Macaristan Gezilecek yerler

Macaristan Gezilecek yerler BALATON GÖLÜ

BALATON GÖLÜ

Macaristan Gezilecek yerler; Budapeşte’ye 15 dakika uzaklıkta. Kelime anlamı: çamurlu göl. Macaristan denize kıyısı bulunmayan bir ülke olduğu için, göl, bazen Macar Denizi olarak da adlandırılıyor. Her şeyi ile, minyatür bir Akdeniz. Ayrıca: Avrupa’nın en geniş gölü unvanına da sahip. Uçtan uca uzunluğu: 77 km. Genişliği ise: 4 ile 14 km. arasında değişmektedir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 104 metre.

Macarlar tarafından, yaz aylarında tercih edilen bir yer. Tatil bölgesi. Gölün Siofok ile Fonyod arasındaki güney sahili: şık otel ve tatil merkezleriyle dolu. Suyunun sıcaklığı, yüzmeye elverişli. Yaz aylarında, göl suyu: 25 derece. Bu özellikleri nedeniyle, göl çok fazla sayıda turist çekiyor. Gölde, yüzmenin yanında, balıkçılık, yelkencilik ve diğer bazı su sporları da yapılıyor.

Kuzey bölümü ise, tarihi eser ve doğal güzellikleriyle dikkati çekiyor. Özellikle, Tıhany yarımadası, tarihi öneme sahip bir alan.

Kışın ise, göl buz tutuyor. Buz kalınlığı: 15 cm. kadar ulaşabiliyor. Bu dönemde de; buz tutmuş göl yüzeyinde, buz pateni ve kızak kayma etkinlikleri yapılabiliyor.

Gölün hemen yanında: Sarmellek Havaalanı var. Birçok ülkeden, bu havaalanına doğrudan uçuşlar düzenleniyor.

Macaristan Gezilecek yerler Baja

BAJA

Burası, günümüzde tatil ve spor merkezi olarak biliniyor. Petöfi ve nagy Pandur adalarındaki kumsallar: yüzmek için çok güzel yerler. Burada: görülecek yerler arasında: ıstvan Türr Müzesi, Istvan Nagy Galerisi, Bunyevac Köy Evi var.

Macaristan Gezilecek yerler Sopron

SOPRON

Burası: kırmızı şaraplarıyla ünlü bir şehir. Avusturya sınırında bulunan şehir: 1920’li yıllarda yapılan referandum ile, Macaristan sınırlarına katılmış. Şehir: II. Dünya Savaşında tamamen yıkılmış. Yeniden kurulması, yaklaşık 50 yıl sürmüş.

Meydanları: gotik yapılarla çevrilmiş olan bu ortaçağ şehrinde, Liszt Ferenc Müzesi oldukça zengin. Macarlar yerleşmeden önce, buraya yerleşen Romalılar, yaklaşık 400 yıl kalmışlar. Macarlar: özgün Roma surlarını güçlendirerek, kale inşa etmişler. Dolayısı ile: kalenin içindeki iç şehir: çok sayıda kapı ile korunmuştur. Buradaki yangın kulesi (FO ter) kentin bir sembolü durumundadır. Kule: Roma kapısı üzerine, 16.yüzyılda yapılmıştır. 61 metre yüksekliğindedir. Gözcü olarak hizmet vermektedir. Bugün müze olarak kullanılan: The Old Synagog: Avrupa’nın en büyük Yahudi anıtları arasında yer alıyor.

Budapeşte’den tren ve otobüs seferleri ile gidilebiliyor.

PEYÇ

Tuna ve Drava nehirleri yakınlarındaki Meçek Dağı eteklerinde kurulu, 2000 yıllık bir kent. Budapeştenin 200 km. güneyinde. Akdeniz iklimi ve ünlü bir üniversite kenti. Macaristan’ın ilk üniversitesi: 1367 yılında, burada kurulmuş. Akdeniz ikliminden dolayı Peyç’de: orkide, kayısı, erik, armut, şeftali, ceviz, badem, incir ve en önemlisi üzüm yetiştiriliyor. Evliya Çelebinin anlatımlarına bakılırsa: “Peyç armudunun 170 türü yetiştiriliyormuş. Kendisi Peyç’de bir beyin konuğu iken, 42 değişik armut yemiş.” Bölgede, ünlü “Kadarka” şarabının adı, Üsküdar’dan (Skadar) geliyor.

Peyç: 1543-1686 yılları arasında, Osmanlı egemenliğinde kalmış. Pecuy olarak anılıyor. Osmanlı tarihinde, biraz da, burada doğmuş olan tarihçi İbrahim Peçevi (1574-1650) ile ünlenmiş. Bir ara, Macaristan’ın eski başkenti Szekesfehevar’da valilik yapan İbrahim Peçevi’nin eseri “Peçevi Tarihi”, Osmanlıların 1520-1640 yılları arasındaki dönemini kapsıyor.

Osmanlılar egemenliğinde kent, Ortadoğu havalı bir ticaret merkezine dönüşmüş.

Osmanlılar, kenti aldıktan bir süre sonra, ana meydanına: Aziz Bartolomeo Kilisesi’ni yıkarak, Gazi Kasım Paşa Camisini yapmışlar. Ancak, kenti terk ettiklerinde ise, cami yine kiliseye çevrilmiş. Ancak: mimari özellikleri tamamen yok edilir.

Ancak: 1950 yılında yapılan restorasyonda: Macarlar geçmişlerine saygı yaklaşımı içinde, binadaki Barok ekleri kaldırırlar ve binaya yeniden Osmanlı kimliğini kazandırırlar. Şu anda: Peyç kentinin ana meydanına damgasını vuran; Osmanlı kubbeli yapının üzerinde, hilal ve haç bulunuyor. Barışsever dünya halkları için, önemli bir görüntü.

Evet, üniversite kenti olması nedeniyle, Peyç kentinin genç bir nüfusu var. Geç Barok, Neo-Rönesans, Neo-klasik yapılar tüm kenti sarmış. Eski kentin surları ile burçları hala ayakta. Kentteki, 100 metrelik Kaptalan Sokağında, 5 tane müze bulunuyor. Bu müzelerin hemen yakınında da: ünlü Çontvari Müzesi bulunuyor.

Bu müze hakkında bir söylenti var. Şöyle ki: Çontvari’nin ölümünden sonra, Paris’te açılan sergisini gezen Picasso: içeride bir saat yalnız bırakılmasını istemiş ve sonra sergiden çıkarken “Yüzyılımızda, benim kadar büyük bir ressam olduğunu bilmiyordum” demiş. Yani: bu Müze, sanatseverler için mutlaka çok hoşa gidecek eserleri barındırıyor.

Peyç şehrine damgasını vuran yapı malzemesi: seramik. Çatılar: seramikle kaplı, heykeller, çeşmeler seramikten. Kentte; 1868 yılında açılan fabrika, Peyç Jolnay Seramiği ile çok ünlenmiş. Seramik üretiminden dolayı, Peyç ile Kütahya kardeş kent olmuşlar.

Kanuni Sultan Süleyman

ZİGETVAR

Peç şehrinin, 33 km. batısındadır. (25-30 dakika uzaklıkta) 1566 yılında, Türklerin yaptırdığı Sultan Süleyman Camisi, daha sonradan Ortodoks kilisesine çevrilen Ali Paşa Camisi, 1960 yıllarında restore edilen Zigetvar Kalesi ve Tarih Müzesi; Zigetvar şehrinin tarihi zenginlikleri olarak öne çıkıyor.

Evet, burada, Osmanlı İmparatorluğu tarihinin en görkemli sultanı, Kanuni Sultan Süleyman’ın mezarı bulunuyor.

Macaristan ZİGETVAR

Kanuni, 1566 yılının, 6 Eylül günü, 72 yaşında, küçük Macar kenti, Zigetvar’daki çetin savaşlar sırasında öldü. Ancak; kalenin düşmesinden iki gün önce ölmüş. Askerler arasında moral bozukluğu yaratmaması için, ölüm haberi gizlenmiş. Cesedi bozulmasın diye, iç organları çıkarılarak ilaçlanmış ve iç organları otağının bulunduğu yere gömülmüş.

Bedeni ise, fetihten sonra, İstanbul’a getirilerek, Süleymaniye Camisinin avlusundaki, bugünkü yerine gönülmüş. İç organlarının gömüldüğü yere, “Süleyman’ın kalbinin gömülü olduğu türbe” anlamına gelen “Türbek” deniliyor. Daha sonra, oğlu II. Selim, buraya türbe ve çevresine de müştemilat yaptırdı.

Ancak: 150 yıl sonra, bu yapılar kayboldu. Zivetgar kalesini ele geçiren Harburg Hanedanı, bu yerin üzerine bir kilise diker. Kilisenin adı: Türbek kilisesi. Kiliseyi ziyaret edenlerin, papazlara en çok sorduğu soru ise, hep aynı olmuş. “Süleyman’ın kalbi nerede gömülü?”

Macaristan Zivetgar

Savaş, Türklerin zaferiyle sonuçlandı ve bu bölgede, 23 yıl sürecek olan Osmanlı hakimiyeti başladı. Kale alındıktan sonra: Osmanlılar, kale içinde, hemen Sultan Süleyman Camisini inşa etmişler. Caminin özgün mihrabı, hala duruyor. Mihrap üzerinde: damla pencere oldukça ilginç. Caminin minaresi:  doğal tahribata dayanamamış, boyunun üçte ikisini yitirmiş.

Macaristan Zivetgar

Zivetgar kalesinin mazgalları; Osmanlılar tarafından eklenmiş.

Günümüzde: orada bir park var. Zivetgar kentine, yaklaşık 2 km. uzaklıkta açıldı. Török-Magyar Baratsag Park. Yani: “Türk-Macar Dostluk Parkı.” Bu parkta: Kanuni Sultan Süleyman ve Miklos Zrinyi adına dikilmiş bir anıt bulunuyor.

Zivetgar kentinde: bir de Osmanlı biçemli pencerelere sahip, bir Barok Kilise var. Yapının aslı, 1596 yılında inşa edilen “Ali Paşa Camisi”. Cami, daha sonra kiliseye çevrilmiş ve bir çan kulesi eklenmiş.

Ardından, Macarlar restorasyonda, değişik Barok eklerini kaldırınca, yapının Osmanlı kimliği öne çıkmış. Kilisenin kubbesinde ise, ilginç bir fresko var. Kanuni Sultan Süleyman, hasta yatağında ölümü beklerken; 2400 askeriyle kaleyi savunan Macar Komutan Mikloş Jrinyi ise ölüme gidiyor.

Kasabadaki savaş müzesini, o silahları ve illustrasyonları mutlaka görün. Diğer gezilecek yerler: Fransisken ve Barok kiliseleridir. Ayrıca, şehirde bir Türk Evi bulunuyor. Şehirdeki tarihi mekanlar ise: Andrassy Sarayı ve Zrinyi Miklos Müzesi’dir.

Macaristan Gezilecek yerler Szentendrei Ezstergom

SZENTENDREİ-EZSTERGOM

Evet, büyük olasılıkla, buraya tur ile gitmeniz yönünde taleplerle karşılaşacaksınız. Turlar, bu geziyi, size: kişi başına: 50 Euro ücret verecekler. Ancak: siz, yerel olanakları kullanarak, buraya gitmeye kalkarsanız: kişi başına, yemek dahil, en fazla: 25 Euro ödersiniz.

ULAŞIM

Szentendrei şehrine, kendi imkanlarınızla gitmek isterseniz: Metronun kırmızı hattı üzerinde bulunan: Batthyany Ter istasyonuna ulaşmanız gerekiyor. Oradan ise: HEV yani banliyö trenine binerek, 40 dakikalık bir yolculuk yapmanız şart.

Ancak: bu yolculuk sırasında: Budapeşte’den satın aldığınız bilet geçmiyor, yeni bilet almanız gerekiyor. Lütfen buna dikkat edin, trende elinde ceza makbuzu ile dolaşan ve özellikle turistlere ceza yazmak için can attığı her halinden belli olan, görevliye fırsat vermeyin, mutlaka banliyö trenine binmeden önce, yeni bilet alın.

Evet: 40 dakikalık bu tren yolculuğundan sonra: Szentendrei şehrine varıyorsunuz ve 10 dakikalık bir yürüyüşten sonra, şehir merkezine ulaşıyorsunuz.

Eğer, tren değil, otobüs ile gitmek isterseniz: öncelikle metro ile “Arpad Hid”e gidin. Burada: Estergon ve Szentendre otobüslerinin kalktığı, ilk durak var. Kişi başı: 5 Euro ödeyerek, 1 saatlik yolculuk sonucunda, şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Bu arada: insanların köpekleri ile, belediye otobüslerine rahatça bineceklerini göreceksiniz.

Burası

Budapeşte şehrinin kuzeyinde ve yaklaşık 20 km. uzaklıkta. Şehirde: 2 katlı, sevimli evler var, özellikle: elişi ürünler ve hediyelik eşyalar satılıyor. Yollar: parke taşlı ve dar sokaklar, sanki bir Akdeniz kasabası havasını yansıtıyor.

Zaten: şehir merkezinde dolaşan kızların üzerinde, bikini gördüğünüzde, gerçekten deniz kıyısında bir yerde miyim diye mutlaka düşüneceksiniz, ama sokak aralarında dolaşırken, birden karşınıza Tuna nehri çıkıyor.

Evet: bu şehirden sonra, önünüzde iki seçenek var. Ya: Visegrad’a gitmek, ya da Estergon’a gitmek. Estergon’a gitmenizi öneriyorum. Sonuçta: tarihi geçmişimizde, Estergon’un özel bir yeri var. Estergon’a gitmek için: Tren istasyonunun yanından kalkan otobüslere binmeniz gerek. Otobüs yolculuğu, yaklaşık: 1 saat sürüyor.

Macaristan Gezilecek yerler

Estergon’a varıyoruz.

Burası: Macaristan’ın ilk başkenti. Bu nedenle: tarihi özellikleri öne çıkıyor. Burada, kalenin içinde bulunan bazilika ise, yine önemli bir kilise.

Bunun yanında: daha önce Budapeşte gezileriniz için, eğer buraya gelecekseniz, oradan herhangi bir şey almamanızı, çünkü burada her şeyin çok ucuz olduğunu söylemiştim.

Kesinlikle: burada bulunduğunuz zamanın bir kısmını: alışveriş yapmak için mutlaka ayırın. Hatta ve hatta: belki de bir kısım tekstil veya ayakkabı, bot, çizme gibi ürünü, çok uygun fiyata aldığınızda, üretim yerine bakın, büyük olasılıkla “Made in Turkey” cümlesini görebilirsiniz.

Macaristan Estergon Kalesi

ESTERGON KALESİ

Kale: uzun yıllar, Osmanlı imparatorluğuna aitmiş. Kale: Osmanlı tarihinde büyük önem taşımaktadır. Kale: 3 Ağustos 1543 tarihinde, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, Osmanlılar tarafından 30 günlük bir kuşatma sonucu ele geçirilmiştir.

Kalenin bulunduğu bölge: bir sancakbeyliği haline getirilerek, Budin Beylerbeyliğine bağlanır.

Ancak: 1594 yılında, kale: Alman, Leh ve Venediklilerden oluşan 80 bin kişilik büyük bir ordu tarafından kuşatılır. Kuşatan orduya göre, çok daha küçük bir ordu ile (1400 kişi) savunulan Estergon kalesi, o sırada kalede bulunan Sokullu Mehmet Paşa’nın oğlu Anadolu Beylerbeyi Sokulluzade Lala Mehmet Paşa’nın komutasında, kahramanca savunulur.

Ancak, uzun süreli kuşatma sonucu, kalede gerek yiyecek ve gerekse su stokları tükenir ve 28 gün sonra teslim olmak zorunda kalırlar. Yapılan anlaşmaya göre: herkes, malı ve silahı ile birlikte gidecekti. Düşman: kendi gemileri ile, gazileri Visegrad kalesine taşıdı. Ancak: Estergon’un kaybı, büyük acı ve üzüntüye neden oldu.

Osmanlı tarihçisi İbrahim Peçevi: bu muhteşem savunmanın “Estergon Kalesi” türküsü ile, Türk belleklerine yerleşmesine sebep olur.

1605 yılında: Osmanlılar tekrar kaleyi kuşatırlar. Sadrazam Sokulluzade Lala Mehmet Paşa: 30 günlük bir kuşatmanın ardından, 29 Eylül 1605 tarihinde, kaleyi ele geçirir. Evet, kale bu tarihten sonra, 78 yıl boyunca Osmanlıların elinde kalır. 1683 yılında; Osmanlıların, II. Viyana Kuşatmasındaki başarısızlıklarının ardından, Avrupa devletleri tarafından oluşturulan kutsal ittifak; diğer tüm yerlerde olduğu gibi, Estergon kalesinde de kendini gösterir ve kale, elden gider.

Kale hakkında, o dönemlerde

Evliya Çelebinin notlarından bir kısmı şöyle: Kalede, 200 adet bir ve iki katlı ev var. Ama, bahçe yok. Kalenin suyu: Tuna nehrinden, at koşulu dolaplarla geliyor ve kaledeki sarnıçlara dolduruluyor. Kalenin büyük dış kapısı önünde, asma demir zincirli bir köprüsü var. Her gece, bekçiler kapıyı kaldırıp, siper ederler. Kalede: on basamak taş merdivenle çıkılan kiliseden bozma, Kızılelma camisi var. Bu caminin mağfel ve minberi: Mimar Sinan tarafından yapılmış.

Bu cami içinde bulunan, altın sıvanmış bir dolap kapısı üzerinde: Evliya Çelebi’nin babası Dergah-ı Ali Kuyumcubaşı Derviş Mehmet Zilli Baba: tarafından kaleme alınmış bir beyit yazılı imiş. Kalenin: 50 tane topu varmış. Kale Beyi, Dizdarağaları ve Yeniçeriler, Macarlar gibi giyinirler ve gören onları Macar zannederdi. Macarcayı da çok güzel konuşurlarmış. Kalede, üç tane mehter takımı bulunuyormuş.

Evet, büyük seyyahın Estergon için yazdıkları, 16 sayfadan oluşmaktadır. Yazdıklarına göre: Estergon varoşları: 12 mahalle ve 2900 haneden oluşmaktadır. Her ne kadar çarşısı, pazarı mükemmel olsa da, Estergon’da o zamanlar “Han” bulunmuyormuş.

Çünkü: Estegonlular “Türk memleketinde, han ayıptır” der ve bütün yolcuları kendi evlerinde ağırlarlarmış. En büyük camisi: “Mahkeme Camisi” imiş. Bu cami: Türkler çekildikten sonra, Avusturyalılar tarafından yıktırılmış ve 1850 yılında, yerine büyük bir kilise inşa edilmiştir. Macarlar: “Bu kilisenin kubbesi, Roma’daki Sen Piyer Kilisesi kubbesinden sonra, en büyük kubbedir” diye övünürler.

Evet, belki de, bu yazdıklarım biraz uzun oldu ve sıkıldınız. Ama, amacım: bu kalenin bizim tarihi geçmişimizdeki gerçekten büyük olan önemini vurgulamak. Gezerken: bu duygular ile gezin. Surlar üzerinde dolaşırken, Tuna’yı izlerken, o devirlerdeki bir nöbetçinin yaşadığı duyguyu hissetmeye çalışın.

Evet, kale, günümüzde yani şu anda müzeye çevrilmiş. Maalesef kaleden geriye kalan çok küçük bir parça. Üstüne çıkıldığında: Ağustos ayında bile, dondurucu soğuklara ev sahipliği yapabilen bir kale. Ancak: tepeye çıkıldığında görünen Tuna nehri manzarası, Osmanlının buralara neden gelmiş olduğunu bir kez daha hatırlatır. Kalenin içinde: Macaristan’ın en büyük kilisesi var.

MacaristanEstergon Bazilikası

ESTERGON BAZİLİKASI

Ülkenin en büyük kilisesi. İçine girip gezmenizi tavsiye ederim.

Bu kilisenin yerinde: buradaki Osmanlı hakimiyeti döneminde, bir cami varmış. Ancak: takip eden tarihi süreçte, burada Avusturyalılar hüküm sürerken: bu camiyi yıkmışlar ve yerine bu kiliseyi inşa etmişler.

Kilisenin avlusundan, Tuna’nın ayırdığı, Slovakya kıyılarını görebilirsiniz. Bulunduğunuz yer, Macaristan toprakları, nehrin karşı kıyısı ise, Slovakya toprakları. İki ülke: aralarında bir köprü ile birbirine bağlanmış.

Yükseklik korkunuz yoksa: yuvarlar merdivenlerinden tırmanarak, kilisenin çan kulesine tırmanabilir ve buradan çevreyi seyredebilirsiniz. Ayrıca: çan kulesinin içinde bir eko sistem bulunduğunu hissedebilirsiniz. Bunu hissetmek için: birkaç kelime konuşmanız, belki de bir şarkı söylemeniz yeterli gelecek.

Kilisenin içinde: Hıristiyan dinine ait semboller dolu. Bodrum katında ise, birçok kardinal seviyesinde, din adamlarının mezarları var.

ESKİ SANATLAR MÜZESİ

Kale yakınlarında: Eski Sanatlar Müzesi denen bir galeri var. Burada bir tablo var. Tabloda, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi anı resmedilmiş. Ama ilginç olan, İsa’yı çarmıha gerenlerin, öz be öz, bizim yeniçeri vatandaşlarımız, Osmanlı Türkleri olması.

Evet, tablo böyle resmedilmiş. Bu Avrupalının bize karşı duyduğu kini anlamak için, küçük bir örnek. Bu resimleri gören büyük-küçük insanlar; düşünün, bize yani Türklere karşı nasıl sempati duyabilirler, mümkün değil.

Macaristan Estergon kalesi ve çevresi

Macaristan Estergon kalesi ve çevresi

Başkent Budapeşte şehrine 46 km uzaklıktadır. Otobüsle yaklaşık 45-50 dakikada ulaşılıyor. Trenle de ulaşım mümkündür. Yazının hemen en başında şunu belirtmekte yarar var, burayı gezmeyi düşündüğünüzde, hani karşınıza muhteşem bir kale yapısı çıkmasını beklemeyin.

10-13’ncü yüzyıllar arasında, Macaristan kralları burada ikamet ediyorlardı ve 13’ncü yüzyılda Buda şehrine taşındılar. 1526 yılında Mohaç savaşının ardından, Estergon 1 aylık kuşatmanın ardından, 1543 yılında, Sultan Süleyman idaresindeki Osmanlı güçleri, burayı ele geçirdiler.

Ardından, burası Budin Beylerbeyliğine ait bir sancak merkezi olmuş ve başına Yahya Paşazade Mehmet getirilmiştir. 1664 yılında Evliye Çelebi: Ordu ile birlikte Macaristan seferine gittiğinde, Estergon kalesini uzun uzun anlatır.

Bu anlattıklarında benim de ilgimi çeken bölüm: 2 Macar birbirlerine beddua etmek isterse “Estergonlu belasına uğrayasın” derlermiş. Kalenin suyu: Tuna nehrinden, at koşulu dolaplarla gelir ve sarnıçlara doldurulurmuş.

Yine Evliye Çelebi tarafından, kalede 200 tane bir ve iki katlı ev bulunduğu yazılıdır. Ama bahçe bulunmamaktadır. Kalenin büyük dış kapısının önünde, asma demir zincirleri olan bir köprü vardır.

Bu köprü, her gece bekçiler tarafından kaldırılır ve kapıya siper edilirmiş. Evet, Evliya Çelebi, kale hakkında daha birçok bilgi vermiş, ancak ben okuru bunaltmamak adına, ayrıntıya girmiyorum.

1593 yılına gelindiğinde, kalenin içindeki Sokullazade Lala Mehmet Paşa komutasındaki 5000 Türk muhafız, Alman, Leh, Çek ve İtalyanlardan oluşan 80.000 kişilik haçlı ordusu tarafından kuşatılır.

Macaristan Estergon kalesi ve çevresi:

Yardım alma ihtimali olmamasına rağmen, kalede bulunanlar, kaleyi düşmana teslim etmeyi kabul etmezler. Ancak günler geçtikçe kalede susuzluk ve kıtlık baş gösterir ve yapacak fazla bir şey kalmaz.

Son olarak, yeniçeri askerlerinin ayaklanması üzerine, teslim olmaktan başka çare bulunmadığı kabul edilir ve teslim olunur. Esirler Tuna nehrindeki gemilere bindirilerek Visegrad şehrine götürülürler.

Estergon kalesinin elden çıkması ve orada verilen şehitler, bütün milletimizi yürekten yaralar ve nesilden nesle gelen ünlü “Estergon Türküsü” söylenir. Burada hassas husus: olaya bizzat tanıklık eden Osmanlı tarihçesi İbrahim Peçevi tarafından savunmanın destanlaştırılmasıdır.

1605 yılında, Estergon kalesi, yine Türkler tarafından kuşatılır ve 1 aylık kuşatmanın ardından ele geçirilir. Burada ilginç olan husus, bir önceki sefer kaleyi teslim etmek zorunda kalan Sokulluzade Lala Mehmet Paşa, bu kere Sadrazam olarak ordunun başındadır ve kaleyi ele geçirmiştir.

Takip eden süreçte, 78 yıl daha Osmanlı hudut boylarını savunan mücahitler tarafından kullanılan kale, 1863 yılında yine elimizden alınır ve “Estergon Türküsü” tüm ülkede, keder ve hüzünle birlikte, insanların hafızalarına işlenir. Kalenin bulunduğu yer, günümüzde Macarların en büyük dini merkezi konumundadır.

Macaristan Estergon kalesi
Macaristan Estergon kalesi ve çevresi:

Tuna nehri kıyısında, hemen karşı kıyıda Slovakya ülkesi toprakları bulunuyor. Burada, 2 ülkeyi Maria Valeria Köprüsü birbirinden ayırıyor. Köprü II. Dünya savaşında, Naziler tarafından 1945 yılında yıkılmış ve 2001 yılında yeniden inşa edilmiştir.

Macaristan Estergon kalesi

Burayı ziyaret ettiğinizde, önce bu köprüden karşıya yani Slovakya topraklarına geçin ve buradan, Estergon kalesinin tam karşıdan muhteşem manzarasını izledikten sonra, aynı yoldan geri dönerek Estergon kalesine çıkmanızı öneriyorum.

Zaten burayı ziyaret ettiğinizde, eminim ki, Tuna üzerinden göreceğiniz manzaraya bayılacaksınız ki, fotoğraflardan bunu görebilirsiniz.

 

Esztergon Kalesi

Estergon kalesi: tam Tuna nehrinin bir “S” çizdiği yerde bulunuyor, yani konumu stratejik, bir zamanlar Tuna nehri üzerinden geçen bütün gemiler, tam bu dönemeç noktasındaki Estergon kalesini tutanlara, vergi ödüyorlarmış ve kalenin değeri bu yüzden çok fazla imiş.

Günümüzde, kaleden pek bir şey kalmamış görünüyor. Sadece, Bazilikanın aşağısına bakılınca, tepenin kenarında eski duvarlar ve burç kalıntıları görülebiliyor.

Osmanlı döneminde inşa edilmiş saray ve kalenin bir bölümünün kalıntıları, 1930’lu yıllara kadar tamamen toprak altında kalmış ve halen arkeolojik çalışmalar sürdürülüyor. Hatta: Bazilikanın hemen altında bir minare göreceksiniz.

Burası eski bir cami kalıntısı, duyduğuma göre, burası bir özel şirket tarafından alınmış ve restorasyon çalışması yapılıyormuş. Zaten burada Osmanlının ardından gelen Avusturyalılar öyle bir yıkım yapmışlar ki, Estergon tamamen yıkılıp tüm Osmanlı izleri yok edilmiş ve yeniden yapılmış, Osmanlıdan günümüze sadece bir yıkık cami ve hamam kalmıştır.

Bazilikanın bahçesinde dolaştığınızda, bir kuyu göreceksiniz. Bu kuyudan, kaleye Tuna nehrinden su temin ediliyormuş.

Ayrıca, yine kalenin bir metalden yapılmış maketi görülüyor. Bazilikanın yeşil büyük kapının bulunduğu yerdeki kale duvarları yok edilmiş, çünkü bazilikanın kapısının çok uzaklardan görülmesi istenmiş.

Ayrıca Macar Kralı St Stephen’in taç giymesinin anısına yapılmış bir heykel görülüyor. Bu heykelde, krala tacı, Papa tarafından takılıyor ve kutsanıyor.

Kale hakkında son bir not: hemen kalenin girişinde bir Macar flüt çalıyor. Türk olduğunuzu söylediğinizde veya öğrendiğinde: flütle, Türk ezgilerini muhteşem icra ediyor, inanamayacaksınız, her şehre göre çalabildiği parçalar var, hatta 10’ncu yıl marşı, İstiklal Marşı. Dinledikten sonra elbette birkaç bozukluk atmak adet olmuş.

Macaristan Estergon Bazilikası
Macaristan Estergon Bazilikası
Macaristan Estergon Bazilikası

 

Esztergon Basilica

Giriş ücretsizdir. Macaristan ülkesinin en büyük kilisesidir. Avrupa’nın ise 3’ncü büyük kilisesidir. İlk Macar kralı Stephan, MS 1000 yılında buradaki katedralde taç giymiştir.

Aynı zamanda Macar Klasizm mimari stilinin en güzel anıtsal örneğidir. Yapı 1822-1870 yılları arasındaki dönemde inşa edilmiştir. Elbette daha önce burada ilk yapı, kilise, sonra cami, sonra yine kilise var, bu son kilise yıkılarak günümüzdeki muhteşem yapı yapılıyor.

Bir önceki kiliseden tek kalan, Bazilikaya girdikten sonra, hemen ileride sağ bölümdeki bir alanda, bu alanda hemen kapının solunda, gerek II. Viyana kuşatmasında ordusu ile gelerek şehri kurtaran Polonya kralının resmi var.

Bu kral, aynı zamanda bu Bazilikanın yapımına da büyük para yardımında bulunmuştur. Bu küçük bölümde, içeri girdiğinizde, sağ bölümde duvardaki bölüm, eski kiliseden alınarak buraya aktarılmıştır.

Bu kalıntılar, yani Güney kanattaki Bakocz Şapeli, ortaçağdan günümüze gelen bu kalıntıyı barındırıyor. 1600 yılından kalma bu kalıntı, duvara monte edilmiş ve orijinal yani bir önceki kiliseden kalmadır. Burası Macar Rönesans’ının en önemli kalıntısıdır.

Macaristan Estergon Bazilikası

Dikkatle bakın ve biz yani Türklere ne gözle baktıklarını ve duygularını düşünün. Bu duvar kabartmasındaki meleklerin gözleri oyulmuş, çünkü Müslümanlar bu şekildeki suretler önünde namaz kılmayı günah kabul ederek, bunların gözlerini oyuyorlarmış. Görüntü maalesef kötü.

Gelelim yapıya, kubbe 71 metre yüksekliktedir. Kubbenin bir özelliği de, burayı yapan İtalyan mimarlar, bu tür yapılarda kubbenin dışarıdan ve uzaktan daha haşmetli görülmesi için, kubbenin üstüne, dışarıdan bir ek kubbe yapıyorlarmış, burada da aynı teknik kullanılmış.

Hemen girişteki sütunların yüksekliği 22 metredir. Hemen üstte en sağda gördüğünüz ve bazilikanın duvarındaki büyük tablo, iki kısımdan oluşuyor. Aslında tek parça olarak görünmesine rağmen, üstteki ve alttaki bölümlerin renk farklılığını hissedeceksiniz, çünkü üst ve alt bölümler 2 farklı ressam tarafından, farklı zamanlarda yapılmıştır.

Bazilikanın ücret karşılığı girilen bir de “Hazine” bölümü bulunuyor. Burada ben girmedim ama koleksiyonda, 9’ncu yüzyıldan kalma bir elmas ve gotik tarzın en güzel örneklerinden bir suki kadehi bulunduğu söyleniyor. Ayrıca, yine ortaçağ döneminden kalma tekstil örnekleri varmış.

 

SZENTENDRE

Tuna nehrinin kıyısındaki bu küçük yerleşim yeri, Pilis Tepesinin eteklerine kurulmuştur. Budapeşte şehrine çok yakın olması nedeniyle, çok sayıda ziyaretçi çekmektedir.

Osmanlı işgalinden kaçan Sırplar, bu şehre yerleşmiş ve şehirde Akdeniz karakteri korunmuştur.

Arnavut kaldırımlı dolambaçlı sokaklarda yürürken, 18’nci yüzyıl Barok mimari yapı örneklerini görebilirsiniz.

Şehrin hemen ortasında, diğer birçok yerde olduğu gibi “Veba Anıtı” bulunuyor. Anıt 1763 yılında yapılmıştır.

Arnavut kaldırımlı sokaklarda, Tuna nehri kıyısında nehir manzarasını izleyerek gezinebilirsiniz. Ancak buranın en büyük özelliği: tabiat güzelliği yanında, alışveriş olanaklarıdır. Burada: Tuna nehri kıyısına paralel bir iç cadde, tamamen alışveriş mekanlarıyla doludur.

Buralarda: Budapeşte şehir merkezinden daha uygun fiyatlı birçok hediyelik eşya bulup satın alabilirsiniz. Benim önerim: bu caddede, birbirine 400 metre mesafede 2 Türk alışveriş mağazası bulunuyor.

Bunlar zaten kapılarına astıkları Türk bayrakları ile kendilerini tanıtıyorlar. Ama maalesef aralarında rekabet var, yani birinden ucuz diye ki, gerçekten diğer dükkanlara bakarak ucuz bir şey satın aldığınızda ve öbür dükkana gittiğinizde, satıcı, sizin önceki dükkandan alışveriş yaptığınızı bilerek, yani almayacağınızı düşünerek, fiyatı iyice aşağıya çekiyor.

Bu yüzden, bence, hoşunuza giden ve satın almak istediğiniz ürünlerin her iki dükkandan da fiyatlarını alıp, sonra satın alma faslına geçmenizdir.

Ayrıca, bu Türk dükkanlarından biri, yani caddenin sonundaki dükkanda, sıcak Türk çayı içebilir, tuvaleti ücretsiz kullanabilir, aldıklarınızı, gezinizin sonunda teslim almak üzere emanet bırakabilirsiniz.

Peki ne satın alınır? Buranın bir tür kırmızı toz biberi meşhur, (Paprika Haz) bu kırmızı biberler acılı ve acısız olarak, küçük şişelerde satılıyor. Acı biber meraklıları düşünebilir. Ayrıca: yine burada, buraya has içki türleri var.

Tokaji denen şarap cinsi, ünlü ama esas buraya has ve sert bir içki türü var. Palinka denen (bir tür Brendi) ve içinde, içkinin yapıldığı meyvenin bir parçası bulunuyor ve gözle görülüyor, ama bunun çok sert olduğunu duydum.

Başkaca: yine hoşa gidebilecek yüzlerce hediyelik çeşidi ve magnetler var. Ama söylediğim gibi, hediyelik bir şeyler satın almayı düşünenler, burayı ziyaret edeceklerse, alışverişi buraya bıraksınlar çünkü fiyatlar gerçekten uygun.

Bunun  dışına: burada şehir meydanında hemen sağda bulunan dondurmacıdan dondurma almanızı, özellikle taze naneli dondurma almanızı öneririm, değişik bir tat, denemelisiniz.

Bunların dışında, burada yapabileceğiz fazlaca bir şey yok, Tuna nehrinin kıyısında banklar var, oturup nehri izleyebilirsiniz.

Macaristan Visegrad

VİSEGRAD

Szendtenre şehrinden sonra, yine Tuna nehri kıyısındaki bu yerleşim yerine gidebilirsiniz. Tur şirketleri, Estergon turunda, aslında 3 yer satıyorlar ama buraya uğramıyorlar, çünkü bir önceki Szendtenre şehri, daha çok ilgi çekiyor ve insanlar orada alışveriş için daha uzun zaman istiyorlar. Visegrad ise, tepede kalıyor yani ana yoldan uzak ve tarihi kalıntılarıyla dikkat çeken bir yer.

Tuna nehri kıyısında, kayalık tepelerde konumlandırılmış ve bir zamanlar stratejik konumuyla önem kazanmış bir yerdir. Özellikle Romalılar döneminde, burada büyük bir kale inşa edilmiştir. Bu ilk kale, 1241-1242 yıllarındaki Moğol saldırıları sırasında imha edilmiştir. 1235-1270 yılları arasında ise, Macar Kralı Bela IV. Tarafından burada yeniden kale inşa edilmiştir.

Günümüzde, burada kale ve 1320 yılında yapılan kral sarayı kalıntıları gezilebiliyor. Özellikle, 1458-1490 yılları arasında Kral Matthias tarafından yeniden yapılan muhteşem Rönesans sarayı ilgi çekiyor. Bunun hemen ortasındaki Herkül heykeli bulunan havuzu mutlaka görün.

Macaristan Budapeşte Peşte bölümü

Macaristan Szeged

Macaristan Szeged

Şehir 2010 yılında İstanbul ile birlikte “Avrupa Kültür Başkenti” seçilmiştir. Şehir nüfusu 2007 sayımlarına göre 177.000 kişidir.

Macaristan ülkesinin en büyük üçüncü şehridir. Ülkenin güneyindedir. Tisza nehrinin her iki kıyısında kurulmuştur. Nüfusu 163 bin kişidir.

Şehrin isminin kelime anlamı “köşe” demektir. Çünkü: “Tisza nehri” şehrin tüm köşelerini çevrelemiştir. şehri ziyaret ederseniz geniş caddeler mutlaka dikkatinizi çekecektir. Caddelerin bu kadar geniş yapılmasının başlıca sebebi: seldir, çünkü 1880 yılında şehir büyük bir sel baskını sonucu harap olmuş, binlerce kişi evsiz kalmış ve birçok kişi ölmüştür.

İklimsel özelliklere gelince: şehir tam bir güneş şehri olarak bilinir çünkü genellikle güneş görülür. İklim genel olarak soğuk kışlar ve sıcak yaşlar ve oldukça düşük yağış şeklindedir.

Buraya gitmek için en uygun zaman: her yıl düzenlenene “Macaristan’daki en büyük festival olan Szeged Açık Hava Festivalinin” düzenlendiği Haziran-Ağustos ayları arasındaki yaz dönemidir. Szeged açık hava festivali, adak kilisesi dramatik ikiz kulesi önündeki meydanda gerçekleştirilen tiyatro ve müzik festivalidir.

Macaristan Szeged

 

Şehirde “Macarca” konuşulur. Para birimi “Forint” dir.

Szeged denilince akla bir de “kırmızı kurutulmuş biber” gelir. Bu bitki: 16. yüzyılda süs bitkisi olarak buraya gelmiş ve yaklaşık 100 yıllık sürecin ardından, kırmızı biber olarak üretilmeye başlanmıştır.

Şehirdeki “Albert Szent-Györgyi Tıp Okulu”: C vitaminini ilk kez izole etmeyi başaran ve Nobel ödülü kazanan kişinin adının verildiği okuldur.

Gelelim ulaşıma: Şehir ile Budapeşte arasındaki yolculuk yaklaşık 1.5 saat sürer. 165 km lik uzaklık vardır.

Macaristan Szeged

TARİH

Şehrin tarihine kısaca bir göz atmak gerekirse: yazılı kaynaklarda ilk olarak 1182 yılında şehrin ismi geçmektedir. Ancak Moğolların istilasının ardından tahrip edilen şehir, takip eden süreçte yeniden inşa edilmiş ve günümüzde Güney Macaristan’ın en önemli şehirlerinden biri haline gelmiştir.

1526 yılında şehir Osmanlı hakimiyetine girer ve Budin eyaletinin bir sancağı olur. 1686 yılında ise bağımsızlık kazanılır. Ardından şehir büyümüş ve gelişmiştir.

II. Dünya savaşında şehir çok yıpranmıştır. Çünkü şehirde yaşayan binlerce Musevi: Naziler tarafından hapsedilmiş, öldürülmüş veya kamplara sürgün edilmişlerdir. Sonunda Sovyet ordusu 1944 yılında şehri ele geçirmiş ve komünist dönem boyunca şehir gıda ve hafif sanayi dallarında gelişmiştir.

Hatta 1965 yılında şehir yakınlarında petrol bulunmuş ve ülkenin petrol ihtiyacının üçte ikilik bölümü buradan karşılanmaktadır.

Evet, bugün Szeged şehrinin ibret verici bulvarlarına bakıldığında, Hun İmparatoru Atilla’ın imparatorluğunun 5. yüzyıldaki başkenti ilk akla gelebilecek düşüncelerden biri olmamaktadır.

Şehir: Tizsa nehri ve Maros nehrinin birleştikleri yerin hemen alt kısmında bulunduğu için Romalılar döneminde burada kurulan yerleşim, Dacia bölgesine geçiş için önemli bir köprü görevi görüyordu ve 700 yıllık kavimler göçü sırasında, altın ve tuz ticareti yaparak 1130 yılında göçmen Macar kavimleri tarafından resmi olarak kuruldu.

200 yıllık Osmanlı yönetimi sırasında şehir en üst refah düzeyine ulaştı, yeni binalar yapıldı ve daha sonra Szeged şehrini ele geçiren Habsburglar, 1849 yılında şehre bağımsızlığını verdiler.
Şehrin tarihindeki en büyük dönüm noktası, 1879 yılındaki sel baskınıdır. Bu baskında bentler yıkıldı ve aralarında şehrin devasa kalesinin de bulunduğu tüm şehir sular altında kaldı.

Şehirde o dönemdeki 5500 yapıdan büyük bölümü yıkıldı ve yalnızca 265 tanesi ayakta kalabildi. Binlerce insan evsiz kaldı ve yüzlerce insan öldü. Ama bu büyük felaketin ardından, günümüzdeki güzel şehir doğmuştur.

Tüm Avrupa, bu yeni şehri yaratmak için birleşti ve Haussman yönetimindeki Paris, Bürüksel, Roma, Berlin ve Londra’dan model alınarak şehir yeniden düzenlendi.

Günümüzde yeni kurulan şehirde, üç ana arter görülmektedir. Organize, modern ve gelişen şehir Güneydoğu Macaristan’ın kültürel ve ekonomik merkezi olarak büyüme göstermiştir.

Naziler ve Sovyetler döneminde yapılan bazı yağmalar sebebiyle bazı varlıkları yok olmasına karşın, yine de şehir günümüzde şık ve hareketli bir üniversite şehri olarak önem kazanmaktadır.

 

NE YENİR

Bu şehre yolunu düşerse “Szekelygulyas” denilen yöresel lezzeti tatmanızı öneririm, ancak bunun içinde domuz eti bulunduğunu unutmayınız. Domuz eti, lahana turşusu ve bir tür ekşi krema-sos ile yapılıyor. Domuz eti yemeyenler için ise “halaszle” denilen balık çorbası düşünülebilir.

Evet yöresel lezzetlere devam edelim. “Szegedi Halaszle” denilen bir tür “balık güveç” de tercih edilebilir. Şehirdeki birçok menüde, yoğun olarak salam ve sosis kullanılır. Şehir merkezindeki pastanelerde Macar hamur işleri ve taze pişmiş çörekler bulabilirsiniz.

Oskolta Utca, Roosevelt Ter ve Szechenyi Ter çevresinde yöresel lezzetleri tadabileceğiniz bolca restoran bulunmaktadır. Manzaralı güzel bir yemek yemek isterseniz, bu kez Tisza nehri kıyısındaki Felso Tisza üzerindeki yerleri tercih etmelisiniz.

Macaristan Szeged SZEGED ÜNİVERSİTESİ

 

SZEGED ÜNİVERSİTESİ

Szeged Üniversitesi ülkenin en önemli üniversitelerinden birisidir. Üniversite, Dünya Üniversiteleri Akademik sıralamasında, Avrupa’nın en iyi 100 üniversitesinden biri olarak seçilmiştir.

Evet üniversite, 1872 yılında “Macar Kraliyet Üniversitesi” olarak kurulmuş ve Szeged şehrine taşınmıştır. Çünkü daha önce Cluj şehrinde işletilmektedir. 2000 yılı üniversite tarihinde bir dönüm noktası olmuştur.

Çünkü Szeged yükseköğretim kurumları “Szeged Üniversitesi” altında birleştirilmişlerdir. Şu anda üniversite 12 fakülte bulunmaktadır. Üniversitede 2200 akademik personel ve 30.000 öğrenci ve 7000 çalışan bulunmaktadır.

Macaristan Szeged

 

ŞARAP FESTİVALİ

Her yıl 21 Mayıs tarihinde şehirde bir festival yapılır. Çünkü 21 Mayıs 1719 tarihinde, şehrin yasal statüsünü belirleyen 21 sayfalık belge imzalanmıştır. Bu yüzden her yıl 21 Mayıs tarihi Szeged günü olarak kutlanır.

Turizm sezonu başındaki bu festival yoğun katılımla yapılır. Lezzetli yemekler sunulur, halk sanatı ürünleri satılır, konser ve aile etkinlikleri düzenlenir.

Ayrıca: şarap üretim bölgelerinde, tüm şarap üreticilerinin katılımı ile, şarap festivali yapılır. 10 gün boyunca bu festivalde Macaristan’ın en iyi şaraplarını tatmak mümkündür.

Macaristan Szeged Termal Banyolar
Macaristan Szeged Termal Banyolar

 

TERMAL BANYOLAR

Macaristan ülkesinin diğer birçok şehrinde olduğu gibi, burada da bir dizi termal banyo bulunmaktadır. Bunlar şehir merkezinde iki ana alanda bulunmaktadırlar. Daha tarihi ve ana yüzme havuzu olanlar “Thermalfür” bölgesindedir. Diğerleri ise “Anna Für” bölgesindedir.

Macaristan Szeged

ALIŞVERİŞ-NE SATIN ALINIR

Şehirde dükkan, mağazalar ve alışveriş merkezlerinin çoğu: Pazar günleri kapalıdır. Diğer günlerde ise 09.00-18.00 arasında açıktır.

Cumartesi günü ise saat; 13.00 de kapanırlar.
Şehir merkezinde birçok alışveriş mekanı bulunmasına rağmen, toplu taşım araçlarını kullanarak şehir yakınlarındaki ana alışveriş mekanlarına da ulaşabilirsiniz. Şehirde süpermarket alışverişleri için en iyi adresler “Cora” ve “Tesco” dur. Ayrıca, birçok yerel küçük süpermarket de bulunur.

En ilginç hediyelik eşyaları: Szeged otobüs istasyonu yakınlarında “Mars Ter” de bulunan bitpazarını tercih etmelisiniz. Daha büyük bir yer düşünürseniz, bu kez Szeged Plaza uygun olacaktır. Burada popüler sinemalar da bulunmaktadır.

Macaristan Szeged

GEZİLECEK YERLER

Arad Martyrs Meydanı

Aradi Vertanuk tere adresindedir.
Meydanda: Ferenc Rakoczi II nin atlı heykeli ve Szoreg Savaşları Anıtı sütunu bulunmaktadır. Anıtın dibindeki mermer plakette: Arad savaşında öldürülmüş 13 generalin isimleri yazılıdır.
Meydanın Tisza nehri yönünde, dünyaca ünlü “Boylai Enstitüsü” bulunmaktadır. Binanın arkasında, Kolozsvari kardeşler tarafından yaptırılan St George Ejderha Avcısı resminin kopyası bulunmaktadır. Meydanın diğer tarafında ise Bishop Sarayı ve Üniversite binaları sıralanmıştır.

Macaristan Szeged Ağıt Köprüsü

Ağıt Köprüsü

Szechenyi adresindedir.
İmparator Franz Joseph şehri ziyaret ettiğinde 1883 yılında, Belediye binası ile onun çalışma evi arasındaki bu köprü inşa edilmiştir.

Macaristan Szeged Belediye Binası-Szechenyi Ter-Town Hall
Macaristan Szeged Belediye Binası-Szechenyi Ter-Town Hall

 

Belediye Binası-Szechenyi Ter-Town Hall

Szechenyi adresindedir.
Yapı neo-barok tarzında inşa edilmiştir. İnşaat 1799 yılında Istva Vedres ve Janos Schwörtz tarafından tasarlanmıştır. Neo-barok belediye binasının uzun kulesi ve güzelce döşenmiş çatısı ile süslemeleri oldukça ilgi çekicidir.

Konsey salonu süslemeleri ve tavan freski: Zsigmond Vajda tarafından yapılmıştır. Yaz aylarında akşamları yapının avlusunda büyüleyici müzikal konserler düzenlenmektedir.

Macaristan Szeged Fekete Haz-Kara Para Müzesi-Black House
Macaristan Szeged Fekete Haz-Kara Para Müzesi-Black House

Fekete Haz-Kara Para Müzesi-Black House

Somogyı str adresindedir. Clement Caddesi ve Somogyı sokağın köşesindedir. Pazartesi hariç hergün ziyarete açıktır.

Bu kararmış boyalı bina, 19. yüzyılda siyasi ve edebi hayatın tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Uzlaşma yılları öncesinde, zulme karşı muhalefetin merkezi olmuştur.

1980 yılında bakıma alınan müze: geçici sergilere de ev sahipliği yapmaktadır. Müzenin inşaatı, 1857 yılında gotik tarzda Charles Gerster tarafından planlanmıştır. 1860-1865 yılları arasında bina kumarhane olarak kullanılmıştır.

1917-1919 yılları arasında ise ulusal konsey binası olarak kullanılmıştır. 1985 yılında ise, burası Ferenc Mora Müzesi tarafından satın alınmıştır.
Müzenin koleksiyonlarında: 10 binden fazla nesne bulunduğu söyleniyor.

Macaristan Szeged Mora Ferenc Museum-Ferenc Mora Müzesi
Macaristan Szeged Mora Ferenc Museum-Ferenc Mora Müzesi

 

Mora Ferenc Museum-Ferenc Mora Müzesi

Roosvelt ter adresindedir.
Burada M5 otoyolu inşasında keşfedilen “Sarmatlar” a adanmış görüntüler ve nesneler görülebilir.

Bu buluntular 1. yüzyıldan kalmıştır ve ayrıca müzede 7. yüzyıldan kalma altın çalışmaları, tarihi tablolar ve başkaca tarihi hazineler de sergilenmektedir. Son zamanlarda müzede Ede Thoroczkai tarafından oluşturulan antika mobilyalar ve sanat eserleri koleksiyonu da sergilenmektedir.

Müzenin koleksiyonlarının sergilendiği başlıklar şunlardır: Paprika tarihçesi, Lucs tahsil boyama, Ferenc Mora Memorial Room, Yerel tarih sergisi, Etnoğrafik gözlük, Bilimsel gözlük.

Macaristan Szeged Dugonics Meydanı
Macaristan Szeged Dugonics Meydanı

Dugonics Meydanı

Dugonics ter adresindedir.

1879 yılında burası bir buğday pazarı olarak kurulmuştur. Meydanda, buraya ismini veren “Andras Dugonics” in heykeli bulunmaktadır. Heykelde elinde “Etelka” isimli Macaristan’ın ilk romanını tutmaktadır. 1921 yılında “Science Klozsvar Üniversitesi” buraya taşınmıştır.

Meydanda ayrıca “Atilla Jozsef”in bronz heykeli de bulunmaktadır.
Bu meydanda, kültürel etkinlikler ve çeşitli fuarlar düzenlenmektedir.

Macaristan Szeged Klauzal Meydanı

Klauzal Meydanı

Klauzal ter adresindedir.
Burada “Sokak müziği” heykeli bulunmaktadır. Meydanın tam ortasında ise, Lajos Kossuth tarafından yapılmış tam boy “rakam” heykeli görülmektedir.

Meydanın çevresinde ise, şehirlilerin favori alışveriş ve toplanma merkezi “Virag” bulunur.

Macaristan Szeged Müzikal Saat

Müzikal Saat

Dom ter meydanındadır.
Burası, meydandaki katedral binasının karşısındaki duvarda inşa edilmiş, ortaçağ üniversitelerinin sembolü olan bir “müzikal saat” tir. Eşsiz saat, Jozsef Kulai Woodcarver tarafından hazırlanmıştır ve 1936 yılında ilk olarak “Open Air Festivali” sırasında kullanılmıştır.

Macaristan Szeged Sinegog-Uj Zsinagoga
Macaristan Szeged Sinegog-Uj Zsinagoga

Sinegog-Uj Zsinagoga

Szeged Josika adresindedir.
Yeni sinagog: Yahudi cemaatinin ve başkanlık ofisinin tasarım yarışmasını kazanan Lipot Baumhorn tarafından planlanmıştır.

Binanın yapımına Ağustos 1907 tarihinde başlanmış ve Ekim ayında tamamlanmıştır. Binanın yüksekliği 48.5 metredir. Binanın mimari stili, temelde “magribi-art” görünümündedir. Sinegog’un en güzel kısmı: dünyayı sembolize eden kubbenin iç kısmıdır.

Evet, şehri ziyaret eden birçok kişi, şehrin en heybetli anıtı olarak, burayı gösterirler. Tüm ülkenin Yahudi bina ve sinegoglarının en güzeli olarak kabul edilir. İç bölüm: muhteşem güzel kubbe yanında, mavi ve altın yaldız renkleriyle dekore edilmiştir.

Macaristan Szeged Sırp Ortodoks Kilisesi

Sırp Ortodoks Kilisesi

Somogyı utca adresindedir.
Bina, yerel Sırp topluma hizmet için barok tarzından 1778 yılında Saint Nicholas onuruna inşa edilmiştir. Yapı, Ortodoks Hıristiyan kiliselerinin tipik bir örneğidir.

Macaristan Szeged REÖK-Reginal Art Centre Reök-Bölgesel Sanat Merkezi

REÖK-Reginal Art Centre Reök-Bölgesel Sanat Merkezi

Tisza Lajos körüt adresindedir.
Yapı: Lajos Tizca bulvarı ve Kolcsey sokak köşesindedir. Macar Art Nouveau stilinde yapılmıştır. 1907 yılında tamamlanan bina, bölgesel sanat merkezi olarak kullanılmaktadır. Burada çok fonksiyonlu kültürel amaçlı faaliyetler sürdürülmektedir.

Macaristan Szeged Salam Fabrikası ve Paprika Müzesi
Macaristan Szeged Salam Fabrikası ve Paprika Müzesi

Salam Fabrikası ve Paprika Müzesi

Felso Tisza adresindedir.
Burada: Salam fabrikası ve Szeged biber üretiminin tarihçesini görmek mümkündür.

Misafirler 1869 yılından günümüze kadar olan süreçte Salam Fabrikası faaliyetlerini görebilirler. Salam: 1860’lardan beri Szeged şehrinde Macarların favorisi olmuştur.

Üst katta ise, Szegedi Paprika A.Ş. tarafından kullanılan mevcut teknolojiler ve ilk yöntemler ile biber üretiminin safahatı görülebilir.

Sergilenen nesneler arasında: fotoğraflar ve belgeler, elbiseler ve ahşap kuklalar ve renkli resimler bulunmaktadır. Müzenin mağazasından kırmızı biber satın alabilirsiniz.

Macaristan Szeged Cathedral-Szegedi Dom
Macaristan Szeged Cathedral-Szegedi Dom

Cathedral-Szegedi Dom

Dom meydanındadır.
Katedralin orijinal planları Frederick Schulek tarafından yapılmış ve 1913 yılında inşaatına başlanmıştır. Yapı 24 Ekim 1930 tarihinde tamamlanmıştır.
Yapı Macaristan ülkesindeki en büyük dördüncü kilisedir. Kubbe iç zeminden 33 metre yüksekliktedir. Kuleler ise 92 metre yüksekliktedir. Çan ağırlığı 8700 kg. dır.

Macaristan Szeged Dom Ter-Adak Kilisesi
Macaristan Szeged Dom Ter-Adak Kilisesi

Dom Ter-Adak Kilisesi

Kilise “Dom Ter” yani “Katedral Meydanı”nda, Heroes kapısından kısa bir uzaklıktadır. Kilise 12. yüzyılda burada yapılan bir kilisenin parçası olarak inşa edilmiştir.

Yapının romanesk tarzı Demetrius kulesi: şehrin birçok yerinden görülebilir. St Demetrius kulesi, katedralin önünde durmaktadır. Onun kare tabanının 12. ve 13. yüzyıllardan kaldığı düşünülmektedir. Bir zamanlar katedrale yer açmak için imha edilmesi düşünülmüş ama mucizevi şekilde dinamite dayanmış, yıkılmamıştır. Bunun üzerine restore edilmiştir.
Yapıda: 80 den fazla farklı heykel ve oyma kabartmalar bulunur.

Kilisenin hemen yanında “Dom Müzesi” bulunmaktadır. Dom Müzesi: dinsel zenginlikleri ve önemli eserleri sergilemektedir. Ayrıntılı haçlar, kadehler ve din sahneleri bulunan resimler, sanat eserleri görülebilir.

Macaristan Szeged Kulesi-Aziz Demetrius Kulesi

Dömötör Kulesi-Aziz Demetrius Kulesi

Dom meydanında bulunan kule, eski “Aziz Demetrius Kilisesi” nin bir parçasıdır. Yani şehrin en eski mimari kalıntısıdır. 4. yüzyılda yaşayan Selanikli Aziz Demetrius onuruna dikilmiştir. Yöre insanı buraya “Demeter Kulesi” demektedirler.

Szeged Adak kilisesi önündedir. Kulenin inşaatı 11. yüzyılda Romanesk tarzda yapılmıştır. Kulenin üst kısmı, 1926 yılında, Bizans imparatorluğu topraklarında bulunan başka bir yapıdan getirilen orijinal taşlarla yapılmıştır.

Kulenin üst kısmında 48 sivri pencere görülür. Alt kısmında ise bir kapı bulunur. Kulenin içinde ise, 11. yüzyıldan kalma bir fresk vardır.

Macaristan Szeged Szegedi Vadaspark-Zoo

Szegedi Vadaspark-Zoo

Cserepes adresindedir.
Yerli aileler burada zaman geçirmekten büyük keyf alırlar. Aslında hayvanat bahçesi ilk olarak 1874 yılında şehrin banliyölerinde bir meşe ormanında kurulmuştur. Günümüzdeki yerinde ise 1985 yılında burada açılmıştır.
Yaklaşık 13 hektarlık bir alanı kaplar ve 700 türden 9000 den fazla hayvana ev sahipliği yapar. Bunlar arasında bulunanlar: gezi kartalı, baykuş, kanguru, yaban domuzu.

Macaristan Szeged Botanicak Garden-Botanik Bahçesi

Botanicak Garden-Botanik Bahçesi

Szegen üniversitesi bünyesinde işletilmektedir. Burada özellikle Güney Çin ve Hint Lotus çam türü ilgi çekmektedir. Temmuz ayında nilüfer çiçekleri görülür. Bahçe romantik ortamı ile piknik yapmak için çok idealdir. Ancak yaz aylarında burada çok sivrisinek bulunduğunu söylemeliyim, buraya gidecek olanların sivrisinek losyonu almaları önerilir.

 

Anna Bath-Anna Banyo

Yazının başında şehirde termal tesislerin bulunduğunu söylemiştim. Tisza Lajos körüt adresinde de bunlardan birisi bulunmaktadır. Anna banyo, şehir merkezinde olması ile önem kazanır. Güzel bina: spa, wellness ve sağlık departmanına sahiptir ve gece de banyo hizmeti sunulmaktadır.

Macaristan Szeged Napfenyfürdo Aquapolis

Napfenyfürdo Aquapolis

Torontal ter denilen yerdeki bu tesis, bir su eğlence parkıdır.
Burada, akarsu geçişleri, şelaleler ve diğer eğlence unsurları bulunmaktadır. Kapalı yüzme havuzu, açık yüzme havuzu bitişiktir. Eğlenceli spa güney tarafında bir sırlı duvar ile açık yüzme havuzları ve tesisleri görsel bağlantı sağlamaktadır.
Bu eşsiz dinlenme tesisleri, 16 yaş üstü misafirlere hizmet vermektedir.

Macaristan Szeged Ulusal Tiyatro-National Theatre

Ulusal Tiyatro-National Theatre

Vaszy Victor ter adresindedir.
Tiyatro, selden sonra inşa edilmiş ihtişamlı bir binadır. Viyana, Fellner ve Hemler tanınmış tasarım ekibi tarafından tasarlanmıştır. Tiyatro açılışının hemen ardından birbuçuk yıl sonra yanmıştır.

Son yenilemede 700 sandalyeye sahip bir oditoryum, süslü ve goblenli lobi, oditoryum kutuları ve tavanlar görülür. Tavanlara 23 ayar altın süslemeler yerleştirilmiştir. Aynalar, sarı prinç parmaklıklar ve fuaye duvarındaki maskeler ilginç ve zariftir.

Orkestra çukuru son restorasyonda yükseltilmiş, soyunma odaları aynı anda 200 sanatçı tarafından kullanılabilecek kadar büyütülmüştür. Döner sahnenin çapı 13 metre, setin elemanları 26 klavuzludur. Sahne 224 lambalıdır.

Evet Macaristan’ın bu en prestijli tiyatrosunu mutlaka gezmelisiniz. Tiyatro, bir dizi film için dekor olarak da kullanılmıştır.

Macaristan Szeged Su kulesi

Su kulesi

Stephen meydanındadır.
Su kulesi: 1903-1904 yılları arasında Szilard Zielinski tarafından art nouveau tarzında tasarlanmıştır. Süslemeleri Floris Korb kaynaklıdır.

Kule, halkın ziyaretine açıktır. Kuleyi ziyaret ederseniz: binanın güzelliğine ek olarak, soda üretimi ve fizik tarihini tanıtan tablolar, çizimler, fotoğraflar ve fotoğraf çizimleri sergisini gezebilirsiniz.

Kulenin üst kısmından ise, şehrin muhteşem manzarasını izlemek mümkündür.