Trabzon Çaykara Uzungöl

Trabzon Çaykara Uzungöl

Yeşilin her tonuna boyanmış bir manzara seyredebileceğiniz, dünya üzerinde cennetten bir köşedir.

Trabzon Çaykara Uzungöl

ULAŞIM

Trabzon’a 99 km. uzaklıktadır. Çaykara ilçesine olan uzaklık ise, 19 km. Buraya gidebilmek için: öncelikle Trabzon’a ulaşmanız gerekiyor. Uzungöl, Trabzon iline 99 km. uzaklıktadır. Trabzon merkez Çömlekçi Mahallesinde bulunan, Çaykara Tur Minibüsleri ile, günün her saatinde, Uzungöl’e servis var.

Eğer özel aracınız yoksa, bu şekilde ulaşabilirsiniz. Eğer özel aracınız ile, Uzungöl’e gitmek isterseniz: Trabzon-Rize Sahil Yolunu takip ederek ve birbirinden güzel doğa manzarası eşliğinde, Yomra-Arsin-Araklı ve Sürmene İlçelerini takip ederek, Trabzon’un Of İlçesine ulaşacaksınız. Of ilçe girişinden, sağ tarafa ayrılan yolu takip ederek, Çaykara yoluna girmiş olursunuz.

Of ilçe merkezi ile Çaykara arası: 55 km. dir. Yol boyunca, sıra sıra dizilmiş çay fabrikalarını göreceksiniz. Hatta: buralardan çay ihtiyacınızı bile karşılayabilirsiniz. Solaklı Vadisinin batısı istikametinde, Çaykara’ya kadar geldikten sonra, bu defa Solaklı Vadisinin doğu yamacına geçmiş olursunuz.

Vadinin doğu yamacında, dere yataklarından akan, birbirinden berrak buz gibi soğuk suları ve Solaklı Vadisinin o muhteşem güzelliğini seyrederek, Çaykara’dan 20 dakikalık bir yolculuktan sonra, Uzungöl’e ulaşmış olursunuz.

 

Trabzon Çaykara Uzungöl

GENEL

Eski ismi: “Godandost”. Buradaki köylerin birleştirilmesiyle “Uzungöl Belediyesi” yaratılmıştır. Ancak Trabzon Büyükşehir Belediyesi olunca, burada önce belediyelik gitti, arkasından da buradaki köylerin hepsi mahalle oldu. Buraya da “Uzungöl mahallesi” deniliyor.

Çaykara’ya bağlıdır. Bu arada: daha önceki Uzungöl Belediye Başkanı, halen hakkında 150 yıllık ceza istemiyle yargılanıyor. Sebep: göl çevresindeki kaçak yapılaşmaya izin vermek. Zaten, buraya gittiğinizde bu rezilliği gözlerinizle görecek ve gerçekten buna yaratanlar hakkında 1-2 kelime siz de mutlaka söyleyeceksiniz.

Çünkü: göl çevresinde birçok kaçak yapı var, bir zamanlar duvar takvimlerinde görülen, Uzungöl’de, cami, caminin 2 minaresinin göl yüzeyine yansımış resimleri, görüntüleri artık mevcut değildir, çünkü caminin çevresi ve gölün çevresi yüzlerce yapı ile kaplanmıştır. Her yan otel, restoran, büfe benzeri derme-çatma yapılarla doludur.

Bölgenin zengin bitki örtüsü, yaban hayatı ve manzara güzellikleri nedeniyle, sahanın bir bölümü 1989 yılında  “Tabiat Parkı” olarak ayrılmıştır. Sahanın başlıca akarsuyu Holdizon yani Demirkapı deresidir.

Tabiat parkındaki hakim ağaç türü: Doğu Ladin’idir. Kayın, köknar, porsuk, kızılağaç, gürgen, fındık, kestane gibi ağaçlar ve dağ keçisi, karaca, ayır, kurt, yaban domuzu, sansar, porsuk, vaşak, tilki, çakal gibi hayvanlar görülür.

Kestane’den söz açılmışken: burada muhteşem güzel ve doğal kestane balı üretiliyor. Eğer olur da gerçeğini bulabilirseniz ve yüksek ücretini kabullenirseniz, mutlaka “Kestane balı” satın almalısınız. Uzungöl bölgesinin doğusunda ise yaklaşık 10-20 km uzaklıkta, dağların yüksekliklerinde 10 kadar ufak göl bulunmaktadır. Buralara yürüyüş yapmak mümkündür.

Trabzon Çaykara Uzungöl

Uzungöl ziyaretinizde, dikkatinizi çekecek bir diğer husus: burada birçok Arap turistin bulunması, kara çarşaflı hatta peçeli kadınların bulunmasıdır. Bölge tamamen Arap turistler tarafından doldurulmuş, bunların özellikle Kuveyt ve Katar’dan geldikleri söyleniyor.

Gerek iklimin uygun olması ve gerekse  doğal güzellik, zengin Arapların buraya akın akın gelmelerine sebep olmuştur.

Ama tabii sonuçta muhteşem bir kalabalık oluyor. Özellikle: Arap turistlerin araba kiralayarak buralara gelmeleri hakkında değişik söylemler var. Araplar, kendi ülkelerinde dümdüz yollarda araba kullanıyorlar.

Buranın dar, virajlı, inişli-çıkışlı yollarında ise, hatta yaylalara çıkarken uçurum kenarında, karşılarından bir araba geldiğinde, kendi yani kiraladıkları arabaları sağa çekip, trafiği sık sık tıkadıkları söyleniyor.

Bizim dolmuş sürücüleri de buna karşı önlem olarak: kendi dolmuşlarına polis sireni taktırmışlar, Arap sürücüler polis sireni duyunca hemen kenara çekilip yol veriyorlarmış.

Arap turistler, buradaki tesislerde uzun süre konaklıyorlar. Hatta bir kısmının burada 1-2 ay kadar kaldığı söyleniyor. Tesis demişken, biraz da konaklama yerlerinden söz etmek gerekir.

Burada yaklaşık 50 tesiste 1200 yatak kapasitesi bulunduğu belirtiliyor. Ancak, bunlar mevcut talebin sadece % 25-30 kadarını karşılıyormuş, kalan miktar ise, çevre il ve ilçelerde kalıp günübirlik buraya geliyormuş.

Evet: Uzungöl, denizden 1090 metre yüksekliktedir. Biraz da gölden söz etmek istiyorum.

Gölün bir zamanlar masmavi ve tertemiz olan suyu, uzun zamandır yemyeşil görünüyor. Göl: heyelan nedeniyle, Haldizen deresinin önünün kapanmasıyla oluşmuş bir heyelan set gölüdür.

Gölün su seviyesi, gelen su miktarına bağımlı olarak farklılık gösterse de, genelde boy uzunluğu 1000 metre, en uzunluğu 500 metre ve  derinliği ise 15 metre civarındadır.

Gölde alabalık yaşamaktadır. Zaten alabalık, bir anlamda buranın simgesi olmuştur. Çünkü uzun yıllardır burada alabalık üretiliyor. İlk olarak 1974 yılında yapılan balık havuzları ile üretim başlamış ve birçok aile için geçim kaynağı olmuştur.

Ancak, özellikle kışın soğuk havalarda bir gecede birkaç kere suyun donması nedeniyle alabalıklar telef olduğundan, insanlar suyun donmaması için sabaha kadar nöbet tutuyorlarmış.

18-20 aylık yetiştirme dönemi sonunda, balıklar 250-300 gram olarak servise hazır hale geliyormuş. Ancak, yine hassas bir husus, buradaki restoranlarda alabalık yemek isterseniz; tereyağı ile yapıldığında çok ağır olduğunu unutmayın ve alabalık için, mutlaka ızgarada pişmiş olmasını tercih edin.

Buraya ait diğer bir özellik: buranın iklimidir. Sabahtan günlük-güneşlik olan yöre, öğleden sonra sis-pus içinde kalacak şekilde değişik bir iklime sahiptir. Zaten burayı ziyaret edenler, sıcak yaz günlerinde buradaki harika hava nedeniyle buraya geliyorlar. Özellikle Arap turistler.

Yazları böyle ama Uzungöl’de kışlar ağır geçiyor. Burada bulunduğunuz sürede, hangi ayda olursanız olun, mutlaka yağmurla ve sisle karşılaşacaksınız. Çünkü bölge yoğun yağmur alıyor. Güneş denizde oynak balık gibi, bulutların arasında bir görünüp bir kayboluyor.

Yani burayı ziyaret edecek okurlarıma, yanınızda mutlaka kalın giysiler ve mutlaka yağmurluk ve şemsiye bulundurmanızı öneririm. Tabii ayakkabılarda önemlidir.

Yamaç paraşütü

Trabzon, Havacılık şenlikleri, Mayıs ayı içinde, Uzungöl’de yapılıyor. Trabzon Valiliği tarafından düzenlenen bu şenliklere, yurt içinden ve yurt dışından, birçok paraşütçü katılıyor. Yamaç paraşütü yapılıyor. Ama tehlikeli, çünkü ters rüzgarlar olabiliyor.

Burada eskiden uluslararası yamaç paraşütü yarışmaları yapılıyormuş, bir yarışma sırasında milli bir sporcu gölün üstüne düşer ve bu küçük gölde kurtarılamaz, ölür. Bunun üzerine buradaki organizasyonlar iptal edilir. Siz yine de göl çevresinde kişisel olarak yapılan yamaç paraşütleri görebilirsiniz.

Trabzon Çaykara Uzungöl

TARİHİ

Evet, bu bölgede, uzun süre ikamet eden Rumların bulunduğu köylere, devlet tarafından Türkler yerleştirilir. Buhara, Türkmenistan, Batum gibi bölgelerden getirilen Türkler, her köye dağıtılırlar. Böylece, 50 hanelik Rumların yaşadığı bir köyde, ortalama 2-3 hane de Türk yerleştirilmiştir.

Bu sırada; Türk ve Rum çocukları birbirleriyle oynarken, Türk çocukları Rumcayı öğrenmiş oluyorlar. 1890 yılından sonra, Türkler çoğalmış ve buna karşılık ise Rumlar azalmıştır. 1924 yılındaki mübadele sonucunda ise, Rumlar bölgeden ayrılmıştır.

GEZİ ROTASI

Genelde, yağan veya çiseleyen yağmura karşı gerekli tedbirleri aldıktan sonra; geziye, derenin göl ile birleştiği noktadan başlayabilirsiniz.

Ahşaptan yapılmış asma köprünün üzerinden geçerek, gölün dereye göre sol yanından yürüyüşe başlayın.

Göl ve vadi dağlar tarafından kuşatılmış. Dağlarda: yeşilin her tonuna rastlamak mümkün. Kaya yamaçlarındaki mor dağ gülleri ise, yeşilin içerisinde, kendi güzelliklerini daha rahat sergiliyorlar. Yeşillik, dağ güllerine güzel bir fon oluşturuyor.

Göl küçük bir göl. Sakin ve duru. Dağlardan kaçıp gelen yağmur ve kar suları, burada dinleniyor. Arkasından, tekrar yoluna devam ediyor.

Manzaraya daha hakim olabilmek için, yayla istikametinde giden stabilize yola çıkın. Burada, dereden inen sularla, yapay bir şelale yapılmış. Gölün hemen ilerisinde tarlalar var. Tarlalar küçük küçük.

Ahşap evlerin önünde oynayan kızlar ve yöre insanı; fotoğraf makinesini pek sevmiyorlar. Objektifi doğrulttuğunuzda, yüzlerini başka tarafa çeviriyorlar. Buna lütfen dikkat edin ve insanları rahatsız edecek ölçüde fotoğraf çekmeyin, daha doğrusu tabiat, doğa, manzara fotoğrafları çekmeyi tercih etmelisiniz.

Evet, göl kenarında bir tur attığınızda, vaktin iyiden iyiye ilerlemiş olduğunu göreceksiniz. Bol oksijen, yediğiniz kahvaltıyı çoktan eritmiş. Öğle yemeği yemek için göl kıyısında bolca bulunan tesislerden birine girebilirsiniz.

Buranın en güzel yemeği: alabalık ve bir de fırında köfte var. (ben fırında köfteyi tercih ettim, güzel) Yemekten sonra ise, çayınızı yudumlayabilirsiniz.

Trabzon Çaykara Uzungöl Kerestel Yaylası
Trabzon Çaykara Uzungöl Kerestel Yaylası
Trabzon Çaykara Uzungöl Kerestel Yaylası

UZUNGÖL YAYLALARI

Uzungöl ziyaretinizde mutlaka yaylalara da çıkmanızı öneririm. Zaten, burayı ziyaret edenlerin birçoğu bu yaylalara da çıkıyorlar. Yaylalara çıkmak için, Uzungöl kıyısındaki dolmuş-minibüsleri kullanabilirsiniz.

Bu dolmuşlar 11 yolcu taşıyor ve sürücüleri, yıllardır burada araç sürmeleri nedeniyle gayet tecrübeliler. Zaten: yaylalara çıkarken göreceğiniz manzaranın yanında, stabilize yani toprak yolun hemen kıyısındaki uçsuz uçurumları görünce mutlaka korkacak ve heyecanlanacaksınız.

Çünkü: Uzungöl yakınlarındaki Lustra ve Karestel yaylalarına çıkarken kullanılan yol: toprak yani stabilize, dar ve çıkarken sağ yan, inerken ise sol yan tamamen uçurum, ama bu sıkıntının keyifli yanı muhteşem bir manzara görülmesidir.

Trabzon Çaykara Uzungöl Yaylaları
Trabzon Çaykara Uzungöl Yaylaları
Trabzon Çaykara Uzungöl Yaylaları

Evet: Uzungöl kıyısında hemen merkezden binebileceğiniz bu dolmuşlarda: yola çıktığınızda yaklaşık 8 km yani yarım saat sonra: Lustra yaylasına (Lustra yaylasına ait ayrıntılı tanıtım yazısı: yine bu sitede “Lustra yaylası” başlığı altında bulabilirsiniz) ve hemen ardından Karestel yaylasına ulaşacaksınız.

Trabzon Çaykara Lustra Yaylası gezi yazısı hakkındaki yazım için Çaykara Lustra Yaylası

Bence: Karestel yaylasında mola verin, dolmuştan inin ve biraz ilerideki küçük tesise gidin, onun hemen arkasından, aşağıda Uzungöl’ün ve uzaklarda bulutların manzarasını izleyin, tek sıkıntı, buraya çıktığınızda sis olmamasıdır, sis olduğunda tabii ki hiçbir şey görmek mümkün olmuyor.

Aksi halde yani sis olmadığında, aşağıda muhteşem bir manzara, gözlerinize inanamayacaksınız. Bu manzarayı izledikten sonra: yaylanın yemyeşil çayırlarında yürüyüş yapabilir, tesiste ayran veya çay içebilirsiniz. Söylenenlere göre: 21 gün burada kalındığında, kalan insanın vücudundaki kan, tümüyle yenileniyormuş.

Oksijen bol, gürültü yok, hava aşırı sıcak değil, her yan yemyeşil ve masmavi bir gökyüzü, uzaktan pamuk benzeri bulutlar. İşte bunları görmek için, mutlaka Uzungöl ziyaretinizde yaylalara da çıkın ve Karestel yaylasında zaman geçirin.

Trabzon Çaykara Uzungöl Kiremitli Köprü
Trabzon Çaykara Uzungöl Kiremitli Köprü
Trabzon Çaykara Uzungöl Kiremitli Köprü

KİREMİTLİ KÖPRÜ-HAPSİYAŞ KÖPRÜSÜ

Trabzon-Of-Dernekpazarı-Çaykara-Uzungöl yolu üstündedir. Uzungöl ziyaretçileri, bu muhteşem güzellikteki köprüyü de mutlaka ziyaret etmektedirler. Tek gözlü kemer köprü, 1935 yılında, büyük ahşap kütüklerle yapılmıştır.

Kesme taş ayakları: kayalar üzerine oturtulmuştur. Ahşap gövdesinin üstünü, yöreye has kiremitli bir çatı örter. 1996 yılında anıtsal eser olarak tescil edilmiştir. Çatışı kırmızı renkte olduğundan, kiremitli köprü olarak anılmaktadır.

Trabzon Çaykara hakkındaki gezi yazım için  Çaykara

Ankara Bakap Tarım Kampüsü ve Rekreasyon Alanı

 

Ankara Bakap

 

Gölbaşı Karaoğlan Mahallesindedir. Şehir merkezine 25 km uzaklıktadır. Giriş ücretsizdir.

 

Genel özellikleri:

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen, Türkiye’nin en büyük tarım temalı park ve rekreasyon alanıdır.

Alan, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 2021 yılında hizmete açılmıştır.

İnşası yaklaşık 3 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır.

Cumhuriyetin 100 yılına özel olarak 3 milyon 500 bin metre karelik alanda yapımı tamamlanan proje, 2023 yılında büyük bir törenle açılmıştır.

Proje bölgesi, 2020 yılına kadar çorak ve işlevsiz bir arazi iken, yeniden üretime kazandırılmıştır.

 

Doğa ve Yeşil Alanlar:

Alanda 24.500 tane süs bitkisi, 2.200.000 tane peyzaj bitkisi bulunur. Çim alan toplamı 160 bin metre karedir. Lavanta bahçeleri ise 55 bin metre karelik bir alanı kaplar. Lavanta mevsimi Haziran ortasından Temmuz sonuna kadar olan süredir. Bu dönem çiçeklenme dönemidir. Bu dönemde bahçe mor renk ile kaplanıyor ve en yoğun koku bu aylarda hissediliyor. Yaz sonrasında hasat yapılıyor, bu yüzden sonbahar ve kış aylarında görsel etki azalıyor.

Bakap’taki kafelerden biri özellikle “Lavanta Kafe” adını taşıyor.

Alanda 17.500 tane meyve ağacı, aromatik bitkiler bahçesi ve 3 tane ekolojik göl vardır.

 

Göletler:

Bakap’ta 3 tane ekolojik gölet var. Bunlar doğal göl değil, projenin bir parçası olarak inşa edilmiş yapay/ekolojik göletlerdir. Bu göletler bazen yağmur bendi olarak da kullanılıyormuş, yani muhtemelen yağmur suyu toplama/depolama işlevi de görüyor olabilir.

 

 

Spor ve Aktivite:

Alandaki yürüyüş yolu 39 km dir ve bisiklet yolu ise 19 km dir. Ayrıca 12 spor sahası bulunmaktadır.

 

Konaklama ve Kamp:

18 bin metre karelik çadır kamp alanı, 28 araçlık karavan parkı ve 30 adet glamping ünitesi yani konforlu kamp vardır.

 

Diğer Tesisler:

Tarım Kütüphanesi, sera, mini hayvanat bahçesi, doğal çocuk oyun alanı, festival alanı, mini go-kart alanı, konferans salonu, at çiftliği, arı hane, tarım akademisi vardır.

 

Satış Birimleri:

Alanda 2 adet satış birimi ile bir aktar ve bir bakkal bulunuyor. Bunlar üretilen bazı ürünlerin (özellikle aromatik bitkiler, bal, aktar ürünleri gibi) doğrudan ziyaretçilere satıldığı küçük noktalardır. Ancak büyük ölçekli bir üretici pazarı konsepti değildir.

 

Belediye Kafeteryası:

Belediyeye ait uygun fiyatlı kafeteryalar da vardır. Lavanta Kafe, 2 Meydan kafe, 6 adet genel kafe, ayrıca aktar ve bakkal üniteleri mevcuttur.

Malatya Akçadağ

Malatya Akçadağ

Tarihsel değerler açısından oldukça zengindir. Malatya ilçeleri arasında, devletin en çok yatırım yaptığı yer olarak öne çıkar. Çünkü: Erhaç Hava alanı ve Sultansuyu Üretim Çiftliği burada.

Malatya Akçadağ

ULAŞIM

İlçe, Malatya’yı: İç Anadolu bölgesine bağlayan, Malatya-Kayseri-Ankara kara yolu üzerindedir.

Akçadağ-Malatya arası uzaklık: 37 km. Akçadağ-Darende arası uzaklık: 70 km. Akçadağ-Yazıhan arası uzaklık: 63 km. Akçadağ-Kale arası uzaklık: 80 km.

TARİHİ

İlçenin Osmanlı dönemindeki adı: Arga.

Arga kelimesi: Luvi kökenli bir kelimedir. Yukarı, yüksek, sınır, ışıldayan, parıldayan, ışıltı anlamına gelir.

Hititlerin: MÖ. 1750-1100 tarihleri arasında, yaşadığı göz önüne alındında, Arganın ortalama olarak: MÖ. 1500’lerde kurulduğu düşünülmektedir.

Aradaki tarihi süreçte, yörede birçok medeniyet egemenlik sürdürmüştür. Malazgirt zaferinden sonra ise, Anadolu’da hızla Türkmen nüfusu iskan edilmeye başlanmıştır. 1074 yılında, yöre, Danişmentoğlu Beyliği topraklarına katılır. Haçlı seferleri zamanında ise, yöre bunlardan etkilenir. 1105 yılında: Anadolu Selçukluları, bölgeyi fethederler.

1283 yılında, bölgede şiddetli bir deprem olur. 1894 yılında, yörede yine büyük bir deprem olur. 1956 yılında ise, Akçadağ çarşısında büyük bir yangın çıkar ve çoğu ahşap ve kerpiçten yapılmış binalar ve dükkanlar yanar. Bunun üzerinde, Belediye tarafından, tek katlı dükkanlar yapılır. Bu dükkanlar, bugünde kullanılmaktadır.

Malatya Akçadağ

GENEL

İlçe, dağlık ve ovalık bir alanda kurulmuştur. Güneydoğu Torosların kollarından: Akçadağ ve Karadağ, önemli yükseltiler olarak öne çıkmaktadır.

İlçede, karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yazları aşırı sıcak, kışları ise aşırı soğuk olur.

Yöre insanının ekonomisi: tarıma dayanmaktadır. Yörede yetiştirilen ürünlerin başında ise, kayısı gelir. En lezzetli, şeker oranı en yüksek kayısılar, burada yetiştirilmektedir. Çünkü: Malatya’da  düzenlenen kayısı festivalinde, Akçadağ kayısıları daima birinci seçilmektedir.

Yörede, kayısıdan sonraki en meşhur ürün ise: armut. Akçadağ armudu: bol sulu, çok lezzetli ve kendisine has kokusu olan bir üründür. Özellikle, dağ köylerinde yetiştirilir ve büyük şehirlere pazarlanır. Ancak, erken bozulması, kötü yanıdır. Bu yüzden beklemeye ve saklamaya uygun değildir.

NE SATIN ALINIR

Akçadağ bölgesinden, her türlü kayısı ürünü satın alabilirsiniz. Bu ürünler, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, gayet güzel hediyelik paketlerde satışa sunuluyor. Kurutulmuş kayısı, kayısı pekmezi, yeşil kayısı turşusu gibi kayısı ürünleri satılıyor. Kuru kayısının yanı sıra kayısı döneri, kayısı lokumu ve kayısı sucuğu da hediyelik olarak tercih edilebilir. Kayısı reçeli ve kayısı marmelatı da sofraların vazgeçilmezi olarak öne çıkan, taze ya da kuru kayısılardan üretilen geleneksel lezzetlerdir. 

Bakırcılar çarşısı ve kuru kayısı pazarı, geleneksel el sanatları ve yerel ürünlerin satıldığı en popüler alışveriş yerleridir. 

Akçadağ Kayısı Kavurması

NE YENİR:

Bulgur ve baharatın eksik olmadığı Malatya mutfağı, iştah kabartıcı lezzetleriyle tadanları kendine hayran bırakır. 

1-Kayısılı Kavurma: Akçadağ’ın meşhur yerel lezzetlerinden olan Kayısılı kavurma, yöreye özgü eşsiz bir ana yemektir. Kavrulmuş kayısıların soğan ve kavurmalarla birleşimi inanılmaz bir lezzet ortaya çıkarır. 

2-Akçadağ’ın üzüm yaprağına sarılan zeytinyağlı sarmalar, soğuk olarak servis edilir. 

3-Akçadağ pilavı: Akçadağ yöresinden sofralara taşınan, etli ve sulu kıvamıyla klasik plav tariflerinden farklılık gösteren bu lezzet, nohutla zenginleştirilmiş yapısıyla adeta başlı başına bir ana yemektir. Özellikle soğuk havalarda iç ısıtan, doyurucu ve besleyici bir yemektir. 

 

 

Malatya Akçadağ

GEZİLECEK YERLER

ARGA TEPESİ-HÖYÜĞÜ

Akçadağ ilçe merkezinde yer alan Akçadağ (Arga) Höyük, yüzey çalışmaları ışığında bölgede ilk yerleşimin Eski Tunç Devrinde başladığını ortaya koymaktadır. Bu süreç Hitit, Geç Hitit, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de kesintisiz devam etmiştir. İlçe merkezinde bulunan ve 60 yıl öncesine kadar tüm evlerin üzerinde yükseldiği çevresi 2 km uzunluğundaki dairesel höyük, Malatya Aslantepe höyüğünün bir eşi olabilecek büyüklükte ve önemdedir. 

Tarihi kayıtlarda Arga, Arka, Arkha veya Arha olarak isimlendirilen höyüğün adı, Anadolu’nun en eski dillerinden olan Luwi dilinde “yüksek, yukarı, ışıldayan, gümüş ve sunak yeri” anlamına gelmektedir. 

Höyük üzerinde Arslantepe Höyüğünden çıkarılanlara benzer şekilleri taşıyan ve MÖ 2000 yılına tarihlenen bölgenin en güzel taş kalıpları Arga Tepesi Höyüğünden çıkarılmıştır. 

Arga Höyük, 6 Şubat 2023 depremlerinde önemli ölçüde etkilenerek Akçadağ da yeniden inşa sürecinde kapsamlı bir çevre düzenlemesine kavuşturulması planlanmaktadır. 

 

Malatya Akçadağ Ferik Kalesi

FERİK KALESİ

Kürecik bucağına bağlı Düvencik köyü civarındadır. 

Ferik kalesi, MÖ 1200’lü yıllarda Hititler tarafından inşa edilmiş bir kaledir. Bu tarih, kalenin Anadolu nun en köklü savunma yapılarından biri olduğunu ortaya koymaktadır. Tarihçiler, kalenin adının ve yapısının Frig dönemiyle de bağlantılı olabileceğini değerlendirirler. Bu nedenle Ferik adı bazı kaynaklarda Frig kökenli bir terim olarak ele alınmıştır. 

Kale, yüksek ve sarp bir konuma inşa edilmiştir. Çevresindeki etkileyici manzaralarıyla birlikte ilçenin tarihi eser bakımından en önemli noktalarından biridir. 

Kalenin önemine gelince, Ferik kalesi Hititler döneminden günümüze ulaşan nadir yapılar arasındadır. Kale henüz yeterince belgelenmemiş ve tanıtılmamış bir alandır. Bölgede rehber eşliğinde ya da yerel halktan yol tarifi alarak gitmek önerilir. Kaya mezarları eşliğinde sunduğu görsel zenginlik, tarihe meraklı gezginler için paha biçilmez bir deneyim sunar. 

Kale arazisinde, resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılmamıştır. Kale yapısının girişi belirlidir, ancak çıkışı bilinmemektedir. Çıkışının, Tohma çayı civarında bulunabileceği düşünülmektedir.

Akçadağ Levent Vadisi

LEVENT VADİSİ

Levent bucağındadır.

Toplam uzunluğu 28 km olan vadi, Yalınkaya köyü mevkiinde Akçadağ ilçesine 8, Malatya il merkezine yaklaşık 40 km uzaklıktadır. Levent vadisi uçurumlar, mağaralar ve neolitik çağdan kalma kalıntıların bulunduğu yapısıyla yerli ve yabancı turistlerden yoğun ilgi görmektedir. Vadinin yaklaşık 65 milyon yıllık jeolojik oluşum sürecini bünyesinde barındırdığı ve alanda daha önce okyanus tabanı olması dolayısıyla çok sayıda jeositin de bulunduğu bilinmektedir. Vadiyi karakterize eden ana unsurlar yatay yapı ve yatay yapıya bağlı gelişen şekillerdir. Yaklaşık 350 km karelik bir alanda jeolojik olaylar sonucu oluşmuş birbirinden farklı büyüklükte mağaralar, mikro-makro karstik şekiller, volkanik birimler ve fosil mezarlıklar geniş yer tutar. 

Sonuç: Levent vadisi ziyaret saatleri: 09.00-18.00 arasındadır. Doğa yürüyüşü, kamp, paraşüt, piknik ve kaya tırmanışı gibi etkinlikler yapılabilmektedir. Giriş ücretsizdir. Toplu etkinlikler için randevu alınması gerekir. Yükseklik korkusu olanların seyir terasının cam tabanlı alanına girmemesi önerilir. 

Akçadağ Levent Vadisi cam seyir terası

Cam seyir terası:

Vadi boyunca 28 km uzayan kayalıkların en merkezi noktasında, düz bir kaya bloğunun üzerine inşa edilen Levent Vadisi Seyir Terası 104 m yükseklikte olup terasın 8.5 m bölümü cam zeminden oluşmaktadır. Seyir terası 2012 yılının Ağustos ayında hizmete girmiştir. 1400 rakımlı, vadi tabanından 240 m yüksekte bulunan seyir terasının etrafında bazı mağaralar ve kaya blokları güneş enerjili sistemle aydınlatılmaktadır. 

 

Akçadağ Bağköy Kaya Kabartmaları

BAĞKÖY KAYA KABARTMALARI

Bağköy’e giden yolun köy girişinde, büyük bir kaya kütleri üzerindeki bir nişin içinde bulunan kabartma, ayakta durur vaziyette ellerini göğsüne kavuşturmuş bir insan, cepheden tasvir edilmiştir. Yoldan yaklaşık 2.5 m yüksekte, kayanın cephe kısmına işlenmiştir. Yaklaşık 120 x 80 cm boyutundaki niş içine oyulan kral figürü ayakta tasvir edilirken, baş kısmının profilden, vücudunun ise cepheden işlendiği ifade ediliyor. Ancak tarihi figürün büyük bölümü, zamanla aşınmış ve tahribat artmıştır. Kabartmanın kitabesinin bulunmaması nedeniyle figürün hangi döneme ait olduğu ve kimi temsil ettiği net olarak bilinmiyor. 

Bağ mahallesinde bulunan bir diğer  dikkat çekici yapı “Nicer Mevkii Kaya Nişi” dir. Kaya bloğunun batıya bakan kısmına oyulan nişin içinde farklı boyutlarda ikinci ve üçüncü oyma alanlarının bulunması dikkat çeker. Uzmanlara göre bu yapının dini, mezar ya da ritüel amaçlı kullanılmış olabileceği  düşünülmektedir. 

Evet kaya kabartmalarının bulunduğu bölgede Roma dönemine ait pek çok kaya mezarı da bulunmaktadır. Levent vadisi boyunca yerleşim yerlerinin yakınlarında, günümüze ulaşan pek çok Osmanlı mezarlığı vardır. Bunlardan biri 18-19 yüzyıllara ait mezarların bulunduğu Bağköy Osmanlı mezarlığıdır. Zengin geometrik bezeme ve semboller içeren mezar taşlarında tabanca, kılıç, çarkıfelek motifi, ibrik, tarak gibi semboller dikkat çeker. 

 

Akçadağ Sultansuyu Harası

SULTANSUYU HARASI

Malatya’nın 27 km batısında, Malatya-Kayseri karayolu üzerinde Sultansuyu vadisindedir. Malatya Erhaç Havaalanı ile Tohma vadisi arasındadır. 

Dünyaca ünlü Arap atlarının yetiştirildiği, yanı başında Sultansuyu çayının geçtiği bu bölgede, 1865 yılında Osmanlı ordusunun binek at, keçe ve yapağı ihtiyacını karşılamak üzere “Sultansuyu Çiftlikat-ı Hümayun” adıyla kurulmuştur.

1865 yılında Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde kurulan Sultansuyu Harası, ilk yıllarında ordunun süvari ihtiyacını karşılamak amacıyla faaliyet göstermeye başladı. Tarihi dokusu ve doğal güzelliğiyle dikkat çeken Sultansuyu Harası, sadece atçılık merkezi değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak görülmektedir. 

Hara, 1865’den 1908 yılına kadar ordunun binek at, keçe, yapağı ve diğer hayvansal ürün ihtiyaçlarını karşılama görevini sürdürmüştür. Meşrutiyetin ilanından sonra (1908) Çiftlikatu Hümayun lağvedilerek hazineye devredilmiş, 1915 yılına kadar halka yarıya vermek suretiyle işletilebilmiştir. 

1915 yılında halen hara merkezi olan Aziziye Kışlası ve civarındaki 50 dekarlık arazide bir tay deposu kurulmuş ve ilk defa “hara” ismini almıştır. Bu kuruluş 1924 yılında feshedilerek yerine topçu alayı kurulmuş, 1928 yılına kadar hizmetini sürdüren topçu alayının ardından, Doğu ve Orta Anadolu vilayetlerinde at ıslahını sağlamak ve safkan Arap atı yetiştirmek amacıyla 29 Temmuz 1928 tarihli Kararname ile “Sultansuyu Harası” resmen kurulmuştur. 

1984 yılından beri TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) bünyesinde faaliyet gösteren Sultansuyu Harasında at yarışlarında yüksek başarı gösteren safkan Arap atları yetiştirilmektedir. Buna ek olarak 27 bin dekarın üzerindeki arazisinde bitki ve meyve üretimiyle birlikte arıcılık ve sığırcılık faaliyeti de yapılmaktadır. 

Akçadağ Sultansuyu Harası

İşletmede 14 aygır ve 110 kısrakla tay üretimi yapılmaktadır. Bölgenin toprak yapısı, bitki örtüsü, su kalitesi ve iklim şartları, safkan Arap atlarının ırk özelliklerinin bozulmadan yetiştirilmesine imkan sağlamaktadır. 

Son yıllarda yapılan düzenlemeyle hara içerisinde Sultansuyu Binicilik ve Hipoterapi Merkezi kurularak halkın ziyaretine açılmıştır. Burayı ziyaret eden engelli çocuklar, isteklerine bağlı olarak uzman nezaretinde Midilli veya Arap atlarına bindirilip gezdirilmekte, böylece kendilerine bir tür rehabilitasyon hizmeti verilmektedir. 

Akçadağ Sultansuyu Barajı

SULTAN SUYU BARAJI:

Sultansuyu vadisindedir. Sulama amacıyla 1986-1992 yılları arasında inşa edilmiştir. 1994 yılında işletmeye açılan baraj, toplam 106  bin dekar alanın sulama suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Akarsu yatağından yüksekliği 60 metredir. Akçadağ ve çevresindeki tarım arazilerinin can damarıdır. Sulama kanalları aracılığıyla bölgenin tahıl, meyve ve sebze üretimini ayakta tutar. Hara ile Sultansuyu Barajı çevresinde piknik ve dinlenme alanları bulunmaktadır. 

6 Şubat 2023 tarihindeki depremde baraj hasar görmüş, DSİ, çiftçilerin mağdur olmaması için sulama sahasının farklı noktalarına 41 adet yeraltı su kuyusu açmış ve bu sayede 2023 ve 2024 yılları sulama sezonu tamamlanmıştır. 

Sonrasında, depremde hasar alan yapının kapsamlı bir şekilde güçlendirilerek yeniden faaliyete alınmış ve tesisin daha güvenli ve dayanıklı hale getirilmiş, yeniden hizmete açılmıştır. 

 

YAYLAK KÖYÜ YAPAY MAĞARASI:

Yaylak (eski adıyla Kürne) köyü ve çevresi, özellikle sarp kayalık yapısı ve insan eliyle şekillendirilmiş yapay/oyma mağaraları ile bilinen tarihi bir yerleşim alanıdır. Bu bölgedeki mağara sistemleri, ünlü Levent Vadisinin uzantısı niteliğindedir. 

Mağaralar Karadağ eteklerinde yer alan Yaylak köyü ve hemen yakınındaki Küçükkürne mahallesi civarında yoğunlaşır. Yaklaşık 1700 m yükseklikte, Akçadağ’a kuş bakışı bakan sarp kayalıkların üzerinde bulunur. 

Hitit, Roma ve Bizans medeniyetlerinin izlerini barındıran bu bölgede, Romalılar döneminde mağaraların sadece yatay değil, üst üste katlar çıkılarak dikey bir mimariyle şekillendirildiği görülür. Mağara içinde patikalar, yan odalara geçişi sağlayan yapay geçitler, güvenliği sağlamak için örülmüş taş duvarlar ve su ihtiyacını karşılamak adına kayaya oyulmuş 1-2 m derinliğinde su sarnıçları yer almaktadır. 

Gelelim günümüzdeki duruma: Bu yapay mağaraların büyük kısmı yüzyıllar boyunca yerel halk tarafından ev, erzak deposu ve hayvan barınağı olarak kullanılmıştır. Hatta bölgede yakın döneme kadar bu mağara evlerde geleneksel yaşamını sürdüren aileler bulunmaktaydı. Eski muhtar Şükrü Kurt, 18 çocuğunu bu mağaralarda büyütmüş, sıra dışı yaşamı bugün dünyanın dört bir yanından gelen gezginlerin ilgisini çekmektedir. 2025 yılında Güney Kore merkezli bir uluslararası televizyon kanalı, bu mağara eve gelerek Şükrü Kurt’un yaşamını ve bölgedeki gizemli kaya şekillerini konu alan kapsamlı bir belgesel çekmiştir. 

 

HAN KALINTILARI:

1-Sarıhacılı Hanı (Mescitli Han): Anadolu Selçuklu dönemine ait olan bu kervansaray, Sarıhacı Köyü eski yol güzergahı üzerinde yolun yaklaşık 500 m içerisinde yer alır. Günümüzde ne yazık ki büyük ölçüde harap ve yıkılmış durumda, yani tam anlamıyla bir “han kalıntısı” şeklindedir. Duvar yapıları ve temel taşlarının bir kısmı geçmişin mimari izlerini hala taşımaktadır. Kültür envanterinde kayıtlı tarihi yapılardan biridir. 

 

2-Kalolar Hanı ve Diğer Köy Kalıntıları: Sarıhacı, Bekiruşağı ve Esenbey köyleri çevresinde dönemsel ticaret yollarına hizmet etmiş küçük/orta ölçekli han ve kervansaray kalıntılarına rastlanmaktadır. İlçe envanterinde Kalolar Hanı olarak adlandırılan tarihi yapı kalıntıları da bu bölgedeki sivil mimari örneklerindendir. 

Akçadağ Şeyh Ali Kara Türbesi

ŞEYH ALİ KARA TÜRBESİ:

Akçadağ ilçesinde inanç turizmi ve tasavvuf tarihi açısından en çok ziyaret edilen, bölgenin en önemli manevi merkezlerinden biridir. Mimari ihtişamı, geniş külliyesi ve her yıl ağırladığı yüz binlerce ziyaretçi nedeniyle halk arasında yer yer “Türkiye’nin Tac Mahalı” yakıştırmasıyla da anılır. 

Akçadağ Şeyh Ali Kara Türbesi

Türbe ve içinde meftun bulunan Şeyh Ali Kara Efendi kimdir:

1900 yılında Aşağı Örüşkünde doğmuş, 29 Nisan 1971 tarihinde yine aynı yerde vefat etmiştir. Her yıl Nisan ayının son haftasında türbede geniş katılımlı anma programlı düzenlenir. Babası Aliseydi Efendi, annesi Fatma hanımdır. Askerlik vazifesini yaparken zamanın büyük mürşidi, Bağdat doğumlu Şeyh Osman Nuri Ölmeztoprak Hazretleriyle karşılaşmış ve ona intisap etmiştir. 18 yıl boyunca şeyhine bağlı kalarak tasavvufi eğitimini tamamlamıştır. Şeyhinin vefatının ardından irşad görevini devralmıştır. Yaşadığı dönemde bölgede süregelen cehalet, kabile çatışmaları, kan davaları ve eşkiyalık gibi toplumsal sorunların çözülmesinde, insanların barıştırılmasında ve ahlaki eğitimin yayılmasında çok büyük roller üstlenmiştir. 

Akçadağ Şeyh Ali Kara Türbesi

Türbe:

Akçadağ ilçe merkezine yaklaşık 15 km uzaklıkta, Aşağı Örüşkü (Aşağı örükçü) köyündedir. Klasik türbe yapılarının ötesinde, çok büyük bir kubbeye ve geniş bir avluya sahip, kesme taş işçiliğiyle inşa edilmiş anıtsal bir mimarisi vardır. Çevresindeki peyzaj, geniş bahçesi ve düzeniyle dikkat çeker. Türbe içerisinde Şeyh Ali Kara’nın kabri, pirinç/demir parmaklıklarla çevrilidir. Türbenin hemen yanında, hayatı boyunca sadakatle hizmetinde bulunmuş olan emektar çobanı Bayram Boran’ın mezarı yer alır. Ziyaretçiler burayı da saygıyla ziyaret ederler. 

Akçadağ Şeyh Ali Kara Türbesi

Müze Bölümü:

Türbe kompleksinin bir parçası olarak düzenlenen müzede, Seyh Ali Kara Efendinin sağlığında kullandığı şahsi eşyalar, kıyafetler, asalar, tarihi nitelikte tespihler ve tasavvufi objeler sergileniyor. 

 

Diğer hususlar:

Uzak şehirlerden otobüslerle gelen misafirlerin konaklaması ve dinlenmesi için büyük bir misafirhane (aşevi) vardır. Özellikle Cuma akşamları ve dini bayramlarda yoğunluk hat safhaya ulaşmaktadır. 

 

 

 

 

 

Darende tanıtımı.

Yazıhan tanıtımı.

Kale tanıtımı.