Burası: küçük bir kasaba. Toplama kampı olarak kullanılan eski kale ve kasabanın içindeki müze haricinde, bir şey yok. Hatta ölü bir kasaba bile demek mümkün.
Çekya Prag Terezin Kampı
Terezin kampı
18’nci yüzyılın sonlarında: Elbe ve Ohre nehirlerinin ayrıldığı noktada, küçük bir kale koruma sistemi olarak inşa edilmiş. İlk başlarda: bir hapishane olarak kullanılmış. 1940 yılında, bu bölge Naziler tarafından işgal edildikten sonra, küçük kale, bir Gestapo hapishanesine dönüştürülmüş. 2’nci Dünya Savaşı boyunca da buraya 5000 kadın olmak üzere 32000 mahkum getirilmiş.
Ancak: bunların 8000’i ölmüş. Savaş sonunda: kampta tifo salgını başlamış. Naziler, hastalığı durdurma çabasına girmemişler ve 1945 yılı Mayıs ayında, gardiyanlar kaçtıktan sonra bir gurup gönüllü sağlık personelinin çabalarıyla, kalanlara yardım edilmiş.
Çekya Prag Terezin Kampı
Terezin Toplama Kampı
1947 yılından beri, ölenlerin aileleri ve orada zulüm görmüş insanların girişimleriyle, yaşanılan felaketlerin anısına, halkın ziyaretine açılmış.
Evet, burada isterseniz gezimizi sürdürelim. Genelde: gezinin başlangıç yeri: Krematoryum binası. Kirli beyaz bir bina. İçeride çekim yapmak yasak. Parlak gün ışığından, içeriye girdiğinizde, bir süre hiçbir şey görünmüyor.
Sonra yavaş yavaş ortam belirginleşmeye başlıyor. Duvarlarda: sağlı-sollu cam panoların içinde, bir takım fotoğraflar ve delici-kesici aletler sergileniyor. Fotoğraflarda: işkence gören insanlar ve cesetler var. Soldaki minik kapıdan bir odaya geçiliyor. Bir mezbahaya benzeyen bu odada da, gene bir sürü acayip alet sergileniyor.
Ölen mahkumlar, bu odaya getiriliyor, dişleri ve sindirim sisteminde altın olup olmadığı araştırılıyormuş. Odadaki ağır küf kokusu ve duyduklarınızdan ürpereceksiniz.
Evet: oradan, fırınların bulunduğu büyük odaya geçiliyor. Ölenlerin, tepsi benzeri tablalara konulup bu fırınlarda yakılmıştır.
Çekya Prag Terezin Kampı
Evet: buradan ayrılıyorsunuz. Kısa bir yolculuktan sonra: geniş bir park yerine geleceksiniz. Önünde grili-siyahlı taşlardan döşenmiş, her iki yanında yüksek ağaçların sıralandığı, uzun bir yürüyüş yolu var.
Çekya Prag Terezin Kampı
Sağ yanda, hem Yahudilere ve hem de Hıristiyanlara ait olduğu anlaşılan yemyeşil bir mezarlık var. Bütün mezar taşlarının üzerleri kırmızı çiçeklerle bezenmiş. Bu kadar temiz ve nizami bir mezarlık görmek sizi şaşırtacak. Yolun sonuna geldiğinizde, artık Terezin’desiniz.
Bir avlu ve ona açılan bir kapı. Karşılama odasında, isimleri kaydedilen mahkumlar, avluda bekleyen doktorlar tarafından “işe yarar” ve “işe yaramaz” şeklinde ayrılmışlar. Hasta ve yaşlı olanlar, başta eleniyor ve ölüme terk ediliyorlarmış.
Ölenler de krematoryuma gönderiliyormuş.
Sol tarafta, nöbetçi odası var. Burada mahkumlara gelen mektuplar sansürleniyormuş. Kayıtları yapılanlara, elbise ambarlarından kamp elbiseleri dağıtılıyormuş. Bazı odalara rahatça girip gezebilirsiniz. Bazıları, cam bölmelerin arkasından izlenip görüntülenebiliyor.
Çekya Prag Terezin Kampı
Karşıda, hücrelerin bulunduğu başka bir avluya açılan, kirli-sarı kemerli bir kapı var.
Üzerinde büyük siyah harflerle “Arbeit Mach Frei” yazıyor.
Yani “çalışmak özgürlüktür” Bir toplama kampı için, ilginç bir özgürlük vaadi. Burada çalışarak kurtulacağına inanan birisi var mıydı acaba? Sanmıyorum.
Evet, geziye devam ediyoruz. Diğer avluda, hücreler görülüyor. İnsanlar, bu dar ve sıkışık hücrelerde, 100 kişi kalıyorlarmış. Tahta ranzalar, ortada bir uzun masa, köşede ufak bir lavabo, küçük bir kapı ve içeride minicik havasız bir tuvalet deliği.
Çekya Prag Terezin Kampı
Sonraki durak, tek kişilik hücreler. Diğer mahkumlardan ayrılıp sorguya çekilecek veya idam edilecek mahkumların kaldığı yerler. Bazılarında, kalın demir parmaklıklı, minik bir pencere bulunurken, bazılarında ise pencere yok. Kapılar kapandığı zaman, kavramın kalmadığı korkunç mekan, tuvalet ve yatak bulunmayan, her tarafı kalın taş duvarlarla çevrili bir mezar.
Evet, son olarak: dezenfeksiyon odası. Ama buranın musluklarından, sık sık zehirli gazda verildiği biliniyor.
İşte, Terezin toplama kampı budur.
Burada: duygularına hakim olamayacaksınız ve insan olarak, bu vahşeti yaşayanların duygularını birazcık da olsa, hissedeceksiniz. Buradan yine de binlerce insan sağ çıkmış. Nasıl sağ çıktıklarını anlamak mümkün değil? İnsanüstü moral ve fizik güçleri olmuş olsa gerek.
Aklımda kalan en ilginç görüntü ise, toplama kampının girişinde yazan slogan oldu. Arbeit Macht Frei. Çalışmak özgür kılar.
Bizans döneminde, Beykoz’dan Alemdağ’a kadar bütün alan ormanlarla kaplıydı. Meludion denen yerde, Bizans İmparatorları tarafından yaptırılan bir av köşkü vardı. Bizans imparatoru Kontakuzinos: kızı Teodora’yı Orhan Bey ile evlendirmiş, ancak amacına ulaşamayınca tacını ve tahtını bırakarak Alemdağ Mangallar Manastırında keşişlik yapmaya başlamıştır.
Bölge: Orhan Gazi döneminde fetih edilmiştir.
Osmanlı döneminde, bölge İstanbul şehrinin odun ve kömür ihtiyacının önemli bölümünün karşılandığı bir yerdir. Genellikle dağlardan ve korulardan temin edilen odun ve kömürler arabalar ve hayvanlarla en yakın iskelelere getirilir ve buradan gemilerle İstanbul’a taşınırdı.
Aynı zamanda avlanma, gezi, eğlence ve mesire alanı olarak kullanılmıştır.
Çekmeköy, 1994 yılında Ümraniye ilçesine bağlı bir beldedir.
2008 yılında ilçe statüsü kazanmıştır.
Buranın isminin kökeni ile ilgili anlatılan bir efsane vardır. Şöyle ki “Çekmeköy, Fatih Sultan Mehmet döneminde 7 kardeş tarafından kurulur. Bu yedi kardeşten, altı tanesi eşkıyalar tarafından öldürülür. Yedinci kardeş “çekme tetiği” diyerek eşkıyalardan kurtulur. Böylece köyün adı “Çekmeköy” olur.
İstanbul Çekmeköy
GENEL
Yerleşim: Alemdağ ormanlarının güneybatı kesimindeki Keçiağılı Tepesi yamaçlarında kuruludur. Denizden yükseklik 100 metredir. Yörede ılıman bir iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Ancak nem oranı yüksektir, bu yüzden sıcaklar daha sıcak, soğuklar daha soğuk hissedilir.
İstanbul Çekmeköy
GEZİLECEK YERLER
İstanbul Çekmeköy Avcı Koru Tabiat Parkı
AVCI KORU TABİAT PARKI
Alemdağ-Şile yolu üzerindedir. Giriş ücretlidir. İsmini yakınında bulunan köyden almıştır. Yaklaşık 649 hektar büyüklükteki bir alanda kuruludur. Alanın kuzeybatısında, eski bir maden çukurunda oluşmuş yapay gölet vardır.
İstanbul Çekmeköy Avcı Koru Tabiat Parkı
2011 yılında “Tabiat Parkı” olarak ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır.
Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında piknik alanı olarak tercih edilmektedir. Çeşme, büfe, piknik alanları, tahta masalar, çocuk oyun alanı, orman yolları ve orman köşkü bulunmaktadır. Ayrıca konaklamak için tahta bungalov kır evleri bulunmaktadır.
İstanbul Çekmeköy Avcı Koru Tabiat Parkı
Son olarak, 2019 yılında burada survivor parkuru hizmete açılmıştır. Bu parkur oldukça büyüktür ve Türkiye’nin en büyük survivor parkurudur.
Çocuk oyun parkında ise, 34 tane ayrı şişme oyun ünitesi bulunmaktadır.
ALEMDAĞ MAHALLESİ
Alemdağ: Anadolu yakasında kıyı şeridinde bulunan Kayışdağı, Aydos ve Çamlıca tepelerinin arkasında yükselen İstanbul’un en yüksek ikinci tepesidir. Rakımı 442 metredir. Çevresi tamamen ormanlarla sarılıdır. Orman örtüsü, Taşdelen mesire yerinden başlayarak Şile’ye kadar gider. Çok geniş bu alandaki en büyük yükselti Alemdağ tepesidir. Alemdağ beldesinin güneyi Taşdelen mahallesiyle çevrilidir. Sınırı: Taşdelen dere çizer. Yörenin ismi Cumhuriyet döneminde bir süre “Alemdar” olarak geçer ancak daha sonra 2005 yılında “Alemdağ” olarak değiştirilir.
İstanbul Çekmeköy Alemdar Baba-Turasan Bey Mezarı
ALEMDAR BABA-TURASAN BEY MEZARI
Günümüzde mezar: 15’nci Füze Üs Komutanlığının sınırları içerisindedir. Alemdağ üzerinde oldukça yüksek bir yerde, dağın köye bakan yamaçlarındadır.
Kendisi Seyyid Battal Gazi’nin torunudur. Alemdar Baba veya asıl adı Tur-Hasan Bey olarak bilinir. Turasan veya Torasan Bey isimleriyle da tanınır. Alemdar: bayrağı veya sancağı taşıyan kişi, bir işe öncülük eden kişidir.
Danişment Gazi’nin, dostu Turasan Bey’i, İstanbul’un fethi için ordu ile gönderdiği bilinmektedir. Turasan bey, ordu ile birlikte yörede birçok yeri ele geçirmiştir. Hatta: Alemdağ’a kadar gelir ve buraya bir kale yaptırır.
Kaleye: Selçuklular ve Danişmentlilerin ortak bayrağı olan “siyah alemleri” diktirir ve bundan sonra halk arasında kalenin bulunduğu dağ “Alemdağ” ve Tur Hasan Bey ise “Alemdar Baba” olarak anılmaya başlanır.
Bu dönemde: Alemdağ kalesinde yapılan birçok savaşa katılır ve bunlardan birinde Sancaktar/Alemdar Turasan Bey, Alemdağ’da şehit düşer.
Turasan Bey, bölgeye ismini de veriyor. “Alemdar” zamanla “Alemdağ” oluyor. Alemdağ caddesi, İstanbul’un en uzun caddesidir.
Türbede kitabe yoktur. Ulaşımı zordur. Üzerinde sürekli olarak Türk bayrağı dalgalanmaktadır.
MÜTEVELLİ SUYU ÇEŞMESİ
Alemdağ orman içinde, Alemdağ merkezine 2.5 km uzaklıktadır. Suyun aktığı çeşme, daha önce kilise olan ve sonradan camiye çevrilen bir caminin yanında ve yol üzerindedir. Kitabesi yoktur. Çeşme 1963 yılında restore edilmiştir.
İstanbul Çekmeköy Alemdağ Surp Nişan Kilisesi-Alemdağ Vakıf Camii
ALEMDAĞ SURP NİŞAN KİLİSESİ-ALEMDAĞ VAKIF CAMİİ
Dörtyol ağzı mevkiinde eski köy meydanındadır. Adresi, Merkez Mahallesi İlim caddesidir.1833 yılı öncesinde inşa edilmiştir.
İstanbul Çekmeköy
Yani ne zaman yapıldığı net olarak bilinmemektedir. Alemdağ köyünde bulunan Ermeni kilisesi, I. Dünya savaşı öncesinde Ermeni Taşnak Komitacılarının en önemli gizli toplanma ve faaliyet merkezlerinden birisi olmuştur. Bu yüzden, daha sonra camiye çevrilmiş ve 1930 yılında ibadete açılmıştır. Halen ibadete açıktır.
ÇATALMEŞE MAHALLESİ
İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul
PARK OF İSTANBUL
30 Ağustos Caddesindedir. Mart 2019 tarihinde ziyarete açılmıştır. Park her gün saat: 09.00-18.00 arasında ziyarete açıktır. Giriş ücretlidir. Yaklaşık 200 bin metre karelik alana kuruludur.
İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul
Park alanı içinde: hayvanat bahçesi, Pony Club at binicilik alanı ve macera parkı, zipline, atv biniş alanları bulunuyor. Kıl çadır konaklama alanları vardır. Ayrıca: piknik alanı ve restoran bulunmaktadır. Restoran saat: 22.00 kadar açıktır.
İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul
Hayvanat bahçesinde: 200’den fazla hayvan bulunmaktadır. Bunlar 50 farklı türdendir.
Ağaçların arasından ilerleyen 220 metre uzunluğunda Roller Coaster Zipline bulunuyor.
İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul
Pony Club alanında, hem büyükler hem de çocuklar için at binişi imkanı bulunmaktadır.
İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul
Restoran: doğanın içinde, çam ağaçlarının altında, hayvanat bahçesinin yanı başındadır. Burada havuz başında muhteşem bir teras bulunuyor.
İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul
Yöresel ürünler alanında ise, gözleme, mıhlama ve kahvaltı tercih edebilirsiniz.
İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul
Mesire alanında: her masaya özel barbekü ve masalarda kullanılacak tüm malzemeler (masa örtüsü, tabaklar, kaşık, bıçak, çatal, bardaklar gibi) ve semaverde çay ücreti karşılığı işletme tarafından sunulmaktadır.
EKŞİOĞLU MAHALLESİ
ÇEKMEKÖY KAYMAKAMLIĞI
Ekşioğlu Mahallesi Saray Caddesindedir.
HAMİDİYE MAHALLESİ
İstanbul Çekmeköy Hamidiye Kültür Merkezi
HAMİDİYE KÜLTÜR MERKEZİ
Bilgiç sokak üzerinde bulunan kültür merkezi yıkılarak yerine yenisi yapılmaktadır. Proje kapsamında 263 araçlık bir otopark yapılıyor. Kültür tesisinde ise: 150 kişilik çok amaçlı bir salon, 6 derslik, bir kütüphane ve çeşitli oyun guruplarının bulunduğu park düzenleniyor.
İstanbul Çekmeköy Spor Kompleksi
ÇEKMEKÖY SPOR KOMPLEKSİ
Ulubatlı Hasan Caddesindedir. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından işletilen spor kompleksi, yılda yaklaşık 18 bin kişiye hizmet vermektedir.
İstanbul Çekmeköy Spor Kompleksi
Tesiste: yüzme havuzu, basketbol, voleybol sahaları, fitness, pilates ve bosu alanları bulunmaktadır.
HAMİDİYE SU
Sultan II Abdülhamit, saltanatının ilk yıllarında İstanbul’un su sorunu ile ilgilenmiş ve bu amaçla 1880 yılında bir komisyon kurarak araştırma yaptırmıştır.
Böylece Haziran 1902 tarihinde, Hamidiye suyu, tam kapasiteyle İstanbul halkının susuzluğunu gidermek için tecrübe edilmeye başlanmıştır.
Daha sonra sistem 31 Ağustos 1902 tarihinde törenle hizmete açılmıştır. Kurulduktan sonra uzun süre çeşmeler vasıtasıyla İstanbul halkına ulaştırılmıştır. İstanbul içinde Hamidiye suyu akan 86 çeşme bulunuyormuş.
Ayrıca Yıldız Sarayında 30 çeşme, Beşiktaş Sarayında 10 çeşme varmış. Ancak zaman içinde gerek şehrin büyümesi ve gerekse su sebillerinin tahrip olması nedeniyle su verilmemeye başlanmıştır.
1979 yılında ise Hamidiye suyu şişelenerek halka ulaştırılmaya başlamıştır.
Günümüzde Hamidiye Suyu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan Hamidiye Kaynak Suları A.Ş. tarafından işletilmektedir.
Teknolojik alt yapısı ve modern üretim sistemleriyle dünya standartlarında 1902 yılından bu yana üretilmektedir. Tesislerde bulunan kapsamlı laboratuvarlarda fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik testler yapılmaktadır.
İnternational Taste Institute tarafından, 2019 yılı “Superior Taste Award” ödülü almıştır.
Sonuç olarak, gerek kalitesi, lezzeti ve teknolojik üretim şartları nedeniyle: Hamidiye suyunu kullanmanızı öneriyorum.
NİŞANTEPE MAHALLESİ
Mahalle, Şile otoyolu ve Yavuz Sultan Selim köprüsü bağlantı yolları nedeniyle son dönemde oldukça fazla değerlenmiştir.
Ayrıca 3’ncü köprünün üzerinden geçecek olan raylı sistem de yine bu bölgeden geçecektir. Planlanan raylı sisteme göre 3’ncü Havaalanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ve Marmaray entegre edilecektir.
Bu bağlamda da bölge ulaşım akslarının tam merkezinde yer alarak İstanbul’un yeni bir gelişme aksı olacaktır. Buradan İstanbul’un bir çok bölgesine belediye otobüsü ile gitmek mümkündür.
Ayrıca bölgenin yeni revize edilen bölge imar planına göre az katlı ve çok yeşil alan prensibi esas alınmaktadır. Kat sayısı en fazla 6 olmaktadır.
İstanbul Çekmeköy Özyeğin Üniversitesi Kampüsü
ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ KAMPÜSÜ
Orman Sokaktadır. Üniversite, 18 Mayıs 2007 tarihinde kurulmuş ve vakıf üniversitesidir. Eylül 2011 tarihinde ise Çekmeköy Kampüsünde faaliyete başlamıştır.
İstanbul Çekmeköy
Kampüsün binalarının tasarımı: Cambridge ve Princeton üniversiteleri binalarını tasarlayan mimarlık firması tarafından tasarlanmıştır. Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikasına sahiptir. Kampüste: modern sınıf ve laboratuvarlar, çalışma odaları, spor merkezi, kütüphane ve iki oditoryum bulunmaktadır.
İstanbul Çekmeköy
Kampüste bulunan yurtların kapasitesi 2449 öğrencidir. Bu yurtlar, her türlü ihtiyaç ve detay düşünülerek yapılmış tasarımları ve konaklama seçenekleriyle hizmet veriyor. Odalar bir, üç ve dört kişilik olarak düzenlenmiştir.
TAŞDELEN MAHALLESİ
Tarihi kaynaklarda: buranın suyunun oldukça güzel olduğu kayıtladır. Ayrıca: av köşkleri, çiftlikleri ve ormanı da geçer. Taşdelen suyu hala akmaya devam ediyor.
Ormana yakın olması büyük bir ayrıcalıktır. Orman eskisi kadar olmasa da halen varlığını sürdürüyor. Tarihi kaynaklarda adı geçen av köşkleri ve çiftlikler ise yok olmuştur.
TAŞDELEN MESİRE ALANI
Mesire alanı, özel bir şirket tarafından işletilmektedir. Yani buraya giriş ücretlidir. Mesire alanının piknik yapılan yerinde: çeşitli sosyal tesisler (restoran, otopark, tuvalet ve çeşme) bulunmaktadır.
TAŞDELEN DOĞAL KAYNAK SUYU
Taşdelen kaynak suyunun birkaç tane kaynağı bulunmaktadır. Eskiden taş bir oluktan akan suya, taşı delerek meydana çıktığı için “Taşdelen” suyu ismi verilmiştir.
Alemdağ orman içindedir. Kaynak suyu, 1582 yılında Sultan II Selim’in eşi, Nurbanu Sultan tarafından vakfedilmiştir. Daha sonra, Sultan II Abdülhamit’de bu suyu kullanmıştır.
Hatta 1909 yılında tahttan indirilip sürgüne gönderilirken, Sirkeci garında son arzusu sorulduğunda “bir bardak Taşdelen suyu” istemiştir.
Yine diğer bir söylenti: Hac için giden Surre alaylarındaki küplere, Taşdelen suyu doldurulur, dönüştü ise boş küplere zemzem suyu doldurulurmuş.
Atatürk ve Taşdelen Suyu
1932 yılında Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk: Üsküdar’dan Şile’ye giderken, Alemdağ’a çıkar. Burada Taşdelen suyunun kaynağına gider. Taşdelen suyunun kaynağındaki bakımsızlık ve ilgisizliği gördüğünde ise, Vali ve Belediye Başkanına bu suyun Üsküdar’a indirilmesi talimatını verir.
Atatürk, Alemdağ’a geldiğinde ziyaret ettiğinde çok beğendiği kaynak sularından Defneli Suyuna daha sonra “Gazi Suyu” ismi verilmiştir.
ÖMERLİ MAHALLESİ
RİVA (ÇAYAĞZI) DERESİ:
Ömerli Barajı, Riva deresi üzerinde kuruludur. İstanbul’un en büyük akarsuyudur. Baraj çıkışında ise: Riva deresi adı altında, Sarıpınar köyüne ulaşır.
Çayağzı denen yerden Karadeniz’e dökülür. Osmanlı döneminde, yağış çok olduğunda Riva deresinin taştığı ve çevresindeki yerlere zarar verdiği bilinmektedir. 1910 yılında Riva deresinin taşması sonucu, Hüseyinli köyünün arazisinin büyük kısmı selden hasar görmüştür.
İstanbul Çekmeköy Ömerli Baraj Gölü
ÖMERLİ BARAJ GÖLÜ
Baraj gölü kıyısında, Esenceli köyü bulunuyor.
İstanbul Çekmeköy Ömerli Baraj Gölü
Köy, sessiz ve sakin bir yerdir. Baraj gölü çevresinde kamp yapılabilecek yerler vardır. Ayrıca: yürüyüş yapılabilir, günübirlik geziler ve piknik için uygundur. Orman yolları üstündeki patikalarda doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.
HÜSEYİNLİ KÖYÜ
Hüseyinli köyünün arazisi, o dönemlerde Boğazkesen kalesini korumakla görevli kişiler tarafından kullanılıyordu. Köylüler ekip biçtikleri araziden elde ettikleri ürünlerin vergisini, tımar sahibi olan Boğazkale muhafızlarına tımar olarak veriyorlardı.
SARIPINAR KÖYÜ
Tahrir defterlerindeki kayıtlara göre, köyün diğer adı “Ayna Hoca” köyüdür. Başlangıçta köy “Ayna Hoca” isimli birine mülk olarak verilmiş ve bu kişiye atfen köyün ismi “Ayna” olarak kalmıştır. Daha sonra köyde birçok su kaynağı bulunması nedeniyle ismi “Sarıpınar” olmuştur.
KOÇULLU KÖYÜ
“Koçu” eskiden kullanılan bir araba çeşidine verilen isimdir. Bu yüzden, köyün halkının arabacılık yaptığı ve köyün bu ismi aldığı düşünülür.
REŞADİYE KÖYÜ
Kuruluş tarihi olarak diğer köylere nazaran daha yeni bir köydür.
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı döneminde Hopa ve çevresi Ruslar tarafından işgal edilince, o yörede yaşayanlar, İstanbul’a göç ederler.
Bunlar: Alemdağ bölgesinde bulunan iki ayrı mahallede geçici olarak iskan edilirler. Köyün ismi, 1889 tarihinde Sultan II Abdülhamit’in tahta bulunması nedeniyle “Hamidiye” köyü olmuştur.
Diğer bir ismi ise “Laz Köyü” dür. Daha sonra Sultan Mehmet Reşat, tahta geçince, 1911 yılında köyün ismi “Reşadiye” köyü olur.
Bankok şehrinde insanların pek çoğu tek odalı evlerde yaşıyorlar. Evler sadece yatmak ve tuvalet-banyo ihtiyaçları için kullanılıyor. Evlerde genellikle mutfak ve balkon yoktur. Çünkü, şehirde nüfus aşırı kalabalıktır.
Bunun sonucunda, evlerde yemek kültürü hiç yok gibi azdır. İnsanlar cadde ve sokaklarda bulunan, seyyar hazır yemek tezgahlarında yemek veya bir şeyler yiyorlar.
Ana yemeklerde, kullanılan soslar ve yağların değişik bir tür kokusu vardır. Bu kokular ve bir tür duman, yemek yaparken ortaya çıkan duman, özellikle akşam saatlerinde şehrin birçok yerine hakim oluyor.
Duman pek olmasa da koku inanın tüm şehri kaplıyor ve dışarıdan gelenler için oldukça olumsuz bir durum yaratıyor.
Çünkü Taylandlılar bu kokuya alışmış, dışarıdan gelenler alışık değil.
Bu koku, genellikle Hindistan cevizi yağında pişirilen yiyeceklerden gelmektedir.
Bankok Yemek Kültürü
Evet belirttiğim gibi evlerde mutfak ve yemek pişirme, yemek kültürü yoktur.
Bankok yemek kültürü olarak, şehirde birçok cadde ve sokak köşelerinde kurulu olarak görülen tezgahlarda, kızarmış küçük ahtapotlardan tadabilirsiniz.
Ayrıca, yöreye özgü egzotik yemekler, bu tezgahlar üstünde pişirilip yenmek üzere müşterilere sunuluyor.
Hani sürekli söylenir ya: köpek eti, at eti, kedi eti yeniliyor diye, bu tür yiyecekleri Bankok şehrinde bulmak pek mümkün değil, ancak bol miktarda haşarat yani böcek türü yiyecek bulunabiliyor.
Sizler, burayı ziyaret ettiğinizde, Bankok yemek kültürüne ve yöresel yemek kültürüne güvenmeyip bir şeyler yemek isterseniz: şehirde hazır yemek zincir restoranlarından hamburger, pizza veya makarna gibi yiyecekleri tadabilirsiniz.
Bankok Yemek Kültürü
Su konusuna gelince, Bankok şehrinde çeşmeden akan suları içmeyiniz, rahatlıkla bulunan şişe sularını tercih ediniz. Şişe sularının fiyatları makuldür.
Son bir öneri: büyük marketlerin içinde, yemek bölümleri var.
Bu bölümlerde: balık veya tavuk gibi ürünleri seçip pişirttirip yiyebilirsiniz, bazı yerlerde de pişmiş satılıyor, masalar var, oturup yiyebilirsiniz.
Bunları da düşünmezseniz, şehirde birçok yerde bolca meyve satılıyor.