Rize Hemşin

Rize Hemşin

Hemşin denilince, turistik anlamda çok şey söylemek mümkün değil. Burası: tam bir doğal cennet olarak tanımlanabilir, yani burada tarihi eser veya kalıntıdan öte, doğal güzellikleri yaşamak mümkündür. Ancak, bu doğal güzellikleri yaşamak için, uygun mevsim yani özellikle yaz aylarında gitmeniz gerekir.

Bence, bu bölgeden yolunuz geçerse, Hemşin için kısa bir mola verebilir ve yörenin doğal güzelliklerini görebilir, Hemşin deresi çevresinde, güzel bir piknik yapabilirsiniz. Ama, alabalık ve yörenin meşhur balını mutlaka tatmalısınız.

ULAŞIM

Hemşin ilçesinin, bir kısım yerleşim yerine olan uzaklıkları şöyledir. Hemşin-Pazar arasındaki uzaklık: 18 km. Hemşin-Rize ili arasındaki uzaklık: 56 km. Hemşin-Trabzon arasındaki uzaklık: 123 km. dir. Hemşin-Artvin/Yusufeli arasındaki uzaklık: 104 km. Hemşin-Çayeli arasındaki uzaklık: 25 km. Hemşin-Ankara arasındaki uzaklık: 900 km. Hemşin-İstanbul arasındaki uzaklık: 1200 km. dir.

Rize Hemşin

TARİH

Hemşin bölgesinin ilk yerleşimcileri: 626 yılında, Hamam Bey isimli bir önder ve yanındaki akrabalarından oluşan büyük bir topluluktur. Bunlar: “Hamamasen” olarak isimlendirilen, yerleştikleri yeri imar etmişlerdir. Özellikle, geldiklerinde yıkılmış olan bir şehri şenlendirdikleri için, Hamambey ismine, Türkçe olan “sen” kelimesi eklenerek, “Hamam’ın şenlendirdiği yer” anlamında “Hamamsen” ismi verilmiştir.

Ancak, bu topluluğun bir kısım kaynakta Hıristiyanlığı kabul etmiş bir Türk topluluğu olduğu söylenir. Gerek isimleri ve gerekse göçer bir toplumsal yapı sergilemeleri, bunların Türk olduklarının en büyük kanıtıdır.

Tarihi süreç içinde, bir süre sonra, Hemşinliler, Müslümanlığı kabul ederler. Çünkü: onlar Türk’tür ve aynı dili konuşan Türklerle anlaşmaları kolay olmaktadır.

Ayrıca, Rize sahil kesiminde, Cumhuriyet dönemi öncesinde, Türkçe isimlere rastlamak zor iken, Hemşin yöresinde çok sayıda Türkçe isim bulunması anlamlıdır.

Bunun sebebi, sahil kesiminde, Türk yerleşiminin daha geç tarihlerde olmasına karşılık, Hemşin yöresinde, 696 yılı gibi ,çok eskilere giden bir Türk yerleşiminin bulunuyor olmasıdır.

1461 yılına gelindiğinde, Trabzon Pontus Rum devletinin, Osmanlılar tarafından yıkılmasının ardından, bölge, Osmanlı egemenliğine girer. 1530 yılına gelindiğinde, Hemşin, Trabzon Sancağına bağlı olarak görülmektedir.

1836 yılında ise, Hemşin’in, nahiye statüsünde Pazar ilçesine bağlandığı görülür. 1869 yılında, yine Trabzon’a bağlantı yapıldığı görülür.

Evet, tarih bölümünde fazla ayrıntıya girerek, okuru bunaltmak istemediğimden, tarih bölümünü burada bırakıyorum. Hemşin tarihinde: 1916 yılı Rus işgali, 1990 yılında İlçe konumuna yükseltilmesi, son birkaç not olabilir.

 

GENEL

Hemşin ilçesi, Rize ilinin en eski yerleşim yerlerinden birisidir.

İlçe merkezi, denizden 18 km. içeride kalmaktadır. Ceğalver tepesi etekleri üzerinde kurulmuştur.

Yörede: ılıman iklim kuşağı hakimdir ve buna bağlı olarak: kışlar ılık, yazlar ise serin geçer. Yağış ise, her mevsim görülür. Çünkü: yöredeki dağ silsileleri denize paraleldir ve bu yüzden yöre bol yağış alır.

Bu yağışlar, kışın kar şeklini alır ve yörede, genellikle 2-3 metre civarında kar kalınlığı görülebilir. İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde ise, yörede, yine yoğun sis görülür.

İlçenin hakim bitki örtüsü: ormanlardır. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, yöre bol yağış alıyor ve bu nedenle, muhteşem ormanlar var.

İlçenin ekonomisi: küçük el sanatları, arıcılık ve tarım ağırlıklıdır. Ancak, yörenin toprakları engebeli olduğundan, tarım yapılan yerler çok azdır.

Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler: mısır, çay, fasulye, patates, kara lahana ve kividir. Ama, arıcılık, gerçekten yörenin en büyük ekonomik etkinliğidir ve yörede üretilen bal, ünlüdür.

Turizm: Hemşin yöresinde, herhangi bir turizm etkinliği hakkında yaptığım araştırmada; çok veriye rastlayamadım, özellikle, internette kamu kaynaklarının web sayfalarında, bırakın turistik yerler hakkında bir-iki kelime bilgi vermeyi, turizm konusu hiç açılmamış.

Bunun üzerine, yazılı kaynakları denedim ve Hemşin yöresinde, eğer buraya yolunuz düşerse gezip görebileceğiniz birkaç tarihi özelliği olan yer buldum. Bunları aşağıda, gezilecek yerler bölümünde ayrıntılı olarak belirtiyorum ki, umarım ilginizi çeker.

Ama, diğer bir gerçek, özellikle ilgili kurumların, Hemşin yöresinin turistik özelliklerini ortaya koyan bir-iki kelime yazmasını dilerim. Evet: Hemşin, pek fazla tarihi özellik taşıyan yapı-binası veya kalıntısı olan bir yer değil. Buranın turistik özellikleri olarak, daha çok doğal güzellikler öne çıkıyor.

Bu doğal güzelliklerden biraz söz etmek istiyorum. Özellikle: Hemşin deresi, yöreye güzellik katıyor. Hemşin deresinde, kırmızı benekli alabalıklar ve gerek kendiniz ve gerekse yöre insanı tarafından tutulan bu alabalıkları, mutlaka tatmalısınız.

Ayrıca: yine, yörede, orman içinde, sayısız kuş sesleri eşliğinde doğa yürüyüşü yapmak mümkündür. Bu yürüyüş sırasında, tahta evler ve taş konaklar görmeniz mümkündür. Çünkü: Hemşin yaylaları çok ünlüdür. Çadırlı kamping yapmayı sevenler için de, burada uygun ortamlar var, ama elbette iklim önemli, yoksa aşırı soğuktan etkilenmemek gerek.

Özellikle, yaz aylarında: Hemşin deresi çevresinde, Hor boğazında, Tap mevkiinde, Üsküp dağı eteklerinde, çadır kurarak, gayet güzel bir doğal ortamı yaşayabilirsiniz.

Son bir not: Hemşin deresi üzerinde, birkaç tarihi özellikler gösteren köprüler görebilirsiniz, ama bu köprülerin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır.

HEMŞİN PUŞİSİ

Bu, Hemşinli kadınlar tarafından kullanılan bir tür yemeniyle birlikte kullanılan eşarptır. Yani, geleneksel kıyafetin bir parçasıdır. Yemeni üzerine: ince şerit halinde sarılır. Altın orta kısmında, düğüm yapılır. Uzun kalan kısımları, arkadan sarkıtılır.
Bu eşarp: mor-kırmızı-turuncu gibi parlak renkleriyle dikkat çeker. Kenarları: oyalıdır. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, bağlama şekli özeldir.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Yörede, özellikle, Hemşin deresinde tutulan, kırmızı benekli alabalık yemelisiniz. Yöredeki birçok derede, alabalık yanında, sazan balığı da görülür ve tutulur. Bunun dışında, Karadeniz yöresinin meşhur “mısır ekmeği” yine burada muhteşem bir lezzetle yapılmaktadır.
Bunların dışında, yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz, bunlardan öne çıkanlar: Kara lahana haşlaması, etli lahana yemeği, turşu kavurması düşünebilirsiniz.
Son bir not, burası “bal” diyarıdır ve burada üretilen balı mutlaka tatmalısınız.

NE SATIN ALINIR

Hemşin, organik çay fabrikası satış ofisinden, çay satın alabilirsiniz. Bunun dışında, yörede yoğun olarak., peynir ve yağ koymakta kullanılan, tahta bir kap olan “kadel” satın alabilirsiniz. Tahta terlik ilginizi çekerse “Nelik” satın alabilirsiniz.
Ayrıca, yine, yöre kadınları tarafından yapılan örgü el işleri de ilginizi çekebilir. Son bir not: buranın balı meşhur, mutlaka bal satın almalısınız.

Rize Hemşin

GEZİLECEK YERLER

YENİKÖY DÜZ MAHALLE CAMİSİ

Ahşap yığma bir camidir. Sadece zemin kat duvarları taştır. Caminin zemin katı medrese-mekteptir. Harime doğudan girilir. Harim kare planlıdır ve kuzeyinde küçük bir mahfil vardır.
Caminin mihrap ve minberi ahşap süslemelidir.

Minberin aynalığının ortasında dairevi bir kompozisyon bulunmaktadır. Kenarlara S ve C kıvrımları yerleştirilmiştir.
1884 yılında yapılan cami, bölgedeki ahşap camilerin son örneklerinden birisidir. Son onarımlarla orijinalliğini yitirmiştir.

BALTACILI CAMİSİ

Baltacılı mahallesinde, Hemşin deresinin batı kenarındadır. 1791 yılında yapılmıştır. Taş duvarlı, kırma çatılı bir camidir.

Yüksek bir sundurman üzerine inşa edilmiştir. Camiye, doğu cepheden girilir. Arazinin durumundan dolayı, doğu ve güney taraftan iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Doğu cepheye üst sıra pencereleri küçük tutulmuş olup yuvarlak kemerlidir.

Harimin kuzeyinde mahfil vardır. Mihrap taştır ve basit silmelerle çerçevelenmiştir. Minber Düz Mahalle Camisine benzer merkezde bir daireden barok S ve C kıvrımları çıkmaktadır. Minber, mahfil ve tavan süslemeleri, 19.yüzyılın sonlarında yapılan onarımlara ait olmalıdır.
Cami kapısındaki kitabeye göre, Mahmut Zade el-Hac Muhammed tarafından 1791 yılında yaptırılmıştır.

AKBUDAK KÖYÜ CAMİSİ

Köy merkezinde, 1814 tarihli cami yıkılıp genişletilmiştir. Eski cami mahfil seviyesine kadar taş, bunun üzerinde ahşap duvarlı ve kırma çatılıdır.
Kapı, minber ve mahfili ahşap süslemeli idi. Mahfili taşıyan ayakların birisi, üzerinde kitabe bulunmaktadır.

BİLENKÖY CAMİSİ

Köyün merkezinde, iki katlı olarak yapılmıştır. Alt kat taş ve kısmen ahşap duvarlı olarak inşa edilmiştir. Bu katta, iki bölümlü bir dershane ve bir hoca odası bulunmaktadır. Dershanede taş ocaklar, eski sıra ve kürsü parçaları bulunmaktadır. Güneybatıda ocağı bulunan oda, hocaya aittir.

Alt kat üzerine oturan harimin son cemaat mahalli yoktur. Bunun yerine kuzey ve batı cephesini dolaşan bir hayat kısmı vardır. Bu kısma çıkan merdivenler betonarme olarak yenilenmiştir. Yaklaşık 8×5 m. ebatlarında harim kısmının batısında bir oda bulunmaktadır. Bu odaya hayattan girilmektedir.

Caminin harim kısmına, ahşap oymalı bir kapı ile girilir. Giriş bölümünün üzerinde yer alan mahfil U planlı olup yanlardan kıble duvarına kadar uzanır. Doğu taraftaki ahşap ayakların farklılığı, mahfil uzantısının geniş olması, bu kısmın sonradan ilave edildiğini göstermektedir. Gerçekten de yaşlı köylüler, caminin yakın zaman öncesinde genişletildiğini söylemektedirler.

Kapatılmış, boyanmış ve kısmen bozulmuş olmasına rağmen, camide çok iyi bir ahşap işçiliği göze çarpar. Cümle kapısının kanatlarının yüzeyi oyma olarak birbirini kesen sekizgenler ve onların ortasında oluşan kare rozetlerle süslenmiştir.

Kapının söğeleri üzerinde çizgisel bezeli ve yılankavi şerit arasında rozetler oluşan silmeler vardır. Kapı kemerlerinin köşelerinde çarkıfelek ve altı kollu yıldızlar yer alır. Kapıya benzer bir süsleme minberin yan yüzlerinde görülür. Bu süslemeler ilk yapıya ait olmalıdır.

Mahfilin alt kısmını içten dolaşan silemler ve mahfil çıkmasının süslemeleri daha acemice yapılmış olup, kapı ve minberi taklit etmişlerdir. Burada çizgisel olarak ahşap oyma zikzak, yılankavi uzayan şerit arasında rozetler dikkati çekmektedir.

Sütun başlıklarında yer alan sitizile hayat ağaçları önemlidir. Düz tavanın ortasında birkaç silmeli sade bir göbek yer alır.

Ahşap oyma süslemeye yapının dış yüzeylerinde de rastlanır. Özellikle hayat korkuluklarındaki barok kıvrımlar, sütun başlıkları dikkati çeker.

Yapının ilk inşası, 18. yüzyıla kadar inmektedir. Cami, bugünkü şekline 1894 yılındaki onarım ile kavuşmuştur. Bu tarih caminin batı kapısı üzerine kazınmıştır.

Bu tadilat sırasında hayat ve harim katındaki odaların inşa edildiğini söylemek mümkündür. Bazı yaşlı kişiler caminin buraya yakın bir yerden nakledilerek yeni şekline kavuşturulduğunu söylemektedirler.

Rize Güneysu

Rize Güneysu

Her taraf yeşil, her taraf engebeli (hiçbir düzlük yok), her taraf dereler ile dolu, işte tam bir doğa cenneti. Güneysu, ziyaretçilerine, tarihi kalıntı ve eser göstermez, ama eğer doğayı yaşamak isterseniz, burası tam size göre.

Çünkü, burada doğa ziyaretçilerine bambaşka güzellikler sunuyor. Buranın tüm bunların yanındaki en büyük özelliği: Sayın Başbakanın, baba ocağı olmasıdır.

ULAŞIM

Güneysu ile bağlı bulunduğu Rize il merkezi arasındaki uzaklık: 15 km. dir. Güneysu-Çayeli arasındaki uzaklık: 22 km. dir. Rize ile Güneysu arasındaki yolcu taşımacılığı, minübüsler ile yapılmaktadır. Güneysu-Trabzon arasındaki uzaklık: 92 km. Güneysu-Çaykara arasındaki uzaklık; 66 km. Güneysu-Ankara arasındaki uzaklık: 835 km. dir. Güneysu-İstanbul arasındaki uzaklık: 1188 km. dir.

TARİH

Yörenin bilinen en eski adı “Potomya”dır. Çünkü; yerleşim yeri, Taşlıdere havzasının iki önemli akarsuyu olan Salarha ve Potamya deresi arasında kalmaktadır. Bu iki akarsu arasında kalınması nedeniyle, yöreye “Potamya” ismi verilmiştir.

MÖ. 606 yılında, yörede Med’lerin hakimiyeti görülür. Daha sonra ise, sırası ile: Persler, Pontus Devleti, Roma ve Bizans imparatorluğu, yörede hakimiyet kurarlar. Malazgirt savaşından sonra ise, Selçuklular bölgeyi ele geçirirler ve 1461 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından, yöre, Osmanlı hakimiyetine sokulur.

Güneysu, 1987 yılında ilçe olmuştur.

Rize Güneysu

GENEL

İlçe: Rize ilinin, iç kesimlerinde kalan bir ilçedir. Yani, il merkezinin güneydoğusundadır. İlçe merkezinin, deniz kıyısına uzaklığı: 14 km. dir. Rize ilinin en gelişmiş ilçesidir.

İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği, yani rakımı ise: 152 metredir. Yerleşim yerinin çevresi ise, tepelerle çevrilidir. Bu tepelerin rakımı, 150 ile 2000 metre arasında değişmektedir. Çünkü: akarsu kenarında kurulmuştur. Bu tepeler arasındaki vadilerde bulunan çok sayıda dere, daha sonra birleşerek Güneysu yani Potamya deresini oluştururlar.

Hatta: ilçenin köylerinde bile, bazen aynı köy içinde, 2-3 km. mesafelerde, rakım, birkaç kata yükselebilmektedir. Yani: yerleşim yerleri, yamaçlara, dağınık olarak kurulmuştur. İlçe merkezinde ve yörede, çıplak arazi ve düzlük arazi görmek mümkün değildir.

Bölgenin iklim özelliklerine bakılırsa: en büyük etkinlik, sürekli yağış olmasıdır. Bunun sonucunda: heyelan ve sel gibi doğal felaketler, sürekli olarak yöredeki yerleşimi tehdit etmektedir. Geçmişte, 2001 ve 202 yıllarında, büyük sel felaketleri görülmüştür.

Yöre insanının en büyük ekonomik etkinliği: tarım ve tarıma dayalı sanayidir. Özellikle, çay tarımı önem kazanmaktadır. Son yıllarda ise, çaya alternatif olarak, kivi üretimi yaygınlaşmıştır. Çay üretiminin bu kadar yoğun olması sonucu, ilçe merkezinde, Çaykur’a ait 2 fabrika ve özel sektöre ait 35 çay fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikalarda, sadece yörede yetiştirilen çay değil, çevre yörelerde yetiştirilen çay bitkisi de işlenmektedir.

Rize Güneysu Feretiko Bezi

FERETİKO BEZİ

Çay üretiminden önce, yörede, iklimin uygun olması nedeniyle, yoğun oranda “kenevir” üretimi yapılmaktaydı. Kenevirden yapılan “kendir ipi” üretimi de yaygındı. Buna bağlı olarak: Rize bezi, çay öncesinde, Rize yöresinde, ekonominin en büyük etkinliklerinin başında gelmektedir.
1960’lı yıllarda, çay bölgeye gelmeden önce, yörede her evde “feretiko bezi” tezgahı bulunuyordu.

Kendir bitkisinden çıkarılan ip: çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra, feretiko özel tezgahlarında dokunup bez haline getirilmektedir. Oluşturulan bu beze “feretiko” denir. Bu bez: gerek kalitesi, gerek sağlıklı olması ve gerekse zarafetiyle, giyim alanında ve üzeri işleme yapılarak süslendiğinde, yoğun olarak kullanılmaktadır.

Evet, konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Ama, yörenin bu ünlü bezinin mazide yoğun olan ve günümüze kadar yoğunluğu ulaşmayan üretimi, bugün yine arttırılmaya çalışılıyor ve yöredeki resmi makamların desteği ile, yeniden feretiko bezi üretimi yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.

Bunları anlatmamın sebebi şu: buraya yolunuz düşerse, mutlaka feretiko bezi veya bu bez ile üretilmiş bir şeyler satın alabilirsiniz, zaten gördüğünüzde beğenmemeniz mümkün değil, ama öte yandan bu bezin sahtesini satın almamaya dikkat etmelisiniz.

Rize Güneysu

NE YENİR-NE İÇİLİR

İlçe merkezinde, 150 kişi kapasiteli, güzel bir “alabalık” restoranı bulunmaktadır. Ayrıca: yine, Asmalı ırmak köyü ve Gürgen köyünde de, alabalık satışı yapılan, alabalık çiftlikleri bulunmaktadır.
Bu çiftliklerin restoranlarında: mutlaka alabalık tatmalısınız ki, bu lezzeti, başka bir yerde bulmanız mümkün değildir.

NE SATIN ALINIR

Yukarıda da belirttiğim gibi, buralara yolunuz düşerse “feretiko” bezi ve bu bezden üretilen güzel şeyler bulup satın almalısınız.

KONAKLAMA

Güneysu ilçesinde, çok güzel bir öğretmen evi bulunuyor. Özellikle, mimari yapısıyla dikkati çeken öğretmenevi: 2008 yılında hizmete açılmıştır. 8 oda ve 500 kişilik salon bulunmaktadır.
Öğretmenevi, ilçe merkezinde, Sağlık caddesindedir. Telefon numarası: 0464-3442082.

Rize Güneysu

GEZİLECEK YERLER

Güneysu ilçesinde, özellikle “Handüzü” yaylasında, yaz aylarında, dağ ve yaylacılık turizmi yapılıyor. Özellikle, 1999 yılından bu yana, her yıl Ağustos ayı içinde düzenlenen Yayla şenliklerine, birçok insan katılmaktadır.

Ancak, yaylada, herhangi bir konaklama tesisi bulunmadığından, ziyaretler, günübirlik yapılmaktadır. Yolu derseniz, beton kaplı yol, ulaşım için uygundur. Handüzü yaylası, ilçe merkezine 16 km. uzaklıktadır.

KIBLEDAĞ CAMİSİ

Kıbledağ köyü merkezinden, Çamlıca köyü Ilıca mahallesine taşınmıştır. 1862 yılında yapılmıştır. Çamlıca köyü: ilçe merkezine 20 km. uzaklıktadır.

Bölgenin geleneksel ahşap camilerinden birisidir. Taşınma sırasında, beton bir zemin kat üzerine oturtulmuş, kuzeyine yeni bir kısım ilave edilmiştir. Bununla birlikte, caminin orijinal unsurları korunmuştur.

Caminin harimine kuzey cephenin ortasındaki iki kanatlı kapı ile girilir. Harim: 6.70 x 8.40 metre boyutlarında, enlemesine dikdörtgen planlıdır. Giriş kısmının üzerindeki ahşap ayaklarla t aşınan mahfil U şeklindeki kıble duvarına kadar uzanır. Cami, yan yüzlerdeki iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır.

Düz tavanın ortasında, ahşap oyma süslemeli bir göbek bulunmaktadır.
Cami ahşap süsleme bakımından çok zengindir. Giriş kapısı, minber, tavan, mahfil, köşk ve korkulukları dönemin yaygın barok karakterli mahalli üslubu ile bezenmiştir. Bu unsurları, son yıllarda, sarı-lacivert olarak boyanmıştır.

Kapı kanatları üzerinde stilize vazolar içinde çiçekler S ve C kıvrımları yer almaktadır. Ahşaptan oyulmuş mihrap da yine stilize yapraklı kıvrım dalları, rozetler, S ve C kıvrımları ile süslüdür. Minberin yan yüzlerinde çok kollu, dairevi bir yıldız çevresinde S ve C kıvrımları, kartuşları yer almaktadır.

Dikdörtgen şekilli tavan göbeği bitkisel motiflerle bezeli bir bordürle çevrilidir. Zemini S kıvrımları kaplıdır. Ortada dairevi merkez bulunmaktadır. Mahfil köşkünde, büyük kıvrımlı bir bördür görülmektedir.

Kapı motifleri bakımından, diğer ahşap işçiliği ile benzerlik gösterir. Kanatlar, ikili örgünün çerçevelediği panolar halinde düzenlenmiş, yüzeyler birbiriyle bağlantısı zayıf olan bitkisel motiflerle dolgulanmıştır.

Minber, özenli bir işçilik göstermekle birlikte, iri motifler boyanınca, fazlasıyla dikkat çekmektedir.

Minber kapısının üzerinde, iki ay yıldız arasındaki tarihe göre, cami 1862 yılında yapılmıştır.

Rize Güneysu Kiremit Köyü Aşağı Mahalle Camii

KİREMİT KÖYÜ AŞAĞI MAHALLE CAMİSİ

Bir medrese ile birlikte yapılmıştır. 19. yüzyılda yapılmış, bölgenin geleneksel taş ve ahşap malzemeli, kırma çatılı camilerinden birisidir.

Doğu cepheden birkaç basamakla cami ve medresenin önündeki hayat kısmına çıkılır. Buradan, bir kapı ile medreseye ve bir kapı ile de camiye girilir. Bu kısmın üzerinde, camiye içten bağlanan bir dış mahfil bulunur.

Bu mahfile, doğu tarafından ahşap minare bitiştirilmiştir.
Esas cami mahfil seviyesine kadar bütünüyle taş, üstte ise kıble yönünde taş, diğer kısımlarda ahşap yığma duvarlara sahiptir. Harim, derinlemesine dikdörtgen planlıdır. Giriş kısmının üzerindeki mahfil korkuluğu kıble duvarına kadar uzanır.

Caminin giriş kapısı, minberi ve mahfil köşk ve korkulukları ahşap süslemelere sahiptir. Taş mihrap yenilenmiştir. Kapı kanadı, kare panolara ayrılarak üzerine stilize ağaçlar, rozetler ve dairevi motifler yerleştirilmiştir. Söğeler üzerinde geniş bir kıvrım dal bordürü vardır. Minber ve mahfil süslemesinde yüzeysel geometrik motifler, şeritler yer alır.

Caminin kesin yapılış tarihi bilinmiyor. Mahfil korkuluklarında bulunan 1819 tarihini, inşa tarihi olarak kabul edilmektedir.

Son bir not: ilçe merkezine 1 km uzaklıkta bulunan Kiremit Mahallesinde, bir de çok eski yıllardan bugüne kadar süregelen “Katarahte Şelalesi” bulunmaktadır. Bu şelale, özellikle yaz aylarında, serinleme ve piknik amacıyla kullanılmaktadır. Burayı da gezip görmenizi öneririm.

İngiltere Liverpool Genel

İngiltere Liverpool Genel

 

Şehir: İngiltere’de Mersey nehri halicinin doğusundadır. Bu konumu nedeniyle, şehir, diğer İngiliz şehirlerine göre çok elverişli konumdadır. Şehir: bu alanda, deniz seviyesinden 70 metre yükseklikteki Everton Tepesinin küçük ve kumtaşından oluşan sırtlarına kurulmuştur.

Başkent Londra şehrine 284 km. uzaklıktadır.

Şehir: 1207 yılında küçük bir yerleşim olarak kurulmuş ve 1880 yılında şehir olmuştur. Bölge: “Lancashire” kontluğuna ait olduğu için, şehrin güneybatısı günümüzde de “Lancashire” olarak tanınır ve bilinir.

Ancak: şehirde liman kurulmasının ardından hızla gelişmiş ve göçler nedeniyle nüfus da artmış ve kırsal alan olan “Lancashire” bölgesinden ayrılmıştır.

Yakın geçmişte, 2007 yılında 800. kuruluş yıldönümünü kutlayan şehir, 2008 yılında ise Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilmiştir.

Bir zamanlar: İstanbul-İngiltere arasında kullanılan deniz yolu gemileri, buradan hareket ediyorlarmış.

İngiltere Liverpool Genel

TARİH

Yukarıda da kısaca söz ettiğim gibi, şehir ilk olarak; bir balıkçı köyü olarak, 1207 yılında Kral John tarafından verilen bir imtiyaz beratı ile kurulmuştur. Bu beratta da belirtildiği üzere, yerleşim, belli bir plan dahilinde oluşturulmuş, 8 sokak, H şeklinde düzenlenmiştir.

Ancak, buranın isminin, 1190 yılında, çamurlu sulu yer, havuz veya dere anlamında “Liuerpul” denildiği biliniyor. Öte yandan, şehrin isminin kaynağında: Mersey nehrinde çok bulunan yılan balıklarından yani “elverpool” dan geldiği de söylenir.

17. yüzyıla gelindiğinde, şehirdeki ticari yaşamın canlandığı ve buna bağlı olarak göçler nedeniyle nüfusun arttığı görülür. Takip eden süreçte ise: ülkenin nehir deltalarında bulunan diğer limanları çamurla dolmaya başlayınca: Mersey nehri deltası üzerinde bulunan Liverpool limanı önem kazanmaya başlamıştır.

1699 yılına gelindiğinde ise, Liverpool limanından, Afrikalı köle ticaret gemisinin köle ticaretine başlaması ilgi çekicidir. Köle ticaretinin başlaması ile, şehir iyice zenginleşmiştir.

Denizdeki gel-git etkisinin azaltılması çalışmaları için, 1716 yılında ilk dok sisteminin yapılması: limanın daha etkin kullanımını sağlamıştır.

18. yüzyılda: şehir, Avrupa köle ticaretinin büyük bölümünü eline geçirmiştir.

19. yüzyılda köle ticareti yasaklanınca, bu kez, ticaret başka yönlere dönüştürülmüş ve yine ticari kazançlar devam etmiştir. Hatta: bu yüzyılın başında dünya ticaretinin % 40’lık bölümünün Liverpool limanından yapıldığı bilinmektedir.

Aslında Liverpoollu tüccarların zengin olmasının temelinde “üç köşeli” dedikleri bir sistem bulunuyordu. Bu sisteme göre: Afrika’dan Karayipler’e ve Amerika’ya köle, Karayipler ve Amerika’dan İngiltere’ye şeker, keten, tütün ve İngiltere’den Afrika’ya: hafif sanayi malları ihraç etmişler ve böylece: uğradıkları her limanda para kazanmışlardır.

Günümüzde de, bunun benzeri bir sistemi yürüten İngilizler, dünya üzerindeki merkezi olarak belirledikleri limanlar arasında mal transferi yaparak zengin olmayı sürdürmektedirler.

1830 yılına gelindiğinde: dünya üzerinde ilk şehirler arası demiryolu sistemi: Liverpool şehri ile Manchester arasında hizmete girmiştir. Yine aynı yıllarda: şehrin nüfusu büyük bir hızla artmış ve bundaki en büyük etken: İrlanda’da ki büyük kıtlık nedeniyle, binlerce İrlandalının önce buraya ve sonra Amerika’ya göç etmesidir.

Ama, birçokları da şehirde kalmayı tercih etmiştir.

II. Dünya savaşı sırasında ise, şehre 80’den fazla hava akını yapılmış ve bunların sonucunda: özellikle Merseyside civarında birçok tarihi bina tahrip olmuştur.

Kısa bir süre sonra, inşaat çalışmaları ile bunlar restore edilmiş ve özellikle “Kraliyet Seforth Dock” ortaya çıkmıştır.

20. yüzyıl başlarında, şehir yine göçmenler için bir durak noktası olmaya devam etmiştir. Hatta: filminden hatırlanacağı üzere, Atlantik Okyanusunda batan ve 1517 kişinin öldüğü, ünlü “Titanik” gemisi de, Liverpool orjinlidir.

 

ULAŞIM

Liverpool “John Lennon Havaalanı” (LPL) şehir merkezine 9 km. uzaklıkta ve güneydedir. Yapının art-deco mimari stili ilgi çekmektedir.

1930 yılında açılan havaalanı: ülkenin en eski alanlarından birisidir, bu yüzden eski yolcu salonu ilgi çekmektedir (günümüzde burası lüks bir otel olarak kullanılmaktadır) ve 2002 yılında, düzenlenen bir törenle, ismi ünlü Liverpoollu Beatles gurubu üyesi “John Lennon” olarak değiştirilmiştir.

Bu ödüllü havaalanından, şehir merkezine rahatlıkla ulaşılmaktadır. Yıllık yolcu sayısı 5 milyon civarındadır.

Havaalanından şehir merkezine ulaşmak için: otobüs servislerini kullanabilirsiniz. Her yarım saatte bir çalışan bu otobüslere: tek biniş ücreti 3 paund.

Şehirdeki şehirlerarası otobüslerden: doğuya, güneye ve kuzeye gidenler: Liverpool One Otobüs istasyonu ve Kraliçe Meydanından hareket ederler.

Bunun dışında, daha uzak mesafelere gidecek olanlar Natıonal Ekspres Otobüslerini tercih edebilirler. Mersey Feribotu: Liverpool şehir merkezi ile Wirral yarımadası arasında çalışır.

Liverpool şehri yakınlarında Manchester şehrine gitmek isterseniz, 1 saatlik tren yolculuğu yapmanız gerekir ki, bunun ücreti: 11 paund.

Şehre trenle giderseniz, gayet büyük tren istasyonunun şehir merkezinde bulunduğunu bilmeniz gerekir, tren istasyonundaki turizm bürosundan şehir haritası edinerek, şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Liverpool-Londra arasında ise, Virgin trenler ile, 2 saatlik bir yolculuk yapmak yeterlidir.

 

 

TOPLU TAŞIMA

Şehir içi ulaşımda metro bulunmuyor. Şehir içi ulaşım: otobüsler ve tren ile sağlanıyor. Eğer şehir merkezinde konaklama şansınız varsa, birçok yere yürüyerek gidebilirsiniz.

 

 

İKLİM

Ayrıntılı bilgi vermeden önce, bu şehrin rüzgarlı ve yağmurlu bir yer olduğu konusunu hemen belirtmem gerekir. Sürekli rüzgar eser, yağmur yağınca rüzgar durur, yağmur durunca yeniden rüzgar başlar. Hava güneşli bile olsa, o rüzgar ziyaretçileri üşütür ve rahatsız eder. Londra’yı bilenler için, buranın havası, Londra’dan kötüdür.

Evet, gelelim ayrıntılı bilgilere: şehirde Atlantik Denizindeki Gulf Stream akıntısı nedeniyle ılımlı bir deniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak yazlar serin, kışlar ise fazla soğuk ve kar yağışı olmadan ılıman geçmektedir. En yüksek sıcaklık ortalaması, 20 derece ile Temmuz ayında görülür. En düşük sıcaklık ortalaması ise, 2.2 ile Ocak ayında görülür.

Evet, Liverpool: güneşli, yağmurlu, bulutlu ve rüzgarlı günlerin bir karışımı olan tipik İngiliz havasını barındırmaktadır. Ancak, şehirde, genellikle güneşli ve sıcak günler yaşanır ve bu yüzden: bu şehri ziyaret etmek isteyenlerin: Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında buraya gitmelerini öneririm.

Kasım-Aralık-Ocak-Şubat ayları: soğuk ve yağışlıdır. Yılın bu zamanlarında şehri ziyaret etmek isterseniz: mutlaka kalın giysiler götürmeniz gerekir.

 

 

PARA

İngiltere’nin resmi para birimi “paund” yani “sterlin” dir. Avrupa Birliğine üye olmasına rağmen, kendi para birimlerini kullanmaktadırlar.
1 paund= 100 pence.
Kağıt paralar: 5-10-20 olarak mevcuttur.
Madeni paralar: 1-2 paund, 50-20-10-5-1 pence’dir.

 

 

İNSANLAR

Şehirde, karışık bir nüfus yoğunluğu bulunmaktadır. Bu yabancı kökenliler arasında yoğunluğu “Afro-Karayip” kökenliler oluşturur. Bunlar, yaklaşık 10 nesildir burada yerleşiktirler ve denizcilik, eğitim için buraya gönderilenler ve buradaki tüccarların çocukları ve serbest kalmış köleler, bunların ilk nesillerini oluşturmaktadır.

Yine şehirde yoğun Çinli nüfus bulunur. Yine, şehirde büyük sayıda İrlanda ve Galler asıllı insanlar yaşamaktadırlar.

Sonuç olarak: 2002 yılı nüfus sayımına göre: şehirde yaşayanların oranı şu şekildedir: % 1.17 Galler kökenli, % 0.75 İrlanda kökenli, % 0.54 Kuzey İrlanda kökenli.

Burada: halk genellikle, İngiliz soğuk tipli profile nazaran daha sıcak ve şakacıdır. Liverpoollular, muhabbet etmeyi ve tabii bira içmeyi çok severler. Aynı zamanda, futbol aşığıdırlar. Özellikle: 2005 yılında, Liverpool futbol takımının, İstanbul’da, Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu kupasını almasını unutmamışlardır ve Türk olduğunuzu öğrendiklerinde hemen futbol muhabbeti başlatırlar.

Bu futbol merakı o derece yüksektir ki, birçok Liverpoollu erkek, üstlerine tişört yerine, Liverpool futbol takımının formasını giymeyi tercih ederler.

Liverpool kızlarına gelince: özellikle süslü olduklarını belirtmem gerekir. Markete giderken bile, saçlarında bigudiler bulunmasına aldırmazlar ve takma kirpik takacak derecede süslenmeyi tercih ederler. Abartılı kıyafet giymeyi tercih ederler.

 

DİL

Evet, şehirde İngilizce konuşulmakta ama burada konuşulan İngilizce aksan olarak, ülkenin diğer yerlerinde konuşulandan çok farklıdır. Kötü bir aksanları ve kendilerine özgü İngilizce terimleri vardır.

Hatta: şehirdeki bazı yerlerde, Liverpool İngilizcesi terimleri kitapları satıldığını görürseniz şaşırmayın. Anlaşılması zor bir aksanla İngilizce konuşuyorlar, buna hazırlıklı olmanızı ve hani olur da, İngilizce dilinizi geliştirmek için buranın sokaklarını ve caddelerini tercih etmemeniz önerilir.

 

ÜNİVERSİTELER

Liverpool Üniversitesi

1881 yılında Kraliçe Victoria döneminde kurulan bu üniversite: önce kolej olarak kurulmuşsa da, sonradan 1903 yılında üniversite statüsüne alınmıştır. Bir çok bölümü bulunan üniversitede: günümüzde 21 bin civarında öğrenci bulunduğu söyleniyor.

Liverpool Tropik Tıp Okulu

İngiltere’de uluslar arası deniz ticareti nedeniyle oluşan tıp sorunlarını çözmek için kurulmuştur. Burası: dünyanın birçok bölgesine ait hayvanların zehirlerinin saklandığı ve üzerinde araştırmalar yapıldığı bölümler nedeniyle, dünya üzerinde nadir kurumlardan birisidir.

Liverpool John Moores Üniversitesi

1970 yılında Liverpool Politeknik üniversitesine bağlı olarak kurulan bu eğitim kurumu, 1992 yılında özerk üniversite statüsünü kazanmıştır. Üniversitenin adı: 20. yüzyılda şehirde perakende satışlar ve futbol loto şirketi olan “Littlewoods”un sahibi ve idarecisi John Moores anısına verilmiştir. Günümüzde üniversitenin 25 bin civarında öğrencisi bulunduğu söyleniyor.

 

Liverpool Hope Üniversitesi

2005 yılında özerk üniversite statüsünü kazanmıştır. Daha önce, karışık dinsel özellikler taşıyan dinsel bir öğretmen okulu statüsünde idi. Günümüzde üniversitenin 8 bin civarında öğrencisi bulunduğu söyleniyor.

 

FUTBOL

Şehirde, İngiliz Premier Ligine atılan iki futbol takımı bulunmaktadır. Bunlar: Everton ve Liverpool dur. Önce Everton takımı kurulmuş olup kuruluş tarihi 1878 yılıdır.

Liverpool takımı ise: o zamana kadar Anfield stadında maçlarını yapan Everton futbol takımının, stadyumun sahibi ile arasında çıkan anlaşmazlık sonucu, bu stadyumu terk etmesinin ardından, stadyumun sahibinin girişimleri ile 1892 yılında kurulmuştur.

Takım, 1962 yılından bu yana, İngiltere’de sürekli olarak en üst ligde oynamaktadır.

Her iki takımın da kendi stadyumları bulunmaktadır.

Öte yandan: 1888 yılında İngiltere Football Leaguenin kurulmasından bu yana: Liverpool şehri, her sezon ligin en üst basamağında futbol oynanan tek İngiliz şehri olarak bilinmektedir.

Goodison Park Stadı

1892 yılından bu yana, Everton futbol takımı, maçlarını burada yapmaktadır.

 

Anfield Stadı

Liverpool futbol takımı, 1892 yılından bu yana maçlarını burada oynamaktadır. Stadyum: 1970’li yılların başında yenileştirilip büyütülmüştür.

Günümüzde stadyum 45 bin seyirci kapasitelidir. Burada: Liverpool kulübü bünyesinde, genç sporcuların yetiştirilmesi için kurulun “The Academy” isimli yetiştirme kurumu bulunmaktadır.

 

BEATLES

Beatles: 1960’lı yıllarda Liverpool şehrinin en ünlü pop gurubudur. Dünya çapında 1 milyardan fazla albüm sattıkları biliniyor.

Gurubun üyeleri: John Lennon (1940-1980), Paul McCartney (1942 doğumlu), George Harrison (1943-2001) ve Ringo Star (1940 doğumlu). Beatles kayıtlarının çoğunu George Martin üretmiştir.

Beatles gurubuna: genç kızların ilham çığlıkları atmaları ve bayılmaları nedeniyle, fenomen İngiliz basını tarafından “Beatlemania” olarak lakap takılmıştır. 1963 yılında: İngiltere’de çok büyük sansasyon yarattılar. 1964 yılında ise, Kuzey Amerika’ya geldiler ve gurubun popülitesi, dünya çapına yayıldı. 1970 yılına gelindiğinde, gurup dağıldı.

Evet, Beatles gurubunun ve müziğinin Liverpoollular tarafından sahiplenilmesinin en büyük nedeni, gurubun üyelerinin burada doğmuş olmaları ve ilk çıkışlarını yani popülerliklerini burada kazanmalarıdır.

John Lennon: Liverpool Üniversitesi kampüsüne bitişik Owford caddesinde, şimdi kapalı olan doğumevinde: 9 Ekim 1940 tarihinde doğdu.

Paul Mc Cartney: annesinin hemşire olarak çalıştığı Walton Hastanesinde, 18 Haziran 1942 tarihinde doğdu. Walton hastanesi: şehrin kuzey kesimindedir.

George Harrison: 25 Şubat 1943 tarihinde, Penny Lane Arnold Grove denilen yerde doğdu.
Ringo Star: 7 Temmuz 1940 tarihinde: Dingle alanında, Madryn caddesi üzerindeki evde doğdu.

 

GO SUPERLAMBANANAS

Şehri gezerken birçok yerde görebileceğiniz bu ilginç heykel: şehrin simgesidir. 2008 yılında şehir Avrupa Kültür Başkenti seçildiğinde yapılan etkinlikler öncesi, bu heykel: Japon sanatçı Taro Chiezo tarafından tasarlanmıştır.

2 metre büyüklüğündeki heykelin ön tarafı koyuna ve arka tarafı muza benzemektedir. Çünkü: Liverpool tarihinde, şehir bir zamanlar ünlü liman iken, ticaretin önemini belirlemek amacıyla (koyun ve muz ticaretinin önemi) bu tür bir heykel yapılmıştır.

Evet, biraz önce söylediğim gibi, bu heykelin çakmalarını şehrin birçok yerinde görebilirsiniz.