Yunanistan Sifnos adası; Yunanistan ana karasına yakın bir konumda. Atina’dan 80 deniz mili uzaklıktadır.
Yüksek hızlı katamaran 2 saatte, feribot ise 5 saatte buraya varır. Burada: havaalanı yok.
Yunanistan Sifnos adası Genel Özellikleri
GENEL ÖZELLİKLERİ
Sifnos: antik çağlarda: altın ve gümüş yataklarıyla ünlü imiş. Delphoi’de (antik Yunanistan’ın en ünlü mabedi) saklanan ada hazinesinin, burada saklananların en büyüğü olduğu söyleniyor.
Yakın dönemlerde: zenginlik, adayı yalayıp geçmiş. Ama: adada, hala biraz mücevher üretiliyormuş.
Özellikle: ada, zarif çömlekleriyle ünlü. Burada: atölyelerin dışında, güneşte kurumaya bırakılmış olarak bu çömlekleri göreceksiniz. Çünkü: adanın zengin kil damarları var. Güneşli hava ve sıcaklık ta, çömlek yapımında olumlu etkiler.
Burada: benzersiz kavanozlar ve seramik kaplar yapılıyor ve bunlar marka olmuş. Günlük yaşamda kullanılan: kül tablası, yemek ve gıda objeleri de yapılmakta.
Ayrıca: adada, bereketli zeytinliklerin arasına sığınmış, yaklaşık 365 kilise ve manastır bulunuyor.
Yunanistan Sifnos adası
Küçük ada; kayalık olmasına rağmen oldukça verimli toprakları var ve tarım ürünleri üretiliyor. Ayrıca: kokulu bal, çeşitli tiplerde peynir, incir, geleneksel tatlılar ve el dokuma tekstil meşhur.
Ama her şeyden önemlisi, biraz önce de söylediğim gibi: Sifnos, seramik ürünleriyle ünlü.
Adanın yüzölçümü: 74 km. karedir. Uzunluğu 15 km. ve genişliği ise 7.5 km. dir. Kalıcı nüfus: 2442 kişidir.
YEMEK
Adanın yemek şefleri ünlü. Nicolaos Tselementes gibi Yunanistan’da kendi adına yemek kitabı yazan şefler buralı.
Ayrıca; buraya has yerel pişirme metotları ünlü. Chick-kek, piliç güveç, kapari salata, özgün peynir ve tatlı.
Yunanistan Sifnos adası Gezilecek Yerler
GEZİLECEK YERLERİ
Ana liman “Kamares”: merkez “Apollonia” ve kardeş kasaba “Artemon”un 5 km. ilerisinde bulunuyor.
Yunanistan Sifnos adası Apollonia Köyü
APOLLONİA KÖYÜ
Sifnos adasının başkentidir. Kent hala antik kentin adını korur. Çünkü: antik kent, Yunan mitolojisinde, güneş tanrısı Apollon adını taşımaktadır. Burada: 1000 kişi sürekli ikamet etmektedir.
Burada: seyahat acenteleri, turizm ofisleri, araba kiralama ofisleri, mağazalar, kitap mağazaları, hediyelik eşya mağazaları, bankalar bulunmaktadır.
Konaklama için ise, çeşitli alternatifler var. Sifnos’da daha önce de söylediğim gibi, ünlü Yunan aşçıları var. Bu nedenle, yöresel yemekleri mutlaka tatmalısınız.
Köyde: güzel bir “Halk Sanatları Müzesi” var. Burada: Sifnos geleneksel gündelik yaşamına ait çok sayıda obje sergileniyor.
Yunanistan Sifnos adası Kastro Kasabası
KASTRO KASABASI
Adadaki en eski yerleşim yeri: “Kastro” kasabasıdır. Apollania köyüne, 3 km. uzaklıktadır. Yürüyerek de buraya ulaşabilirsiniz.
Evet, burası, günümüzde de kullanılmaktadır.
14’ncü yüzyılda yapılmış pek çok binanın bulunduğu kasaba: adanın doğu kıyısının 100 metre üstündeki, kayalık arazi çıkıntısının üzerinde, çember şeklinde yerleşmiş.
Kasaba: solmak üzere olan görkem ile yenilenen parlaklığın büyüleyici bir karışımıdır. Venedik tarzı güzel bir bina: “Arkeoloji Müzesi”ne ev sahipliği yapmış. Mykenai ve arkaik döneme ait buluntuları müzede görebilirsiniz. Ayrıca: seramik ve sikke koleksiyonu da var.
Yunanistan Sifnos adası Kato Petari köyü
KATO PETARİ KÖYÜ
Apollonia’nın 1 km. kuzeydoğusundadır. Köy alçak bir tepe üzerinde kurulmuştur. 19’ncu yüzyılda inşa edilen, Zoodochos Pege kilisesi görülmeye değer.
Kilise: mükemmel bir taş döşeli avlusu ile, yerel halk sanatlarından örnekler vermektedir.
Yunanistan Sifnos adası Ano Petali köyü
ANO PETALİ KÖYÜ
Küçük bir köy. Apollania’ya 1.5 km. uzaklıktadır. Petali: kayalık/yükseklik anlamına gelmektedir. Burada: ünlü geleneksel bir kafe var: tou Fellou.
Yunanistan Sifnos adası Vathi Köyü
VATHİ KÖYÜ
Vahty: Yunanca derin anlamına gelir. Apollonia’nın 11 km. güneybatısındadır. Küçük bir yerleşim yeridir.
Daimi ikamet eden yalnızca 50 kişi vardır. Ancak, sakin bir tatil tercih eden turistler için oldukça popüler bir yer.
Halk, seramik konusunda uzun bir geçmişe sahip. Konaklama tesisleri var. Buradaki güzel kumsallarda, yüzmenin keyfine varabilirsiniz.
Deniz çok güzel korunmuş. Ayrıca: çeşitli mağazalar ve Vathy seramik kapları satın alabilirsiniz. Seramik atölyesinde üretiliyorlar ve birçok yere ihraç ediliyorlar.
Plajları
PLAJLARI
Sifnos’un plajları: adanın güney kıyısında bulunuyor. Sevimli “Platis Gialos”: bir dizi bar ve tavernasıyla ünlü.
Lagünün sığ adaları arasında dolaşan balıkçı ve kayıkçılar: ilk Venedikliler olarak kabul edilirler. İlk büyük yerleşim: MS.568 yılında, Lombardların istilası sonucu kurulmuş.
Kıyı boylarında yaşayanlar: Lombardların saldırılarından kaçarak: Torcello ve Malamocco gibi, Lido dizilerine ve Adriyatik sahillerine yerleşmişlerdir.
Roma imparatorluğu döneminde: Adriyatik’in kuzey sahillerini kapsayan bölgeye, Venetia veya Venezia adı verilirdi.
Venedik: Kuzey İtalya’ya hakim olan Lombard krallığının ulaşamadığı ve Roma-Bizans imparatorluğunun, Konstantinapolis’e bağlı olan Ravenna merkezinin gevşek yönetimi altındaki bu küçük adacıklar kümesi üzerinde: yavaş yavaş gelişmiştir.
MS.697 yılı civarında: lagün üzerinde yaşayan topluluklar: Malamocco’da bağımsız bir askeri komutanlık kurdular. Bir “dux” (Latince: lider), yani “dük” altında birleştiler.
Dükler: lagün sakinleri tarafından seçilmelerine rağmen, emirleri Bizans İmparatorluğundan alırlardı.
Anakara; 774 yılında: Lombardların hakimiyetinden, İmparator Charlemagne komutasındaki Frankların eline geçti. Lagün topluluklarını fethetmek üzere, 810 yılında, oğlu Pepin gönderildi. Pepin: Malamocco adasını ele geçirdi.
Ama: dük ve maiyeti: Rivo Alto’ya (yükse kıyı) kaçtılar. Dükler Sarayının bulunduğu alana, bir kale inşa ettirdiler. Daha sonra, buraya: Rialto adı verildi.
CUMHURİYETİN DOĞUŞU
Yeni şehir: zaman içinde, bağımsızlığını kazandı. Kuzey İtalya nehir deltaları üzerinde ve denizde sağladığı hakimiyetle zenginleşmeye başladı.
Köle ticaretinin yanı sıra: balıkçılık, tuz ve kereste ticaretiyle zenginleşen kent; kısa sürede rakiplerini devre dışı bıraktı.
Papanın ve Bizans İmparatorunun karşı çıkmalarına rağmen, 9’ncü yüzyıldan itibaren, Venedik’liler: İslam dünyasıyla ticaret yapmaya, Konstantinapolis’ten, gösterişli eşyalar getirip yüksek karla Avrupa’ya satmaya başladılar. Venedik, bu tarihlerde, artık Bizans İmparatorluğundan kopmaya başlamıştı.
Venedikliler, 829 yılında: Müslümanların kontrolünde bulunan İskenderiye’den Aziz Marcos’un naşını çalarak kaçırdılar.
Aziz Marcos: Bizans azizi Theodoros’un yerine, şehrin hamisi olarak kabul edildi.
İMPARATORLUĞUN BÜYÜMESİ
Şehrin, yeni kurulan Arsenale’sinde (tersane): daha hızlı ve daha sağlam kadırgalar inşa edilmeye başlandı. Böylece: Venedikliler, Adriyatik’e indiler ve burada Dalmaçyalılarla savaştılar.
1000 yılında: Cumhuriyet önemli bir zafer kazandı. Bu “Venedik’in denizle evliliği” töreniyle kutlandı. Bu tören: her yıl tekrarlanmaktadır.
Aziz Marcos flaması çekilmiş olan gemiler: Ege ve Doğu Akdeniz sularında gezinerek, ticaret ve yağmacılık yapıp, ganimetlerle ülkelerini güçlendirdiler. Venedik: bir süre sonra: Serenisma (En Yüce Cumhuriyet) veya “Denizlerin Kraliçesi” adıyla anılmaya başlandı.
1095 yılında: Haçlı seferleri sonrasında: Venedik, değerli ganimetler elde etti. Avrupa ve Doğu arasında, siyasi ve coğrafi olarak ideal konuma sahip olan Venedik’te gemiler yapıldı, şövalyelere gerekli teçhizatlar sağlandı.
1204 yılında: Haçlı Orduları, 90 yaşındaki Dük Enrico Dandalo’nun liderliğinde: Konstantinapolis’i yağmaladı. Hazineler arasındaki: dört bronz at heykeli, günümüzde San Marco Bazilikasını süslemektedir.
Cumhuriyet, artık Mısır’dan Kırım’a kadar, önemli merkezleri kontrol altında tutuyordu.
13’ncü yüzyılın sonunda, Venedikliler bir çeşit soylu oligarşisine geçerek, dükün yetkilerini sınırlandırdılar. Dükler, danışmanların rızası olmadan, dış dünyayla bağlantı kuramayan, yalnızca hürmet gösterilen tutsaklar haline getirildi. Görevleri: Cumhuriyetin festivallerine başkanlık etmekti.
1310 yılından: Cumhuriyetin yıkıldığı, 1797 yılına kadar; Venedik’in tarihinde, büyük değişiklikler meydana gelmedi.
SAVAŞLAR VE ENTRİKALAR
Venedik: 14’ncü yüzyılın büyük bir kısmını: Cenova ile, Karadeniz’deki köle ve tahıl ticareti için savaşarak geçirdi. Akdeniz’den: Brugge ve Anvers’e uzanan, kaliteli baharatların ve değerli malların; Flaman giysileri, İngiliz yünü ve kalay ile değiş-tokuş edildiği güzergah için çarpıştı.
1379 yılında: Ceneviz Savaşlarının dördüncü ve sonuncusunda: Venedikliler, tarihlerinin en büyük bozgununa uğradılar. Ceneviz filoları: Macar ve Padovalı askerlerin de yardımıyla, Venedik gemilerini, kendi sularında ele geçirdi ve batırdılar.
Venedik’in güneyindeki: Chioggia Limanının ele geçirilmesiyle, Serenissima kaybedildi. Venedikliler, limanı geri almayı başardılar ve 1380 yılında: Cenevizlilerin pes etmesiyle, denizcilik konusunda çok gelişmiş bir güç, tarih sahnesinden silindi.
14’ncü yüzyıl: iç çatışmalara ve sorunlara sahne oldu. 1310 yılında: Baiamonte Tiepolo önderliğinde toplanan bir gurup muhalif aristokrat: iktidarı ele geçirmek için, dükü öldürmeyi denedi. Ama: isyan kısa sürede bastırıldı. 120.000 kişilik nüfusun neredeyse yarısı “veba” dan öldü.
1382 yılında: 20.000 Venedikli, başka bir salgın hastalıktan öldü ve bunu takip eden 300 yıl boyunca, salgın hastalıklar şehirde, eksik olmadı.
Cumhuriyet, komşu topraklara göz dikti. 15’nci yüzyılda genişleyen üretim için: gıda, kereste ve maden temin etmek gerekiyordu. Kuzey İtalya nehirlerine ve Lombard ovasına düzenlenen baskınlar: direnişle karşılaştı.
1425 yılında: Lombard Savaşları olarak bilinen karmaşık dönem başladı. Cumhuriyet, bu bölgeyi vermemek için öyle bir savunma sergiledi ki; Milano, Floransa ve Napoli; Venedik’e karşı bir koalisyon oluşturdular.
Avrupa ülkelerinin tümü; Venedik’in bütün İtalya yarımadasını ele geçirmesinden kaygı duyuyorlardı.
ALTIN ÇAĞDA YENİ TEHDİTLER
Doğudan gelebilecek tehlikelere karşı: tampon olan Bizans İmparatorluğunun yıkılması ile, yeni rakip Osmanlılar ortaya çıktı. İlk başlarda, genç Fatih Sultan Mehmet, ciddiye alınmadı.
Konstantinapolis’i korumak üzere Venedikliler tarafından gönderilen kuvvet yetersiz kaldı. Sonuçta: Osmanlılar, 1453 yılında, şehri ele geçirdiler.
Venedik’in hakimiyetindeki ticaret yollarına sık sık saldırılar düzenlediler. 1470 yılında: Kuzey Ege’de Eğriboz’da: önemli bir deniz savaşını kazandılar.
Venedik; Akdeniz’in en büyük deniz gücü olmayı sürdürmesine rağmen, bu yenilgiler, gerileme döneminin başlangıcı oldu.
Lagün dışından elde edilen kazançların azalmasıyla, Venedik başka alanlarda gelişme göstermeye başladı. Batı dünyasında: Palazzo Ducale’den (Dükler Sarayı) daha gösterişli bir yapı ve San Marco kadar kıymetli hazinelere sahip bir başka kilise yoktu.
Bu dönemde: Bellini, Giorgione, Carpaccio, Tintoretto, Veronese ve Tiziano gibi sanatçılar yetişti. Andrea Palladio’nun devrimci fikirleri, gelişen mimarinin oluşumuna damgasını vurmuştu.
Bu dönemde, Venedik, Avrupa’nın en kompleks ekonomisine ve en zengin kültürüne sahipti.
Venedik için tehlike oluşturan unsurlar, zamanlar artmaya başladı. 1498 yılında: Portekizli Vasco da Gama’nın, Ümit Burnu’ndan Hindistan’a yaptığı efsanevi yolculuğun ardından, yeni ticaret yolları bulundu.
Venedik’in baharat ticaretindeki hakimiyeti sona erdi. Büyük keşiflerin yapıldığı bu dönemde: Kristof Kolomb’un Atlantik’in öte yakasında, yeni bir kara parçası keşfetmesi de; Venedik Cumhuriyetini etkiledi.
Avrupa’daki güç ekseni, yavaş yavaş Atlantik kıyısındaki ülkelere kaydı. Yeni Dünya ile ticaretin gelişmesiyle, uzun zamandır Venedik’in zenginliğine kaynak sağlayan Doğu ticaretinin önemi azalmaya başladı.
GERİLEME VE ÇÖKÜŞ DÖNEMİ
İtalya Venedik Tarihi; 1494 yılında: Fransızların İtalya’ya saldırması üzerine, Venedik’te, kendi topraklarına yakın bölgeleri işgal etmeye başladı.
Dünya çapında, ünlü taktiklerini kullanarak, savaşan gurupları başarılı bir şekilde, kendi lehine çevirdi ve İtalya’nın içlerine kadar ilerledi. Ancak: bu uluslar arası oluşumlar, Avrupa’daki güçleri tedirgin etti ve Cumhuriyeti yıkmak üzere: 1508 yılında; Papa II. Julius ve İspanya kralının önderliğinde, Cambrai Birliği kuruldu.
20.000 paralı askerden oluşan Cumhuriyet ordusu, arka arkaya yenilgi alınca ve Birlik, anlaşmazlıklarla bölününce, Venedik; topraklarını geri aldı. Yedi yıl süren savaş: pahalıya mal oldu ve İtalya’yı ele geçirme çabaları dizginlendi.
V. Karl’ın, İtalya’nın sınırlarını genişletmek istemesi karşısında, Venedik, diplomatik hünerlerini sergileyerek, bağımsızlığını koruyabildi.
Doğu ve Güney Akdeniz’de: Osmanlıların hakimiyeti, giderek artmaya başladı. 1571 yılında: İnebahtı Savaşı, Akdeniz’deki güç dengelerini değiştirdi. Venedik komutasında; bir Haçlı Seferi düzenlendi. Venedik konusunda şüpheleri olan müttefikler: şehrin, bu zaferden kazanç sağlamaması için, ellerinden geleni yaptılar.
Doğuya saldırılara devam etmek yerine; Venedik’in kalesi olan Kıbrıs, bir anlaşmayla Osmanlılara verildi.
1575 ve 1577 yılları arasında yayılan veba ile nüfus: 150.000’den, 100.000’e düştü. Yine de Venedik: İtalya yarımadası ve İspanya’dan gelen Yahudilerin becerileri sayesinde, 16 ve 17’nci yüzyıllarda zenginliğini sürdürdü.
17’nci yüzyılda: Claudio Monteverdi, 18’nci yüzyılda: Antonio Vivaldi gibi dehalarla, müzikte önemli gelişmeler yaşandı.
Venedik sanat geleneği: Tiepolo, Canaletto gibi ustalarla sürdü ve Carlo Goldoni’nin “commedia dell’arte” uyarlamaları, tiyatro tarihinde çığır açtı. Venedik hakimiyetini kaybetmeye başlayınca; Avrupa’nın eğlence merkezi haline geldi. Karnaval baloları düzenleniyor ve şehir, kumarbazlarıyla dillere düşüyordu.
CUMHURİYETİN SONU
İtalya Venedik Tarihi; 18’nci yüzyılın sonlarına doğru, herkes Napoleon’un kapıda olduğunun farkındaydı.
Ama, şehir bunu engelleyebilecek güçte değildi. Napoleon: şehre girdi ve yönetimin Fransız ordusunun himayesinde, demokratik bir konsey sistemine devredilmesini talep etti.
1797 yılında: son dük Ludovico Manin, görevden çekildi. Büyük Konsey; oylamasını yaparak kendini feshetti. Seranissima, tarih sahnesinden çekildi. Napoleon’un Tugayları: hazineleri yağmaladı ve Arsenale’yi harap etti.
Napoleon; şehri Avusturya kontrolünde bırakarak çekilmeden önce, burada 5 ay kaldı. 1805 yılında: Avusturyalıları, Austerlitz’de yenerek geri geldi ve şehri İtalya Krallığına bağladı, ancak bu pek uzun ömürlü olmadı.
Avusturyalılar, Waterloo’dan sonra Venedik’i tekrar ele geçirdiler ve 1866 yılına kadar burada kaldılar. Avusturyalılar, Venedikliler tarafından küçümsenmelerine rağmen, Nepoleon’un yağmaladığı pek çok hazineyi yeniden şehre kazandırdılar.
1846 yılında: zevksiz bir tren köprüsü inşa ederek, Venedik’in ana karayla bağlantısını sağladılar. 1848 yılında: devrimci Daniele Manin önderliğinde Venedikliler, Avusturya garnizonunu şehirden attılar. Geçici Cumhuriyet kuruldu, ancak ertesi yıl yıkıldı.
1866 yılında; Avusturya’nın Prusya’ya yenilmesinin ardından yapılan referandumla, Venedikliler, ezici bir çoğunlukla İtalya Krallığına katılmayı seçtiler ve Venedik, yarımadanın 20 bölgesinden birinin başkenti oldu.
GÜNÜMÜZDE ŞEHİR
İtalya Venedik Tarihi; Venedik, 20’nci yüzyılda sorunlarla boğuşmuştur. Porto Marghera’daki geniş liman ve petrol rafinerisi: 1920’li ve 1930’lu yıllarda, önemli kirlilik sorunlarına neden oldu.
Bölgenin su seviyesiyle oynanması sonucunda, sel tehlikesi ortaya çıktı ve zararlı su yosunları gelişti. Şehrin: 13 saat boyunca, 2 metre yüksekliğinde suların altında kaldığı, Kasım 1966 tarihindeki sel felaketinden sonra, Venedikliler ve uluslar arası camia, şehrin tarihi dokusunu korumak üzere harekete geçti.
1992 yılında, İtalyan Hükümeti, lagündeki gelgitleri kontrol altına almak için, Pordo di Lido’da, Porto di Malamocco’da ve Pordo di Chioggia’da: hareketli, büyük bariyerler inşa etti.
Buna rağmen: uluslar arası uzmanlar tarafından yapılan dayanıklılık testlerinden sonra, “Moses (Musa)” olarak bilinen proje: 1998 yılı sonunda, hükümet tarafından durduruldu. Fakat; 2001 yılında, bu projeye yeniden başlandı.
Şehrin en önemli sorunu: aynı zamanda en önemli gelir kaynağı olan turizmdir. Yoğun sezonlarda, günlük turist sayısı 25.000’in üzerine çıkar. Bu da, şehrin alt yapısı için tehlike oluşturuyor. Turistlerin şehre akın etme nedeni olan güzellikleri tehdit ediyor.
Ziyaretçi sayısına sınır koymak, su taşkınlarına karşı çözümler bulmak, kirliliği kontrol altında tutmak ve genç nüfusun sayısındaki azalmaya çözüm bulmak gibi meseleler, şehrin geleceğini güvence altına almak için çözülmesi gereken sorunlar olarak, Venedik’in önünde durmaktadır.
Hollanda Eindhoven: 20’nci yüzyıl başlarında, şehirde otomobil ve kamyon üretimi artmış “Van Doorne’s Automobil Fabriek” (DAF) fabrikası kurulmuştur.
Böylece: geleneksel tütün ve tekstil üretiminden, mühendislik ve elektroniğe geçilmiştir.
1891 yılında ise: Gerard ve Anton Philips kardeşler, dünyanın en büyük elektronik fabrikasının temellerini attılar.
1970’li yıllardan sonra şehirde büyük bir konut gelişimi görülür ve büyük ölçekli konutlar, şehrin, Hollanda’nın sayılı şehirlerinden birisi haline gelmesini sağlamıştır.
Şehirde yaşayan yabancıların büyük bölümünü yurttaşlarımız yani Türkler oluşturmaktadır.
Öte yandan, şehirdeki büyük üniversiteler, şehrin aynı zamanda bir öğrenci şehri olmasına neden olur.
Öğrencilerin çoğunluğu: Eindhoven Teknoloji Üniversitesinde okurlar.
Şehrin en iyi turistik yerlerinin çoğu, eski şehri oluşturan daha küçük alanda yoğunlaşmıştır.
Burası aynı zamanda, ana cazibe merkezlerinin çoğunu da kapsamaktadır.
İhtiyacınız olan her şeyi yürüyerek gezerek bulabilirsiniz. Bu arada: birçok kafeterya, birkaç yemyeşil park ve tarihi binalar görebilirsiniz.
Hollanda Eindhoven
ULAŞIM
Eindhoven şehrinde uluslararası bir havaalanı vardır. Havaalanı oldukça küçüktür ve bu yüzden kaybolmak imkansızdır.
Yıllık yolcu kapasitesi 4 milyon civarındadır. Ancak havaalanında tren istasyonu yoktur.
Araba ile gelenler için 7 bin araçlık otopark vardır.
Havaalanı ile şehir arasındaki ulaşım: otobüs ile kolayca sağlanır. Otobüsler şehir merkezindeki tren istasyonuna giderler.
Eindhoven şehrinin diğer bazı şehirlere uzaklığı: Amsterdam; 111 km, Rotterdam: 87 km ve Utrech: 76 km dir.
Eindhoven ile Amsterdam şehri trenle sadece 1.5 saat uzaklıktadır.
PHİLİPS
Philips, 1891 yılında Eindhoven şehrinde: Frederic Philips ve oğlu Gerard tarafından kurulmuştur.
Gerard’ın bilim ve mühendisliğe olan yoğun ilgisinden esinlenen ikili: kısa sürede cesur bir plan hazırladı, uygun maliyetli ve güvenilir elektrikli akkor ampuller yaptılar.
1900’lerde: Philips, 2000’den fazla çalışanı ile Hollanda ülkesindeki en büyük işveren oldu.
Gerard ve kardeşi Anton: kitlesel sanayileşme hız kazandıkça, barınma, sağlık ve spor konularında yatırımlar yaptılar ve günümüze kadar devam eden bir sosyal sorumluluk kültürü aşıladılar.
1914 yılında Eindhoven şehir merkezinde “Natuurkundig Laboratorium” veya “NatLab” doğmuştur.
NatLab: Philips’in başarılı bir şekilde, çok uluslu bir şirket haline gelmesine katkıda bulunan bir dizi çığır açan buluşa öncülük etmiştir.
Bunlar arasında pentot radyo tüpü, döner tıraş makinesi ve kompakt disk vardır.
Günümüzde burada 50 farklı ülkeden 1200’den fazla profesyonel çalışmaktadır. Ayrıca: Avrupa ve dünya çapında: yaklaşık 100 farklı üniversite ve harici şirket ile işbirliği yapılmaktadır.
Öte yandan: günümüzde elektronik devi Philips tarafından terk edilen tüm fabrika kompleksleri: başka amaçlara uygun olarak düzenlenmiştir.
Bu binaların birçoğu yakın zaman önce canlı kültür ve girişimcilik merkezlerine dönüştürülmüş ve Eindhoven Tasarım Akademisi mezunları için iş ortamları yaratılmıştır.
Bu yaratıcı alanlar, şehrin dört bir yanına dağılmıştır.
Hollanda Eindhoven
ALIŞVERİŞ
Şehir merkezinde, Bijenkorf gibi büyük ve tanınmış mağazalar yanında çok çeşitli başkaca mağazalar da bulunur.
Eindhoven şehrindeki en iyi alışveriş caddeleri ve semtleri şunlardır.
1-Kleine Berg.
2-Grote Berg.
3-Bergstraat
Wilhelminaplein meydanı ile Bergen arasında bulunan Willemstraat: kısmen birçok sanat galerisinden dolayı harika bir cadde olarak bilinir.
Kerkstraat: birçok orijinal butik, seçkin marka mağazalar ve çeşitli kafeterya ve restoranlarla doludur.
Kapalı Alışveriş Merkezleri;
Eindhoven şehrinde 2 tane kapalı alışveriş merkezi vardır. Bunlar: 18 Eylül meydanındadır.
1-De Admirant Center.
2-Piazza Center.
Buralarda. Çok çeşitli moda ve yaşam tarzı dükkanları, mükemmel restoranla ve kafeler bulunur.
Hollanda Eindhoven De Bijenkorf Eındhoven
De Bijenkorf Eindhoven
Piazza 1 adresindedir. Hollanda ülkesinde birçok şehirde bu alışveriş merkezinin şubeleri bulunmaktadır.
Burada, birçok ulusal ve uluslararası markaların en güzel moda: ayakkabı, çanta, kozmetik ve ev aksesuar koleksiyonu bulunmaktadır. Ayrıca Piazza Cafe vardır.
Heuvel Eindhoven (Heuvel Galerie)
Şehrin tam merkezinde, en büyük kapalı alışveriş merkezidir. Toplu taşıma ile kolayca ulaşılır.
Alışveriş merkezinin hemen altında otopark bulunmaktadır. Merkezde, 80’den fazla moda ve yaşam tarzı mağazası, restoran ve eğlence alanı bulunmaktadır.
Blob:
Eindhoven şehrinin en göz alıcı yapısıdır. Aynı zamanda “De Admirant Center” isimli alışveriş merkezinin girişidir.
De Admirant
Emmasingel yöresindeki bina, Eindhoven şehrinin en yüksek binası olarak tanınır.
Witte Dame’nin tam karşısındadır. Kulenin yüksekliği 105 metredir. Yeni alışveriş bölgesi olan “Admirant” ın tam ortasındadır ve en yüksek orta noktasıdır.
Admirant’ın aşağı katlarında: mağazalar bulunur. Şehrin en büyük kitapçıları da buradadır.
Girişinde ise ünlü Blob vardır. Binanın üst katları ise konut daireler şeklinde düzenlenmiştir.
EİNDHOVEN UNİVERSİTY OF TECHNOLOGY
De Zaaale adresindedir.
Üniversite, küçük bir üniversite olarak öğrencilere açık ve gayri resmi bir kültür sunmaktadır. Üniversitenin innovasyon alanında: öğrenci ekipleri: tasarım, planlama, prototipleme, modelleme veya somut ve teknolojik çözüm konularında çalışmalar yapmaktadırlar.
GEZİLECEK YERLER
MÜZELER
Hollanda Eindhoven Müzeler
VAN ABBEMUSEUM
Bilderdijklaan 10 adresindedir. Müzeye giriş ücreti 12 Euro’dur.
Van Abbemuseum, 1936 yılında kurulmuştur.
Müzenin tasarımı, en az müzenin içinde bulunan eserler kadar ilgi çekmektedir. Eski müze binasının arkasında, mimar Abel Cahen tarafından tasarlanan yeni bir müze binası yükselmiştir.
Hollanda Eindhoven Van Abbemuseum
Mimar: modern müzenin eski müze, heykel bahçesi ve bitişikteki Dommel nehri ile bütünleşmesini sağlayan eksiksiz ortamı kullanmaya çalışmıştır. Bu yeni binanın cephesi, İskandinavya’nın kuzey kesiminden, gri doğal taşla kaplıdır ve böylece yeni binanın cephesiyle iki bina bir araya gelmiştir.
Bu şık tasarım, ışık ve içindeki şaşırtıcı derecede şeffaf alanlar arasında etkileyici bir kontrast oluşturur.
Bu muhteşem modern sanat müzesinde zengin koleksiyon bulunmaktadır.
Koleksiyonda özellikle: Picasso, Braque, Kandisky ve Leger’in orijinal ürünleri ilgi çeker. Bu yüzden, koleksiyon, Hollanda, Flaman ve Alman bölgelerindeki en önemli koleksiyonlardan birisi olarak kabul edilmektedir.
Müze kafeteryası, Dommel nehrinin yanındadır.
Hollanda Eindhoven Daf Müzesi
DAF MÜZESİ
Tongelresestraat 27 adresindedir.
Endüstri devi Philips, kısa bir süre önce Amsterdam şehrini tercih etmesine rağmen, kamyon üreticisi DAF (Van Doone’s Aanhanwagenfabriek) 1928 yılından bu yana, şehirde kalmayı sürdürmüştür.
Günümüzde yakındaki fabrikada, günde 200 araç üretilmektedir.
Hollanda Eindhoven Daf Müzesi
Gelelim Müzeye;
Müze oldukça eğlencelidir.
Müze binası eski bir bira fabrikasıdır. 1884 yılından beri ise, Hollandalı DAF şirketinin tam tarihini ve araçlarının yıllar içinde nasıl geliştiğini detaylarıyla anlatmaktadır.
Yüzlerce klasik otomobil ve kamyonun yanı sıra, asla üretime geçmeyen fütüristik prototipler sergileniyor. Ayrıca, Hollanda Kraliyet ailesi için yapılmış bazı özel arabalar ve eski First Lady Jacky Kennedy’in alışveriş yapmak için kullandığı gösterişli aracını da görmek mümkündür.
Hollanda Eindhoven Daf Müzesi
Hız tutkunları, şüphesiz F3 yarış arabalarının yanı sıra, zorlu arazi ve ralli araçlarını görmeyi seveceklerdir. DAF Müzesini yöneten gönüllüler ordusu çoğunlukla emekli montaj hattı işçilerinden oluşmaktadır ve burada çalışmaktan ve bulunmaktan büyük gurur duyarlar.
Hollanda Eindhoven Mu Artspace
MU ARTSPACE
Torenallee adresindedir. Giriş ücreti 3 Eurodur.
Müze: ilgi çekici “De Witte Dama” (The White Lady) adıyla bilinen eski bir endüstriyel binada bulunmaktadır.
Hollanda Eindhoven Mu Artspace
Sanatsever ziyaretçiler, özellikle maceracı bir ruha sahip olanlar, sanat, tasarım, popüler kültür ve yeni medyanın enerjik karışımını görebilirler. Hem tanınmış ve hem de keşfedilmemiş uluslararası sanatçılar, çalışmalarını bu ilhan verici ortamda düzenli olarak sergiliyorlar.
Hollanda Eindhoven Open Air Museum
OPEN AİR MUSEUM-PRE HİSTORİCH DORP
Boutenslaan 161 adresindedir.
Burada Eindhoven şehrinin tarihi geçmişine geri gidilmektedir. Müze, bir Demir çağı köyünün 1000 yılı civarında bir çiftliğin ve Ortaçağ kasabası Eindhoven şehrinin yeniden inşasını sergilemektedir.
Müzede: tarih öncesi ve Ortaçağ dönemine ait bir köyün kopyası bulunmaktadır. Burada: insanlar tarafından kullanılan konutlar ve beceriler gösterilmektedir.
Açık hava müzesinde: Taş devrinden avcılar, tarih öncesi dönemden çiftçiler ve Ortaçağ döneminden zanaatkarlar la karşılaşabilirsiniz. Onlarla sohbet edebilirsiniz.
Burada: özel günler için kiralamak veya satın almak için çok çeşitli güzel tarihi giysiler sunmaktadır. Bu giysiler: Taş devri, Orta çağ veya Roma dönemi gibi farklı dönemlere aittir.
Hollanda Eindhoven Collectıe Museum Kempenland
COLLECTIE MUSEUM KEMPENLAND- EINDHOVEN MÜZESİ
Steentjeskerk kilisesindedir.
Müze binası Steentijeskerk kilisesindedir. Kilise mimar Hubert van Groenendael tarafından tasarlanmış ve 1919 yılında yapılmıştır. Neo-Romanesk tasarımlıdır.
Ancak kilise, cemaatinin azalması nedeniyle, 1971 yılında kapatılmıştır. 1977 yılında yapı Belediye tarafından teslim alınmış ve tamamen restore edilerek, 1983 yılında Müzeye dönüştürülmüştür.
Bu kilise binası: küçük taşlardan yapılmıştır. 2001 yılında Ulusal miras olarak koruma altındadır.
Müze, resmen 1932 yılında kurulmuştur.
Müze koleksiyonunda: Kuzey Brabant sanatçılarına ait dini sanat eserleri, objeler, resim ve heykeller vardır. Ayrıca, her yıl geçici sergiler düzenleniyor.
Müzenin koleksiyonun yönetimi ve sunumu: Eındhoven Müzesi tarafından sağlanmaktadır.
Hollanda Eindhoven Philips Museum
PHİLİPS MUSEUM-PHILİPS GLOEİLAMPENFABRİEKJE ANNO
Emmasingel 31 adresindedir. Müzeye giriş ücreti 9 Euro’dur.
Müzede: Keith Richards’ın kayıt cihazından, bir zamanlar Oscar kazanan geniş ekranlı bir projektöre kadar birçok ilgi çekici obje bulunmaktadır.
Ampul üreticisi CD’yi icat eden ve Eindhoven şehrinde bir asırlık gelişimi şekillendiren çok uluslu bir elektronik şirketine dönüşmesinin olağanüstü hikayesine şahit olabilirsiniz.
Hollanda Eindhoven Philips Museum
Şirketin ilk karbon telli ampullerden en modern aydınlatma sistemlerine kadar gelişimi sergileniyor. Çünkü Philips yüz yılı aşkın süredir aydınlatmanın evrimine öncülük etmiştir.
Philips in 20’nci yüzyıl tüketici ürünleri koleksiyonu, özellikle 50’li yaşlarda veya daha büyük ziyaretçilere nostaljik bir tur sağlamaktadır. Günümüzde
GENNEPER PARK
Burası çok işlevli bir rekreasyon alanıdır. Burada: buz pateni pisti, bir yüzme havuzu, bir restoran ve birçok yeşil alan bulunmaktadır. 200 hektar büyüklüğündeki park alanını, her yıl 3 milyon kişinin ziyaret ettiği söylenmektedir.
Park alanında bunların dışında 2 tane müze bulunmaktadır. Bunlar: Eindhoven Müzesi ve Kon Smits Huis Karikatür Müzesidir .
Eindhoven Museum
Boutenslaan adresindedir.
Genneper Park merkezinde bir açık hava müzesidir. Daha çok okul çocuklarına yönelik bir müzedir.
Bir zamanlar, Ortaçağdan kalma Eindhoven şehrinin bir kopyasına girmeden önce, Demir Çağı köyü Eversham görülür. Dönem kıyafetleri içinde sevimli ve coşkulu aktörler bulunur.
Hafta sonları ve okul tatillerinde: ateşte ekmek pişirmek, cirit atmak ve kalay dökümü gibi çeşitli eğitim faaliyetleri sürdürülür.
Ayrıca: ziyaretçiler bir kanoya binebilir, kılıç savaşı yapabilir veya nehirden geçen tahta halatlı feribota binebilirler.
Müze: otantik eski Hollanda mutfağını, özellikle ev yapımı ekmeği tatmak için harika bir yerdir.
Hollanda Eindhoven Ton Smiths House
Ton Smiths House
Jacob Reviuslaan 25 adresindedir. Müze sadece haftanın bir günü ziyarete açıktır. Giriş ücreti 2.5 Eurodur.
Kendisi: 1957 yılında doğumundan, 1981 yılında ölümüne kadar burada yaşamış ve çalışmıştır.
Müze ise 1983 yılında açılmıştır.
The New Yorker ve The Saturday Evening Post ve diğer birçok Amerikan dergilerine yüzlerce mizah eskizi çizen Hollandalı karikatürist ve sanatçı Ton Smiths’in evi ve stüdyosudur.
Ömür boyu yaptığı 20 bin çizim ve çeşitli resimler buradaki koleksiyondadır.
STADSWANDEL PARKI
Limburglaan mevkiindedir.
Şehrin en popüler parklarından birisidir. 1921 yılında kurulmuştur. Parkta etkileyici bir gölet vardır. Burada piknik yapmak mümkündür.
Parkta ayrıca: bir heykel bahçesi, radyo anıtı ve gözlem kulesi bulunmaktadır. Parkın içinden geçen Dommel nehrinin kıyısında dinlenebilirsiniz.
Radyo anıtı:
Anıt, 1936 yılında Philips tarafından dikilmiştir. Semper Tangens adı verilen bu anıt: bronzdur ve bağıran bir kadına benzemektedir.
Anıtın dikilmesinin sebebi, 1926 yılında Hollanda ile eski Kolonisi Endonezya arasında ilk radyo bağlantısı kurulmasıdır.
PHİLİPS VAN LENNEP PARKI
Oude Vensedijk bölgesindedir.
Şehrin en yeni parklarından birisidir. Parkın arazisi, 1964 yılında Philips-Van Lennep ailesi tarafından Eindhoven Belediyesine bağışlanmıştır.
Park alanındaki gül bahçesi görülmelidir. Parkta genellikle spor yapanlar ve güneşlenenleri görmek mümkündür. Çocuklar için küçük bir hayvanat bahçesi vardır.
HERİTAGE HOUSE
Gasfabriek 2 adresindedir. Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri, saat 10.00-16.00 arasında açıktır.
Heritage House: Eindhoven şehrinin tarihi ve gelişimini gösteriyor. Burada; Eindhoven tarihini anlatan binlerce arkeoloji ve tarihi obje ve fotoğraf görmek mümkündür.
Ayrıca, burada düzenli olarak arkeoloji konusunda konferanslar, sergiler ve diğer etkinlikler düzenleniyor.
Burayı ziyaret ederseniz: inşaat alanlarındaki kazılar sırasında elde edilen buluntuları görebilirsiniz.
Hollanda Eindhoven Evoluon
EVOLUON
Noord Brabantlaan 1a adresindedir. Burası: Eindhoven şehrinin teknoloji ve inovasyon merkezi olarak bilinen Eindhoven Brainport bölgesindedir.
Gelelim Evoluon binasına:
İlginç bir mimari stili vardır.
Philips tarafından yaptırılmıştır, çoğunlukla ilk görenler Eindhoven şehrine inen bir UFO olduğunu düşünür.
1966 yılında bilim merkezi olarak yapılan binanın alışılmadık tasarım: 77 metrelik beton kubbenin düzgün bir şekilde desteklendiğinden emin olmak için birçok hesaplama yapılmıştır.
Eş merkezli halkalar, kubbeyi dairesel balkonlar gibi hizalar. 1980’lerin sonunda bina yenilenir ve Philips şirketi tarafından resepsiyonlar ve konferanslar için kullanılmak üzere genişletilmiştir.
1990’larda ise yapıya: Philips Hall Oditoryumu, toplantı odaları ve VIP Suitleri eklenmiştir.
Yapı: günümüzde konferans merkezi olarak kullanılmaktadır.
1500 ziyaretçi alabilmektedir.
LİCHTTOREN
Mathildelaan ve Emmasingel’in köşesindedir.
Beyaz kulenin en üst katında: Philips, ampul dayanıklılık testlerini yapardı. Binada: sürekli yanan ışıklar, binaya “Işık Kulesi” isminin verilmesine sebep olmuştur.
Daha sonra Philips şirketinin yıldırım departmanı karargahını da barındırmıştır.
Binanın alt katında bir restoran bulunmaktadır.
WİTTE DAME
Emmasingel bölgesindedir.
Işık kulesinin yanındadır.
Yapı: mimar Dirk Roosenburg tarafından tasarlanmış ve 1931 yılında inşa edilmiştir. Başlangıçta bir radyo olarak hizmet vermiş, günümüzde ise Eindhoven Tasarım Akademisi ve Halk Kütüphanesine ev sahipliği yapmaktadır.
VESTEDATOREN
Vestdijk ve Smalle Haven köşesindedir.
2006 yılında yapılmıştır. Eindhoven şehrinin silüetinde ana simge binalardan biridir. Binanın yüksekliği 90 metredir. Şehrin en yüksek 5’nci binasıdır. Mimar Jo Coenen tarafından tasarlanmıştır.
PATERSKERK-AUGUSTİJNENKERK
Tramstraat 37 adresindedir.
Hemen yanında bulunan Marienhage manastırı için inşa edilmiştir.
19’ncu yüzyılda inşa edilen kilise gotik tarzdadır ve şehrin siluetinin önemli bir özelliği olmuştur.
1895 yılında neo-Gotik tarzda inşa edilen bu tarihi kilisenin üç farklı adı vardır. Bunlar: Augustijnenkerk, Heilig-Hartkerk ve Paterskerk’dir.
Kilisenin yüksekliği 66 metredir. Hala orijinal kurucularına, yakındaki Marienhage manastırının rahiplerine aittir. Kilisenin vitrayı çok etkileyicidir.
Ayrıca: “Mesih’un Kutsal Kalbi” nin olağanüstü heykeli ünlüdür.
Hem manastır hem de kilise olarak kullanılmaktadır. Canlı bir cemaate ev sahipliği yapmaktadır. Neredeyse her gün ayin yapılmaktadır, ancak halkın ziyaretine de açıktır.
Ulusal miras ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
AZİZ CATHARİNE KİLİSESİ
Mimar Pierre Cuypers tarafından tasarlanmıştır.
Cuypers’in tasarladığı yaklaşık 70 kiliseden, burası kesinlikle en ünlüsüdür.
1867 yılında başka bir kilisenin yerine yapılmıştır. Daha önceki orijinal yapı: 1420 yılı yapımıdır ve bir yangın sonucu yanmıştır.
Kilisenin iki kulesi vardır. Bunlar: Maria ve David olarak bilinir. Her kule 73 metre yüksekliktedir.
1974 yılında Eindhoven şehri, bu ulusal kültür anıtının gelecek nesiller için korunmasını sağlamak için kilisenin mülkiyetini istemiştir.
Eski kemikler, iskeletler, mücevherler ve ev eşyalarının küçük bir sergisi de yakın zamanda burada yapılan bir arkeolojik kazı hakkında bilgi vermektedir.
DESİNGHUİS
Stadhuisplein mevkiindedir.
1960’ların başlarında, Bölge Mahkemesi yeni Stadhuisplein üzerine inşa edildi. Alt bölge mahkemesi, merkezi bir avlu çevresinde, dört küçük binadan oluşur. Her bölümün, kendi işlevi vardı. Örneğin: Büyük mahkeme salonu ve bekleme odaları.
Binalar arasındaki fark: pencere boyutlarında, merdiven boşluklarında, binalar arasındaki nişlerde ve iç mekanlarda görülür.
Yaklaşık 20 yıl kadar önce yani, 2000’li yıllarda Bölge Mahkemesi buradan taşındı ve binanın ismi “Designhuis” olarak değiştirildi.
Günümüzde bina: insanları ve fikirleri daha iyi bir dünya yaratmaya, tasarım odaklı düşünmeye ve katılımcı bir toplumu güçlendirmeye yarayan bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.
Hollanda Eindhoven İnkijk Museum
İNKİJK MUSEUM
Dommelstraat bölgesindedir. Müze şehrin merkezinde Dommel’in karşısındadır. Şehir merkezine 5 dakikalık yürüme mesafesindedir.
Müze: Dommelstraat’daki eski keten fabrikası olan Van den Briel&Verster evindedir. Fabrika 1936 yılında kapatılmıştır.
Eindhoven şehrinin en küçük müzesidir.
Hollanda Eindhoven İnkijk Museum
Müzede, mikro düzeyde çok çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Müzik ve kabare gösterileri, sergiler, misafir sanatçılar için yatma yeri, gurup konaklamaları, restoran ve uluslararası bir tiyatro programına sahiptir.
Müzenin bahçesinde bulunan odalar 20 metre kare büyüklüktedir. Duvarlar tablolarla dekore edilmiştir. Bu tablolar dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılar tarafından temalı yapılmıştır. Bu odalar: özel banyolu ve mutfaklıdır.
DE ONTDEK FABRİEK-KEŞİF FABRİKASI
Torenallee bölgesinde bulunan bir çocuk müzesidir.
Daha doğrusu bir keşif fabrikasıdır. Giriş ücreti 8.5 Euro’dur.
Burada, eski fabrikada harika bir uzun metrajlı filmin keyfini çıkarabilirsiniz ve icatlarla oynayabilir ve inşa edebilirsiniz. Burada: doğum günü ve harika çocuk partileri düzenlenmektedir.
Hollanda Eindhoven Strijp-S
STRİJP-S
Burası: eskiden Philips’e ait bir sitedir. Birkaç tarihi binadan oluşmaktadır.
Bu alan: Belediye tarafından satın alınarak Stadsschouwburg’a (Belediye Tiyatrosu) eklenmiştir.
Hollanda Eindhoven Strijp-S
Günümüzde ise: olağanüstü bir kentsel alana dönüştürülmüştür. Sanatçıların, tasarımcıların, tiyatro yapımcılarının ve müzisyenlerin çalışmalarını sergiledikleri bir yer haline gelmiştir.
Burada özellikle büyüleyici bir müzik merkezi ilgi çeker.
Hollanda Eindhoven PSV Philips Stadion
PSV PHİLİPS STADYUMU:
Frederiklaan 10A adresindedir.
Hollanda’nın en iyi spor kulüplerinden olan PSV, Philips tarafından kurulmuştur. PSV Kulubü, Hollanda ülkesinin üçüncü büyük spor tesisidir.
1913 yılında kurulan Philips Spor Derneği, Philips elektronik şirketinin personel birliğiydi. Daha sonra şirket dışından insanlar üye olarak kabul edildiler ve günümüzde Hollanda ülkesinin en iyi futbol kulüplerinden biri olmuştur.
Hollanda Eindhoven PSV Philips Stadion
Stadyum: futbol maçları yanında konser, kongre ve seminer mekanı olarak da kullanılmaktadır.
Stadyumda, modern ışık sistemleri vardır. Çimler de mükemmeldir ve oturma standları sahaya yakındır. Tüm stantların üzeri örtülüdür ve ısıtılır.
Seyirci kapasitesi 35 bin kişidir. Ayrıca, şehrin en iyi 3 restoranı buradadır.
Psv Müzesi
Stadionplein dedir. 17 Nolu giriştedir. Stadyumun doğu ucundadır. Giriş ücreti 7.5 Euro’dur. Müze ve stadyum turu ise 16.5 Euro’dur.
Philips Stadyumu, efsanevi futbol kulübü PSV Eindhoven’e ev sahipliği yapmaktadır. Ancak aynı zamanda büyük müzik performanslarına da sahne olur. Aynı zamanda PSV Müzesi de buradadır.
2013 yılında eski PSV İkonu “Wily van der Kuijlen” iyi bir vuruşla sembolik olarak varlığını başlatmasıyla müze kapılarını ziyaretçilere açmıştır.
Müze, kulübün zengin tarihini gözler önüne serer. Müze gezisini bir stadyum turu ile birleştirebilirsiniz. Bu turda: soyunma odaları, basın merkezi ve genellikle yasak olan diğer tüm alanları görebilirsiniz.
Hollanda Eindhoven Blob
BLOB
Şehir merkezinde 18 Eylül Meydanındadır.
“The Blob” olarak adlandırılır. İtalyan mimar Massimiliano Fuksas tarafından tasarlanmıştır. Organik olarak şekillendirilmiş cam ve çelik yapıdır.
Hollanda Eindhoven Blob
Yapı: “The Admirant” alışveriş merkezine giriş görevi yapar.
Hemen yanında: 1700 bisiklet alabilen bir yeraltı bisiklet garajı vardır.
Hollanda Eindhoven Blob
Yapının yüksekliği 25 metredir. Cam ve çelik kaplıdır. Philips ışık kulesi ile yan yana durur ve onu Admirant’a bağlar.
Blob, günümüzde Eindhoven halkı için bir buluşma yeri haline gelmiştir.
Hollanda Eindhoven Glow Eindhoven
GLOW EİNDHOVEN
Glow: Eindhoven şehrinde her yıl düzenlenen bir sanat festivalidir.
Birçok ışık sanatçısı, bu festival sırasında Eindhoven şehrinde buluşur ve şehir merkezine tamamen yeni bir yüz kazandırırlar.
Hollanda Eindhoven Glow Eindhoven
Yapıların cepheleri ve kamusal alanlar sanatçılar tarafından ışıklarla süslenir.
Eindhoven şehrinde, akşam karanlığında şehrin sokaklarındaki renkler ve şekiller sürekli değişerek muhteşem güzel bir ortam yaratır.
STRATUMSEİND (STRATUM)
Aziz Katerine Kilisesi ve Dommel Nehri ikiz kulelerinin arasındadır.
Bu cadde: Hollanda ülkesinde en uzun gece hayatı caddesidir.
Caddenin uzunluğu 225 metredir. Her hafta binlerce kişi, burada bulunan yemek tesislerine gelirler.
Wilhelmminaplein’deki geleneksel kafeler; canlı müzik eşliğinde güzel bir gece geçirmek için mükemmel yerlerdir. Caddede yaklaşık 55 tane mekan vardır.