmiştir. Sadece ahşap bir ev bulunmaktadır.

Önünde Farsça yazılmış, beyaz yuvarlak bir mezar taşı var.

İstanbul Eyüp Piyer Loti Tepesi Karyağdı Baba

Tekke “Karyağdı Baba” tarafından kurulmuştur. Kendisi Horasan Erenlerindendir ve İstanbul’un fethinde bulunmuştur. Kabri: Tekkenin haziresindedir.  

Buradaki yapının bir bölümü “Çilehane” ve bir bölümü ise Çolak Şeyh Hasan Dede mezarıdır.

Çelebi Alaaddin Arabi Efendi Türbesi

 

ÇELEBİ ALAADDİN ARABİ EFENDİ TÜRBESİ

Kendisi Osmanlı Şeyhülislamı ve müderristir.

Halep doğumludur, bu yüzden kendisine “Arabi” lakabı takılmıştır.

Sultan II Beyazıt döneminde yani 1495 yılında Şeyhülislam olmuştur. Ancak 1496 yılında vefat etmiştir. Osmanlı döneminde 7’nci Şeyhülislam olan Alaaddin Arabi Efendi, buraya yani Eyüp Mezarlığına gömülen ilk şeyhülislamdır.

Günümüzde, türbeden geriye badece bir duvar ve birkaç sıra taş kalmıştır. Bunların çevresi demir parmaklıkla çevrilmiştir. Türbeden, Alaaddin Arabi’den geriye hiçbir iz kalmamıştır.

Eyüp Sultan bölgesi tanıtımı ve gezi yazısı için.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi

Saray Mahallesinde: kraliyet sarayı Jong-hayır bulunur ve saray Joseon hanedanlığının 600 yıllık tarihi ve kültürünü göstermektedir. Changdeokgung yani saray: bir Koreli kraliyet ailesinin hayatı ve yaşamını göstermekte olup, bu yörede Bukchon Hanok köyü: aynı zamanda geleneksel yüzlerce büyüleyici evi barındırmaktadır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi

Burada Bulunanlar

1.Gwanghwamun
2.Gyeongbung Palace
3.Changdeokgung Palace
4.İnsa-dong
5.Samcheong-dong
6.Bukchon

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Gwanghwamun Meydanı

 

Gwanghwamun Meydanı

Meydan 1 Ağustos 2009 tarihinde yeniden tasarlanmış ve halka açılmıştır. Meydan: Gyeongbokgung Sarayı ve Bukaksan Dağı ile güzel ve uyumlu bir meydan haline dönüştürülmüştür. Gwanghwamun kapısı ve Cheonggye Meydanını birbirine bağlayan: Sejong-ro merkezindedir. Meydan; 6 bölüme ayrılmıştır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi

 

Kral Sejong heykeli: meydanın merkezindedir. Joseon hanedanlığından 4. ve en saygın kral olan Kral Joseon Kore alfabesinin yaratıcısıdır. Yine merkezde Kore’nin Japon istilası sırasında (1592-1598) Kore donanma komutanı olan Amiral Yi Sunshin (kendisi Japon donanmasına karşı zaferler kazanmıştır) heykeli bulunmaktadır. Meydanın her iki tarafında; popüler havuzlar, Seul şehrinin sembolü bir Haechi heykeli, bir çiçek halı ve Yeoksamulgil yani tarihi su yolu bulunur.

Meydan: Gyeongbokgung Palace ana kapısını bulundurmaktadır. Gwanghwamun (Gate) Joseon hanedanlığı döneminde: başkentlik yapmış olan Hanyang’ın merkezi olmuştur. Günümüzde burada hükümetin önemli idari birimleri bulunmaktadır.

Meydanın merkezinde “Kral Sejong” heykeli bulunur. Heykelin önünde: Kral Sejong hükümdarlığı sırasındaki ana buluşlar olan: Hangeul alfabesi, güneş saati, yağmur ölçer ve göksel dünya ile ilgili bilimsel aletler sergilenmektedir. Yakındaki bir galeride ise: Kral Sejong The Story yani bu büyük insanın kendi başarılarını tasvir eden eserler görülür.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi

Amiral Yi Sunshin heykeli yakınında: bir havuz ve Yeoksamulgil vardır. Havuz: Amiral Yi’nin 12 gemi ile 133 gemilik Japon donanmasını yendiği. 1597 yılındaki büyük zafer anısına yapılmıştır. Kendisi katıldığı 23 savaşta, yalnızca 1 yenilgi almıştır. Meydanın iki tarafından akan Yeoksamulgil: 2006 yılında kurulmuştur ve Joseon hanedanlığının 1392 yılı Kore tarihi anlatılmaktadır. Suyolu ve havuz, özellikle yaz aylarında çocuklar tarafından çok popüler tercih edilir.

Meydan: özellikle Kral Sejong: geceleri rengarenk ışıklandırılarak ayrı bir güzelliğe büründürülmektedir. Ayrıca KT Hall denilen yerde sanat sergileri düzenlenir ve konserler yapılır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Gwanghwamun kapısı

 

Gwanghwamun kapısı

Gyeongbukgung Sarayının ana kapısıdır. Onun adının anlamı “dünyayı aydınlatan ışık” tır. Granit kapı yapısının merkezinde Hongyemun adında bir gökkuşağı ve yukarısında bir kule bulunur. Gwanghwamun: Kore tarihinde acı bir geçmişe sahiptir.

Japon işgali sırasında, Korelilerin duygularını olumsuz etkilemek için Japonlar tarafından bu kapı yıkılmış ve kapının olduğu yere Japon hükümet binası inşa edilmiştir. 1968 yılına gelindiğinde ise kapı bugünkü görünümü ile yeniden inşa edilmiştir.

Kapı 5 saray kapısı içinde en güzelidir ve tamamen betondan inşa edilmiştir. Kapının üzerindeki bir tabelada bizzat o zamanki başkanı Park Jeong-Hui tarafından yazılmış kapının ismi bulunur. Evet burada kapı ücretsiz gezilebilmektedir. Ancak: Gyeongbokgung Palace: yetişkinler için 3000 won ve çocuklar için 1500 won ücret ödemek gerekir.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Gyeongbung Palace

 

Gyeongbung Palace

Burası kocaman bir alana yayılmış ama içi boş binalardan oluşan bir komplekstir. Saray: Joseon hanedanlığı tarafından yapılan ilk kraliyet sarayıdır ve 1395 yılında inşa edilmiştir. Şehir merkezindeki bu saray: Joseon hanedanlığının egemenliğini temsil etmesi açısından önemlidir. Bu hanedanlık döneminde 4 saray yaptırılmış olup bunlar:

1.Gyeonghuigung sarayı.
2.Deoksugung sarayı.
3.Changgyeonggung sarayı.
4.Changdeokgung sarayı.

Gyeongbokgung sarayı, hanedanlığın ana sarayı olarak yaptırılmıştır. Ancak: 1598-1592 yılları arasında ana saray olarak hizmet vermeye devam etmesine rağmen, 1910-1945 yılları arasındaki Japon istilasında ciddi zarar görmüştür. İşgal döneminde: binaların çoğu yıkıldı, Gwanghwamun kapısı taşındı ve Japon Genel Binası, sarayın ana alanı önünde inşa edildi.

Japon işgalinin ardından, Kore hükümeti 1990’lı yıllarda burayı restore etti ve restorasyon çalışmaları hala sürdürülmektedir. Çalışmaların 40 yıl sürmesi planlanmaktadır. Ancak yine de şu anda: Kore Ulusal Sarayı Müzesi olarak burası ziyarete açıktır. Binaların yalnızca yüzde kırklık bölümü restore edilmiştir. Yine de içeride görülebilecek bazı şeyler ilginizi çekebilir. İngilizce rehberli tura katılıp gezebilirsiniz.

Sarayın görülebilecek bölümleri hakkında bilgiler vermek istiyorum:

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Geunjeongjeon-İmparatorluk Throne Hall

 

Geunjeongjeon-İmparatorluk Throne Hall

Burası, sarayın taht salonudur. Burada kral resmi yetkililerle ve yabancı elçilerle görüşmüş, bildiriler yayınlamıştır. Ayrıca kraliyet ailesinin çeşitli taç giyme törenleri burada yapılmıştır.

 

Gyeonghoeur-Köşk

Köşk olarak isimlendirilen bu mekanın mimarisi çok güzeldir. Geleneksel Kore mimari tarzının sadeliği ve ihtişamı burada görülebilir. Dikdörtgen bir gölün ortasındaki yapay ada üzerindedir ve taş köprü ile saraya bağlanmıştır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Hyangwonjeong

Hyangwonjeong

Saray sitesinin kuzeyindedir. Bu altıgen köşk bir gölde yapay ada üzerinde, Kral Gojong’un emriyle yapılmış ve bir köprü ile saraya bağlanmıştır. Dinlenme ve eğlenme yeri olarak kullanılmıştır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Geoncheonggung-Saray

 

Geoncheonggung-Saray

Saray bir zamanlar Joseon hanedanlığı 26. imparatoru Gojong’un ve eşi imparatoriçe Myeongseong’un kraliyet ikametgahı olarak kullanılmıştır. Burası, 15 Ağustos 2010 tarihinde halkın ziyaretine açılmıştır. Sitede: Jangandang yani salon, imparator Gojongun odası ve imparatoriçe Myeongseong’un yaşadığı bölüm görülmektedir.

Saray 1887 yılında ilk olarak elektrikle ışıklandırılmış ve aynı zamanda imparatoriçe Myeongseong: Japon ajanları tarafından yine burada vahşice öldürülmüştür. Sarayın içinde kraliyet ailesinin kişisel eşyalarından bazılarını görebilirsiniz.

 

Gwanghwamun-Gate

Burası saray kompleksinin ana kapısıdır ve sarayın güneyindedir. Üç kemerli kapıdan oluşmaktadır. Burası da Japon işgali ve Kore savaşı sırasında hasar görmüştür. Hatta kapının konumu, başlangıçta bulunduğu yerden değiştirilmiştir. Ancak restore edilerek 2010 yılında ziyarete açılmıştır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Heungnyemun-Gate

 

Heungnyemun-Gate

Burası kompleksin ikinci büyük kapısıdır. Japon hükümeti, Kore Japon genel valisi için burada bir inşaat yaptığı zaman yani Japon işgali sırasında tamamen yıkılmıştır. Kapı 1995 yılında orijinal haliyle restore edilmiştir.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Kraliyet Muhafız Değişimi

Kraliyet Muhafız Değişimi

Kraliyet Muhafız değişimi törenleri her gün saat 10.00’da Heungnyemun kapısı önünde yapılmaktadır. Bu törenlerde kraliyet sarayı kapıları kapatılarak nöbet değişimi ve diğer bazı değişik törenler icra edilmektedir. Değişik bir tören, özellikle fotoğraf meraklılarının kaçırmamasını öneririm.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Changdeokgung Palace Comlex

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Changdeokgung Palace Comlex

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Changdeokgung Palace Comlex

 

Changdeokgung Palace Comlex

Changdeokgung palace: Gyenongbokgung sarayının doğusundadır ve bu yüzden doğu sarayı olarak bilinir. Saray 270 yıl boyunca Joseon hanedanlığı krallarının tercih ettikleri ikametgah olarak kullanılmıştır ve en uzun süre kullanılan saraydır.

Diğer saraylarla karşılaştırıldığında, burası iyi korunmuş ve hala orijinal özelliklerinin çoğuna sahiptir. Sarayın en önemli özelliği: binalarının çevresindeki peyzaj karışımına tam uyum göstermesidir. Sarayın arka bahçesi Kore bahçe tasarımının mükemmel bir örneği olarak kabul edilir.

1997 yılında saray UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet bu muhteşem saray, 1405 yılında Joseon hanedanlığının 3. kralı Kral Taejong tarafından yaptırılmıştır. Ana saray olan Gyeongbokgung Palace, 1592 yılında Japon işgali sırasında yakılarak tahrip edilmiştir. Bu nedenle, burası, Joseon hanedanını temsil etmesi açısından tek ve en popüler yerdir. Ulusal bir sembol olarak 1991 yılında restore edilmiştir.

Burayı ziyaret ederseniz, çevredeki manzaraya uyumlu Uzak Doğu saray mimarisinin eşsiz tasarımının örneğini görebilirsiniz. En büyük özelliği saray mimarisinin doğal araziyle uyumlu olmasıdır. Bahçede çeşitli türlerden 56.000 bitki örneği bulunduğu söyleniyor. Bunlar arasında yoğunlukta olanlar: ceviz, erik, Akçaağaç, kestane, gürgen, gingko, çam.

Evet, burayı gezmek isterseniz: genel tur “Huwon” yani “Arka Bahçe”den başlıyor. Aslında iki tur güzergahı bulunuyor ve ziyaretçiler bunlardan birini seçebiliyorlar. Genel tur yaklaşık 1 saat ve diğeri 90 dakika sürüyor. Rehberli turlarda: İngilizce, Çince ve Japonca anlatım bulunuyor. Rehber olmadan gezmek isterseniz, ücret ödemek gerekmiyor.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Huwon

 

Huwon

Saray binaları, Bugaksan denilen bir sırtın üzerindedir ve doğal çevreye uyum amacıyla çok az yapay özelliğe sahiptir. Huwon merkezinde “Buyongjeong” ve “Juhapru” denilen iki köşk ve geniş bir gölet bulunur. Çatısı ve gölette yükselen iki ayağı “Buyongjeong” yapısının tasarımını benzersiz kılar.

Kral Jeongjo’nun, saray çevresinde ve özellikle Buyongjeong köşkünde balık tuttuğu söyleniyor. Geçmişte “Juhapru”da bir kraliyet kütüphanesi bulunuyormuş ve kral ve saraylılar burada hem okuyor hem de siyaset tartışıyorlarmış. “Eosumun”: Juhapru için giriştir ve anlamı “balıklar su olmadan yaşayamazdır. Ancak buranın bir diğer anlamı “krallar her zaman ilk halkını koymalıdır” şeklinde de belirtilmektedir.

Huwon üzerinde bulunan “Ongnyucheon” Joseon döneminde birçok kralın özellikle sevdikleri bir yer olarak önem kazanmıştır. Buranın yanında duran Soyojeong köşkü, Taegeukjeong köşkü ve Chunguijeong köşkü gibi küçük pavyonlar, harika bir görünüm yaratmaktadır.
Ongnyucheon: Soyoam ortasında durmaktadır ve oyulmuş bir yuvarlak su kanalı ile bir kayalık yer ve küçük bir şelaleye sahiptir. Krallar ve saraylılar, burada yüzen bardaklardan şarap içerlermiş.

 

İnjeongjeon

Burası sarayın taht salonudur. Yeni kralların taç giymesi dahil, yabancı elçiler burada karşılanır, devlet etkinlikleri burada düzenlenirmiş. Joseon hanedanlığının sekiz kralı burada taç giymiştir. 1405 yılında Joseon hanedanının üçüncü kralı Kral Taejong tarafından inşa edilen burası yok edilince, yeniden inşa edilmiş ve birçok kere restore edilmiştir. Yapının çatısı: erik çiçek motifleriyle süslüdür ve bu motifler Kore imparatorluğu döneminde (1897-1910) Kore imparatorluk ailesini temsil eder.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Geumcheongyo-Köprü

Geumcheongyo-Köprü

Burası sarayın girişinde bulunan bir köprüdür. Saray birçok savaş ve yangına uğramasına rağmen, bu köprü, tarihsel değerini ve özgün şeklini koruyarak günümüze ulaşmıştır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Daejojeon

Daejojeon

Burası müştemilatıyla çevrili özel bir kraliyet alanıdır. Kore Japonlar tarafından işgal edilince özel tarihsel alanı olan buraya da zarar verilmiştir.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Insa-dong

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Insa-dong

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Insa-dong

 

Insa-dong

Burası da turistler için bir cazibe noktasıdır. Insa-doğ: Anguk-dong Rotay ve Tapgol Park arasındaki 700 metrelik bölümdedir.

Şehrin merkezindeki Insa-dog: eski ama değerli ve geleneksel ürünlerin sergilendiği önemli bir yerdir. Çevredeki sokaklar, Insa-dong denen yere açılır. Sokaklarda: galeriler, geleneksel restoranlar, geleneksel çay bahçeleri ve kafeler bulunur.

Bölgede: 100 civarında galeri vardır ve bu galerilerde Kore ince sanatının heykel ve resimleri görülebilir. En ünlü galeriler: Gana Sanat Galerisi ve Hakgojae Gallery’dir. Kore el sanatlarının % 40’lık bölümü, Insa-dog denilen burada değiştirilir. Bazı ürünler hatta en popüler öğeler binlerce dolarlık fiyatlarla satılarak el değiştirirler.

Çay evleri ve restoranlar: galeriler için mükemmel tamamlayıcıdır. İlk başta onları bulmak belki zor olabilir ama çevrede dolaşmak için mutlaka zaman ayırın, çünkü her biri eşsizdir ve Insa-dog denilen bu yerdeki tüm mağazalar, her yaş gurubu için çok popülerdir. Sanat eserleri yanında: burada kaligrafi malzemeleri, antika mobilyalar, hanbok, çaylar, hediyelik eşya ve sevimli aksesuarlar satılmaktadır.

Bölgedeki bazı sokaklar, Cumartesi ve Pazar günleri, saat 14.00-22.00 arasında trafiğe kapatılır ve alanda kültürel etkinlikler düzenlenir. Bu sırada, mağazalar dışarıya kabinler kurarlar, geleneksel gösteriler ve sergiler düzenlenir. Bu yüzden, özellikle yabancı turistler için, burası çok popüler bir yer haline gelir. Geleneksel Kore kültürünü burada görmek mümkündür. Ayrıca yine geleneksel Kore el sanatları ürünleri de burada satın alınabilir. Sokaklarda: Kore macunu ve geleneksel pajeon (Kore gözlemesi) yenebilir.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Samcheong-dong

 

Samcheong-dong

Burası Seul şehrinde en eşsiz yerlerden birisidir. Feng-Shui ilkelerine göre, Samcheong-dong kesinlikle ideal konuma sahiptir denilmektedir. Çünkü: kuzeyinde Gyeongbokgung Palace, güneyinde Cheong Wa Dae (Rektörlük) ve Insa-dong ve diğer yanda Joseon Hanedanlığı döneminin ikincil sarayı Changdeokgung Sarayı bulunmaktadır.

Samcheong: kelime anlamı olarak “üç” anlamına gelmektedir. Genel olarak “temiz su, güzel komşu dağlar ve iyi kalpli sakinler” anlamına gelir. Burada: şık galeriler, restoranlar, kafeler ve aksesuar mağazaları bulunur. Bunlar farklı kafeler, mağazalar, galeriler ve evlerdir. Sanatseverlere olağanüstü sanat eserleri sunarlar.

Kafeler Avrupa tarzıdır ve şık mağazalar geleneksel peyzaj içindedir. Samcheong-dong ve Hwagae-gil caddelerinde ve Main Street boyunca renkli aksesuar mağazaları bulunur.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Bukchon

 

Bukchon

Burası geleneksel bir Kore köyüdür. Gyeongbok ve Chandeok sarayları arasında kalan bu köy: geleneksel Kore ahşap evlerinden oluşmaktadır. Güzel küçük avlular, dekoratif dış duvarlar ve karanlık kiremitli çatılar gibi mimari özellikler, sokaklardaki evler arasında dolaşırken ziyaretçileri çok eski dönemlere götürüyor.

Bunun dışında mahallede popüler kafeler, sanat galerileri ve restoranlar bulunur. Galeriler içinde “Sonje Sanat Galerisi” öne çıkmaktadır. Restoranlar arasında ise “Wood-Brick” öne çıkar ve burada ıstakoz yemeniz önerilir.

Evet bu bölgenin en önemli yeri olan köy: Joseon hanedanlığı döneminde, aristokrat sınıfın eski başkentin kuzeyinde yaşadığı yer olarak biliniyor. 21.yüzyıl gökdelenleri arasında, Giwa yani kiremit çatılar ilgi çekiyor. Oldukça bakımlı, sakin, şehrin gürültüsünden ve karmaşasından uzak burayı mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.

 

BÖLGEDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Kore Savaşı Anıtı

 

Kore Savaşı Anıtı

Kore savaşı anıtı: 25 Haziran 1950 ile 27 Temmuz 1953 yılları arasındaki Kore savaşını hatırlamak ve Kore’nin barışçıl yeniden birleşme arzusunu sembolize etmek için kurulmuştur.
Müzede 6 sergi salonu, anıt heykelleri, savaş deneyim odası ve bir açık sergi alanı bulunmaktadır.

Müzede açık teşhir alanında, güneybatı köşesinde bulunan “Brothers” heykeli: Kore savaşını ve yeniden birleşme umudunu sembolize etmektedir. Heykelde tasvir edilen “bir ailenin en büyük oğlu, bir Güney Koreli asker ve kardeşi Kuzey Kore askerinin buluşmasıdır.

Onların kucaklaşması: uzlaşma, sevgi ve bağışlamayı ifade eder.

Anıtın çevresindeki geniş bir bahçe alını bulunur ve bahçede bir yapay şelale ve göl vardır. Müze evlerde, kapalı ve açık sergi alanlarında yaklaşık 10.000 den fazla nesne bulunduğu söyleniyor.

Müze gezisi turu yaklaşık 3 saat sürmektedir.

 

Birinci katta

Buradaki sergi salonunda, Kore savaşına kadar olan tarih öncesi çağlardaki savaşlara ait bir geçmiş sunulmaktadır.

 

Üçüncü katta

Savaş tecrübesi odası, ziyaretçilere özel efektler aracılığı ile savaş simüle edilerek yaşam ve ölüm durumları gösterilmektedir.

 

Savaş Tecrübe Odası

Burada çeşitli özel efektler kullanılarak, askerlerin 1951 yılında Kore savaşı sırasında geceleri neler yaşadığını gösteren bir ortam sunulmuştur. Gösteri 6 dakika sürmektedir. Saat: 09.30-16.50 arasında açıktır.

 

Dış Sergi Alanı

Burası: zırhlı araçlar, tanklar, toplar, denizaltılar ve roketatar dahil: II. Dünya savaşında, Kore Savaşında ve Vietnam Savaşında kullanılan askeri ekipmanın geniş bir yelpazesini sunar. Ziyaretçiler burada zırhlı muharebe aracına binebilirler. Ayrıca ekranlarda denizaltı ve hava teknesi görülür.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Savunma Sanayi Odası

 

Savunma Sanayi Odası

Burası ikinci kattadır ve Kore teknolojisiyle yapılmış uçaklara ve gaz maskeleri dahil birçok savunma ekipmanına ait çeşitli görüntüler sunulur. Burası müzenin en geniş salonudur ve 813 nesne sunulmaktadır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Bongeunsa-Temple

 

Bongeunsa-Temple

Burası bir Budist tapınak sitesidir ve Budist Silla döneminde 794 yılında kurulmuştur. Tapınak: Avatamsaka Sutra arasında, tahta oymalar da dahil olmak üzere, birçok ilginç tarihi ve kültürel özelliklere sahiptir.

Buda’nın doğum günü her yıl Mayıs ayında “Bongeunsa Lotus Lantern Festivali” olarak Samseong-dong sokaklarında kutlanır. Bu dönemde Seul şehrini ziyaret ederseniz, bu eşsiz törenleri izleyebilirsiniz.

Evet tapınak, çeşitli dillerde geleneksel Kore Budist kültürü ile ilgili çeşitli programlar sunan çok popüler bir turistik yer olarak önem kazanmaktadır.

 

Bongeunsa hazineleri

Tapınak, 1000 yıllık geçmişi boyunca birçok hazineler toplamıştır. Bu hazineler: günümüzde “Dongguk Üniversitesi Müzesinde görülmektedir. Özellikle “bronz buhurdanlık” ilgi çekmektedir.

Tapınağın Panjeon denilen salonu: Joseon hanedanlığı döneminde bir akademisyen ve ünlü hattat olan Kim Jeong-hui eseridir. Kim Jeong-hui çalışmalarının son parçası, ölümünden 3 gün önce yazılmış ve onun saflığı ve sadeliğini öven bir kaligrafidir.

Panjeon salonu: 1939 yılında, diğer birçok binaların yandığı yangından kurtulan tek yapıdır. Aynı zamanda, Avatamsaka Sutra’ya adanmış, Budist sutraların yani değerli tahta oymalarının deposudur.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Maitreya Buda Heykeli

Maitreya Buda Heykeli

Bu büyük Buda heykeli, 23 metredir ve Bongeunsa’nın gururu haline gelmiştir. Heykelin yapımına 1986 yılında başlanmış ve tam 10 yıl sürmüştür. Heykelin bulunduğu avlu, çeşitli törenler ve kültürel etkinlikler için kullanılmaktadır.

G.Kore Seul Saraylar Mahallesi Geleneksel Kore Budist Kültürü-Temple kal

 

Geleneksel Kore Budist Kültürü-Temple kal

Bongeunsa adil bir tapınak olarak bilinir. Yoğun şehrin yorgun insanları burada dinlenebilirler ve aynı zamanda kendileri üzerinde yeni yansımalar sağlarlar. Templestay programı: geleneksel Kore Budist kültürünü ve uygulamalarını içerir.

Tapınakta, günlük yaşamı tanımayı ve yaşamayı sağlar. Ziyaretçiler: bir günlük şafak hizmeti, Kore Zen meditasyon, Dado (çay içme töreni) ve Balwonogongyagn (geleneksel kase ile bir Budist yemeği yeme) gibi bazı basit Budist uygulamaları yaşayabilirler.

Program bir kısa ve bir uzun şeklindedir ve 2 ile 5 saat sürer. Bu turlar: yabancı ziyaretçiler için her Perşembe düzenlenir ve bu turda: lotus fener yapımı, dado ve bir keşiş ile konuşma fırsatı bulunur. Tüm aktiviteler İngilizce yapılır. Tur ücreti 1.000 wondur.